46. sure

Ahkâf Suresi الأحقاف

Bu sureyi dinle — okunan kelime işaretlenir

Konu dizini 5 konu
  1. Yaratılış hak iledir; "taptıklarınızı gördünüz mü?" 1–11 karşılaştır — Yaratılış hak iledir; "taptıklarınızı gördünüz mü?"
  2. Mûsâ'nın kitabı ve dosdoğru olanlar 12–14 karşılaştır — Mûsâ'nın kitabı ve dosdoğru olanlar
  3. Anne babaya iyilik ve iki tip evlat 15–20 karşılaştır — Anne babaya iyilik ve iki tip evlat
  4. Âd kavmi ve Ahkāf 21–28 karşılaştır — Âd kavmi ve Ahkāf
  5. Cinlerin Kur'an'ı dinlemesi; azim sahipleri gibi sabret 29–35 karşılaştır — Cinlerin Kur'an'ı dinlemesi; azim sahipleri gibi sabret

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır.

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

Yaratılış hak iledir; "taptıklarınızı gördünüz mü?" 1–11

  1. Ahkâf suresi, 1. ayet — tek başına aç

    Ahkâf suresi, 1. ayet. حمٓ

    ḥâ-mîm.

    Erhan Aktaş

    Ha, Mim.

    Ayet detayı — Ahkâf suresi, 1. ayet

  2. Ahkâf suresi, 2. ayet — tek başına aç

    Ahkâf suresi, 2. ayet. تَنزِيلُ ٱلْكِتَٰبِ مِنَ ٱللَّهِ ٱلْعَزِيزِ ٱلْحَكِيمِ

    tenzîlü-lkitâbi mine-llâhi-l`azîzi-lḥakîm.

    Erhan Aktaş

    Kitap'ın indirilmesi Mutlak Üstün Olan, En İyi Hüküm Veren Allah tarafındandır.

    Ayet detayı — Ahkâf suresi, 2. ayet

  3. Ahkâf suresi, 3. ayet — tek başına aç

    Ahkâf suresi, 3. ayet. مَا خَلَقْنَا ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَآ إِلَّا بِٱلْحَقِّ وَأَجَلٍ مُّسَمًّى وَٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ عَمَّآ أُنذِرُوا۟ مُعْرِضُونَ

    mâ ḫalaḳne-ssemâvâti vel'arḍa vemâ beynehümâ illâ bilḥaḳḳi veecelim müsemmâ. velleẕîne keferû `ammâ ünẕirû mü`riḍûn.

    Erhan Aktaş

    Gökleri, yeryüzünü ve ikisi arasındakileri gerçek olarak, belirlenmiş bir süre için yarattık. Kafirler uyarıldıkları şeylerden yüz çevirmektedirler.

    Ayet detayı — Ahkâf suresi, 3. ayet

  4. Ahkâf suresi, 4. ayet — tek başına aç

    Ahkâf suresi, 4. ayet. قُلْ أَرَءَيْتُم مَّا تَدْعُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ أَرُونِى مَاذَا خَلَقُوا۟ مِنَ ٱلْأَرْضِ أَمْ لَهُمْ شِرْكٌ فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ ٱئْتُونِى بِكِتَٰبٍ مِّن قَبْلِ هَٰذَآ أَوْ أَثَٰرَةٍ مِّنْ عِلْمٍ إِن كُنتُمْ صَٰدِقِينَ

    ḳul era'eytüm mâ ted`ûne min dûni-llâhi erûnî mâẕâ ḫaleḳû mine-l'arḍi em lehüm şirkün fi-ssemâvât. îtûnî bikitâbim min ḳabli hâẕâ ev eŝâratim min `ilmin in küntüm ṣâdiḳîn.

    Erhan Aktaş

    De ki: "Allah'ın yanı sıra yakardıklarınıza bir bakın bakalım! Onların, yeryüzünde yarattıkları bir şey varsa bana gösterin! Yoksa onların göklerde bir ortakları mı var? Eğer doğru söylüyorsanız, bana, daha önce gelmiş bir kitap ya da bilgi kırıntısı bir eser getirin.

    Ayet detayı — Ahkâf suresi, 4. ayet

  5. Ahkâf suresi, 5. ayet — tek başına aç

    Ahkâf suresi, 5. ayet. وَمَنْ أَضَلُّ مِمَّن يَدْعُوا۟ مِن دُونِ ٱللَّهِ مَن لَّا يَسْتَجِيبُ لَهُۥٓ إِلَىٰ يَوْمِ ٱلْقِيَٰمَةِ وَهُمْ عَن دُعَآئِهِمْ غَٰفِلُونَ

    vemen eḍallü mimmey yed`û min dûni-llâhi mel lâ yestecîbü lehû ilâ yevmi-lḳiyâmeti vehüm `an dü`âihim gâfilûn.

    Erhan Aktaş

    Allah'ın yanı sıra, kıyamet gününe kadar kendisine cevap veremeyecek ve edilen dualardan haberleri olmayana yönelen kimseden daha sapkın kim olabilir?

    Ayet detayı — Ahkâf suresi, 5. ayet

  6. Ahkâf suresi, 6. ayet — tek başına aç

    Ahkâf suresi, 6. ayet. وَإِذَا حُشِرَ ٱلنَّاسُ كَانُوا۟ لَهُمْ أَعْدَآءً وَكَانُوا۟ بِعِبَادَتِهِمْ كَٰفِرِينَ

    veiẕâ ḥuşira-nnâsü kânû lehüm a`dâev vekânû bi`ibâdetihim kâfirîn.

    Erhan Aktaş

    İnsanlar bir araya getirildikleri zaman, yöneldikleri kimseler, kendilerine düşman kesilirler ve onların kendilerine kulluk ettiklerini inkar ederler.

    Ayet detayı — Ahkâf suresi, 6. ayet

  7. Ahkâf suresi, 7. ayet — tek başına aç

    Ahkâf suresi, 7. ayet. وَإِذَا تُتْلَىٰ عَلَيْهِمْ ءَايَٰتُنَا بَيِّنَٰتٍ قَالَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ لِلْحَقِّ لَمَّا جَآءَهُمْ هَٰذَا سِحْرٌ مُّبِينٌ

    veiẕâ tütlâ `aleyhim âyâtünâ beyyinâtin ḳâle-lleẕîne keferû lilḥaḳḳi lemmâ câehüm hâẕâ siḥrum mübîn.

    Erhan Aktaş

    Ayetlerimiz kendilerine açıklayıcı olarak okunduğu zaman, Kafirler; kendilerine gelen "Hakk" dipnot 1 için, "Bu apaçık bir büyüdür." dediler.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Mutlak Gerçek için.

    Ayet detayı — Ahkâf suresi, 7. ayet

  8. Ahkâf suresi, 8. ayet — tek başına aç

    Ahkâf suresi, 8. ayet. أَمْ يَقُولُونَ ٱفْتَرَىٰهُ قُلْ إِنِ ٱفْتَرَيْتُهُۥ فَلَا تَمْلِكُونَ لِى مِنَ ٱللَّهِ شَيْـًٔا هُوَ أَعْلَمُ بِمَا تُفِيضُونَ فِيهِ كَفَىٰ بِهِۦ شَهِيدًۢا بَيْنِى وَبَيْنَكُمْ وَهُوَ ٱلْغَفُورُ ٱلرَّحِيمُ

    em yeḳûlûne-fterâh. ḳul ini-fteraytühû felâ temlikûne lî mine-llâhi şey'â. hüve a`lemü bimâ tüfîḍûne fîh. kefâ bihî şehîdem beynî vebeyneküm. vehüve-lgafûru-rraḥîm.

    Erhan Aktaş

    Yoksa "Onu uydurdu." mu diyorlar? De ki: "Eğer onu uydurmuş olsaydım, Allah'tan bana gelecek şeye siz engel olamazdınız. O, sizin ona karşı nelere giriştiğinizi çok iyi biliyor. Benimle sizin aranızda tanık olarak O yeter. O, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir."

    Ayet detayı — Ahkâf suresi, 8. ayet

  9. Ahkâf suresi, 9. ayet — tek başına aç

    Ahkâf suresi, 9. ayet. قُلْ مَا كُنتُ بِدْعًا مِّنَ ٱلرُّسُلِ وَمَآ أَدْرِى مَا يُفْعَلُ بِى وَلَا بِكُمْ إِنْ أَتَّبِعُ إِلَّا مَا يُوحَىٰٓ إِلَىَّ وَمَآ أَنَا۠ إِلَّا نَذِيرٌ مُّبِينٌ

    ḳul mâ küntü bid`am mine-rrusüli vemâ edrî mâ yüf`alü bî velâ biküm. in ettebi`u illâ mâ yûḥâ ileyye vemâ ene illâ neẕîrum mübîn.

    Erhan Aktaş

    De ki: "İlk Resul ben değilim. Bana ve size ne yapılacağını bilmiyorum. Ben, yalnızca bana vahyedilene uyuyorum. Ben, yalnızca apaçık bir uyarıcıyım."

    Ayet detayı — Ahkâf suresi, 9. ayet

  10. Ahkâf suresi, 10. ayet — tek başına aç

    Ahkâf suresi, 10. ayet. قُلْ أَرَءَيْتُمْ إِن كَانَ مِنْ عِندِ ٱللَّهِ وَكَفَرْتُم بِهِۦ وَشَهِدَ شَاهِدٌ مِّنۢ بَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ عَلَىٰ مِثْلِهِۦ فَـَٔامَنَ وَٱسْتَكْبَرْتُمْ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يَهْدِى ٱلْقَوْمَ ٱلظَّٰلِمِينَ

    ḳul era'eytüm in kâne min `indi-llâhi vekefertüm bihî veşehide şâhidüm mim benî isrâîle `alâ miŝlihî feâmene vestekbertüm. inne-llâhe lâ yehdi-lḳavme-żżâlimîn.

    Erhan Aktaş

    De ki: "Gördünüz mü? dipnot 1 Kur'an gerçekten de Allah katındansa ve siz onu yalanladıysanız; İsrailoğulları'ndan bir tanık da bunun benzerine tanık olup da iman etmişse ve siz de büyüklük tasladıysanız… dipnot 2 Kuşkusuz Allah, zalim bir halka doğru yolu göstermez."

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bir düşünün bakalım!
    2. metne dön, dipnot 2
      İman etmeyi büyüklenmenize yediremeyerek kendinize zulmettiyseniz!

    Ayet detayı — Ahkâf suresi, 10. ayet

  11. Ahkâf suresi, 11. ayet — tek başına aç

    Ahkâf suresi, 11. ayet. وَقَالَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ لِلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لَوْ كَانَ خَيْرًا مَّا سَبَقُونَآ إِلَيْهِ وَإِذْ لَمْ يَهْتَدُوا۟ بِهِۦ فَسَيَقُولُونَ هَٰذَآ إِفْكٌ قَدِيمٌ

    veḳâle-lleẕîne keferû lilleẕîne âmenû lev kâne ḫayram mâ sebeḳûnâ ileyh. veiẕ lem yehtedû bihî feseyeḳûlûne hâẕâ ifkün ḳadîm.

    Erhan Aktaş

    Kafirler, İman Edenler için: "Eğer Kur'an'da bir "hayır" dipnot 1 olsaydı, onlar dipnot 2 , bizden önce onu kabul etmiş olmazlardı. dipnot 3 " dediler. Kur'an'la doğru yolu bulmayı kendilerine yediremediklerinden, "Bu eski bir uydurmadır." diyeceklerdir.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İyi, yararlı bir şey.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bizim ayak takımımız, kölelerimiz, basit halk tabakası, garibanlar.
    3. metne dön, dipnot 3
      Biz onlardan önce kabul ederdik.

    Ayet detayı — Ahkâf suresi, 11. ayet

Mûsâ'nın kitabı ve dosdoğru olanlar 12–14

  1. Ahkâf suresi, 12. ayet — tek başına aç

    Ahkâf suresi, 12. ayet. وَمِن قَبْلِهِۦ كِتَٰبُ مُوسَىٰٓ إِمَامًا وَرَحْمَةً وَهَٰذَا كِتَٰبٌ مُّصَدِّقٌ لِّسَانًا عَرَبِيًّا لِّيُنذِرَ ٱلَّذِينَ ظَلَمُوا۟ وَبُشْرَىٰ لِلْمُحْسِنِينَ

    vemin ḳablihî kitâbü mûsâ imâmev veraḥmeh. vehâẕâ kitâbüm müṣaddiḳul lisânen `arabiyyel liyünẕira-lleẕîne żalemû. vebüşrâ lilmuḥsinîn.

    Erhan Aktaş

    Bundan önce önder ve rahmet olarak Musa'nın Kitap'ı vardı. Kur'an zulmedenleri dipnot 1 uyarmak; iyi olan kimseleri müjdelemek için, dili Arapça olan, tasdik eden dipnot 2 bir Kitap'tır.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Şirk koşarak kendilerine haksızlık yapanları.
    2. metne dön, dipnot 2
      Musa'nın Kitap'ını.

    Ayet detayı — Ahkâf suresi, 12. ayet

  2. Ahkâf suresi, 13. ayet — tek başına aç

    Ahkâf suresi, 13. ayet. إِنَّ ٱلَّذِينَ قَالُوا۟ رَبُّنَا ٱللَّهُ ثُمَّ ٱسْتَقَٰمُوا۟ فَلَا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَ

    inne-lleẕîne ḳâlû rabbüne-llâhü ŝümme-steḳâmû felâ ḫavfün `aleyhim velâ hüm yaḥzenûn.

    Erhan Aktaş

    "Rabb'imiz Allah'tır." deyip, bu sözlerine bağlı kalanlar için hiçbir korku yoktur. Onlar üzülmeyeceklerdir.

    Ayet detayı — Ahkâf suresi, 13. ayet

  3. Ahkâf suresi, 14. ayet — tek başına aç

    Ahkâf suresi, 14. ayet. أُو۟لَٰٓئِكَ أَصْحَٰبُ ٱلْجَنَّةِ خَٰلِدِينَ فِيهَا جَزَآءًۢ بِمَا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ

    ülâike aṣḥâbü-lcenneti ḫâlidîne fîhâ. cezâem bimâ kânû ya`melûn.

    Erhan Aktaş

    İşte onlar Cennetliktirler. Yaptıklarına karşılık, orada sürekli kalacaklardır.

    Ayet detayı — Ahkâf suresi, 14. ayet

Anne babaya iyilik ve iki tip evlat 15–20

  1. Ahkâf suresi, 15. ayet — tek başına aç

    Ahkâf suresi, 15. ayet. وَوَصَّيْنَا ٱلْإِنسَٰنَ بِوَٰلِدَيْهِ إِحْسَٰنًا حَمَلَتْهُ أُمُّهُۥ كُرْهًا وَوَضَعَتْهُ كُرْهًا وَحَمْلُهُۥ وَفِصَٰلُهُۥ ثَلَٰثُونَ شَهْرًا حَتَّىٰٓ إِذَا بَلَغَ أَشُدَّهُۥ وَبَلَغَ أَرْبَعِينَ سَنَةً قَالَ رَبِّ أَوْزِعْنِىٓ أَنْ أَشْكُرَ نِعْمَتَكَ ٱلَّتِىٓ أَنْعَمْتَ عَلَىَّ وَعَلَىٰ وَٰلِدَىَّ وَأَنْ أَعْمَلَ صَٰلِحًا تَرْضَىٰهُ وَأَصْلِحْ لِى فِى ذُرِّيَّتِىٓ إِنِّى تُبْتُ إِلَيْكَ وَإِنِّى مِنَ ٱلْمُسْلِمِينَ

    veveṣṣayne-l'insâne bivâlideyhi iḥsânâ. ḥamelethü ümmühû kürhev veveḍa`athü kürhâ. veḥamlühû vefiṣâlühû ŝelâŝûne şehrâ. ḥattâ iẕâ belega eşüddehû vebelega erbe`îne seneten ḳâle rabbi evzi`nî en eşküra ni`meteke-lletî en`amte `aleyye ve`alâ vâlideyye veen a`mele ṣâliḥan tarḍâhü veaṣliḥ lî fî ẕürriyyetî. innî tübtü ileyke veinnî mine-lmüslimîn.

    Erhan Aktaş

    Biz insana, anne ve babasına çok iyi davranmasını öğütledik. Annesi onu güçlükle taşıdı dipnot 1 ve onu güçlükle bıraktı. dipnot 2 Onun taşınması ve ayrılması dipnot 3 otuz aydır. Nihayet olgunluk çağına ulaştığı ve kırk yaşını dipnot 4 tamamladığında: "Ey Rabb'im! Bana, anne ve babama bağışladığın nimetlerin karşılığında şükretmede ve hoşnut olacağın işler yapmada beni başarılı kıl. Ve soyuma da düzgün ve düzeltici olmayı nasip et. Kuşkusuz ben, Sana yöneldim. Ve kuşkusuz ben, Sana teslim olanlardanım." dedi.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Karnında.
    2. metne dön, dipnot 2
      Doğurdu.
    3. metne dön, dipnot 3
      Bu otuz ay, hamileliğin son altı ayı ve sütten kesilme süresi (2:233; 31:14) olan yirmi dört ayın toplamıdır. İnsanın, "hayat bulma" safhası hamileliğin ilk üç ayından sonraki safhadır.
    4. metne dön, dipnot 4
      İnsanın; bedensel, mantıksal ve ruhsal olarak olgunluğa erdiği evreler farklı farklıdır. Genellikle "biyolojik olgunluk" yirmili yaşlara; akıl olgunluğu otuzlu yaşlara ve ruhsal olgunluk kırklı yaşlara denk düşmektedir. Kırkından sonra "fizik güç" ve "akıl gücüne" göre "ruhsal/duygusal güç" daha çok ön plana çıkmaktadır.

    Ayet detayı — Ahkâf suresi, 15. ayet

  2. Ahkâf suresi, 16. ayet — tek başına aç

    Ahkâf suresi, 16. ayet. أُو۟لَٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ نَتَقَبَّلُ عَنْهُمْ أَحْسَنَ مَا عَمِلُوا۟ وَنَتَجَاوَزُ عَن سَيِّـَٔاتِهِمْ فِىٓ أَصْحَٰبِ ٱلْجَنَّةِ وَعْدَ ٱلصِّدْقِ ٱلَّذِى كَانُوا۟ يُوعَدُونَ

    ülâike-lleẕîne neteḳabbelü `anhüm aḥsene mâ `amilû venetecâvezü `an seyyiâtihim fî aṣḥâbi-lcenneh. va`de-ṣṣidḳi-lleẕî kânû yû`adûn.

    Erhan Aktaş

    Onlar, yaptıklarının karşılığını en iyi şekilde verdiğimiz ve kötülüklerini görmezden geldiğimiz, Cennet ehli olan kimselerdir. Bu, kendilerine verilen doğru sözün gerçekleşmesidir.

    Ayet detayı — Ahkâf suresi, 16. ayet

  3. Ahkâf suresi, 17. ayet — tek başına aç

    Ahkâf suresi, 17. ayet. وَٱلَّذِى قَالَ لِوَٰلِدَيْهِ أُفٍّ لَّكُمَآ أَتَعِدَانِنِىٓ أَنْ أُخْرَجَ وَقَدْ خَلَتِ ٱلْقُرُونُ مِن قَبْلِى وَهُمَا يَسْتَغِيثَانِ ٱللَّهَ وَيْلَكَ ءَامِنْ إِنَّ وَعْدَ ٱللَّهِ حَقٌّ فَيَقُولُ مَا هَٰذَآ إِلَّآ أَسَٰطِيرُ ٱلْأَوَّلِينَ

    velleẕî ḳâle livâlideyhi üffil lekümâ eta`idâninî en uḫrace veḳad ḫaleti-lḳurûnü min ḳablî vehümâ yestegîŝâni-llâhe veyleke âmin. inne va`de-llâhi ḥaḳḳun. feyeḳûlü mâ hâẕâ illâ esâṭîru-l'evvelîn.

    Erhan Aktaş

    Anne ve babasına: "Öf be, ikinizden de bıktım! Bunca insan gelip geçtiği halde, hala, beni öldükten sonra diriltileceğimle mi tehdit ediyorsunuz?" dedi. Onlar, onun için Allah'a dua ederek: "Yazık sana! Gel iman et. Kuşkusuz Allah'ın sözü haktır." dediler. Bunun üzerine o: "Bu öncekilerin masallarından başka bir şey değildir." dedi.

    Ayet detayı — Ahkâf suresi, 17. ayet

  4. Ahkâf suresi, 18. ayet — tek başına aç

    Ahkâf suresi, 18. ayet. أُو۟لَٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ حَقَّ عَلَيْهِمُ ٱلْقَوْلُ فِىٓ أُمَمٍ قَدْ خَلَتْ مِن قَبْلِهِم مِّنَ ٱلْجِنِّ وَٱلْإِنسِ إِنَّهُمْ كَانُوا۟ خَٰسِرِينَ

    ülâike-lleẕîne ḥaḳḳa `aleyhimü-lḳavlü fî ümemin ḳad ḫalet min ḳablihim mine-lcinni vel'ins. innehüm kânû ḫâsirîn.

    Erhan Aktaş

    İşte onlar ki, Cinn ve insten, dipnot 1 kendilerinden önce gelip geçmiş topluluklarda yürürlükte olan "söz dipnot 2 " üzerlerine gerçekleşti. Onlar hüsrana uğrayan kimselerdir.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bkz. 41:25. ayetin 1. dipnotu.
    2. metne dön, dipnot 2
      Yaptıklarından hesaba çekileceklerine, azabın gerçek olduğuna dair Allah'ın sözü.

    Ayet detayı — Ahkâf suresi, 18. ayet

  5. Ahkâf suresi, 19. ayet — tek başına aç

    Ahkâf suresi, 19. ayet. وَلِكُلٍّ دَرَجَٰتٌ مِّمَّا عَمِلُوا۟ وَلِيُوَفِّيَهُمْ أَعْمَٰلَهُمْ وَهُمْ لَا يُظْلَمُونَ

    veliküllin deracâtüm mimmâ `amilû. veliyüveffiyehüm a`mâlehüm vehüm lâ yużlemûn.

    Erhan Aktaş

    Herkesin yaptığına karşılık bir derecesi vardır. Hiç kimse haksızlığa uğratılmaksızın, yaptıklarının karşılığı tam olarak ödenir.

    Ayet detayı — Ahkâf suresi, 19. ayet

  6. Ahkâf suresi, 20. ayet — tek başına aç

    Ahkâf suresi, 20. ayet. وَيَوْمَ يُعْرَضُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ عَلَى ٱلنَّارِ أَذْهَبْتُمْ طَيِّبَٰتِكُمْ فِى حَيَاتِكُمُ ٱلدُّنْيَا وَٱسْتَمْتَعْتُم بِهَا فَٱلْيَوْمَ تُجْزَوْنَ عَذَابَ ٱلْهُونِ بِمَا كُنتُمْ تَسْتَكْبِرُونَ فِى ٱلْأَرْضِ بِغَيْرِ ٱلْحَقِّ وَبِمَا كُنتُمْ تَفْسُقُونَ

    veyevme yü`raḍu-lleẕîne keferû `ale-nnâr. eẕhebtüm ṭayyibâtiküm fî ḥayâtikümü-ddünyâ vestemta`tüm bihâ. felyevme tüczevne `aẕâbe-lhûni bimâ küntüm testekbirûne fi-l'arḍi bigayri-lḥaḳḳi vebimâ küntüm tefsüḳûn.

    Erhan Aktaş

    Kafirler, ateşe arz edilirlerken, onlara: "Dünya hayatınızda sahip olduğunuz tüm güzel şeyleri boşa harcadınız. Onlarla sefa sürdünüz. Yeryüzünde haksız yere büyüklük tasladığınız ve doğru yoldan saptığınız için, artık bugün alçaltıcı bir azapla cezalandırılacaksınız." denir.

    Ayet detayı — Ahkâf suresi, 20. ayet

Âd kavmi ve Ahkāf 21–28

  1. Ahkâf suresi, 21. ayet — tek başına aç

    Ahkâf suresi, 21. ayet. وَٱذْكُرْ أَخَا عَادٍ إِذْ أَنذَرَ قَوْمَهُۥ بِٱلْأَحْقَافِ وَقَدْ خَلَتِ ٱلنُّذُرُ مِنۢ بَيْنِ يَدَيْهِ وَمِنْ خَلْفِهِۦٓ أَلَّا تَعْبُدُوٓا۟ إِلَّا ٱللَّهَ إِنِّىٓ أَخَافُ عَلَيْكُمْ عَذَابَ يَوْمٍ عَظِيمٍ

    veẕkür eḫâ `âdin. iẕ enẕera ḳavmehû bil'aḥḳâfi veḳad ḫaleti-nnüẕüru mim beyni yedeyhi vemin ḫalfihî ellâ ta`büdû ille-llâh. innî eḫâfü `aleyküm `aẕâbe yevmin `ażîm.

    Erhan Aktaş

    Ad'ın kardeşini dipnot 1 an! Hani Ahkaf'taki halkını uyarmıştı. Ondan önce de ve sonra da "Allah'tan başkasına kulluk etmeyin! Ben sizin için büyük bir günün azabından korkuyorum." diye uyaran nice uyarıcılar gelip geçmişti.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hud.

    Ayet detayı — Ahkâf suresi, 21. ayet

  2. Ahkâf suresi, 22. ayet — tek başına aç

    Ahkâf suresi, 22. ayet. قَالُوٓا۟ أَجِئْتَنَا لِتَأْفِكَنَا عَنْ ءَالِهَتِنَا فَأْتِنَا بِمَا تَعِدُنَآ إِن كُنتَ مِنَ ٱلصَّٰدِقِينَ

    ḳâlû eci'tenâ lite'fikenâ `an âlihetinâ. fe'tinâ bimâ te`idünâ in künte mine-ṣṣâdiḳîn.

    Erhan Aktaş

    "Sen bizi ilahlarımızdan vazgeçirmek için mi geldin? Eğer doğru söyleyenlerden isen, haydi bizi tehdit ettiğin şeyi hemen getir." dediler.

    Ayet detayı — Ahkâf suresi, 22. ayet

  3. Ahkâf suresi, 23. ayet — tek başına aç

    Ahkâf suresi, 23. ayet. قَالَ إِنَّمَا ٱلْعِلْمُ عِندَ ٱللَّهِ وَأُبَلِّغُكُم مَّآ أُرْسِلْتُ بِهِۦ وَلَٰكِنِّىٓ أَرَىٰكُمْ قَوْمًا تَجْهَلُونَ

    ḳâle inneme-l`ilmü `inde-llâh. veübelliguküm mâ ürsiltü bihî velâkinnî erâküm ḳavmen techelûn.

    Erhan Aktaş

    "O bilgi, yalnızca Allah'ın yanındadır. Ben, size, benimle gönderileni bildiriyorum. Ne var ki sizi cahillik eden bir kavim olarak görüyorum." dedi.

    Ayet detayı — Ahkâf suresi, 23. ayet

  4. Ahkâf suresi, 24. ayet — tek başına aç

    Ahkâf suresi, 24. ayet. فَلَمَّا رَأَوْهُ عَارِضًا مُّسْتَقْبِلَ أَوْدِيَتِهِمْ قَالُوا۟ هَٰذَا عَارِضٌ مُّمْطِرُنَا بَلْ هُوَ مَا ٱسْتَعْجَلْتُم بِهِۦ رِيحٌ فِيهَا عَذَابٌ أَلِيمٌ

    felemmâ raevhü `âriḍam müstaḳbile evdiyetihim ḳâlû hâẕâ `âriḍum mümṭirunâ. bel hüve me-sta`celtüm bih. rîḥun fîhâ `aẕâbün elîm.

    Erhan Aktaş

    Onu, vadilerine doğru gelen yoğun bir bulut halinde gördüklerinde: "Bu, bize yağmur getiren bir buluttur." dediler. "Hayır! O, sizin hemen gelmesini istediğiniz şeydir; acıklı azabı getiren rüzgardır."

    Ayet detayı — Ahkâf suresi, 24. ayet

  5. Ahkâf suresi, 25. ayet — tek başına aç

    Ahkâf suresi, 25. ayet. تُدَمِّرُ كُلَّ شَىْءٍۭ بِأَمْرِ رَبِّهَا فَأَصْبَحُوا۟ لَا يُرَىٰٓ إِلَّا مَسَٰكِنُهُمْ كَذَٰلِكَ نَجْزِى ٱلْقَوْمَ ٱلْمُجْرِمِينَ

    tüdemmiru külle şey'im biemri rabbihâ feaṣbeḥû lâ yürâ illâ mesâkinühüm. keẕâlike neczi-lḳavme-lmücrimîn.

    Erhan Aktaş

    "Rabb'inin emri ile her şeyi yok edecek!" Böylece, meskenlerinden başka hiçbir şey görünmez oldu. Biz, suçlu halkı böyle cezalandırırız.

    Ayet detayı — Ahkâf suresi, 25. ayet

  6. Ahkâf suresi, 26. ayet — tek başına aç

    Ahkâf suresi, 26. ayet. وَلَقَدْ مَكَّنَّٰهُمْ فِيمَآ إِن مَّكَّنَّٰكُمْ فِيهِ وَجَعَلْنَا لَهُمْ سَمْعًا وَأَبْصَٰرًا وَأَفْـِٔدَةً فَمَآ أَغْنَىٰ عَنْهُمْ سَمْعُهُمْ وَلَآ أَبْصَٰرُهُمْ وَلَآ أَفْـِٔدَتُهُم مِّن شَىْءٍ إِذْ كَانُوا۟ يَجْحَدُونَ بِـَٔايَٰتِ ٱللَّهِ وَحَاقَ بِهِم مَّا كَانُوا۟ بِهِۦ يَسْتَهْزِءُونَ

    veleḳad mekkennâhüm fîmâ im mekkennâküm fîhi vece`alnâ lehüm sem`av veebṣârav veef'ideh. femâ agnâ `anhüm sem`uhüm velâ ebṣâruhüm velâ ef'idetühüm min şey'in iẕ kânû yecḥadûne biâyâti-llâhi veḥâḳa bihim mâ kânû bihî yestehziûn.

    Erhan Aktaş

    Ant olsun ki Biz, onlara, size vermediğimiz nice imkanlar vermiştik. Onlara da kulaklar, gözler ve kalpler verdik. Ne var ki işitme ve görmeleri onlara bir yarar sağlamadı. Kalpleri dipnot 1 de onlara bir yarar sağlamadı. Çünkü onlar, Allah'ın ayetlerini bile bile reddediyorlardı. Sonunda alaya aldıkları şey onları kuşattı.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İlahi cevher. İdrak etmenin, düşüncenin merkezi. Kur'an'da kalp, düşünme, akletme, anlama, kavrama, şeylerin hakikatini bilme melekesi/yetisi anlamında kullanılmaktadır. Kur'an'da akletme/düşünme fiili kalbe ait olarak görülmüş; düşünmenin ve anlamanın kalbin bir işlevi olduğu belirtilmiştir. Kalp, bu özelliklerinden dolayı ilahi hitaba muhataptır, yükümlü ve sorumludur. Son yıllarda kalp ile beyin arasındaki iletişim üzerine yapılan bilimsel çalışmalarda kalbin beyin fonksiyonlarını etkilediğine dair bulgular elde edilmiştir. Tıpkı göz, kulak vs. ile beyin arasındaki iletişim gibi.

    Ayet detayı — Ahkâf suresi, 26. ayet

  7. Ahkâf suresi, 27. ayet — tek başına aç

    Ahkâf suresi, 27. ayet. وَلَقَدْ أَهْلَكْنَا مَا حَوْلَكُم مِّنَ ٱلْقُرَىٰ وَصَرَّفْنَا ٱلْـَٔايَٰتِ لَعَلَّهُمْ يَرْجِعُونَ

    veleḳad ehleknâ mâ ḥavleküm mine-lḳurâ veṣarrafne-l'âyâti le`allehüm yerci`ûn.

    Erhan Aktaş

    Ant olsun ki çevrenizdeki beldeleri yok ettik. Oysaki dönerler diye ayetlerimizi açıkça bildirmiştik.

    Ayet detayı — Ahkâf suresi, 27. ayet

  8. Ahkâf suresi, 28. ayet — tek başına aç

    Ahkâf suresi, 28. ayet. فَلَوْلَا نَصَرَهُمُ ٱلَّذِينَ ٱتَّخَذُوا۟ مِن دُونِ ٱللَّهِ قُرْبَانًا ءَالِهَةًۢ بَلْ ضَلُّوا۟ عَنْهُمْ وَذَٰلِكَ إِفْكُهُمْ وَمَا كَانُوا۟ يَفْتَرُونَ

    felevlâ neṣarahümü-lleẕîne-tteḫaẕû min dûni-llâhi ḳurbânen âliheh. bel ḍallû `anhüm. veẕâlike ifkühüm vemâ kânû yefterûn.

    Erhan Aktaş

    Allah'ın yanı sıra, kendilerini O'na yaklaştırsınlar diye edindikleri ilahlar, onlara yardım etseydi ya! Aksine onları yüzüstü bırakıp kayboldular. Bu; onların, uydurdukları yalandan ibaret bir şeydi.

    Ayet detayı — Ahkâf suresi, 28. ayet

Cinlerin Kur'an'ı dinlemesi; azim sahipleri gibi sabret 29–35

  1. Ahkâf suresi, 29. ayet — tek başına aç

    Ahkâf suresi, 29. ayet. وَإِذْ صَرَفْنَآ إِلَيْكَ نَفَرًا مِّنَ ٱلْجِنِّ يَسْتَمِعُونَ ٱلْقُرْءَانَ فَلَمَّا حَضَرُوهُ قَالُوٓا۟ أَنصِتُوا۟ فَلَمَّا قُضِىَ وَلَّوْا۟ إِلَىٰ قَوْمِهِم مُّنذِرِينَ

    veiẕ ṣarafnâ ileyke neferam mine-lcinni yestemi`ûne-lḳur'ân. felemmâ ḥaḍarûhü ḳâlû enṣitû. felemmâ ḳuḍiye vellev ilâ ḳavmihim münẕirîn.

    Erhan Aktaş

    Bir grup cinni dipnot 1 Kur'an'ı dinlemeleri için sana yönlendirmiştik. Onlar, gelip Kur'an'ı dinlemeye başladıklarında birbirlerine, "sessiz olun, dinleyin." dediler. Sonra da dinlemeleri bitince kendi halklarını uyarmak için geri döndüler.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Tanımadığın, yabancı bir topluluktan kimseleri; yabancı bir heyet. Cinn, ontolojik bir varlık olmanın yanı sıra yabancı, tanımadık, bilinmeyen kimseler demektir.

    Ayet detayı — Ahkâf suresi, 29. ayet

  2. Ahkâf suresi, 30. ayet — tek başına aç

    Ahkâf suresi, 30. ayet. قَالُوا۟ يَٰقَوْمَنَآ إِنَّا سَمِعْنَا كِتَٰبًا أُنزِلَ مِنۢ بَعْدِ مُوسَىٰ مُصَدِّقًا لِّمَا بَيْنَ يَدَيْهِ يَهْدِىٓ إِلَى ٱلْحَقِّ وَإِلَىٰ طَرِيقٍ مُّسْتَقِيمٍ

    ḳâlû yâ ḳavmenâ innâ semi`nâ kitâben ünzile mim ba`di mûsâ müṣaddiḳal limâ beyne yedeyhi yehdî ile-lḥaḳḳi veilâ ṭarîḳim müsteḳîm.

    Erhan Aktaş

    "Ey halkımız! Kuşkusuz biz, Musa'dan sonra indirilen ve kendinden öncekilerini onaylayan; gerçeği ve dosdoğru yolu gösteren bir Kitap dinledik." dediler.

    Ayet detayı — Ahkâf suresi, 30. ayet

  3. Ahkâf suresi, 31. ayet — tek başına aç

    Ahkâf suresi, 31. ayet. يَٰقَوْمَنَآ أَجِيبُوا۟ دَاعِىَ ٱللَّهِ وَءَامِنُوا۟ بِهِۦ يَغْفِرْ لَكُم مِّن ذُنُوبِكُمْ وَيُجِرْكُم مِّنْ عَذَابٍ أَلِيمٍ

    yâ ḳavmenâ ecîbû dâ`iye-llâhi veâminû bihî yagfir leküm min ẕünûbiküm veyücirküm min `aẕâbin elîm.

    Erhan Aktaş

    "Ey halkımız! Allah'ın davetçisine uyun ve Allah'a iman edin ki suçlarınızı bağışlasın ve sizi acıklı bir azaptan korusun."

    Ayet detayı — Ahkâf suresi, 31. ayet

  4. Ahkâf suresi, 32. ayet — tek başına aç

    Ahkâf suresi, 32. ayet. وَمَن لَّا يُجِبْ دَاعِىَ ٱللَّهِ فَلَيْسَ بِمُعْجِزٍ فِى ٱلْأَرْضِ وَلَيْسَ لَهُۥ مِن دُونِهِۦٓ أَوْلِيَآءُ أُو۟لَٰٓئِكَ فِى ضَلَٰلٍ مُّبِينٍ

    vemel lâ yücib dâ`iye-llâhi feleyse bimü`cizin fi-l'arḍi veleyse lehû min dûnihî evliyâ'. ülâike fî ḍalâlim mübîn.

    Erhan Aktaş

    Her kim, Allah'a çağıran kimsenin çağrısına uymazsa, bilsin ki Allah'ı yeryüzünde aciz bırakacak değildir. Ve onun Allah'tan başka velileri de yoktur. İşte onlar apaçık bir sapkınlık içindedirler.

    Ayet detayı — Ahkâf suresi, 32. ayet

  5. Ahkâf suresi, 33. ayet — tek başına aç

    Ahkâf suresi, 33. ayet. أَوَلَمْ يَرَوْا۟ أَنَّ ٱللَّهَ ٱلَّذِى خَلَقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ وَلَمْ يَعْىَ بِخَلْقِهِنَّ بِقَٰدِرٍ عَلَىٰٓ أَن يُحْـِۧىَ ٱلْمَوْتَىٰ بَلَىٰٓ إِنَّهُۥ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ

    evelem yerav enne-llâhe-lleẕî ḫaleḳa-ssemâvâti vel'arḍa velem ya`ye biḫalḳihinne biḳâdirin `alâ ey yuḥyiye-lmevtâ. belâ innehû `alâ külli şey'in ḳadîr.

    Erhan Aktaş

    Onlar, gökleri ve yeri yaratan ve yaratmaktan yorulmamış olan Allah'ın, ölüleri de diriltebileceği gerçeğini anlamıyorlar mı? Evet! Kuşkusuz O, Her Şeye Güç Yetiren'dir.

    Ayet detayı — Ahkâf suresi, 33. ayet

  6. Ahkâf suresi, 34. ayet — tek başına aç

    Ahkâf suresi, 34. ayet. وَيَوْمَ يُعْرَضُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ عَلَى ٱلنَّارِ أَلَيْسَ هَٰذَا بِٱلْحَقِّ قَالُوا۟ بَلَىٰ وَرَبِّنَا قَالَ فَذُوقُوا۟ ٱلْعَذَابَ بِمَا كُنتُمْ تَكْفُرُونَ

    veyevme yü`raḍu-lleẕîne keferû `ale-nnâr. eleyse hâẕâ bilḥaḳḳ. ḳâlû belâ verabbinâ. ḳâle feẕûḳu-l`aẕâbe bimâ küntüm tekfürûn.

    Erhan Aktaş

    Kafirler, ateşle karşı karşıya kaldıkları gün, "Bu, gerçek değil miymiş?" dedi. Onlar: "Rabb'imize ant olsun ki gerçekmiş." dediler. "O halde kafirliğinizden dolayı azabı tadın." dedi.

    Ayet detayı — Ahkâf suresi, 34. ayet

  7. Ahkâf suresi, 35. ayet — tek başına aç

    Ahkâf suresi, 35. ayet. فَٱصْبِرْ كَمَا صَبَرَ أُو۟لُوا۟ ٱلْعَزْمِ مِنَ ٱلرُّسُلِ وَلَا تَسْتَعْجِل لَّهُمْ كَأَنَّهُمْ يَوْمَ يَرَوْنَ مَا يُوعَدُونَ لَمْ يَلْبَثُوٓا۟ إِلَّا سَاعَةً مِّن نَّهَارٍۭ بَلَٰغٌ فَهَلْ يُهْلَكُ إِلَّا ٱلْقَوْمُ ٱلْفَٰسِقُونَ

    faṣbir kemâ ṣabera ülü-l`azmi mine-rrusüli velâ testa`cil lehüm. keennehüm yevme yeravne mâ yû`adûne lem yelbeŝû illâ sâ`atem min nehâr. belâg. fehel yühlekü ille-lḳavmü-lfâsiḳûn.

    Erhan Aktaş

    O halde Resullerden kararlılık sahibi olanların sabrettikleri gibi sen de sabret! Onlar için aceleci olma. Onlar, kendilerine uyarısı yapılan şeyi gördükleri zaman, dünyada sanki gündüzün bir saati kadar kalmış gibi olurlar. dipnot 1 Bu, bir bildirimdir. Artık doğru yoldan sapmış halktan başkası yok edilmez.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayette, "kabir azabı" inancının sapkın bir inanç olduğu açıkça ifade edilmektedir. Ayete göre; insanlar, hesap günü, ahiret'e intikal etmeden önceki geçen zamanı, gündüz saatiyle bir saat kadar kısa sanacaklar. Kabir azabı olsaydı, Müşrikler, Kafirler ve fasıklar, ahiret öncesi hayatı hiç bu kadar kısa olarak görürler miydi? Kabir azabında geçirecekleri bir saat dahi onlara sanki bir yılmış gibi uzun gelmez miydi?

    Ayet detayı — Ahkâf suresi, 35. ayet