Ahkâf suresi · 15–20. ayetler

Anne babaya iyilik ve iki tip evlat

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Ahkâf suresi, 15. ayet — bütün mealleriyle aç

    Ahkâf suresi, 15. ayet. وَوَصَّيْنَا ٱلْإِنسَٰنَ بِوَٰلِدَيْهِ إِحْسَٰنًا حَمَلَتْهُ أُمُّهُۥ كُرْهًا وَوَضَعَتْهُ كُرْهًا وَحَمْلُهُۥ وَفِصَٰلُهُۥ ثَلَٰثُونَ شَهْرًا حَتَّىٰٓ إِذَا بَلَغَ أَشُدَّهُۥ وَبَلَغَ أَرْبَعِينَ سَنَةً قَالَ رَبِّ أَوْزِعْنِىٓ أَنْ أَشْكُرَ نِعْمَتَكَ ٱلَّتِىٓ أَنْعَمْتَ عَلَىَّ وَعَلَىٰ وَٰلِدَىَّ وَأَنْ أَعْمَلَ صَٰلِحًا تَرْضَىٰهُ وَأَصْلِحْ لِى فِى ذُرِّيَّتِىٓ إِنِّى تُبْتُ إِلَيْكَ وَإِنِّى مِنَ ٱلْمُسْلِمِينَ

    Diyanet İşleri

    Biz, insana anne babasına iyi davranmayı emrettik. Annesi onu ne zahmetle karnında taşıdı ve ne zahmetle doğurdu! Onun (anne karnında) taşınması ve sütten kesilme süresi (toplam olarak) otuz aydır. Nihayet olgunluk çağına gelip, kırk yaşına varınca şöyle der: "Bana ve anne babama verdiğin nimetlere şükretmemi, senin razı olacağın salih amel işlememi bana ilham et. Neslimi de salih kimseler yap. Şüphesiz ben sana döndüm. Muhakkak ki ben sana teslim olanlardanım."

    Mehmet Okuyan

    Biz insana, ana babasına iyilik etmesini emrettik. dipnot 1 Annesi onu zahmetle taşıdı ve zahmetle doğurdu. dipnot 2 Taşınması ile sütten kesilmesi otuz aydır. dipnot 3 Sonunda insan, yetişkinlik çağına ve kırk yaşına varınca der ki: "Rabbim! Bana ve ana babama verdiğin nimet(ler)e şükretmemde ve razı olacağın iyi iş(ler) yapmamda beni başarılı kıl! Benim için de soyumda iyiliği devam ettir! dipnot 4 Ben sana döndüm. Elbette ki ben müslümanlardanım."

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Bakara 2:83; Nisâ 4:36; En‘âm 6:151; İsrâ 17:23-24; Meryem 19:14, 32; ‘Ankebût 29:8; Lokmân 31:14.
    2. metne dön, dipnot 2
      Benzer mesajlar: ‘Ankebût 29:8; Lokmân 31:14.
    3. metne dön, dipnot 3
      Yüce Allah Lokmân 31:14'te çocuğun annesini emme süresinin iki yıl olduğunu söylemektedir ki bu ifade Bakara 2:233 ile aynıdır. Bu arada Ahkâf 46:15'te hamilelik ile sütten ayrılmanın toplam süresinin 30 ay olduğu ifade edilerek çocukların iki yıl (24 ay) civarında emzirilmesi gerektiği anlaşılmaktadır. Aradaki "altı aylık" zaman farkı ise bir çocuğun ana rahminde altı ay kaldıktan sonra en erken doğabileceği süreyi işaret etmektedir.
    4. metne dön, dipnot 4
      Bu cümle "Neslimi de iyi işlerde (daim) eyle!" şeklinde de tercüme edilebilir. Hz. İbrahim ve Hz. İsmail'in dilinden benzer bir dua için bkz. Bakara 2:128.

    Mustafa İslamoğlu

    Biz insana anne babasına karşı iyi davranması talimatını ilettik: annesi onu zahmetle taşıdı ve zahmetle doğurdu. Onun taşınması ve sütten kesilmesi otuz ayı buldu. Nihayet tam olgunluğa erişip kırk yaşına ulaştığında "Rabbim!" der, "Bana ve ana babama sevk ettiğin nimetler için şükretmemi ve rızanı kazanacak iyi ve yararlı işler yapmamı nasip eyle; ve bana bağışladığın neslimi de iyilikte daim eyle: işte ben yüzümü Sana döndüm ve artık ben sana teslim olanlardan biriyim!"

    Muhammed Esed

    İmdi, insana emrettiğimiz (fiillerin en güzellerinden biri,) anne babasına karşı iyi davranmasıdır. Annesi onu zahmetle taşıdı ve zahmetle doğurdu; annesinin onu taşıması, onun anneye bağımlılığı otuz ayı buldu. Nihayet tam olgunluğa erişip kırk yaşına vardığında o, (dürüst ve erdemli biri olarak) "Ey Rabbim!" diye yakarır, "Bana ve anne babama lütfettiğin nimetler için ebediyyen şükretmemi ve Senin kabulüne mazhar olacak (şekilde) doğru ve yararlı şeyler yapmamı nasip et; benim soyuma (da) iyilik bağışla. Gerçek şu ki pişmanlık içinde Sana döndüm, elbette ben Sana teslim olanlardanım!"

    Ahmed Hulusi

    Biz insana ana-babasına güzel davranmasını vasiyet ettik. Onun anası onu zahmetle taşımış ve zorlukla doğurmuştur. Onun taşınması ve onun sütten kesilmesi otuz aydır. . . Nihayet olgunluğa ulaşınca ve kırk seneye erişince dedi ki: "Rabbim. . . Bana ve ana-babama lütfun olan nimetlere şükretmemi, razı olacağın yararlı fiiller yapmamı nasip et. Benim zürriyetime de salahı nasip et. . . Ben sana tövbe ettim ve muhakkak ki ben Müslimlerdenim!"

    Ali Bulaç

    Biz insana, 'anne ve babasına' iyilikle davranmasını tavsiye ettik. Annesi onu güçlükle taşıdı ve onu güçlükle doğurdu. Onun (hamilelikte) taşınması ve sütten kesilmesi, otuz aydır. Nihayet güçlü (erginlik) çağına erip kırk yıl (yaşın)a ulaşınca, dedi ki: "Rabbim, bana, anne ve babama verdiğin nimete şükretmemi ve senin razı olacağın salih bir amelde bulunmamı bana ilham et; benim için soyumda salahı ver. Gerçekten ben tevbe edip Sana yöneldim ve gerçekten ben müslümanlardanım."

    Ali Özek ve heyeti

    Biz insana, ana-babasına iyilik etmesini tavsiye ettik. Annesi onu zahmetle taşıdı ve zahmetle doğurdu. Taşınması ile sütten kesilmesi, otuz ay sürer. Nihayet insan, güçlü çağına erip kırk yaşına varınca der ki: Rabbim! Bana ve ana-babama verdiğin nimete şükretmem ve razı olacağın sâlih amelleri işlemem hususunda beni muvaffak kıl. Benim için de zürriyetim için de iyiliği devam ettir. Ben sana tevbe ettim ve elbette ki ben müslümanlardanım.

    Ali Rıza Safa

    İnsana, annesine ve babasına iyilikten ayrılmaması öğüdünü verdik. Annesi, zorlukla onu taşıdı ve zorlukla doğurdu. Onun taşınması ve sütten kesilmesi otuz aydır. Sonunda, erginlik çağına erişip kırk yaşına vardığında. dipnot 433 şöyle der: "Efendim! Beni, bana ve anne-babama verdiğin nimetlere şükretmeye ve hoşnut olacağın erdemli edimler yapmaya yönlendir. Soyumu da erdemli olanlar arasına kat! Kuşkusuz, pişman olarak Sana yöneldim. Çünkü kuşkusuz, ben, teslim olanlar arasındayım!"

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 433
      Erginlik çağına kırk yaşında erişildiği bu ayetten anlaşılmaktadır. 12:22 ayetinde Yusuf'a ve 28:14 ayetinde Musa'ya erginlik çağlarında; 19:12 ayetinde ise Yahya'ya çocukken peygamberlik verildiği bildirilmiştir. Muhammed'e de peygamberlik görevinin kırk yaşında verildiğine ilişkin, Kur'an tarihi kitaplarındaki bilgilerde tutarlılık vardır. Kırk yaş konusu, İncil, Elçilerin İşleri 7:22,23 ayetlerinde, şöyle yazılıdır: "Musa, Mısırlıların tüm bilim dallarında eğitildi. Gerek sözde gerek eylemde güçlü biri oldu. Kırk yaşını doldurunca, Musa'nın yüreğinde öz kardeşleri İsrailoğullarının durumunu yakından görme arzusu doğdu."

    Bayraktar Bayraklı

    Biz insana, anne babasına iyi davranmasını emrettik. Annesi, onu sıkıntı çekerek karnında taşımış ve sıkıntı çekerek doğurmuştur. Onu taşıması ve sütten kesmesi otuz ay sürmektedir. İnsan erişkinlik çağına gelip, kırk yaşına ulaşınca şöyle dedi: "Ey Rabbim! Bana ve anne babama verdiğin nimete şükretmemi ve hoşnut olacağın iyi ameller yapmamı bana nasip et! Benim soyumdan iyi insanlar yetiştir. Ben sana yöneldim ve ben sana teslim olanlardanım."

    Edip Yüksel

    Biz insana, ana ve babasına iyilik etmesini öğütledik. Anası onu zahmetle taşır, zahmetle doğurur. Ana karnında taşınması ile sütten kesilmesi otuz ay sürer. Nihayet olgunluk çağına erince ve kırk yaşına varınca: "Efendim, bana, anama ve babama verdiğin nimete şükretmeye ve razı olacağın yararlı işler yapmaya beni yönelt. Benim soyumu islah et. Ben tövbe edip, sana teslim olanlardanım" demelidir. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Bu ayet, insanın gebelik döneminde ana karnında geçirdiği süre ile emzirme süresinin toplam 30 ay olduğunu bildiriyor. Bu ayet, emzirme süresini 24 ay olarak bildiren 31:14 ayetiyle birlikte değerlendirilirse, bebeğin ana karnında sadece 6 ay insan/kişi/nefs kabul edildiği anlaşılır. * Gebelik süresinin döllenmeden itibaren tam 266 gün olduğunu biliyoruz (77:23). Bu, Tanrı'nın doğadaki bir ayetidir. Altı ay, 180 gün olduğuna göre bunu 266'dan çıkarırsak, gebeliğin ilk 86 gününde ceninin insan veya "nefs" sayılmadığı anlaşılır. Nitekim insanın ana karnındaki gelişimini dört evrede açıklayan 22:5 ve 23:14 ayetleri gebeliğin ilk günlerini "nefs" yahut "insan" olarak değil de başka kelimelerle ifade eder. * Bunlar sırasıyla: (1) sperm; (2) embriyo; (3) on santim büyüklüğündeki cenin evresinde kemiklerin ve etin oluşması, ve nihayet (4) yeni bir yaratık. Yeni bir yaratığın döllenmeden 86 gün sonra yaratıldığı anlaşılıyor. Bir başka deyişle "nefs"in (bilinç/kişilik) ilk belirtileri, döllenmeden yaklaşık üç ay sonra ceninin beyninde zuhur etmektedir. Kuran'daki ayetlerle doğadaki ayetlerin birlikte değerlendirilmesinden elde edilen bu bilginin kürtaj konusuna aydınlık getirdiğini ifade etmeye gerek var mı? * Ayrıca bak: 16:58-59; 17:31; 81:8.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Biz insana, ana ve babasına iyilik etmesini öğütledik. Anası onu zahmetle taşır, zahmetle doğurur. Ana karnında taşınması ile sütten kesilmesi otuz ay sürer. Nihayet olgunluk çağına erince ve kırk yaşına varınca: 'Rabbim, bana, anama ve babama verdiğin nimete şükretmeğe ve razı olacağın yararlı işler yapmağa beni yönelt. Benim soyumu islah et. Ben tövbe edip, sana teslim olanlardanım,' demelidir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Biz o insana anne babasına güzel davranmayı tavsiye ettik. Annesi onu zahmetle karnında taşıdı ve zahmetle doğurdu. Onun taşınması ile sütten kesilmesi otuz aydır. Nihayet olgunluk çağına ulaşıp kırk yaşına girdiği zaman: "Ey Rabbim, beni öyle yönlendir ki, bana ve anama babama verdiğin nimetine şükredeyim ve hoşnut olacağın iyi bir iş yapayım. Soyumdan gelenleri de benim için iyi kimseler eyle. Çünkü ben, gerçekten tevbe ile Sana yüz tuttum ve ben gerçek müslümanlardanım." der.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Hem biz o insana valiydeyni hakkında ihsan tavsiye ettik, anası onu zahmetle taşıdı ve zahmetle vaz'etti, hamliyle süd kesimi de otuz ay, nihayet kemaline irdiği ve kırk yaşına girdiği zaman "yarab! dedi: beni öyle sevk et ki bana ve anama babama in'am buyurduğun ni'metine şükredeyim ve razıy olacağın salih bir amel işliyeyim, zürriyyetim hakkında da benim için ıslah nasib eyle, çünkü ben tevbe ile cidden sana yüz tuttum ve ben gerçek müslimanlardanım

    Erhan Aktaş

    Biz insana, anne ve babasına çok iyi davranmasını öğütledik. Annesi onu güçlükle taşıdı dipnot 1 ve onu güçlükle bıraktı. dipnot 2 Onun taşınması ve ayrılması dipnot 3 otuz aydır. Nihayet olgunluk çağına ulaştığı ve kırk yaşını dipnot 4 tamamladığında: "Ey Rabb'im! Bana, anne ve babama bağışladığın nimetlerin karşılığında şükretmede ve hoşnut olacağın işler yapmada beni başarılı kıl. Ve soyuma da düzgün ve düzeltici olmayı nasip et. Kuşkusuz ben, Sana yöneldim. Ve kuşkusuz ben, Sana teslim olanlardanım." dedi.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Karnında.
    2. metne dön, dipnot 2
      Doğurdu.
    3. metne dön, dipnot 3
      Bu otuz ay, hamileliğin son altı ayı ve sütten kesilme süresi (2:233; 31:14) olan yirmi dört ayın toplamıdır. İnsanın, "hayat bulma" safhası hamileliğin ilk üç ayından sonraki safhadır.
    4. metne dön, dipnot 4
      İnsanın; bedensel, mantıksal ve ruhsal olarak olgunluğa erdiği evreler farklı farklıdır. Genellikle "biyolojik olgunluk" yirmili yaşlara; akıl olgunluğu otuzlu yaşlara ve ruhsal olgunluk kırklı yaşlara denk düşmektedir. Kırkından sonra "fizik güç" ve "akıl gücüne" göre "ruhsal/duygusal güç" daha çok ön plana çıkmaktadır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Biz insana, anne ve babasına çok iyi davranmasını öğütledik. Annesi onu güçlükle taşıdı dipnot 1 ve onu güçlükle bıraktı. dipnot 2 Onun taşınması ve ayrılması dipnot 3 otuz aydır. Nihayet olgunluk çağına ulaştığı ve kırk yaşını dipnot 4 tamamladığında: "Ey Rabbim! Bana, anne ve babama bağışladığın nimetlerin karşılığında şükretmede ve hoşnut olacağın işler yapmada beni başarılı kıl. Ve soyuma da düzgün ve düzeltici olmayı nasip et. Kuşkusuz ben, Sana yöneldim. Ve kuşkusuz ben, Sana teslim olanlardanım." dedi.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Karnında.
    2. metne dön, dipnot 2
      Doğurdu.
    3. metne dön, dipnot 3
      Bu otuz ay, hamileliğin son altı ayı ve sütten kesilme süresi (2:233; 31:14) olan yirmi dört ayın toplamıdır. İnsanın, "hayat bulma" safhası hamileliğin ilk üç ayından sonraki safhadır.
    4. metne dön, dipnot 4
      İnsanın; bedensel, mantıksal ve ruhsal olarak olgunluğa erdiği evreler farklı farklıdır. Genellikle "biyolojik olgunluk" yirmili yaşlara; akıl olgunluğu otuzlu yaşlara ve ruhsal olgunluk kırklı yaşlara denk düşmektedir. Kırkından sonra "fizik güç" ve "akıl gücüne" göre "ruhsal/duygusal güç" daha çok ön plana çıkmaktadır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Biz insana, anne ve babasına çok iyi davranmasını öğütledik. Annesi onu güçlükle taşıdı dipnot 1 ve onu güçlükle bıraktı. dipnot 2 Onun taşınması ve ayrılması dipnot 3 otuz aydır. Nihayet olgunluk çağına ulaştığı ve kırk yaşını* tamamladığında: "Rabbim! Bana, anne ve babama verdiğin nimetlere karşı, şükretmede ve Sen'in hoşnut olacağın iyi ve doğru işleri yapmada beni başarılı yap. Ve soyuma da düzgün ve düzeltici olmayı nasip et. Kuşkusuz ben, Sana yöneldim. Ve kuşkusuz ben, Sana teslim olanlardanım." dedi.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Karnında.
    2. metne dön, dipnot 2
      Doğurdu.
    3. metne dön, dipnot 3
      Hamilelik ve sütten kesilme süresi. *İnsanın; bedensel, mantıksal ve ruhsal olarak olgunluğa erdiği evreler farklı farklıdır. Genellikle "biyolojik olgunluk" 20'li yaşlara; "akıl olgunluğu" 30'lu yaşlara ve "ruhsal olgunluk" 40'lı yaşlara tekabül etmektedir. Kırkından sonra, "fizik güç ve akıl güce" göre "ruhsal/duygusal güç" daha çok ön plana çıkmaktadır.

    Gültekin Onan

    Biz insana, anne ve babasına iyilikle davranmasını tavsiye ettik. Annesi onu güçlükle taşıdı ve onu güçlükle doğurdu. Onun (hamilelikte) taşınması ve sütten kesilmesi otuz aydır. Nihayet güçlü (erginlik) çağına erip kırk yıl (yaşın)a ulaşınca dedi ki: "Rabbim, bana, anne ve babama verdiğin nimete şükretmemi ve senin razı olacağın salih bir amelde bulunmamı bana ilham et; benim için soyumda salahı ver. Gerçekten ben tevbe edip sana yöneldim ve gerçekten ben müslümanlardanım."

    Hasan Basri Çantay

    Biz insana ana ve babasına iyilik etmesini tavsiye etdik. Anası onu zahmetle (karnında) taşıdı. Onu zahmetle de doğurdu. Onun bu taşınması ile Sütden kesilmesi (müddeti) otuz aydır. Nihayet o, yiğitlik çağına erdiği, (hele) kırk (ıncı) yıl (ın) a ulaş (ıb da tam kemaline vardığı zaman (şöyle) demişdir: "Ey Rabbim, gerek beni, gerek ana ve babamı ni'metlendirdiğine şükretmemi, Senin raazi olacağın iyi amel (ve hareket) de bulunmamı bana ilham et. Zürriyyetim hakkında da benim için salah nasıybet. Şübhesiz ben sana döndüm. Şübhesiz ben (sana) teslim olanlardanım".

    İbni Kesir

    Biz; insana, anne ve babasına ihsan etmesini tavsiye ettik. Annesi onu zahmetle taşıdı ve zahmetle doğurdu. Taşınması ve sütten kesilmesi otuz aydır. Nihayet erginlik çağına ulaşınca ve kırk yaşına varınca der ki: Rabbım bana; ana-babama verdiğin nimete şükretmemi ve senin hoşnud olacağın salih amel işlememi ilham et. Bana verdiğin gibi soyuma da salah ver. Doğrusu ben, Sana döndüm. Ve gerçekten ben, müslümanlardanım.

    Mehmet Alagaş

    (7, 15, 18, 19, 20) Biz insana anne babasına güzel davranmasını vasiyet ettik, onu, annesi zorlanarak taşıdı, zorlanarak onu doğurdu, onu taşıması ve emzirmesi otuz aydır , yetişkinliğe / rüştüne ulaştığında, kırk senesine ulaştığında dedi ki , anne babamı ve beni nimetlendirdiğin nimetine şükretmeye beni sevkeyle / vezea et, razı olacağın salih amel işleye yim beni soyum içinde / zürriyetim içinde ıslah et , vazgeçerek sana döndüm ve kesinlikle teslim olanlardanım. (Bedenin olgunluk yaşı 20 li yıllar, beynin / aklın olgunluk yaşı 30 lu yıllar, kalbin / gönlün olgunluk yaşı 40 lı yıllar, teslimiyette olgunluk yaşları 50 li yıllar , imanda olgunluk yaşları 60 lı yıllar ... 63 sonrası geç olgunluk dönemleri yahut h âlâ hamlık) İşte onların amellerini güzellikle kabul edeceğiz, kötülüklerinden de cayacağız / cevaz vereceğiz, cennet halkı olacaklar, sizlere vaad edilen doğruluk vaadidir. Anne babasına uf diyen , beni, siz ikiniz, gelip geçmiş nice nesillerin tekrar çıkarılmasıyla / diriltilmesiyle tehdit mi ediyorsunuz diyen kişi için, her ikisi de (anne ve baba) Allah’ın yardımına sığınarak, (evlatlarına) yazıklar olsun sana iman et, muhakkak ki Allah’ın vaadi haktır diyorlardı. O ise nedir ki bu? sadece evvelkilerin masalları diyordu. İns ve cinden geçmiş ümmetler içerisinde işte onlar üzerlerine gerçek bir söz / hakiki bir söz vardır. İşte onlar gerçekten hasara uğramışlardır. Amellerini tam olarak ödemek için , onların yaptıklarının her biri derecelendirilir ve onlara zulmedilmez. O gün kafirler ateşe arz olunurlar , dünya hayatınızda, tüm hoşluklarınızı bitirdiniz / tükettiniz , ondan faydalandınız, bugün aşağılık azapla / onur kırıcı azap ile cezalandırılacaksınız, bu azap arzda yoldan çıkmanız ve haksız yere büyükleniyor olmanız nedeniyledir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Biz; insana, anne ve babasına iyi davranmasını emrettik. Annesi onu güçlük içinde taşımış ve güçlükle doğurmuştur. Onun taşınması ve sütten kesilmesi otuz aydır. Ta ki bülûğ çağına ulaştığı ve kırk yaşına eriştiği zaman: "Rabbim! Bana, ana-babama verdiğin nimetine şükretmemi, razı olacağın salih amelleri yapmamı bana ilham et. Benim için soyumu da ıslah et. Ben, sana tevbe ettim ve ben sana teslim olanlardanım." dedi.

    Süleyman Ateş

    Biz insana, ana babasına iyilik etmesini tavsiye ettik. Anası onu zahmetle taşıdı ve zahmetle doğurdu. (Ana karnında) Taşınması ile sütten kesilmesi otuz ay sürdü. Nihayet (insan) güçlü çağına erip kırk yaşına varınca: "Ya Rabbi dedi, beni, bana ve anama, babama verdiğin ni'mete şükretmeğe, razı olacağın yararlı işler yapmağa sevk eyle. Benim için zürriyetim içinde de salahı devam ettir (benden gelecek olanları da iyi insanlar yap). Ben sana yüz tuttum ve ben (sana) teslim olanlardanım."

    Süleymaniye Vakfı

    Biz insana, anne ve babasına iyi davranma görevi yükledik. Annesi onu zorlukla taşımış ve zorlukla doğurmuştur dipnot 1 . Onu karnında zorlukla taşıması ve sütten kesmesi otuz ay sürer dipnot 2 . Olgunluğa erişip kırk yaşına vardığında şöyle der: "Rabbim! Bana destek ver ki hem bana hem anneme-babama verdiğin nimetlere şükredeyim hem de senin razı olacağın iyi işler yapayım. Soyumdan gelenleri de benim için iyi evlatlar eyle. Ben sana yöneldim, ben sana teslim olanlardanım dipnot 3 ."

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
      Burada ifade edilen 30 aylık sürenin 24 ayı, çocuğun azami süt emme süresidir (Bakara 2/233). Bunu 30 aydan çıkarınca geriye altı ay kalır. Bu süre, ceninin ana rahminde insanlık vasfını kazanmasından yani ona ruhun üflenmesinden sonraki süredir (Müminun 23/14, Secde 32/7-9). Kur'an'da kameri yıl esas alınır (Tevbe 9/36). Bir kameri yıl 354 gün olduğu için 30 ay yani iki buçuk yıl 885 gün eder. Bundan azami süt emme süresi olan iki yılı yani 708 günü çıkarırsak geriye 177 gün kalır. Çocuğun ana rahminde toplam 280 gün kaldığı kabul edildiği için 280-177=103 eder. Sonuç olarak ruhun 103. gün üflendiği ortaya çıkar. Kameri aylar bazen 29 bazen 30 gün çektiği için bu süre 3,5 aya tekabül eder.
    3. metne dön, dipnot 3
      Benzer bir dua için bkz: Neml 27/19.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Biz insana, ana babasına iyi davranma görevi yükledik dipnot 1 . Anası onu zahmetle taşımış ve zahmetle doğurmuştur. Onu (bir insan olarak) dipnot 2 taşımasıyla sütten kesmesi otuz ay sürer. Ne zaman ki güçlü ve kuvvetli hale gelir ve kırk yaşına da erişirse der ki "Ey Rabbim! Fırsat ver de bana ve ana babama verdiğin nimetlere karşılık görevlerimi yerine getireyim. Razı olacağın iyi işler yapayım. Soyumdan gelenleri de benim için iyi evlatlar eyle. Ben sana döndüm, sana tam teslim olanlardanım."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      وَقَضَى رَبُّكَ أَلَّا تَعْبُدُوا إِلَّا إِيَّاهُ وَبِالْوَالِدَيْنِ إِحْسَانًا
    2. metne dön, dipnot 2
      [الإسراء : 23]
    3. metne dön, dipnot 3
      Cenin 4. ayda (15. haftanın sonunda, 105. gün sonunda) insan halini alır.

    Şaban Britch

    İnsana, anne ve babasına karşı iyi davranmasını emrettik. Annesi onu güçlük içinde taşımış ve güçlükle doğurmuştur. Onun taşınması ve sütten kesilmesi otuz aydır. Ta ki bulûğ çağına ulaştığı ve kırk yaşına eriştiği zaman: Rabbim! Bana, ana babama verdiğin nimetine şükretmemi, razı olacağın salih amelleri yapmamı bana ilham et. Benim için soyumu da ıslah et. Ben, sana tevbe ettim ve ben sana teslim olanlardanım, dedi.

    Şaban Piriş

    İnsana, anne ve babasına karşı iyi davranmasını tavsiye ettik. Annesi onu güçlük içinde taşımış ve güçlükle doğurmuştur. Onun taşınması ve sütten kesilmesi otuz aydır. Ta ki buluğ çağına ulaştığı ve kırk yaşına eriştiği zaman: -Rabbim, bana, ana babama verdiğin nimetine şükretmemi, razı olacağın doğru işleri yapmamı bana ilham et. Benim için soyumu da ıslah et. Ben, sana tevbe ettim ve ben sana teslim olanlardanım, dedi.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Biz insana, anne babasına çok iyi davranmasını önerdik. Annesi onu zahmetle taşıdı, zahmetle doğurdu. Taşınması ve sütten kesilmesi otuz aydır. Nihayet, yiğitlik çağına gelip kırk yıla erdiğinde şöyle der: "Rabbim; beni, bana ve ebeveynime verdiğin nimete şükretmeye, hoşnut olacağın iyi bir iş yapmaya yönelt! Soyum içinde, benim için barışı gerçekleştir. Sana yöneldim ben, sana teslim olanlardanım ben!"

  2. Ahkâf suresi, 16. ayet — bütün mealleriyle aç

    Ahkâf suresi, 16. ayet. أُو۟لَٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ نَتَقَبَّلُ عَنْهُمْ أَحْسَنَ مَا عَمِلُوا۟ وَنَتَجَاوَزُ عَن سَيِّـَٔاتِهِمْ فِىٓ أَصْحَٰبِ ٱلْجَنَّةِ وَعْدَ ٱلصِّدْقِ ٱلَّذِى كَانُوا۟ يُوعَدُونَ

    Diyanet İşleri

    İşte, yaptıklarının iyisini kabul edeceğimiz ve günahlarını bağışlayacağımız bu kimseler cennetlikler arasındadırlar. Bu, onlara öteden beri yapılagelen doğru bir va'ddir.

    Mehmet Okuyan

    İşte, yaptıklarının en iyisini kabul edeceğimiz dipnot 1 ve günahlarını bağışlayacağımız bu kişiler cennet halkı arasındadır. Bu, kendilerine verilen doğru bir söz olarak (böyledir).

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Tevbe 9:121; Nahl 16:96, 97; Nûr 24:38; ‘Ankebût 29:7; Zümer 39:35.

    Mustafa İslamoğlu

    İşte bunlar, yaptıklarının en iyilerini kabul edip kötülüklerinin de üstünü çizeceğimiz kimselerdir: Verilmiş olan söze sadakatin bir gereği olarak, cennet ehli arasındaki yerlerini alacaklar.

    Muhammed Esed

    Onlar (öyle) kişilerdir ki, Biz yaptıklarının iyilerini kabul ederiz ve kötü fiillerini de görmezden geliriz; (onlar,) kendilerine (bu dünyada) verilen doğru sözün tutulmasıyla cennet sakinleri arasına katılacaklardır.

    Ahmed Hulusi

    İşte bunlar, cennet ehli içinde şu kimselerdir ki, onlardan yaptıklarının güzellerini geçerli kılar; kötülüklerinden vazgeçeriz. . . (Bu) vadedilmiş oldukları, sıdkın karşılığıdır!

    Ali Bulaç

    İşte bunlar; yaptıklarının en güzelini kabul ederiz ve kötülüklerinden geçeriz; (bunlar) cennet halkı içindedirler. (İşte bu,) Onlara va'dolunan doğru bir vaaddir.

    Ali Özek ve heyeti

    İşte, yaptıklarının iyisini kabul edeceğimiz ve günahlarını bağışlayacağımız bu kimseler cennetlikler arasındadırlar. Bu, kendilerine verilen doğru bir sözdür.

    Ali Rıza Safa

    İşte onlar, yaptıklarının en güzelini geçerli sayacağımız ve kötülüklerini görmezden geleceğimiz cennetin yoldaşları arasındadır. Onlara sözü verilen, doğru bir sözdür.

    Bayraktar Bayraklı

    İşte onlar öyle kişilerdir ki, yaptıklarının en iyisini onlardan kabul ederiz ve onların kötülüklerini bağışlarız; onlar cennet halkı arasındadırlar. Bu, kendilerine verilen doğru sözün gerçekleşmesidir.

    Edip Yüksel

    İşlediklerinin en iyisini kabul ettiğimiz ve kötülüklerini geçtiğimiz bu kimseler bahçe halkı arasındadırlar. Bu, kendilerine verilen doğru sözdür.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İşlediklerinin en iyisini kabul ettiğimiz ve kötülüklerini geçtiğimiz bu kimseler cennet halkı arasındadırlar. Bu, kendilerine verilen doğru sözdür.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    İşte kendilerinden yaptıklannın en güzelini kabul buyuracağımız ve günahlarını sileceğimiz bu kimseler, cennetlikler arasında seçkin kişilerdir. Bu, va'dolunmakta oldukları şaşmaz doğru va'd iledir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    İşte bunlar Eshabı Cennet içinde o mumtazlardır ki kendilerinden yaptıkları amellerin en güzelini kabullanacağız ve günahlarından geçeceğiz, bu şaşmaz doğru va'd iledir ki va'd olunmakta bulunuyorlar

    Erhan Aktaş

    Onlar, yaptıklarının karşılığını en iyi şekilde verdiğimiz ve kötülüklerini görmezden geldiğimiz, Cennet ehli olan kimselerdir. Bu, kendilerine verilen doğru sözün gerçekleşmesidir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onlar, yaptıklarının karşılığını en iyi şekilde verdiğimiz ve kötülüklerini görmezden geldiğimiz, Cennet ehli olan kimselerdir. Bu, kendilerine verilen doğru sözün gerçekleşmesidir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onlar, yaptıklarının karşılığını en iyi şekilde verdiğimiz ve kötülüklerini görmezden geldiğimiz, Cennet ehli olan kimselerdir. Bu, kendilerine verilen doğru sözün gerçekleşmesidir.

    Gültekin Onan

    İşte bunlar; yaptıklarının en güzelini kabul ederiz ve kötülüklerinden geçeriz; (bunlar) cennet halkı içindedirler. (İşte bu,) Onlara vaadolunan doğru bir vaaddir.

    Hasan Basri Çantay

    İşte bunlar —ki cennet yaranı içindedirler— işlediklerinin en güzel (ler) ini kabul edeceğimiz, günahlarından geçeceğimiz kimselerdir. (Bu), onların va'd olunageldikleri dosdoğru bir söz vermedir.

    İbni Kesir

    İşte bunlar, cennetliklerdendirler. Yaptıklarının en iyisini kabul edeceğimiz ve kötülüklerinden vazgeçeceğimiz kimselerdir. Bu; onlara vaadolunan dosdoğru bir vaaddir.

    Mehmet Alagaş — bu ayetin karşılığı kaynakta yok.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    İşte onlar o kimselerdir ki, onlardan işlediklerinin (amellerinin) en güzelini kabul ederiz, onların günahlarını bağışlarız. Onlar Cennetlikler arasındadırlar. Kendilerine yapılan vaat, kendilerine yapılagelen doğru bir vaaddir.

    Süleyman Ateş

    Onlar öyle kişilerdir ki, yaptıklarının en iyisini onlardan kabul ederiz ve onların kötülüklerinden geçeriz, cennet halkı arasındadırlar. Bu, (dünyada) kendilerine söylenen doğru söz(ün gerçekleşmesi)dir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İşte bunlar, kendilerine verilen söz gereği dipnot 1 , kabahatlerine bakmayıp yaptıklarının en güzelini esas alarak Cennet ahalisi arasına soktuğumuz kimselerdir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah Teala'nın verdiği söz şu ayettedir: Size konan yasakların büyüklerinden kaçınırsanız kabahatlerinizi örter, sizi şerefli bir yere yerleştiririz. (Nisa 4/31)

    Şaban Britch

    İşte onlar, o kimselerdir ki, onlardan işlediklerinin en güzelini kabul ederiz, günahlarını bağışlarız. Onlar cennetlikler arasındadırlar. Kendilerine yapılan vaat, kendilerine yapılagelen doğru bir vaaddir.

    Şaban Piriş

    İşte onlar, yaptıklarını en iyi şekilde kabul ettiğimiz, günahlarını geçtiğimiz, cennet halkı içinde olanlardır. Kendilerine yapılan vaad, dosdoğru bir vaaddir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Bunlar, cennet halkı arasında o kimselerdir ki, yaptıklarının en güzelini kabul ederiz, çirkinliklerini görmezlikten geliriz. Bu onlara verilmiş olan şaşmaz vaattir.

  3. Ahkâf suresi, 17. ayet — bütün mealleriyle aç

    Ahkâf suresi, 17. ayet. وَٱلَّذِى قَالَ لِوَٰلِدَيْهِ أُفٍّ لَّكُمَآ أَتَعِدَانِنِىٓ أَنْ أُخْرَجَ وَقَدْ خَلَتِ ٱلْقُرُونُ مِن قَبْلِى وَهُمَا يَسْتَغِيثَانِ ٱللَّهَ وَيْلَكَ ءَامِنْ إِنَّ وَعْدَ ٱللَّهِ حَقٌّ فَيَقُولُ مَا هَٰذَآ إِلَّآ أَسَٰطِيرُ ٱلْأَوَّلِينَ

    Diyanet İşleri

    Anne ve babasına, "Öf size! Benden önce nice nesiller gelip geçmiş iken, beni tekrar diriltilecek olmakla mı tehdit ediyorsunuz?" diyen kimseye, onlar Allah'a sığınarak, "Yazıklar olsun sana! İman et, Allah'ın va'di gerçektir" diyorlar, o da, "Bu, eskilerin masallarından başka bir şey değildir" diyordu.

    Mehmet Okuyan

    Ana babasına "Öf! Benden önce nice nesiller gelip geçmişken, bana (tekrar) diriltilmemi mi vadediyorsunuz?" diyen kişiye, onlar (ana babası) Allah'ın yardımına sığınarak "Yazıklar olsun sana! Allah'ın vaadinin gerçek olduğuna inan!" dediklerinde o, "Bu, öncekilerin masallarından başka bir şey değildir!" der.

    Mustafa İslamoğlu

    Ne ki, (kendisine imanı telkin eden) ana babasına "İkinize de yuh olsun! Ne yani, benden önce bunca nesil gelip geçtiği halde (hiç biri dirilmemişken) bana diriltileceğimi mi söylüyorsunuz?" diye çıkışan da var. Ana-baba da Allah'ın yardımına sığınarak (şöyle der): "Yazıklar olsun sana! Şuna kesinlikle inan ki, Allah'ın vaadi mutlaka gerçekleşecektir." Bunun üzerine şöyle der: "Bunlar eskilerin masallarından başka bir şey değildir."

    Muhammed Esed

    Fakat (öyle insan da var ki) kendisine Allah'a inanmayı her tavsiye ettiklerinde anne babasına, "Yuh olsun size!" diye çıkışır, "Benden önce (bu kadar çok) insan gelip geçmişken (öldükten sonra) tekrar diriltileceğimizi mi söylüyorsunuz?" Onlar ise Allah'ın yardımı için dua eder ve "Yazık sana!" derler, "Çünkü Allah'ın vaadi her zaman doğru çıkar!" O da: "Bu, eski zamanların masallarından başka bir şey değil!" diye cevap verir.

    Ahmed Hulusi

    O (kişi) ki, ana-babasına: "Öf be! Benden önce nice nesiller gelip geçtiği halde, (ba's olunmamla) çıkarılmamla mı beni tehdit ediyorsunuz?" dedi. . . O ikisi (ana-babası) de Allah'tan yardım isteyerek: "Yazıklar olsun sana, iman et! Muhakkak ki Allah'ın vaadi haktır" (dediler). . . (O ise): "Bu, öncekilerin masallarından başka değil" demekte devam eder!

    Ali Bulaç

    O kimse ki, anne ve babasına: "Öf size, benden önce nice nesiller gelip geçmişken, beni (diriltilip) çıkarılacağımla mı tehdit ediyorsunuz?" dedi. O ikisi (anne ve babası) ise Allah'a yakararak: "Yazıklar sana, iman et, şüphesiz Allah'ın va'di haktır." (derler; fakat) O: "Bu, geçmişlerin masallarından başkası değildir" der.

    Ali Özek ve heyeti

    Ana ve babasına: Öf be size! Benden önce nice nesiller gelip geçmişken, beni mi tekrar dirilmekle tehdit ediyorsunuz? diyen kimseye, ana ve babası Allah'ın yardımına sığınarak: Yazıklar olsun sana! İman et. Allah'ın vaadi gerçektir, dedikleri halde o: Bu, eskilerin masallarından başka bir şey değildir, der.

    Ali Rıza Safa

    Oysa o, anne-babasına, şöyle dedi: "Öf size! Daha önce nice kuşaklar gelip geçmişken, yeniden yaratılışı öne sürerek, bana gözdağı mı veriyorsunuz?" Ve onlar, Allah'a sığınarak; "Yazıklar olsun sana! Allah'ın sözünü verdiğinin gerçek olduğuna kesinlikle inanmalısın!" Bunun üzerine, şöyle dedi: "Öncekilerin söylencelerinden başka bir şey değil bu!"

    Bayraktar Bayraklı

    Diğer bir kimse de anne babasına, "Öf be! Bana kabirden çıkartılıp diriltileceğimizi mi söylüyorsunuz? Oysa benden önce nice nesiller de gelip geçti" der. Anne babası da Allah'tan yardım dileyerek, "Sana yazıklar olsun, Allah'ın vaadine inan, çünkü Allah'ın vaadi gerçektir" dediler. O da, "Bunlar eskilerin masallarından başka bir şey değildir" diye cevap vermişti.

    Edip Yüksel

    Öte yanda bir başkası var ki anne babasına, "Öf size, benden önce nice kuşaklar geçmiş olmasına rağmen benim diriltileceğimi mi iddia ediyorsunuz?" O ikisi ise ALLAH'a sığınarak: "Yazık sana; lütfen onayla. ALLAH'ın sözü gerçektir." Bunun üzerine o, "Bu, eskilerin masallarından başka bir şey değil" der.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Öte yanda bir başkası var ki anne babasına, 'Öf size, benden önce nice kuşaklar geçmiş olmasına rağmen benim diriltileceğimi mi iddia ediyorsunuz?' O ikisi ise ALLAH'a sığınarak: 'Yazık sana; lütfen inan. ALLAH'ın sözü gerçektir.' Bunun üzerine o, 'Bu, eskilerin masallarından başka bir şey değil,' der.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Anasına babasına: "Of size! Siz bana, benden önce nice kuşaklar geçmiş iken, tekrar çıkarılacağımı mı va'd ediyorsunuz?" diyen kimseye anası babası Allah'a el'eman çekerek (sığınarak): "Yazık sana; iman et! Kesinlikle Allah'ın va'di gerçektir." diyorlar da o, yine: "Bu eskilerin uydurmalarından başka birşey değildir!" diyor.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Şöylesi ise ki: "anasına babasına of size, dedi: bana çıkarılacağımı mı va'dediyorsunuz? Halbuki benden evvel nice karnlar geçmiş; ikisi de Allaha el'eman çekerek yazık sana, iymana gel, her halde Allahın va'di haktır diyorlar da o yine diyor ki: bu, eskilerin esatirinden başka bir şey değildir

    Erhan Aktaş

    Anne ve babasına: "Öf be, ikinizden de bıktım! Bunca insan gelip geçtiği halde, hala, beni öldükten sonra diriltileceğimle mi tehdit ediyorsunuz?" dedi. Onlar, onun için Allah'a dua ederek: "Yazık sana! Gel iman et. Kuşkusuz Allah'ın sözü haktır." dediler. Bunun üzerine o: "Bu öncekilerin masallarından başka bir şey değildir." dedi.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Anne ve babasına: "Öf be, ikinizden de bıktım! Bunca insan gelip geçtiği halde, hala, beni öldükten sonra diriltileceğimle mi tehdit ediyorsunuz?" dedi. Onlar, onun için Allah'a dua ederek: "Yazık sana! Gel iman et. Kuşkusuz Allah'ın sözü haktır." dediler. Bunun üzerine o: "Bu öncekilerin masallarından başka bir şey değildir." dedi.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Anne ve babasına: "Öf be, ikinizden de bıktım! Bunca insan gelip geçtiği halde, hala, beni öldükten sonra diriltileceğimle mi tehdit ediyorsunuz?" dedi. Onlar, onun için Allah'a dua ederek: "Yazık sana! Gel iman et. Kuşkusuz Allah'ın sözü haktır." dediler. Bunun üzerine o: "Bu öncekilerin masallarından başka bir şey değildir." dedi.

    Gültekin Onan

    O kimse ki, anne ve babasına: "Öf size, benden önce nice nesiller gelip geçmişken, beni (diriltilip) çıkarılacağımla mı tehdit ediyorsunuz?" dedi. O ikisi (anne ve babası) ise Tanrı'ya yakararak: "Yazıklar sana, inan, şüphesiz Tanrı'nın vaadi haktır" (derler; fakat) O: "Bu, geçmişlerin masallarından başkası değildir" der.

    Hasan Basri Çantay

    Ana ve babasına: "Of size, benden evvel nice nice nesiller gelib geçtiği halde beni (tekrar dirilib kabrimden) çıkarılacağımla mı tehdid ediyorsunuz?" diyen (adam yok mu?) anası, babası Allaha yalvarırlar, (ona) "Yazık sana. İman et. Allahın va'di şübhesiz hakdır" (derler). O ise "Bu (dediğiniz) evvelkilerin masallarından başkası değildir" der.

    İbni Kesir

    Anne ve babasına: Of sizden, benden önce nice nesiller gelip geçmişken beni mi tekrar dirilmekle tehdit ediyorsunuz? diyen kimseye, anne ve babası Allah'a sığınarak: Yazıklar olsun sana. İman et, muhakkak ki Allah'ın vaadi haktır dedikleri halde; bu, eskilerin masallarından başka bir şey değildir, der.

    Mehmet Alagaş — bu ayetin karşılığı kaynakta yok.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Anne ve babasına; "Öf be! Siz de, benden önce nice nesiller gelip geçmiş iken beni yeniden diriltip, (kabrimden) çıkartılmakla mı tehdit ediyorsunuz?" diyen kimseye, anne ve babası Allah'tan isteyerek; "Yazıklar olsun sana! İman et, şüphesiz Allah’ın vaadi haktır." (derler. O ise:) "Bu, öncekilerin masallarından başka bir şey değildir." diye cevap verir.

    Süleyman Ateş

    Fakat o kimse ki anasına, babasına: "Öf size, benden önce nice nesiller gelip geçmiş, (kimse geri gelmemiş) iken siz benim (diriltilip) çıkarılacağımı mı bana va'dediyor (beni bununla mı tehdidediyor)sunuz?" dedi. Onlarsa Allah'a sığınarak: "Yazık sana, (etme, gel) inan; Allah'ın sözü gerçektir" derken o: "Bu, eskilerin masallarından başka bir şey değildir." der.

    Süleymaniye Vakfı

    Bir de anne ve babasına şöyle diyen vardır: "Bıktım sizden! dipnot 1 Siz beni (yeniden diriltilip) topraktan çıkarılmakla mı tehdit ediyorsunuz? Halbuki benden önce nice nesiller gelip geçti. dipnot 2 " Annesi ve babası da Allah'tan yardım ister ve şöyle derler: "Yazık sana, iman et! Allah'ın vaadi gerçektir." O ise şöyle der: "Bu öncekilerin yazılarından dipnot 3 başka ne ki!"

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu tür düşünce sahiplerine dair diğer ayetler için bkz: En'am 6/29, Mü'minun 23/37, Duhan 44/34-36, Casiye 45/24.
    3. metne dön, dipnot 3
      Ayette geçen esatir (أَسَاطِيرُ) kelimesi, "bir şeye hiza vermek, saf tutturmak" anlamına gelen satr (سطر) kökünden türemiş olan usture (اسطورة) kelimesinin çoğuludur (Müfredat). Satara (سَطَرَ) fiilinin "yazı yazmak" anlamına gelmesi, harflerin hizaya sokulması, anlamlı bir şekilde sıralanması sebebiyledir. Dokuz yerde geçen esatiru'l-evvelin (أَسَاطِيرُ الْأَوَّلِينَ) ifadesi, Kur'an'da anlatılanların yeni olmadığını, önceki ilahi kitaplarda, diğer kitaplarda, yazıtlarda ya da anlatılarda zaten var olduğunu belirtmek için ayetleri görmezden gelenler tarafından kullanılan alaycı bir ifadedir. Bunu söyleyerek Kur'an'ın önceki ilahi kitapları tasdik etmesini de istismar etmişlerdir (En'am 6/25, Enfal 8/31, Nahl 16/24, Müminun 23/83, Furkan 25/5, Neml 27/68, Kalem 68/15, Mutaffifin 83/13).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Anasına, babasına şöyle diyen de vardır: "Yazık size! Tekrar diriltilmekle mi korkutuyorsunuz? Benden önce nice nesiller öldü de ne oldu?" Onlar ise, yardım ve destek için Allah'a yalvararak evladına: "Sana yazık oluyor; artık inan. Allah'ın verdiği söz doğrudur!" derler. Ama o, şöyle der: "Bu olsa olsa eskilerin masalları olur."

    Şaban Britch

    Anne ve babasına: Öf be siz de, benden önce nice nesiller gelip geçmiş iken beni yeniden diriltilip, (kabrimden) çıkartılmakla mı tehdit ediyorsunuz? diyen kimseye, anne ve babası Allah'tan isteyerek: Yazıklar olsun sana! İman et, şüphesiz Allah’ın vaadi haktır (derler. O ise:) Bu, öncekilerin masallarından başka bir şey değildir, diye cevap verir.

    Şaban Piriş

    Anne ve babasına: -Öf be siz de, benden önce nice nesiller gelip geçmiş iken beni yeniden diriltilip, çıkartılmakla mı tehdit ediyorsunuz? diyen kimseye, anne ve babası Allah'a sığınarak: -Yazıklar olsun sana, iman et, şüphesiz Allah'ın vaadi haktır. (derler. O ise:) -Bu, öncekilerin masallarından başka bir şey değildir, diye cevap verir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Birisi de ana babasına: "Yazık size, benden önce bir yığın nesil gelip geçtiği halde, siz bana, benim diriltileceğimi mi söylüyorsunuz?" dedi. Onlarsa; Allah'a sığınarak, "Yazıklar olsun; inansana, Allah'ın vaadi haktır" diye vahlanınca o şöyle dedi: "Bu, öncekilerin masallarından başkası değil!"

  4. Ahkâf suresi, 18. ayet — bütün mealleriyle aç

    Ahkâf suresi, 18. ayet. أُو۟لَٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ حَقَّ عَلَيْهِمُ ٱلْقَوْلُ فِىٓ أُمَمٍ قَدْ خَلَتْ مِن قَبْلِهِم مِّنَ ٱلْجِنِّ وَٱلْإِنسِ إِنَّهُمْ كَانُوا۟ خَٰسِرِينَ

    Diyanet İşleri

    İşte onlar, kendilerinden önce cinlerden ve insanlardan gelip geçmiş topluluklar içinde, haklarında o sözün (azabın) gerçekleştiği kimselerdir. Şüphesiz onlar ziyana uğrayanlardır.

    Mehmet Okuyan

    İşte onlar, kendilerinden önce geçen cinler ve insanlardan oluşan ümmetler hakkında (uygulanacak azap) sözü kendileri için de gerçekleşmiş olanlardır. dipnot 1 Şüphesiz ki onlar kaybedenlerdi.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Hûd 11:119; Secde 32:13; Yâsîn 36:7; Fussilet 41:25.

    Mustafa İslamoğlu

    İşte onlar, haklarında ilahi yasanın gerçekleştiği kimselerdir; kendilerinden önce geçip gitmiş görünür görünmez-bilinir bilinmez iradeli varlıklara dahil olmuşlardır: Şüphesiz kaybeden de onlar olacaktır.

    Muhammed Esed

    İşte bunlar, kendilerinden önce geçip gitmiş (öteki günahkar) insanlar ve görünmeyen varlıklar toplulukları ile birlikte (yok olup gitme) cezasına çarptırılacak olanlardır. Onlar, kesinlikle kaybedenlerden olacaktır.

    Ahmed Hulusi

    İşte bunlar, cin ve insten, onlardan önce gelip - geçmiş ümmetler hakkındaki azap hükmü, bunlar aleyhine de gerçekleşecek kimselerdir. . . Muhakkak ki onlar hüsrana uğrayanlardı.

    Ali Bulaç

    İşte bunlar, cinlerden ve insanlardan kendilerinden evvel gelip geçmiş ümmetler içinde (azab) sözü üzerlerine hak olmuş kimselerdir. Gerçekten onlar, ziyana uğrayanlardır.

    Ali Özek ve heyeti

    İşte onlar, kendilerinden önce cinlerden ve insanlardan gelip geçmiş topluluklar içinde, haklarında azabın gerçekleştiği kimselerdir. Gerçekten onlar ziyana uğrayanlardır.

    Ali Rıza Safa

    İşte, kendilerinden önce gelip geçmiş cin ve insan toplulukları için gerçekleşen söz, onlar için de geçerli oldu. Aslında, yitime uğrayanlar onlardır.

    Bayraktar Bayraklı

    İşte onlar, kendilerinden önce cinlerden ve insanlardan gelip geçmiş topluluklar içinde, haklarında azabın gerçekleştiği kimselerdir. Gerçekten onlar ziyana uğrayanlardır.

    Edip Yüksel

    Bu gibiler, gelip geçmiş cin ve insan toplumları arasında azap sözünü haketmiş kimselerdir. Onlar kaybedenlerdir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Bu gibiler, gelip geçmiş cin ve insan toplumları arasında azap sözünü haketmiş kimselerdir. Onlar kaybedenlerdir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    İşte bunlar, cinlerden ve insanlardan kendilerinden önce geçen ümmetler içinde haklarında (azap) söz(ü) hak olmuş olan kimselerdir.Çünkü bunlar, hep hüsrana mahkum olmuşlardır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    İşte bunlar İns-ü Cinden önlerinde geçen ümmetler içinde üzerlerine söz hakk olmuş olan kimselerdir, çünkü bunlar hep husrana mahkum olmuşlardır

    Erhan Aktaş

    İşte onlar ki, Cinn ve insten, dipnot 1 kendilerinden önce gelip geçmiş topluluklarda yürürlükte olan "söz dipnot 2 " üzerlerine gerçekleşti. Onlar hüsrana uğrayan kimselerdir.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bkz. 41:25. ayetin 1. dipnotu.
    2. metne dön, dipnot 2
      Yaptıklarından hesaba çekileceklerine, azabın gerçek olduğuna dair Allah'ın sözü.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    İşte onlar ki, Cinn ve insten dipnot 1 , kendilerinden önce gelip geçmiş topluluklarda yürürlükte olan "söz" dipnot 2 üzerlerine gerçekleşti. Onlar hüsrana uğrayan kimselerdir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bkz. 41:25. Ayetin dipnotu.
    2. metne dön, dipnot 2
      Yaptıklarından hesaba çekileceklerine, azabın gerçek olduğuna dair Allah'ın sözü.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İşte onlar ki, kendilerinden önce gelip geçmiş olan cin dipnot 1 ve ins dipnot 1 toplumlarında aleyhlerinde "sözü" dipnot 2 hak etmiş kimselerdir. Kuşkusuz onlar, hüsranda olanlardır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Tanınan–tanınmayan, bilinen-bilinmeyen, yerli-yabacı, her kesimden insan topluluğu.
    2. metne dön, dipnot 2
      Yaptıklarından hesaba çekileceklerine, azabın gerçek olduğuna dair Allah'ın sözü.

    Gültekin Onan

    İşte bunlar, cinlerden ve insanlardan kendilerinden evvel gelip geçmiş ümmetler içinde (azab) sözü üzerlerine hak olmuş kimselerdir. Gerçekten onlar, ziyana uğrayanlardır.

    Hasan Basri Çantay

    İşte o (ve benzerleri) cinden ve insandan kendilerinden evvel gelib geçen ümmetler arasında, üzerlerine (azab) söz (ü) hak olmuş (kimseler) dir. Çünkü bunlar hüsrana uğramış olanlardır.

    İbni Kesir

    İşte onlar; kendilerinden önce cinnlerden ve insanlardan gelip geçmiş ümmetler içinde üzerlerine söz hak olmuş kimselerdir. Doğrusu onlar, hüsrana uğrayanlardandırlar.

    Mehmet Alagaş

    (7, 15, 18, 19, 20) Biz insana anne babasına güzel davranmasını vasiyet ettik, onu, annesi zorlanarak taşıdı, zorlanarak onu doğurdu, onu taşıması ve emzirmesi otuz aydır , yetişkinliğe / rüştüne ulaştığında, kırk senesine ulaştığında dedi ki , anne babamı ve beni nimetlendirdiğin nimetine şükretmeye beni sevkeyle / vezea et, razı olacağın salih amel işleye yim beni soyum içinde / zürriyetim içinde ıslah et , vazgeçerek sana döndüm ve kesinlikle teslim olanlardanım. (Bedenin olgunluk yaşı 20 li yıllar, beynin / aklın olgunluk yaşı 30 lu yıllar, kalbin / gönlün olgunluk yaşı 40 lı yıllar, teslimiyette olgunluk yaşları 50 li yıllar , imanda olgunluk yaşları 60 lı yıllar ... 63 sonrası geç olgunluk dönemleri yahut h âlâ hamlık) İşte onların amellerini güzellikle kabul edeceğiz, kötülüklerinden de cayacağız / cevaz vereceğiz, cennet halkı olacaklar, sizlere vaad edilen doğruluk vaadidir. Anne babasına uf diyen , beni, siz ikiniz, gelip geçmiş nice nesillerin tekrar çıkarılmasıyla / diriltilmesiyle tehdit mi ediyorsunuz diyen kişi için, her ikisi de (anne ve baba) Allah’ın yardımına sığınarak, (evlatlarına) yazıklar olsun sana iman et, muhakkak ki Allah’ın vaadi haktır diyorlardı. O ise nedir ki bu? sadece evvelkilerin masalları diyordu. İns ve cinden geçmiş ümmetler içerisinde işte onlar üzerlerine gerçek bir söz / hakiki bir söz vardır. İşte onlar gerçekten hasara uğramışlardır. Amellerini tam olarak ödemek için , onların yaptıklarının her biri derecelendirilir ve onlara zulmedilmez. O gün kafirler ateşe arz olunurlar , dünya hayatınızda, tüm hoşluklarınızı bitirdiniz / tükettiniz , ondan faydalandınız, bugün aşağılık azapla / onur kırıcı azap ile cezalandırılacaksınız, bu azap arzda yoldan çıkmanız ve haksız yere büyükleniyor olmanız nedeniyledir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    İşte onlar; cinlerden ve insanlardan, kendilerinden önce gelip geçmiş toplumlar arasında haklarında (azap) sözü gerçekleşmiş olanlardır. Onlar, hüsrana uğrayanlardır.

    Süleyman Ateş

    İşte onlar da kendilerine (azab) söz(ü) gerekli olmuş kimselerdir. Kendilerinden önce geçen cin ve insan toplulukları arasında (azabın içinde) bulunacaklardır. Gerçekten onlar, ziyana uğrayanlardır.

    Süleymaniye Vakfı

    Kendilerinden önce gelip geçmiş cin ve insan toplumları hakkında gerçekleşmiş olan o söz /cezalandırma sözü, bunlar için de gerçekleşecek. Çünkü bunlar hüsrana uğrayanlardır dipnot 1 ."

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bu gibiler, daha önce gelip geçmiş insan ve cin toplumları içinden şu sözü hak edenlerdir: "Onlar kaybetmişlerdir." İşte bu kişi (bu gerçeğe masal diyen) gibi, daha önce gelmiş insan ve cin toplumlarından olanlar, (tehdit edildikleri şey) başlarına gelince o sözün gerçek olduğunu anladılar ve elbette kaybedenlere dönüştüler.

    Şaban Britch

    İşte onlar, cinlerden ve insanlardan, kendilerinden önce gelip geçmiş toplumlar arasında haklarında (azap) sözü gerçekleşmiş olanlardır. Onlar, hüsrana uğrayanlardır.

    Şaban Piriş

    İşte onlar, cinlerden ve insanlardan, kendilerinden önce gelip geçmiş toplumlar arasında haklarında (azap) hükmü gerçekleşmiş olanlardır. Onlar, hüsrana uğrayanlardır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    İşte bunlar, kendilerinden önce gelip geçmiş cin ve insan ümmetleri içinde, üzerlerine azap hak olanlardır. Hiç kuşkusuz onlar, hüsrana uğrayanlardır.

  5. Ahkâf suresi, 19. ayet — bütün mealleriyle aç

    Ahkâf suresi, 19. ayet. وَلِكُلٍّ دَرَجَٰتٌ مِّمَّا عَمِلُوا۟ وَلِيُوَفِّيَهُمْ أَعْمَٰلَهُمْ وَهُمْ لَا يُظْلَمُونَ

    Diyanet İşleri

    Herkesin yaptıklarına göre dereceleri vardır. (Bu da) Allah'ın onlara yaptıklarının karşılığını tastamam vermesi içindir. Asla kendilerine haksızlık yapılmaz.

    Mehmet Okuyan

    Herkesin yaptıklarına göre dereceleri vardır. dipnot 1 Sonunda (Allah) onlara yaptıklarının (karşılığını) verecektir; onlara haksızlık edilmeyecektir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesaj: En‘âm 6:132.

    Mustafa İslamoğlu

    Her birinin yaptıklarıyla uyumlu bir derecesi bulunacaktır: sonuçta onlar yaptıklarının karşılığını eksiksiz alacaklar ve kendilerine asla haksızlık edilmeyecektir.

    Muhammed Esed

    (öteki dünyada) onların tümü, yaptıkları (iyi veya kötü) şeylere göre tesbit edilmiş bir dereceye sahip olacaklardır; ve böylece Allah, onların yaptıklarının karşılığını tam olarak ödeyecek ve hiç kimseye haksızlık yapılmayacaktır.

    Ahmed Hulusi

    Her birinin, yaptığı amellerinden (oluşan) dereceleri vardır. Ta ki onlar, haksızlığa uğratılmaksızın amellerinin karşılığını tam görsünler.

    Ali Bulaç

    Her biri için yaptıklarından dolayı dereceler vardır; öyle ki amelleri kendilerine eksiksizce ödensin ve onlar zulme de uğratılmazlar.

    Ali Özek ve heyeti

    Herkesin yaptıklarına göre dereceleri vardır. Allah, onlara yaptıklarının karşılığını verir, asla kendilerine haksızlık yapılmaz.

    Ali Rıza Safa

    Ve her birinin, yaptıklarına göre değişik konumları vardır. Yaptıklarının karşılığı tümüyle verilir; onlara haksızlık yapılmaz.

    Bayraktar Bayraklı

    Herkesin yaptıklarına göre dereceleri vardır. Allah onlara, yaptıklarının karşılığını verir, asla kendilerine haksızlık yapılmaz.

    Edip Yüksel

    Her biri için, yaptıklarına göre dereceler vardır. Yaptıklarının karşılığı, haksızlık edilmeden tam verilir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Her biri için, yaptıklarına göre dereceler vardır. Yaptıklarının karşılığı, haksızlık edilmeden tam verilir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Her birine yaptıklarına göre dereceler vardır. Bu da hiç hakları yenmeyerek bütün yaptıklarını kendilerine tamamen ödemek içindir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Her biri için de yaptıkları amellerden dereceler vardır, bu da hiç hakları yenmiyerek bütün amellerini kendilerine temamen ödemek içindir

    Erhan Aktaş

    Herkesin yaptığına karşılık bir derecesi vardır. Hiç kimse haksızlığa uğratılmaksızın, yaptıklarının karşılığı tam olarak ödenir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Herkesin yaptığına karşılık bir derecesi vardır. Hiç kimse haksızlığa uğratılmaksızın, yaptıklarının karşılığı tam olarak ödenir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Herkesin yaptığına karşılık bir derecesi vardır. Hiç kimse haksızlığa uğratılmaksızın, yaptıklarının karşılığı tam olarak ödenir.

    Gültekin Onan

    Her biri için yaptıklarından dolayı dereceler vardır; öyle ki amelleri kendilerine eksiksizce ödensin ve onlar zulme de uğratılmazlar.

    Hasan Basri Çantay

    Herkesin yapdıklarına göre dereceleri (mertebeleri) vardır. (Bu da) kendilerine hiçbir haksızlık edilmeyerek amelleri (nin karşılığını) onlara tamamen ödemek içindir.

    İbni Kesir

    Herkesin yaptıklarına göre dereceleri vardır. Herkese işlediklerinin karşılığı ödenir. Ve kendilerine zulmedilmez.

    Mehmet Alagaş

    (7, 15, 18, 19, 20) Biz insana anne babasına güzel davranmasını vasiyet ettik, onu, annesi zorlanarak taşıdı, zorlanarak onu doğurdu, onu taşıması ve emzirmesi otuz aydır , yetişkinliğe / rüştüne ulaştığında, kırk senesine ulaştığında dedi ki , anne babamı ve beni nimetlendirdiğin nimetine şükretmeye beni sevkeyle / vezea et, razı olacağın salih amel işleye yim beni soyum içinde / zürriyetim içinde ıslah et , vazgeçerek sana döndüm ve kesinlikle teslim olanlardanım. (Bedenin olgunluk yaşı 20 li yıllar, beynin / aklın olgunluk yaşı 30 lu yıllar, kalbin / gönlün olgunluk yaşı 40 lı yıllar, teslimiyette olgunluk yaşları 50 li yıllar , imanda olgunluk yaşları 60 lı yıllar ... 63 sonrası geç olgunluk dönemleri yahut h âlâ hamlık) İşte onların amellerini güzellikle kabul edeceğiz, kötülüklerinden de cayacağız / cevaz vereceğiz, cennet halkı olacaklar, sizlere vaad edilen doğruluk vaadidir. Anne babasına uf diyen , beni, siz ikiniz, gelip geçmiş nice nesillerin tekrar çıkarılmasıyla / diriltilmesiyle tehdit mi ediyorsunuz diyen kişi için, her ikisi de (anne ve baba) Allah’ın yardımına sığınarak, (evlatlarına) yazıklar olsun sana iman et, muhakkak ki Allah’ın vaadi haktır diyorlardı. O ise nedir ki bu? sadece evvelkilerin masalları diyordu. İns ve cinden geçmiş ümmetler içerisinde işte onlar üzerlerine gerçek bir söz / hakiki bir söz vardır. İşte onlar gerçekten hasara uğramışlardır. Amellerini tam olarak ödemek için , onların yaptıklarının her biri derecelendirilir ve onlara zulmedilmez. O gün kafirler ateşe arz olunurlar , dünya hayatınızda, tüm hoşluklarınızı bitirdiniz / tükettiniz , ondan faydalandınız, bugün aşağılık azapla / onur kırıcı azap ile cezalandırılacaksınız, bu azap arzda yoldan çıkmanız ve haksız yere büyükleniyor olmanız nedeniyledir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Herkesin, yaptıklarına göre dereceleri vardır. Herkese işlediklerinin karşılığı ödenir ve kendilerine zulmedilmez.

    Süleyman Ateş

    Her birinin (inananların ve inanmayanların) yaptıkları işlerden dereceleri vardır. Allah, onlara yaptıklarının karşılığını tam verir; kendilerine hiç haksızlık edilmez.

    Süleymaniye Vakfı

    Herkesin yaptığı işe göre dereceleri vardır dipnot 1 . Bu, (Allah'ın) onlara, yaptıklarının karşılığını tam olarak vermesi içindir. Onlara haksızlık yapılmayacaktır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Herkesin yaptıkları işlere göre alacağı dereceler vardır. Bu, yaptıklarının tam karşılığını vermek içindir. Kimseye haksızlık yapılmayacaktır.

    Şaban Britch

    Yaptıklarından dolayı hepsinin dereceleri vardır. Zulme/haksızlığa uğratılmadan, yaptıkları kendilerine tam olarak verilir.

    Şaban Piriş

    Yaptıklarından dolayı hepsinin dereceleri vardır. Hiç haksızlığa uğratılmadan, yaptıkları kendilerine ödenmiştir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Herbirinin, yapıp ettiklerinden dereceleri vardır. Amellerinin karşılığı eksiksiz verilecektir, hiçbir haksızlığa uğratılmayacaklardır.

  6. Ahkâf suresi, 20. ayet — bütün mealleriyle aç

    Ahkâf suresi, 20. ayet. وَيَوْمَ يُعْرَضُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ عَلَى ٱلنَّارِ أَذْهَبْتُمْ طَيِّبَٰتِكُمْ فِى حَيَاتِكُمُ ٱلدُّنْيَا وَٱسْتَمْتَعْتُم بِهَا فَٱلْيَوْمَ تُجْزَوْنَ عَذَابَ ٱلْهُونِ بِمَا كُنتُمْ تَسْتَكْبِرُونَ فِى ٱلْأَرْضِ بِغَيْرِ ٱلْحَقِّ وَبِمَا كُنتُمْ تَفْسُقُونَ

    Diyanet İşleri

    İnkar edenler ateşe sunuldukları gün, (onlara şöyle denir:) "Dünyadaki hayatınızda güzelliklerinizi bitirdiniz, onların zevkini sürdünüz. Bugün ise yeryüzünde haksız yere büyüklük taslamanızdan ve yoldan çıkmanızdan dolayı, alçaltıcı bir azapla cezalandırılacaksınız."

    Mehmet Okuyan

    Kâfir olanlar ateşe sunulacakları gün (onlara şöyle denecektir): dipnot 1 "Dünyadaki hayatınızda bütün güzel şeylerinizi harcadınız; onlardan yararlandınız. dipnot 2 Bugün ise yeryüzünde haksız olarak kibirlenmeniz ve yoldan çıkmanızdan dolayı küçük düşürücü bir azapla cezalandırılacaksınız!"

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesaj: Ahkâf 46:34.
    2. metne dön, dipnot 2
      İnkarcılıkla ölenlerin dünyada yapıp ettikleri iyiliklerin karşılığını bu dünyada bitirdikleri ifade edilmektedir.

    Mustafa İslamoğlu

    İşte inkarda ısrar edenlerin ateşe takdim edilecekleri o gün (denilecek ki): "Siz sahip olduğunuz tüm güzellikleri bu dünya hayatında tükettiniz ve onları kısa vadeli bir hazza dönüştürdünüz. Artık bu gün yeryüzünde haksız yere küstahça böbürlendiğiniz ve yoldan çıktığınız için onur kırıcı bir cezaya çarptırılacaksınız.

    Muhammed Esed

    Hakikati inkara şartlanmış olanlar ateşin karşısına getirilecekleri Gün, (onlara:) "Bütün güzel şeyler(deki payınızı) dünya hayatında tükettiniz, (öteki dünyayı hiç düşünmeden) onlarla sefa sürdünüz!" denilecektir, "O halde, bugün yeryüzünde küstahça büyüklük tasladığınız ve haklı olan her şeye karşı mücadele ettiğiniz için ve yaptığınız bütün sapkınlıkların karşılığı olarak aşağılanma cezası ile cezalandırılacaksınız!"

    Ahmed Hulusi

    Hakikat bilgisini inkar edenlerin ateşe getirileceği süreçte: "Dünya hayatınızda güzelliklerinizi yaşayıp, verilen ömrü geçici zevkler uğruna tükettiniz! Bugün ise Hakk'ın gayrı olarak arzda benlik taslamanız ve bozuk inançla yaşamanız dolayısıyla alçaltıcı azabı yaşamak suretiyle karşılığını alacaksınız!"

    Ali Bulaç

    İnkar edenler ateşe sunulacakları gün, (onlara şöyle denir:) "Siz dünya hayatınızda bütün 'güzellikleriniz ve zevklerinizi tüketip yok ettiniz, onlarla yaşayıp zevk sürdünüz. İşte yeryüzünde haksız yere büyüklenmeniz (istikbarınız) ve fasıklıkta bulunmanızdan dolayı, bugün alçaltıcı bir azab ile cezalandırılacaksınız."

    Ali Özek ve heyeti

    İnkâr edenler ateşe arz olunacakları gün (onlara şöyle denir); Dünyadaki hayatınızda bütün güzel şeylerinizi harcadınız, onların zevkini sürdünüz. Bugün ise yeryüzünde haksız yere büyüklük taslamanızdan ve yoldan çıkmanızdan dolayı alçaltıcı bir azap göreceksiniz!

    Ali Rıza Safa

    Ve ateşe sunulacakları gün, nankörlük edenlere: "Güzel şeylerinizin tümünü, dünya yaşamında tükettiniz; onların tadını çıkardınız. Artık bugün, yeryüzünde haksız yere büyüklük tasladığınız ve yoldan çıktığınız için aşağılayıcı bir cezayla cezalandırılacaksınız!"

    Bayraktar Bayraklı

    İnkar edenler ateşle yüz yüze getirilecekleri gün, onlara şöyle denir: "Dün hayatınızdaki bütün güzelliklerinizi boşa harcayıp safasını sürdünüz. Bugün ise yeryüzünde haksız yere büyüklük taslamanızdan ve yoldan çıkmanızdan dolayı alçaltıcı bir azap göreceksiniz."

    Edip Yüksel

    İnkarcılar cehenneme sunulduğu gün, "Dünya hayatında tüm güzel şeylerinizi boşa harcayıp onların zevkini sürdünüz. Yeryüzünde haksız yere büyüklenmenizin ve yoldan çıkmanızın karşılığında bugün alçaltıcı azabı göreceksiniz."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İnkarcılar cehenneme sunulduğu gün, 'Dünya hayatında tüm güzel şeylerinizi boşa harcayıp onların zevkini sürdünüz. Yeryüzünde haksız yere büyüklenmenizin ve yoldan çıkmanızın karşılığında bugün alçaltıcı azabı göreceksiniz.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    İnkar edenler ateşin karşısına çıkarılacakları gün şöyle denir: "Siz, bütün güzel nimetterinizi dünya hayatınızda giderdiniz ve onlarla sefa sürdünüz. Artık bugün, yeryüzünde haksız yere büyüklük tasladığınız için ve dinden çıkıp fasık olmanız yüzünden aşağılayıcı bir azapla cezalandırılacaksınız!"

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve küfredenler ateşe arzolunacağı gün şöyle denir: siz bütün tayyibatınızı (lezaizinizi) Dünya hayatınızda giderdiniz ve onlarla zevkyab oldunuz, alacağınızı aldınız, artık bu gün hakaret azabiyle cezalanacaksınız çünkü Yer yüzünde haksızlıkla kibir taslıyordunuz ve çünkü dinden çıkıp fasıklık ediyordunuz

    Erhan Aktaş

    Kafirler, ateşe arz edilirlerken, onlara: "Dünya hayatınızda sahip olduğunuz tüm güzel şeyleri boşa harcadınız. Onlarla sefa sürdünüz. Yeryüzünde haksız yere büyüklük tasladığınız ve doğru yoldan saptığınız için, artık bugün alçaltıcı bir azapla cezalandırılacaksınız." denir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Kafirler, ateşe arz edilirlerken, onlara: "Dünya hayatınızda sahip olduğunuz tüm güzel şeyleri boşa harcadınız. Onlarla sefa sürdünüz. Yeryüzünde haksız yere büyüklük tasladığınız ve doğru yoldan saptığınız için, artık bugün alçaltıcı bir azapla cezalandırılacaksınız." denir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    O gün, gerçeği yalanlayan nankörler, ateşe arz edilirlerken, onlara: "Dünya hayatınızda sahip olduğunuz tüm güzel şeyleri boşa harcadınız. Onlarla sefa sürdünüz. Yeryüzünde haksız yere büyüklük tasladığınız ve doğru yoldan saptığınız için, artık bugün alçaltıcı bir azapla cezalandırılacaksınız." denir.

    Gültekin Onan

    Küfredenler ateşe sunulacakları gün, (onlara şöyle denir:) "Siz dünya hayatınızda bütün 'güzellikleriniz ve zevklerinizi' tüketip yok ettiniz, onlarla yaşayıp zevk sürdünüz. İşte yeryüzünde haksız yere büyüklenmeniz ve fasıklık yapmanızdan dolayı bugün alçaltıcı bir azab ile cezalandırılacaksınız."

    Hasan Basri Çantay

    Kafirlere, ateşin karşısına (getirilerek) gösterileceği gün, (denilir ki) "Siz bütün zevkleri (nizi) dünya hayatınız içinde (yaşayıb) bitirdiniz. Bunlarla safa sürdünüz. İşte yer (yüzün) de haksız yere kibirlenmekde ve fısk (-u fücur) a sapmakda olmanıza mukaabil bugün horluk azabiyle cezalandırılacaksınız".

    İbni Kesir

    O küfredenlere, ateşe sunuldukları gün: Dünyadaki hayatınızda sizin için temiz olan her şeyi harcadınız, onların zevkini sürdünüz. Bugün ise yeryüzünde haksız yere büyüklük taslamanızdan ve fasıklık etmenizden ötürü alçaltıcı bir azab göreceksiniz, denir.

    Mehmet Alagaş

    (7, 15, 18, 19, 20) Biz insana anne babasına güzel davranmasını vasiyet ettik, onu, annesi zorlanarak taşıdı, zorlanarak onu doğurdu, onu taşıması ve emzirmesi otuz aydır , yetişkinliğe / rüştüne ulaştığında, kırk senesine ulaştığında dedi ki , anne babamı ve beni nimetlendirdiğin nimetine şükretmeye beni sevkeyle / vezea et, razı olacağın salih amel işleye yim beni soyum içinde / zürriyetim içinde ıslah et , vazgeçerek sana döndüm ve kesinlikle teslim olanlardanım. (Bedenin olgunluk yaşı 20 li yıllar, beynin / aklın olgunluk yaşı 30 lu yıllar, kalbin / gönlün olgunluk yaşı 40 lı yıllar, teslimiyette olgunluk yaşları 50 li yıllar , imanda olgunluk yaşları 60 lı yıllar ... 63 sonrası geç olgunluk dönemleri yahut h âlâ hamlık) İşte onların amellerini güzellikle kabul edeceğiz, kötülüklerinden de cayacağız / cevaz vereceğiz, cennet halkı olacaklar, sizlere vaad edilen doğruluk vaadidir. Anne babasına uf diyen , beni, siz ikiniz, gelip geçmiş nice nesillerin tekrar çıkarılmasıyla / diriltilmesiyle tehdit mi ediyorsunuz diyen kişi için, her ikisi de (anne ve baba) Allah’ın yardımına sığınarak, (evlatlarına) yazıklar olsun sana iman et, muhakkak ki Allah’ın vaadi haktır diyorlardı. O ise nedir ki bu? sadece evvelkilerin masalları diyordu. İns ve cinden geçmiş ümmetler içerisinde işte onlar üzerlerine gerçek bir söz / hakiki bir söz vardır. İşte onlar gerçekten hasara uğramışlardır. Amellerini tam olarak ödemek için , onların yaptıklarının her biri derecelendirilir ve onlara zulmedilmez. O gün kafirler ateşe arz olunurlar , dünya hayatınızda, tüm hoşluklarınızı bitirdiniz / tükettiniz , ondan faydalandınız, bugün aşağılık azapla / onur kırıcı azap ile cezalandırılacaksınız, bu azap arzda yoldan çıkmanız ve haksız yere büyükleniyor olmanız nedeniyledir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Kâfirler, ateşe sunulduğu gün: "Dünya hayatınızda bütün iyiliklerinizi yitirdiniz. Onlardan isteğiniz gibi faydalandınız. Bugün ise, dünyada haksız yere büyüklenmeniz ve fasıklık yapmanız sebebiyle alçaltıcı bir azap ile cezalandırılacaksınız." denir.

    Süleyman Ateş

    İnkar edenler ateşe sunulacakları gün, (kendilerine denir ki): "Dünya hayatınızda bütün güzel şeylerinizi zayi ettiniz; (orada) bunlarla sefa sürüp bunları tükettiniz (burası için hiçbir şey bırakmadınız). Yeryüzünde haksız yere büyüklük taslamanızdan ve yoldan çıkmanızdan ötürü bugün, alçaltıcı bir azab ile cezalandırılacaksınız."

    Süleymaniye Vakfı

    Kafirlik edenler ateşin karşısına getirildikleri gün dipnot 1 , onlara şöyle denir: "Siz güzel şeylerinizi (ahireti hesaba katmadan) dünyadaki hayatınızda tükettiniz. Onların keyfini sürdünüz. Bugün ise yeryüzünde haksız yere büyüklenmenize ve yoldan çıkmanıza karşılık alçaltıcı bir azapla cezalandırılacaksınız dipnot 2 ."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    O ateşin karşısına getirildikleri gün, ayetleri görmezlikten gelenlere (kafirlere) şöyle denir: "Siz bütün zevklerinizi dünyada yaşarken tükettiniz. Yeryüzünde haksız yere büyüklenmenize ve yoldan çıkmanıza karşılık bugün alçaltıcı bir azapla cezalandırılacaksınız."

    Şaban Britch

    Kâfirler, ateşe sunulduğu gün: Dünya hayatınızda bütün iyiliklerinizi yitirdiniz. Onlardan isteğiniz gibi faydalandınız. Bugün ise, dünyada haksız yere büyüklenmeniz ve fasıklık yapmanız sebebiyle alçaltıcı bir azap ile cezalandırılacaksınız, denir.

    Şaban Piriş

    Nankörlük edenler ateşe sunulduğu gün: -Dünya hayatınızda bütün iyiliklerinizi yitirdiniz. Onlardan isteğiniz gibi faydalandınız. Bugün ise, dünyada haksız yere büyüklenmeniz ve fasıklık yapmanız sebebiyle alçaltıcı bir azap ile cezalandırılacaksınız, denir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Gün olur, inkar edenler ateşe arz edilirler. Onlara denir ki: "İyiliklerinizi/nimetlerinizi, o iğreti dünya hayatınızda silip süpürdünüz, onlarla zevklenip eğlendiniz. Bugünse alçaltıcı azapla cezalandırılacaksınız. Çünkü siz, yeryüzünde haksız yere büyüklük tasladınız ve gerçeğe ters düştünüz."

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.