En'âm suresi · 1–11. ayetler

Yaratılış; yalanlayanların hâli ve helâk edilenler

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. En'âm suresi, 1. ayet — bütün mealleriyle aç

    En'âm suresi, 1. ayet. ٱلْحَمْدُ لِلَّهِ ٱلَّذِى خَلَقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ وَجَعَلَ ٱلظُّلُمَٰتِ وَٱلنُّورَ ثُمَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ بِرَبِّهِمْ يَعْدِلُونَ

    Diyanet İşleri

    Hamd, gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydınlığı var eden Allah'a mahsustur. Böyle iken inkar edenler başka şeyleri Rablerine denk tutuyorlar.

    Mehmet Okuyan

    Hamd (övgü), gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydınlığı var eden Allah içindir. (Bunca delilden) sonra kâfir olanlar (hâlâ putları) Rableri ile denk tutuyorlar. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Burada geçen [ya‘dilûne] fiili "adaletli davranmak" değil, putperestlerin putlarını Yüce Allah'a denk tutmaları yani şirk koşmaları anlamındadır.

    Mustafa İslamoğlu

    Bütün hamd gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydınlığı var eden Allah'a mahsustur. Buna rağmen tevhid hakikatini inkar edenler, başkalarını Rablerine denk tutarlar.

    Muhammed Esed

    Her türlü övgü, gökleri ve yeri yaratan, derin karanlığı ve (parlak) aydınlığı var eden Allaha özgüdür: Ama hakikati inkara şartlanmış olanlar, başka güçleri Rableri ile eş tutarlar!

    Ahmed Hulusi

    Hamd; semalar ve arz'ı yaratan, karanlıkları (bilgisizlikler) ve Nur'u (ilmi) oluşturan Allah'a aittir. . . Öte yandan, hakikati inkarda ısrar edenler, (varsandıkları dışsal tanrılarını) Rablerine (hakikatlerindeki El Esma mertebesine) denk tutarlar (bunun sonucunda da şirk ortaya çıkar)!

    Ali Bulaç

    Hamd, gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydınlığı (nuru) kılan Allah'adır. (Bundan) Sonra bile, inkar edenler, Rablerine (bir takım varlıkları ve güçleri) denk tutuyorlar.

    Ali Özek ve heyeti

    Hamd, gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydınlığı var eden Allah'a mahsustur. (Bunca âyet ve delillerden) sonra kâfir olanlar (hâla putları) RabIeri ile denk tutuyorlar.

    Ali Rıza Safa

    Gökleri ve yeryüzünü yaratan, karanlıkları ve aydınlığı var eden Allah'a övgüler olsun! Nankörlük edenler, yine de Efendilerini, başkalarıyla denk tutuyorlar.

    Bayraktar Bayraklı

    Her türlü övgü, gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydınlığı var eden Allah'a aittir. Bunca delilden sonra hakikati inkar edenler, başka güçleri Rabbleri ile denk tutarlar.

    Edip Yüksel

    Övgü, gökleri ve yeri yaratan, karanlığı ve ışığı var eden ALLAH'a yaraşır. Buna rağmen, inkarcılar Efendi'lerini başkalarıyla denk tutuyor.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Övgü, gökleri ve yeri yaratan, karanlığı ve ışığı vareden ALLAH'a yaraşır. Buna rağmen, inkarcılar Rab'lerini başkalarıyla denk tutuyor.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Hamd, gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydınlığı var eden Allah'a mahsustur. Yine de hakkı tanımayanlar bunları kendilerini yaratana denk tutuyorlar.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Hamd o Allahın hakkıdır ki Gökleri ve yeri yarattı zulmetleri ve nuru yaptı, sonra da Hakkı tanımayanlar bunları kendilerini yaratana denk tutuyorlar

    Erhan Aktaş

    Hamd, dipnot 1 gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydınlığı var eden Allah'a özgüdür. Yine de Kafirler dipnot 2 ilahlarını dipnot 3 Rabb'leriyle denk tutuyorlar.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Övgüye ve teşekküre layık yegane varlık. Bir nimetin ve güzelliğin kaynağı ve sahibi olan gücü, övgü ve yüceltme sözleriyle anmaktır. Bu anlamıyla "hamd", verilen bir nimetten yararlanma veya yapılan bir yardımla feraha çıkma karşılığı olmaktan çok, o nimeti veren Yaratıcı'nın sonsuz güç ve kuvvetine duyulan hayranlık sebebiyle dile getirilen bir övgüdür. Hamid: Övgüye ve teşekküre layık yegane varlık.
    2. metne dön, dipnot 2
      İnançsız, iman etmeyen. Gerçeğin üzerini örten, gerçeği kabul etmeyen, gerçeğe karşı nankörlük eden. Allah'ı ve vahyi reddeden. Fıtri yeteneğini köreltip örten. Küfr, İman'ın emin olmanın, güvenmenin, onaylamanın karşıtıdır. Kur'an, ektiği tohumun üzerini toprakla örttüğü için çiftçiye de kafir demektedir (57:20).
    3. metne dön, dipnot 3
      İlah, (Çoğulu Alihe) hizmet edilen, tapınılan, kulluk edinilen, koruyucu, gönülden bağlanıp sığınılan, yüceliği karşısında hayrete düşülen, duyularla idrak edilemeyen, gibi anlamları olan bir kavramdır. Hakk veya Batıl olsun tapılmaya layık görülüp ibadet edilen her varlığa ilah adı verildiği ve alihe şeklinde çoğulu bulunduğu dikkate alınınca, ilahın tanrı anlamına geldiği, Allah'ın ise bir ve kendisinden başka "gerçek ilah" olmayanın adı olduğu, diğer bir ifade ile Allah'a özgü bir isim olduğu ortaya çıkar. Kur'an'a baktığımız zaman ilah kelimesinin kök harflerinden hiç fiil gelmediği görülür. El-İlah şeklinde bir kullanımı da yoktur. Bu nokta da sadece Allah kelimesinin El-İlahı yansıttığı görülmektedir. Dolayısı ile Allah ve Tanrı kelimeleri birbirinin anlam eşiti değildir. İlahlar denebilir ama Allahlar denemez. Bu da birbirlerinin eşiti olmadıklarını gösterir. Onun için Allah'a tanrı denmesi doğru değildir. "Allah ancak bir tek ilahtır" (4:171).

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Hamd dipnot 1 , gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydınlığı var eden Allah'a özgüdür. Yine de Kafirler dipnot 2 ilahlarını Rabb'leriyle denk tutuyorlar.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Övgüye ve teşekküre layık yegane varlık. Bir nimetin ve güzelliğin kaynağı ve sahibi olan gücü, övgü ve yüceltme sözleriyle anmaktır. Bu anlamıyla "hamd", verilen bir nimetten yararlanma veya yapılan bir yardımla feraha çıkma karşılığı olmaktan çok, o nimeti veren yaratıcının sonsuz güç ve kuvvetine duyulan hayranlık sebebiyle dile getirilen bir övgüdür.
    2. metne dön, dipnot 2
      Kafir: İnançsız, inanmayan, gerçeğin üzerini örten, gerçeği kabul etmeyen, nankör. Allah'ı ve vahyi reddeden. Küfr, İman'ın karşıtıdır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Hamd dipnot 1 , gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydınlığı var eden Allah'a özgüdür. Gerçeği yalanlayan nankörler ilahlarını Rabb'leriyle denk tutuyorlar.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yüce, Güçlü ve Övgüye Değer Yegane Varlık.

    Gültekin Onan

    Hamd, gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve nuru kılan Tanrı'yadır. (Bundan) Sonra bile, küfredenler, rablerine (bir takım varlıkları ve güçleri) denk tutuyorlar.

    Hasan Basri Çantay

    Hamd olsun — O gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydınlığı var eden — Allaha. Kafir olanlar (bunca ayet ve delillerin zuhurundan) sonra (bunları veya bunlardan bir kısmını) haala Rableriyle denk tutuyorlar.

    İbni Kesir

    Hamd; gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydınlığı vareden Allah'a mahsustur. Sonra da kafirler bunları rabblarına denk tutuyorlar.

    Mehmet Alagaş

    (1-21) Hamd semaları ve arzı yaratan Allah içindir, karanlık ve aydınlığı yapandır, sonra da örtbas edenler / kafirler rablerine denkler tutuyorlar, sizi çamurdan yaratan, sonra süreyi / eceli koyan O dur, tanımlanmış süre onun yanındadır, siz de tereddüt içindesiniz, semalarda ve yerde olan O, Allah'tır , sizin gizlinizi de açığınızı da bilir, ne kazandığınızı da bili r. Rablerinin ayetlerinden hiçbir ayet onlara gelmiyor ki ondan sadece sırt çevirmiş olmasınlar , kesin olan şu ki onlara gerçek geldiğinde yalanladılar, ilerde onlara alay ettikleri şeylerin haberleri verilecektir, kendilerinden önce nice kuşak / nesil h elak ettik görmediler mi? Size vermediğimiz imkanlarla arzda onları imk ânlandırdık, semadan onlara bol yağmurlu buluttan yağmur indirdik, altlarından akan nehirler yaptık, günahlarından ötürü onları yok ettik / helak ettik, onların ardından başkaca kuşaklar / nesiller inşa ettik. Eğer sana yazılı bir kitap indirseydik onlarda ona dokunsalardı, yine kafirler derlerdi ki bu sadece bir büyüdür / sihirdir, dediler ki ona bir melek indirilse ya, şayet / ola ki melek indirsek, iş gerçekleşir / emir oluşur sonra onlar da bekletilmezdiler, (Musa’ya tablet üstüne yazılı indi Muhammed ’e yazılı inmiyor, muayene / kontrol imkânı istiyorlar) eğer ki Onu melek yapsa idik onu yine adam şeklinde yapardık onlar düştükleri şüpheye yine düşerlerdi Yemin olsun ki resullerle senden önce de alay ettiler, Onunla alay ediyor olmaları nedeniyle alay ettikleri şeyle kuşatıldılar, de ki Arzda gezin ve sonra da yalanlayanların sonu nasıl olmuş bakın. De ki semalarda ki ve arzdakiler kim içindir? Allah içindir de. Allah kendine rahmeti yazdı / farz kıldı, içinde şüphe taşımaz bir şeki lde sizi kıyamet günü biraraya getirecektir , kendilerini hasara uğratanlar, onlar ki iman etmiyorlar , g ecede ve gündüz de duran ne varsa Onundur, O işitendir , bilendir. Semaları v e arzı yaratandan Allahtan başkasını mı dost edineceğim? O doyrulmaz doyurur (niçin O’na yemesi için yiyecek taktim edersiniz) de ki ben ilk teslim olan kişi olmakla ve de ortak koşanlardan olmamakla kesin bir şekilde emrolundum . D e ki ben Rabbime asi / isyan eden olursam büyük günün azabından korkuyorum, O gün kimden azap giderilir ise o esirgenmiştir / ona rahmet edilmiştir , bu apaçık kurtuluştur. Sana eğer Allah, bir zarar dokundurursa Ondan başka onu giderecek yoktur, sana eğer bir hayır dokundurursa ki O her şeyi güç yetirip ayarlayandır, Onun kudreti kullarının üstündedir ve O Yargıçtır / Hâkimdir, haberi olandır. (Allah görmek için ne göze ne de ışığa ihtiyaç duyar , Her güçlü olanın güçsüz bi r anı olabilir Allah daima güçlüdür.) Tanıklık / Şahitlik bakımından hangi şey daha büyüktür, Allah benimle sizin aranızda Şahittir de. Bana bu okunan / kuran kavuşan / ulaşan kimseyi uyarayım diye vahyoluyor, şimdi siz Allah’la beraber başkaca bir ilah olduğuna şahitlik eder misiniz? Ben şahitlik etmem de . K esinlikle ondan başka ilah yoktur ve ben de ortak koştuklarınızdan uzağım de . Kendilerine kitap verdiklerimiz Onu babalarını tanıdıkları gibi tanırlar kendilerini hasara uğratanlar ise, işte onlar iman etmezler, Allaha yalanı iftira eden yahut O ’nun ayetlerini yalanlayanlardan daha zalim kimdir ? Kesinlikle O, zalimleri başarılı sonuca ulaştırmaz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Hamt, gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydınlığı var eden Allah’a mahsustur. Böyle iken kâfirler Rablerine (ibadet etmede başkalarını) denk tutuyorlar.

    Süleyman Ateş

    Hamdolsun o Allah'a ki, gökleri ve yeri yarattı, karanlıkları ve aydınlığı var etti. Yine de inkarcılar, Rablerine eşler tutuyorlar.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Her şeyi güzel yapmak, gökleri ve yeri yaratmış, karanlıkları ve aydınlığı (nuru) oluşturmuş olan Allah'a mahsustur. Ama Rablerini dipnot 1 görmezlikten gelenler (kafirlik edenler), başkasını O'na denk sayıyorlar.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Sahiplerini

    Şaban Britch

    Hamd, gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydınlığı var eden Allah’a mahsustur. Yine de kâfirler Rab’lerine (ibadet etmede başkalarını) denk tutuyorlar.

    Şaban Piriş

    Hamd, gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydınlığı var eden Allah'a mahsustur. Yine de kafirler Rab'lerine (başkalarını) denk tutuyorlar.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Hamt Allah'adır! O ki gökleri ve yeri yaratmış, karanlıklara ve nura vücut vermiştir. Sonra, gerçeği örtenler bunları Rablerine denk tutuyorlar.

  2. En'âm suresi, 2. ayet — bütün mealleriyle aç

    En'âm suresi, 2. ayet. هُوَ ٱلَّذِى خَلَقَكُم مِّن طِينٍ ثُمَّ قَضَىٰٓ أَجَلًا وَأَجَلٌ مُّسَمًّى عِندَهُۥ ثُمَّ أَنتُمْ تَمْتَرُونَ

    Diyanet İşleri

    O öyle bir Rab'dır ki, sizi çamurdan yaratmış, sonra (her birinize) bir ecel tayin etmiştir. (Kıyametin kopması için) belirlenmiş bir ecel de O'nun katındadır. Siz ise hala şüphe ediyorsunuz.

    Mehmet Okuyan

    Sizi bir çamurdan yaratan, dipnot 1 sonra da bir süre belirleyen O'dur. (Bir de) O'nun katında belirlenmiş bir süre vardır. (Buna rağmen siz hâlâ) şüphe ediyorsunuz.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: A‘râf 7:12; İsrâ 17:61; Mü'minûn 23:12; Secde 32:7; Sâffât 37:11; Sâd 38:71, 76.

    Mustafa İslamoğlu

    O'dur sizi balçıktan yaratan, sonra bir ömür tayin eden; yalnızca O'nun bildiği bir ömür. Fakat hala tereddüt içinde bocalıyorsunuz.

    Muhammed Esed

    Odur sizi balçıktan yaratan ve sonra (sizin için) bir ömür tayin eden, (yalnızca) Onun bildiği bir ömür. Ama hala şüphe edip duruyorsunuz,

    Ahmed Hulusi

    "HU" ki, sizi tıynden (su ve toprak elementleri) yarattı; sonra bir ecel (bedenle yaşam süreci) hükmetti. . . Belirlenmiş yaşam süreci O'nun indindedir. . . (Bütün bunlardan) sonra hala şüphe ediyorsunuz.

    Ali Bulaç

    Sizi çamurdan yaratan, sonra bir ecel belirleyen O'dur. Adı konulmuş ecel, O'nun katındadır. Sonra siz (yine) kuşkuya kapılıyorsunuz.

    Ali Özek ve heyeti

    Sizi bir çamurdan yaratan, sonra da ecel (ölüm) zamanını takdir eden ancak O'dur. Bir de O'nun katında belirli bir ecel (kıyâmet ) vardır. Siz hâla şüphe ediyorsunuz.

    Ali Rıza Safa

    O, sizi balçıktan yaratmıştır. Sonra, bir yaşam süresi belirlemiştir. Ve belirlenmiş süre, O'nun katındadır. Yine de kuşku duyuyorsunuz. dipnot 111

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 111
      "Ve belirlenmiş süre, O'nun katındadır." olarak yazdığımız tümce, kimi çevirilerde, "Belirlenmiş başka bir süre de O'nun katındadır." biçiminde iki ayrı yaşam süresi anlamı verilerek çevrilmiştir. Böyle çevirenler arasında da "Bireylerin eceli ve toplumların eceli" veya "Bireylerin eceli ve evrenleri sonlandıran ecel" veya "Doğal biçimde son bulan yaşam ve doğal olmayan biçimde son bulan yaşam" biçiminde değişik yorumlar yapılmıştır.

    Bayraktar Bayraklı

    Sizi balçıktan yaratan ve sonra sizin için bir ömür tayin edenO'dur.Bir de O'nun katında belirli bir ömür/ecel vardır.Fakat siz hala şüphe edip duruyorsunuz.

    Edip Yüksel

    O ki sizi balçıktan yarattı ve sonra yaşam süresi belirledi. Belirlenmiş süre O'nun katındadır. Siz ise hala kuşku duyuyorsunuz.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    O ki sizi balçıktan yarattı ve sonra yaşam süresi belirledi. Belirlenmiş süre O'nun katındadır. Siz ise hala kuşku duyuyorsunuz

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    O, öyle bir yaratıcıdır ki, sizi çamurdan yarattı, sonra bir eceli bitirdi. Bir ecel de O'nun katında adlandırılmıştır. Sonra da siz daha şüphe mi ediyorsunuz?

    Elmalılı Hamdi Yazır

    O, o halıktır ki sizi bir çamurdan yarattı, sonra bir eceli bitirdi bir ecel de nezdinde müsemma, sonra da siz daha şübhe ediyorsunuz

    Erhan Aktaş

    O, sizi çamurdan yarattı. Sonra eceli dipnot 1 tayin etti. Ve adı belirlenmiş ecel O'nun yanındadır. dipnot 2 Sonra da sizler hala kuşkulanıyorsunuz.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Biçilmiş süre, bekleme süresi. Bir sürenin son anı. Ölüm. Ecelin gelmesi Allah'ın belirlediği yasalara göre gerçekleşir. Bütün olaylar sebep sonuç ilişkisine bağlıdır. Ölüm koşulları oluşmadan ölüm meydana gelmez.
    2. metne dön, dipnot 2
      Belirlenen süre, sürenin son anına ait bilgi yalnızca Allah'ın bilgisindedir. O'ndan başkası bunu bilemez.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    O, sizi çamurdan yarattı. Sonra eceli dipnot 1 tayin etti. Ve adı belirlenmiş ecel O'nun yanındadır. dipnot 2 Sonra da sizler hala kuşkulanıyorsunuz.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Biçilmiş süre, bekleme süresi. Bir sürenin son anı. Ölüm.  Ecelin gelmesi Allah'ın belirlediği yasalara göre gerçekleşir. Bütün olaylar sebep sonuç ilişkisine bağlıdır. Ölüm koşulları oluşmadan ölüm meydana gelmez.
    2. metne dön, dipnot 2
      Belirlenen süre, sürenin son anına ait bilgi yalnızca Allah'ın bilgisindedir. O'dan başkası bunu bilemez.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    O, sizi balçıktan yarattı. Sonra "ecel"i dipnot 1 tayin etti. Ve adı belirlenmiş ecel O'nun yanındadır. dipnot 2 Sonra da sizler hala kuşkulanıyorsunuz.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ecel, bir şeyin belirlenmiş süresidir. Bir sürenin son anı demektir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Belirlenen süre, sürenin son anına ait bilgi yalnızca Allah'ın bilgisindedir. O'dan başkası bunu bilemez.

    Gültekin Onan

    Sizi çamurdan yaratan, sonra bir ecel belirleyen O'dur. Adı konulmuş ecel O'nun katındadır. Sonra siz (yine) kuşkuya kapılıyorsunuz.

    Hasan Basri Çantay

    O, sizi bir çamırdan yaratan, sonra ölüm zamanını hükm-ü takdir edendir. Bir de Onun katında ma'lum (başka) bir ecel vardır. (Ey kafirler, bunu bilib durdukdan) sonra da haala (ba's hakkında) şübhe edersiniz ha!

    İbni Kesir

    O'dur; sizi, bir çamurdan yaratan. Sonra da size bir ecel tayin eden. Bir de O'nun katında belli bir ecel vardır. Siz hala şüphe edip durursunuz.

    Mehmet Alagaş

    (1-21) Hamd semaları ve arzı yaratan Allah içindir, karanlık ve aydınlığı yapandır, sonra da örtbas edenler / kafirler rablerine denkler tutuyorlar, sizi çamurdan yaratan, sonra süreyi / eceli koyan O dur, tanımlanmış süre onun yanındadır, siz de tereddüt içindesiniz, semalarda ve yerde olan O, Allah'tır , sizin gizlinizi de açığınızı da bilir, ne kazandığınızı da bili r. Rablerinin ayetlerinden hiçbir ayet onlara gelmiyor ki ondan sadece sırt çevirmiş olmasınlar , kesin olan şu ki onlara gerçek geldiğinde yalanladılar, ilerde onlara alay ettikleri şeylerin haberleri verilecektir, kendilerinden önce nice kuşak / nesil h elak ettik görmediler mi? Size vermediğimiz imkanlarla arzda onları imk ânlandırdık, semadan onlara bol yağmurlu buluttan yağmur indirdik, altlarından akan nehirler yaptık, günahlarından ötürü onları yok ettik / helak ettik, onların ardından başkaca kuşaklar / nesiller inşa ettik. Eğer sana yazılı bir kitap indirseydik onlarda ona dokunsalardı, yine kafirler derlerdi ki bu sadece bir büyüdür / sihirdir, dediler ki ona bir melek indirilse ya, şayet / ola ki melek indirsek, iş gerçekleşir / emir oluşur sonra onlar da bekletilmezdiler, (Musa’ya tablet üstüne yazılı indi Muhammed ’e yazılı inmiyor, muayene / kontrol imkânı istiyorlar) eğer ki Onu melek yapsa idik onu yine adam şeklinde yapardık onlar düştükleri şüpheye yine düşerlerdi Yemin olsun ki resullerle senden önce de alay ettiler, Onunla alay ediyor olmaları nedeniyle alay ettikleri şeyle kuşatıldılar, de ki Arzda gezin ve sonra da yalanlayanların sonu nasıl olmuş bakın. De ki semalarda ki ve arzdakiler kim içindir? Allah içindir de. Allah kendine rahmeti yazdı / farz kıldı, içinde şüphe taşımaz bir şeki lde sizi kıyamet günü biraraya getirecektir , kendilerini hasara uğratanlar, onlar ki iman etmiyorlar , g ecede ve gündüz de duran ne varsa Onundur, O işitendir , bilendir. Semaları v e arzı yaratandan Allahtan başkasını mı dost edineceğim? O doyrulmaz doyurur (niçin O’na yemesi için yiyecek taktim edersiniz) de ki ben ilk teslim olan kişi olmakla ve de ortak koşanlardan olmamakla kesin bir şekilde emrolundum . D e ki ben Rabbime asi / isyan eden olursam büyük günün azabından korkuyorum, O gün kimden azap giderilir ise o esirgenmiştir / ona rahmet edilmiştir , bu apaçık kurtuluştur. Sana eğer Allah, bir zarar dokundurursa Ondan başka onu giderecek yoktur, sana eğer bir hayır dokundurursa ki O her şeyi güç yetirip ayarlayandır, Onun kudreti kullarının üstündedir ve O Yargıçtır / Hâkimdir, haberi olandır. (Allah görmek için ne göze ne de ışığa ihtiyaç duyar , Her güçlü olanın güçsüz bi r anı olabilir Allah daima güçlüdür.) Tanıklık / Şahitlik bakımından hangi şey daha büyüktür, Allah benimle sizin aranızda Şahittir de. Bana bu okunan / kuran kavuşan / ulaşan kimseyi uyarayım diye vahyoluyor, şimdi siz Allah’la beraber başkaca bir ilah olduğuna şahitlik eder misiniz? Ben şahitlik etmem de . K esinlikle ondan başka ilah yoktur ve ben de ortak koştuklarınızdan uzağım de . Kendilerine kitap verdiklerimiz Onu babalarını tanıdıkları gibi tanırlar kendilerini hasara uğratanlar ise, işte onlar iman etmezler, Allaha yalanı iftira eden yahut O ’nun ayetlerini yalanlayanlardan daha zalim kimdir ? Kesinlikle O, zalimleri başarılı sonuca ulaştırmaz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    O, sizi çamurdan yaratan, sonra da bir ecel tayin edendir. Bir de O'nun katında belirli bir ecel (kıyamet günü) vardır. Siz ise hâlâ şüphe ediyorsunuz.

    Süleyman Ateş

    O, sizi çamurdan yaratıp, sonra (da hayatınıza) bir süre koymuştur. (Kafirlerin cezalandırılması için) Belirli bir süre de kendi katındadır. Böyle iken, siz hala kuşkulanıyorsunuz.

    Süleymaniye Vakfı

    O, sizi balçıktan yaratan, sonra bir ecel dipnot 1 belirlemiş olandır. Onun katında süresi belirlenmiş bir ecel dipnot 2 daha vardır. Sonra siz, tereddüt ediyorsunuz.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Vücudun yaratılışı sırasında ölçüleri konan son kullanma tarihi, biyolojik ömür. İnsanın vücut ölçüleri döllenmiş yumurta haline geldiği sırada belirlenir(Abese 80/17-19)
    2. metne dön, dipnot 2
      Süresi belirlenmiş ecel (ecel-i müsemma), yalnız Allah'ın bildiği yaşama süresidir. O süre dolunca insan ölür. Bazı yanlış davranışlar bu eceli kısaltabilir. Tövbe edip /dönüş yapıp durumunu düzeltenin eceli eski seviyesine çıkar (İbrahim 14/10, Nuh 71/4). Bunun örneği, Yunus aleyhisselamdır.(Saffat 37/139-149)

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sizi balçıktan yaratan O'dur. Sonra bir ecel dipnot 1 belirlemiştir. Belirlenmiş başka bir ecel dipnot 1 de O'nun katındadır. Siz yine de tereddüt geçirirsiniz.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Vücudun yaratılış sırasında belirlenen son kullanma tarihi, biyolojik ömrü
    2. metne dön, dipnot 2
      Belirlenmiş ecel (ecel-i müsemma): O vücut için Allah tarafından ayrıca emredilen ömür. Bu ömür vücudun son kullanma tarihine eşit veya daha kısa olabilir. Kişinin kendi doğal yapısını koruması(takva) ve Allah'ın emirleri doğrultusunda uzayıp kısalabilir. Her varlığın yaratılmadan hemen önce belirlenmiş bir biyolojik eceli vardır. Bu o varlığın son kullanma tarihi gibidir. Bu vadenin aşılması mümkün değildir ancak irade sahibi olan insan, fıtrata aykırı yaşam tarzı, tedbirsizlik gibi nedenlerle ömründen tüketebilir. Bu son kullanma tarihinden başka bir de belirlenmiş ecel olan ‘ecel-i müsemma' vardır. Bu da Allah tarafından o varlık için ayrıca belirlenen eceldir. Bu ecel uzatılamayıp Allah'ın emri ile kısaltılabilir. Ecel ve ömür ile ilgili diğer ayetler: (Enam 6/60), (İbrahim 14/10), (Ankebut 29/53), (Zümer 39/42)

    Şaban Britch

    Sizi çamurdan yaratan, sonra da bir ecel tayin eden O’dur. Bir de O'nun katında belirli bir ecel (kıyamet günü) vardır. Sonra siz şüphe ediyorsunuz.

    Şaban Piriş

    Sizi çamurdan yaratan, sonra da bir ecel tayin eden O'dur. O'nun yanında ecel belirlidir. Ama siz şüphe ediyorsunuz.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Sizi bir balçıktan yaratmış olan O'dur. Sonra hüküm verip bir süre belirlemiştir. Belirlenmiş başka bir süre de onun katındadır. Bütün bunlardan sonra siz hala kuşkulanıp duruyorsunuz.

  3. En'âm suresi, 3. ayet — bütün mealleriyle aç

    En'âm suresi, 3. ayet. وَهُوَ ٱللَّهُ فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَفِى ٱلْأَرْضِ يَعْلَمُ سِرَّكُمْ وَجَهْرَكُمْ وَيَعْلَمُ مَا تَكْسِبُونَ

    Diyanet İşleri

    Halbuki O, göklerde de Allah'tır, yerde de. Sizin gizlinizi de bilir, açığa vurduğunuzu da. Sizin daha ne kazanacağınızı da bilir.

    Mustafa İslamoğlu

    Oysa O, göklerde de yerde de Allah'tır; gizlediğinizi de açığa vurduğunuzu da bilir; dahası bütün işlediklerinizle neyi kazandığınızın da farkındadır.

    Muhammed Esed

    oysa O, göklerin ve yerin Allahı, gizlediğiniz ve açıktan yaptığınız her şeyi ve hak ettiklerinizi bilir.

    Ahmed Hulusi

    "HU"dur Allah, semalarda ve arzda. . . Bilir özünüzdekini de, açığa çıkardığınızı da! Bilir (Yaptıklarınızla) neler kazanmakta olduğunuzu da!

    Ali Bulaç

    Göklerde ve yerde Allah O'dur. Gizlinizi ve açığınızı bilir; kazandıklarınızı da bilir.

    Ali Özek ve heyeti

    O, göklerde ve yerde tek Allah'tır. Gizlinizi, açığınızı bilir. (Hayır ve şerden) ne kazanacağınızı da bilir.

    Ali Rıza Safa

    O, göklerde ve yeryüzünde Allah'tır. Gizlediklerinizi de açıkladıklarınızı da bilir; hak ettiklerinizi de bilir.

    Bayraktar Bayraklı

    O, göklerde ve yerde tek Allah'tır. Sizin içinizi de dışınızı da bilir. Ne kazanacağınızı da bilir.

    Edip Yüksel

    O, göklerde ve yerde olan ALLAH. Sizin gizlinizi açığınızı bilir, kazandıklarınızı da bilir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    O, göklerde ve yerde olan ALLAH. Sizin gizlinizi açığınızı bilir, kazandıklarınızı da bilir

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Halbuki göklerde de yerde de Allah O'dur. İçinizi de dışınızı da bilir. Daha ne yapıp kazanacağınızı da bilir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Halbuki o Göklerde de Allah yerde de, sizin içinizi de bilir, dışınızı da, daha ne kesbedeceksiniz onu da bilir

    Erhan Aktaş

    Göklerde ve yerde Allah O'dur. Gizlinizi de açığınızı da bilir. Ve ne kazandığınızı da bilir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Göklerde ve yerde Allah O'dur. Gizlinizi de açığınızı da bilir. Ve ne kazandığınızı da bilir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Göklerde ve yerde Allah O'dur. Gizlinizi de açığınızı da bilir. Ve ne kazandığınızı da bilir.

    Gültekin Onan

    Göklerde ve yerde Tanrı O'dur. Gizlinizi ve açığınızı bilir; kazandıklarınızı da bilir.

    Hasan Basri Çantay

    O, göklerde de, yerde de (ibadete müstehık olan) Allahdır. Sizin içinizi de bilir O, dışınızı da. (Hayr ve şer) ne kazanacağınızı da bilir O.

    İbni Kesir

    O; göklerde de, yerde de Allah'tır. Gizlinizi de aşikarınızı da bilir. Ne kazanacağınızı da bilir.

    Mehmet Alagaş

    (1-21) Hamd semaları ve arzı yaratan Allah içindir, karanlık ve aydınlığı yapandır, sonra da örtbas edenler / kafirler rablerine denkler tutuyorlar, sizi çamurdan yaratan, sonra süreyi / eceli koyan O dur, tanımlanmış süre onun yanındadır, siz de tereddüt içindesiniz, semalarda ve yerde olan O, Allah'tır , sizin gizlinizi de açığınızı da bilir, ne kazandığınızı da bili r. Rablerinin ayetlerinden hiçbir ayet onlara gelmiyor ki ondan sadece sırt çevirmiş olmasınlar , kesin olan şu ki onlara gerçek geldiğinde yalanladılar, ilerde onlara alay ettikleri şeylerin haberleri verilecektir, kendilerinden önce nice kuşak / nesil h elak ettik görmediler mi? Size vermediğimiz imkanlarla arzda onları imk ânlandırdık, semadan onlara bol yağmurlu buluttan yağmur indirdik, altlarından akan nehirler yaptık, günahlarından ötürü onları yok ettik / helak ettik, onların ardından başkaca kuşaklar / nesiller inşa ettik. Eğer sana yazılı bir kitap indirseydik onlarda ona dokunsalardı, yine kafirler derlerdi ki bu sadece bir büyüdür / sihirdir, dediler ki ona bir melek indirilse ya, şayet / ola ki melek indirsek, iş gerçekleşir / emir oluşur sonra onlar da bekletilmezdiler, (Musa’ya tablet üstüne yazılı indi Muhammed ’e yazılı inmiyor, muayene / kontrol imkânı istiyorlar) eğer ki Onu melek yapsa idik onu yine adam şeklinde yapardık onlar düştükleri şüpheye yine düşerlerdi Yemin olsun ki resullerle senden önce de alay ettiler, Onunla alay ediyor olmaları nedeniyle alay ettikleri şeyle kuşatıldılar, de ki Arzda gezin ve sonra da yalanlayanların sonu nasıl olmuş bakın. De ki semalarda ki ve arzdakiler kim içindir? Allah içindir de. Allah kendine rahmeti yazdı / farz kıldı, içinde şüphe taşımaz bir şeki lde sizi kıyamet günü biraraya getirecektir , kendilerini hasara uğratanlar, onlar ki iman etmiyorlar , g ecede ve gündüz de duran ne varsa Onundur, O işitendir , bilendir. Semaları v e arzı yaratandan Allahtan başkasını mı dost edineceğim? O doyrulmaz doyurur (niçin O’na yemesi için yiyecek taktim edersiniz) de ki ben ilk teslim olan kişi olmakla ve de ortak koşanlardan olmamakla kesin bir şekilde emrolundum . D e ki ben Rabbime asi / isyan eden olursam büyük günün azabından korkuyorum, O gün kimden azap giderilir ise o esirgenmiştir / ona rahmet edilmiştir , bu apaçık kurtuluştur. Sana eğer Allah, bir zarar dokundurursa Ondan başka onu giderecek yoktur, sana eğer bir hayır dokundurursa ki O her şeyi güç yetirip ayarlayandır, Onun kudreti kullarının üstündedir ve O Yargıçtır / Hâkimdir, haberi olandır. (Allah görmek için ne göze ne de ışığa ihtiyaç duyar , Her güçlü olanın güçsüz bi r anı olabilir Allah daima güçlüdür.) Tanıklık / Şahitlik bakımından hangi şey daha büyüktür, Allah benimle sizin aranızda Şahittir de. Bana bu okunan / kuran kavuşan / ulaşan kimseyi uyarayım diye vahyoluyor, şimdi siz Allah’la beraber başkaca bir ilah olduğuna şahitlik eder misiniz? Ben şahitlik etmem de . K esinlikle ondan başka ilah yoktur ve ben de ortak koştuklarınızdan uzağım de . Kendilerine kitap verdiklerimiz Onu babalarını tanıdıkları gibi tanırlar kendilerini hasara uğratanlar ise, işte onlar iman etmezler, Allaha yalanı iftira eden yahut O ’nun ayetlerini yalanlayanlardan daha zalim kimdir ? Kesinlikle O, zalimleri başarılı sonuca ulaştırmaz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    O , göklerde ve yerde tek Allah’tır. Gizlinizi de açığınızı da bilir, neyi yapıp ettiğinizi de bilir.

    Süleyman Ateş

    O, göklerde de, yerde de (tek) Allah'tır. Sizin gizlinizi, açığınızı ve ne kazandığınızı bilir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    O Allah'tır; göklerde ve yerde ilah O'dur dipnot 1 . Sırrınızı da bilir açıkladığınızı da. Bütün kazandıklarınızı bilir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bkz: Zuhruf 43/84

    Şaban Britch

    Göklerde ve yerde ibadet olunan “Allah” O’dur. Gizlinizi de açığınızı da bilir. Ne kazandığınızı da bilir.

    Şaban Piriş

    Göklerde ve yerde "Allah" O'dur. Gizlinizi de açığınızı da bilir. Ne kazandığınızı da bilir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    O, göklerde de Allah'tır, yerde de. O, sizin iç dünyanızı da bilir, açığa vurduklarınızı da. Neler kazanmakta olduğunuzu da bilir O!

  4. En'âm suresi, 4. ayet — bütün mealleriyle aç

    En'âm suresi, 4. ayet. وَمَا تَأْتِيهِم مِّنْ ءَايَةٍ مِّنْ ءَايَٰتِ رَبِّهِمْ إِلَّا كَانُوا۟ عَنْهَا مُعْرِضِينَ

    Diyanet İşleri

    Onlara Rablerinin ayetlerinden hiçbir ayet gelmez ki ondan yüz çevirmesinler.

    Mustafa İslamoğlu

    Ne zaman Rablerinden ayetlerinden bir ayet gelmişse, ondan yüz çevirmişlerdir.

    Muhammed Esed

    Ama ne zaman onlara Rablerinin mesajlarından bir mesaj gelse, o (hakikati inkar ede)nler ona sırt çevirirler:

    Ahmed Hulusi

    Onlara Rablerinin işaretlerinden (inzal olmuş veya açıkta olan) bir delil gelmez ki, ona sırt çevirmesinler!

    Ali Bulaç

    Onlara Rablerinin ayetlerinden bir ayet gelmeyiversin, mutlaka ondan yüz çevirirler.

    Ali Özek ve heyeti

    Rablerinin âyetlerinden onlara (kâfirlere) bir âyet gelmeyedursun, o âyetlerden ille de yüz çevirirler.

    Ali Rıza Safa

    Efendilerinin kanıtlarından onlara gelmiş hiçbir kanıt yoktur ki, Ondan yüz çevirmemiş olsunlar.

    Bayraktar Bayraklı

    Rabblerinin ayetlerinden onlara bir ayet gelmeyedursun; o ayetlerden yüz çevirirler.

    Edip Yüksel

    Onlara Efendi'lerinin işaretlerinden (ayat) hangi bir işaret (ayet) gelmişse ondan yüz çevirmişlerdir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onlara Rab'lerinin ayetlerinden (delil ve mucizelerinden) hangi bir ayet gelmişse ondan yüz çevirmişlerdir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Böyle iken onlara Rablerinin ayetlerinden bir ayet gelmez ki, ondan yüz çevirmiş olmasınlar.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Böyle iken onlara Rabb'larının ayetlerinden herhangi bir ayet gelmiyor ki mutlak ondan yüz çevirmiş olmasınlar.

    Erhan Aktaş

    Onlara, ne zaman Rabb'lerinin ayetlerinden bir ayet gelse illaki ondan yüz çevirirler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onlara, ne zaman Rabb'lerinin ayetlerinden bir ayet gelse illaki ondan yüz çevirirler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onlara, ne zaman Rabb'lerinin ayetlerinden bir ayet gelse illaki ondan yüz çevirirler.

    Gültekin Onan

    Onlara rablerinin ayetlerinden bir ayet gelmeyiversin, mutlaka ondan yüz çevirirler.

    Hasan Basri Çantay

    Onlara (Mekkelilere) Rablerinin ayetlerinden bir ayet gelmeyedursun, onlar ille bundan yüz çeviricilerdir.

    İbni Kesir

    Rabblarının ayetlerinden bir ayet onlara gelmez ki; ondan yüzçevirmiş olmasınlar.

    Mehmet Alagaş

    (1-21) Hamd semaları ve arzı yaratan Allah içindir, karanlık ve aydınlığı yapandır, sonra da örtbas edenler / kafirler rablerine denkler tutuyorlar, sizi çamurdan yaratan, sonra süreyi / eceli koyan O dur, tanımlanmış süre onun yanındadır, siz de tereddüt içindesiniz, semalarda ve yerde olan O, Allah'tır , sizin gizlinizi de açığınızı da bilir, ne kazandığınızı da bili r. Rablerinin ayetlerinden hiçbir ayet onlara gelmiyor ki ondan sadece sırt çevirmiş olmasınlar , kesin olan şu ki onlara gerçek geldiğinde yalanladılar, ilerde onlara alay ettikleri şeylerin haberleri verilecektir, kendilerinden önce nice kuşak / nesil h elak ettik görmediler mi? Size vermediğimiz imkanlarla arzda onları imk ânlandırdık, semadan onlara bol yağmurlu buluttan yağmur indirdik, altlarından akan nehirler yaptık, günahlarından ötürü onları yok ettik / helak ettik, onların ardından başkaca kuşaklar / nesiller inşa ettik. Eğer sana yazılı bir kitap indirseydik onlarda ona dokunsalardı, yine kafirler derlerdi ki bu sadece bir büyüdür / sihirdir, dediler ki ona bir melek indirilse ya, şayet / ola ki melek indirsek, iş gerçekleşir / emir oluşur sonra onlar da bekletilmezdiler, (Musa’ya tablet üstüne yazılı indi Muhammed ’e yazılı inmiyor, muayene / kontrol imkânı istiyorlar) eğer ki Onu melek yapsa idik onu yine adam şeklinde yapardık onlar düştükleri şüpheye yine düşerlerdi Yemin olsun ki resullerle senden önce de alay ettiler, Onunla alay ediyor olmaları nedeniyle alay ettikleri şeyle kuşatıldılar, de ki Arzda gezin ve sonra da yalanlayanların sonu nasıl olmuş bakın. De ki semalarda ki ve arzdakiler kim içindir? Allah içindir de. Allah kendine rahmeti yazdı / farz kıldı, içinde şüphe taşımaz bir şeki lde sizi kıyamet günü biraraya getirecektir , kendilerini hasara uğratanlar, onlar ki iman etmiyorlar , g ecede ve gündüz de duran ne varsa Onundur, O işitendir , bilendir. Semaları v e arzı yaratandan Allahtan başkasını mı dost edineceğim? O doyrulmaz doyurur (niçin O’na yemesi için yiyecek taktim edersiniz) de ki ben ilk teslim olan kişi olmakla ve de ortak koşanlardan olmamakla kesin bir şekilde emrolundum . D e ki ben Rabbime asi / isyan eden olursam büyük günün azabından korkuyorum, O gün kimden azap giderilir ise o esirgenmiştir / ona rahmet edilmiştir , bu apaçık kurtuluştur. Sana eğer Allah, bir zarar dokundurursa Ondan başka onu giderecek yoktur, sana eğer bir hayır dokundurursa ki O her şeyi güç yetirip ayarlayandır, Onun kudreti kullarının üstündedir ve O Yargıçtır / Hâkimdir, haberi olandır. (Allah görmek için ne göze ne de ışığa ihtiyaç duyar , Her güçlü olanın güçsüz bi r anı olabilir Allah daima güçlüdür.) Tanıklık / Şahitlik bakımından hangi şey daha büyüktür, Allah benimle sizin aranızda Şahittir de. Bana bu okunan / kuran kavuşan / ulaşan kimseyi uyarayım diye vahyoluyor, şimdi siz Allah’la beraber başkaca bir ilah olduğuna şahitlik eder misiniz? Ben şahitlik etmem de . K esinlikle ondan başka ilah yoktur ve ben de ortak koştuklarınızdan uzağım de . Kendilerine kitap verdiklerimiz Onu babalarını tanıdıkları gibi tanırlar kendilerini hasara uğratanlar ise, işte onlar iman etmezler, Allaha yalanı iftira eden yahut O ’nun ayetlerini yalanlayanlardan daha zalim kimdir ? Kesinlikle O, zalimleri başarılı sonuca ulaştırmaz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onlara Rabblerinin âyetlerinden bir âyet gelse mutlaka ondan yüz çevirirler.

    Süleyman Ateş

    Onlara Rablerinin ayetlerinden hiçbir ayet gelmez ki, ondan yüz çevirmesinler.

    Süleymaniye Vakfı

    Onlara Rablerinin /Sahiplerinin ayetlerinden hangi ayet dipnot 1 gelse hemen ondan yüz çevirirler dipnot 2 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'ın ayetleri, Allah'ın kitaplarında olanlarla sınırlı değildir. Tabiatta olan her şey Allah'ın ayetidir. Çevremizde ve vücudumuzda yer alan bu ayetler, Kur'an ayetleriyle tam bir uyum içindedir. Kendini yaratanın Allah olduğunu bilmeyen yoktur. Kur'an ayetlerinin, kendi yapısı ve tabiatta yaptığı gözlemlerle uyum içinde olduğunu gören herkes, Kur'an'ın Allah'ın kitabı olduğu konusunda tam bir kanaate varır (Fussilet 41/53). Allah'ın dini, varlıklardaki kanun ve kurallar ile tam bir uyum içindedir (Rum 30/30). Allah'ın yarattığı ayetleri istismar ederek insanları sömürenler de indirilen ayetleri istismar ederek dinden menfaat sağlayanlar gibi yaptıklarından sorumlu tutulurlar. Dürüst davranan ilim adamlarının tamamı, Allah'tan başka ilah olmadığı konusunda kesin bir kanaate sahiptirler (Al-i İmran 3/18).
    2. metne dön, dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlara Rablerinin belgelerinden bir belge (ayet) gelmeye görsün hemen yüz çevirirler.

    Şaban Britch

    Onlara Rab’lerinin ayetlerinden bir ayet gelmiş olmasın ki, onlar da yüz çevirmiş olmasınlar.

    Şaban Piriş

    Onlara Rab'lerinin ayetlerinden bir ayet gelmedi ki ondan yüz çevirmesinler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Onlara Rablerinin ayetlerinden bir ayet gelir gelmez, ondan hemen yüz çeviriyorlardı.

  5. En'âm suresi, 5. ayet — bütün mealleriyle aç

    En'âm suresi, 5. ayet. فَقَدْ كَذَّبُوا۟ بِٱلْحَقِّ لَمَّا جَآءَهُمْ فَسَوْفَ يَأْتِيهِمْ أَنۢبَٰٓؤُا۟ مَا كَانُوا۟ بِهِۦ يَسْتَهْزِءُونَ

    Diyanet İşleri

    Nitekim hak (Kur'an) kendilerine gelince onu yalanladılar. Fakat alay ettikleri şeyin haberleri kendilerine ilerde gelecektir.

    Mehmet Okuyan

    Elbette onlar, kendilerine gerçek (bilgi) geldiğinde onu yalanlamışlardı. Alay edip durdukları şeylerin haberleri ileride kendilerine gelecektir. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesaj: Şu‘arâ 26:6.

    Mustafa İslamoğlu

    Ve kendilerine gelen hakikati yalanlamışlardır. Yakında onlar, alay ettikleri şeyin ne olduğunu öğrenecekler.

    Muhammed Esed

    ve şimdi kendilerine gelmiş olan bu hakikati de böyle yalanlıyorlar. Ama, zaman içinde, o alay ettikleri şeyi anlayacaklardır.

    Ahmed Hulusi

    Şimdi de, kendilerine Hak olarak geleni yalanladılar! Fakat alay etmekte olduklarının (ne olduğunun) haberleri yakında onlara gelecek.

    Ali Bulaç

    Kendilerine hak gelince, onu yalanladılar; fakat alaya aldıklarının haberleri onlara gelecektir.

    Ali Özek ve heyeti

    Gerçekten onlar, kendilerine Hak geldiğinde onu yalanlamışlardı. Fakat yakında onlara alay ettikleri şeyin (Kitab'ın) haberleri gelecektir.

    Ali Rıza Safa

    Nitekim gerçek onlara geldiğinde yalanladılar. Artık, alay ettikleri şeyin haberleri, yakında onlara gelecektir.

    Bayraktar Bayraklı

    Gerçekten onlar, kendilerine hak geldiğinde, onu yalanlamışlardı. Fakat yakında onlara, alay ettikleri şeyin haberleri gelecektir.

    Edip Yüksel

    Kendilerine gerçek gelince onu yalanladılar. Alay ettikleri şeyin haberleri yakında kendilerine gelecek.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Kendilerine gerçek gelince onu yalanladılar. Alay ettikleri şeyin haberleri yakında kendilerine gelecek

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bunun için apaçık hak kendilerine geldiği vakit ona yalan dediler. Fakat alay etmekte oldukları şeyin haberi yakında kendilerine gelecek!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    İşte en belli hak geldiği zaman da kendilerine yalan dediler, fakat yakında onlara ne ile istihza etmekte olduklarının haberleri gelecek

    Erhan Aktaş

    Fakat kendilerine gelen hakkı yalanladılar. Onlara, yakında kendisi ile alay ettikleri şeyin haberleri gelecek.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Fakat kendilerine gelen hakkı yalanladılar. Onlara, yakında kendisi ile alay ettikleri şeyin haberleri gelecek.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Fakat kendilerine gelen hakkı yalanladılar. Onlara, yakında kendisi ile alay ettikleri şeyin haberleri gelecek.

    Gültekin Onan

    Kendilerine hak gelince onu yalanladılar; fakat alaya aldıklarının haberleri onlara gelecektir.

    Hasan Basri Çantay

    İşte onlar hak (olan Kur'an) ı, kendilerine gelince, yalanlamışlardır. Fakat yakında onlara ne ile alay etmekde olduklarının (müdhiş) haberleri gelecekdir.

    İbni Kesir

    Onlar; kendilerine gelince, hakkı yalanladılar. Ama alaya aldıkları şeyin haberi onlara gelecektir.

    Mehmet Alagaş

    (1-21) Hamd semaları ve arzı yaratan Allah içindir, karanlık ve aydınlığı yapandır, sonra da örtbas edenler / kafirler rablerine denkler tutuyorlar, sizi çamurdan yaratan, sonra süreyi / eceli koyan O dur, tanımlanmış süre onun yanındadır, siz de tereddüt içindesiniz, semalarda ve yerde olan O, Allah'tır , sizin gizlinizi de açığınızı da bilir, ne kazandığınızı da bili r. Rablerinin ayetlerinden hiçbir ayet onlara gelmiyor ki ondan sadece sırt çevirmiş olmasınlar , kesin olan şu ki onlara gerçek geldiğinde yalanladılar, ilerde onlara alay ettikleri şeylerin haberleri verilecektir, kendilerinden önce nice kuşak / nesil h elak ettik görmediler mi? Size vermediğimiz imkanlarla arzda onları imk ânlandırdık, semadan onlara bol yağmurlu buluttan yağmur indirdik, altlarından akan nehirler yaptık, günahlarından ötürü onları yok ettik / helak ettik, onların ardından başkaca kuşaklar / nesiller inşa ettik. Eğer sana yazılı bir kitap indirseydik onlarda ona dokunsalardı, yine kafirler derlerdi ki bu sadece bir büyüdür / sihirdir, dediler ki ona bir melek indirilse ya, şayet / ola ki melek indirsek, iş gerçekleşir / emir oluşur sonra onlar da bekletilmezdiler, (Musa’ya tablet üstüne yazılı indi Muhammed ’e yazılı inmiyor, muayene / kontrol imkânı istiyorlar) eğer ki Onu melek yapsa idik onu yine adam şeklinde yapardık onlar düştükleri şüpheye yine düşerlerdi Yemin olsun ki resullerle senden önce de alay ettiler, Onunla alay ediyor olmaları nedeniyle alay ettikleri şeyle kuşatıldılar, de ki Arzda gezin ve sonra da yalanlayanların sonu nasıl olmuş bakın. De ki semalarda ki ve arzdakiler kim içindir? Allah içindir de. Allah kendine rahmeti yazdı / farz kıldı, içinde şüphe taşımaz bir şeki lde sizi kıyamet günü biraraya getirecektir , kendilerini hasara uğratanlar, onlar ki iman etmiyorlar , g ecede ve gündüz de duran ne varsa Onundur, O işitendir , bilendir. Semaları v e arzı yaratandan Allahtan başkasını mı dost edineceğim? O doyrulmaz doyurur (niçin O’na yemesi için yiyecek taktim edersiniz) de ki ben ilk teslim olan kişi olmakla ve de ortak koşanlardan olmamakla kesin bir şekilde emrolundum . D e ki ben Rabbime asi / isyan eden olursam büyük günün azabından korkuyorum, O gün kimden azap giderilir ise o esirgenmiştir / ona rahmet edilmiştir , bu apaçık kurtuluştur. Sana eğer Allah, bir zarar dokundurursa Ondan başka onu giderecek yoktur, sana eğer bir hayır dokundurursa ki O her şeyi güç yetirip ayarlayandır, Onun kudreti kullarının üstündedir ve O Yargıçtır / Hâkimdir, haberi olandır. (Allah görmek için ne göze ne de ışığa ihtiyaç duyar , Her güçlü olanın güçsüz bi r anı olabilir Allah daima güçlüdür.) Tanıklık / Şahitlik bakımından hangi şey daha büyüktür, Allah benimle sizin aranızda Şahittir de. Bana bu okunan / kuran kavuşan / ulaşan kimseyi uyarayım diye vahyoluyor, şimdi siz Allah’la beraber başkaca bir ilah olduğuna şahitlik eder misiniz? Ben şahitlik etmem de . K esinlikle ondan başka ilah yoktur ve ben de ortak koştuklarınızdan uzağım de . Kendilerine kitap verdiklerimiz Onu babalarını tanıdıkları gibi tanırlar kendilerini hasara uğratanlar ise, işte onlar iman etmezler, Allaha yalanı iftira eden yahut O ’nun ayetlerini yalanlayanlardan daha zalim kimdir ? Kesinlikle O, zalimleri başarılı sonuca ulaştırmaz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    İşte onlar, hak kendilerine geldiğinde onu yalanladılar. Fakat kendisiyle alay etmekte oldukları şeyin haberleri yakında onlara gelecektir.

    Süleyman Ateş

    İşte, kendilerine gelen hakkı da yalanladılar. Fakat alay ettikleri şeyin haberleri, yakında kendilerine gelecek(uyarıldıkları azab onları kuşatacak)tır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Kendilerine gelen o gerçek karşısında yalan yanlış şeylere sarıldılar. Hafife alıp durdukları şeyin haberleri yakında onlara ulaşacaktır.

    Şaban Britch

    Onlara hak geldiği zaman onu hemen yalanlamışlardır. Alaya aldıkları şeyin haberleri yakında onlara gelecektir.

    Şaban Piriş

    Onlara hak geldiği zaman onu hemen yalanlamışlardır. Alaya aldıkları şeyin haberleri yakında onlara gelecektir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Böylece hakkı, kendilerine geldiği anda yalanladılar. Fakat yakında onlara, alay etmekte oldukları şeyin haberleri gelecektir.

  6. En'âm suresi, 6. ayet — bütün mealleriyle aç

    En'âm suresi, 6. ayet. أَلَمْ يَرَوْا۟ كَمْ أَهْلَكْنَا مِن قَبْلِهِم مِّن قَرْنٍ مَّكَّنَّٰهُمْ فِى ٱلْأَرْضِ مَا لَمْ نُمَكِّن لَّكُمْ وَأَرْسَلْنَا ٱلسَّمَآءَ عَلَيْهِم مِّدْرَارًا وَجَعَلْنَا ٱلْأَنْهَٰرَ تَجْرِى مِن تَحْتِهِمْ فَأَهْلَكْنَٰهُم بِذُنُوبِهِمْ وَأَنشَأْنَا مِنۢ بَعْدِهِمْ قَرْنًا ءَاخَرِينَ

    Diyanet İşleri

    Onlardan önce nice nesilleri helak ettiğimizi görmediler mi? Yeryüzünde size vermediğimiz imkan ve iktidarı onlara vermiştik. Onlara bol bol yağmur yağdırmıştık. Topraklarından nehirler akıttık. Sonra da günahları sebebiyle onları helak ettik ve arkalarından başka bir nesil var ettik.

    Mehmet Okuyan

    Görmediler mi ki onlardan önce yeryüzünde size vermediğimiz bütün imkânları kendilerine verdiğimiz, üzerlerine göğü (yağmuru) bolca göndermiş, dipnot 1 (evlerinin) altından ırmaklar akıttığımız nice nesilleri helak etmiştik. Onları, günahları sebebiyle helak etmiş ve onların ardından başka nesiller yaratmıştık.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Hûd 11:52; Nûh 71:11.

    Mustafa İslamoğlu

    Görmezler mi kendilerinden önceki nice nesilleri helak ettiğimizi? Onları, sizi yerleştirmediğimiz verimli yurtlara yerleştirmiştik, üzerlerine semadan mütemadiyen rahmet göndermiştik, ayaklarının altından çağlayan ırmaklar var etmiştik. Ama sonunda onları günahlarından dolayı helak ettik ve onların yerine başka nesiller var ettik.

    Muhammed Esed

    Onlardan önce nice nesilleri yok ettiğimizi görmezler mi? Yeryüzünde benzerini görmediğiniz (verimli) topraklardan bir toprak verdiğimiz ve üstlerine bolca semavi nimetler yağdırdığımız ve ayaklarının altından ırmaklar akıttığımız (o toplumları)? Biz onları günahlarından dolayı yok etmiş ve yerlerine başka insanlar geçirmiştik.

    Ahmed Hulusi

    Görmediler mi ki, onlardan önce nice nesilleri helak ettik. . . (Üstelik) onları, size vermediğimiz bir şekilde, yeryüzünün verimli topraklarına yerleştirmiş; semanın nimetlerini üzerlerine irsal etmiş ve nehirleri altlarından akar hale getirmiştik. . . (Hal böyle iken) onları suçlarından ötürü helak ettik! Onlardan sonra başka bir nesil inşa ettik.

    Ali Bulaç

    Kendilerinden önce nice nesilleri yıkıma uğrattığımızı görmüyorlar mı? Biz, sizi yerleşik kılmadığımız bir biçimde onları yeryüzünde (büyük bir güç ve servetle) yerleşik kıldık; gökten üzerlerine sağanak (bol yağmurlar) yağdırdık, nehirleri de altlarından akar yaptık. Ama günahları nedeniyle biz onları yıkıma uğrattık ve arkalarından başka nesiller (inşa edip) var ettik.

    Ali Özek ve heyeti

    Görmediler mi ki, onlardan önce yeryüzünde size vermediğimiz bütün imkânları kendilerine verdiğimiz, gökten üzerlerine bol bol yağmurlar indirip evlerinin altından ırmaklar akıttığımız nice nesilleri helâk ettik. Biz onları, günahları sebebiyle helâk ettik ve onların ardından başka nesiller yarattık.

    Ali Rıza Safa

    Kendilerinden önceki nice kuşakları yıkıma uğrattığımızı görmüyorlar mı? Onları, sizi yerleştirmediğimiz ölçülerde yeryüzünde yerleştirmiş, gökten sağanaklar yağdırmış, altlarından ırmaklar akıtmıştık. Sonunda, suçları yüzünden onları yıkıma uğrattık; onların ardından, başka kuşaklar yarattık.

    Bayraktar Bayraklı

    Onlardan önce nice nesilleri yok ettiğimizi görmezler mi? Size vermediğimiz bütün imkanları kendilerine verdiğimiz, gökten üzerlerine bol bol yağmurlar indirip evlerinin altından ırmaklar akıttığımız toplumları,günahları sebebiyle helak ettik ve onların ardından başka nesiller yarattık.

    Edip Yüksel

    Kendilerinden önce nice nesilleri yok ettiğimizi görmüyorlar mı? Sizi yerleştirmediğimiz bir biçimde onları yeryüzüne yerleştirmiştik. Onları nimetlere boğmuş, ülkelerini ırmaklarla donatmıştık. Fakat günahlarından ötürü onları yok ettik ve onlardan sonra başka nesiller yetiştirdik.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Kendilerinden önce nice nesilleri yok ettiğimizi görmüyorlar mı? Sizi yerleştirmediğimiz bir biçimde onları yeryüzüne yerleştirmiştik. Onları nimetlere boğmuş, ülkelerini ırmaklarla donatmıştık. Fakat günahlarından ötürü onları yok ettik ve onlardan sonra başka nesiller yetiştirdik.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Önlerinde kaç nesil, kendilerinden önce nice milletleri helak ettiğimizi görmediler mi? Bu yerde onlara, size vermediklerimizi vermiş, üzerlerine göğü bol bol bırakmış, ırmakları ayaklarının altından akar bir duruma getirmiştik. Öyle iken onları günahları yüzünden helak ettik ve arkalarından yeni bir nesil yarattık.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Görmediler mi önlerinde kaç karın helak ettik, bu yerde onlara size vermediklerimizi vermiştik ve üzerlerine Semayı bol bol salıvermiştik, ırmakları ayaklarının altından akar bir hale getirmiştik, öyle iken onları günahlarıyle helak ettik de arkalarından yeni bir karın olarak başkalarına neş'et verdik

    Erhan Aktaş

    Kendilerinden önce nice nesilleri yok ettiğimizi idrak dipnot 1 etmiyorlar mı? Yeryüzünde size vermediğimiz imkanları onlara vermiştik. Üzerlerine bol bol yağmur göndermiş ve yerlerde ırmaklar akıtmıştık. İşledikleri suçları nedeniyle kendilerini yok ettik. Onlardan sonra başka nesiller meydana getirdik.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bir şeyi tam olarak kavrama, anlama.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Kendilerinden önce nice nesilleri yok ettiğimizi idrak dipnot 1 etmiyorlar mı? Yeryüzünde size vermediğimiz imkanları onlara vermiştik. Üzerlerine bol bol yağmur göndermiş ve yerlerde ırmaklar akıtmıştık. İşledikleri suçları nedeniyle kendilerini yok ettik. Onlardan sonra başka nesiller meydana getirdik.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bir şeyi tam olarak kavrama, anlama.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Kendilerinden önce nice nesilleri helak ettiğimizi idrak dipnot 1 etmiyorlar mı? Yeryüzünde size vermediğimiz imkanları onlara vermiştik. Üzerlerine bol bol yağmur göndermiş ve yerlerde ırmaklar akıtmıştık. İşledikleri suçları nedeniyle kendilerini yok ettik. Onlardan sonra başka nesiller meydana getirdik.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bir şeyi tam olarak kavrama, anlama.

    Gültekin Onan

    Kendilerinden önce nice nesilleri yıkıma uğrattığımızı görmüyorlar mı? Biz, sizi yerleşik kılmadığımız bir biçimde onları yeryüzünde (büyük bir güç ve servetle) yerleşik kıldık; gökten üzerlerine sağanak yağdırdık, nehirleri altlarından akar yaptık. Ama günahları nedeniyle biz onları yıkıma uğrattık ve arkalarından başka nesiller (inşa edip) var ettik.

    Hasan Basri Çantay

    Biz, kendilerinden evvel nice nesil (ler) i helak etdik, görmediler mi? (Ey Mekkeliler) biz onlara yer (yüzün) de size vermediğimiz (bütün) imkanları verdik, gökden üstlerine bol bol (yağmurlar) gönderdik, (evlerinin) altlarından akar ırmaklar yapdık da günahları yüzünden yine onları yok edib arkalarından başka nesil (ler) peyda etdik.

    İbni Kesir

    Görmediler mi ki; Biz, onlardan önce nice nesilleri yok ettik. Biz, onları sizi yerleştirmediğimiz şekilde yer yüzüne yerleştirmiş, gökten bol yağmur yağdırmış ve altlarından ırmaklar akıtmıştık. Sonra onları günahlarından dolayı yok ettik. Ve aralarından başka bir nesil yetiştirdik.

    Mehmet Alagaş

    (1-21) Hamd semaları ve arzı yaratan Allah içindir, karanlık ve aydınlığı yapandır, sonra da örtbas edenler / kafirler rablerine denkler tutuyorlar, sizi çamurdan yaratan, sonra süreyi / eceli koyan O dur, tanımlanmış süre onun yanındadır, siz de tereddüt içindesiniz, semalarda ve yerde olan O, Allah'tır , sizin gizlinizi de açığınızı da bilir, ne kazandığınızı da bili r. Rablerinin ayetlerinden hiçbir ayet onlara gelmiyor ki ondan sadece sırt çevirmiş olmasınlar , kesin olan şu ki onlara gerçek geldiğinde yalanladılar, ilerde onlara alay ettikleri şeylerin haberleri verilecektir, kendilerinden önce nice kuşak / nesil h elak ettik görmediler mi? Size vermediğimiz imkanlarla arzda onları imk ânlandırdık, semadan onlara bol yağmurlu buluttan yağmur indirdik, altlarından akan nehirler yaptık, günahlarından ötürü onları yok ettik / helak ettik, onların ardından başkaca kuşaklar / nesiller inşa ettik. Eğer sana yazılı bir kitap indirseydik onlarda ona dokunsalardı, yine kafirler derlerdi ki bu sadece bir büyüdür / sihirdir, dediler ki ona bir melek indirilse ya, şayet / ola ki melek indirsek, iş gerçekleşir / emir oluşur sonra onlar da bekletilmezdiler, (Musa’ya tablet üstüne yazılı indi Muhammed ’e yazılı inmiyor, muayene / kontrol imkânı istiyorlar) eğer ki Onu melek yapsa idik onu yine adam şeklinde yapardık onlar düştükleri şüpheye yine düşerlerdi Yemin olsun ki resullerle senden önce de alay ettiler, Onunla alay ediyor olmaları nedeniyle alay ettikleri şeyle kuşatıldılar, de ki Arzda gezin ve sonra da yalanlayanların sonu nasıl olmuş bakın. De ki semalarda ki ve arzdakiler kim içindir? Allah içindir de. Allah kendine rahmeti yazdı / farz kıldı, içinde şüphe taşımaz bir şeki lde sizi kıyamet günü biraraya getirecektir , kendilerini hasara uğratanlar, onlar ki iman etmiyorlar , g ecede ve gündüz de duran ne varsa Onundur, O işitendir , bilendir. Semaları v e arzı yaratandan Allahtan başkasını mı dost edineceğim? O doyrulmaz doyurur (niçin O’na yemesi için yiyecek taktim edersiniz) de ki ben ilk teslim olan kişi olmakla ve de ortak koşanlardan olmamakla kesin bir şekilde emrolundum . D e ki ben Rabbime asi / isyan eden olursam büyük günün azabından korkuyorum, O gün kimden azap giderilir ise o esirgenmiştir / ona rahmet edilmiştir , bu apaçık kurtuluştur. Sana eğer Allah, bir zarar dokundurursa Ondan başka onu giderecek yoktur, sana eğer bir hayır dokundurursa ki O her şeyi güç yetirip ayarlayandır, Onun kudreti kullarının üstündedir ve O Yargıçtır / Hâkimdir, haberi olandır. (Allah görmek için ne göze ne de ışığa ihtiyaç duyar , Her güçlü olanın güçsüz bi r anı olabilir Allah daima güçlüdür.) Tanıklık / Şahitlik bakımından hangi şey daha büyüktür, Allah benimle sizin aranızda Şahittir de. Bana bu okunan / kuran kavuşan / ulaşan kimseyi uyarayım diye vahyoluyor, şimdi siz Allah’la beraber başkaca bir ilah olduğuna şahitlik eder misiniz? Ben şahitlik etmem de . K esinlikle ondan başka ilah yoktur ve ben de ortak koştuklarınızdan uzağım de . Kendilerine kitap verdiklerimiz Onu babalarını tanıdıkları gibi tanırlar kendilerini hasara uğratanlar ise, işte onlar iman etmezler, Allaha yalanı iftira eden yahut O ’nun ayetlerini yalanlayanlardan daha zalim kimdir ? Kesinlikle O, zalimleri başarılı sonuca ulaştırmaz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Bizim, kendilerinden önce nice nesilleri yok ettiğimizi görmediler mi? Onları, sizi yerleştirmediğimiz bir şekilde yeryüzünde yerleştirmiş (imkân ve iktidar vermiş), gökten üzerlerine bol bol yağmur indirmiş, altlarından ırmaklar akıtmıştık. Böyle iken günahları yüzünden onları helâk ettik ve arkalarından başka bir nesil yarattık.

    Süleyman Ateş

    Görmediler mi, onlardan önce nice nesiller yok ettik; hem onlara, yeryüzünde size vermediğimiz imkanları vermiştik ve göğü de üzerlerine bol bol boşaltmıştık ve ırmakları ayaklarının altından akar kılmıştık. Fakat günahlarından ötürü onları helak ettik ve onların ardından başka bir nesil yarattık.

    Süleymaniye Vakfı

    Görmediler mi, onlardan önce nice nesilleri helak ettik! Bu topraklarda size vermediğimiz imkanları onlara vermiş, üzerlerine bol yağmurlu bulutlar göndermiş, topraklarından akıp giden ırmaklar oluşturmuştuk. Sonunda onları, günahları yüzünden yok ettik dipnot 1 ve arkalarından başka nesiller oluşturup geliştirdik.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah ile yüzleşme konusunda yalana sarılanlar, kesinlikle kaybederler (En'am 6/31).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Görmeleri gerekmez mi kendilerinden önce nice nesillerin etkisini ortadan kaldırdık? Bu dünyada size vermediğimiz imkanları onlara vermiş, üzerlerine bol yağmurlu bulutlar göndermiş, topraklarından akıp giden ırmaklar oluşturmuştuk. Sonra da günahlarından dolayı onların etkisini ortadan kaldırmış, arkalarından başka nesiller oluşturmuştuk.

    Şaban Britch

    Kendilerinden önce nice nesilleri helak ettiğimizi görmediler mi? Oysa biz onlara size vermediğimiz imkanları vermiş ve onların üzerlerine gökten bol bol yağmurlar indirmiş, ayaklarının altından da ırmaklar akıtmıştık. Ne var ki onları günahları sebebiyle helak ettik, onlardan sonra başka nesiller var ettik.

    Şaban Piriş

    Kendilerinden önce nice nesilleri helak ettiğimizi görmediler mi? Oysa biz onlara size sağlamadığımız imkanları sağlamış ve onların üzerlerine gökten bol bol yağmurlar indirmiş, ayaklarının altından da ırmaklar akıtmıştık. Ne var ki onları günahları sebebiyle helak ettik, onlardan sonra başka nesiller var ettik.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Kendilerinden önce nice yurt ve medeniyeti yerle bir ettiğimizi görmediler mi? Biz o yurtlara yeryüzünde size vermediğimiz imkanları vermiş, üzerlerine gök bereketini bol bol indirmiş, nehirleri altlarından akar hale getirmiştik. Derken, onları kendi günahlarıyla helak ettik ve arkalarından başka bir nesil oluşturduk.

  7. En'âm suresi, 7. ayet — bütün mealleriyle aç

    En'âm suresi, 7. ayet. وَلَوْ نَزَّلْنَا عَلَيْكَ كِتَٰبًا فِى قِرْطَاسٍ فَلَمَسُوهُ بِأَيْدِيهِمْ لَقَالَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓا۟ إِنْ هَٰذَآ إِلَّا سِحْرٌ مُّبِينٌ

    Diyanet İşleri

    (Ey Muhammed!) Eğer sana kağıda yazılı bir kitap indirseydik, onlar da elleriyle ona dokunsalardı, yine o inkar edenler, "Bu, apaçık büyüden başka bir şey değildir" diyeceklerdi.

    Mehmet Okuyan

    Sana kâğıda (yazılmış) bir kitap indirseydik de onlar ona elleriyle dokunmuş olsalardı, kâfir olanlar "Bu, apaçık büyüden başka bir şey değildir!" derlerdi.

    Mustafa İslamoğlu

    Eğer sana yazılı bir metin indirseydik ve ona elleriyle dokunmuş olsalardı dahi, inkarda direnenler ısrarla derlerdi ki: "Bu apaçık bir sihirden başka şey değildir!"

    Muhammed Esed

    Ama Biz, sana, (ey peygamber,) yazılı bir metin göndermiş olsaydık ve ona kendi elleriyle dokunmuş olsalardı bile hakikati inkara şartlanmış olanlar, kesinlikle, "Bu aldatmacadan başka bir şey değil!" derlerdi.

    Ahmed Hulusi

    Biz sana kağıtta (yazılı) bir bilgi indirmiş olsaydık da, ona elleriyle dokunmuş olsalardı; o hakikat bilgisini inkar edenler elbette yine de: "Bu apaçık bir sihirden başka bir şey değildir" derlerdi.

    Ali Bulaç

    Biz Kitabı üzerine yazılı bir kağıtta göndersek ve onlar elleriyle dokunsalar bile, inkar edenler, tartışmasız: "Bu apaçık bir büyüden başkası değildir" derler.

    Ali Özek ve heyeti

    (Ey Muhammed!) Eğer sana kâğıt üzerine yazılmış bir kitap indirseydik de onlar da o kitaba elleriyle dokunmuş olsalardı, yine de inkâr ediciler: «Bu, apaçık büyüden başka bir şey değildir» derlerdi.

    Ali Rıza Safa

    Eğer Kitap'ı, kağıda yazılmış olarak sana indirsek, elleriyle de Ona dokunsalar, nankörlük edenler, kesinlikle, şöyle derler: "Aslında, apaçık bir büyüden başka bir şey değil bu!"

    Bayraktar Bayraklı

    Eğer sana kağıt üzerine yazılmış bir kitap indirseydik de onlar elleriyle ona dokunmuş olsalardı, yine de o inkara batmış olanlar, "Bu, apaçık büyüden başka bir şey değildir" derlerdi.

    Edip Yüksel

    Sana kağıt üzerine yazılı bir kitap indirseydik ve elleriyle dokunsalardı bile, inkarcılar, "Bu ancak apaçık bir büyüdür" diyeceklerdi.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Sana kağıt üzerine yazılı bir kitap indirseydik ve elleriyle dokunsalardı bile, inkarcılar, 'Bu ancak apaçık bir büyüdür,' diyeceklerdi.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Sana kağıt üzerine yazılmış bir kitap indirseydik, onlar da onu elleriyle yoklasaydılar, muhakkak o küfürlerinde inat edenler yine "Bu apaçık bir büyüden başka bir şey değildir." diyeceklerdi.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Sana kağıt üzerinde yazılmış olarak bir kitab indirseydik de onu elleriyle yoklasaydılar her halde o küfürlerinde ınad edenler yine diyeceklerdi ki "bu apaçık bir sihirden başka bir şey değil"

    Erhan Aktaş

    Biz, sana kağıt dipnot 1 üzerine yazılı bir metin indirmiş olsaydık da onlar da ona elleriyle dokunsalardı yine de Kafirler "Bu, ancak apaçık bir sihirdir." derlerdi. dipnot 1

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ve daha birçok ayette açıkça Nebi'mize mucize verilmediği bildirildiği halde başta hadis külliyatı olmak üzere birçok kaynakta mucize verildiği yalanı yer almaktadır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Biz, sana kağıt üzerine yazılı bir metin indirmiş olsaydık da onlar da ona elleriyle dokunsalardı yine de Kafirler "Bu, ancak apaçık bir sihirdir." derlerdi. dipnot 1

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ve daha birçok ayette açıkça Nebimize mucize verilmediği bildirildiği halde başta hadis külliyatı olmak üzere birçok kaynakta mucize verildiği yer almaktadır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Biz, sana kağıt üzerine yazılı bir metin indirmiş olsaydık da; onlar da ona elleriyle dokunsalardı yine de gerçeği yalanlayan nankörler, "Bu, ancak apaçık bir sihirdir." derlerdi. dipnot 1

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ve daha birçok ayette açıkça Nebimize mucize verilmediği bildirildiği halde başta hadis külliyatı olamk üzere birçok kaynakta mucize verildiği yer almaktadır.

    Gültekin Onan

    Biz kitabı üzerine yazılı bir kağıtta göndersek ve onlar elleriyle dokunsalar bile, küfredenler tartışmasız: "Bu apaçık bir büyüden başkası değildir" derler.

    Hasan Basri Çantay

    (Habibim) eğer sana kağıd içinde (yazılı) bir kitab göndermiş olsaydık da kendileri de elleriyle onu tutmuş bulunsalardı o küfredenler yine behemehal: "Bu, apaçık bir büyüden başkası değildir" derlerdi.

    İbni Kesir

    Eğer sana kağıt içinde bir kitab indirmiş olsaydık da elleriyle ona dokunsalardı; yine de küfretmiş olanlar derlerdi ki: Bu, apaçık büyüden başkası değildir.

    Mehmet Alagaş

    (1-21) Hamd semaları ve arzı yaratan Allah içindir, karanlık ve aydınlığı yapandır, sonra da örtbas edenler / kafirler rablerine denkler tutuyorlar, sizi çamurdan yaratan, sonra süreyi / eceli koyan O dur, tanımlanmış süre onun yanındadır, siz de tereddüt içindesiniz, semalarda ve yerde olan O, Allah'tır , sizin gizlinizi de açığınızı da bilir, ne kazandığınızı da bili r. Rablerinin ayetlerinden hiçbir ayet onlara gelmiyor ki ondan sadece sırt çevirmiş olmasınlar , kesin olan şu ki onlara gerçek geldiğinde yalanladılar, ilerde onlara alay ettikleri şeylerin haberleri verilecektir, kendilerinden önce nice kuşak / nesil h elak ettik görmediler mi? Size vermediğimiz imkanlarla arzda onları imk ânlandırdık, semadan onlara bol yağmurlu buluttan yağmur indirdik, altlarından akan nehirler yaptık, günahlarından ötürü onları yok ettik / helak ettik, onların ardından başkaca kuşaklar / nesiller inşa ettik. Eğer sana yazılı bir kitap indirseydik onlarda ona dokunsalardı, yine kafirler derlerdi ki bu sadece bir büyüdür / sihirdir, dediler ki ona bir melek indirilse ya, şayet / ola ki melek indirsek, iş gerçekleşir / emir oluşur sonra onlar da bekletilmezdiler, (Musa’ya tablet üstüne yazılı indi Muhammed ’e yazılı inmiyor, muayene / kontrol imkânı istiyorlar) eğer ki Onu melek yapsa idik onu yine adam şeklinde yapardık onlar düştükleri şüpheye yine düşerlerdi Yemin olsun ki resullerle senden önce de alay ettiler, Onunla alay ediyor olmaları nedeniyle alay ettikleri şeyle kuşatıldılar, de ki Arzda gezin ve sonra da yalanlayanların sonu nasıl olmuş bakın. De ki semalarda ki ve arzdakiler kim içindir? Allah içindir de. Allah kendine rahmeti yazdı / farz kıldı, içinde şüphe taşımaz bir şeki lde sizi kıyamet günü biraraya getirecektir , kendilerini hasara uğratanlar, onlar ki iman etmiyorlar , g ecede ve gündüz de duran ne varsa Onundur, O işitendir , bilendir. Semaları v e arzı yaratandan Allahtan başkasını mı dost edineceğim? O doyrulmaz doyurur (niçin O’na yemesi için yiyecek taktim edersiniz) de ki ben ilk teslim olan kişi olmakla ve de ortak koşanlardan olmamakla kesin bir şekilde emrolundum . D e ki ben Rabbime asi / isyan eden olursam büyük günün azabından korkuyorum, O gün kimden azap giderilir ise o esirgenmiştir / ona rahmet edilmiştir , bu apaçık kurtuluştur. Sana eğer Allah, bir zarar dokundurursa Ondan başka onu giderecek yoktur, sana eğer bir hayır dokundurursa ki O her şeyi güç yetirip ayarlayandır, Onun kudreti kullarının üstündedir ve O Yargıçtır / Hâkimdir, haberi olandır. (Allah görmek için ne göze ne de ışığa ihtiyaç duyar , Her güçlü olanın güçsüz bi r anı olabilir Allah daima güçlüdür.) Tanıklık / Şahitlik bakımından hangi şey daha büyüktür, Allah benimle sizin aranızda Şahittir de. Bana bu okunan / kuran kavuşan / ulaşan kimseyi uyarayım diye vahyoluyor, şimdi siz Allah’la beraber başkaca bir ilah olduğuna şahitlik eder misiniz? Ben şahitlik etmem de . K esinlikle ondan başka ilah yoktur ve ben de ortak koştuklarınızdan uzağım de . Kendilerine kitap verdiklerimiz Onu babalarını tanıdıkları gibi tanırlar kendilerini hasara uğratanlar ise, işte onlar iman etmezler, Allaha yalanı iftira eden yahut O ’nun ayetlerini yalanlayanlardan daha zalim kimdir ? Kesinlikle O, zalimleri başarılı sonuca ulaştırmaz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Eğer Biz sana kağıt üzerinde yazılı bir kitap indirseydik, onlar da o kitaba elleriyle dokunsalardı yine de kâfir olanlar: “Bu yalnızca bir sihirdir.” derlerdi.

    Süleyman Ateş

    Eğer sana kağıt üzerine yazılı bir Kitap indirmiş olsaydık da onu elleriyle tutsalardı, yine inkar edenler, "Bu, apaçık bir büyüden başka bir şey değildir!" derlerdi.

    Süleymaniye Vakfı

    Sana kağıda yazılı bir belge indirsek de elleriyle ona dokunsalar, gerçekleri görmezlikte direnenler /kafirlik edenler şöyle derler: "Bu apaçık büyüden başka bir şey değil ki! dipnot 1 "

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bunlar, Muhammed aleyhisselamı değil, elçi olarak getirdiği kitabı kabullenemedikleri için ne yaparsa yapsın, ona inanmayacaklardır. Firavun ve hanedanının Musa aleyhisselamın gösterdiği mucizeler karşısında söyledikleri bundan başkası değildi (Yunus 10/75-78, Neml 27/7-14). Aynı şey İsa aleyhisselama da yapılmıştı (Maide 5/110).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sana kağıda yazılı bir kitabı parça parça indirsek, ellerine dahi alsalar, onu görmezlikten gelenler kesinlikle şöyle diyeceklerdir: "Bu açık bir büyüden başka bir şey değildir.

    Şaban Britch

    Sana, kâğıtta yazılı bir kitap indirmiş olsaydık, onlar da o kitaba elleriyle dokunsalardı yine de kâfir olanlar: “Bu yalnızca bir sihirdir” derlerdi.

    Şaban Piriş

    Sana, kağıtta yazılı bir kitap indirmiş olsaydık, onlar da o kitaba elleriyle dokunsalardı yine de kafir olanlar: "Bu yalnızca bir sihirdir" derlerdi.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Eğer biz sana parşömen üzerine yazılı bir kitap göndermiş olsaydık, onlar da ona elleriyle dokunmuş olsalardı, o küfre batmışlar, hiç kuşkusuz şöyle deyivereceklerdi: "Bu, apaçık bir büyüden başka şey değildir."

  8. En'âm suresi, 8. ayet — bütün mealleriyle aç

    En'âm suresi, 8. ayet. وَقَالُوا۟ لَوْلَآ أُنزِلَ عَلَيْهِ مَلَكٌ وَلَوْ أَنزَلْنَا مَلَكًا لَّقُضِىَ ٱلْأَمْرُ ثُمَّ لَا يُنظَرُونَ

    Diyanet İşleri

    Bir de dediler ki: "Ona (açıktan göreceğimiz) bir melek indirilse ya!" Eğer (öyle) bir melek indirseydik artık iş bitirilmiş olurdu, sonra da kendilerine göz açtırılmazdı. (Hemen helak edilirlerdi.)

    Mehmet Okuyan

    (Müşrikler) "Ona bir melek indirilseydi ya!" dipnot 1 demişlerdi. dipnot 2 Biz melek indirseydik elbette iş bitirilmiş olur, artık kendilerine göz bile açtırılmaz(dı).

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Melek peygamber beklentisiyle ilgili benzer mesajlar: Hicr 15:7; Mü'minûn 23:24; Furkân 25:7; Fussilet 41:14; Zuhruf 43:53.
    2. metne dön, dipnot 2
      Mucize istekleriyle ilgili benzer mesajlar: En‘âm 6:7-8; Yûnus 10:15-16, 20; Hûd 11:12; Ra‘d 13:27; Hicr 15:7, 14-15; İsrâ 17:59, 90-93; Enbiyâ 21:5; Furkân 25:4-5, 7, 21; ‘Ankebût 29:50-51; Zuhruf 43:53.

    Mustafa İslamoğlu

    Bir de, "Ona bir melek indirilseydi ya!" derler. Ama eğer melek indirmiş olsaydık, iş bitirilmiş olurdu ve bir daha da fırsat tanınmazdı.

    Muhammed Esed

    Onlar, ayrıca, "Neden ona (alenen) bir melek gönderilmiş değil?" derler. Ama bir melek göndermiş olsaydık, muhakkak ki, her şeyin hükmü verilip bitmiş olurdu ve onlara (pişmanlık için) başka bir fırsat tanınmazdı.

    Ahmed Hulusi

    "Onun üzerine (göreceğimiz gibi) bir melek indirilmeliydi" dediler. . . Eğer (öyle) bir melek inzal etseydik iş bitirilmiş olurdu! Sonra da bir an bile mühlet verilmezdi.

    Ali Bulaç

    Ve derler ki: "Ona bir melek indirilmeli değil miydi?" Eğer bir melek indirilseydi, elbette iş bitirilmiş olurdu da sonra kendilerine göz açtırılmazdı.

    Ali Özek ve heyeti

    Peygambere bari (onun suretinde) bir melek indirilseydi (de, onu gözlerimizle görüp sesini kulaklarımızla işitseydik) demekledirler. Eğer bir melek indirseydik, iş bitirilir (helak olurlar ve onların iman edip tevbe etmeleri de beklenmez) ve onlara mühlet de verilmezdi.

    Ali Rıza Safa

    Bir de şöyle derler: "Ona bir melek indirilmeliydi; öyle değil mi?" Oysa bir melek indirseydik, kesinlikle iş bitirilmiş olurdu. Sonra, göz açtırılmazdı.

    Bayraktar Bayraklı

    "Ona bir melek gönderilmeli değil miydi?" dediler. Eğer biz öyle bir melek indirseydik, elbette iş bitirilmiş olur, artık kendilerine göz bile açtırılmazdı.

    Edip Yüksel

    "Ona bir melek indirilmeli değil miydi!" diyorlar. Bir melek indirseydik, iş bitirilmiş olurdu. Onlara zaman da verilmezdi.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Ona bir melek indirilmeli değil miydi!,' diyorlar. Bir melek indirseydik, iş bitirilmiş olurdu. Onlara zaman da verilmezdi.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bir de "Şuna bir melek indirilse de görsek?" diyorlar. Eğer öyle bir melek indirseydik muhakkak iş bitirilmiş olur, kendilerine bir an bile göz açtırılmazdı!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Bir de "şunun üzerinde bir Melek indirilse de görsek a" diyorlar eğer öyle bir Melek indirse idik her halde iş bitirilmiş olur, kendilerine bir an bile göz açtırılmazdı

    Erhan Aktaş

    "Ona bir melek dipnot 1 indirilmeli değil miydi?" dediler. Eğer bir melek indirmiş olsaydık iş bitirilmiş olurdu. Sonra onlara göz açtırılmazdı.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Melek" kelimesinin çoğulu "melaike"dir. "Kuvvet, mülk, melik, yönetim gücü, elçi, haber verici" demek olan "melek" kelimesi, terim olarak, Allah'ın bütün emirlerine uyan, O'na hiç isyan etmeyen varlıkları ifade etmektedir (Bkz. 21:27). Melek, aynı zamanda Allah'ın kullandığı "güç" güçlü varlık demektir. Melek, Kur'an'da ayrıca, "hafıza, koruyucu melek, cesaret, rüzgar, zorba, yük taşıyan; öküz, eşek" vb. (2:248) anlamlarında da kullanılmaktadır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Ona bir melek indirilmeli değil miydi?" dediler. Eğer bir melek indirmiş olsaydık iş bitirilmiş olurdu. Sonra onlara göz açtırılmazdı.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Ona bir melek indirilmeli değil miydi?" dediler. Eğer bir melek indirmiş olsaydık iş bitirilmiş olurdu. Sonra onlara göz açtırılmazdı.

    Gültekin Onan

    Ve derler ki: "Ona bir melek indirilmeli değil miydi?". Eğer bir melek indirilseydi elbette buyruk bitirilmiş / yerine getirilmiş olurdu da sonra kendilerine göz açtırılmazdı.

    Hasan Basri Çantay

    Ona (peygambere "Bizim de görebileceğimiz) bir melek gönderilmeli değil miydi?" dediler. Eğer biz (öyle) bir melek gönderseydik elbette (helakleri) iş (i) bitirilmiş olur, sonra (tevbe etmeleri de beklenmez,) kendilerine göz bile açdırılmazdı.

    İbni Kesir

    Ona bir melek indirmeli değil miydi? dediler. Eğer Biz, bir melek indirseydik; elbette iş bitirilmiş olurdu da sonra kendilerine göz bile açtırılmazdı.

    Mehmet Alagaş

    (1-21) Hamd semaları ve arzı yaratan Allah içindir, karanlık ve aydınlığı yapandır, sonra da örtbas edenler / kafirler rablerine denkler tutuyorlar, sizi çamurdan yaratan, sonra süreyi / eceli koyan O dur, tanımlanmış süre onun yanındadır, siz de tereddüt içindesiniz, semalarda ve yerde olan O, Allah'tır , sizin gizlinizi de açığınızı da bilir, ne kazandığınızı da bili r. Rablerinin ayetlerinden hiçbir ayet onlara gelmiyor ki ondan sadece sırt çevirmiş olmasınlar , kesin olan şu ki onlara gerçek geldiğinde yalanladılar, ilerde onlara alay ettikleri şeylerin haberleri verilecektir, kendilerinden önce nice kuşak / nesil h elak ettik görmediler mi? Size vermediğimiz imkanlarla arzda onları imk ânlandırdık, semadan onlara bol yağmurlu buluttan yağmur indirdik, altlarından akan nehirler yaptık, günahlarından ötürü onları yok ettik / helak ettik, onların ardından başkaca kuşaklar / nesiller inşa ettik. Eğer sana yazılı bir kitap indirseydik onlarda ona dokunsalardı, yine kafirler derlerdi ki bu sadece bir büyüdür / sihirdir, dediler ki ona bir melek indirilse ya, şayet / ola ki melek indirsek, iş gerçekleşir / emir oluşur sonra onlar da bekletilmezdiler, (Musa’ya tablet üstüne yazılı indi Muhammed ’e yazılı inmiyor, muayene / kontrol imkânı istiyorlar) eğer ki Onu melek yapsa idik onu yine adam şeklinde yapardık onlar düştükleri şüpheye yine düşerlerdi Yemin olsun ki resullerle senden önce de alay ettiler, Onunla alay ediyor olmaları nedeniyle alay ettikleri şeyle kuşatıldılar, de ki Arzda gezin ve sonra da yalanlayanların sonu nasıl olmuş bakın. De ki semalarda ki ve arzdakiler kim içindir? Allah içindir de. Allah kendine rahmeti yazdı / farz kıldı, içinde şüphe taşımaz bir şeki lde sizi kıyamet günü biraraya getirecektir , kendilerini hasara uğratanlar, onlar ki iman etmiyorlar , g ecede ve gündüz de duran ne varsa Onundur, O işitendir , bilendir. Semaları v e arzı yaratandan Allahtan başkasını mı dost edineceğim? O doyrulmaz doyurur (niçin O’na yemesi için yiyecek taktim edersiniz) de ki ben ilk teslim olan kişi olmakla ve de ortak koşanlardan olmamakla kesin bir şekilde emrolundum . D e ki ben Rabbime asi / isyan eden olursam büyük günün azabından korkuyorum, O gün kimden azap giderilir ise o esirgenmiştir / ona rahmet edilmiştir , bu apaçık kurtuluştur. Sana eğer Allah, bir zarar dokundurursa Ondan başka onu giderecek yoktur, sana eğer bir hayır dokundurursa ki O her şeyi güç yetirip ayarlayandır, Onun kudreti kullarının üstündedir ve O Yargıçtır / Hâkimdir, haberi olandır. (Allah görmek için ne göze ne de ışığa ihtiyaç duyar , Her güçlü olanın güçsüz bi r anı olabilir Allah daima güçlüdür.) Tanıklık / Şahitlik bakımından hangi şey daha büyüktür, Allah benimle sizin aranızda Şahittir de. Bana bu okunan / kuran kavuşan / ulaşan kimseyi uyarayım diye vahyoluyor, şimdi siz Allah’la beraber başkaca bir ilah olduğuna şahitlik eder misiniz? Ben şahitlik etmem de . K esinlikle ondan başka ilah yoktur ve ben de ortak koştuklarınızdan uzağım de . Kendilerine kitap verdiklerimiz Onu babalarını tanıdıkları gibi tanırlar kendilerini hasara uğratanlar ise, işte onlar iman etmezler, Allaha yalanı iftira eden yahut O ’nun ayetlerini yalanlayanlardan daha zalim kimdir ? Kesinlikle O, zalimleri başarılı sonuca ulaştırmaz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    "Ona ne diye bir melek indirilmedi?” dediler. Eğer biz bir melek indirseydik (iman etmemeleri halinde) herhalde iş bitirilmiş olurdu. Ve sonra kendilerine (azıcık) bir süre (bile) verilmezdi.

    Süleyman Ateş

    "O'na bir melek indirilmeli değil miydi?" dediler. Eğer bir melek indirseydik, iş bitirilmiş olurdu, artık kendilerine hiç göz açtırılmazdı.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    "Allah, ona bir melek gönderse ya!" derler. Eğer melek göndersek işleri bitirilir, onlara göz bile açtırılmaz dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Lut (a.s.)'ta olduğu gibi gelen melek, ancak ceza indirmek için gelir. Melekler ancak belirlenmiş bir iş için gönderirilirler (Bkz.: Hicr 15/8)

    Şaban Britch

    O'na (doğrulayıcı) bir melek indirilmeli değil miydi? derler. Eğer bir melek indirseydik, (tevbe için) beklenmeden iş bitirilirdi.

    Şaban Piriş

    Peygambere bir melek indirilmeli değil miydi? derler. Eğer bir melek indirseydik, beklenmeden iş bitirilirdi.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Şunu da söylediler: "Bu peygambere bir melek indirilseydi ya!" Eğer böyle bir melek indirmiş olsaydık iş mutlaka bitirilmiş olurdu da kendilerine göz bile açtırılmazdı.

  9. En'âm suresi, 9. ayet — bütün mealleriyle aç

    En'âm suresi, 9. ayet. وَلَوْ جَعَلْنَٰهُ مَلَكًا لَّجَعَلْنَٰهُ رَجُلًا وَلَلَبَسْنَا عَلَيْهِم مَّا يَلْبِسُونَ

    Diyanet İşleri

    Eğer onu (Peygamberi) bir melek kılsaydık yine onu bir adam (suretinde) yapardık ve onları yine içinde bulundukları karmaşaya düşürmüş olurduk.

    Mehmet Okuyan

    Onu (peygamberi) bir melek kılsaydık şüphesiz ki onu bir erkek (insan suretinde) yapar, düşmekte oldukları kuşkuya onları yine düşürürdük. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayetin sonundaki [mâ yelbisûne] ifadesi inkarcıların zaten şüphe içinde olduklarını, dolayısıyla şüphelerini sürdürdüklerini, onları şüpheye düşürenin Allah olmadığını göstermektedir.

    Mustafa İslamoğlu

    Ama Biz bir melek göndermiş olsaydık, yine de onu insan kılığında gönderirdik; böylece şimdi içine düştükleri şaşkınlığa onları yine düşürürdük.

    Muhammed Esed

    Ve Biz, bir meleği elçimiz olarak tayin etmiş olsaydık (bile) onun kesinlikle bir adam olarak (görünmesini) sağlardık ve böylece onları, şimdi içinde bulundukları şaşkınlığa yine düşürürdük.

    Ahmed Hulusi

    Eğer O'nu (Rasulullah a. s. ) bir melek kılsaydık (görebilmeniz için) O'nu gene de bir erkek suretinde yaratırdık. . . Onları yine (içine) düşmüş oldukları şüpheye - ikileme düşürürdük (de "Bu bizim gibi bir beşer" derlerdi).

    Ali Bulaç

    Onu eğer bir melek kılsaydık, elbette erkek (suretinde bir melek) kılardık ve mutlaka katmakta oldukları (şüpheleri) yine katardık.

    Ali Özek ve heyeti

    Eğer peygamberi bir melek kılsaydık muhakkak ki onu insan sûretine sokar onları yine düşmekte oldukları kuşkuya düşürürdük.

    Ali Rıza Safa

    Onu bir melek yapsaydık, kesinlikle bir adam biçiminde yapardık. Üstelik onları, aynı kuşkulara kesinlikle düşürürdük.

    Bayraktar Bayraklı

    Eğer peygamberi bir melek kılsaydık, elbette onu insan suretine sokar, onları yine düşmekte oldukları kuşkuya düşürürdük.

    Edip Yüksel

    Onu bir melek yapsaydık, onu bir adam biçiminde gönderir ve mevcut kuşkuları içinde bırakırdık.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onu bir melek yapsaydık, onu bir adam biçiminde gönderir ve mevcut kuşkuları içinde bırakırdık.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Kendisini bir melek de yapsaydık, yine onu bir erkek kılacak ve onları yine düştükleri şüpheye düşürecektik.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Kendisini bir Melek kılaydık yine onu bir er kılacaktık ve düşmekte bulundukları şübheye onları yine düşürecektik

    Erhan Aktaş

    Ve Biz, bir melek görevlendirseydik, onu da insan şeklinde gönderirdik ve onları düştükleri kuşkuya yine düşürürdük. dipnot 1

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Bu da senin gibi bir insandır." der, yine inanmazlardı.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ve Biz, bir melek görevlendirseydik, onu da insan şeklinde gönderirdik ve onları düştükleri kuşkuya yine düşürürdük. dipnot 1

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Bu da senin gibi bir insandır." der, yine inanmazlardı.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ve Biz, bir melek görevlendirseydik, onu da insan şeklinde gönderirdik ve onları düştükleri kuşkuya yine düşürürdük. dipnot 1

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Bu da senin gibi bir insandır." der, yine inanmazlardı.

    Gültekin Onan

    Onu bir melek kılsaydık, elbette erkek (suretinde bir melek) kılardık ve mutlaka katmakta oldukları (kuşkuları) yine katardık.

    Hasan Basri Çantay

    Eğer onu (peygamberi) bir melek yapsaydık onu (o meleği) de her halde bir adam (suretinde) gösterir ve her halde onları yine düşmekde oldukları şüpheye düşürürdük.

    İbni Kesir

    Eğer Biz, onu bir melek kılsaydık; onu bir erkek yapardık da düştükleri şüpheye onları yine düşürürdük.

    Mehmet Alagaş

    (1-21) Hamd semaları ve arzı yaratan Allah içindir, karanlık ve aydınlığı yapandır, sonra da örtbas edenler / kafirler rablerine denkler tutuyorlar, sizi çamurdan yaratan, sonra süreyi / eceli koyan O dur, tanımlanmış süre onun yanındadır, siz de tereddüt içindesiniz, semalarda ve yerde olan O, Allah'tır , sizin gizlinizi de açığınızı da bilir, ne kazandığınızı da bili r. Rablerinin ayetlerinden hiçbir ayet onlara gelmiyor ki ondan sadece sırt çevirmiş olmasınlar , kesin olan şu ki onlara gerçek geldiğinde yalanladılar, ilerde onlara alay ettikleri şeylerin haberleri verilecektir, kendilerinden önce nice kuşak / nesil h elak ettik görmediler mi? Size vermediğimiz imkanlarla arzda onları imk ânlandırdık, semadan onlara bol yağmurlu buluttan yağmur indirdik, altlarından akan nehirler yaptık, günahlarından ötürü onları yok ettik / helak ettik, onların ardından başkaca kuşaklar / nesiller inşa ettik. Eğer sana yazılı bir kitap indirseydik onlarda ona dokunsalardı, yine kafirler derlerdi ki bu sadece bir büyüdür / sihirdir, dediler ki ona bir melek indirilse ya, şayet / ola ki melek indirsek, iş gerçekleşir / emir oluşur sonra onlar da bekletilmezdiler, (Musa’ya tablet üstüne yazılı indi Muhammed ’e yazılı inmiyor, muayene / kontrol imkânı istiyorlar) eğer ki Onu melek yapsa idik onu yine adam şeklinde yapardık onlar düştükleri şüpheye yine düşerlerdi Yemin olsun ki resullerle senden önce de alay ettiler, Onunla alay ediyor olmaları nedeniyle alay ettikleri şeyle kuşatıldılar, de ki Arzda gezin ve sonra da yalanlayanların sonu nasıl olmuş bakın. De ki semalarda ki ve arzdakiler kim içindir? Allah içindir de. Allah kendine rahmeti yazdı / farz kıldı, içinde şüphe taşımaz bir şeki lde sizi kıyamet günü biraraya getirecektir , kendilerini hasara uğratanlar, onlar ki iman etmiyorlar , g ecede ve gündüz de duran ne varsa Onundur, O işitendir , bilendir. Semaları v e arzı yaratandan Allahtan başkasını mı dost edineceğim? O doyrulmaz doyurur (niçin O’na yemesi için yiyecek taktim edersiniz) de ki ben ilk teslim olan kişi olmakla ve de ortak koşanlardan olmamakla kesin bir şekilde emrolundum . D e ki ben Rabbime asi / isyan eden olursam büyük günün azabından korkuyorum, O gün kimden azap giderilir ise o esirgenmiştir / ona rahmet edilmiştir , bu apaçık kurtuluştur. Sana eğer Allah, bir zarar dokundurursa Ondan başka onu giderecek yoktur, sana eğer bir hayır dokundurursa ki O her şeyi güç yetirip ayarlayandır, Onun kudreti kullarının üstündedir ve O Yargıçtır / Hâkimdir, haberi olandır. (Allah görmek için ne göze ne de ışığa ihtiyaç duyar , Her güçlü olanın güçsüz bi r anı olabilir Allah daima güçlüdür.) Tanıklık / Şahitlik bakımından hangi şey daha büyüktür, Allah benimle sizin aranızda Şahittir de. Bana bu okunan / kuran kavuşan / ulaşan kimseyi uyarayım diye vahyoluyor, şimdi siz Allah’la beraber başkaca bir ilah olduğuna şahitlik eder misiniz? Ben şahitlik etmem de . K esinlikle ondan başka ilah yoktur ve ben de ortak koştuklarınızdan uzağım de . Kendilerine kitap verdiklerimiz Onu babalarını tanıdıkları gibi tanırlar kendilerini hasara uğratanlar ise, işte onlar iman etmezler, Allaha yalanı iftira eden yahut O ’nun ayetlerini yalanlayanlardan daha zalim kimdir ? Kesinlikle O, zalimleri başarılı sonuca ulaştırmaz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Eğer (Rasûlü) melek kılsaydık, yine bu (meleği) bir adam şeklinde kılar ve onları yine içinde bulundukları şüpheye düşürmüş olurduk.

    Süleyman Ateş

    Eğer O(Hak Elçisi)ni melek yapsaydık, yine bir adam (şeklinde) yapardık ve onları yine düştükleri kuşkuya düşürürdük.

    Süleymaniye Vakfı

    Bu elçiyi melek yapsaydık, onu erkek yapar dipnot 1 , onları içine düştükleri karmaşaya yine düşürürdük.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'ın nebi olarak gönderdiği resullerin tamamı erkektir (Nahl 16/43-44).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Eğer bir meleği elçi olarak gönderecek olsak onu erkek kılığına sokar da yine onları şüpheleriyle baş başa bırakırız.

    Şaban Britch

    Eğer (Rasûlü) melek kılsaydık, yine bu (meleği) bir adam şeklinde kılar ve onları düşürdüğümüz şüpheye düşürürdük.

    Şaban Piriş

    Eğer (Resulü) melek de yapsaydık, yine onu bir adam şeklinde yapardık ve onları düşürdüğümüz şüpheye düşürürdük.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Eğer o peygamberi bir melek kılsaydık kuşkusuz onu bir er kişi yapacaktık ve içine yuvalandıkları kuşku ve karmaşayı onların üzerlerine giydirmiş olacaktık.

  10. En'âm suresi, 10. ayet — bütün mealleriyle aç

    En'âm suresi, 10. ayet. وَلَقَدِ ٱسْتُهْزِئَ بِرُسُلٍ مِّن قَبْلِكَ فَحَاقَ بِٱلَّذِينَ سَخِرُوا۟ مِنْهُم مَّا كَانُوا۟ بِهِۦ يَسْتَهْزِءُونَ

    Diyanet İşleri

    (Ey Muhammed!) Andolsun, senden önce de birçok peygamber alaya alınmıştı da onlarla alay edenleri, alay ettikleri şey kuşatıp mahvetmişti.

    Mehmet Okuyan

    Yemin olsun ki senden önceki elçilerle de alay edilmişti ve alay edenleri alay ettikleri şey (çepeçevre) kuşatmıştı. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Ra‘d 13:32; Hicr 15:11, 95; Enbiyâ 21:41.

    Mustafa İslamoğlu

    Doğrusu senden önceki elçilerle de alay edildi. Ama onlarla alay edenler, alay ettikleri gerçek tarafından kuşatılıp yok edildiler.

    Muhammed Esed

    Gerçekte, senden önceki elçilerle (de) alay edilmişti ama ne var ki, onları küçümseyen kimseleri, (sonunda,) alay edip durdukları şeyin kendisi tepeleyiverdi.

    Ahmed Hulusi

    Andolsun ki (Rasulüm), senden önce de Rasullerimizle alay edildi! Fakat alay ettikleri şey, onlardan alay edenleri kuşatıverdi!

    Ali Bulaç

    Andolsun, senden önceki elçiler de alaya alındı da alaya aldıkları şey, onlardan maskaralık yapanları çepeçevre kuşatıverdi.

    Ali Özek ve heyeti

    Senden önceki peygamberlerle de alay edilmiş, bu yüzden onlarla alay edenleri alay ettikleri şey (azap) kuşatıvermişti.

    Ali Rıza Safa

    Gerçek şu ki, senden önce de elçilerle alay edilmişti. Sonunda, alay ettikleri şey, alay edenleri kuşattı.

    Bayraktar Bayraklı

    Andolsun ki, senden önceki peygamberlerle de alay edilmişti; bu yüzden, onlarla alay edenleri, alay ettikleri şey kuşatıvermişti.

    Edip Yüksel

    Senden önceki elçiler de aşağılanmıştı. Ne var ki, alay edenleri eğlendikleri gerçek kuşatıverdi.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Senden önceki elçiler de eğlence konusu yapılmıştı. Ne var ki, alay edenleri eğlendikleri gerçek kuşatıverdi.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Andolsun ki, senden önce gönderilen peygamberlerle de eğlenildi, ancak o eğlendikleri hak, o maskaralığı yapanları çepeçevre kuşatıverdi.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Kasem olsun ki (ya Muhammed) senden evvel gönderilen Peygamberlerle de eğlenildi, fakat o eğlenildikleri hak, o maskaralığı edenleri çebçevre kuşatıverdi

    Erhan Aktaş

    Ant olsun, senden önce de Resullerle alay edildi. Onlarla alay edenleri, alaya aldıkları şey çepeçevre kuşatıverdi.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ant olsun, senden önce de resullerle alay edildi. Onlarla alay edenleri, alaya aldıkları şey çepeçevre kuşatıverdi.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ant olsun, senden önce de rasullerle alay edildi. Onlarla alay edenleri, alaya aldıkları şey çepeçevre kuşatıverdi.

    Gültekin Onan

    Andolsun, senden önceki elçiler de alaya alındı da alaya aldıkları şey, onlardan maskaralık yapanları çepeçevre kuşattı.

    Hasan Basri Çantay

    (Habibim) andolsun, senden evvelki peygamberlerle de istihza (alay) edildi de eğlenmekde oldukları şey (ler, ya'ni hak), içlerinden o maskaralık edenleri çepeçevre kuşatıverdi.

    İbni Kesir

    Andolsun ki; senden önce de peygamberlerle alay edilmişti. Onlarla eğlenenleri, alaya aldıkları şey çepeçevre kuşatıverdi.

    Mehmet Alagaş

    (1-21) Hamd semaları ve arzı yaratan Allah içindir, karanlık ve aydınlığı yapandır, sonra da örtbas edenler / kafirler rablerine denkler tutuyorlar, sizi çamurdan yaratan, sonra süreyi / eceli koyan O dur, tanımlanmış süre onun yanındadır, siz de tereddüt içindesiniz, semalarda ve yerde olan O, Allah'tır , sizin gizlinizi de açığınızı da bilir, ne kazandığınızı da bili r. Rablerinin ayetlerinden hiçbir ayet onlara gelmiyor ki ondan sadece sırt çevirmiş olmasınlar , kesin olan şu ki onlara gerçek geldiğinde yalanladılar, ilerde onlara alay ettikleri şeylerin haberleri verilecektir, kendilerinden önce nice kuşak / nesil h elak ettik görmediler mi? Size vermediğimiz imkanlarla arzda onları imk ânlandırdık, semadan onlara bol yağmurlu buluttan yağmur indirdik, altlarından akan nehirler yaptık, günahlarından ötürü onları yok ettik / helak ettik, onların ardından başkaca kuşaklar / nesiller inşa ettik. Eğer sana yazılı bir kitap indirseydik onlarda ona dokunsalardı, yine kafirler derlerdi ki bu sadece bir büyüdür / sihirdir, dediler ki ona bir melek indirilse ya, şayet / ola ki melek indirsek, iş gerçekleşir / emir oluşur sonra onlar da bekletilmezdiler, (Musa’ya tablet üstüne yazılı indi Muhammed ’e yazılı inmiyor, muayene / kontrol imkânı istiyorlar) eğer ki Onu melek yapsa idik onu yine adam şeklinde yapardık onlar düştükleri şüpheye yine düşerlerdi Yemin olsun ki resullerle senden önce de alay ettiler, Onunla alay ediyor olmaları nedeniyle alay ettikleri şeyle kuşatıldılar, de ki Arzda gezin ve sonra da yalanlayanların sonu nasıl olmuş bakın. De ki semalarda ki ve arzdakiler kim içindir? Allah içindir de. Allah kendine rahmeti yazdı / farz kıldı, içinde şüphe taşımaz bir şeki lde sizi kıyamet günü biraraya getirecektir , kendilerini hasara uğratanlar, onlar ki iman etmiyorlar , g ecede ve gündüz de duran ne varsa Onundur, O işitendir , bilendir. Semaları v e arzı yaratandan Allahtan başkasını mı dost edineceğim? O doyrulmaz doyurur (niçin O’na yemesi için yiyecek taktim edersiniz) de ki ben ilk teslim olan kişi olmakla ve de ortak koşanlardan olmamakla kesin bir şekilde emrolundum . D e ki ben Rabbime asi / isyan eden olursam büyük günün azabından korkuyorum, O gün kimden azap giderilir ise o esirgenmiştir / ona rahmet edilmiştir , bu apaçık kurtuluştur. Sana eğer Allah, bir zarar dokundurursa Ondan başka onu giderecek yoktur, sana eğer bir hayır dokundurursa ki O her şeyi güç yetirip ayarlayandır, Onun kudreti kullarının üstündedir ve O Yargıçtır / Hâkimdir, haberi olandır. (Allah görmek için ne göze ne de ışığa ihtiyaç duyar , Her güçlü olanın güçsüz bi r anı olabilir Allah daima güçlüdür.) Tanıklık / Şahitlik bakımından hangi şey daha büyüktür, Allah benimle sizin aranızda Şahittir de. Bana bu okunan / kuran kavuşan / ulaşan kimseyi uyarayım diye vahyoluyor, şimdi siz Allah’la beraber başkaca bir ilah olduğuna şahitlik eder misiniz? Ben şahitlik etmem de . K esinlikle ondan başka ilah yoktur ve ben de ortak koştuklarınızdan uzağım de . Kendilerine kitap verdiklerimiz Onu babalarını tanıdıkları gibi tanırlar kendilerini hasara uğratanlar ise, işte onlar iman etmezler, Allaha yalanı iftira eden yahut O ’nun ayetlerini yalanlayanlardan daha zalim kimdir ? Kesinlikle O, zalimleri başarılı sonuca ulaştırmaz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Andolsun, senden önce de birçok peygamberle alay edildi de içlerinden alay edenleri, o alaya aldıkları şey kuşatıverdi.

    Süleyman Ateş

    Senden önce de peygamberlerle alay edilmişti. Fakat onlarla alay edenleri, alay ettikleri gerçek kuşatıverdi.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Senden önce de elçiler hafife alındı. Onlarla eğlenenlerin hafife aldıkları o şey, daha sonra onların başına geldi.

    Şaban Britch

    Zaten, senden önceki rasûllerle de alay edilmişti de alay ettikleri şey, onlardan alay edenleri çepeçevre kuşatmıştı.

    Şaban Piriş

    Zaten, senden önceki Resullerle de alay edilmişti de alay ettikleri şey, onlardan alay edenleri çepeçevre kuşatmıştı.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yemin olsun ki, senden önceki resullerle de alay edildi; fakat eğlence konusu yaptıkları şey, o maskaralığı sergileyenleri kıskıvrak sarıverdi.

  11. En'âm suresi, 11. ayet — bütün mealleriyle aç

    En'âm suresi, 11. ayet. قُلْ سِيرُوا۟ فِى ٱلْأَرْضِ ثُمَّ ٱنظُرُوا۟ كَيْفَ كَانَ عَٰقِبَةُ ٱلْمُكَذِّبِينَ

    Diyanet İşleri

    De ki: "Yeryüzünde gezin dolaşın da (Peygamberleri) yalanlayanların sonu nasıl olmuş bir görün."

    Mustafa İslamoğlu

    De ki: "Dolaş yeryüzünü, sonra görün gerçeği yalanlayanların sonunun ne olduğunu!"

    Muhammed Esed

    De ki: "Yeryüzünde dolaşın ve hakikati yalanlayanların sonlarının ne olduğunu görün!"

    Ahmed Hulusi

    De ki: "Yeryüzünde dolaşın da bakın bakalım, (hakikati) yalanlayanların sonları nasıl oldu. "

    Ali Bulaç

    De ki: "Yeryüzünde gezip dolaşın, sonra yalanlayanların sonu nasıl oldu, bir görün."

    Ali Özek ve heyeti

    De ki: Yeryüzünde dolaşın, sonra (peygamberleri) yalanlayanların sonunun nasıl olduğuna bakın!

    Ali Rıza Safa

    De ki: "Yeryüzünde dolaşın da yalanlayanların sonunun nasıl olduğuna bir bakın!"

    Bayraktar Bayraklı

    De ki: "Yeryüzünde dolaşınız ve hakikati yalanlayanların sonlarının ne olduğunu görünüz."

    Edip Yüksel

    De: "Yeryüzünü dolaşın da yalanlayıcıların sonu nasıl olmuş bir bakın."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    De: 'Yeryüzünü dolaşın da yalanlayıcıların sonu nasıl olmuş bir bakın.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    De ki: "Yeryüzünde dolaşın da peygamberlere yalancı diyenlerin sonunun nasıl olduğunu bir görün!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    De ki: yer yüzünde dolaşın da bakın o Peygamberlere yalancı diyenlerin akıbeti nasıl olmuş?"

    Erhan Aktaş

    De ki: "Yeryüzünü dolaşın da yalanlayanların sonunun nasıl olduğunu görün!"

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    De ki: "Yeryüzünü dolaşın da yalanlayanların sonunun nasıl olduğunu görün!"

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    De ki: "Yeryüzünü dolaşın da yalanlayanların sonunun nasıl olduğunu görün!"

    Gültekin Onan

    De ki: "Yeryüzünde gezip dolaşın, sonra yalanlayanların sonu nasıl oldu, bir görün."

    Hasan Basri Çantay

    De ki: "Yer (yüzün) de gezib dolaşın, sonra da bakın ki (peygamberleri) yalanlayanların sonu nice olmuşdur".

    İbni Kesir

    De ki: Yeryüzünde gezip dolaşın da sonra bir görün, yalanlayanların sonu nice olmuştur?

    Mehmet Alagaş

    (1-21) Hamd semaları ve arzı yaratan Allah içindir, karanlık ve aydınlığı yapandır, sonra da örtbas edenler / kafirler rablerine denkler tutuyorlar, sizi çamurdan yaratan, sonra süreyi / eceli koyan O dur, tanımlanmış süre onun yanındadır, siz de tereddüt içindesiniz, semalarda ve yerde olan O, Allah'tır , sizin gizlinizi de açığınızı da bilir, ne kazandığınızı da bili r. Rablerinin ayetlerinden hiçbir ayet onlara gelmiyor ki ondan sadece sırt çevirmiş olmasınlar , kesin olan şu ki onlara gerçek geldiğinde yalanladılar, ilerde onlara alay ettikleri şeylerin haberleri verilecektir, kendilerinden önce nice kuşak / nesil h elak ettik görmediler mi? Size vermediğimiz imkanlarla arzda onları imk ânlandırdık, semadan onlara bol yağmurlu buluttan yağmur indirdik, altlarından akan nehirler yaptık, günahlarından ötürü onları yok ettik / helak ettik, onların ardından başkaca kuşaklar / nesiller inşa ettik. Eğer sana yazılı bir kitap indirseydik onlarda ona dokunsalardı, yine kafirler derlerdi ki bu sadece bir büyüdür / sihirdir, dediler ki ona bir melek indirilse ya, şayet / ola ki melek indirsek, iş gerçekleşir / emir oluşur sonra onlar da bekletilmezdiler, (Musa’ya tablet üstüne yazılı indi Muhammed ’e yazılı inmiyor, muayene / kontrol imkânı istiyorlar) eğer ki Onu melek yapsa idik onu yine adam şeklinde yapardık onlar düştükleri şüpheye yine düşerlerdi Yemin olsun ki resullerle senden önce de alay ettiler, Onunla alay ediyor olmaları nedeniyle alay ettikleri şeyle kuşatıldılar, de ki Arzda gezin ve sonra da yalanlayanların sonu nasıl olmuş bakın. De ki semalarda ki ve arzdakiler kim içindir? Allah içindir de. Allah kendine rahmeti yazdı / farz kıldı, içinde şüphe taşımaz bir şeki lde sizi kıyamet günü biraraya getirecektir , kendilerini hasara uğratanlar, onlar ki iman etmiyorlar , g ecede ve gündüz de duran ne varsa Onundur, O işitendir , bilendir. Semaları v e arzı yaratandan Allahtan başkasını mı dost edineceğim? O doyrulmaz doyurur (niçin O’na yemesi için yiyecek taktim edersiniz) de ki ben ilk teslim olan kişi olmakla ve de ortak koşanlardan olmamakla kesin bir şekilde emrolundum . D e ki ben Rabbime asi / isyan eden olursam büyük günün azabından korkuyorum, O gün kimden azap giderilir ise o esirgenmiştir / ona rahmet edilmiştir , bu apaçık kurtuluştur. Sana eğer Allah, bir zarar dokundurursa Ondan başka onu giderecek yoktur, sana eğer bir hayır dokundurursa ki O her şeyi güç yetirip ayarlayandır, Onun kudreti kullarının üstündedir ve O Yargıçtır / Hâkimdir, haberi olandır. (Allah görmek için ne göze ne de ışığa ihtiyaç duyar , Her güçlü olanın güçsüz bi r anı olabilir Allah daima güçlüdür.) Tanıklık / Şahitlik bakımından hangi şey daha büyüktür, Allah benimle sizin aranızda Şahittir de. Bana bu okunan / kuran kavuşan / ulaşan kimseyi uyarayım diye vahyoluyor, şimdi siz Allah’la beraber başkaca bir ilah olduğuna şahitlik eder misiniz? Ben şahitlik etmem de . K esinlikle ondan başka ilah yoktur ve ben de ortak koştuklarınızdan uzağım de . Kendilerine kitap verdiklerimiz Onu babalarını tanıdıkları gibi tanırlar kendilerini hasara uğratanlar ise, işte onlar iman etmezler, Allaha yalanı iftira eden yahut O ’nun ayetlerini yalanlayanlardan daha zalim kimdir ? Kesinlikle O, zalimleri başarılı sonuca ulaştırmaz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    De ki: “Yeryüzünde gezip dolaşın; sonra da yalanlayanların sonu nice oldu, bir bakıverin.”

    Süleyman Ateş

    De ki: "Yeryüzünde dolaşın da yalanlayanların sonu nasıl olmuş, görün!"

    Süleymaniye Vakfı

    De ki "Yeryüzünde dolaşın da yalana sarılanların sonunun nasıl olduğuna bir bakın."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    De ki "Yeryüzünde dolaşın da o yalancıların sonunun nasıl olduğunu bir görün."

    Şaban Britch

    De ki: Yeryüzünde gezin de yalanlayanların sonunun nasıl olduğuna bir bakın!

    Şaban Piriş

    De ki: -Yeryüzünde gezin, de yalanlayanların sonunun nasıl olduğuna bir bakın!

    Yaşar Nuri Öztürk

    Şunu söyle: Dolaşın yeryüzünde de bakın nasıl olmuş gerçeği yalanlayanların sonu!

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.