Diyanet İşleri
Görmedin mi ki, gemiler Allah'ın nimetiyle denizde akıp gitmektedir. Allah, bunu ayetlerinden bir kısmını size göstermek için yapmaktadır. Şüphesiz ki bunda hakkıyla sabreden, hakkıyla şükreden herkes için ibretler vardır.
Lokmân suresi · 31–34. ayetler
Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Lokmân suresi, 31. ayet. أَلَمْ تَرَ أَنَّ ٱلْفُلْكَ تَجْرِى فِى ٱلْبَحْرِ بِنِعْمَتِ ٱللَّهِ لِيُرِيَكُم مِّنْ ءَايَٰتِهِۦٓ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَٰتٍ لِّكُلِّ صَبَّارٍ شَكُورٍ
Görmedin mi ki, gemiler Allah'ın nimetiyle denizde akıp gitmektedir. Allah, bunu ayetlerinden bir kısmını size göstermek için yapmaktadır. Şüphesiz ki bunda hakkıyla sabreden, hakkıyla şükreden herkes için ibretler vardır.
Size varlığının delillerini göstermesi için, Allah'ın nimetiyle geminin denizde yüzdüğünü görmüyor musun? Şüphesiz ki bunda çok sabreden, çok şükreden herkes için dersler vardır.
Görmez misiniz ki (ey insanlar), O'nun (müdahalesinin) delillerini size göstermek için gemiler denizde Allah'ın nimeti sayesinde yol alıyorlar? Elbet bütün bunlarda, derin bir şükran duygusuyla (O'na) kullukta direnenler için mesajlar vardır.
Görmez misin, gemiler Allah'ın lütfu ile denizlerde nasıl yol alıyorlar ve böylece Allah kendi varlığının bazı işaretlerini önünüze nasıl koyuyor? Kuşkusuz bunda, sıkıntılara sonuna kadar göğüs geren ve (Allah'a karşı) derin bir şükran duygusu taşıyanlar için mesajlar vardır.
İşaretlerinden size göstermek için, Allah nimeti olarak gemilerin denizde akıp gittiğini görmedin mi? Muhakkak ki bunda pek sabırlı ve çok şükreden herkes için elbette dersler vardır.
Görmüyor musun ki, size ayetlerinden (bazılarını) göstermesi için, gemiler Allah'ın nimetiyle denizde akıp gitmektedir! Hiç şüphesiz bunda, çok sabreden, çok şükreden için gerçekten ayetler vardır.
Size varlığının delillerini göstermesi için, Allah'ın lütfuyla gemilerin denizde yüzdüğünü görmedin mi? Şüphesiz bunda, çok sabreden, çok şükreden herkes için ibretler vardır.
Aslında, kanıtlarından size göstermek için, Allah'ın nimetiyle, gemilerin denizde akıp gittiğini görmüyor musun? Kuşkusuz, işte bunda, çok dirençli olan, çok şükreden herkes için kesinlikle kanıtlar vardır.
Size kudretinin delillerinden bir kısmını göstermek için gemilerin denizde Allah'ın lütfuyla seyrettiğini görmedin mi? Bunda, sabreden ve şükreden herkes için dersler vardır.
Size bazı ayetlerini göstermek için, ALLAH'ın lütfuyla gemilerin denizde akıp gittiğini görmez misin? Her sabreden ve şükreden için bunda dersler vardır.
Size bazı ayetlerini göstermek için, ALLAH'ın lütfuyla gemilerin denizde akıp gittiğini görmez misin? Her sabreden ve şükreden için bunda dersler vardır.
Size ayetlerinden (delillerinden) göstermek için Allah'ın lütfuyla gemilerin denizde akışına baksana! Şüphesiz ki bunda pek sabırlı ve çok sükunu olanlar için bir çok ibretler vardır.
Baksan a size ayetlerinden göstermek için ni'metiyle gemilerin denizde akışına! Şübhe yok ki bunda pek sabırlı ve çok şükürlü olanlar için bir çok ayetler vardır
Allah'ın nimeti dipnot 1 ile denizde yüzen gemileri görmüyor musunuz? Allah, bununla size ayetlerinden dipnot 2 göstermektedir. Kuşkusuz bunda sabreden dipnot 3 ve şükredenler için dersler vardır.
Allah'ın nimeti dipnot 1 ile denizde yüzen gemileri görmüyor musunuz? Allah, bununla size ayetlerinden dipnot 2 göstermektedir. Kuşkusuz bunda sabreden dipnot 3 ve şükredenler dipnot 4 için dersler vardır.
Allah'ın nimeti dipnot 1 ile denizde yüzen gemileri görmüyor musunuz? Allah, bununla size ayetlerinden dipnot 2 göstermektedir. Kuşkusuz bunda sabreden dipnot 3 ve şükredenler dipnot 4 için dersler vardır.
Görmüyor musun ki, size ayetlerinden (bazılarını) göstermesi için, gemiler Tanrı'nın nimetiyle denizde akıp gitmektedir. Hiç şüphesiz bunda çok sabreden, çok şükreden için gerçekten ayetler vardır.
(Kudret) delillerinden bir kısmını size göstermek için, Allahın ni'metiyle, denizde gemilerin akıb gitmekde olduğunu görmedin mi? Şübhe yok ki bunda çok sabreden, çok şükreden (ler) için ibretler vardır.
Görmez misin ki; gemiler denizde Allah'ın nimetiyle akıp gider. Böylece size ayetlerini gösterir. Bunlarda pek sabırlı ve çok şükreden kimseler için ayetler vardır.
(20-34) Görmediler mi! Allah, göklerde ne varsa ve yerde ne varsa sizin emrinize amade kılmıştır , gizli açık nimetlerini sizin üzerinize bollaştırmıştır , İnsanlardan birileri, Allah’la ilimsizce / bilgisizce tartışıyor / cedelleşiyor , bir yol tutturmuş değiller ve de ışıtıcı / aydınlatıcı bir kitap ları da yok, onlara Allah’ın indirdiğine uyun / tabi olun denildiğinde dediler ki bilakis babalarımızı neyin üzerine bulduysak biz ona uyarız / tabi oluruz. (Babadan atadan gördüğüne uy, diğerlerine sakın uyma dini). Velev ki şeytan onları ateş azabına çağırıyor ise de mi? (Uymaya devam bedeli ne olursa olsun mu? diyecekler) Kim yüzünü Allaha teslim ederse işte o güzel davranandır / muhsindir , sağlam bir kulpu da tutmuştur , (Urvetil vusqa) işlerin sonucu / akıbeti Allah’a varır . Kim yok sayarsa / küfrederse, onun yok sayması seni hüzünlendirmesin, o nların gerisin geri dönecekleri yine bizleriz, yaptıklarını haber vereceğiz, muhakkak ki Allah göğüslerde olanı bilendir. Onları birazcık geçindireceğiz / az bir süre tüketecekler, sonra kaba / galiz bir azaba zorlarız. Onlara sorsan ki semaları ve arzı kim yarattı? Allah diyeceklerdir , Allah’a hamdolsun de , b ilakis insanların çokları / ekserisi bilmiyorlar. Göklerde ve yerde ne varsa Allah içindir, muhakkak ki Allah zengindir / kendine yetendir, övülendir. Eğer ki yeryüzünde ağaçtan kalemler olsa ve deniz de ardından da yedi deniz daha ona katılsa Allah’ın kelimeleri kesinlikle tükenmez, muhakkak ki Allah saygıdeğerdir, gerekçeli / hikmetli karar verendir. Sizi yaratmamız da sizi tekrar diriltmemiz de tek bir kişi / tek b ir nefis gibidir, (İşte bu kadar kolaydır) kesinlikle Allah işitendir, görendir. Görmedin mi? Muhakkak ki Allah gündüze geceyi katar, geceyi de gündüze katar, güneşi ve ayı da emre amade yapar, hepsi belirli bir vakte kadar akar / cereyan eder , muhakkak ki Allah yapıyor olduklarınızdan haberi olandır. İşte bu Allah’ın O’nun Hak olmasındandır / gerçek olmasındandır, O’nun dışında çağrıda bulundukları / dua ettikleri ise iptaldir / geçersizdir/ batıldır, muhakkak ki Allah, O, yücedir, büyüktür. Görmedin mi? Gemi deniz de Allah’ın bir nimeti olarak onun ayetlerini size göstermek için akıyor / cereyan ediyor, işte bunda çokça sabreden, teşekkür eden her bir kimse için ayetler vardır. Bir vakit onları kara bulut şeklinde dalgalar sarmaladı , Allah’a, onun dinini ona has kılarak / katışıksız olarak çağrıda / duada bulundular, karaya doğru onları kurtardığımızda ise onlar ölçülü davrandılar / iktisatlı davrandılar, ayetlerimizle ancak hain kafirler mücadele ederler. Ey insanlar, Rabbinizden sakının, o günden ürperin, baba çocuğuna bir şey ödeyemez, ne de çocuk babasına bir şey ödeyemez, muhakkak ki Allah’ın verdiği söz / Allah’ın vaadi gerçektir , dünya hayatı sizi aldatmasın / gururlandırmasın , aldatıcı sizi Allah’la aldatmasın. Saatin bilgisi de yağmur yağdırmanın bilgisi de Allah’ın yanındadır, rahimlerde olanı da biliyor, yarın için kişi neyi kazanacak / kesbedecek idrak edemez , kişi arzın neresinde öleceğini de idrak edemez, kesinlikle bilen, haberdar olan Allah’tır.
- Size ayetlerinden bir kısmını göstermek için Allah’ın nimeti ile gemilerin denizde akıp gittiğini görmez misin? İşte bunda çok sabreden ve çok şükreden herkes için muhakkak ayetler vardır.
(Allah) size, bir kısım ayetlerini göstersin diye, Allah'ın ni'metiyle gemilerin denizde gittiğini görmedin mi? Şüphesiz bunda sabreden, şükreden herkes için ibretler vardır.
Gemilerin denizde Allah'ın verdiği imkanla akıp gittiğini görmedin mi? Bunu, ayetlerinden bir kısmını size göstermek için yapar dipnot 1 . Her durumda sabreden /duruşunu bozmayan ve daima şükreden /görevlerini yerine getiren herkes için bunda (daha nice) ayetler /göstergeler vardır.
Gemilerin denizde Allah'ın verdiği imkanla akıp gittiğini görmez misin? Bunu göstergelerini size sergilemek için yapar. Çok sabırlı ve kadir kıymet bilenler için bunda dersler vardır.
Size ayetlerini/delillerini göstermesi için, Allah'ın lütfuyla gemilerin denizde yüzdüğünü görrmedin mi? Şüphesiz bunda, çok sabreden, çok şükreden herkes için ayetler/ibretler vardır.
Size ayetlerinden göstermek için, Allah'ın nimetiyle gemilerin denizde akıp gittiğini görmüyor musun? İşte bunda tüm sabredenler ve şükredenler için işaretler vardır.
Size, ayetlerinden göstermek için, Allah'ın nimetleriyle gemilerin denizde akıp gidişini görmedin mi? Kuşkusuz, bunda gereğince sabreden, gereğince şükreden herkes için kesin ibretler vardır.
Lokmân suresi, 32. ayet. وَإِذَا غَشِيَهُم مَّوْجٌ كَٱلظُّلَلِ دَعَوُا۟ ٱللَّهَ مُخْلِصِينَ لَهُ ٱلدِّينَ فَلَمَّا نَجَّىٰهُمْ إِلَى ٱلْبَرِّ فَمِنْهُم مُّقْتَصِدٌ وَمَا يَجْحَدُ بِـَٔايَٰتِنَآ إِلَّا كُلُّ خَتَّارٍ كَفُورٍ
Onları, (denizde) bir dalga gölgelikler gibi kapladığında, dini Allah'a has kılarak O'na yalvarırlar. Allah, onları kurtarıp karaya çıkarınca, onlardan bir kısmı orta yolu tutar. Bizim ayetlerimizi ise ancak son derece kaypak, son derece nankör olanlar inkar eder.
Dalgalar, onları gölgeler gibi kuşattığı zaman, dini yalnız O'na özgü kılarak Allah'a yalvarırlar. dipnot 1 (Allah) onları karaya kurtarınca (çıkarınca), içlerinden bir kısmı orta (dengeli yolda) olur. Bizim ayetlerimizi nankör gaddarlardan başkası inkâr etmez. dipnot 2
Derken, dalgalar onları zifiri gölgeler gibi kuşattığında, yalnız O'na yönelerek başlarlar Allah'a yalvarıp yakarmaya; fakat onları sağ salim karaya çıkarır çıkarmaz, onlardan kimileri ortada kalarak (inanmakla inanmamak arasında) bocalar durur: zaten ayetlerimizi, habis kafirlerden başkası bile bile inkar etmez.
Nitekim, dalgalar onları (ölümün) gölgeleri gibi kuşattığında, (o anda) bütün içtenlikleriyle yalnız ve sadece Allah'a bağlanarak O'na sığınırlar fakat Allah onları sağ salim kıyıya ulaştırdığında da bir kısmı yolun ortasında (inanmak ile inkar etmek arasında) kalıverirler. Ama hiç kimse, haince bir nankörlüğe kapılmadıkça mesajlarımızı bile bile reddetmez.
Onları kara bulutlar gibi bir dalga kapladığında, inançlarını sadece O'na halis kılarak Allah'a dua ederler. . . Onları karaya (çıkarıp) kurtardığımızda, onlardan bazısı orta yolu tutar. İşaretlerimizi çok gaddar ve çok nankör olandan başkası bile bile inkar etmez.
Onları kara gölgeler gibi dalgalar sarıverdiği zaman, dini yalnızca O'na 'halis kılan gönülden bağlılar' olarak Allah'a yalvarıp yakarırlar (dua ederler). Böylece onları karaya çıkarıp kurtarınca, artık onlardan bir kısmı orta yolu tutuyor. Bizim ayetlerimizi gaddar, nankör olandan başkası inkar etmez.
Onları dağlar gibi dalgalar örttüğü zaman, dîni Allah'a hâs kılarak O'na yalvarırlar. Onları karaya çıkarıp kurtarınca, içlerinden bir kısmı doğru yolu tutar. Zaten ayetlerimizi gaddar ve nankör olanlardan başkası inkâr etmez.
Karanlık gölgelere benzeyen dalgalar, karabasan gibi onların üzerine çöktüğünde, dini yalnızca Allah'a özgüleyerek, O'na yakarışlarda bulunurlar. Onları kurtarıp karaya çıkardığımız zaman, onlardan bir bölümü orta yolu tutar. Zaten alçaklık yapan nankörlerden başkası ayetlerimizi inkar etmez.
Dağlar gibi dalgalar kendilerini kuşattığında, içten inanarak Allah'a yalvarırlar. Ama Allah, onları kurtarıp karaya çıkarınca, onlardan bir kısmı sözünde durur. Ayetlerimizi nankörlerden başkası inkar etmez.
Onları koca dalgalar sardığında, dini sadece ALLAH'a has kılarak O'na yalvarmaya başlarlar. Onları karaya çıkarıp kurtardığımız zaman bir kısmı orta bir yol tutar. Hain nankörlerden başkası ayetlerimizi reddetmez.
Onları koca dalgalar sardığında, dini sadece ALLAH'a has kılarak O'na yalvarmaya başlarlar. Onları karaya çıkarıp kurtardığımız zaman bir kısmı orta bir yol tutar. Hain nankörlerden başkası ayetlerimizi reddetmez.
Onları kara bulutlar gibi bir dalga sardığı zaman, dini yalnız kendisine has kılarak Allah'a yalvarırlar. Sonra karaya çıkardığı zaman içlerinden doğru giden de bulunur. Bizim ayetlerimize ancak gaddar, nankör olanlar çıfıtlık eder.
Ve kara bulutlar gibi dalga sardığı vakıt onları dini Allaha halis kılarak yalvarırlar, sonra karaya çıkarıldığı vakıt içlerinden doğru giden de bulunur ve bizim ayetlerimize ancak gaddar, nankör olanlar çıfıtlık eder
Ve karanlık gölgeler gibi dalgalar onları sardığı zaman, dini O'na has kılarak Allah'a yalvarırlar. Ama onları karaya çıkarıp kurtardığı zaman, onlardan bir kısmı orta bir yol tutar. Ve Biz'im ayetlerimize ancak, tam hain ve tam nankör olanlardan başkası bile bile ilgisiz kalmaz.
Ve karanlık gölgeler gibi dalgalar onları sardığı zaman, dini O'na has kılarak Allah'a yalvarırlar. Ama onları karaya çıkarıp kurtardığı zaman, onlardan bir kısmı orta bir yol tutar. Ve Bizim ayetlerimize ancak, tam hain ve tam nankör olanlardan başkası bile bile ilgisiz kalmaz.
Ve karanlık gölgeler gibi dalgalar onları sardığı zaman, dini O'na has kılarak Allah'a yalvarırlar. Ama onları karaya çıkarıp kurtardığı zaman, onlardan bir kısmı gerçek doğru yolu tutar. Ve Bizim ayetlerimizi ancak, tam hain ve tam nankör olanlardan başkası bile bile yalanlamaz.
Onları kara gölgeler gibi dalgalar sarıverdiği zaman dini yalnızca O'na 'halis kılan gönülden bağlılar' olarak Tanrı'ya yalvarıp yakarırlar (dua ederler). Böylece onları karaya çıkarıp kurtarınca, artık onlardan bir kısmı orta yolu tutuyor. Bizim ayetlerimize gaddar ve (çok) kafirlerden başkası kafa tutmaz (cehadü).
Onları altında gölgeler yapan (dağlar) gibi dalga sardığı vakit din (i) yalınız Kendisine (Ya'ni Allaha) tahsıys etmek suretiyle (ve haalis ve) muhlis (insan) lar olarak Allahı çağırırlar. Sonra (Allah) onları selametle karaya çıkardığı zaman içlerinden bir kısmı orta yolu tutar. Ayetlerimizi gaddar, nankör olan (lar) ın her birinden başkası bilerek inkar etmez.
Onları dağlar gibi dalgalar sardığı vakit; dini yalnız Allah'a tahsis ederek O'na yalvarırlar. Onları karaya çıkararak kurtardığı zaman da; içlerinden bir kısmı orta yolu tutar. Ayetlerimizi gaddar ve nankör olanın dışında başkası bilerek inkar etmez.
(20-34) Görmediler mi! Allah, göklerde ne varsa ve yerde ne varsa sizin emrinize amade kılmıştır , gizli açık nimetlerini sizin üzerinize bollaştırmıştır , İnsanlardan birileri, Allah’la ilimsizce / bilgisizce tartışıyor / cedelleşiyor , bir yol tutturmuş değiller ve de ışıtıcı / aydınlatıcı bir kitap ları da yok, onlara Allah’ın indirdiğine uyun / tabi olun denildiğinde dediler ki bilakis babalarımızı neyin üzerine bulduysak biz ona uyarız / tabi oluruz. (Babadan atadan gördüğüne uy, diğerlerine sakın uyma dini). Velev ki şeytan onları ateş azabına çağırıyor ise de mi? (Uymaya devam bedeli ne olursa olsun mu? diyecekler) Kim yüzünü Allaha teslim ederse işte o güzel davranandır / muhsindir , sağlam bir kulpu da tutmuştur , (Urvetil vusqa) işlerin sonucu / akıbeti Allah’a varır . Kim yok sayarsa / küfrederse, onun yok sayması seni hüzünlendirmesin, o nların gerisin geri dönecekleri yine bizleriz, yaptıklarını haber vereceğiz, muhakkak ki Allah göğüslerde olanı bilendir. Onları birazcık geçindireceğiz / az bir süre tüketecekler, sonra kaba / galiz bir azaba zorlarız. Onlara sorsan ki semaları ve arzı kim yarattı? Allah diyeceklerdir , Allah’a hamdolsun de , b ilakis insanların çokları / ekserisi bilmiyorlar. Göklerde ve yerde ne varsa Allah içindir, muhakkak ki Allah zengindir / kendine yetendir, övülendir. Eğer ki yeryüzünde ağaçtan kalemler olsa ve deniz de ardından da yedi deniz daha ona katılsa Allah’ın kelimeleri kesinlikle tükenmez, muhakkak ki Allah saygıdeğerdir, gerekçeli / hikmetli karar verendir. Sizi yaratmamız da sizi tekrar diriltmemiz de tek bir kişi / tek b ir nefis gibidir, (İşte bu kadar kolaydır) kesinlikle Allah işitendir, görendir. Görmedin mi? Muhakkak ki Allah gündüze geceyi katar, geceyi de gündüze katar, güneşi ve ayı da emre amade yapar, hepsi belirli bir vakte kadar akar / cereyan eder , muhakkak ki Allah yapıyor olduklarınızdan haberi olandır. İşte bu Allah’ın O’nun Hak olmasındandır / gerçek olmasındandır, O’nun dışında çağrıda bulundukları / dua ettikleri ise iptaldir / geçersizdir/ batıldır, muhakkak ki Allah, O, yücedir, büyüktür. Görmedin mi? Gemi deniz de Allah’ın bir nimeti olarak onun ayetlerini size göstermek için akıyor / cereyan ediyor, işte bunda çokça sabreden, teşekkür eden her bir kimse için ayetler vardır. Bir vakit onları kara bulut şeklinde dalgalar sarmaladı , Allah’a, onun dinini ona has kılarak / katışıksız olarak çağrıda / duada bulundular, karaya doğru onları kurtardığımızda ise onlar ölçülü davrandılar / iktisatlı davrandılar, ayetlerimizle ancak hain kafirler mücadele ederler. Ey insanlar, Rabbinizden sakının, o günden ürperin, baba çocuğuna bir şey ödeyemez, ne de çocuk babasına bir şey ödeyemez, muhakkak ki Allah’ın verdiği söz / Allah’ın vaadi gerçektir , dünya hayatı sizi aldatmasın / gururlandırmasın , aldatıcı sizi Allah’la aldatmasın. Saatin bilgisi de yağmur yağdırmanın bilgisi de Allah’ın yanındadır, rahimlerde olanı da biliyor, yarın için kişi neyi kazanacak / kesbedecek idrak edemez , kişi arzın neresinde öleceğini de idrak edemez, kesinlikle bilen, haberdar olan Allah’tır.
Onları dağlar gibi bir dalga kapladığında dinlerini yalnız Allah’a halis kılarak O'na dua ederler. Allah; onları kurtarıp karaya çıkarınca, onlardan bir kısmı orta yolu tutar. Ayetlerimizi hain ve çokça nankörlük edenden başkası bilerek inkâr etmez.
(Denizde) onları, gölgeler gibi dalga(lar) sardığı zaman, dini yalnız kendisine has kılarak Allah'a yalvarırlar. Fakat O, onları kurtarıp karaya çıkarınca içlerinden bir kısmı iktisad eder (Allah'a yönelmeyi kısar, gevşetir); zaten bizim ayetlerimizi (öyle) nankör gaddarlardan başkası inkar etmez.
Dalgalar onları gölgelikler gibi kuşatınca Allah'ın dinine bir şey katmadan sadece ona yalvarırlar. Allah onları karaya çıkarıp kurtarınca, içlerinden (yalnızca) bir kısmı doğru yolda kalır dipnot 1 . Sürekli döneklik ve nankörlük edenler dışında hiç kimse ayetlerimizi bile bile inkar etmez dipnot 2 .
Dalgalar onları kara bulutlar gibi kuşatınca, dini Allah'a has kılarak ona yalvarırlar. Allah onları kurtarıp karaya çıkardı mı içlerinden bir kısmı doğru yolda kalır. Sözünde durmayan nankörler dışında hiç kimse ayetlerimizi bile bile inkar etmez.
Onları dağlar gibi dalgalar kuşattığı zaman, dini tamamen Allah’a halis kılarak O’na dua ederler. Allah onları karaya çıkararak kurtardığı vakit içlerinden bir kısmı (tam, hakkıyla değil) ortada kalırlar. Ayetlerimizi (sözünden) cayan ve nankör olanlardan başkası bile bile inkâr etmez.
Onları dağlar gibi dalgalar sardığı zaman, dini tamamen Allah'a tahsis ederek O'na dua ederler. Ama kurtulup, karaya ayak bastıklarında, içlerinden bazısı orta yolu tutar. Ayetlerimizi gaddar ve nankör olanlardan başkası bile bile inkar etmez.
Kara bulutlar gibi dalga kendilerini kuşattığı zaman; Allah'a, dini O'na özgüleyerek yalvarırlar. Fakat onları karaya çıkarıp kurtarınca, içlerinden sadece bir kısmı doğru yolu tutar. Bizim ayetlerimize, gaddar nankörlerin tümünden başkası karşı çıkmaz.
Lokmân suresi, 33. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّاسُ ٱتَّقُوا۟ رَبَّكُمْ وَٱخْشَوْا۟ يَوْمًا لَّا يَجْزِى وَالِدٌ عَن وَلَدِهِۦ وَلَا مَوْلُودٌ هُوَ جَازٍ عَن وَالِدِهِۦ شَيْـًٔا إِنَّ وَعْدَ ٱللَّهِ حَقٌّ فَلَا تَغُرَّنَّكُمُ ٱلْحَيَوٰةُ ٱلدُّنْيَا وَلَا يَغُرَّنَّكُم بِٱللَّهِ ٱلْغَرُورُ
Ey insanlar! Rabbinize karşı gelmekten sakının. Hiçbir babanın çocuğuna hiçbir yarar sağlayamayacağı, hiçbir çocuğun da babasına hiçbir yarar sağlayamayacağı günden korkun! Şüphesiz Allah'ın va'di gerçektir. Sakın dünya hayatı sizi aldatmasın. O aldatıcı şeytan da Allah hakkında sizi aldatmasın.
Ey insanlar! Rabbinize karşı takvâlı (duyarlı) olun! Hiçbir babanın evladı, hiçbir evladın da babası adına hiçbir şey gideremeyeceği günden çekinin! dipnot 1 Şüphesiz ki Allah'ın vaadi gerçektir. Dünya hayatı sakın sizi aldatmasın ve o çok aldatıcı (şeytan sakın) sizi Allah ile aldatmasın! dipnot 2
Ey İnsanlık! Rabbinize karşı sorumluluğunuzu hatırlayın! Dahası ne anne babanın çocuğuna, ne de çocuğun anne babasına hiçbir fayda sağlamayacağı bir günün dehşetinden sakının! Unutmayın ki Allah'ın vaadi gerçekleşecektir: şu halde bu dünya hayatı sizi asla ayartmasın; dahası, aldatıcının hiçbir türü sizi Allah (hakkındaki asılsız düşünceler) ile aldatmasın.
Ey İnsanlar! Rabbinize karşı sorumluluğunuzu unutmayın; ve ne hiçbir anne babanın çocuğuna herhangi bir faydasının erişebileceği, ne de hiçbir çocuğun anne babasına en ufak bir fayda sağlayamayacağı Gün'den korkun! Unutmayın, Allah'ın (yeniden diriltme) vaadi gerçektir: öyleyse, bu dünyanın sizi ayartmasına izin vermeyin ve Allah hakkındaki müfsitçe düşüncelerinizin sahte cazibesine kapılmayın!
Ey insanlar! Rabbinizden (size yaptıklarınızın karşılığını - sonucunu kesinlikle yaşatacağı için) korunun; babanın evladından, evladın da babasından hiçbir yararı olmayacağı süreçten dehşet duyun! Muhakkak ki Allah'ın vaadi haktır! Dünya yaşamı sakın sizi aldatmasın. . . O çok aldatıcı da (vehme tabi bilinciniz) Allah'la (O sizin hakikatinizdir, size bir şey olmaz diye) sizi aldatmasın (Sünnetullah'ı görmekten perdelemesin)!
Ey insanlar, Rabb'inizden korkup sakının ve öyle bir günün azabından çekinip korkun ki, (o gün hiç) bir baba, çocuğu için bir karşılık veremez ve (hiç) bir çocuk da babası için bir şeyi verebilecek (durumda) değildir. Şüphesiz Allah'ın va'di haktır. Artık dünya hayatı sizi aldatmaya sürüklemesin ve aldatıcı(lar) da sizi Allah ile aldatmasın.
Ey İnsanlar! Rabbinize karşı gelmekten sakının. Ne babanın evlâdı, ne evlâdın babası nâmına bir şey ödeyemeyeceği günden çekinin. Bilin ki, Allah'ın verdiği söz gerçektir. Sakın dünya hayatı sizi aldatmasın ve şeytan, Allah'ın affına güvendirerek sizi kandırmasın.
Ey insanlar! Efendinize karşı sorumluluk bilinci taşıyın. Hiçbir babanın çocuğuna yardım edemeyeceği; hiçbir çocuğun da babasına yardım edemeyeceği günden korkun! Allah'ın sözünü verdiği kesinlikle gerçektir. Artık, dünya yaşamı, sakın sizi aldatmasın! Ve aldatıcı, sakın sizi, Allah ile aldatmasın! dipnot 347
Ey İnsanlar! Rabbinize karşı saygılı olunuz! Ebeveynin çocuğuna, çocuğun ebeveynine fayda veremeyeceği bir günden sakınınız! Allah'ın verdiği söz elbette gerçektir. Dünya hayatı sakın sizi aldatmasın! Şeytan sizi Allah ile aldatmasın!
Ey halk, Efendinizi dinleyin, babanın çocuğuna yardım edemeyeceği ne de çocuğun babaya yardım edemeyeceği günden korkun. ALLAH'ın sözü gerçektir. Dünya hayatı sizi aldatmasın; kandırıcılar sizi ALLAH ile aldatmasınlar.
Ey halk, Rabbinizi dinleyin, babanın çocuğuna yardım edemiyeceği ne de çocuğun babaya yardım edemiyeceği günden korkun. ALLAH'ın sözü gerçektir. Dünya hayatı sizi aldatmasın; kandırıcılar sizi ALLAH ile aldatmasınlar.
Ey insanlar, Rabbinizden korkun ve öyle bir günü sayın (öyle bir günden ürperti duyun) ki, baba, çocuğundan (taraf) birşey ödeyemez; evlat da babasından taraf birşey ödeyecek değildir. Muhakkak Allah'ın va'di gerçektir. O halde sakın dünya hayatı sizi aldatmasın ve sakın o mağrur (şeytan) sizi Allah('ın affın)a güvendir(erek aldatıp cehenneme sürükle)mesin!
Ey insanlar rabbınızdan korkun ve bir günü sayın ki ata evladından bir şey ödeyemez, evlad o da atasından bir şey ödeyecek değildir, Muhakkak Allahın va'di hak, o halde sakının Dünya hayat sizi aldatmasın ve sakının o mağrur sizi Allaha güvendirmesin
Ey insanlar! Rabb'inize takvalı olun. Ve babanın çocuğuna hiçbir yarar sağlayamadığı, çocuğun da babasına hiçbir şey ile yarar sağlayamadığı günden sakının. Allah'ın sözü gerçektir. Öyleyse, dünya hayatı sizi aldatmasın! dipnot 1 Sakın aldatıcı dipnot 2 sizi Allah ile aldatmasın. dipnot 3
Ey insanlar! Rabb'inize takvalı olun. Ve babanın çocuğuna hiçbir yarar sağlayamadığı, çocuğun da babasına hiçbir şey ile yarar sağlayamadığı günden sakının. Allah'ın sözü gerçektir. Öyleyse, dünya hayatı sizi aldatmasın! Sakın aldatıcı dipnot 1 sizi Allah ile aldatmasın. dipnot 2
Ey insanlar! Rabb'inize takvalı olun. Ve babanın çocuğuna hiçbir yarar sağlayamadığı, çocuğun da babasına hiçbir şey ile yarar sağlayamadığı günden sakının. Kuşkusuz Allah'ın uyarısı gerçektir. O halde dünya hayatı sizi aldatmasın. Ve sakın aldatıcı dipnot 1 sizi Allah ile aldatmasın. dipnot 2
Ey insanlar, rabbinizden korkup sakının ve öyle bir günün azabından çekinip korkun ki, (o gün hiç)bir baba, çocuğu için bir karşılık veremez ve (hiç)bir çocuk da babası için bir şeyi verebilecek (durumda) değildir. Şüphesiz Tanrı'nın vaadi haktır. Artık dünya hayatı sizi aldatmaya sürüklemesin ve aldatıcı(lar) da sizi Tanrı ile aldatmasın.
Ey insanlar, Rabbinizden korkun. Ne babanın evladına, ne de bizzat evladın babasına, hiçbir şeyle faide veremeyeceği günden korkun. Şübhe yok ki Allahın va'di hakdır. O halde zinhar sizi dünya hayatı aldatmasın, o çok aldatıcı (şeytan) zinhar sizi Allah (ın hilmine, imhalin) e güvendirmesin.
Ey insanlar; Rabbınızdan korkun. Babanın oğluna, oğulun babasına hiçbir şey ödemeyeceği günden çekinin. Allah'ın vaadi şüphesiz haktır. Öyleyse, sakın dünya hayatı sizi aldatmasın. Aldatıcı şeytan sizi Allah'ın bağışlamasına güvendirerek yoldan çıkarmasın.
(20-34) Görmediler mi! Allah, göklerde ne varsa ve yerde ne varsa sizin emrinize amade kılmıştır , gizli açık nimetlerini sizin üzerinize bollaştırmıştır , İnsanlardan birileri, Allah’la ilimsizce / bilgisizce tartışıyor / cedelleşiyor , bir yol tutturmuş değiller ve de ışıtıcı / aydınlatıcı bir kitap ları da yok, onlara Allah’ın indirdiğine uyun / tabi olun denildiğinde dediler ki bilakis babalarımızı neyin üzerine bulduysak biz ona uyarız / tabi oluruz. (Babadan atadan gördüğüne uy, diğerlerine sakın uyma dini). Velev ki şeytan onları ateş azabına çağırıyor ise de mi? (Uymaya devam bedeli ne olursa olsun mu? diyecekler) Kim yüzünü Allaha teslim ederse işte o güzel davranandır / muhsindir , sağlam bir kulpu da tutmuştur , (Urvetil vusqa) işlerin sonucu / akıbeti Allah’a varır . Kim yok sayarsa / küfrederse, onun yok sayması seni hüzünlendirmesin, o nların gerisin geri dönecekleri yine bizleriz, yaptıklarını haber vereceğiz, muhakkak ki Allah göğüslerde olanı bilendir. Onları birazcık geçindireceğiz / az bir süre tüketecekler, sonra kaba / galiz bir azaba zorlarız. Onlara sorsan ki semaları ve arzı kim yarattı? Allah diyeceklerdir , Allah’a hamdolsun de , b ilakis insanların çokları / ekserisi bilmiyorlar. Göklerde ve yerde ne varsa Allah içindir, muhakkak ki Allah zengindir / kendine yetendir, övülendir. Eğer ki yeryüzünde ağaçtan kalemler olsa ve deniz de ardından da yedi deniz daha ona katılsa Allah’ın kelimeleri kesinlikle tükenmez, muhakkak ki Allah saygıdeğerdir, gerekçeli / hikmetli karar verendir. Sizi yaratmamız da sizi tekrar diriltmemiz de tek bir kişi / tek b ir nefis gibidir, (İşte bu kadar kolaydır) kesinlikle Allah işitendir, görendir. Görmedin mi? Muhakkak ki Allah gündüze geceyi katar, geceyi de gündüze katar, güneşi ve ayı da emre amade yapar, hepsi belirli bir vakte kadar akar / cereyan eder , muhakkak ki Allah yapıyor olduklarınızdan haberi olandır. İşte bu Allah’ın O’nun Hak olmasındandır / gerçek olmasındandır, O’nun dışında çağrıda bulundukları / dua ettikleri ise iptaldir / geçersizdir/ batıldır, muhakkak ki Allah, O, yücedir, büyüktür. Görmedin mi? Gemi deniz de Allah’ın bir nimeti olarak onun ayetlerini size göstermek için akıyor / cereyan ediyor, işte bunda çokça sabreden, teşekkür eden her bir kimse için ayetler vardır. Bir vakit onları kara bulut şeklinde dalgalar sarmaladı , Allah’a, onun dinini ona has kılarak / katışıksız olarak çağrıda / duada bulundular, karaya doğru onları kurtardığımızda ise onlar ölçülü davrandılar / iktisatlı davrandılar, ayetlerimizle ancak hain kafirler mücadele ederler. Ey insanlar, Rabbinizden sakının, o günden ürperin, baba çocuğuna bir şey ödeyemez, ne de çocuk babasına bir şey ödeyemez, muhakkak ki Allah’ın verdiği söz / Allah’ın vaadi gerçektir , dünya hayatı sizi aldatmasın / gururlandırmasın , aldatıcı sizi Allah’la aldatmasın. Saatin bilgisi de yağmur yağdırmanın bilgisi de Allah’ın yanındadır, rahimlerde olanı da biliyor, yarın için kişi neyi kazanacak / kesbedecek idrak edemez , kişi arzın neresinde öleceğini de idrak edemez, kesinlikle bilen, haberdar olan Allah’tır.
Ey insanlar! Rabbinizden sakının. Hiçbir babanın çocuğuna hiçbir yarar sağlayamayacağı, hiçbir çocuğun da babasına hiçbir yarar sağlayamayacağı günden korkun! Şüphesiz Allah’ın vaadi gerçektir. Sakın dünya hayatı sizi aldatmasın. O aldatıcı Şeytan da Allah hakkında sizi aldatmasın.
Ey insanlar, Rabbinizden korkun ve babanın, çocuğunun cezasını çekmeyeceği, çocuğun da babasının cezasını çekmeyeceği (hiç kimse, kimsenin borcunu ödemeyeceği) günden çekinin. Allah'ın va'di gerçektir. Dünya hayatı sizi aldatmasın. O aldatıcı (şeytan), sizi Allah hakkında (O'nun yumuşak davranmasına, mühlet vermesine güvendirerek) aldatmasın.
Ey insanlar! Rabbinize karşı yanlış yapmaktan sakının. Ana babanın, evladının başına gelen hiçbir şeyi; evladın da anası ve babasının başına gelen hiçbir şeyi savamayacağı günden korkun dipnot 1 . Allah'ın vaadi gerçektir. Öyleyse dünya hayatı sakın sizi aldatmasın. O çok aldatıcı (insan ve cin şeytanları da) sakın sizi Allah hakkında aldatmasın dipnot 2 .
Ey insanlar! Rabbinize karşı gelmekten sakının. Ana babanın evladı için; evladın da anası ve babası için bir ödeme yapamayacağı günden korkun dipnot 1 . Allah'ın sözü gerçektir. Dünya hayatı sakın sizi aldatmasın. O çok aldatan (şeytan) da sizi Allah ile aldatmasın.
Ey insanlar, Rabbinizden sakının. Babanın evladı, evladın da babası için hiç bir fayda veremeyeceği o günden korkun. Allah‘ın vaadi şüphesiz haktır. Öyleyse dünya hayatı sizi aldatmasın, aldatıcı da sizi Allah ile aldatmasın!
-Ey insanlar, Rabbiniz'den korkun, babanın evladı, evladın da babası için hiç bir şey ödeyemeyeceği o gün de kendinizi koruyun. Allah'ın vaadi şüphesiz gerçektir. Öyleyse dünya hayatı sizi aldatmasın, aldatıcı da sizi Allah ile aldatmasın!
Ey insanlar! Rabbinizden korkun! Herhangi bir şeyde babanın, evladı; evladın da babası yerine karşılık ödemeyeceği günden ürperin! Allah'ın vaadi haktır; dünya hayatı sizi sakın aldatmasın. O yaman aldatıcı, sakın sizi Allah ile aldatmasın!
Lokmân suresi, 34. ayet. إِنَّ ٱللَّهَ عِندَهُۥ عِلْمُ ٱلسَّاعَةِ وَيُنَزِّلُ ٱلْغَيْثَ وَيَعْلَمُ مَا فِى ٱلْأَرْحَامِ وَمَا تَدْرِى نَفْسٌ مَّاذَا تَكْسِبُ غَدًا وَمَا تَدْرِى نَفْسٌۢ بِأَىِّ أَرْضٍ تَمُوتُ إِنَّ ٱللَّهَ عَلِيمٌ خَبِيرٌۢ
Kıyametin ne zaman kopacağı bilgisi şüphesiz yalnızca Allah katındadır. O, yağmuru indirir, rahimlerdekini bilir. Hiç kimse yarın ne kazanacağını bilemez. Hiç kimse nerede öleceğini de bilemez. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, (her şeyden) hakkıyla haberdar olandır.
Şüphesiz ki o (Son) Saat'in bilgisi yalnızca Allah'ın katındadır. dipnot 1 Yağmuru O yağdırır. Rahimlerde olanı O bilir. Kimse yarın ne kazanacağını bilemez. dipnot 2 Kimse nerede öleceğini de bilemez. dipnot 3 Şüphesiz ki Allah bilendir, haberdardır.
Şu da bir gerçektir ki, Son Saat'in bilgisi sadece Allah katındadır: yağmuru yağdıran O'dur; rahimlerde yer tutanı O bilir; oysa ki hiç kimse yarın ne kazanacağını bilmez. Dahası hiç kimse yarın hangi mekanda öleceğini bilemez. Şüphesiz Allah'tır her şeyi bilen, her şeydan haberdar olan.
Son Saat'in ne zaman geleceğini yalnız Allah bilir; yağmuru yağdıran O'dur; rahimlerde yer alanı (yalnız) O bilir; Halbuki kimse yarın ne kazanacağını ve hangi topraklarda öleceğini bilmez. (Yalnız) Allah, her şeyi bilen ve her şeyden haberdar olandır.
Muhakkak ki o saatin (ölümün) ilmi Allah indindedir; yağmuru indirir; rahimlerde olanı bilir; hiçbir benlik yarının ne getireceğini bilmez; hiçbir nefs nerede öleceğini de bilmez! Muhakkak ki Allah, Aliym'dir, Habiyr'dir.
Kıyamet saatinin bilgisi, şüphesiz Allah'ın katındadır. Yağmuru yağdırır; rahimlerde olanı bilir. Hiç kimse, yarın ne kazanacağını bilmez. Hiç kimse de, hangi yerde öleceğini bilmez. Hiç şüphesiz Allah bilendir, haberdardır.
Kıyamet vakti hakkındaki bilgi, ancak Allah'ın katındadır. Yağmuru O yağdırır, rahimlerde olanı O bilir. Hiç kimse yarın ne kazanacağını bilemez. Yine hiç kimse nerede öleceğini bilemez. Şüphesiz Allah, her şeyi bilendir, her şeyden haberdardır.
Kuşkusuz, evrenlerin sonunun bilgisi, Allah'ın katındadır. Yağmuru indirir; dölyataklarında olanları bilir. Hiç kimse yarın ne kazanacağını bilmez. Hiç kimse nerede öleceğini de bilmez. Kuşkusuz, Allah, Bilendir; Haberlidir.
Şüphesiz,kıyametin bilgisi yalnız Allah katındadır. Yağmuru O yağdırır. Rahimlerde ne olduğunu da bilir. Hiç kimse yarın ne kazanacağını bilemez. Hiç kimse nerede öleceğini de bilemez. Her şeyi bilen ve her şeyden haberdar olan, Allah'tır.
O anın bilgisi ALLAH'ın yanındadır. Yağmuru O yağdırır ve rahimlerde ne varsa bilir. Hiç kimse kendisine yarın ne olacağını bilmez, yine hiç kimse nerede öleceğini bilmez. ALLAH Bilendir, Haberdardır. dipnot 1
Saatin (dünyanın son saatinin) bilgisi ALLAH'ın yanındadır. Yağmuru O yağdırır ve rahimlerde ne varsa bilir. Hiç kimse kendisine yarın ne olacağını bilmez, yine hiç kimse nerede öleceğini bilmez. ALLAH Bilendir, Haberdardır.
Muhakkak Allah; evet kıyamete (dair) bilgi sadece O'nun yanındadır. Yağmuru O yağdırır, rahimlerde ne var O bilir. Hiçbir kimse yarın ne kazanacağını bilmez. Hiçbir kimse hangi yerde öleceğini de bilemez. Şüphesiz ki Allah herşeyi bilir, herşeyden haberdardır.
Her halde Allah, saate ılim onun yanındadır ve yağmuru o yağdırır, rahimlerde ne var o bilir ve hiç bir nefis yarın ne kazanacağımı bilmez, bir nefis hangi Yerde öleceğini de bilmez, şübhesiz ki Allah alimdir, habirdir
Sa'at'in dipnot 1 bilgisi, Allah'ın yanındadır. Ve O, yağmuru yağdırır, rahimde olanı bilir. Kimse yarın ne kazanacağını bilemez. Kimse nerede öleceğini de bilemez. Kuşkusuz Allah, Her Şeyi Bilen'dir, Her Şeyden Haberdar'dır.
Sa'atin dipnot 1 bilgisi, Allah'ın yanındadır. Ve O, yağmuru yağdırır, rahimde olanı bilir. Kimse yarın ne kazanacağını bilemez. Kimse nerede öleceğini de bilemez. Kuşkusuz Allah, Her Şeyi Bilen'dir, Her Şeyden Haberdar'dır.
Saatin dipnot 1 bilgisi, Allah'ın yanındadır. Ve O, yağmuru yağdırır, rahimde olanı bilir. Kimse yarın ne kazanacağını bilemez. Kimse nerede öleceğini de bilemez. Kuşkusuz Allah, Her Şeyi Bilen'dir, Her Şeyden Haberdar'dır.
Kıyamet saatinin bilgisi, şüphesiz Tanrı'nın katındadır. Yağmuru yağdırır, rahimlerde olanı bilir. Hiç kimse, yarın ne kazanacağını bilmez. Hiç kimse de, hangi yerde öleceğini bilmez. Hiç şüphesiz Tanrı bilendir, haberdardır.
O saatin (kıyametin) ilmi şübhesiz ki Allahın nezdindedir. Yağmuru (mukadder olan vakıtda ve mahalde) O indirir. Rahimlerde olanı O bilir. Hiçbir kimse yarın ne kazanacağını bilmez. Hiçbir kimse hangi yerde öleceğini bilmez. Şübhesiz Allah (her şey'i) bilendir. Her şeyden haberdardır.
Kıyamet saatının bilgisi şüphesiz ki Allah katındadır, yağmuru O indirir, rahimlerde bulunanı O bilir. Kimse yarın ne kazanacağını bilmez. Ve hiç bir nefis nerede öleceğini de bilmez. Muhakkak ki Allah; Alim'dir, Habir'dir.
(20-34) Görmediler mi! Allah, göklerde ne varsa ve yerde ne varsa sizin emrinize amade kılmıştır , gizli açık nimetlerini sizin üzerinize bollaştırmıştır , İnsanlardan birileri, Allah’la ilimsizce / bilgisizce tartışıyor / cedelleşiyor , bir yol tutturmuş değiller ve de ışıtıcı / aydınlatıcı bir kitap ları da yok, onlara Allah’ın indirdiğine uyun / tabi olun denildiğinde dediler ki bilakis babalarımızı neyin üzerine bulduysak biz ona uyarız / tabi oluruz. (Babadan atadan gördüğüne uy, diğerlerine sakın uyma dini). Velev ki şeytan onları ateş azabına çağırıyor ise de mi? (Uymaya devam bedeli ne olursa olsun mu? diyecekler) Kim yüzünü Allaha teslim ederse işte o güzel davranandır / muhsindir , sağlam bir kulpu da tutmuştur , (Urvetil vusqa) işlerin sonucu / akıbeti Allah’a varır . Kim yok sayarsa / küfrederse, onun yok sayması seni hüzünlendirmesin, o nların gerisin geri dönecekleri yine bizleriz, yaptıklarını haber vereceğiz, muhakkak ki Allah göğüslerde olanı bilendir. Onları birazcık geçindireceğiz / az bir süre tüketecekler, sonra kaba / galiz bir azaba zorlarız. Onlara sorsan ki semaları ve arzı kim yarattı? Allah diyeceklerdir , Allah’a hamdolsun de , b ilakis insanların çokları / ekserisi bilmiyorlar. Göklerde ve yerde ne varsa Allah içindir, muhakkak ki Allah zengindir / kendine yetendir, övülendir. Eğer ki yeryüzünde ağaçtan kalemler olsa ve deniz de ardından da yedi deniz daha ona katılsa Allah’ın kelimeleri kesinlikle tükenmez, muhakkak ki Allah saygıdeğerdir, gerekçeli / hikmetli karar verendir. Sizi yaratmamız da sizi tekrar diriltmemiz de tek bir kişi / tek b ir nefis gibidir, (İşte bu kadar kolaydır) kesinlikle Allah işitendir, görendir. Görmedin mi? Muhakkak ki Allah gündüze geceyi katar, geceyi de gündüze katar, güneşi ve ayı da emre amade yapar, hepsi belirli bir vakte kadar akar / cereyan eder , muhakkak ki Allah yapıyor olduklarınızdan haberi olandır. İşte bu Allah’ın O’nun Hak olmasındandır / gerçek olmasındandır, O’nun dışında çağrıda bulundukları / dua ettikleri ise iptaldir / geçersizdir/ batıldır, muhakkak ki Allah, O, yücedir, büyüktür. Görmedin mi? Gemi deniz de Allah’ın bir nimeti olarak onun ayetlerini size göstermek için akıyor / cereyan ediyor, işte bunda çokça sabreden, teşekkür eden her bir kimse için ayetler vardır. Bir vakit onları kara bulut şeklinde dalgalar sarmaladı , Allah’a, onun dinini ona has kılarak / katışıksız olarak çağrıda / duada bulundular, karaya doğru onları kurtardığımızda ise onlar ölçülü davrandılar / iktisatlı davrandılar, ayetlerimizle ancak hain kafirler mücadele ederler. Ey insanlar, Rabbinizden sakının, o günden ürperin, baba çocuğuna bir şey ödeyemez, ne de çocuk babasına bir şey ödeyemez, muhakkak ki Allah’ın verdiği söz / Allah’ın vaadi gerçektir , dünya hayatı sizi aldatmasın / gururlandırmasın , aldatıcı sizi Allah’la aldatmasın. Saatin bilgisi de yağmur yağdırmanın bilgisi de Allah’ın yanındadır, rahimlerde olanı da biliyor, yarın için kişi neyi kazanacak / kesbedecek idrak edemez , kişi arzın neresinde öleceğini de idrak edemez, kesinlikle bilen, haberdar olan Allah’tır.
Kıyametin ne zaman kopacağı bilgisi şüphesiz yalnızca Allah katındadır. O; yağmuru indirir, rahimlerdekini bilir. Hiç kimse yarın ne kazanacağını bilemez. Hiç kimse nerede öleceğini de bilemez. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, (her şeyden) hakkıyla haberdar olandır.
Allah, (işte kıyamet) sa'atin(in ne zaman geleceği) hakkındaki bilgi, O'nun yanındadır. Yağmuru O yağdırır, rahimlerde olanı bilir. Hiç kimse yarın ne kazanacağını bilmez ve hiç kimse hangi yerde öleceğini bilmez. (Her şeyi) bilen, (her şeyden) haberi olan yalnız Allah'tır.
O saat /mezardan kalkış saati ile ilgili bilgi sadece Allah katındadır dipnot 1 . O, yağmuru indirir dipnot 2 ve rahimlerde olanı bilir dipnot 3 . Hiç kimse yarın ne kazanacağını bilemez. Hiç kimse nerede öleceğini de bilemez dipnot 4 . Allah daima bilen ve her şeyden haberdar olandır dipnot 5 .
Kıyamet saati ile ilgili bilgi Allah'a aittir. Yağmuru o indirir, rahimlerde bulunanı o bilir. Hiçkimse yarın ne kazanacağını bilemez. Hiçkimse nerede öleceğini bilemez. Allah bilir, her şeyin iç yüzünü bilir.
Kıyamet saatinin ilmi Allah'ın katındadır. Yağmuru O yağdırır. Rahimlerde olanı bilir. Hiçbir nefis yarın ne kazanacağını bilmez. Hiçbir nefis hangi yerde öleceğini bilmez. Allah, her şeyi bilendir, herşeyden haberdardır.
Kıyamet anının bilgisi O'nun katındadır. Yağmuru O yağdırır. Rahimlerde olanı bilir. Hiç kimse yarın ne kazanacağını bilmez. Hiç kimse hangi yerde öleceğini bilmez. Allah, her şeyi bilen ve haberdar olandır.
O kıyamet saatine ilişkin bilgi Allah katındadır. Yağmuru O yağdırır. O, rahimlerde olanı da bilir. Hiçbir benlik yarın ne kazanacağını bilmez. Ve hiçbir kimse hangi yerde öleceğini bilmez. Allah Alim'dir, Habir'dir.
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.