Yûnus suresi · 1–10. ayetler

Kitabın ayetleri; yaratılış ve iki grup

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Yûnus suresi, 1. ayet — bütün mealleriyle aç

    Yûnus suresi, 1. ayet. الٓر تِلْكَ ءَايَٰتُ ٱلْكِتَٰبِ ٱلْحَكِيمِ

    Diyanet İşleri

    Elif, Lam, Ra. Bunlar hikmet dolu Kitab'ın ayetleridir.

    Mehmet Okuyan

    Elif. Lâm. Râ. dipnot 1 İşte şu(nlar), doğru hükümler içeren Kitabın ayetleridir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Mukatta‘a harfleri hakkında bilgi için bkz. Bakara 2:1, dipnot 1.

    Mustafa İslamoğlu

    Elif-Lam-Ra! İşte bunlar, her hükmünde tam isabet kaydeden ilahi kelamın ayetleridir.

    Muhammed Esed

    Elif-Lam-Ra. Bunlar, hikmetle dolu olan ilahi kitabın ayetleridir.

    Ahmed Hulusi

    Eliif, Laam, Ra. . . İşte bunlar Kitab-ı Hakiym'in (hikmet dolu hakikat BİLGİsi kaynağının) işaretleridir.

    Ali Bulaç

    Elif, Lam, Ra. Bunlar, hikmetli Kitabın ayetleridir.

    Ali Özek ve heyeti

    Elif. Lâm. Râ. İşte bunlar hikmet dolu Kitâb'ın âyetleridir.

    Ali Rıza Safa

    A. L. R. İşte bunlar, Bilge Kitap'ın ayetleridir.

    Bayraktar Bayraklı

    Elif, lam, ra. İşte şunlar, hikmet dolu kitabın ayetleridir.

    Edip Yüksel

    A1L30R200. Bunlar (bu harfler/rakamlar), hikmet sahibi Kitab'ın mucizeleridir. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Bu harfler Kuran'ın matematiksel mucizesinin önemli bir parçasını oluşturmaktadır. * Bak 2:1; 74:30.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    A.L.R. Bunlar (bu harfler), hikmet sahibi Kitab'ın mucizeleridir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Elif, Lam, Ra. İşte bunlar, o hikmetli kitabın ayetleridir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Elif, Lam, Ra. işte bunlar o hakim kitabın ayetleri

    Erhan Aktaş

    Elif, Lam, Ra. İşte bunlar Hakim Kitap'ın ayetleridir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Elif, Lam, Ra. İşte bunlar Hakim dipnot 1 Kitap'ın ayetleridir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Sağlamca korunmuş, tutarlı/çelişkisiz kitap.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Elif, Lam, Ra. İşte bunlar Hakim dipnot 1 Kitap'ın ayetleridir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Sağlamca korunmuş, tutarlı/çelişkisiz kitap.

    Gültekin Onan

    Elif, Lam, Ra. Bunlar, hikmetli Kitabın ayetleridir.

    Hasan Basri Çantay

    Elif, lam, raa. İşte bunlar hikmet dolu kitabın (Kur'anın) ayetleridir.

    İbni Kesir

    Elif, Lam, Ra. Bunlar hikmetli kitabın ayetleridir.

    Mehmet Alagaş

    (1-8) Elif Lam Ra, Bu, yargı kitabının / hüküm kitabının ayetleridir. İnsanlara, onlardan bir adama, insanları uyarması için ve iman edenleri müjdelemesi için, ki onlar rableri yanında doğruluk kademesine haizdirler, vahyetmemiz acayip mi geldi? Kafirler dedi ki kesinlikle bu apaçık büyücüdür / sihirbazdır. Muhakkak ki Rabbiniz olan Allah, semaları ve arzı altı günde yarattı, sonra tahtına yerleşti, işleri idare ediyor, izin verdiği hariç kimse de aracılık edemez / şefaat edemez, işte bu, Rabbiniz olan Allah'tır , Ona ibadet edin hatırla yıp anmaz mısınız? Hepinizin geri döneceği O'dur. Allah ’ın vaadi gerçektir, Muhakkak ki yaratmaya başlayan ve sonra onu iade edendir / tekrarlayandır, iman edenlere ve salih amel işleyenlere ölçülü bir şekilde ödül verecektir, kafirlere ise yok saymalarından dolayı onlara kaynar su içeceği ve acıtıcı bir azap vardır. O ki güneşi ışık kaynağı yapandır ve ayı yansıyan ışık / nur, ona, hesabı ve senelerin adedini bilmeniz için yörünge / menziller takdir etmiştir , Allah bunları elbette gerçekten yaratmıştır. Ayetleri bilen kavme ayrıntılı / detaylı açıklamaktadır. Gece ve gündüzün ardışıklığında / ihtilafında, semalarda ve arzda Allah ne yarattıysa sakınan kavim için göstergedir / ayettir. Muhakkak ki bizimle buluşmayı umut etmeyenler ve dünya hayatına razı olanlar ve onunla memnun olanlar / tatmin olanlar, işte bunlar ayetlerimizden gafildirler/ ayetlerimiz dikkatlerini çekmez. Onların varacakları yer, kazandıkları nedeniyle ateştir. İman edenler ve salih amel işleyenler Rableri onları imanları nedeniyle yola sokuyor, altlarından nehirler akan nimetlere erenler cennetlerine / naim cennetlerine sokuyor, Oradaki çağrıları / duaları Allah’ımız seni üstün tutarız ve oradaki karşılanmaları selamlanmaktır. Onların diğer duaları ise Alemlerin Rabbi Allaha hamdolsun şeklindedir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Elif Lâm Râ. dipnot 1 İşte bunlar hakîm olan (hikmet dolu) kitabın ayetleridir.

    Rowwad Tercüme Merkezi — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bkz: Bakara Suresi 1. ayetinin dipnotu.

    Süleyman Ateş

    Elif lam ra. İşte şunlar, o hikmetli Kitab'ın ayetleridir.

    Süleymaniye Vakfı

    Elif-Lam-Ra dipnot 1 ! Bunlar, bütün hüküm ve bilgileri doğru olan Kitab'ın ayetleridir dipnot 2 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu harflere huruf-u mukattaa /birbiri ile bağlantısı kesilmiş harfler denir. Bunların Nebimize sorulmamış olması, bilinen bir anlamının olduğunu gösterir. Yoksa müşrikler bunu dillerine dolar, Nebimizi sürekli rahatsız ederlerdi. Bununla ilgili sorular, İslam'ın Arap yarımadası dışına yayılmasından sonra başlamıştır. Bu harflerle başlayan yirmi dokuz sureden yirmi beşinde Kur'an'a, dördünde de önemli bir konuya vurgu yapılıyor olmasından onların dikkatleri toplama görevi yaptığı anlaşılır. Türkçede böyle bir kullanım yoktur.
    2. metne dön, dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    ELİF! LÂM! RÂ! Bunlar, doğru hükümler içeren Kitab'ın ayetleridir.

    Şaban Britch

    Elif Lâm Râ. İşte bunlar hakim olan kitabın ayetleridir.

    Şaban Piriş

    Elif Lam Ra. İşte bunlar hikmetli kitabın ayetleridir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Elif, Lam, Ra. İşte sana hikmetlerle dolu Kitap'ın ayetleri.

  2. Yûnus suresi, 2. ayet — bütün mealleriyle aç

    Yûnus suresi, 2. ayet. أَكَانَ لِلنَّاسِ عَجَبًا أَنْ أَوْحَيْنَآ إِلَىٰ رَجُلٍ مِّنْهُمْ أَنْ أَنذِرِ ٱلنَّاسَ وَبَشِّرِ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ أَنَّ لَهُمْ قَدَمَ صِدْقٍ عِندَ رَبِّهِمْ قَالَ ٱلْكَٰفِرُونَ إِنَّ هَٰذَا لَسَٰحِرٌ مُّبِينٌ

    Diyanet İşleri

    İçlerinden bir adama insanları uyar ve iman edenlere, Rableri katında kendileri için bir doğruluk makamı bulunduğunu müjdele diye vahyetmemiz, insanlar için şaşılacak bir şey mi oldu ki o kafirler, "Bu elbette apaçık bir sihirbazdır" dediler?

    Mehmet Okuyan

    İçlerinden bir adama "İnsanları uyar ve iman edenlere, Rableri katında onlar için (yüksek) bir doğruluk makamı dipnot 1 olduğunu müjdele!" diye vahyetmemiz insanlar için şaşılacak bir şey mi oldu ki o kâfirler "Bu elbette apaçık bir büyücüdür" dipnot 2 dediler! dipnot 3

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bir benzeri de Kamer 54:55'te geçen [kademe sıdkın] tamlaması "büyük itibar gören yüksek bir makam", "doğruluk, sadakat kademesi, makamı", "ileri geçen mertebe" ve "yüksek bir itibar" gibi anlamlar içermektedir. Ayette dünyada bu tür fedakârlıklar yapanların mahşerde Allah katında özel ve yüksek bir konumlarının bulunacağı yani ödül olarak cennete gidecekleri belirtilmektedir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Benzer bir ayet için bkz. Sâd 38:4.
    3. metne dön, dipnot 3
      Benzer mesajlar: Sâd 38:4; Kâf 50:2.

    Mustafa İslamoğlu

    Ne yani, kendi aralarından bir kişiye "İnsanları uyar; ve Rableri katındaki şeref, itibar ve dürüstlük (yarışında) iman edenlerin diğer herkesten öne geçtiğini müjdele!" diye vahyetmemiz insanların garibine mi gitti? Küfre gömülüp gidenler (bir de utanmadan) "Dikkat edin! Bu var ya bu, düpedüz bir sihirbazdır!" dediler.

    Muhammed Esed

    Kendi içlerinden birine, "Bütün insanlığı uyar; imana erişenlere, her bakımdan içtenlikli ve dürüst olmakla Rablerinin katında öteki herkesten ileri geçtiklerini müjdele" diye vahyetmemiz insanların tuhafına mı gitti? (Yalnızca) hakkı inkar edenler, "Bakın, bu (adam) düpedüz bir büyücü!" derler.

    Ahmed Hulusi

    İçlerinden bir ricale: "İnsanları uyar ve iman edenlere de kendileri için Rableri indinde Kadem-i Sıdk (Esma açığa çıkışından gelen bir şekilde tasdik) olduğunu müjdele!" diye vahyetmemiz, insanlar için çok şaşkınlık oluşturacak bir şey mi oldu? Hakikat bilgisini inkar edenler: "Muhakkak ki bu (adam) apaçık bir büyücüdür" dediler.

    Ali Bulaç

    İçlerinden bir adama: "İnsanları uyar ve iman edenlere, muhakkak kendileri için Rableri katında 'gerçek bir makam' olduğunu müjde ver" diye vahyetmemiz, insanlara şaşırtıcı mı geldi? İnkar edenler: "Gerçekten bu, açıkça bir büyücüdür" dediler.

    Ali Özek ve heyeti

    İçlerinden bir adama: İnsanları uyar ve iman edenlere, Rableri katında onlar için yüksek bir doğruluk makamı olduğunu müjdele, diye vahyetmemiz, insanlar için şaşılacak bir şey mi oldu ki, o kâfirler «Bu elbette apaçık bir sihirbazdır» dediler?

    Ali Rıza Safa

    Kendi aralarından bir adama; "İnsanları uyar ve Efendilerinin katında, inanca çağırılanlar için bir doğruluk konumunun varlığını, sevinçli bir haber olarak onlara ver!" diyerek bildirmemiz, insanlara şaşırtıcı mı geldi? Nankörlük edenler, şöyle dediler: "Aslında, kesinlikle apaçık bir büyücü bu!"

    Bayraktar Bayraklı

    İçlerinden birine, "İnsanları uyar, iman edenlere de kendileri için Allah katında yüksek bir doğruluk derecesi bulunduğunu müjdele!" diye vahiy göndermemiz insanlara şaşırtıcı mı geldi? İnkar edenler, "Bu adam açık bir büyücüdür" dediler.

    Edip Yüksel

    Kendilerinden bir adama: "İnsanları uyar ve iman edenlere Efendi'leri katında önemli bir yere sahip olduklarını müjdele" diye vahiy etmemiz halka garip mi geliyor? İnkarcılar, "Bu, apaçık bir büyücüdür" dediler.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Kendilerinden bir adama: 'İnsanları uyar ve inananlara Rab'leri katında önemli bir yere sahip olduklarını müjdele,' diye vahyetmemiz halka garip mi geliyor? İnkarcılar, 'Bu, apaçık bir büyücüdür,' dediler.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    İnsanlar için, içlerinden bir ere: "Bütün insanları uyar ve iman edenleri müjdele; kendileri için Rablerinin katında yüce bir mertebe var!" diye vahyedişimiz hiç duyulmadık şaşılacak birşey mi oldu ki, kafirler: "Kesinlikle bu bir sihirbazdır!" dediler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    İnsanlar için, içlerinden bir ere bütün insanları inzar et ve iyman edenleri müjdele: kendileri için rablarının nezdinde bir "kademi sıdk" var, diye vahyedişimiz hiç işitilmedik bir acibemi oldu? kafirler her halde bu bir sahır dediler

    Erhan Aktaş

    İçlerinden birine: "İnsanları uyar ve İman Edenlere Rabb'leri katında gerçek üstünlük makamı olduğunu haber ver!" diye vahyetmemiz, şaşılacak bir şey mi ki Kafirler: dipnot 1 "Bu apaçık bir büyücüdür." dediler?

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İnançsız, iman etmeyen. Gerçeğin üzerini örten, gerçeği kabul etmeyen, gerçeğe karşı nankörlük eden. Allah'ı ve vahyi reddeden. Fıtri yeteneğini köreltip örten. Küfr, İman'ın emin olmanın, güvenmenin, onaylamanın karşıtıdır. Kur'an, ektiği tohumun üzerini toprakla örttüğü için çiftçiye de kafir demektedir. (57:20)

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    İçlerinden birine: "İnsanları uyar ve iman edenlere Rabb'leri katında gerçek üstünlük makamı olduğunu haber ver!" diye vahyetmemiz, şaşılacak bir şey mi ki Kafirler dipnot 1 : "Bu apaçık bir büyücüdür." dediler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kafir: İnançsız, inanmayan, gerçeğin üzerini örten, gerçeği kabul etmeyen, nankör. Allah'ı ve vahyi reddeden. Küfr, İman'ın karşıtıdır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İçlerinden birine: "İnsanları uyar ve iman edenlere Rabb'leri katında gerçek üstünlük makamı olduğunu müjdele!" diye vahyetmemiz, şaşılacak bir şey mi ki gerçeği yalanlayan nankörler: "Bu apaçık bir büyücüdür." dediler.

    Gültekin Onan

    İçlerinden bir adama: "İnsanları uyar ve inananlara, muhakkak kendileri için rableri katında 'gerçek bir makam' olduğunu müjde ver" diye vahyetmemiz insanlara şaşırtıcı mı geldi? Kafirler: "Gerçekten bu, açıkça bir büyücüdür" dediler.

    Hasan Basri Çantay

    "İnsanları (hakkın ukubetleriyle) korkut, iman edenlere Rableri indinde kendileri için muhakkak bir kademi sıdk olduğunu müjdele" diye içlerinden bir ere (peygambere) etdiğimiz vahy insanlar için şaşılacak bir şey mi oldu ki o kafirler: "Bu, şeksiz, şübhesiz ve apaçık bir sihirbazdır" dedi (ler)?

    İbni Kesir

    İçlerinden bir adama: İnsanları uyar ve iman edenlere Rabbları katında yüksek bir makam olduğunu müjdele, diye vahyettiğimiz insanların tuhafına mı gitti ki kafirler: Bu, apaçık bir büyüdür, dediler.

    Mehmet Alagaş

    (1-8) Elif Lam Ra, Bu, yargı kitabının / hüküm kitabının ayetleridir. İnsanlara, onlardan bir adama, insanları uyarması için ve iman edenleri müjdelemesi için, ki onlar rableri yanında doğruluk kademesine haizdirler, vahyetmemiz acayip mi geldi? Kafirler dedi ki kesinlikle bu apaçık büyücüdür / sihirbazdır. Muhakkak ki Rabbiniz olan Allah, semaları ve arzı altı günde yarattı, sonra tahtına yerleşti, işleri idare ediyor, izin verdiği hariç kimse de aracılık edemez / şefaat edemez, işte bu, Rabbiniz olan Allah'tır , Ona ibadet edin hatırla yıp anmaz mısınız? Hepinizin geri döneceği O'dur. Allah ’ın vaadi gerçektir, Muhakkak ki yaratmaya başlayan ve sonra onu iade edendir / tekrarlayandır, iman edenlere ve salih amel işleyenlere ölçülü bir şekilde ödül verecektir, kafirlere ise yok saymalarından dolayı onlara kaynar su içeceği ve acıtıcı bir azap vardır. O ki güneşi ışık kaynağı yapandır ve ayı yansıyan ışık / nur, ona, hesabı ve senelerin adedini bilmeniz için yörünge / menziller takdir etmiştir , Allah bunları elbette gerçekten yaratmıştır. Ayetleri bilen kavme ayrıntılı / detaylı açıklamaktadır. Gece ve gündüzün ardışıklığında / ihtilafında, semalarda ve arzda Allah ne yarattıysa sakınan kavim için göstergedir / ayettir. Muhakkak ki bizimle buluşmayı umut etmeyenler ve dünya hayatına razı olanlar ve onunla memnun olanlar / tatmin olanlar, işte bunlar ayetlerimizden gafildirler/ ayetlerimiz dikkatlerini çekmez. Onların varacakları yer, kazandıkları nedeniyle ateştir. İman edenler ve salih amel işleyenler Rableri onları imanları nedeniyle yola sokuyor, altlarından nehirler akan nimetlere erenler cennetlerine / naim cennetlerine sokuyor, Oradaki çağrıları / duaları Allah’ımız seni üstün tutarız ve oradaki karşılanmaları selamlanmaktır. Onların diğer duaları ise Alemlerin Rabbi Allaha hamdolsun şeklindedir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    İçlerinden bir adama insanları uyar ve iman edenlere, Rableri katında kendileri için bir doğruluk makamı bulunduğunu müjdele diye vahyetmemiz, insanlar için şaşılacak bir şey mi oldu ki o kâfirler, “Bu elbette apaçık bir sihirbazdır” dediler?

    Süleyman Ateş

    İçlerinden bir adama: "İnsanları uyar ve inananlara, Rableri katında kendileri için bir doğruluk kademesi bulunduğunu müjdele!" diye vahyettiğimiz, insanlara tuhaf mı geldi? kafirler: "Bu, apaçık bir büyücüdür." dediler.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İçlerinden bir kişiye: "İnsanları uyar ve inanıp güvenenlere, özü sözü doğru kişiler sınıfına çıkma müjdesi ver" diye vahiy etmemiz onlara çok mu tuhaf geldi ki ayetleri görmezlikten gelenler (kafirler): "Bu, tam bir büyücüdür" dediler?

    Şaban Britch

    İçlerinden bir adama: İnsanları uyar, iman edenlere Rab’leri katında güzel mükâfatların olduğunu müjdele! diye vahyetmemiz insanların tuhafına mı gitti ki, kâfirler: "Bu açıkça bir büyücüdür" dediler?

    Şaban Piriş

    İçlerinden bir adama: -İnsanları uyar, iman edenlere Rab'leri katında yüksek makamlar olduğunu müjdele! diye vahyetmemiz insanların tuhafına mı gitti ki, kafirler: -Bu açıkça bir büyücüdür, dediler?

    Yaşar Nuri Öztürk

    "İnsanları uyar, iman edenlere de kendileri için Allah katında yüksek bir doğruluk derecesi bulunduğunu müjdele" diye içlerinden bir er kişiye vahiy göndermemiz, insanlara şaşırtıcı mı geldi? Küfre batanlar: "Bu adam açık bir büyücüdür." dediler.

  3. Yûnus suresi, 3. ayet — bütün mealleriyle aç

    Yûnus suresi, 3. ayet. إِنَّ رَبَّكُمُ ٱللَّهُ ٱلَّذِى خَلَقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ فِى سِتَّةِ أَيَّامٍ ثُمَّ ٱسْتَوَىٰ عَلَى ٱلْعَرْشِ يُدَبِّرُ ٱلْأَمْرَ مَا مِن شَفِيعٍ إِلَّا مِنۢ بَعْدِ إِذْنِهِۦ ذَٰلِكُمُ ٱللَّهُ رَبُّكُمْ فَٱعْبُدُوهُ أَفَلَا تَذَكَّرُونَ

    Diyanet İşleri

    Şüphesiz ki Rabbiniz, gökleri ve yeri altı gün içinde (altı evrede) yaratan, sonra da Arş'a kurulup işleri yerli yerince düzene koyan Allah'tır. O'nun izni olmaksızın, hiç kimse şefaatçi olamaz. İşte O, Rabbiniz Allah'tır. O halde O'na kulluk edin. Hala düşünmüyor musunuz?

    Mehmet Okuyan

    Şüphesiz ki Rabbiniz, gökleri ve yeri altı günde (dönemde) yaratan, dipnot 1 sonra da her işi düzenleyip yöneterek arşa istiva dipnot 2 eden Allah'tır. O'nun izni olmadan kimse şefaatçi olamaz. dipnot 3 İşte O Rabbiniz Allah'tır. O'na kulluk edin! (Gerçeği) hatırlamıyor musunuz?

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: A‘râf 7:54; Hûd 11:7; Furkân 25:59; Secde 32:4; Kâf 50:38; Hadîd 57:4.
    2. metne dön, dipnot 2
      [Arş]a [istivâ] ile ilgili detaylı bilgi için bkz. A‘râf 7:54, dipnot 5.
    3. metne dön, dipnot 3
      Şefaatle ilgili bu cümle, Zümer 39:43-44. ayetlerle birlikte okunmalıdır.

    Mustafa İslamoğlu

    Kuşkusuz sizin Rabbiniz, gökleri ve yeri altı devrede yaratan; ve sınırsız güç ve kudret makamına kurulup varlığı yöneten Allah'tır. O'nun izni olmadan kimse şefaatçi olamaz. İşte bu (niteliklere sahip) olan Allah'tır sizin Rabbiniz; artık yalnız O'na kulluk edin: Hala öğüt almayacak mısınız?

    Muhammed Esed

    Gerçek şu ki, sizin Rabbiniz, gökleri ve yeri altı evrede yaratan, sonra da kudret ve egemenlik makamına geçip varlığı yöneten Allah'tır. O'nun izni olmadıkça, araya girip kayıracak kimse yoktur. İşte böyledir sizin Rabbiniz: öyleyse (yalnızca) O'na kulluk edin: artık bunu (iyice) aklınızda tutmayacak mısınız?

    Ahmed Hulusi

    Muhakkak Rabbiniz O Allah'tır ki, semalar ve arzı altı aşamalı bir süreçte yarattı; sonra Arş'a istiva etti (Esma'sından yarattığı bu alemlerde gene dileğince hükümran olarak tedbir {idare} etti - {Arş; deruni manada, tüm varlığın tekillik boyutudur. A. H. }), Hükmü üzere tedbir (idare - her an yeni şe'nde olarak) oluyor! Hiç kimse bir diğerine şefaat edemez, şefaat edilecek olanın "HU"viyetindeki (yaratılış amacına göre oluşmuş Esma bileşimi) elvermedikçe! İşte budur Rabbiniz olan Allah! O halde O'na kulluğunuzun farkındalığına erin! Hala derinliğine düşünmeyecek misiniz?

    Ali Bulaç

    Şüphesiz sizin Rabbiniz, altı günde gökleri ve yeri yaratan, sonra arşa istiva eden, işleri evirip çeviren Allah'tır. Onun izni olmadıktan sonra, hiç kimse şefaatçi olamaz. İşte Rabbiniz olan Allah budur, öyleyse O'na kulluk edin. Yine de öğüt alıp düşünmeyecek misiniz?

    Ali Özek ve heyeti

    Şüphesiz ki Rabbiniz, gökleri ve yeri altı günde yaratan, sonra da işleri yerli yerince idare ederek arşa istiva eden Allah'dır. Onun izni olmadan hiç kimse şefaatçi olamaz. İşte O Rabbiniz Allah'tır. O halde O'na kulluk edin. Hâla düşünmüyor musunuz!

    Ali Rıza Safa

    Kuşkusuz, Efendiniz Allah, gökleri ve yeryüzünü altı günde yaratmıştır. Sonra, egemen bir erk oluşturarak tüm işleri yönetmektedir. O'nun izni olmadıkça, hiç kimse ara buluculuk yapamaz. Efendiniz Allah, işte böyledir. Artık, O'na hizmet edin. Yine de düşünmüyor musunuz?

    Bayraktar Bayraklı

    Şüphesiz ki Rabbiniz, gökleri ve yeri altı devirde/evrede yaratan, sonra da arşın üzerinde hükmedip işleri yöneten Allah'tır. O'nun izni olmadan kimse kendiliğinden şefaat edemez. Rabbiniz Allah işte budur. O'na kulluk ediniz. Hala düşünmüyor musunuz?

    Edip Yüksel

    Gökleri ve yeri altı günde yaratan ve sonra tüm otoriteyi kuran Efendiniz (sahibiniz) ALLAH'tır. Her işi yönetir. İzni olmadan hiç kimse aracılık (şefaat) edemez. Efendiniz ALLAH budur, O'na hizmet edin. Öğüt almaz mısınız?

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Gökleri ve yeri altı günde yaratan ve sonra tüm otoriteyi kuran Rabbiniz (sahibiniz) ALLAH'tır. Her işi yönetir. İzni olmadan hiç kimse aracılık (şefaat) edemez. Rabbiniz ALLAH budur, O'na kulluk edin. Öğüt almaz mısınız?

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Rabbiniz O Allah'tır ki, gökleri ve yeri altı günde yarattı, sonra Arş'ı hakimiyeti altına aldı. O'nun izni olmadan hiçbir şefaatçi şefaat edemez; işte Rabbiniz bu vasıfların sahibi olan Allah'tır! O halde O'na ibadet ediniz! Artık düşünmez misiniz?

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Rabbınız o Allahdır ki Gökleri ve Yeri altı günde olarak yarattı sonra Arş üzerine istiva buyurdu emri tedbir ediyor hiç şefaatçi yok ancak onun izninden sonra, işte bu evsafın sahibi Allahdır rabbınız, o halde ona ibadet ediniz, artık düşünmez misiniz!

    Erhan Aktaş

    Rabb'iniz, o Allah'tır ki, gökleri ve yeri altı günde dipnot 1 yarattı; sonra arşa isteva dipnot 2 etti. Bütün işlere yasalarını koydu. O'nun izni dipnot 3 olmadan hiçbir şefaatçi olamaz. dipnot 4 İşte bu Rabb'iniz olan Allah'tır. Öyleyse O'na kulluk edin. Hala düşünüp öğüt almaz mısınız?

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Altı evrede, altı dönemde, altı zaman diliminde.
    2. metne dön, dipnot 2
      Arş, iktidar alameti olan kral koltuğu, taht anlamında olup, mutlak yönetim gücünü ve egemenliğini ifade etmektedir. Arşa isteva etmek, koyduğu yasalarla evreni egemenliği ve yönetimi altına almak demektir.
    3. metne dön, dipnot 3
      "Allah'ın izni ile" terkibi, "Allah'ın belirlediği ilke ve kurallarının belirleyici olması, Allah'ın bilgisi ve onayı anlamlarına gelmektedir.
    4. metne dön, dipnot 4
      Allah'ın yanı sıra başkasının şefaat edebilmesi için Allah'ın şefaat etme hakkı/yetkisi vermesi gerekir. Ayet, ilahlarından şefaat beklentisi içinde olan Müşriklere cevap olarak, Allah'ın kimseye böyle bir yetki vermediğini bildirmektedir. "Şefaat" inancı Kur'an'a göre kesinlikle şirktir (Bkz. 2:48, 123).

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Rabb'iniz, o Allah'tır ki, gökleri ve yeri altı günde dipnot 1 yarattı; sonra arşa isteva dipnot 2 etti. Bütün işlere yasalarını koydu. O'nun izni dipnot 3 olmadan hiçbir şefaatçi olamaz. dipnot 4 İşte bu Rabb'iniz olan Allah'tır. Öyleyse O'na kulluk edin. Hala düşünüp öğüt almaz mısınız?

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Altı evrede, altı dönemde, altı zaman diliminde.
    2. metne dön, dipnot 2
      Arş, iktidar alameti olan kral koltuğu, taht anlamında olup, mutlak yönetim gücünü ve egemenliğini ifade etmektedir. Arşa isteva etmek, koyduğu yasalarla evreni egemenliği ve yönetimi altına almak demektir
    3. metne dön, dipnot 3
      "Allah'ın izni ile", terkibi, "Allah'ın belirlediği ilke ve kurallara göre, " Allah'ın bilgisine göre ve bilgisi gereği anlamlarına gelmektedir.
    4. metne dön, dipnot 4
      Allah'ın yanı sıra başkasının şefaat edebilmesi için Allah'ın şefaat etme hakkı/yetkisi vermesi gerekir. Ayet, ilahlarından şefaat beklentisi içinde olan müşriklere cevap olarak, Allah'ın kimseye böyle bir yetki vermediğini bildirmektedir. Birilerinin şefaat etme hakkının olduğu inancı Kur'an'a göre kesinlikle şirktir. ( Bkz. 2:48,
    5. metne dön, dipnot 5
      )

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Rabb'iniz, o Allah'tır ki, gökleri ve yeri altı günde dipnot 1 yarattı; sonra arşa istva dipnot 2 etti. Bütün işlere yasalarını koydu. O'nun izni olmadan dipnot 3 hiçbir şefaatçi olamaz. İşte bu Rabb'iniz olan Allah'tır. Öyleyse O'na kulluk edin. Hala düşünüp öğüt almaz mısınız?

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Altı evrede, altı dönemde, altı zaman diliminde.
    2. metne dön, dipnot 2
      Arşa yöneldi, arşa yasalarını koydu, arşı yönetimi altına aldı.
    3. metne dön, dipnot 3
      Şefaatin olması için Allah'ın birilerine şefaat yetkisi/müsaadesi vermesi gerekir. Ayet, müşriklere cevaben, Allah'ın kimseye böyle bir yetki/izin vermediğini ifade etmektedir. Diğer bir anlatımla, Allah, kimseye iznin/yetki vermemiş ki birileri şefaat edebilsin, denmektedir. Ayetten, birilerine şefaat izni verebileceği anlamını çıkarmak, Kur'an'ın birçok ayetine göre kesinlikle şirktir. (2/Bakara 48, 123)

    Gültekin Onan

    Şüphesiz sizin rabbiniz, altı günde gökleri ve yeri yaratan, sonra arşa istiva eden, buyruğu evirip çeviren / yöneten / yönlendiren Tanrı'dır. Onun izni olmadıktan sonra, hiç kimse şefaatçi olamaz. İşte rabbiniz olan Tanrı budur, öyleyse O'na kulluk edin. Yine de öğüt alıp düşünmeyecek misiniz?

    Hasan Basri Çantay

    Şübhesiz ki sizin Rabbiniz gökleri ve yeri altı günde yaratan, sonra (emri) arş üzerinde hükümran olan (her) işi (yerli yerinde) tedbir (ve idare) edegelendir. (Onun indinde) hiç bir kimse şefaatçi olamaz. Meğer ki kendisinin izninden sonra ola. İşte sizin Rabbiniz olan Allah budur (Başkası değil). O halde (birliğini tanıyarak) Ona kulluk edin. (Bunca delillere rağmen) artık iyice düşünüb ibret almaz mısınız?

    İbni Kesir

    Doğrusu sizin Rabbınız, gökleri ve yeri altı günde yaratıp sonra Arş'a hükmeden Allah'tır. İşi düzenler. İzni olmadıktan sonra kimse şefaat edemez. İşte Rabbınız Allah budur. O'na kulluk edin. Öğüt dinlemez misiniz?

    Mehmet Alagaş

    (1-8) Elif Lam Ra, Bu, yargı kitabının / hüküm kitabının ayetleridir. İnsanlara, onlardan bir adama, insanları uyarması için ve iman edenleri müjdelemesi için, ki onlar rableri yanında doğruluk kademesine haizdirler, vahyetmemiz acayip mi geldi? Kafirler dedi ki kesinlikle bu apaçık büyücüdür / sihirbazdır. Muhakkak ki Rabbiniz olan Allah, semaları ve arzı altı günde yarattı, sonra tahtına yerleşti, işleri idare ediyor, izin verdiği hariç kimse de aracılık edemez / şefaat edemez, işte bu, Rabbiniz olan Allah'tır , Ona ibadet edin hatırla yıp anmaz mısınız? Hepinizin geri döneceği O'dur. Allah ’ın vaadi gerçektir, Muhakkak ki yaratmaya başlayan ve sonra onu iade edendir / tekrarlayandır, iman edenlere ve salih amel işleyenlere ölçülü bir şekilde ödül verecektir, kafirlere ise yok saymalarından dolayı onlara kaynar su içeceği ve acıtıcı bir azap vardır. O ki güneşi ışık kaynağı yapandır ve ayı yansıyan ışık / nur, ona, hesabı ve senelerin adedini bilmeniz için yörünge / menziller takdir etmiştir , Allah bunları elbette gerçekten yaratmıştır. Ayetleri bilen kavme ayrıntılı / detaylı açıklamaktadır. Gece ve gündüzün ardışıklığında / ihtilafında, semalarda ve arzda Allah ne yarattıysa sakınan kavim için göstergedir / ayettir. Muhakkak ki bizimle buluşmayı umut etmeyenler ve dünya hayatına razı olanlar ve onunla memnun olanlar / tatmin olanlar, işte bunlar ayetlerimizden gafildirler/ ayetlerimiz dikkatlerini çekmez. Onların varacakları yer, kazandıkları nedeniyle ateştir. İman edenler ve salih amel işleyenler Rableri onları imanları nedeniyle yola sokuyor, altlarından nehirler akan nimetlere erenler cennetlerine / naim cennetlerine sokuyor, Oradaki çağrıları / duaları Allah’ımız seni üstün tutarız ve oradaki karşılanmaları selamlanmaktır. Onların diğer duaları ise Alemlerin Rabbi Allaha hamdolsun şeklindedir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Şüphesiz Rabbiniz O Allah'tır ki, gökleri ve yeri altı günde yaratan sonra Arş'a istivâ eden (yükselen) ve işleri yerli yerince yönetendir. O'nun izni olmadan kimse şefaatçi olamaz. İşte sizin Rabbiniz Allah budur. O halde (sadece) O’na ibadet edin! Öğüt almıyor musunuz?

    Süleyman Ateş

    Rabbiniz O Allah'tır ki, gökleri ve yeri altı günde yarattı, sonra Arş'a istiva etti (kuruldu). Emri tebdir (buyruğunu) icra eder (yaratıklarını yönetir). O'nun izni olmadan hiç kimse şefa'at edemez. İşte Rabbiniz Allah budur. O'na kulluk edin, düşünmüyor musunuz?

    Süleymaniye Vakfı

    Sizin Rabbiniz; gökleri ve yeri altı günde dipnot 1 yaratan, sonra arşa /yönetimin başına dipnot 2 geçen ve işleri düzenleyen Allah'tır dipnot 3 . Şefaat dipnot 4 edecek olan, ancak onun izninden sonra edebilir. Rabbiniz olan Allah işte budur. Siz ona kulluk edin dipnot 5 . Bilginizi hiç kullanmaz mısınız?

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
      Kur'an, halkın diliyle inmiştir (İbrahim 14/4). Halk dilinde arş, "saltanat koltuğu"dur (Yusuf 12/100, Neml 27/23). Arşa istiva ise "yönetimin başına geçme" anlamındadır. Türkçede de bu anlamda, "padişah tahta çıktı", "falan kişi cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturdu" gibi ifadeler kullanılır. Dolayısıyla "Allah arşa istiva etti." sözü de kainatın yönetiminin Allah'ın elinde olduğunu ifade eder (A'raf 7/54, Ra'd 13/2, Taha 20/5, Furkan 25/59, Secde 32/4, Hadid 57/4).
    3. metne dön, dipnot 3
    4. metne dön, dipnot 4
      Şefaat, birine yardımcı olmak veya birinden bir şey istemek için onunla bir araya gelmektir. Daha çok saygın ve üst derecede olan birinin alt derecede olan birini yanına alması anlamında kullanılır. İyi veya kötü bir işte bir başkasıyla yardımlaşmak da şefaat sayılır (Müfredat). Dünyada insanlar birbirlerine şefaat edebilir yani yardım edip destek olabilirler (Nisa 4/85). Ama mahşer günü kimse kimseye şefaat edemez (Bakara 2/123, 255, En'am 6/51, Secde 32/4, İnfitar 82/17-19).
    5. metne dön, dipnot 5

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sizin Rabbiniz[1] Allah'tır; gökleri ve yeri altı günde dipnot 2 yaratmış sonra yönetime (arşa) geçmiştir. İşleri çekip çeviren O'dur. Şefaat dipnot 3 edecek olan, ancak O'nun izninden sonra edebilir. İşte Allah budur, sizin Rabbinizdir. Siz O'na kul olun. Bilgilerinizi kullanmayacak mısınız?

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 2
      Sahibiniz
    2. metne dön, dipnot 3
      Bakınız Araf 7/54
    3. metne dön, dipnot 4
      Şefaat, birinin eşlik etmesini istemek, eşlik etmek veya arka çıkmaktır. (El-Ayn, Müfredat). Mahşer günü kimseye şefaat edilmeyecektir. "Öyle bir günden çekinip korunun ki o gün kimse kimsenin yerine ceza çekmeyecek, kimseden şefaat kabul edilmeyecek, kimseden fidye alınmayacak ve kimseye yardım edilmeyecektir." (Bakara 2/48) Dünyada insanlar birine destek olabilirler. "İyi bir işe destek veren ondan bir pay alır; kötü bir işe destek veren de ondan dolayı bir sorumluluk üstlenir." (Nisa 4/85) Cennete gitmiş biri, şirk günahı ile değil de diğer günahlarından dolayı cehennemde olan bir yakınını yanına isteyebilir. "Günahkarları, suya koşarcasına cehenneme sevk edeceğiz. Rahman'dan söz almış olanlar dışında kimse şefaate (birinden destek alma hakkına) sahip olamayacaktır." (Meryem 19/86-87) İster dünyada ister cehenneme gitmiş biri için olsun, şefaat ancak Allah'ın onayıyla olabilir. .

    Şaban Britch

    Şüphesiz Rabbiniz, gökleri ve yeri altı günde yaratan sonra arşa istivâ eden (yükselen), O'nun izni olmadan kimse şefaatçi olamaz. İşte sizin Rabbiniz Allah budur. (Ancak) O’na ibadet edin! Öğüt almıyor musunuz?

    Şaban Piriş

    Şüphesiz, Rabbiniz, gökleri ve yeri altı günde yaratan sonra arşa hükmeden, işi düzenleyen Allah'tır. İzni olmadan kimse şefaat edemez. işte sizin Rabbiniz Allah budur. O'na kulluk edin, öğüt dinlemiyor musunuz?

    Yaşar Nuri Öztürk

    Şu bir gerçek ki, sizin Rabbiniz gökleri ve yeri altı günde yaratan, sonra arş üzerine egemenik kurup iş ve oluşu çekip çeviren Allah'tır. O'nun izni olmadıkça hiçbir şefaatçı devreye giremez. İşte bu Allah'tır sizin Rabbiniz. Artık O'na kulluk/ibadet edin. Düşünüp anlamıyor musunuz?

  4. Yûnus suresi, 4. ayet — bütün mealleriyle aç

    Yûnus suresi, 4. ayet. إِلَيْهِ مَرْجِعُكُمْ جَمِيعًا وَعْدَ ٱللَّهِ حَقًّا إِنَّهُۥ يَبْدَؤُا۟ ٱلْخَلْقَ ثُمَّ يُعِيدُهُۥ لِيَجْزِىَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ بِٱلْقِسْطِ وَٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ لَهُمْ شَرَابٌ مِّنْ حَمِيمٍ وَعَذَابٌ أَلِيمٌۢ بِمَا كَانُوا۟ يَكْفُرُونَ

    Diyanet İşleri

    Hepinizin dönüşü ancak O'nadır. Allah, bunu bir gerçek olarak va'detmiştir. Şüphesiz O, başlangıçta yaratmayı yapar, sonra, iman edip salih ameller işleyenleri adaletle mükafatlandırmak için onu (yaratmayı) tekrar eder. Kafirlere gelince, inkar etmekte olduklarından dolayı, onlar için kaynar sudan bir içki ve elem dolu bir azap vardır.

    Mehmet Okuyan

    Allah'ın gerçek bir vaadi olarak hepinizin dönüşü yalnızca O'nadır. Şüphesiz ki O, yaratılanları önce (yoktan) yaratır; sonra da iman edip iyi işler yapanlara adaletle karşılık vermek için (onları mahşerde) yeniden yaratır. Kâfir olanlara gelince, inkar ettiklerinden dolayı onlar için kaynar sudan bir içecek ve elem verici bir azap vardır.

    Mustafa İslamoğlu

    Hepinizin dönüşü O'nadır; (bu) Allah'ın gerçekleşmesi kaçınılmaz vaadidir. Çünkü O, insanı yaratmaya başladıktan sonra onun yaratılışını sürdürüyor ki; iman edip de ıslah edici iyi şeyler yapanları hak ettiklerinden fazlasıyla ödüllendirsin. İnkarda ısrar edenlere gelince: inkarda direnişleri nedeniyle, yudum yudum içecekleri kavurucu bir pişmanlık ve can yakıcı bir azap onları bekleyecek.

    Muhammed Esed

    Hepiniz topluca O'na döneceksiniz: bu Allah'ın, gerçekleşmesi kaçınılmaz olan sözüdür, çünkü O (insanı) bir kere yarattıktan sonra buna sonuna kadar devam ediyor ki, imana erişip iyi ve yararlı işler, eylemler ortaya koyanları adaletle ödüllendirsin. Hakkı inkara yeltenenleri ise, hakkı inat ve ısrarla reddetmelerinden ötürü yakıcı bir umutsuzluk içkisi ve can yakıcı bir azap beklemektedir.

    Ahmed Hulusi

    Hepiniz topluca O'na rücu edeceksiniz (O'na rücu; mekansal değil boyutsal olur; hakikatinde müşahede anlamında). . . Allah'ın, kesin uygulayacağıdır bu! Muhakkak ki O, halkı ibda eder (Esma'sından Mubdi' ismi anlamına göre, tüm yaratılmışları, muradı doğrultusunda topluca ve birimselliksiz yaratır; "ORİJİN BENLİK"), sonra (birimsellik boyutunda) iman edip imanın gereği fiilleri açığa çıkaranları (OLUŞMUŞ BENLİK) hak ettiklerine göre cezalandırmak (yani kendisinden açığa çıkanın sonuçlarını yaşatmak) için onu birimsel kişiliğine ("KAF" harfiyle işaret edilen "OLUŞMUŞ "BEN"liği {RUHUNU}) iade eder (aslına rücu aşamasından sonra Esma'sındaki Muıyd ismi anlamına göre). . . Hakikat bilgisini inkar edenlere gelince, küfürlerinin sonucu olarak bir kaynar sudan içerler ve acı bir azap yaşarlar.

    Ali Bulaç

    Sizin tümünüzün dönüşü O'nadır. Allah'ın va'di bir gerçektir. İman edip salih amellerde bulunanlara, adaletle karşılık vermek için yaratmayı başlatan, sonra onu iade edecek olan O'dur. İnkar edenler ise, küfürleri dolayısıyla, onlar için kaynar sudan bir içki ve acı bir azab vardır.

    Ali Özek ve heyeti

    Allah'ın hak olan vaadi gereğince hepinizin dönüşü O'nadır. O, evvelâ mahlûkatı yaratır, sonra da iman edenleri ve iyi amelde bulunanları adaletle mükâfatlandırmak için, (öldükten sonra) tekrar yaratır. Küfredenlere ise, küfretmiş olmaları dolayısıyla kaynar sudan bir içecek ve acı bir azap vardır.

    Ali Rıza Safa

    Tümünüz, O'na döneceksiniz. Allah'ın sözünü verdiği gerçektir. O, yaratılışı başlatır; sonra, inanmış olarak erdemli edimler yapanları adaletle ödüllendirmek için tekrarlar. İnkar edenlere ise nankörlük ettikleri için, kaynar sudan bir içecek ve acı bir ceza vardır.

    Bayraktar Bayraklı

    Hepinizin dönüşü O'nadır. Allah'ın verdiği söz gerçektir. Doğrusu O, önce yaratmaya başlar, sonra inanıp yararlı iş yapanları adaletle ödüllendirmek için yaratmayı tekrarlar. İnkarcılara, inkar etmelerinden dolayı kızgın bir içecek ve acıklı bir azap vardır.

    Edip Yüksel

    Hepinizin dönüşü O'nadır. Bu, ALLAH'ın verdiği gerçek sözdür. O, yaratılışı başlatır ve sonra tekrarlar; böylece Gerçeği onaylayıp erdemli işler yapanları adaletle ödüllendirir. Kafirlere ise, inkarlarından ötürü sıcak bir içecek ve acı bir azap vardır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Hepinizin dönüşü O'nadır. Bu, ALLAH'ın verdiği gerçek sözdür. O, yaratılışı başlatır ve sonra tekrarlar; böylece inanıp erdemli işler yapanları adaletle ödüllendirir. Kafirlere ise, inkarlarından ötürü sıcak bir içecek ve acı bir azap vardır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Dönüşünüz hep O'nadır! Allah'ın va'di haktır. Çünkü O, yoktan var ediyor, sonra iman edip iyi işler yapan kimseleri adalet ölçüsü ile mükafatlandırmak için, geri döndürecektir. Küfredenlere ise inkarda bulunmaları yüzünden kaynar sudan bir içecek ve acı bir azap vardır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Dönüşünüz hep onadır: hakka Allahın va'di, çünkü o iptida halkediyor sonra onu geri çevirecek, iyman edip iyi iyi işler yapan kimselere adaletle karşılık vermek için, küfredenlere ise hamimden bir şarap ve elim bir azap var, küfrettikleri için.

    Erhan Aktaş

    Hepinizin dönüşü O'nadır. Allah'ın sözü haktır. O, mahlukatı dipnot 1 önce yaratır, sonra iman edip salihatı yapanlara dipnot 2 adaletle karşılık vermek için tekrar yaratır. Kafirler ise küfürlerinden dolayı, kaynar sudan içecek ve onlara can yakıcı bir azap vardır.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yaratılmışları.
    2. metne dön, dipnot 2
      "İman edip, salihatı yapanlar" terkibini "İman edip iyi işler yapanlar" diye çevirmek doğru değildir. Salihat, davranış yolu ile bütünüyle dışa yansıyan imandır. Salihat, bozgunculuk ve kötülükle mücadele etmek, bozuk olan şeyi düzeltmeye çalışmak, yapıcı olmak, iyi olmak ve iyiye yönlendirmek demektir. Bu kelimenin karşıtı "seyyiat" yani kötülük ve "fesad" yani bozgunculuk kelimeleridir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Hepinizin dönüşü O'nadır. Allah'ın sözü haktır. O, mahlukatı dipnot 1 önce yaratır, sonra iman edip salihatı yapanlara dipnot 2 adaletle karşılık vermek için tekrar yaratır. Kafirler dipnot 3 ise küfürlerinden dolayı, kaynar sudan içecek ve onlara can yakıcı bir azap vardır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yaratılmışları.
    2. metne dön, dipnot 2
      Salihat, davranış yolu ile bütünüyle dışa yansıyan imandır. Bu sözcüğün karşıtı "seyyiat" yani kötülük sözcüğüdür. Salihat, kötülüğe karşı mücadele etmek, bozuk olan şeyi düzeltmeye çalışmak, yapıcı olmak, iyi olmak ve iyiye yönlendirmek demektir.
    3. metne dön, dipnot 3
      Kafir: İnançsız, inanmayan, gerçeğin üzerini örten, gerçeği kabul etmeyen, nankör. Allah'ı ve vahyi reddeden. Küfr, İman'ın karşıtıdır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Hepinizin dönüşü O'nadır. Allah'ın sözü haktır. O, mahlukatı dipnot 1 önce yaratır, sonra iman edip salihatı yapanlara dipnot 2 adaletle karşılık vermek için tekrar yaratır. Gerçeği yalanlayıp nankörlük edenler ise küfürlerinden dolayı, kaynar sudan içecek ve onlara can yakıcı bir azap vardır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yaratılmışları.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bozuk olan şeyi düzeltmek, düzelticilik yapmak, yapıcı olmak, düzeltmeye yönlendirmek, teşvik etmek.

    Gültekin Onan

    Sizin tümünüzün dönüşü O'nadır. Tanrı'nın vaadi bir gerçektir. İnanıp salih amellerde bulunanlara adaletle karşılık vermek için yaratmayı başlatan, sonra onu iade edecek olan O'dur. Küfredenler ise, küfürleri dolayısıyla; onlar için kaynar sudan bir içki ve acı bir azab vardır.

    Hasan Basri Çantay

    Hepimizin dönüşü ancak Onadır. Allah (bunu size) bir gerçek olarak va'd etmişdir. Halkı ibtida dirilten, sonra iman edib de iyi iyi amel (ve hareket) de bulunanlara adaletiyle mükafat etmek için (yine kendisine) geri çevirecek olan şübhesiz ki Odur. Kafirler için ise, küfürlerinde ayak dayar olmaları yüzünden, kaynar sudan bir içki ve acıklı bir azab vardır.

    İbni Kesir

    Hepinizin dönüşü O'nadır. Allah'ın vaadi haktır. Doğrusu O, yaratmaya başlar, sonra iman edip iyi amel işleyenlere adaletle karşılık vermek için onu tekrar eder. Küfredenlere de; küfreder olmalarından dolayı kaynar sudan bir içki ve elem verici bir azab vardır.

    Mehmet Alagaş

    (1-8) Elif Lam Ra, Bu, yargı kitabının / hüküm kitabının ayetleridir. İnsanlara, onlardan bir adama, insanları uyarması için ve iman edenleri müjdelemesi için, ki onlar rableri yanında doğruluk kademesine haizdirler, vahyetmemiz acayip mi geldi? Kafirler dedi ki kesinlikle bu apaçık büyücüdür / sihirbazdır. Muhakkak ki Rabbiniz olan Allah, semaları ve arzı altı günde yarattı, sonra tahtına yerleşti, işleri idare ediyor, izin verdiği hariç kimse de aracılık edemez / şefaat edemez, işte bu, Rabbiniz olan Allah'tır , Ona ibadet edin hatırla yıp anmaz mısınız? Hepinizin geri döneceği O'dur. Allah ’ın vaadi gerçektir, Muhakkak ki yaratmaya başlayan ve sonra onu iade edendir / tekrarlayandır, iman edenlere ve salih amel işleyenlere ölçülü bir şekilde ödül verecektir, kafirlere ise yok saymalarından dolayı onlara kaynar su içeceği ve acıtıcı bir azap vardır. O ki güneşi ışık kaynağı yapandır ve ayı yansıyan ışık / nur, ona, hesabı ve senelerin adedini bilmeniz için yörünge / menziller takdir etmiştir , Allah bunları elbette gerçekten yaratmıştır. Ayetleri bilen kavme ayrıntılı / detaylı açıklamaktadır. Gece ve gündüzün ardışıklığında / ihtilafında, semalarda ve arzda Allah ne yarattıysa sakınan kavim için göstergedir / ayettir. Muhakkak ki bizimle buluşmayı umut etmeyenler ve dünya hayatına razı olanlar ve onunla memnun olanlar / tatmin olanlar, işte bunlar ayetlerimizden gafildirler/ ayetlerimiz dikkatlerini çekmez. Onların varacakları yer, kazandıkları nedeniyle ateştir. İman edenler ve salih amel işleyenler Rableri onları imanları nedeniyle yola sokuyor, altlarından nehirler akan nimetlere erenler cennetlerine / naim cennetlerine sokuyor, Oradaki çağrıları / duaları Allah’ımız seni üstün tutarız ve oradaki karşılanmaları selamlanmaktır. Onların diğer duaları ise Alemlerin Rabbi Allaha hamdolsun şeklindedir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Hepinizin dönüşü O’nadır. Allah’ın vaadi haktır. O, (mahlûkatı) önce (yoktan) yaratır. Sonra da iman edip salih amel işleyenleri adaletle karşılığını vermek için yeniden diriltir. Kâfirlere gelince, kâfirlik yaptıkları için onlara kızgın bir içecek ve can yakan bir ceza vardır.

    Süleyman Ateş

    Hepinizin dönüşü, O'nadır. Bu, Allah'ın gerçek olarak verdiği sözdür. O, yaratmağa başlar, sonra inanıp iyi işler yapanlara adaletle karşılık vermek için yeniden yaratır. İnkar edenlere gelince, küfürlerinden dolayı onlara kaynar sudan bir içki ve acı bir azab vardır.

    Süleymaniye Vakfı

    Hepinizin dönüp geleceğiniz yer onun huzurudur. dipnot 1 Bu, Allah'ın gerçek olan vaadidir. O başlangıçta yaratmayı yapar. Sonra onu tekrarlar dipnot 2 ki inanıp güvenen ve iyi işler yapanlara çalışmalarının karşılığını hakka uygun şekilde versin. Kafirlik edenlere ise kafirlik etmelerine karşılık kaynar sudan bir içecek ve acıklı bir azap vardır. dipnot 3

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Dönüp topluca huzuruna varacağınız O'dur. Bu, Allah'ın verdiği sözdür; gerçekleşecektir. O, ilk önce yaratır, sonra yaratmayı tekrarlar. Bu, inanıp güvenen ve iyi iş yapanlara çalışmalarının karşılığını hakka uygun şekilde vermek içindir. Ayetleri görmezlikten gelenler de bu kafirliklerine karşılık kaynar sudan bir içecek ve acıklı bir azap ile karşılanacaklardır.

    Şaban Britch

    Hepinizin dönüşü O’nadır. Allah’ın vaadi haktır. O, (mahlûkatı) önce (yoktan) yaratır. Sonra da iman edip, salih amel işleyenleri adaletle karşılığını vermek için yeniden diriltir. Kâfirlere gelince, kâfirlik yaptıkları için onlara kızgın bir içecek ve can yakan bir ceza vardır.

    Şaban Piriş

    Hepinizin dönüşü O'nadır. Allah'ın vadi haktır. O, yaratmayı başlatır. Sonra da iman edip, doğruları yapanları adaletle mükafatlandırmak için yeniden diriltir. Kafirlere gelince, kafirlik yaptıkları için onlara kızgın bir içecek ve can yakan bir ceza vardır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Allah'tan hak bir vaat olarak hepinizin dönüşü yalnız O'nadır. Yaratılışı başlatır, sonra yarattıklarını varlık alanına ardarda çıkarır ki, iman edip hayra ve barışa yönelik amelleri yerli yerince sergileyenleri ödüllendirsin. Küfre dalanlara gelince, onlar için, nankörlük edip gerçeği örtmeleri yüzünden, kaynar sudan bir içki ve acıklı bir azap öngörülmüştür.

  5. Yûnus suresi, 5. ayet — bütün mealleriyle aç

    Yûnus suresi, 5. ayet. هُوَ ٱلَّذِى جَعَلَ ٱلشَّمْسَ ضِيَآءً وَٱلْقَمَرَ نُورًا وَقَدَّرَهُۥ مَنَازِلَ لِتَعْلَمُوا۟ عَدَدَ ٱلسِّنِينَ وَٱلْحِسَابَ مَا خَلَقَ ٱللَّهُ ذَٰلِكَ إِلَّا بِٱلْحَقِّ يُفَصِّلُ ٱلْـَٔايَٰتِ لِقَوْمٍ يَعْلَمُونَ

    Diyanet İşleri

    O, güneşi bir ışık (kaynağı), ayı da (geceleyin) bir aydınlık (kaynağı) kılan, yılların sayısını ve hesabı bilmeniz için ona menziller takdir edendir. Allah, bunları (boş yere değil) ancak gerçek ile (hikmeti gereğince) yaratmıştır. O, ayetlerini, bilen bir topluma ayrı ayrı açıklamaktadır.

    Mustafa İslamoğlu

    Güneşi aydınlığın kaynağı ve ayı ışık yansıtıcı yapan; yılların sayısını ve hesabı(nı) bilesiniz diye ona evreler takdir eden O'dur. Bunu başka değil, mutlak hakikate (bir atıf olsun) için halk eden Allah, bilmek isteyen bir toplum için varlık ayetlerini ayrıntılı olarak açıklıyor.

    Muhammed Esed

    Güneşi parlak bir ışık (kaynağı) ve ayı aydınlık kılan, ve yılların sayısını bilesiniz, (zamanı) ölçebilesiniz diye ona evreler koyan O'dur. Bunların hiç birini Allah bir anlam ve amaçtan yoksun yaratmış değildir. (Allah), bilmek isteyen bir topluluk için ayetlerini ayrıntılı olarak (işte böyle) açıklıyor:

    Ahmed Hulusi

    O (Allah'tır) ki, Güneş'i yaşam ışığı (enerjisi) olarak meydana getirdi; Ay'ı nur (insanda duygusal boyutu düzenleyici kıldı, çekim gücünün etkisiyle hormonal yapı ve amigdala üzerindeki etkileri), senelerin adedini ve hesabı bilesiniz diye Ay'ı menziller sahibi olarak takdir etti. . . Allah bunları Hak olarak (Esma'sındaki özelliklerle) yaratmıştır. Düşünebilenler için işaretlerini böyle detaylı açıklıyor.

    Ali Bulaç

    Güneşi bir aydınlık, ayı bir nur kılan ve yılların sayısını ve hesabı bilmeniz için ona duraklar tesbit eden O'dur. Allah, bunları ancak hak ile yaratmıştır. O, bilen bir topluluk için ayetleri böyle birer birer açıklamaktadır.

    Ali Özek ve heyeti

    Güneşi ışıklı, ayı da parlak kılan, yılların sayısını ve hesabı bilmeniz için ona (aya) birtakım menziller takdir eden O'dur. Allah bunları, ancak bir gerçeğe (ve hikmete) binaen yaratmıştır. O, bilen bir kavme âyetlerini açıklamaktadır.

    Ali Rıza Safa

    O, güneşi parlak bir ışık, ayı da aydınlık yapmıştır. Yılların sayısını ve hesabı bilmeniz için, ona evreler belirlemiştir. Allah, bunları, yalnızca gerçek olarak yaratmıştır. Bilen bir toplum için, ayetleri, işte böyle ayrıntılı olarak açıklıyoruz.

    Bayraktar Bayraklı

    Güneşi ışık kaynağı,ayı aydınlık yapan, yılların sayısını ve hesaplamayı bilmeniz için aya konak yerleri düzenleyendir. Allah bunları bir amaç uğruna yaratmıştır. O, bilen bir topluma ayetlerini açıklamaktadır.

    Edip Yüksel

    O, güneşi bir ışık kaynağı, ayı da bir ışık yaptı. Yılların sayısını ve hesabı bilmeniz için ona evreler düzenleyip belirledi. ALLAH bunları ancak bir gerçek için yaratmıştır. Bilen bir topluma ayetleri böyle açıklar.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    O, güneşi bir ışık kaynağı, ayı da bir ışık yaptı. Yılların sayısını ve hesabı bilmeniz için ona evreler düzenleyip belirledi. ALLAH bunları ancak bir gerçek için yaratmıştır. Bilen bir topluma ayetleri böyle açıklar.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Güneşi ışık kaynağı, ayı parlak ve yılların sayısını ve hesabını bilmeniz için ona menzil menzil miktarlar belirleyen O'dur. Allah, bunu ancak hak hikmetle yarattı. Anlayacak bir kavim için ayetleri ayrıntılı olarak açıklıyor.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    O, odur ki Güneşi bir zıya yaptı Kameri bir nur ve buna menzil menzil mıktarlar ta'yin buyurdu ki senelerin adedini ve hisabı bilesiniz, Allah, bunu ancak hak hikmet ile yarattı, bilecek bir kavm için ayetleri tafsıl ediyor

    Gültekin Onan

    Güneşi bir aydınlık, ayı bir nur kılan ve yılların sayısını ve hesabı bilmeniz için ona duraklar tesbit eden O'dur. Tanrı, bunları ancak hak ile yaratmıştır. O, bilen bir topluluk için ayetleri böyle birer birer açıklamaktadır.

    Hasan Basri Çantay

    Güneşi ziya (lı), ayı nur (lu) yapan, yılların sayısını ve hesabını bilmeniz için ona (ayın seyr-ü hareketine muhtelif) menziller ta'yin eden Odur. Allah, bunları (boş yere değil) sabit bir gerçek (bir vaakıa, bir faide) olarak yaratmışdır. O, bilecek bir kavm için ayetlerini birer birer açıklar.

    İbni Kesir

    Güneşi ziya ayı nur yapan, yılların sayısını ve hesabı bilmeniz için aya konak yerleri düzenleyen O'dur. Allah, bunları ancak hak ile yaratmıştır. Bilen insanlar için ayetlerini uzun uzadıya açıklar.

    Mehmet Alagaş

    (1-8) Elif Lam Ra, Bu, yargı kitabının / hüküm kitabının ayetleridir. İnsanlara, onlardan bir adama, insanları uyarması için ve iman edenleri müjdelemesi için, ki onlar rableri yanında doğruluk kademesine haizdirler, vahyetmemiz acayip mi geldi? Kafirler dedi ki kesinlikle bu apaçık büyücüdür / sihirbazdır. Muhakkak ki Rabbiniz olan Allah, semaları ve arzı altı günde yarattı, sonra tahtına yerleşti, işleri idare ediyor, izin verdiği hariç kimse de aracılık edemez / şefaat edemez, işte bu, Rabbiniz olan Allah'tır , Ona ibadet edin hatırla yıp anmaz mısınız? Hepinizin geri döneceği O'dur. Allah ’ın vaadi gerçektir, Muhakkak ki yaratmaya başlayan ve sonra onu iade edendir / tekrarlayandır, iman edenlere ve salih amel işleyenlere ölçülü bir şekilde ödül verecektir, kafirlere ise yok saymalarından dolayı onlara kaynar su içeceği ve acıtıcı bir azap vardır. O ki güneşi ışık kaynağı yapandır ve ayı yansıyan ışık / nur, ona, hesabı ve senelerin adedini bilmeniz için yörünge / menziller takdir etmiştir , Allah bunları elbette gerçekten yaratmıştır. Ayetleri bilen kavme ayrıntılı / detaylı açıklamaktadır. Gece ve gündüzün ardışıklığında / ihtilafında, semalarda ve arzda Allah ne yarattıysa sakınan kavim için göstergedir / ayettir. Muhakkak ki bizimle buluşmayı umut etmeyenler ve dünya hayatına razı olanlar ve onunla memnun olanlar / tatmin olanlar, işte bunlar ayetlerimizden gafildirler/ ayetlerimiz dikkatlerini çekmez. Onların varacakları yer, kazandıkları nedeniyle ateştir. İman edenler ve salih amel işleyenler Rableri onları imanları nedeniyle yola sokuyor, altlarından nehirler akan nimetlere erenler cennetlerine / naim cennetlerine sokuyor, Oradaki çağrıları / duaları Allah’ımız seni üstün tutarız ve oradaki karşılanmaları selamlanmaktır. Onların diğer duaları ise Alemlerin Rabbi Allaha hamdolsun şeklindedir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Güneşi ışık (kaynağı), Ay'ı da nur/aydınlık kılan, yılların sayısını ve hesabı bilmeniz için Ay'a menziller (konak yerleri) takdir eden O’dur. Allah bunları sadece hak olarak yaratmıştır. O, bilen bir toplum için ayetleri apaçık bir şekilde işte böyle açıklar.

    Süleyman Ateş

    Güneşi ziya, ay'ı nur yapan; yılların sayısını ve (vakitlerin) hesabı(nı) bilmeniz için aya (dolaşma) konaklar(ı) düzenleyen O'dur. Allah, bunları (boş yere değil), gerçek ile (hikmeti uyarınca) yaratmıştır. Bilen bir kavim için ayetleri açıklamaktadır.

    Süleymaniye Vakfı

    Güneşi ziya dipnot 1 , Ay'ı nur dipnot 2 yapan odur. Yılların sayısını ve hesabı bilesiniz dipnot 3 diye onu menzil menzil /evre evre dipnot 4 ölçülendirmiştir. Allah bütün bunları, gerçek varlıklar olarak yaratmıştır. Ayetlerini, bilen bir topluluk için ayrıntılı olarak açıklamaktadır dipnot 5 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Işık kaynağı
    2. metne dön, dipnot 2
      Işık kaynağının sebep olduğu aydınlık
    3. metne dön, dipnot 3
    4. metne dön, dipnot 4
      Bu ayetle beraber iki ayette aya nur denmiştir (Nuh 71/16). Nur'a 'ışık' ve 'ışığı yansıtan' anlamları verilebilir. Furkan 25/61'deki "ışık yansıtan ay" (قَمَرًا مُّنِيرًا) ifadesi o iki ayetteki nur kelimelerinin de bu anlamda olduğunu gösterir. Güneş "ısı ve ışık yayan bir kandil" (Nebe 78/13) olduğu için ay, ışığını ondan alır. Furkan 25/61, ayın gözlenen ışığıyla anladığımız evreleri (menazil) olduğunu ve bu sayede yılların sayısının ve hesabın bilineceğini ifade eder. Kameri ay, güneşin batmasının ardından batan hilal ile başlar. Ayın her gün şekil değiştirmesi onu gökyüzündeki takvim gibi yapar. Öyleyse ayetlerdeki iniş yerleri (menazil), ışığın aya iniş yerleri olur (Yasin 36/39). Yoksa ay, her zaman aynı aydır. Onu bize farklı gösteren ona inen bu ışıklardır.
    5. metne dön, dipnot 5

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Güneşi ziya dipnot 1 , Ay'ı nur dipnot 2 yapan O'dur. Yılların sayısını ve hesabı bilesiniz diye onu menzil-menzil ölçülendirmiştir. Allah'ın yarattığı şeyler, gerçeğin kendisinden başka birşey değildir.Allah onu gerçek varlık olarak yaratmıştır. Allah, ayetlerini bilen bir topluluk için açıklar.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ziya : Işığın kaynağı
    2. metne dön, dipnot 2
      Nur: Işık kaynağının sebep olduğu aydınlık

    Şaban Britch

    Güneşi ışık, ayı da nur/aydınlık kılan, yılların sayısını ve hesabı bilmeniz için aya menziller takdir eden O’dur. Allah bunları sadece hak olarak yaratmıştır. O, bilen bir toplum için ayetleri apaçık bir şekilde açıklar.

    Şaban Piriş

    Güneşi ışık, ayı aydınlık kılan, yılların sayısını ve hesabı bilmeniz için aya menziller takdir eden O'dur. Allah bunları sadece hak olarak yapmıştır, bilen bir toplum için ayetleri açıklıyor.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Güneş'i ısı ve ışık kaynağı; Ay'ı, hesabı ve yılların sayısını bilesiniz diye bir nur yapıp ona evreler takdir eden O'dur. Allah bütün bunları rastgele değil, şaşmaz ölçülere bağlı olarak yaratmıştır. Bilgiyle donanmış bir topluluk için ayetleri ayrıntılı kılıyor.

  6. Yûnus suresi, 6. ayet — bütün mealleriyle aç

    Yûnus suresi, 6. ayet. إِنَّ فِى ٱخْتِلَٰفِ ٱلَّيْلِ وَٱلنَّهَارِ وَمَا خَلَقَ ٱللَّهُ فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ لَـَٔايَٰتٍ لِّقَوْمٍ يَتَّقُونَ

    Diyanet İşleri

    Şüphesiz gece ve gündüzün ard arda değişmesinde, Allah'ın göklerde ve yeryüzünde yarattığı şeylerde, Allah'a karşı gelmekten sakınan bir toplum için pek çok deliller vardır.

    Mehmet Okuyan

    Şüphesiz ki gece ve gündüzün değişmesinde, dipnot 1 Allah'ın göklerde ve yerde yarattığı şeylerde takvâlı (duyarlı) bir toplum için dersler vardır.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Bakara 2:164; Al-i İmrân 3:190; Mü'minûn 23:80; Nûr 24:44; Furkân 25:62; Câsiye 45:5.

    Mustafa İslamoğlu

    Çünkü gecenin ve gündüzün birbiri ardınca gelişi ve Allah'ın göklerde ve yerde yarattığı her şey, sorumluluk bilinci taşıyan bir toplum için hakikate yapılmış birer atıftır.

    Muhammed Esed

    Çünkü, gerçekten de, geceyle gündüzün ardarda gelmesinde ve Allah'ın göklerde ve yerde yarattığı her şeyde, O'na karşı sorumluluk bilinci taşıyan bir toplum için mutlaka işaretler vardır!

    Ahmed Hulusi

    Gece ve gündüzün dönüşümünde, Allah'ın semalar ve arzda yarattıklarında, korunmak isteyenlere nice işaretler vardır.

    Ali Bulaç

    Gerçekten, gece ile gündüzün ardarda gelişinde ve Allah'ın göklerde ve yerde yarattığı şeylerde korkup sakınan bir topluluk için elbette ayetler vardır.

    Ali Özek ve heyeti

    Gece ve gündüzün değişmesinde (uzayıp kısalmasında) Allah’ın göklerde ve yerde yarattığı şeylerde, (Onu inkâr etmekten) sakınan bir kavim için elbette nice deliller vardır!

    Ali Rıza Safa

    Kuşkusuz, hem gece ve gündüzün birbirini izlemesinde hem de Allah'ın göklerde ve yeryüzünde yarattıklarında, sorumluluk bilinci taşıyan bir toplum için kesinlikle kanıtlar vardır.

    Bayraktar Bayraklı

    Gece ile gündüzün değişmesinde, Allah'ın göklerde ve yerde yarattığı şeylerde, sakınan bir toplum için nice deliller vardır.

    Edip Yüksel

    Gecenin gündüzle yer değiştirmesinde ve ALLAH'ın göklerde ve yerde yarattığı şeylerde erdemli bir toplum için deliller ve ibretler vardır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Gecenin gündüzle yer değiştirmesinde ve ALLAH'ın göklerde ve yerde yarattığı şeylerde erdemli bir toplum için deliller ve ibretler vardır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Gece ile gündüzün birbiri ardınca değişip durmasında ve Allah'ın göklerde ve yerde yarattıklarında sakınan bir kavim için elbette birçok deliller vardır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Elbette gece ile gündüzün birbiri ardınca değişip durmasında ve Allahın Göklerde ve yerde yarattığı kainatta korunacak bir kavm için bir çok ayetler var

    Erhan Aktaş

    Gece ile gündüzün birbiri ardınca gelmesinde, Allah'ın yarattığı göklerde ve yerde, takva sahibi bir halk için nice ayetler dipnot 1 vardır.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Gösterge, kanıt.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Gece ile gündüzün birbiri ardınca gelmesinde, Allah'ın yarattığı göklerde ve yerde, takva dipnot 1 sahibi bir halk için nice ayetler dipnot 2 vardır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Takva, korunmak, önlemek, saklamak. Kişinin vahye içtenlikle uyarak kendisini kötü, zararlı ve tehlikeli şeylere karşı koruması ve güvene almasıdır. Takva, sözcük olarak zarar verecek şey ile korunacak şey arasına konan engel demektir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Gösterge, kanıt.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Gece ile gündüzün birbiri ardınca gelmesinde, Allah'ın yarattığı göklerde ve yerde, takva sahibi bir topluluk için nice ayetler dipnot 1 vardır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Gösterge, kanıt.

    Gültekin Onan

    Gerçekten, gece ile gündüzün ardarda gelişinde ve Tanrı'nın göklerde ve yerde yarattığı şeylerde korkup sakınan bir topluluk için elbette ayetler vardır.

    Hasan Basri Çantay

    Gece ile gündüzün birbiri ardınca (artarak, eksilerek) gelmesinde göklerde ve yerde Allahın yaratdığı şeylerde (bütün kainatda, kötülükden) sakın (ıb inan) acak bir kavm için, elbet nice ayetler (ibretler) vardır.

    İbni Kesir

    Gece ile gündüzün değişmesinde; Allah'ın göklerde ve yerde yarattıklarında, sakınan bir kavim için ayetler vardır.

    Mehmet Alagaş

    (1-8) Elif Lam Ra, Bu, yargı kitabının / hüküm kitabının ayetleridir. İnsanlara, onlardan bir adama, insanları uyarması için ve iman edenleri müjdelemesi için, ki onlar rableri yanında doğruluk kademesine haizdirler, vahyetmemiz acayip mi geldi? Kafirler dedi ki kesinlikle bu apaçık büyücüdür / sihirbazdır. Muhakkak ki Rabbiniz olan Allah, semaları ve arzı altı günde yarattı, sonra tahtına yerleşti, işleri idare ediyor, izin verdiği hariç kimse de aracılık edemez / şefaat edemez, işte bu, Rabbiniz olan Allah'tır , Ona ibadet edin hatırla yıp anmaz mısınız? Hepinizin geri döneceği O'dur. Allah ’ın vaadi gerçektir, Muhakkak ki yaratmaya başlayan ve sonra onu iade edendir / tekrarlayandır, iman edenlere ve salih amel işleyenlere ölçülü bir şekilde ödül verecektir, kafirlere ise yok saymalarından dolayı onlara kaynar su içeceği ve acıtıcı bir azap vardır. O ki güneşi ışık kaynağı yapandır ve ayı yansıyan ışık / nur, ona, hesabı ve senelerin adedini bilmeniz için yörünge / menziller takdir etmiştir , Allah bunları elbette gerçekten yaratmıştır. Ayetleri bilen kavme ayrıntılı / detaylı açıklamaktadır. Gece ve gündüzün ardışıklığında / ihtilafında, semalarda ve arzda Allah ne yarattıysa sakınan kavim için göstergedir / ayettir. Muhakkak ki bizimle buluşmayı umut etmeyenler ve dünya hayatına razı olanlar ve onunla memnun olanlar / tatmin olanlar, işte bunlar ayetlerimizden gafildirler/ ayetlerimiz dikkatlerini çekmez. Onların varacakları yer, kazandıkları nedeniyle ateştir. İman edenler ve salih amel işleyenler Rableri onları imanları nedeniyle yola sokuyor, altlarından nehirler akan nimetlere erenler cennetlerine / naim cennetlerine sokuyor, Oradaki çağrıları / duaları Allah’ımız seni üstün tutarız ve oradaki karşılanmaları selamlanmaktır. Onların diğer duaları ise Alemlerin Rabbi Allaha hamdolsun şeklindedir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Gece ile gündüzün birbiri ardınca gelişinde, Allah’ın göklerde ve yerde yarattığı şeylerde sakınan bir toplum için ayetler/deliller vardır.

    Süleyman Ateş

    Gece ve gündüzün değişmesinde ve Allah'ın göklerde ve yerde yarattığı şeylerde, korunan bir topluluk için nice ibretler vardır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Gece ile gündüzün farklılaşmasında, Allah'ın göklerde ve yerde yarattığı her şeyde kendini (yanlışlardan) koruyan bir topluluk için göstergeler (ayetler) vardır.

    Şaban Britch

    Gece ile gündüzün birbiri ardınca gelişinde, Allah’ın göklerde ve yerde yarattığı şeylerde sakınan bir toplum için ayetler vardır.

    Şaban Piriş

    Gece ile gündüzün birbiri ardınca gelişinde, Allah'ın göklerde ve yerde yarattığı şeylerde sakınan bir toplum için işaretler vardır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Şu bir gerçek ki, geceyle gündüzün birbiri ardınca değişip durmasında, Allah'ın göklerde ve yerde vücut verdiği şeylerde, sakınan bir topluluk için sayısız ayetler vardır.

  7. Yûnus suresi, 7. ayet — bütün mealleriyle aç

    Yûnus suresi, 7. ayet. إِنَّ ٱلَّذِينَ لَا يَرْجُونَ لِقَآءَنَا وَرَضُوا۟ بِٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا وَٱطْمَأَنُّوا۟ بِهَا وَٱلَّذِينَ هُمْ عَنْ ءَايَٰتِنَا غَٰفِلُونَ

    Diyanet İşleri

    (7-8) Şüphesiz bize kavuşacağını ummayan ve dünya hayatına razı olup onunla yetinerek tatmin olan kimseler ile ayetlerimizden gafil olanlar var ya; işte onların kazanmakta oldukları günahlar yüzünden, varacakları yer ateştir.

    Mehmet Okuyan

    Bizimle karşılaşacaklarını ummayanlar, dipnot 1 dünya hayatına razı olup onunla huzur bulanlar ve ayetlerimizden habersizmiş gibi davrananlar var ya,

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Allah'a kavuşmaya inanmamak" ifadesi, "O'nun huzuruna varmayı, orada hesaba çekilmeyi inkâr etmek" demektir.

    Mustafa İslamoğlu

    Şu da bir gerçek ki; bizim huzurumuza çıkmaya yüzü olmayanlar ve dünya hayatıyla yetinip onunla kendilerini tatmin edenler, üstelik (bir de) hakikate yapılmış (söz konusu) atıfları fark edemeyenler var:

    Muhammed Esed

    Beri yandan, er geç Bizim karşımıza çıkacaklarına inanmayıp kendilerini bu dünya hayatıyla hoşnut kılmaya çalışanlara, onun ötesini gözetmeyenlere ve (böylece) Bizim ayetlerimizi umursamayanlara gelince:

    Ahmed Hulusi

    Rücu ederek, hakikati olan Esma'nın farkındalığı yaşamına ermeyeceklerini sananlar, dünya hayatına razı olup onunla tatmin olanlar, kozalarında (beyinlerinde oluşan dünyalarında) yaşayıp işaretlerimizi değerlendiremeyenler var ya. . .

    Ali Bulaç

    Bizimle karşılaşmayı ummayanlar, dünya hayatına razı olanlar ve bununla tatmin olanlar ve bizim ayetlerimizden habersiz olanlar;

    Ali Özek ve heyeti

    Bize kavuşmayı ummayanlar dünya hayatından hoşnut olup onunla yetinenler ve âyetlerimizden de gâfil olanlar yok mu?

    Ali Rıza Safa

    Aslında, onlar; Bize kavuşacaklarını düşünmeyenler, dünya yaşamıyla yetinerek onunla hoşnut olanlar ve ayetlerimize karşı aymazlık içinde olanlardır.

    Bayraktar Bayraklı

    Huzurumuza çıkacaklarını beklemeyenler, dünya hayatına razı olup onunla doyuma ulaşanlar ve ayetlerimizden habersiz olanlar vardır.

    Edip Yüksel

    Bizimle karşılaşmayı ummayanlar, dünya hayatını sevip ona bağlananlar ve ayetlerimizden gafil olanlar...

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Bizimle karşılaşmayı ummayanlar, dünya hayatını sevip ona bağlananlar ve ayetlerimizden gafil olanlar...

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bize kavuşmayı arzu veya ümit etmeyip, dünya hayatına razı olup onunla yetinenler ve Bizim ayetlerimizden gafil olanlar,

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Onlar ki bizim likamızı arzu (veya ümid) etmezler ve Dünya hayat ile razı olub onunla mutmainn olmuşlardır ve onlar ki bizim ayetlerimizden gafildirler

    Erhan Aktaş

    Bizimle karşılaşacaklarını ummayanlar ve dünya hayatından hoşnut olup onunla tatmin olanlar ve ayetlerimizi görmezden gelenler…

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Bizimle karşılaşacaklarını ummayanlar ve dünya hayatından hoşnut olup onunla tatmin olanlar ve ayetlerimizi görmezden gelenler...

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Bizimle karşılaşacaklarını ummayanlar ve dünya hayatından hoşnut olup onunla tatmin olanlar ve ayetlerimizi görmezden gelenler…

    Gültekin Onan

    Bizimle karşılaşmayı ummayanlar, dünya hayatına razı olanlar ve bununla tatmin olanlar ve bizim ayetlerimizden habersiz olanlar;

    Hasan Basri Çantay

    (7-8) (Öldükden sonra dirilib) bize kavuşacağını ummayan, (ahirete inanmayarak sadece) dünya hayaatına raazi olan ve onunla sükun (ve istirahat) e dalan kimselerle (varlığımıza, birliğimize ve kemal-i kudretimize delalet eden) bunca ayetlerimizden gaafil olanlar (yok mu?) işte onların, irtikab etmekde oldukları (şirk ve ma'siyetler) yüzünden varacakları yer, ateşdir.

    İbni Kesir

    Muhakkak ki Bize kavuşmayı ummayanlar, dünya hayatından hoşnud olup ona bağlananlar ve ayetlerimizden habersiz bulunanlar;

    Mehmet Alagaş

    (1-8) Elif Lam Ra, Bu, yargı kitabının / hüküm kitabının ayetleridir. İnsanlara, onlardan bir adama, insanları uyarması için ve iman edenleri müjdelemesi için, ki onlar rableri yanında doğruluk kademesine haizdirler, vahyetmemiz acayip mi geldi? Kafirler dedi ki kesinlikle bu apaçık büyücüdür / sihirbazdır. Muhakkak ki Rabbiniz olan Allah, semaları ve arzı altı günde yarattı, sonra tahtına yerleşti, işleri idare ediyor, izin verdiği hariç kimse de aracılık edemez / şefaat edemez, işte bu, Rabbiniz olan Allah'tır , Ona ibadet edin hatırla yıp anmaz mısınız? Hepinizin geri döneceği O'dur. Allah ’ın vaadi gerçektir, Muhakkak ki yaratmaya başlayan ve sonra onu iade edendir / tekrarlayandır, iman edenlere ve salih amel işleyenlere ölçülü bir şekilde ödül verecektir, kafirlere ise yok saymalarından dolayı onlara kaynar su içeceği ve acıtıcı bir azap vardır. O ki güneşi ışık kaynağı yapandır ve ayı yansıyan ışık / nur, ona, hesabı ve senelerin adedini bilmeniz için yörünge / menziller takdir etmiştir , Allah bunları elbette gerçekten yaratmıştır. Ayetleri bilen kavme ayrıntılı / detaylı açıklamaktadır. Gece ve gündüzün ardışıklığında / ihtilafında, semalarda ve arzda Allah ne yarattıysa sakınan kavim için göstergedir / ayettir. Muhakkak ki bizimle buluşmayı umut etmeyenler ve dünya hayatına razı olanlar ve onunla memnun olanlar / tatmin olanlar, işte bunlar ayetlerimizden gafildirler/ ayetlerimiz dikkatlerini çekmez. Onların varacakları yer, kazandıkları nedeniyle ateştir. İman edenler ve salih amel işleyenler Rableri onları imanları nedeniyle yola sokuyor, altlarından nehirler akan nimetlere erenler cennetlerine / naim cennetlerine sokuyor, Oradaki çağrıları / duaları Allah’ımız seni üstün tutarız ve oradaki karşılanmaları selamlanmaktır. Onların diğer duaları ise Alemlerin Rabbi Allaha hamdolsun şeklindedir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    (Hesap için) Bizimle karşılaşmayı ummayan ve dünya hayatına razı olup onunla tatmin olanlar, işte onlar ayetlerimizden gafildirler.

    Süleyman Ateş

    Bizimle buluşmayı ummayan, dünya hayatına razı olup onunla rahat edenler ve bizim ayetlerimizden gaflet edenler...

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bizimle karşılaşmayı beklemeyen ve dünya hayatından hoşlanan, onunla tatmin olanlar, bir de ayetlerimize aldırmayanlar var ya...

    Şaban Britch

    (Hesap için) Bizimle karşılaşmayı ummayan ve dünya hayatına razı olup onunla tatmin olanlar, işte onlar ayetlerimizden gafildirler.

    Şaban Piriş

    Bizimle karşılaşmayı ummayan ve geçici hayata razı olup onunla tatmin olanlar, işte onlar ayetlerimizden gafildirler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Şu bir gerçek ki, bize kavuşmayı ummayanlar, iğreti hayatla tatmin bulup onunla rahatlayanlar ve ayetlerimizden uzaklaşıp gaflete dalanlar,

  8. Yûnus suresi, 8. ayet — bütün mealleriyle aç

    Yûnus suresi, 8. ayet. أُو۟لَٰٓئِكَ مَأْوَىٰهُمُ ٱلنَّارُ بِمَا كَانُوا۟ يَكْسِبُونَ

    Diyanet İşleri

    (7-8) Şüphesiz bize kavuşacağını ummayan ve dünya hayatına razı olup onunla yetinerek tatmin olan kimseler ile ayetlerimizden gafil olanlar var ya; işte onların kazanmakta oldukları günahlar yüzünden, varacakları yer ateştir.

    Mehmet Okuyan

    İşte kazanmakta oldukları (günahlar) yüzünden onların barınağı ateştir!

    Mustafa İslamoğlu

    işleye geldikleri bütün bu şeylerden dolayı onların son durağı ateştir.

    Muhammed Esed

    yapageldikleri (bütün o kötülüklerden) ötürü onların varacağı yer ateştir.

    Ahmed Hulusi

    İşte onlar kendilerinden açığa çıkanın sonucu olarak yanarak yaşayacaklardır!

    Ali Bulaç

    İşte bunların, kazandıkları dolayısıyla barınma yerleri ateştir.

    Ali Özek ve heyeti

    İşte onların, kazanmakta oldukları (günahlar) yüzünden varacakları yer, ateştir!

    Ali Rıza Safa

    İşte, kazandıklarına karşılık, varacakları yer ateştir.

    Bayraktar Bayraklı

    İşte onların, kazanmış oldukları günahlar yüzünden varacakları yer ateştir.

    Edip Yüksel

    İşte onların yeri, kazandıklarından ötürü ateştir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İşte onların yeri, kazandıklarından ötürü ateştir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    İşte bunların, kazandıklarının karşılığı olarak varacakları yer ateştir!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    İşte bunların kesibleri sebebile varacakları yer, ateştir

    Erhan Aktaş

    İşte onların, yaptıklarına karşılık olarak, varacakları yer ateştir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    İşte onların, yaptıklarına karşılık olarak, varacakları yer ateştir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İşte onların, yaptıklarına karşılık olarak, varacakları yer ateştir.

    Gültekin Onan

    İşte bunların, kazandıkları dolayısıyla barınma yerleri ateştir.

    Hasan Basri Çantay

    (7-8) (Öldükden sonra dirilib) bize kavuşacağını ummayan, (ahirete inanmayarak sadece) dünya hayaatına raazi olan ve onunla sükun (ve istirahat) e dalan kimselerle (varlığımıza, birliğimize ve kemal-i kudretimize delalet eden) bunca ayetlerimizden gaafil olanlar (yok mu?) işte onların, irtikab etmekde oldukları (şirk ve ma'siyetler) yüzünden varacakları yer, ateşdir.

    İbni Kesir

    İşte kazanır olduklarından dolayı onların varacakları yer, cehennemdir.

    Mehmet Alagaş

    (1-8) Elif Lam Ra, Bu, yargı kitabının / hüküm kitabının ayetleridir. İnsanlara, onlardan bir adama, insanları uyarması için ve iman edenleri müjdelemesi için, ki onlar rableri yanında doğruluk kademesine haizdirler, vahyetmemiz acayip mi geldi? Kafirler dedi ki kesinlikle bu apaçık büyücüdür / sihirbazdır. Muhakkak ki Rabbiniz olan Allah, semaları ve arzı altı günde yarattı, sonra tahtına yerleşti, işleri idare ediyor, izin verdiği hariç kimse de aracılık edemez / şefaat edemez, işte bu, Rabbiniz olan Allah'tır , Ona ibadet edin hatırla yıp anmaz mısınız? Hepinizin geri döneceği O'dur. Allah ’ın vaadi gerçektir, Muhakkak ki yaratmaya başlayan ve sonra onu iade edendir / tekrarlayandır, iman edenlere ve salih amel işleyenlere ölçülü bir şekilde ödül verecektir, kafirlere ise yok saymalarından dolayı onlara kaynar su içeceği ve acıtıcı bir azap vardır. O ki güneşi ışık kaynağı yapandır ve ayı yansıyan ışık / nur, ona, hesabı ve senelerin adedini bilmeniz için yörünge / menziller takdir etmiştir , Allah bunları elbette gerçekten yaratmıştır. Ayetleri bilen kavme ayrıntılı / detaylı açıklamaktadır. Gece ve gündüzün ardışıklığında / ihtilafında, semalarda ve arzda Allah ne yarattıysa sakınan kavim için göstergedir / ayettir. Muhakkak ki bizimle buluşmayı umut etmeyenler ve dünya hayatına razı olanlar ve onunla memnun olanlar / tatmin olanlar, işte bunlar ayetlerimizden gafildirler/ ayetlerimiz dikkatlerini çekmez. Onların varacakları yer, kazandıkları nedeniyle ateştir. İman edenler ve salih amel işleyenler Rableri onları imanları nedeniyle yola sokuyor, altlarından nehirler akan nimetlere erenler cennetlerine / naim cennetlerine sokuyor, Oradaki çağrıları / duaları Allah’ımız seni üstün tutarız ve oradaki karşılanmaları selamlanmaktır. Onların diğer duaları ise Alemlerin Rabbi Allaha hamdolsun şeklindedir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    İşte bunların kazandıklarının karşılığı olarak varacakları yer ateştir.

    Süleyman Ateş

    İşte kazandıkları işlerden ötürü onların varacakları yer, ateştir!

    Süleymaniye Vakfı

    Yaptıklarına karşılık onların varıp kalacakları yer ateştir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İşte onların varıp kalacakları yer, cehennemdir. Bu, yaptıklarının karşılığıdır.

    Şaban Britch

    İşte onlar, kazandıkların karşılığı olarak ateş onların barınacağı yerdir.

    Şaban Piriş

    İşte onlar, kazandıklarının karşılığı olarak ateş onların varacağı yerdir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Kazandıkları şeyler yüzünden varış yerleri ateş olacakların ta kendileridir.

  9. Yûnus suresi, 9. ayet — bütün mealleriyle aç

    Yûnus suresi, 9. ayet. إِنَّ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ يَهْدِيهِمْ رَبُّهُم بِإِيمَٰنِهِمْ تَجْرِى مِن تَحْتِهِمُ ٱلْأَنْهَٰرُ فِى جَنَّٰتِ ٱلنَّعِيمِ

    Diyanet İşleri

    (Fakat) iman edip salih ameller işleyenlere gelince, Rableri onları imanları sebebiyle, hidayete erdirir. Nimetlerle dolu cennetlerde altlarından ırmaklar akar.

    Mehmet Okuyan

    İman edip iyi işler yapanlara gelince, Rableri onları imanları sebebiyle doğru yola ulaştırır. Nimetlerle dolu cennetlerde altlarından ırmaklar akar. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ateş azabına atılmak nasıl kişinin kendi kazanımlarının sonucu ise cennet ödülleriyle buluşturulmak da kişinin iman etmesinin ve iyi işler yapmasının sonucudur. Tercihler ve fedakârlıklar "sebep", ateş veya ödüllerle buluşturulmak ise "sonuç"tur. 8. ayetteki [yeksibûne] fiili kişinin hem inanç anlamında kazanımlarını, hem de davranış olarak ortaya koyduklarını kapsamaktadır. Bu ifade kişinin kalbinin kazandıklarını da elbette içermektedir. Bkz. Bakara 2:225, 284.

    Mustafa İslamoğlu

    Ne var ki iman eden ve imana layık davranışta bulunanlara gelince: Rableri onları imanları sayesinde, ayaklarının altından nehirler çağlayan, nimetlerle dolu Cennetlere ulaşan yola yöneltecektir.

    Muhammed Esed

    (Ama), doğrusu, imana erişip doğru ve yararlı işler yapanlara gelince, Rableri imanlarından dolayı onları doğru yola eriştirmektedir. (Ahirette) nimetlerle dolu hasbahçelerde onların ayakları altında dereler, ırmaklar çağıldayacaktır;

    Ahmed Hulusi

    İman edip imanın gereği fiiller ortaya koyanlara gelince; Rableri onlara imanlarının sonucu olan hakikati yaşatır. . . Naim cennetlerinde, onların altlarından nehirler akar.

    Ali Bulaç

    İman edenler ve salih amellerde bulunanlar da, Rableri onları imanları dolayısıyla altından ırmaklar akan, nimetlerle donatılmış cennetlere yöneltip iletir (hidayet eder).

    Ali Özek ve heyeti

    İman edip güzel işler yapanlara gelince, imanları sebebiyle Rableri onları nimet dolu cennetlerde, alt tarafından ırmaklar akan (saraylara) erdirir.

    Ali Rıza Safa

    İnanmış olarak erdemli edimler yapanlara gelince; Efendileri, inançlarından dolayı, altlarından ırmaklar akan nimet cennetlerine onları eriştirecektir.

    Bayraktar Bayraklı

    İnanıp yararlı işler yapanlara gelince, imanları sebebiyle Rableri, onları içinden ırmaklar akan nimet dolu cennetlerine iletir.

    Edip Yüksel

    Gerçeği onaylayıp erdemli işler yapanlara gelince, Efendi'leri gerçeği onaylamalarından dolayı onları doğruya iletir. Nimet bahçelerinde ayaklarının altından ırmaklar akar.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İnanıp erdemli işler yapanlara gelince, Rab'leri inançlarından dolayı onları doğruya iletir. Nimet cennetlerinde ayaklarının altından ırmaklar akar.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ama iman edip güzel ameller işleyen kimseleri, imanları sebebiyle, Rableri hidayete erdirir. Naim cennetleri içinde altlarından ırmaklar akar.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Amma iyman edib güzel güzel ameller yapan kimseler, onların rabbı kendilerini iymanları sebebiyle hidayetine irdirir, naim Cennetlerinde altlarından ırmaklar akar

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İman edip, salihatı yapanlara gelince, imanlarından dolayı Rabb'leri onları doğru yola iletir ve içlerinden ırmaklar akan Na'im Cennetlerine koyar.

    Gültekin Onan

    İnananlar ve salih amellerde bulunanlar da, rableri onları inançları dolayısıyla altından ırmaklar akan, nimetlerle donatılmış cennetlere yöneltip iletir (hidayet eder).

    Hasan Basri Çantay

    (Fakat) iman edib de güzel güzel amel (ve hareket) lerde bulunanlar (a gelince:) Onların Rabbi, imanları sebebiyle, kendilerini altlarından ırmaklar akan o ni'met dolu cennetlerdeki (seadetlere) erdirir.

    İbni Kesir

    Muhakkak ki iman edip salih amellerde bulunanları; Rabbları imanlarına karşılık doğru yola eriştirir. Na'im cennetlerinde altlarından ırmaklar akar.

    Mehmet Alagaş — bu ayetin karşılığı kaynakta yok.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    (Fakat) iman edip salih ameller işleyenlere gelince, Rableri onları imanları sebebiyle hidayete erdirir. Nimetlerle dolu Cennetlerde altlarından ırmaklar akar.

    Süleyman Ateş

    İnanıp iyi işler yapanlara gelince imanlarından dolayı Rableri, onları altlarından ırmaklar akan ni'met cennetlerine iletir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İnanıp güvenen ve iyi işler yapanları, güvenlerinden (imanlarından) ötürü, Rableri doğruya yöneltecektir. Nimet dolu cennetler içinde etraflarından ırmaklar akacaktır.

    Şaban Britch

    İman edip, salih amel işleyenleri Rab’leri iman ettikleri için altından ırmakların aktığı nimet cennetlerine eriştirir.

    Şaban Piriş

    İman edip, doğruları yapanları Rab'leri inanmaları sebebiyle altından ırmakların aktığı nimet cennetlerine eriştirir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    İman edip hayra ve barışa yönelik amel sergileyenlere gelince, Rableri onları imanlarıyla doğruya ve güzele iletir. Nimetlerle dolu cennetlerde onların altlarından ırmaklar akacaktır.

  10. Yûnus suresi, 10. ayet — bütün mealleriyle aç

    Yûnus suresi, 10. ayet. دَعْوَىٰهُمْ فِيهَا سُبْحَٰنَكَ ٱللَّهُمَّ وَتَحِيَّتُهُمْ فِيهَا سَلَٰمٌ وَءَاخِرُ دَعْوَىٰهُمْ أَنِ ٱلْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ

    Diyanet İşleri

    Bunların oradaki duaları, "Seni eksikliklerden uzak tutarız Allah'ım!", aralarındaki esenlik dilekleri, "selam"; dualarının sonu ise, "Hamd alemlerin Rabbi Allah'a mahsustur" sözleridir.

    Mehmet Okuyan

    Onların oradaki duası şudur: "Ey Allah'ım! Sen yücesin!" Orada birbirlerine esenlik dilekleri ise ‘selam'dır. dipnot 1 Dualarının sonu da "Hamd (övgü), âlemlerin Rabbi olan Allah içindir." şeklindedir. dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesaj: Ahzâb 33:44.
    2. metne dön, dipnot 2
      Namazların ilk rekâtlarında [sübhânekellâhumme ve bi hamdike] şeklinde okunan [sübhâneke] duasının ilk kısmının delili bu cümlededir.

    Mustafa İslamoğlu

    Orada onların nidaları "Muhteşemsin ey Allah'ım!" olur; ve kendilerine "Mutluluklar!.." diye mukabele edilir orada. Nihayet onların son nidası yankılanır: "el-hamdu lillahi Rabbi'l'alemin!" (Hamd, bütün alemlerin Rabbi Allah'a mahsustur!)

    Muhammed Esed

    orada (o mutluluk makamında) onlar "Ey Allahım! sınırsız kudret ve izzetinle ne yücesin!" diye çağrışırlar; ve onlara, "Size selam olsun" diye karşılık verilir; bunun üzerine onlar da son söz olarak: "Bütün övgüler, alemlerin Rabbi olan Allah'a özgüdür!" derler.

    Ahmed Hulusi

    Onların ondaki Allah'a yönelişleri: "Subhaneke Allahümme = Subhansın sen Allah'ım; seni tenzih ve tespih ederiz"dir. . . Birbirlerine yönelişleri ise: "Selam"dır (Selam ismi manası sürekli açığa çıksın bizde). . . Yönelişlerinin sonucunda ulaştıkları ise: "El Hamdu Lillahi Rabb-ül alemin = Hamd Rabb-ül alemin Allah'ındır" noktasıdır.

    Ali Bulaç

    Oradaki duaları: "Allah'ım, Sen ne yücesin"dir ve oradaki dirlik temennileri: "Selam"dır; dualarının sonu da: "Gerçekten, hamd alemlerin Rabbi olan Allah'ındır."

    Ali Özek ve heyeti

    Onların oradaki duası: «Allah'ım! Seni noksan sıfatlardan tenzih ederiz!» (sözleridir). Orada birbirleriyle karşılaştıkça söyledikleri ise «selâm» dır. Onların dualarının sonu da şudur: Hamd, Âlemlerin Rabbi Allah'a mahsustur.

    Ali Rıza Safa

    Oradaki yakarışları; "Allahım! Sen, tüm yakıştırmalardan ayrıksın!" Oradaki esenlik dilekleri; "Selam!" Yakarışlarının sonu da şöyledir: "Evrenlerin Efendisi Allah'a övgüler olsun!"

    Bayraktar Bayraklı

    Onların orada duası, "Allahım! Sen, her türlü eksikliklerden uzaksın!" Birbirlerine esenlik dilemeleri de "Selam" şeklindedir. Onların son duaları şudur: "Bütün övgüler alemlerin rabbi Allah'adır."

    Edip Yüksel

    Oradaki duaları: "Tanrımız, sen yücesin, " oradaki selamlaşmaları: "Selam" ve dualarının sonu da: "Evrenlerin Efendisi ALLAH'a övgüler olsun" dur.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Oradaki duaları: 'Tanrımız, sen yücesin', oradaki selamlaşmaları: 'Selam,' ve dualarının sonu da: 'Evrenlerin Rabbi ALLAH'a övgüler olsun,' dur.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Oradaki duaları: "Münezzehsin her türlü eksikliklerden Allah'ım!" ; sağlık dilekleri: "Selam!" ; dualarının sonu da: "Alemlerin Rabbı olan Allah'a hamdolsun!" olacaktır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Orada duaları "subhaneke allahumme" sağlıkları "selam", Dualarının sonu da hakikat "elhamdulillahi rabbilalemin" dir

    Erhan Aktaş

    Onların, oradaki duası: "Ey Allah'ım! Seni tesbih dipnot 1 ederiz." Onların temennileri, "Selam"dır. dipnot 2 Dualarının sonu ise: "Alemlerin Rabb'i olan Allah'a hamdolsun." dur.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'ın, her türlü kusur ve eksiklikten arınık, bütün mükemmel niteliklere sahip olduğunu bilmek; Allah'ı kendisine özgü nitelikleri ile tanımak ve tanıtmak demektir. Tesbih, tevhid inancının ve anlayışının kavranmasıdır. Allah'ı şirk içeren her türlü düşünce ve inançtan arındırarak, Kendisine özgü nitelikleri ile yüceltmek demektir (20:130). Tesbihi, bazı sözlerin (Subhanallah, Elhamdulillah vb.) belli sayılarla tekrar edilmesine indirgemek hurafeden başka bir şey değildir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Barış, huzur, güven ve esenlik.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onların, oradaki duası: "Ey Allah'ım! Seni tesbih dipnot 1 ederiz." Onların temennileri, "Selam"dır. dipnot 2 Dualarının sonu ise: "Âlemlerin Rabbi olan Allah'a hamdolsun." dur.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'ın, her türlü kusur ve eksiklikten arınık, bütün mükemmel niteliklere sahip olduğunu bilmek; Allah'ı kendisine özgü nitelikleri ile tanımak ve tanıtmak. Tesbih, tevhid inancının ve anlayışının kavranması ve Yaratıcının tüm nitelikleri ile tanınması ve tanıtılmasıdır. Allah'ı tesbih etmek; O'nu şirk içeren her türlü düşünce ve inançtan arındırarak, Kendisine özgü nitelikleri ile yüceltmek demektir. (20:130). Tesbihi, namazda tesbih çekmeye indirgemek bidat ve hurafedir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Barış, huzur, güven ve esenlik.

    Gültekin Onan

    Oradaki duaları: "Tanrım, Sen ne yücesin"dir ve oradaki dirlik temennileri: "Selam"dır; dualarının sonu da: "'Gerçekten, hamd alemlerin rabbi olan Tanrı'nındır."

    Hasan Basri Çantay

    Bunların oradaki duaları "Ya Allah, seni tesbih ve tenzih ederiz" (sözüdür). Orada (aralarında) ki tahıyyetleri (sağlık temennileri, iltifatları) selamdır. Dualarının sonu da "Elhamdü lillahi rabbil aalemin = Hamd olsun kainatın Rabbi olan Allaha" (demekdir).

    İbni Kesir

    Oradaki duaları: Münezzehsin Allah'ım; dirlik temennileri: Selam sizedir; dualarının sonu ise: Hamd alemlerin Rabbı olan Allah'a mahsusdur.

    Mehmet Alagaş — bu ayetin karşılığı kaynakta yok.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Orada duaları: "Allah’ım! Sen tüm noksanlıklardan münezzehsin" dir. (Aralarında ki) selamlaşmaları “Selam”dır, dualarının sonu ise: ”Âlemlerin Rabbine hamdolsun” dur.

    Süleyman Ateş

    Onların orada du'ası: "Allah'ım Sen her türlü eksiklikten uzaksın!", birbirlerine sağlık dilekleri: "Selam", du'alarının sonu da: "Alemlerin Rabbi Allah'a hamdolsun!" sözleridir.

    Süleymaniye Vakfı

    Orada Allah'a seslenişleri şöyle olur: "Biz sana içten boyun eğeriz Allah'ım!". Birbirlerine iyilik dilekleri de "Selam!" sözü iledir dipnot 1 . Seslenişleri şöyle biter: "Her şeyi mükemmel yapmak dipnot 2 Allah'a özgüdür. O bütün varlıkların Rabbi dipnot 3 /Sahibidir dipnot 4 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
      Hamd, birini kendi yaptığı şeyden dolayı övmektir. "Güzel yemek yapar, arkadaşlığı iyidir." gibi sözler buna girer. "Her şeyi mükemmel yapmak Allah'a özgüdür" demek, en üstün övgüdür. Övgünün bir diğer çeşidi olan "şükür" ise kendine iyilik yapanı övmek veya yapılan iyiliğe iyilikle karşılık vermektir. Yaptığı her şeyi güzel yapan sadece Allah'tır. Allah'ın yaptığı ile insanların yaptığı arasındaki farkı göstermek için 'güzel' yerine 'mükemmel' kelimesini kullandık.
    3. metne dön, dipnot 3
      (رَبّ الْعَالَمِينَ) 'rabbi'l-alemin' ifadesi, (رَبُّ العالمين) 'rabbü'l-alemin' şeklinde de okunur (Kurtubi). Bu durumda anlam, "O varlıkların sahibidir" şeklinde olur. Yukarıdaki meal buna göre verilmiştir.
    4. metne dön, dipnot 4

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bunların oradaki duaları : "Biz sana içten boyun eğeriz Allah'ım"; sağlık dilekleri de "Esenlik ve güvenlikle (selam)" sözleridir. Dualarının sonu da şöyle olur: "Her şeyi güzel yapan yalnız Allah'tır. O, tüm varlıkların Sahibidir."

    Şaban Britch

    Orada duaları: "Allah’ım! Sen tüm noksanlıklardan münezzehsin" dir. (Aralarında ki) selamlaşmaları “Selam”dır, dualarının sonu ise:”Alemlerin Rabbine hamd olsun” dur.

    Şaban Piriş

    Orada duaları: "Allah'ım sen ne yücesin" dir. Sağlık temennileri "Selam"dır, dualarının sonu ise:"Alemlerin Rabbine hamd olsun" dur.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Orada onların yakarışı, "Tespih ederiz seni ey Allahımız!" ve birbirlerine esenlik dilemeleri, "selam" şeklindedir. Ve onların son çağırışları şudur: Bütün övgüler alemlerin Rabbi Allah'adır.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.