A'râf suresi · 26–36. ayetler

Ey Âdemoğulları: giysi, ziynet ve ölçü; her milletin eceli

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. A'râf suresi, 26. ayet — bütün mealleriyle aç

    A'râf suresi, 26. ayet. يَٰبَنِىٓ ءَادَمَ قَدْ أَنزَلْنَا عَلَيْكُمْ لِبَاسًا يُوَٰرِى سَوْءَٰتِكُمْ وَرِيشًا وَلِبَاسُ ٱلتَّقْوَىٰ ذَٰلِكَ خَيْرٌ ذَٰلِكَ مِنْ ءَايَٰتِ ٱللَّهِ لَعَلَّهُمْ يَذَّكَّرُونَ

    Diyanet İşleri

    Ey Ademoğulları! Size avret yerlerinizi örtecek giysi ve süslenecek elbise verdik. Takva (Allah'a karşı gelmekten sakınma) elbisesi var ya, işte o daha hayırlıdır. Bu (giysiler), Allah'ın rahmetinin alametlerindendir. Belki öğüt alırlar (diye onları insanlara verdik).

    Mehmet Okuyan

    Ey âdemoğulları! Size edep yerlerinizi örtecek giysi ve süslenecek elbise indirdik (verdik). Hayırlı olan ise takvâ (duyarlılık) elbisesidir. dipnot 1 İşte bu, (gerçeği) hatırlasınlar diye Allah'ın ayetlerindendir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu cümle tesettürün gerçek, tastamam ve anlamlı olmasının ön şartını içermektedir.

    Mustafa İslamoğlu

    Ey Ademoğulları! Size katımızdan, hem çıplaklığınızı örtmek hem de zarafet ve güzellik aracı olmak üzere giysi (yapma yeteneği) bahşettik; fakat takva elbisesi var ya: işte o en hayırlı olandır. Bunlar da Allah'ın ayetlerindendir; belki insanlar ders alırlar.

    Muhammed Esed

    Ey Ademoğulları! Size yücelerden, hem çıplaklığınızı örtesiniz diye, hem de bir görkem-güzellik nesnesi olarak giyim kuşam (yapma bilgisini) bahşettik; ama Allaha karşı sorumluluk bilinci örtüsü her şeyin üstündedir. İşte bunda (da) Allahın ayetlerinden biri var ki, insanoğlu belki ders alır.

    Ahmed Hulusi

    Ey Ademoğulları. . . Hakikaten size bedenselliğinizi örtecek giysi (hakikat bilgisi) ve süs-zinet olan giysi (fazlından gelen ikramlar) İNZAL ettik. . . Korunma libası elbette en hayırlısıdır. . . İşte bu Allah işaretlerindendir ki; belki düşünüp ders çıkarırlar.

    Ali Bulaç

    Ey Ademoğulları, biz sizin çirkin yerlerinizi örtecek bir elbise ve size 'süs kazandıracak bir giyim' indirdik (varettik). Takva ile kuşanıp donanmak ise, bu daha hayırlıdır. Bu, Allah'ın ayetlerindendir. Umulur ki öğüt alıp düşünürler.

    Ali Özek ve heyeti

    Ey Âdem oğulları! Size ayıp yerlerinizi örtecek giysi, süslenecek elbise yarattık. Takvâ elbisesi... İşte o daha hayırlıdır. Bunlar Allah’ın âyetlerindendir. Belki düşünüp öğüt alırlar (diye onları indirdi).

    Ali Rıza Safa

    Ey Âdemoğulları! Size, çıplaklığınızı örtecek giysiler ve süsleneceğiz eşya indirdik. Ama sorumluluk bilinci taşımak giysisi; işte bu daha iyidir; Allah'ın ayetlerindendir. Böylece, belki öğüt alırsınız.

    Bayraktar Bayraklı

    Ey Ademoğulları! Size ayıp yerlerinizi örtecek giysi, süslenecek elbise indirdik. Takva elbisesi... İşte o daha hayırlıdır. Bunlar Allah'ın ayetlerindendir, belki düşünürler.

    Edip Yüksel

    Ademoğulları, size, bedeninizi örtecek ve süsleyecek elbiseler hazırladık. Erdemlilik elbisesi ise daha hayırlıdır. Bunlar, ALLAH'ın işaretleridir, olur ki öğüt alırsınız. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Her ne hikmetse geleneksel yorumcular burada "beden" olarak çevirdiğimiz kelimeyi "çirkin yerler" olarak çevirmekte ve bunu cinsel organlar anlamında kullanmaktadırlar. Cennette işlediğimiz günah sonucu bedenlenmemiz olumsuz bir olaydı; ama bedenimizin en önemli ve en "ilginç" parçalarından biri olan cinsel organları "çirkin yerler" olarak tanımlamak yanlıştır. * Allah bizi güzel bir biçimde yarattı; cinsel organlarımız dahil. "Beden" veya "vücut" diye çevrilmesi gerektiğine inandığımız "SeVeT" kelimesinin geçtiği diğer ayetler için bak 5:31; 7:20, 22, 27; 20:121.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Adem oğulları, size, bedenimizi örtecek ve süsleyecek elbiseler hazırladık. Erdemlilik elbisesi ise daha hayırlıdır. Bunlar, ALLAH'ın işaretleridir, olur ki öğüt alırsınız.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ey Adem oğulları, size çirkin yerlerinizi örtecek ve süs olacak giysi indirdik; fakat takva elbisesi hepsinden hayırlıdır. İşte bu, Allah'ın ayetlerindendir. Gerek ki, düşünüp ibret alırlar.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ey Adem oğulları! Bakın size çirkin yerlerinizi örtecek libas indirdik, hıl'at indirdik, fakat takva libası, o hepsinden hayırlı, bu işte Allahın ayetlerinden, gerektir ki düşünür ıbret alırlar

    Erhan Aktaş

    Ey Ademoğulları! Cesetlerinizi dipnot 1 örtecek ve sizi süsleyecek libas dipnot 2 indirdik. dipnot 3 Takva libası dipnot 4 ise daha hayırlıdır. İşte bu Allah'ın ayetlerindendir. Umulur ki düşünüp öğüt alırlar.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bedenlerinizi (Bkz. 5:31).
    2. metne dön, dipnot 2
      Elbise.
    3. metne dön, dipnot 3
      Bağışladık.
    4. metne dön, dipnot 4
      Zihinsel tesettür. Takva elbisesi. Takva, korunmak demektir. Allah'ın buyruklarına içtenlikle uyarak fucur, günah, kötü, zararlı ve tehlikeli şeylere karşı kendisini korumak ve güvene almaktır. Takva, kelime anlamı olarak zarar verecek şey ile korunacak şey arasına konan engel demektir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ey ademoğulları! Cesetlerinizi dipnot 1 örtecek ve sizi süsleyecek libas dipnot 2 indirdik. dipnot 3 Takva libası dipnot 4 ise daha hayırlıdır. İşte bu Allah'ın ayetlerindendir. Umulur ki düşünüp öğüt alırlar.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bedenlerinizi, (5:31).
    2. metne dön, dipnot 2
      Elbise.
    3. metne dön, dipnot 3
      Bağışladık.
    4. metne dön, dipnot 4
      Zihinsel tesettür. Takva elbisesi. Takva; korunmak, önlemek, saklamak. Kişinin vahye içtenlikle uyarak kendisini kötü, zararlı ve tehlikeli şeylere karşı koruması ve güvene almasıdır. Takva, sözcük olarak zarar verecek şey ile korunacak şey arasına konan engel demektir.

    Gültekin Onan

    Ey Ademoğulları, biz sizin çirkin yerlerinizi örtecek bir elbise size 'süs kazandıracak bir giyim' indirdik. Takva ile kuşanıp donanmak ise, bu daha hayırlıdır. Bu, Tanrı'nın ayetlerindendir. Umulur ki öğüt alıp düşünürler.

    Hasan Basri Çantay

    Ey Adem oğulları, size (şeytanın açmak istediği) çirkin yerlerinizi örtecek bir libas, bir de giyib süsleneceğiniz bir libas indirdik. Takvaa libası ise, o, daha hayırlıdır. Bu (libasların indirilmesi) Allahın (fazl-ü rahmetine delalet eden) ayetlerinden (alametlerinden) dir. Taki (insanlar) iyice düşünsünler (nimetlerinin kadrini bilsinler).

    İbni Kesir

    Ey ademoğulları; size çirkin yerlerinizi örtecek bir giyimlikle, bir de sizi süsleyecek elbise gönderdik. Takva örtüsü ise daha hayırlıdır. Bunlar; Allah'ın ayetlerindendir. Belki onlar öğüt alırlar.

    Mehmet Alagaş

    (11-27) Kesinlikle sizi biz yarattık / halk ettik. Sonra size biçim verdik / suret verdik. Sonra meleklere dedik ki Ademe secde edin. İblis hariç secde ettiler. O secde edenlerden olmadı. Sana emrettiğim vakit secde etmedin sana ne / engel oldu / ne mâni oldu dedi. Dedi ki ben ondan hayırlıyım beni ateşten yarattın onu ise kurutulmuş çamurdan / Tın’dan yarattın. Oradan in, orada senin büyüklenmen / kibirlenmen olamaz, hemen çık, sen küçük düşmüşlerdensin dedi Beni tekrar diriliş gününe kadar beklet ebilir misin? dedi. Muhakkak sen bekletilenlerdensin dedi. Beni azdırmandan dolayı onlar için senin düzgün yoluna oturacağım. Sonra onlar a, önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından varacağım. Çoğunu da şükreden bulmayacaksın. Kovulmuş olarak ve de kınanmış olarak oradan çık, sana onlardan kim tâbi olursa da sizin hepinizi cehenneme dolduracağım. Ey Âdem sen ve zevcen cennette yerleşin / iskân olun. Her ikiniz de istediğiniz taraftan yiyin , bu ağaca yaklaşmayın ikinizde zalimlerden olursunuz. Şeytan her ikisine avret olanı / açılması ayıp yeri çıkarmak için ikisine de fısıldadı / vesvese verdi. Rabbiniz bu ağaçtan sizi, iki melek olamayın veya ebedileşemeyin diye men etti dedi ve de ben size nasihat ediyorum diye yemin de etti. Aldanarak her ikisini de (ağaca) sarkıttırdı. Ağaçtan tattıklarında, avretleri her ikisinin de açığa çıktı. Her ikisi de cennet yapraklarından üzerlerine yamalamaya koyuldular. Rableri her ikisine de bu ağacı men etmedim mi diye seslendi / nida etti. Her ikinize de şeytan size açıkça düşmandır dedim. Her ikisi de Rabbimiz kendimize zulmettik, eğer bizi bağışlamazsan merhamet etmezsen hüsran oluruz dedi. Dedi ki bazılarınız bazılarınıza düşman olarak inin, sizlere arzda belirli bir zaman durma ve geçinme var. Dedi ki orada yaşayacaksınız ve orada öleceksiniz ve yine oradan çıkarılacaksınız. Ey Âdem oğulları sizlere edep yerlerinizi gizlemeniz için elbise ve tüy indirdik. Takva elbisesi bu hayırlıdır ve bu Allah ’ın ayetlerindendir, böylelikle belki düşünürler. Ey Âdem oğulları tıpkı ebeveynlerinizi, her ikisinin elbisesini edep yerleri gözükmesi için soydu ktan sonra cennetten çıkardığı gibi şeytan sizi sınayıp ayrıştırmasın / fitnelemesin. O ve kabilesi sizleri, sizin göremediğin iz taraftan görürler, Muhakkak şeytanları iman etmeyenlere dostlar yaptık.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ey Âdemoğlu! Size mahrem yerlerinizi örteceğiniz ve bir de süslenip güzelleşeceğiniz elbiseler indirdik. Takva elbisesi ise, bunlardan daha da hayırlıdır. İşte bunlar, umulur da öğüt alırlar diye indirilen Allah ayetlerindendir.

    Süleyman Ateş

    Ey Adem oğulları, size çirkin yerlerinizi örtecek giysi, süslenecek elbise indirdik. Korunma giysisi, en iyisidir. İşte bu(nlar), Allah'ın ayetlerindendir, belki düşünüp öğüt alırlar.

    Süleymaniye Vakfı

    "Ey Ademoğulları! Size, bedeninizi örten, bir de sizi güzel gösteren elbise indirdik dipnot 1 . İyi elbise, sizi koruyan elbisedir dipnot 2 ." Bu, Allah'ın ayetlerindendir /göstergelerindendir dipnot 3 , belki akıllarındaki bilgileri kullanırlar.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Elbisenin indirilmesi, onun oluşmasına sebep olan şeylerin indirilmesidir (Müfredat).
    2. metne dön, dipnot 2
      "Sizi koruyan elbise" diye meal verdiğimiz tamlama, libas'ut-takva yani takva elbisesidir. Takva, korunma demektir. Takva elbisesi, vücudu sıcaktan, soğuktan ve kötü bakışlardan koruyan elbisedir. İnsandan başka elbise giyen canlı yoktur. Bu özelliğinden dolayı insan, dünyanın her yerinde ve her koşulda yaşayabilmektedir (Nahl 16/81, Enbiya 21/80).
    3. metne dön, dipnot 3
      Allah'ın ayetleri ikiye ayrılır: İlki yaratılmış ayetlerdir, bunlar kainattaki tüm varlıklardır. İkincisi indirilmiş ayetlerdir ki onlar ilahi kitaplardadır (Fussilet 41/52-53, Şura 42/13-14). Yaratılmış ayetler, indirilmiş ayetlerin doğruluğunun göstergesidir; çünkü hem kainatı yaratan hem de onunla ilgili en doğru bilgileri veren Allah'tır. İndirilmiş ve yaratılmış ayetler arasında çelişki olmaz, aksine kopmaz bir bağ vardır. Bilimin kaynağı Allah'ın yarattığı ayetlerdir. Bu sahada Allah'ın indirdiği ayetlerden de yararlanılırsa bilimde, hayallerin ötesinde bir gelişme yaşanacaktır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    "Ey ademoğulları! Size, bedeninizi örten, bir de sizi güzel gösteren elbise verdik. İyi elbise, sizi koruyan elbisedir dipnot 1 ." Bunlar Allah'ın ayetleridir, belki akıllarını başlarına alırlar.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Sizi koruyan elbise" diye emal verdiğimiz tamlama, libas'ut-takva = takva elbisesidir. Takva, korunma demektir. Takva elbisesi de vücudu sıcaktan, soğuktan ve kötü bakışlardan koruyan elbisedir. İnsandan başka elbise giyen canlı yoktur. Bu özelliğinden dolayı insan, her mevsimde, dünyanın her yerinde yaşayabilmektedir.

    Şaban Britch

    Ey Ademoğulları, size avret yerlerinizi örtecek bir elbise ve bir de süs elbisesi indirdik. Takva elbisesi ise daha hayırlıdır. İşte bu, Allah’ın ayetlerindendir. Ola ki düşünüp, öğüt alırlar.

    Şaban Piriş

    -Ey Ademoğulları, size ayıp yerlerinizi örtecek ve süs olacak bir elbise indirdik. Takva elbisesi ise daha hayırlıdır. İşte bu, Allah'ın ayetlerindendir. Ola ki düşünüp, öğüt alırlar.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ey ademoğulları! Size, çirkin yerlerinizi örtecek giysi ve süs kıyafeti indirdik. Ama takva giysisi en hayırlısıdır. İşte bu, Allah'ın ayetlerindendir. Düşünüp öğüt almaları umuluyor.

  2. A'râf suresi, 27. ayet — bütün mealleriyle aç

    A'râf suresi, 27. ayet. يَٰبَنِىٓ ءَادَمَ لَا يَفْتِنَنَّكُمُ ٱلشَّيْطَٰنُ كَمَآ أَخْرَجَ أَبَوَيْكُم مِّنَ ٱلْجَنَّةِ يَنزِعُ عَنْهُمَا لِبَاسَهُمَا لِيُرِيَهُمَا سَوْءَٰتِهِمَآ إِنَّهُۥ يَرَىٰكُمْ هُوَ وَقَبِيلُهُۥ مِنْ حَيْثُ لَا تَرَوْنَهُمْ إِنَّا جَعَلْنَا ٱلشَّيَٰطِينَ أَوْلِيَآءَ لِلَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ

    Diyanet İşleri

    Ey Ademoğulları! Avret yerlerini kendilerine açmak için, elbiselerini soyarak ana babanızı cennetten çıkardığı gibi, şeytan sizi de saptırmasın. Çünkü o ve kabilesi, onları göremeyeceğiniz yerden sizi görürler. Şüphesiz biz, şeytanları, iman etmeyenlerin dostları kılmışızdır.

    Mehmet Okuyan

    Ey âdemoğulları! Şeytan, ana babanızı, ayıp yerlerini kendilerine göstermek için elbiselerini soyarak o bahçeden çıkardığı gibi sizi de aldatmasın! Çünkü o ve yandaşları, sizin onları göremeyeceğiniz yerden sizi görürler. dipnot 1 Şüphesiz ki biz, şeytanları inanmayanların dostları yaptık. dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu cümle cinlerin insanlar tarafından görülemeyeceğinin delilidir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu ayet şeytanın kimlere dost kılınacağının delilidir. İman etmemek, Kur'an'dan yüz çevirmek "sebep", şeytanın dost edinilmesi "sonuç"tur. Benzer mesajlar: Meryem 19:83; Şu‘arâ 26:221-222; Fussilet 41:25; Zuhruf 43:36.

    Mustafa İslamoğlu

    Ey Ademoğulları! Tıpkı atalarınızın hasbahçeden çıkışına sebep olduğu gibi, Şeytan'ın sizi şaşırtmasına fırsat vermeyin: Cinselliklerini keşfetmeleri için, her ikisinin örtüden yoksun bırak(ılmasını sağla)mıştı. Hiç kuşkunuz olmasın ki, o ve avanesi sizin kendilerini hiç göremeyeceğiniz bir boyuttan sizi görüyorlar! Çünkü Biz şeytanları, (hakkıyla) iman etmeyenlere otorite kılarız.

    Muhammed Esed

    Ey Ademoğulları! Tıpkı atalarınızın cennetten çıkarılmalarına yol açtığı gibi, Şeytanın sizi de ayartmasına izin vermeyin: (Allaha karşı sorumluluk bilincinin benzediği) örtülerden yoksun bırakmıştı o. Muhakkak ki o ve avenesi, onları hiç fark edemeyeceğiniz yerde ve biçimde sizi (de) pusuda bekliyor! Gerçek şu ki Biz, (içtenlikle ve doğru bir biçimde) inanmayanların yanına-yakınına (her türden) şeytani güçler ve kuvvetler yerleştirdik;

    Ahmed Hulusi

    Ey Ademoğulları! Şeytan (bedeniniz), sizin ceddinizi, bedenselliği kendilerine göstermek suretiyle libaslarını (meleki kuvvelerini) onlardan soyarak cennet yaşamından çıkardığı gibi, sizi de fitneye düşürmesin! Çünkü o ve onun işlevini paylaşanlar, sizin onları göremeyeceğiniz yerden sizi görürler. . . Biz, şeytanları (şaşırtıp saptırıcı kuvveleri - beş duyuya dayanan kabulleri), iman etmeyenler için veliler kıldık.

    Ali Bulaç

    Ey Ademoğulları, şeytan, anne ve babanızın çirkin yerlerini kendilerine göstermek için, elbiselerini sıyırtarak, onları cennetten çıkardığı gibi sakın sizi de bir belaya uğratmasın. Çünkü o ve taraftarları, (kendilerini göremeyeceğiniz yerden) sizleri görmektedir. Biz gerçekten şeytanları, inanmayacakların dostları kıldık.

    Ali Özek ve heyeti

    Ey Âdem oğulları! Şeytan, ana babanızı, ayıp yerlerini kendilerine göstermek için elbiselerini soyarak cennetten çıkardığı gibi sizi de aldatmasın. Çünkü o ve yandaşları, sizin onları göremeyeceğiniz yerden sizi görürler. Şüphesiz biz şeytanları, inanmayanların dostları kıldık.

    Ali Rıza Safa

    Ey Âdemoğulları! Şeytan, anne-babanızın çıplaklıklarını kendilerine göstermek amacıyla, giysilerini soyarak cennetten çıkardığı gibi, sizi de saptırmasın. Çünkü o ve yandaşları, onları göremeyeceğiniz yerden sizi görürler. Aslında, onları, inanmayanların dostları yaptık.

    Bayraktar Bayraklı

    Ey Ademoğulları! Şeytan, anne babanızı, ayıp yerlerini kendilerine göstermek için elbiselerini soyarak cennetten çıkardığı gibi sizi de aldatmasın! Çünkü o ve yandaşları, sizin onları görmeyeceğiniz yerden sizi görürler. Şüphesiz biz şeytanları, inanmayanların dostları kıldık.

    Edip Yüksel

    Ademoğulları, sapkın, ana babanızın vücutlarını kendilerine göstermek için elbiselerini soyarak bahçeden çıkardığı gibi sizi de şaşırtmasın. O ve kabilesi sizin onları görmediğiniz yerden sizi görürler. Biz, sapkınları, onaylamayanların dostları yaptık.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Adem oğulları, şeytan, ana babanızın vücutlarını kendilerine göstermek için elbiselerini soyarak cennetten çıkardığı gibi sizi de şaşırtmasın. O ve kabilesi sizin onları görmediğiniz yerden sizi görürler. Biz, şeytanları, inanmıyanların dostları yaptık.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ey Adem oğulları, şeytan nasıl ki, anne-babanızı çirkin yerlerini kendilerine göstermek için cennetten çıkardıysa sakın sizi de belaya uğratmasın! Çünkü o ve yandaşları sizleri, sizin kendilerini göremeyeceğiniz yönden görürler. Biz, o şeytanları imana gelmeyenlerin dostları kılmışızdır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ey Adem oğulları! Babanızla ananızı çirkin yerlerini kendilerine göstermek için Şeytan Cennetten çıkardığı gibi sakının sizi de belaya uğratmasın, çünkü o ve kabılesi sizi sizin kendilerini göremiyeceğiz cihetten görürler, biz o Şeytanları o kimselerin velileri kılmışızdır ki iymana gelmezler

    Erhan Aktaş

    Ey ademoğulları! dipnot 1 Şeytan kötülüklerini onlara göstermek için, libaslarını dipnot 2 soyarak dipnot 2 , ana babanızı cennetten dipnot 3 çıkardığı gibi sizi de bir fitneye düşürmesin. O ve taraftarları, sizin onları göremeyeceğiniz yerden sizi görürler. Biz, şeytanları iman etmeyenlere evliya dipnot 4 kıldık.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ey insanlar.
    2. metne dön, dipnot 2
      Takva elbiselerini. İnsanın dünyaya tamamıyla yönelme, mal edinme hırsı, egonun, güçlü olma tutkusu ve bencilliğinin ortaya çıkması için takvadan uzaklaşması, takva elbiselerini çıkarması gerekir. Buradaki elbise ile kast edilen şey bedeni örtmek için giyilen elbise değildir. Örneğin libas, takva elbisesi, 7:26; açlık ve korku elbisesi, 16:112; gecenin elbise olması, 78:10.
    3. metne dön, dipnot 3
      Bağlık, bahçelik, huzur dolu mükemmel yaşam ortamı.
    4. metne dön, dipnot 4
      Bkz. 7:3. ayetin dipnotu.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ey ademoğulları! dipnot 1 Şeytan kötülüklerini onlara göstermek için, elbilselerini dipnot 2 soyarak dipnot 2 , ana babanızı cennetten dipnot 3 çıkardığı gibi sizi de bir fitneye düşürmesin. O ve taraftarları, sizin onları göremeyeceğiniz yerden sizi görürler. Biz, şeytanları iman etmeyenlere evliya dipnot 4 kıldık.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ey insanlar.
    2. metne dön, dipnot 2
      Literal olarak libaslarını. Burada söz konusu edinilen libas takva elbisesidir, insanın dünyaya tamaıyla yönelme, mal edinme hırsı, egonun, güçlü olma tutkusu ve bencilliğinin ortaya çıkması için takvadan uzaklaşması, takva elbiselerini çıkarması gerekir. Buradaki elbise ile kast edilen şey bedeni örtmek için giyilen elbise değildir. Örneğin Libas, Takva elbisesi 7:26; Açlık ve korku elbisesi 16:112; Gecenin elbise olması 78:10 gibi anlamlarında kullanılmaktadır.
    3. metne dön, dipnot 3
      Bağlık, bahçelik, huzur dolu mükemmel yaşam ortamı.
    4. metne dön, dipnot 4
      Yönlendirici, koruyucu, yardımcı, gözetici, destekleyici.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ey ademoğulları! dipnot 1 Şeytan çirkinliklerini onlara göstermek için, elbiselerini soyarak dipnot 2 , ana babanızı cennetten dipnot 3 çıkardığı gibi sizi de bir fitneye düşürmesin. O ve taraftarları, sizin onları göremeyeceğiniz yerden sizi görürler. Biz, şeytanları iman etmeyenlere evliya dipnot 4 kıldık.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ey insanlar.
    2. metne dön, dipnot 2
      Takva sahibi, erdemli ve samimi olmaktan, Kur'an'ı ahlak edinmekten alı koyarak.
    3. metne dön, dipnot 3
      Bağlık- bahçelik, huzur dolu mükemmel yaşam ortamı.
    4. metne dön, dipnot 4
      Koruyucular, yardımcılar, gözeticiler, destekleyiciler, yandaşlar.

    Gültekin Onan

    Ey Ademoğulları, şeytan anne ve babanızın çirkin yerlerini kendilerine göstermek için, elbiselerini sıyırtarak onları cennetten çıkardığı gibi sakın sizi de bir belaya uğratmasın. Çünkü o ve taraftarları, kendilerini göremeyeceğiniz yerden sizleri görmektedir. Biz gerçekten şeytanları inanmayacakların dostları kıldık.

    Hasan Basri Çantay

    Ey Adem oğulları şeytan ana ve babanızı fena, yerlerini kendilerine göstermek için, elbiselerini soyarak nasıl cennetden çıkardıysa sakın size de bir fitne (bela) yapmasın. Çünkü o da, kabiylesinden olan (lar) da sizi, sizin kendilerini göremeyeceğiniz yer (ler) den muhakkak görür (ler). Biz şeytanları iman etmeyeceklerin velileri yapdık.

    İbni Kesir

    Ey ademoğulları, şeytan, ana ve babanızı ayıp yerlerini kendilerine göstermek için elbiselerini soyarak nasıl cennetten çıkardıysa; sakın size de bir fitne yapmasın. O da, taraftarları da sizin onları görmediğiniz yerden sizi görürler. Biz, şeytanı; iman etmeyenlerin velileri yaptık.

    Mehmet Alagaş

    (11-27) Kesinlikle sizi biz yarattık / halk ettik. Sonra size biçim verdik / suret verdik. Sonra meleklere dedik ki Ademe secde edin. İblis hariç secde ettiler. O secde edenlerden olmadı. Sana emrettiğim vakit secde etmedin sana ne / engel oldu / ne mâni oldu dedi. Dedi ki ben ondan hayırlıyım beni ateşten yarattın onu ise kurutulmuş çamurdan / Tın’dan yarattın. Oradan in, orada senin büyüklenmen / kibirlenmen olamaz, hemen çık, sen küçük düşmüşlerdensin dedi Beni tekrar diriliş gününe kadar beklet ebilir misin? dedi. Muhakkak sen bekletilenlerdensin dedi. Beni azdırmandan dolayı onlar için senin düzgün yoluna oturacağım. Sonra onlar a, önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından varacağım. Çoğunu da şükreden bulmayacaksın. Kovulmuş olarak ve de kınanmış olarak oradan çık, sana onlardan kim tâbi olursa da sizin hepinizi cehenneme dolduracağım. Ey Âdem sen ve zevcen cennette yerleşin / iskân olun. Her ikiniz de istediğiniz taraftan yiyin , bu ağaca yaklaşmayın ikinizde zalimlerden olursunuz. Şeytan her ikisine avret olanı / açılması ayıp yeri çıkarmak için ikisine de fısıldadı / vesvese verdi. Rabbiniz bu ağaçtan sizi, iki melek olamayın veya ebedileşemeyin diye men etti dedi ve de ben size nasihat ediyorum diye yemin de etti. Aldanarak her ikisini de (ağaca) sarkıttırdı. Ağaçtan tattıklarında, avretleri her ikisinin de açığa çıktı. Her ikisi de cennet yapraklarından üzerlerine yamalamaya koyuldular. Rableri her ikisine de bu ağacı men etmedim mi diye seslendi / nida etti. Her ikinize de şeytan size açıkça düşmandır dedim. Her ikisi de Rabbimiz kendimize zulmettik, eğer bizi bağışlamazsan merhamet etmezsen hüsran oluruz dedi. Dedi ki bazılarınız bazılarınıza düşman olarak inin, sizlere arzda belirli bir zaman durma ve geçinme var. Dedi ki orada yaşayacaksınız ve orada öleceksiniz ve yine oradan çıkarılacaksınız. Ey Âdem oğulları sizlere edep yerlerinizi gizlemeniz için elbise ve tüy indirdik. Takva elbisesi bu hayırlıdır ve bu Allah ’ın ayetlerindendir, böylelikle belki düşünürler. Ey Âdem oğulları tıpkı ebeveynlerinizi, her ikisinin elbisesini edep yerleri gözükmesi için soydu ktan sonra cennetten çıkardığı gibi şeytan sizi sınayıp ayrıştırmasın / fitnelemesin. O ve kabilesi sizleri, sizin göremediğin iz taraftan görürler, Muhakkak şeytanları iman etmeyenlere dostlar yaptık.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ey Âdemoğlu! Şeytan; ana ve babanızı, mahrem yerlerini birbirine göstermek için elbiselerini sıyırarak Cennet'ten çıkardığı gibi, sakın sizi de fitneye düşürmesin. O ve ordusu, sizin onları göremediğiniz yerden sizi görürler. Doğrusu biz şeytanları, iman etmeyenlerin dostları kıldık.

    Süleyman Ateş

    Ey Adem oğulları, şeytan, ana babanızı, çirkin yerlerini onlara göstermek için elbiselerini soyarak cennetten çıkardığı gibi, sizi de (şaşırtıp) bir belaya düşürmesin! Çünkü o ve kabilesi, sizin onları göremeyeceğiniz yerden sizi görürler. Biz şeytanları, inanmayanların dostları yaptık.

    Süleymaniye Vakfı

    Ey Ademoğulları! Şeytan sakın sizi sıkıntıya sokmasın dipnot 1 ! Nitekim o, ana-babanızın bedenlerini birbirlerine göstermek için elbiselerini sıyırarak onları o bahçeden çıkartmıştı. İblis ve tayfası, sizin onları göremeyeceğiniz yerden sizi görürler. Biz şeytanları, inanmayanların velileri /en yakınları dipnot 2 yaptık."

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Fitne", altını içindeki yabancı maddelerden ayırmak için ateşe sokmaktır (Müfredat). Kur'an'da bu kelime imtihan (A'raf 7/155), aldatma (A'raf 7/27), cehennem azabı (Zariyat 51/10-14) ve savaş (Bakara 2/216) anlamlarında kullanılmıştır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Cinlerden olduğu gibi insanlardan da şeytanlar vardır (Nas 114/1-6). İnsan ve cin şeytanlarından her biri diğerini etkiler (En'am 6/128-131).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ey Âdemoğulları! Sakın Şeytan ana-babanızı yaktığı gibi sizi de yakmasın. Açılması hoş olmayacak yerlerini kendilerine göstermek için onların elbiselerini sıyırmış ve o bahçeden çıkarmıştı. O ve onun gibiler, sizin onları göremeyeceğiniz yerden sizi görürler. Biz Şeytanları inanmayanların dostları yaptık."

    Şaban Britch

    Ey Ademoğulları, şeytan ana ve babanızı, ayıp yerlerini kendilerine göstermek için, elbiselerini soyarak cennetten çıkardığı gibi, sakın sizi de fitneye düşürmesin. O ve ordusu, sizin onları göremediğiniz yerden sizi görürler. Biz, şeytanları iman etmeyenlerin velileri kıldık.

    Şaban Piriş

    -Ey Ademoğulları, şeytan ana ve babanızı, ayıp yerlerini kendilerine göstermek için, elbiselerini soyarak cennetten çıkardığı gibi, sakın sizi de fitneye düşürmesin. O ve taraftarları, sizin onları göremediğiniz yerden sizi görürler. Biz, şeytanları iman etmeyenlerin velileri kıldık.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ey ademoğulları! Şeytan, ana-babanızı, çirkin yerlerini onlara göstermek için elbiselerini soyarak cennetten çıkardığı gibi, size de bir fitne musallat etmesin. Çünkü o ve kabilesi sizi, onları göremeyeceğiniz yerden görürler. Biz o şeytanları, inanmayanlara dostlar yaptık.

  3. A'râf suresi, 28. ayet — bütün mealleriyle aç

    A'râf suresi, 28. ayet. وَإِذَا فَعَلُوا۟ فَٰحِشَةً قَالُوا۟ وَجَدْنَا عَلَيْهَآ ءَابَآءَنَا وَٱللَّهُ أَمَرَنَا بِهَا قُلْ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يَأْمُرُ بِٱلْفَحْشَآءِ أَتَقُولُونَ عَلَى ٱللَّهِ مَا لَا تَعْلَمُونَ

    Diyanet İşleri

    Çirkin bir iş işledikleri vakit, "Biz atalarımızı bunun üzerinde bulduk, Allah da bize bunu emretti" derler. De ki: "Şüphesiz, Allah çirkin işleri emretmez. Siz bilmediğiniz şeyleri Allah'ın üzerine mi atıyorsunuz?"

    Mehmet Okuyan

    Onlar bir çirkinlik yaptıkları zaman "Babalarımızı bu yolda bulduk. Allah da bize bunu emretti." derler. dipnot 1 De ki: "Allah çirkinliği emretmez. Allah hakkında bilmediğiniz şeyleri mi söylüyorsunuz?"

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu cümle taklidin yalancılık olduğunun delilidir. Benzer mesajlar: Bakara 2:170; Mâide 5:104; Yûnus 10:78; Hûd 11:53-54, 62, 87; Enbiyâ 21:52-53; Şu‘arâ 26:70-74; Lokmân 31:21; Sebe' 34:43; Sâffât 37:69-74; Zuhruf 43:22, 23.

    Mustafa İslamoğlu

    Ve ne zaman çirkin bir iş işleseler, (hemen) "Biz atalarımızı da bu iş üzerinde bulduk; demek ki bunu bize Allah emretmiştir" derler. De ki: "Şu kesin: Allah çirkin bir şeyi emretmez. Yoksa siz, hiç bilmediğiniz bir şeyi Allah'a mı yakıştırıyorsunuz?"

    Muhammed Esed

    Ve (bunun içindir ki) ne zaman utanç verici bir iş işleseler, "biz atalarımızı da bu işi yapar bulduk; hem, Allah emretmiştir bunu bize" derler hemen. De ki: "Bakın, Allah asla utanç ve tiksinti veren işleri emretmez. Siz, yoksa hakkında hiçbir şey bilmediğiniz bir şeyi mi Allaha yakıştırıyorsunuz?"

    Ahmed Hulusi

    Ne zaman fahişet (şirk veya hakikati inkara yol açan bir fiil veya düşünce) ortaya koysalar: "Babalarımızı da bu hal üzere bulduk ve Allah bunu emretti bize" dediler. . . De ki: "Kesinlikle Allah fahşayı (ihtiva edenleri) emretmez! Bilgisine sahip olmadığınız şeyleri Allah'a mı atfediyorsunuz?"

    Ali Bulaç

    Onlar, 'çirkin bir hayasızlık' işlediklerinde: "biz atalarımızı bunun üzerinde bulduk. Allah bunu bize emretti" derler. De ki: "Şüphesiz Allah, 'çirkin hayasızlıkları' emretmez. Bilmediğiniz bir şeyi Allah'a karşı mı söylüyorsunuz?"

    Ali Özek ve heyeti

    Onlar bir kötülük yaptıkları zaman: «Babalarımızı bu yolda bulduk. Allah da bize bunu emretti» derler. De ki: Allah kötülüğü emretmez. Allah'a karşı bilmediğiniz şeyleri mi söylüyorsunuz?

    Ali Rıza Safa

    Sağtöreye uygun olmayan edimlerde bulunduklarında, şöyle derler: "Atalarımızı böyle yaparken bulduk. Allah da bize böyle buyruk verdi!" De ki: "Kuşkusuz, Allah, sağtöreye uygun olmayan edimlerde bulunmanızı buyruk vermez. Allah hakkında bilmediğiniz şeyleri mi söylüyorsunuz?"

    Bayraktar Bayraklı

    Onlar bir kötülük işlediklerinde, "Babalarımızı bu kötülük üzerinde bulduk. Allah da bize bunu emretti" derler. De ki: "Allah kötülüğü emretmez. Allah'a karşı bilmediğiniz şeyleri mi söylüyorsunuz?"

    Edip Yüksel

    Herhangi bir kötü şey işledikleri zaman, "Atalarımızı böyle yapar bulduk; ALLAH da bize öyle emretti" derler. De ki: "ALLAH kötü bir şeyi emretmez. ALLAH hakkında nasıl olur da bilmediklerinizi söylersiniz?"

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Herhangi bir kötü şey işledikleri zaman, 'Atalarımızı böyle yapar bulduk; ALLAH da bize öyle emretti,' derler. De ki: 'ALLAH kötü bir şeyi emretmez. ALLAH hakkında nasıl olur da bilmediklerinizi söylersiniz?'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Onlar bir edepsizlik yaptıkları zaman da: "Atalarımızı böyle bulduk ve bize bunu Allah emretti." derler. De ki: "Allah, edepsizliği emretmez. Bilmediğiniz şeyleri Allah'ın üzerine mi atıyorsunuz?"

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve bir edebsizlik yaptıkları zaman da atalarımızı böyle bulduk ve bize bunu Allah emretti derler, Allah, de, edebsizliği emretmez, bilmediğiniz şeyleri Allahın üzerine mi atıyorsunuz?

    Erhan Aktaş

    Onlar bir fuhuş dipnot 1 yaptıkları zaman, "Atalarımızdan böyle gördük ve Allah bize böyle emretti." derler. De ki: "Allah fuhşu emretmez. Hakkında bilginiz olmayan şeyleri mi Allah'a yakıştırıyorsunuz?"

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Her türlü aşırılık, haddi aşmak, hayasızlık ve edepsizlik.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onlar bir fuhuş dipnot 1 yaptıkları zaman, "Atalarımızdan böyle gördük ve Allah bize böyle emretti." derler. De ki: "Allah fuhşu emretmez. Hakkında bilginiz olmayan şeyleri mi Allah'a yakıştırıyorsunuz?"

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Her türlü aşırılık, haddi aşmak, hayasızlık ve edepsizlik.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onlar bir fuhuş dipnot 1 yaptıkları zaman, "Atalarımızdan böyle gördük ve Allah da böyle emretti." derler. De ki: "Allah fuhşu emretmez. Hakkında bilginiz olmayan şeyleri mi Allah'a yakıştırıyorsunuz?"

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Utanç verici, edepsizlik, kötü iş ve aşırılık.

    Gültekin Onan

    Onlar 'çirkin bir hayasızlık' işlediklerinde: "Biz atalarımızı bunun üzerinde bulduk. Tanrı bunu bize böyle buyurdu / bunu bize Tanrı buyurdu" derler. De ki: "Kuşkusuz Tanrı 'çirkin hayasızlıkları' buyurmaz. Tanrı'ya karşı bilmediğiniz birşeyi mi söylüyorsunuz?"

    Hasan Basri Çantay

    Onlar (o iman etmeyenler) bir hayaasızlık yapdıkları zaman "Biz atalarımızı da bunun üzerinde bulduk. Allah da bize bunu emretdi" dediler. (Onlara) söyle: "Allah hiç bir zaman kötülüğü emretmez. Bilmeyeceğiniz şeyleri Allahın üzerine mi (atıb) söylüyorsunuz"?

    İbni Kesir

    Onlar; bir hayasızlık yaptıkları zaman: Biz atalarımızı da onun üzerinde bulduk. Allah da bize onu emretti, dediler. De ki: Allah; hiçbir zaman hayasızlığı emretmez. Siz, bilmediğiniz şeyi Allah'a karşı mı söylüyorsunuz?

    Mehmet Alagaş

    (28-34) İğrenç / Fahiş bir şey yaptıklarında derler ki babalarımızı onun üzerinde bulduk , Allah da bize onu emretti. Deki Muhakkak Allah iğrençlik / fuhşiyat emretmez, Allah hakkında bilmediğiniz şeyleri mi söylüyorsunuz? De ki Rabbim kıstaslı / ölçülü olmayı emretti, her mescidin yanında yüzlerinizi kaldırın ve O’nun dinini ona halis kılarak ona dua edin. Sizi ilk yaratmaya başladığında ki gibi ona iade edileceksiniz. Bir bölümü yola girmiştir / h idayettedir, bir bölümünün ise sapmışlık / dalalet hakikatleri oldu. Muhakkak Allah’ın yerine şeytanları dostlar edinenler kesin hidayette olduklarını değerlendiriyorlar / hesap ediyorlar. Ey Âdem oğulları, her mescitte ziynetlerinizi alınız, yiyiniz ve içiniz, israf etmeyiniz, O / Allah, israf edenleri sevmez. De ki kim, Allah’ın kulları için çıkardığı ziyneti ve rızıktan hoş olanları haram edebilir ki? Bunlar, dünya hayatında iman edenler içindir ve kıyamet günü de sadece iman edenlere hastır. Bu şekilde bilen bir kavim için ayetleri ayrıntılı açıklıyoruz / tafsil ediyoruz. Muhakkak rabbin iğrençliğin / fuhşiyâtın gizlisini, açığını, kötülüğü, haksız ye re haddi aşmayı , Allah’a, hakkında delil indirmediği şeyde şirk koşmayı , Allah hakkında bilmediklerinizi söylemenizi haram kıldı. Her toplumun / her ümmetin süresi / eceli vardır. Ecelleri geldiği vakit, ne bir saat ertelenir / tehir edilir, ne de erkene alınır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onlar, çirkin bir iş yaptıkları zaman: “Biz, atalarımızı böyle yaparken bulduk. Allah da bunu bize emretti.” derler. Onlara de ki: “Allah, asla kötülüğü emretmez. Allah’a karşı bilmediğiniz şeyleri mi söylüyorsunuz?”

    Süleyman Ateş

    Onlar bir kötülük yaptıkları zaman: "Babalarımızı bu yolda bulduk, bunu bize Allah emretti." dediler. "Allah kötülüğü emretmez, de, Allah'a karşı bilmediğiniz şeyler mi söylüyorsunuz?"

    Süleymaniye Vakfı

    Onlar, çirkin bir iş yaptıkları zaman "Atalarımızı bu işi yaparken bulduk, bunu bize Allah emretmiştir." derler. De ki: "Allah çirkin davranışlar yapılmasını emretmez. Bilgisizce söylediklerinizi Allah'a mı mal ediyorsunuz?"

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bir edepsizlik yaptılar mı "Atalarımızdan böyle gördük. Allah bizden böyle istemiştir." derler. De ki "Allah çirkin davranışları emretmez. Allah hakkında bilmediğiniz şeyler mi söylüyorsunuz?"

    Şaban Britch

    Onlar kötü bir iş yaptıkları zaman: Atalarımızı böyle yaparken bulduk, Allah da bunu bize emretti, derler. De ki: Allah, kötülüğü emretmez. Bilmediğiniz şeyi Allah’a karşı mı söylüyorsunuz?

    Şaban Piriş

    Onlar kötü bir iş yaptıkları zaman: -Atalarımızı böyle yaparken bulduk, Allah da bunu bize emretti, derler. De ki: -Allah, kötülüğü emretmez. Bilmediğiniz şeyi Allah'a mı atıyorsunuz?

    Yaşar Nuri Öztürk

    Bir iğrençlik yaptıklarında şöyle derler: "Atalarımızı bu hal üzere bulmuştuk. Yani Allah emretti bize bunu." De ki: "Allah, edepsizliği/iğrençliği emretmez. Allah hakkında, bilmediğiniz şeyler mi söylüyorsunuz?"

  4. A'râf suresi, 29. ayet — bütün mealleriyle aç

    A'râf suresi, 29. ayet. قُلْ أَمَرَ رَبِّى بِٱلْقِسْطِ وَأَقِيمُوا۟ وُجُوهَكُمْ عِندَ كُلِّ مَسْجِدٍ وَٱدْعُوهُ مُخْلِصِينَ لَهُ ٱلدِّينَ كَمَا بَدَأَكُمْ تَعُودُونَ

    Diyanet İşleri

    De ki: "Rabbim adaleti emretti. Her secde yerinde yüzlerinizi (O'na) doğrultun. Dini Allah'a has kılarak O'na ibadet edin. Sizi başlangıçta yarattığı gibi (yine O'na) döneceksiniz."

    Mehmet Okuyan

    De ki: "Rabbim adaleti emretmiştir. Her secdede yüzlerinizi O'na yöneltin ve dini yalnız O'na (Allah'a) özgü kılarak O'na dua edin (yalvarın)! Başlangıçta sizi O yarattığı gibi (sonunda yine O'na) döneceksiniz." dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Yûnus 10:34; Enbiyâ 21:104; Neml 27:64; ‘Ankebût 29:19, 20; Rûm 30:11, 27; Burûc 85:13.

    Mustafa İslamoğlu

    De ki: "Benim Rabbim, sadece doğru olanın yapılmasını emretmiştir: O halde siz, Allah'a sadakatinizi isbat için giriştiğiniz her eylemde bütün varlığınızla O'na yönelin ve dini yalnızca O'na has kılarak ta yürekten yalvarın. Başlangıçta sizi yarattığı gibi, sonunda yine O'na döneceksiniz.

    Muhammed Esed

    De ki: "Benim Rabbim (yalnızca) doğru olanın yapılmasını emretmiştir; ve (O sizden) kulluğunuzu göstermek üzere giriştiğiniz her türlü eylemde bütün varlığınızı ortaya koymanızı ve içten bir inançla yalnız ve sadece Ona bağlanarak Kendisine yalvarıp yakarmanızı (ister). Başlangıçta nasıl sizi yaratan Oysa, döneceğiniz kimse de Odur:

    Ahmed Hulusi

    De ki: "Rabbim her şeyin hakkını vererek yaşamayı emretti. . . Her mescidde vechlerinizi ikame edin (tam teslim olmuşluğun sonucu olarak benliğinizin ortadan kalkışını yaşayın) ve Din anlayışınızı sadece O'na has kılarak O'na dua edin. . . Başlangıcınızdaki gibi (cennette Adem'in yaratılışı üzere) O'na döneceksiniz!"

    Ali Bulaç

    De ki: "Rabbim adaletle davranmayı emretti. Her mescid yanında (secde yerinde) yüzlerinizi (O'na) doğrultun ve dini yalnız kendisine has kılarak O'na dua edin. "Başlangıçta sizi yarattığı" gibi döneceksiniz."

    Ali Özek ve heyeti

    Yine de ki: "Rabbim bana adaleti emretti. Her mescidde yüzlerinizi (Allah'a) çevirin ve dini yalnız Allah'a has kılarak O'na yalvarın. İlkin sizi yarattığı gibi (yine O'na) döneceksiniz.

    Ali Rıza Safa

    De ki: "Benim Efendim, adaletli olmayı buyruk vermiştir. Yakarış yerlerinde, yüzünüzü yöneltin; dini yalnızca O'na özgüleyerek, O'na yakarın. Sizi yarattığı gibi döneceksiniz!"

    Bayraktar Bayraklı

    De ki: "Rabbim tevhidi emretti. Her secde ettiğinizde yüzlerinizi O'na çeviriniz ve dini yalnız Allah'a has kılarak, O'na yalvarınız. İlkin sizi yarattığı gibi yine O'na döneceksiniz."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    De ki: 'Rabbim adaleti emreder. Her mescitte (ibadet yerinde) dini sadece O'na ait kılarak O'na yalvarın. Sizi ilk yarattığı gibi O'na döneceksiniz.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    De ki: "Rabbim adaleti emretti. Her mescitte yüzlerinizi doğru tutun ve O'na dininizde samimi olarak ibadet edin! Sizi ilkin O yarattığı gibi yine O'na döneceksiniz.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Deki: Rabbım, Adl-ü insafı emretti, hem her mescidde yüzlerinizi doğru tutun ve ona, dini mahza onun için halıs kılarak, ıbadet edin, sizi iptida o yarattığı gibi yine ona döneceksiniz

    Erhan Aktaş

    De ki: "Rabb'im bana haktan yana olmayı emretti." Her mescitte yüzlerinizi dipnot 1 O'na doğrultun ve dini yalnızca O'na has kılarak dipnot 2 dua edin. Sizi ilk yarattığı gibi yine O'na döneceksiniz.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bütün benliğinizi.
    2. metne dön, dipnot 2
      Kelimesi kelimesine, "muhlis." Muhlis, has kılan, özgüleyen demektir. Muhles/Muhlis, kelime anlamı olarak arınmış, saf, berrak, arı-duru, samimi, erdemli olmak demektir. Dini Allah'a has kılmak, Allah'ın buyruklarından başka hiçbir şeyi din edinmemek, dine hiçbir şeyi bulaştırmamaktır. Dinde arı duru, saf ve berrak olmaktır. Diğer bir ifade ile dinin tek kaynağının Kur'an olduğuna inanmaktır ve Kur'an'nın dışında sünnet, hadis, siyer, tefsir, alim vb. hiçbir şeyi dinde kaynak olarak görmemektir. Şirksiz bir bilinçle hurafesiz, katıksız, arı-duru bir şekilde Kulluğunu yalnızca Allah'a özgülemek demektir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    De ki: "Rabb'im bana haktan yana olmayı emretti." Her mescitte yüzlerinizi dipnot 1 O'na doğrultun ve dini yalnızca O'na has kılarak dipnot 2 dua edin. Sizi ilk yarattığı gibi yine O'na döneceksiniz.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bütün benliğinizi.
    2. metne dön, dipnot 2
      Literal olarak dini muhlis kılmak. Muhlis, Fitne işlemine tabi tutularak arıtılmış, saf, berrak, arı-duru, samimi, erdemli hale getirilmiş olan kullar. Şeytanların etki edemedikleri kullar. (Fitne; kıymetli madenlerin, ateşte eritilerek, içlerinde bulunan değersiz madenlerden ayrıştırılarak saf hale getirilmesi işlemidir. Allah da açlık, yokluk, savaş, mal, mülk, evlat, ün, vb. konularda Müslümanları fitnelendirerek samimiyet durumlarını ortaya koymaktadır.)

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    De ki: "Rabb'im bana haktan yana olmayı emretti." Her mescitte yüzlerinizi dipnot 1 O'na doğrultun ve dini yalnızca O'na has kılarak dipnot 2 dua edin. Sizi ilk yarattığı gibi yine O'na döneceksiniz.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bütün benliğinizi.
    2. metne dön, dipnot 2
      "Muhlisin olarak:" Arıtılmış kullar. Saf, berrak, arı-duru, samimi, erdemli hale getirilmiş olan kullar olarak. Şeytanların etki edemedikleri kullar olarak.

    Gültekin Onan

    De ki: "Rabbim adaletle davranmayı buyurdu. Her mescid yanında yüzlerinzi (O'na) doğrultun ve dini yalnız kendisine has kılarak O'na dua edin. 'Başlangıçta sizi yarattığı' gibi döndürüleceksiniz."

    Hasan Basri Çantay

    De ki: "Rabbim adaleti emretdi. Her secde yerinde yüzlerinizi (kıbleye) doğrultun. Ona — dinde ancak kendine (bağlı, gösterişden bayağı emellerden uzak haalis ve) muhlis (insan) lar olarak — ibadet edin. ilkin sizi yaratdığı gibi yine (Ona) döneceksiniz.

    İbni Kesir

    De ki: Rabbım, adaleti emretti. Her secde yerinde yüzlerinizi ona doğrultun. Ve dinde ancak kendisine muhlisler olarak yalvarın. İlk önce sizi yarattığı gibi, yine O'na döndürüleceksiniz.

    Mehmet Alagaş

    (28-34) İğrenç / Fahiş bir şey yaptıklarında derler ki babalarımızı onun üzerinde bulduk , Allah da bize onu emretti. Deki Muhakkak Allah iğrençlik / fuhşiyat emretmez, Allah hakkında bilmediğiniz şeyleri mi söylüyorsunuz? De ki Rabbim kıstaslı / ölçülü olmayı emretti, her mescidin yanında yüzlerinizi kaldırın ve O’nun dinini ona halis kılarak ona dua edin. Sizi ilk yaratmaya başladığında ki gibi ona iade edileceksiniz. Bir bölümü yola girmiştir / h idayettedir, bir bölümünün ise sapmışlık / dalalet hakikatleri oldu. Muhakkak Allah’ın yerine şeytanları dostlar edinenler kesin hidayette olduklarını değerlendiriyorlar / hesap ediyorlar. Ey Âdem oğulları, her mescitte ziynetlerinizi alınız, yiyiniz ve içiniz, israf etmeyiniz, O / Allah, israf edenleri sevmez. De ki kim, Allah’ın kulları için çıkardığı ziyneti ve rızıktan hoş olanları haram edebilir ki? Bunlar, dünya hayatında iman edenler içindir ve kıyamet günü de sadece iman edenlere hastır. Bu şekilde bilen bir kavim için ayetleri ayrıntılı açıklıyoruz / tafsil ediyoruz. Muhakkak rabbin iğrençliğin / fuhşiyâtın gizlisini, açığını, kötülüğü, haksız ye re haddi aşmayı , Allah’a, hakkında delil indirmediği şeyde şirk koşmayı , Allah hakkında bilmediklerinizi söylemenizi haram kıldı. Her toplumun / her ümmetin süresi / eceli vardır. Ecelleri geldiği vakit, ne bir saat ertelenir / tehir edilir, ne de erkene alınır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    De ki: "Rabbim adaleti emretti; her secde yerinde yüzünüzü O'na doğrultun; dinde samimi olarak O'na yalvarın. Sizi yarattığı gibi yine O'na döneceksiniz."

    Süleyman Ateş

    De ki: "Rabbim adaleti emretti. Her mescidde yüzlerinizi O'na doğrultun ve dini yalnız kendisine has kılarak O'na yalvarın (Allah'a hiçbir benzer, eş, ortak koşmadan, gönlünüze başka tanrılar getirmeden sırf Allah'a yönelerek O'na kulluk edin). İlkin sizi yarattığı gibi yine O'na döneceksiniz."

    Süleymaniye Vakfı

    De ki: "Rabbim ölçüye uygun davranmayı emreder. Siz, secde edilen her yerde bütün benliğinizle ona yönelin, Allah'ın dinine bir şey katmadan ona dua edin dipnot 1 . Yaratılışınızı nasıl başlattıysa hayata tekrar dönmeniz de öyle olacaktır dipnot 2 ."

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
      Adem aleyhisselam ve Havva'yı nasıl yarattıysa insanların sonraki yaratılışları da aynı şekilde topraktan olacaktır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    De ki "Rabbim hakka uygun davranmamı emretmiştir. Her secde yerinde (mescitte) yüzünüzü doğrudan O'na çevirin dipnot 1 , yalnız Allah'a boyun eğerek O'na dua edin. Sizi nasıl başlattıysa dipnot 2 dönüşünüz de öyle olacaktır."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Arap edebiyatıda, söze güç katmak için inşa cümlesi, bazen hebar cümlesi yerinde kullanılabilir. Ayetteki (وَأَقِيمُوا وُجُوهَكُمْ) emri (اقامة وجوهكم) takdirindedir. Bakınız Muhammed Said İsbir, Bilal Cüneydi, eş-Şamil, Mu'cem fi ulum'il-luğa ve Mustalahatiha, (inşa) s. 212, İkinci baskı, Beyrut 1985.)
    2. metne dön, dipnot 2
      Adem ve Havva'yı nasıl yarattıysa insanların sonraki yaratılışları da aynı şekilde topraktan olacaktır.

    Şaban Britch

    De ki: Rabbim adaleti emretti. Her mescidde yönünüzü O’na doğrultun. Dini ona halis kılarak (şirk koşmadan) O’na dua edin. İlk defa sizi yarattığı gibi, yine O’na döneceksiniz.

    Şaban Piriş

    De ki: -Rabbim adaleti emretti. Her mescidde yönünüzü O'na doğrultun. Mutlak manada O'na itaat edenler olarak O'na dua edin. İlk defa sizi yarattığı gibi, yine O'na döneceksiniz.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Şunu da söyle: "Rabbim bana adaleti emretti. Her mescitte yüzlerinizi O'na doğrultun. Dini yalnız O'na özgüleyerek O'na yakarın. Tıpkı sizi ilk yarattığı gibi O'na döneceksiniz."

  5. A'râf suresi, 30. ayet — bütün mealleriyle aç

    A'râf suresi, 30. ayet. فَرِيقًا هَدَىٰ وَفَرِيقًا حَقَّ عَلَيْهِمُ ٱلضَّلَٰلَةُ إِنَّهُمُ ٱتَّخَذُوا۟ ٱلشَّيَٰطِينَ أَوْلِيَآءَ مِن دُونِ ٱللَّهِ وَيَحْسَبُونَ أَنَّهُم مُّهْتَدُونَ

    Diyanet İşleri

    Allah, bir kısmına hidayet etti, bir kısmına da sapıklık layık oldu. Çünkü onlar Allah'ı bırakıp şeytanları dost edinmişlerdi. Kendilerinin de doğru yolda olduklarını sanıyorlardı.

    Mehmet Okuyan

    Bir kısmı(nız)ı doğru yola ulaştırmış olarak, bir kısmı(nız) hakkında da sapkınlık gerçekleşmiş olarak (O'na döneceksiniz). Şüphesiz ki onlar, kendilerinin doğru yolda olduğunu sanarak Allah'ın peşi sıra şeytanları kendilerine dostlar edinmişlerdi. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet Kehf 18:104 ve Zuhruf 43:37. ayetlerle birlikte okunmalıdır.

    Mustafa İslamoğlu

    O, bazılarını doğru yola sevk edecek; fakat bazıları için de doğru yoldan sapmak kaçınılmaz hale gelecek: Çünkü onlar Allah'ı bırakıp şeytan(i duyguların)ın hakimiyetine girecek; üstelik doğru yolu bulduklarını sanarak...

    Muhammed Esed

    O, (sizden) bazılarını doğru yola yönelterek onurlandıracak; ama bazıları(nız) için de doğru yoldan sapmak kaçınılmaz olacak: Çünkü, bakın, onlar Allahı bırakıp (kendi) kötü dürtülerini kendilerine dost edinecekler, hem de böylelikle doğru yolu bulmuş olduklarını sanarak!"

    Ahmed Hulusi

    Bir kısmınıza hidayet etti, bir kısmınız üzerine de dalalet hak oldu! Muhakkak ki onlar (dalalet hak olanlar), Allah'ı bırakıp şeytanları (saptıranları) dostlar edindiler. . . Sanıyorlar ki kendileri hidayet üzeredirler!

    Ali Bulaç

    Kimine hidayet verdi, kimi de sapıklığı haketti. Çünkü bunlar, Allah'ı bırakıp şeytanları veli edinmişlerdi. Ve gerçekten onları doğru yolda saymaktadırlar.

    Ali Özek ve heyeti

    O, bir grubu doğru yola iletti, bir gruba da sapıklık müstehak oldu. Çünkü onlar Allah'ı bırakıp şeytanları kendilerine dost edindiler. Böyle iken kendilerinin doğru yolda olduklarını sanıyorlar.

    Ali Rıza Safa

    Bir kümeyi doğru yola eriştirecek, bir küme de sapkınlığı hak edecektir. Çünkü onlar, Allah'ın yerine şeytanları dost edindiler. Üstelik doğru yola eriştiklerini sanıyorlar.

    Bayraktar Bayraklı

    Allah, bir grubu doğru yola iletti, bir gruba da sapıklık müstehak oldu. Çünkü onlar Allah'ı bırakıp şeytanları kendilerine dost edindiler. Böyle iken, kendilerinin doğru yolda olduklarını sanıyorlar.

    Edip Yüksel

    Bir grubu doğru yola iletti, bir grup da sapıklığı hak etti. Onlar, sapkınları ALLAH'tan başka dostlar edindiler ama kendilerini doğru yolda sanıyorlar.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Bir grubu doğru yola iletti, bir grup da sapıklığı hakketti. Onlar, şeytanları ALLAH'tan başka dostlar edindiler ama kendilerini doğru yolda sanıyorlar.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    O, bir kısmını doğru yola iletti, bir kısmına da sapıklık hak oldu. Çünkü onlar, Allah'ı bırakıp şeytanları dost edindiler. Bir de kendilerini doğru yolda sanırlar.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Bir kısmına hidayet buyurdu, bir kısmına da dalalet hakkoldu, çünkü bunlar, Allahı bırakıb Şeytanları evliya ittihaz ettiler, bir de kendilerini hidayette zannederler

    Erhan Aktaş

    Bir kısmını dipnot 1 doğru yola iletti. Bir kısmı da sapkın yolu hak etti. Zira onlar, Allah'ın yanı sıra şeytanları dipnot 2 evliya dipnot 3 edindiler. Ve kendilerini de doğru yolda olduklarını sanıyorlar!

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Doğru yolu hak edenleri.
    2. metne dön, dipnot 2
      Kelime anlamı uzaklaşan, uzak olan demektir. Hakikat'ten uzak olan, Hakk'a, adalete ve iyiliğe aykırı hareket eden varlık, kişi, kurum, kötülük dürtüsünün, saptırıcı telkin ve yönlendirmelerin ortak karakteristik adıdır. İnsanların içindeki kötülük dürtüsü için de şeytan denmektedir.
    3. metne dön, dipnot 3
      Bkz. 7:3. ayetin dipnotu.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Bir kısmını dipnot 1 doğru yola iletti. Bir kısmı da sapkın yolu hak etti. Zira onlar, Allah'ın yanı sıra şeytanları evliya dipnot 2 edindiler. Ve kendilerini de doğru yolda olduklarını sanıyorlar!

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Doğru yolu hak edenleri.
    2. metne dön, dipnot 2
      Yönlendirici, koruyucu, gözetici, destekleyici, yardımcı.

    Gültekin Onan

    Kimine hidayet verdi, kimi de sapıklığı haketti. Çünkü bunlar Tanrı'yı bırakıp şeytanları veli edinmişlerdi. Ve gerçekten onları doğru yolda saymaktadırlar.

    Hasan Basri Çantay

    (Allah) bir kısmına hidayet verdi, bir kısmına da sapıklık hak oldu. Çünkü bunlar Allahı bırakıb şeytanları kendilerine dostlar ve amirler edindiler, öyle sanıyorlar ki onlar hakıykaten doğru yolu bulmuşlardır.

    İbni Kesir

    Bir kısmını hidayete erdirdi, bir kısmına da sapıklık hak oldu. Çünkü onlar; Allah'ı bırakıp şeytanları kendilerine dostlar edindiler. Ve onlar; kendilerinin doğru yolda olduklarını sanıyorlardı.

    Mehmet Alagaş

    (28-34) İğrenç / Fahiş bir şey yaptıklarında derler ki babalarımızı onun üzerinde bulduk , Allah da bize onu emretti. Deki Muhakkak Allah iğrençlik / fuhşiyat emretmez, Allah hakkında bilmediğiniz şeyleri mi söylüyorsunuz? De ki Rabbim kıstaslı / ölçülü olmayı emretti, her mescidin yanında yüzlerinizi kaldırın ve O’nun dinini ona halis kılarak ona dua edin. Sizi ilk yaratmaya başladığında ki gibi ona iade edileceksiniz. Bir bölümü yola girmiştir / h idayettedir, bir bölümünün ise sapmışlık / dalalet hakikatleri oldu. Muhakkak Allah’ın yerine şeytanları dostlar edinenler kesin hidayette olduklarını değerlendiriyorlar / hesap ediyorlar. Ey Âdem oğulları, her mescitte ziynetlerinizi alınız, yiyiniz ve içiniz, israf etmeyiniz, O / Allah, israf edenleri sevmez. De ki kim, Allah’ın kulları için çıkardığı ziyneti ve rızıktan hoş olanları haram edebilir ki? Bunlar, dünya hayatında iman edenler içindir ve kıyamet günü de sadece iman edenlere hastır. Bu şekilde bilen bir kavim için ayetleri ayrıntılı açıklıyoruz / tafsil ediyoruz. Muhakkak rabbin iğrençliğin / fuhşiyâtın gizlisini, açığını, kötülüğü, haksız ye re haddi aşmayı , Allah’a, hakkında delil indirmediği şeyde şirk koşmayı , Allah hakkında bilmediklerinizi söylemenizi haram kıldı. Her toplumun / her ümmetin süresi / eceli vardır. Ecelleri geldiği vakit, ne bir saat ertelenir / tehir edilir, ne de erkene alınır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    O, kimine hidayet verdi, kimine de sapıklık hak oldu. Çünkü bunlar Allah'ı bırakıp şeytanları dost edinmiş ve kendilerini doğru yolda sanmışlardı.

    Süleyman Ateş

    (O) bir topluluğu doğru yola iletti, bir topluluğa da sapıklık hak oldu. Çünkü onlar, şeytanları Allah'tan başka dostlar tuttular ve kendilerinin de doğru yolda olduklarını sanıyorlar.

    Süleymaniye Vakfı

    Allah bir takımının doğru yolda olduğunu onaylar. Bir takımı da sapık sayılmayı hak eder. Sapıklar, şeytanları Allah'tan daha yakın dipnot 1 konumda tutan, üstelik kendilerini doğru yolda sananlardır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayetin bu bölümüne "şeytanları evliya edindiler" şeklinde de meal verilebilir. Evliya, velinin çoğuludur. Burada veli, bir çocuğa veli olmak veya bir vilayete vali olmak gibi başkasını bağlayıcı söz söyleme yetkisine sahip olmak anlamındadır. Bu ayete göre, Allah'tan başka kayıtsız şartsız emrine uyulan her varlık, Allah ile araya konulmuş şeytan konumundadır. Sapıtanlar da bu şeytanların emrine girenlerdir. Bunlar, Allah'ı ikinci sıraya koydukları için müşrik olurlar. Her müşrik de kafirdir (Al-i İmran 3/ 151).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah bir kesimin doğru yolda olduğunu onaylar. Bir kesim de sapık sayılmayı hak eder. Onlar şeytanları Allah'tan yakın dipnot 1 konumda tutar, üstelik doğru yolda olduklarını sanırlar.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayette geçen evliya أَوْلِيَاء , velinin çoğuludur. Burada veli, bir çocuğa veli olmak veya bir ile vali olmak gibi başkasını bağlayıcı söz söyleme yetkisine sahip olmaktır. Bu kişiler önceliği Allah'ın emirlerine değil şeytanların isteklerine verdiklerinden ayete bu anlam verilmiştir.

    Şaban Britch

    O, (insanların) bir bölümünü hidayete ulaştırdı, bir bölümüne ise sapıklık hak oldu; çünkü onlar, Allah’ı bırakıp, şeytanları veliler olarak benimsediler. Kendilerini de hidayet üzere sanırlar.

    Şaban Piriş

    O, (insanların) bir bölümünü hidayete ulaştırdı, bir bölümüne ise sapıklık hak oldu; çünkü onlar, Allah'ı bırakıp, şeytanları veliler olarak benimsediler. Kendilerini de hidayette sanırlar.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Bir kısmını iyiye ve güzele kılavuzladı, bir kısmının üzerine de sapıklık hak oldu. Onlar, Allah'ı bırakıp şeytanları dost edinmişlerdi. Bir de kendilerinin hidayet üzere olduklarını sanırlar.

  6. A'râf suresi, 31. ayet — bütün mealleriyle aç

    A'râf suresi, 31. ayet. يَٰبَنِىٓ ءَادَمَ خُذُوا۟ زِينَتَكُمْ عِندَ كُلِّ مَسْجِدٍ وَكُلُوا۟ وَٱشْرَبُوا۟ وَلَا تُسْرِفُوٓا۟ إِنَّهُۥ لَا يُحِبُّ ٱلْمُسْرِفِينَ

    Diyanet İşleri

    Ey Ademoğulları! Her mescitte ziynetinizi takının (güzel ve temiz giyinin). Yiyin için fakat israf etmeyin. Çünkü O, israf edenleri sevmez.

    Mustafa İslamoğlu

    Ey Ademoğulları! Allah'a sadakatinizi isbat için giriştiğiniz her eylemde ziynet ve zarafetinizi takının. Yiyin için ama israf etmeyin; çünkü O israf edenleri sevmez.

    Muhammed Esed

    Ey Ademoğulları! (Allaha) kulluk olsun diye yapıp ettiğiniz her işte kendinize çekidüzen verin; (serbestçe) yiyin için, fakat saçıp savurmayın: (çünkü) kuşku yok ki, O savurganları sevmez!

    Ahmed Hulusi

    Ey Ademoğulları her secde mahallinde zinetinizi giyin. . . Yeyin, için (bunları değerlendirin), israf etmeyin (gereksiz şekilde kullanmayın). . . Çünkü O, israf edenleri (elindeki nimetleri gereksiz yere kullananları) sevmez!

    Ali Bulaç

    Ey Ademoğulları, her mescid yanında ziynetlerinizi takının. Yiyin, için ve israf etmeyin. Çünkü O, israf edenleri sevmez.

    Ali Özek ve heyeti

    Ey Âdem oğulları! Her secde edişinizde güzel elbiselerinizi giyin; yiyin, için, fakat israf etmeyin; çünkü Allah israf edenleri sevmez.

    Ali Rıza Safa

    Ey Âdemoğulları! Yakarış yerlerinde süslenin. Yiyin, için ve israf etmeyin. Kuşkusuz, O, israf edenleri sevmez. dipnot 119

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 119
      "Süslenin." olarak yazdığımız söylem, kimi Kur'an çevirilerinde, "Ziynetlerinizi takın." veya "Güzel ve temiz giyinin." biçiminde çevrilmiştir. Kimi çevirilerde ise hem görsel olarak hem de sağtöreye yönelik olarak güzellikler edinmek anlamında, "Kendinize çekidüzen verin." biçiminde yorumlanmıştır.

    Bayraktar Bayraklı

    Ey Ademoğulları! Her mescide çıkışınızda/ibadetinizde elbiselerinizi giyiniz; yiyiniz, içiniz, fakat israf etmeyiniz; çünkü Allah israf edenleri sevmez.

    Edip Yüksel

    Ademoğulları, mescitlere giderken süsleniniz. Yiyiniz içiniz; ancak oburluk ve savurganlık yapmayınız. O, oburları ve savurganları sevmez. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Arapça kelime "israf etmeyiniz" yani "sınırı aşmayınız" anlamındadır. Ayetin bağlamında, yemek ile ilgili olarak sınır iki türlü anlaşılabilir: oburluk veya savurganlık. İsraf kelimesi Türkçeye sadece "savurganlık" anlamında daraltılarak girmiş.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Adem oğulları, mescitlere giderken süsleniniz. Yiyiniz içiniz; ancak oburluk ve savurganlık yapmayınız. O, oburları ve savurganları sevmez.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ey Adem oğulları, her mescide gittiğinizde süsünüzü tutunun, yiyin, için; ancak israf etmeyin, çünkü O, israf edenleri sevmez.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ey Adem oğulları! Her mescid huzurunda ziynetinizi tutunun, ve yeyin, için de israf etmeyin, çünkü o müsrifleri sevmez

    Erhan Aktaş

    Ey Ademoğulları! Her secde edilen yerde dipnot 1 ziynetlerinizi dipnot 2 alın. Yiyin, için fakat israf dipnot 3 etmeyin. Zira O, israf edenleri sevmez.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'a boyun eğilen, saygı gösterilen yerde; mescitlerde.
    2. metne dön, dipnot 2
      Özenli, bakımlı olun. Ahlaklı, erdemli, edepli, temiz ve güzel davranış sahibi olun.
    3. metne dön, dipnot 3
      Haddi aşmak, bozgunculuk yapmak, ölçüsüz davranmak, taşkınlık yapmak.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ey Âdemoğulları! Her secde edilen yerde dipnot 1 ziynetlerinizi dipnot 2 alın. Yiyin, için fakat israf dipnot 3 etmeyin. Zira O, israf edenleri sevmez.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'a boyun eğilen, saygı gösterilen yerde; mescitlerde.
    2. metne dön, dipnot 2
      Özenli, bakımlı olun. Ahlaklı, erdemli, edepli, temiz ve güzel davranış sahibi olun.
    3. metne dön, dipnot 3
      Haddi aşmak, bozgunculuk yapmak, ölçüsüz davranmak, taşkınlık yapmak.

    Gültekin Onan

    Ey Ademoğulları, her mescid yanında ziynetlerinizi takının. Yiyin, için ve israf etmeyin. Çünkü O israf edenleri sevmez.

    Hasan Basri Çantay

    Ey Adem oğulları, her mescid huzurunda zinetinizi alın (giyin). Yeyin, için, israf etmeyin. Çünkü O (Allah) israf edenleri sevmez.

    İbni Kesir

    Ey ademoğulları; her mescide güzel elbiselerinizi giyinerek gidin; yeyin için ama israf etmeyin. Çünkü O; israf edenleri sevmez.

    Mehmet Alagaş

    (28-34) İğrenç / Fahiş bir şey yaptıklarında derler ki babalarımızı onun üzerinde bulduk , Allah da bize onu emretti. Deki Muhakkak Allah iğrençlik / fuhşiyat emretmez, Allah hakkında bilmediğiniz şeyleri mi söylüyorsunuz? De ki Rabbim kıstaslı / ölçülü olmayı emretti, her mescidin yanında yüzlerinizi kaldırın ve O’nun dinini ona halis kılarak ona dua edin. Sizi ilk yaratmaya başladığında ki gibi ona iade edileceksiniz. Bir bölümü yola girmiştir / h idayettedir, bir bölümünün ise sapmışlık / dalalet hakikatleri oldu. Muhakkak Allah’ın yerine şeytanları dostlar edinenler kesin hidayette olduklarını değerlendiriyorlar / hesap ediyorlar. Ey Âdem oğulları, her mescitte ziynetlerinizi alınız, yiyiniz ve içiniz, israf etmeyiniz, O / Allah, israf edenleri sevmez. De ki kim, Allah’ın kulları için çıkardığı ziyneti ve rızıktan hoş olanları haram edebilir ki? Bunlar, dünya hayatında iman edenler içindir ve kıyamet günü de sadece iman edenlere hastır. Bu şekilde bilen bir kavim için ayetleri ayrıntılı açıklıyoruz / tafsil ediyoruz. Muhakkak rabbin iğrençliğin / fuhşiyâtın gizlisini, açığını, kötülüğü, haksız ye re haddi aşmayı , Allah’a, hakkında delil indirmediği şeyde şirk koşmayı , Allah hakkında bilmediklerinizi söylemenizi haram kıldı. Her toplumun / her ümmetin süresi / eceli vardır. Ecelleri geldiği vakit, ne bir saat ertelenir / tehir edilir, ne de erkene alınır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ey Âdemoğlu! Her mescidde ziynetlerinizi takının. Yiyin, için; fakat israf etmeyin. Çünkü Allah, israf edenleri sevmez.

    Süleyman Ateş

    Ey Adem oğulları, her mesci(de gidişiniz)de süs(lü, güzel giysiler)inizi alın; yeyin, için, fakat israf etmeyin; çünkü O, israf edenleri sevmez.

    Süleymaniye Vakfı

    Ey Adem evladı! dipnot 1 Secde edilen her yerde süslerinizi (size yakışanı) giyinin dipnot 2 . Yiyin, için ama israf dipnot 3 etmeyin. Allah israf /aşırılık edenleri sevmez.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Evlat diye anlam verdiğimiz kelimenin kök anlamı "bir şeyden doğan şey" olan ibn (إبن)'in çoğulu benin (بنين)'dir (Mekayis). Kelime daha çok erkek evlat anlamında kullanılırsa da burada uygun olan erkek ve kız evlat anlamında olmasıdır. Bu sebeple oğullar yerine "evlat" anlamı tercih edilmiştir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu ayette "süs" diye meal verdiğimiz ziynet (الزينة) kelimesi, A'raf 26. ayette "güzel gösteren" anlamındaki "رِيش" kelimesi ile ifade edilmiştir. Elbise, hem kadının hem erkeğin ziynetidir. Onları güzel gösterir.
    3. metne dön, dipnot 3
      İsraf, sınırı aşmaktır (Müfredat). İsraf ile aynı kökten fiiller Kur'an'da, sınırı aşan her türlü davranış (Al-i İmran 3/147, Nisa 4/6) ve harcama anlamında kullanılır. Ayrıca Allah'ın ayetlerine aykırı olarak yapılan her davranış için de kullanılmaktadır (Taha 20/127. Zümer 39/53).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ey Ademoğulları! Secde edilen her yerde (namaz sırasında) süslerinizi (size yakışanı) giyinin. Yiyin, için ama israf etmeyin. Allah israf edenleri sevmez.

    Şaban Britch

    Ey Ademoğulları, her mescide (namaza) gidişinizde güzel (elbisenizi) giyin; yiyin, için fakat israf etmeyin. Çünkü Allah, israf edenleri sevmez.

    Şaban Piriş

    -Ey Ademoğulları, her mescide gidişinizde güzel elbisenizi giyin; yiyin, için fakat israf etmeyin. Çünkü Allah, israf edenleri sevmez.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ey ademoğulları! Tüm mescitlerde süslü, güzel giysilerinizi kuşanın. Yiyin, için fakat israf etmeyin. Allah israf edenleri sevmez.

  7. A'râf suresi, 32. ayet — bütün mealleriyle aç

    A'râf suresi, 32. ayet. قُلْ مَنْ حَرَّمَ زِينَةَ ٱللَّهِ ٱلَّتِىٓ أَخْرَجَ لِعِبَادِهِۦ وَٱلطَّيِّبَٰتِ مِنَ ٱلرِّزْقِ قُلْ هِىَ لِلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ فِى ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا خَالِصَةً يَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ كَذَٰلِكَ نُفَصِّلُ ٱلْـَٔايَٰتِ لِقَوْمٍ يَعْلَمُونَ

    Diyanet İşleri

    De ki: "Allah'ın, kulları için yarattığı zineti ve temiz rızkı kim haram kılmış?" De ki: "Bunlar, dünya hayatında mü'minler içindir. Kıyamet gününde ise yalnız onlara özgüdür. İşte bilen bir topluluk için ayetleri, ayrı ayrı açıklıyoruz."

    Mehmet Okuyan

    De ki: "Allah'ın kulları için çıkarttığı ziyneti ve temiz rızıkları kim haram kılmış ki!" dipnot 1 De ki: "Onlar, kıyamet günü sadece kendilerine özel olmanın yanında dipnot 2 dünya hayatında da (sadece inançsızların değil), müminlerindir de. Bilen bir topluluk için ayetleri işte böyle açıklıyoruz." dipnot 3

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet A‘râf 7:33, 157, Enfâl 8:24, Tevbe 9:29, Kehf 18:26 ve Tahrîm 66:1. ayetlerle okunmalıdır. Bu cümle dinde haram kılma yetkisinin yalnızca Yüce Allah'a ait olduğunun delilidir. Diğer insanlar yasak koyabilirler; ancak kesinlikle haram kılamazlar. Çünkü Yüce Allah bu yetkiyi hiç kimse ile paylaşmamıştır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Benzer mesaj: Zuhruf 43:35.
    3. metne dön, dipnot 3
      Ayetlerin açıkça ortaya konulmasıyla ilgili bkz. En‘âm 6:55, 97, 98, 114, 119, 126, 154; A‘râf 7:52, 145, 174; Tevbe 9:11; Yûnus 10:5, 24, 37; Hûd 11:1; Yûsuf 12:111; Ra‘d 13:2; İsrâ 17:12; Rûm 30:28; Fussilet 41:3, 44.

    Mustafa İslamoğlu

    Sor bakayım: "Allah'ın kulları için yarattığı güzellikleri, temiz ve helal rızıkları yasaklayan kimmiş?" Cevap Ver: "Bunlar dünya hayatında (herkesle birlikte) imana erenler için, Kıyamet Günü ise yalnızca onlara has olacaktır." Kavrama yeteneği olan bir toplum için ayetlerimizi işte böyle açık ve net bir biçimde dile getiriyoruz.

    Muhammed Esed

    De ki. "Allahın kulları için yarattığı güzelliği, rızkın iyisini, temizini yasaklayan kim?" De ki: "Bunlar dünya hayatında imana erenler için (meşru)durlar; Kıyamet Gününde ise yalnızca onlara özgü olacaklardır." Anlama-kavrama yeteneği olan insanlar için bu mesajları Biz işte böyle açık açık dile getiriyoruz!

    Ahmed Hulusi

    De ki: "Kim Allah'ın, kulları için çıkarmış olduğu güzelliklerini ve rızkın temiz - pak olanını haram etti?". . . De ki: "Onlar, dünya hayatında iman edenlere helaldir; kıyamet gününde ise yalnızca onlara ait olacaktır. " Kavrayabilecekler için işaretlerimizi işte böyle tafsil ediyoruz.

    Ali Bulaç

    De ki: "Allah'ın kulları için çıkardığı ziyneti ve temiz rızıkları kim haram kılmıştır?" De ki: "Bunlar, dünya hayatında iman edenler içindir, kıyamet günü ise yalnızca onlarındır." Bilen bir topluluk için ayetleri böyle birer birer açıklarız.

    Ali Özek ve heyeti

    De ki: Allah'ın kulları için yarattığı ziyneti (süsü) ve temiz rızıkları kim haram kıldı? De ki: Onlar, "O (ziynet ve temiz yiyecekler), dünya hayatında iman edenler içindir; Kıyâmet Günü'nde ise, sadece onlara mahsustur." İşte bilen bir topluluk için âyetleri böyle açıklıyoruz.

    Ali Rıza Safa

    De ki: "Allah'ın kulları için çıkardığı süslenmeyi ve temiz yiyecekleri kim yasaklamış?" De ki: "Bunlar, dünya yaşamında inananlar içindir; Yeniden Yaratılış Günü'nde ise yalnızca onlarındır!" Bilen bir toplum için, ayetleri, işte böyle ayrıntılı olarak açıklıyoruz.

    Bayraktar Bayraklı

    De ki: "Allah'ın kulları için yarattığı süsü ve temiz rızıkları kim haram kıldı?" De ki: "Onlar, dünya hayatında, özellikle de kıyamet gününde müminlerindir." İşte, bilen bir topluluk için ayetleri böyle açıklıyoruz.

    Edip Yüksel

    De ki: "ALLAH'ın, kendi kulları için yarattığı süsleri ve güzel rızıkları kim haram edebilir?" De ki: "Onlar dünya hayatında iman edenler içindir, ahirette ise sadece onlar içindir." Bilen bir toplum için ayetlerimizi böyle detaylı açıklarız. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Bu ayet, uydurma Hadislerle erkeklere altın ve ipeği yasaklayan ruhbanları hedeflemektedir. Gerçeği onaylayanlara ahirette verileceği açıklanan "altın, ipek" gibi süsleri (18:31; 22:23; 35:33) dünya hayatında da yasaklamayan Kuran'a rağmen onları yasaklayanlar putlaştırdıkları Muhammed peygamber tarafından Tanrı'ya şikayet edileceklerdir (25:30).

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    De ki: 'ALLAH'ın, kendi kulları için yarattığı süsleri ve güzel rızıkları kim haram edebilir?' De ki: 'Onlar dünya hayatında inananlar içindir, ahirette ise sadece onlar içindir.' Bilen bir toplum için ayetlerimizi böyle detaylı açıklarız.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    De ki: "Allah'ın kulları için yarattığı zineti ve temiz hoş rızıkları kim haram etmiş?" De ki: "Onlar, kıyamet gününde sadece kendilerinin olmak üzere, dünya hayatında iman edenler içindir." İşte bu şekilde ayetleri, ilim sahibi olanlar için ayrıntılarıyla açıklıyoruz.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    De ki Allahın kulları için çıkardığı ziyneti ve temiz hoş rızıkları kim haram etmiş? De ki: Onlar Dünya hayatta iyman edenler için kıyamet günü halıs olacaktır, bu suretle ılm ehli olanlar için ayetleri tafsıl ediyoruz

    Erhan Aktaş

    De ki: "Allah'ın kulları için çıkardığı ziyneti dipnot 1 ve temiz rızıkları kim haram etmiş?" De ki: "Bunlar dünya hayatında iman edenlerindir; kıyamet günü ise yalnız onlara aittir." Bilen bir topluma ayetleri böyle detaylı olarak açıklıyoruz.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Doğal ihtiyaç olan güzel, değerli, temiz giyim ve kullanım eşyalarını.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    De ki: "Allah'ın kulları için çıkardığı ziyneti dipnot 1 ve temiz rızıkları kim haram etmiş?" De ki: "Bunlar dünya hayatında iman edenlerindir; Kıyamet Günü ise yalnız onlara aittir." Bilen bir topluma ayetleri böyle detaylı olarak açıklıyoruz.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Güzel giyisi ve bakımlı olmak.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    De ki: "Allah'ın kulları için çıkardığı ziyneti dipnot 1 ve temiz rızıkları kim haram etmiş?" Ki bunlar dünya hayatında iman edenlerindir; Kıyamet Günü ise yalnız onlara aittir. Bilen bir topluma ayetleri böyle detaylı olarak açıklıyoruz.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Güzel takı ve giysileri, süs eşyalarını.

    Gültekin Onan

    De ki: "Tanrı'nın kulları için çıkardığı ziyneti ve temiz rızkları kim haram kılmıştır? De ki: "Bunlar, dünya hayatında inananlar içindir; kıyamet günü ise yalnızca onlarındır." Bilen bir topluluk için ayetleri böyle birer birer açıklarız.

    Hasan Basri Çantay

    De ki: "Allahın kulları için çıkardığı zineti, temiz ve hoş rızıkları kim haram etmiş"? De ki: "O (nlar), dünya hayatında iman edenler içindir. Kıyamet günü ise yalınız (ve yalınız) onlara mahsusdur". İşte biz ayetleri, bilirler için, böylece tafsıyl ederiz.

    İbni Kesir

    De ki: Allah'ın kulları için çıkardığı zineti ve temiz rızıkları kim haram kılmış? De ki: Bunlar, dünya hayatında iman edenler içindir. Kıyamet günü ise yalnız onlara tahsis edilmiştir. Biz, ayetlerimizi bilen bir kavim için böylece uzun uzun açıklarız.

    Mehmet Alagaş

    (28-34) İğrenç / Fahiş bir şey yaptıklarında derler ki babalarımızı onun üzerinde bulduk , Allah da bize onu emretti. Deki Muhakkak Allah iğrençlik / fuhşiyat emretmez, Allah hakkında bilmediğiniz şeyleri mi söylüyorsunuz? De ki Rabbim kıstaslı / ölçülü olmayı emretti, her mescidin yanında yüzlerinizi kaldırın ve O’nun dinini ona halis kılarak ona dua edin. Sizi ilk yaratmaya başladığında ki gibi ona iade edileceksiniz. Bir bölümü yola girmiştir / h idayettedir, bir bölümünün ise sapmışlık / dalalet hakikatleri oldu. Muhakkak Allah’ın yerine şeytanları dostlar edinenler kesin hidayette olduklarını değerlendiriyorlar / hesap ediyorlar. Ey Âdem oğulları, her mescitte ziynetlerinizi alınız, yiyiniz ve içiniz, israf etmeyiniz, O / Allah, israf edenleri sevmez. De ki kim, Allah’ın kulları için çıkardığı ziyneti ve rızıktan hoş olanları haram edebilir ki? Bunlar, dünya hayatında iman edenler içindir ve kıyamet günü de sadece iman edenlere hastır. Bu şekilde bilen bir kavim için ayetleri ayrıntılı açıklıyoruz / tafsil ediyoruz. Muhakkak rabbin iğrençliğin / fuhşiyâtın gizlisini, açığını, kötülüğü, haksız ye re haddi aşmayı , Allah’a, hakkında delil indirmediği şeyde şirk koşmayı , Allah hakkında bilmediklerinizi söylemenizi haram kıldı. Her toplumun / her ümmetin süresi / eceli vardır. Ecelleri geldiği vakit, ne bir saat ertelenir / tehir edilir, ne de erkene alınır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    De ki: “Allah’ın kulları için çıkardığı zineti, temiz ve hoş rızıkları kim haram kılmıştır?” De ki: “Onlar, dünya hayatında iman edenler içindir. Kıyamet gününde de yalnız onlara mahsustur.” Bilen bir toplum için ayetleri işte böyle açıklıyoruz.

    Süleyman Ateş

    De ki: "Allah'ın, kulları için çıkardığı süsü ve güzel rızıkları kim haram etti?" De ki: "O, dünya hayatında inananlarındır, kıyamet günü de yalnız onlarındır." İşte biz, bilen bir topluluk için ayetleri böyle açıklıyoruz.

    Süleymaniye Vakfı

    De ki: "Allah'ın kulları için çıkardığı süsü ve temiz rızıkları kim haram edebilir!" De ki: "Bunlar dünyada müminler içindir dipnot 1 (ama kafirler de faydalanır). Kıyamet /mezardan kalkış gününde sadece müminler için olacaktır." Bilen bir topluluk için ayetlerimizi işte böyle ayrıntılı olarak açıklarız.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Dünya'daki süsler ve temiz rızıklar aslında Allah'a inanıp güvenenler (müminler) içindir ancak Allah zorlayıcı düzen kurmadığı için tüm insanlar istifade ederler. Ahirette ise sadece cennet ahalisi bu imkanları kullanabilecektir (Hac 22/23, Fatır 35/33). Bu ayet ayrıca İslam'da "bir lokma bir hırka" düşüncesinin olmadığının delilidir. (Kasas 28/77)

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    De ki "Allah'ın kulları için çıkardığı süsü (yakışan giysiyi), temiz rızıkları kim haram etti?" De ki "Bunlar dünyada esasen müminler içindir dipnot 1 ; (Mezardan) kalkış gününden itibaren sadece onlar için olacaktır." Bilen bir topluluk için ayetlerimizi böyle açıklarız.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Dünya'daki süsler esasen inanıp güvenenler (müminler) içindir ancak Allah zorlayıcı düzen kurmadığı için tüm insanlar istifade ederler. (kafirlerde faydalanırlar). Ahirette ise sadece cennet ahalisi bu imkanları kullanabilecektir.

    Şaban Britch

    De ki: Allah’ın, kulları için çıkarttığı ziyneti ve temiz rızıkları kim haram kıldı? De ki: Onlar, bu dünya hayatında iman edenler içindir. Kıyamet gününde de yalnız onlara mahsustur. Bilen bir toplum için ayetleri işte böyle açıklıyoruz.

    Şaban Piriş

    De ki: -Allah'ın, kulları için varettiği güzel şeyleri ve temiz rızıkları kim haram kıldı? De ki: -Onlar, bu dünya hayatında iman edenler içindir. Kıyamet gününde de yalnız onlara mahsustur. Bilen bir toplum için ayetleri işte böyle açıklıyoruz.

    Yaşar Nuri Öztürk

    De ki: "Allah'ın, kulları için çıkardığı süsü, güzel ve tatlı rızıkları kim haram etmiş?" De ki: "Dünya hayatında inananlar için de var. Kıyamet gününde ise yalnız inananlar içindirler." Bilgiden nasipli bir topluluk için biz, ayetleri böyle ayrıntılı kılıyoruz.

  8. A'râf suresi, 33. ayet — bütün mealleriyle aç

    A'râf suresi, 33. ayet. قُلْ إِنَّمَا حَرَّمَ رَبِّىَ ٱلْفَوَٰحِشَ مَا ظَهَرَ مِنْهَا وَمَا بَطَنَ وَٱلْإِثْمَ وَٱلْبَغْىَ بِغَيْرِ ٱلْحَقِّ وَأَن تُشْرِكُوا۟ بِٱللَّهِ مَا لَمْ يُنَزِّلْ بِهِۦ سُلْطَٰنًا وَأَن تَقُولُوا۟ عَلَى ٱللَّهِ مَا لَا تَعْلَمُونَ

    Diyanet İşleri

    De ki: "Rabbim ancak, açık ve gizli çirkin işleri, günahı, haksız saldırıyı, hakkında hiçbir delil indirmediği herhangi bir şeyi Allah'a ortak koşmanızı ve Allah'a karşı bilmediğiniz şeyleri söylemenizi haram kılmıştır."

    Mehmet Okuyan

    De ki: "Rabbim ancak ve ancak açık ve gizli çirkinlikleri, günahı, azgınlık yapmayı, hakkında hiçbir delil indirmediği herhangi bir şeyi Allah'a ortak koşmanızı ve Allah hakkında bilmediğiniz şeyleri söylemenizi haram kılmıştır." dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayette sayılanlar, çeşitli sebeplerle insanların yasakladığı şeylerin değil, Yüce Allah'ın haram kıldıklarının haram olduğunu ortaya koymaktadır. Hac esnasında bazı müşriklerin ileri sürdüğü birtakım yasaklara itibar edilmemesi gerektiği, asıl Yüce Allah'ın haram kıldıklarının dikkate alınması gerektiği üzerinde durulmaktadır. Bu mesaj En‘âm 6:120. ayetle birlikte okunmalıdır.

    Mustafa İslamoğlu

    De ki: "Benim Rabbim, yalnızca açık ya da gizli yüz kızartıcı davranışları, günahın her türünü, haksız yere başkasının malına göz dikmeyi, herhangi bir delil indirmediği halde Allah'tan başkasına ilahlık yakıştırmanızı, hakkında bilginizin olmadığı şeyi Allah'a atfetmenizi yasaklamıştır."

    Muhammed Esed

    De ki: "Doğrusu, Rabbim, yalnızca, açık ya da gizli, utanç verici davranışları, günahı(n her çeşidini), (başkasının elindekine) haksız yere göz dikmeyi, Allahtan başkasına hakkında hiçbir delil indirmediği halde tanrısal nitelikler yakıştırmanızı ve bilmediğiniz şeyi Allaha izafe etmenizi yasaklamıştır."

    Ahmed Hulusi

    De ki: "Gerçek şu ki, Rabbim sadece şunları haram kılmıştır: Fuhşiyatın açık ve gizli olanını; ismi (Allah indinde suç olanları); bağyi (başkalarındaki güzelliklere göz dikip ele geçirme hırsını); ortak koşmanız için, hakkında hiçbir delil olmayan şeyi şirk koşmanızı ve Allah üzerine bilmediğiniz şeyleri konuşmanızı. "

    Ali Bulaç

    De ki: "Rabbim yalnızca çirkin-hayasızlıkları -onlardan açıkta olanlarını ve gizli olanlarını,- günah işlemeyi, haklı nedeni olmayan 'isyan ve saldırıyı' kendisi hakkında ispatlayıcı bir delil indirmediği şeyi Allah'a şirk koşmanızı ve Allah'a karşı bilmediğiniz şeyleri söylemenizi haram kılmıştır."

    Ali Özek ve heyeti

    De ki: Rabbim ancak açık ve gizli kötülükleri, günahı ve haksız yere sınırı aşmayı, hakkında hiçbir delil indirmediği bir şeyi, Allah'a ortak koşmanızı ve Allah hakkında bilmediğiniz şeyleri söylemenizi haram kılmıştır.

    Ali Rıza Safa

    De ki: "Benim Efendim, yalnızca şunları yasaklamıştır: Açık veya gizli yapılan sağtöreye uygun olmayan edimler, suç işlemek, haksız yere saldırmak, hakkında hiçbir kanıt indirmediği şeyi Allah'a ortaklar koşmak ve Allah hakkında bilmediğiniz şeyleri söylemek!"

    Bayraktar Bayraklı

    De ki: "Rabbim ancak açık ve gizli kötülükleri, günahı ve haksız yere sınırı aşmayı, hakkında hiçbir delil indirmediği bir şeyi Allah'a ortak koşmanızı ve Allah hakkında bilmediğiniz şeyleri söylemenizi haram kılmıştır."

    Edip Yüksel

    De ki: "Efendim, ancak kötü işlerin açığını ve gizlisini, günahları, haksız yere saldırmayı, kendilerine hiçbir otorite ve güç vermediği bir şeyi ALLAH'a ortak koşmanızı ve ALLAH hakkında bilmediğiniz şeyleri söylemenizi haram kılmıştır."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    De ki: 'Rabbim, ancak kötü işlerin açığını ve gizlisini, günahları, haksız yere saldırmayı, kendilerine hiç bir otorite ve güç vermediği bir şeyi ALLAH'a ortak koşmanızı ve ALLAH hakkında bilmediğiniz şeyleri söylemenizi haram kılmıştır.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    De ki: "Rabbim, ancak açık, gizli bütün hayasızlıkları, her türlü günahı, haksız yere isyanı ve Allah'a, hiçbir zaman bir delil indirmediği herhangi birşeyi ortak koşmanızı ve Allah'a bilmediğiniz şeyler yakıştırmanızı yasakladı."

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Rabbım, de, ancak şunları haram buyurdu: Bütün fuhşiyyatı, açığını, gizlisini ve her türlü vebali, ve haksızlıkla bağyi ve Allaha hiç bir zaman bir bürhan indirmediği her hangi bir şeyi şirk koşmanızı, ve Allaha bilmediğiniz şeyler isnad etmenizi haram buyurdu

    Erhan Aktaş

    De ki: "Rabb'im şunları kesinlikle haram kılmıştır: Fuhuşların dipnot 1 açık olanını ve gizli olanını, günahları, haksız yere saldırmayı, hakkında hiçbir belge indirmediği herhangi bir şeyi Allah'a ortak koşmayı ve Allah'a, bilmediğiniz şeyleri yakıştırmanızı."

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Her türlü aşırılık, haddi aşmak, hayasızlık ve edepsizlik.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    De ki: "Rabb'im şunları kesinlikle haram kılmıştır: Fuhuşların dipnot 1 açık olanını ve gizli olanını, günahları, haksız yere saldırmayı, hakkında hiçbir belge indirmediği herhangi bir şeyi Allah'a ortak koşmayı ve Allah'a, bilmediğiniz şeyleri yakıştırmanızı.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Her türlü aşırılık, haddi aşmak, hayasızlık ve edepsizlik.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    De ki: "Rabb'im, yalnızca açık ve gizli bütün aşırılıkları/kötülükleri; günahları, haksız yere saldırmayı, hakkında hiçbir belge indirmediği herhangi bir şeyi Allah'a denk saymayı ve Allah'a, bilmediğiniz şeyleri yakıştırmanızı haram kılmıştır.

    Gültekin Onan

    De ki: "Rabbim yalnızca çirkin-hayasızlıkları -onlardan açıkta olanlarını ve gizli olanlarını- günah işlemeyi, haklı nedeni olmayan 'isyan ve saldırıyı', kendisi hakkında kanıtlayıcı bir delil indirmediği şeyi Tanrı'ya ortak koşmanızı ve Tanrı'ya karşı bilmediğiniz şeyleri söylemenizi haram kılmıştır."

    Hasan Basri Çantay

    De ki: "Rabbim ancak hayasızlıkları, onların açığını, gizlisini, bununla beraber (her türlü) günahı, haksız isyanı, Allaha — hiç bir zaman bir bürhan indirmediği — her hangi bir şey'i eş tutmanızı, Allaha bilmeyeceğiniz şeyleri isnad etmenizi haram etmişdir".

    İbni Kesir

    De ki: Rabbım, açığıyla, gizlisiyle tüm hayasızlıkları, günahı, Allah'a şirk koşmanızı ve Allah'a karşı bilmediğiniz şeyleri söylemenizi haram kılmıştır.

    Mehmet Alagaş

    (28-34) İğrenç / Fahiş bir şey yaptıklarında derler ki babalarımızı onun üzerinde bulduk , Allah da bize onu emretti. Deki Muhakkak Allah iğrençlik / fuhşiyat emretmez, Allah hakkında bilmediğiniz şeyleri mi söylüyorsunuz? De ki Rabbim kıstaslı / ölçülü olmayı emretti, her mescidin yanında yüzlerinizi kaldırın ve O’nun dinini ona halis kılarak ona dua edin. Sizi ilk yaratmaya başladığında ki gibi ona iade edileceksiniz. Bir bölümü yola girmiştir / h idayettedir, bir bölümünün ise sapmışlık / dalalet hakikatleri oldu. Muhakkak Allah’ın yerine şeytanları dostlar edinenler kesin hidayette olduklarını değerlendiriyorlar / hesap ediyorlar. Ey Âdem oğulları, her mescitte ziynetlerinizi alınız, yiyiniz ve içiniz, israf etmeyiniz, O / Allah, israf edenleri sevmez. De ki kim, Allah’ın kulları için çıkardığı ziyneti ve rızıktan hoş olanları haram edebilir ki? Bunlar, dünya hayatında iman edenler içindir ve kıyamet günü de sadece iman edenlere hastır. Bu şekilde bilen bir kavim için ayetleri ayrıntılı açıklıyoruz / tafsil ediyoruz. Muhakkak rabbin iğrençliğin / fuhşiyâtın gizlisini, açığını, kötülüğü, haksız ye re haddi aşmayı , Allah’a, hakkında delil indirmediği şeyde şirk koşmayı , Allah hakkında bilmediklerinizi söylemenizi haram kıldı. Her toplumun / her ümmetin süresi / eceli vardır. Ecelleri geldiği vakit, ne bir saat ertelenir / tehir edilir, ne de erkene alınır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    De ki: “Rabbim ancak hayasızlıkları, onların açık olanını, gizli olanını; günahı, haksızca yapılan taşkınlıkları, hakkında hiçbir delil indirmemiş olduğu halde Allah’a şirk koşmanızı ve Allah hakkında bilmediğiniz şeyleri söylemenizi haram kılmıştır.”

    Süleyman Ateş

    De ki: "Rabbim, fuhuşları, gerek açığını, gerek kapalısını; günahı ve haksız yere saldırmayı; hakkında hiçbir delil indirmediği bir şeyi Allah'a ortak koşmayı ve Allah hakkında bilmediğiniz şeyler söylemenizi kesinlikle haram etmiştir."

    Süleymaniye Vakfı

    De ki: "Rabbim sadece şunları haram kılmıştır: Açık olsun, gizli olsun fuhuş çeşitleri dipnot 1 , günahlar dipnot 2 /kişiyi doğruluktan uzaklaştıran davranışlar, haksız saldırı, Allah'ın hakkında kesin delil indirmediği bir şeyi ona ortak saymanız dipnot 3 ve bilgisizce söylediklerinizi Allah'a mal etmeniz."

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Fuhuş çeşitleri diye meal verdiğimiz fevahiş kelimesi çoğuldur. Arapçada çoğul en az üçü gösterir. Bunlardan zina (İsra 17/32) ile erkek erkeğe ilişki (Araf 7/80, Ankebut 29/28) Kur'an'da açıkça belirtilmiştir. Üçüncüsü de kadın kadına ilişki olur.
    2. metne dön, dipnot 2
      'Günah' anlamı verdiğimiz ism (إِثْمَ), kişiyi sevaptan yani iyiliklerden uzaklaştıran davranış anlamındadır (Müfredat). Kur'an'da ism olarak nitelenen davranışların tamamı haram kapsamına girer.
    3. metne dön, dipnot 3
      Allah'ın, haklarında kesin delil indirdikleri onun elçileridir. Allah'ın elçisi, sadece Allah'ın sözlerini tebliğ eder ve insanları sadece onun emirlerine uymaya çağırır (Al-i İmran 3/21, Maide 5/92, 99, Ra'd 13/40, Nahl 16/35, 82, Nur 24/54, Ankebut 29/18, Yasin 36/16-17, Şura 42/48, Teğabun 64/12). Bu sebeple onların Allah'a ortak koşulması mümkün değildir. Ama insanlar, Allah'ın kitabındaki ayetleri çarpıtarak ve kelimelerin anlamıyla oynayarak onlara da yetkiler verir ve Allah'a ortak koşarlar (Al-i İmran 3/78-80).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    De ki " Rabbim sadece şunları yasak (haram) etti: İster açık, ister gizli olsun her türlü fuhuş dipnot 1 , ism (bu kitapta anlatılan günahları) dipnot 2 , haksız saldırı, Allah'ın hakkında bir belge (yetki) indirmediği şeyi O'na ortak saymanız (şirk) ve Allah hakkında bilmediğinizi söylemeniz."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Fuhuş kelimesi Kur'an'da hem zina (İsra 17/32) hem de eşcinsellik (Neml 27/54-58) anlamında kullanılmıştır.
    2. metne dön, dipnot 2
      İsm (الإثم) "günah" diye tercüme edilir. Zenb ve cünah'a da aynı anlam verilince aradaki fark kaybolmakta, o zaman mesela, Kur'an'da içkinin haram olduğuna dair bir hükmün olmadığını söyleyenler çıkmaktadır. Halbuki Bakara 2/219'a göre içki ve kumarda büyük bir ism vardır. İsm, Allah'ın haram  kıldığı şeylerden olduğuna göre içki haramdır. Bu sebeple kelimeyi tercüme etmedik. Elif Lam'lı olduğundan ‘bu kitapta anlatılan' tamlaması eklenmiştir.

    Şaban Britch

    De ki: Rabbim, ancak fuhşiyatın açığını da gizlisini de günahı, haksız yere (insanlara) zulmü, hakkında hiçbir delil indirmemiş olduğu halde Allah’a şirk koşmanızı ve Allah hakkında bilmediğiniz şeyleri söylemenizi haram kılmıştır.

    Şaban Piriş

    De ki: -Rabbim, ancak ahlaksızlığı, -açığını da, gizlisini de- günah işlemeyi, haksız yere isyanı, hakkında hiç bir delil indirmediği bir şeyi Allah'a şirk koşmanızı ve Allah hakkında bilmediğiniz şeyleri söylemenizi haram kılmıştır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    De ki: "Rabbim, ancak şunları haram kıldı: İğrençlikleri -görünenini, gizli olanını- günahı, haksız yere saldırmayı, hakkında hiçbir kanıt indirmediği şeyi Allah'a ortak koşmayı, bir de Allah hakkında bilmediğiniz şeyler söylemeyi."

  9. A'râf suresi, 34. ayet — bütün mealleriyle aç

    A'râf suresi, 34. ayet. وَلِكُلِّ أُمَّةٍ أَجَلٌ فَإِذَا جَآءَ أَجَلُهُمْ لَا يَسْتَأْخِرُونَ سَاعَةً وَلَا يَسْتَقْدِمُونَ

    Diyanet İşleri

    Her milletin belli bir eceli vardır. Onların eceli geldi mi, ne bir an geri kalabilirler, ne de öne geçebilirler.

    Mustafa İslamoğlu

    Her toplumun bir vadesi vardır: Vadeleri dolduğu vakit, onu bir an ne erteleyebilirler ve ne öne alabilirler.

    Muhammed Esed

    Ve her toplum için bir vade belirlenmiştir: Öyle ki, vadeleri dolduğunda onu bir tek an olsun, ne geciktirebilirler ne de öne alabilirler.

    Ahmed Hulusi

    Her topluluğun takdir edilmiş bir ömrü vardır. . . Onların ömrünün sonu geldiğinde, ne bir an ertelenebilir, ne de öne alabilirler.

    Ali Bulaç

    Her ümmet için bir ecel vardır. Onların ecelleri gelince, ne bir saat ertelenebilirler ne de öne alınabilirler (tam zamanında çökerler.)

    Ali Özek ve heyeti

    Her ümmetin bir eceli vardır. Ecelleri gelince ne bir an geri kalırlar ne de bir an ileri gidebilirler.

    Ali Rıza Safa

    Her toplum için bir süre belirlenmiştir. Sonunda süreleri dolduğunda, ne bir saat ertelenirler ne de öne alınırlar.

    Bayraktar Bayraklı

    Her ümmetin bir eceli vardır. Ecelleri gelince, ne bir an geri kalırlar ne de bir an öne gelebilirler.

    Edip Yüksel

    Her bir toplumun bir süresi vardır. Süreleri gelince ne bir an erteleyebilirler, ne de öne alabilirler.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Her bir toplumun bir süresi vardır. Süreleri gelince ne bir an erteleyebilirler, ne de öne alabilirler.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Her milletin bir sonu vardır ve o son gelince bir an geri de kalmazlar öne de geçemezler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Her ümmet için bir müddet mukadder, müddetleri gelince bir lahza geri de kalmazlar, öne de geçemezler

    Gültekin Onan

    Her ümmet için bir ecel vardır. Onların ecelleri gelince ne bir saat ertelenebilirler, ne de öne alınabilirler [tam zamanında çökerler].

    Hasan Basri Çantay

    Her ümmetin (mukadder) bir eceli vardır. Binaen'aleyh o müddetleri gelince bir saat ne geri bırakabilirler, ne öne alabilirler.

    İbni Kesir

    Her ümmetin bir eceli vardır. Ecelleri gelince; ne bir an geri kalır, ne de bir an ileri gidebilirler.

    Mehmet Alagaş

    (28-34) İğrenç / Fahiş bir şey yaptıklarında derler ki babalarımızı onun üzerinde bulduk , Allah da bize onu emretti. Deki Muhakkak Allah iğrençlik / fuhşiyat emretmez, Allah hakkında bilmediğiniz şeyleri mi söylüyorsunuz? De ki Rabbim kıstaslı / ölçülü olmayı emretti, her mescidin yanında yüzlerinizi kaldırın ve O’nun dinini ona halis kılarak ona dua edin. Sizi ilk yaratmaya başladığında ki gibi ona iade edileceksiniz. Bir bölümü yola girmiştir / h idayettedir, bir bölümünün ise sapmışlık / dalalet hakikatleri oldu. Muhakkak Allah’ın yerine şeytanları dostlar edinenler kesin hidayette olduklarını değerlendiriyorlar / hesap ediyorlar. Ey Âdem oğulları, her mescitte ziynetlerinizi alınız, yiyiniz ve içiniz, israf etmeyiniz, O / Allah, israf edenleri sevmez. De ki kim, Allah’ın kulları için çıkardığı ziyneti ve rızıktan hoş olanları haram edebilir ki? Bunlar, dünya hayatında iman edenler içindir ve kıyamet günü de sadece iman edenlere hastır. Bu şekilde bilen bir kavim için ayetleri ayrıntılı açıklıyoruz / tafsil ediyoruz. Muhakkak rabbin iğrençliğin / fuhşiyâtın gizlisini, açığını, kötülüğü, haksız ye re haddi aşmayı , Allah’a, hakkında delil indirmediği şeyde şirk koşmayı , Allah hakkında bilmediklerinizi söylemenizi haram kıldı. Her toplumun / her ümmetin süresi / eceli vardır. Ecelleri geldiği vakit, ne bir saat ertelenir / tehir edilir, ne de erkene alınır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Her ümmetin bir eceli vardır. Ecelleri geldiği vakit onu ne bir an erteleyebilirler, ne de öne alabilirler.

    Süleyman Ateş

    Her ümmetin bir süresi vardır. Süreleri gelince (onlar), ne bir an geri kalırlar, ne de öne geçerler, (tam vaktinde batıp giderler).

    Süleymaniye Vakfı

    Her toplumun bir eceli vardır. Ecelleri gelince bir an bile erteleyemezler. Onu, öne de alamazlar dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ecel bir şey için belirlenen süredir. Kur'an'da gökler ve yerler için bir ecelden bahsedilirken (Ahkaf 46/3) insanlar için iki ecelden bahsedilir (En'am 6/2). Bunlardan birincisi kişinin vücudunun dayanma süresidir (ecel-i tabii). Doktorlar hastalarına buna göre ömür biçebilirler. İkincisi ise ecel-i müsemma yani Allah tarafından belirlenmiş yaşama süresidir. Bunu ondan başkası bilemez. Bu süre, kişinin vücut sağlığına bakmaz, çok sağlıklı birisi dahi ecel-i müsemması geldiği için ölebilir (Mü'min 40/67). İnsanın ömrü ecel-i müsemmasını geçemez ama bunun altına inebilir (Ra'd 13/38-39, Fatır 35/11). Bu, kişinin kendini Allah yolunda feda etmesi, bir başkası tarafından öldürülmesi veya yaptığı yanlışlarla kendi ömrünü kısaltmasıyla gerçekleşir. Ecelin kısalmasıyla yeni ecel Allah katında yazılır ve kişi buna göre ölür (Al-i İmran 3/145).Yanlış yapan kişi yanlışlarından dönerse ömrünün tekrar uzamasını sağlayabilir. Örneğin, tabii eceli 90 sene olan birinin ecel-i müsemması 80 sene ise, bu kişi en fazla 80 yaşına kadar yaşayabilir. Aynı kişi sağlığını bozarsa, Allah da onun ömrünü kısaltır. Eğer bu kişi sağlığına dikkat eder, tedavi görürse zamanla hastalıklardan arınacağı için ömrü ecel-i müsemmasına kadar uzayabilir ama ecel-i müsemmasını geçemez.Toplumların ve devletlerin de eceli vardır (Araf 7/34, Yunus 10/49). Bu ecel de kısalabilir. Kur'an'da bunun örneği Yunus'un (a.s.) kavmidir. Allah, herhangi bir konudaki cezalandırmayı bu sürenin dolmasına kadar ertelediğini bildirir (Ankebut 29/53, Nahl 16/61). Yunus (a.s.), tövbe ederek /dönüş yaparak kendisini düzeltmesiyle hem kendinin hem de kavminin kısalmış olan ecelini geri uzatabilmiş (Enbiya 21/87-88), böylece cezadan kurtulmuştur. Eğer bu süre dolduğu zaman tövbe etseydi tövbesinin bir faydası olmazdı ve cezayı çekerdi (Hud 11/3, İbrahim 14/10, Nahl 16/61).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Her toplumun (ümmet) bir eceli vardır. Ecelleri gelince onu ne erteleyebilirler, ne de ecelleri gelmeden onun öne alınmasını sağlayabilirler dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzeşik (müteşabih ayetler) Araf 7/34, Hicr 15/5, Yunus 19/49, Nahl 16/61, Müminun 23/43

    Şaban Britch

    Her ümmetin bir eceli vardır. Ecelleri geldiğinde; ne bir süre ertelenebilir, ne de öne alınabilir.

    Şaban Piriş

    Her toplumun bir sonu vardır. Sonları geldiğinde; ne bir süre ertelenebilir ne de öne alınabilir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Her ümmet için belirlenmiş bir süre vardır. Süreleri dolunca ne bir saat geri kalırlar ne de öne geçerler.

  10. A'râf suresi, 35. ayet — bütün mealleriyle aç

    A'râf suresi, 35. ayet. يَٰبَنِىٓ ءَادَمَ إِمَّا يَأْتِيَنَّكُمْ رُسُلٌ مِّنكُمْ يَقُصُّونَ عَلَيْكُمْ ءَايَٰتِى فَمَنِ ٱتَّقَىٰ وَأَصْلَحَ فَلَا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَ

    Diyanet İşleri

    Ey Ademoğulları! İçinizden size benim ayetlerimi anlatan Peygamberler gelir de her kim Allah'a karşı gelmekten sakınır ve halini düzeltirse, artık onlara korku yoktur. Onlar üzülecek de değillerdir.

    Mehmet Okuyan

    Ey âdemoğulları! Kendi içinizden size ayetlerimi anlatacak elçiler gelirse, kim takvâlı (duyarlı) davranır ve (bozulmayı) düzeltirse, artık onlara korku yoktur ve onlar üzülmeyecek de.

    Mustafa İslamoğlu

    Ey Ademoğulları! Size aranızdan benim mesajlarımı ileten elçiler geldiğinde, her kim sorumluluk bilinciyle hareket eder ve kendini düzeltirse, onlar gelecek kaygısı taşımayacak ve geçmişte yaptıkları için üzüntü duymayacaklar.

    Muhammed Esed

    Ey Ademoğulları! Size kendi aranızdan benim mesajlarımı ileten elçiler geldiğinde, kimler ki Bana karşı sorumluluk bilinci duyar ve kendilerini düzeltirlerse, işte onlar için korku yok; onlar üzülmeyecekler de;

    Ahmed Hulusi

    Ey Ademoğulları. . . Aranızdan, işaretlerimi size anlatıp açıklayan Rasuller geldiğinde, kimler korunur ve kendini düzeltirse, onlara korku yoktur ve onlar mahzun olmazlar.

    Ali Bulaç

    Ey Ademoğulları, içinizden size ayetlerimi haber veren elçiler geldiğinde, kim sakınırsa ve (davranışlarını) düzeltirse işte onlar için korku yoktur, onlar mahzun olmayacaklardır.

    Ali Özek ve heyeti

    Ey Âdem oğulları! Size kendi içinizden âyetlerimi anlatacak peygamberler gelir de kim (onlara karşı gelmekten) sakınır ve kendini ıslah ederse, onlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir.

    Ali Rıza Safa

    Ey Âdemoğulları! Ayetlerimi size anlatan kendi aranızdan elçiler geldiğinde, kim sorumluluk bilincine erişerek kendisini düzeltirse, artık onlara korku yoktur ve onlar üzülmezler.

    Bayraktar Bayraklı

    Ey Ademoğulları! Size kendi içinizden ayetlerimi anlatacak peygamberler gelir de, kim sakınır ve kendini düzeltirse, onlara korku yoktur ve onlar üzülmeyecektir.

    Edip Yüksel

    Ademoğulları, size içinizden elçiler gelip size ayetlerimi bildirdikleri zaman dinleyip kendilerini düzeltenlere ne bir korku vardır ne de onlar üzülürler.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Adem oğulları, size içinizden elçiler gelip size ayetlerimi bildirdikleri zaman dinleyip kendilerini düzeltenlere ne bir korku vardır ne de onlar üzülürler.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ey Adem oğulları, size her ne zaman içinizden benim ayetlerimi açıklayan peygamberler gelir de her kim onlara karşı gelmekten sakınır ve davranışlarını düzeltirse, artık onlara korku yoktur ve üzülecek olanlar da onlar değildir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ey Adem oğulları, size her ne zaman içinizden benim ayetlerimi anlatır Resuller gelir de her kim bunlara muhalefetten sakınır ve salahı iltizam eylerse artık onlara korku yoktur ve mahzun olacak olanlar onlar değildir

    Erhan Aktaş

    Ey Adem oğulları! Size, içinizden ayetlerimi anlatan elçiler geldiğinde, her kim takvalı davranır ve kendisini düzeltirse, onlara kaygı yoktur ve onlar üzülmeyecekler de.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ey Âdemoğulları! Size, içinizden ayetlerimi anlatan elçiler geldiğinde, her kim takvalı davranır ve kendisini düzeltirse, onlara kaygı yoktur ve onlar üzülmeyecekler de.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ey ademoğulları! Size, içinizden ayetlerimi anlatan elçiler geldiğinde, her kim takvalı dipnot 1 davranır ve kendisini düzeltirse, onlara kaygı yoktur ve onlar üzülmeyecekler de.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Korunma; Allah'ın buyruklarına içtenlikle uyarak; o buyruklarla, kötü ve zararlı şeylere karşı kendisini korumaya, güvenceye alan.

    Gültekin Onan

    Ey adem oğulları, içinizden size ayetlerimi haber veren elçiler geldiğinde, kim sakınırsa ve (davranışlarını) düzeltirse işte onlar için korku yoktur, onlar mahzun olmayacaklardır.

    Hasan Basri Çantay

    Ey Adem oğulları, eğer size içinizden ayetlerimi kendinize anlatacak peygamberler gelir ve artık kim (onlara muhaalefetden) sakınır ve (nefsini) ıslah ederse onlar için bir korku yokdur, onlar mahzun da olacak değillerdir.

    İbni Kesir

    Ey ademoğulları; içinizden size ayetlerimizi anlatan peygamberler gelince, her kim ki sakınıp düzelirse; artık onlar için bir korku yoktur ve onlar üzülecek de değillerdir.

    Mehmet Alagaş

    (35-52) Ey Âdem oğulları sizlere, sizden Resuller geldiğinde, size ayetlerimi anlattıklarında, kimler sakınırsa ve de ıslah olursa artık onlara korku yoktur , onlara hüzünlenme de yoktur / üzülme de yoktur. Ayetlerimizi yalanlayanlar , onlardan kibirlenenler işte onlar ateş halkıdır orada kalıcıdırlar. Allah’a yalanı iftira olarak atandan veya ayetlerini yalanlayanlardan daha zalim kimdir? İşte onlar kitaptaki nasiplerine erişirler / ulaşırlar , elçilerimiz vefat ettirmek için onlara geldikleri zaman derler ki , Allah dışında çağırdıklarınız neredeler? Onlar bizden saptılar /ayrıldılar derler ve kendilerinin kafir olduklarına da şahitlik ederler. Sizden önceki geçmiş cin ve ins ümmetlerin içinde oldukları ateşe girin der, her bir ümmet girdiğinde din kardeşine / yoldaşına lanet eder, orada toplanıp biraraya geldikleri zaman, sonrakiler öncekiler için derler ki Rabbimiz, işte bunlar bizleri saptırdılar, onlara kat kat ateşten azap ver , der ki hepinize kat kat azap var ve lakin bilmiyorsunuz. Öncekiler de sonrakiler için de rler ki sizin bizim üzerimizde üstün bir yanınız olmadı , kazandıklarınız dolayısıyla siz de azabı tadın. Ayetlerimizi yalanlayanlara ve onlara karşı büyüklük taslayanlara kesinlikle semanın kapıları açılmaz ve cennete de deve iğne deliğinden geçebilinceye kadar giremezle r, işte bu şekilde suçluları cezalandırırız. Onlar için cehennemde bir döşek / mahat üzerlerinde de ateş yorganı / gavaş vardır, bu şekilde zalimleri cezalandırırız. İman edenleri ve salih amellileri ki Allah, kişiyi sadece gücünün yettiği kadar / kapasite genişliği kadar sorumlu tutar / mükellef eder, işte onlar, cennet halkıdır, onlar orada kalıcıdırlar. Onların sinelerindeki / göğüslerindeki kini sıyırırız / söküp atarız. Altlarından nehirler akar ve derler ki bizi buna yönlendiren / hidayet eden Allah’a hamdolsun. Allah bizi yönlendirmeseydi bizler hidayete erişemezdik. Gerçekten bize hakikat ile Resul geldi, onlara, yaptıklarınızdan dolayı miras olarak size bırakılan cennet budur diye seslenilir / nida edilir. Cennet ashabına cehennem ashabı nida eder ki, Rabbimiz ne vaad ettiyse kesinlikle hakikat olarak biz bulduk. Peki siz de Rabbiniz ne vaad ettiyse buldunuz mu? dediler ki evet. İki taraf arasındaki görevli ünleyici / müezzin , “Allah’ın laneti zalimlerin üzerine olsun , ki onlar, Allah yolundan savan kimselerdir, onun eğrilmesi için çabalarlar, onlar ahireti de inkâr edenlerdir” diye ilan eder. Aralarında (cennet ve cehennemlikler) bir perde / hicap vardır, araf üzerinde / bekleşme yeri üzerinde adamlar vardır. Yüzlerinden herkesi tanırlar. Cennet halkı olmayı ümit ettiği halde henüz oraya girememişlere nida ederler ki , selam sizlere olsun, Onların / yani beklentisi cennet olanların, bakışları ateş halkı tarafına çevrildiğinde derler ki, Rabbimiz bizi zalim kavimle beraber yapma . Araf halkındaki görevli adamlar, simalarından tanıdıklarına yine nida ederler k i, k alabalıklığınız ve büyükleniyor olmanız size ne fayda sağladı, “Allah’ın rahmetine asla ulaştırılmayacaklar” diye yemin ettikleriniz bunlar mı? İşte onlara seslenilir “Cennete girin sizlere korku yoktur sizler üzülmeyeceksiniz”. Ateş halkı cennet halkına "sudan yahut Allah ’ın sizi rızıklandırdıkları ndan bize aktarın" diye nida ederler. Derler ki "Allah o ikisini kafirlere haram eyledi" (Su da yok size rızık ta yok size) Dinlerini oyun ve eğlence / komedi etmişlerdi , dünya hayatı onları aldattı. İşte bugün de bizler de onları tıpkı bu buluşma gününü unuttukları gibi unuturuz, Ayetlerimizle mücadele edip duruyorlardı.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ey Âdemoğlu! Size, içinizden ayetlerimi okuyan peygamberler geldiğinde, kim sakınıp takvalı olur ve kendini düzeltirse; artık onlar için bir korku yoktur. Onlar üzülecek de değillerdir.

    Süleyman Ateş

    Ey Adem oğulları, size kendi içinizden elçiler gelip size ayetlerimi anlattıkarı zaman korunup uslananlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir.

    Süleymaniye Vakfı

    Ey Ademoğulları! İçinizden, ayetlerimi size tam olarak anlatan elçiler geldiğinde kim yanlışlardan sakınır ve kendini düzeltirse onların üzerinde ne bir korku olur ne de onlar üzülürler. dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ey Âdemoğulları! Aranızdan ayetlerimizi size anlatan elçiler geldiğinde kimler Allah'tan çekinerek kendisini korur ve düzeltirse artık onların ne bir korkuları kalır ne de üzülürler.

    Şaban Britch

    Ey Ademoğulları, içinizden size ayetlerimizi okuyan resuller geldiği zaman, kim sakınıp, takvalı olur ve (amellerini) düzeltirse; artık onlara bir korku yoktur. Onlar, üzülmeyeceklerdir.

    Şaban Piriş

    -Ey Ademoğulları, aranızda size ayetlerimizi okuyan resuller geldiği zaman, kim korunur ve (davranışlarını) düzeltirse; artık onlara bir korku yoktur. Onlar, üzülmeyeceklerdir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ey ademoğulları! İçinizden size ayetlerimi yüzünüze karşı anlatan resuller geldiğinde, korunup hallerini düzeltenlere hiçbir korku dokunmayacaktır. Onlar tasalanmayacaklardır da.

  11. A'râf suresi, 36. ayet — bütün mealleriyle aç

    A'râf suresi, 36. ayet. وَٱلَّذِينَ كَذَّبُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا وَٱسْتَكْبَرُوا۟ عَنْهَآ أُو۟لَٰٓئِكَ أَصْحَٰبُ ٱلنَّارِ هُمْ فِيهَا خَٰلِدُونَ

    Diyanet İşleri

    Ayetlerimizi yalanlayanlar ve onlara uymayı kibirlerine yediremeyenlere gelince, işte onlar cehennemliklerdir. Onlar orada ebedi kalacaklardır.

    Mehmet Okuyan

    Ayetlerimizi yalanlayıp onlara karşı kibirlenenler ise ateş halkıdır; onlar orada ebedî kalıcıdır.

    Mustafa İslamoğlu

    Mesajlarımızı yalanlayan ve onları küçümseyenlere gelince: onlar, içinde temelli kalmak üzere ateşe girecek.

    Muhammed Esed

    ama ayetlerimizi yalanlamaya kalkanlar ve onlara kibirle tepeden bakanlar, işte orada kalmak üzere, ateşe girecek olanlar böyleleridir!

    Ahmed Hulusi

    (Esma özelliklerinin açığa çıkışı olan) işaretlerimizi yalanlayanlar ve onlara karşı benlik taslayıp büyüklenenler (var ya), işte onlar Nar (ateş - dalga boyu yapı - radyasyon) ehlidirler! Onlar orada sonsuza dek kalıcılardır.

    Ali Bulaç

    Ayetlerimizi yalanlayanlar ve onlara karşı büyüklenenler, işte onlar ateşin arkadaşlarıdır; onda sonsuzca kalacaklardır.

    Ali Özek ve heyeti

    Âyetlerimizi yalanlayanlar ve büyüklenip onlardan yüz çevirenler var ya, işte onlar ateş ehlidir. Onlar orada ebedî kalacaklardır.

    Ali Rıza Safa

    Ayetlerimizi yalanlayanlar ve Ona karşı büyüklük taslayanlar; ateşin yoldaşları, işte onlardır. Sürekli orada kalacaklardır.

    Bayraktar Bayraklı

    Ayetlerimizi yalanlayanlar ve büyüklenip onlardan yüz çevirenler var ya, işte onlar cehennemliklerdir. Onlar orada süreli kalacaklardır.

    Edip Yüksel

    Büyüklük taslayarak ayetlerimizi yalanlayanlar ise ateş halkıdır; orada ebedî kalıcıdırlar.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Büyüklük taslayarak ayetlerimizi yalanlayanlar ise ateş halkıdır; orada ebedi kalıcıdırlar.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ayetlerimizi yalanlayanlar ve onlara inanmayı kibirlerine yediremeyenler ise cehennemin sakinleridir ve sonsuza dek orada kalacaklardır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ayetlerimizi tekzib edenlere, ve bunlara iymanı kibirlerine yediremiyenlere gelince böyleler eshabı nardır, hep onda muhaleddirler

    Erhan Aktaş

    Büyüklük taslayarak, ayetlerimizi yalanlayanlar, işte onlar ateş halkıdırlar. Onlar, orada sürekli kalıcıdırlar.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Büyüklük taslayarak, ayetlerimizi yalanlayanlar, işte onlar ateş halkıdırlar. Onlar, orada sürekli kalıcıdırlar.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Büyüklük taslayarak, ayetlerimizi yalanlayanlar, işte onlar ateş halkıdırlar. Onlar, orada sürekli kalıcıdırlar.

    Gültekin Onan

    Ayetlerimizi yalanlayanlar ve onlara karşı büyüklenenler, İşte onlar ateşin arkadaşlarıdır; orada sonsuzca kalacaklardır.

    Hasan Basri Çantay

    Ayetlerimizi yalan sayanlar (a) ve onları kibirlerine yediremiyenler (e gelince:) Onlar da o ateşin yaranıdırlar. Onlar orada ebedi kalıcıdırlar.

    İbni Kesir

    Ayetlerimizi yalanlayıp onlara karşı büyüklük taslayanlar; işte onlar ateşliklerdir. Onlar orada temelli kalıcıdırlar.

    Mehmet Alagaş

    (35-52) Ey Âdem oğulları sizlere, sizden Resuller geldiğinde, size ayetlerimi anlattıklarında, kimler sakınırsa ve de ıslah olursa artık onlara korku yoktur , onlara hüzünlenme de yoktur / üzülme de yoktur. Ayetlerimizi yalanlayanlar , onlardan kibirlenenler işte onlar ateş halkıdır orada kalıcıdırlar. Allah’a yalanı iftira olarak atandan veya ayetlerini yalanlayanlardan daha zalim kimdir? İşte onlar kitaptaki nasiplerine erişirler / ulaşırlar , elçilerimiz vefat ettirmek için onlara geldikleri zaman derler ki , Allah dışında çağırdıklarınız neredeler? Onlar bizden saptılar /ayrıldılar derler ve kendilerinin kafir olduklarına da şahitlik ederler. Sizden önceki geçmiş cin ve ins ümmetlerin içinde oldukları ateşe girin der, her bir ümmet girdiğinde din kardeşine / yoldaşına lanet eder, orada toplanıp biraraya geldikleri zaman, sonrakiler öncekiler için derler ki Rabbimiz, işte bunlar bizleri saptırdılar, onlara kat kat ateşten azap ver , der ki hepinize kat kat azap var ve lakin bilmiyorsunuz. Öncekiler de sonrakiler için de rler ki sizin bizim üzerimizde üstün bir yanınız olmadı , kazandıklarınız dolayısıyla siz de azabı tadın. Ayetlerimizi yalanlayanlara ve onlara karşı büyüklük taslayanlara kesinlikle semanın kapıları açılmaz ve cennete de deve iğne deliğinden geçebilinceye kadar giremezle r, işte bu şekilde suçluları cezalandırırız. Onlar için cehennemde bir döşek / mahat üzerlerinde de ateş yorganı / gavaş vardır, bu şekilde zalimleri cezalandırırız. İman edenleri ve salih amellileri ki Allah, kişiyi sadece gücünün yettiği kadar / kapasite genişliği kadar sorumlu tutar / mükellef eder, işte onlar, cennet halkıdır, onlar orada kalıcıdırlar. Onların sinelerindeki / göğüslerindeki kini sıyırırız / söküp atarız. Altlarından nehirler akar ve derler ki bizi buna yönlendiren / hidayet eden Allah’a hamdolsun. Allah bizi yönlendirmeseydi bizler hidayete erişemezdik. Gerçekten bize hakikat ile Resul geldi, onlara, yaptıklarınızdan dolayı miras olarak size bırakılan cennet budur diye seslenilir / nida edilir. Cennet ashabına cehennem ashabı nida eder ki, Rabbimiz ne vaad ettiyse kesinlikle hakikat olarak biz bulduk. Peki siz de Rabbiniz ne vaad ettiyse buldunuz mu? dediler ki evet. İki taraf arasındaki görevli ünleyici / müezzin , “Allah’ın laneti zalimlerin üzerine olsun , ki onlar, Allah yolundan savan kimselerdir, onun eğrilmesi için çabalarlar, onlar ahireti de inkâr edenlerdir” diye ilan eder. Aralarında (cennet ve cehennemlikler) bir perde / hicap vardır, araf üzerinde / bekleşme yeri üzerinde adamlar vardır. Yüzlerinden herkesi tanırlar. Cennet halkı olmayı ümit ettiği halde henüz oraya girememişlere nida ederler ki , selam sizlere olsun, Onların / yani beklentisi cennet olanların, bakışları ateş halkı tarafına çevrildiğinde derler ki, Rabbimiz bizi zalim kavimle beraber yapma . Araf halkındaki görevli adamlar, simalarından tanıdıklarına yine nida ederler k i, k alabalıklığınız ve büyükleniyor olmanız size ne fayda sağladı, “Allah’ın rahmetine asla ulaştırılmayacaklar” diye yemin ettikleriniz bunlar mı? İşte onlara seslenilir “Cennete girin sizlere korku yoktur sizler üzülmeyeceksiniz”. Ateş halkı cennet halkına "sudan yahut Allah ’ın sizi rızıklandırdıkları ndan bize aktarın" diye nida ederler. Derler ki "Allah o ikisini kafirlere haram eyledi" (Su da yok size rızık ta yok size) Dinlerini oyun ve eğlence / komedi etmişlerdi , dünya hayatı onları aldattı. İşte bugün de bizler de onları tıpkı bu buluşma gününü unuttukları gibi unuturuz, Ayetlerimizle mücadele edip duruyorlardı.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ayetlerimizi yalanlayanlar ve onlara karşı büyüklük taslayanlar, işte onlar cehennemliklerdir. Onlar orada ebedî kalacaklardır.

    Süleyman Ateş

    Ayetlerimizi yalanlayıp onları kabule tenezzül etmeyenlere gelince, onlar da ateş halkıdır; onlar orada sürekli kalacaklardır.

    Süleymaniye Vakfı

    Ayetlerimiz karşısında yalana sarılan ve büyüklük taslayanlar ise o ateşin ahalisidir. Onlar orada ölümsüz olacaklardır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ayetlerimiz karşısında yalan yanlış şeylere sarılan ve büyüklük taslayanlar ise cehennem ahalisidir. Onlar orada ölümsüzdürler.

    Şaban Britch

    Ayetlerimizi yalanlayanlar ve onlara karşı büyüklük taslayanlar ise, ateş ehlidir. Onlar, orada ebedidirler.

    Şaban Piriş

    Ayetlerimizi yalanlayanlar ve onlara karşı büyüklük taslayanlar ise, ateşliktirler. Onlar, orada ebedidirler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ayetlerimizi yalanlayıp onlar karşısında burun kıvıranlara gelince, bunlar ateşin dostlarıdır. Sürekli kalacaklardır onun içinde.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.