Zuhruf suresi · 1–14. ayetler

Ana kitap ve yaratılıştaki nimetler

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Zuhruf suresi, 1. ayet — bütün mealleriyle aç

    Zuhruf suresi, 1. ayet. حمٓ

    Diyanet İşleri

    Ha Mim.

    Mustafa İslamoğlu

    Ha-mim!

    Muhammed Esed

    Ha-Mim.

    Ahmed Hulusi

    Ha, Miim.

    Ali Bulaç

    Ha, Mim.

    Ali Özek ve heyeti

    Ha. Mîm.

    Ali Rıza Safa

    H. M.

    Bayraktar Bayraklı

    Ha,mim.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    HH. M.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ha, Mim.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ha, mim.

    Erhan Aktaş

    Ha, Mim.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ha, Mim.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ha, Mim.

    Gültekin Onan

    Ha, Mim.

    Hasan Basri Çantay

    Haa, Mim.

    İbni Kesir

    Ha, Mim.

    Mehmet Alagaş

    (1-14) Hâ Mîm, apaçık kitap, ki biz onu Arabi bir Kur'an yaptık böylelikle belki akledersiniz, muhakkak ki O yanımızdaki yüce ve hâkim kitabın anasındadır. Siz savuran bir kavim olmanızdan dolayı hatırlatmayı / zikri , vazgeçip sizden kaldıracak mıyız? Evvelden de nice Bildiriciler / Nebiler gönderdik, evvelden Nebi olarak kimi gönderdiysek onunla dalga geçtiler, onlardan daha şiddetlilerinin tutup yakalayıp helak ettik, evvelkilerin misallerine benzer şekilde mazi oldular. Eğer ki onlara semaları ve arzı kim yarattı diye sorarsan, sana diyecekler ki onları saygıdeğer, bilen yarattı. O (Allah), yeri sizin için beşik yaptı, onda sizin için yollar yaptı böylelikle belki yolu bulursunuz. Suyu bir ayar üzere / takdir üzere indirendir, onunla ölü kasabayı dirilttik, işte böyle çıkarılırsınız. Zevcelerin / türdeş çiftlerin hepsini yaratandır, Gemi ve hayvandan binekler yapandır , s onra onlar ın üzerlerine yerleşince / binince , Rabbinizin nimetlerini hatırlayın ve deyin ki; biz im emrimize bunu âmâde kılan / hizmetimize veren üstündür, biz onu yanaştıramazdık bile, muhakkak ki bizler Rabbimize döneceğiz.

    Süleyman Ateş

    Ha mim.

    Süleymaniye Vakfı

    Ha-Mim dipnot 1 !

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu harflere huruf-u mukattaa /birbiri ile bağlantısı kesilmiş harfler denir. Bunların Nebimize sorulmamış olması, bilinen bir anlamının olduğunu gösterir. Yoksa müşrikler bunu dillerine dolar, Nebimizi sürekli rahatsız ederlerdi. Bununla ilgili sorular, İslam'ın Arap yarımadası dışına yayılmasından sonra başlamıştır.<br /> Bu harflerle başlayan yirmi dokuz sureden yirmi beşinde Kur'an'a, dördünde de önemli bir konuya vurgu yapılıyor olmasından onların dikkatleri toplama görevi yaptığı anlaşılır. Türkçede böyle bir kullanım yoktur.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    HA! MİM!

    Şaban Britch

    Hâ Mîm.

    Şaban Piriş

    Ha Mim.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ha, Mim.

  2. Zuhruf suresi, 2. ayet — bütün mealleriyle aç

    Zuhruf suresi, 2. ayet. وَٱلْكِتَٰبِ ٱلْمُبِينِ

    Diyanet İşleri

    (2-3) Apaçık Kitab'a andolsun ki, iyice anlayasınız diye biz, onu Arapça bir Kur'an yaptık.

    Mehmet Okuyan

    Apaçık Kitaba yemin olsun ki

    Mustafa İslamoğlu

    Özünde açık ve hakikati açıklayıcı olan bu kitabın değerini bilin!

    Muhammed Esed

    Düşün özünde apaçık olan ve hakikati bütün açıklığıyla ortaya seren bu ilahi fermanı!

    Ahmed Hulusi

    O hakikati apaçık açıklayan BİLGİye yemin olsun. . .

    Ali Bulaç

    Apaçık Kitab'a andolsun;

    Ali Özek ve heyeti

    Apaçık Kitab’a andolsun ki

    Ali Rıza Safa

    Yemin olsun; Apaçık Kitap'a!

    Bayraktar Bayraklı

    Apaçık kitaba andolsun.

    Edip Yüksel

    Apaçık kitaba ant olsun ki

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Apaçık kitaba andolsun ki,

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bu parlak Kitab'ın kadrini bilin!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Bu parlak kitabın kadrini bilin

    Erhan Aktaş

    Apaçık Kitap'a ant olsun ki!

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Apaçık Kitap'a ant olsun ki!

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Apaçık Kitap'a ant olsun ki!

    Gültekin Onan

    Apaçık Kitaba andolsun;

    Hasan Basri Çantay

    (Hidayet yolunu) apaşikar gösteren (şu) kitaba andederim ki,

    İbni Kesir

    Apaçık kitaba andolsun ki;

    Mehmet Alagaş

    (1-14) Hâ Mîm, apaçık kitap, ki biz onu Arabi bir Kur'an yaptık böylelikle belki akledersiniz, muhakkak ki O yanımızdaki yüce ve hâkim kitabın anasındadır. Siz savuran bir kavim olmanızdan dolayı hatırlatmayı / zikri , vazgeçip sizden kaldıracak mıyız? Evvelden de nice Bildiriciler / Nebiler gönderdik, evvelden Nebi olarak kimi gönderdiysek onunla dalga geçtiler, onlardan daha şiddetlilerinin tutup yakalayıp helak ettik, evvelkilerin misallerine benzer şekilde mazi oldular. Eğer ki onlara semaları ve arzı kim yarattı diye sorarsan, sana diyecekler ki onları saygıdeğer, bilen yarattı. O (Allah), yeri sizin için beşik yaptı, onda sizin için yollar yaptı böylelikle belki yolu bulursunuz. Suyu bir ayar üzere / takdir üzere indirendir, onunla ölü kasabayı dirilttik, işte böyle çıkarılırsınız. Zevcelerin / türdeş çiftlerin hepsini yaratandır, Gemi ve hayvandan binekler yapandır , s onra onlar ın üzerlerine yerleşince / binince , Rabbinizin nimetlerini hatırlayın ve deyin ki; biz im emrimize bunu âmâde kılan / hizmetimize veren üstündür, biz onu yanaştıramazdık bile, muhakkak ki bizler Rabbimize döneceğiz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Apaçık kitaba andolsun ki.

    Süleyman Ateş

    Apaçık Kitaba andolsun ki

    Süleymaniye Vakfı

    Apaçık Kitab'a yemin olsun ki dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Apaçık" anlamı verdiğimiz "mübin (مبين)" kelimesi, müteaddi /geçişli veya lazım/ geçişsiz olur. Geçişsiz olduğu zaman "apaçık", geçişli olduğunda ise "her şeyi açıkça ortaya koyan" anlamına gelir (Duhan 44/2).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Her şeyi açıkça ortaya koyan bu Kitabı iyi düşünün.

    Şaban Britch

    Apaçık kitaba andolsun ki..

    Şaban Piriş

    Apaçık kitaba andolsun ki..

    Yaşar Nuri Öztürk

    O ayan beyan konuşan Kitap'a yemin olsun ki,

  3. Zuhruf suresi, 3. ayet — bütün mealleriyle aç

    Zuhruf suresi, 3. ayet. إِنَّا جَعَلْنَٰهُ قُرْءَٰنًا عَرَبِيًّا لَّعَلَّكُمْ تَعْقِلُونَ

    Diyanet İşleri

    (2-3) Apaçık Kitab'a andolsun ki, iyice anlayasınız diye biz, onu Arapça bir Kur'an yaptık.

    Mustafa İslamoğlu

    Ki zaten Biz, onu anlayabilesiniz diye Arapça bir hitap kıldık.

    Muhammed Esed

    Onu, düşünüp kavrayabilmeniz için Arapça bir hitabe yaptık.

    Ahmed Hulusi

    Kesinlikle biz Onu Arapça bir Kur'an olarak meydana getirdik, ta ki (anlayıp) aklınızı kullanarak (değerlendiresiniz)!

    Ali Bulaç

    Gerçekten Biz onu, belki aklınızı kullanırsınız diye Arapça bir Kur'an kıldık.

    Ali Özek ve heyeti

    biz, anlayıp düşünmeniz için onu Arapça bir Kur'an kıldık.

    Ali Rıza Safa

    Aslında, Onu, çok kolay anlaşılacak Kur'an yaptık; belki aklınızı kullanırsınız diye.

    Bayraktar Bayraklı

    Biz, anlayasınız diye onu Arapça bir Kur'an yaptık.

    Edip Yüksel

    Anlamanız için onu kusursuz bir dile sahip bir Kuran yaptık. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * "Arabiy" (Arapça) kelimesinin kökü olan A'RB, Arapçada, "kusursuz, mükemmel" anlamına gelir. * (Örneğin bak 56:37). Kuran'ın mesajı tüm insanlığa gönderildiğinden, Arapça olan orijinal Kuran'ın dilinin anlaşılması onun Arapça oluşundan değil, Arapçasının gerçekten A'RB, yani "mükemmel" oluşundan kaynaklanıyor. Bir başka deyişle, bu ayette kastedilen anlam, özel isim olarak Arapça değil, onun kelime anlamıdır. * Her Adil adaletli olmayabildiği gibi, her Zeki zeki, her Arap arap (mükemmel) olmayabilir. Aynı şekilde her Arapça metin arapça (mükemmelce) olmayabilir! Kuran'ın dili arapçadır, kusursuzdur, mükemmeldir. Bir Arap peygambere mükemmel bir Arapça ile nazil olan Kuran, Rahman tarafından öğretildiği için (55:2), hangi dille konuşursa konuşsun, tüm insanlık için Tanrısal bir mesajdır, bir elçidir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Anlamanız için onu kusursuz bir dile sahip bir Kuran yaptık.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Doğrusu, Biz onu Arapça olarak okunacak bir Kur'an yaptık ki akıl erdiresiniz.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Hakka biz onu Arabi olarak okunacak bir Kur'an kıldık ki akıl irdiresiniz

    Erhan Aktaş

    Biz onu düşünüp anlayasınız diye Arapça bir kuran dipnot 1 yaptık.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayette kur'an kelimesi kitap anlamında değil, Arapça dili ile "okunan" anlamındadır. Çevirilerde kur'an kelimelerinin tamamına yaygın olarak Allah'tan gelen vahyin kitaplaşmış şeklinin anlamı olan Kur'an denmektedir. Kur'an, vahyin Kitaplaşmış şekline bağlamına göre Zikir, Kitap, Kur'an vb. isimlerle kendisinden söz etmektedir. Kur'an kelimesinin birden fazla anlamı bulunmaktadır. Kara'e kökünden türeyen Kur'an, kök anlamı itibariyle Kitap veya Mushaf demek değil, "okumak, toplamak, bir araya getirmek, duyurmak, aktarmak." demektir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Biz onu düşünüp anlayasınız diye Arapça bir kuran dipnot 1 yaptık.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Okunan. Çevirilerde Kur'an sözcüğüne, yaygın olarak Allah'tan gelen vahyin kitaplaşmış hali anlamı verilmektedir. Kur'an'ın tek anlamı bu değildir. Zira vahyin kitaplaşmış haline kimi ayetlerde bağlamından dolayı isim olarak Kur'an denmiş olsa da esas isim, "Mushaf"tır, "Kitap"tır. Aslında Kara'e kökünden türeyen Kur'an, kök anlamı itibariyle Kitap veya Mushaf demek değil, "okumak, toplamak, bir araya getirmek, nakletmek, aktarmak." demektir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Biz onu düşünüp anlayasınız diye Arapça bir kur'an dipnot 1 yaptık.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Okunan. Çevirilerde Kur'an sözcüğüne, yaygın olarak Allah'tan gelen vahyin kitaplaşmış hali anlamı verilmektedir. Bu tek başına doğru bir tanımlama değildir. Zira vahyin kitaplaşmış haline kimi ayetlerde bağlamından dolayı isim olarak Kur'an denmiş olsa da esas isim, "Mushaf"tır, "Kitap"tır. Aslında Kara'e kökünden türeyen Kur'an, kök anlamı itibariyle Kitap veya Mushaf demek değil, "okumak", "toplamak" "bir araya getirmek", "nakletmek", "aktarmak" demektir.

    Gültekin Onan

    Gerçekten biz onu Arapça bir Kuran kıldık ki akledesiniz.

    Hasan Basri Çantay

    Hakıykat biz onu, (Onun manalarını) anlayasınız diye, Arabca bir Kur'an yapdık.

    İbni Kesir

    Düşünüp anlayasınız diye gerçekten Biz, onu arabça bir Kur'an kılmışızdır

    Mehmet Alagaş

    (1-14) Hâ Mîm, apaçık kitap, ki biz onu Arabi bir Kur'an yaptık böylelikle belki akledersiniz, muhakkak ki O yanımızdaki yüce ve hâkim kitabın anasındadır. Siz savuran bir kavim olmanızdan dolayı hatırlatmayı / zikri , vazgeçip sizden kaldıracak mıyız? Evvelden de nice Bildiriciler / Nebiler gönderdik, evvelden Nebi olarak kimi gönderdiysek onunla dalga geçtiler, onlardan daha şiddetlilerinin tutup yakalayıp helak ettik, evvelkilerin misallerine benzer şekilde mazi oldular. Eğer ki onlara semaları ve arzı kim yarattı diye sorarsan, sana diyecekler ki onları saygıdeğer, bilen yarattı. O (Allah), yeri sizin için beşik yaptı, onda sizin için yollar yaptı böylelikle belki yolu bulursunuz. Suyu bir ayar üzere / takdir üzere indirendir, onunla ölü kasabayı dirilttik, işte böyle çıkarılırsınız. Zevcelerin / türdeş çiftlerin hepsini yaratandır, Gemi ve hayvandan binekler yapandır , s onra onlar ın üzerlerine yerleşince / binince , Rabbinizin nimetlerini hatırlayın ve deyin ki; biz im emrimize bunu âmâde kılan / hizmetimize veren üstündür, biz onu yanaştıramazdık bile, muhakkak ki bizler Rabbimize döneceğiz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Biz onu anlayasınız diye Arapça Kur’an kıldık.

    Süleyman Ateş

    Biz, düşünüp anlamanız için onu Arapça bir Kur'an yaptık.

    Süleymaniye Vakfı

    şüphesiz biz onu, aklınızı kullanasınız/ doğru bağlantılar kurasınız diye Arapça kur'anlar /ayet kümeleri dipnot 1 haline getirdik dipnot 2 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kur'an, karaa (قرأ) fiilinin mastarı olup toplama ve birleştirme anlamındadır. Mastar olarak kullanıldığı gibi bütünlük ve küme anlamında isim olarak da kullanılır. Allah'ın son kitabına Kur'an denmesi, bütün sureleri toplayıp bir araya getirmesi sebebiyledir (Lisanu'l-Arab). Arapçada Kur'an (قُرْآنً) kelimesinin çoğulu olmadığından tekil için de çoğul için de kullanılır. Bu sebeple kur'an (قُرْآن) kelimesine, bağlamına göre, kur'anlar diye de anlam verilebilir.
    2. metne dön, dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onu, Arapça (ayetler) kümesi haline (kuranlar haline) dipnot 1 getirdik; belki aklınızı kullanırsınız.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Arapçada  "Kur'an" kelimesinin bir anlamı da kümedir. Kelimenin bu anlamda kullanıldığı ayet için bakınız İsra 17/78

    Şaban Britch

    Biz onu anlayasınız diye Arapça Kur’an kıldık.

    Şaban Piriş

    Biz onu anlayasınız diye Arapça okuma/Kur'an kıldık.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Biz onu akıl erdiresiniz diye Arapça bir Kur'an yaptık.

  4. Zuhruf suresi, 4. ayet — bütün mealleriyle aç

    Zuhruf suresi, 4. ayet. وَإِنَّهُۥ فِىٓ أُمِّ ٱلْكِتَٰبِ لَدَيْنَا لَعَلِىٌّ حَكِيمٌ

    Diyanet İşleri

    Şüphesiz o, katımızdaki ana kitapta (Levh-i Mahfuz'da) mevcuttur, çok yücedir, hikmetlerle doludur.

    Mehmet Okuyan

    O, katımızdaki Ana Kitap'tadır; yücedir, doğru hükümler içermektedir.

    Mustafa İslamoğlu

    Şüphe yok ki o, katımızda bulunan ana kitapda kayıtlıdır; elbet pek değerlidir o, sonuç itibarıyla tam isabet kaydeden hükümlerle doludur.

    Muhammed Esed

    Ve o, katımızda bulunan bütün vahiylerin kaynağında(n çıkmış)tır; o, gerçekten yücedir, hikmet doludur.

    Ahmed Hulusi

    Muhakkak ki O, katımızda, Ana BİLGİde (İlmullah), Aliy'dir, Hakiym'dir.

    Ali Bulaç

    Şüphesiz o, Bizim katımızda olan Ana Kitap'tadır; çok yücedir, hüküm ve hikmet doludur.

    Ali Özek ve heyeti

    O, katımızda bulunan Ana Kitap’ta (levhi mahfuzda) mevcut, yüce ve hikmetle dolu bir kitaptır.

    Ali Rıza Safa

    Ve kuşkusuz, O, katımızda bulunan Ana Kitap'tadır. Gerçekten, yücedir; bilgedir.

    Bayraktar Bayraklı

    O, katımızda bulunan bütün vahiylerin kaynağından çıkmıştır. O, gerçekten yücedir; hikmet doludur.

    Edip Yüksel

    O, ana kitapta (korunur), katımızda üstündür, bilgedir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    O, ana kitapta (korunur), katımızda üstündür, bilgedir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ve gerçekten o Bizim nezdimizdeki Ana Kitapta. Çok yüksek, çok hikmetlidir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve hakıkat o, bizim nezdimizdeki ana kitabda çok yüksek, çok hikmetlidir

    Gültekin Onan

    Şüphesiz o bizim katımızda olan ana kitaptadır (ümmülkitab); çok yücedir, hüküm ve hikmet doludur.

    Hasan Basri Çantay

    Şübhesiz o (Kur'an), nezdimizdeki ana kitabda (sabit), çok yüce çok kıymetli (bir kitab) dır.

    İbni Kesir

    O nezdimizdeki ana kitabdadır. Şanı yücedir, hikmet doludur.

    Mehmet Alagaş

    (1-14) Hâ Mîm, apaçık kitap, ki biz onu Arabi bir Kur'an yaptık böylelikle belki akledersiniz, muhakkak ki O yanımızdaki yüce ve hâkim kitabın anasındadır. Siz savuran bir kavim olmanızdan dolayı hatırlatmayı / zikri , vazgeçip sizden kaldıracak mıyız? Evvelden de nice Bildiriciler / Nebiler gönderdik, evvelden Nebi olarak kimi gönderdiysek onunla dalga geçtiler, onlardan daha şiddetlilerinin tutup yakalayıp helak ettik, evvelkilerin misallerine benzer şekilde mazi oldular. Eğer ki onlara semaları ve arzı kim yarattı diye sorarsan, sana diyecekler ki onları saygıdeğer, bilen yarattı. O (Allah), yeri sizin için beşik yaptı, onda sizin için yollar yaptı böylelikle belki yolu bulursunuz. Suyu bir ayar üzere / takdir üzere indirendir, onunla ölü kasabayı dirilttik, işte böyle çıkarılırsınız. Zevcelerin / türdeş çiftlerin hepsini yaratandır, Gemi ve hayvandan binekler yapandır , s onra onlar ın üzerlerine yerleşince / binince , Rabbinizin nimetlerini hatırlayın ve deyin ki; biz im emrimize bunu âmâde kılan / hizmetimize veren üstündür, biz onu yanaştıramazdık bile, muhakkak ki bizler Rabbimize döneceğiz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    O, katımızdaki ana kitaptadır/Levh-i Mahfuz'dadır. Pek yüce ve hikmet doludur.

    Süleyman Ateş

    O, katımızda bulunan ana Kitaptadır.Yücedir, hikmetlidir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    O, katımızdaki Ana Kitap'tadır; yücedir, hikmetlidir dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Doğru olan hükme hikmet denir. Hikmetli olması doğru hükümler içerdiği anlamına gelir.

    Şaban Britch

    O, katımızdaki ana kitaptadır/Levh-i Mahfuz'dadır. Yüce ve hikmet sahibidir.

    Şaban Piriş

    O, katımızdaki ana kitaptadır. Yüce ve hikmet sahibidir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ve o, bizim katımızdaki ana Kitap'ta çok yüce, çok hikmetlidir.

  5. Zuhruf suresi, 5. ayet — bütün mealleriyle aç

    Zuhruf suresi, 5. ayet. أَفَنَضْرِبُ عَنكُمُ ٱلذِّكْرَ صَفْحًا أَن كُنتُمْ قَوْمًا مُّسْرِفِينَ

    Diyanet İşleri

    Haddi aşan bir topluluk oldunuz, diye vazgeçip Zikir'le (Kur'an'la) sizi uyarmaktan geri mi duralım?

    Mehmet Okuyan

    Siz haddi aşan kişiler oldunuz diye sizi zikr (Kur'an'la uyarmak)tan vaz mı geçelim?

    Mustafa İslamoğlu

    Siz değerleri hoyratça harcayan bir toplumsunuz diye bu uyarıcı vahyi sizden geri mi çekelim?

    Muhammed Esed

    (Siz ey hakikati inkar edenler!) Kendi kişiliğinizi harcayan insanlar olduğunuzu göre göre bu hatırlatma ve uyarıyı sizden tamamen geri mi çekelim?

    Ahmed Hulusi

    Siz (hakikatinizdeki kuvveleri) israf eden bir topluluksunuz diye, sizi uyarmaktan vaz mı geçelim?

    Ali Bulaç

    Siz ölçüyü taşıran bir kavimsiniz diye, şimdi o zikri (öğüt ve hatırlatma dolu Kur'an'ı) sizden (uzaklaştırıp) bir yana mı bırakalım?

    Ali Özek ve heyeti

    Siz, haddi aşan kimseler oldunuz diye, sizi Kur'an'la uyarmaktan vaz mı geçelim?

    Ali Rıza Safa

    Ölçüyü aşan bir toplumsunuz diye, bu öğretiyi, sizden uzak tutalım; öyle mi?

    Bayraktar Bayraklı

    Siz haddi aşan kimseler oldunuz diye, sizi Kur'an ile uyarmaktan vaz mı geçelim?

    Edip Yüksel

    Haddi aşan bir toplumsunuz diye mesajı size iletmekten vaz mı geçelim?

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Haddi aşan bir toplumsunuz diye mesajı size iletmekten vaz mı geçelim?

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Siz haddi aşan bir kavim olduğunuz için, şimdi sizden o öğüdü bertaraf mı edeceğiz (bir kenara mı atacağız).

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Siz müsrif bir kavm olduğunuz için şimdi sizden o öğüdü bertaraf mı edeceğiz?

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Siz, israf eden dipnot 1 bir halk oldunuz diye, size öğüt vermekten vaz mı geçelim?

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Haddi aşan.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Siz, israf eden dipnot 1 bir toplum oldunuz diye, size öğüt vermekten vaz mı geçelim?

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Haddi aşan.

    Gültekin Onan

    Siz ölçüyü taşıran bir kavimsiniz diye, şimdi o zikri sizden (uzaklaştırıp) bir yana mı bırakalım?

    Hasan Basri Çantay

    Siz haddi aşan bir kavmsinizdir diye artık o Kur'anı sizden (uzaklaşdırıb, inzalinde) vaz geçib bırakı mı verelim?

    İbni Kesir

    Haddi aşan bir kavimsiniz diye, sizi o Kur'an'la uyarmaktan vaz mı geçelim?

    Mehmet Alagaş

    (1-14) Hâ Mîm, apaçık kitap, ki biz onu Arabi bir Kur'an yaptık böylelikle belki akledersiniz, muhakkak ki O yanımızdaki yüce ve hâkim kitabın anasındadır. Siz savuran bir kavim olmanızdan dolayı hatırlatmayı / zikri , vazgeçip sizden kaldıracak mıyız? Evvelden de nice Bildiriciler / Nebiler gönderdik, evvelden Nebi olarak kimi gönderdiysek onunla dalga geçtiler, onlardan daha şiddetlilerinin tutup yakalayıp helak ettik, evvelkilerin misallerine benzer şekilde mazi oldular. Eğer ki onlara semaları ve arzı kim yarattı diye sorarsan, sana diyecekler ki onları saygıdeğer, bilen yarattı. O (Allah), yeri sizin için beşik yaptı, onda sizin için yollar yaptı böylelikle belki yolu bulursunuz. Suyu bir ayar üzere / takdir üzere indirendir, onunla ölü kasabayı dirilttik, işte böyle çıkarılırsınız. Zevcelerin / türdeş çiftlerin hepsini yaratandır, Gemi ve hayvandan binekler yapandır , s onra onlar ın üzerlerine yerleşince / binince , Rabbinizin nimetlerini hatırlayın ve deyin ki; biz im emrimize bunu âmâde kılan / hizmetimize veren üstündür, biz onu yanaştıramazdık bile, muhakkak ki bizler Rabbimize döneceğiz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Siz azgınlık eden bir toplumsunuz diye şimdi o zikri (uyarı dolu Kur'an'ı) bir yana mı bırakalım?

    Süleyman Ateş

    Siz, aşırı giden bir kavim oldunuz diye, sizi uyarmaktan vaz mı geçelim?

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Gereksiz işlere dalmış bir halksınız diye göz yumup bu Zikri (Kur'an'ı), size ulaştırmaktan vaz mı geçelim?

    Şaban Britch

    Siz azgınlık eden bir toplumsunuz diye sizi Kur’an ile uyarmayı terk mi edelim?

    Şaban Piriş

    -Siz azgınlık eden bir toplumsunuz diye sizi Kur'an ile uyarmaktan vaz mı geçelim?

    Yaşar Nuri Öztürk

    Siz, haddi aşanlardan/zulme sapanlardan oluşan bir toplumsunuz diye, o zikri/Kur'an'ı sizden uzak mı tutalım?

  6. Zuhruf suresi, 6. ayet — bütün mealleriyle aç

    Zuhruf suresi, 6. ayet. وَكَمْ أَرْسَلْنَا مِن نَّبِىٍّ فِى ٱلْأَوَّلِينَ

    Diyanet İşleri

    Halbuki daha önceki toplumlara da nice peygamberler göndermiştik.

    Mehmet Okuyan

    Daha önceki milletlere nice peygamberler göndermiştik.

    Mustafa İslamoğlu

    Hem öncekilere de çok sayıda peygamber göndermiştik.

    Muhammed Esed

    Eski zamanların halkına ne kadar da çok peygamber gönderdik!

    Ahmed Hulusi

    Öncekiler içinde de nice Nebiler irsal ettik.

    Ali Bulaç

    Oysa biz, öncekiler içinde nice peygamber(ler) gönderdik.

    Ali Özek ve heyeti

    Daha önceki milletlere nice peygamberler göndermiştik.

    Ali Rıza Safa

    Öncekilere de nice peygamberler gönderdik.

    Bayraktar Bayraklı

    Daha önceki milletlere nice peygamberler göndermiştik.

    Edip Yüksel

    Öncekilere nice peygamberler göndermişizdir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Öncekilere nice peygamberler göndermişizdir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Oysa Biz öncekiler arasında nice peygamber gönderdik.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Halbuki evvelkiler içinde biz nice Peygamber gönderdik

    Erhan Aktaş

    Öncekiler için de nice Nebiler gönderdik.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Öncekiler için de nice nebiler gönderdik.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Öncekiler için de nice nebiler gönderdik.

    Gültekin Onan

    Oysa biz, öncekiler içinde nice peygamber(ler) gönderdik.

    Hasan Basri Çantay

    Halbuki biz evvelki (ümmet) ler içinde de nice peygamber (ler) gönderdik.

    İbni Kesir

    Daha öncekilere nice peygamberler göndermiştik.

    Mehmet Alagaş

    (1-14) Hâ Mîm, apaçık kitap, ki biz onu Arabi bir Kur'an yaptık böylelikle belki akledersiniz, muhakkak ki O yanımızdaki yüce ve hâkim kitabın anasındadır. Siz savuran bir kavim olmanızdan dolayı hatırlatmayı / zikri , vazgeçip sizden kaldıracak mıyız? Evvelden de nice Bildiriciler / Nebiler gönderdik, evvelden Nebi olarak kimi gönderdiysek onunla dalga geçtiler, onlardan daha şiddetlilerinin tutup yakalayıp helak ettik, evvelkilerin misallerine benzer şekilde mazi oldular. Eğer ki onlara semaları ve arzı kim yarattı diye sorarsan, sana diyecekler ki onları saygıdeğer, bilen yarattı. O (Allah), yeri sizin için beşik yaptı, onda sizin için yollar yaptı böylelikle belki yolu bulursunuz. Suyu bir ayar üzere / takdir üzere indirendir, onunla ölü kasabayı dirilttik, işte böyle çıkarılırsınız. Zevcelerin / türdeş çiftlerin hepsini yaratandır, Gemi ve hayvandan binekler yapandır , s onra onlar ın üzerlerine yerleşince / binince , Rabbinizin nimetlerini hatırlayın ve deyin ki; biz im emrimize bunu âmâde kılan / hizmetimize veren üstündür, biz onu yanaştıramazdık bile, muhakkak ki bizler Rabbimize döneceğiz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Biz, öncekiler arasında nice peygamberler gönderdik.

    Süleyman Ateş

    Biz önce gelenlere nice peygamber gönderdik.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sizden öncekilere de nice nebiyi elçi olarak göndermiştik dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Nebi, kendine Kitap ve hikmet verilen kişidir. Türkçede peygamber olarak bilinir. (En'am 6/83-90 ve Bakara 2/61).

    Şaban Britch

    Biz, öncekiler için de nice peygamberler gönderdik.

    Şaban Piriş

    Biz, öncekiler için de nice peygamberler gönderdik.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Biz, öncekiler için de nice peygamberler gönderdik.

  7. Zuhruf suresi, 7. ayet — bütün mealleriyle aç

    Zuhruf suresi, 7. ayet. وَمَا يَأْتِيهِم مِّن نَّبِىٍّ إِلَّا كَانُوا۟ بِهِۦ يَسْتَهْزِءُونَ

    Diyanet İşleri

    (Onlar da) kendilerine gelen her peygamberle mutlaka alay ediyorlardı.

    Mustafa İslamoğlu

    Ama kendilerine gönderilen her peygamberle alay etmiştiler.

    Muhammed Esed

    Ama onlara hiçbir peygamber gelmedi ki o'nunla alay etmiş olmasınlar;

    Ahmed Hulusi

    Onlara bir Nebi geldiğinde, mutlaka onun getirdikleriyle alay ederlerdi.

    Ali Bulaç

    Onlara bir peygamber gelmeyiversin, mutlaka onunla alay ederlerdi.

    Ali Özek ve heyeti

    Onlar, kendilerine gelen her peygamberi mutlaka alaya alırlardı.

    Ali Rıza Safa

    Onlara gelmiş hiçbir peygamber yoktur ki, Onunla alay etmemiş olsunlar.

    Bayraktar Bayraklı

    Onlar, kendilerine gelen her peygamberi mutlaka alaya alırlardı.

    Edip Yüksel

    Fakat, kendilerine giden her peygamberle alay ettiler.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Fakat, kendilerine giden her peygamberle alay ettiler.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    kendilerine hiçbir peygamber gelmiyordu ki, onunla kesinkes eğlenmesinler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Hiçbir Peygamber de gelmiyordu ki kendilerine onunla mutlak eğlenmesinler.

    Erhan Aktaş

    Onlar, kendilerine gelen her Nebi'yi mutlaka alaya alıyorlardı.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onlar, kendilerine gelen her nebiyi mutlaka alaya alıyorlardı.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onlar, kendilerine gelen her nebiyi mutlaka alaya alıyorlardı.

    Gültekin Onan

    Onlara bir peygamber gelmeyiversin, mutlaka onunla alay ederlerdi.

    Hasan Basri Çantay

    Onlar da, kendilerine bir peygamber gelmeye dursun, ille onunla istihza ederlerdi.

    İbni Kesir

    Kendilerine bir peygamber gelmeyedursun mutlaka onunla alay ederlerdi.

    Mehmet Alagaş

    (1-14) Hâ Mîm, apaçık kitap, ki biz onu Arabi bir Kur'an yaptık böylelikle belki akledersiniz, muhakkak ki O yanımızdaki yüce ve hâkim kitabın anasındadır. Siz savuran bir kavim olmanızdan dolayı hatırlatmayı / zikri , vazgeçip sizden kaldıracak mıyız? Evvelden de nice Bildiriciler / Nebiler gönderdik, evvelden Nebi olarak kimi gönderdiysek onunla dalga geçtiler, onlardan daha şiddetlilerinin tutup yakalayıp helak ettik, evvelkilerin misallerine benzer şekilde mazi oldular. Eğer ki onlara semaları ve arzı kim yarattı diye sorarsan, sana diyecekler ki onları saygıdeğer, bilen yarattı. O (Allah), yeri sizin için beşik yaptı, onda sizin için yollar yaptı böylelikle belki yolu bulursunuz. Suyu bir ayar üzere / takdir üzere indirendir, onunla ölü kasabayı dirilttik, işte böyle çıkarılırsınız. Zevcelerin / türdeş çiftlerin hepsini yaratandır, Gemi ve hayvandan binekler yapandır , s onra onlar ın üzerlerine yerleşince / binince , Rabbinizin nimetlerini hatırlayın ve deyin ki; biz im emrimize bunu âmâde kılan / hizmetimize veren üstündür, biz onu yanaştıramazdık bile, muhakkak ki bizler Rabbimize döneceğiz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onlara bir nebi geldikçe muhakkak onunla alay ederlerdi.

    Süleyman Ateş

    Onlara hiçbir peygamber gelmezdi ki mutlaka onunla alay etmesinler.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlara hangi nebi gelse mutlaka hafife alırlardı.

    Şaban Britch

    Onlara, hiçbir peygamber gelmedi ki onunla alay etmiş olmasınlar.

    Şaban Piriş

    Onlara hiçbir peygamber gelmedi ki onunla alay etmiş olmasınlar.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Onlara bir peygamber geldiğinde mutlaka onunla alay ediyorlardı.

  8. Zuhruf suresi, 8. ayet — bütün mealleriyle aç

    Zuhruf suresi, 8. ayet. فَأَهْلَكْنَآ أَشَدَّ مِنْهُم بَطْشًا وَمَضَىٰ مَثَلُ ٱلْأَوَّلِينَ

    Diyanet İşleri

    Biz, onlardan daha çetinlerini de helak ettik. Öncekilerin örneği geçti!

    Mustafa İslamoğlu

    Sonunda, şunlardan daha güçlü kuvvetli oldukları (halde) onları da helak ettik; öncekilerin meselleri daha önce geçmişti.

    Muhammed Esed

    (sonunda) şimdikilerden daha kudretli (oldukları halde) onları silip yok ettik ve o eski toplumlar geçmişten bir iz, bir hatıra oldular.

    Ahmed Hulusi

    Bu yüzden onlardan daha güçlü olan niceleri helak ettik. . . Öncekiler ibret dolu hikayeleriyle mazi oldu!

    Ali Bulaç

    Biz de, kuvvet bakımından onlardan daha üstün olan (toplum)ları yıkıma uğrattık. Öncekilerin örneği geçti.

    Ali Özek ve heyeti

    Biz bunlardan daha zorba olanları da helâk ettik. Nitekim öncekilerde örneği geçmiştir.

    Ali Rıza Safa

    Güç yönünden onlardan daha üstün olanlarını da yıkıma uğrattık; öncekiler, geçmiş örnekler oldular.

    Bayraktar Bayraklı

    Biz, bunlardan daha kuvvetli olanları da helak ettik. Nitekim öncekilerde örneği geçmiştir.

    Edip Yüksel

    Şunlardan daha güçlülerini yok ettik. Öncekilerin örneği geçmiştir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Şunlardan daha güçlülerini yok ettik. Öncekilerin örneği geçmiştir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Onun için Biz onlardan daha sert pençelileri helak ettik. (Kur'an'da) öncekilerin misali geçti.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Onun için biz onlardan daha sert pençelileri helak ettik ve evvelkilerin meseli geçti.

    Erhan Aktaş

    Biz, güç bakımından onlardan daha üstün olanları yok ettik. Geçmişe ait örnek haline geldiler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Biz, güç bakımından onlardan daha üstün olanları yok ettik. Geçmişe ait örnek haline geldiler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Biz, güç bakımından onlardan daha üstün olanları yok ettik. Geçmişe ait örnek haline geldiler.

    Gültekin Onan

    Biz de, kuvvet bakımından onlardan daha üstün olan (toplum)ları yıkıma uğrattık. Öncekilerin örneği geçti.

    Hasan Basri Çantay

    Onun için biz kuvvetçe bunlardan daha çetinlerini helak ettik. O evvelki (ümmet) lerin misal (ler) i (nice ayetlerimizde) geçmişdir.

    İbni Kesir

    Biz, bunlardan daha güçlü olanları helak ettik. Öncekilerin misali geçti.

    Mehmet Alagaş

    (1-14) Hâ Mîm, apaçık kitap, ki biz onu Arabi bir Kur'an yaptık böylelikle belki akledersiniz, muhakkak ki O yanımızdaki yüce ve hâkim kitabın anasındadır. Siz savuran bir kavim olmanızdan dolayı hatırlatmayı / zikri , vazgeçip sizden kaldıracak mıyız? Evvelden de nice Bildiriciler / Nebiler gönderdik, evvelden Nebi olarak kimi gönderdiysek onunla dalga geçtiler, onlardan daha şiddetlilerinin tutup yakalayıp helak ettik, evvelkilerin misallerine benzer şekilde mazi oldular. Eğer ki onlara semaları ve arzı kim yarattı diye sorarsan, sana diyecekler ki onları saygıdeğer, bilen yarattı. O (Allah), yeri sizin için beşik yaptı, onda sizin için yollar yaptı böylelikle belki yolu bulursunuz. Suyu bir ayar üzere / takdir üzere indirendir, onunla ölü kasabayı dirilttik, işte böyle çıkarılırsınız. Zevcelerin / türdeş çiftlerin hepsini yaratandır, Gemi ve hayvandan binekler yapandır , s onra onlar ın üzerlerine yerleşince / binince , Rabbinizin nimetlerini hatırlayın ve deyin ki; biz im emrimize bunu âmâde kılan / hizmetimize veren üstündür, biz onu yanaştıramazdık bile, muhakkak ki bizler Rabbimize döneceğiz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Biz onlardan kuvvet itibarı ile daha çetin olanları helak ettik. Öncekilerin misali daha önce geçmiştir.

    Süleyman Ateş

    Biz de bunlardan daha güçlü olan (o kavimler)i helak ettik. Öncekilerin örneği geçti.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bunlardan daha üstün vurucu güce sahip nicelerini etkisiz hale getirdik. Öncekilerin örnekleri başka ayetlerde anlatılmıştı.

    Şaban Britch

    Onlardan daha güçlü olanları da helak ettik. Öncekilere dair örnek(ler) daha önce geçmiştir.

    Şaban Piriş

    Onlardan daha güçlü olanları da helak ettik. Öncekilerin örneği geçti.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Biz, gücü kuvveti onlardan daha üstün olanları da helak etmişizdir. Öncekilerin örneği geçti.

  9. Zuhruf suresi, 9. ayet — bütün mealleriyle aç

    Zuhruf suresi, 9. ayet. وَلَئِن سَأَلْتَهُم مَّنْ خَلَقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ لَيَقُولُنَّ خَلَقَهُنَّ ٱلْعَزِيزُ ٱلْعَلِيمُ

    Diyanet İşleri

    Andolsun, onlara, "Gökleri ve yeri kim yarattı?" diye sorsan, mutlaka, "Onları mutlak güç sahibi, hakkıyla bilen (Allah) yarattı" diyeceklerdir.

    Mustafa İslamoğlu

    Eğer onlara sormuş olsaydın "Gökleri ve yeri kim yarattı?" diye, elbet onlar da "Mutlak üstün ve yüce olan, eşsiz bilgi sahibi yarattı!" derlerdi.

    Muhammed Esed

    İşte böyle, şayet onlara da "Gökleri ve yeri yaratan kimdir?" diye sorarsan hiç tereddüt etmeden "Kudret Sahibi Olan, Her Şeyi Bilen (Allah)tır." cevabını verecekler.

    Ahmed Hulusi

    Yemin olsun ki eğer onlara: "Semaları ve arzı kim yarattı?" diye sorsan, elbette: "Onları, Aziyz ve Aliym olan yarattı" diyecekler.

    Ali Bulaç

    Andolsun, onlara: "Gökleri ve yeri kim yarattı?" diye soracak olsan, tartışmasız: "Onları üstün ve güçlü (aziz) olan, bilen (Allah) yarattı" diyecekler.

    Ali Özek ve heyeti

    Andolsun ki, onlara gökleri ve yeri kim yarattı? diye sorsan; «Onları şüphesiz güçlü olan, her şeyi bilen Allah yarattı» derler.

    Ali Rıza Safa

    Oysa aslında, "Gökleri ve yeryüzünü kim yarattı?" diye onlara sorarsan, kesinlikle, şöyle diyecekler: "Üstün Olan; Bilen yarattı!"

    Bayraktar Bayraklı

    Onlara, "Gökleri ve yeri kim yarattı?" diye soracak olursan; "Kesinlikle onları her şeye gücü yeten ve her şeyi bilen Allah yarattı" diye cevap vereceklerdir.

    Edip Yüksel

    Onlara, "Gökleri ve yeri kim yarattı?" diye sorsan, "Onları, Üstün ve her şeyi bilen yarattı" diyeceklerdir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onlara, 'Gökleri ve yeri kim yarattı?' diye sorsan, 'Onları, Üstün ve herşeyi bilen yarattı,' diyeceklerdir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Andolsun ki onlara: "Gökleri ve yeri kim yarattı?" diye sorsan elbette: "Onları O çok güçlü ve herşeyi bilen yarattı." derler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Celalim hakkı için sorsan onlara o Gökleri ve Yeri kim yarattı? Elbette diyecekler: onları o aziz, alim yarattı

    Erhan Aktaş

    Müşriklere: "Gökleri ve yeri kim yarattı?" diye sorsan, kesinlikle: "Onları Mutlak Üstün Olan, Her Şeyi Bilen yarattı." diyecekler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Müşriklere: "Gökleri ve yeri kim yarattı?" diye sorsan, kesinlikle: "Onları Mutlak Üstün Olan, Her Şeyi Bilen yarattı." diyecekler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Müşriklere: "Gökleri ve yeri kim yarattı?" diye sorsan, kesinlikle: "Onları Mutlak Üstün Olan, Her Şeyi Bilen yarattı." diyecekler.

    Gültekin Onan

    Andolsun, onlara: "Gökleri ve yeri kim yarattı?" diye soracak olsan, tartışmasız: "Onları üstün ve güçlü (aziz) olan, bilen (Tanrı) yarattı" diyecekler.

    Hasan Basri Çantay

    Andolsun ki eğer onlara "Gökleri, yeri kim yaratdı?" (diye) sorarsan elbette "Onları O mutlak gaalib, O (her şey'i) hakkıyle bilen (Allah) yaratdı" derler.

    İbni Kesir

    Andolsun ki; onlara: Gökleri ve yeri kim yarattı? diye sorsan, muhakkak: Onları Aziz, Alim yaratmıştır, diyeceklerdir.

    Mehmet Alagaş

    (1-14) Hâ Mîm, apaçık kitap, ki biz onu Arabi bir Kur'an yaptık böylelikle belki akledersiniz, muhakkak ki O yanımızdaki yüce ve hâkim kitabın anasındadır. Siz savuran bir kavim olmanızdan dolayı hatırlatmayı / zikri , vazgeçip sizden kaldıracak mıyız? Evvelden de nice Bildiriciler / Nebiler gönderdik, evvelden Nebi olarak kimi gönderdiysek onunla dalga geçtiler, onlardan daha şiddetlilerinin tutup yakalayıp helak ettik, evvelkilerin misallerine benzer şekilde mazi oldular. Eğer ki onlara semaları ve arzı kim yarattı diye sorarsan, sana diyecekler ki onları saygıdeğer, bilen yarattı. O (Allah), yeri sizin için beşik yaptı, onda sizin için yollar yaptı böylelikle belki yolu bulursunuz. Suyu bir ayar üzere / takdir üzere indirendir, onunla ölü kasabayı dirilttik, işte böyle çıkarılırsınız. Zevcelerin / türdeş çiftlerin hepsini yaratandır, Gemi ve hayvandan binekler yapandır , s onra onlar ın üzerlerine yerleşince / binince , Rabbinizin nimetlerini hatırlayın ve deyin ki; biz im emrimize bunu âmâde kılan / hizmetimize veren üstündür, biz onu yanaştıramazdık bile, muhakkak ki bizler Rabbimize döneceğiz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onlara: "Gökleri ve yeri kim yarattı?" diye sorsan: "Onları, Azîz ve Alîm olan (Allah) yarattı." derler.

    Süleyman Ateş

    Andolsun onlara: "Gökleri ve yeri kim yarattı?" diye sorsan elbette diyecekler ki: "Onları, çok üstün, çok bilen (Allah) yarattı."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlara: "Gökleri ve yeri kim yarattı?" diye sorarsan, tereddüt etmeden, "Üstün ve bilgili olan Allah yarattı" derler.

    Şaban Britch

    Onlara: Gökleri ve yeri kim yarattı? diye sorsan: Onları, Aziz ve Alim olan Allah yarattı derler.

    Şaban Piriş

    Onlara: -Gökleri ve yeri kim yarattı? diye sorsan: -Onları, güçlü ve bilgin olan Allah yarattı derler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yemin olsun, eğer onlara, "Gökleri ve yeri kim yarattı?" diye sorsan, kesinlikle şöyle diyeceklerdir: "Onları, Aziz ve Alim olan yarattı!"

  10. Zuhruf suresi, 10. ayet — bütün mealleriyle aç

    Zuhruf suresi, 10. ayet. ٱلَّذِى جَعَلَ لَكُمُ ٱلْأَرْضَ مَهْدًا وَجَعَلَ لَكُمْ فِيهَا سُبُلًا لَّعَلَّكُمْ تَهْتَدُونَ

    Diyanet İşleri

    O, yeryüzünü size beşik yapan ve gideceğiniz yere ulaşasınız diye sizin için orada yollar var edendir.

    Mustafa İslamoğlu

    (İşte) yeri sizin için beşik yapan da, yolunuzu bulasınız diye orada sizin için yollar var eden de O'dur.

    Muhammed Esed

    Yeri sizin için bir beşik yapan ve üzerinde (geçiminizi kazanma) yolları var eden O'dur; umulur ki doğru yolu (seçer ve onu) izlersiniz.

    Ahmed Hulusi

    O ki, arzı (bedeni) sizin için (içinde gelişeceğiniz) beşik kıldı ve hakikate eresiniz diye onda sizin için (düşünce akımları - meşreblere göre) yollar oluşturdu.

    Ali Bulaç

    Ki O, yeri sizin için bir beşik kıldı ve doğru yolu bulursunuz diye onda size (birtakım) yollar var etti.

    Ali Özek ve heyeti

    O, size yeri beşik kılmış ve doğru gidesiniz diye yeryüzünde size yollar yaratmıştır.

    Ali Rıza Safa

    O, yeryüzünü, sizin için beşik yapmış ve orada sizin için yollar yapmıştır; belki doğru yola erişirsiniz diye.

    Bayraktar Bayraklı

    Allah, yeri size beşik yapmış ve doğru gidesiniz diye yeryüzünde size yollar yaratmıştır.

    Edip Yüksel

    O ki, yeryüzünü oturmanıza elverişli kıldı ve doğru gitmeniz için sizin için orada yollar açtı.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    O ki, yeryüzünü oturmanıza elverişli kıldı ve doğru gitmeniz için sizin için orada yollar açtır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    O ki, yeryüzünü sizin için bir beşik yaptı ve doğru gidesiniz diye size yollar açtı.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    O ki Arzı sizin için bir beşik yaptı ve doğru gidesiniz diye size yollar açtı

    Erhan Aktaş

    O, yeryüzünü sizin için beşik dipnot 1 yaptı. Orada sizin için yollar yaptı dipnot 2 . Umulur ki hidayete erersiniz. dipnot 3

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yaşama ve geçinme yeri.
    2. metne dön, dipnot 2
      Geçinme kaynakları, geçim yolları. Ayette, yer alan sebil kelimesine, "kara yolu" anlamı verildiği için "gitmeniz için yollar var etti" diye çeviri yapılmaktadır. Oysaki sebil, karayolu anlamında "yol" demek değildir. Sebil: "iki şey arasından birini seçmek anlamında "tercih edilen yol" demektir.
    3. metne dön, dipnot 3
      Yaşamınızı doğru yoldan temin edersiniz. Hidayet, Gerçeğe yönelmek, gerçeği kavramak, gerçeğe ve doğruya ulaşmak demektir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    O, yeryüzünü sizin için beşik dipnot 1 yaptı. Orada sizin için yollar yaptı dipnot 2 . Umulur ki hidayete eresiniz. dipnot 3

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yaşama ve geçinme yeri.
    2. metne dön, dipnot 2
      Geçinme kaynakları, geçim yolları. Ayette, yer alan sebil sözcüğüne, "kara yolu" anlamı verildiği için "gitmeniz için yollar var etti" diye çeviri yapılmaktadır. Oysaki sebil, karayolu anlamında "yol" demek değildir. Sebil: "iki şey arasından birini seçmek anlamında "tercih edilen yol" demektir.
    3. metne dön, dipnot 3
      Yaşamınızı doğru yoldan temin edersiniz. Hidayet, Gerçeğe yönelmek, gerçeği kavramak, gerçeğe ve doğruya ulaşmak demektir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    O, yeryüzünü sizin için beşik dipnot 1 yaptı. Orada yollar yaptı dipnot 2 . Umulur ki hidayete eresiniz. dipnot 3

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yaşama ve geçinme yeri.
    2. metne dön, dipnot 2
      Geçinme kaynakları, geçim yolları. Ayette, yer alan sebil sözcüğüne, " kara yolu" anlamı verildiği için "gitmeniz için yollar var etti" diye çeviri yapılmaktadır. Oysaki sebil, karayolu anlamında "yol" demek değildir. Sebil: "iki şey arasından birini seçmek anlamında "tercih edilen yol" demektir. Yani, Hakk ve Batıl, iyi ve kötü, doğru ve yanlış "yoldan birini tercih etmek" anlamına gelmektedir.
    3. metne dön, dipnot 3
      Yaşamınızı doğru yoldan temin edersiniz. Hidayet, sözcük olarak doğru yol, doğru yolda olmak, doğru yolu seçmek demektir.

    Gültekin Onan

    Ki O, yeri sizin için bir beşik kıldı ve doğru yolu bulursunuz diye onda size (birtakım) yollar var etti.

    Hasan Basri Çantay

    (O Allah ki) yeri sizin için bir beşik yapmış, onda, doğru gidesiniz diye, yollar açmışdır.

    İbni Kesir

    O ki; yeri, sizin için bir beşik kılmış, doğru gidesiniz diye orada yollar var etmiştir.

    Mehmet Alagaş

    (1-14) Hâ Mîm, apaçık kitap, ki biz onu Arabi bir Kur'an yaptık böylelikle belki akledersiniz, muhakkak ki O yanımızdaki yüce ve hâkim kitabın anasındadır. Siz savuran bir kavim olmanızdan dolayı hatırlatmayı / zikri , vazgeçip sizden kaldıracak mıyız? Evvelden de nice Bildiriciler / Nebiler gönderdik, evvelden Nebi olarak kimi gönderdiysek onunla dalga geçtiler, onlardan daha şiddetlilerinin tutup yakalayıp helak ettik, evvelkilerin misallerine benzer şekilde mazi oldular. Eğer ki onlara semaları ve arzı kim yarattı diye sorarsan, sana diyecekler ki onları saygıdeğer, bilen yarattı. O (Allah), yeri sizin için beşik yaptı, onda sizin için yollar yaptı böylelikle belki yolu bulursunuz. Suyu bir ayar üzere / takdir üzere indirendir, onunla ölü kasabayı dirilttik, işte böyle çıkarılırsınız. Zevcelerin / türdeş çiftlerin hepsini yaratandır, Gemi ve hayvandan binekler yapandır , s onra onlar ın üzerlerine yerleşince / binince , Rabbinizin nimetlerini hatırlayın ve deyin ki; biz im emrimize bunu âmâde kılan / hizmetimize veren üstündür, biz onu yanaştıramazdık bile, muhakkak ki bizler Rabbimize döneceğiz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    O, yeryüzünü size beşik yapan ve gideceğiniz yere ulaşasınız diye sizin için orada yollar var edendir.

    Süleyman Ateş

    O yeri sizin için beşik kıldı ve varacağınız yere gitmeniz için yeryüzünde size yollar yaptı.

    Süleymaniye Vakfı

    O, yeryüzünü sizin için bir beşik dipnot 1 yapan ve gideceğiniz yere ulaşmanız için orada yollar oluşturandır dipnot 2 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Taha 20/53, Zariyat 51/48, Nebe 78/6. Dünyanın beşik olması iki yana eğilmesini gerektirir. Eğilme şekline göre ekvatorun bir tarafı güneşin karşısına geçerken diğer tarafı uzakta kalır. Güneş ışınlarının, yılın bir bölümünde dünyanın kuzeyine, bir bölümünde de güneyine daha dik gelmesi bundandır.
    2. metne dön, dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Yeryüzünü size beşik gibi yapan ve hedefinize ulaşmanız için orada yollar oluşturan O'dur.

    Şaban Britch

    O, sizin için yeri bir beşik kıldı, orada doğru yolu bulasınız diye yollar yaptı.

    Şaban Piriş

    O, sizin için, yeri bir beşik kıldı, orada doğru yolu bulasınız diye yollar yaptı.

    Yaşar Nuri Öztürk

    O, yerküreyi size bir beşik yaptı. Ve onda sizler için yollar oluşturdu ki, varacağınız yere varabilesiniz.

  11. Zuhruf suresi, 11. ayet — bütün mealleriyle aç

    Zuhruf suresi, 11. ayet. وَٱلَّذِى نَزَّلَ مِنَ ٱلسَّمَآءِ مَآءًۢ بِقَدَرٍ فَأَنشَرْنَا بِهِۦ بَلْدَةً مَّيْتًا كَذَٰلِكَ تُخْرَجُونَ

    Diyanet İşleri

    O, gökten bir ölçüye göre yağmur indirendir. Biz onunla ölü araziyi canlandırdık. İşte siz de, böyle diriltileceksiniz.

    Mustafa İslamoğlu

    Gökten suyu bir ölçüye göre sürekli indiren de O'dur: Bunun sonunda Biz (nasıl) ölü toprağı yeniden diriltiyorsak, işte siz de (öldükten sonra) böyle çıkarılacaksınız.

    Muhammed Esed

    O'dur gökten gerekli miktarda suyu tekrar tekrar indiren; işte, Biz (nasıl) onunla ölü toprağa hayat veriyorsak, siz de böyle (öldükten sonra) yeniden sahneye çıkarılacaksınız.

    Ahmed Hulusi

    O ki, semadan ölçülü olarak bir su (ilim) indirdi. . . Onunla ölü bir beldeyi (bilinci) dirilttik! Böylece (kabirlerden - bedenlerden) çıkarılırsınız.

    Ali Bulaç

    Ki O, belli bir miktar ile gökten su indirdi de, onunla ölü bir memleketi 'dirilttik (ve her yanına yeniden hayat) yaydık'; siz de böyle (kabirlerinizden diriltilip) çıkarılacaksınız.

    Ali Özek ve heyeti

    Gökten bir ölçüye göre suyu indiren O’dur. Biz onunla (kupkuru), ölü memlekete hayat veririz. İşte siz de böylece (mezarlarınızdan) çıkarılacaksınız.

    Ali Rıza Safa

    Ve O, belirlenmiş bir ölçüye göre gökten su indirmiştir. Böylece, ölü bir yöreyi onunla canlandırırız. İşte, siz de böyle çıkarılacaksınız. dipnot 420

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 420
      İşte, bir bilgi ayeti: Yağmur her yıl aynı ölçüde yeryüzüne yağar. Bu ölçü, saniyede yaklaşık on altı milyon ton, yılda ise beş yüz milyar tondur. Aynı ölçüde su gökyüzüne doğru buharlaşır. Yeryüzünün çevre dengesinin sağlanması için, bu değerlerin değişmez olmasının önemi çok büyüktür.

    Bayraktar Bayraklı

    Gökten gerekli ölçüde tekrar tekrar suyu indiren Allah'tır. Biz o su ile ölü topraklara hayat veririz. İşte siz de böyle çıkarılacaksınız.

    Edip Yüksel

    O ki gökten bir ölçüye göre su indirdi. Nitekim onunla ölü bir ülkeyi dirilttik. İşte böyle çıkarılırsınız.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    O ki gökten bir ölçüye göre su indirdi de onunla ölü bir ülkeyi dirilttik. İşte böyle çıkarılırsınız.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    O ki bir ölçü ile yukarıdan su indirmekte ve onunla ölü bir beldeye hayat neşretmekteyiz, işte siz de (kabirlerinizden) öyle çıkarılacaksınız.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve o ki yukarıdan bir mikdar ile bir su indirmekte ve onunla ölü bir beldeye hayat neşretmekteyiz, işte siz de öyle çıkarılacaksınız

    Erhan Aktaş

    O, bir ölçüye göre gökten su indirendir. Sonra, onunla ölü bir beldeyi canlandırdık. İşte siz de böyle yeniden diriltileceksiniz.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    O, bir ölçüye göre gökten su indirendir. Sonra, onunla ölü bir beldeyi canlandırdık. İşte siz de böyle yeniden diriltileceksiniz.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    O, bir ölçüye göre gökten su indirendir. Sonra, onunla ölü bir beldeyi canlandırdık. İşte siz de böyle yeniden diriltileceksiniz.

    Gültekin Onan

    Ki O, belli bir miktar ile gökten su indirdi de, onunla ölü bir memleketi dirilttik (ve her yanına yeniden hayat) yaydık; siz de böyle (kabirlerinizden diriltilip) çıkarılacaksınız.

    Hasan Basri Çantay

    (O Allah ki) gökden bir ölçü ile su indirmişdir. İşte biz onunla ölü bir memlekete can verdik. Sizde böylece (kabirlerinizden diriltilib) çıkarılacaksınız.

    İbni Kesir

    O ki; gökten bir ölçüye göre su indirmiştir. İşte Biz, onunla ölü bir memleketi dirilttik, siz de böylece çıkarılacaksınız.

    Mehmet Alagaş

    (1-14) Hâ Mîm, apaçık kitap, ki biz onu Arabi bir Kur'an yaptık böylelikle belki akledersiniz, muhakkak ki O yanımızdaki yüce ve hâkim kitabın anasındadır. Siz savuran bir kavim olmanızdan dolayı hatırlatmayı / zikri , vazgeçip sizden kaldıracak mıyız? Evvelden de nice Bildiriciler / Nebiler gönderdik, evvelden Nebi olarak kimi gönderdiysek onunla dalga geçtiler, onlardan daha şiddetlilerinin tutup yakalayıp helak ettik, evvelkilerin misallerine benzer şekilde mazi oldular. Eğer ki onlara semaları ve arzı kim yarattı diye sorarsan, sana diyecekler ki onları saygıdeğer, bilen yarattı. O (Allah), yeri sizin için beşik yaptı, onda sizin için yollar yaptı böylelikle belki yolu bulursunuz. Suyu bir ayar üzere / takdir üzere indirendir, onunla ölü kasabayı dirilttik, işte böyle çıkarılırsınız. Zevcelerin / türdeş çiftlerin hepsini yaratandır, Gemi ve hayvandan binekler yapandır , s onra onlar ın üzerlerine yerleşince / binince , Rabbinizin nimetlerini hatırlayın ve deyin ki; biz im emrimize bunu âmâde kılan / hizmetimize veren üstündür, biz onu yanaştıramazdık bile, muhakkak ki bizler Rabbimize döneceğiz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    O, gökten bir ölçüyle su indirendir. Onunla ölü bir beldeyi canlandırdık. Siz de işte böyle çıkarılacaksınız.

    Süleyman Ateş

    Gökten bir ölçü ile su indirdi de, onunla ölü bir ülkeyi canlandırdık. İşte siz de öyle (canlandırılıp) çıkarılacaksınız.

    Süleymaniye Vakfı

    O, gökten bir ölçüye göre su indirendir. Onunla ölü bir beldeyi canlandırır dipnot 1 . Siz de (öldükten sonra topraktan) aynı şekilde çıkarılacaksınız dipnot 2 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayette iltifat sanatı kullanılmıştır. Sözlükte eğmek /bükmek /çevirmek anlamındaki left (لفت) kökünden türeyen iltifat, bir şeyi yöneldiği taraftan başka bir tarafa çevirmek anlamına gelir. Terim olarak iltifat, üslupla ilgili edebi bir sanattır. Kullanıldığı yerlerde ifadeye tehdit ve korkutma, tenbih, kınama, silkeleme, uyarma ve hatırlatma, sebep gösterme, talebin önemini ifade etme gibi anlamlar katar. Dinleyicinin ilgi ve dikkatini canlı tutmayı sağlar. İltifat; kişide, tekillik-çoğullukta ve zamanda yapılabilir. Türkçede de benzer amaçlarla, konuşurken kişi değiştirme, tekil kişiyi çoğul zamirle ifade etme ve kipte değişiklik yapma vardır; ancak her dilin dinamikleri kendine özgü olduğu için bir dilden başka bir dile çeviri yapılırken aynı anlam inceliklerini yansıtmak her zaman mümkün olmaz. Bu yüzden mealimizde Kur'an'da geçen iltifat sanatlı söyleyişler, Türkçede daha iyi anlaşılması amacıyla yer yer lafzen değil, manen aktarılmıştır.
    2. metne dön, dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    O, gökten bir ölçüye göre su indiren Allah'tır. Onunla ölü bir bölgeyi diriltiriz. Kabirlerinizden de böyle çıkarılacaksınız.

    Şaban Britch

    O, gökten bir ölçüyle su indirendir. Onunla ölü bir beldeyi canlandırdık. Siz de işte böyle çıkarılacaksınız.

    Şaban Piriş

    O, gökten bir ölçüyle su indirendir. Onunla ölü bir beldeyi canlandırdık. Sizde işte böyle çıkarılacaksınız.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Gökten bir ölçüye bağlı olarak/bir kaderle su indirmiştir O. O suyla biz ölü bir beldeyi hayata kavuşturduk. İşte siz de böyle çıkarılacaksınız.

  12. Zuhruf suresi, 12. ayet — bütün mealleriyle aç

    Zuhruf suresi, 12. ayet. وَٱلَّذِى خَلَقَ ٱلْأَزْوَٰجَ كُلَّهَا وَجَعَلَ لَكُم مِّنَ ٱلْفُلْكِ وَٱلْأَنْعَٰمِ مَا تَرْكَبُونَ

    Diyanet İşleri

    (12-14) O, bütün çiftleri yaratan, üzerlerine kurulasınız, sonra da, kurulduğunuzda, Rabbinizin nimetini hatırlayasınız ve "Bunu hizmetimize veren Allah'ın şanı yücedir. Bunlara bizim gücümüz yetmezdi. Şüphesiz biz Rabbimize döneceğiz" diyesiniz diye sizin için bindiğiniz gemileri ve hayvanları yaratandır.

    Mustafa İslamoğlu

    Ve bütün (varlığı) çift kutuplu ve zıddıyla yaratan O'dur; başta gemiler ve hayvanlar olmak üzere, bindiğiniz her şeyi var eden O'dur:

    Muhammed Esed

    Ve O bütün karşıtları (da) yaratandır. O'dur bütün gemileri ve hayvanları binmeniz için sizin hizmetinize veren;

    Ahmed Hulusi

    O ki, bütün çiftleri (gen çift sarmalını) yarattı ve sizin için gemilerden (bilinçler) ve en'amdan (biyolojik beden) bindiğiniz şeyleri oluşturdu.

    Ali Bulaç

    Ki O, bütün çiftleri yarattı ve sizin için gemilerden ve hayvanlardan bineceğiniz şeyleri var etti.

    Ali Özek ve heyeti

    Bütün çiftleri O yaratmıştır. Ve size bineceğiniz gemiler ve hayvanlar vâretmiştir ki,

    Ali Rıza Safa

    O, tüm çiftleri de yaratmıştır. Ve sizin için, gemilerden ve hayvanlardan binekler yapmıştır.

    Bayraktar Bayraklı

    Bütün çiftleri O yaratmıştır; gemileri ve hayvanları binmeniz için hizmetinize vermiştir.

    Edip Yüksel

    O ki bütün çiftleri yarattı ve binesiniz diye sizin için gemiler ve çiftlik hayvanları yarattı.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    O ki bütün çiftleri yarattı ve binesiniz diye sizin için gemiler ve çiftlik hayvanları yarattı.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ve O ki bütün çiftleri yarattı ve sizin için gemilerden ve yumuşak hayvanlardan bineceğiniz şeyler yaptı.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve o ki bütün çiftleri yarattı ve sizin için gemilerden ve yumuşak hayvanlardan bineceğiniz şeyler yaptı

    Erhan Aktaş

    Her şeyi çift yarattı dipnot 1 . Gemilerden ve hayvanlardan binekler kıldı.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Her şey çift yaratılmıştır: Erkek–dişi, iyi-kötü, siyah–beyaz, sıcak-soğuk, İman-Küfür, madde-mana, hayat-ölüm, sevgi-nefret, cömertlik-cimrilik…

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Her şeyi çift yarattı. dipnot 1 Gemilerden ve hayvanlardan binekler kıldı.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Her şey çift yaratılmıştır: Erkek-dişi, iyi-kötü, siyah-beyaz, sıcak-soğuk, iman-küfür, madde-mana, hayat-ölüm, sevgi-nefret, cömertlik-cimrilik...

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Her şeyi çift yarattı. dipnot 1 Gemilerden ve hayvanlardan binekler kıldı.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Evrendeki bütün varlıklar çift yaratılmıştır: Erkek–dişi, iyi-kötü, siyah–beyaz, sıcak-soğuk, iman-küfür, madde-mana, hayat-ölüm, sevgi-nefret, cömertlik-cimrilik…

    Gültekin Onan

    Ki O, bütün çiftleri yarattı ve sizin için gemilerden ve hayvanlardan bineceğiniz şeyleri var etti.

    Hasan Basri Çantay

    (O Allah ki) bütün (mahlukları) sınıf sınıf yaratmış, sizin için gemilerden, hayvanlardan bineceğiniz şeyleri meydana getirmişdir.

    İbni Kesir

    Ve O ki; bütün çiftleri yaratmıştır. Sizin için bineceğiniz gemiler ve davarlar var etmiştir.

    Mehmet Alagaş

    (1-14) Hâ Mîm, apaçık kitap, ki biz onu Arabi bir Kur'an yaptık böylelikle belki akledersiniz, muhakkak ki O yanımızdaki yüce ve hâkim kitabın anasındadır. Siz savuran bir kavim olmanızdan dolayı hatırlatmayı / zikri , vazgeçip sizden kaldıracak mıyız? Evvelden de nice Bildiriciler / Nebiler gönderdik, evvelden Nebi olarak kimi gönderdiysek onunla dalga geçtiler, onlardan daha şiddetlilerinin tutup yakalayıp helak ettik, evvelkilerin misallerine benzer şekilde mazi oldular. Eğer ki onlara semaları ve arzı kim yarattı diye sorarsan, sana diyecekler ki onları saygıdeğer, bilen yarattı. O (Allah), yeri sizin için beşik yaptı, onda sizin için yollar yaptı böylelikle belki yolu bulursunuz. Suyu bir ayar üzere / takdir üzere indirendir, onunla ölü kasabayı dirilttik, işte böyle çıkarılırsınız. Zevcelerin / türdeş çiftlerin hepsini yaratandır, Gemi ve hayvandan binekler yapandır , s onra onlar ın üzerlerine yerleşince / binince , Rabbinizin nimetlerini hatırlayın ve deyin ki; biz im emrimize bunu âmâde kılan / hizmetimize veren üstündür, biz onu yanaştıramazdık bile, muhakkak ki bizler Rabbimize döneceğiz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    O bütün çiftleri yaratmış ve sizin için gemilerden ve hayvanlardan bineceğiniz şeyleri var etmiştir.

    Süleyman Ateş

    O bütün çiftleri yarattı ve size bineceğiniz gemiler ve hayvanlar var etti,

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    O, bütün çiftleri yaratan Allah'tır. Size en'amdan dipnot 1 ve gemilerden binekler yapmıştır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Koyun, keçi, sığır, deve

    Şaban Britch

    O, bütün çiftleri yaratan, sizin gemi ve hayvanlardan üzerine bindiğiniz şeyleri var edendir.

    Şaban Piriş

    O, bütün çiftleri yaratan, sizin gemi ve hayvanlardan üzerine bindiğiniz şeyleri var edendir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Tüm çiftleri de yaratan O'dur. Ve O, sizin için gemilerden ve hayvanlardan binmekte olduğunuz şeylere de vücut verdi;

  13. Zuhruf suresi, 13. ayet — bütün mealleriyle aç

    Zuhruf suresi, 13. ayet. لِتَسْتَوُۥا۟ عَلَىٰ ظُهُورِهِۦ ثُمَّ تَذْكُرُوا۟ نِعْمَةَ رَبِّكُمْ إِذَا ٱسْتَوَيْتُمْ عَلَيْهِ وَتَقُولُوا۟ سُبْحَٰنَ ٱلَّذِى سَخَّرَ لَنَا هَٰذَا وَمَا كُنَّا لَهُۥ مُقْرِنِينَ

    Diyanet İşleri

    (12-14) O, bütün çiftleri yaratan, üzerlerine kurulasınız, sonra da, kurulduğunuzda, Rabbinizin nimetini hatırlayasınız ve "Bunu hizmetimize veren Allah'ın şanı yücedir. Bunlara bizim gücümüz yetmezdi. Şüphesiz biz Rabbimize döneceğiz" diyesiniz diye sizin için bindiğiniz gemileri ve hayvanları yaratandır.

    Mehmet Okuyan

    Böylece onların (hayvanların) sırtına binip (gemilerin) üzerlerine yerleşince, Rabbinizin nimetini anarak şöyle diyesiniz diye: "Bunu bizim hizmetimize veren (Allah) yücedir, (yoksa) biz bunları (hizmetimize) yanaştıramazdık.

    Mustafa İslamoğlu

    Bu sayede sırtlarına kurulup hükmedesiniz; ve onlara hükmettiğiniz her zaman da, Rabbinizin nimetini anıp şöyle diyesiniz: "Bütün bunları bizim yararımıza bir yasaya bağlayan Allah'ın şanı ne yücedir; aksi halde bizim gücümüz buna asla yetmezdi.

    Muhammed Esed

    böyle yapar ki onlara hükmedesiniz ve ne zaman onlardan yararlanırsanız Rabbinizin nimetlerini hatırlayıp "(Bütün) bunları bizim hizmetimize veren O ne yücedir, çünkü (O olmasaydı) biz bunu elde edemezdik;

    Ahmed Hulusi

    Ki, sırtlarına kurulasınız, sonra onun üzerine yerleştiğinizde Rabbinizin nimetini zikredesiniz ve: "Bunu bize kullandıran Subhandır! (Yoksa) biz bunu değerlendiremezdik" diyesiniz.

    Ali Bulaç

    Onların sırtlarına binip doğrulmanız, sonra doğrulduğunuz zaman, Rabbinizin nimetini zikretmeniz ve: "Bunlara bizim için boyun eğdiren (Allah) ne yücedir, yoksa biz bunu (kendi hizmetimize) yanaştıramazdık" demeniz için.

    Ali Özek ve heyeti

    böylece onların sırtına binip üzerlerine yerleşince, Rabbinizin nimetini anarak: Bunu bizim hizmetimize vereni tesbih ve takdis ederiz, yoksa biz bunlara güç yetiremezdik, diyesiniz.

    Ali Rıza Safa

    Onların sırtına binmeniz için. Sonra, onların üzerine bindiğinizde, Efendinizin nimetlerini anın ve şunu söyleyin: "Bunları hizmetimize veren, tüm yakıştırmalardan ayrıktır. Çünkü biz, bunu elde edemezdik!"

    Bayraktar Bayraklı

    Onların sırtına kurulasınız ve üzerlerine yerleştiğinizde, Rabbinizin nimetini hatırlayarak şöyle diyesiniz diye, "Bunları bizim emrimize veren Allah, her türlü eksiklikten uzaktır. Aksi takdirde biz bunları emrimizin altına alamazdık."

    Edip Yüksel

    Ki onların üstüne binesiniz ve onlara bindiğiniz zaman Efendinizin size olan nimetini düşünerek şunları diyesiniz: "Bunu bizim emrimize veren çok yücedir. Onları kendi başımıza kontrol altına alamazdık."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ki onların üstüne binesiniz ve onlara bindiğiniz zaman Rabbinizin size olan nimetini düşünerek şunları diyesiniz: 'Bunu bizim emrimize veren çok yücedir. Onları kendi başımıza kontrol altına alamazdık.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ki, sırtlarına kurulasınız sonra üzerlerine yerleştiğinizde Rabbinizin nimetini anıp şöyle diyesiniz: "Ne yücedir O Allah ki, bunu bizim hizmetimize vermiş; yoksa biz bunu yanaştıramazdık (kendimize boyun eğdiremezdik).

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ki sırtlarına kurulasınız, sonra üzerine kurulduğunuzda rabbınızın ni'metini anıp diyesiniz: tenzih o sübhane ki bunu bize müsahhar kılmış, yoksa biz bunu yanaştıramazdık

    Erhan Aktaş

    Üzerlerine binip, onlardan yararlanınca, Rabb'inizin verdiği nimetleri anarak: "Bunları, hizmetimize veren Allah ne yücedir; yoksa bizim bunlara gücümüz yetmezdi." deyin.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Üzerlerine binip, onlardan yararlanınca, Rabb'inizin verdiği nimetleri anarak: "Bunları, hizmetimize veren Allah ne yücedir; yoksa bizim bunlara gücümüz yetmezdi." deyin.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Üzerlerine binip, onlardan yararlanınca, Rabb'inizin verdiği nimetleri anarak: "Bunları, hizmetimize veren Allah ne yücedir; yoksa bizim bunlara gücümüz yetmezdi." deyin.

    Gültekin Onan

    Onların sırtlarına binip doğrulmanız, sonra doğrulduğunuz zaman, rabbinizin nimetini zikretmeniz ve: "Bunlara bizim için boyun eğdiren (Tanrı) ne yücedir, yoksa biz bunu (kendi hizmetimize) yanaştıramazdık" demeniz için.

    Hasan Basri Çantay

    (13-14) Taki sırtlarında karaar kılasınız, sonra üzerlerine yerleşince (kalblerinizle) Rabbinizin ni'metini iyice düşünesiniz ve (dilinizle de) "Bunları bize rameden Allahın şanı ne yücedir, münezzehdir. Yoksa biz bunlara güc yetiremezdik. Biz herhalde, ancak Rabbimize dönüb gidicileriz", diyesiniz.

    İbni Kesir

    Ta ki bunların üzerine oturunca, Rabbınızın nimetini anarak: Bunları bize müsahhar kılan ne yücedir, yoksa biz bunlara güç yetiremezdik, diyesiniz.

    Mehmet Alagaş

    (1-14) Hâ Mîm, apaçık kitap, ki biz onu Arabi bir Kur'an yaptık böylelikle belki akledersiniz, muhakkak ki O yanımızdaki yüce ve hâkim kitabın anasındadır. Siz savuran bir kavim olmanızdan dolayı hatırlatmayı / zikri , vazgeçip sizden kaldıracak mıyız? Evvelden de nice Bildiriciler / Nebiler gönderdik, evvelden Nebi olarak kimi gönderdiysek onunla dalga geçtiler, onlardan daha şiddetlilerinin tutup yakalayıp helak ettik, evvelkilerin misallerine benzer şekilde mazi oldular. Eğer ki onlara semaları ve arzı kim yarattı diye sorarsan, sana diyecekler ki onları saygıdeğer, bilen yarattı. O (Allah), yeri sizin için beşik yaptı, onda sizin için yollar yaptı böylelikle belki yolu bulursunuz. Suyu bir ayar üzere / takdir üzere indirendir, onunla ölü kasabayı dirilttik, işte böyle çıkarılırsınız. Zevcelerin / türdeş çiftlerin hepsini yaratandır, Gemi ve hayvandan binekler yapandır , s onra onlar ın üzerlerine yerleşince / binince , Rabbinizin nimetlerini hatırlayın ve deyin ki; biz im emrimize bunu âmâde kılan / hizmetimize veren üstündür, biz onu yanaştıramazdık bile, muhakkak ki bizler Rabbimize döneceğiz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ta ki onların üstüne binerken Rabbinizin nimetini hatırlayasınız ve şöyle diyesiniz: "Emrine boyun eğdirerek bunları, bizim hizmetimize veren (Allah'ı) tesbih ve takdis ederiz. Yoksa biz bunlara güç yetiremezdik."

    Süleyman Ateş

    Ki onların sırtlarına binesiniz, sonra onlara bindiğiniz zaman Rabbinizin ni'metini anasınız ve (şöyle) diyesiniz: "Bunu bizim hizmetimize veren (Allah)ın şanı yücedir, yoksa biz bunu (hizmetimize) yanaştıramazdık."

    Süleymaniye Vakfı

    Bu, onlardan birinin üzerine kurulmanız, kurulduğunuzda da Rabbinizin nimetini aklınıza getirmeniz ve şöyle demeniz içindir: "Bunu hizmetimize veren Allah, bütün eksikliklerden uzaktır; yoksa biz bunu (bu gemiyi /bu hayvanı) yanımıza yaklaştıramazdık.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    (Bu binekler) üstünde rahat etmeniz içindir. Rahatladığınız zaman Rabbinizin nimetlerini hatırlamalı ve şöyle demelisiniz: "Bunları hizmetimize veren Allah'a boyun eğeriz; yoksa bunu kendiliğimizden başaramazdık.

    Şaban Britch

    Onların sırtlarına binip oturmanız, sonra da: Rabbinizin nimetlerini anmanız, onların üzerine yerleştikten sonra da: Bunu, hizmetimize veren Allah noksanlıklardan münezzehtir. Yoksa buna bizim gücümüz yetmezdi.

    Şaban Piriş

    (13-14) Onların sırtlarına bitip oturmanız, sonra da: Rabbiniz'in nimetlerini hatırlamanız, onlara yerleştikten sonra da: -Bunu, hizmetimize veren Allah ne yücedir. Yoksa buna bizim gücümüz yetmezdi ve biz elbette Rabbimiz'e döneceğiz demeniz için..

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ki onların sırtlarına kurulasınız, sonra oraya kurulduğunuzda, Rabbinizin nimetini hatırlayıp da şöyle diyesiniz: "Adı ve kudreti yücedir bunu bizim emrimize verenin! Yoksa biz bunu kendimize yanaştıramazdık."

  14. Zuhruf suresi, 14. ayet — bütün mealleriyle aç

    Zuhruf suresi, 14. ayet. وَإِنَّآ إِلَىٰ رَبِّنَا لَمُنقَلِبُونَ

    Diyanet İşleri

    (12-14) O, bütün çiftleri yaratan, üzerlerine kurulasınız, sonra da, kurulduğunuzda, Rabbinizin nimetini hatırlayasınız ve "Bunu hizmetimize veren Allah'ın şanı yücedir. Bunlara bizim gücümüz yetmezdi. Şüphesiz biz Rabbimize döneceğiz" diyesiniz diye sizin için bindiğiniz gemileri ve hayvanları yaratandır.

    Mehmet Okuyan

    Şüphesiz ki biz sadece Rabbimize döneceğiz."

    Mustafa İslamoğlu

    Nihayet şu kesin ki biz, elbet Rabbimize döneceğiz!"

    Muhammed Esed

    o halde biz mutlaka O'na döneceğiz!" diyesiniz.

    Ahmed Hulusi

    "Doğrusu biz (sürekli dönüşerek) Rabbimize ereceğiz!"

    Ali Bulaç

    Ve biz elbette, Rabbimize çevrilip döneceğiz."

    Ali Özek ve heyeti

    Biz şüphesiz Rabbimize döneceğiz (demelisiniz).

    Ali Rıza Safa

    "Zaten kesinlikle, Efendimize döneceğiz!"

    Bayraktar Bayraklı

    "Şüphesiz biz Rabbimize döneceğiz."

    Edip Yüksel

    "Ve biz, sonunda Efendimize döneceğiz."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Ve biz, sonunda Rabbimize döneceğiz.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ve muhakkak biz dönüp dolaşıp Rabbimize varacağız."

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve her halde biz dönüp dolaşıp rabbımıza varacağız

    Erhan Aktaş

    Kuşkusuz biz, sonunda Rabb'imize döneceğiz.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Kuşkusuz biz, sonunda Rabb'imize döneceğiz.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Kuşkusuz biz, sonunda Rabb'imize döneceğiz.

    Gültekin Onan

    Ve biz elbette, rabbimize çevrilip döneceğiz (lemünkalibun).

    Hasan Basri Çantay

    (13-14) Taki sırtlarında karaar kılasınız, sonra üzerlerine yerleşince (kalblerinizle) Rabbinizin ni'metini iyice düşünesiniz ve (dilinizle de) "Bunları bize rameden Allahın şanı ne yücedir, münezzehdir. Yoksa biz bunlara güc yetiremezdik. Biz herhalde, ancak Rabbimize dönüb gidicileriz", diyesiniz.

    İbni Kesir

    Ve biz, şüphesiz Rabbımıza döneceğiz.

    Mehmet Alagaş

    (1-14) Hâ Mîm, apaçık kitap, ki biz onu Arabi bir Kur'an yaptık böylelikle belki akledersiniz, muhakkak ki O yanımızdaki yüce ve hâkim kitabın anasındadır. Siz savuran bir kavim olmanızdan dolayı hatırlatmayı / zikri , vazgeçip sizden kaldıracak mıyız? Evvelden de nice Bildiriciler / Nebiler gönderdik, evvelden Nebi olarak kimi gönderdiysek onunla dalga geçtiler, onlardan daha şiddetlilerinin tutup yakalayıp helak ettik, evvelkilerin misallerine benzer şekilde mazi oldular. Eğer ki onlara semaları ve arzı kim yarattı diye sorarsan, sana diyecekler ki onları saygıdeğer, bilen yarattı. O (Allah), yeri sizin için beşik yaptı, onda sizin için yollar yaptı böylelikle belki yolu bulursunuz. Suyu bir ayar üzere / takdir üzere indirendir, onunla ölü kasabayı dirilttik, işte böyle çıkarılırsınız. Zevcelerin / türdeş çiftlerin hepsini yaratandır, Gemi ve hayvandan binekler yapandır , s onra onlar ın üzerlerine yerleşince / binince , Rabbinizin nimetlerini hatırlayın ve deyin ki; biz im emrimize bunu âmâde kılan / hizmetimize veren üstündür, biz onu yanaştıramazdık bile, muhakkak ki bizler Rabbimize döneceğiz.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ve biz elbette Rabbimize döneceğiz." (diyesiniz)

    Süleyman Ateş

    "Biz elbette Rabbimize döneceğiz."

    Süleymaniye Vakfı

    Biz kesinlikle Rabbimize döneceğiz."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Biz (öldükten sonra) yeni bir bedenle dipnot 1 Rabbimizin (Sahibimizin) huzuruna çıkarılacağız."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "yeni bir bedenle" anlamı verdiğimiz "munkalib = مُنقَلِب" bir kalıptan bir başka kalıba girme anlamındadır.  Allah Teala şöyle buyurur: "Biz aranızda ölümü yazdık; kimse bizden kaçıp kurtulamaz. Bunu, görüntünüzü değiştirmek ve bilmediğiniz bir görüntüde sizi yeniden yapılandırmak için yazdık. Şimdiki yapınızı iyi biliyorsunuz. Keşke elinizdeki bilgileri kullanıp da aklınızı başınıza alsanız?" (Bkz. Vakıa 56/60-62)

    Şaban Britch

    Ve biz elbette Rabbimize döneceğiz demeniz için..

    Şaban Piriş

    (13-14) Onların sırtlarına bitip oturmanız, sonra da: Rabbiniz'in nimetlerini hatırlamanız, onlara yerleştikten sonra da: -Bunu, hizmetimize veren Allah ne yücedir. Yoksa buna bizim gücümüz yetmezdi ve biz elbette Rabbimiz'e döneceğiz demeniz için..

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Ve gerçekten biz, halden hale geçerek Rabbimize mutlaka döneceğiz."

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.