Zuhruf suresi · 15–25. ayetler

Meleklere kız isnadı ve atalara uyma

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Zuhruf suresi, 15. ayet — bütün mealleriyle aç

    Zuhruf suresi, 15. ayet. وَجَعَلُوا۟ لَهُۥ مِنْ عِبَادِهِۦ جُزْءًا إِنَّ ٱلْإِنسَٰنَ لَكَفُورٌ مُّبِينٌ

    Diyanet İşleri

    Böyle iken ("melekler Allah'ın kızlarıdır" demek suretiyle) kullarından bir kısmını O'nun parçası saydılar. Şüphesiz insan apaçık bir nankördür.

    Mehmet Okuyan

    Onlar (müşrikler), kullarından bir kısmını O'nun (Allah'ın) bir parçası saydılar. Şüphesiz ki (müşrik) insan, apaçık bir nankördür. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bazı hristiyanlar Hz. İsa'nın (Mâide 5:17, 72, 73; Tevbe 9:30), bazı yahudiler Hz. Üzeyir'in (Tevbe 9:30I, hatta bazı yahudi ve hristiyanlar bizzat kendilerinin "Yüce Allah'ın oğlu" (Mâide 5:18) olduklarını iddia ediyorlardı. Bazı mecusilerin "Hürmüz ve Ehremen Allah'ın oğullarıdır" şeklinde bir kabulü olduğu iddia edilmektedir (Yazır, [Hak Dini Kur'an Dili], III, 480-482). Bunlara ilave olarak Mekkeli müşrikler de melekleri Yüce Allah'ın kızları sanıyorlardı. Cinlerle Allah arasında soy bağı olduğunu iddia ediyorlardı. Kur'an bütün bu iddiaları kökten reddetmekte ve böyle inananları da kâfir olarak isimlendirmektedir.

    Mustafa İslamoğlu

    Ama kalkarlar, kullarından birini O'ndan bir parçaymış gibi telakki ederler: Şu bir gerçek ki, (bunu yapan) insan katmerli bir nankörlük içindedir.

    Muhammed Esed

    Ama hala O'na bir çocuk yakıştırırlar, üstelik yarattıklarından birini! Belli ki, (böyle düşünen) insan şükretmeyi terk etmiş bir nankördür!

    Ahmed Hulusi

    O'na, O'nun kullarından bir cüz kıldılar (Ahad üs Samed oluşunu inkar ile onu cüzlerden oluşmuş kabul ederek çocuğu olduğunu ileri sürdüler). . . Muhakkak ki insan apaçık bir nankördür!

    Ali Bulaç

    (Buna rağmen) Kendi kullarından O'na bir parça kılıp yakıştırdılar. Doğrusu insan, açıkça bir nankördür.

    Ali Özek ve heyeti

    Buna rağmen Allah'a kendi kullarından evladlar isnat etmişlerdir. Zaten insan apaçık bir nankördür.

    Ali Rıza Safa

    O'na, kullarından bir parça yakıştırdılar. Aslında, insan, gerçekten apaçık bir nankördür.

    Bayraktar Bayraklı

    Ama onlar, kullarından bir kısmını, O'nun bir parçası saydılar. Gerçekten insan apaçık bir nankördür.

    Edip Yüksel

    Kullarından bazılarını O'na bir pay olarak ayırdılar. İnsan gerçekten apaçık bir nankördür.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Kullarından bazılarını O'na bir pay olarak ayırdılar. İnsan gerçekten apaçık bir nankördür.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Böyle iken tuttular kullarından ona bir cüz tasladılar (bir kısmını O'nun bir parçası saydılar). Gerçekten insan çok nankör, açık bir küfürbazdır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Öyle iken tuttular kullarından ona bir cüz tasladılar, hakıkat insan çok nankör, açık bir küfürbazdır

    Erhan Aktaş

    Bazı kullarını, O'nun bir parçası saydılar dipnot 1 . Gerçekten, o insan, dipnot 2 açıkça nankörlük etmektedir.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'ın velileri, azizleri, kralları, oğulları, çocukları, hayvanları…
    2. metne dön, dipnot 2
      Buradaki insandan kasıt, insanların tamamını değil, belli bir insan grubudur. "El insan" da ki "el" takısı; belli olanı, biline yani nankörlük yapanları kastetmektedir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Bazı kullarını, O'nun bir parçası saydılar. dipnot 1 Gerçekten, o insan dipnot 2 , açıkça nankörlük etmektedir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'ın velileri, azizleri, kralları, oğulları, çocukları, hayvanları...
    2. metne dön, dipnot 2
      Buradaki insandan kasıt, insanların tamamını değil, belli bir insan grubudur. "El insan" da ki "el" takısı; belli olanı, bilineni işaret etmektedir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Bazı kullarını, O'nun bir parçası saydılar. dipnot 1 Gerçekten, insan dipnot 2 , açıkça nankörlük etmektedir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'ın velileri, azizleri, kralları, oğulları, çocukları, hayvanları…
    2. metne dön, dipnot 2
      Buradaki insandan kasıt, insanların tamamını değil, belli bir insan gurubudur, yani müşriklerdir. "El insan" da ki "el" takısı; belli olanı, bilineni işaret etmektedir.

    Gültekin Onan

    (Buna rağmen) Kendi kullarından O'na bir parça kılıp yakıştırdılar. Doğrusu insan açıkça bir kafirdir.

    Hasan Basri Çantay

    (Böyle iken) kullarından kimi Ona bir cüz' isnad etdiler. Hakıykat, insan açıkça küfürbazdır!

    İbni Kesir

    Ama onlar; kullarından bir kısmını, O'nun bir parçası saydılar. İnsan, gerçekten apaçık bir nankördür.

    Mehmet Alagaş

    (15-25) Onun kullarından O'na bir parça / bir cüz isnat ettiler, muhakkak ki insan apaçık örtbas edendir / görmezden gelendir / kafirdir, yarattığı kızları kendine edindi de oğlanları size mi bıraktı? Onlardan herhangi birisine Rahmana isnad ettiği gibi kız çocuğu müjdelendiğinde yüzü simsiyah olur ve öfkelenir , Süs içerisinde yetiştirilen ve tartışmada açık ve net olamayan kimse mi? / kız çocuğu mu? Rahman'ın kulları Melekleri de dişi yaptılar, peki onların yaratılmalarına şahit miydiler? Şahitliklerini (Şahitmiş gibi konuşmalarını) yazacağız ve onları sorgulayacağız, eğer Rahman dileseydi onlara (Meleklere) kulluk yapmazdık dediler, o nların bunun hakkında herhangi bir bilgileri yok. Onlar muhakkak yalan tahminde bulunuyorlar / hars ediyorlar, Ondan önce / kitaptan önce onlara kitap vermişiz de ona mı tutunuyorlar . (Herhangi bir veriye dayanmıyorlar) Bilakis dediler ki bizler atalarımızı bir ümmet olarak bulduk ve eserleri üzere yol buluyoruz. (Gördüğünü taklit, d ayanılacak bir veri değil ki) Yine böyle, senden önce bir memlekete uyarıcı kimi gönderdiysek oranın refahta olanları / müreffeh olanları dediler ki , biz atalarımızı ümmet olarak bulduk ve kesinlikle izleri üzere / eserleri üzere takipçileriz. Babalarınızı üzerinde bulduğumuzdan daha hidayet edeni / daha iyi yola ileteni getirmiş olsam da mı? dediğinde ise dediler ki sizinle gönderilen şeyleri yok say ıyoruz. Onlardan intikam aldık, Hadi Bak! yalancıların sonu / akıbeti nasıl oldu.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    (Böyleyken) kullarından O'na bir kısım (kız çocuk) isnat ettiler. Doğrusu insan apaçık bir nankördür.

    Süleyman Ateş

    Tuttular, O'na kullarından bir parça tasarladılar. Gerçekten insan apaçık bir nankördür.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Tutup bazı kullarını, O'nun bir parçası (O'nun evladı) yaptılar. Bu insanların nankörlüğü dipnot 1 gerçekten çok açık.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kafirlik, nankörlük olarak çevrilmiştir. Bu kişilerin yaptığı esasında Allah'ı ikinci sıraya koymak, O'nu ve ayetlerini görmezlikten gelmektir.

    Şaban Britch

    Ama onlar, kullarından bir kısmını, O'nun bir cüzü (kızı) kıldılar. İnsan gerçekten apaçık bir nankördür.

    Şaban Piriş

    (Buna rağmen) O'na, kendi kullarından bir parça yakıştırdılar. İnsan gerçekten apaçık bir nankördür.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Kullarından O'na bir pay çıkardılar/bir parça isnat ettiler. Hiç kuşkusuz, insan apaçık bir nankördür.

  2. Zuhruf suresi, 16. ayet — bütün mealleriyle aç

    Zuhruf suresi, 16. ayet. أَمِ ٱتَّخَذَ مِمَّا يَخْلُقُ بَنَاتٍ وَأَصْفَىٰكُم بِٱلْبَنِينَ

    Diyanet İşleri

    Yoksa, Allah, yarattıklarından kendisine kızlar edindi de, oğulları size mi seçip ayırdı?

    Mustafa İslamoğlu

    Yoksa O, yarattıklarından kız olanları kendisine ayırdı da, erkekleri size mi bıraktı?

    Muhammed Esed

    Yoksa, (düşünüyor musunuz ki) O, yarattıkları arasından kız çocukları kendisi için seçti ve size erkek çocukları bıraktı?

    Ahmed Hulusi

    Yoksa yarattıklarından kızlar edindi de erkek çocukları size mi bıraktı?

    Ali Bulaç

    Yoksa O, yarattıklarından kızları (kendine) edindi ve erkekleri size mi ayırdı?

    Ali Özek ve heyeti

    Yoksa Allah, yarattıklarından kızları kendisine aldı da oğulları size mi ayırdı?!

    Ali Rıza Safa

    Yoksa O, yarattıklarından kız çocuklarını Kendisine ayırıp; erkek çocukları size mi bıraktı?

    Bayraktar Bayraklı

    Yoksa Allah, yarattıklarından kızları kendisine aldı da oğulları size mi ayırdı?

    Edip Yüksel

    Yaratıklarından kızları kendisine ayırdı da oğulları size mi seçti?

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Yaratıklarından kızları kendisine ayırdı da oğulları size mi seçti?

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Yoksa O, yaratıp durduğu mahluklarından kendine kızlar edindi de oğullarla imtiyazı size mi verdi?

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Yoksa o, yaratıp durduğu mahluklarından kendine kızlar edindi de oğullarla imtiyazı size mi verdi?

    Erhan Aktaş

    Yoksa O, yarattıklarından kızları kendisine ayırıp, oğulları size mi bıraktı?

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Yoksa O, yarattıklarından kızları kendisine ayırıp, oğulları size mi bıraktı?

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Yoksa O, yarattıklarından kızları kendisine ayırıp, oğulları size mi bıraktı?

    Gültekin Onan

    Yoksa O, yarattıklarından kızları (kendine) edindi ve erkekleri size mi ayırdı?

    Hasan Basri Çantay

    Yoksa O, yaratmakda olduklarının içinden (kendisine) kızlar edindi de oğlanları size mi ayırıb seçdi?!

    İbni Kesir

    Yoksa; Allah, yarattıkları arasından kızları kendisine alıp oğulları size mi ayırdı?

    Mehmet Alagaş

    (15-25) Onun kullarından O'na bir parça / bir cüz isnat ettiler, muhakkak ki insan apaçık örtbas edendir / görmezden gelendir / kafirdir, yarattığı kızları kendine edindi de oğlanları size mi bıraktı? Onlardan herhangi birisine Rahmana isnad ettiği gibi kız çocuğu müjdelendiğinde yüzü simsiyah olur ve öfkelenir , Süs içerisinde yetiştirilen ve tartışmada açık ve net olamayan kimse mi? / kız çocuğu mu? Rahman'ın kulları Melekleri de dişi yaptılar, peki onların yaratılmalarına şahit miydiler? Şahitliklerini (Şahitmiş gibi konuşmalarını) yazacağız ve onları sorgulayacağız, eğer Rahman dileseydi onlara (Meleklere) kulluk yapmazdık dediler, o nların bunun hakkında herhangi bir bilgileri yok. Onlar muhakkak yalan tahminde bulunuyorlar / hars ediyorlar, Ondan önce / kitaptan önce onlara kitap vermişiz de ona mı tutunuyorlar . (Herhangi bir veriye dayanmıyorlar) Bilakis dediler ki bizler atalarımızı bir ümmet olarak bulduk ve eserleri üzere yol buluyoruz. (Gördüğünü taklit, d ayanılacak bir veri değil ki) Yine böyle, senden önce bir memlekete uyarıcı kimi gönderdiysek oranın refahta olanları / müreffeh olanları dediler ki , biz atalarımızı ümmet olarak bulduk ve kesinlikle izleri üzere / eserleri üzere takipçileriz. Babalarınızı üzerinde bulduğumuzdan daha hidayet edeni / daha iyi yola ileteni getirmiş olsam da mı? dediğinde ise dediler ki sizinle gönderilen şeyleri yok say ıyoruz. Onlardan intikam aldık, Hadi Bak! yalancıların sonu / akıbeti nasıl oldu.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Yoksa (Allah) yarattıklarından kendine kızlar edindi de oğulları size mi seçti?

    Süleyman Ateş

    Yoksa (Allah), yarattıklarından kızları kendisine aldı da oğullar için sizi mi yeğledi?

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Yoksa Allah, yarattıkları kızlardan bazılarını kendine aldı da oğlanları tamamen size mi bıraktı?

    Şaban Britch

    Yoksa O, yarattıklarından kızları kendi aldı da, oğulları size mi ayırdı (Öyle mi)?

    Şaban Piriş

    Yoksa O, yarattıklarından kızları kendi aldı da oğulları size mi ayırdı?

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yoksa Allah, yarattıklarından kızları kendine ayırdı da oğullarla seçkinleşmeyi size mi bıraktı?

  3. Zuhruf suresi, 17. ayet — bütün mealleriyle aç

    Zuhruf suresi, 17. ayet. وَإِذَا بُشِّرَ أَحَدُهُم بِمَا ضَرَبَ لِلرَّحْمَٰنِ مَثَلًا ظَلَّ وَجْهُهُۥ مُسْوَدًّا وَهُوَ كَظِيمٌ

    Diyanet İşleri

    Onlardan biri, Rahman'a örnek kıldığı (isnad ettiği kız çocuğu) ile müjdelendiği zaman, öfkesinden yüzü simsiyah kesilir.

    Mehmet Okuyan

    Onlardan biri, Rahmân'a yakıştırdığı (kız çocuğu)yla müjdelenince öfkelenerek yüzü simsiyah kesilirdi. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesaj: Nahl 16:58.

    Mustafa İslamoğlu

    Ama onlardan birine Rahma'a layık gördüğü (kız çocuğu) müjdelenince, suratı kapkara kesilir ve içini öfkeyle karışık bir hüzün kaplar:

    Muhammed Esed

    Nitekim onlardan birine, Rahman'a kolayca isnad ettiği (çocuğun doğumu) müjdelenirse, yüzü kararır ve içi öfkeyle dolar.

    Ahmed Hulusi

    Onlardan biri Rahman'a nispet ettiği kızlar ile müjdelendiğinde, dertlenip yüzü simsiyah kesilir!

    Ali Bulaç

    Oysa onlardan biri, O, Rahman (olan Allah) için verdiği örnek ile (kız çocuğunun doğumuyla) müjdelendiği zaman, yüzü simsiyah kesilmiş olarak kahrından yutkundukça yutkunur.

    Ali Özek ve heyeti

    Onlardan biri, Rahmân'a isnat ettiği kız çocuğuyla müjdelenince, hiddetlenerek yüzü simsiyah kesilir.

    Ali Rıza Safa

    Onlardan birisi, Bağışlayana yakıştırdığı, sevinçli bir haber olarak kendisine verildiğinde, yüzü kararır ve öfkelenir.

    Bayraktar Bayraklı

    Oysa, Rahman'a yakıştırdıkları kızların müjdesi onlardan birine verilince, yüzü simsiyah kesilip içini üzüntü kaplar.

    Edip Yüksel

    Onlardan birisi, Rahman'a yakıştırdığı (kız çocuğu) ile müjdelenince, morali bozularak yüzü simsiyah kesilir:

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onlardan birisi, Rahman'a yakıştırdığı (kız çocuğu) ile müjdelenince, morali bozularak yüzü simsiyah kesilir:

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Oysa onlardan biri o Rahman'a fırlattığı mesel (yakıştırdığı kız çocuğu) ile müjdelendiği zaman yüzü simsiyah kesiliyor da üzüntüsünden yutkunup yutkunup dolukuyor.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Halbuki içlerinden biri o Rahmana fırlattığı mesel ile kendisi tebşir kılındığı vakıt yüzü simsiyah oluyor da kederinden yutkunup yutkunup dolukuyor

    Erhan Aktaş

    Onlardan biri, kendisine, Rahman'a layık gördüğü kız çocuğu haberi verildiği zaman, yüzü simsiyah kesilir, içini üzüntü kaplar.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onlardan biri, kendisine, Rahman'a layık gördüğü kız çocuğu haberi verildiği zaman, yüzü simsiyah kesilir, içini üzüntü kaplar.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onlardan biri, kendisine, Rahman'a layık gördüğü kız çocuğu haberi verildiği zaman, yüzü simsiyah kesilir, içini üzüntü kaplar.

    Gültekin Onan

    Oysa onlardan biri, O, Rahman için verdiği örnek ile (kız çocuğunun doğumuyla) müjdelendiği zaman, yüzü simsiyah kesilmiş olarak kahrından yutkundukça yutkunur.

    Hasan Basri Çantay

    Onlardan birine O çok esirgeyici (Allaha) isnad etdiği bir benzerle müjde verildiği zaman o, gamla dolu ve ebkem bir halde, yüzü kapkara kesiliyor.

    İbni Kesir

    Ama Rahman'a isnad edilen kız evladla onlardan birisi müjdelenince; yüzü kapkara kesilir de öfkesinden yutkunur durur.

    Mehmet Alagaş

    (15-25) Onun kullarından O'na bir parça / bir cüz isnat ettiler, muhakkak ki insan apaçık örtbas edendir / görmezden gelendir / kafirdir, yarattığı kızları kendine edindi de oğlanları size mi bıraktı? Onlardan herhangi birisine Rahmana isnad ettiği gibi kız çocuğu müjdelendiğinde yüzü simsiyah olur ve öfkelenir , Süs içerisinde yetiştirilen ve tartışmada açık ve net olamayan kimse mi? / kız çocuğu mu? Rahman'ın kulları Melekleri de dişi yaptılar, peki onların yaratılmalarına şahit miydiler? Şahitliklerini (Şahitmiş gibi konuşmalarını) yazacağız ve onları sorgulayacağız, eğer Rahman dileseydi onlara (Meleklere) kulluk yapmazdık dediler, o nların bunun hakkında herhangi bir bilgileri yok. Onlar muhakkak yalan tahminde bulunuyorlar / hars ediyorlar, Ondan önce / kitaptan önce onlara kitap vermişiz de ona mı tutunuyorlar . (Herhangi bir veriye dayanmıyorlar) Bilakis dediler ki bizler atalarımızı bir ümmet olarak bulduk ve eserleri üzere yol buluyoruz. (Gördüğünü taklit, d ayanılacak bir veri değil ki) Yine böyle, senden önce bir memlekete uyarıcı kimi gönderdiysek oranın refahta olanları / müreffeh olanları dediler ki , biz atalarımızı ümmet olarak bulduk ve kesinlikle izleri üzere / eserleri üzere takipçileriz. Babalarınızı üzerinde bulduğumuzdan daha hidayet edeni / daha iyi yola ileteni getirmiş olsam da mı? dediğinde ise dediler ki sizinle gönderilen şeyleri yok say ıyoruz. Onlardan intikam aldık, Hadi Bak! yalancıların sonu / akıbeti nasıl oldu.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Oysa onlardan birine Rahman'a isnat ettiği (kız çocuk) müjdelendiği zaman içi öfkeyle dolarak yüzü simsiyah kesilir.

    Süleyman Ateş

    Onlardan birine Rahman'a benzer olarak anlattığı (kız çocuğu) müjdelense yüzü kapkara kesilir, öfkesinden yutkunup durur.

    Süleymaniye Vakfı

    Onlardan biri, Rahman'a yakıştırdığı (bir kız çocuğu) ile müjdelenince üzüntüsünü belli etmemeye çalışırken yüzü simsiyah kesilir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlardan birine Rahman'a (Allah'in sonsuz merhametine) örnek verdiği bir kız evladı müjdesi verilse, öfkesini içine gömmeye çalışırken yüzü mosmor olur.

    Şaban Britch

    Oysa onlardan biri, Rahman’a isnat ettiği (bir kız çocuğu) ile müjdelendiği zaman, içi kahır dolu olarak yüzü simsiyah kesilir.

    Şaban Piriş

    Oysa onlardan biri, Rahman'a isnat ettiği (bir kız çocuğu) ile müjdelendiği zaman, içi kahır dolu olarak yüzü simsiyah kesilir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Onlardan biri, Rahman'a benzer gösterdiği/Rahman'a isnat ettiği kız evlatla müjdelendiğinde, yüzü simsiyah kesilir de öfkeden yutkunur durur.

  4. Zuhruf suresi, 18. ayet — bütün mealleriyle aç

    Zuhruf suresi, 18. ayet. أَوَمَن يُنَشَّؤُا۟ فِى ٱلْحِلْيَةِ وَهُوَ فِى ٱلْخِصَامِ غَيْرُ مُبِينٍ

    Diyanet İşleri

    Süs içerisinde (narin bir biçimde) yetiştirilen ve tartışmada (delilini erkekler gibi) açıklayamayanı mı Allah'a isnad ediyorlar?

    Mehmet Okuyan

    (Şöyle derdi): "Süs içinde yetiştirilip mücadelede açık olmayan (bir kız) mı (bana müjdeleniyor)?"

    Mustafa İslamoğlu

    "Ne! Süs püs içinde yetiştirilmekten (başka işe yaramayan) biri daha mı?" (der) ve kendini belli belirsiz bir çatışmanın içinde bulur.

    Muhammed Esed

    "Ne!" (diye şaşkınlıkla sorar), "(Bir kız sahibi mi oldum) (yalnız) süs için var olan bir kız?" Bunun üzerine kendini belli belirsiz bir iç çatışmanın içinde bulur.

    Ahmed Hulusi

    Yoksa süs içinde yetiştirilen ve tartışmada beyan gücü olmayan diye değerlendirdiğinizi (kız çocukları) mi (Allah'a yakıştırıyorsunuz)!

    Ali Bulaç

    Onlar, süs içinde büyütülüp de mücadelede açık olmayan (kızlar)ı mı (Allah'a yakıştırıyorlar)?

    Ali Özek ve heyeti

    Süs içinde yetiştirilip savaş edemeyecek olanı mı istemiyorlar? (Onları Allah'ın parçası mı sayıyorlar?)

    Ali Rıza Safa

    "Süs içinde yetiştirilen ve savaşıma gücü yetmeyen mi?" dipnot 421

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 421
      Bu ayet, kimi Kur'an çevirilerinde, "Süs içinde yetiştirilen, fakat çekişme ve savaşta yetersiz kalan mı?" veya "Süs içinde yetişip de mücadelede kendisini savunamayan mı?" veya "Süsler içinde yetiştirilmesine karşın, kavgada beceriksiz olan mı?" biçiminde çevrilmiştir. Bu ayetin, değer verilmeyen kız çocuklarına ilişkin olduğu veya kız isimleri verilmiş olan kutsallaştırılmış süslü simgelere ilişkin olduğu biçiminde değişik yorumlar yapılmıştır.

    Bayraktar Bayraklı

    "Süs içinde büyüyen ve savaşmasını bilmeyen mi!" der.

    Edip Yüksel

    "Süsler içinde yetiştirilmesine rağmen kavgada beceriksiz olan mı!?"

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Süsler içinde yetiştirilmesine rağmen kavgada beceriksiz olan mı!?'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ya, onlar süs içinde yetiştirilip de mücadeleye gelince beceremeyecek olan (kız çocukların)ı O'na isnad ediyorlar öyle mi?

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ya o zinet içinde yetiştirilecek de muhasamaya gelince beceremiyecek olanı öyle mi?

    Erhan Aktaş

    Ve süs içinde büyütülmekten başka işe yaramayanı mı verdi diye hayıflanır!

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ve süs içinde büyütülmekten başka işe yaramayanı mı verdi diye hayıflanır!

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ve süs içinde büyütülmekten başka işe yaramayanı mı verdi diye hayıflanır!

    Gültekin Onan

    Onlar, süs içinde büyütülüp de mücadelede açık olmayan (kızlar)ı mı (Tanrı'ya yakıştırıyorlar)?

    Hasan Basri Çantay

    (Onlar) süs içinde yetişdirilmekde olub da kendisi mücadele (hüccetini) açıklamayan kişiyi mi (Allaha nisbet ediyorlar)?

    İbni Kesir

    Yoksa süs içinde yetiştirilip de mücadelede açık olmayanı mı?

    Mehmet Alagaş

    (15-25) Onun kullarından O'na bir parça / bir cüz isnat ettiler, muhakkak ki insan apaçık örtbas edendir / görmezden gelendir / kafirdir, yarattığı kızları kendine edindi de oğlanları size mi bıraktı? Onlardan herhangi birisine Rahmana isnad ettiği gibi kız çocuğu müjdelendiğinde yüzü simsiyah olur ve öfkelenir , Süs içerisinde yetiştirilen ve tartışmada açık ve net olamayan kimse mi? / kız çocuğu mu? Rahman'ın kulları Melekleri de dişi yaptılar, peki onların yaratılmalarına şahit miydiler? Şahitliklerini (Şahitmiş gibi konuşmalarını) yazacağız ve onları sorgulayacağız, eğer Rahman dileseydi onlara (Meleklere) kulluk yapmazdık dediler, o nların bunun hakkında herhangi bir bilgileri yok. Onlar muhakkak yalan tahminde bulunuyorlar / hars ediyorlar, Ondan önce / kitaptan önce onlara kitap vermişiz de ona mı tutunuyorlar . (Herhangi bir veriye dayanmıyorlar) Bilakis dediler ki bizler atalarımızı bir ümmet olarak bulduk ve eserleri üzere yol buluyoruz. (Gördüğünü taklit, d ayanılacak bir veri değil ki) Yine böyle, senden önce bir memlekete uyarıcı kimi gönderdiysek oranın refahta olanları / müreffeh olanları dediler ki , biz atalarımızı ümmet olarak bulduk ve kesinlikle izleri üzere / eserleri üzere takipçileriz. Babalarınızı üzerinde bulduğumuzdan daha hidayet edeni / daha iyi yola ileteni getirmiş olsam da mı? dediğinde ise dediler ki sizinle gönderilen şeyleri yok say ıyoruz. Onlardan intikam aldık, Hadi Bak! yalancıların sonu / akıbeti nasıl oldu.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Süs içinde yetiştirilip mücadelede açık olmayanı mı (Allah'a yakıştırıyorlar)?

    Süleyman Ateş

    Süs içinde yetiştirilip, mücadelede açık olmayanı (tartışmayı ve kavgayı beceremeyeni) mi (Allah'ın çocuğu yaptılar)?

    Süleymaniye Vakfı

    O, açığa vurmadığı bir çatışma içine girer dipnot 1 : (Şöyle der:) "Süsler içinde yetiştirilecek biri ha!"

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yaşadığı iç çatışma Nahl 16/58-59'da anlatılmaktadır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Açığa vuramadığı bir çatışmaya girerek "Süsler içinde yetiştirilecek bir evlat mı?" der.

    Şaban Britch

    Onlar ziynet içinde büyütülen ve tartışmada açıklayıcı (deliller ortaya koyamayan) olamayanı mı (Rahman'a isnat ediyorlar)?

    Şaban Piriş

    Süs içinde yetiştirilen, bunun üzerine kendini apaçık olmayan bir çatışmanın içinde bulanı mı? (Allah'a yakıştırıyorlar)

    Yaşar Nuri Öztürk

    Süs içinde yetiştirilen, fakat çekişme ve savaşta yetersiz kalanı, öyle mi?

  5. Zuhruf suresi, 19. ayet — bütün mealleriyle aç

    Zuhruf suresi, 19. ayet. وَجَعَلُوا۟ ٱلْمَلَٰٓئِكَةَ ٱلَّذِينَ هُمْ عِبَٰدُ ٱلرَّحْمَٰنِ إِنَٰثًا أَشَهِدُوا۟ خَلْقَهُمْ سَتُكْتَبُ شَهَٰدَتُهُمْ وَيُسْـَٔلُونَ

    Diyanet İşleri

    Onlar, Rahman'ın kulları olan melekleri de dişi saydılar. Onların yaratılışına şahit mi oldular? Onların (yalan) şahitlikleri yazılacak ve sorgulanacaklardır.

    Mehmet Okuyan

    Rahmân'ın kulları olan melekleri dişi saydılar. Onların (meleklerin) yaratılışına şahit mi olmuşlar! dipnot 1 Şahitlik (iddia)ları yazılacak ve sorguya çekileceklerdir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Kehf 18:51; Sâffât 37:150.

    Mustafa İslamoğlu

    Onlar, melekleri, Rahman'ın kulları olan o varlıkları dişi olarak tasavvur ettiler: Yoksa onların yaratılışına tanık mı oldular? Onların bu (yalancı) şahitlikleri kaydedilecek ve (bu yüzden) sorgulanacaklar.

    Muhammed Esed

    Ve onlar meleklerin (de) -ki Rahman tarafından yaratılan varlıklardır- dişi olduklarını iddia ederler, (yoksa) onların yaratılışını gördüler mi? Onların bu saçma iddiası kaydedilecek ve böyleleri (Hesap Günü bundan dolayı) yargılanacaklar!

    Ahmed Hulusi

    Onlar Rahman'ın kulları olan melekleri dişiler olarak tanımladılar! Onların yaratılışına şahit miydiler? Onların (bu) şahitlikleri yazıldı; sorgulanacaklar!

    Ali Bulaç

    Onlar, ki Rahmanın kulları olan melekleri dişiler kıldılar. Kendileri yaratılışlarına şahit mi oldular? Onların şahitlikleri yazılacak ve (bundan dolayı) sorumlu tutulacaklar.

    Ali Özek ve heyeti

    Onlar, Rahmân’ın kulları olan melekleri de dişi saydılar. Acaba meleklerin yaratılışlarını mı görmüşler? Onların bu şahitlikleri yazılacak ve sorguya çekileceklerdir.

    Ali Rıza Safa

    Bağışlayanın kulları olan melekleri de dişi saydılar. Onların yaratılışına tanık mı oldular? Onların tanıklığı yazılacak ve yargılanacaklar.

    Bayraktar Bayraklı

    Onlar, Rahman'ın kulları olan meleklerin dişiler olduklarını kabul ettiler. Meleklerin yaratılışına tanık mı oldular? Onların bu tanıklıkları yazılacak ve bundan sorulacaklardır.

    Edip Yüksel

    Rahman'ın kulları olan melekleri dişi saydılar! Onların yaratılışlarına mı tanık oldular? Bu tanıklıkları kaydedilecek ve sorguya çekileceklerdir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Rahman'ın kulları olan melekleri dişi saydılar! Onların yaratılışlarına mı tanık oldular? Bu tanıklıkları kaydedilercek ve sorguya çekileceklerdir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Onlar, Rahman'ın kulları olan melekleri de dişi yaptılar. Yaratılışlarında hazır mı bulundular? Şahitlikleri yazılacak ve sorguya çekilecekler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Rahmanın kulları olan Melaikeyi de dişi yaptılar, yaradılışlarına şahid mi idiler? Şehadetleri yazılacak ve sorguya çekilecekler

    Erhan Aktaş

    Onlar, Rahman'ın kulları olan melekleri dişi saydılar. Onların yaratılışlarına tanık mı oldular? Onların bu tanıklıkları yazılacak ve sorguya çekileceklerdir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onlar, Rahman'ın kulları olan melekleri dişi saydılar. Onların yaratılışlarına tanık mı oldular? Onların bu tanıklıkları yazılacak ve sorguya çekileceklerdir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onlar, Rahman'ın kulları olan melekleri dişi saydılar. Onların yaratılışlarına tanık mı oldular? Onların bu tanıklıkları yazılacak ve sorguya çekileceklerdir.

    Gültekin Onan

    Onlar, ki Rahmanın kulları olan melekleri dişiler kıldılar. Kendileri yaratılışlarına şahit mi oldular? Onların şahitlikleri yazılacak ve (bundan dolayı) sorumlu tutulacaklar.

    Hasan Basri Çantay

    Onlar, O çok esirgeyici (Allah) ın bizzat kulları olan melekleri de dişiler yapdılar! Onların yaratılışlarında hazır mı idiler?! Onların (bu yalan) sahicilikleri yazılacak, onlar sorguya çekileceklerdir.

    İbni Kesir

    Onlar; Rahman'ın kulları olan melekleri de dişi saydılar. Yaratılışlarını mı görmüşler. Onların şehadetleri yazılacak ve onlar sorguya çekileceklerdir.

    Mehmet Alagaş

    (15-25) Onun kullarından O'na bir parça / bir cüz isnat ettiler, muhakkak ki insan apaçık örtbas edendir / görmezden gelendir / kafirdir, yarattığı kızları kendine edindi de oğlanları size mi bıraktı? Onlardan herhangi birisine Rahmana isnad ettiği gibi kız çocuğu müjdelendiğinde yüzü simsiyah olur ve öfkelenir , Süs içerisinde yetiştirilen ve tartışmada açık ve net olamayan kimse mi? / kız çocuğu mu? Rahman'ın kulları Melekleri de dişi yaptılar, peki onların yaratılmalarına şahit miydiler? Şahitliklerini (Şahitmiş gibi konuşmalarını) yazacağız ve onları sorgulayacağız, eğer Rahman dileseydi onlara (Meleklere) kulluk yapmazdık dediler, o nların bunun hakkında herhangi bir bilgileri yok. Onlar muhakkak yalan tahminde bulunuyorlar / hars ediyorlar, Ondan önce / kitaptan önce onlara kitap vermişiz de ona mı tutunuyorlar . (Herhangi bir veriye dayanmıyorlar) Bilakis dediler ki bizler atalarımızı bir ümmet olarak bulduk ve eserleri üzere yol buluyoruz. (Gördüğünü taklit, d ayanılacak bir veri değil ki) Yine böyle, senden önce bir memlekete uyarıcı kimi gönderdiysek oranın refahta olanları / müreffeh olanları dediler ki , biz atalarımızı ümmet olarak bulduk ve kesinlikle izleri üzere / eserleri üzere takipçileriz. Babalarınızı üzerinde bulduğumuzdan daha hidayet edeni / daha iyi yola ileteni getirmiş olsam da mı? dediğinde ise dediler ki sizinle gönderilen şeyleri yok say ıyoruz. Onlardan intikam aldık, Hadi Bak! yalancıların sonu / akıbeti nasıl oldu.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Rahman’ın kulları olan melekleri dişi saydılar. Onların yaratılışlarına mı şahit oldular? Onların bu şahitlikleri yazılacak ve onlara sorulacaktır.

    Süleyman Ateş

    Rahman'ın kulları olan melekleri dişi saydılar. Onların yaratılışlarına mı şahid oldular ki (böyle hüküm veriyorlar)? Şahidlikleri yazılacak ve (bundan) sorulacaklardır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Rahman dipnot 1 'ın kulları olan meleklerin hepsini dişi yaptılar. Yaratılışlarına şahit miydiler (ki hepsinin dişi olduğunu görmüş olsunlar)? Şahitlikleri yazılacak ve bunun hesabı sorulacaktır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İyiliği sonsuz olanın.

    Şaban Britch

    Rahman’ın kulları olan melekleri dişi saydılar. Onların yaratılışlarına mı şahit oldular? Onların bu şahitlikleri yazılacak ve onlara sorulacaktır.

    Şaban Piriş

    Rahman'ın kulları olan melekleri dişi saydılar. Onların yaratılışlarına mı şahit oldular? Onların bu şahitlikleri yazılacak ve onlara sorulacaktır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Rahman'ın kulları olan melekleri, dişiler saydılar. Onların yaratılışına tanık mıydılar? Tanıklıkları yazılacak ve sorguya çekilecekler.

  6. Zuhruf suresi, 20. ayet — bütün mealleriyle aç

    Zuhruf suresi, 20. ayet. وَقَالُوا۟ لَوْ شَآءَ ٱلرَّحْمَٰنُ مَا عَبَدْنَٰهُم مَّا لَهُم بِذَٰلِكَ مِنْ عِلْمٍ إِنْ هُمْ إِلَّا يَخْرُصُونَ

    Diyanet İşleri

    "Eğer Rahman dileseydi, biz onlara kulluk etmezdik" dediler. Bu konuda hiçbir bilgileri yoktur. Onlar sadece yalan söylüyorlar.

    Mehmet Okuyan

    Dediler ki: "Rahmân dileseydi, biz onlara tapmazdık." dipnot 1 Onların bu konuda hiçbir bilgisi yoktur. Onlar yalandan başka bir şey söylemeyenlerdir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu tavır tipik İblis ve müşrik tavrıdır. Müşriklerin Allah'a ortak koşma suçlarını Allah'a ait görme suçlamasıyla ilgili benzer mesajlar: En‘âm 6:148; İbrâhîm 14:21; Nahl 16:35.

    Mustafa İslamoğlu

    Bir de onlar "Eğer Rahman dileseydi asla biz onlara tapmazdık" dediler; ne ki onlar, buna dair bir bilgiye sahip değiller: onlar sadece sürü güdüsüyle hareket ediyorlar.

    Muhammed Esed

    Onlar hala: "Rahman dilemiş ol(ma)saydı biz onlara asla tapmazdık!" diyorlar. (Ama) onlar (Rahman'ın) böyle bir şey (istediği) hakkında bilgi sahibi değiller. Onlar sadece zannediyorlar.

    Ahmed Hulusi

    Dediler ki: "Eğer Rahman dileseydi onlara kulluk yapmazdık". . . Bununla ilgili onların bir ilmi (delilleri, yakinleri) yoktur. . . Onlar ancak tahmin üzere konuşup saçmalıyorlar.

    Ali Bulaç

    Dediler ki: "Eğer Rahman dilemiş olsaydı, biz onlara ibadet etmezdik." Onların bundan yana hiçbir bilgileri yoktur. Onlar, yalnızca 'zan ve tahminle yalan söylüyorlar.'

    Ali Özek ve heyeti

    Ve dediler ki: Rahmân dileseydi biz onlara tapmazdık. Onların bu hususta bir bilgileri yoktur. Onlar sadece yalan söylüyorlar.

    Ali Rıza Safa

    Dediler ki: "Bağışlayan dileseydi, onlara hizmet etmezdik!" Oysa bu konuda bilgileri yoktur; yalnızca yakıştırıyorlar.

    Bayraktar Bayraklı

    "Eğer Rahman dileseydi putlara tapmazdık" dediler. Bu bilgisizce bir sözdür. Onlar sadece yalan söylemektedirler.

    Edip Yüksel

    Hatta, "Rahman dileseydi biz onlara hizmet etmezdik" dediler. Onların bu konuda bir bilgileri yoktur. Onlar sadece tahminde bulunuyorlar.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Hatta, 'Rahman dileseydi biz onlara tapmazdık,' dediler. Onların bu konuda bir bilgileri yoktur. Onlar sadece tahminde bulunuyorlar.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bir de dediler ki: "Rahman dileseydi biz onlara tapmazdık." Bu hususta onların bir bilgileri yoktur, sadece atıyorlar.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Bir de dediler ki Rahman dilese idi biz onlara tapmazdık, bu babda onların bir ılimleri yoktur sade atıyorlar

    Erhan Aktaş

    "Eğer Rahman dileseydi, biz onlara kulluk etmezdik." dediler. Onların bu konuda hiçbir bilgileri yoktur. Onlar yalnızca saçmalıyorlar.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Eğer Rahman dileseydi, biz onlara kulluk etmezdik." dediler. Onların bu konuda hiçbir bilgileri yoktur. Onlar yalnızca saçmalıyorlar.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Eğer Rahman dipnot 1 dileseydi, biz onlara kulluk etmezdik." dediler. Onların bu konuda hiçbir bilgileri yoktur. Onlar yalnızca saçmalıyorlar.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Rahmeti bol.

    Gültekin Onan

    Dediler ki: "Eğer Rahman dilemiş olsaydı, biz onlara ibadet etmezdik." Onların bundan yana hiç bir bilgileri yoktur. Onlar, yalnızca 'zan ve tahminle yalan söylüyorlar'.

    Hasan Basri Çantay

    Dediler ki: "Eğer o çok esirgeyici (Allah) dileseydi biz bunlara tapmazdık". Onların buna dair hiçbir bilgisi yokdur. Onlar yalandan başka bir şey söylemiyorlar.

    İbni Kesir

    Ve derler ki: Eğer Rahman dilemiş olsaydı; biz, onlara ibadet etmezdik. Onların bu konuda bir bilgileri yoktur. Onlar, yalnız yalan söyleyip dururlar.

    Mehmet Alagaş

    (15-25) Onun kullarından O'na bir parça / bir cüz isnat ettiler, muhakkak ki insan apaçık örtbas edendir / görmezden gelendir / kafirdir, yarattığı kızları kendine edindi de oğlanları size mi bıraktı? Onlardan herhangi birisine Rahmana isnad ettiği gibi kız çocuğu müjdelendiğinde yüzü simsiyah olur ve öfkelenir , Süs içerisinde yetiştirilen ve tartışmada açık ve net olamayan kimse mi? / kız çocuğu mu? Rahman'ın kulları Melekleri de dişi yaptılar, peki onların yaratılmalarına şahit miydiler? Şahitliklerini (Şahitmiş gibi konuşmalarını) yazacağız ve onları sorgulayacağız, eğer Rahman dileseydi onlara (Meleklere) kulluk yapmazdık dediler, o nların bunun hakkında herhangi bir bilgileri yok. Onlar muhakkak yalan tahminde bulunuyorlar / hars ediyorlar, Ondan önce / kitaptan önce onlara kitap vermişiz de ona mı tutunuyorlar . (Herhangi bir veriye dayanmıyorlar) Bilakis dediler ki bizler atalarımızı bir ümmet olarak bulduk ve eserleri üzere yol buluyoruz. (Gördüğünü taklit, d ayanılacak bir veri değil ki) Yine böyle, senden önce bir memlekete uyarıcı kimi gönderdiysek oranın refahta olanları / müreffeh olanları dediler ki , biz atalarımızı ümmet olarak bulduk ve kesinlikle izleri üzere / eserleri üzere takipçileriz. Babalarınızı üzerinde bulduğumuzdan daha hidayet edeni / daha iyi yola ileteni getirmiş olsam da mı? dediğinde ise dediler ki sizinle gönderilen şeyleri yok say ıyoruz. Onlardan intikam aldık, Hadi Bak! yalancıların sonu / akıbeti nasıl oldu.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    "Eğer Rahman dilemiş olsaydı, biz onlara ibadet etmezdik." dediler. Onların bu hususta bir bilgileri yoktur. Onlar, sadece yalan söylemektedirler.

    Süleyman Ateş

    Ve dediler ki: "Rahman dileseydi, biz onlara tapmazdık." Onların bu hususta bir bilgileri yoktur. Onlar sadece saçmalıyorlar.

    Süleymaniye Vakfı

    Bir de şöyle dediler: "Rahman farklı bir tercihte bulunsaydı dipnot 1 onlara (meleklere) kulluk etmezdik." Bu konuda hiçbir bilgileri yoktur. Onlar sadece delilsiz konuşurlar dipnot 2 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Şae (شاء) fiili, "bir şey yapmak" anlamındaki şey (شيء) mastarından türemiştir. Allah'ın yapması o şeyi var etmesi, insanın yapması da o şey için gereken çabayı göstermesidir (Müfredat). Allah, her şeyi bir ölçüye göre var eder (Kamer 54/49, Ra'd 13/8). İmtihanla ilgili şeyleri iyi ve kötü diye ikiye ayırmıştır (Enbiya 21/35). Allah, herkesin doğru yolda olmasını ister (Nisa 4/26) ama sadece doğru şeyler yapanı doğru yolda sayar (Nur 24/46). Yaptığının doğru veya yanlış olduğunu da kişiye ilham eder. Onun için doğru davrananın içi rahat, yanlış davrananın içi de sıkıntılı olur (Şems 91/7-10). Buna göre şae (شاء) fiilinin öznesi Allah olursa "gerekeni yaptı veya yarattı", insan olursa "gerekeni yaptı" anlamında olur. Allah insanlara, tercihlerine göre davranma hürriyeti vermeseydi hiç kimse yanlış bir şey yapamaz ve imtihan diye bir şey de olmazdı (Nahl 16/93). Yanlış kader anlayışını imanın bir esası gibi İslam'a yerleştirmek isteyenler, büyük bir çarpıtma yaparak şae (شاء) fiiline irade yani isteme ve dileme anlamı vermiş; bunu, tefsirlere hatta sözlüklere bile yerleştirerek birçok ayetin mealini bozmuşlardır. Bkz: https://www.suleymaniyevakfi.org/akaid-arastirmalari/kuranda-sey-mesiet-irade-ve-fitrat.html
    2. metne dön, dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bir de şöyle derler: "Rahman'ın tercihi farklı olsaydı dipnot 1 onlara (Allah'ın kızları saydıkları bazı meleklere) kulluk etmezdik." Bu konuda işlerine yarayacak bir bilgi yoktur. Onlar sadece atarlar.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bkz. En'am 6/148

    Şaban Britch

    Eğer Rahman dilemiş olsaydı, biz onlara ibadet etmezdik, dediler. Bu hususta bir bilgileri yoktur. Onlar, sadece yalan söylemektedirler.

    Şaban Piriş

    Eğer Rahman dilemiş olsaydı, biz onlara kulluk etmezdik, dediler. Bu hususta bir bilgileri yoktur. Onlar, sadece yalan söylemektedirler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Bir de dediler ki: "Rahman dileseydi, onlara tapınmazdık." Bu konuda hiçbir bilgileri yoktur. Sadece saçmalıyorlar.

  7. Zuhruf suresi, 21. ayet — bütün mealleriyle aç

    Zuhruf suresi, 21. ayet. أَمْ ءَاتَيْنَٰهُمْ كِتَٰبًا مِّن قَبْلِهِۦ فَهُم بِهِۦ مُسْتَمْسِكُونَ

    Diyanet İşleri

    Yoksa bundan önce onlara bir kitap verdik de ona mı sarılıyorlar?

    Mehmet Okuyan

    Yoksa bundan önce onlara bir kitap verdik de ona mı tutunuyorlar! dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ifade müşriklerin elinde tutunabilecekleri sağlam bir dayanağın bulunmadığını göstermektedir.

    Mustafa İslamoğlu

    Yoksa Biz bundan önce onlara bir kitap göndermişiz de, bu tavırlarıyla ona sımsıkı sarıldıklarını mı iddia ediyorlar?

    Muhammed Esed

    Yoksa biz, bundan önce, kendilerine, hala sıkı sıkıya sarıldıkları (aykırı) bir vahiy mi gönderdik?

    Ahmed Hulusi

    Yoksa bundan önce onlara bir Bilgi (kitap) verdik de onlar Ona sarılarak mı bu iddiadalar?

    Ali Bulaç

    Yoksa biz, bundan önce kendilerine bir kitap verdik de şimdi ona mı tutunuyorlar?

    Ali Özek ve heyeti

    Yoksa bundan önce onlara bir kitap verdik de ona mı tutunuyorlar?

    Ali Rıza Safa

    Yoksa bundan önce onlara bir kitap verdik de ona mı dayanıyorlar?

    Bayraktar Bayraklı

    Yoksa onlara, Kur'an'dan önce bir kitap verdik de onlar ona mı dayanıyorlar?

    Edip Yüksel

    Onlara bundan önce bir kitap mı verdik de ona mı dayanıyorlar?

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onlara bundan önce bir kitap mı verdik de ona mı dayanıyorlar?

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Yoksa Biz onlara bundan önce bir kitap vermişiz de ona mı tutunuyorlar.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Yoksa biz onlara bundan evvel bir kitab vermişiz de ona mı tutunuyorlar?

    Erhan Aktaş

    Yoksa ondan önce, onlara kitap verdik de onlar, ona mı dayanıyorlar?

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Yoksa ondan önce, onlara kitap verdik de onlar, ona mı dayanıyorlar?

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Yoksa ondan önce, onlara kitap verdik de onlar, ona mı dayanıyorlar?

    Gültekin Onan

    Yoksa biz, bundan önce kendilerine bir kitap verdik de şimdi ona mı tutunuyorlar?

    Hasan Basri Çantay

    Yoksa biz kendilerine bu (Kur'an) dan evvel (iddialarına yer veren) bir kitab verdik de şimdi onlar buna mı tutunuculardır?

    İbni Kesir

    Yoksa; daha önce onlara bir kitab verdik de ona mı tutunuyorlar?

    Mehmet Alagaş

    (15-25) Onun kullarından O'na bir parça / bir cüz isnat ettiler, muhakkak ki insan apaçık örtbas edendir / görmezden gelendir / kafirdir, yarattığı kızları kendine edindi de oğlanları size mi bıraktı? Onlardan herhangi birisine Rahmana isnad ettiği gibi kız çocuğu müjdelendiğinde yüzü simsiyah olur ve öfkelenir , Süs içerisinde yetiştirilen ve tartışmada açık ve net olamayan kimse mi? / kız çocuğu mu? Rahman'ın kulları Melekleri de dişi yaptılar, peki onların yaratılmalarına şahit miydiler? Şahitliklerini (Şahitmiş gibi konuşmalarını) yazacağız ve onları sorgulayacağız, eğer Rahman dileseydi onlara (Meleklere) kulluk yapmazdık dediler, o nların bunun hakkında herhangi bir bilgileri yok. Onlar muhakkak yalan tahminde bulunuyorlar / hars ediyorlar, Ondan önce / kitaptan önce onlara kitap vermişiz de ona mı tutunuyorlar . (Herhangi bir veriye dayanmıyorlar) Bilakis dediler ki bizler atalarımızı bir ümmet olarak bulduk ve eserleri üzere yol buluyoruz. (Gördüğünü taklit, d ayanılacak bir veri değil ki) Yine böyle, senden önce bir memlekete uyarıcı kimi gönderdiysek oranın refahta olanları / müreffeh olanları dediler ki , biz atalarımızı ümmet olarak bulduk ve kesinlikle izleri üzere / eserleri üzere takipçileriz. Babalarınızı üzerinde bulduğumuzdan daha hidayet edeni / daha iyi yola ileteni getirmiş olsam da mı? dediğinde ise dediler ki sizinle gönderilen şeyleri yok say ıyoruz. Onlardan intikam aldık, Hadi Bak! yalancıların sonu / akıbeti nasıl oldu.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Yoksa daha önceden onlara bir kitap verdik de, onlar o kitaba mı tutunuyorlar?

    Süleyman Ateş

    Yoksa bundan önce onlara bir Kitap vermişiz de ona mı sarılıyorlar?

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Yoksa onlara, bundan önce (bunları anlatan) bir Kitap verdik de ona mı sarılıyorlar?

    Şaban Britch

    Yoksa daha önceden onlara bir kitap verdik de, onlar o kitaba mı tutunuyorlar?

    Şaban Piriş

    Yoksa daha önceden onlara bir kitap verdik de, onlar o kitaba mı tutunuyorlar?

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yoksa onlara bundan önce bir kitap verdik de ona mı yapışmaktadırlar?

  8. Zuhruf suresi, 22. ayet — bütün mealleriyle aç

    Zuhruf suresi, 22. ayet. بَلْ قَالُوٓا۟ إِنَّا وَجَدْنَآ ءَابَآءَنَا عَلَىٰٓ أُمَّةٍ وَإِنَّا عَلَىٰٓ ءَاثَٰرِهِم مُّهْتَدُونَ

    Diyanet İşleri

    Hayır! Onlar sadece, "Şüphesiz biz babalarımızı bir din üzerinde bulduk ve biz onların izlerinden gitmekteyiz" dediler.

    Mehmet Okuyan

    Hayır! "Şüphesiz ki babalarımızı (böyle) bir din üzerinde bulduk; biz de onların izleri üzere gidenleriz." dediler.

    Mustafa İslamoğlu

    Ama hayır! Onlar, "Atalarımızı geleneksel bir inanç üzerinde bulduk; kesinlikle biz de onların izinden giderek doğru yolu bulabiliriz" diyorlar.

    Muhammed Esed

    Hayır! Ama şöyle derler: "Biz atalarımızı (belli) bir inanç üzerinde bulduk ve ancak onların izinden giderek doğru yolu buluruz!"

    Ahmed Hulusi

    Bilakis, dediler ki: "Biz atalarımızı bu din anlayışında bulduk; biz onların eserleri (şartlandırmaları - genleri) doğrultusunda doğru yolu bulanlarız. "

    Ali Bulaç

    Hayır; dediler ki: "Gerçekten atalarımızı bir ümmet üzerinde bulduk ve doğrusu biz onların izleri (eserleri) üstünde doğru olana (hidayete) yönelmiş (kimse)leriz."

    Ali Özek ve heyeti

    Hayır! «Sadece, biz babalarımızı bir din üzerinde bulduk, biz de onların izinde gidiyoruz» derler.

    Ali Rıza Safa

    Hayır, şöyle dediler: "Aslında, atalarımızı bir din üzerinde bulduk; onları izleyerek doğru yola erişiriz!"

    Bayraktar Bayraklı

    Hayır! Sadece, biz babalarımızı bir din üzerinde bulduk; biz de onların izinden gidiyoruz, derler.

    Edip Yüksel

    Hayır, "Biz atalarımızı bir yol üzerinde bulduk ve biz onların öğretilerini izliyoruz" dediler.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Hayır, 'Biz atalarımızı bir yol üzerinde bulduk ve biz onların öğretilerini izliyoruz,' dediler.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Hayır! Hayır, şöyle dediler: "Bizler atalarımızı bir din üzerinde bulduk, biz de onların izlerince giderek murada ereriz."

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Hayır, şöyle dediler: bizler, atalarımızı bir ümmet üzerinde bulduk, biz de onların izlerince giderek murada ireriz

    Erhan Aktaş

    Hayır! Dediler ki: "Doğrusu, biz, atalarımızı bir ümmet dipnot 1 üzerinde bulduk, biz de onların izinden gidiyoruz.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Toplum, topluluk. İnsan soyu. Amaç ve inanç birliği, ortak değer yargılarına ve aynı uygarlığa sahip olan insanların topluluğu. Ümmetin diğer bir anlamı da "yol"dur. Bu yol, amaçlanmış amaç edinilmiş, hedef olarak belirlenmiş yoldur. Ayni tür canlı topluluklarına da ümmet denmektedir. Örneğin: kuşlar bir ümmettir (Bkz.6:38).

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Hayır! Dediler ki: "Doğrusu, biz, atalarımızı bir ümmet dipnot 1 üzerinde bulduk, biz de onların izinden gidiyoruz.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Toplum. Amaç ve inanç birliği, ortak değer yargıları ve aynı uygarlığa sahip olan insan topluluğu. Sözcüğün diğer bir anlamı da "yol"dur. Bu yol, amaçlanmış, hedef olarak belirlenmiş yoldur. İnsan soyu. Ümmet, toplum anlamının yanı sıra aynı tür canlı topluluğuna da verilen isimdir. Örneğin kuşlar bir ümmettir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Hayır! "Doğrusu, biz, atalarımızı bir ümmet dipnot 1 üzerinde bulduk, biz de onların yolundan gidiyoruz.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Topluluk, toplum. Sözcüğün birincil anlamı "yol" demektir. Bu yol, amaçlanmış, hedef olarak belirlenmiş yoldur. Amaç ve inanç birliği, ortak değer yargıları ve aynı uygarlığa sahip olan insan topluluğu demek olan ümmet kavramının; aynı zamanda ana, din, yol, cemaat, familya, nesil, boy, zaman gibi anlamları da bulunmaktadır.

    Gültekin Onan

    Hayır, dediler ki: "Gerçekten atalarımızı bir ümmet üzerinde bulduk ve doğrusu biz onların izleri (eserleri) üstünde doğru olana (hidayete) yönelmiş (kimse)leriz."

    Hasan Basri Çantay

    Bil'akis (şöyle) dediler: "Gerçek biz atalarımızı bir ümmet (bir din) üzerinde bulduk. Biz de hakikaten onların izleri üstünden doğruya erdirilmişleriz".

    İbni Kesir

    Hayır, dediler ki: Doğrusu biz, atalarımızı bir ümmet üzerinde bulduk ve biz de onların izlerinden gitmekteyiz.

    Mehmet Alagaş

    (15-25) Onun kullarından O'na bir parça / bir cüz isnat ettiler, muhakkak ki insan apaçık örtbas edendir / görmezden gelendir / kafirdir, yarattığı kızları kendine edindi de oğlanları size mi bıraktı? Onlardan herhangi birisine Rahmana isnad ettiği gibi kız çocuğu müjdelendiğinde yüzü simsiyah olur ve öfkelenir , Süs içerisinde yetiştirilen ve tartışmada açık ve net olamayan kimse mi? / kız çocuğu mu? Rahman'ın kulları Melekleri de dişi yaptılar, peki onların yaratılmalarına şahit miydiler? Şahitliklerini (Şahitmiş gibi konuşmalarını) yazacağız ve onları sorgulayacağız, eğer Rahman dileseydi onlara (Meleklere) kulluk yapmazdık dediler, o nların bunun hakkında herhangi bir bilgileri yok. Onlar muhakkak yalan tahminde bulunuyorlar / hars ediyorlar, Ondan önce / kitaptan önce onlara kitap vermişiz de ona mı tutunuyorlar . (Herhangi bir veriye dayanmıyorlar) Bilakis dediler ki bizler atalarımızı bir ümmet olarak bulduk ve eserleri üzere yol buluyoruz. (Gördüğünü taklit, d ayanılacak bir veri değil ki) Yine böyle, senden önce bir memlekete uyarıcı kimi gönderdiysek oranın refahta olanları / müreffeh olanları dediler ki , biz atalarımızı ümmet olarak bulduk ve kesinlikle izleri üzere / eserleri üzere takipçileriz. Babalarınızı üzerinde bulduğumuzdan daha hidayet edeni / daha iyi yola ileteni getirmiş olsam da mı? dediğinde ise dediler ki sizinle gönderilen şeyleri yok say ıyoruz. Onlardan intikam aldık, Hadi Bak! yalancıların sonu / akıbeti nasıl oldu.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Bilâkis şöyle dediler: "Biz, atalarımızı bir din üzerinde bulduk ve onların izinde dosdoğru gitmekteyiz."

    Süleyman Ateş

    Hayır, (ne bilgileri var, ne de Kitapları). Sadece: "Biz babalarımızı bir din üzerinde bulduk, biz de onların izlerinde gidiyoruz" dediler.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Aslında onların dedikleri şudur: "Biz atalarımızı bir ümmete (bir dine, bir mezhebe, bir tarikata) dipnot 1 bağlı bulduk; biz onların izinden gidiyoruz."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bir inanç etrafında toplanan topluluklara ümmet denir. (Müfredat)

    Şaban Britch

    Bilakis şöyle dediler: Biz, atalarımızı bir din üzerinde bulduk, biz de onların izinde dosdoğru gitmekteyiz.

    Şaban Piriş

    Bilakis şöyle dediler: -Biz, atalarımızı bir din üzerinde bulduk, biz de onların izinde dosdoğru gitmekteyiz.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Hayır, sadece şunu söylemişlerdir: "Biz atalarımızı bir ümmet/bir din üzerinde bulduk; onların eserlerini izleyerek biz de doğruya ve güzele varacağız."

  9. Zuhruf suresi, 23. ayet — bütün mealleriyle aç

    Zuhruf suresi, 23. ayet. وَكَذَٰلِكَ مَآ أَرْسَلْنَا مِن قَبْلِكَ فِى قَرْيَةٍ مِّن نَّذِيرٍ إِلَّا قَالَ مُتْرَفُوهَآ إِنَّا وَجَدْنَآ ءَابَآءَنَا عَلَىٰٓ أُمَّةٍ وَإِنَّا عَلَىٰٓ ءَاثَٰرِهِم مُّقْتَدُونَ

    Diyanet İşleri

    İşte böyle, biz senden önce hiçbir memlekete bir uyarıcı göndermedik ki, oranın şımarık zenginleri, "Şüphe yok ki biz babalarımızı bir din üzerinde bulduk. Biz de elbette onların izlerinden gitmekteyiz" demiş olmasınlar.

    Mehmet Okuyan

    Senden önce de hangi şehre uyarıcı göndermişsek oranın şımarıkları dipnot 1 mutlaka "Şüphesiz ki babalarımızı (böyle) bir din üzerinde bulduk, biz de onların izlerine uyanlarız." derlerdi dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: A‘râf 7:76; Sebe' 34:34.
    2. metne dön, dipnot 2
      Benzer mesajlar: Bakara 2:170; Mâide 5:104; A‘râf 7:28; Yûnus 10:78; Hûd 11:53-54, 62, 87; Enbiyâ 21:52-53; Şu‘arâ 26:70-74; Lokmân 31:21; Sebe' 34:43; Sâffât 37:69-74; Zuhruf 43:22.

    Mustafa İslamoğlu

    İşte böyle: Biz senden önce hangi beldeye bir uyarıcı göndermişsek, oranın refah içinde şımarmış seçkinleri hep şunu söylediler: "Biz atalarımızı geleneksel bir inanç üzerinde bulduk; şu halde bize düşen onların izini takip etmektir."

    Muhammed Esed

    İşte böyle: Biz, ne zaman, senden önce herhangi bir topluluğa bir uyarıcı gönderdiysek, halkın keyif ve haz peşinde koşan kesimi daima şöyle dediler: "Biz atalarımızı bir inanç üzerinde bulduk, biz ancak onların izinden gideriz!"

    Ahmed Hulusi

    İşte böyle. . . Senden önce hangi topluma bir uyarıcı irsal ettiysek, oranın zengin ileri gelenleri şöyle dediler: "Biz atalarımızı bu din anlayışı üzere bulduk ve biz onların eserlerine (şartlanmaları, genleri) uyanlarız. "

    Ali Bulaç

    İşte böyle, senden önce de (herhangi) bir memlekete bir elçi göndermiş olmayalım, mutlaka onun 'refah içinde şımarıp azan önde gelenleri' (şöyle) demişlerdir: "Gerçekten biz, atalarımızı bir ümmet (din) üzerinde bulduk ve doğrusu biz, onların izlerine (eserlerine) uymuş kimseleriz."

    Ali Özek ve heyeti

    Senden önce de hangi memlekete uyarıcı göndermişsek mutlaka oranın varlıklıları: Babalarımızı bir din üzerinde bulduk, biz de onların izlerine uyarız, derlerdi.

    Ali Rıza Safa

    Ve işte böylece, senden önce hangi kente bir uyarıcı gönderdiysek, orasının ellerine güç geçirmiş olanları, şöyle dediler: "Aslında, atalarımızı bir din üzerinde bulduk; zaten onları izliyoruz!"

    Bayraktar Bayraklı

    Senden önce, peygamber gönderdiğimiz bütün beldelerin şımarıkları da aynı şekilde, "Şüphesiz biz babalarımızı bir yol üzerinde bulduk, biz de onların izlerini takip ediyoruz" demişlerdi.

    Edip Yüksel

    Tıpkı bunun gibi, senden önce, bir kente her ne zaman bir uyarıcı gönderdiysek elit tabaka, "Biz, atalarımızı bir yol üzerinde bulduk ve biz onların öğretilerini izliyoruz" derlerdi.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Tıpkı bunun gibi, senden önce, bir kente her ne zaman bir uyarıcı gönderdiysek elit tabaka, 'Biz, atalarımızı bir yol üzerinde bulduk ve biz onların öğretilerini izliyoruz,' derlerdi.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Yine böyle senden önce hangi memlekette bir uyarıcı gönderdikse, onun refah içindeki takımı demişti ki: "Bizler atalarımızı bir din üzerinde bulduk, biz de onların izlerine uyarız."

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Yine böyle senden evvel hangi memlekette bir nezir gönderdikse onun refahlı takımı demişti ki: bizler atalarımızı bir ümmet üzerinde bulduk biz de onların izlerine uyarız

    Erhan Aktaş

    Tıpkı bunun gibi, senden önce de ne zaman bir beldeye uyarıcı gönderdiysek, oranın refah içinde olanları: "Biz, atalarımızı bir ümmet üzerinde bulduk. Biz de kesinlikle onların izinden gidiyoruz." dediler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Tıpkı bunun gibi, senden önce de ne zaman bir beldeye uyarıcı gönderdiysek, oranın refah içinde olanları: "Biz, atalarımızı bir ümmet üzerinde bulduk. Biz de kesinlikle onların izinden gidiyoruz." dediler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Tıpkı bunun gibi, senden önce de ne zaman bir beldeye uyarıcı gönderdiysek, oranın refah içinde olanları: "Biz, atalarımızı bir ümmet üzerinde bulduk. Biz de kesinlikle onların izinden gidiyoruz." demişlerdi.

    Gültekin Onan

    İşte böyle, senden önce de (herhangi) bir memlekete bir elçi göndermiş olmayalım, mutlaka onun 'refah içinde şımarıp azan önde gelenleri' (şöyle) demişlerdir: "Gerçekten biz, atalarımızı bir ümmet (din) üzerinde bulduk ve doğrusu biz, onların izlerine (eserlerine) uymuş kimseleriz."

    Hasan Basri Çantay

    Senden evvel her hangi bir memlekete fena akıbetleri haber verici hiçbir peygamber göndermedik ki ille oranın refah erbabı da böylece "Gerçek biz atalarımızı bir ümmet (bir din) üzerinde bulduk. Biz de hakikaten onların izlerine uymuşlarız" demiş (ler) dir.

    İbni Kesir

    Senden önce de hangi kasabaya bir uyarıcı gönderdiysek; o kasabanın varlıklıları sadece dediler ki: Doğrusu biz, babalarımızı bir ümmet üzerinde bulduk ve biz de onların izlerine uymaktayız.

    Mehmet Alagaş

    (15-25) Onun kullarından O'na bir parça / bir cüz isnat ettiler, muhakkak ki insan apaçık örtbas edendir / görmezden gelendir / kafirdir, yarattığı kızları kendine edindi de oğlanları size mi bıraktı? Onlardan herhangi birisine Rahmana isnad ettiği gibi kız çocuğu müjdelendiğinde yüzü simsiyah olur ve öfkelenir , Süs içerisinde yetiştirilen ve tartışmada açık ve net olamayan kimse mi? / kız çocuğu mu? Rahman'ın kulları Melekleri de dişi yaptılar, peki onların yaratılmalarına şahit miydiler? Şahitliklerini (Şahitmiş gibi konuşmalarını) yazacağız ve onları sorgulayacağız, eğer Rahman dileseydi onlara (Meleklere) kulluk yapmazdık dediler, o nların bunun hakkında herhangi bir bilgileri yok. Onlar muhakkak yalan tahminde bulunuyorlar / hars ediyorlar, Ondan önce / kitaptan önce onlara kitap vermişiz de ona mı tutunuyorlar . (Herhangi bir veriye dayanmıyorlar) Bilakis dediler ki bizler atalarımızı bir ümmet olarak bulduk ve eserleri üzere yol buluyoruz. (Gördüğünü taklit, d ayanılacak bir veri değil ki) Yine böyle, senden önce bir memlekete uyarıcı kimi gönderdiysek oranın refahta olanları / müreffeh olanları dediler ki , biz atalarımızı ümmet olarak bulduk ve kesinlikle izleri üzere / eserleri üzere takipçileriz. Babalarınızı üzerinde bulduğumuzdan daha hidayet edeni / daha iyi yola ileteni getirmiş olsam da mı? dediğinde ise dediler ki sizinle gönderilen şeyleri yok say ıyoruz. Onlardan intikam aldık, Hadi Bak! yalancıların sonu / akıbeti nasıl oldu.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Senden önce de hangi kasabaya bir uyarıcı gönderdiysek mutlaka oranın şımarık varlıklıları böylece: “Biz atalarımızı bir din üzere bulduk ve muhakkak bizler onların izlerine uyanlarız” demişlerdir.

    Süleyman Ateş

    İşte böyle, senden önce de hangi kente uyarıcı gönderdiysek mutlaka oranın varlıklıları: "Biz babalarımızı bir din üzerinde bulduk, biz de onların izlerine uyarız." dediler.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Hep böyle olmuştur; senden önce de hangi kente bir uyarıcı göndermişsek onların şımarık olanları şöyle demişlerdir: "Biz kalktık, atalarımızı bir ümmete (bir inanca) bağlı bulduk, biz onların izinden gideriz."

    Şaban Britch

    Senden önce de bir beldeye uyarıcı gönderdiğimizde hemen oranın ileri refahtan şımarmış gelenleri: Biz atalarımızı bir din üzerinde bulduk, biz de onların izinden gidiyoruz, demişlerdi.

    Şaban Piriş

    Senden önce de bir beldeye uyarıcı gönderdiğimizde hemen oranın refahtan şımarmış ileri gelenleri: -Biz atalarımızı bir din üzerinde bulduk, biz de onların izinden gidiyoruz, demişlerdi.

    Yaşar Nuri Öztürk

    İşte böyle! Senden önce de hangi kente bir uyarıcı göndermişsek oranın servetle şımarmış kodamanları mutlaka şöyle demişlerdir: "Biz atalarımızı bir ümmet/bir din üzerinde bulduk; onların eserlerine uyarak yol alacağız."

  10. Zuhruf suresi, 24. ayet — bütün mealleriyle aç

    Zuhruf suresi, 24. ayet. قَٰلَ أَوَلَوْ جِئْتُكُم بِأَهْدَىٰ مِمَّا وَجَدتُّمْ عَلَيْهِ ءَابَآءَكُمْ قَالُوٓا۟ إِنَّا بِمَآ أُرْسِلْتُم بِهِۦ كَٰفِرُونَ

    Diyanet İşleri

    (Gönderilen uyarıcı,) "Ben size, babalarınızı üzerinde bulduğunuz dinden daha doğrusunu getirmiş olsam da mı?" dedi. Onlar, "Biz kesinlikle sizinle gönderilen şeyi inkar ediyoruz" dediler.

    Mehmet Okuyan

    (Elçi) "Ben size, babalarınızı üzerinde bulduğunuz (din)den daha doğrusunu getirmişsem (yine de bana uymaz mısınız?)" deyince, onlar "Doğrusu biz sizinle gönderileni inkâr ediyoruz!" demişlerdi. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: A‘râf 7:76; Sebe' 34:34.

    Mustafa İslamoğlu

    (O peygamberler de): "Ne yani, ben size atalarınızı üzerinde bulduğunuz yoldan daha doğrusunu göstersem de mi?" dedi(ler). Cevapları şu oldu: "Sizinle gönderildiğini (iddia ettiğiniz) şeylerin gerçekliğini kabul etmiyoruz."

    Muhammed Esed

    (Bunun üzerine her peygamber) "Nasıl?" derdi, "Atalarınızı inanır bulduğunuzdan daha iyi bir kılavuz getirmiş olsam da mı?" Berikiler, buna, "Sizin mesajlarınızda bir doğruluk payı olduğunu inkar ediyoruz!" diye cevap verirlerdi.

    Ahmed Hulusi

    (Hz. Rasulullah) dedi ki: "Eğer size, atalarınızı üzerinde bulduğunuzdan daha doğruyu getirmişsem de mi?" Dediler ki: "İrsal olunduğun bilgiyi reddederiz!"

    Ali Bulaç

    (O peygamberlerden her biri de şöyle) Demiştir: "Ben size atalarınızı üstünde bulduğunuz şeyden daha doğru olanını getirmiş olsam da mı?" Onlar da demişlerdi ki: "Doğrusu biz, kendisiyle gönderildiğiniz şeye kafir olanlarız."

    Ali Özek ve heyeti

    Ben size, babalarınızı üzerinde bulduğunuz (din)den daha doğrusunu getirmişsem (yine mi bana uymazsınız)? deyince, dediler ki: Doğrusu biz sizinle gönderilen şeyi inkâr ediyoruz.

    Ali Rıza Safa

    Dedi ki: "Atalarınızı üzerinde bulduğunuzdan daha doğru bir yol gösteren getirmiş olsam da mı?" Şöyle dediler: "Aslında, sizinle gönderileni inkar ediyoruz!"

    Bayraktar Bayraklı

    Peygamberler, "Size, babalarınızı üzerinde bulduğunuz yoldan daha doğrusunu getirmiş olsakda mı?" diye sormuştu. Onlar da, "Şüphesiz biz, seninle gönderileni kesinlikle inkar ediyoruz" diye cevap vermişlerdi.

    Edip Yüksel

    O da, "Size, atalarınızı üzerinde bulduğunuzdan daha doğrusunu getirmiş isem de mi?" derdi. Onlar da, "Sizin getirdiğiniz mesajı inkar ediyoruz" derlerdi.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    O da, 'Size, atalarınızı üzerinde bulduğunuzdan daha doğrusunu getirmiş isem de mi?' derdi. Onlar da, 'Sizin getirdiğiniz mesajı inkar ediyoruz,' derlerdi.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    (Uyarıcı): "Size atalarınızı üzerinde bulduğunuzdan daha doğrusunu getirdimse de mi?" deyince, onlar: "Biz sizin gönderildiğiniz şeylere inanmıyoruz" dediler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ya, dedi: size atalarınızı üzerinde bulduğunuzdan daha doğrusunu getirdimse de mi? Ha! dediler: biz o sizin gönderildiğiniz şeylere inanmıyoruz

    Erhan Aktaş

    Size, "Atalarınızı üzerinde bulduğunuz yoldan daha doğrusunu getirmiş olsam da mı?" deyince, onlar: "Biz, sizinle gönderilene kafirlik dipnot 1 ediyoruz." dediler.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Dikkate almıyoruz, yok sayıyoruz, önemsemiyoruz, inanmıyoruz, görmezden geliyoruz.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Size, "Atalarınızı üzerinde bulduğunuz yoldan daha doğrusunu getirmiş olsam da mı?" deyince, onlar: "Biz, sizinle gönderilene Kafirlik dipnot 1 ediyoruz." dediler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kafir, örten demektir. Gerçeğin üzerini örten, nankörlük eden, vahye inanmayan, güvenmeyen ve kabul etmeyen; Allah'ı ve vahyi reddeden kimse. Küfr, İman'ın, emin olmanın, güvenmenin, onaylamanın karşıtıdır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Size, "Atalarınızı üzerinde bulduğunuz yoldan daha doğrusunu getirmiş olsam da mı?" deyince, onlar: "Biz, sizinle gönderileni inkar ediyoruz." dediler.

    Gültekin Onan

    (O peygamberlerden her biri de şöyle) Demiştir: "Ben size atalarınızı üstünde bulduğunuz şeyden daha doğru olanını getirmiş olsam da mı?" Onlar da demişlerdi ki: "Doğrusu biz, kendisiyle gönderildiğiniz şeye kafir olanlarız."

    Hasan Basri Çantay

    (O peygamberlerden her biri şöyle) dedi: "Ben, atalarınızı üstünde bulunduğunuzdan daha doğrusunu size getirdimse de mi"? Onlar da "Biz, dediler, o sizin gönderildiğiniz şeylere (doğru da olsa) küfr edicileriz".

    İbni Kesir

    Şayet size atalarınızı üzerinde bulduğunuz şeyden daha doğrusunu getirmişsem; yine mi bana uymazsınız? deyince, dediler ki: Doğrusu sizin gönderildiğiniz şeyi, biz inkar ediyoruz.

    Mehmet Alagaş

    (15-25) Onun kullarından O'na bir parça / bir cüz isnat ettiler, muhakkak ki insan apaçık örtbas edendir / görmezden gelendir / kafirdir, yarattığı kızları kendine edindi de oğlanları size mi bıraktı? Onlardan herhangi birisine Rahmana isnad ettiği gibi kız çocuğu müjdelendiğinde yüzü simsiyah olur ve öfkelenir , Süs içerisinde yetiştirilen ve tartışmada açık ve net olamayan kimse mi? / kız çocuğu mu? Rahman'ın kulları Melekleri de dişi yaptılar, peki onların yaratılmalarına şahit miydiler? Şahitliklerini (Şahitmiş gibi konuşmalarını) yazacağız ve onları sorgulayacağız, eğer Rahman dileseydi onlara (Meleklere) kulluk yapmazdık dediler, o nların bunun hakkında herhangi bir bilgileri yok. Onlar muhakkak yalan tahminde bulunuyorlar / hars ediyorlar, Ondan önce / kitaptan önce onlara kitap vermişiz de ona mı tutunuyorlar . (Herhangi bir veriye dayanmıyorlar) Bilakis dediler ki bizler atalarımızı bir ümmet olarak bulduk ve eserleri üzere yol buluyoruz. (Gördüğünü taklit, d ayanılacak bir veri değil ki) Yine böyle, senden önce bir memlekete uyarıcı kimi gönderdiysek oranın refahta olanları / müreffeh olanları dediler ki , biz atalarımızı ümmet olarak bulduk ve kesinlikle izleri üzere / eserleri üzere takipçileriz. Babalarınızı üzerinde bulduğumuzdan daha hidayet edeni / daha iyi yola ileteni getirmiş olsam da mı? dediğinde ise dediler ki sizinle gönderilen şeyleri yok say ıyoruz. Onlardan intikam aldık, Hadi Bak! yalancıların sonu / akıbeti nasıl oldu.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    “Ya ben size atalarınızı üzerinde bulduğunuz dinden daha doğrusunu getirdi isem de mi” dedi. Onlar: "Biz, sizinle gönderilene kâfir kimseleriz." dediler.

    Süleyman Ateş

    "Ben size, babalarınızı, üzerinde bulduğunuz(din)den daha doğrusunu getirmiş olsam da (yine babalarınızın yolunu)mu (tutacaksınız)?" dedi. "Doğrusu biz sizinle gönderilen mesajı tanımıyoruz." dediler.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Uyarıda bulunan kişi de onlara:"Size getirdiğim, atalarınızı bağlı bulduğunuz dinden daha doğruysa ne olacak?" deyince şöyle demişlerdir: "İşin doğrusu biz sizinle gönderilen dinin kafirleriyiz (onu görmek ve duymak istemiyoruz)".

    Şaban Britch

    Size, atalarınızı üzerinde bulduğunuzdan daha doğru bir şey getirmiş olsam da mı? dedi. Onlar: Biz, sizinle gönderilene kâfir kimseleriz dediler.

    Şaban Piriş

    -Size, atalarınızı üzerinde bulduğunuzdan daha doğru bir şey getirmiş olsam da mı? dedi. Onlar: -Biz, sizinle gönderileni tanımıyoruz, dediler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Uyarıcı dedi: "Peki, ben size, atalarınızı üzerinde bulduğunuz şeyden daha iyi yol göstereni getirmiş olsam da mı?" Dediler: "Doğrusu, biz seninle gönderilen şeyi tanımıyoruz."

  11. Zuhruf suresi, 25. ayet — bütün mealleriyle aç

    Zuhruf suresi, 25. ayet. فَٱنتَقَمْنَا مِنْهُمْ فَٱنظُرْ كَيْفَ كَانَ عَٰقِبَةُ ٱلْمُكَذِّبِينَ

    Diyanet İşleri

    Biz de onlardan intikam aldık. Yalanlayanların sonu, bak nasıl oldu!

    Mehmet Okuyan

    Biz de onlardan intikam almıştık. dipnot 1 Bak yalanlayanların sonu nasıl olmuştu!

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yüce Allah için kullanılan ve [intikam] kökünden gelen kelimelerin geçtiği bütün ayetlerde, zalimlerden, haddini aşanlardan, suçlulardan, yoldan çıkanlardan, kısaca "azabı hak edenler"den söz edilmektedir. Yüce Allah'ın intikam almasıyla ilgili detaylı bilgi için bkz. A‘râf 136, dipnot 1.

    Mustafa İslamoğlu

    Bunun üzerine, Biz de onlara yaptıklarının acısını tattırdık: Bak(ın) işte, hakikati yalanlayanların sonu nasılmış gör(ün)!

    Muhammed Esed

    Ama sonunda onlardan intikamımızı aldık; işte bakın hakikati yalanlayanların sonu ne oldu!

    Ahmed Hulusi

    Bunun üzerine onlardan intikam aldık. . . Yalanlayanların sonu nasıl oldu bir bak!

    Ali Bulaç

    Böylece onlardan intikam aldık. Öyleyse, bir bak; yalan sayanların sonu nasıl oldu?

    Ali Özek ve heyeti

    Biz de onlardan intikam aldık. Bak, yalanlayanların sonu nasıl oldu?

    Ali Rıza Safa

    Bunun üzerine, hak ettikleri cezayı onlara verdik. Artık, yalanlayanların sonunun nasıl olduğuna bir bak?

    Bayraktar Bayraklı

    Biz de bundan dolayı onları cezalandırmıştık. Yalancıların sonlarının nasıl olduğuna bir bak!

    Edip Yüksel

    Biz de onlardan öc aldık. Yalanlayanların sonunun nasıl olduğuna bir bak.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Biz de onlardan öc aldık. Yalanlayanların sonu nasıl olduğuna bir bak.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bunun üzerine Biz de onlardan intikamını aldık. Bak o yalan söylüyorsun diyenlerin sonu nasıl oldu?

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Onun üzerine biz de onlardan intikamını aldık da bak o tekzib edenlerin akıbeti nasıl oldu?

    Erhan Aktaş

    Bunun üzerine onlara hak ettikleri cezayı verdik. Yalanlayanların sonlarının nasıl olduğuna bir bak!

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Bunun üzerine onlara hak ettikleri cezayı verdik. Yalanlayanların sonlarının nasıl olduğuna bir bak!

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Bunun üzerine onlara hak ettikleri cezayı verdik. Yalanlayanların sonlarının nasıl olduğuna bir bak!

    Gültekin Onan

    Böylece onlardan intikam aldık. Öyleyse, bir bak; yalan sayanların sonu nasıl oldu?

    Hasan Basri Çantay

    Bunun üzerine biz de onlardan intikaam aldık. İşte bak, tekzib edenlerin akıbeti nice oldu!

    İbni Kesir

    Biz de onlardan intikam aldık. Yalanlayanların sonunun nasıl olduğuna bir bak.

    Mehmet Alagaş

    (15-25) Onun kullarından O'na bir parça / bir cüz isnat ettiler, muhakkak ki insan apaçık örtbas edendir / görmezden gelendir / kafirdir, yarattığı kızları kendine edindi de oğlanları size mi bıraktı? Onlardan herhangi birisine Rahmana isnad ettiği gibi kız çocuğu müjdelendiğinde yüzü simsiyah olur ve öfkelenir , Süs içerisinde yetiştirilen ve tartışmada açık ve net olamayan kimse mi? / kız çocuğu mu? Rahman'ın kulları Melekleri de dişi yaptılar, peki onların yaratılmalarına şahit miydiler? Şahitliklerini (Şahitmiş gibi konuşmalarını) yazacağız ve onları sorgulayacağız, eğer Rahman dileseydi onlara (Meleklere) kulluk yapmazdık dediler, o nların bunun hakkında herhangi bir bilgileri yok. Onlar muhakkak yalan tahminde bulunuyorlar / hars ediyorlar, Ondan önce / kitaptan önce onlara kitap vermişiz de ona mı tutunuyorlar . (Herhangi bir veriye dayanmıyorlar) Bilakis dediler ki bizler atalarımızı bir ümmet olarak bulduk ve eserleri üzere yol buluyoruz. (Gördüğünü taklit, d ayanılacak bir veri değil ki) Yine böyle, senden önce bir memlekete uyarıcı kimi gönderdiysek oranın refahta olanları / müreffeh olanları dediler ki , biz atalarımızı ümmet olarak bulduk ve kesinlikle izleri üzere / eserleri üzere takipçileriz. Babalarınızı üzerinde bulduğumuzdan daha hidayet edeni / daha iyi yola ileteni getirmiş olsam da mı? dediğinde ise dediler ki sizinle gönderilen şeyleri yok say ıyoruz. Onlardan intikam aldık, Hadi Bak! yalancıların sonu / akıbeti nasıl oldu.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Bunun üzerine biz de onlardan intikam aldık. Bir bak! Yalanlayanların akıbeti nasıl oldu?

    Süleyman Ateş

    Biz de onlardan öç aldık. Bak, yalanlayanların sonu nasıl oldu?

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bunun arkasından onlara hak ettikleri cezayı vermişizdir. Yalan söyleyip duran o insanların ne hale geldiklerini bir düşün!

    Şaban Britch

    Biz de onlardan intikam aldık Bir bak, yalanlayanların akibeti nasıl oldu?

    Şaban Piriş

    Biz de onları cezalandırmıştık. Bir bak, yalanlayanların akibeti nasıl oldu?

    Yaşar Nuri Öztürk

    Bunun üzerine onlardan öç aldık. Bir bak, nice olmuştur o yalanlayanların sonu!

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.