41. sure

Fussilet Suresi فصلت

Bu sureyi dinle — okunan kelime işaretlenir

Konu dizini 8 konu
  1. Ayrıntılı kılınmış Kur'an ve kalpleri örtülü olanlar 1–8 karşılaştır — Ayrıntılı kılınmış Kur'an ve kalpleri örtülü olanlar
  2. Yerin ve göklerin yaratılış evreleri 9–12 karşılaştır — Yerin ve göklerin yaratılış evreleri
  3. Âd ve Semûd 13–18 karşılaştır — Âd ve Semûd
  4. Derilerin şahitliği ve başa sarılan arkadaşlar 19–25 karşılaştır — Derilerin şahitliği ve başa sarılan arkadaşlar
  5. "Bu Kur'an'ı dinlemeyin"; dosdoğru olanlar 26–32 karşılaştır — "Bu Kur'an'ı dinlemeyin"; dosdoğru olanlar
  6. En güzel söz; kötülüğü en güzel şekilde savmak 33–36 karşılaştır — En güzel söz; kötülüğü en güzel şekilde savmak
  7. Gece, gündüz, güneş, ay ve Arapça Kur'an 37–44 karşılaştır — Gece, gündüz, güneş, ay ve Arapça Kur'an
  8. Kıyametin bilgisi, insanın nankörlüğü ve ufuklardaki deliller 45–54 karşılaştır — Kıyametin bilgisi, insanın nankörlüğü ve ufuklardaki deliller

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır.

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

Ayrıntılı kılınmış Kur'an ve kalpleri örtülü olanlar 1–8

  1. Fussilet suresi, 1. ayet — tek başına aç

    Fussilet suresi, 1. ayet. حمٓ

    ḥâ-mîm.

    Ali Rıza Safa

    H. M.

    Ayet detayı — Fussilet suresi, 1. ayet

  2. Fussilet suresi, 2. ayet — tek başına aç

    Fussilet suresi, 2. ayet. تَنزِيلٌ مِّنَ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

    tenzîlüm mine-rraḥmâni-rraḥîm.

    Ali Rıza Safa

    Bağışlayan; Merhametli tarafından indirilmiştir.

    Ayet detayı — Fussilet suresi, 2. ayet

  3. Fussilet suresi, 3. ayet — tek başına aç

    Fussilet suresi, 3. ayet. كِتَٰبٌ فُصِّلَتْ ءَايَٰتُهُۥ قُرْءَانًا عَرَبِيًّا لِّقَوْمٍ يَعْلَمُونَ

    kitâbün füṣṣilet âyâtühû ḳur'ânen `arabiyyel liḳavmiy ya`lemûn.

    Ali Rıza Safa

    Kur'an, bilen bir toplum için, ayetleri Ayrıntılı Açıklanan, çok kolay anlaşılacak bir Kitap'tır.

    Ayet detayı — Fussilet suresi, 3. ayet

  4. Fussilet suresi, 4. ayet — tek başına aç

    Fussilet suresi, 4. ayet. بَشِيرًا وَنَذِيرًا فَأَعْرَضَ أَكْثَرُهُمْ فَهُمْ لَا يَسْمَعُونَ

    beşîrav veneẕîrâ. fea`raḍa ekŝeruhüm fehüm lâ yesme`ûn.

    Ali Rıza Safa

    Muştulayıcı ve uyarıcıdır. Fakat onların çoğu yüz çevirmiştir; artık duymazlar.

    Ayet detayı — Fussilet suresi, 4. ayet

  5. Fussilet suresi, 5. ayet — tek başına aç

    Fussilet suresi, 5. ayet. وَقَالُوا۟ قُلُوبُنَا فِىٓ أَكِنَّةٍ مِّمَّا تَدْعُونَآ إِلَيْهِ وَفِىٓ ءَاذَانِنَا وَقْرٌ وَمِنۢ بَيْنِنَا وَبَيْنِكَ حِجَابٌ فَٱعْمَلْ إِنَّنَا عَٰمِلُونَ

    veḳâlû ḳulûbünâ fî ekinnetim mimmâ ted`ûnâ ileyhi vefî âẕâninâ vaḳruv vemim beyninâ vebeynike ḥicâbün fa`mel innenâ `âmilûn.

    Ali Rıza Safa

    Dediler ki: "Bizi çağırdığın şeye karşı yüreklerimiz kapalıdır; kulaklarımızda ağırlık ve aramızda bir perde vardır. Yap bakalım; aslında, biz de yapmaya devam edeceğiz!"

    Ayet detayı — Fussilet suresi, 5. ayet

  6. Fussilet suresi, 6. ayet — tek başına aç

    Fussilet suresi, 6. ayet. قُلْ إِنَّمَآ أَنَا۠ بَشَرٌ مِّثْلُكُمْ يُوحَىٰٓ إِلَىَّ أَنَّمَآ إِلَٰهُكُمْ إِلَٰهٌ وَٰحِدٌ فَٱسْتَقِيمُوٓا۟ إِلَيْهِ وَٱسْتَغْفِرُوهُ وَوَيْلٌ لِّلْمُشْرِكِينَ

    ḳul innemâ ene beşerum miŝlüküm yûḥâ ileyye ennemâ ilâhüküm ilâhüv vâḥidün festeḳîmû ileyhi vestagfirûh. veveylül lilmüşrikîn.

    Ali Rıza Safa

    De ki: "Kuşkusuz, ben de sizin gibi bir insanoğluyum. Tanrınız, Tek ve Eşsiz Tanrıdır; bana böyle bildirildi. Artık, O'na yönelin ve O'ndan bağışlanma dileyin. Ortaklar koşanların; vay başlarına gelene!"

    Ayet detayı — Fussilet suresi, 6. ayet

  7. Fussilet suresi, 7. ayet — tek başına aç

    Fussilet suresi, 7. ayet. ٱلَّذِينَ لَا يُؤْتُونَ ٱلزَّكَوٰةَ وَهُم بِٱلْـَٔاخِرَةِ هُمْ كَٰفِرُونَ

    elleẕîne lâ yü'tûne-zzekâte vehüm bil'âḫirati hüm kâfirûn.

    Ali Rıza Safa

    Onlar, zekatı vermezler. Sonsuz yaşamı da inkar ederler.

    Ayet detayı — Fussilet suresi, 7. ayet

  8. Fussilet suresi, 8. ayet — tek başına aç

    Fussilet suresi, 8. ayet. إِنَّ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ لَهُمْ أَجْرٌ غَيْرُ مَمْنُونٍ

    inne-lleẕîne âmenû ve`amilu-ṣṣâliḥâti lehüm ecrun gayru memnûn.

    Ali Rıza Safa

    Kuşkusuz, inanmış olarak erdemli edimler yapanlar için sürekli bir ödül vardır.

    Ayet detayı — Fussilet suresi, 8. ayet

Yerin ve göklerin yaratılış evreleri 9–12

  1. Fussilet suresi, 9. ayet — tek başına aç

    Fussilet suresi, 9. ayet. قُلْ أَئِنَّكُمْ لَتَكْفُرُونَ بِٱلَّذِى خَلَقَ ٱلْأَرْضَ فِى يَوْمَيْنِ وَتَجْعَلُونَ لَهُۥٓ أَندَادًا ذَٰلِكَ رَبُّ ٱلْعَٰلَمِينَ

    ḳul einneküm letekfürûne billeẕî ḫaleḳa-l'arḍa fî yevmeyni vetec`alûne lehû endâdâ. ẕâlike rabbü-l`âlemîn.

    Ali Rıza Safa

    De ki: "Aslında, yeryüzünü iki günde yaratana nankörlük ediyorsunuz; öyle mi? Üstelik O'na ortaklar koşuyorsunuz; öyle mi? İşte, O, Evrenlerin Efendisidir!"

    Ayet detayı — Fussilet suresi, 9. ayet

  2. Fussilet suresi, 10. ayet — tek başına aç

    Fussilet suresi, 10. ayet. وَجَعَلَ فِيهَا رَوَٰسِىَ مِن فَوْقِهَا وَبَٰرَكَ فِيهَا وَقَدَّرَ فِيهَآ أَقْوَٰتَهَا فِىٓ أَرْبَعَةِ أَيَّامٍ سَوَآءً لِّلسَّآئِلِينَ

    vece`ale fîhâ ravâsiye min fevḳihâ vebârake fîhâ veḳaddera fîhâ aḳvâtehâ fî erbe`ati eyyâm. sevâel lissâilîn.

    Ali Rıza Safa

    Onun üzerinde sarsılmaz dağlar oluşturdu ve ongunluklar yarattı. İsteyip arayanlar için, dört günde eşit olarak geçimlikleri paylaştırdı.

    Ayet detayı — Fussilet suresi, 10. ayet

  3. Fussilet suresi, 11. ayet — tek başına aç

    Fussilet suresi, 11. ayet. ثُمَّ ٱسْتَوَىٰٓ إِلَى ٱلسَّمَآءِ وَهِىَ دُخَانٌ فَقَالَ لَهَا وَلِلْأَرْضِ ٱئْتِيَا طَوْعًا أَوْ كَرْهًا قَالَتَآ أَتَيْنَا طَآئِعِينَ

    ŝümme-stevâ ile-ssemâi vehiye düḫânün feḳâle lehâ velil'arḍi-'tiyâ ṭav`an ev kerhâ. ḳâletâ eteynâ ṭâi`în.

    Ali Rıza Safa

    Sonra, büyük bir duman durumunda olan göklere yöneldi. dipnot 408 Ona ve yeryüzüne, şöyle dedi: "İsteyerek veya istemeyerek gelin!" İkisi de şöyle dediler: "İsteyerek geldik!"

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 408
      İşte, bir bilgi ayeti: Kant-Laplace Kuramı'na göre, Nebula ismi verilen kızgın gaz kütlesi kendi ekseni çevresinde sarmal bir devinimle dönerken, süreç içerisinde soğuyarak küçülmüştür. Ağırlığı az olan gazlar güneş tarafından çekilmiş, çekim etkisi dışındakiler uzay boşluğuna dağılmış, ağır olan gazlar da değişik uzaklıklardaki gökcisimlerini oluşturmuşlardır. "Büyük bir duman durumunda olan gök" anlatımının, "Kızgın gaz kütlesi" anlamına geldiği son yüzyılda öğrenildi. Büyük Hadron Çarpıştırıcısı -CERN- deneyinin ilk sonuçlarını açıklayan uzmanlar, bu çarpışma sonucunda maddenin akışkan biçimini elde ettiklerini belirterek; "Elde ettiğimiz bu sonuca, maddenin koyu kıvamlı çorba durumu diyebiliriz. Bu, evrenlerin oluşmaya başlamasının hemen sonraki durumudur." dediler. Bu kurama göre, çorba kıvamlı madde soğudukça atom altı parçacıklarını oluşturuyor; birbirine yapışan atom altı parçacıkları da atomu ortaya çıkarıyor. CERN deneyi konusunda, 56:75 ayetinin dipnotunda bilgi verilmiştir.

    Ayet detayı — Fussilet suresi, 11. ayet

  4. Fussilet suresi, 12. ayet — tek başına aç

    Fussilet suresi, 12. ayet. فَقَضَىٰهُنَّ سَبْعَ سَمَٰوَاتٍ فِى يَوْمَيْنِ وَأَوْحَىٰ فِى كُلِّ سَمَآءٍ أَمْرَهَا وَزَيَّنَّا ٱلسَّمَآءَ ٱلدُّنْيَا بِمَصَٰبِيحَ وَحِفْظًا ذَٰلِكَ تَقْدِيرُ ٱلْعَزِيزِ ٱلْعَلِيمِ

    feḳaḍâhünne seb`a semâvâtin fî yevmeyni veevḥâ fî külli semâin emrahâ. vezeyyenne-ssemâe-ddünyâ bimeṣâbîḥ. veḥifżâ. ẕâlike taḳdîru-l`azîzi-l`alîm.

    Ali Rıza Safa

    Böylece, iki günde, yedi gök olarak onları yarattı. Her gök katına, kendi işlevini bildirdi. Dünyaya yakın gök katını ışık kaynaklarıyla süsledik ve gözetim altına aldık. İşte bu, Üstün Olanın; Bilenin ölçümlemesidir.

    Ayet detayı — Fussilet suresi, 12. ayet

Âd ve Semûd 13–18

  1. Fussilet suresi, 13. ayet — tek başına aç

    Fussilet suresi, 13. ayet. فَإِنْ أَعْرَضُوا۟ فَقُلْ أَنذَرْتُكُمْ صَٰعِقَةً مِّثْلَ صَٰعِقَةِ عَادٍ وَثَمُودَ

    fein a`raḍû feḳul enẕertüküm ṣâ`iḳatem miŝle ṣâ`iḳati `âdiv veŝemûd.

    Ali Rıza Safa

    Yine de yüz çevirirlerse, şunu söyle: "Âd ve Semud'un yıldırımına benzeyen bir yıldırıma karşı sizi uyardım!"

    Ayet detayı — Fussilet suresi, 13. ayet

  2. Fussilet suresi, 14. ayet — tek başına aç

    Fussilet suresi, 14. ayet. إِذْ جَآءَتْهُمُ ٱلرُّسُلُ مِنۢ بَيْنِ أَيْدِيهِمْ وَمِنْ خَلْفِهِمْ أَلَّا تَعْبُدُوٓا۟ إِلَّا ٱللَّهَ قَالُوا۟ لَوْ شَآءَ رَبُّنَا لَأَنزَلَ مَلَٰٓئِكَةً فَإِنَّا بِمَآ أُرْسِلْتُم بِهِۦ كَٰفِرُونَ

    iẕ câethümü-rrusülü mim beyni eydîhim vemin ḫalfihim ellâ ta`büdû ille-llâh. ḳâlû lev şâe rabbünâ leenzele melâiketen feinnâ bimâ ürsiltüm bihî kâfirûn.

    Ali Rıza Safa

    Allah'tan başkasına hizmet etmemeleri için, önlerinden ve arkalarından elçiler geldiğinde, şöyle dediler: "Efendimiz dileseydi, kesinlikle melekleri indirirdi. Aslında, sizinle gönderileni bu yüzden inkar ediyoruz!"

    Ayet detayı — Fussilet suresi, 14. ayet

  3. Fussilet suresi, 15. ayet — tek başına aç

    Fussilet suresi, 15. ayet. فَأَمَّا عَادٌ فَٱسْتَكْبَرُوا۟ فِى ٱلْأَرْضِ بِغَيْرِ ٱلْحَقِّ وَقَالُوا۟ مَنْ أَشَدُّ مِنَّا قُوَّةً أَوَلَمْ يَرَوْا۟ أَنَّ ٱللَّهَ ٱلَّذِى خَلَقَهُمْ هُوَ أَشَدُّ مِنْهُمْ قُوَّةً وَكَانُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا يَجْحَدُونَ

    feemmâ `âdün festekberû fi-l'arḍi bigayri-lḥaḳḳi veḳâlû men eşeddü minnâ ḳuvveh. evelem yerav enne-llâhe-lleẕî ḫaleḳahüm hüve eşeddü minhüm ḳuvveh. vekânû biâyâtinâ yecḥadûn.

    Ali Rıza Safa

    Âd'a gelince; yeryüzünde haksız yere büyüklük tasladılar ve şöyle dediler: "Güç yönünden, bizden üstün kim vardır?" Kendilerini yaratan Allah'ın, güç yönünden onlardan üstün olduğunu görmediler mi? Ayetlerimizi de inkar ediyorlardı.

    Ayet detayı — Fussilet suresi, 15. ayet

  4. Fussilet suresi, 16. ayet — tek başına aç

    Fussilet suresi, 16. ayet. فَأَرْسَلْنَا عَلَيْهِمْ رِيحًا صَرْصَرًا فِىٓ أَيَّامٍ نَّحِسَاتٍ لِّنُذِيقَهُمْ عَذَابَ ٱلْخِزْىِ فِى ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا وَلَعَذَابُ ٱلْـَٔاخِرَةِ أَخْزَىٰ وَهُمْ لَا يُنصَرُونَ

    feerselnâ `aleyhim rîḥan ṣarṣaran fî eyyâmin neḥisâtil linüẕîḳahüm `aẕâbe-lḫizyi fi-lḥayâti-ddünyâ. vele`aẕâbü-l'âḫirati aḫzâ vehüm lâ yünṣarûn.

    Ali Rıza Safa

    Sonunda, dünya yaşamında aşağılayıcı cezayı tattırmak için, o uğursuz günlerde, dondurucu bir rüzgarı, onların üzerine gönderdik. Sonsuz yaşam cezası ise kesinlikle daha aşağılayıcıdır. Onlara yardım da edilmeyecektir.

    Ayet detayı — Fussilet suresi, 16. ayet

  5. Fussilet suresi, 17. ayet — tek başına aç

    Fussilet suresi, 17. ayet. وَأَمَّا ثَمُودُ فَهَدَيْنَٰهُمْ فَٱسْتَحَبُّوا۟ ٱلْعَمَىٰ عَلَى ٱلْهُدَىٰ فَأَخَذَتْهُمْ صَٰعِقَةُ ٱلْعَذَابِ ٱلْهُونِ بِمَا كَانُوا۟ يَكْسِبُونَ

    veemmâ ŝemûdü fehedeynâhüm festeḥabbü-l`amâ `ale-lhüdâ feeḫaẕethüm ṣâ`iḳatü-l`aẕâbi-lhûni bimâ kânû yeksibûn.

    Ali Rıza Safa

    Ve Semud'a gelince; onlara da doğru yolu gösterdik. Yine de körlüğü doğru yola yeğlediler. Sonunda, yaptıklarına karşılık, alçaltıcı ceza yıldırımı onları yakaladı.

    Ayet detayı — Fussilet suresi, 17. ayet

  6. Fussilet suresi, 18. ayet — tek başına aç

    Fussilet suresi, 18. ayet. وَنَجَّيْنَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَكَانُوا۟ يَتَّقُونَ

    venecceyne-lleẕîne âmenû vekânû yetteḳûn.

    Ali Rıza Safa

    İnananları ve sorumluluk bilinci taşıyanları da kurtardık.

    Ayet detayı — Fussilet suresi, 18. ayet

Derilerin şahitliği ve başa sarılan arkadaşlar 19–25

  1. Fussilet suresi, 19. ayet — tek başına aç

    Fussilet suresi, 19. ayet. وَيَوْمَ يُحْشَرُ أَعْدَآءُ ٱللَّهِ إِلَى ٱلنَّارِ فَهُمْ يُوزَعُونَ

    veyevme yuḥşeru a`dâü-llâhi ile-nnâri fehüm yûza`ûn.

    Ali Rıza Safa

    Allah'ın düşmanları, ateşe sürülecekleri gün toplanarak bir araya getirilirler.

    Ayet detayı — Fussilet suresi, 19. ayet

  2. Fussilet suresi, 20. ayet — tek başına aç

    Fussilet suresi, 20. ayet. حَتَّىٰٓ إِذَا مَا جَآءُوهَا شَهِدَ عَلَيْهِمْ سَمْعُهُمْ وَأَبْصَٰرُهُمْ وَجُلُودُهُم بِمَا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ

    ḥattâ iẕâ mâ câûhâ şehide `aleyhim sem`uhüm veebṣâruhüm vecülûdühüm bimâ kânû ya`melûn.

    Ali Rıza Safa

    Sonunda oraya geldiklerinde, kulakları, gözleri ve derileri, yaptıkları edimler için kendilerine karşı tanıklık edecektir.

    Ayet detayı — Fussilet suresi, 20. ayet

  3. Fussilet suresi, 21. ayet — tek başına aç

    Fussilet suresi, 21. ayet. وَقَالُوا۟ لِجُلُودِهِمْ لِمَ شَهِدتُّمْ عَلَيْنَا قَالُوٓا۟ أَنطَقَنَا ٱللَّهُ ٱلَّذِىٓ أَنطَقَ كُلَّ شَىْءٍ وَهُوَ خَلَقَكُمْ أَوَّلَ مَرَّةٍ وَإِلَيْهِ تُرْجَعُونَ

    veḳâlû licülûdihim lime şehittüm `aleynâ. ḳâlû enṭaḳane-llâhü-lleẕî enṭaḳa külle şey'iv vehüve ḫaleḳaküm evvele merrativ veileyhi türce`ûn.

    Ali Rıza Safa

    Derilerine; "Neden bize karşı tanıklık ettiniz?" derler. Şöyle diyecekler: "Her şeyi konuşturan Allah, bizi de konuşturdu. Sizi, ilk kez O yaratmıştı ve O'na döndürülüyorsunuz!"

    Ayet detayı — Fussilet suresi, 21. ayet

  4. Fussilet suresi, 22. ayet — tek başına aç

    Fussilet suresi, 22. ayet. وَمَا كُنتُمْ تَسْتَتِرُونَ أَن يَشْهَدَ عَلَيْكُمْ سَمْعُكُمْ وَلَآ أَبْصَٰرُكُمْ وَلَا جُلُودُكُمْ وَلَٰكِن ظَنَنتُمْ أَنَّ ٱللَّهَ لَا يَعْلَمُ كَثِيرًا مِّمَّا تَعْمَلُونَ

    vemâ küntüm testetirûne ey yeşhede `aleyküm sem`uküm velâ ebṣâruküm velâ cülûdüküm velâkin żanentüm enne-llâhe lâ ya`lemü keŝîram mimmâ ta`melûn.

    Ali Rıza Safa

    "Kulaklarınızın, gözlerinizin ve derilerinizin kendinize karşı tanıklık edecek olmasından çekinmediniz. Üstelik yaptıklarınızın çoğunu Allah'ın bilmediğini sandınız!"

    Ayet detayı — Fussilet suresi, 22. ayet

  5. Fussilet suresi, 23. ayet — tek başına aç

    Fussilet suresi, 23. ayet. وَذَٰلِكُمْ ظَنُّكُمُ ٱلَّذِى ظَنَنتُم بِرَبِّكُمْ أَرْدَىٰكُمْ فَأَصْبَحْتُم مِّنَ ٱلْخَٰسِرِينَ

    veẕâliküm żannükümü-lleẕî żanentüm birabbiküm erdâküm feaṣbaḥtüm mine-lḫâsirîn.

    Ali Rıza Safa

    "Oysa işte bu sanınız; Efendiniz hakkındaki bu sanınız, sizi yıkıma uğrattı; böylece yitime uğradınız!"

    Ayet detayı — Fussilet suresi, 23. ayet

  6. Fussilet suresi, 24. ayet — tek başına aç

    Fussilet suresi, 24. ayet. فَإِن يَصْبِرُوا۟ فَٱلنَّارُ مَثْوًى لَّهُمْ وَإِن يَسْتَعْتِبُوا۟ فَمَا هُم مِّنَ ٱلْمُعْتَبِينَ

    feiy yaṣbirû felnâru meŝvel lehüm. veiy yesta`tibû femâ hüm mine-lmü`tebîn.

    Ali Rıza Safa

    Şimdi, dayanabilirlerse, kalacakları yer ateştir. Hoşnutluk kazanmak isterlerse, artık hoşnutluk kazanamazlar.

    Ayet detayı — Fussilet suresi, 24. ayet

  7. Fussilet suresi, 25. ayet — tek başına aç

    Fussilet suresi, 25. ayet. وَقَيَّضْنَا لَهُمْ قُرَنَآءَ فَزَيَّنُوا۟ لَهُم مَّا بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ وَحَقَّ عَلَيْهِمُ ٱلْقَوْلُ فِىٓ أُمَمٍ قَدْ خَلَتْ مِن قَبْلِهِم مِّنَ ٱلْجِنِّ وَٱلْإِنسِ إِنَّهُمْ كَانُوا۟ خَٰسِرِينَ

    veḳayyaḍnâ lehüm ḳuranâe fezeyyenû lehüm mâ beyne eydîhim vemâ ḫalfehüm veḥaḳḳa `aleyhimü-lḳavlü fî ümemin ḳad ḫalet min ḳablihim mine-lcinni vel'ins. innehüm kânû ḫâsirîn.

    Ali Rıza Safa

    Onların başına arkadaşlar sardık; yaptıklarını ve yapacaklarını çekici gösterdiler. Kendilerinden önce gelip geçmiş cin ve insan toplulukları için gerçekleşen söz, onlar için de geçerli oldu. Aslında, yitime uğrayanlar onlardır. dipnot 409

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 409
      Ayetin ilk tümcesi, kimi Kur'an çevirilerinde, "Onların başına birtakım arkadaşlar sardık; onlara, geçmişlerini ve geleceklerini süslü gösterdiler." veya "Kimi yakın kimseleri, onların üzerine kabuk gibi kaplattık; önlerinde ve arkalarında olanları, kendilerine süslü gösterdiler." veya "Şeytanlardan dostları, onların başına sardık; hem önlerindeki ahiret işini hem de arkalarındaki dünya işini süslediler." veya "Şeytani dürtülerini, öteki kişilikleri olarak onlara musallat ettik; önlerine serilenle, bilgi alanlarının dışında kalanı onlara güzel gösterdiler." biçiminde çevrilmiştir.

    Ayet detayı — Fussilet suresi, 25. ayet

"Bu Kur'an'ı dinlemeyin"; dosdoğru olanlar 26–32

  1. Fussilet suresi, 26. ayet — tek başına aç

    Fussilet suresi, 26. ayet. وَقَالَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ لَا تَسْمَعُوا۟ لِهَٰذَا ٱلْقُرْءَانِ وَٱلْغَوْا۟ فِيهِ لَعَلَّكُمْ تَغْلِبُونَ

    veḳâle-lleẕîne keferû lâ tesme`û lihâẕe-lḳur'âni velgav fîhi le`alleküm taglibûn.

    Ali Rıza Safa

    Nankörlük edenler, şöyle dediler: "Bu Kur'an'ı dinlemeyin ve Onun hakkında asılsız şeyler uydurun. Böylece, belki üstün gelirsiniz!" dipnot 410

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 410
      "Asılsız şeyler uydurun." tümcesi, kimi Kur'an çevirilerinde, "Gürültü yapın." veya "Yaygara koparın." veya "Anlaşılmasını engelleyin." biçiminde çevrilmiştir.

    Ayet detayı — Fussilet suresi, 26. ayet

  2. Fussilet suresi, 27. ayet — tek başına aç

    Fussilet suresi, 27. ayet. فَلَنُذِيقَنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ عَذَابًا شَدِيدًا وَلَنَجْزِيَنَّهُمْ أَسْوَأَ ٱلَّذِى كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ

    felenüẕîḳanne-lleẕîne keferû `aẕâben şedîdev velenecziyennehüm esvee-lleẕî kânû ya`melûn.

    Ali Rıza Safa

    Nankörlük edenlere, yaman bir cezayı, artık kesinlikle tattıracağız. Üstelik yaptıklarının en kötüsüyle onları cezalandıracağız.

    Ayet detayı — Fussilet suresi, 27. ayet

  3. Fussilet suresi, 28. ayet — tek başına aç

    Fussilet suresi, 28. ayet. ذَٰلِكَ جَزَآءُ أَعْدَآءِ ٱللَّهِ ٱلنَّارُ لَهُمْ فِيهَا دَارُ ٱلْخُلْدِ جَزَآءًۢ بِمَا كَانُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا يَجْحَدُونَ

    ẕâlike cezâü a`dâi-llâhi-nnâru. lehüm fîhâ dâru-lḫuld. cezâem bimâ kânû biâyâtinâ yecḥadûn.

    Ali Rıza Safa

    Bu böyledir. Allah'ın düşmanlarının cezası ateştir. Ayetlerimizi bilerek inkar etmelerine karşılık, onların ülkesi, sonsuza dek orası olacaktır.

    Ayet detayı — Fussilet suresi, 28. ayet

  4. Fussilet suresi, 29. ayet — tek başına aç

    Fussilet suresi, 29. ayet. وَقَالَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ رَبَّنَآ أَرِنَا ٱلَّذَيْنِ أَضَلَّانَا مِنَ ٱلْجِنِّ وَٱلْإِنسِ نَجْعَلْهُمَا تَحْتَ أَقْدَامِنَا لِيَكُونَا مِنَ ٱلْأَسْفَلِينَ

    veḳâle-lleẕîne keferû rabbenâ erine-lleẕeyni eḍallânâ mine-lcinni vel'insi nec`alhümâ taḥte aḳdâminâ liyekûnâ mine-l'esfelîn.

    Ali Rıza Safa

    Nankörlük edenler, şöyle diyecekler: "Efendimiz! Cinlerden ve insanlardan bizi saptıranları bize göster ki, onları ayaklarımızın altına alalım; en aşağılıklar arasında olsunlar!"

    Ayet detayı — Fussilet suresi, 29. ayet

  5. Fussilet suresi, 30. ayet — tek başına aç

    Fussilet suresi, 30. ayet. إِنَّ ٱلَّذِينَ قَالُوا۟ رَبُّنَا ٱللَّهُ ثُمَّ ٱسْتَقَٰمُوا۟ تَتَنَزَّلُ عَلَيْهِمُ ٱلْمَلَٰٓئِكَةُ أَلَّا تَخَافُوا۟ وَلَا تَحْزَنُوا۟ وَأَبْشِرُوا۟ بِٱلْجَنَّةِ ٱلَّتِى كُنتُمْ تُوعَدُونَ

    inne-lleẕîne ḳâlû rabbüne-llâhü ŝümme-steḳâmû tetenezzelü `aleyhimü-lmelâiketü ellâ teḫâfû velâ taḥzenû veebşirû bilcenneti-lletî küntüm tû`adûn.

    Ali Rıza Safa

    Kuşkusuz, "Bizim Efendimiz, Allah'tır!" diyerek doğru yolu izleyenlerin üzerine melekler iner: "Korkmayın ve üzülmeyin; size sözü verilen cennetle sevinin!" dipnot 411

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 411
      "Bizim Efendimiz, Allah'tır!" bildirimi, 22:40, 40:28, 42:10 ve 46:13 ayetlerinde tekrarlanır.

    Ayet detayı — Fussilet suresi, 30. ayet

  6. Fussilet suresi, 31. ayet — tek başına aç

    Fussilet suresi, 31. ayet. نَحْنُ أَوْلِيَآؤُكُمْ فِى ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا وَفِى ٱلْـَٔاخِرَةِ وَلَكُمْ فِيهَا مَا تَشْتَهِىٓ أَنفُسُكُمْ وَلَكُمْ فِيهَا مَا تَدَّعُونَ

    naḥnü evliyâüküm fi-lḥayâti-ddünyâ vefi-l'âḫirah. veleküm fîhâ mâ teştehî enfüsüküm veleküm fîhâ mâ tedde`ûn.

    Ali Rıza Safa

    "Hem dünya yaşamında hem de sonsuz yaşamda dostunuz biziz. Benliklerin hoşlandığı her şey orada vardır. Ve istediğiniz her şey orada vardır!"

    Ayet detayı — Fussilet suresi, 31. ayet

  7. Fussilet suresi, 32. ayet — tek başına aç

    Fussilet suresi, 32. ayet. نُزُلًا مِّنْ غَفُورٍ رَّحِيمٍ

    nüzülem min gafûrir raḥîm.

    Ali Rıza Safa

    "Sınırsız Bağışlayandan; Merhametliden, bir sunu olarak!"

    Ayet detayı — Fussilet suresi, 32. ayet

En güzel söz; kötülüğü en güzel şekilde savmak 33–36

  1. Fussilet suresi, 33. ayet — tek başına aç

    Fussilet suresi, 33. ayet. وَمَنْ أَحْسَنُ قَوْلًا مِّمَّن دَعَآ إِلَى ٱللَّهِ وَعَمِلَ صَٰلِحًا وَقَالَ إِنَّنِى مِنَ ٱلْمُسْلِمِينَ

    vemen aḥsenü ḳavlem mimmen de`â ile-llâhi ve`amile ṣâliḥav veḳâle innenî mine-lmüslimîn.

    Ali Rıza Safa

    Allah'a çağıran, erdemli edimler yapan ve "Kesinlikle, teslim olanlar arasındayım!" diyenden, daha güzel sözlü kim vardır?

    Ayet detayı — Fussilet suresi, 33. ayet

  2. Fussilet suresi, 34. ayet — tek başına aç

    Fussilet suresi, 34. ayet. وَلَا تَسْتَوِى ٱلْحَسَنَةُ وَلَا ٱلسَّيِّئَةُ ٱدْفَعْ بِٱلَّتِى هِىَ أَحْسَنُ فَإِذَا ٱلَّذِى بَيْنَكَ وَبَيْنَهُۥ عَدَٰوَةٌ كَأَنَّهُۥ وَلِىٌّ حَمِيمٌ

    velâ testevi-lḥasenetü vele-sseyyieh. idfa` billetî hiye aḥsenü feiẕe-lleẕî beyneke vebeynehû `adâvetün keennehû veliyyün ḥamîm.

    Ali Rıza Safa

    İyilik ile kötülük bir olmaz; en güzel biçimde uzaklaştır. Böyle yaptığında, seninle aranızda düşmanlık olan kimse, yakın bir dost gibi olur.

    Ayet detayı — Fussilet suresi, 34. ayet

  3. Fussilet suresi, 35. ayet — tek başına aç

    Fussilet suresi, 35. ayet. وَمَا يُلَقَّىٰهَآ إِلَّا ٱلَّذِينَ صَبَرُوا۟ وَمَا يُلَقَّىٰهَآ إِلَّا ذُو حَظٍّ عَظِيمٍ

    vemâ yüleḳḳâhâ ille-lleẕîne ṣaberû. vemâ yüleḳḳâhâ illâ ẕû ḥażżin `ażîm.

    Ali Rıza Safa

    Dirençli olanlardan başkası buna eriştirilmez. Büyük paya hak kazanmış olanlardan başkası buna eriştirilmez.

    Ayet detayı — Fussilet suresi, 35. ayet

  4. Fussilet suresi, 36. ayet — tek başına aç

    Fussilet suresi, 36. ayet. وَإِمَّا يَنزَغَنَّكَ مِنَ ٱلشَّيْطَٰنِ نَزْغٌ فَٱسْتَعِذْ بِٱللَّهِ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلْعَلِيمُ

    veimmâ yenzeganneke mine-şşeyṭâni nezgun feste`iẕ billâh. innehû hüve-ssemî`u-l`alîm.

    Ali Rıza Safa

    Ve şeytandan gelen kötü bir düşünce seni etkisine alırsa, hemen Allah'a sığın. Kuşkusuz, O, Duyandır; Bilendir.

    Ayet detayı — Fussilet suresi, 36. ayet

Gece, gündüz, güneş, ay ve Arapça Kur'an 37–44

  1. Fussilet suresi, 37. ayet — tek başına aç

    Fussilet suresi, 37. ayet. وَمِنْ ءَايَٰتِهِ ٱلَّيْلُ وَٱلنَّهَارُ وَٱلشَّمْسُ وَٱلْقَمَرُ لَا تَسْجُدُوا۟ لِلشَّمْسِ وَلَا لِلْقَمَرِ وَٱسْجُدُوا۟ لِلَّهِ ٱلَّذِى خَلَقَهُنَّ إِن كُنتُمْ إِيَّاهُ تَعْبُدُونَ

    vemin âyâtihi-lleylü vennehâru veşşemsü velḳamer. lâ tescüdû lişşemsi velâ lilḳameri vescüdû lillâhi-lleẕî ḫaleḳahünne in küntüm iyyâhü ta`büdûn.

    Ali Rıza Safa

    Gece ve gündüz, güneş ve ay, O'nun kanıtlarındandır. Güneşe ve aya secde etmeyin. Onları yaratan Allah'a secde edin; eğer yalnızca O'na hizmet ediyorsanız?

    Ayet detayı — Fussilet suresi, 37. ayet

  2. Fussilet suresi, 38. ayet — tek başına aç

    Fussilet suresi, 38. ayet. فَإِنِ ٱسْتَكْبَرُوا۟ فَٱلَّذِينَ عِندَ رَبِّكَ يُسَبِّحُونَ لَهُۥ بِٱلَّيْلِ وَٱلنَّهَارِ وَهُمْ لَا يَسْـَٔمُونَ secde ayeti

    feini-stekberû felleẕîne `inde rabbike yüsebbiḥûne lehû billeyli vennehâri vehüm lâ yes'emûn.

    Ali Rıza Safa

    Büyüklük taslayacak olurlarsa; Efendinin katındakiler, gece ve gündüz, hiç usanmadan O'nu yüceltirler.

    Ayet detayı — Fussilet suresi, 38. ayet

  3. Fussilet suresi, 39. ayet — tek başına aç

    Fussilet suresi, 39. ayet. وَمِنْ ءَايَٰتِهِۦٓ أَنَّكَ تَرَى ٱلْأَرْضَ خَٰشِعَةً فَإِذَآ أَنزَلْنَا عَلَيْهَا ٱلْمَآءَ ٱهْتَزَّتْ وَرَبَتْ إِنَّ ٱلَّذِىٓ أَحْيَاهَا لَمُحْىِ ٱلْمَوْتَىٰٓ إِنَّهُۥ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ

    vemin âyâtihî enneke tera-l'arḍa ḫâşi`aten feiẕâ enzelnâ `aleyhe-lmâe-htezzet verabet. inne-lleẕî aḥyâhâ lemuḥyi-lmevtâ. innehû `alâ külli şey'in ḳadîr.

    Ali Rıza Safa

    Aslında, toprağı kurumuş görmen de O'nun kanıtlarındandır. Üzerine su indirdiğimizde titreşir ve kabarır. Kuşkusuz, ona yaşam veren, ölülere de Yaşam Verendir. Kuşkusuz, O, her şeye Gücü Yetendir.

    Ayet detayı — Fussilet suresi, 39. ayet

  4. Fussilet suresi, 40. ayet — tek başına aç

    Fussilet suresi, 40. ayet. إِنَّ ٱلَّذِينَ يُلْحِدُونَ فِىٓ ءَايَٰتِنَا لَا يَخْفَوْنَ عَلَيْنَآ أَفَمَن يُلْقَىٰ فِى ٱلنَّارِ خَيْرٌ أَم مَّن يَأْتِىٓ ءَامِنًا يَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ ٱعْمَلُوا۟ مَا شِئْتُمْ إِنَّهُۥ بِمَا تَعْمَلُونَ بَصِيرٌ

    inne-lleẕîne yülḥidûne fî âyâtinâ lâ yaḫfevne `aleynâ. efemey yülḳâ fi-nnâri ḫayrun em mey ye'tî âminey yevme-lḳiyâmeh. i`melû mâ şi'tüm innehû bimâ ta`melûne beṣîr.

    Ali Rıza Safa

    Kuşkusuz, ayetlerimizin anlamını saptıranlar, Bizden gizlenemezler. Öyleyse ateşe atılan mı daha iyidir; yoksa Yeniden Yaratılış Günü'nde, güven içinde gelen mi? İstediğinizi yapın; kuşkusuz, O, yaptıklarınızı Görendir.

    Ayet detayı — Fussilet suresi, 40. ayet

  5. Fussilet suresi, 41. ayet — tek başına aç

    Fussilet suresi, 41. ayet. إِنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ بِٱلذِّكْرِ لَمَّا جَآءَهُمْ وَإِنَّهُۥ لَكِتَٰبٌ عَزِيزٌ

    inne-lleẕîne keferû biẕẕikri lemmâ câehüm. veinnehû lekitâbün `azîz.

    Ali Rıza Safa

    Aslında, kendilerine öğreti geldiği zaman inkar ettiler. Kuşkusuz, O, gerçekten Üstün Kitap'tır.

    Ayet detayı — Fussilet suresi, 41. ayet

  6. Fussilet suresi, 42. ayet — tek başına aç

    Fussilet suresi, 42. ayet. لَّا يَأْتِيهِ ٱلْبَٰطِلُ مِنۢ بَيْنِ يَدَيْهِ وَلَا مِنْ خَلْفِهِۦ تَنزِيلٌ مِّنْ حَكِيمٍ حَمِيدٍ

    lâ ye'tîhi-lbâṭilü mim beyni yedeyhi velâ min ḫalfih. tenzîlüm min ḥakîmin ḥamîd.

    Ali Rıza Safa

    Gerçeğe aykırı olan, Onun önünden ve arkasından yaklaşamaz. Bilgelik ve Adaletle Yönetenden; Övgülere Yaraşandan indirilmiştir.

    Ayet detayı — Fussilet suresi, 42. ayet

  7. Fussilet suresi, 43. ayet — tek başına aç

    Fussilet suresi, 43. ayet. مَّا يُقَالُ لَكَ إِلَّا مَا قَدْ قِيلَ لِلرُّسُلِ مِن قَبْلِكَ إِنَّ رَبَّكَ لَذُو مَغْفِرَةٍ وَذُو عِقَابٍ أَلِيمٍ

    mâ yüḳâlü leke illâ mâ ḳad ḳîle lirrusüli min ḳablik. inne rabbeke leẕû magfirativ veẕû `iḳâbin elîm.

    Ali Rıza Safa

    Senin için söylenenler, senden önceki elçiler için söylenenlerden daha değişik değildir. Kuşkusuz, Efendin, kesinlikle, hem bağışlayıcıdır hem de acı veren ağır bir cezalandırması vardır.

    Ayet detayı — Fussilet suresi, 43. ayet

  8. Fussilet suresi, 44. ayet — tek başına aç

    Fussilet suresi, 44. ayet. وَلَوْ جَعَلْنَٰهُ قُرْءَانًا أَعْجَمِيًّا لَّقَالُوا۟ لَوْلَا فُصِّلَتْ ءَايَٰتُهُۥٓ ءَا۬عْجَمِىٌّ وَعَرَبِىٌّ قُلْ هُوَ لِلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ هُدًى وَشِفَآءٌ وَٱلَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ فِىٓ ءَاذَانِهِمْ وَقْرٌ وَهُوَ عَلَيْهِمْ عَمًى أُو۟لَٰٓئِكَ يُنَادَوْنَ مِن مَّكَانٍۭ بَعِيدٍ

    velev ce`alnâhü ḳur'ânen a`cemiyyel leḳâlû levlâ füṣṣilet âyâtüh. ea`cemiyyüv ve`arabiyy. ḳul hüve lilleẕîne âmenû hüdev veşifâün. velleẕîne lâ yü'minûne fî âẕânihim vaḳruv vehüve `aleyhim `amâ. ülâike yünâdevne mim mekânim be`îd.

    Ali Rıza Safa

    Onu, zor anlaşılacak Kur'an yapsaydık, kesinlikle, "Ayetleri açıklanmalıydı. Zor anlaşılır bir dil ve bir Arap; öyle mi?" diyeceklerdi. De ki: "O, inananlar için yol gösteren ve onmadır!" İnanmayanların ise kulaklarında ağırlık vardır. Çünkü O, onlar için körlüktür. İşte onlara, uzak bir yerden seslenilir.

    Ayet detayı — Fussilet suresi, 44. ayet

Kıyametin bilgisi, insanın nankörlüğü ve ufuklardaki deliller 45–54

  1. Fussilet suresi, 45. ayet — tek başına aç

    Fussilet suresi, 45. ayet. وَلَقَدْ ءَاتَيْنَا مُوسَى ٱلْكِتَٰبَ فَٱخْتُلِفَ فِيهِ وَلَوْلَا كَلِمَةٌ سَبَقَتْ مِن رَّبِّكَ لَقُضِىَ بَيْنَهُمْ وَإِنَّهُمْ لَفِى شَكٍّ مِّنْهُ مُرِيبٍ

    veleḳad âteynâ mûse-lkitâbe faḫtülife fîh. velevlâ kelimetün sebeḳat mir rabbike leḳuḍiye beynehüm. veinnehüm lefî şekkim minhü mürîbün.

    Ali Rıza Safa

    Ayrıca, gerçek şu ki, Musa'ya, Kitap verdik. Fakat Onun hakkında uyuşmazlığa düştüler. Efendinden verilmiş bir söz olmasaydı, aralarında kesin yargı verilirdi. Aslında, Onun hakkında, gerçekten derin bir kuşkuya kapıldılar.

    Ayet detayı — Fussilet suresi, 45. ayet

  2. Fussilet suresi, 46. ayet — tek başına aç

    Fussilet suresi, 46. ayet. مَّنْ عَمِلَ صَٰلِحًا فَلِنَفْسِهِۦ وَمَنْ أَسَآءَ فَعَلَيْهَا وَمَا رَبُّكَ بِظَلَّٰمٍ لِّلْعَبِيدِ

    men `amile ṣâliḥan felinefsihî vemen esâe fe`aleyhâ. vemâ rabbüke biżallâmil lil`abîd.

    Ali Rıza Safa

    Kim erdemli edimler yaparsa, kendi iyiliği için yapmış olur. Ve kim kötülük yaparsa, kendi yitimine yönelik yapmış olur. Çünkü Efendin, kullarına haksızlık yapmaz.

    Ayet detayı — Fussilet suresi, 46. ayet

  3. Buradan itibaren cüz 25

    Fussilet suresi, 47. ayet — tek başına aç

    Fussilet suresi, 47. ayet. إِلَيْهِ يُرَدُّ عِلْمُ ٱلسَّاعَةِ وَمَا تَخْرُجُ مِن ثَمَرَٰتٍ مِّنْ أَكْمَامِهَا وَمَا تَحْمِلُ مِنْ أُنثَىٰ وَلَا تَضَعُ إِلَّا بِعِلْمِهِۦ وَيَوْمَ يُنَادِيهِمْ أَيْنَ شُرَكَآءِى قَالُوٓا۟ ءَاذَنَّٰكَ مَا مِنَّا مِن شَهِيدٍ

    ileyhi yüraddü `ilmü-ssâ`ah. vemâ taḫrucü min ŝemerâtim min ekmâmihâ vemâ taḥmilü min ünŝâ velâ teḍa`u illâ bi`ilmih. veyevme yünâdîhim eyne şürakâî ḳâlû âẕennâke mâ minnâ min şehîd.

    Ali Rıza Safa

    Evrenlerin sonunun bilgisi, O'na kalmıştır. O'nun bilgisi dışında, meyveler kabuklarından çıkamaz; hiçbir dişi gebe kalamaz ve doğuramaz. "Benim ortaklarım neredeler?" diyerek onlara sesleneceği gün, şöyle diyecekler: "Aramızdan kimsenin görmediğini bildiririz!"

    Ayet detayı — Fussilet suresi, 47. ayet

  4. Fussilet suresi, 48. ayet — tek başına aç

    Fussilet suresi, 48. ayet. وَضَلَّ عَنْهُم مَّا كَانُوا۟ يَدْعُونَ مِن قَبْلُ وَظَنُّوا۟ مَا لَهُم مِّن مَّحِيصٍ

    veḍalle `anhüm mâ kânû yed`ûne min ḳablü veżannû mâ lehüm mim meḥîṣ.

    Ali Rıza Safa

    Daha önce yakarışlarda bulundukları, onları yüzüstü bırakıp uzaklaşmıştır. Zaten kendileri için kaçacak yer olmadığını anlamışlardır.

    Ayet detayı — Fussilet suresi, 48. ayet

  5. Fussilet suresi, 49. ayet — tek başına aç

    Fussilet suresi, 49. ayet. لَّا يَسْـَٔمُ ٱلْإِنسَٰنُ مِن دُعَآءِ ٱلْخَيْرِ وَإِن مَّسَّهُ ٱلشَّرُّ فَيَـُٔوسٌ قَنُوطٌ

    lâ yes'emü-l'insânü min dü`âi-lḫayr. veim messehü-şşerru feyeûsün ḳanûṭ.

    Ali Rıza Safa

    İnsan, iyilik istemekten usanmaz. Üstelik bir kötülük dokunursa, umutlarını yitirir; yıkılır.

    Ayet detayı — Fussilet suresi, 49. ayet

  6. Fussilet suresi, 50. ayet — tek başına aç

    Fussilet suresi, 50. ayet. وَلَئِنْ أَذَقْنَٰهُ رَحْمَةً مِّنَّا مِنۢ بَعْدِ ضَرَّآءَ مَسَّتْهُ لَيَقُولَنَّ هَٰذَا لِى وَمَآ أَظُنُّ ٱلسَّاعَةَ قَآئِمَةً وَلَئِن رُّجِعْتُ إِلَىٰ رَبِّىٓ إِنَّ لِى عِندَهُۥ لَلْحُسْنَىٰ فَلَنُنَبِّئَنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ بِمَا عَمِلُوا۟ وَلَنُذِيقَنَّهُم مِّنْ عَذَابٍ غَلِيظٍ

    velein eẕaḳnâhü raḥmetem minnâ mim ba`di ḍarrâe messethü leyeḳûlenne hâẕâ lî vemâ eżunnü-ssâ`ate ḳâimetev veleir ruci`tü ilâ rabbî inne lî `indehû lelḥusnâ. felenünebbienne-lleẕîne keferû bimâ `amilû. velenüẕîḳannehüm min `aẕâbin galîż.

    Ali Rıza Safa

    Başına gelen bir zorluktan sonra, tarafımızdan bir rahmet tattırsak, kesinlikle, şöyle der: "İşte bu, zaten benimdi. Evrenlerin sonunun geleceğini de sanmıyorum. Efendime geri gönderilirsem de O'nun katında, benim için kesinlikle güzel şeyler vardır!" Nankörlük edenlere, yaptıklarını kesinlikle bildireceğiz. Üstelik yaman bir cezayı, onlara kesinlikle tattıracağız.

    Ayet detayı — Fussilet suresi, 50. ayet

  7. Fussilet suresi, 51. ayet — tek başına aç

    Fussilet suresi, 51. ayet. وَإِذَآ أَنْعَمْنَا عَلَى ٱلْإِنسَٰنِ أَعْرَضَ وَنَـَٔا بِجَانِبِهِۦ وَإِذَا مَسَّهُ ٱلشَّرُّ فَذُو دُعَآءٍ عَرِيضٍ

    veiẕâ en`amnâ `ale-l'insâni a`raḍa veneâ bicânibih. veiẕâ messehü-şşerru feẕû dü`âin `arîḍ.

    Ali Rıza Safa

    İnsana nimet verdiğimizde, yüz çevirir ve yan çizer. Ona bir kötülük dokunduğunda ise hemen uzun yakarışlara başlar.

    Ayet detayı — Fussilet suresi, 51. ayet

  8. Fussilet suresi, 52. ayet — tek başına aç

    Fussilet suresi, 52. ayet. قُلْ أَرَءَيْتُمْ إِن كَانَ مِنْ عِندِ ٱللَّهِ ثُمَّ كَفَرْتُم بِهِۦ مَنْ أَضَلُّ مِمَّنْ هُوَ فِى شِقَاقٍۭ بَعِيدٍ

    ḳul era'eytüm in kâne min `indi-llâhi ŝümme kefertüm bihî men eḍallü mimmen hüve fî şiḳâḳim be`îd.

    Ali Rıza Safa

    De ki: "Hiç düşündünüz mü? O, Allah'ın katındansa, yine de Onu inkar ediyorsanız? Derin bir ayrılık içinde bulunan kimseden, daha sapkın kim vardır?" dipnot 412

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 412
      "Hiç düşündünüz mü? O, Allah'ın katındansa, yine de Onu inkar ediyorsanız?" tümcesi, 46:10 ayetinde benzer sözcüklerle tekrarlanır.

    Ayet detayı — Fussilet suresi, 52. ayet

  9. Fussilet suresi, 53. ayet — tek başına aç

    Fussilet suresi, 53. ayet. سَنُرِيهِمْ ءَايَٰتِنَا فِى ٱلْـَٔافَاقِ وَفِىٓ أَنفُسِهِمْ حَتَّىٰ يَتَبَيَّنَ لَهُمْ أَنَّهُ ٱلْحَقُّ أَوَلَمْ يَكْفِ بِرَبِّكَ أَنَّهُۥ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ شَهِيدٌ

    senürîhim âyâtinâ fi-l'âfâḳi vefî enfüsihim ḥattâ yetebeyyene lehüm ennehü-lḥaḳḳ. evelem yekfi birabbike ennehû `alâ külli şey'in şehîd.

    Ali Rıza Safa

    Ufuklarda ve kendi benliklerinde ayetlerimizi onlara göstereceğiz ki, Onun, gerçek olduğu açıkça belli olsun. Zaten Efendinin her şeye Tanık olması yetmez mi?

    Ayet detayı — Fussilet suresi, 53. ayet

  10. Fussilet suresi, 54. ayet — tek başına aç

    Fussilet suresi, 54. ayet. أَلَآ إِنَّهُمْ فِى مِرْيَةٍ مِّن لِّقَآءِ رَبِّهِمْ أَلَآ إِنَّهُۥ بِكُلِّ شَىْءٍ مُّحِيطٌۢ

    elâ innehüm fî miryetim mil liḳâi rabbihim. elâ innehû bikülli şey'im müḥîṭ.

    Ali Rıza Safa

    İyi bilin ki, aslında, Efendilerine kavuşmaktan kuşku duyuyorlar. Kuşkusuz, O, Her Şeyi Kuşatandır.

    Ayet detayı — Fussilet suresi, 54. ayet