Diyanet İşleri
Firavun, "Sizin Rabbiniz kim, ey Musa?" dedi.
Tâhâ suresi · 49–76. ayetler
Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Tâhâ suresi, 49. ayet. قَالَ فَمَن رَّبُّكُمَا يَٰمُوسَىٰ
Firavun, "Sizin Rabbiniz kim, ey Musa?" dedi.
(Firavun) "Ey Musa! Rabbiniz de kimmiş?" demişti.
(Firavun): "Kimmiş bakayım sizin Rabbiniz ey Musa?" dedi.
(Fakat Allah'ın mesajı kendisine iletilince, Firavun:) "Ey Musa, sizin Rabbiniz de kimmiş?" dedi.
(Firavun) sordu: "Sizin Rabbiniz kimdir, ya Musa?"
(Ona gidip aynı şeyleri tekrarladıklarında, Firavun onlara) Dedi ki: "Sizin Rabbiniz kim ey Musa?"
Firavun: Rabbiniz de kimmiş, ey Musa? dedi.
"Sizin Efendiniz de kim; ey Musa?" dedi.
Firavun, "Ey Musa! Sizin Rabbiniz de kimmiş!" dedi.
(Firavun) dedi ki: "Efendiniz kimdir, Musa?"
(Firavun) dedi ki: 'Rabbiniz kimdir, Musa?'
Firavun: "Sizin Rabbiniz kimdir, ey Musa?" dedi.
Hele, dedi: sizin rabbınız kim ya Musa?
Firavun: "Ey Musa! Rabb'iniz kimdir?" dedi.
Firavun: "Ey Musa! Rabb'iniz kimdir?" dedi.
Firavun: "Ey Musa! Rabb'iniz kimdir?" dedi.
(Ona gidip aynı şeyleri tekrarladıklarında, Firavun onlara) Dedi ki: "Sizin rabbiniz kim ey Musa?"
(Fir'avn) dedi: "O halde Musa sizin Rabbiniz kim"?
Ey Musa, Rabbınız kimdir sizin ikinizin? dedi.
(42-55) Sen ve kardeşin ayetlerimizle gidin. Beni hatırlamakta gevşeklik göstermeyin. İkiniz de firavuna gidin O muhakkak ki taşkınlık etti. İkiniz de ona yumuşak şekilde söz söyleyin, böylelikle belki hatırlayıp anar veyahut ürperir. Rabbimiz, bize karşı aşırılığından yahut taşkınlık yapmasından dedi. İkiniz de k orkmayın, mutlaka ben sizinle beraberim, işitirim ve görürüm dedi. Ona gidin ve deyin ki muhakkak ki Rabbinin elçileriyiz, beraberimizde İsrail oğullarını gönder ve onlara azap etme. Bizler Rabbinden ayetl erle sana geldik. Kılavuzluğa / Hidayete tabi olan her kişiye esenlik olsun / selam olsun. Bize vahy olmuştur ki yalanlayana ve yüz çevirene azap vardır. Firavun dedi ki ikinizin de Rabbi kimdir Ey Musa? Rabbimiz her şeye yaratılışını veren sonrada yarattığını yola iletendir dedi. Peki önceki memleketlerin durumu nedir? dedi. Onun bilgisi Rabbimin yanında bir kitaptadır. Rabbim şaşırmaz ve unutmaz dedi. Öyle ki arzı size beşik yapmıştır, onda sizlere yollar açmıştır , s uyu gökten indirmiştir, saçılmış bitkil erden çiftleri, on unla çıkarmıştır. Yiyiniz ve hayvanlarınızı otlatınız, muhakkak ki bunda aklı başında olanlar için göstergeler / ayetler vardır. Orada / arzda sizi yarattık, sizi oraya iade edeceğiz, başka bir kere daha sizi oradan tekrar çıkaracağız.
"Sizin Rabbiniz kim ey Mûsâ?" dedi.
(Fir'avn): "Rabbiniz kimdir ey Musa?" dedi.
"Siz ikinizin Rabbi kim Ey Musa?" dedi dipnot 1 .
Firavun: "Sizin Rabbiniz kimdir, Musa?" dedi.
Sizin Rabbiniz kim ey Musa? dedi.
-Sizin Rabbiniz kim ey Musa? dedi.
Firavun dedi: "Sizin Rabbiniz kim, ey Musa?"
Tâhâ suresi, 50. ayet. قَالَ رَبُّنَا ٱلَّذِىٓ أَعْطَىٰ كُلَّ شَىْءٍ خَلْقَهُۥ ثُمَّ هَدَىٰ
Musa, "Rabbimiz, her şeye hilkatini (yaratılış özelliklerini) veren, sonra onlara yol gösterendir" dedi.
(Musa da) "Bizim Rabbimiz her şeye yaratılışını veren dipnot 1 sonra da (yaratılışa uygun) yol gösterendir." demişti.
(Musa): "Bizim Rabbimiz her şeyin yaratılışını takdir edip, sonra da onu yaratılış amacına yöneltendir."
(Musa:) "Bizim Rabbimiz, (var olan) her şeye gerçek özünü ve biçimini veren ve sonra da her şeyi (kendi doğasının gerektirdiği) yola yönelten varlıktır" diye cevap verdi.
(Musa): "Rabbimiz her şeye, varlığını ve özelliklerini veren, sonra da yolunu kolaylaştırandır. "
Dedi ki: "Bizim Rabbimiz, her şeye yaratılışını veren, sonra doğru yolunu gösterendir."
O da: Bizim Rabbimiz, her şeye hilkatini (varlık ve özelliğini) veren, sonra da doğru yolu gösterendir, dedi.
Dedi ki: "Bizim Efendimiz, her şeye yaratılışını veren; sonra, Doğru Yola Eriştirendir!"
Musa, "Bizim Rabbimiz, her şeye yaratılışını veren, sonra ona doğru yolu gösterendir" dedi.
"Efendimiz, Her şeye biçimini veren ve sonra yolunu gösterendir" dedi.
'Rabbimiz, Her şeye biçimini veren ve sonra yolunu gösterendir,' dedi.
Musa: "Bizim Rabbimiz, herşeye uygun yaratılışını veren sonra da yolunu gösterendir!" dedi.
Bizim dedi: rabbımız her şey'e hılkatini veren sonra da yolunu gösterendir
Musa: "Bizim Rabb'imiz her şeye yaradılışını dipnot 1 veren, sonra da yol gösterendir." dedi.
Musa: "Bizim Rabb'imiz her şeye yaradılışını dipnot 1 veren, sonra da yol gösterendir." dedi.
Musa: "Bizim Rabb'imiz her şeye yaradılışını dipnot 1 veren, sonra da yol gösterendir." dedi.
Dedi ki: "Bizim rabbimiz, her şeye yaratılışını veren, sonra doğru yolunu gösterendir."
O da: "Bizim Rabbimiz her şey'e hilkatini veren, sonra da doğru yolunu gösterendir" dedi.
Dedi ki: Rabbımız her şeye yaratılışını veren, sonra da doğru yola eriştirendir.
(42-55) Sen ve kardeşin ayetlerimizle gidin. Beni hatırlamakta gevşeklik göstermeyin. İkiniz de firavuna gidin O muhakkak ki taşkınlık etti. İkiniz de ona yumuşak şekilde söz söyleyin, böylelikle belki hatırlayıp anar veyahut ürperir. Rabbimiz, bize karşı aşırılığından yahut taşkınlık yapmasından dedi. İkiniz de k orkmayın, mutlaka ben sizinle beraberim, işitirim ve görürüm dedi. Ona gidin ve deyin ki muhakkak ki Rabbinin elçileriyiz, beraberimizde İsrail oğullarını gönder ve onlara azap etme. Bizler Rabbinden ayetl erle sana geldik. Kılavuzluğa / Hidayete tabi olan her kişiye esenlik olsun / selam olsun. Bize vahy olmuştur ki yalanlayana ve yüz çevirene azap vardır. Firavun dedi ki ikinizin de Rabbi kimdir Ey Musa? Rabbimiz her şeye yaratılışını veren sonrada yarattığını yola iletendir dedi. Peki önceki memleketlerin durumu nedir? dedi. Onun bilgisi Rabbimin yanında bir kitaptadır. Rabbim şaşırmaz ve unutmaz dedi. Öyle ki arzı size beşik yapmıştır, onda sizlere yollar açmıştır , s uyu gökten indirmiştir, saçılmış bitkil erden çiftleri, on unla çıkarmıştır. Yiyiniz ve hayvanlarınızı otlatınız, muhakkak ki bunda aklı başında olanlar için göstergeler / ayetler vardır. Orada / arzda sizi yarattık, sizi oraya iade edeceğiz, başka bir kere daha sizi oradan tekrar çıkaracağız.
"Bizim Rabbimiz, her şeye yaratılışını veren ve sonra da doğru yolu gösterendir." dedi.
(Musa): "Rabbimiz, her şeye yaratılışını (varlığını ve biçimini) verip sonra onu doğru yola ileten (yaratılış gayesine uygun yola yönelten)dir." dedi.
Musa: "Bizim Rabbimiz her varlığa kendine has bir yapı veren, sonra da doğru yolu gösterendir dipnot 1 ." dedi.
(Musa:) "Bizim Rabbimiz (Sahibimiz) her varlığa biçimini veren, sonra da yol gösteren zattır."
Bizim Rabbimiz, her şeye yaratılışını veren ve yol gösterendir, dedi.
-Bizim Rabbimiz, her şeye yaratılışını veren ve yol gösterendir, dedi.
Musa dedi: "Rabbimiz, herşeye yaratılışını lütfeden, sonra da yol yordam gösteren kudrettir."
Tâhâ suresi, 51. ayet. قَالَ فَمَا بَالُ ٱلْقُرُونِ ٱلْأُولَىٰ
Firavun, "Ya geçmiş nesillerin hali ne olacak?" dedi.
(Firavun) "(Peki) önceki nesillerin hali ne olacak?" diye sormuştu.
(Firavun): "İyi ama" dedi, "ya önceki kuşakların durumu ne olacak?"
(Firavun:) "Peki" dedi, "ya önceki kuşakların durumu ne oldu?"
(Firavun) sordu: "Peki ya eski nesillerin hali nice olur (çünkü görmediler)?"
(Firavun) Dedi ki: "İlk çağlardaki nesillerin durumu nedir öyleyse?"
Firavun: Öyle ise, önceki milletlerin hali ne olacak? dedi.
"Öyleyse önceki kuşakların durumu ne olacak?" dedi. dipnot 251
Firavun, "Öyleyse önceki nesillerin durumu nedir?" dedi.
"Peki geçmiş nesillerin hali ne olacak?" dedi. dipnot 1
'Peki geçmiş nesillerin hali ne olacak,' dedi.
Firavun: "Ya, öyle ise, önceki milletlerin durumu nedir?" dedi.
Dedi: ya öyle ise kurun-ı ula'nın hali ne?
Firavun: "Öyleyse ilk nesillerin durumu ne olacak?" dedi.
Firavun: "Öyleyse ilk nesillerin durumu ne olacak?" dedi.
Firavun: "Öyleyse öncekilerin durumu ne olacak?" dedi.
(Firavun) Dedi ki: "İlk çağlardaki nesillerin durumu nedir öyleyse?"
(Fir'avn) dedi: "Öyleyse evvelki (geçmiş) asırlar (halkın) ın haali nedir"?
Öyle ise önceki nesillerin durumu nedir? dedi.
(42-55) Sen ve kardeşin ayetlerimizle gidin. Beni hatırlamakta gevşeklik göstermeyin. İkiniz de firavuna gidin O muhakkak ki taşkınlık etti. İkiniz de ona yumuşak şekilde söz söyleyin, böylelikle belki hatırlayıp anar veyahut ürperir. Rabbimiz, bize karşı aşırılığından yahut taşkınlık yapmasından dedi. İkiniz de k orkmayın, mutlaka ben sizinle beraberim, işitirim ve görürüm dedi. Ona gidin ve deyin ki muhakkak ki Rabbinin elçileriyiz, beraberimizde İsrail oğullarını gönder ve onlara azap etme. Bizler Rabbinden ayetl erle sana geldik. Kılavuzluğa / Hidayete tabi olan her kişiye esenlik olsun / selam olsun. Bize vahy olmuştur ki yalanlayana ve yüz çevirene azap vardır. Firavun dedi ki ikinizin de Rabbi kimdir Ey Musa? Rabbimiz her şeye yaratılışını veren sonrada yarattığını yola iletendir dedi. Peki önceki memleketlerin durumu nedir? dedi. Onun bilgisi Rabbimin yanında bir kitaptadır. Rabbim şaşırmaz ve unutmaz dedi. Öyle ki arzı size beşik yapmıştır, onda sizlere yollar açmıştır , s uyu gökten indirmiştir, saçılmış bitkil erden çiftleri, on unla çıkarmıştır. Yiyiniz ve hayvanlarınızı otlatınız, muhakkak ki bunda aklı başında olanlar için göstergeler / ayetler vardır. Orada / arzda sizi yarattık, sizi oraya iade edeceğiz, başka bir kere daha sizi oradan tekrar çıkaracağız.
"Önceki nesillerin durumu ne olacak?" dedi.
(Fir'avn): "Peki ya ilk nesillerin hali ne olacak?" dedi.
Firavun dedi ki: "Peki, ya önceki nesillerin hali ne olacak?"
(Firavun:) "Öyleyse şimdiye kadar gelip geçenlerin (eskilerin) durumu ne olacak?"
Önceki nesillerin durumu ne olacak? dedi.
-Önceki nesillerin durumu ne olacak? dedi.
Dedi: "Peki, ilk nesillerin hali ne olacak?"
Tâhâ suresi, 52. ayet. قَالَ عِلْمُهَا عِندَ رَبِّى فِى كِتَٰبٍ لَّا يَضِلُّ رَبِّى وَلَا يَنسَى
Musa, şöyle dedi: "Onlar hakkındaki bilgi Rabbimin katında bir kitapta (Levh-i Mahfuz'da yazılı)dır. Rabbim, yanılmaz ve unutmaz."
(Musa ise) şöyle demişti: "Onlar hakkındaki bilgi Rabbimin katında bir kitaptadır. Rabbim şaşırmaz ve unutmaz." dipnot 1
(Musa): "Onların ne olacağının bilgisi Rabbim katında bir yasaya bağlı kılınmıştır: benim Rabbim ne yanılır, ne de unutur" dedi.
(Musa:) "Onlar hakkındaki bilgi yalnızca Rabbimin katında, (O'nun, toplumları bağlı kıldığı) yasalar örgüsünde (yazılı)dır; benim Rabbim asla yanılmaz ve asla unutmaz."
(Musa) dedi ki: "Onların ilmi Rabbimin indindeki bilgidir. . . Rabbim yanlış yapmaz ve unutmaz. "
Dedi ki: "Bunun bilgisi Rabbimin katında bir kitaptadır. Benim Rabbim şaşırmaz ve unutmaz."
Musa: Onlar hakkındaki bilgi, Rabbimin yanında bir kitapta bulunur. Rabbim, ne yanılır ne de unutur, dedi.
"Onun bilgisi, Efendimin katındaki bir Kitap'ta kayıtlıdır. Benim Efendim, yanılmaz ve unutmaz!"
Musa, "Onların bilgisi Rabbimin katında bir kitaptadır. Rabbim yanılmaz ve unutmaz" dedi.
"Onların bilgisi Efendimin yanında kayıtlıdır. Efendim yanılmaz, unutmaz!"
'Onların bilgisi Rabbimin yanında kayıtlıdır. Rabbim yanılmaz, unutmaz.'
Musa: "Onların bilgisi Rabbimin katında bir kitaptadır; Rabbim şaşmaz ve unutmaz.
Onun dedi: ılmi rabbımın ındinde bir kitabdadır, rabbım şaşmaz ve unutmaz
"Onun bilgisi Rabb'imin yanında yazılıdır. Rabb'im yanlış yapmaz ve unutmaz." dedi.
"Onun bilgisi Rabb'imin yanında yazılıdır. Rabb'im yanlış yapmaz ve unutmaz." dedi.
"Onun bilgisi Rabb'imin yanında yazılıdır. Rabb'im yanlış yapmaz ve unutmaz." dedi.
Dedi ki: "Bunun bilgisi rabbimin katında bir kitaptadır. Benim rabbim şaşırmaz ve unutmaz."
(Musa): "Onların ilmi, dedi, Rabbimin nezdindeki bir kitabdadır. Benim Rabbim hataa da etmez, unutmaz da".
Dedi ki: Onların bilgisi Rabbımın katında bir kitabdadır. Benim Rabbım şaşırmaz, unutmaz.
(42-55) Sen ve kardeşin ayetlerimizle gidin. Beni hatırlamakta gevşeklik göstermeyin. İkiniz de firavuna gidin O muhakkak ki taşkınlık etti. İkiniz de ona yumuşak şekilde söz söyleyin, böylelikle belki hatırlayıp anar veyahut ürperir. Rabbimiz, bize karşı aşırılığından yahut taşkınlık yapmasından dedi. İkiniz de k orkmayın, mutlaka ben sizinle beraberim, işitirim ve görürüm dedi. Ona gidin ve deyin ki muhakkak ki Rabbinin elçileriyiz, beraberimizde İsrail oğullarını gönder ve onlara azap etme. Bizler Rabbinden ayetl erle sana geldik. Kılavuzluğa / Hidayete tabi olan her kişiye esenlik olsun / selam olsun. Bize vahy olmuştur ki yalanlayana ve yüz çevirene azap vardır. Firavun dedi ki ikinizin de Rabbi kimdir Ey Musa? Rabbimiz her şeye yaratılışını veren sonrada yarattığını yola iletendir dedi. Peki önceki memleketlerin durumu nedir? dedi. Onun bilgisi Rabbimin yanında bir kitaptadır. Rabbim şaşırmaz ve unutmaz dedi. Öyle ki arzı size beşik yapmıştır, onda sizlere yollar açmıştır , s uyu gökten indirmiştir, saçılmış bitkil erden çiftleri, on unla çıkarmıştır. Yiyiniz ve hayvanlarınızı otlatınız, muhakkak ki bunda aklı başında olanlar için göstergeler / ayetler vardır. Orada / arzda sizi yarattık, sizi oraya iade edeceğiz, başka bir kere daha sizi oradan tekrar çıkaracağız.
"Onlarla ilgili bilgi Rabbimin katında bir kitaptadır." dedi. "Rabbim, şaşırmaz ve unutmaz."
Dedi ki: "Onların bilgisi Rabbimin yanında bir Kitaptadır. Rabbim şaşmaz ve unutmaz."
Musa "Onların bilgisi Rabbimin katında bir kitaptadır dipnot 1 . Benim Rabbim ne yanlış yapar ne de unutur." dedi.
(Musa:) "Onun bilgisi Rabbimin katında bir kitaptadır. Benim Rabbim ne yanılır ne de unutur."
Onlarla ilgili bilgi Rabbimin katında bir kitaptadır, dedi. Rabbim, şaşırmaz ve unutmaz.
-Onlarla ilgili bilgi Rabbimin katında bir kitaptadır. Rabbim, şaşırmaz ve unutmaz, dedi.
"Onlara ilişkin bilgi, Rabbim katında bir Kitap'tadır. Rabbim ne şaşırır ne de unutur."
Tâhâ suresi, 53. ayet. ٱلَّذِى جَعَلَ لَكُمُ ٱلْأَرْضَ مَهْدًا وَسَلَكَ لَكُمْ فِيهَا سُبُلًا وَأَنزَلَ مِنَ ٱلسَّمَآءِ مَآءً فَأَخْرَجْنَا بِهِۦٓ أَزْوَٰجًا مِّن نَّبَاتٍ شَتَّىٰ
"Rabbim, yeryüzünü size beşik yapan, orada size yollar açan ve size gökten yağmur indirendir." Böylece onunla sizin için yerden türlü türlü bitkileri çift çift çıkardık.
(Allah) yeri sizin için beşik yapan, onda sizin için yollar açan dipnot 1 ve gökten de su indirendir. O (su) saye(sin)de çeşitli bitkilerden de çiftler çıkarmıştık. dipnot 2
O, sizin için yeryüzünü bir beşik yaptı; ve orada sizin için yolları O açtı; yine gökten yağmuru O indirdi. İşte bu sayede onunla envai çeşit bitkilerden çift çift ürünler çıkarmışızdır;
Sizin için yeryüzünü bir beşik yapan, (hayatınızı kolaylaştırmak için) onun üzerinde yollar açan, gökten su indiren ve onunla (topraktan) türlü türlü bitki çıkaran O'dur;
Arzı sizin için bir beşik olarak meydana getirip, orada sizin için yollar açar, semadan bir su inzal eder. . . O su ile çeşitli nebattan çiftler çıkardık.
"Ki (Rabbim), yeryüzünü sizin için bir beşik kıldı, onda sizin için yollar döşedi ve gökten su indirdi; böylelikle bununla her tür bitkiden çiftler çıkardık."
O, yeri size beşik yapan ve onda size yollar açan, gökten de su indirendir. Onunla biz çeşitli bitkilerden çiftler çıkardık.
O, yeryüzünü, sizin için beşik yapmıştır. Size yollar açmış ve gökten su indirmiştir. Böylece, onunla, türlü bitkilerden çiftler çıkardık. dipnot 252
Allah, yeri size beşik yapan ve onda size yollar açan, gökten de su indirendir. Biz o suyla çeşitli bitkilerden çiftler çıkardık.
O ki yeryüzünü sizin için yaşanılır kıldı, sizin için onda yollar açtı, gökten bir su indirdi ve nitekim onunla çeşit çeşit bitkiler çıkardık. dipnot 1
O ki yeryüzünü sizin için yaşanılır kıldı, sizin için onda yollar açtı, gökten bir su indirdi ve nitekim onunla çeşit çeşit bitkiler çıkardık.
Yeryüzünü sizin için bir döşek yapan, orada size yollar açan ve gökten bir su indiren O'dur." dedi. İşte Biz, bu su sayesinde çeşitli bitkilerden çiftler çıkarmaktayız.
O ki size arzı bir beşik yaptı ve onda size yollar açtı ve semadan bir su indirdi de bu sebeble muhtelif nebattan çiftler çıkarmaktayız
Yeryüzünü sizin için bir beşik yapan, orada sizin için yollar açan ve gökten su indiren O'dur. Onunla her türlü bitkiden çiftler dipnot 1 yetiştirdik.
Yeryüzünü sizin için bir beşik yapan, orada sizin için yollar açan ve gökten su indiren O'dur. Onunla her türlü bitkiden çiftler dipnot 1 yetiştirdik.
Yeryüzünü sizin için bir beşik yapan, orada sizin için yollar açan ve gökten su indiren O'dur. Onunla her türlü bitkiden çiftler yetiştirdik.
"Ki (rabbim), yeryüzünü sizin için bir beşik kıldı, onda sizin için yollar döşedi ve gökten su indirdi; böylelikle bununla her tür bitkiden çiftler çıkardık."
"O (Rab) ki yer (yüzünü) size bir döşek yapdı, orada sizin için yollar açdı, gökden su (yağmur) indirdi, İşte biz onunla türlü nebatdan çiftler çıkardık.
O ki; sizin için, yeryüzünü döşemiş, orada sizin için yollar açmış, gökten su indirmiştir. Biz o su ile çeşitli bitkilerden çifter çifter çıkardık.
(42-55) Sen ve kardeşin ayetlerimizle gidin. Beni hatırlamakta gevşeklik göstermeyin. İkiniz de firavuna gidin O muhakkak ki taşkınlık etti. İkiniz de ona yumuşak şekilde söz söyleyin, böylelikle belki hatırlayıp anar veyahut ürperir. Rabbimiz, bize karşı aşırılığından yahut taşkınlık yapmasından dedi. İkiniz de k orkmayın, mutlaka ben sizinle beraberim, işitirim ve görürüm dedi. Ona gidin ve deyin ki muhakkak ki Rabbinin elçileriyiz, beraberimizde İsrail oğullarını gönder ve onlara azap etme. Bizler Rabbinden ayetl erle sana geldik. Kılavuzluğa / Hidayete tabi olan her kişiye esenlik olsun / selam olsun. Bize vahy olmuştur ki yalanlayana ve yüz çevirene azap vardır. Firavun dedi ki ikinizin de Rabbi kimdir Ey Musa? Rabbimiz her şeye yaratılışını veren sonrada yarattığını yola iletendir dedi. Peki önceki memleketlerin durumu nedir? dedi. Onun bilgisi Rabbimin yanında bir kitaptadır. Rabbim şaşırmaz ve unutmaz dedi. Öyle ki arzı size beşik yapmıştır, onda sizlere yollar açmıştır , s uyu gökten indirmiştir, saçılmış bitkil erden çiftleri, on unla çıkarmıştır. Yiyiniz ve hayvanlarınızı otlatınız, muhakkak ki bunda aklı başında olanlar için göstergeler / ayetler vardır. Orada / arzda sizi yarattık, sizi oraya iade edeceğiz, başka bir kere daha sizi oradan tekrar çıkaracağız.
O yeryüzünü size bir döşek yapan, sizin için orada yollar açan ve gökten yağmur yağdırandır. Biz onunla çeşitli bitkilerden çifter çifter çıkardık.
O ki, yeri size beşik yaptı ve onda sizin için yollar açtı, gökten bir su indirdi. Onunla her çeşit bitkiden çiftler çıkardık.
(Rabbimiz) Yeryüzünü sizin için bir beşik dipnot 1 yapan, orada size yollar açan dipnot 2 , gökten su indiren ve onunla erkekli dişili, çeşit çeşit bitkiler dipnot 3 çıkarandır dipnot 4 .
Yeryüzünü sizin için beşik gibi yapan ve sizin için orada yollar açan O'dur. Gökten su indirdi de onunla (erkekli, dişili) çiftlerden dipnot 1 çeşit çeşit bitkiler bitirdi dipnot 2 .
Allah, yeryüzünü sizin için beşik yaptı ve orada yine sizin için yollar açtı. Gökten su indirip, onunla çeşitli bitkilerden çifter çifter çıkardık.
Allah, yeryüzünü sizin için beşik yaptı ve orada yine sizin için yollar açtı. Gökten su indirip, onunla çeşitli bitkilerden çifter çifter çıkardık.
Yeryüzünü size beşik yapan, onda sizin için yollar açan, gökten su indiren O'dur. Biz o suyla çeşitli bitkilerden çiftler çıkardık.
Tâhâ suresi, 54. ayet. كُلُوا۟ وَٱرْعَوْا۟ أَنْعَٰمَكُمْ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَٰتٍ لِّأُو۟لِى ٱلنُّهَىٰ
Yiyin, hayvanlarınızı yayın. Şüphesiz bunda akıl sahipleri için (Allah'ın varlığını ve birliğini gösteren) deliller vardır.
Yiyin; hayvanlarınızı otlatın! Şüphesiz ki bunda (kötülüklerden) engelleyen akıl sahipleri için deliller vardır. dipnot 1
siz de beslenin, hayvanlarınızı da besleyin: Şüphesiz bütün bunlarda, sahibini kötülükten koruyan bir akla sahip olanlar için alınacak dersler vardır.
(bu,) hem sizin (o toprağın ürünleriyle) beslenmeniz, hem de hayvanlarınızı otlatmanız (içindir). Şüphesiz, bütün bunlarda akıl sahipleri için çıkarılacak dersler vardır.
Yeyin ve hayvanlarınızı da otlatın. . . Muhakkak ki bunda sağlıklı düşünenler için işaretler vardır.
"Yiyin ve hayvanlarınızı otlatın. Şüphesiz, bunda sağduyu sahipleri için elbette ayetler vardır.
Yiyin ve hayvanlarınızı otlatın. Şüphesiz bunda, akıl sahipleri için (Allah'ın varlığına ve birliğine) deliller vardır.
Yiyin ve hayvanlarınızı otlatın. Aslında, işte bunda, akıl yetisi olanlar için kesinlikle kanıtlar vardır.
Yiyiniz; hayvanlarınızı otlatınız. Şüphesiz bunda akıl sahipleri için işaretler vardır.
Çiftlik hayvanlarını yiyiniz, otlatınız. Zeka sahipleri için bunda işaretler vardır.
Çiftlik hayvanlarını yiyiniz, otlatınız. Zeka sahipleri için bunda işaretler vardır.
Hem yiyiniz, hem de hayvanlarınızı güdünüz; gerçekten bunda doğruya kılavuzluk eden akıl sahipleri için birçok deliller vardır.
Hem yiyiniz hem hayvanlarınızı güdünüz, her halde bunda üli'n-nüha için çok ayetler var
Yiyin ve hayvanlarınızı otlatın. Bunda, akıl sahipleri için ayetler dipnot 1 vardır.
Yiyin ve hayvanlarınızı otlatın. Bunda, akıl sahipleri için ayetler dipnot 1 vardır.
Yiyin ve hayvanlarınızı otlatın. Bunda, akıl sahipleri için ayetler dipnot 1 vardır.
"Yiyin ve hayvanlarınızı otlatın. Şüphesiz, bunda sağduyu sahipleri için elbette ayetler vardır.
Hem siz yeyin, hem davarlarınıza yedirin. Şübhe yok ki bunda salim akıl saahibleri için ibretler vardır.
Hem siz yeyin, hem hayvanlarınızı otlatın. Şüphesiz ki bunlarda sağduyu sahipleri için ayetler vardır.
(42-55) Sen ve kardeşin ayetlerimizle gidin. Beni hatırlamakta gevşeklik göstermeyin. İkiniz de firavuna gidin O muhakkak ki taşkınlık etti. İkiniz de ona yumuşak şekilde söz söyleyin, böylelikle belki hatırlayıp anar veyahut ürperir. Rabbimiz, bize karşı aşırılığından yahut taşkınlık yapmasından dedi. İkiniz de k orkmayın, mutlaka ben sizinle beraberim, işitirim ve görürüm dedi. Ona gidin ve deyin ki muhakkak ki Rabbinin elçileriyiz, beraberimizde İsrail oğullarını gönder ve onlara azap etme. Bizler Rabbinden ayetl erle sana geldik. Kılavuzluğa / Hidayete tabi olan her kişiye esenlik olsun / selam olsun. Bize vahy olmuştur ki yalanlayana ve yüz çevirene azap vardır. Firavun dedi ki ikinizin de Rabbi kimdir Ey Musa? Rabbimiz her şeye yaratılışını veren sonrada yarattığını yola iletendir dedi. Peki önceki memleketlerin durumu nedir? dedi. Onun bilgisi Rabbimin yanında bir kitaptadır. Rabbim şaşırmaz ve unutmaz dedi. Öyle ki arzı size beşik yapmıştır, onda sizlere yollar açmıştır , s uyu gökten indirmiştir, saçılmış bitkil erden çiftleri, on unla çıkarmıştır. Yiyiniz ve hayvanlarınızı otlatınız, muhakkak ki bunda aklı başında olanlar için göstergeler / ayetler vardır. Orada / arzda sizi yarattık, sizi oraya iade edeceğiz, başka bir kere daha sizi oradan tekrar çıkaracağız.
Hem siz yiyin; hem de hayvanlarınızı otlatın. Şüphesiz bunda akıl sahipleri için ayetler vardır.
Yeyin, hayvanlarınızı otlatın. Şüphesiz bunda, akıl sahipleri için ibretler vardır.
Onlardan yiyin, en'am cinsi hayvanlarınızı otlatın dipnot 1 . Yanlışlardan engelleyen bir akla sahip olanlar için ayetler /göstergeler vardır."
Onlardan yiyin, malınızı davarınızı da otlatın. Bunda aklı başında olanlar için kesin belgeler (ayetler) vardır."
Hem siz yiyin; hem de hayvanlarınızı otlatın. Şüphesiz bunda sağduyu sahipleri için ayetler vardır.
Hem siz yiyin; hem de hayvanlarınızı otlatın. Şüphesiz bunda sağduyu sahipleri için ayetler vardır.
Yiyin, hayvanlarınızı yayıp otlatın. Kuşkusuz bunda, aklı başında insanlar için ibretler vardır.
Tâhâ suresi, 55. ayet. مِنْهَا خَلَقْنَٰكُمْ وَفِيهَا نُعِيدُكُمْ وَمِنْهَا نُخْرِجُكُمْ تَارَةً أُخْرَىٰ
(Ey insanlar!) Sizi topraktan yarattık, (ölümünüzle) sizi oraya döndüreceğiz ve sizi bir kere daha oradan çıkaracağız.
Sizi topraktan yarattık; sizi yine oraya döndüreceğiz ve bir kez daha sizi oradan çıkaracağız. dipnot 1
Biz sizi (topraktan) yarattık, yine ona döndüreceğiz; ve oradan bir kez daha çıkaracağız.
(şöyle ki:) sizi yerden yarattık; yine ona döndürecek ve sonra ondan tekrar diriltip çıkaracağız.
Sizi ondan halk ettik! Tekrar sizi oraya iade edeceğiz! Sizi ondan bir kez daha çıkaracağız (ba's).
Sizi ondan yarattık, ona geri vereceğiz ve sizi bir kere daha ondan çıkaracağız.
Sizi ondan (topraktan) yarattık; yine sizi oraya döndüreceğiz ve bir kez daha sizi ondan çıkaracağız.
Sizi, ondan yarattık ve ona döndüreceğiz. Ve sizi, bir kez daha ondan çıkaracağız.
Sizi topraktan yarattık; yine sizi oraya döndüreceğiz ve bir defa daha sizi oradan çıkaracağız.
Sizi o yerden yarattık, sizi tekrar ona döndüreceğiz ve bir kez daha sizi ondan çıkartacağız.
Sizi o yerden yarattık, sizi tekrar ona döndüreceğiz ve bir kez daha sizi ondan çıkartacağız.
Sizi topraktan yarattık, yine ona döndüreceğiz ve yine sizi ondan bir kere daha çıkaracağız.
Sizi o Arzdan yarattık, yine sizi ona iade edeceğiz hem de ondan sizi diğer bir def'a daha çıkaracağız
Sizi ondan dipnot 1 yarattık. Ve sizi ona döndüreceğiz. Ve sizi oradan bir kere daha çıkaracağız.
Sizi ondan dipnot 1 yarattık. Ve sizi ona döndüreceğiz. Ve sizi oradan bir kere daha çıkaracağız.
Sizi ondan yarattık. Ve sizi ona döndüreceğiz. Ve sizi oradan bir kere daha çıkaracağız.
Sizi ondan yarattık, ona geri vereceğiz ve sizi bir kere daha ondan çıkaracağız.
Sizi (aslınızı) ondan (toprakdan) yaratdık. Sizi (ölümünüzden sonra) yine ona döndüreceğiz. (Ba's zamanında da) sizi bir kerre daha ondan çıkaracağız.
Ondan yarattık sizi, oraya da döndüreceğiz. Ve sizi, bir kere daha oradan çıkaracağız.
(42-55) Sen ve kardeşin ayetlerimizle gidin. Beni hatırlamakta gevşeklik göstermeyin. İkiniz de firavuna gidin O muhakkak ki taşkınlık etti. İkiniz de ona yumuşak şekilde söz söyleyin, böylelikle belki hatırlayıp anar veyahut ürperir. Rabbimiz, bize karşı aşırılığından yahut taşkınlık yapmasından dedi. İkiniz de k orkmayın, mutlaka ben sizinle beraberim, işitirim ve görürüm dedi. Ona gidin ve deyin ki muhakkak ki Rabbinin elçileriyiz, beraberimizde İsrail oğullarını gönder ve onlara azap etme. Bizler Rabbinden ayetl erle sana geldik. Kılavuzluğa / Hidayete tabi olan her kişiye esenlik olsun / selam olsun. Bize vahy olmuştur ki yalanlayana ve yüz çevirene azap vardır. Firavun dedi ki ikinizin de Rabbi kimdir Ey Musa? Rabbimiz her şeye yaratılışını veren sonrada yarattığını yola iletendir dedi. Peki önceki memleketlerin durumu nedir? dedi. Onun bilgisi Rabbimin yanında bir kitaptadır. Rabbim şaşırmaz ve unutmaz dedi. Öyle ki arzı size beşik yapmıştır, onda sizlere yollar açmıştır , s uyu gökten indirmiştir, saçılmış bitkil erden çiftleri, on unla çıkarmıştır. Yiyiniz ve hayvanlarınızı otlatınız, muhakkak ki bunda aklı başında olanlar için göstergeler / ayetler vardır. Orada / arzda sizi yarattık, sizi oraya iade edeceğiz, başka bir kere daha sizi oradan tekrar çıkaracağız.
Sizi topraktan yarattık, sizi oraya döndüreceğiz ve sizi bir kere daha oradan çıkaracağız.
Sizi topraktan yarattık, yine oraya döndürürüz ve sizi bir kez daha ondan çıkarırız.
Sizi topraktan yarattık, ona iade edeceğiz ve bir kere daha sizi topraktan çıkaracağız dipnot 1 .
Sizi topraktan yarattık, yine toprağa çevireceğiz ve bir kere daha sizi topraktan çıkaracağız.
Topraktan yarattık sizi, yine oraya döndürecek ve yine oradan bir kere daha çıkaracağız.
Topraktan yarattık sizi, yine oraya döndürecek ve yine oradan bir kere daha çıkaracağız.
Sizi yerden yarattık. Tekrar oraya göndereceğiz. Ve oradan sizi bir kez daha çıkaracağız.
Tâhâ suresi, 56. ayet. وَلَقَدْ أَرَيْنَٰهُ ءَايَٰتِنَا كُلَّهَا فَكَذَّبَ وَأَبَىٰ
Andolsun, biz ona (Firavun'a) bütün mucizelerimizi gösterdik de o bunları yalanladı ve reddetti.
Yemin olsun ki ona (Firavun'a) bütün delillerimizi dipnot 1 göstermiştik; o ise yalanlamış ve yüz çevirmişti.
Doğrusu Biz (Firavun'a) mucizevi belgelerimizin her türünü gösterdik; fakat o yalanladı ve küstahça yüz çevirdi.
Gerçek şu ki, Biz Firavun'u mesajlarımızın hepsinden haberdar kıldık; ama o bunları yalan saydı ve kabule yanaşmadı.
Andolsun ki biz ona (Firavun'a) işaretlerimizin hepsini gösterdik. . . (Fakat o) yalanladı ve kabulden kaçındı.
Andolsun, biz ona ayetlerimizin tümünü gösterdik; fakat o, yalanladı ve ayak diretti.
Andolsun biz ona (Firavuna) bütün (bu) delillerimizi gösterdik; yine de yalanladı ve diretti.
Gerçek şu ki, tüm ayetlerimizi ona gösterdik; yine de yalanladı ve dayattı.
Andolsun biz, Firavun'a bütün delillerimizi gösterdik; yine de yalanladı, kabul etmemekte diretti.
Ona tüm işaret ve delillerimizi göstermemize rağmen yalanlayıp reddetti.
Ona tüm işaret ve delillerimizi göstermemize rağmen yalanlayıp reddetti.
Andolsun ki. Biz Firavuna bütün mucizelerimizi gösterdik; öyle iken o, yine yalanladı ve dayattı.
Kasem olsun biz, ona ayetlerimizin hepsini gösterdik, öyle iken o yine yalan dedi dayattı
Ant olsun ki; ayetlerimizin dipnot 1 hepsini ona dipnot 2 gösterdik. Buna rağmen yalanlamakta diretti.
Ant olsun ki; ayetlerimizin dipnot 1 hepsini ona dipnot 2 gösterdik. Buna rağmen yalanlamada diretti.
Ant olsun ki; ayetlerimizin dipnot 1 hepsini ona gösterdik. Buna rağmen yalanlamada diretti.
Andolsun, biz ona ayetlerimizin tümünü gösterdik; fakat o, yalanladı ve ayak diretti.
Andolsun ki biz ona ayetlerimizin hepsini gösterdik de, (Buna rağmen) o, yine tekzib etdi, dayatdı.
Andolsun ki ona bütün ayetlerimizi gösterdik ama yalanlayıp kaçtı.
(56-76) Kesinlikle ona / firavuna ayetlerimizin hepsini gösterdik yalanladı ve di klendi. Ey Musa! Sihrinle bizi arzımızdan çıkarmaya mı geldin? dedi. Senin sihrinin benzerini biz de getireceğiz. Bizimle sen, aramızda ihtilaf etmeyeceğimiz uygun bir mekânda randevulaşalım. Buluşma günümüz / randevu günümüz insanların toplandığı süs gününün / ziynet gününün kuşluk vakti olsun dedi ve f iravun sırtını döndü gitti , sonrasında tuzak kurgusunu toparlayıp randevuya geldi. Musa onlara dedi ki yazıklar olsun / veyl olsun size, yalanı Alla h'a iftira etmeyin azapla kökünüzü kurutur, kim iftira ederse asla umduğuna ulaşamaz. Aralarında işleri ile ilgili tartıştılar gizli gizli fısıldaştılar. Dediler ki her hâlükârda bu iki sihirbaz, sihirleri ile sizi yerinizden çıkarmak, örnek aldığınız yolunuzu gidermek istiyorlar. Kurduğunuz tuzakları toparlayın sonra saf haline gelin, bugün yüce olan başarıya ulaşır. Dediler ki ey Musa ya sen bırak veya ilk bırakan biz olalım. Tamam siz bırakın dedi. İplerine ve asaları na, sihirleriyle, onlara doğru koştukları hayalini verdi rdiler. Musa kendisinde bir korku hissetti. Biz de ona korkma dedik , sen yücesin. Bırak elindekini, onların tüm ürettiklerini yutacaktır. Onların ürettikleri sadece büyücülerin kurgusal bir tuzağıdır. S ihirbazlar hangi tarafa ulaşırlarsa ulaşsınlar, hiçbir şekilde iflah olmazlar. Sihirbazlar kendilerini secdeye bıraktılar, Harun ve Musa'nın Rabbine iman ettik dediler. Firavun s ize izin vermeden önce iman mı ettiniz dedi ? Kesinlikle o size sihri öğreten büyüğünüzdür. Ellerinizi ve ayaklarınızı çapraz olarak keseceğim hurma direklerinde sizi asarak idam edeceğim. Hangimizin azabı şiddetlidir ve kalıcıdır bileceksiniz. Dediler ki açıklamaların bize gelmesi üzerine, artık seni asla tercih etmeyeceğiz ki O bizi yarattı, neyi gerçekleştireceksen gerçekleştir artık. Muhakkak ki sen bu dünya hayatındakileri gerçekleştirebilirsin. Günahlarımızdan ve bizi zorladığın sihirle alakalı şeylerden dolayı, bizleri bağışlaması amacıyla Rabbimize güvendik / O’na iman ettik, Allah hayırlıdır ve baki olandır. Muhakkak ki suç işlemiş olarak Rabbine gelen kim ise kesinlikle onun için cehennem vardır, içerisinde ne ölür ne de diri kalır. Kim de mümin olarak ve salih amel işlemiş olarak gelirse işte onlara yüce dereceler vardır. Altlarından n ehirler akan ebedi kalınan adn cennetleri , işte bu, arınanların karşılığıdır / cezasıdır.
Ona ayetlerimizin hepsini göstermiştik. Fakat o yalanladı ve diretti.
Andolsun biz o(Fir'av)n'a ayetlerimizin hepsini gösterdik, yine de yalanladı ve dayattı.
(Musa'nin getirdiği) mucizelerimizin tümünü Firavun'a gösterdik ama o yalana sarıldı ve direndi dipnot 1 .
Firavun'a bütün belgelerimizi (ayetlerimizi) gösterdik ama o yalana sarıldı ve direndi.
Ona ayetlerimizin hepsini göstermiştik. Fakat o yalanladı ve kabul etmedi.
Ona ayetlerimizin hepsini göstermiştik. Fakat o yalanladı ve kabul etmedi.
Yemin olsun, o Firavun'a ayetlerimizin tamamını gösterdik ama yalanlayıp inadını sürdürdü.
Tâhâ suresi, 57. ayet. قَالَ أَجِئْتَنَا لِتُخْرِجَنَا مِنْ أَرْضِنَا بِسِحْرِكَ يَٰمُوسَىٰ
Şöyle dedi: "Ey Musa! Sihrin ile bizi yurdumuzdan çıkarmak için mi geldin?"
(Firavun) demişti ki: "Ey Musa! Yaptığın büyü ile bizi yurdumuzdan çıkarmaya mı geldin?
(Firavun) dedi ki: "Sen, sihrinle bizi yurdumuzdan çıkarmak için mi geldin ey Musa?
(Firavun:) "Ey Musa!" dedi, "Sen sihrinle bizi yurdumuzdan çıkarmaya mı geldin?
"Sihrin ile bizi arzımızdan çıkarmak için mi geldin, ya Musa?" dedi.
Dedi ki: "Ey Musa, sen bizi sihrinle yurdumuzdan sürüp çıkarmaya mı gelmiş bulunuyorsun?"
Dedi ki: Bizi, yaptığın büyü ile yurdumuzdan çıkarasın diye mi geldin, ey Musa?
"Bizi, toprağımızdan büyünle çıkarmaya mı geldin; ey Musa?" dedi.
Dedi ki: "Bizi yaptığın büyü ile yurdumuzdan çıkarasın diye mi geldin, ey Musa?"
Dedi ki, "Sen bizi büyünle yurdumuzdan çıkarmak için mi geldin, Musa?"
Dedi ki, 'Sen bizi büyünle yurdumuzdan çıkarmak için mi geldin, Musa?'
Dedi ki: "Ey Musa, sen sihrinle bizi yerimizden çıkarmak için mi bize geldin?
Sen, dedi: sihrinle bizi yerimizden çıkarmak için mi geldin bize ya Musa!
"Ey Musa! Sen sihrinle bizi yurdumuzdan çıkarmak için mi geldin?" dedi.
"Ey Musa! Sen sihrinle bizi yurdumuzdan çıkarmak için mi geldin?" dedi.
"Ey Musa, sen sihrinle bizi yurdumuzdan çıkarmak için mi geldin?" dedi.
Dedi ki: "Ey Musa, sen bizi sihrinle yurdumuzdan sürüp çıkarmaya mı gelmiş bulunuyorsun?"
Dedi: "Ey Musa, sen sihrinle bizi yerimizden çıkarman için mi geldin bize"?
Ve dedi ki: Sihirbazlığınla bizi yurdumuzdan çıkarmaya mı geldin ey Musa?
(56-76) Kesinlikle ona / firavuna ayetlerimizin hepsini gösterdik yalanladı ve di klendi. Ey Musa! Sihrinle bizi arzımızdan çıkarmaya mı geldin? dedi. Senin sihrinin benzerini biz de getireceğiz. Bizimle sen, aramızda ihtilaf etmeyeceğimiz uygun bir mekânda randevulaşalım. Buluşma günümüz / randevu günümüz insanların toplandığı süs gününün / ziynet gününün kuşluk vakti olsun dedi ve f iravun sırtını döndü gitti , sonrasında tuzak kurgusunu toparlayıp randevuya geldi. Musa onlara dedi ki yazıklar olsun / veyl olsun size, yalanı Alla h'a iftira etmeyin azapla kökünüzü kurutur, kim iftira ederse asla umduğuna ulaşamaz. Aralarında işleri ile ilgili tartıştılar gizli gizli fısıldaştılar. Dediler ki her hâlükârda bu iki sihirbaz, sihirleri ile sizi yerinizden çıkarmak, örnek aldığınız yolunuzu gidermek istiyorlar. Kurduğunuz tuzakları toparlayın sonra saf haline gelin, bugün yüce olan başarıya ulaşır. Dediler ki ey Musa ya sen bırak veya ilk bırakan biz olalım. Tamam siz bırakın dedi. İplerine ve asaları na, sihirleriyle, onlara doğru koştukları hayalini verdi rdiler. Musa kendisinde bir korku hissetti. Biz de ona korkma dedik , sen yücesin. Bırak elindekini, onların tüm ürettiklerini yutacaktır. Onların ürettikleri sadece büyücülerin kurgusal bir tuzağıdır. S ihirbazlar hangi tarafa ulaşırlarsa ulaşsınlar, hiçbir şekilde iflah olmazlar. Sihirbazlar kendilerini secdeye bıraktılar, Harun ve Musa'nın Rabbine iman ettik dediler. Firavun s ize izin vermeden önce iman mı ettiniz dedi ? Kesinlikle o size sihri öğreten büyüğünüzdür. Ellerinizi ve ayaklarınızı çapraz olarak keseceğim hurma direklerinde sizi asarak idam edeceğim. Hangimizin azabı şiddetlidir ve kalıcıdır bileceksiniz. Dediler ki açıklamaların bize gelmesi üzerine, artık seni asla tercih etmeyeceğiz ki O bizi yarattı, neyi gerçekleştireceksen gerçekleştir artık. Muhakkak ki sen bu dünya hayatındakileri gerçekleştirebilirsin. Günahlarımızdan ve bizi zorladığın sihirle alakalı şeylerden dolayı, bizleri bağışlaması amacıyla Rabbimize güvendik / O’na iman ettik, Allah hayırlıdır ve baki olandır. Muhakkak ki suç işlemiş olarak Rabbine gelen kim ise kesinlikle onun için cehennem vardır, içerisinde ne ölür ne de diri kalır. Kim de mümin olarak ve salih amel işlemiş olarak gelirse işte onlara yüce dereceler vardır. Altlarından n ehirler akan ebedi kalınan adn cennetleri , işte bu, arınanların karşılığıdır / cezasıdır.
Ve dedi ki: "Sihrinle bizi yurdumuzdan çıkarmaya mı geldin Ey Mûsâ?"
Ve: "Sen bizi büyünle yurdumuzdan çıkarasın diye mi geldin ey Musa?" dedi.
Dedi ki: "Musa! Sihrinle bizi yurdumuzdan çıkarmak için mi geldin dipnot 1 ?
Dedi ki "Musa! Büyünle bizleri yerimizden yurdumuzdan çıkarmak için mi geldin?
Ve dedi ki: Sihrinle bizi yurdumuzdan çıkarmaya mı geldin Ey Musa?
Ve dedi ki: -Sihirbazlığınla bizi yurdumuzdan çıkarmaya mı geldin Ey Musa?!
Şöyle dedi: "Büyünle bizi, toprağımızdan çıkarasın diye mi geldin, ey Musa!"
Tâhâ suresi, 58. ayet. فَلَنَأْتِيَنَّكَ بِسِحْرٍ مِّثْلِهِۦ فَٱجْعَلْ بَيْنَنَا وَبَيْنَكَ مَوْعِدًا لَّا نُخْلِفُهُۥ نَحْنُ وَلَآ أَنتَ مَكَانًا سُوًى
"Biz de mutlaka sana karşı onun gibi bir sihir yapacağız. Bunun için seninle bizim aramızda; uygun bir yerde, senin de, bizim de caymayacağımız bir buluşma vakti belirle."
Biz de sana, aynen onun gibi bir büyü yapacağız. Seninle bizim aramızda, senin de bizim de muhalefet etmeyeceğimiz uygun bir yerde buluşma zamanı ayarla!
Fakat şunu da bil ki biz de sana, benzer bir sihirle karşılık vereceğiz. Haydi, şimdi bizimle senin aranda kamuya açık bir mekanda, iki tarafın da cayamayacağı bir buluşma zamanı tayin et!"
Madem öyle, biz de sana mutlaka bunun gibi bir sihirle karşılık vereceğiz! O halde şimdi, aramızda, uygun bir yerde -katılmaktan bizim de, senin de caymayacağımız- bir buluşma günü tayin et!"
"Sendekinin benzeri bir sihri, biz de sana getireceğiz. . . Aramızda bir buluşma zamanı belirle ki, ikimiz de ona uyalım. . . Düzgün bir mekanda buluşalım. "
"Madem böyle, biz de sana buna benzer bir sihirle geleceğiz; şimdi sen, bir 'buluşma zamanı ve yeri' tesbit et, bizim de, senin de karşı olamayacağımız açık, geniş bir yer olsun" dedi.
Öyle ise, muhakkak surette biz de sana, aynen onun gibi bir büyü getireceğiz. Şimdi sen, seninle bizim aramızda, ne senin, ne de bizim muhalefet etmeyeceğimiz uygun bir yerde buluşma zamanı ayarla.
"Madem öyle, onun tıpkısı bir büyüyü, kesinlikle sana getireceğiz. Şimdi, bizim ve senin için uygun olan bir buluşma zamanı ve yeri belirle!"
"Biz de kesinlikle sana benzeri bir büyü getireceğiz. Bizim de sizin de anlaşacağımız uygun bir yerde buluşmamız için bir vakit belirle!" dediler.
"Biz de sana benzer bir büyü göstereceğiz. Her iki taraf için de uygun olan yerde ne senin ne de bizim caymayacağımız bir randevu zamanı belirle."
'Biz de sana benzer bir büyü göstereceğiz. Her iki taraf için de uygun olan yerde ne senin ne de bizim caymayacağımız bir randevu zamanı belirle. '
O halde bilmiş ol ki, biz de sana onun gibi bir sihir yapacağız. Şimdi sen, seninle aramızda bir buluşma yeri ve zamanı belirle ki, ne senin ne de bizim caymayacağımız denk bir yer olsun!" dedi.
O halde bilmiş ol ki biz de onun gibi bir sihir sana yapacağız, şimdi sen, seninle aramızda bir miad ta'yin et ki ne senin ne bizim hulf etmiyeceğimiz denk bir mahal olsun.
"O halde biz de sana, senin sihrine benzer bir sihirle karşılık vereceğiz. Şimdi üzerinde birlikte anlaşacağımız uygun bir yer ve zaman belirle."
"O halde biz de sana, senin sihrine benzer bir sihirle karşılık vereceğiz. Şimdi üzerinde birlikte anlaşacağımız uygun bir yer ve zaman belirle."
O halde biz de sana, senin sihrine benzer bir sihirle karşılık vereceğiz. Şimdi üzerinde birlikte anlaşacağımız bir yer ve zaman belirle.
"Madem böyle, biz de sana buna benzer bir sihirle geleceğiz; şimdi sen, bir 'buluşma zamanı ve yeri' tesbit et, bizim de, senin de karşı olamayacağımız açık, geniş bir yer olsun" dedi.
"Şimdi biz de sana onun (senin sihrin) gibi bir sihir yapacağız, şimdi sen kendinle bizim aramızda bir buluşma yeri ve vakti ta'yin et ki ne senin, ne bizim caymayacağımız düz (geniş) bir yer olsun" dedi.
Şimdi biz de seninkine benzer bir sihir göstereceğiz sana. Bizimle senin aranda bir buluşma zamanı ve yeri tayin et ki; sen de, biz de düz bir yerde bulunalım, caymayalım.
(56-76) Kesinlikle ona / firavuna ayetlerimizin hepsini gösterdik yalanladı ve di klendi. Ey Musa! Sihrinle bizi arzımızdan çıkarmaya mı geldin? dedi. Senin sihrinin benzerini biz de getireceğiz. Bizimle sen, aramızda ihtilaf etmeyeceğimiz uygun bir mekânda randevulaşalım. Buluşma günümüz / randevu günümüz insanların toplandığı süs gününün / ziynet gününün kuşluk vakti olsun dedi ve f iravun sırtını döndü gitti , sonrasında tuzak kurgusunu toparlayıp randevuya geldi. Musa onlara dedi ki yazıklar olsun / veyl olsun size, yalanı Alla h'a iftira etmeyin azapla kökünüzü kurutur, kim iftira ederse asla umduğuna ulaşamaz. Aralarında işleri ile ilgili tartıştılar gizli gizli fısıldaştılar. Dediler ki her hâlükârda bu iki sihirbaz, sihirleri ile sizi yerinizden çıkarmak, örnek aldığınız yolunuzu gidermek istiyorlar. Kurduğunuz tuzakları toparlayın sonra saf haline gelin, bugün yüce olan başarıya ulaşır. Dediler ki ey Musa ya sen bırak veya ilk bırakan biz olalım. Tamam siz bırakın dedi. İplerine ve asaları na, sihirleriyle, onlara doğru koştukları hayalini verdi rdiler. Musa kendisinde bir korku hissetti. Biz de ona korkma dedik , sen yücesin. Bırak elindekini, onların tüm ürettiklerini yutacaktır. Onların ürettikleri sadece büyücülerin kurgusal bir tuzağıdır. S ihirbazlar hangi tarafa ulaşırlarsa ulaşsınlar, hiçbir şekilde iflah olmazlar. Sihirbazlar kendilerini secdeye bıraktılar, Harun ve Musa'nın Rabbine iman ettik dediler. Firavun s ize izin vermeden önce iman mı ettiniz dedi ? Kesinlikle o size sihri öğreten büyüğünüzdür. Ellerinizi ve ayaklarınızı çapraz olarak keseceğim hurma direklerinde sizi asarak idam edeceğim. Hangimizin azabı şiddetlidir ve kalıcıdır bileceksiniz. Dediler ki açıklamaların bize gelmesi üzerine, artık seni asla tercih etmeyeceğiz ki O bizi yarattı, neyi gerçekleştireceksen gerçekleştir artık. Muhakkak ki sen bu dünya hayatındakileri gerçekleştirebilirsin. Günahlarımızdan ve bizi zorladığın sihirle alakalı şeylerden dolayı, bizleri bağışlaması amacıyla Rabbimize güvendik / O’na iman ettik, Allah hayırlıdır ve baki olandır. Muhakkak ki suç işlemiş olarak Rabbine gelen kim ise kesinlikle onun için cehennem vardır, içerisinde ne ölür ne de diri kalır. Kim de mümin olarak ve salih amel işlemiş olarak gelirse işte onlara yüce dereceler vardır. Altlarından n ehirler akan ebedi kalınan adn cennetleri , işte bu, arınanların karşılığıdır / cezasıdır.
"Biz de mutlaka sana karşı onun gibi bir sihir yapacağız. Bunun için seninle bizim aramızda; uygun bir yerde, senin de, bizim de gelebileceğimiz bir buluşma vakti belirle."
"Biz de mutlaka sana o(se)nin (büyün) gibi bir büyü getireceğiz. Sen şimdi seninle bizim aramızda bir buluşma zamanı ve yeri tayin et; ne senin, ne de bizim caymayacağımız uygun bir yer olsun."
Biz de sana, seninki gibi bir sihir getireceğiz. Şimdi aramızda, uygun bir yerde, senin de bizim de karşı çıkmayacağımız bir buluşma zamanı belirle."
Biz de senin büyün gibi bir büyüyle geleceğiz. Bizimle karşılaşman için aramızda bir gün belirle; ne senin, ne de bizim caymayacağımız uygun bir yerde olsun."
Biz de sana, seninkine benzer bir sihir getireceğiz. Bizimle senin aranda bir buluşma vakti ve yeri belirle de bizim de senin de caymayacağımız denk bir yer olsun.
Biz de sana, seninkine benzer bir sihir göstereceğiz. Bizimle senin aranda bir buluşma vakti ve yeri belirle de bizim de senin de caymayacağımız bir yer olsun.
"Seninki gibi bir büyü, biz de mutlaka sana getireceğiz. Seninle bizim aramızda öyle bir buluşma yeri ve zamanı belirle ki, ne biz cayalım ne de sen. Herkese uygun bir yer olsun."
Tâhâ suresi, 59. ayet. قَالَ مَوْعِدُكُمْ يَوْمُ ٱلزِّينَةِ وَأَن يُحْشَرَ ٱلنَّاسُ ضُحًى
Musa, "Buluşma vaktimiz, bayram günü, insanların toplandığı kuşluk vaktidir" dedi.
(Musa) şöyle demişti: "Buluşma zamanınız, süs günü ve insanların toplanacağı kuşluk vaktidir." dipnot 1
(Musa) dedi ki: "Buluşma zamanınız bayram günü; tam da halkın toplandığı kuşluk vakti olsun!"
Musa: "Bayram günü olsun, buluşma gününüz; ve (o gün) kuşluk vaktinde ahali toplansın" diye cevap verdi.
(Musa) dedi ki: "Sizin buluşma vaktiniz bayram günüdür. . . İnsanlar kuşluk vakti toplansınlar. "
(Musa) Dedi ki: "Buluşma zamanımız, (ülkenin ulusal) bayram günü ve insanların toplanacağı kuşluk vakti (olsun)."
Musa: Buluşma zamanınız, bayram günü, kuşluk vaktinde insanların toplanma zamanı olsun, dedi.
Dedi ki: "Buluşma zamanımız, kutlama gününde ve insanların toplandığı kuşluk zamanı olsun!"
Musa, "Buluşma vaktiniz, bayram günü olsun, insanlar kuşluk vaktinde toplansınlar" dedi.
Dedi ki: "Buluşma zamanınız bayram günüdür. Öğleden önce halk orada toplansın."
Dedi ki: 'Buluşma zamanınız bayram günüdür. Öğleden önce halk orada toplansın.'
Musa: "Sizinle buluşma vakti süs (bayram) günü ve insanların toplanacağı kuşluk vaktidir" dedi.
Size miad, dedi: ziynet günü ve nasın toplanacağı kuşluk vakti
"Sizinle buluşma zamanı, Ziynet dipnot 1 Günü insanların toplanma zamanı olan kuşluk vakti olsun." dedi.
"Sizinle buluşma zamanı, ziynet dipnot 1 günü insanların toplanma zamanı olan kuşluk vakti olsun." dedi.
"Sizinle buluşma zamanı, ziynet dipnot 1 günü insanların toplanma zamanı olan kuşluk vakti olsun." dedi.
(Musa) Dedi ki: "Buluşma zamanımız, (ülkenin ulusal) bayram günü ve insanların toplanacağı kuşluk vakti (olsun)."
(Musa) da: "Sizinle karşılaşma zamanımız, dedi, zinet günü ve insanların toplanacağı kuşluk vaktidir".
Buluşma zamanımız; sizin bayram gününüzde, insanların toplandığı kuşluk vaktidir, dedi.
(56-76) Kesinlikle ona / firavuna ayetlerimizin hepsini gösterdik yalanladı ve di klendi. Ey Musa! Sihrinle bizi arzımızdan çıkarmaya mı geldin? dedi. Senin sihrinin benzerini biz de getireceğiz. Bizimle sen, aramızda ihtilaf etmeyeceğimiz uygun bir mekânda randevulaşalım. Buluşma günümüz / randevu günümüz insanların toplandığı süs gününün / ziynet gününün kuşluk vakti olsun dedi ve f iravun sırtını döndü gitti , sonrasında tuzak kurgusunu toparlayıp randevuya geldi. Musa onlara dedi ki yazıklar olsun / veyl olsun size, yalanı Alla h'a iftira etmeyin azapla kökünüzü kurutur, kim iftira ederse asla umduğuna ulaşamaz. Aralarında işleri ile ilgili tartıştılar gizli gizli fısıldaştılar. Dediler ki her hâlükârda bu iki sihirbaz, sihirleri ile sizi yerinizden çıkarmak, örnek aldığınız yolunuzu gidermek istiyorlar. Kurduğunuz tuzakları toparlayın sonra saf haline gelin, bugün yüce olan başarıya ulaşır. Dediler ki ey Musa ya sen bırak veya ilk bırakan biz olalım. Tamam siz bırakın dedi. İplerine ve asaları na, sihirleriyle, onlara doğru koştukları hayalini verdi rdiler. Musa kendisinde bir korku hissetti. Biz de ona korkma dedik , sen yücesin. Bırak elindekini, onların tüm ürettiklerini yutacaktır. Onların ürettikleri sadece büyücülerin kurgusal bir tuzağıdır. S ihirbazlar hangi tarafa ulaşırlarsa ulaşsınlar, hiçbir şekilde iflah olmazlar. Sihirbazlar kendilerini secdeye bıraktılar, Harun ve Musa'nın Rabbine iman ettik dediler. Firavun s ize izin vermeden önce iman mı ettiniz dedi ? Kesinlikle o size sihri öğreten büyüğünüzdür. Ellerinizi ve ayaklarınızı çapraz olarak keseceğim hurma direklerinde sizi asarak idam edeceğim. Hangimizin azabı şiddetlidir ve kalıcıdır bileceksiniz. Dediler ki açıklamaların bize gelmesi üzerine, artık seni asla tercih etmeyeceğiz ki O bizi yarattı, neyi gerçekleştireceksen gerçekleştir artık. Muhakkak ki sen bu dünya hayatındakileri gerçekleştirebilirsin. Günahlarımızdan ve bizi zorladığın sihirle alakalı şeylerden dolayı, bizleri bağışlaması amacıyla Rabbimize güvendik / O’na iman ettik, Allah hayırlıdır ve baki olandır. Muhakkak ki suç işlemiş olarak Rabbine gelen kim ise kesinlikle onun için cehennem vardır, içerisinde ne ölür ne de diri kalır. Kim de mümin olarak ve salih amel işlemiş olarak gelirse işte onlara yüce dereceler vardır. Altlarından n ehirler akan ebedi kalınan adn cennetleri , işte bu, arınanların karşılığıdır / cezasıdır.
Mûsâ da: "Buluşma zamanımız bayram günü ve insanların bir araya toplandığı kuşluk vaktidir." dedi.
(Musa): "Buluşma zamanınız, Süs (bayram) günü ve insanların toplanacağı kuşluk vakti olsun" dedi.
Musa dedi ki: "Buluşma zamanımız, süslenme günü, insanların toplanacağı kuşluk vakti olsun."
Musa dedi ki "Karşılaşacağımız gün, bayram günü olsun. İnsanlar kuşluk vaktinde dipnot 1 toplansın."
Musa da: Buluşma zamanımız bayram günü ve insanların bir araya toplandığı kuşluk vaktidir, dedi.
Musa da: -Buluşma zamanımız, bayram günü ve insanların bir araya toplandığı kuşluk vaktidir, dedi.
Musa dedi: "Bizimle buluşacağınız zaman, süs günü olsun. İnsanlar kuşluk vakti bir araya getirilsin."
Tâhâ suresi, 60. ayet. فَتَوَلَّىٰ فِرْعَوْنُ فَجَمَعَ كَيْدَهُۥ ثُمَّ أَتَىٰ
Bunun üzerine Firavun ayrılıp, hilesini kuracak sihirbazlarını topladı, sonra geldi.
(Bunun üzerine Firavun) dönüp gitmiş, hilesini toplamış, sonra da (buluşma yerine) gelmişti.
Hemen ardından Firavun görüşmeyi sona erdirdi ve tüm numaralarını hazırladıktan sonra (buluşma zamanı) çıkageldi.
Bunun üzerine Firavun (danışmanlarıyla görüşmek üzere) çekildi, kuracağı düzeni kurup tasarladı ve günü gelince (buluşma yerinde) boy gösterdi.
Firavun döndü (gitti) ve hilesini (büyücülerini) topladı, sonra geldi.
Böylelikle Firavun arkasını dönüp gitti, hileli düzenini (yürütecek büyücüleri) bir araya getirdi, sonra geldi.
Bunun üzerine Firavun dönüp gitti. Hilesini (sihirbazlarını) topladı; sonra geri geldi.
Böylece, Firavun, dönüp gitti. Düzenini hazırladıktan sonra geldi.
Bunun üzerine Firavun dönüp gitti. Büyücüleri toplayıp geldi.
Firavun gitti, planını hazırlayıp geri döndü.
Firavun gitti, planını hazırlayıp geri döndü.
Bunun üzerine Firavun, dönüp tedbir almaya girişti, bütün hilesini derledi topladı, sonra geldi.
Bunun üzerine Fir'avn tedbire girişti, bütün hilesini derdi topladı da sonra geldi
Bunun üzerine Firavun dönüp gitti ve yapacağı hileleri hazırlattıktan sonra belirlenen yere geldi.
Bunun üzerine Firavun dönüp gitti ve yapacağı hileleri hazırlattıktan sonra belirlenen yere geldi.
Bunun üzerine Firavun çekip gitti ve yapacağı hileleri hazırlattıktan sonra belirlenen yere geldi.
Böylelikle Firavun arkasını dönüp gitti, hileli düzenini (yürütecek büyücüleri) bir araya getirdi, sonra geldi.
Bunun üzerine Fir'avn arkasını dönüb gitdi. Bütün hıylesini toplayıb bil'ahare geldi.
Bunun üzerine Firavun dönüp gitti ve sonra bütün hilesini toplayıp geldi
(56-76) Kesinlikle ona / firavuna ayetlerimizin hepsini gösterdik yalanladı ve di klendi. Ey Musa! Sihrinle bizi arzımızdan çıkarmaya mı geldin? dedi. Senin sihrinin benzerini biz de getireceğiz. Bizimle sen, aramızda ihtilaf etmeyeceğimiz uygun bir mekânda randevulaşalım. Buluşma günümüz / randevu günümüz insanların toplandığı süs gününün / ziynet gününün kuşluk vakti olsun dedi ve f iravun sırtını döndü gitti , sonrasında tuzak kurgusunu toparlayıp randevuya geldi. Musa onlara dedi ki yazıklar olsun / veyl olsun size, yalanı Alla h'a iftira etmeyin azapla kökünüzü kurutur, kim iftira ederse asla umduğuna ulaşamaz. Aralarında işleri ile ilgili tartıştılar gizli gizli fısıldaştılar. Dediler ki her hâlükârda bu iki sihirbaz, sihirleri ile sizi yerinizden çıkarmak, örnek aldığınız yolunuzu gidermek istiyorlar. Kurduğunuz tuzakları toparlayın sonra saf haline gelin, bugün yüce olan başarıya ulaşır. Dediler ki ey Musa ya sen bırak veya ilk bırakan biz olalım. Tamam siz bırakın dedi. İplerine ve asaları na, sihirleriyle, onlara doğru koştukları hayalini verdi rdiler. Musa kendisinde bir korku hissetti. Biz de ona korkma dedik , sen yücesin. Bırak elindekini, onların tüm ürettiklerini yutacaktır. Onların ürettikleri sadece büyücülerin kurgusal bir tuzağıdır. S ihirbazlar hangi tarafa ulaşırlarsa ulaşsınlar, hiçbir şekilde iflah olmazlar. Sihirbazlar kendilerini secdeye bıraktılar, Harun ve Musa'nın Rabbine iman ettik dediler. Firavun s ize izin vermeden önce iman mı ettiniz dedi ? Kesinlikle o size sihri öğreten büyüğünüzdür. Ellerinizi ve ayaklarınızı çapraz olarak keseceğim hurma direklerinde sizi asarak idam edeceğim. Hangimizin azabı şiddetlidir ve kalıcıdır bileceksiniz. Dediler ki açıklamaların bize gelmesi üzerine, artık seni asla tercih etmeyeceğiz ki O bizi yarattı, neyi gerçekleştireceksen gerçekleştir artık. Muhakkak ki sen bu dünya hayatındakileri gerçekleştirebilirsin. Günahlarımızdan ve bizi zorladığın sihirle alakalı şeylerden dolayı, bizleri bağışlaması amacıyla Rabbimize güvendik / O’na iman ettik, Allah hayırlıdır ve baki olandır. Muhakkak ki suç işlemiş olarak Rabbine gelen kim ise kesinlikle onun için cehennem vardır, içerisinde ne ölür ne de diri kalır. Kim de mümin olarak ve salih amel işlemiş olarak gelirse işte onlara yüce dereceler vardır. Altlarından n ehirler akan ebedi kalınan adn cennetleri , işte bu, arınanların karşılığıdır / cezasıdır.
Firavun dönüp hilesini topladı, sonra geldi.
Fir'avn, dönüp gitti, hilesini (büyücüleri ve onların aletlerini) topladı, sonra (belirtilen yere) geldi.
Firavun döndü, oyun kuranlarını (sihirbazlarını) topladı dipnot 1 ve (buluşma yerine) geldi.
Bunun üzerine Firavun dönüp gitti ve tüm tuzaklarını toplayıp geldi.
Firavun döndü ve bütün hilesini (sihirbazlarını) topladı, sonra geldi.
Firavun döndü ve bütün hilelerini topladı, sonra geldi.
Bunun üzerine Firavun oradan ayrıldı, tüm kurnazlığını topladı, sonra geldi.
Tâhâ suresi, 61. ayet. قَالَ لَهُم مُّوسَىٰ وَيْلَكُمْ لَا تَفْتَرُوا۟ عَلَى ٱللَّهِ كَذِبًا فَيُسْحِتَكُم بِعَذَابٍ وَقَدْ خَابَ مَنِ ٱفْتَرَىٰ
Musa, onlara şöyle dedi: "Yazıklar olsun size! Allah'a karşı yalan uydurmayın, yoksa sizi azap ile yok eder. Allah'a karşı yalan uyduran mutlaka hüsrana uğramıştır."
Musa onlara şöyle demişti: "Yazıklar olsun size! Allah'a iftira etmeyin! Yoksa O da bir azap ile kökünüzü kazır! (Allah'a) iftira edenler elbette kaybedenlerdir."
Musa onlara "Size yazıklar olsun!" diye çıkıştı; "Allah'a karşı yalan uydurmayın; böyle yaparsanız, O size kökünüzü kurutacak bir ceza verir: zaten O'na iftira eden daha baştan kaybetmiştir."
Musa onlara: "Yazıklar olsun size!" dedi, "Allah'a karşı (böyle) yalan uydurmayın; yoksa O müthiş bir azapla sizin kökünüzü kazır; zaten (böyle) bir yalan uyduran kimse baştan kaybetmiş demektir!"
Musa onlara dedi ki: "Yazıklar olsun size. . . Allah üzerine yalan uydurmayın! Bundan dolayı azap ile kökünüzü keser. . . İftira eden hakikaten kaybetmiştir. "
Musa onlara dedi ki: "Size yazıklar olsun, Allah'a karşı yalan düzüp uydurmayın, sonra bir azab ile kökünüzü kurutur. Yalan düzüp uyduran gerçekten yok olup gitmiştir."
Musa onlara: Yazık size! dedi, Allah hakkında yalan uydurmayın! Sonra O, bir azap ile kökünüzü keser! İftira eden, muhakkak perişan olur.
Musa, onlara, şöyle dedi: "Vay başınıza gelene! Allah hakkında yalanlar söyleyerek iftira etmeyin; bir cezayla kökünüzü kurutur. İftira edenler, acınacak durumlara düşerler!"
Musa büyücülere, "Size yazıklar olsun! Allah'a karşı yalan uydurmayınız. Çünkü Allah, sizi azapla helak eder. Şüphesiz kim Allah'a iftira etmişse kaybetmiştir" dedi.
Musa onlara dedi ki: "Size yazıklar olsun. ALLAH'a karşı yalan uydurmayın. Sonra sizi bir azap ile perişan eder. İftira edenler kuşkusuz kaybedecektir."
Musa onlara dedi ki: 'Size yazıklar olsun. ALLAH'a karşı yalan uydurmayın. Sonra sizi bir azap ile perişan eder. İftira edenler kuşkusuz kaybedecektir.'
Musa onlara: "Yazıklar olsun size, Allah'a yalan yere iftirada bulunmayın, sonra bir azap ile kökünüzü keser. Gerçekten iftira eden hüsrana uğramıştır." dedi.
Musa onlara veyl sizlere, dedi: Allaha yalanı iftira etmeyin sonra bir azab ile kökünüzü keser, filhakıka iftira eden haib oldu
Musa onlara: "Yazıklar olsun size! Yalanlarınızla Allah'a iftira etmeyin. Yoksa sizi azapla yok eder. İftira edenler, gerçekten yok olmuştur."
Musa onlara: "Yazıklar olsun size! Yalanlarınızla Allah'a iftira etmeyin. Yoksa sizi azapla yok eder. İftira edenler, gerçekten yok olmuştur."
Musa onlara: "Yazıklar olsun size! Yalanlarınızla Allah'a iftira etmeyin. Yoksa sizi azapla yok eder. İftira edenler, gerçekten yok olmuştur."
Musa onlara dedi ki: "Size yazıklar olsun, Tanrı'ya karşı yalan düzüp uydurmayın, sonra bir azab ile kökünüzü kurutur. Yalan düzüp uyduran gerçekten yok olup gitmiştir."
Musa onlara dedi: "Yazıklar olsun size. Allaha karşı yalan düzmeyin. Sonra azab ile sizin kökünüzü kurutur. Allaha karşı yalan uyduran (herkes) muhakkak hüsrana uğramışdır".
Musa onlara dedi ki: Yazıklar olsun size, Allah'a karşı yalan uydurmayın Sonra azabla sizi yok eder. Doğrusu Allah'a iftira eden, hüsrana uğramıştır.
(56-76) Kesinlikle ona / firavuna ayetlerimizin hepsini gösterdik yalanladı ve di klendi. Ey Musa! Sihrinle bizi arzımızdan çıkarmaya mı geldin? dedi. Senin sihrinin benzerini biz de getireceğiz. Bizimle sen, aramızda ihtilaf etmeyeceğimiz uygun bir mekânda randevulaşalım. Buluşma günümüz / randevu günümüz insanların toplandığı süs gününün / ziynet gününün kuşluk vakti olsun dedi ve f iravun sırtını döndü gitti , sonrasında tuzak kurgusunu toparlayıp randevuya geldi. Musa onlara dedi ki yazıklar olsun / veyl olsun size, yalanı Alla h'a iftira etmeyin azapla kökünüzü kurutur, kim iftira ederse asla umduğuna ulaşamaz. Aralarında işleri ile ilgili tartıştılar gizli gizli fısıldaştılar. Dediler ki her hâlükârda bu iki sihirbaz, sihirleri ile sizi yerinizden çıkarmak, örnek aldığınız yolunuzu gidermek istiyorlar. Kurduğunuz tuzakları toparlayın sonra saf haline gelin, bugün yüce olan başarıya ulaşır. Dediler ki ey Musa ya sen bırak veya ilk bırakan biz olalım. Tamam siz bırakın dedi. İplerine ve asaları na, sihirleriyle, onlara doğru koştukları hayalini verdi rdiler. Musa kendisinde bir korku hissetti. Biz de ona korkma dedik , sen yücesin. Bırak elindekini, onların tüm ürettiklerini yutacaktır. Onların ürettikleri sadece büyücülerin kurgusal bir tuzağıdır. S ihirbazlar hangi tarafa ulaşırlarsa ulaşsınlar, hiçbir şekilde iflah olmazlar. Sihirbazlar kendilerini secdeye bıraktılar, Harun ve Musa'nın Rabbine iman ettik dediler. Firavun s ize izin vermeden önce iman mı ettiniz dedi ? Kesinlikle o size sihri öğreten büyüğünüzdür. Ellerinizi ve ayaklarınızı çapraz olarak keseceğim hurma direklerinde sizi asarak idam edeceğim. Hangimizin azabı şiddetlidir ve kalıcıdır bileceksiniz. Dediler ki açıklamaların bize gelmesi üzerine, artık seni asla tercih etmeyeceğiz ki O bizi yarattı, neyi gerçekleştireceksen gerçekleştir artık. Muhakkak ki sen bu dünya hayatındakileri gerçekleştirebilirsin. Günahlarımızdan ve bizi zorladığın sihirle alakalı şeylerden dolayı, bizleri bağışlaması amacıyla Rabbimize güvendik / O’na iman ettik, Allah hayırlıdır ve baki olandır. Muhakkak ki suç işlemiş olarak Rabbine gelen kim ise kesinlikle onun için cehennem vardır, içerisinde ne ölür ne de diri kalır. Kim de mümin olarak ve salih amel işlemiş olarak gelirse işte onlara yüce dereceler vardır. Altlarından n ehirler akan ebedi kalınan adn cennetleri , işte bu, arınanların karşılığıdır / cezasıdır.
Mûsâ onlara: "Yazıklar olsun size! Allah’a karşı yalan uydurmayın. Sonra bir azapla sizi helâk eder. Allah’a karşı yalan uyduran mutlaka hüsrana uğramıştır." dedi.
Musa onlara: "Yazık size, dedi, Allah'a yalan uydurmayın, sonra (O), bir azab ile kökünüzü keser, doğrusu iftira eden perişan olmuştur!"
Musa onlara dedi ki: "Yazık size! Sakın bir yalanı Allah'a mal etmeyin; yoksa Allah, azabı ile kökünüzü kazır. Allah'a iftira edenlerin hayalleri boşa çıkar."
Musa onlara dedi ki "Yazık size! Sakın bir yalanı Allah'a atfetmeyin yoksa Allah, azabı ile sizi rezil eder. Yalanlarını Allah'a atfeden kaybeder."
Musa onlara: Yazıklar olsun size! Allah’a karşı yalan uydurmayın. Sonra bir azapla sizi helak eder. Elbette yalan düzüp uyduran hüsrana uğrar.
Musa onlara: -Yazıklar olsun size! Allah'a karşı yalan uydurmayın. Sonra bir azapla sizi yok eder. Elbette safsatacı iftira eden, hüsrana uğrar.
Musa onlara dedi ki: "Yazıklar olsun size, yalan düzerek Allah'a iftira etmeyin! Yoksa bir azap ile kökünüzü kurutur. İftira eden, perişan olmuştur."
Tâhâ suresi, 62. ayet. فَتَنَٰزَعُوٓا۟ أَمْرَهُم بَيْنَهُمْ وَأَسَرُّوا۟ ٱلنَّجْوَىٰ
Sihirbazlar, işlerini kendi aralarında tartıştılar ve gizli gizli konuştular.
(Büyücüler) durumlarını aralarında tartışmış, gizlice fısıldaşmışlardı.
Derken, (Firavun ve yandaşları) aralarında tartışarak planlarını yaptılar, fakat bunu gizlediler;
(Firavun ve adamları) yapacakları şey konusunda aralarında tartıştılar, fakat konuşmalarını gizli tuttular;
(Sihirbazlar) işlerini aralarında tartıştılar. . . Aralarında fısıldaştılar.
Bunun üzerine, kendi aralarında durumlarını tartışmaya başladılar ve gizli konuşmalara geçtiler.
Bunun üzerine onlar, durumlarını aralarında tartıştılar; gizli gizli fısıldaştılar.
Bunun üzerine, aralarında tartıştılar ve gizlice konuştular.
Büyücüler yapacakları işlerini aralarında tartıştılar ve birbirleriyle gizlice konuştular.
Aralarında işlerini tartıştılar ve konuşmalarını gizli tuttular.
Aralarında işlerini tartıştılar ve konuşmalarını gizli tuttular.
Onlar aralarında tartışıp anlaştılar ve gizlice fısıldaştılar.
Şöyle ki: aralarında işlerine kavraştılar ve gizli fısıldaştılar
Firavunun adamları fısıltı ile aralarında ne yapacaklarını tartıştılar.
Firavunun adamları fısıltı ile aralarında ne yapacaklarını tartıştılar.
Firavunun adamları fısıltı ile aralarında ne yapacaklarını tartıştılar.
Bunun üzerine, kendi aralarında buyruklarını / (işlerini) tartışmaya başladılar ve gizli konuşmalara geçtiler.
Derken (sihirbazlar) aralarında işlerini çekişe çekişe (görüş) düler. (Sonra) gizlice müşavere etdiler.
Derken onlar işi aralarında tartıştılar ve gizlice müşavere ettiler.
(56-76) Kesinlikle ona / firavuna ayetlerimizin hepsini gösterdik yalanladı ve di klendi. Ey Musa! Sihrinle bizi arzımızdan çıkarmaya mı geldin? dedi. Senin sihrinin benzerini biz de getireceğiz. Bizimle sen, aramızda ihtilaf etmeyeceğimiz uygun bir mekânda randevulaşalım. Buluşma günümüz / randevu günümüz insanların toplandığı süs gününün / ziynet gününün kuşluk vakti olsun dedi ve f iravun sırtını döndü gitti , sonrasında tuzak kurgusunu toparlayıp randevuya geldi. Musa onlara dedi ki yazıklar olsun / veyl olsun size, yalanı Alla h'a iftira etmeyin azapla kökünüzü kurutur, kim iftira ederse asla umduğuna ulaşamaz. Aralarında işleri ile ilgili tartıştılar gizli gizli fısıldaştılar. Dediler ki her hâlükârda bu iki sihirbaz, sihirleri ile sizi yerinizden çıkarmak, örnek aldığınız yolunuzu gidermek istiyorlar. Kurduğunuz tuzakları toparlayın sonra saf haline gelin, bugün yüce olan başarıya ulaşır. Dediler ki ey Musa ya sen bırak veya ilk bırakan biz olalım. Tamam siz bırakın dedi. İplerine ve asaları na, sihirleriyle, onlara doğru koştukları hayalini verdi rdiler. Musa kendisinde bir korku hissetti. Biz de ona korkma dedik , sen yücesin. Bırak elindekini, onların tüm ürettiklerini yutacaktır. Onların ürettikleri sadece büyücülerin kurgusal bir tuzağıdır. S ihirbazlar hangi tarafa ulaşırlarsa ulaşsınlar, hiçbir şekilde iflah olmazlar. Sihirbazlar kendilerini secdeye bıraktılar, Harun ve Musa'nın Rabbine iman ettik dediler. Firavun s ize izin vermeden önce iman mı ettiniz dedi ? Kesinlikle o size sihri öğreten büyüğünüzdür. Ellerinizi ve ayaklarınızı çapraz olarak keseceğim hurma direklerinde sizi asarak idam edeceğim. Hangimizin azabı şiddetlidir ve kalıcıdır bileceksiniz. Dediler ki açıklamaların bize gelmesi üzerine, artık seni asla tercih etmeyeceğiz ki O bizi yarattı, neyi gerçekleştireceksen gerçekleştir artık. Muhakkak ki sen bu dünya hayatındakileri gerçekleştirebilirsin. Günahlarımızdan ve bizi zorladığın sihirle alakalı şeylerden dolayı, bizleri bağışlaması amacıyla Rabbimize güvendik / O’na iman ettik, Allah hayırlıdır ve baki olandır. Muhakkak ki suç işlemiş olarak Rabbine gelen kim ise kesinlikle onun için cehennem vardır, içerisinde ne ölür ne de diri kalır. Kim de mümin olarak ve salih amel işlemiş olarak gelirse işte onlara yüce dereceler vardır. Altlarından n ehirler akan ebedi kalınan adn cennetleri , işte bu, arınanların karşılığıdır / cezasıdır.
Sihirbazlar durumlarını aralarında tartışarak gizlice fısıldaştılar.
(Fir'avn'ın topladığı büyücüler), işlerini kendi aralarında tartıştılar ve gizli konuştular.
Gizlice fısıldaşarak ne yapacaklarını aralarında tartıştılar.
Gizlice fısıldaşarak işlerini aralarında tartıştılar.
Sihirbazlar durumlarını aralarında tartışarak gizlice fısıldaştılar.
Sihirbazlar durumlarını aralarında tartışarak gizlice fısıldaştılar.
Bunun üzerine işlerini aralarında tartıştılar, fısıltıyı koyulaştırdılar.
Tâhâ suresi, 63. ayet. قَالُوٓا۟ إِنْ هَٰذَٰنِ لَسَٰحِرَٰنِ يُرِيدَانِ أَن يُخْرِجَاكُم مِّنْ أَرْضِكُم بِسِحْرِهِمَا وَيَذْهَبَا بِطَرِيقَتِكُمُ ٱلْمُثْلَىٰ
Şöyle dediler: "Şüphesiz bu ikisi, sihirleri ile sizi yurdunuzdan çıkarmak ve en üstün olan dininizi ortadan kaldırmak isteyen birer sihirbazdırlar."
Şöyle demişlerdi: "Bu ikisi (Musa ve Harun), büyüleriyle sizi yurdunuzdan çıkarmak ve örnek yolunuzu dipnot 1 ortadan kaldırmak isteyen iki büyücüdür."
diyorlardı ki: "Bu ikisi, sizi sihirleriyle yurdunuzdan sürüp çıkarmak ve sizin oluşturduğunuz ideal yaşam tarzınıza son vermek isteyen büyücülerden başkası değil!
şöyle diyorlardı (birbirlerine): "Bu iki sihirbaz sihir yoluyla sizi ülkenizden çıkarmak ve geleneksel yaşama tarzınızı ortadan kaldırmak istiyorlar.
(Firavunun sihirbazları) dediler ki: "Şu ikisi, iki büyücüden başka bir şey değildir. . . Sihirleri ile sizi arzınızdan çıkarmak ve sizin örnek yaşam tarzınızı yok etmeyi diliyorlar. "
Dediler ki: "Bunlar her halde iki sihirbazdır, sizi sihirleriyle yurdunuzdan sürüp çıkarmak ve örnek olarak tutturduğunuz yolunuzu (dininizi) yok etmek istemektedirler."
Şöyle dediler: «Bu ikisi, muhakkak ki, sihirleriyle sizi yurdunuzdan çıkarmak ve sizin örnek yolunuzu ortadan kaldırmak isteyen iki sihirbazdırlar sadece.»
"İşte bu ikisi, kesinlikle büyücü olmalı! Büyüleriyle sizi toprağınızdan çıkarmak ve örnek yaşamınızı yıkmak istiyorlar!" dediler.
Onlar şöyle dediler, "Musa ve kardeşi kesinlikle büyücüdürler. Büyüleri ile sizi yurdunuzdan çıkarmak, sizin ideal yönetiminizi ortadan kaldırmak istiyorlar."
Dediler ki, "Bu iki büyücünün tek amacı, büyüleriyle sizi yurdunuzdan çıkarmak ve sizin ideal yaşam biçiminizi yıkmaktır." dipnot 1
Dediler ki, 'Bu iki büyücünün tek amacı, büyüleriyle sizi yurdunuzdan çıkarmak ve sizin ideal yaşam biçiminizi yıkmaktır.'
Dediler ki: "Şüphesiz bunlar, iki sihirbazdır; sizi yerinizden çıkarmak ve sizin o ideal inanç ve gidişatınızı yok etmek istiyorlar.
Her halde dediler: bunlar iki sihirbaz, sizi yerinizden çıkarmak ve nümune-i imtisal olan tarikatınızı gidermek istiyorlar
"Bu ikisi kesinlikle sihirbazdır. Sihirleriyle sizi yerinizden çıkarmak, örnek yolunuzu dipnot 1 değiştirmek istiyorlar."
"Bu ikisi kesinlikle sihirbazdır. Sihirleriyle sizi yerinizden çıkarmak, örnek yolunuzu dipnot 1 değiştirmek istiyorlar."
"Bu ikisi kesinlikle sihirbazdır. Sihirleriyle sizi yerinizden çıkarmak, bu güzel düzeninizi bozmak istiyorlar.
Dediler ki: "Bunlar her halde iki sihirbazdır, sizi sihirleriyle yurdunuzdan sürüp çıkarmak ve örnek olarak tutturduğunuz yolunuzu (dininizi) yok etmek istemektedirler."
Dediler ki: "Bunlar (başka değil) her halde iki sihirbazdır ki sizi büyüleriyle yerinizden çıkarmak, en şerefli ve üstün olan dininizi gidermek istiyorlar".
Dediler ki: Muhakkak bu iki sihirbaz sihirleriyle sizi yurdunuzdan çıkar mak ve örnek olan yolunuzu yok etmek istiyorlar.
(56-76) Kesinlikle ona / firavuna ayetlerimizin hepsini gösterdik yalanladı ve di klendi. Ey Musa! Sihrinle bizi arzımızdan çıkarmaya mı geldin? dedi. Senin sihrinin benzerini biz de getireceğiz. Bizimle sen, aramızda ihtilaf etmeyeceğimiz uygun bir mekânda randevulaşalım. Buluşma günümüz / randevu günümüz insanların toplandığı süs gününün / ziynet gününün kuşluk vakti olsun dedi ve f iravun sırtını döndü gitti , sonrasında tuzak kurgusunu toparlayıp randevuya geldi. Musa onlara dedi ki yazıklar olsun / veyl olsun size, yalanı Alla h'a iftira etmeyin azapla kökünüzü kurutur, kim iftira ederse asla umduğuna ulaşamaz. Aralarında işleri ile ilgili tartıştılar gizli gizli fısıldaştılar. Dediler ki her hâlükârda bu iki sihirbaz, sihirleri ile sizi yerinizden çıkarmak, örnek aldığınız yolunuzu gidermek istiyorlar. Kurduğunuz tuzakları toparlayın sonra saf haline gelin, bugün yüce olan başarıya ulaşır. Dediler ki ey Musa ya sen bırak veya ilk bırakan biz olalım. Tamam siz bırakın dedi. İplerine ve asaları na, sihirleriyle, onlara doğru koştukları hayalini verdi rdiler. Musa kendisinde bir korku hissetti. Biz de ona korkma dedik , sen yücesin. Bırak elindekini, onların tüm ürettiklerini yutacaktır. Onların ürettikleri sadece büyücülerin kurgusal bir tuzağıdır. S ihirbazlar hangi tarafa ulaşırlarsa ulaşsınlar, hiçbir şekilde iflah olmazlar. Sihirbazlar kendilerini secdeye bıraktılar, Harun ve Musa'nın Rabbine iman ettik dediler. Firavun s ize izin vermeden önce iman mı ettiniz dedi ? Kesinlikle o size sihri öğreten büyüğünüzdür. Ellerinizi ve ayaklarınızı çapraz olarak keseceğim hurma direklerinde sizi asarak idam edeceğim. Hangimizin azabı şiddetlidir ve kalıcıdır bileceksiniz. Dediler ki açıklamaların bize gelmesi üzerine, artık seni asla tercih etmeyeceğiz ki O bizi yarattı, neyi gerçekleştireceksen gerçekleştir artık. Muhakkak ki sen bu dünya hayatındakileri gerçekleştirebilirsin. Günahlarımızdan ve bizi zorladığın sihirle alakalı şeylerden dolayı, bizleri bağışlaması amacıyla Rabbimize güvendik / O’na iman ettik, Allah hayırlıdır ve baki olandır. Muhakkak ki suç işlemiş olarak Rabbine gelen kim ise kesinlikle onun için cehennem vardır, içerisinde ne ölür ne de diri kalır. Kim de mümin olarak ve salih amel işlemiş olarak gelirse işte onlara yüce dereceler vardır. Altlarından n ehirler akan ebedi kalınan adn cennetleri , işte bu, arınanların karşılığıdır / cezasıdır.
"Bu iki sihirbaz sihirleriyle sizi yurdunuzdan çıkarmak ve üstün olan (sihir) yolunuzu da yok etmek istiyor." dediler.
Dediler ki: "Bunlar iki büyücü, başka bir şey değil. Büyüleriyle sizi yurdunuzdan çıkarmak ve sizin örnek yolunuzu, (üstün dininizi) gidermek istiyorlar."
(Firavun ve adamları sihirbazlara) dediler ki: "Bu ikisi (Musa ile Harun) kesinlikle sihirbazdırlar. Sizi sihirleriyle yurdunuzdan çıkarmak ve örnek düzeninizi dipnot 1 ortadan kaldırmak istiyorlar.
Dediler ki "Bu ikisi (Musa ile Harun) iki büyücüdür. Sizi büyüleriyle yerinizden yurdunuzdan etmek ve örnek düzeninizi dipnot 1 ortadan kaldırmak istiyorlar.
Bu iki sihirbaz sihirleriyle sizi yurdunuzdan çıkarmak ve üstün olan (sihir) yolunuzu da yok etmek istiyor, dediler.
-Bu iki sihirbaz sihirleriyle sizi yurdunuzdan çıkarmak ve örnek olan yolunuzu da yok etmek istiyor, dediler.
Dediler ki: "Şunlar, iki büyücüden başka birşey değillerdir. Büyüleriyle sizi toprağınızdan çıkarmak ve sizin örnek yolunuzu silip yok etmek istiyorlar."
Tâhâ suresi, 64. ayet. فَأَجْمِعُوا۟ كَيْدَكُمْ ثُمَّ ٱئْتُوا۟ صَفًّا وَقَدْ أَفْلَحَ ٱلْيَوْمَ مَنِ ٱسْتَعْلَىٰ
"Öyleyse, hilelerinizi toplayın (birbirinize destek olun) sonra sıra halinde gelin. Bu gün üstün gelen muhakkak başarıya ulaşmıştır."
(Musa): "Hilenizi toplayın (yanınıza alın); sonra da sırayla gelin! Bugün üstün gelen elbette başaracaktır."
İşte bu nedenle, tüm hile ve tuzaklarınızı bir araya getirecek tek saf halinde üzerlerine gidin; zira bugün galip gelen taraf, kesin bir başarı kazanmış olacaktır."
Bunun içindir ki, (ey Mısırlı sihirbazlar) düzenleyeceğiniz oyuna iyi karar verin ve tek bir güç olarak boy gösterin; çünkü, bugün üstün gelen gerçekten başarmış olacaktır!"
"Bu sebeple bütün hilelerinizi toplayın, sonra saf halinde gelin. . . Bugün kim üstün gelir ise o kurtuluşa ermiştir. "
"Bundan ötürü, tuzaklarınızı bir araya getirin, sonra gruplar halinde gelin; bugün üstünlük sağlayan, gerçekten kurtuluşu bulmuştur."
«Öyle ise hilenizi kurun; sonra sıra halinde gelin! Muhakkak ki bugün, üstün gelen kazanmıştır.»
"Haydi, hünerlerinizi birleştirin; sonra sırayla gelin. Bugün üstün gelen başarmış olacaktır!"
"Büyü ile ilgili bütün hünerlerinizi birleştiriniz, sonra birlik halinde karşılarına geliniz. Bugün üstün gelen istediğini elde edecektir."
"Haydi, planlarınızı birleştirip birleşik bir cephe oluşturun. Bugün üstün gelen başarmıştır."
'Haydi, planlarınızı birleştirip birleşik bir cephe oluşturun. Bugün üstün gelen başarmıştır.'
Siz de bütün hilelerinizi birleştirin, sonra sıra halinde gelin. Muhakkak ki, bugün üstün gelen zafere ermiş olacak!"
siz de bütün hilenize ittifak edin, sonra da saf halinde gelin, bu gün üstün gelen, muhakkak felahı buldu
"Şu halde bütün oyunlarınızı birleştirin, sonra bir düzen içinde ortaya koyun. Bugün üstün gelen kesinlikle başarıyı elde etmiş olur."
"Şu halde bütün oyunlarınızı birleştirin, sonra bir düzen içinde ortaya koyun. Bugün üstün gelen kesinlikle başarıyı elde etmiş olur."
"Şu halde bütün oyunlarınızı birleştirin, sonra bir düzen içinde ortaya koyun. Bugün üstün gelen kesinlikle başarıyı elde etmiş olur."
"Bundan ötürü, tuzaklarınızı bir araya getirin, sonra gruplar halinde gelin; bugün üstünlük sağlayan, gerçekten kurtuluşu bulmuştur."
"Onun için bütün tuzaklarınızı bir araya toplayın. Sonra saf haalinde birden gelin (hücum edin). Bu gün gaalib olan kimse muhakkak umduğuna ermişdir".
Onun için tuzaklarınızı bir araya getirin, sonra da sırayla gelin. Bugün üstün gelen felah bulmuştur.
(56-76) Kesinlikle ona / firavuna ayetlerimizin hepsini gösterdik yalanladı ve di klendi. Ey Musa! Sihrinle bizi arzımızdan çıkarmaya mı geldin? dedi. Senin sihrinin benzerini biz de getireceğiz. Bizimle sen, aramızda ihtilaf etmeyeceğimiz uygun bir mekânda randevulaşalım. Buluşma günümüz / randevu günümüz insanların toplandığı süs gününün / ziynet gününün kuşluk vakti olsun dedi ve f iravun sırtını döndü gitti , sonrasında tuzak kurgusunu toparlayıp randevuya geldi. Musa onlara dedi ki yazıklar olsun / veyl olsun size, yalanı Alla h'a iftira etmeyin azapla kökünüzü kurutur, kim iftira ederse asla umduğuna ulaşamaz. Aralarında işleri ile ilgili tartıştılar gizli gizli fısıldaştılar. Dediler ki her hâlükârda bu iki sihirbaz, sihirleri ile sizi yerinizden çıkarmak, örnek aldığınız yolunuzu gidermek istiyorlar. Kurduğunuz tuzakları toparlayın sonra saf haline gelin, bugün yüce olan başarıya ulaşır. Dediler ki ey Musa ya sen bırak veya ilk bırakan biz olalım. Tamam siz bırakın dedi. İplerine ve asaları na, sihirleriyle, onlara doğru koştukları hayalini verdi rdiler. Musa kendisinde bir korku hissetti. Biz de ona korkma dedik , sen yücesin. Bırak elindekini, onların tüm ürettiklerini yutacaktır. Onların ürettikleri sadece büyücülerin kurgusal bir tuzağıdır. S ihirbazlar hangi tarafa ulaşırlarsa ulaşsınlar, hiçbir şekilde iflah olmazlar. Sihirbazlar kendilerini secdeye bıraktılar, Harun ve Musa'nın Rabbine iman ettik dediler. Firavun s ize izin vermeden önce iman mı ettiniz dedi ? Kesinlikle o size sihri öğreten büyüğünüzdür. Ellerinizi ve ayaklarınızı çapraz olarak keseceğim hurma direklerinde sizi asarak idam edeceğim. Hangimizin azabı şiddetlidir ve kalıcıdır bileceksiniz. Dediler ki açıklamaların bize gelmesi üzerine, artık seni asla tercih etmeyeceğiz ki O bizi yarattı, neyi gerçekleştireceksen gerçekleştir artık. Muhakkak ki sen bu dünya hayatındakileri gerçekleştirebilirsin. Günahlarımızdan ve bizi zorladığın sihirle alakalı şeylerden dolayı, bizleri bağışlaması amacıyla Rabbimize güvendik / O’na iman ettik, Allah hayırlıdır ve baki olandır. Muhakkak ki suç işlemiş olarak Rabbine gelen kim ise kesinlikle onun için cehennem vardır, içerisinde ne ölür ne de diri kalır. Kim de mümin olarak ve salih amel işlemiş olarak gelirse işte onlara yüce dereceler vardır. Altlarından n ehirler akan ebedi kalınan adn cennetleri , işte bu, arınanların karşılığıdır / cezasıdır.
“O bakımdan bütün hilelerinizi bir araya getirip saf saf gelin. Çünkü bugün kim üstün gelirse umduğunu elde eder.”
Onun için siz hilenizi toplayın, sonra sıra halinde gelin. Bugün üstün gelen başarmıştır.
Haydi oyun kuranlarınızı (sihirbazlarınızı) birleştirin ve tek saf olun. Bugün üstün gelen umduğuna kavuşacaktır dipnot 1 ."
Haydi tuzaklarınızı birleştirin ve tek saf olun. Bugün üstün gelen umduğuna kavuşacaktır."
Bu sebeple tuzaklarınızı bir araya getirin sonra da saf halinde gelin. Bu gün galip gelen zafere ermiştir.
Bu sebeple tuzaklarınızı bir araya getirin sonra da sırayla gelin. Bu gün galip gelen zafere ermiştir.
"Hemen hünerlerinizi birleştirin; sonra saf bağlamış olarak gelin! Bugün, üstün gelen kurtulmuş olacaktır."
Tâhâ suresi, 65. ayet. قَالُوا۟ يَٰمُوسَىٰٓ إِمَّآ أَن تُلْقِىَ وَإِمَّآ أَن نَّكُونَ أَوَّلَ مَنْ أَلْقَىٰ
Sihirbazlar: "Ey Musa! Ya önce atmayı tercih edersin, ya da ilk atan biz oluruz" dediler.
(Büyücüler) "Ey Musa, ya (önce asayı) sen atacaksın ya da ilk atanlar biz (mi) olalım?" demişlerdi.
(Sihirbazlar): "Ey Musa!" dediler, "Sen mi atarsın, yoksa ilk atan biz mi olalım?"
(Büyücüler) Musa'ya: "Ey Musa!" dediler, "(önce) sen mi atacaksın (asanı), yoksa ilk atan biz mi olalım?"
Dediler ki: "Ya Musa! Ya sen at ya da ilk atan biz olalım. "
"Ey Musa" dediler. Ya sen (asanı) at veya önce biz atalım."
Dediler ki: Ey Musa! Ya sen at veya önce atan biz olalım.
Dediler ki: "Ey Musa! Sen mi atacaksın; biz mi atalım?"
Büyücüler, "Ey Musa! Hünerini ya önce sen ortaya koy ya da biz koyalım" dediler.
"Musa" dediler, "Ya sen at, yahut ilk önce atan biz olalım?"
'Musa,' dediler, 'Ya sen at, yahut ilk önce atan biz olalım?'
Onlar: "Ey Musa ya sen at, ya da ilk atan biz olalım." dediler.
Ya Musa! Dediler: ya at, yahud ilk atan biz olalım
Sihirbazlar, "Ey Musa! Önce sen mi atacaksın, yoksa biz mi atalım?" dediler.
Sihirbazlar, "Ey Musa! Önce sen mi atacaksın, yoksa biz mi atalım?" dediler.
Sihirbazlar, "Ey Musa! Önce sen mi atacaksın, yoksa biz mi atalım?" dediler.
"Ey Musa" dediler. Ya sen (asanı) at veya önce biz atalım."
Dediler; "Ey Musa, (asaanı) ya sen at (ilkin), yahud önce atan kişiler biz olalım".
Dediler ki: Ey Musa; ya sen at, ya da ilk atanlar biz olalım.
(56-76) Kesinlikle ona / firavuna ayetlerimizin hepsini gösterdik yalanladı ve di klendi. Ey Musa! Sihrinle bizi arzımızdan çıkarmaya mı geldin? dedi. Senin sihrinin benzerini biz de getireceğiz. Bizimle sen, aramızda ihtilaf etmeyeceğimiz uygun bir mekânda randevulaşalım. Buluşma günümüz / randevu günümüz insanların toplandığı süs gününün / ziynet gününün kuşluk vakti olsun dedi ve f iravun sırtını döndü gitti , sonrasında tuzak kurgusunu toparlayıp randevuya geldi. Musa onlara dedi ki yazıklar olsun / veyl olsun size, yalanı Alla h'a iftira etmeyin azapla kökünüzü kurutur, kim iftira ederse asla umduğuna ulaşamaz. Aralarında işleri ile ilgili tartıştılar gizli gizli fısıldaştılar. Dediler ki her hâlükârda bu iki sihirbaz, sihirleri ile sizi yerinizden çıkarmak, örnek aldığınız yolunuzu gidermek istiyorlar. Kurduğunuz tuzakları toparlayın sonra saf haline gelin, bugün yüce olan başarıya ulaşır. Dediler ki ey Musa ya sen bırak veya ilk bırakan biz olalım. Tamam siz bırakın dedi. İplerine ve asaları na, sihirleriyle, onlara doğru koştukları hayalini verdi rdiler. Musa kendisinde bir korku hissetti. Biz de ona korkma dedik , sen yücesin. Bırak elindekini, onların tüm ürettiklerini yutacaktır. Onların ürettikleri sadece büyücülerin kurgusal bir tuzağıdır. S ihirbazlar hangi tarafa ulaşırlarsa ulaşsınlar, hiçbir şekilde iflah olmazlar. Sihirbazlar kendilerini secdeye bıraktılar, Harun ve Musa'nın Rabbine iman ettik dediler. Firavun s ize izin vermeden önce iman mı ettiniz dedi ? Kesinlikle o size sihri öğreten büyüğünüzdür. Ellerinizi ve ayaklarınızı çapraz olarak keseceğim hurma direklerinde sizi asarak idam edeceğim. Hangimizin azabı şiddetlidir ve kalıcıdır bileceksiniz. Dediler ki açıklamaların bize gelmesi üzerine, artık seni asla tercih etmeyeceğiz ki O bizi yarattı, neyi gerçekleştireceksen gerçekleştir artık. Muhakkak ki sen bu dünya hayatındakileri gerçekleştirebilirsin. Günahlarımızdan ve bizi zorladığın sihirle alakalı şeylerden dolayı, bizleri bağışlaması amacıyla Rabbimize güvendik / O’na iman ettik, Allah hayırlıdır ve baki olandır. Muhakkak ki suç işlemiş olarak Rabbine gelen kim ise kesinlikle onun için cehennem vardır, içerisinde ne ölür ne de diri kalır. Kim de mümin olarak ve salih amel işlemiş olarak gelirse işte onlara yüce dereceler vardır. Altlarından n ehirler akan ebedi kalınan adn cennetleri , işte bu, arınanların karşılığıdır / cezasıdır.
Sihirbazlar: “Ey Mûsâ! Ya önce sen at ya da ilk atan biz olalım.” dediler.
(Büyücüler önce Musa'nın işe başlamasını istediler) Dediler ki: "Ey Musa, ya sen at, yahut önce atan biz olalım."
(Sihirbazlar:) "Musa! (Değneğini) Sen mi atarsın, yoksa ilk atan biz mi olalım?" dediler.
Dediler ki "Musa! Sen mi atacaksın, yoksa ilk önce biz mi atalım?"
Ey Musa, dediler, ya sen at, ya da ilk atan biz olalım.
-Ey Musa, dediler, ya sen at, ya da ilk atan biz olalım.
Dediler: "Ey Musa, ya hünerini ortaya at yahut da ilk hüner sergileyen biz olacağız."
Tâhâ suresi, 66. ayet. قَالَ بَلْ أَلْقُوا۟ فَإِذَا حِبَالُهُمْ وَعِصِيُّهُمْ يُخَيَّلُ إِلَيْهِ مِن سِحْرِهِمْ أَنَّهَا تَسْعَىٰ
Musa: "Yok, (önce) siz atın" dedi. Bir de ne görsün, onların ipleri ve değnekleri yaptıkları sihirden dolayı kendisine hızla sürünür gibi görünüyor.
(Musa) "Hayır, siz atın." demişti. Bir de ne görsün, büyüleri sayesinde ipleri ve asaları gerçekten kendisine koşuyormuş gibi görünüyor. dipnot 1
(Musa): "Hayır!" dedi, "(Önce) siz atın!"Bunu yapar yapmaz, onların ipleri ve sopaları sihirden dolayı ona akıyormuş gibi göründü;
(Musa:) "Hayır, (önce) siz atın!" karşılığını verdi. Ve derken onların ipleri ve asaları, yaptıkları sihir marifetiyle, ona hızla akıyorlarmış gibi göründü;
(Musa) dedi ki: "Hayır, siz atın". . . Bir de ne görsün! Onların ipleri ve değnekleri, sihirlerinden ötürü, kendisine, koşuyorlarmış gibi geldi (hayal).
Dedi ki: "Hayır, siz atın." Sonra hemen (ne görsün), sihirlerinden dolayı, onların ipleri ve asaları kendisine gerçekten koşuyormuş gibi göründü.
Hayır, siz atın, dedi. Bir de baktı ki, büyüleri sayesinde ipleri ve sopaları, kendisine gerçekten hızlıca hereket ediyor gibi görünüyor.
"Hayır, siz atın!" dedi. O zaman, yaptıkları büyüler yüzünden, ipleri ve değnekleri, gerçekten hareket ediyormuş gibi Ona göründü.
Musa, "Hayır, siz koyunuz" dedi. Bir de baktı ki, büyülenmiş değnekleri ve ipleri, sihirleri Musa'ya doğru sanki yürüyorlarmış gibi geldi.
"Hayır, siz atın!" dedi. Bunun üzerine, büyülerinden (hipnotik telkin ve illüzyondan) ötürü, halatları ve değnekleri ona (Musa'ya) sanki hareket ediyorlarmış gibi göründü. dipnot 1
'Hayır, siz atın!,' dedi. Bunun üzerine, büyülerinden (hipnotik telkin ve illüzyondan) ötürü, halatları ve değnekleri ona (Musa'ya) sanki hareket ediyorlarmış gibi göründü.
Musa: "Haydi, siz atın!" dedi. Bir de baktı ki, onların ipleri ve sopaları, sihirleri sebebiyle, kendisine cidden koşuyorlarmış gibi görünüyor.
Haydin siz atın dedi, ne baksın onların ipleri ve sopaları sihirlerinden ona öyle tahyil olunuyor ki cidden bunlar koşuyorlar
Musa, "Buyurun, önce siz atın." dedi. Yaptıkları büyüden dolayı attıkları sopa ve ip hızla hareket ediyormuş gibi göründü.
Musa, "Buyurun, önce siz atın." dedi. Yaptıkları büyüden dolayı attıkları sopa ve ip hızla hareket ediyormuş gibi göründü.
Musa, "Buyurun, önce siz atın" dedi. Yaptıkları büyüden dolayı attıkları sopa ve ip hızla hareket ediyormuş gibi göründü.
Dedi ki: "Hayır, siz atın." Sonra hemen (ne görsün), sihirlerinden dolayı, onların ipleri ve asaları kendisine gerçekten koşuyormuş gibi göründü.
(Musa) dedi: "Hayır, siz atın". Bir de ne görsün: Onların ipleri ve değnekleri, sihirleri yüzünden, kendisine hakıykat koşuyormuş hayalini verdi!
O da: Hayır siz atın, dedi. Bir de ne görsün; onların ipleri ve değnekleri, büyüleri yüzünden kendisine gerçekten yürüyorlarmış gibi geldi.
(56-76) Kesinlikle ona / firavuna ayetlerimizin hepsini gösterdik yalanladı ve di klendi. Ey Musa! Sihrinle bizi arzımızdan çıkarmaya mı geldin? dedi. Senin sihrinin benzerini biz de getireceğiz. Bizimle sen, aramızda ihtilaf etmeyeceğimiz uygun bir mekânda randevulaşalım. Buluşma günümüz / randevu günümüz insanların toplandığı süs gününün / ziynet gününün kuşluk vakti olsun dedi ve f iravun sırtını döndü gitti , sonrasında tuzak kurgusunu toparlayıp randevuya geldi. Musa onlara dedi ki yazıklar olsun / veyl olsun size, yalanı Alla h'a iftira etmeyin azapla kökünüzü kurutur, kim iftira ederse asla umduğuna ulaşamaz. Aralarında işleri ile ilgili tartıştılar gizli gizli fısıldaştılar. Dediler ki her hâlükârda bu iki sihirbaz, sihirleri ile sizi yerinizden çıkarmak, örnek aldığınız yolunuzu gidermek istiyorlar. Kurduğunuz tuzakları toparlayın sonra saf haline gelin, bugün yüce olan başarıya ulaşır. Dediler ki ey Musa ya sen bırak veya ilk bırakan biz olalım. Tamam siz bırakın dedi. İplerine ve asaları na, sihirleriyle, onlara doğru koştukları hayalini verdi rdiler. Musa kendisinde bir korku hissetti. Biz de ona korkma dedik , sen yücesin. Bırak elindekini, onların tüm ürettiklerini yutacaktır. Onların ürettikleri sadece büyücülerin kurgusal bir tuzağıdır. S ihirbazlar hangi tarafa ulaşırlarsa ulaşsınlar, hiçbir şekilde iflah olmazlar. Sihirbazlar kendilerini secdeye bıraktılar, Harun ve Musa'nın Rabbine iman ettik dediler. Firavun s ize izin vermeden önce iman mı ettiniz dedi ? Kesinlikle o size sihri öğreten büyüğünüzdür. Ellerinizi ve ayaklarınızı çapraz olarak keseceğim hurma direklerinde sizi asarak idam edeceğim. Hangimizin azabı şiddetlidir ve kalıcıdır bileceksiniz. Dediler ki açıklamaların bize gelmesi üzerine, artık seni asla tercih etmeyeceğiz ki O bizi yarattı, neyi gerçekleştireceksen gerçekleştir artık. Muhakkak ki sen bu dünya hayatındakileri gerçekleştirebilirsin. Günahlarımızdan ve bizi zorladığın sihirle alakalı şeylerden dolayı, bizleri bağışlaması amacıyla Rabbimize güvendik / O’na iman ettik, Allah hayırlıdır ve baki olandır. Muhakkak ki suç işlemiş olarak Rabbine gelen kim ise kesinlikle onun için cehennem vardır, içerisinde ne ölür ne de diri kalır. Kim de mümin olarak ve salih amel işlemiş olarak gelirse işte onlara yüce dereceler vardır. Altlarından n ehirler akan ebedi kalınan adn cennetleri , işte bu, arınanların karşılığıdır / cezasıdır.
"Hayır! Siz atın!" dedi. Bunun üzerine ipleri ve değnekleri sihirlerinden ötürü kendisine sanki yürüyorlarmış gibi göründü.
(Musa): "Hayır siz atın!" dedi. (Attılar. Musa) bir de ne görsün: Büyülerinden ötürü onların ipleri ve sopaları gerçekten koşuyor gibi görünüyor.
Musa dedi ki: "Yok, siz atın!" O da ne! Sihirlerinden dolayı ipleri ve değnekleri Musa'ya, koşuyor gibi göründü.
Musa dedi ki "Yok! Siz atın." Bir de ne görsün; büyülerinden dolayı onların ipleri ve değnekleri ona, sanki koşuyor gibi geldi.
Hayır! Siz atın, dedi. Bunun üzerine ipleri ve değnekleri sihirleri sebebiyle ona sanki gerçekten yürüyorlarmış gibi göründü.
-Buyrun siz atın, dedi. Bunun üzerine ipleri ve değnekleri sihirleri sebebiyle ona sanki gerçekten yürüyorlarmış gibi göründü.
Musa dedi: "Hayır, siz atın!" Bir de ne görsün! Onların ipleri, sopaları, yaptıkları büyüler yüzünden, kendisine gerçekten koşuyorlarmış hayalini verdi.
Tâhâ suresi, 67. ayet. فَأَوْجَسَ فِى نَفْسِهِۦ خِيفَةً مُّوسَىٰ
Bunun üzerine Musa, içinde bir korku hissetti.
Musa (o esnada) içinde bir korku hissetmişti.
işte bu yüzden Musa, içinde bir ürperti hissetti.
öyle ki, bu yüzden Musa'nın içinde bir korku belirdi.
Musa içinde korkuyu hissetti!
Musa, bu yüzden kendi içinde bir tür korku duymaya başladı.
Musa, birden içinde bir korku duydu.
Musa, bu yüzden, içinde bir korku duydu.
Bu yüzden Musa, içinde bir korku hissetti.
Musa içinde bir korku duydu.
Musa içinde bir korku duydu.
Birden bire Musa, içinde bir tür korku duydu.
Birdenbire Musa içinde bir nevi' korku duydu
Bunun üzerine Musa'nın içine korku düştü.
Bunun üzerine Musa'nın içine korku düştü.
Bunun üzerine Musa'nın içine korku düştü.
Musa, bu yüzden kendi içinde bir tür korku duymaya başladı.
Onun için Musa, içinde bir nevi' korku hissetdi.
Bu sebeple Musa, içinde bir korku hissetti.
(56-76) Kesinlikle ona / firavuna ayetlerimizin hepsini gösterdik yalanladı ve di klendi. Ey Musa! Sihrinle bizi arzımızdan çıkarmaya mı geldin? dedi. Senin sihrinin benzerini biz de getireceğiz. Bizimle sen, aramızda ihtilaf etmeyeceğimiz uygun bir mekânda randevulaşalım. Buluşma günümüz / randevu günümüz insanların toplandığı süs gününün / ziynet gününün kuşluk vakti olsun dedi ve f iravun sırtını döndü gitti , sonrasında tuzak kurgusunu toparlayıp randevuya geldi. Musa onlara dedi ki yazıklar olsun / veyl olsun size, yalanı Alla h'a iftira etmeyin azapla kökünüzü kurutur, kim iftira ederse asla umduğuna ulaşamaz. Aralarında işleri ile ilgili tartıştılar gizli gizli fısıldaştılar. Dediler ki her hâlükârda bu iki sihirbaz, sihirleri ile sizi yerinizden çıkarmak, örnek aldığınız yolunuzu gidermek istiyorlar. Kurduğunuz tuzakları toparlayın sonra saf haline gelin, bugün yüce olan başarıya ulaşır. Dediler ki ey Musa ya sen bırak veya ilk bırakan biz olalım. Tamam siz bırakın dedi. İplerine ve asaları na, sihirleriyle, onlara doğru koştukları hayalini verdi rdiler. Musa kendisinde bir korku hissetti. Biz de ona korkma dedik , sen yücesin. Bırak elindekini, onların tüm ürettiklerini yutacaktır. Onların ürettikleri sadece büyücülerin kurgusal bir tuzağıdır. S ihirbazlar hangi tarafa ulaşırlarsa ulaşsınlar, hiçbir şekilde iflah olmazlar. Sihirbazlar kendilerini secdeye bıraktılar, Harun ve Musa'nın Rabbine iman ettik dediler. Firavun s ize izin vermeden önce iman mı ettiniz dedi ? Kesinlikle o size sihri öğreten büyüğünüzdür. Ellerinizi ve ayaklarınızı çapraz olarak keseceğim hurma direklerinde sizi asarak idam edeceğim. Hangimizin azabı şiddetlidir ve kalıcıdır bileceksiniz. Dediler ki açıklamaların bize gelmesi üzerine, artık seni asla tercih etmeyeceğiz ki O bizi yarattı, neyi gerçekleştireceksen gerçekleştir artık. Muhakkak ki sen bu dünya hayatındakileri gerçekleştirebilirsin. Günahlarımızdan ve bizi zorladığın sihirle alakalı şeylerden dolayı, bizleri bağışlaması amacıyla Rabbimize güvendik / O’na iman ettik, Allah hayırlıdır ve baki olandır. Muhakkak ki suç işlemiş olarak Rabbine gelen kim ise kesinlikle onun için cehennem vardır, içerisinde ne ölür ne de diri kalır. Kim de mümin olarak ve salih amel işlemiş olarak gelirse işte onlara yüce dereceler vardır. Altlarından n ehirler akan ebedi kalınan adn cennetleri , işte bu, arınanların karşılığıdır / cezasıdır.
Mûsâ, içten içe bir korkuya kapıldı.
Bu yüzden Musa, içinde bir korku duydu.
Musa birden, içinde bir korku hissetti.
Musa'nın içine bir korku düştü.
Bu yüzden Musa içinde bir korku hissetti.
Bu yüzden Musa içinde bir korku hissetti.
Musa birdenbire içinde bir korku duydu.
Tâhâ suresi, 68. ayet. قُلْنَا لَا تَخَفْ إِنَّكَ أَنتَ ٱلْأَعْلَىٰ
Şöyle dedik: "Korkma (ey Musa!). Çünkü, sensin en üstün olan."
(Biz de Musa'ya) şöyle demiştik: "Korkma! Şüphesiz ki sen galip geleceksin!
Ona "Korkma!" dedik, "Şüphe yok ki sonunda üstün gelecek olan sen olacaksın, elbette sen!
(Fakat o'na:) "Korkma!" dedik, "Sonunda üstün gelecek olan sensin!
"Korkma! Muhakkak ki sen, evet sen üstünsün" dedik.
"Korkma" dedik. "Muhakkak sen üstün geleceksin."
«Korkma! dedik, üstün gelecek olan kesinlikle sensin.»
"Korkma!" dedik; "Üstün gelecek olan, kesinlikle sensin, sen!"
"Korkma, sen elbette daha üstünsün" dedik.
"Korkma" dedik, "Sen üstün geleceksin."
'Korkma,' dedik, 'Sen üstün geleceksin.'
Dedik ki: "Korkma, çünkü sensin üstün sen!
Korkma dedik: çünkü sensin üstün sen
"Korkma! Kuşkusuz ki sen üstün geleceksin." dedik.
"Korkma! Kuşkusuz ki sen üstün geleceksin." dedik.
"Korkma! Kuşkusuz ki sen üstün geleceksin." dedik.
"Korkma" dedik. "Muhakkak sen üstün geleceksin."
Biz "Korkma, dedik, çünkü üstün (gelecek) muhakkak sensin, sen".
Korkma; muhakkak sen daha üstünsün, dedik.
(56-76) Kesinlikle ona / firavuna ayetlerimizin hepsini gösterdik yalanladı ve di klendi. Ey Musa! Sihrinle bizi arzımızdan çıkarmaya mı geldin? dedi. Senin sihrinin benzerini biz de getireceğiz. Bizimle sen, aramızda ihtilaf etmeyeceğimiz uygun bir mekânda randevulaşalım. Buluşma günümüz / randevu günümüz insanların toplandığı süs gününün / ziynet gününün kuşluk vakti olsun dedi ve f iravun sırtını döndü gitti , sonrasında tuzak kurgusunu toparlayıp randevuya geldi. Musa onlara dedi ki yazıklar olsun / veyl olsun size, yalanı Alla h'a iftira etmeyin azapla kökünüzü kurutur, kim iftira ederse asla umduğuna ulaşamaz. Aralarında işleri ile ilgili tartıştılar gizli gizli fısıldaştılar. Dediler ki her hâlükârda bu iki sihirbaz, sihirleri ile sizi yerinizden çıkarmak, örnek aldığınız yolunuzu gidermek istiyorlar. Kurduğunuz tuzakları toparlayın sonra saf haline gelin, bugün yüce olan başarıya ulaşır. Dediler ki ey Musa ya sen bırak veya ilk bırakan biz olalım. Tamam siz bırakın dedi. İplerine ve asaları na, sihirleriyle, onlara doğru koştukları hayalini verdi rdiler. Musa kendisinde bir korku hissetti. Biz de ona korkma dedik , sen yücesin. Bırak elindekini, onların tüm ürettiklerini yutacaktır. Onların ürettikleri sadece büyücülerin kurgusal bir tuzağıdır. S ihirbazlar hangi tarafa ulaşırlarsa ulaşsınlar, hiçbir şekilde iflah olmazlar. Sihirbazlar kendilerini secdeye bıraktılar, Harun ve Musa'nın Rabbine iman ettik dediler. Firavun s ize izin vermeden önce iman mı ettiniz dedi ? Kesinlikle o size sihri öğreten büyüğünüzdür. Ellerinizi ve ayaklarınızı çapraz olarak keseceğim hurma direklerinde sizi asarak idam edeceğim. Hangimizin azabı şiddetlidir ve kalıcıdır bileceksiniz. Dediler ki açıklamaların bize gelmesi üzerine, artık seni asla tercih etmeyeceğiz ki O bizi yarattı, neyi gerçekleştireceksen gerçekleştir artık. Muhakkak ki sen bu dünya hayatındakileri gerçekleştirebilirsin. Günahlarımızdan ve bizi zorladığın sihirle alakalı şeylerden dolayı, bizleri bağışlaması amacıyla Rabbimize güvendik / O’na iman ettik, Allah hayırlıdır ve baki olandır. Muhakkak ki suç işlemiş olarak Rabbine gelen kim ise kesinlikle onun için cehennem vardır, içerisinde ne ölür ne de diri kalır. Kim de mümin olarak ve salih amel işlemiş olarak gelirse işte onlara yüce dereceler vardır. Altlarından n ehirler akan ebedi kalınan adn cennetleri , işte bu, arınanların karşılığıdır / cezasıdır.
"Korkma! Şüphesiz sen daha üstünsün." dedik.
(Biz kendisine): "Korkma, dedik, üstün gelecek sensin, sen!"
Ona, "Korkma, üstün gelecek olan sensin!" dedik.
"Korkma!" dedik, "Üstün gelecek olan sensin.
Korkma! Şüphesiz sen daha üstünsün, dedik.
-Korkma, şüphesiz sen daha üstünsün, dedik.
Şöyle dedik: "Korkma, üstün gelecek olan sensin!"
Tâhâ suresi, 69. ayet. وَأَلْقِ مَا فِى يَمِينِكَ تَلْقَفْ مَا صَنَعُوٓا۟ إِنَّمَا صَنَعُوا۟ كَيْدُ سَٰحِرٍ وَلَا يُفْلِحُ ٱلسَّاحِرُ حَيْثُ أَتَىٰ
"Sağ elindekini (değneğini) at ki, onların yaptıklarını yutsun. Şüphesiz yaptıkları bir sihirbaz hilesidir. Sihirbaz ise nereye varsa kurtuluşa eremez."
Sağ elindekini (yere) at da onların yaptıklarını yutsun! Yaptıkları, sadece bir büyücü hilesidir. Büyücü ise nereye gelirse gelsin (ne yaparsa yapsın) başarılı olamaz." dipnot 1
Şimdi sağ elindeki (asa)yı at, onların yaptıklarını silip süpürecektir; çünkü onların yaptığı, sihirbazların gözbağcılığından başka bir şey değil. Kaldı ki, bir sihirbaz ne amaç güderse gütsün, asla kalıcı bir başarı elde edemez.
(Şimdi) sağ elindeki (asayı) at, bu (senin attığın) onların düzenlediği her şeyi yutacaktır: (çünkü) onların bütün yaptığı sihirden ibaret; ve zaten sihirbaz, hangi amacı güderse gütsün, asla başarıya ulaşamaz!"
"Sağ elindekini bırak, onların ürettiklerini yutsun. . . (Onlar) sadece sihirbazın hilesini yapıp ürettiler. . . Sihirbaz nereye gitse kurtuluşu olmaz. "
"Sağ elindekini atıver, onların yaptıklarını yutacaktır; çünkü onların yaptıkları yalnızca bir büyücü hilesidir. Büyücü ise nereye varsa kurtulamaz."
«Sağ elindekini at da, onların yaptıklarını yutsun. Yaptıkları, sadece bir büyücü hilesidir. Büyücü ise, nereye varsa (ne yapsa) iflah olmaz.»
"Sağ elindekini at; onların yaptıklarını yutacaktır. Aslında, onların yaptıkları büyücü dalavereleridir. Oysa büyücü, nereye gitse kurtulamaz!"
"Sağ elindekini at da onların yaptıklarını yutsun; onların yaptıkları sadece büyücü düzenidir. Büyücü, nereden gelirse gelsin başarı kazanamaz" dedik.
"Sağ elindekini at, onların uydurdukları şeyleri yutacaktır. Onların yaptığı bir büyücü planından ibarettir. Büyücünün ortaya koyduğu şeyler başarıya ulaşamaz."
'Sağ elindekini at, onların uydurdukları şeyleri yutacaktır. Onların yaptığı bir büyücü planından ibarettir. Büyücünün ortaya koyduğu şeyler başarıya ulaşamaz.'
Sağ elindekini bırakıver; o, onların yaptıklarını yalar yutar. Çünkü onların yaptıkları yalnızca bir sihirbaz hilesidir. Sihirbaz ise her nerede olsa felah bulmaz!"
Ve elindekini bırakıver, o onların yaptıklarını yalar yutar, çünkü onların yaptıkları sırf sihirbaz hilesidir, sihirbaz ise her nerede olsa felah bulmaz
"Sağ elinde olanı at, onların yaptığı şeyleri yutacak. Onların yaptıkları sihirbaz hilesinden başka bir şey değil. Ve sihirbazlar ne yaparlarsa yapsınlar kurtuluşa eremezler."
"Sağ elinde olanı at, onların yaptığı şeyleri yutacak. Onların yaptıkları sihirbaz hilesinden başka bir şey değil. Ve sihirbazlar ne yaparlarsa yapsınlar kurtuluşa eremezler."
"Sağ elinde olanı at, onların yaptığı şeyleri yutacak. Onların yaptıkları sihirbaz hilesinden başka bir şey değil. Ve sihirbazlar ne yaparlarsa yapsınlar kurtuluşa eremezler.
"Sağ elindekini atıver, onların yaptıklarını yutacaktır; çünkü onların yaptıkları yalnızca bir büyücü hilesidir. Büyücü ise nereye varsa kurtulamaz."
"Elindekini bırakıver. Bu, onların yapdıklarını yutar. Çünkü onların san'at diye ortaya atdıkları ancak bir büyücü tuzağıdır. Büyücü ise nerede olsa felah bulmaz".
Sağ elindekini at da onların yaptıklarını yutsun. Zira onların yaptıkları, sadece sihirbaz düzenidir. Nerede olursa olsun sihirbaz asla felah bulamaz.
(56-76) Kesinlikle ona / firavuna ayetlerimizin hepsini gösterdik yalanladı ve di klendi. Ey Musa! Sihrinle bizi arzımızdan çıkarmaya mı geldin? dedi. Senin sihrinin benzerini biz de getireceğiz. Bizimle sen, aramızda ihtilaf etmeyeceğimiz uygun bir mekânda randevulaşalım. Buluşma günümüz / randevu günümüz insanların toplandığı süs gününün / ziynet gününün kuşluk vakti olsun dedi ve f iravun sırtını döndü gitti , sonrasında tuzak kurgusunu toparlayıp randevuya geldi. Musa onlara dedi ki yazıklar olsun / veyl olsun size, yalanı Alla h'a iftira etmeyin azapla kökünüzü kurutur, kim iftira ederse asla umduğuna ulaşamaz. Aralarında işleri ile ilgili tartıştılar gizli gizli fısıldaştılar. Dediler ki her hâlükârda bu iki sihirbaz, sihirleri ile sizi yerinizden çıkarmak, örnek aldığınız yolunuzu gidermek istiyorlar. Kurduğunuz tuzakları toparlayın sonra saf haline gelin, bugün yüce olan başarıya ulaşır. Dediler ki ey Musa ya sen bırak veya ilk bırakan biz olalım. Tamam siz bırakın dedi. İplerine ve asaları na, sihirleriyle, onlara doğru koştukları hayalini verdi rdiler. Musa kendisinde bir korku hissetti. Biz de ona korkma dedik , sen yücesin. Bırak elindekini, onların tüm ürettiklerini yutacaktır. Onların ürettikleri sadece büyücülerin kurgusal bir tuzağıdır. S ihirbazlar hangi tarafa ulaşırlarsa ulaşsınlar, hiçbir şekilde iflah olmazlar. Sihirbazlar kendilerini secdeye bıraktılar, Harun ve Musa'nın Rabbine iman ettik dediler. Firavun s ize izin vermeden önce iman mı ettiniz dedi ? Kesinlikle o size sihri öğreten büyüğünüzdür. Ellerinizi ve ayaklarınızı çapraz olarak keseceğim hurma direklerinde sizi asarak idam edeceğim. Hangimizin azabı şiddetlidir ve kalıcıdır bileceksiniz. Dediler ki açıklamaların bize gelmesi üzerine, artık seni asla tercih etmeyeceğiz ki O bizi yarattı, neyi gerçekleştireceksen gerçekleştir artık. Muhakkak ki sen bu dünya hayatındakileri gerçekleştirebilirsin. Günahlarımızdan ve bizi zorladığın sihirle alakalı şeylerden dolayı, bizleri bağışlaması amacıyla Rabbimize güvendik / O’na iman ettik, Allah hayırlıdır ve baki olandır. Muhakkak ki suç işlemiş olarak Rabbine gelen kim ise kesinlikle onun için cehennem vardır, içerisinde ne ölür ne de diri kalır. Kim de mümin olarak ve salih amel işlemiş olarak gelirse işte onlara yüce dereceler vardır. Altlarından n ehirler akan ebedi kalınan adn cennetleri , işte bu, arınanların karşılığıdır / cezasıdır.
"Sağ elindekini (âsânı) at!" Onların yaptığını yutsun. Onların yaptıkları ancak bir büyücü hilesidir. Büyücü nerede olursa olsun kesinlikle kurtuluşa eremez.
"Sağ elindekini at! Onların yaptıklarını yutsun. Çünkü onların yaptıkları, bir büyücünün hilesidir. Büyücü de nereye varsa iflah olmaz!"
"Sağ elindeki değneği at da onların ustaca yaptıklarını yalayıp yutsun! Onların yaptıkları sadece bir sihirbaz oyunudur. Sihirbaz ne yaparsa yapsın umduğuna kavuşamaz."
Sağ elindeki değneği at da onların yaptıkları şeyi yutsun. Onların yaptığı büyücü hilesidir. Büyücü nerede olursa olsun umduğuna kavuşamaz."
Sağ elindekini at, onların yaptığını yutsun. Onların yaptıkları ancak sihirbaz hilesidir Sihirbaz nerede olursa olsun kesinlikle kurtuluşa eremez.
Sağ elindekini at, onların yaptığını yutsun. Yaptıkları ancak sihirbaz oyunudur. Sihirbaz nerede olursa olsun kesinlikle kurtuluşa eremez.
"Sağ elindekini yere bırak! Onların, sanayi olarak ortaya çıkardıklarını yalayıp yutsun. Onların sanayi olarak ürettikleri sadece bir büyücünün hilesidir. Büyücü ise nereye gitse iflah etmez."
Tâhâ suresi, 70. ayet. فَأُلْقِىَ ٱلسَّحَرَةُ سُجَّدًا قَالُوٓا۟ ءَامَنَّا بِرَبِّ هَٰرُونَ وَمُوسَىٰ
(Musa'nın değneği, sihirbazların ipleriyle değneklerini yutunca) sihirbazlar hemen secdeye kapandılar ve, "Harun ve Musa'nın Rabbine inandık" dediler.
(Büyücüler) secdeye kapanmış, "Harun'un ve Musa'nın Rabbine iman ettik!" dipnot 1 demişlerdi.
Nihayet sihirbazlar secdeye kapanarak dediler ki: "Biz Harun ve Musa'nın Rabbine iman ettik!"
(Ve sonuç Musa'ya bildirdiğimiz gibi oldu,) bunun üzerine büyücüler saygıyla hemen yere kapandılar; ve "Biz artık Musa ile Harun'un Rabbine inanıyoruz!" diye çağırıştılar.
Bu sebeple sihirbazlar, önünde yere kapandılar. . . "Harun ve Musa'nın Rabbine (B işareti kapsamında) iman ettik" dediler.
Bunun üzerine büyücüler, secdeye kapandılar: "Harun'un ve Musa'nın Rabbine iman ettik" dediler.
(Mûsâ elindeki asasını atıp da âsâ yılan olup sihirbazların yaptıklarını yutunca)sihirbazlar hemen secdeye kapanmışlar ve şöyle demişlerdi:"Harûn ve Musâ'nın Rabbine iman ettik."
Sonunda, büyücüler secdeye kapandılar; şöyle dediler: "Harun'un ve Musa'nın Efendisine inandık!"
Sonunda büyücüler, "Biz Hârûn ve Mûsâ'nın Rabbine inandık" deyip secdeye kapandılar.
Büyücüler, "Harun'un ve Musa'nın Efendisini onayladık" diyerek secdeye kapandılar.
Büyücüler, 'Harun'un ve Musa'nın Rabbine inandık,' diyerek secdeye kapandılar.
Sonunda bütün sihirbazlar secdeye kapandılar: "Harun ile Musa'nın Rabbine iman ettik." dediler.
Binnetice bütün sihirbazlar secdeye kapandılar, Harun ile Musanın rabbına iyman ettik dediler
Bunun üzerine sihirbazlar, secde edenler dipnot 1 olarak atıldılar. Biz: "Harun'un ve Musa'nın Rabb'ine iman ettik." dediler.
Bunun üzerine sihirbazlar, secde edenler dipnot 1 olarak atıldılar. dipnot 2 Biz: "Harun'un ve Musa'nın Rabb'ine iman ettik." dediler.
Bunun üzerine sihirbazlar, secde edenler dipnot 1 olarak atıldılar. dipnot 2 Biz: "Harun'un ve Musa'nın Rabb'ine iman ettik." dediler.
Bunun üzerine büyücüler secdeye kapandılar: "Harun'un ve Musa'nın rabbine inandık" dediler.
Neticede sihirbazlar secdeye kapandı, "Harun ile Musanın Rabbine iman etdik" dediler.
Sonunda sihirbazlar secdeye kapanarak dediler ki: Biz, Musa ve Harun'un Rabbına inandık.
(56-76) Kesinlikle ona / firavuna ayetlerimizin hepsini gösterdik yalanladı ve di klendi. Ey Musa! Sihrinle bizi arzımızdan çıkarmaya mı geldin? dedi. Senin sihrinin benzerini biz de getireceğiz. Bizimle sen, aramızda ihtilaf etmeyeceğimiz uygun bir mekânda randevulaşalım. Buluşma günümüz / randevu günümüz insanların toplandığı süs gününün / ziynet gününün kuşluk vakti olsun dedi ve f iravun sırtını döndü gitti , sonrasında tuzak kurgusunu toparlayıp randevuya geldi. Musa onlara dedi ki yazıklar olsun / veyl olsun size, yalanı Alla h'a iftira etmeyin azapla kökünüzü kurutur, kim iftira ederse asla umduğuna ulaşamaz. Aralarında işleri ile ilgili tartıştılar gizli gizli fısıldaştılar. Dediler ki her hâlükârda bu iki sihirbaz, sihirleri ile sizi yerinizden çıkarmak, örnek aldığınız yolunuzu gidermek istiyorlar. Kurduğunuz tuzakları toparlayın sonra saf haline gelin, bugün yüce olan başarıya ulaşır. Dediler ki ey Musa ya sen bırak veya ilk bırakan biz olalım. Tamam siz bırakın dedi. İplerine ve asaları na, sihirleriyle, onlara doğru koştukları hayalini verdi rdiler. Musa kendisinde bir korku hissetti. Biz de ona korkma dedik , sen yücesin. Bırak elindekini, onların tüm ürettiklerini yutacaktır. Onların ürettikleri sadece büyücülerin kurgusal bir tuzağıdır. S ihirbazlar hangi tarafa ulaşırlarsa ulaşsınlar, hiçbir şekilde iflah olmazlar. Sihirbazlar kendilerini secdeye bıraktılar, Harun ve Musa'nın Rabbine iman ettik dediler. Firavun s ize izin vermeden önce iman mı ettiniz dedi ? Kesinlikle o size sihri öğreten büyüğünüzdür. Ellerinizi ve ayaklarınızı çapraz olarak keseceğim hurma direklerinde sizi asarak idam edeceğim. Hangimizin azabı şiddetlidir ve kalıcıdır bileceksiniz. Dediler ki açıklamaların bize gelmesi üzerine, artık seni asla tercih etmeyeceğiz ki O bizi yarattı, neyi gerçekleştireceksen gerçekleştir artık. Muhakkak ki sen bu dünya hayatındakileri gerçekleştirebilirsin. Günahlarımızdan ve bizi zorladığın sihirle alakalı şeylerden dolayı, bizleri bağışlaması amacıyla Rabbimize güvendik / O’na iman ettik, Allah hayırlıdır ve baki olandır. Muhakkak ki suç işlemiş olarak Rabbine gelen kim ise kesinlikle onun için cehennem vardır, içerisinde ne ölür ne de diri kalır. Kim de mümin olarak ve salih amel işlemiş olarak gelirse işte onlara yüce dereceler vardır. Altlarından n ehirler akan ebedi kalınan adn cennetleri , işte bu, arınanların karşılığıdır / cezasıdır.
Derken büyücüler secdeye kapandılar. “Hârûn ve Mûsâ ’nın Rabbine iman ettik.” dediler.
Bunun üzerine büyücüler secdeye kapandılar: "Harun'un ve Musa'nın Rabbine inandık!" dediler.
(Yaptıklarının yutulduğunu gören) Sihirbazlar bir anda kendilerini secdede buldular. "Bizler Harun'un ve Musa'nın Rabbine inandık." dediler.
Büyücüler hemen secdeye kapandılar. Dediler ki "Bizler Harun'un ve Musa'nın Rabbine inandık."
Sonunda sihirbazlar secdeye kapanıp: Harun ve Musa’nın Rabbine iman ettik, dediler.
Sonunda sihirbazlar secdeye kapanıp: -Harun ve Musa'nın Rabbine iman ettik, dediler.
Bunun üzerine büyücüler secdelere kapanıp şöyle seslendiler: "Harun'un ve Musa'nın Rabbine inandık!"
Tâhâ suresi, 71. ayet. قَالَ ءَامَنتُمْ لَهُۥ قَبْلَ أَنْ ءَاذَنَ لَكُمْ إِنَّهُۥ لَكَبِيرُكُمُ ٱلَّذِى عَلَّمَكُمُ ٱلسِّحْرَ فَلَأُقَطِّعَنَّ أَيْدِيَكُمْ وَأَرْجُلَكُم مِّنْ خِلَٰفٍ وَلَأُصَلِّبَنَّكُمْ فِى جُذُوعِ ٱلنَّخْلِ وَلَتَعْلَمُنَّ أَيُّنَآ أَشَدُّ عَذَابًا وَأَبْقَىٰ
Firavun, "Demek, ben size izin vermeden önce ona (Musa'ya) inandınız ha! Şüphe yok, o size sihiri öğreten büyüğünüzdür. Şimdi andolsun, sizin ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim ve mutlaka sizi hurma dallarına asacağım. Hangimizin azabı daha şiddetli ve daha kalıcıymış, mutlaka göreceksiniz."
(Firavun) şöyle demişti: "Ben size izin vermeden ona iman ettiniz, (öyle mi)! Şüphesiz ki o (Musa), size büyü öğreten büyüğünüzdür (akıl hocanızdır). Dönekliğ(iniz)den dolayı elbette ellerinizi ve ayaklarınızı kestireceğim. dipnot 1 sizi elbette hurma dallarına asacağım! Hangimizin azabının daha şiddetli ve kalıcı olduğunu elbette bileceksiniz."
(Firavun) "Demek siz, benden izin almadan ona inandınız ha?" dedi; "Öyle anlaşılıyor ki size sihri öğreten baş ustanız bu olmalı. Fakat dönekliğinizden dolayı kesinlikle ellerinizi ve ayaklarınızı keseceğim; ve topunuzu götürüp hurma kütüklerine asacağım: böylece hangimizin cezasının daha şiddetli ve kalıcı olduğunu iyice anlamış olacaksınız!"
(Firavun:) "Ben size izin vermeden mi o'na inandınız?" dedi, "Mutlaka size sihirbazlığı öğreten ustanız o olmalı! Ama bu ihanetinizden ötürü, hiç şüpheniz olmasın, çoğunuzun ellerini ayaklarını kesivereceğim; ve yine hiç şüpheniz olmasın ki, pek çoğunuzu da hurma kütüğüne asacağım ki, böylece hangimizin azapta daha zorlu ve daha sürekli olduğunu iyice anlayasınız!"
(Firavun) dedi ki: "Ben size izin vermeden Ona iman ettiniz ha! Muhakkak ki O, size sihri öğreten büyüğünüzdür. . . Andolsun ki, sizin ellerinizi ve sizin ayaklarınızı çaprazlama keseceğim ve elbette sizi hurma dallarından asacağım. . . Hangimizin azapça daha şiddetli ve daha kalıcı olduğunu elbette bileceksiniz!"
(Firavun) Dedi ki: "Ben size izin vermeden önce O'na inandınız öyle mi? Şüphesiz o, size büyüyü öğreten büyüğünüzdür. O halde ben de sizin ellerinizi ve ayaklarınızı çapraz olarak keseceğim ve sizi hurma dallarında sallandıracağım. Siz de elbette, hangimizin azabı daha şiddetliymiş ve daha sürekliymiş öğrenmiş olacaksınız."
(Firavun) Şöyle dedi: Ben size izin vermeden önce ona inandınız öyle mi! Hakikat şu ki o, size büyü öğreten ulunuzdur. Şimdi elleriniz ile ayaklarınızı tereddüt etmeden çaprazlama keseceğim ve sizi hurma dallarına asacağım! Böylece, hangimizin azabının daha şiddetli ve sürekli olduğunu iyice anlayacaksınız.
"Size izin vermeden, Ona inandınız; öyle mi?" dedi; "Aslında, O, büyücülüğü size öğreten ustanız olmalı. Madem öyle, ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama kestireceğim ve kesinlikle sizi hurma ağaçlarına astıracağım. Böylece, hangimizin cezasının daha yaman ve sürekli olduğunu göreceksiniz!" dipnot 253
Firavun, "Ben size izin vermeden O'na nasıl inanırsınız? Şüphesiz O, size büyü öğreten büyüğünüzdür. Dönekliğinizden dolayı kesinlikle sizin ellerinizi ve ayaklarınızı keseceğim, sizi hurma dallarına asacağım. Hangimizin azabının daha şiddetli ve kalıcı olduğunu öğreneceksiniz" dedi.
"Size izin vermeden mi onu onayladınız? O, size büyü öğreten ustanız olmalı. Ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama kesip sizi hurma ağaçlarına asacağım. Hangimizin cezası daha çetin ve sürekli imiş öğreneceksiniz!" dedi.
'Size izin vermeden mi ona inandınız? O, size büyü öğreten ustanız olmalı. Ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama kesip sizi hurma ağaçlarına asacağım. Hangimizin cezası daha çetin ve sürekli imiş öğreneceksiniz,' dedi.
Firavun: "Demek ben size izin vermeden ona iman ettiniz ha! O, mutlaka size sihri öğreten büyüğünüzdür. O halde andolsun ki, ben de sizin ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim ve sizi kesinlikle hurma dallarına asacağım; şüphesiz bileceksiniz hangimizin azap bakımından daha şiddetti ve daha sürekli olduğunu!" dedi.
Ya! Dedi: ben size izin vermeden ona iyman ettiniz ha? O her halde size sihri öğreten büyüğünüz, o halde ahdim olsun ben ve elbet sizin ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim ve elbette sizleri hurma dallarına asacağım, ve her halde bileceksiniz ki hangimiz azabca daha şiddetli ve daha bekalı?
Firavun, "Ben izin vermeden ona iman mı ettiniz? Kuşkusuz o, size sihir öğreten hocanızdır. Kesinlikle ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim ve sizi hurma ağacının gövdesine asacağım. Ve böylece hangimizin azabının daha şiddetli ve kalıcı olduğunu mutlaka öğreneceksiniz." dedi.
Firavun, "Ben izin vermeden ona iman mı ettiniz? Kuşkusuz o, size sihir öğreten hocanızdır. Kesinlikle ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim ve sizi hurma ağacının gövdesine asacağım. Ve böylece hangimizin azabının daha şiddetli ve kalıcı olduğunu mutlaka öğreneceksiniz." dedi.
Firavun, "Ben izin vermeden ona iman mı ettiniz? Kuşkusuz o, size sihir öğreten hocanızdır. Kesinlikle ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim ve sizi hurma ağacının gövdesine asacağım. Ve böylece hangimizin azabının daha şiddetli ve kalıcı olduğunu mutlaka öğreneceksiniz." dedi.
(Firavun) Dedi ki: "Ben size izin vermeden önce O'na inandınız, öyle mi? Şüphesiz o, size büyüyü öğreten büyüğünüzdür. O halde ben de sizin ellerinizi ve ayaklarınızı çapraz olarak keseceğim ve sizi hurma dallarında sallandıracağım. Siz de elbette, hangimizin azabı daha şiddetliymiş ve daha sürekliymiş öğrenmiş olacaksınız."
(Fir'avn) dedi: "Ben size izin vermeden ona iman mı etdiniz? Şübhesiz ki o, size sihri öğreten büyüğünüzdür. Öyleyse ben de elbette sizin ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim. Sizi muhakkak hurma dallarına asacağım. Siz de hangimizin azabı daha çetin ve sürekli olduğunu elbet bileceksiniz".
Dedi ki: Ben size izin vermeden mi O'na inandınız? Doğrusu o size büyü öğreten büyüğünüzdür. Öyleyse ben de ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama olarak keseceğim ve sizi hurma kütüklerine asacağım. O zaman hangimizin azabının daha çetin ve devamlı olduğunu bileceksiniz.
(56-76) Kesinlikle ona / firavuna ayetlerimizin hepsini gösterdik yalanladı ve di klendi. Ey Musa! Sihrinle bizi arzımızdan çıkarmaya mı geldin? dedi. Senin sihrinin benzerini biz de getireceğiz. Bizimle sen, aramızda ihtilaf etmeyeceğimiz uygun bir mekânda randevulaşalım. Buluşma günümüz / randevu günümüz insanların toplandığı süs gününün / ziynet gününün kuşluk vakti olsun dedi ve f iravun sırtını döndü gitti , sonrasında tuzak kurgusunu toparlayıp randevuya geldi. Musa onlara dedi ki yazıklar olsun / veyl olsun size, yalanı Alla h'a iftira etmeyin azapla kökünüzü kurutur, kim iftira ederse asla umduğuna ulaşamaz. Aralarında işleri ile ilgili tartıştılar gizli gizli fısıldaştılar. Dediler ki her hâlükârda bu iki sihirbaz, sihirleri ile sizi yerinizden çıkarmak, örnek aldığınız yolunuzu gidermek istiyorlar. Kurduğunuz tuzakları toparlayın sonra saf haline gelin, bugün yüce olan başarıya ulaşır. Dediler ki ey Musa ya sen bırak veya ilk bırakan biz olalım. Tamam siz bırakın dedi. İplerine ve asaları na, sihirleriyle, onlara doğru koştukları hayalini verdi rdiler. Musa kendisinde bir korku hissetti. Biz de ona korkma dedik , sen yücesin. Bırak elindekini, onların tüm ürettiklerini yutacaktır. Onların ürettikleri sadece büyücülerin kurgusal bir tuzağıdır. S ihirbazlar hangi tarafa ulaşırlarsa ulaşsınlar, hiçbir şekilde iflah olmazlar. Sihirbazlar kendilerini secdeye bıraktılar, Harun ve Musa'nın Rabbine iman ettik dediler. Firavun s ize izin vermeden önce iman mı ettiniz dedi ? Kesinlikle o size sihri öğreten büyüğünüzdür. Ellerinizi ve ayaklarınızı çapraz olarak keseceğim hurma direklerinde sizi asarak idam edeceğim. Hangimizin azabı şiddetlidir ve kalıcıdır bileceksiniz. Dediler ki açıklamaların bize gelmesi üzerine, artık seni asla tercih etmeyeceğiz ki O bizi yarattı, neyi gerçekleştireceksen gerçekleştir artık. Muhakkak ki sen bu dünya hayatındakileri gerçekleştirebilirsin. Günahlarımızdan ve bizi zorladığın sihirle alakalı şeylerden dolayı, bizleri bağışlaması amacıyla Rabbimize güvendik / O’na iman ettik, Allah hayırlıdır ve baki olandır. Muhakkak ki suç işlemiş olarak Rabbine gelen kim ise kesinlikle onun için cehennem vardır, içerisinde ne ölür ne de diri kalır. Kim de mümin olarak ve salih amel işlemiş olarak gelirse işte onlara yüce dereceler vardır. Altlarından n ehirler akan ebedi kalınan adn cennetleri , işte bu, arınanların karşılığıdır / cezasıdır.
(Firavun) dedi ki: "Ben size izin vermeden önce ona iman mı ettiniz? Demek ki o, size sihri öğreten büyüğünüzdür. Ben de sizin ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama kestireceğim ve sizi hurma dalına asacağım. O zaman göreceksiniz hangimizin azabı daha şiddetli ve kalıcı imiş."
(Fir'avn): "Ben size izin vermeden ona inandınız ha? O, size büyü öğreten büyüğünüzdür. Öyleyse ben de sizin ellerinizi ve ayaklarınızı çapraz keseceğim ve sizi hurma dallarına asacağım, hangimizin azabı daha çetin ve sürekli imiş bileceksiniz!" dedi.
Firavun: "Ben izin vermeden Musa'ya inandınız, öyle mi! Demek ki size sihri öğreten büyüğünüz oymuş. Öyleyse ben de ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim ve sizi hurma ağaçlarına asacağım. Hangimizin azabının daha güçlü ve daha kalıcı olduğunu kesinlikle öğreneceksiniz."
Firavun: "Benden izinsiz ona inandınız, öyle mi? Demek ki size bu sihri öğreten büyüğünüz oymuş. Öyleyse ben de tereddüt etmeden ellerinizi ve ayaklarınızı çapraz olarak keseceğim ve sizi hurma dallarına asacağım. Hangimizin azabının daha ağır, daha kalıcı olduğunu iyice öğreneceksiniz."
Ben size izin vermeden ona inandınız ha? Demek ki o sizi sihri öğreten büyüğünüzdür. Ben de sizin ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama kestireceğim ve sizi hurma dalına asacağım! O zaman göreceksiniz hangimizin azabı daha şiddetli ve kalıcı imiş!
-Ben size izin vermeden ona inandınız ha? Demek ki o size sihri öğreten büyüğünüzdür. Ben de sizin ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama kestireceğim ve sizi hurma dalına asacağım! O zaman göreceksiniz hangimizin azabı daha şiddetli ve kalıcı imiş!
Firavun dedi: "Ben izin vermeden ona inandınız öyle mi? O size, büyüyü öğreten büyüğünüzdür. Yemin olsun, ellerinizi, ayaklarınızı çaprazlama keseceğim ve yemin olsun sizi hurma ağaçlarına asacağım. O zaman iyice bileceksiniz, hangimizin azabı daha şiddetli ve sürekli."
Tâhâ suresi, 72. ayet. قَالُوا۟ لَن نُّؤْثِرَكَ عَلَىٰ مَا جَآءَنَا مِنَ ٱلْبَيِّنَٰتِ وَٱلَّذِى فَطَرَنَا فَٱقْضِ مَآ أَنتَ قَاضٍ إِنَّمَا تَقْضِى هَٰذِهِ ٱلْحَيَوٰةَ ٱلدُّنْيَآ
Sihirbazlar şöyle dediler: "Bize gelen apaçık delillere ve bizi yaratana seni asla tercih etmeyeceğiz. Artık sen vereceğin hükmü ver. Sen ancak bu dünya hayatında hüküm verirsin."
(Büyücüler) şöyle demişlerdi: dipnot 1 "Bize gelen apaçık bilgilere ve bizi yoktan yaratana karşı asla seni tercih etmeyeceğiz. Yapacağını yap! Sen ancak bu dünya hayatında hükmünü geçirebilirsin.
Onlar şöyle cevap verdiler: "Senin tehditlerine kapılıp da asla bize gelen hakikatın apaçık delillerine ve bizi yaratana sırt dönmeyeceğiz; ne karar verirsen ver, umurumuzda değil; nasıl olsa senin kararın sadece bu (fani) dünya hayatında geçerlidir!
Berikiler: "Bize gelen hakkın apaçık belirtilerini ve bizi yaratan varlığı bırakıp asla seni tercih edecek değiliz! Artık (hakkımızda) nasıl bir yargıda bulunacaksan bulun: sen ancak bu dünya hayatında (geçerli) yargılarda bulunabilirsin!
Dediler ki: "Bize gelen apaçık mucizelerden sonra, bizi yaratan üstüne seni asla tercih etmeyeceğiz. . . Ne hükmedeceksen hükmet! Sen sadece şu dünya hayatına hükmedersin. "
Dediler ki: "Bize gelen apaçık delillere ve bizi yaratana seni asla 'tercih edip seçmeyiz." Neyde hükmünü yürütebileceksen, durmaksızın hükmünü yürüt; sen, yalnızca bu dünya hayatında hükmünü yürütebilirsin."
Dediler ki: «Seni, bize gelen açık açık mucizelere ve bizi yaratana tercih edemeyiz. Öyle ise yapacağını yap! Sen, ancak bu dünya hayatında hükmünü geçirebilirsin.»
Dediler ki: "Bize gelen açık kanıtları gördükten sonra, seni asla üstün tutmayız. Çünkü bizi, O yaratmıştır. Artık, nasıl bir yargı vereceksen ver. Sen, ancak dünya yaşamında yargı verirsin!"
- Büyücüler, "Seni, bize gelen delillere ve bizi yaratana asla tercih etmeyeceğiz. Yapacağını yap! Senin hükmün ancak bu dünya hayatında geçerlidir. Bizşüphesiz, kendi hatalarımızı ve bize zorla yaptırdığın büyüyü bağışlaması için Rabbimize iman ettik. En üstün ve kalıcı olan Allah'tır" dediler.
Dediler ki: "Bize gelen apaçık kanıtları ve bizi Yaratan'ı bırakıp seni seçmeyiz. Nasıl yargı vereceksen ver. Yargın bu dünya hayatıyla sınırlıdır!"
Dediler ki: 'Bize gelen apaçık kanıtları ve bizi Yaratan'ı bırakıp seni seçmeyiz. Nasıl yargı vereceksen ver. Yargın bu dünya hayatıyla sınırlıdır!'
Onlar: "İhtimali yok, bize gelen bu açık mucizelere ve bizi yaratana karşı seni tercih edemeyiz. Artık ne yapacaksan yap; senin hükmün olsa olsa bu dünya hayatında geçerli olur.
İhtimali yok dediler: bize gelen bu açık mu'cizelere ve bizi yaratana karşı seni tercih edemeyiz, artık neye hukmün geçer, ne yapabilirsen yap, senin olsa olsa bu Dünya hayata hukmün geçer
"Bizim açımızdan, ortaya konan bu kanıtlayıcı bilgiden sonra, yaradılışımızın esaslarını belirleyen yaratıcıya karşı seni asla tercih etmeyiz. İstediğin şeyi yap. Senin hükmün ancak bu dünya hayatında geçer." dediler.
"Bizim açımızdan, ortaya konan bu kanıtlayıcı bilgiden sonra, yaradılışımızın esaslarını belirleyen yaratıcıya karşı seni asla tercih etmeyiz. İstediğin şeyi yap. Senin hükmün ancak bu dünya hayatında geçer." dediler.
"Bizim açımızdan, ortaya konan bu kanıtlayıcı bilgiden sonra, yaradılışımızın esaslarını belirleyen yaratıcıya karşı seni asla tercih etmeyiz. İstediğin şeyi yap. Senin hükmün ancak bu dünya hayatında geçer." dediler.
Dediler ki: "Bize gelen apaçık delillere ve bizi yaratana (fetarena) seni asla 'tercih edip seçmeyiz'." Neyde hükmünü yürütebileceksen, durmaksızın hükmünü yürüt; sen, yalnızca bu dünya hayatında hükmünü yürütebilirsin.
(Sihirbazlar) dediler: "Seni bize gelen (şu) apaçık mucizelere, (hakıykatde ise) bizi yaratana kat'iyyen tercih edemeyiz. Artık neye haakim isen hükmünü ver. Sen hükmünü ancak bu dünya hayaatında geçirebilirsin".
Dediler ki: Seni, bize gelen apaçık mucizelere ve bizi yaratana üstün tutmayacağız. Ne hüküm vereceksen ver. Sen ancak bu dünya hayatına hükmedebilirsin.
(56-76) Kesinlikle ona / firavuna ayetlerimizin hepsini gösterdik yalanladı ve di klendi. Ey Musa! Sihrinle bizi arzımızdan çıkarmaya mı geldin? dedi. Senin sihrinin benzerini biz de getireceğiz. Bizimle sen, aramızda ihtilaf etmeyeceğimiz uygun bir mekânda randevulaşalım. Buluşma günümüz / randevu günümüz insanların toplandığı süs gününün / ziynet gününün kuşluk vakti olsun dedi ve f iravun sırtını döndü gitti , sonrasında tuzak kurgusunu toparlayıp randevuya geldi. Musa onlara dedi ki yazıklar olsun / veyl olsun size, yalanı Alla h'a iftira etmeyin azapla kökünüzü kurutur, kim iftira ederse asla umduğuna ulaşamaz. Aralarında işleri ile ilgili tartıştılar gizli gizli fısıldaştılar. Dediler ki her hâlükârda bu iki sihirbaz, sihirleri ile sizi yerinizden çıkarmak, örnek aldığınız yolunuzu gidermek istiyorlar. Kurduğunuz tuzakları toparlayın sonra saf haline gelin, bugün yüce olan başarıya ulaşır. Dediler ki ey Musa ya sen bırak veya ilk bırakan biz olalım. Tamam siz bırakın dedi. İplerine ve asaları na, sihirleriyle, onlara doğru koştukları hayalini verdi rdiler. Musa kendisinde bir korku hissetti. Biz de ona korkma dedik , sen yücesin. Bırak elindekini, onların tüm ürettiklerini yutacaktır. Onların ürettikleri sadece büyücülerin kurgusal bir tuzağıdır. S ihirbazlar hangi tarafa ulaşırlarsa ulaşsınlar, hiçbir şekilde iflah olmazlar. Sihirbazlar kendilerini secdeye bıraktılar, Harun ve Musa'nın Rabbine iman ettik dediler. Firavun s ize izin vermeden önce iman mı ettiniz dedi ? Kesinlikle o size sihri öğreten büyüğünüzdür. Ellerinizi ve ayaklarınızı çapraz olarak keseceğim hurma direklerinde sizi asarak idam edeceğim. Hangimizin azabı şiddetlidir ve kalıcıdır bileceksiniz. Dediler ki açıklamaların bize gelmesi üzerine, artık seni asla tercih etmeyeceğiz ki O bizi yarattı, neyi gerçekleştireceksen gerçekleştir artık. Muhakkak ki sen bu dünya hayatındakileri gerçekleştirebilirsin. Günahlarımızdan ve bizi zorladığın sihirle alakalı şeylerden dolayı, bizleri bağışlaması amacıyla Rabbimize güvendik / O’na iman ettik, Allah hayırlıdır ve baki olandır. Muhakkak ki suç işlemiş olarak Rabbine gelen kim ise kesinlikle onun için cehennem vardır, içerisinde ne ölür ne de diri kalır. Kim de mümin olarak ve salih amel işlemiş olarak gelirse işte onlara yüce dereceler vardır. Altlarından n ehirler akan ebedi kalınan adn cennetleri , işte bu, arınanların karşılığıdır / cezasıdır.
"Seni, bize gelen apaçık mucizelere ve bizi yaratana üstün tutmayacağız. Ne hüküm verirsen ver. Sen ancak bu dünya hayatında hüküm verebilirsin." dediler.
Dediler ki: "Biz, seni, bize gelen açık delillere ve bizi yaratana tercih edemeyiz. Yapacağını yap, sen ancak bu dünya hayatında istediğini yapabilirsin."
Dediler ki "Seni, ne bize gelen bu apaçık mucizelere ne de bizi yaratana tercih ederiz. Elinden geleni yap. Sen yapacağını sadece bu dünya hayatında yapabilirsin.
Dediler ki "Biz seni, ne bize gelen bu apaçık belgelere (mucizelere) ne de bizi yaratana tercih ederiz. Ne yapacaksan yap. Sen yapacağını sadece bu dünya hayatında yaparsın.
Seni, bize gelen apaçık mucizelere ve bizi yaratana üstün tutmayacağız. Ne hüküm verirsen ver, sen ancak bu dünya hayatında hüküm verebilirsin, dediler.
-Seni, bize gelen apaçık mucizelere ve bizi yaratana üstün tutmayacağız. Ne hüküm verirsen ver, sen ancak bu dünya hayatında hüküm verebilirsin, dediler.
Dediler: "Biz seni, bize gelen açık seçik kanıtlara ve bizi yaratmış olana asla tercih etmeyeceğiz. Verdiğin hükmü uygula. Senin hükmün olsa olsa bu dünya hayatında geçer."
Tâhâ suresi, 73. ayet. إِنَّآ ءَامَنَّا بِرَبِّنَا لِيَغْفِرَ لَنَا خَطَٰيَٰنَا وَمَآ أَكْرَهْتَنَا عَلَيْهِ مِنَ ٱلسِّحْرِ وَٱللَّهُ خَيْرٌ وَأَبْقَىٰٓ
"Şüphesiz ki biz; günahlarımızı ve bize zorla yaptırdığın sihri affetmesi için, Rabbimize inandık. Allah'ın vereceği mükafat daha hayırlı ve daha kalıcıdır."
Hatalarımızı ve senin bize zorla yaptırdığın büyüyü bağışlaması için Rabbimize iman ettik." Allah hayırlı olandır; (ödülü ve azabı) daha kalıcıdır. dipnot 1
Şu kesin ki biz, hatalarımızı ve senin bizi icra etmeye zorladığın sihir türü şeyleri bağışlaması için Rabbimize gönülden inanıp güvenmişiz: Zira Allah (güven duyulanların) en hayırlısı ve en kalıcısıdır."
Bize gelince, açıkçası biz, hatalarımızı ve bize sihir alanında zorla yaptırdığın şeyleri bağışlaması umuduyla Rabbimize inandık: çünkü Allah (umut bağlananların) en hayırlısı ve en kalıcısıdır".
"Gerçekten Rabbimize iman ettik ki bizim için hatalarımızı ve sihirbazlığımızı mağfiret etsin. . . Allah daha hayırlı ve bakidir. "
"Gerçekten biz Rabbimize iman ettik; günahlarımızı ve sihir dolayısıyla bizi kendisine karşı zorlayarak sürüklediğin (suçumuzu) bağışlasın. Allah, daha hayırlıdır ve daha süreklidir."
«Bize, hatalarımızı ve senin bize zorla yaptırdığın büyüyü bağışlaması için Rabbimize iman ettik. Allah, (mükâfatı) en hayırlı ve (cezası) en sürekli olandır.»
"Aslında, suçlarımızı ve bize zorla yaptırdığın büyücülüğü bağışlayacağı umuduyla Efendimize inandık. Çünkü Allah, daha iyidir ve kalıcıdır!"
- Büyücüler, "Seni, bize gelen delillere ve bizi yaratana asla tercih etmeyeceğiz. Yapacağını yap! Senin hükmün ancak bu dünya hayatında geçerlidir. Bizşüphesiz, kendi hatalarımızı ve bize zorla yaptırdığın büyüyü bağışlaması için Rabbimize iman ettik. En üstün ve kalıcı olan Allah'tır" dediler.
"Biz Efendimizi onayladık ki hatalarımızı ve bize zorla yaptırdığın büyücülüğü bağışlasın. ALLAH daha İyidir ve daha Süreklidir."
'Biz Rabbimize inandık ki hatalarımızı ve bizi zorla yaptırdığın büyücülüğü bağışlasın. ALLAH daha iyidir ve daha Süreklidir.'
Doğrusu biz, günahlarımıza ve bizi zorladığın sihre karşı bizi bağışlasın diye Rabbimize iman ettik. Allah, daha hayırlı ve daha kafacıdır." cevabını verdiler.
Doğrusu biz günahlarımıza ve bizi zorladığın sihre karşı bize mağrifet etsin diye rabbımıza iyman ettik, Allah, hem daha hayırlı hem daha bekalıdır
"Biz, yanlışlarımız ve bize sihirle zorla yaptırdığın kötü şeyler için Rabb'imizin bizi bağışlayacağına inanıyoruz. Allah hayırlı ve kalıcı olandır."
"Biz, yanlışlarımız ve bize sihirle zorla yaptırdığın kötü şeyler için Rabb'imizin bizi bağışlayacağına inanıyoruz. Allah hayırlı ve kalıcı olandır."
"Biz, hatalarımız ve bize sihirle zorla yaptırdığın kötü şeyler için Rabb'imizin bizi bağışlayacağına inanıyoruz. Allah daha hayırlı ve kalıcı olandır."
"Gerçekten biz rabbimize inandık. Günahlarımızı ve sihir dolayısıyla bizi kendisine karşı zorlayarak sürüklediğin (suçumuzu) bağışlasın. Tanrı, daha hayırlıdır ve daha süreklidir."
"Biz günahlarımızı ve bizi zorladığın sihri yarlığaması için Rabbimize gerçek iman etdik. Allah (ın sevabı seninkinden) daha hayırlı, (azabı da seninkinden) daha süreklidir".
Doğrusu biz, hatalarımızı ve bize zorla yaptırdığın büyüyü bağışlaması için Rabbımıza iman ettik. Allah'ın vereceği mükafat daha hayırlı ve daha devamlıdır.
(56-76) Kesinlikle ona / firavuna ayetlerimizin hepsini gösterdik yalanladı ve di klendi. Ey Musa! Sihrinle bizi arzımızdan çıkarmaya mı geldin? dedi. Senin sihrinin benzerini biz de getireceğiz. Bizimle sen, aramızda ihtilaf etmeyeceğimiz uygun bir mekânda randevulaşalım. Buluşma günümüz / randevu günümüz insanların toplandığı süs gününün / ziynet gününün kuşluk vakti olsun dedi ve f iravun sırtını döndü gitti , sonrasında tuzak kurgusunu toparlayıp randevuya geldi. Musa onlara dedi ki yazıklar olsun / veyl olsun size, yalanı Alla h'a iftira etmeyin azapla kökünüzü kurutur, kim iftira ederse asla umduğuna ulaşamaz. Aralarında işleri ile ilgili tartıştılar gizli gizli fısıldaştılar. Dediler ki her hâlükârda bu iki sihirbaz, sihirleri ile sizi yerinizden çıkarmak, örnek aldığınız yolunuzu gidermek istiyorlar. Kurduğunuz tuzakları toparlayın sonra saf haline gelin, bugün yüce olan başarıya ulaşır. Dediler ki ey Musa ya sen bırak veya ilk bırakan biz olalım. Tamam siz bırakın dedi. İplerine ve asaları na, sihirleriyle, onlara doğru koştukları hayalini verdi rdiler. Musa kendisinde bir korku hissetti. Biz de ona korkma dedik , sen yücesin. Bırak elindekini, onların tüm ürettiklerini yutacaktır. Onların ürettikleri sadece büyücülerin kurgusal bir tuzağıdır. S ihirbazlar hangi tarafa ulaşırlarsa ulaşsınlar, hiçbir şekilde iflah olmazlar. Sihirbazlar kendilerini secdeye bıraktılar, Harun ve Musa'nın Rabbine iman ettik dediler. Firavun s ize izin vermeden önce iman mı ettiniz dedi ? Kesinlikle o size sihri öğreten büyüğünüzdür. Ellerinizi ve ayaklarınızı çapraz olarak keseceğim hurma direklerinde sizi asarak idam edeceğim. Hangimizin azabı şiddetlidir ve kalıcıdır bileceksiniz. Dediler ki açıklamaların bize gelmesi üzerine, artık seni asla tercih etmeyeceğiz ki O bizi yarattı, neyi gerçekleştireceksen gerçekleştir artık. Muhakkak ki sen bu dünya hayatındakileri gerçekleştirebilirsin. Günahlarımızdan ve bizi zorladığın sihirle alakalı şeylerden dolayı, bizleri bağışlaması amacıyla Rabbimize güvendik / O’na iman ettik, Allah hayırlıdır ve baki olandır. Muhakkak ki suç işlemiş olarak Rabbine gelen kim ise kesinlikle onun için cehennem vardır, içerisinde ne ölür ne de diri kalır. Kim de mümin olarak ve salih amel işlemiş olarak gelirse işte onlara yüce dereceler vardır. Altlarından n ehirler akan ebedi kalınan adn cennetleri , işte bu, arınanların karşılığıdır / cezasıdır.
"Gerçekten biz, günahlarımızı ve bizi işlemeye zorladığın büyüyü bağışlayarak bizi affetsin diye Rabbimize iman ettik. Allah’ın vereceği mükâfat daha hayırlı ve daha kalıcıdır."
"Biz Rabbimize inandık ki (O) bizim günahlarımızı ve senin bizi yapmaya zorladığın büyüyü bağışlasın. (Elbette) Allah daha hayırlı ve (O'nun mükafatı ve cezası) daha süreklidir."
Biz Rabbimize inanıp güvendik ki hatalarımızı ve yapmaya zorladığın bu sihirden dolayı bizi bağışlasın. Allah'ın vereceği, daha iyi ve daha kalıcıdır dipnot 1 ."
Biz Rabbimize inanıp güvendik ki hatalarımızı ve bize zorla yaptırdığın büyüyü bağışlasın. Cezası en iyi ve en kalıcı olan O'dur."
Biz, Rabbimize iman ettik ki günahlarımızı ve senin bize zorla yaptırdığın sihri bağışlasın. Allah, en hayırlı ve en bâkidir.
Biz, Rabbimize iman ettik ki günahlarımızı ve senin bize zorla yaptırdığın sihri bağışlasın. Allah, en hayırlı ve en bakidir.
"Biz Rabbimize inandık ki, günahlarımızı ve senin bizi zorladığın büyüyü affetsin. Allah daha hayırlı, daha süreklidir."
Tâhâ suresi, 74. ayet. إِنَّهُۥ مَن يَأْتِ رَبَّهُۥ مُجْرِمًا فَإِنَّ لَهُۥ جَهَنَّمَ لَا يَمُوتُ فِيهَا وَلَا يَحْيَىٰ
Şüphesiz, kim Rabbine günahkar olarak varırsa, kesinlikle ona cehennem vardır. Orada ne ölür, ne de (güzel bir hayat) yaşar.
Kim Rabbine suçlu olarak gelirse, cehennem sadece onun içindir. Orada (tam olarak) ölemeyecek ve dirilemeyecektir. dipnot 1
Şüphe yok ki, kim Rabbine günaha batmış bir halde kavuşursa kendisini cehennemin beklediğini unutmasın! Orada ne tam ölebilir, ne de tam yaşayabilir.
Kim ki (Hesap Günü) Rabbinin huzuruna günahkarca davranışlar üzere çıkarsa, bilsin ki, onu cehennem beklemektedir: orada ne ölür, ne de hayata kavuşur.
Gerçek şu ki: Kim Rabbine karşı suçlu olarak gelirse işte cehennem onun içindir. . . Orada ne ölür (kurtulur), ne de diriliği yaşar!
"Gerçek şu ki, kim Rabbine suçlu günahkar olarak gelirse, hiç şüphe yok, onun için cehennem vardır. Onun içinde ise, ne ölebilir, ne dirilebilir."
Şurası muhakkak ki, kim Rabbine günahkâr olarak varırsa, cehennem sırf onun içindir. O ise orada ne ölür ne de yaşar!
Kuşkusuz, kim suçlu olarak Efendisine gelirse, ona, kesinlikle cehennem vardır. Orada, ne ölür ne de yaşar.
Kim günahkar olarak Rabbine gelirse bilsin ki kesinlikle onun için cehennem vardır. Orada ne ölür, ne dirilir.
Kim Efendisine suçlu olarak gelirse cehennemi hak eder; orada ne ölür, ne de yaşar.
Kim Rabbine suçlu olarak gelirse cehennemi hakkeder; orada ne ölür, ne de yaşar.
Her kim Rabbine suçlu olarak varırsa, şüphesiz ona cehennem vardır. Orada ne ölür, ne dirilir.
Her kim rabbına mücrim olarak varırsa şüphesiz ki ona Cehennem var onda ne ölür ne dirilir
Kim Rabb'ine mücrim dipnot 1 olarak gelirse, onun yeri Cehennem'dir. Orada ne ölür ne de yaşar.
Kim Rabb'ine mücrim dipnot 1 olarak gelirse, onun yeri Cehennem'dir. Orada ne ölür ne de yaşar.
Kim Rabb'ine suçlu olarak gelirse, onun yeri Cehennem'dir. Orada ne ölür ne de yaşar.
"Gerçek şu ki, kim rabbine suçlu günahkar olarak gelirse hiç şüphe yok, onun için cehennem vardır. Onun içinde ise ne ölebilir, ne dirilebilir."
"Hakıykat şudur: Kim Rabbine suçlu olarak gelirse hiç şübhesiz ona cehennem var. O, orada ölmez de, dirilmez de".
Kim Rabbına suçlu olarak gelirse; şüphesiz ki cehennem onun içindir. Orada ne ölür, ne de yaşar.
(56-76) Kesinlikle ona / firavuna ayetlerimizin hepsini gösterdik yalanladı ve di klendi. Ey Musa! Sihrinle bizi arzımızdan çıkarmaya mı geldin? dedi. Senin sihrinin benzerini biz de getireceğiz. Bizimle sen, aramızda ihtilaf etmeyeceğimiz uygun bir mekânda randevulaşalım. Buluşma günümüz / randevu günümüz insanların toplandığı süs gününün / ziynet gününün kuşluk vakti olsun dedi ve f iravun sırtını döndü gitti , sonrasında tuzak kurgusunu toparlayıp randevuya geldi. Musa onlara dedi ki yazıklar olsun / veyl olsun size, yalanı Alla h'a iftira etmeyin azapla kökünüzü kurutur, kim iftira ederse asla umduğuna ulaşamaz. Aralarında işleri ile ilgili tartıştılar gizli gizli fısıldaştılar. Dediler ki her hâlükârda bu iki sihirbaz, sihirleri ile sizi yerinizden çıkarmak, örnek aldığınız yolunuzu gidermek istiyorlar. Kurduğunuz tuzakları toparlayın sonra saf haline gelin, bugün yüce olan başarıya ulaşır. Dediler ki ey Musa ya sen bırak veya ilk bırakan biz olalım. Tamam siz bırakın dedi. İplerine ve asaları na, sihirleriyle, onlara doğru koştukları hayalini verdi rdiler. Musa kendisinde bir korku hissetti. Biz de ona korkma dedik , sen yücesin. Bırak elindekini, onların tüm ürettiklerini yutacaktır. Onların ürettikleri sadece büyücülerin kurgusal bir tuzağıdır. S ihirbazlar hangi tarafa ulaşırlarsa ulaşsınlar, hiçbir şekilde iflah olmazlar. Sihirbazlar kendilerini secdeye bıraktılar, Harun ve Musa'nın Rabbine iman ettik dediler. Firavun s ize izin vermeden önce iman mı ettiniz dedi ? Kesinlikle o size sihri öğreten büyüğünüzdür. Ellerinizi ve ayaklarınızı çapraz olarak keseceğim hurma direklerinde sizi asarak idam edeceğim. Hangimizin azabı şiddetlidir ve kalıcıdır bileceksiniz. Dediler ki açıklamaların bize gelmesi üzerine, artık seni asla tercih etmeyeceğiz ki O bizi yarattı, neyi gerçekleştireceksen gerçekleştir artık. Muhakkak ki sen bu dünya hayatındakileri gerçekleştirebilirsin. Günahlarımızdan ve bizi zorladığın sihirle alakalı şeylerden dolayı, bizleri bağışlaması amacıyla Rabbimize güvendik / O’na iman ettik, Allah hayırlıdır ve baki olandır. Muhakkak ki suç işlemiş olarak Rabbine gelen kim ise kesinlikle onun için cehennem vardır, içerisinde ne ölür ne de diri kalır. Kim de mümin olarak ve salih amel işlemiş olarak gelirse işte onlara yüce dereceler vardır. Altlarından n ehirler akan ebedi kalınan adn cennetleri , işte bu, arınanların karşılığıdır / cezasıdır.
Gerçek şu ki, kim Rabbine günahkâr olarak gelirse onun için cehennem vardır. Orada ne ölür, ne de (güzel bir hayat) yaşar.
Kim Rabbine suçlu olarak gelirse onun için cehennem vardır; orada ne ölür ne de yaşar.
Rabbinin huzuruna suçlu olarak gelenin yeri cehennemdir. Orada ne ölür ne de yaşar.
Rabbine dipnot 1 günahkar olarak gelenin yeri cehennemdir. Orada ne ölür, ne de hayat sürer.
Kim Rabbine günahkâr olarak gelirse, onun için Cehennem vardır, orada ne ölür ne de yaşar.
Kim Rabbine suçlu olarak gelirse, onun için cehennem vardır, orada ne ölür ne de yaşar.
Şu bir gerçek ki, Rabbinin huzuruna suçlu olarak gelen için cehennem vardır. Orada ne ölür ne de hayat bulur.
Tâhâ suresi, 75. ayet. وَمَن يَأْتِهِۦ مُؤْمِنًا قَدْ عَمِلَ ٱلصَّٰلِحَٰتِ فَأُو۟لَٰٓئِكَ لَهُمُ ٱلدَّرَجَٰتُ ٱلْعُلَىٰ
(75-76) Her kim de O'na salih ameller işlemiş bir mü'min olarak varırsa, işte onlar için en yüksek dereceler, içinden ırmaklar akan, içinde ebediyyen kalacakları Adn cennetleri vardır. İşte bu, günahlardan temizlenenlerin mükafatıdır.
Kim de iyi işler yapmış bir mümin olarak dipnot 1 O'na gelirse, üstün dereceler sadece bunlar içindir.
Ama kim de (sahibine) erdemli işler yaptıran bir iman ile kavuşursa, işte en yüce makamlar onların olacaktır:
Oysa, (Rabbinin huzuruna) dürüst ve erdemli davranışlar ile mümin olarak çıkan kimseye gelince, (öte dünyada) en yüksek makamlar işte böylelerinin olacaktır:
Kim de O'na iman ederek, imanın gereği uygulamalarla gelirse, işte onlar için en yüce dereceler vardır.
"Kim O'na iman edip salih amellerde bulunarak O'na gelirse, işte onlar, onlar için de yüksek dereceler vardır."
Kim de iyi davranışlarda bulunmuş bir mümin olarak O'na varırsa, üstün dereceler işte sırf bunlar içindir.
Ve kim inanmış olarak erdemli edimler yapmış durumda O'na gelirse; işte onlar için, üst konumlar vardır.
Kim de inanmış ve iyi ameller yapmış olarak Allah'ın huzuruna gelirse, işte böyleleri için de yüksek dereceler vardır.
Gerçeği onaylamış ve erdemli bir hayat sürmüş olarak O'na gelenler ise, yüksek dereceleri hak ederler:
İnanmış ve erdemli bir hayat sürmüş olarak O'na gelenler ise, yüksek dereceleri hakkederler:
Her kim de mümin olarak ve yararlı işler yapmış bir halde varırsa, işte onlara en yüksek dereceler vardır.
Her kim de ona mü'min olarak salih ameller işlemiş bir halde varırsa işte onlara en yüksek dereceler var
Ve kim O'na bir mümin olarak salihatı yapmış şekilde gelirse, işte böyle kimseler için yüksek makamlar vardır.
Ve kim O'na bir mümin olarak salihatı yapmış şekilde gelirse, işte böyle kimseler için yüksek makamlar vardır.
Ve kim O'na bir mümin olarak salihatı yapmış şekilde gelirse, işte böyle kimseler için yüksek makamlar vardır.
"Kim O'na salih ameller işlemiş bir inançlı olarak gelirse, işte onlar, onlar için de yüksek dereceler vardır."
"Kim de Ona iman etmiş, iyi iyi amel (ve hareket) lerde bulunmuş olarak gelirse işte onlar, onlar için de en yüksek dereceler",
Kim de O'na iman etmiş ve salih ameller işlemiş olarak gelirse; işte onlara en üstün dereceler vardır.
(56-76) Kesinlikle ona / firavuna ayetlerimizin hepsini gösterdik yalanladı ve di klendi. Ey Musa! Sihrinle bizi arzımızdan çıkarmaya mı geldin? dedi. Senin sihrinin benzerini biz de getireceğiz. Bizimle sen, aramızda ihtilaf etmeyeceğimiz uygun bir mekânda randevulaşalım. Buluşma günümüz / randevu günümüz insanların toplandığı süs gününün / ziynet gününün kuşluk vakti olsun dedi ve f iravun sırtını döndü gitti , sonrasında tuzak kurgusunu toparlayıp randevuya geldi. Musa onlara dedi ki yazıklar olsun / veyl olsun size, yalanı Alla h'a iftira etmeyin azapla kökünüzü kurutur, kim iftira ederse asla umduğuna ulaşamaz. Aralarında işleri ile ilgili tartıştılar gizli gizli fısıldaştılar. Dediler ki her hâlükârda bu iki sihirbaz, sihirleri ile sizi yerinizden çıkarmak, örnek aldığınız yolunuzu gidermek istiyorlar. Kurduğunuz tuzakları toparlayın sonra saf haline gelin, bugün yüce olan başarıya ulaşır. Dediler ki ey Musa ya sen bırak veya ilk bırakan biz olalım. Tamam siz bırakın dedi. İplerine ve asaları na, sihirleriyle, onlara doğru koştukları hayalini verdi rdiler. Musa kendisinde bir korku hissetti. Biz de ona korkma dedik , sen yücesin. Bırak elindekini, onların tüm ürettiklerini yutacaktır. Onların ürettikleri sadece büyücülerin kurgusal bir tuzağıdır. S ihirbazlar hangi tarafa ulaşırlarsa ulaşsınlar, hiçbir şekilde iflah olmazlar. Sihirbazlar kendilerini secdeye bıraktılar, Harun ve Musa'nın Rabbine iman ettik dediler. Firavun s ize izin vermeden önce iman mı ettiniz dedi ? Kesinlikle o size sihri öğreten büyüğünüzdür. Ellerinizi ve ayaklarınızı çapraz olarak keseceğim hurma direklerinde sizi asarak idam edeceğim. Hangimizin azabı şiddetlidir ve kalıcıdır bileceksiniz. Dediler ki açıklamaların bize gelmesi üzerine, artık seni asla tercih etmeyeceğiz ki O bizi yarattı, neyi gerçekleştireceksen gerçekleştir artık. Muhakkak ki sen bu dünya hayatındakileri gerçekleştirebilirsin. Günahlarımızdan ve bizi zorladığın sihirle alakalı şeylerden dolayı, bizleri bağışlaması amacıyla Rabbimize güvendik / O’na iman ettik, Allah hayırlıdır ve baki olandır. Muhakkak ki suç işlemiş olarak Rabbine gelen kim ise kesinlikle onun için cehennem vardır, içerisinde ne ölür ne de diri kalır. Kim de mümin olarak ve salih amel işlemiş olarak gelirse işte onlara yüce dereceler vardır. Altlarından n ehirler akan ebedi kalınan adn cennetleri , işte bu, arınanların karşılığıdır / cezasıdır.
Kim de Mümin ve salih amel işlemiş olarak gelirse, işte onlar için de en yüksek dereceler vardır.
Kim de iyi işler yapmış bir mü'min olarak O'na gelirse, işte onlar için de yüksek dereceler vardır:
Onun huzuruna, iyi işler yapmış bir mümin olarak gelenlere ise yüksek dereceler vardır.
Kim de iyi işler yapmış bir mümin olarak gelirse öylelerine en yüksek dereceler vardır.
Kim de mümin ve doğruları yapmış olarak gelirse, işte onlar için de en yüksek dereceler vardır.
Kim de mümin ve doğruları yapmış olarak gelirse, işte onlar için de en yüksek dereceler vardır.
O'nun huzuruna, hayra ve barışa yönelik iyilikler üretmiş bir mümin olarak varana gelince, işte böyleleri için çok yüksek dereceler öngörülmüştür.
Tâhâ suresi, 76. ayet. جَنَّٰتُ عَدْنٍ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَٰرُ خَٰلِدِينَ فِيهَا وَذَٰلِكَ جَزَآءُ مَن تَزَكَّىٰ
(75-76) Her kim de O'na salih ameller işlemiş bir mü'min olarak varırsa, işte onlar için en yüksek dereceler, içinden ırmaklar akan, içinde ebediyyen kalacakları Adn cennetleri vardır. İşte bu, günahlardan temizlenenlerin mükafatıdır.
(Yani) içlerinde ebedî kalacakları, altlarından ırmaklar akan durmaya değer cennetler. dipnot 1 İşte (kötülüklerden) arınanların karşılığı budur.
mutluluğun üretildiği, zemininden ırmakların çağladığı, girenin bir daha çıkmadığı cennetler... İşte bu da, arınan kimselerin ödülüdür.
içlerinde sonsuza kadar yaşayacakları, vadilerinde derelerin, ırmakların çağıldadığı asude hasbahçeler!.. İşte budur, kendini arındıranları bekleyen karşılık.
Altlarından nehirler akan ADN cennetleri. . . Onda sonsuz yaşarlar. . . Arınıp tezkiye olanın karşılığı işte budur.
"İçlerinde ebedi kalacakları altından ırmaklar akan Adn cennetleri de (onlarındır). Ve işte bu, arınmış olanın karşılığıdır."
İçinde ebedî kalacakları, zemininden ırmaklar akan Adn cennetleri! İşte arınanların mükâfatı budur.
Altlarından ırmaklar akan, sürekli kalacakları Adn cennetleri vardır. Arınanların karşılığı da işte budur.
İçlerinden ırmaklar akan, çok uzun süreli olarak kalacakları 'Adn cennetleri işte bu arınanların ödülüdür.
Adn bahçeleri ki altından ırmaklar akar. Orada ebedi kalıcıdırlar. Arınanların ödülü işte böyledir.
Adn bahçeleri ki altından ırmaklar akar. Orada ebedi kalıcıdırlar. Arınanların ödülü işte böyledir.
Altından ırmaklar akan Adn cennetleri ki, onlarda ebedi kalacaklardır. Ve o işte, temizlenen kimsenin mükafatı.
Adn Cennetleri altından nehirler akar, onlarda muhalled olarak kalacaklar, ve o işte temizlenen kimsenin mükafatı
İçinden ırmaklar akan Adn Cennetleri'nde sürekli kalacaklar. İşte bu zekat dipnot 1 yapanlara verilecek karşılıktır.
İçinden ırmaklar akan Adn Cennetlerinde sürekli kalacaklar. İşte bu arınmış olanlara dipnot 1 verilecek karşılıktır.
İçinden ırmaklar akan Adn Cennetlerinde sürekli kalacaklar. İşte bu arınmış olanlara dipnot 1 verilecek karşılıktır.
"İçlerinde ebedi kalacakları altından ırmaklar akan Adn cennetleri de (onlarındır). Ve işte bu arınmış olanın karşılığıdır."
"Adn cennetleri vardır ki altlarından ırmaklar akar. Orada ebedi kalıcıdırlar onlar. İşte (günahlardan) temizlenen kimselerin mükafatı"!
Altlarından ırmaklar akan ve içinde temelli kalacakları Adn cennetleri vardır ve bu, arınanların mükafatıdır.
(56-76) Kesinlikle ona / firavuna ayetlerimizin hepsini gösterdik yalanladı ve di klendi. Ey Musa! Sihrinle bizi arzımızdan çıkarmaya mı geldin? dedi. Senin sihrinin benzerini biz de getireceğiz. Bizimle sen, aramızda ihtilaf etmeyeceğimiz uygun bir mekânda randevulaşalım. Buluşma günümüz / randevu günümüz insanların toplandığı süs gününün / ziynet gününün kuşluk vakti olsun dedi ve f iravun sırtını döndü gitti , sonrasında tuzak kurgusunu toparlayıp randevuya geldi. Musa onlara dedi ki yazıklar olsun / veyl olsun size, yalanı Alla h'a iftira etmeyin azapla kökünüzü kurutur, kim iftira ederse asla umduğuna ulaşamaz. Aralarında işleri ile ilgili tartıştılar gizli gizli fısıldaştılar. Dediler ki her hâlükârda bu iki sihirbaz, sihirleri ile sizi yerinizden çıkarmak, örnek aldığınız yolunuzu gidermek istiyorlar. Kurduğunuz tuzakları toparlayın sonra saf haline gelin, bugün yüce olan başarıya ulaşır. Dediler ki ey Musa ya sen bırak veya ilk bırakan biz olalım. Tamam siz bırakın dedi. İplerine ve asaları na, sihirleriyle, onlara doğru koştukları hayalini verdi rdiler. Musa kendisinde bir korku hissetti. Biz de ona korkma dedik , sen yücesin. Bırak elindekini, onların tüm ürettiklerini yutacaktır. Onların ürettikleri sadece büyücülerin kurgusal bir tuzağıdır. S ihirbazlar hangi tarafa ulaşırlarsa ulaşsınlar, hiçbir şekilde iflah olmazlar. Sihirbazlar kendilerini secdeye bıraktılar, Harun ve Musa'nın Rabbine iman ettik dediler. Firavun s ize izin vermeden önce iman mı ettiniz dedi ? Kesinlikle o size sihri öğreten büyüğünüzdür. Ellerinizi ve ayaklarınızı çapraz olarak keseceğim hurma direklerinde sizi asarak idam edeceğim. Hangimizin azabı şiddetlidir ve kalıcıdır bileceksiniz. Dediler ki açıklamaların bize gelmesi üzerine, artık seni asla tercih etmeyeceğiz ki O bizi yarattı, neyi gerçekleştireceksen gerçekleştir artık. Muhakkak ki sen bu dünya hayatındakileri gerçekleştirebilirsin. Günahlarımızdan ve bizi zorladığın sihirle alakalı şeylerden dolayı, bizleri bağışlaması amacıyla Rabbimize güvendik / O’na iman ettik, Allah hayırlıdır ve baki olandır. Muhakkak ki suç işlemiş olarak Rabbine gelen kim ise kesinlikle onun için cehennem vardır, içerisinde ne ölür ne de diri kalır. Kim de mümin olarak ve salih amel işlemiş olarak gelirse işte onlara yüce dereceler vardır. Altlarından n ehirler akan ebedi kalınan adn cennetleri , işte bu, arınanların karşılığıdır / cezasıdır.
İçinde temelli kalacakları, alt kısmından ırmakların aktığı Adn Cennetleri vardır. İşte bu arınanların mükâfatıdır.
Altlarından ırmaklar akan Adn cennetleri. Orada sürekli olarak kalırlar. İşte arınanların mükafatı budur!
Yani içinden ırmaklar akan Adn cennetleri vardır. Orada ölümsüz olacaklardır. İşte kendini arındırıp geliştirenlerin alacakları karşılık budur dipnot 1 .
Onlar, içinden ırmaklar akan kalıcı cennetlerde (bahçelere) ölümsüz kişiler olarak gireceklerdir. İşte kendini geliştirenlerin alacakları karşılık budur.
İçinde temelli kalacakları, alt kısmından ırmakların aktığı Adn cennetleri vardır. İşte bu arınanların mükâfatıdır.
İçinde temelli kalacakları, alt kısmından ırmakların aktığı Adn cennetleri vardır. İşte bu arınanların mükafatıdır.
Adn cennetleri ki, altlarından ırmaklar akar; sürekli kalacaklar içlerinde. Arınıp temizlenenlerin ödülü işte budur.
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.