Tâhâ suresi · 49–76. ayetler

Firavun'la konuşma ve sihirbazların iman edişi

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Tâhâ suresi, 49. ayet — bütün mealleriyle aç

    Tâhâ suresi, 49. ayet. قَالَ فَمَن رَّبُّكُمَا يَٰمُوسَىٰ

    Diyanet İşleri

    Firavun, "Sizin Rabbiniz kim, ey Musa?" dedi.

    Mehmet Okuyan

    (Firavun) "Ey Musa! Rabbiniz de kimmiş?" demişti.

    Mustafa İslamoğlu

    (Firavun): "Kimmiş bakayım sizin Rabbiniz ey Musa?" dedi.

    Muhammed Esed

    (Fakat Allah'ın mesajı kendisine iletilince, Firavun:) "Ey Musa, sizin Rabbiniz de kimmiş?" dedi.

    Ahmed Hulusi

    (Firavun) sordu: "Sizin Rabbiniz kimdir, ya Musa?"

    Ali Bulaç

    (Ona gidip aynı şeyleri tekrarladıklarında, Firavun onlara) Dedi ki: "Sizin Rabbiniz kim ey Musa?"

    Ali Özek ve heyeti

    Firavun: Rabbiniz de kimmiş, ey Musa? dedi.

    Ali Rıza Safa

    "Sizin Efendiniz de kim; ey Musa?" dedi.

    Bayraktar Bayraklı

    Firavun, "Ey Musa! Sizin Rabbiniz de kimmiş!" dedi.

    Edip Yüksel

    (Firavun) dedi ki: "Efendiniz kimdir, Musa?"

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    (Firavun) dedi ki: 'Rabbiniz kimdir, Musa?'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Firavun: "Sizin Rabbiniz kimdir, ey Musa?" dedi.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Hele, dedi: sizin rabbınız kim ya Musa?

    Erhan Aktaş

    Firavun: "Ey Musa! Rabb'iniz kimdir?" dedi.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Firavun: "Ey Musa! Rabb'iniz kimdir?" dedi.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Firavun: "Ey Musa! Rabb'iniz kimdir?" dedi.

    Gültekin Onan

    (Ona gidip aynı şeyleri tekrarladıklarında, Firavun onlara) Dedi ki: "Sizin rabbiniz kim ey Musa?"

    Hasan Basri Çantay

    (Fir'avn) dedi: "O halde Musa sizin Rabbiniz kim"?

    İbni Kesir

    Ey Musa, Rabbınız kimdir sizin ikinizin? dedi.

    Mehmet Alagaş

    (42-55) Sen ve kardeşin ayetlerimizle gidin. Beni hatırlamakta gevşeklik göstermeyin. İkiniz de firavuna gidin O muhakkak ki taşkınlık etti. İkiniz de ona yumuşak şekilde söz söyleyin, böylelikle belki hatırlayıp anar veyahut ürperir. Rabbimiz, bize karşı aşırılığından yahut taşkınlık yapmasından dedi. İkiniz de k orkmayın, mutlaka ben sizinle beraberim, işitirim ve görürüm dedi. Ona gidin ve deyin ki muhakkak ki Rabbinin elçileriyiz, beraberimizde İsrail oğullarını gönder ve onlara azap etme. Bizler Rabbinden ayetl erle sana geldik. Kılavuzluğa / Hidayete tabi olan her kişiye esenlik olsun / selam olsun. Bize vahy olmuştur ki yalanlayana ve yüz çevirene azap vardır. Firavun dedi ki ikinizin de Rabbi kimdir Ey Musa? Rabbimiz her şeye yaratılışını veren sonrada yarattığını yola iletendir dedi. Peki önceki memleketlerin durumu nedir? dedi. Onun bilgisi Rabbimin yanında bir kitaptadır. Rabbim şaşırmaz ve unutmaz dedi. Öyle ki arzı size beşik yapmıştır, onda sizlere yollar açmıştır , s uyu gökten indirmiştir, saçılmış bitkil erden çiftleri, on unla çıkarmıştır. Yiyiniz ve hayvanlarınızı otlatınız, muhakkak ki bunda aklı başında olanlar için göstergeler / ayetler vardır. Orada / arzda sizi yarattık, sizi oraya iade edeceğiz, başka bir kere daha sizi oradan tekrar çıkaracağız.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    "Sizin Rabbiniz kim ey Mûsâ?" dedi.

    Süleyman Ateş

    (Fir'avn): "Rabbiniz kimdir ey Musa?" dedi.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Firavun: "Sizin Rabbiniz kimdir, Musa?" dedi.

    Şaban Britch

    Sizin Rabbiniz kim ey Musa? dedi.

    Şaban Piriş

    -Sizin Rabbiniz kim ey Musa? dedi.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Firavun dedi: "Sizin Rabbiniz kim, ey Musa?"

  2. Tâhâ suresi, 50. ayet — bütün mealleriyle aç

    Tâhâ suresi, 50. ayet. قَالَ رَبُّنَا ٱلَّذِىٓ أَعْطَىٰ كُلَّ شَىْءٍ خَلْقَهُۥ ثُمَّ هَدَىٰ

    Diyanet İşleri

    Musa, "Rabbimiz, her şeye hilkatini (yaratılış özelliklerini) veren, sonra onlara yol gösterendir" dedi.

    Mehmet Okuyan

    (Musa da) "Bizim Rabbimiz her şeye yaratılışını veren dipnot 1 sonra da (yaratılışa uygun) yol gösterendir." demişti.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesaj: Secde 32:7.

    Mustafa İslamoğlu

    (Musa): "Bizim Rabbimiz her şeyin yaratılışını takdir edip, sonra da onu yaratılış amacına yöneltendir."

    Muhammed Esed

    (Musa:) "Bizim Rabbimiz, (var olan) her şeye gerçek özünü ve biçimini veren ve sonra da her şeyi (kendi doğasının gerektirdiği) yola yönelten varlıktır" diye cevap verdi.

    Ahmed Hulusi

    (Musa): "Rabbimiz her şeye, varlığını ve özelliklerini veren, sonra da yolunu kolaylaştırandır. "

    Ali Bulaç

    Dedi ki: "Bizim Rabbimiz, her şeye yaratılışını veren, sonra doğru yolunu gösterendir."

    Ali Özek ve heyeti

    O da: Bizim Rabbimiz, her şeye hilkatini (varlık ve özelliğini) veren, sonra da doğru yolu gösterendir, dedi.

    Ali Rıza Safa

    Dedi ki: "Bizim Efendimiz, her şeye yaratılışını veren; sonra, Doğru Yola Eriştirendir!"

    Bayraktar Bayraklı

    Musa, "Bizim Rabbimiz, her şeye yaratılışını veren, sonra ona doğru yolu gösterendir" dedi.

    Edip Yüksel

    "Efendimiz, Her şeye biçimini veren ve sonra yolunu gösterendir" dedi.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Rabbimiz, Her şeye biçimini veren ve sonra yolunu gösterendir,' dedi.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Musa: "Bizim Rabbimiz, herşeye uygun yaratılışını veren sonra da yolunu gösterendir!" dedi.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Bizim dedi: rabbımız her şey'e hılkatini veren sonra da yolunu gösterendir

    Erhan Aktaş

    Musa: "Bizim Rabb'imiz her şeye yaradılışını dipnot 1 veren, sonra da yol gösterendir." dedi.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yarattığı her şeyi kendine özgü özelliklerle yaratan ve yaradılış amacına uygun yolu gösterendir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Musa: "Bizim Rabb'imiz her şeye yaradılışını dipnot 1 veren, sonra da yol gösterendir." dedi.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yarattığı her şeyi kendine özgü özelliklerle yaratan ve yaradılış amacına uygun yolu gösterendir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Musa: "Bizim Rabb'imiz her şeye yaradılışını dipnot 1 veren, sonra da yol gösterendir." dedi.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yarattığı her şeyi kendine özgü özelliklerle yaratan ve bu özelliklere uygun yaşamanın yolunu gösterendir.

    Gültekin Onan

    Dedi ki: "Bizim rabbimiz, her şeye yaratılışını veren, sonra doğru yolunu gösterendir."

    Hasan Basri Çantay

    O da: "Bizim Rabbimiz her şey'e hilkatini veren, sonra da doğru yolunu gösterendir" dedi.

    İbni Kesir

    Dedi ki: Rabbımız her şeye yaratılışını veren, sonra da doğru yola eriştirendir.

    Mehmet Alagaş

    (42-55) Sen ve kardeşin ayetlerimizle gidin. Beni hatırlamakta gevşeklik göstermeyin. İkiniz de firavuna gidin O muhakkak ki taşkınlık etti. İkiniz de ona yumuşak şekilde söz söyleyin, böylelikle belki hatırlayıp anar veyahut ürperir. Rabbimiz, bize karşı aşırılığından yahut taşkınlık yapmasından dedi. İkiniz de k orkmayın, mutlaka ben sizinle beraberim, işitirim ve görürüm dedi. Ona gidin ve deyin ki muhakkak ki Rabbinin elçileriyiz, beraberimizde İsrail oğullarını gönder ve onlara azap etme. Bizler Rabbinden ayetl erle sana geldik. Kılavuzluğa / Hidayete tabi olan her kişiye esenlik olsun / selam olsun. Bize vahy olmuştur ki yalanlayana ve yüz çevirene azap vardır. Firavun dedi ki ikinizin de Rabbi kimdir Ey Musa? Rabbimiz her şeye yaratılışını veren sonrada yarattığını yola iletendir dedi. Peki önceki memleketlerin durumu nedir? dedi. Onun bilgisi Rabbimin yanında bir kitaptadır. Rabbim şaşırmaz ve unutmaz dedi. Öyle ki arzı size beşik yapmıştır, onda sizlere yollar açmıştır , s uyu gökten indirmiştir, saçılmış bitkil erden çiftleri, on unla çıkarmıştır. Yiyiniz ve hayvanlarınızı otlatınız, muhakkak ki bunda aklı başında olanlar için göstergeler / ayetler vardır. Orada / arzda sizi yarattık, sizi oraya iade edeceğiz, başka bir kere daha sizi oradan tekrar çıkaracağız.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    "Bizim Rabbimiz, her şeye yaratılışını veren ve sonra da doğru yolu gösterendir." dedi.

    Süleyman Ateş

    (Musa): "Rabbimiz, her şeye yaratılışını (varlığını ve biçimini) verip sonra onu doğru yola ileten (yaratılış gayesine uygun yola yönelten)dir." dedi.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    (Musa:) "Bizim Rabbimiz (Sahibimiz) her varlığa biçimini veren, sonra da yol gösteren zattır."

    Şaban Britch

    Bizim Rabbimiz, her şeye yaratılışını veren ve yol gösterendir, dedi.

    Şaban Piriş

    -Bizim Rabbimiz, her şeye yaratılışını veren ve yol gösterendir, dedi.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Musa dedi: "Rabbimiz, herşeye yaratılışını lütfeden, sonra da yol yordam gösteren kudrettir."

  3. Tâhâ suresi, 51. ayet — bütün mealleriyle aç

    Tâhâ suresi, 51. ayet. قَالَ فَمَا بَالُ ٱلْقُرُونِ ٱلْأُولَىٰ

    Diyanet İşleri

    Firavun, "Ya geçmiş nesillerin hali ne olacak?" dedi.

    Mehmet Okuyan

    (Firavun) "(Peki) önceki nesillerin hali ne olacak?" diye sormuştu.

    Mustafa İslamoğlu

    (Firavun): "İyi ama" dedi, "ya önceki kuşakların durumu ne olacak?"

    Muhammed Esed

    (Firavun:) "Peki" dedi, "ya önceki kuşakların durumu ne oldu?"

    Ahmed Hulusi

    (Firavun) sordu: "Peki ya eski nesillerin hali nice olur (çünkü görmediler)?"

    Ali Bulaç

    (Firavun) Dedi ki: "İlk çağlardaki nesillerin durumu nedir öyleyse?"

    Ali Özek ve heyeti

    Firavun: Öyle ise, önceki milletlerin hali ne olacak? dedi.

    Ali Rıza Safa

    "Öyleyse önceki kuşakların durumu ne olacak?" dedi. dipnot 251

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 251
      Halk arasında çok sorulan "Önceki kuşakların durumu ne olacak?" sorusu ve sorunun yanıtı bu iki ayette bildirilmiştir.

    Bayraktar Bayraklı

    Firavun, "Öyleyse önceki nesillerin durumu nedir?" dedi.

    Edip Yüksel

    "Peki geçmiş nesillerin hali ne olacak?" dedi. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Günümüz müşrikleri Kuran'ın mesajını hazmedemeyince, geçmişte Firavunun sorduğu soruyu tekrarlarlar. Böyle yıllanmış bir bahaneyle karşılaşırsanız Musa'nın verdiği ve Tanrı'nın onayladığı tarihi cevabı, yani 20:52 ayetini veriniz.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Peki geçmiş nesillerin hali ne olacak,' dedi.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Firavun: "Ya, öyle ise, önceki milletlerin durumu nedir?" dedi.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Dedi: ya öyle ise kurun-ı ula'nın hali ne?

    Erhan Aktaş

    Firavun: "Öyleyse ilk nesillerin durumu ne olacak?" dedi.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Firavun: "Öyleyse ilk nesillerin durumu ne olacak?" dedi.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Firavun: "Öyleyse öncekilerin durumu ne olacak?" dedi.

    Gültekin Onan

    (Firavun) Dedi ki: "İlk çağlardaki nesillerin durumu nedir öyleyse?"

    Hasan Basri Çantay

    (Fir'avn) dedi: "Öyleyse evvelki (geçmiş) asırlar (halkın) ın haali nedir"?

    İbni Kesir

    Öyle ise önceki nesillerin durumu nedir? dedi.

    Mehmet Alagaş

    (42-55) Sen ve kardeşin ayetlerimizle gidin. Beni hatırlamakta gevşeklik göstermeyin. İkiniz de firavuna gidin O muhakkak ki taşkınlık etti. İkiniz de ona yumuşak şekilde söz söyleyin, böylelikle belki hatırlayıp anar veyahut ürperir. Rabbimiz, bize karşı aşırılığından yahut taşkınlık yapmasından dedi. İkiniz de k orkmayın, mutlaka ben sizinle beraberim, işitirim ve görürüm dedi. Ona gidin ve deyin ki muhakkak ki Rabbinin elçileriyiz, beraberimizde İsrail oğullarını gönder ve onlara azap etme. Bizler Rabbinden ayetl erle sana geldik. Kılavuzluğa / Hidayete tabi olan her kişiye esenlik olsun / selam olsun. Bize vahy olmuştur ki yalanlayana ve yüz çevirene azap vardır. Firavun dedi ki ikinizin de Rabbi kimdir Ey Musa? Rabbimiz her şeye yaratılışını veren sonrada yarattığını yola iletendir dedi. Peki önceki memleketlerin durumu nedir? dedi. Onun bilgisi Rabbimin yanında bir kitaptadır. Rabbim şaşırmaz ve unutmaz dedi. Öyle ki arzı size beşik yapmıştır, onda sizlere yollar açmıştır , s uyu gökten indirmiştir, saçılmış bitkil erden çiftleri, on unla çıkarmıştır. Yiyiniz ve hayvanlarınızı otlatınız, muhakkak ki bunda aklı başında olanlar için göstergeler / ayetler vardır. Orada / arzda sizi yarattık, sizi oraya iade edeceğiz, başka bir kere daha sizi oradan tekrar çıkaracağız.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    "Önceki nesillerin durumu ne olacak?" dedi.

    Süleyman Ateş

    (Fir'avn): "Peki ya ilk nesillerin hali ne olacak?" dedi.

    Süleymaniye Vakfı

    Firavun dedi ki: "Peki, ya önceki nesillerin hali ne olacak?"

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    (Firavun:) "Öyleyse şimdiye kadar gelip geçenlerin (eskilerin) durumu ne olacak?"

    Şaban Britch

    Önceki nesillerin durumu ne olacak? dedi.

    Şaban Piriş

    -Önceki nesillerin durumu ne olacak? dedi.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Dedi: "Peki, ilk nesillerin hali ne olacak?"

  4. Tâhâ suresi, 52. ayet — bütün mealleriyle aç

    Tâhâ suresi, 52. ayet. قَالَ عِلْمُهَا عِندَ رَبِّى فِى كِتَٰبٍ لَّا يَضِلُّ رَبِّى وَلَا يَنسَى

    Diyanet İşleri

    Musa, şöyle dedi: "Onlar hakkındaki bilgi Rabbimin katında bir kitapta (Levh-i Mahfuz'da yazılı)dır. Rabbim, yanılmaz ve unutmaz."

    Mehmet Okuyan

    (Musa ise) şöyle demişti: "Onlar hakkındaki bilgi Rabbimin katında bir kitaptadır. Rabbim şaşırmaz ve unutmaz." dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yüce Allah'ın unutmamasıyla ilgili bkz. Meryem 19:64.

    Mustafa İslamoğlu

    (Musa): "Onların ne olacağının bilgisi Rabbim katında bir yasaya bağlı kılınmıştır: benim Rabbim ne yanılır, ne de unutur" dedi.

    Muhammed Esed

    (Musa:) "Onlar hakkındaki bilgi yalnızca Rabbimin katında, (O'nun, toplumları bağlı kıldığı) yasalar örgüsünde (yazılı)dır; benim Rabbim asla yanılmaz ve asla unutmaz."

    Ahmed Hulusi

    (Musa) dedi ki: "Onların ilmi Rabbimin indindeki bilgidir. . . Rabbim yanlış yapmaz ve unutmaz. "

    Ali Bulaç

    Dedi ki: "Bunun bilgisi Rabbimin katında bir kitaptadır. Benim Rabbim şaşırmaz ve unutmaz."

    Ali Özek ve heyeti

    Musa: Onlar hakkındaki bilgi, Rabbimin yanında bir kitapta bulunur. Rabbim, ne yanılır ne de unutur, dedi.

    Ali Rıza Safa

    "Onun bilgisi, Efendimin katındaki bir Kitap'ta kayıtlıdır. Benim Efendim, yanılmaz ve unutmaz!"

    Bayraktar Bayraklı

    Musa, "Onların bilgisi Rabbimin katında bir kitaptadır. Rabbim yanılmaz ve unutmaz" dedi.

    Edip Yüksel

    "Onların bilgisi Efendimin yanında kayıtlıdır. Efendim yanılmaz, unutmaz!"

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Onların bilgisi Rabbimin yanında kayıtlıdır. Rabbim yanılmaz, unutmaz.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Musa: "Onların bilgisi Rabbimin katında bir kitaptadır; Rabbim şaşmaz ve unutmaz.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Onun dedi: ılmi rabbımın ındinde bir kitabdadır, rabbım şaşmaz ve unutmaz

    Erhan Aktaş

    "Onun bilgisi Rabb'imin yanında yazılıdır. Rabb'im yanlış yapmaz ve unutmaz." dedi.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Onun bilgisi Rabb'imin yanında yazılıdır. Rabb'im yanlış yapmaz ve unutmaz." dedi.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Onun bilgisi Rabb'imin yanında yazılıdır. Rabb'im yanlış yapmaz ve unutmaz." dedi.

    Gültekin Onan

    Dedi ki: "Bunun bilgisi rabbimin katında bir kitaptadır. Benim rabbim şaşırmaz ve unutmaz."

    Hasan Basri Çantay

    (Musa): "Onların ilmi, dedi, Rabbimin nezdindeki bir kitabdadır. Benim Rabbim hataa da etmez, unutmaz da".

    İbni Kesir

    Dedi ki: Onların bilgisi Rabbımın katında bir kitabdadır. Benim Rabbım şaşırmaz, unutmaz.

    Mehmet Alagaş

    (42-55) Sen ve kardeşin ayetlerimizle gidin. Beni hatırlamakta gevşeklik göstermeyin. İkiniz de firavuna gidin O muhakkak ki taşkınlık etti. İkiniz de ona yumuşak şekilde söz söyleyin, böylelikle belki hatırlayıp anar veyahut ürperir. Rabbimiz, bize karşı aşırılığından yahut taşkınlık yapmasından dedi. İkiniz de k orkmayın, mutlaka ben sizinle beraberim, işitirim ve görürüm dedi. Ona gidin ve deyin ki muhakkak ki Rabbinin elçileriyiz, beraberimizde İsrail oğullarını gönder ve onlara azap etme. Bizler Rabbinden ayetl erle sana geldik. Kılavuzluğa / Hidayete tabi olan her kişiye esenlik olsun / selam olsun. Bize vahy olmuştur ki yalanlayana ve yüz çevirene azap vardır. Firavun dedi ki ikinizin de Rabbi kimdir Ey Musa? Rabbimiz her şeye yaratılışını veren sonrada yarattığını yola iletendir dedi. Peki önceki memleketlerin durumu nedir? dedi. Onun bilgisi Rabbimin yanında bir kitaptadır. Rabbim şaşırmaz ve unutmaz dedi. Öyle ki arzı size beşik yapmıştır, onda sizlere yollar açmıştır , s uyu gökten indirmiştir, saçılmış bitkil erden çiftleri, on unla çıkarmıştır. Yiyiniz ve hayvanlarınızı otlatınız, muhakkak ki bunda aklı başında olanlar için göstergeler / ayetler vardır. Orada / arzda sizi yarattık, sizi oraya iade edeceğiz, başka bir kere daha sizi oradan tekrar çıkaracağız.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    "Onlarla ilgili bilgi Rabbimin katında bir kitaptadır." dedi. "Rabbim, şaşırmaz ve unutmaz."

    Süleyman Ateş

    Dedi ki: "Onların bilgisi Rabbimin yanında bir Kitaptadır. Rabbim şaşmaz ve unutmaz."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    (Musa:) "Onun bilgisi Rabbimin katında bir kitaptadır. Benim Rabbim ne yanılır ne de unutur."

    Şaban Britch

    Onlarla ilgili bilgi Rabbimin katında bir kitaptadır, dedi. Rabbim, şaşırmaz ve unutmaz.

    Şaban Piriş

    -Onlarla ilgili bilgi Rabbimin katında bir kitaptadır. Rabbim, şaşırmaz ve unutmaz, dedi.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Onlara ilişkin bilgi, Rabbim katında bir Kitap'tadır. Rabbim ne şaşırır ne de unutur."

  5. Tâhâ suresi, 53. ayet — bütün mealleriyle aç

    Tâhâ suresi, 53. ayet. ٱلَّذِى جَعَلَ لَكُمُ ٱلْأَرْضَ مَهْدًا وَسَلَكَ لَكُمْ فِيهَا سُبُلًا وَأَنزَلَ مِنَ ٱلسَّمَآءِ مَآءً فَأَخْرَجْنَا بِهِۦٓ أَزْوَٰجًا مِّن نَّبَاتٍ شَتَّىٰ

    Diyanet İşleri

    "Rabbim, yeryüzünü size beşik yapan, orada size yollar açan ve size gökten yağmur indirendir." Böylece onunla sizin için yerden türlü türlü bitkileri çift çift çıkardık.

    Mustafa İslamoğlu

    O, sizin için yeryüzünü bir beşik yaptı; ve orada sizin için yolları O açtı; yine gökten yağmuru O indirdi. İşte bu sayede onunla envai çeşit bitkilerden çift çift ürünler çıkarmışızdır;

    Muhammed Esed

    Sizin için yeryüzünü bir beşik yapan, (hayatınızı kolaylaştırmak için) onun üzerinde yollar açan, gökten su indiren ve onunla (topraktan) türlü türlü bitki çıkaran O'dur;

    Ahmed Hulusi

    Arzı sizin için bir beşik olarak meydana getirip, orada sizin için yollar açar, semadan bir su inzal eder. . . O su ile çeşitli nebattan çiftler çıkardık.

    Ali Bulaç

    "Ki (Rabbim), yeryüzünü sizin için bir beşik kıldı, onda sizin için yollar döşedi ve gökten su indirdi; böylelikle bununla her tür bitkiden çiftler çıkardık."

    Ali Özek ve heyeti

    O, yeri size beşik yapan ve onda size yollar açan, gökten de su indirendir. Onunla biz çeşitli bitkilerden çiftler çıkardık.

    Ali Rıza Safa

    O, yeryüzünü, sizin için beşik yapmıştır. Size yollar açmış ve gökten su indirmiştir. Böylece, onunla, türlü bitkilerden çiftler çıkardık. dipnot 252

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 252
      İşte, bir bilgi ayeti: Bitkiler, diğer tüm canlı varlıklar gibi iki ayrı cinsten oluşur. Erkek bitkilerin görevi, dişi bitkiyi aşılamak amacıyla çiçek tozu üretmektir. Bir bitki yüz binlerce çiçek tozu üretebilir, ama bunların çok az bir bölümü dişi bitkiye ulaşır. Böcekler ve rüzgar aracılığıyla taşınan çiçek tozları, üreme hücrelerini birleştirirler ve aşılanmayı sağlarlar. Dış yüzeylerindeki dikensi yapı sayesinde dişinin üreme tüpüne yapışan çiçek tozlarının erkek bitkiden getirdikleri DNA, eşey organlarındaki DNA ile aşılanır.

    Bayraktar Bayraklı

    Allah, yeri size beşik yapan ve onda size yollar açan, gökten de su indirendir. Biz o suyla çeşitli bitkilerden çiftler çıkardık.

    Edip Yüksel

    O ki yeryüzünü sizin için yaşanılır kıldı, sizin için onda yollar açtı, gökten bir su indirdi ve nitekim onunla çeşit çeşit bitkiler çıkardık. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Biz, Dünya adlı uzay gemisinin astronotlarıyız. Tanrı, fezada geçici ve maceralı bir yolculuk için bizi bindirdiği uzay gemisini yenilenebilen yiyecekler, su, orman, çiftlik hayvanları, çeşitli elementler, petrol ve benzeri maddelerle donatmıştır. Tanrı'nın uzay gemisi ile bizim yine o gemiden yararlanarak yaptığımız uzay araçlarını karşılaştırınız.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    O ki yeryüzünü sizin için yaşanılır kıldı, sizin için onda yollar açtı, gökten bir su indirdi ve nitekim onunla çeşit çeşit bitkiler çıkardık.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Yeryüzünü sizin için bir döşek yapan, orada size yollar açan ve gökten bir su indiren O'dur." dedi. İşte Biz, bu su sayesinde çeşitli bitkilerden çiftler çıkarmaktayız.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    O ki size arzı bir beşik yaptı ve onda size yollar açtı ve semadan bir su indirdi de bu sebeble muhtelif nebattan çiftler çıkarmaktayız

    Erhan Aktaş

    Yeryüzünü sizin için bir beşik yapan, orada sizin için yollar açan ve gökten su indiren O'dur. Onunla her türlü bitkiden çiftler dipnot 1 yetiştirdik.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bitkiler de erkekli ve dişili olarak çiftler halinde yaratılmıştır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Yeryüzünü sizin için bir beşik yapan, orada sizin için yollar açan ve gökten su indiren O'dur. Onunla her türlü bitkiden çiftler dipnot 1 yetiştirdik.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bitkiler de erkekli ve dişili olarak çiftler halinde yaratılmıştır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Yeryüzünü sizin için bir beşik yapan, orada sizin için yollar açan ve gökten su indiren O'dur. Onunla her türlü bitkiden çiftler yetiştirdik.

    Gültekin Onan

    "Ki (rabbim), yeryüzünü sizin için bir beşik kıldı, onda sizin için yollar döşedi ve gökten su indirdi; böylelikle bununla her tür bitkiden çiftler çıkardık."

    Hasan Basri Çantay

    "O (Rab) ki yer (yüzünü) size bir döşek yapdı, orada sizin için yollar açdı, gökden su (yağmur) indirdi, İşte biz onunla türlü nebatdan çiftler çıkardık.

    İbni Kesir

    O ki; sizin için, yeryüzünü döşemiş, orada sizin için yollar açmış, gökten su indirmiştir. Biz o su ile çeşitli bitkilerden çifter çifter çıkardık.

    Mehmet Alagaş

    (42-55) Sen ve kardeşin ayetlerimizle gidin. Beni hatırlamakta gevşeklik göstermeyin. İkiniz de firavuna gidin O muhakkak ki taşkınlık etti. İkiniz de ona yumuşak şekilde söz söyleyin, böylelikle belki hatırlayıp anar veyahut ürperir. Rabbimiz, bize karşı aşırılığından yahut taşkınlık yapmasından dedi. İkiniz de k orkmayın, mutlaka ben sizinle beraberim, işitirim ve görürüm dedi. Ona gidin ve deyin ki muhakkak ki Rabbinin elçileriyiz, beraberimizde İsrail oğullarını gönder ve onlara azap etme. Bizler Rabbinden ayetl erle sana geldik. Kılavuzluğa / Hidayete tabi olan her kişiye esenlik olsun / selam olsun. Bize vahy olmuştur ki yalanlayana ve yüz çevirene azap vardır. Firavun dedi ki ikinizin de Rabbi kimdir Ey Musa? Rabbimiz her şeye yaratılışını veren sonrada yarattığını yola iletendir dedi. Peki önceki memleketlerin durumu nedir? dedi. Onun bilgisi Rabbimin yanında bir kitaptadır. Rabbim şaşırmaz ve unutmaz dedi. Öyle ki arzı size beşik yapmıştır, onda sizlere yollar açmıştır , s uyu gökten indirmiştir, saçılmış bitkil erden çiftleri, on unla çıkarmıştır. Yiyiniz ve hayvanlarınızı otlatınız, muhakkak ki bunda aklı başında olanlar için göstergeler / ayetler vardır. Orada / arzda sizi yarattık, sizi oraya iade edeceğiz, başka bir kere daha sizi oradan tekrar çıkaracağız.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    O yeryüzünü size bir döşek yapan, sizin için orada yollar açan ve gökten yağmur yağdırandır. Biz onunla çeşitli bitkilerden çifter çifter çıkardık.

    Süleyman Ateş

    O ki, yeri size beşik yaptı ve onda sizin için yollar açtı, gökten bir su indirdi. Onunla her çeşit bitkiden çiftler çıkardık.

    Süleymaniye Vakfı

    (Rabbimiz) Yeryüzünü sizin için bir beşik dipnot 1 yapan, orada size yollar açan dipnot 2 , gökten su indiren ve onunla erkekli dişili, çeşit çeşit bitkiler dipnot 3 çıkarandır dipnot 4 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Zuhruf 43/10, Zariyat 51/48, Nebe 78/6. Dünyanın beşik olması iki yana eğilmesini gerektirir. Eğilme şekline göre ekvatorun bir tarafı güneşin karşısına geçerken diğer tarafı uzakta kalır. Güneş ışınlarının, yılın bir bölümünde dünyanın kuzeyine, bir bölümünde de güneyine daha dik gelmesi bundandır.
    2. metne dön, dipnot 2
    3. metne dön, dipnot 3
    4. metne dön, dipnot 4
      Sözlükte eğmek /bükmek /çevirmek anlamındaki left (لفت) kökünden türeyen iltifat, bir şeyi yöneldiği taraftan başka bir tarafa çevirmek anlamına gelir. Terim olarak iltifat, üslupla ilgili edebi bir sanattır. Kullanıldığı yerlerde ifadeye tehdit ve korkutma, tenbih, kınama, silkeleme, uyarma ve hatırlatma, sebep gösterme, talebin önemini ifade etme gibi anlamlar katar. Dinleyicinin ilgi ve dikkatini canlı tutmayı sağlar. İltifat; kişide, tekillik-çoğullukta ve zamanda yapılabilir. Türkçede de benzer amaçlarla, konuşurken kişi değiştirme, tekil kişiyi çoğul zamirle ifade etme ve kipte değişiklik yapma vardır: ancak her dilin dinamikleri kendine özgü olduğu için bir dilden başka bir dile çeviri yapılırken aynı anlam inceliklerini yansıtmak her zaman mümkün olmaz. Bu yüzden mealimizde Kur'an'da geçen iltifat sanatlı söyleyişler, Türkçede daha iyi anlaşılması amacıyla yer yer lafzen değil, manen aktarılmıştır.

    Şaban Britch

    Allah, yeryüzünü sizin için beşik yaptı ve orada yine sizin için yollar açtı. Gökten su indirip, onunla çeşitli bitkilerden çifter çifter çıkardık.

    Şaban Piriş

    Allah, yeryüzünü sizin için beşik yaptı ve orada yine sizin için yollar açtı. Gökten su indirip, onunla çeşitli bitkilerden çifter çifter çıkardık.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yeryüzünü size beşik yapan, onda sizin için yollar açan, gökten su indiren O'dur. Biz o suyla çeşitli bitkilerden çiftler çıkardık.

  6. Tâhâ suresi, 54. ayet — bütün mealleriyle aç

    Tâhâ suresi, 54. ayet. كُلُوا۟ وَٱرْعَوْا۟ أَنْعَٰمَكُمْ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَٰتٍ لِّأُو۟لِى ٱلنُّهَىٰ

    Diyanet İşleri

    Yiyin, hayvanlarınızı yayın. Şüphesiz bunda akıl sahipleri için (Allah'ın varlığını ve birliğini gösteren) deliller vardır.

    Mehmet Okuyan

    Yiyin; hayvanlarınızı otlatın! Şüphesiz ki bunda (kötülüklerden) engelleyen akıl sahipleri için deliller vardır. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesaj: Tâhâ 20:128.

    Mustafa İslamoğlu

    siz de beslenin, hayvanlarınızı da besleyin: Şüphesiz bütün bunlarda, sahibini kötülükten koruyan bir akla sahip olanlar için alınacak dersler vardır.

    Muhammed Esed

    (bu,) hem sizin (o toprağın ürünleriyle) beslenmeniz, hem de hayvanlarınızı otlatmanız (içindir). Şüphesiz, bütün bunlarda akıl sahipleri için çıkarılacak dersler vardır.

    Ahmed Hulusi

    Yeyin ve hayvanlarınızı da otlatın. . . Muhakkak ki bunda sağlıklı düşünenler için işaretler vardır.

    Ali Bulaç

    "Yiyin ve hayvanlarınızı otlatın. Şüphesiz, bunda sağduyu sahipleri için elbette ayetler vardır.

    Ali Özek ve heyeti

    Yiyin ve hayvanlarınızı otlatın. Şüphesiz bunda, akıl sahipleri için (Allah'ın varlığına ve birliğine) deliller vardır.

    Ali Rıza Safa

    Yiyin ve hayvanlarınızı otlatın. Aslında, işte bunda, akıl yetisi olanlar için kesinlikle kanıtlar vardır.

    Bayraktar Bayraklı

    Yiyiniz; hayvanlarınızı otlatınız. Şüphesiz bunda akıl sahipleri için işaretler vardır.

    Edip Yüksel

    Çiftlik hayvanlarını yiyiniz, otlatınız. Zeka sahipleri için bunda işaretler vardır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Çiftlik hayvanlarını yiyiniz, otlatınız. Zeka sahipleri için bunda işaretler vardır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Hem yiyiniz, hem de hayvanlarınızı güdünüz; gerçekten bunda doğruya kılavuzluk eden akıl sahipleri için birçok deliller vardır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Hem yiyiniz hem hayvanlarınızı güdünüz, her halde bunda üli'n-nüha için çok ayetler var

    Erhan Aktaş

    Yiyin ve hayvanlarınızı otlatın. Bunda, akıl sahipleri için ayetler dipnot 1 vardır.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Göstergeler, kanıtlar.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Yiyin ve hayvanlarınızı otlatın. Bunda, akıl sahipleri için ayetler dipnot 1 vardır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Göstergeler, kanıtlar.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Yiyin ve hayvanlarınızı otlatın. Bunda, akıl sahipleri için ayetler dipnot 1 vardır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Göstergeler, kanıtlar.

    Gültekin Onan

    "Yiyin ve hayvanlarınızı otlatın. Şüphesiz, bunda sağduyu sahipleri için elbette ayetler vardır.

    Hasan Basri Çantay

    Hem siz yeyin, hem davarlarınıza yedirin. Şübhe yok ki bunda salim akıl saahibleri için ibretler vardır.

    İbni Kesir

    Hem siz yeyin, hem hayvanlarınızı otlatın. Şüphesiz ki bunlarda sağduyu sahipleri için ayetler vardır.

    Mehmet Alagaş

    (42-55) Sen ve kardeşin ayetlerimizle gidin. Beni hatırlamakta gevşeklik göstermeyin. İkiniz de firavuna gidin O muhakkak ki taşkınlık etti. İkiniz de ona yumuşak şekilde söz söyleyin, böylelikle belki hatırlayıp anar veyahut ürperir. Rabbimiz, bize karşı aşırılığından yahut taşkınlık yapmasından dedi. İkiniz de k orkmayın, mutlaka ben sizinle beraberim, işitirim ve görürüm dedi. Ona gidin ve deyin ki muhakkak ki Rabbinin elçileriyiz, beraberimizde İsrail oğullarını gönder ve onlara azap etme. Bizler Rabbinden ayetl erle sana geldik. Kılavuzluğa / Hidayete tabi olan her kişiye esenlik olsun / selam olsun. Bize vahy olmuştur ki yalanlayana ve yüz çevirene azap vardır. Firavun dedi ki ikinizin de Rabbi kimdir Ey Musa? Rabbimiz her şeye yaratılışını veren sonrada yarattığını yola iletendir dedi. Peki önceki memleketlerin durumu nedir? dedi. Onun bilgisi Rabbimin yanında bir kitaptadır. Rabbim şaşırmaz ve unutmaz dedi. Öyle ki arzı size beşik yapmıştır, onda sizlere yollar açmıştır , s uyu gökten indirmiştir, saçılmış bitkil erden çiftleri, on unla çıkarmıştır. Yiyiniz ve hayvanlarınızı otlatınız, muhakkak ki bunda aklı başında olanlar için göstergeler / ayetler vardır. Orada / arzda sizi yarattık, sizi oraya iade edeceğiz, başka bir kere daha sizi oradan tekrar çıkaracağız.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Hem siz yiyin; hem de hayvanlarınızı otlatın. Şüphesiz bunda akıl sahipleri için ayetler vardır.

    Süleyman Ateş

    Yeyin, hayvanlarınızı otlatın. Şüphesiz bunda, akıl sahipleri için ibretler vardır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlardan yiyin, malınızı davarınızı da otlatın. Bunda aklı başında olanlar için kesin belgeler (ayetler) vardır."

    Şaban Britch

    Hem siz yiyin; hem de hayvanlarınızı otlatın. Şüphesiz bunda sağduyu sahipleri için ayetler vardır.

    Şaban Piriş

    Hem siz yiyin; hem de hayvanlarınızı otlatın. Şüphesiz bunda sağduyu sahipleri için ayetler vardır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yiyin, hayvanlarınızı yayıp otlatın. Kuşkusuz bunda, aklı başında insanlar için ibretler vardır.

  7. Tâhâ suresi, 55. ayet — bütün mealleriyle aç

    Tâhâ suresi, 55. ayet. مِنْهَا خَلَقْنَٰكُمْ وَفِيهَا نُعِيدُكُمْ وَمِنْهَا نُخْرِجُكُمْ تَارَةً أُخْرَىٰ

    Diyanet İşleri

    (Ey insanlar!) Sizi topraktan yarattık, (ölümünüzle) sizi oraya döndüreceğiz ve sizi bir kere daha oradan çıkaracağız.

    Mustafa İslamoğlu

    Biz sizi (topraktan) yarattık, yine ona döndüreceğiz; ve oradan bir kez daha çıkaracağız.

    Muhammed Esed

    (şöyle ki:) sizi yerden yarattık; yine ona döndürecek ve sonra ondan tekrar diriltip çıkaracağız.

    Ahmed Hulusi

    Sizi ondan halk ettik! Tekrar sizi oraya iade edeceğiz! Sizi ondan bir kez daha çıkaracağız (ba's).

    Ali Bulaç

    Sizi ondan yarattık, ona geri vereceğiz ve sizi bir kere daha ondan çıkaracağız.

    Ali Özek ve heyeti

    Sizi ondan (topraktan) yarattık; yine sizi oraya döndüreceğiz ve bir kez daha sizi ondan çıkaracağız.

    Ali Rıza Safa

    Sizi, ondan yarattık ve ona döndüreceğiz. Ve sizi, bir kez daha ondan çıkaracağız.

    Bayraktar Bayraklı

    Sizi topraktan yarattık; yine sizi oraya döndüreceğiz ve bir defa daha sizi oradan çıkaracağız.

    Edip Yüksel

    Sizi o yerden yarattık, sizi tekrar ona döndüreceğiz ve bir kez daha sizi ondan çıkartacağız.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Sizi o yerden yarattık, sizi tekrar ona döndüreceğiz ve bir kez daha sizi ondan çıkartacağız.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Sizi topraktan yarattık, yine ona döndüreceğiz ve yine sizi ondan bir kere daha çıkaracağız.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Sizi o Arzdan yarattık, yine sizi ona iade edeceğiz hem de ondan sizi diğer bir def'a daha çıkaracağız

    Erhan Aktaş

    Sizi ondan dipnot 1 yarattık. Ve sizi ona döndüreceğiz. Ve sizi oradan bir kere daha çıkaracağız.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Topraktan.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Sizi ondan dipnot 1 yarattık. Ve sizi ona döndüreceğiz. Ve sizi oradan bir kere daha çıkaracağız.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Topraktan

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Sizi ondan yarattık. Ve sizi ona döndüreceğiz. Ve sizi oradan bir kere daha çıkaracağız.

    Gültekin Onan

    Sizi ondan yarattık, ona geri vereceğiz ve sizi bir kere daha ondan çıkaracağız.

    Hasan Basri Çantay

    Sizi (aslınızı) ondan (toprakdan) yaratdık. Sizi (ölümünüzden sonra) yine ona döndüreceğiz. (Ba's zamanında da) sizi bir kerre daha ondan çıkaracağız.

    İbni Kesir

    Ondan yarattık sizi, oraya da döndüreceğiz. Ve sizi, bir kere daha oradan çıkaracağız.

    Mehmet Alagaş

    (42-55) Sen ve kardeşin ayetlerimizle gidin. Beni hatırlamakta gevşeklik göstermeyin. İkiniz de firavuna gidin O muhakkak ki taşkınlık etti. İkiniz de ona yumuşak şekilde söz söyleyin, böylelikle belki hatırlayıp anar veyahut ürperir. Rabbimiz, bize karşı aşırılığından yahut taşkınlık yapmasından dedi. İkiniz de k orkmayın, mutlaka ben sizinle beraberim, işitirim ve görürüm dedi. Ona gidin ve deyin ki muhakkak ki Rabbinin elçileriyiz, beraberimizde İsrail oğullarını gönder ve onlara azap etme. Bizler Rabbinden ayetl erle sana geldik. Kılavuzluğa / Hidayete tabi olan her kişiye esenlik olsun / selam olsun. Bize vahy olmuştur ki yalanlayana ve yüz çevirene azap vardır. Firavun dedi ki ikinizin de Rabbi kimdir Ey Musa? Rabbimiz her şeye yaratılışını veren sonrada yarattığını yola iletendir dedi. Peki önceki memleketlerin durumu nedir? dedi. Onun bilgisi Rabbimin yanında bir kitaptadır. Rabbim şaşırmaz ve unutmaz dedi. Öyle ki arzı size beşik yapmıştır, onda sizlere yollar açmıştır , s uyu gökten indirmiştir, saçılmış bitkil erden çiftleri, on unla çıkarmıştır. Yiyiniz ve hayvanlarınızı otlatınız, muhakkak ki bunda aklı başında olanlar için göstergeler / ayetler vardır. Orada / arzda sizi yarattık, sizi oraya iade edeceğiz, başka bir kere daha sizi oradan tekrar çıkaracağız.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Sizi topraktan yarattık, sizi oraya döndüreceğiz ve sizi bir kere daha oradan çıkaracağız.

    Süleyman Ateş

    Sizi topraktan yarattık, yine oraya döndürürüz ve sizi bir kez daha ondan çıkarırız.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sizi topraktan yarattık, yine toprağa çevireceğiz ve bir kere daha sizi topraktan çıkaracağız.

    Şaban Britch

    Topraktan yarattık sizi, yine oraya döndürecek ve yine oradan bir kere daha çıkaracağız.

    Şaban Piriş

    Topraktan yarattık sizi, yine oraya döndürecek ve yine oradan bir kere daha çıkaracağız.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Sizi yerden yarattık. Tekrar oraya göndereceğiz. Ve oradan sizi bir kez daha çıkaracağız.

  8. Tâhâ suresi, 56. ayet — bütün mealleriyle aç

    Tâhâ suresi, 56. ayet. وَلَقَدْ أَرَيْنَٰهُ ءَايَٰتِنَا كُلَّهَا فَكَذَّبَ وَأَبَىٰ

    Diyanet İşleri

    Andolsun, biz ona (Firavun'a) bütün mucizelerimizi gösterdik de o bunları yalanladı ve reddetti.

    Mustafa İslamoğlu

    Doğrusu Biz (Firavun'a) mucizevi belgelerimizin her türünü gösterdik; fakat o yalanladı ve küstahça yüz çevirdi.

    Muhammed Esed

    Gerçek şu ki, Biz Firavun'u mesajlarımızın hepsinden haberdar kıldık; ama o bunları yalan saydı ve kabule yanaşmadı.

    Ahmed Hulusi

    Andolsun ki biz ona (Firavun'a) işaretlerimizin hepsini gösterdik. . . (Fakat o) yalanladı ve kabulden kaçındı.

    Ali Bulaç

    Andolsun, biz ona ayetlerimizin tümünü gösterdik; fakat o, yalanladı ve ayak diretti.

    Ali Özek ve heyeti

    Andolsun biz ona (Firavuna) bütün (bu) delillerimizi gösterdik; yine de yalanladı ve diretti.

    Ali Rıza Safa

    Gerçek şu ki, tüm ayetlerimizi ona gösterdik; yine de yalanladı ve dayattı.

    Bayraktar Bayraklı

    Andolsun biz, Firavun'a bütün delillerimizi gösterdik; yine de yalanladı, kabul etmemekte diretti.

    Edip Yüksel

    Ona tüm işaret ve delillerimizi göstermemize rağmen yalanlayıp reddetti.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ona tüm işaret ve delillerimizi göstermemize rağmen yalanlayıp reddetti.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Andolsun ki. Biz Firavuna bütün mucizelerimizi gösterdik; öyle iken o, yine yalanladı ve dayattı.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Kasem olsun biz, ona ayetlerimizin hepsini gösterdik, öyle iken o yine yalan dedi dayattı

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ant olsun ki; ayetlerimizin dipnot 1 hepsini ona gösterdik. Buna rağmen yalanlamada diretti.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Belgelerimizin, göstergelerimizin, kanıtlarımızın.

    Gültekin Onan

    Andolsun, biz ona ayetlerimizin tümünü gösterdik; fakat o, yalanladı ve ayak diretti.

    Hasan Basri Çantay

    Andolsun ki biz ona ayetlerimizin hepsini gösterdik de, (Buna rağmen) o, yine tekzib etdi, dayatdı.

    İbni Kesir

    Andolsun ki ona bütün ayetlerimizi gösterdik ama yalanlayıp kaçtı.

    Mehmet Alagaş

    (56-76) Kesinlikle ona / firavuna ayetlerimizin hepsini gösterdik yalanladı ve di klendi. Ey Musa! Sihrinle bizi arzımızdan çıkarmaya mı geldin? dedi. Senin sihrinin benzerini biz de getireceğiz. Bizimle sen, aramızda ihtilaf etmeyeceğimiz uygun bir mekânda randevulaşalım. Buluşma günümüz / randevu günümüz insanların toplandığı süs gününün / ziynet gününün kuşluk vakti olsun dedi ve f iravun sırtını döndü gitti , sonrasında tuzak kurgusunu toparlayıp randevuya geldi. Musa onlara dedi ki yazıklar olsun / veyl olsun size, yalanı Alla h'a iftira etmeyin azapla kökünüzü kurutur, kim iftira ederse asla umduğuna ulaşamaz. Aralarında işleri ile ilgili tartıştılar gizli gizli fısıldaştılar. Dediler ki her hâlükârda bu iki sihirbaz, sihirleri ile sizi yerinizden çıkarmak, örnek aldığınız yolunuzu gidermek istiyorlar. Kurduğunuz tuzakları toparlayın sonra saf haline gelin, bugün yüce olan başarıya ulaşır. Dediler ki ey Musa ya sen bırak veya ilk bırakan biz olalım. Tamam siz bırakın dedi. İplerine ve asaları na, sihirleriyle, onlara doğru koştukları hayalini verdi rdiler. Musa kendisinde bir korku hissetti. Biz de ona korkma dedik , sen yücesin. Bırak elindekini, onların tüm ürettiklerini yutacaktır. Onların ürettikleri sadece büyücülerin kurgusal bir tuzağıdır. S ihirbazlar hangi tarafa ulaşırlarsa ulaşsınlar, hiçbir şekilde iflah olmazlar. Sihirbazlar kendilerini secdeye bıraktılar, Harun ve Musa'nın Rabbine iman ettik dediler. Firavun s ize izin vermeden önce iman mı ettiniz dedi ? Kesinlikle o size sihri öğreten büyüğünüzdür. Ellerinizi ve ayaklarınızı çapraz olarak keseceğim hurma direklerinde sizi asarak idam edeceğim. Hangimizin azabı şiddetlidir ve kalıcıdır bileceksiniz. Dediler ki açıklamaların bize gelmesi üzerine, artık seni asla tercih etmeyeceğiz ki O bizi yarattı, neyi gerçekleştireceksen gerçekleştir artık. Muhakkak ki sen bu dünya hayatındakileri gerçekleştirebilirsin. Günahlarımızdan ve bizi zorladığın sihirle alakalı şeylerden dolayı, bizleri bağışlaması amacıyla Rabbimize güvendik / O’na iman ettik, Allah hayırlıdır ve baki olandır. Muhakkak ki suç işlemiş olarak Rabbine gelen kim ise kesinlikle onun için cehennem vardır, içerisinde ne ölür ne de diri kalır. Kim de mümin olarak ve salih amel işlemiş olarak gelirse işte onlara yüce dereceler vardır. Altlarından n ehirler akan ebedi kalınan adn cennetleri , işte bu, arınanların karşılığıdır / cezasıdır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ona ayetlerimizin hepsini göstermiştik. Fakat o yalanladı ve diretti.

    Süleyman Ateş

    Andolsun biz o(Fir'av)n'a ayetlerimizin hepsini gösterdik, yine de yalanladı ve dayattı.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Firavun'a bütün belgelerimizi (ayetlerimizi) gösterdik ama o yalana sarıldı ve direndi.

    Şaban Britch

    Ona ayetlerimizin hepsini göstermiştik. Fakat o yalanladı ve kabul etmedi.

    Şaban Piriş

    Ona ayetlerimizin hepsini göstermiştik. Fakat o yalanladı ve kabul etmedi.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yemin olsun, o Firavun'a ayetlerimizin tamamını gösterdik ama yalanlayıp inadını sürdürdü.

  9. Tâhâ suresi, 57. ayet — bütün mealleriyle aç

    Tâhâ suresi, 57. ayet. قَالَ أَجِئْتَنَا لِتُخْرِجَنَا مِنْ أَرْضِنَا بِسِحْرِكَ يَٰمُوسَىٰ

    Diyanet İşleri

    Şöyle dedi: "Ey Musa! Sihrin ile bizi yurdumuzdan çıkarmak için mi geldin?"

    Mehmet Okuyan

    (Firavun) demişti ki: "Ey Musa! Yaptığın büyü ile bizi yurdumuzdan çıkarmaya mı geldin?

    Mustafa İslamoğlu

    (Firavun) dedi ki: "Sen, sihrinle bizi yurdumuzdan çıkarmak için mi geldin ey Musa?

    Muhammed Esed

    (Firavun:) "Ey Musa!" dedi, "Sen sihrinle bizi yurdumuzdan çıkarmaya mı geldin?

    Ahmed Hulusi

    "Sihrin ile bizi arzımızdan çıkarmak için mi geldin, ya Musa?" dedi.

    Ali Bulaç

    Dedi ki: "Ey Musa, sen bizi sihrinle yurdumuzdan sürüp çıkarmaya mı gelmiş bulunuyorsun?"

    Ali Özek ve heyeti

    Dedi ki: Bizi, yaptığın büyü ile yurdumuzdan çıkarasın diye mi geldin, ey Musa?

    Ali Rıza Safa

    "Bizi, toprağımızdan büyünle çıkarmaya mı geldin; ey Musa?" dedi.

    Bayraktar Bayraklı

    Dedi ki: "Bizi yaptığın büyü ile yurdumuzdan çıkarasın diye mi geldin, ey Musa?"

    Edip Yüksel

    Dedi ki, "Sen bizi büyünle yurdumuzdan çıkarmak için mi geldin, Musa?"

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Dedi ki, 'Sen bizi büyünle yurdumuzdan çıkarmak için mi geldin, Musa?'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Dedi ki: "Ey Musa, sen sihrinle bizi yerimizden çıkarmak için mi bize geldin?

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Sen, dedi: sihrinle bizi yerimizden çıkarmak için mi geldin bize ya Musa!

    Erhan Aktaş

    "Ey Musa! Sen sihrinle bizi yurdumuzdan çıkarmak için mi geldin?" dedi.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Ey Musa! Sen sihrinle bizi yurdumuzdan çıkarmak için mi geldin?" dedi.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Ey Musa, sen sihrinle bizi yurdumuzdan çıkarmak için mi geldin?" dedi.

    Gültekin Onan

    Dedi ki: "Ey Musa, sen bizi sihrinle yurdumuzdan sürüp çıkarmaya mı gelmiş bulunuyorsun?"

    Hasan Basri Çantay

    Dedi: "Ey Musa, sen sihrinle bizi yerimizden çıkarman için mi geldin bize"?

    İbni Kesir

    Ve dedi ki: Sihirbazlığınla bizi yurdumuzdan çıkarmaya mı geldin ey Musa?

    Mehmet Alagaş

    (56-76) Kesinlikle ona / firavuna ayetlerimizin hepsini gösterdik yalanladı ve di klendi. Ey Musa! Sihrinle bizi arzımızdan çıkarmaya mı geldin? dedi. Senin sihrinin benzerini biz de getireceğiz. Bizimle sen, aramızda ihtilaf etmeyeceğimiz uygun bir mekânda randevulaşalım. Buluşma günümüz / randevu günümüz insanların toplandığı süs gününün / ziynet gününün kuşluk vakti olsun dedi ve f iravun sırtını döndü gitti , sonrasında tuzak kurgusunu toparlayıp randevuya geldi. Musa onlara dedi ki yazıklar olsun / veyl olsun size, yalanı Alla h'a iftira etmeyin azapla kökünüzü kurutur, kim iftira ederse asla umduğuna ulaşamaz. Aralarında işleri ile ilgili tartıştılar gizli gizli fısıldaştılar. Dediler ki her hâlükârda bu iki sihirbaz, sihirleri ile sizi yerinizden çıkarmak, örnek aldığınız yolunuzu gidermek istiyorlar. Kurduğunuz tuzakları toparlayın sonra saf haline gelin, bugün yüce olan başarıya ulaşır. Dediler ki ey Musa ya sen bırak veya ilk bırakan biz olalım. Tamam siz bırakın dedi. İplerine ve asaları na, sihirleriyle, onlara doğru koştukları hayalini verdi rdiler. Musa kendisinde bir korku hissetti. Biz de ona korkma dedik , sen yücesin. Bırak elindekini, onların tüm ürettiklerini yutacaktır. Onların ürettikleri sadece büyücülerin kurgusal bir tuzağıdır. S ihirbazlar hangi tarafa ulaşırlarsa ulaşsınlar, hiçbir şekilde iflah olmazlar. Sihirbazlar kendilerini secdeye bıraktılar, Harun ve Musa'nın Rabbine iman ettik dediler. Firavun s ize izin vermeden önce iman mı ettiniz dedi ? Kesinlikle o size sihri öğreten büyüğünüzdür. Ellerinizi ve ayaklarınızı çapraz olarak keseceğim hurma direklerinde sizi asarak idam edeceğim. Hangimizin azabı şiddetlidir ve kalıcıdır bileceksiniz. Dediler ki açıklamaların bize gelmesi üzerine, artık seni asla tercih etmeyeceğiz ki O bizi yarattı, neyi gerçekleştireceksen gerçekleştir artık. Muhakkak ki sen bu dünya hayatındakileri gerçekleştirebilirsin. Günahlarımızdan ve bizi zorladığın sihirle alakalı şeylerden dolayı, bizleri bağışlaması amacıyla Rabbimize güvendik / O’na iman ettik, Allah hayırlıdır ve baki olandır. Muhakkak ki suç işlemiş olarak Rabbine gelen kim ise kesinlikle onun için cehennem vardır, içerisinde ne ölür ne de diri kalır. Kim de mümin olarak ve salih amel işlemiş olarak gelirse işte onlara yüce dereceler vardır. Altlarından n ehirler akan ebedi kalınan adn cennetleri , işte bu, arınanların karşılığıdır / cezasıdır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ve dedi ki: "Sihrinle bizi yurdumuzdan çıkarmaya mı geldin Ey Mûsâ?"

    Süleyman Ateş

    Ve: "Sen bizi büyünle yurdumuzdan çıkarasın diye mi geldin ey Musa?" dedi.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Dedi ki "Musa! Büyünle bizleri yerimizden yurdumuzdan çıkarmak için mi geldin?

    Şaban Britch

    Ve dedi ki: Sihrinle bizi yurdumuzdan çıkarmaya mı geldin Ey Musa?

    Şaban Piriş

    Ve dedi ki: -Sihirbazlığınla bizi yurdumuzdan çıkarmaya mı geldin Ey Musa?!

    Yaşar Nuri Öztürk

    Şöyle dedi: "Büyünle bizi, toprağımızdan çıkarasın diye mi geldin, ey Musa!"

  10. Tâhâ suresi, 58. ayet — bütün mealleriyle aç

    Tâhâ suresi, 58. ayet. فَلَنَأْتِيَنَّكَ بِسِحْرٍ مِّثْلِهِۦ فَٱجْعَلْ بَيْنَنَا وَبَيْنَكَ مَوْعِدًا لَّا نُخْلِفُهُۥ نَحْنُ وَلَآ أَنتَ مَكَانًا سُوًى

    Diyanet İşleri

    "Biz de mutlaka sana karşı onun gibi bir sihir yapacağız. Bunun için seninle bizim aramızda; uygun bir yerde, senin de, bizim de caymayacağımız bir buluşma vakti belirle."

    Mehmet Okuyan

    Biz de sana, aynen onun gibi bir büyü yapacağız. Seninle bizim aramızda, senin de bizim de muhalefet etmeyeceğimiz uygun bir yerde buluşma zamanı ayarla!

    Mustafa İslamoğlu

    Fakat şunu da bil ki biz de sana, benzer bir sihirle karşılık vereceğiz. Haydi, şimdi bizimle senin aranda kamuya açık bir mekanda, iki tarafın da cayamayacağı bir buluşma zamanı tayin et!"

    Muhammed Esed

    Madem öyle, biz de sana mutlaka bunun gibi bir sihirle karşılık vereceğiz! O halde şimdi, aramızda, uygun bir yerde -katılmaktan bizim de, senin de caymayacağımız- bir buluşma günü tayin et!"

    Ahmed Hulusi

    "Sendekinin benzeri bir sihri, biz de sana getireceğiz. . . Aramızda bir buluşma zamanı belirle ki, ikimiz de ona uyalım. . . Düzgün bir mekanda buluşalım. "

    Ali Bulaç

    "Madem böyle, biz de sana buna benzer bir sihirle geleceğiz; şimdi sen, bir 'buluşma zamanı ve yeri' tesbit et, bizim de, senin de karşı olamayacağımız açık, geniş bir yer olsun" dedi.

    Ali Özek ve heyeti

    Öyle ise, muhakkak surette biz de sana, aynen onun gibi bir büyü getireceğiz. Şimdi sen, seninle bizim aramızda, ne senin, ne de bizim muhalefet etmeyeceğimiz uygun bir yerde buluşma zamanı ayarla.

    Ali Rıza Safa

    "Madem öyle, onun tıpkısı bir büyüyü, kesinlikle sana getireceğiz. Şimdi, bizim ve senin için uygun olan bir buluşma zamanı ve yeri belirle!"

    Bayraktar Bayraklı

    "Biz de kesinlikle sana benzeri bir büyü getireceğiz. Bizim de sizin de anlaşacağımız uygun bir yerde buluşmamız için bir vakit belirle!" dediler.

    Edip Yüksel

    "Biz de sana benzer bir büyü göstereceğiz. Her iki taraf için de uygun olan yerde ne senin ne de bizim caymayacağımız bir randevu zamanı belirle."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Biz de sana benzer bir büyü göstereceğiz. Her iki taraf için de uygun olan yerde ne senin ne de bizim caymayacağımız bir randevu zamanı belirle. '

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    O halde bilmiş ol ki, biz de sana onun gibi bir sihir yapacağız. Şimdi sen, seninle aramızda bir buluşma yeri ve zamanı belirle ki, ne senin ne de bizim caymayacağımız denk bir yer olsun!" dedi.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    O halde bilmiş ol ki biz de onun gibi bir sihir sana yapacağız, şimdi sen, seninle aramızda bir miad ta'yin et ki ne senin ne bizim hulf etmiyeceğimiz denk bir mahal olsun.

    Erhan Aktaş

    "O halde biz de sana, senin sihrine benzer bir sihirle karşılık vereceğiz. Şimdi üzerinde birlikte anlaşacağımız uygun bir yer ve zaman belirle."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "O halde biz de sana, senin sihrine benzer bir sihirle karşılık vereceğiz. Şimdi üzerinde birlikte anlaşacağımız uygun bir yer ve zaman belirle."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    O halde biz de sana, senin sihrine benzer bir sihirle karşılık vereceğiz. Şimdi üzerinde birlikte anlaşacağımız bir yer ve zaman belirle.

    Gültekin Onan

    "Madem böyle, biz de sana buna benzer bir sihirle geleceğiz; şimdi sen, bir 'buluşma zamanı ve yeri' tesbit et, bizim de, senin de karşı olamayacağımız açık, geniş bir yer olsun" dedi.

    Hasan Basri Çantay

    "Şimdi biz de sana onun (senin sihrin) gibi bir sihir yapacağız, şimdi sen kendinle bizim aramızda bir buluşma yeri ve vakti ta'yin et ki ne senin, ne bizim caymayacağımız düz (geniş) bir yer olsun" dedi.

    İbni Kesir

    Şimdi biz de seninkine benzer bir sihir göstereceğiz sana. Bizimle senin aranda bir buluşma zamanı ve yeri tayin et ki; sen de, biz de düz bir yerde bulunalım, caymayalım.

    Mehmet Alagaş

    (56-76) Kesinlikle ona / firavuna ayetlerimizin hepsini gösterdik yalanladı ve di klendi. Ey Musa! Sihrinle bizi arzımızdan çıkarmaya mı geldin? dedi. Senin sihrinin benzerini biz de getireceğiz. Bizimle sen, aramızda ihtilaf etmeyeceğimiz uygun bir mekânda randevulaşalım. Buluşma günümüz / randevu günümüz insanların toplandığı süs gününün / ziynet gününün kuşluk vakti olsun dedi ve f iravun sırtını döndü gitti , sonrasında tuzak kurgusunu toparlayıp randevuya geldi. Musa onlara dedi ki yazıklar olsun / veyl olsun size, yalanı Alla h'a iftira etmeyin azapla kökünüzü kurutur, kim iftira ederse asla umduğuna ulaşamaz. Aralarında işleri ile ilgili tartıştılar gizli gizli fısıldaştılar. Dediler ki her hâlükârda bu iki sihirbaz, sihirleri ile sizi yerinizden çıkarmak, örnek aldığınız yolunuzu gidermek istiyorlar. Kurduğunuz tuzakları toparlayın sonra saf haline gelin, bugün yüce olan başarıya ulaşır. Dediler ki ey Musa ya sen bırak veya ilk bırakan biz olalım. Tamam siz bırakın dedi. İplerine ve asaları na, sihirleriyle, onlara doğru koştukları hayalini verdi rdiler. Musa kendisinde bir korku hissetti. Biz de ona korkma dedik , sen yücesin. Bırak elindekini, onların tüm ürettiklerini yutacaktır. Onların ürettikleri sadece büyücülerin kurgusal bir tuzağıdır. S ihirbazlar hangi tarafa ulaşırlarsa ulaşsınlar, hiçbir şekilde iflah olmazlar. Sihirbazlar kendilerini secdeye bıraktılar, Harun ve Musa'nın Rabbine iman ettik dediler. Firavun s ize izin vermeden önce iman mı ettiniz dedi ? Kesinlikle o size sihri öğreten büyüğünüzdür. Ellerinizi ve ayaklarınızı çapraz olarak keseceğim hurma direklerinde sizi asarak idam edeceğim. Hangimizin azabı şiddetlidir ve kalıcıdır bileceksiniz. Dediler ki açıklamaların bize gelmesi üzerine, artık seni asla tercih etmeyeceğiz ki O bizi yarattı, neyi gerçekleştireceksen gerçekleştir artık. Muhakkak ki sen bu dünya hayatındakileri gerçekleştirebilirsin. Günahlarımızdan ve bizi zorladığın sihirle alakalı şeylerden dolayı, bizleri bağışlaması amacıyla Rabbimize güvendik / O’na iman ettik, Allah hayırlıdır ve baki olandır. Muhakkak ki suç işlemiş olarak Rabbine gelen kim ise kesinlikle onun için cehennem vardır, içerisinde ne ölür ne de diri kalır. Kim de mümin olarak ve salih amel işlemiş olarak gelirse işte onlara yüce dereceler vardır. Altlarından n ehirler akan ebedi kalınan adn cennetleri , işte bu, arınanların karşılığıdır / cezasıdır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    "Biz de mutlaka sana karşı onun gibi bir sihir yapacağız. Bunun için seninle bizim aramızda; uygun bir yerde, senin de, bizim de gelebileceğimiz bir buluşma vakti belirle."

    Süleyman Ateş

    "Biz de mutlaka sana o(se)nin (büyün) gibi bir büyü getireceğiz. Sen şimdi seninle bizim aramızda bir buluşma zamanı ve yeri tayin et; ne senin, ne de bizim caymayacağımız uygun bir yer olsun."

    Süleymaniye Vakfı

    Biz de sana, seninki gibi bir sihir getireceğiz. Şimdi aramızda, uygun bir yerde, senin de bizim de karşı çıkmayacağımız bir buluşma zamanı belirle."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Biz de senin büyün gibi bir büyüyle geleceğiz. Bizimle karşılaşman için aramızda bir gün belirle; ne senin, ne de bizim caymayacağımız uygun bir yerde olsun."

    Şaban Britch

    Biz de sana, seninkine benzer bir sihir getireceğiz. Bizimle senin aranda bir buluşma vakti ve yeri belirle de bizim de senin de caymayacağımız denk bir yer olsun.

    Şaban Piriş

    Biz de sana, seninkine benzer bir sihir göstereceğiz. Bizimle senin aranda bir buluşma vakti ve yeri belirle de bizim de senin de caymayacağımız bir yer olsun.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Seninki gibi bir büyü, biz de mutlaka sana getireceğiz. Seninle bizim aramızda öyle bir buluşma yeri ve zamanı belirle ki, ne biz cayalım ne de sen. Herkese uygun bir yer olsun."

  11. Tâhâ suresi, 59. ayet — bütün mealleriyle aç

    Tâhâ suresi, 59. ayet. قَالَ مَوْعِدُكُمْ يَوْمُ ٱلزِّينَةِ وَأَن يُحْشَرَ ٱلنَّاسُ ضُحًى

    Diyanet İşleri

    Musa, "Buluşma vaktimiz, bayram günü, insanların toplandığı kuşluk vaktidir" dedi.

    Mehmet Okuyan

    (Musa) şöyle demişti: "Buluşma zamanınız, süs günü ve insanların toplanacağı kuşluk vaktidir." dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Burada belirtilen "süs günü" muhtemelen bayram günüdür ve bayramların kuşluk vaktindeki namaz ibadetine buradan bir işaret görülebilir.

    Mustafa İslamoğlu

    (Musa) dedi ki: "Buluşma zamanınız bayram günü; tam da halkın toplandığı kuşluk vakti olsun!"

    Muhammed Esed

    Musa: "Bayram günü olsun, buluşma gününüz; ve (o gün) kuşluk vaktinde ahali toplansın" diye cevap verdi.

    Ahmed Hulusi

    (Musa) dedi ki: "Sizin buluşma vaktiniz bayram günüdür. . . İnsanlar kuşluk vakti toplansınlar. "

    Ali Bulaç

    (Musa) Dedi ki: "Buluşma zamanımız, (ülkenin ulusal) bayram günü ve insanların toplanacağı kuşluk vakti (olsun)."

    Ali Özek ve heyeti

    Musa: Buluşma zamanınız, bayram günü, kuşluk vaktinde insanların toplanma zamanı olsun, dedi.

    Ali Rıza Safa

    Dedi ki: "Buluşma zamanımız, kutlama gününde ve insanların toplandığı kuşluk zamanı olsun!"

    Bayraktar Bayraklı

    Musa, "Buluşma vaktiniz, bayram günü olsun, insanlar kuşluk vaktinde toplansınlar" dedi.

    Edip Yüksel

    Dedi ki: "Buluşma zamanınız bayram günüdür. Öğleden önce halk orada toplansın."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Dedi ki: 'Buluşma zamanınız bayram günüdür. Öğleden önce halk orada toplansın.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Musa: "Sizinle buluşma vakti süs (bayram) günü ve insanların toplanacağı kuşluk vaktidir" dedi.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Size miad, dedi: ziynet günü ve nasın toplanacağı kuşluk vakti

    Erhan Aktaş

    "Sizinle buluşma zamanı, Ziynet dipnot 1 Günü insanların toplanma zamanı olan kuşluk vakti olsun." dedi.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Şenlik günü, tören günü.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Sizinle buluşma zamanı, ziynet dipnot 1 günü insanların toplanma zamanı olan kuşluk vakti olsun." dedi.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Şenlik günü, tören günü.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Sizinle buluşma zamanı, ziynet dipnot 1 günü insanların toplanma zamanı olan kuşluk vakti olsun." dedi.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Şenlik günü, tören günü.

    Gültekin Onan

    (Musa) Dedi ki: "Buluşma zamanımız, (ülkenin ulusal) bayram günü ve insanların toplanacağı kuşluk vakti (olsun)."

    Hasan Basri Çantay

    (Musa) da: "Sizinle karşılaşma zamanımız, dedi, zinet günü ve insanların toplanacağı kuşluk vaktidir".

    İbni Kesir

    Buluşma zamanımız; sizin bayram gününüzde, insanların toplandığı kuşluk vaktidir, dedi.

    Mehmet Alagaş

    (56-76) Kesinlikle ona / firavuna ayetlerimizin hepsini gösterdik yalanladı ve di klendi. Ey Musa! Sihrinle bizi arzımızdan çıkarmaya mı geldin? dedi. Senin sihrinin benzerini biz de getireceğiz. Bizimle sen, aramızda ihtilaf etmeyeceğimiz uygun bir mekânda randevulaşalım. Buluşma günümüz / randevu günümüz insanların toplandığı süs gününün / ziynet gününün kuşluk vakti olsun dedi ve f iravun sırtını döndü gitti , sonrasında tuzak kurgusunu toparlayıp randevuya geldi. Musa onlara dedi ki yazıklar olsun / veyl olsun size, yalanı Alla h'a iftira etmeyin azapla kökünüzü kurutur, kim iftira ederse asla umduğuna ulaşamaz. Aralarında işleri ile ilgili tartıştılar gizli gizli fısıldaştılar. Dediler ki her hâlükârda bu iki sihirbaz, sihirleri ile sizi yerinizden çıkarmak, örnek aldığınız yolunuzu gidermek istiyorlar. Kurduğunuz tuzakları toparlayın sonra saf haline gelin, bugün yüce olan başarıya ulaşır. Dediler ki ey Musa ya sen bırak veya ilk bırakan biz olalım. Tamam siz bırakın dedi. İplerine ve asaları na, sihirleriyle, onlara doğru koştukları hayalini verdi rdiler. Musa kendisinde bir korku hissetti. Biz de ona korkma dedik , sen yücesin. Bırak elindekini, onların tüm ürettiklerini yutacaktır. Onların ürettikleri sadece büyücülerin kurgusal bir tuzağıdır. S ihirbazlar hangi tarafa ulaşırlarsa ulaşsınlar, hiçbir şekilde iflah olmazlar. Sihirbazlar kendilerini secdeye bıraktılar, Harun ve Musa'nın Rabbine iman ettik dediler. Firavun s ize izin vermeden önce iman mı ettiniz dedi ? Kesinlikle o size sihri öğreten büyüğünüzdür. Ellerinizi ve ayaklarınızı çapraz olarak keseceğim hurma direklerinde sizi asarak idam edeceğim. Hangimizin azabı şiddetlidir ve kalıcıdır bileceksiniz. Dediler ki açıklamaların bize gelmesi üzerine, artık seni asla tercih etmeyeceğiz ki O bizi yarattı, neyi gerçekleştireceksen gerçekleştir artık. Muhakkak ki sen bu dünya hayatındakileri gerçekleştirebilirsin. Günahlarımızdan ve bizi zorladığın sihirle alakalı şeylerden dolayı, bizleri bağışlaması amacıyla Rabbimize güvendik / O’na iman ettik, Allah hayırlıdır ve baki olandır. Muhakkak ki suç işlemiş olarak Rabbine gelen kim ise kesinlikle onun için cehennem vardır, içerisinde ne ölür ne de diri kalır. Kim de mümin olarak ve salih amel işlemiş olarak gelirse işte onlara yüce dereceler vardır. Altlarından n ehirler akan ebedi kalınan adn cennetleri , işte bu, arınanların karşılığıdır / cezasıdır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Mûsâ da: "Buluşma zamanımız bayram günü ve insanların bir araya toplandığı kuşluk vaktidir." dedi.

    Süleyman Ateş

    (Musa): "Buluşma zamanınız, Süs (bayram) günü ve insanların toplanacağı kuşluk vakti olsun" dedi.

    Süleymaniye Vakfı

    Musa dedi ki: "Buluşma zamanımız, süslenme günü, insanların toplanacağı kuşluk vakti olsun."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Musa dedi ki "Karşılaşacağımız gün, bayram günü olsun. İnsanlar kuşluk vaktinde dipnot 1 toplansın."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Duha kelimesi, günün bir bölümüne karşılık kullanıldığında kuşluk vakti, yani güneşin yükselmeye başladığı vakit; geceye karşılık kullandığında da (Araf 5/98'de olduğu gibi) gündüz vaktini ifade eden kelimelerle tercüme edilmiştir.

    Şaban Britch

    Musa da: Buluşma zamanımız bayram günü ve insanların bir araya toplandığı kuşluk vaktidir, dedi.

    Şaban Piriş

    Musa da: -Buluşma zamanımız, bayram günü ve insanların bir araya toplandığı kuşluk vaktidir, dedi.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Musa dedi: "Bizimle buluşacağınız zaman, süs günü olsun. İnsanlar kuşluk vakti bir araya getirilsin."

  12. Tâhâ suresi, 60. ayet — bütün mealleriyle aç

    Tâhâ suresi, 60. ayet. فَتَوَلَّىٰ فِرْعَوْنُ فَجَمَعَ كَيْدَهُۥ ثُمَّ أَتَىٰ

    Diyanet İşleri

    Bunun üzerine Firavun ayrılıp, hilesini kuracak sihirbazlarını topladı, sonra geldi.

    Mehmet Okuyan

    (Bunun üzerine Firavun) dönüp gitmiş, hilesini toplamış, sonra da (buluşma yerine) gelmişti.

    Mustafa İslamoğlu

    Hemen ardından Firavun görüşmeyi sona erdirdi ve tüm numaralarını hazırladıktan sonra (buluşma zamanı) çıkageldi.

    Muhammed Esed

    Bunun üzerine Firavun (danışmanlarıyla görüşmek üzere) çekildi, kuracağı düzeni kurup tasarladı ve günü gelince (buluşma yerinde) boy gösterdi.

    Ahmed Hulusi

    Firavun döndü (gitti) ve hilesini (büyücülerini) topladı, sonra geldi.

    Ali Bulaç

    Böylelikle Firavun arkasını dönüp gitti, hileli düzenini (yürütecek büyücüleri) bir araya getirdi, sonra geldi.

    Ali Özek ve heyeti

    Bunun üzerine Firavun dönüp gitti. Hilesini (sihirbazlarını) topladı; sonra geri geldi.

    Ali Rıza Safa

    Böylece, Firavun, dönüp gitti. Düzenini hazırladıktan sonra geldi.

    Bayraktar Bayraklı

    Bunun üzerine Firavun dönüp gitti. Büyücüleri toplayıp geldi.

    Edip Yüksel

    Firavun gitti, planını hazırlayıp geri döndü.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Firavun gitti, planını hazırlayıp geri döndü.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bunun üzerine Firavun, dönüp tedbir almaya girişti, bütün hilesini derledi topladı, sonra geldi.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Bunun üzerine Fir'avn tedbire girişti, bütün hilesini derdi topladı da sonra geldi

    Erhan Aktaş

    Bunun üzerine Firavun dönüp gitti ve yapacağı hileleri hazırlattıktan sonra belirlenen yere geldi.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Bunun üzerine Firavun dönüp gitti ve yapacağı hileleri hazırlattıktan sonra belirlenen yere geldi.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Bunun üzerine Firavun çekip gitti ve yapacağı hileleri hazırlattıktan sonra belirlenen yere geldi.

    Gültekin Onan

    Böylelikle Firavun arkasını dönüp gitti, hileli düzenini (yürütecek büyücüleri) bir araya getirdi, sonra geldi.

    Hasan Basri Çantay

    Bunun üzerine Fir'avn arkasını dönüb gitdi. Bütün hıylesini toplayıb bil'ahare geldi.

    İbni Kesir

    Bunun üzerine Firavun dönüp gitti ve sonra bütün hilesini toplayıp geldi

    Mehmet Alagaş

    (56-76) Kesinlikle ona / firavuna ayetlerimizin hepsini gösterdik yalanladı ve di klendi. Ey Musa! Sihrinle bizi arzımızdan çıkarmaya mı geldin? dedi. Senin sihrinin benzerini biz de getireceğiz. Bizimle sen, aramızda ihtilaf etmeyeceğimiz uygun bir mekânda randevulaşalım. Buluşma günümüz / randevu günümüz insanların toplandığı süs gününün / ziynet gününün kuşluk vakti olsun dedi ve f iravun sırtını döndü gitti , sonrasında tuzak kurgusunu toparlayıp randevuya geldi. Musa onlara dedi ki yazıklar olsun / veyl olsun size, yalanı Alla h'a iftira etmeyin azapla kökünüzü kurutur, kim iftira ederse asla umduğuna ulaşamaz. Aralarında işleri ile ilgili tartıştılar gizli gizli fısıldaştılar. Dediler ki her hâlükârda bu iki sihirbaz, sihirleri ile sizi yerinizden çıkarmak, örnek aldığınız yolunuzu gidermek istiyorlar. Kurduğunuz tuzakları toparlayın sonra saf haline gelin, bugün yüce olan başarıya ulaşır. Dediler ki ey Musa ya sen bırak veya ilk bırakan biz olalım. Tamam siz bırakın dedi. İplerine ve asaları na, sihirleriyle, onlara doğru koştukları hayalini verdi rdiler. Musa kendisinde bir korku hissetti. Biz de ona korkma dedik , sen yücesin. Bırak elindekini, onların tüm ürettiklerini yutacaktır. Onların ürettikleri sadece büyücülerin kurgusal bir tuzağıdır. S ihirbazlar hangi tarafa ulaşırlarsa ulaşsınlar, hiçbir şekilde iflah olmazlar. Sihirbazlar kendilerini secdeye bıraktılar, Harun ve Musa'nın Rabbine iman ettik dediler. Firavun s ize izin vermeden önce iman mı ettiniz dedi ? Kesinlikle o size sihri öğreten büyüğünüzdür. Ellerinizi ve ayaklarınızı çapraz olarak keseceğim hurma direklerinde sizi asarak idam edeceğim. Hangimizin azabı şiddetlidir ve kalıcıdır bileceksiniz. Dediler ki açıklamaların bize gelmesi üzerine, artık seni asla tercih etmeyeceğiz ki O bizi yarattı, neyi gerçekleştireceksen gerçekleştir artık. Muhakkak ki sen bu dünya hayatındakileri gerçekleştirebilirsin. Günahlarımızdan ve bizi zorladığın sihirle alakalı şeylerden dolayı, bizleri bağışlaması amacıyla Rabbimize güvendik / O’na iman ettik, Allah hayırlıdır ve baki olandır. Muhakkak ki suç işlemiş olarak Rabbine gelen kim ise kesinlikle onun için cehennem vardır, içerisinde ne ölür ne de diri kalır. Kim de mümin olarak ve salih amel işlemiş olarak gelirse işte onlara yüce dereceler vardır. Altlarından n ehirler akan ebedi kalınan adn cennetleri , işte bu, arınanların karşılığıdır / cezasıdır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Firavun dönüp hilesini topladı, sonra geldi.

    Süleyman Ateş

    Fir'avn, dönüp gitti, hilesini (büyücüleri ve onların aletlerini) topladı, sonra (belirtilen yere) geldi.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bunun üzerine Firavun dönüp gitti ve tüm tuzaklarını toplayıp geldi.

    Şaban Britch

    Firavun döndü ve bütün hilesini (sihirbazlarını) topladı, sonra geldi.

    Şaban Piriş

    Firavun döndü ve bütün hilelerini topladı, sonra geldi.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Bunun üzerine Firavun oradan ayrıldı, tüm kurnazlığını topladı, sonra geldi.

  13. Tâhâ suresi, 61. ayet — bütün mealleriyle aç

    Tâhâ suresi, 61. ayet. قَالَ لَهُم مُّوسَىٰ وَيْلَكُمْ لَا تَفْتَرُوا۟ عَلَى ٱللَّهِ كَذِبًا فَيُسْحِتَكُم بِعَذَابٍ وَقَدْ خَابَ مَنِ ٱفْتَرَىٰ

    Diyanet İşleri

    Musa, onlara şöyle dedi: "Yazıklar olsun size! Allah'a karşı yalan uydurmayın, yoksa sizi azap ile yok eder. Allah'a karşı yalan uyduran mutlaka hüsrana uğramıştır."

    Mehmet Okuyan

    Musa onlara şöyle demişti: "Yazıklar olsun size! Allah'a iftira etmeyin! Yoksa O da bir azap ile kökünüzü kazır! (Allah'a) iftira edenler elbette kaybedenlerdir."

    Mustafa İslamoğlu

    Musa onlara "Size yazıklar olsun!" diye çıkıştı; "Allah'a karşı yalan uydurmayın; böyle yaparsanız, O size kökünüzü kurutacak bir ceza verir: zaten O'na iftira eden daha baştan kaybetmiştir."

    Muhammed Esed

    Musa onlara: "Yazıklar olsun size!" dedi, "Allah'a karşı (böyle) yalan uydurmayın; yoksa O müthiş bir azapla sizin kökünüzü kazır; zaten (böyle) bir yalan uyduran kimse baştan kaybetmiş demektir!"

    Ahmed Hulusi

    Musa onlara dedi ki: "Yazıklar olsun size. . . Allah üzerine yalan uydurmayın! Bundan dolayı azap ile kökünüzü keser. . . İftira eden hakikaten kaybetmiştir. "

    Ali Bulaç

    Musa onlara dedi ki: "Size yazıklar olsun, Allah'a karşı yalan düzüp uydurmayın, sonra bir azab ile kökünüzü kurutur. Yalan düzüp uyduran gerçekten yok olup gitmiştir."

    Ali Özek ve heyeti

    Musa onlara: Yazık size! dedi, Allah hakkında yalan uydurmayın! Sonra O, bir azap ile kökünüzü keser! İftira eden, muhakkak perişan olur.

    Ali Rıza Safa

    Musa, onlara, şöyle dedi: "Vay başınıza gelene! Allah hakkında yalanlar söyleyerek iftira etmeyin; bir cezayla kökünüzü kurutur. İftira edenler, acınacak durumlara düşerler!"

    Bayraktar Bayraklı

    Musa büyücülere, "Size yazıklar olsun! Allah'a karşı yalan uydurmayınız. Çünkü Allah, sizi azapla helak eder. Şüphesiz kim Allah'a iftira etmişse kaybetmiştir" dedi.

    Edip Yüksel

    Musa onlara dedi ki: "Size yazıklar olsun. ALLAH'a karşı yalan uydurmayın. Sonra sizi bir azap ile perişan eder. İftira edenler kuşkusuz kaybedecektir."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Musa onlara dedi ki: 'Size yazıklar olsun. ALLAH'a karşı yalan uydurmayın. Sonra sizi bir azap ile perişan eder. İftira edenler kuşkusuz kaybedecektir.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Musa onlara: "Yazıklar olsun size, Allah'a yalan yere iftirada bulunmayın, sonra bir azap ile kökünüzü keser. Gerçekten iftira eden hüsrana uğramıştır." dedi.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Musa onlara veyl sizlere, dedi: Allaha yalanı iftira etmeyin sonra bir azab ile kökünüzü keser, filhakıka iftira eden haib oldu

    Erhan Aktaş

    Musa onlara: "Yazıklar olsun size! Yalanlarınızla Allah'a iftira etmeyin. Yoksa sizi azapla yok eder. İftira edenler, gerçekten yok olmuştur."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Musa onlara: "Yazıklar olsun size! Yalanlarınızla Allah'a iftira etmeyin. Yoksa sizi azapla yok eder. İftira edenler, gerçekten yok olmuştur."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Musa onlara: "Yazıklar olsun size! Yalanlarınızla Allah'a iftira etmeyin. Yoksa sizi azapla yok eder. İftira edenler, gerçekten yok olmuştur."

    Gültekin Onan

    Musa onlara dedi ki: "Size yazıklar olsun, Tanrı'ya karşı yalan düzüp uydurmayın, sonra bir azab ile kökünüzü kurutur. Yalan düzüp uyduran gerçekten yok olup gitmiştir."

    Hasan Basri Çantay

    Musa onlara dedi: "Yazıklar olsun size. Allaha karşı yalan düzmeyin. Sonra azab ile sizin kökünüzü kurutur. Allaha karşı yalan uyduran (herkes) muhakkak hüsrana uğramışdır".

    İbni Kesir

    Musa onlara dedi ki: Yazıklar olsun size, Allah'a karşı yalan uydurmayın Sonra azabla sizi yok eder. Doğrusu Allah'a iftira eden, hüsrana uğramıştır.

    Mehmet Alagaş

    (56-76) Kesinlikle ona / firavuna ayetlerimizin hepsini gösterdik yalanladı ve di klendi. Ey Musa! Sihrinle bizi arzımızdan çıkarmaya mı geldin? dedi. Senin sihrinin benzerini biz de getireceğiz. Bizimle sen, aramızda ihtilaf etmeyeceğimiz uygun bir mekânda randevulaşalım. Buluşma günümüz / randevu günümüz insanların toplandığı süs gününün / ziynet gününün kuşluk vakti olsun dedi ve f iravun sırtını döndü gitti , sonrasında tuzak kurgusunu toparlayıp randevuya geldi. Musa onlara dedi ki yazıklar olsun / veyl olsun size, yalanı Alla h'a iftira etmeyin azapla kökünüzü kurutur, kim iftira ederse asla umduğuna ulaşamaz. Aralarında işleri ile ilgili tartıştılar gizli gizli fısıldaştılar. Dediler ki her hâlükârda bu iki sihirbaz, sihirleri ile sizi yerinizden çıkarmak, örnek aldığınız yolunuzu gidermek istiyorlar. Kurduğunuz tuzakları toparlayın sonra saf haline gelin, bugün yüce olan başarıya ulaşır. Dediler ki ey Musa ya sen bırak veya ilk bırakan biz olalım. Tamam siz bırakın dedi. İplerine ve asaları na, sihirleriyle, onlara doğru koştukları hayalini verdi rdiler. Musa kendisinde bir korku hissetti. Biz de ona korkma dedik , sen yücesin. Bırak elindekini, onların tüm ürettiklerini yutacaktır. Onların ürettikleri sadece büyücülerin kurgusal bir tuzağıdır. S ihirbazlar hangi tarafa ulaşırlarsa ulaşsınlar, hiçbir şekilde iflah olmazlar. Sihirbazlar kendilerini secdeye bıraktılar, Harun ve Musa'nın Rabbine iman ettik dediler. Firavun s ize izin vermeden önce iman mı ettiniz dedi ? Kesinlikle o size sihri öğreten büyüğünüzdür. Ellerinizi ve ayaklarınızı çapraz olarak keseceğim hurma direklerinde sizi asarak idam edeceğim. Hangimizin azabı şiddetlidir ve kalıcıdır bileceksiniz. Dediler ki açıklamaların bize gelmesi üzerine, artık seni asla tercih etmeyeceğiz ki O bizi yarattı, neyi gerçekleştireceksen gerçekleştir artık. Muhakkak ki sen bu dünya hayatındakileri gerçekleştirebilirsin. Günahlarımızdan ve bizi zorladığın sihirle alakalı şeylerden dolayı, bizleri bağışlaması amacıyla Rabbimize güvendik / O’na iman ettik, Allah hayırlıdır ve baki olandır. Muhakkak ki suç işlemiş olarak Rabbine gelen kim ise kesinlikle onun için cehennem vardır, içerisinde ne ölür ne de diri kalır. Kim de mümin olarak ve salih amel işlemiş olarak gelirse işte onlara yüce dereceler vardır. Altlarından n ehirler akan ebedi kalınan adn cennetleri , işte bu, arınanların karşılığıdır / cezasıdır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Mûsâ onlara: "Yazıklar olsun size! Allah’a karşı yalan uydurmayın. Sonra bir azapla sizi helâk eder. Allah’a karşı yalan uyduran mutlaka hüsrana uğramıştır." dedi.

    Süleyman Ateş

    Musa onlara: "Yazık size, dedi, Allah'a yalan uydurmayın, sonra (O), bir azab ile kökünüzü keser, doğrusu iftira eden perişan olmuştur!"

    Süleymaniye Vakfı

    Musa onlara dedi ki: "Yazık size! Sakın bir yalanı Allah'a mal etmeyin; yoksa Allah, azabı ile kökünüzü kazır. Allah'a iftira edenlerin hayalleri boşa çıkar."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Musa onlara dedi ki "Yazık size! Sakın bir yalanı Allah'a atfetmeyin yoksa Allah, azabı ile sizi rezil eder. Yalanlarını Allah'a atfeden kaybeder."

    Şaban Britch

    Musa onlara: Yazıklar olsun size! Allah’a karşı yalan uydurmayın. Sonra bir azapla sizi helak eder. Elbette yalan düzüp uyduran hüsrana uğrar.

    Şaban Piriş

    Musa onlara: -Yazıklar olsun size! Allah'a karşı yalan uydurmayın. Sonra bir azapla sizi yok eder. Elbette safsatacı iftira eden, hüsrana uğrar.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Musa onlara dedi ki: "Yazıklar olsun size, yalan düzerek Allah'a iftira etmeyin! Yoksa bir azap ile kökünüzü kurutur. İftira eden, perişan olmuştur."

  14. Tâhâ suresi, 62. ayet — bütün mealleriyle aç

    Tâhâ suresi, 62. ayet. فَتَنَٰزَعُوٓا۟ أَمْرَهُم بَيْنَهُمْ وَأَسَرُّوا۟ ٱلنَّجْوَىٰ

    Diyanet İşleri

    Sihirbazlar, işlerini kendi aralarında tartıştılar ve gizli gizli konuştular.

    Mehmet Okuyan

    (Büyücüler) durumlarını aralarında tartışmış, gizlice fısıldaşmışlardı.

    Mustafa İslamoğlu

    Derken, (Firavun ve yandaşları) aralarında tartışarak planlarını yaptılar, fakat bunu gizlediler;

    Muhammed Esed

    (Firavun ve adamları) yapacakları şey konusunda aralarında tartıştılar, fakat konuşmalarını gizli tuttular;

    Ahmed Hulusi

    (Sihirbazlar) işlerini aralarında tartıştılar. . . Aralarında fısıldaştılar.

    Ali Bulaç

    Bunun üzerine, kendi aralarında durumlarını tartışmaya başladılar ve gizli konuşmalara geçtiler.

    Ali Özek ve heyeti

    Bunun üzerine onlar, durumlarını aralarında tartıştılar; gizli gizli fısıldaştılar.

    Ali Rıza Safa

    Bunun üzerine, aralarında tartıştılar ve gizlice konuştular.

    Bayraktar Bayraklı

    Büyücüler yapacakları işlerini aralarında tartıştılar ve birbirleriyle gizlice konuştular.

    Edip Yüksel

    Aralarında işlerini tartıştılar ve konuşmalarını gizli tuttular.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Aralarında işlerini tartıştılar ve konuşmalarını gizli tuttular.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Onlar aralarında tartışıp anlaştılar ve gizlice fısıldaştılar.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Şöyle ki: aralarında işlerine kavraştılar ve gizli fısıldaştılar

    Erhan Aktaş

    Firavunun adamları fısıltı ile aralarında ne yapacaklarını tartıştılar.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Firavunun adamları fısıltı ile aralarında ne yapacaklarını tartıştılar.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Firavunun adamları fısıltı ile aralarında ne yapacaklarını tartıştılar.

    Gültekin Onan

    Bunun üzerine, kendi aralarında buyruklarını / (işlerini) tartışmaya başladılar ve gizli konuşmalara geçtiler.

    Hasan Basri Çantay

    Derken (sihirbazlar) aralarında işlerini çekişe çekişe (görüş) düler. (Sonra) gizlice müşavere etdiler.

    İbni Kesir

    Derken onlar işi aralarında tartıştılar ve gizlice müşavere ettiler.

    Mehmet Alagaş

    (56-76) Kesinlikle ona / firavuna ayetlerimizin hepsini gösterdik yalanladı ve di klendi. Ey Musa! Sihrinle bizi arzımızdan çıkarmaya mı geldin? dedi. Senin sihrinin benzerini biz de getireceğiz. Bizimle sen, aramızda ihtilaf etmeyeceğimiz uygun bir mekânda randevulaşalım. Buluşma günümüz / randevu günümüz insanların toplandığı süs gününün / ziynet gününün kuşluk vakti olsun dedi ve f iravun sırtını döndü gitti , sonrasında tuzak kurgusunu toparlayıp randevuya geldi. Musa onlara dedi ki yazıklar olsun / veyl olsun size, yalanı Alla h'a iftira etmeyin azapla kökünüzü kurutur, kim iftira ederse asla umduğuna ulaşamaz. Aralarında işleri ile ilgili tartıştılar gizli gizli fısıldaştılar. Dediler ki her hâlükârda bu iki sihirbaz, sihirleri ile sizi yerinizden çıkarmak, örnek aldığınız yolunuzu gidermek istiyorlar. Kurduğunuz tuzakları toparlayın sonra saf haline gelin, bugün yüce olan başarıya ulaşır. Dediler ki ey Musa ya sen bırak veya ilk bırakan biz olalım. Tamam siz bırakın dedi. İplerine ve asaları na, sihirleriyle, onlara doğru koştukları hayalini verdi rdiler. Musa kendisinde bir korku hissetti. Biz de ona korkma dedik , sen yücesin. Bırak elindekini, onların tüm ürettiklerini yutacaktır. Onların ürettikleri sadece büyücülerin kurgusal bir tuzağıdır. S ihirbazlar hangi tarafa ulaşırlarsa ulaşsınlar, hiçbir şekilde iflah olmazlar. Sihirbazlar kendilerini secdeye bıraktılar, Harun ve Musa'nın Rabbine iman ettik dediler. Firavun s ize izin vermeden önce iman mı ettiniz dedi ? Kesinlikle o size sihri öğreten büyüğünüzdür. Ellerinizi ve ayaklarınızı çapraz olarak keseceğim hurma direklerinde sizi asarak idam edeceğim. Hangimizin azabı şiddetlidir ve kalıcıdır bileceksiniz. Dediler ki açıklamaların bize gelmesi üzerine, artık seni asla tercih etmeyeceğiz ki O bizi yarattı, neyi gerçekleştireceksen gerçekleştir artık. Muhakkak ki sen bu dünya hayatındakileri gerçekleştirebilirsin. Günahlarımızdan ve bizi zorladığın sihirle alakalı şeylerden dolayı, bizleri bağışlaması amacıyla Rabbimize güvendik / O’na iman ettik, Allah hayırlıdır ve baki olandır. Muhakkak ki suç işlemiş olarak Rabbine gelen kim ise kesinlikle onun için cehennem vardır, içerisinde ne ölür ne de diri kalır. Kim de mümin olarak ve salih amel işlemiş olarak gelirse işte onlara yüce dereceler vardır. Altlarından n ehirler akan ebedi kalınan adn cennetleri , işte bu, arınanların karşılığıdır / cezasıdır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Sihirbazlar durumlarını aralarında tartışarak gizlice fısıldaştılar.

    Süleyman Ateş

    (Fir'avn'ın topladığı büyücüler), işlerini kendi aralarında tartıştılar ve gizli konuştular.

    Süleymaniye Vakfı

    Gizlice fısıldaşarak ne yapacaklarını aralarında tartıştılar.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Gizlice fısıldaşarak işlerini aralarında tartıştılar.

    Şaban Britch

    Sihirbazlar durumlarını aralarında tartışarak gizlice fısıldaştılar.

    Şaban Piriş

    Sihirbazlar durumlarını aralarında tartışarak gizlice fısıldaştılar.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Bunun üzerine işlerini aralarında tartıştılar, fısıltıyı koyulaştırdılar.

  15. Tâhâ suresi, 63. ayet — bütün mealleriyle aç

    Tâhâ suresi, 63. ayet. قَالُوٓا۟ إِنْ هَٰذَٰنِ لَسَٰحِرَٰنِ يُرِيدَانِ أَن يُخْرِجَاكُم مِّنْ أَرْضِكُم بِسِحْرِهِمَا وَيَذْهَبَا بِطَرِيقَتِكُمُ ٱلْمُثْلَىٰ

    Diyanet İşleri

    Şöyle dediler: "Şüphesiz bu ikisi, sihirleri ile sizi yurdunuzdan çıkarmak ve en üstün olan dininizi ortadan kaldırmak isteyen birer sihirbazdırlar."

    Mehmet Okuyan

    Şöyle demişlerdi: "Bu ikisi (Musa ve Harun), büyüleriyle sizi yurdunuzdan çıkarmak ve örnek yolunuzu dipnot 1 ortadan kaldırmak isteyen iki büyücüdür."

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ifade, geleneği din haline getirenlerin kendi yollarını "örnek yol" olarak gördüklerinin bir delilidir. Buna karşılık, peygamberlere de insanları kendi yollarından engelleyen kişiler veya saptırıcılar şeklinde suçlamalar yöneltmişlerdi. Bu konuda Furkân 25:42'de de bilgiler verilmektedir. Vahye ve onu tebliğ edenlere yönelik bu şekildeki olumsuz tavırların sahiplerinin kimleri izledikleri, kimlerin yollarını yol edindikleri açıkça görülmektedir.

    Mustafa İslamoğlu

    diyorlardı ki: "Bu ikisi, sizi sihirleriyle yurdunuzdan sürüp çıkarmak ve sizin oluşturduğunuz ideal yaşam tarzınıza son vermek isteyen büyücülerden başkası değil!

    Muhammed Esed

    şöyle diyorlardı (birbirlerine): "Bu iki sihirbaz sihir yoluyla sizi ülkenizden çıkarmak ve geleneksel yaşama tarzınızı ortadan kaldırmak istiyorlar.

    Ahmed Hulusi

    (Firavunun sihirbazları) dediler ki: "Şu ikisi, iki büyücüden başka bir şey değildir. . . Sihirleri ile sizi arzınızdan çıkarmak ve sizin örnek yaşam tarzınızı yok etmeyi diliyorlar. "

    Ali Bulaç

    Dediler ki: "Bunlar her halde iki sihirbazdır, sizi sihirleriyle yurdunuzdan sürüp çıkarmak ve örnek olarak tutturduğunuz yolunuzu (dininizi) yok etmek istemektedirler."

    Ali Özek ve heyeti

    Şöyle dediler: «Bu ikisi, muhakkak ki, sihirleriyle sizi yurdunuzdan çıkarmak ve sizin örnek yolunuzu ortadan kaldırmak isteyen iki sihirbazdırlar sadece.»

    Ali Rıza Safa

    "İşte bu ikisi, kesinlikle büyücü olmalı! Büyüleriyle sizi toprağınızdan çıkarmak ve örnek yaşamınızı yıkmak istiyorlar!" dediler.

    Bayraktar Bayraklı

    Onlar şöyle dediler, "Musa ve kardeşi kesinlikle büyücüdürler. Büyüleri ile sizi yurdunuzdan çıkarmak, sizin ideal yönetiminizi ortadan kaldırmak istiyorlar."

    Edip Yüksel

    Dediler ki, "Bu iki büyücünün tek amacı, büyüleriyle sizi yurdunuzdan çıkarmak ve sizin ideal yaşam biçiminizi yıkmaktır." dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Yalan propaganda tüm despotların en etkili silahıdır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Dediler ki, 'Bu iki büyücünün tek amacı, büyüleriyle sizi yurdunuzdan çıkarmak ve sizin ideal yaşam biçiminizi yıkmaktır.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Dediler ki: "Şüphesiz bunlar, iki sihirbazdır; sizi yerinizden çıkarmak ve sizin o ideal inanç ve gidişatınızı yok etmek istiyorlar.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Her halde dediler: bunlar iki sihirbaz, sizi yerinizden çıkarmak ve nümune-i imtisal olan tarikatınızı gidermek istiyorlar

    Erhan Aktaş

    "Bu ikisi kesinlikle sihirbazdır. Sihirleriyle sizi yerinizden çıkarmak, örnek yolunuzu dipnot 1 değiştirmek istiyorlar."

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Dininizi, düzeninizi.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Bu ikisi kesinlikle sihirbazdır. Sihirleriyle sizi yerinizden çıkarmak, örnek yolunuzu dipnot 1 değiştirmek istiyorlar."

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Dininizi, düzeninizi.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Bu ikisi kesinlikle sihirbazdır. Sihirleriyle sizi yerinizden çıkarmak, bu güzel düzeninizi bozmak istiyorlar.

    Gültekin Onan

    Dediler ki: "Bunlar her halde iki sihirbazdır, sizi sihirleriyle yurdunuzdan sürüp çıkarmak ve örnek olarak tutturduğunuz yolunuzu (dininizi) yok etmek istemektedirler."

    Hasan Basri Çantay

    Dediler ki: "Bunlar (başka değil) her halde iki sihirbazdır ki sizi büyüleriyle yerinizden çıkarmak, en şerefli ve üstün olan dininizi gidermek istiyorlar".

    İbni Kesir

    Dediler ki: Muhakkak bu iki sihirbaz sihirleriyle sizi yurdunuzdan çıkar mak ve örnek olan yolunuzu yok etmek istiyorlar.

    Mehmet Alagaş

    (56-76) Kesinlikle ona / firavuna ayetlerimizin hepsini gösterdik yalanladı ve di klendi. Ey Musa! Sihrinle bizi arzımızdan çıkarmaya mı geldin? dedi. Senin sihrinin benzerini biz de getireceğiz. Bizimle sen, aramızda ihtilaf etmeyeceğimiz uygun bir mekânda randevulaşalım. Buluşma günümüz / randevu günümüz insanların toplandığı süs gününün / ziynet gününün kuşluk vakti olsun dedi ve f iravun sırtını döndü gitti , sonrasında tuzak kurgusunu toparlayıp randevuya geldi. Musa onlara dedi ki yazıklar olsun / veyl olsun size, yalanı Alla h'a iftira etmeyin azapla kökünüzü kurutur, kim iftira ederse asla umduğuna ulaşamaz. Aralarında işleri ile ilgili tartıştılar gizli gizli fısıldaştılar. Dediler ki her hâlükârda bu iki sihirbaz, sihirleri ile sizi yerinizden çıkarmak, örnek aldığınız yolunuzu gidermek istiyorlar. Kurduğunuz tuzakları toparlayın sonra saf haline gelin, bugün yüce olan başarıya ulaşır. Dediler ki ey Musa ya sen bırak veya ilk bırakan biz olalım. Tamam siz bırakın dedi. İplerine ve asaları na, sihirleriyle, onlara doğru koştukları hayalini verdi rdiler. Musa kendisinde bir korku hissetti. Biz de ona korkma dedik , sen yücesin. Bırak elindekini, onların tüm ürettiklerini yutacaktır. Onların ürettikleri sadece büyücülerin kurgusal bir tuzağıdır. S ihirbazlar hangi tarafa ulaşırlarsa ulaşsınlar, hiçbir şekilde iflah olmazlar. Sihirbazlar kendilerini secdeye bıraktılar, Harun ve Musa'nın Rabbine iman ettik dediler. Firavun s ize izin vermeden önce iman mı ettiniz dedi ? Kesinlikle o size sihri öğreten büyüğünüzdür. Ellerinizi ve ayaklarınızı çapraz olarak keseceğim hurma direklerinde sizi asarak idam edeceğim. Hangimizin azabı şiddetlidir ve kalıcıdır bileceksiniz. Dediler ki açıklamaların bize gelmesi üzerine, artık seni asla tercih etmeyeceğiz ki O bizi yarattı, neyi gerçekleştireceksen gerçekleştir artık. Muhakkak ki sen bu dünya hayatındakileri gerçekleştirebilirsin. Günahlarımızdan ve bizi zorladığın sihirle alakalı şeylerden dolayı, bizleri bağışlaması amacıyla Rabbimize güvendik / O’na iman ettik, Allah hayırlıdır ve baki olandır. Muhakkak ki suç işlemiş olarak Rabbine gelen kim ise kesinlikle onun için cehennem vardır, içerisinde ne ölür ne de diri kalır. Kim de mümin olarak ve salih amel işlemiş olarak gelirse işte onlara yüce dereceler vardır. Altlarından n ehirler akan ebedi kalınan adn cennetleri , işte bu, arınanların karşılığıdır / cezasıdır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    "Bu iki sihirbaz sihirleriyle sizi yurdunuzdan çıkarmak ve üstün olan (sihir) yolunuzu da yok etmek istiyor." dediler.

    Süleyman Ateş

    Dediler ki: "Bunlar iki büyücü, başka bir şey değil. Büyüleriyle sizi yurdunuzdan çıkarmak ve sizin örnek yolunuzu, (üstün dininizi) gidermek istiyorlar."

    Süleymaniye Vakfı

    (Firavun ve adamları sihirbazlara) dediler ki: "Bu ikisi (Musa ile Harun) kesinlikle sihirbazdırlar. Sizi sihirleriyle yurdunuzdan çıkarmak ve örnek düzeninizi dipnot 1 ortadan kaldırmak istiyorlar.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Dediler ki "Bu ikisi (Musa ile Harun) iki büyücüdür. Sizi büyüleriyle yerinizden yurdunuzdan etmek ve örnek düzeninizi dipnot 1 ortadan kaldırmak istiyorlar.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Mümin 40/26

    Şaban Britch

    Bu iki sihirbaz sihirleriyle sizi yurdunuzdan çıkarmak ve üstün olan (sihir) yolunuzu da yok etmek istiyor, dediler.

    Şaban Piriş

    -Bu iki sihirbaz sihirleriyle sizi yurdunuzdan çıkarmak ve örnek olan yolunuzu da yok etmek istiyor, dediler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Dediler ki: "Şunlar, iki büyücüden başka birşey değillerdir. Büyüleriyle sizi toprağınızdan çıkarmak ve sizin örnek yolunuzu silip yok etmek istiyorlar."

  16. Tâhâ suresi, 64. ayet — bütün mealleriyle aç

    Tâhâ suresi, 64. ayet. فَأَجْمِعُوا۟ كَيْدَكُمْ ثُمَّ ٱئْتُوا۟ صَفًّا وَقَدْ أَفْلَحَ ٱلْيَوْمَ مَنِ ٱسْتَعْلَىٰ

    Diyanet İşleri

    "Öyleyse, hilelerinizi toplayın (birbirinize destek olun) sonra sıra halinde gelin. Bu gün üstün gelen muhakkak başarıya ulaşmıştır."

    Mehmet Okuyan

    (Musa): "Hilenizi toplayın (yanınıza alın); sonra da sırayla gelin! Bugün üstün gelen elbette başaracaktır."

    Mustafa İslamoğlu

    İşte bu nedenle, tüm hile ve tuzaklarınızı bir araya getirecek tek saf halinde üzerlerine gidin; zira bugün galip gelen taraf, kesin bir başarı kazanmış olacaktır."

    Muhammed Esed

    Bunun içindir ki, (ey Mısırlı sihirbazlar) düzenleyeceğiniz oyuna iyi karar verin ve tek bir güç olarak boy gösterin; çünkü, bugün üstün gelen gerçekten başarmış olacaktır!"

    Ahmed Hulusi

    "Bu sebeple bütün hilelerinizi toplayın, sonra saf halinde gelin. . . Bugün kim üstün gelir ise o kurtuluşa ermiştir. "

    Ali Bulaç

    "Bundan ötürü, tuzaklarınızı bir araya getirin, sonra gruplar halinde gelin; bugün üstünlük sağlayan, gerçekten kurtuluşu bulmuştur."

    Ali Özek ve heyeti

    «Öyle ise hilenizi kurun; sonra sıra halinde gelin! Muhakkak ki bugün, üstün gelen kazanmıştır.»

    Ali Rıza Safa

    "Haydi, hünerlerinizi birleştirin; sonra sırayla gelin. Bugün üstün gelen başarmış olacaktır!"

    Bayraktar Bayraklı

    "Büyü ile ilgili bütün hünerlerinizi birleştiriniz, sonra birlik halinde karşılarına geliniz. Bugün üstün gelen istediğini elde edecektir."

    Edip Yüksel

    "Haydi, planlarınızı birleştirip birleşik bir cephe oluşturun. Bugün üstün gelen başarmıştır."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Haydi, planlarınızı birleştirip birleşik bir cephe oluşturun. Bugün üstün gelen başarmıştır.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Siz de bütün hilelerinizi birleştirin, sonra sıra halinde gelin. Muhakkak ki, bugün üstün gelen zafere ermiş olacak!"

    Elmalılı Hamdi Yazır

    siz de bütün hilenize ittifak edin, sonra da saf halinde gelin, bu gün üstün gelen, muhakkak felahı buldu

    Erhan Aktaş

    "Şu halde bütün oyunlarınızı birleştirin, sonra bir düzen içinde ortaya koyun. Bugün üstün gelen kesinlikle başarıyı elde etmiş olur."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Şu halde bütün oyunlarınızı birleştirin, sonra bir düzen içinde ortaya koyun. Bugün üstün gelen kesinlikle başarıyı elde etmiş olur."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Şu halde bütün oyunlarınızı birleştirin, sonra bir düzen içinde ortaya koyun. Bugün üstün gelen kesinlikle başarıyı elde etmiş olur."

    Gültekin Onan

    "Bundan ötürü, tuzaklarınızı bir araya getirin, sonra gruplar halinde gelin; bugün üstünlük sağlayan, gerçekten kurtuluşu bulmuştur."

    Hasan Basri Çantay

    "Onun için bütün tuzaklarınızı bir araya toplayın. Sonra saf haalinde birden gelin (hücum edin). Bu gün gaalib olan kimse muhakkak umduğuna ermişdir".

    İbni Kesir

    Onun için tuzaklarınızı bir araya getirin, sonra da sırayla gelin. Bugün üstün gelen felah bulmuştur.

    Mehmet Alagaş

    (56-76) Kesinlikle ona / firavuna ayetlerimizin hepsini gösterdik yalanladı ve di klendi. Ey Musa! Sihrinle bizi arzımızdan çıkarmaya mı geldin? dedi. Senin sihrinin benzerini biz de getireceğiz. Bizimle sen, aramızda ihtilaf etmeyeceğimiz uygun bir mekânda randevulaşalım. Buluşma günümüz / randevu günümüz insanların toplandığı süs gününün / ziynet gününün kuşluk vakti olsun dedi ve f iravun sırtını döndü gitti , sonrasında tuzak kurgusunu toparlayıp randevuya geldi. Musa onlara dedi ki yazıklar olsun / veyl olsun size, yalanı Alla h'a iftira etmeyin azapla kökünüzü kurutur, kim iftira ederse asla umduğuna ulaşamaz. Aralarında işleri ile ilgili tartıştılar gizli gizli fısıldaştılar. Dediler ki her hâlükârda bu iki sihirbaz, sihirleri ile sizi yerinizden çıkarmak, örnek aldığınız yolunuzu gidermek istiyorlar. Kurduğunuz tuzakları toparlayın sonra saf haline gelin, bugün yüce olan başarıya ulaşır. Dediler ki ey Musa ya sen bırak veya ilk bırakan biz olalım. Tamam siz bırakın dedi. İplerine ve asaları na, sihirleriyle, onlara doğru koştukları hayalini verdi rdiler. Musa kendisinde bir korku hissetti. Biz de ona korkma dedik , sen yücesin. Bırak elindekini, onların tüm ürettiklerini yutacaktır. Onların ürettikleri sadece büyücülerin kurgusal bir tuzağıdır. S ihirbazlar hangi tarafa ulaşırlarsa ulaşsınlar, hiçbir şekilde iflah olmazlar. Sihirbazlar kendilerini secdeye bıraktılar, Harun ve Musa'nın Rabbine iman ettik dediler. Firavun s ize izin vermeden önce iman mı ettiniz dedi ? Kesinlikle o size sihri öğreten büyüğünüzdür. Ellerinizi ve ayaklarınızı çapraz olarak keseceğim hurma direklerinde sizi asarak idam edeceğim. Hangimizin azabı şiddetlidir ve kalıcıdır bileceksiniz. Dediler ki açıklamaların bize gelmesi üzerine, artık seni asla tercih etmeyeceğiz ki O bizi yarattı, neyi gerçekleştireceksen gerçekleştir artık. Muhakkak ki sen bu dünya hayatındakileri gerçekleştirebilirsin. Günahlarımızdan ve bizi zorladığın sihirle alakalı şeylerden dolayı, bizleri bağışlaması amacıyla Rabbimize güvendik / O’na iman ettik, Allah hayırlıdır ve baki olandır. Muhakkak ki suç işlemiş olarak Rabbine gelen kim ise kesinlikle onun için cehennem vardır, içerisinde ne ölür ne de diri kalır. Kim de mümin olarak ve salih amel işlemiş olarak gelirse işte onlara yüce dereceler vardır. Altlarından n ehirler akan ebedi kalınan adn cennetleri , işte bu, arınanların karşılığıdır / cezasıdır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    “O bakımdan bütün hilelerinizi bir araya getirip saf saf gelin. Çünkü bugün kim üstün gelirse umduğunu elde eder.”

    Süleyman Ateş

    Onun için siz hilenizi toplayın, sonra sıra halinde gelin. Bugün üstün gelen başarmıştır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Haydi tuzaklarınızı birleştirin ve tek saf olun. Bugün üstün gelen umduğuna kavuşacaktır."

    Şaban Britch

    Bu sebeple tuzaklarınızı bir araya getirin sonra da saf halinde gelin. Bu gün galip gelen zafere ermiştir.

    Şaban Piriş

    Bu sebeple tuzaklarınızı bir araya getirin sonra da sırayla gelin. Bu gün galip gelen zafere ermiştir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Hemen hünerlerinizi birleştirin; sonra saf bağlamış olarak gelin! Bugün, üstün gelen kurtulmuş olacaktır."

  17. Tâhâ suresi, 65. ayet — bütün mealleriyle aç

    Tâhâ suresi, 65. ayet. قَالُوا۟ يَٰمُوسَىٰٓ إِمَّآ أَن تُلْقِىَ وَإِمَّآ أَن نَّكُونَ أَوَّلَ مَنْ أَلْقَىٰ

    Diyanet İşleri

    Sihirbazlar: "Ey Musa! Ya önce atmayı tercih edersin, ya da ilk atan biz oluruz" dediler.

    Mehmet Okuyan

    (Büyücüler) "Ey Musa, ya (önce asayı) sen atacaksın ya da ilk atanlar biz (mi) olalım?" demişlerdi.

    Mustafa İslamoğlu

    (Sihirbazlar): "Ey Musa!" dediler, "Sen mi atarsın, yoksa ilk atan biz mi olalım?"

    Muhammed Esed

    (Büyücüler) Musa'ya: "Ey Musa!" dediler, "(önce) sen mi atacaksın (asanı), yoksa ilk atan biz mi olalım?"

    Ahmed Hulusi

    Dediler ki: "Ya Musa! Ya sen at ya da ilk atan biz olalım. "

    Ali Bulaç

    "Ey Musa" dediler. Ya sen (asanı) at veya önce biz atalım."

    Ali Özek ve heyeti

    Dediler ki: Ey Musa! Ya sen at veya önce atan biz olalım.

    Ali Rıza Safa

    Dediler ki: "Ey Musa! Sen mi atacaksın; biz mi atalım?"

    Bayraktar Bayraklı

    Büyücüler, "Ey Musa! Hünerini ya önce sen ortaya koy ya da biz koyalım" dediler.

    Edip Yüksel

    "Musa" dediler, "Ya sen at, yahut ilk önce atan biz olalım?"

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Musa,' dediler, 'Ya sen at, yahut ilk önce atan biz olalım?'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Onlar: "Ey Musa ya sen at, ya da ilk atan biz olalım." dediler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ya Musa! Dediler: ya at, yahud ilk atan biz olalım

    Erhan Aktaş

    Sihirbazlar, "Ey Musa! Önce sen mi atacaksın, yoksa biz mi atalım?" dediler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Sihirbazlar, "Ey Musa! Önce sen mi atacaksın, yoksa biz mi atalım?" dediler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Sihirbazlar, "Ey Musa! Önce sen mi atacaksın, yoksa biz mi atalım?" dediler.

    Gültekin Onan

    "Ey Musa" dediler. Ya sen (asanı) at veya önce biz atalım."

    Hasan Basri Çantay

    Dediler; "Ey Musa, (asaanı) ya sen at (ilkin), yahud önce atan kişiler biz olalım".

    İbni Kesir

    Dediler ki: Ey Musa; ya sen at, ya da ilk atanlar biz olalım.

    Mehmet Alagaş

    (56-76) Kesinlikle ona / firavuna ayetlerimizin hepsini gösterdik yalanladı ve di klendi. Ey Musa! Sihrinle bizi arzımızdan çıkarmaya mı geldin? dedi. Senin sihrinin benzerini biz de getireceğiz. Bizimle sen, aramızda ihtilaf etmeyeceğimiz uygun bir mekânda randevulaşalım. Buluşma günümüz / randevu günümüz insanların toplandığı süs gününün / ziynet gününün kuşluk vakti olsun dedi ve f iravun sırtını döndü gitti , sonrasında tuzak kurgusunu toparlayıp randevuya geldi. Musa onlara dedi ki yazıklar olsun / veyl olsun size, yalanı Alla h'a iftira etmeyin azapla kökünüzü kurutur, kim iftira ederse asla umduğuna ulaşamaz. Aralarında işleri ile ilgili tartıştılar gizli gizli fısıldaştılar. Dediler ki her hâlükârda bu iki sihirbaz, sihirleri ile sizi yerinizden çıkarmak, örnek aldığınız yolunuzu gidermek istiyorlar. Kurduğunuz tuzakları toparlayın sonra saf haline gelin, bugün yüce olan başarıya ulaşır. Dediler ki ey Musa ya sen bırak veya ilk bırakan biz olalım. Tamam siz bırakın dedi. İplerine ve asaları na, sihirleriyle, onlara doğru koştukları hayalini verdi rdiler. Musa kendisinde bir korku hissetti. Biz de ona korkma dedik , sen yücesin. Bırak elindekini, onların tüm ürettiklerini yutacaktır. Onların ürettikleri sadece büyücülerin kurgusal bir tuzağıdır. S ihirbazlar hangi tarafa ulaşırlarsa ulaşsınlar, hiçbir şekilde iflah olmazlar. Sihirbazlar kendilerini secdeye bıraktılar, Harun ve Musa'nın Rabbine iman ettik dediler. Firavun s ize izin vermeden önce iman mı ettiniz dedi ? Kesinlikle o size sihri öğreten büyüğünüzdür. Ellerinizi ve ayaklarınızı çapraz olarak keseceğim hurma direklerinde sizi asarak idam edeceğim. Hangimizin azabı şiddetlidir ve kalıcıdır bileceksiniz. Dediler ki açıklamaların bize gelmesi üzerine, artık seni asla tercih etmeyeceğiz ki O bizi yarattı, neyi gerçekleştireceksen gerçekleştir artık. Muhakkak ki sen bu dünya hayatındakileri gerçekleştirebilirsin. Günahlarımızdan ve bizi zorladığın sihirle alakalı şeylerden dolayı, bizleri bağışlaması amacıyla Rabbimize güvendik / O’na iman ettik, Allah hayırlıdır ve baki olandır. Muhakkak ki suç işlemiş olarak Rabbine gelen kim ise kesinlikle onun için cehennem vardır, içerisinde ne ölür ne de diri kalır. Kim de mümin olarak ve salih amel işlemiş olarak gelirse işte onlara yüce dereceler vardır. Altlarından n ehirler akan ebedi kalınan adn cennetleri , işte bu, arınanların karşılığıdır / cezasıdır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Sihirbazlar: “Ey Mûsâ! Ya önce sen at ya da ilk atan biz olalım.” dediler.

    Süleyman Ateş

    (Büyücüler önce Musa'nın işe başlamasını istediler) Dediler ki: "Ey Musa, ya sen at, yahut önce atan biz olalım."

    Süleymaniye Vakfı

    (Sihirbazlar:) "Musa! (Değneğini) Sen mi atarsın, yoksa ilk atan biz mi olalım?" dediler.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Dediler ki "Musa! Sen mi atacaksın, yoksa ilk önce biz mi atalım?"

    Şaban Britch

    Ey Musa, dediler, ya sen at, ya da ilk atan biz olalım.

    Şaban Piriş

    -Ey Musa, dediler, ya sen at, ya da ilk atan biz olalım.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Dediler: "Ey Musa, ya hünerini ortaya at yahut da ilk hüner sergileyen biz olacağız."

  18. Tâhâ suresi, 66. ayet — bütün mealleriyle aç

    Tâhâ suresi, 66. ayet. قَالَ بَلْ أَلْقُوا۟ فَإِذَا حِبَالُهُمْ وَعِصِيُّهُمْ يُخَيَّلُ إِلَيْهِ مِن سِحْرِهِمْ أَنَّهَا تَسْعَىٰ

    Diyanet İşleri

    Musa: "Yok, (önce) siz atın" dedi. Bir de ne görsün, onların ipleri ve değnekleri yaptıkları sihirden dolayı kendisine hızla sürünür gibi görünüyor.

    Mehmet Okuyan

    (Musa) "Hayır, siz atın." demişti. Bir de ne görsün, büyüleri sayesinde ipleri ve asaları gerçekten kendisine koşuyormuş gibi görünüyor. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Buradaki büyü veya sihir bir göz boyamasıdır; bir çeşit illüzyondur. İnsanların gözlerini büyülemiş olmaları ve sonrasında korkutmaları, insanların şartlanmışlık ve korku nedeniyle psikolojik olarak farklı şeyler gördüklerini sanabileceklerini göstermektedir.

    Mustafa İslamoğlu

    (Musa): "Hayır!" dedi, "(Önce) siz atın!"Bunu yapar yapmaz, onların ipleri ve sopaları sihirden dolayı ona akıyormuş gibi göründü;

    Muhammed Esed

    (Musa:) "Hayır, (önce) siz atın!" karşılığını verdi. Ve derken onların ipleri ve asaları, yaptıkları sihir marifetiyle, ona hızla akıyorlarmış gibi göründü;

    Ahmed Hulusi

    (Musa) dedi ki: "Hayır, siz atın". . . Bir de ne görsün! Onların ipleri ve değnekleri, sihirlerinden ötürü, kendisine, koşuyorlarmış gibi geldi (hayal).

    Ali Bulaç

    Dedi ki: "Hayır, siz atın." Sonra hemen (ne görsün), sihirlerinden dolayı, onların ipleri ve asaları kendisine gerçekten koşuyormuş gibi göründü.

    Ali Özek ve heyeti

    Hayır, siz atın, dedi. Bir de baktı ki, büyüleri sayesinde ipleri ve sopaları, kendisine gerçekten hızlıca hereket ediyor gibi görünüyor.

    Ali Rıza Safa

    "Hayır, siz atın!" dedi. O zaman, yaptıkları büyüler yüzünden, ipleri ve değnekleri, gerçekten hareket ediyormuş gibi Ona göründü.

    Bayraktar Bayraklı

    Musa, "Hayır, siz koyunuz" dedi. Bir de baktı ki, büyülenmiş değnekleri ve ipleri, sihirleri Musa'ya doğru sanki yürüyorlarmış gibi geldi.

    Edip Yüksel

    "Hayır, siz atın!" dedi. Bunun üzerine, büyülerinden (hipnotik telkin ve illüzyondan) ötürü, halatları ve değnekleri ona (Musa'ya) sanki hareket ediyorlarmış gibi göründü. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Büyünün tanımı için bak 7:116 ve 2:102.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Hayır, siz atın!,' dedi. Bunun üzerine, büyülerinden (hipnotik telkin ve illüzyondan) ötürü, halatları ve değnekleri ona (Musa'ya) sanki hareket ediyorlarmış gibi göründü.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Musa: "Haydi, siz atın!" dedi. Bir de baktı ki, onların ipleri ve sopaları, sihirleri sebebiyle, kendisine cidden koşuyorlarmış gibi görünüyor.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Haydin siz atın dedi, ne baksın onların ipleri ve sopaları sihirlerinden ona öyle tahyil olunuyor ki cidden bunlar koşuyorlar

    Erhan Aktaş

    Musa, "Buyurun, önce siz atın." dedi. Yaptıkları büyüden dolayı attıkları sopa ve ip hızla hareket ediyormuş gibi göründü.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Musa, "Buyurun, önce siz atın." dedi. Yaptıkları büyüden dolayı attıkları sopa ve ip hızla hareket ediyormuş gibi göründü.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Musa, "Buyurun, önce siz atın" dedi. Yaptıkları büyüden dolayı attıkları sopa ve ip hızla hareket ediyormuş gibi göründü.

    Gültekin Onan

    Dedi ki: "Hayır, siz atın." Sonra hemen (ne görsün), sihirlerinden dolayı, onların ipleri ve asaları kendisine gerçekten koşuyormuş gibi göründü.

    Hasan Basri Çantay

    (Musa) dedi: "Hayır, siz atın". Bir de ne görsün: Onların ipleri ve değnekleri, sihirleri yüzünden, kendisine hakıykat koşuyormuş hayalini verdi!

    İbni Kesir

    O da: Hayır siz atın, dedi. Bir de ne görsün; onların ipleri ve değnekleri, büyüleri yüzünden kendisine gerçekten yürüyorlarmış gibi geldi.

    Mehmet Alagaş

    (56-76) Kesinlikle ona / firavuna ayetlerimizin hepsini gösterdik yalanladı ve di klendi. Ey Musa! Sihrinle bizi arzımızdan çıkarmaya mı geldin? dedi. Senin sihrinin benzerini biz de getireceğiz. Bizimle sen, aramızda ihtilaf etmeyeceğimiz uygun bir mekânda randevulaşalım. Buluşma günümüz / randevu günümüz insanların toplandığı süs gününün / ziynet gününün kuşluk vakti olsun dedi ve f iravun sırtını döndü gitti , sonrasında tuzak kurgusunu toparlayıp randevuya geldi. Musa onlara dedi ki yazıklar olsun / veyl olsun size, yalanı Alla h'a iftira etmeyin azapla kökünüzü kurutur, kim iftira ederse asla umduğuna ulaşamaz. Aralarında işleri ile ilgili tartıştılar gizli gizli fısıldaştılar. Dediler ki her hâlükârda bu iki sihirbaz, sihirleri ile sizi yerinizden çıkarmak, örnek aldığınız yolunuzu gidermek istiyorlar. Kurduğunuz tuzakları toparlayın sonra saf haline gelin, bugün yüce olan başarıya ulaşır. Dediler ki ey Musa ya sen bırak veya ilk bırakan biz olalım. Tamam siz bırakın dedi. İplerine ve asaları na, sihirleriyle, onlara doğru koştukları hayalini verdi rdiler. Musa kendisinde bir korku hissetti. Biz de ona korkma dedik , sen yücesin. Bırak elindekini, onların tüm ürettiklerini yutacaktır. Onların ürettikleri sadece büyücülerin kurgusal bir tuzağıdır. S ihirbazlar hangi tarafa ulaşırlarsa ulaşsınlar, hiçbir şekilde iflah olmazlar. Sihirbazlar kendilerini secdeye bıraktılar, Harun ve Musa'nın Rabbine iman ettik dediler. Firavun s ize izin vermeden önce iman mı ettiniz dedi ? Kesinlikle o size sihri öğreten büyüğünüzdür. Ellerinizi ve ayaklarınızı çapraz olarak keseceğim hurma direklerinde sizi asarak idam edeceğim. Hangimizin azabı şiddetlidir ve kalıcıdır bileceksiniz. Dediler ki açıklamaların bize gelmesi üzerine, artık seni asla tercih etmeyeceğiz ki O bizi yarattı, neyi gerçekleştireceksen gerçekleştir artık. Muhakkak ki sen bu dünya hayatındakileri gerçekleştirebilirsin. Günahlarımızdan ve bizi zorladığın sihirle alakalı şeylerden dolayı, bizleri bağışlaması amacıyla Rabbimize güvendik / O’na iman ettik, Allah hayırlıdır ve baki olandır. Muhakkak ki suç işlemiş olarak Rabbine gelen kim ise kesinlikle onun için cehennem vardır, içerisinde ne ölür ne de diri kalır. Kim de mümin olarak ve salih amel işlemiş olarak gelirse işte onlara yüce dereceler vardır. Altlarından n ehirler akan ebedi kalınan adn cennetleri , işte bu, arınanların karşılığıdır / cezasıdır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    "Hayır! Siz atın!" dedi. Bunun üzerine ipleri ve değnekleri sihirlerinden ötürü kendisine sanki yürüyorlarmış gibi göründü.

    Süleyman Ateş

    (Musa): "Hayır siz atın!" dedi. (Attılar. Musa) bir de ne görsün: Büyülerinden ötürü onların ipleri ve sopaları gerçekten koşuyor gibi görünüyor.

    Süleymaniye Vakfı

    Musa dedi ki: "Yok, siz atın!" O da ne! Sihirlerinden dolayı ipleri ve değnekleri Musa'ya, koşuyor gibi göründü.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Musa dedi ki "Yok! Siz atın." Bir de ne görsün; büyülerinden dolayı onların ipleri ve değnekleri ona, sanki koşuyor gibi geldi.

    Şaban Britch

    Hayır! Siz atın, dedi. Bunun üzerine ipleri ve değnekleri sihirleri sebebiyle ona sanki gerçekten yürüyorlarmış gibi göründü.

    Şaban Piriş

    -Buyrun siz atın, dedi. Bunun üzerine ipleri ve değnekleri sihirleri sebebiyle ona sanki gerçekten yürüyorlarmış gibi göründü.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Musa dedi: "Hayır, siz atın!" Bir de ne görsün! Onların ipleri, sopaları, yaptıkları büyüler yüzünden, kendisine gerçekten koşuyorlarmış hayalini verdi.

  19. Tâhâ suresi, 67. ayet — bütün mealleriyle aç

    Tâhâ suresi, 67. ayet. فَأَوْجَسَ فِى نَفْسِهِۦ خِيفَةً مُّوسَىٰ

    Diyanet İşleri

    Bunun üzerine Musa, içinde bir korku hissetti.

    Mehmet Okuyan

    Musa (o esnada) içinde bir korku hissetmişti.

    Mustafa İslamoğlu

    işte bu yüzden Musa, içinde bir ürperti hissetti.

    Muhammed Esed

    öyle ki, bu yüzden Musa'nın içinde bir korku belirdi.

    Ahmed Hulusi

    Musa içinde korkuyu hissetti!

    Ali Bulaç

    Musa, bu yüzden kendi içinde bir tür korku duymaya başladı.

    Ali Özek ve heyeti

    Musa, birden içinde bir korku duydu.

    Ali Rıza Safa

    Musa, bu yüzden, içinde bir korku duydu.

    Bayraktar Bayraklı

    Bu yüzden Musa, içinde bir korku hissetti.

    Edip Yüksel

    Musa içinde bir korku duydu.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Musa içinde bir korku duydu.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Birden bire Musa, içinde bir tür korku duydu.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Birdenbire Musa içinde bir nevi' korku duydu

    Erhan Aktaş

    Bunun üzerine Musa'nın içine korku düştü.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Bunun üzerine Musa'nın içine korku düştü.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Bunun üzerine Musa'nın içine korku düştü.

    Gültekin Onan

    Musa, bu yüzden kendi içinde bir tür korku duymaya başladı.

    Hasan Basri Çantay

    Onun için Musa, içinde bir nevi' korku hissetdi.

    İbni Kesir

    Bu sebeple Musa, içinde bir korku hissetti.

    Mehmet Alagaş

    (56-76) Kesinlikle ona / firavuna ayetlerimizin hepsini gösterdik yalanladı ve di klendi. Ey Musa! Sihrinle bizi arzımızdan çıkarmaya mı geldin? dedi. Senin sihrinin benzerini biz de getireceğiz. Bizimle sen, aramızda ihtilaf etmeyeceğimiz uygun bir mekânda randevulaşalım. Buluşma günümüz / randevu günümüz insanların toplandığı süs gününün / ziynet gününün kuşluk vakti olsun dedi ve f iravun sırtını döndü gitti , sonrasında tuzak kurgusunu toparlayıp randevuya geldi. Musa onlara dedi ki yazıklar olsun / veyl olsun size, yalanı Alla h'a iftira etmeyin azapla kökünüzü kurutur, kim iftira ederse asla umduğuna ulaşamaz. Aralarında işleri ile ilgili tartıştılar gizli gizli fısıldaştılar. Dediler ki her hâlükârda bu iki sihirbaz, sihirleri ile sizi yerinizden çıkarmak, örnek aldığınız yolunuzu gidermek istiyorlar. Kurduğunuz tuzakları toparlayın sonra saf haline gelin, bugün yüce olan başarıya ulaşır. Dediler ki ey Musa ya sen bırak veya ilk bırakan biz olalım. Tamam siz bırakın dedi. İplerine ve asaları na, sihirleriyle, onlara doğru koştukları hayalini verdi rdiler. Musa kendisinde bir korku hissetti. Biz de ona korkma dedik , sen yücesin. Bırak elindekini, onların tüm ürettiklerini yutacaktır. Onların ürettikleri sadece büyücülerin kurgusal bir tuzağıdır. S ihirbazlar hangi tarafa ulaşırlarsa ulaşsınlar, hiçbir şekilde iflah olmazlar. Sihirbazlar kendilerini secdeye bıraktılar, Harun ve Musa'nın Rabbine iman ettik dediler. Firavun s ize izin vermeden önce iman mı ettiniz dedi ? Kesinlikle o size sihri öğreten büyüğünüzdür. Ellerinizi ve ayaklarınızı çapraz olarak keseceğim hurma direklerinde sizi asarak idam edeceğim. Hangimizin azabı şiddetlidir ve kalıcıdır bileceksiniz. Dediler ki açıklamaların bize gelmesi üzerine, artık seni asla tercih etmeyeceğiz ki O bizi yarattı, neyi gerçekleştireceksen gerçekleştir artık. Muhakkak ki sen bu dünya hayatındakileri gerçekleştirebilirsin. Günahlarımızdan ve bizi zorladığın sihirle alakalı şeylerden dolayı, bizleri bağışlaması amacıyla Rabbimize güvendik / O’na iman ettik, Allah hayırlıdır ve baki olandır. Muhakkak ki suç işlemiş olarak Rabbine gelen kim ise kesinlikle onun için cehennem vardır, içerisinde ne ölür ne de diri kalır. Kim de mümin olarak ve salih amel işlemiş olarak gelirse işte onlara yüce dereceler vardır. Altlarından n ehirler akan ebedi kalınan adn cennetleri , işte bu, arınanların karşılığıdır / cezasıdır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Mûsâ, içten içe bir korkuya kapıldı.

    Süleyman Ateş

    Bu yüzden Musa, içinde bir korku duydu.

    Süleymaniye Vakfı

    Musa birden, içinde bir korku hissetti.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Musa'nın içine bir korku düştü.

    Şaban Britch

    Bu yüzden Musa içinde bir korku hissetti.

    Şaban Piriş

    Bu yüzden Musa içinde bir korku hissetti.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Musa birdenbire içinde bir korku duydu.

  20. Tâhâ suresi, 68. ayet — bütün mealleriyle aç

    Tâhâ suresi, 68. ayet. قُلْنَا لَا تَخَفْ إِنَّكَ أَنتَ ٱلْأَعْلَىٰ

    Diyanet İşleri

    Şöyle dedik: "Korkma (ey Musa!). Çünkü, sensin en üstün olan."

    Mehmet Okuyan

    (Biz de Musa'ya) şöyle demiştik: "Korkma! Şüphesiz ki sen galip geleceksin!

    Mustafa İslamoğlu

    Ona "Korkma!" dedik, "Şüphe yok ki sonunda üstün gelecek olan sen olacaksın, elbette sen!

    Muhammed Esed

    (Fakat o'na:) "Korkma!" dedik, "Sonunda üstün gelecek olan sensin!

    Ahmed Hulusi

    "Korkma! Muhakkak ki sen, evet sen üstünsün" dedik.

    Ali Bulaç

    "Korkma" dedik. "Muhakkak sen üstün geleceksin."

    Ali Özek ve heyeti

    «Korkma! dedik, üstün gelecek olan kesinlikle sensin.»

    Ali Rıza Safa

    "Korkma!" dedik; "Üstün gelecek olan, kesinlikle sensin, sen!"

    Bayraktar Bayraklı

    "Korkma, sen elbette daha üstünsün" dedik.

    Edip Yüksel

    "Korkma" dedik, "Sen üstün geleceksin."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Korkma,' dedik, 'Sen üstün geleceksin.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Dedik ki: "Korkma, çünkü sensin üstün sen!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Korkma dedik: çünkü sensin üstün sen

    Erhan Aktaş

    "Korkma! Kuşkusuz ki sen üstün geleceksin." dedik.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Korkma! Kuşkusuz ki sen üstün geleceksin." dedik.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Korkma! Kuşkusuz ki sen üstün geleceksin." dedik.

    Gültekin Onan

    "Korkma" dedik. "Muhakkak sen üstün geleceksin."

    Hasan Basri Çantay

    Biz "Korkma, dedik, çünkü üstün (gelecek) muhakkak sensin, sen".

    İbni Kesir

    Korkma; muhakkak sen daha üstünsün, dedik.

    Mehmet Alagaş

    (56-76) Kesinlikle ona / firavuna ayetlerimizin hepsini gösterdik yalanladı ve di klendi. Ey Musa! Sihrinle bizi arzımızdan çıkarmaya mı geldin? dedi. Senin sihrinin benzerini biz de getireceğiz. Bizimle sen, aramızda ihtilaf etmeyeceğimiz uygun bir mekânda randevulaşalım. Buluşma günümüz / randevu günümüz insanların toplandığı süs gününün / ziynet gününün kuşluk vakti olsun dedi ve f iravun sırtını döndü gitti , sonrasında tuzak kurgusunu toparlayıp randevuya geldi. Musa onlara dedi ki yazıklar olsun / veyl olsun size, yalanı Alla h'a iftira etmeyin azapla kökünüzü kurutur, kim iftira ederse asla umduğuna ulaşamaz. Aralarında işleri ile ilgili tartıştılar gizli gizli fısıldaştılar. Dediler ki her hâlükârda bu iki sihirbaz, sihirleri ile sizi yerinizden çıkarmak, örnek aldığınız yolunuzu gidermek istiyorlar. Kurduğunuz tuzakları toparlayın sonra saf haline gelin, bugün yüce olan başarıya ulaşır. Dediler ki ey Musa ya sen bırak veya ilk bırakan biz olalım. Tamam siz bırakın dedi. İplerine ve asaları na, sihirleriyle, onlara doğru koştukları hayalini verdi rdiler. Musa kendisinde bir korku hissetti. Biz de ona korkma dedik , sen yücesin. Bırak elindekini, onların tüm ürettiklerini yutacaktır. Onların ürettikleri sadece büyücülerin kurgusal bir tuzağıdır. S ihirbazlar hangi tarafa ulaşırlarsa ulaşsınlar, hiçbir şekilde iflah olmazlar. Sihirbazlar kendilerini secdeye bıraktılar, Harun ve Musa'nın Rabbine iman ettik dediler. Firavun s ize izin vermeden önce iman mı ettiniz dedi ? Kesinlikle o size sihri öğreten büyüğünüzdür. Ellerinizi ve ayaklarınızı çapraz olarak keseceğim hurma direklerinde sizi asarak idam edeceğim. Hangimizin azabı şiddetlidir ve kalıcıdır bileceksiniz. Dediler ki açıklamaların bize gelmesi üzerine, artık seni asla tercih etmeyeceğiz ki O bizi yarattı, neyi gerçekleştireceksen gerçekleştir artık. Muhakkak ki sen bu dünya hayatındakileri gerçekleştirebilirsin. Günahlarımızdan ve bizi zorladığın sihirle alakalı şeylerden dolayı, bizleri bağışlaması amacıyla Rabbimize güvendik / O’na iman ettik, Allah hayırlıdır ve baki olandır. Muhakkak ki suç işlemiş olarak Rabbine gelen kim ise kesinlikle onun için cehennem vardır, içerisinde ne ölür ne de diri kalır. Kim de mümin olarak ve salih amel işlemiş olarak gelirse işte onlara yüce dereceler vardır. Altlarından n ehirler akan ebedi kalınan adn cennetleri , işte bu, arınanların karşılığıdır / cezasıdır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    "Korkma! Şüphesiz sen daha üstünsün." dedik.

    Süleyman Ateş

    (Biz kendisine): "Korkma, dedik, üstün gelecek sensin, sen!"

    Süleymaniye Vakfı

    Ona, "Korkma, üstün gelecek olan sensin!" dedik.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    "Korkma!" dedik, "Üstün gelecek olan sensin.

    Şaban Britch

    Korkma! Şüphesiz sen daha üstünsün, dedik.

    Şaban Piriş

    -Korkma, şüphesiz sen daha üstünsün, dedik.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Şöyle dedik: "Korkma, üstün gelecek olan sensin!"

  21. Tâhâ suresi, 69. ayet — bütün mealleriyle aç

    Tâhâ suresi, 69. ayet. وَأَلْقِ مَا فِى يَمِينِكَ تَلْقَفْ مَا صَنَعُوٓا۟ إِنَّمَا صَنَعُوا۟ كَيْدُ سَٰحِرٍ وَلَا يُفْلِحُ ٱلسَّاحِرُ حَيْثُ أَتَىٰ

    Diyanet İşleri

    "Sağ elindekini (değneğini) at ki, onların yaptıklarını yutsun. Şüphesiz yaptıkları bir sihirbaz hilesidir. Sihirbaz ise nereye varsa kurtuluşa eremez."

    Mehmet Okuyan

    Sağ elindekini (yere) at da onların yaptıklarını yutsun! Yaptıkları, sadece bir büyücü hilesidir. Büyücü ise nereye gelirse gelsin (ne yaparsa yapsın) başarılı olamaz." dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: A‘râf 7:115-119; Yûnus 10:80-81; Şu‘arâ 26:43-45.

    Mustafa İslamoğlu

    Şimdi sağ elindeki (asa)yı at, onların yaptıklarını silip süpürecektir; çünkü onların yaptığı, sihirbazların gözbağcılığından başka bir şey değil. Kaldı ki, bir sihirbaz ne amaç güderse gütsün, asla kalıcı bir başarı elde edemez.

    Muhammed Esed

    (Şimdi) sağ elindeki (asayı) at, bu (senin attığın) onların düzenlediği her şeyi yutacaktır: (çünkü) onların bütün yaptığı sihirden ibaret; ve zaten sihirbaz, hangi amacı güderse gütsün, asla başarıya ulaşamaz!"

    Ahmed Hulusi

    "Sağ elindekini bırak, onların ürettiklerini yutsun. . . (Onlar) sadece sihirbazın hilesini yapıp ürettiler. . . Sihirbaz nereye gitse kurtuluşu olmaz. "

    Ali Bulaç

    "Sağ elindekini atıver, onların yaptıklarını yutacaktır; çünkü onların yaptıkları yalnızca bir büyücü hilesidir. Büyücü ise nereye varsa kurtulamaz."

    Ali Özek ve heyeti

    «Sağ elindekini at da, onların yaptıklarını yutsun. Yaptıkları, sadece bir büyücü hilesidir. Büyücü ise, nereye varsa (ne yapsa) iflah olmaz.»

    Ali Rıza Safa

    "Sağ elindekini at; onların yaptıklarını yutacaktır. Aslında, onların yaptıkları büyücü dalavereleridir. Oysa büyücü, nereye gitse kurtulamaz!"

    Bayraktar Bayraklı

    "Sağ elindekini at da onların yaptıklarını yutsun; onların yaptıkları sadece büyücü düzenidir. Büyücü, nereden gelirse gelsin başarı kazanamaz" dedik.

    Edip Yüksel

    "Sağ elindekini at, onların uydurdukları şeyleri yutacaktır. Onların yaptığı bir büyücü planından ibarettir. Büyücünün ortaya koyduğu şeyler başarıya ulaşamaz."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Sağ elindekini at, onların uydurdukları şeyleri yutacaktır. Onların yaptığı bir büyücü planından ibarettir. Büyücünün ortaya koyduğu şeyler başarıya ulaşamaz.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Sağ elindekini bırakıver; o, onların yaptıklarını yalar yutar. Çünkü onların yaptıkları yalnızca bir sihirbaz hilesidir. Sihirbaz ise her nerede olsa felah bulmaz!"

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve elindekini bırakıver, o onların yaptıklarını yalar yutar, çünkü onların yaptıkları sırf sihirbaz hilesidir, sihirbaz ise her nerede olsa felah bulmaz

    Erhan Aktaş

    "Sağ elinde olanı at, onların yaptığı şeyleri yutacak. Onların yaptıkları sihirbaz hilesinden başka bir şey değil. Ve sihirbazlar ne yaparlarsa yapsınlar kurtuluşa eremezler."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Sağ elinde olanı at, onların yaptığı şeyleri yutacak. Onların yaptıkları sihirbaz hilesinden başka bir şey değil. Ve sihirbazlar ne yaparlarsa yapsınlar kurtuluşa eremezler."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Sağ elinde olanı at, onların yaptığı şeyleri yutacak. Onların yaptıkları sihirbaz hilesinden başka bir şey değil. Ve sihirbazlar ne yaparlarsa yapsınlar kurtuluşa eremezler.

    Gültekin Onan

    "Sağ elindekini atıver, onların yaptıklarını yutacaktır; çünkü onların yaptıkları yalnızca bir büyücü hilesidir. Büyücü ise nereye varsa kurtulamaz."

    Hasan Basri Çantay

    "Elindekini bırakıver. Bu, onların yapdıklarını yutar. Çünkü onların san'at diye ortaya atdıkları ancak bir büyücü tuzağıdır. Büyücü ise nerede olsa felah bulmaz".

    İbni Kesir

    Sağ elindekini at da onların yaptıklarını yutsun. Zira onların yaptıkları, sadece sihirbaz düzenidir. Nerede olursa olsun sihirbaz asla felah bulamaz.

    Mehmet Alagaş

    (56-76) Kesinlikle ona / firavuna ayetlerimizin hepsini gösterdik yalanladı ve di klendi. Ey Musa! Sihrinle bizi arzımızdan çıkarmaya mı geldin? dedi. Senin sihrinin benzerini biz de getireceğiz. Bizimle sen, aramızda ihtilaf etmeyeceğimiz uygun bir mekânda randevulaşalım. Buluşma günümüz / randevu günümüz insanların toplandığı süs gününün / ziynet gününün kuşluk vakti olsun dedi ve f iravun sırtını döndü gitti , sonrasında tuzak kurgusunu toparlayıp randevuya geldi. Musa onlara dedi ki yazıklar olsun / veyl olsun size, yalanı Alla h'a iftira etmeyin azapla kökünüzü kurutur, kim iftira ederse asla umduğuna ulaşamaz. Aralarında işleri ile ilgili tartıştılar gizli gizli fısıldaştılar. Dediler ki her hâlükârda bu iki sihirbaz, sihirleri ile sizi yerinizden çıkarmak, örnek aldığınız yolunuzu gidermek istiyorlar. Kurduğunuz tuzakları toparlayın sonra saf haline gelin, bugün yüce olan başarıya ulaşır. Dediler ki ey Musa ya sen bırak veya ilk bırakan biz olalım. Tamam siz bırakın dedi. İplerine ve asaları na, sihirleriyle, onlara doğru koştukları hayalini verdi rdiler. Musa kendisinde bir korku hissetti. Biz de ona korkma dedik , sen yücesin. Bırak elindekini, onların tüm ürettiklerini yutacaktır. Onların ürettikleri sadece büyücülerin kurgusal bir tuzağıdır. S ihirbazlar hangi tarafa ulaşırlarsa ulaşsınlar, hiçbir şekilde iflah olmazlar. Sihirbazlar kendilerini secdeye bıraktılar, Harun ve Musa'nın Rabbine iman ettik dediler. Firavun s ize izin vermeden önce iman mı ettiniz dedi ? Kesinlikle o size sihri öğreten büyüğünüzdür. Ellerinizi ve ayaklarınızı çapraz olarak keseceğim hurma direklerinde sizi asarak idam edeceğim. Hangimizin azabı şiddetlidir ve kalıcıdır bileceksiniz. Dediler ki açıklamaların bize gelmesi üzerine, artık seni asla tercih etmeyeceğiz ki O bizi yarattı, neyi gerçekleştireceksen gerçekleştir artık. Muhakkak ki sen bu dünya hayatındakileri gerçekleştirebilirsin. Günahlarımızdan ve bizi zorladığın sihirle alakalı şeylerden dolayı, bizleri bağışlaması amacıyla Rabbimize güvendik / O’na iman ettik, Allah hayırlıdır ve baki olandır. Muhakkak ki suç işlemiş olarak Rabbine gelen kim ise kesinlikle onun için cehennem vardır, içerisinde ne ölür ne de diri kalır. Kim de mümin olarak ve salih amel işlemiş olarak gelirse işte onlara yüce dereceler vardır. Altlarından n ehirler akan ebedi kalınan adn cennetleri , işte bu, arınanların karşılığıdır / cezasıdır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    "Sağ elindekini (âsânı) at!" Onların yaptığını yutsun. Onların yaptıkları ancak bir büyücü hilesidir. Büyücü nerede olursa olsun kesinlikle kurtuluşa eremez.

    Süleyman Ateş

    "Sağ elindekini at! Onların yaptıklarını yutsun. Çünkü onların yaptıkları, bir büyücünün hilesidir. Büyücü de nereye varsa iflah olmaz!"

    Süleymaniye Vakfı

    "Sağ elindeki değneği at da onların ustaca yaptıklarını yalayıp yutsun! Onların yaptıkları sadece bir sihirbaz oyunudur. Sihirbaz ne yaparsa yapsın umduğuna kavuşamaz."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sağ elindeki değneği at da onların yaptıkları şeyi yutsun. Onların yaptığı büyücü hilesidir. Büyücü nerede olursa olsun umduğuna kavuşamaz."

    Şaban Britch

    Sağ elindekini at, onların yaptığını yutsun. Onların yaptıkları ancak sihirbaz hilesidir Sihirbaz nerede olursa olsun kesinlikle kurtuluşa eremez.

    Şaban Piriş

    Sağ elindekini at, onların yaptığını yutsun. Yaptıkları ancak sihirbaz oyunudur. Sihirbaz nerede olursa olsun kesinlikle kurtuluşa eremez.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Sağ elindekini yere bırak! Onların, sanayi olarak ortaya çıkardıklarını yalayıp yutsun. Onların sanayi olarak ürettikleri sadece bir büyücünün hilesidir. Büyücü ise nereye gitse iflah etmez."

  22. Tâhâ suresi, 70. ayet — bütün mealleriyle aç

    Tâhâ suresi, 70. ayet. فَأُلْقِىَ ٱلسَّحَرَةُ سُجَّدًا قَالُوٓا۟ ءَامَنَّا بِرَبِّ هَٰرُونَ وَمُوسَىٰ

    Diyanet İşleri

    (Musa'nın değneği, sihirbazların ipleriyle değneklerini yutunca) sihirbazlar hemen secdeye kapandılar ve, "Harun ve Musa'nın Rabbine inandık" dediler.

    Mustafa İslamoğlu

    Nihayet sihirbazlar secdeye kapanarak dediler ki: "Biz Harun ve Musa'nın Rabbine iman ettik!"

    Muhammed Esed

    (Ve sonuç Musa'ya bildirdiğimiz gibi oldu,) bunun üzerine büyücüler saygıyla hemen yere kapandılar; ve "Biz artık Musa ile Harun'un Rabbine inanıyoruz!" diye çağırıştılar.

    Ahmed Hulusi

    Bu sebeple sihirbazlar, önünde yere kapandılar. . . "Harun ve Musa'nın Rabbine (B işareti kapsamında) iman ettik" dediler.

    Ali Bulaç

    Bunun üzerine büyücüler, secdeye kapandılar: "Harun'un ve Musa'nın Rabbine iman ettik" dediler.

    Ali Özek ve heyeti

    (Mûsâ elindeki asasını atıp da âsâ yılan olup sihirbazların yaptıklarını yutunca)sihirbazlar hemen secdeye kapanmışlar ve şöyle demişlerdi:"Harûn ve Musâ'nın Rabbine iman ettik."

    Ali Rıza Safa

    Sonunda, büyücüler secdeye kapandılar; şöyle dediler: "Harun'un ve Musa'nın Efendisine inandık!"

    Bayraktar Bayraklı

    Sonunda büyücüler, "Biz Hârûn ve Mûsâ'nın Rabbine inandık" deyip secdeye kapandılar.

    Edip Yüksel

    Büyücüler, "Harun'un ve Musa'nın Efendisini onayladık" diyerek secdeye kapandılar.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Büyücüler, 'Harun'un ve Musa'nın Rabbine inandık,' diyerek secdeye kapandılar.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Sonunda bütün sihirbazlar secdeye kapandılar: "Harun ile Musa'nın Rabbine iman ettik." dediler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Binnetice bütün sihirbazlar secdeye kapandılar, Harun ile Musanın rabbına iyman ettik dediler

    Erhan Aktaş

    Bunun üzerine sihirbazlar, secde edenler dipnot 1 olarak atıldılar. Biz: "Harun'un ve Musa'nın Rabb'ine iman ettik." dediler.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Gerçeği içtenlikle kabul edenler, gerçeğe teslim olanlar.

    Gültekin Onan

    Bunun üzerine büyücüler secdeye kapandılar: "Harun'un ve Musa'nın rabbine inandık" dediler.

    Hasan Basri Çantay

    Neticede sihirbazlar secdeye kapandı, "Harun ile Musanın Rabbine iman etdik" dediler.

    İbni Kesir

    Sonunda sihirbazlar secdeye kapanarak dediler ki: Biz, Musa ve Harun'un Rabbına inandık.

    Mehmet Alagaş

    (56-76) Kesinlikle ona / firavuna ayetlerimizin hepsini gösterdik yalanladı ve di klendi. Ey Musa! Sihrinle bizi arzımızdan çıkarmaya mı geldin? dedi. Senin sihrinin benzerini biz de getireceğiz. Bizimle sen, aramızda ihtilaf etmeyeceğimiz uygun bir mekânda randevulaşalım. Buluşma günümüz / randevu günümüz insanların toplandığı süs gününün / ziynet gününün kuşluk vakti olsun dedi ve f iravun sırtını döndü gitti , sonrasında tuzak kurgusunu toparlayıp randevuya geldi. Musa onlara dedi ki yazıklar olsun / veyl olsun size, yalanı Alla h'a iftira etmeyin azapla kökünüzü kurutur, kim iftira ederse asla umduğuna ulaşamaz. Aralarında işleri ile ilgili tartıştılar gizli gizli fısıldaştılar. Dediler ki her hâlükârda bu iki sihirbaz, sihirleri ile sizi yerinizden çıkarmak, örnek aldığınız yolunuzu gidermek istiyorlar. Kurduğunuz tuzakları toparlayın sonra saf haline gelin, bugün yüce olan başarıya ulaşır. Dediler ki ey Musa ya sen bırak veya ilk bırakan biz olalım. Tamam siz bırakın dedi. İplerine ve asaları na, sihirleriyle, onlara doğru koştukları hayalini verdi rdiler. Musa kendisinde bir korku hissetti. Biz de ona korkma dedik , sen yücesin. Bırak elindekini, onların tüm ürettiklerini yutacaktır. Onların ürettikleri sadece büyücülerin kurgusal bir tuzağıdır. S ihirbazlar hangi tarafa ulaşırlarsa ulaşsınlar, hiçbir şekilde iflah olmazlar. Sihirbazlar kendilerini secdeye bıraktılar, Harun ve Musa'nın Rabbine iman ettik dediler. Firavun s ize izin vermeden önce iman mı ettiniz dedi ? Kesinlikle o size sihri öğreten büyüğünüzdür. Ellerinizi ve ayaklarınızı çapraz olarak keseceğim hurma direklerinde sizi asarak idam edeceğim. Hangimizin azabı şiddetlidir ve kalıcıdır bileceksiniz. Dediler ki açıklamaların bize gelmesi üzerine, artık seni asla tercih etmeyeceğiz ki O bizi yarattı, neyi gerçekleştireceksen gerçekleştir artık. Muhakkak ki sen bu dünya hayatındakileri gerçekleştirebilirsin. Günahlarımızdan ve bizi zorladığın sihirle alakalı şeylerden dolayı, bizleri bağışlaması amacıyla Rabbimize güvendik / O’na iman ettik, Allah hayırlıdır ve baki olandır. Muhakkak ki suç işlemiş olarak Rabbine gelen kim ise kesinlikle onun için cehennem vardır, içerisinde ne ölür ne de diri kalır. Kim de mümin olarak ve salih amel işlemiş olarak gelirse işte onlara yüce dereceler vardır. Altlarından n ehirler akan ebedi kalınan adn cennetleri , işte bu, arınanların karşılığıdır / cezasıdır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Derken büyücüler secdeye kapandılar. “Hârûn ve Mûsâ ’nın Rabbine iman ettik.” dediler.

    Süleyman Ateş

    Bunun üzerine büyücüler secdeye kapandılar: "Harun'un ve Musa'nın Rabbine inandık!" dediler.

    Süleymaniye Vakfı

    (Yaptıklarının yutulduğunu gören) Sihirbazlar bir anda kendilerini secdede buldular. "Bizler Harun'un ve Musa'nın Rabbine inandık." dediler.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Büyücüler hemen secdeye kapandılar. Dediler ki "Bizler Harun'un ve Musa'nın Rabbine inandık."

    Şaban Britch

    Sonunda sihirbazlar secdeye kapanıp: Harun ve Musa’nın Rabbine iman ettik, dediler.

    Şaban Piriş

    Sonunda sihirbazlar secdeye kapanıp: -Harun ve Musa'nın Rabbine iman ettik, dediler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Bunun üzerine büyücüler secdelere kapanıp şöyle seslendiler: "Harun'un ve Musa'nın Rabbine inandık!"

  23. Tâhâ suresi, 71. ayet — bütün mealleriyle aç

    Tâhâ suresi, 71. ayet. قَالَ ءَامَنتُمْ لَهُۥ قَبْلَ أَنْ ءَاذَنَ لَكُمْ إِنَّهُۥ لَكَبِيرُكُمُ ٱلَّذِى عَلَّمَكُمُ ٱلسِّحْرَ فَلَأُقَطِّعَنَّ أَيْدِيَكُمْ وَأَرْجُلَكُم مِّنْ خِلَٰفٍ وَلَأُصَلِّبَنَّكُمْ فِى جُذُوعِ ٱلنَّخْلِ وَلَتَعْلَمُنَّ أَيُّنَآ أَشَدُّ عَذَابًا وَأَبْقَىٰ

    Diyanet İşleri

    Firavun, "Demek, ben size izin vermeden önce ona (Musa'ya) inandınız ha! Şüphe yok, o size sihiri öğreten büyüğünüzdür. Şimdi andolsun, sizin ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim ve mutlaka sizi hurma dallarına asacağım. Hangimizin azabı daha şiddetli ve daha kalıcıymış, mutlaka göreceksiniz."

    Mehmet Okuyan

    (Firavun) şöyle demişti: "Ben size izin vermeden ona iman ettiniz, (öyle mi)! Şüphesiz ki o (Musa), size büyü öğreten büyüğünüzdür (akıl hocanızdır). Dönekliğ(iniz)den dolayı elbette ellerinizi ve ayaklarınızı kestireceğim. dipnot 1 sizi elbette hurma dallarına asacağım! Hangimizin azabının daha şiddetli ve kalıcı olduğunu elbette bileceksiniz."

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Burada mesaj, [min hılâfin] ifadesi gereği el ve ayakların "çaprazlama" kesilmesinden ziyade, "döneklik" nedeniyle bu cezanın verilmesidir. El ve ayakların kesilmesiyle ilgili olarak benzer mesajlar: Mâide 5:33; A‘râf 7:124; Şu‘arâ 26:49.

    Mustafa İslamoğlu

    (Firavun) "Demek siz, benden izin almadan ona inandınız ha?" dedi; "Öyle anlaşılıyor ki size sihri öğreten baş ustanız bu olmalı. Fakat dönekliğinizden dolayı kesinlikle ellerinizi ve ayaklarınızı keseceğim; ve topunuzu götürüp hurma kütüklerine asacağım: böylece hangimizin cezasının daha şiddetli ve kalıcı olduğunu iyice anlamış olacaksınız!"

    Muhammed Esed

    (Firavun:) "Ben size izin vermeden mi o'na inandınız?" dedi, "Mutlaka size sihirbazlığı öğreten ustanız o olmalı! Ama bu ihanetinizden ötürü, hiç şüpheniz olmasın, çoğunuzun ellerini ayaklarını kesivereceğim; ve yine hiç şüpheniz olmasın ki, pek çoğunuzu da hurma kütüğüne asacağım ki, böylece hangimizin azapta daha zorlu ve daha sürekli olduğunu iyice anlayasınız!"

    Ahmed Hulusi

    (Firavun) dedi ki: "Ben size izin vermeden Ona iman ettiniz ha! Muhakkak ki O, size sihri öğreten büyüğünüzdür. . . Andolsun ki, sizin ellerinizi ve sizin ayaklarınızı çaprazlama keseceğim ve elbette sizi hurma dallarından asacağım. . . Hangimizin azapça daha şiddetli ve daha kalıcı olduğunu elbette bileceksiniz!"

    Ali Bulaç

    (Firavun) Dedi ki: "Ben size izin vermeden önce O'na inandınız öyle mi? Şüphesiz o, size büyüyü öğreten büyüğünüzdür. O halde ben de sizin ellerinizi ve ayaklarınızı çapraz olarak keseceğim ve sizi hurma dallarında sallandıracağım. Siz de elbette, hangimizin azabı daha şiddetliymiş ve daha sürekliymiş öğrenmiş olacaksınız."

    Ali Özek ve heyeti

    (Firavun) Şöyle dedi: Ben size izin vermeden önce ona inandınız öyle mi! Hakikat şu ki o, size büyü öğreten ulunuzdur. Şimdi elleriniz ile ayaklarınızı tereddüt etmeden çaprazlama keseceğim ve sizi hurma dallarına asacağım! Böylece, hangimizin azabının daha şiddetli ve sürekli olduğunu iyice anlayacaksınız.

    Ali Rıza Safa

    "Size izin vermeden, Ona inandınız; öyle mi?" dedi; "Aslında, O, büyücülüğü size öğreten ustanız olmalı. Madem öyle, ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama kestireceğim ve kesinlikle sizi hurma ağaçlarına astıracağım. Böylece, hangimizin cezasının daha yaman ve sürekli olduğunu göreceksiniz!" dipnot 253

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 253
      Musa peygamberin Firavunla görüşmesi, Tevrat, Mısır'dan Çıkış 7:8-13 ayetlerinde, şöyle yazılıdır: "Rab, Musa ile Harun'a, şöyle dedi: ‘Firavun ‘Bir mucize yapın!' dediğinde; Harun, değneğini alıp Firavun'un önüne atsın. Değnek yılan olacak.' Musa ile Harun, Firavun'un yanına gittiler ve Rabbin buyruk verdiği biçimde yaptılar. Harun, değneğini Firavun ile görevlilerinin önüne attı; değnek yılan oldu. Bunun üzerine, Firavun, kendi bilgelerini, büyücülerini çağırdı. Mısırlı büyücüler de büyüleriyle aynı şeyi yaptılar. Her biri değneğini attı; değnekler yılan oldu. Ancak Harun'un değneği, onların değneklerini yuttu.'"

    Bayraktar Bayraklı

    Firavun, "Ben size izin vermeden O'na nasıl inanırsınız? Şüphesiz O, size büyü öğreten büyüğünüzdür. Dönekliğinizden dolayı kesinlikle sizin ellerinizi ve ayaklarınızı keseceğim, sizi hurma dallarına asacağım. Hangimizin azabının daha şiddetli ve kalıcı olduğunu öğreneceksiniz" dedi.

    Edip Yüksel

    "Size izin vermeden mi onu onayladınız? O, size büyü öğreten ustanız olmalı. Ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama kesip sizi hurma ağaçlarına asacağım. Hangimizin cezası daha çetin ve sürekli imiş öğreneceksiniz!" dedi.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Size izin vermeden mi ona inandınız? O, size büyü öğreten ustanız olmalı. Ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama kesip sizi hurma ağaçlarına asacağım. Hangimizin cezası daha çetin ve sürekli imiş öğreneceksiniz,' dedi.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Firavun: "Demek ben size izin vermeden ona iman ettiniz ha! O, mutlaka size sihri öğreten büyüğünüzdür. O halde andolsun ki, ben de sizin ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim ve sizi kesinlikle hurma dallarına asacağım; şüphesiz bileceksiniz hangimizin azap bakımından daha şiddetti ve daha sürekli olduğunu!" dedi.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ya! Dedi: ben size izin vermeden ona iyman ettiniz ha? O her halde size sihri öğreten büyüğünüz, o halde ahdim olsun ben ve elbet sizin ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim ve elbette sizleri hurma dallarına asacağım, ve her halde bileceksiniz ki hangimiz azabca daha şiddetli ve daha bekalı?

    Erhan Aktaş

    Firavun, "Ben izin vermeden ona iman mı ettiniz? Kuşkusuz o, size sihir öğreten hocanızdır. Kesinlikle ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim ve sizi hurma ağacının gövdesine asacağım. Ve böylece hangimizin azabının daha şiddetli ve kalıcı olduğunu mutlaka öğreneceksiniz." dedi.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Firavun, "Ben izin vermeden ona iman mı ettiniz? Kuşkusuz o, size sihir öğreten hocanızdır. Kesinlikle ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim ve sizi hurma ağacının gövdesine asacağım. Ve böylece hangimizin azabının daha şiddetli ve kalıcı olduğunu mutlaka öğreneceksiniz." dedi.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Firavun, "Ben izin vermeden ona iman mı ettiniz? Kuşkusuz o, size sihir öğreten hocanızdır. Kesinlikle ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim ve sizi hurma ağacının gövdesine asacağım. Ve böylece hangimizin azabının daha şiddetli ve kalıcı olduğunu mutlaka öğreneceksiniz." dedi.

    Gültekin Onan

    (Firavun) Dedi ki: "Ben size izin vermeden önce O'na inandınız, öyle mi? Şüphesiz o, size büyüyü öğreten büyüğünüzdür. O halde ben de sizin ellerinizi ve ayaklarınızı çapraz olarak keseceğim ve sizi hurma dallarında sallandıracağım. Siz de elbette, hangimizin azabı daha şiddetliymiş ve daha sürekliymiş öğrenmiş olacaksınız."

    Hasan Basri Çantay

    (Fir'avn) dedi: "Ben size izin vermeden ona iman mı etdiniz? Şübhesiz ki o, size sihri öğreten büyüğünüzdür. Öyleyse ben de elbette sizin ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim. Sizi muhakkak hurma dallarına asacağım. Siz de hangimizin azabı daha çetin ve sürekli olduğunu elbet bileceksiniz".

    İbni Kesir

    Dedi ki: Ben size izin vermeden mi O'na inandınız? Doğrusu o size büyü öğreten büyüğünüzdür. Öyleyse ben de ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama olarak keseceğim ve sizi hurma kütüklerine asacağım. O zaman hangimizin azabının daha çetin ve devamlı olduğunu bileceksiniz.

    Mehmet Alagaş

    (56-76) Kesinlikle ona / firavuna ayetlerimizin hepsini gösterdik yalanladı ve di klendi. Ey Musa! Sihrinle bizi arzımızdan çıkarmaya mı geldin? dedi. Senin sihrinin benzerini biz de getireceğiz. Bizimle sen, aramızda ihtilaf etmeyeceğimiz uygun bir mekânda randevulaşalım. Buluşma günümüz / randevu günümüz insanların toplandığı süs gününün / ziynet gününün kuşluk vakti olsun dedi ve f iravun sırtını döndü gitti , sonrasında tuzak kurgusunu toparlayıp randevuya geldi. Musa onlara dedi ki yazıklar olsun / veyl olsun size, yalanı Alla h'a iftira etmeyin azapla kökünüzü kurutur, kim iftira ederse asla umduğuna ulaşamaz. Aralarında işleri ile ilgili tartıştılar gizli gizli fısıldaştılar. Dediler ki her hâlükârda bu iki sihirbaz, sihirleri ile sizi yerinizden çıkarmak, örnek aldığınız yolunuzu gidermek istiyorlar. Kurduğunuz tuzakları toparlayın sonra saf haline gelin, bugün yüce olan başarıya ulaşır. Dediler ki ey Musa ya sen bırak veya ilk bırakan biz olalım. Tamam siz bırakın dedi. İplerine ve asaları na, sihirleriyle, onlara doğru koştukları hayalini verdi rdiler. Musa kendisinde bir korku hissetti. Biz de ona korkma dedik , sen yücesin. Bırak elindekini, onların tüm ürettiklerini yutacaktır. Onların ürettikleri sadece büyücülerin kurgusal bir tuzağıdır. S ihirbazlar hangi tarafa ulaşırlarsa ulaşsınlar, hiçbir şekilde iflah olmazlar. Sihirbazlar kendilerini secdeye bıraktılar, Harun ve Musa'nın Rabbine iman ettik dediler. Firavun s ize izin vermeden önce iman mı ettiniz dedi ? Kesinlikle o size sihri öğreten büyüğünüzdür. Ellerinizi ve ayaklarınızı çapraz olarak keseceğim hurma direklerinde sizi asarak idam edeceğim. Hangimizin azabı şiddetlidir ve kalıcıdır bileceksiniz. Dediler ki açıklamaların bize gelmesi üzerine, artık seni asla tercih etmeyeceğiz ki O bizi yarattı, neyi gerçekleştireceksen gerçekleştir artık. Muhakkak ki sen bu dünya hayatındakileri gerçekleştirebilirsin. Günahlarımızdan ve bizi zorladığın sihirle alakalı şeylerden dolayı, bizleri bağışlaması amacıyla Rabbimize güvendik / O’na iman ettik, Allah hayırlıdır ve baki olandır. Muhakkak ki suç işlemiş olarak Rabbine gelen kim ise kesinlikle onun için cehennem vardır, içerisinde ne ölür ne de diri kalır. Kim de mümin olarak ve salih amel işlemiş olarak gelirse işte onlara yüce dereceler vardır. Altlarından n ehirler akan ebedi kalınan adn cennetleri , işte bu, arınanların karşılığıdır / cezasıdır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    (Firavun) dedi ki: "Ben size izin vermeden önce ona iman mı ettiniz? Demek ki o, size sihri öğreten büyüğünüzdür. Ben de sizin ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama kestireceğim ve sizi hurma dalına asacağım. O zaman göreceksiniz hangimizin azabı daha şiddetli ve kalıcı imiş."

    Süleyman Ateş

    (Fir'avn): "Ben size izin vermeden ona inandınız ha? O, size büyü öğreten büyüğünüzdür. Öyleyse ben de sizin ellerinizi ve ayaklarınızı çapraz keseceğim ve sizi hurma dallarına asacağım, hangimizin azabı daha çetin ve sürekli imiş bileceksiniz!" dedi.

    Süleymaniye Vakfı

    Firavun: "Ben izin vermeden Musa'ya inandınız, öyle mi! Demek ki size sihri öğreten büyüğünüz oymuş. Öyleyse ben de ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim ve sizi hurma ağaçlarına asacağım. Hangimizin azabının daha güçlü ve daha kalıcı olduğunu kesinlikle öğreneceksiniz."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Firavun: "Benden izinsiz ona inandınız, öyle mi? Demek ki size bu sihri öğreten büyüğünüz oymuş. Öyleyse ben de tereddüt etmeden ellerinizi ve ayaklarınızı çapraz olarak keseceğim ve sizi hurma dallarına asacağım. Hangimizin azabının daha ağır, daha kalıcı olduğunu iyice öğreneceksiniz."

    Şaban Britch

    Ben size izin vermeden ona inandınız ha? Demek ki o sizi sihri öğreten büyüğünüzdür. Ben de sizin ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama kestireceğim ve sizi hurma dalına asacağım! O zaman göreceksiniz hangimizin azabı daha şiddetli ve kalıcı imiş!

    Şaban Piriş

    -Ben size izin vermeden ona inandınız ha? Demek ki o size sihri öğreten büyüğünüzdür. Ben de sizin ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama kestireceğim ve sizi hurma dalına asacağım! O zaman göreceksiniz hangimizin azabı daha şiddetli ve kalıcı imiş!

    Yaşar Nuri Öztürk

    Firavun dedi: "Ben izin vermeden ona inandınız öyle mi? O size, büyüyü öğreten büyüğünüzdür. Yemin olsun, ellerinizi, ayaklarınızı çaprazlama keseceğim ve yemin olsun sizi hurma ağaçlarına asacağım. O zaman iyice bileceksiniz, hangimizin azabı daha şiddetli ve sürekli."

  24. Tâhâ suresi, 72. ayet — bütün mealleriyle aç

    Tâhâ suresi, 72. ayet. قَالُوا۟ لَن نُّؤْثِرَكَ عَلَىٰ مَا جَآءَنَا مِنَ ٱلْبَيِّنَٰتِ وَٱلَّذِى فَطَرَنَا فَٱقْضِ مَآ أَنتَ قَاضٍ إِنَّمَا تَقْضِى هَٰذِهِ ٱلْحَيَوٰةَ ٱلدُّنْيَآ

    Diyanet İşleri

    Sihirbazlar şöyle dediler: "Bize gelen apaçık delillere ve bizi yaratana seni asla tercih etmeyeceğiz. Artık sen vereceğin hükmü ver. Sen ancak bu dünya hayatında hüküm verirsin."

    Mehmet Okuyan

    (Büyücüler) şöyle demişlerdi: dipnot 1 "Bize gelen apaçık bilgilere ve bizi yoktan yaratana karşı asla seni tercih etmeyeceğiz. Yapacağını yap! Sen ancak bu dünya hayatında hükmünü geçirebilirsin.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Sözlerinden ve Firavun'un yüzüne bakarak haykırdıkları ifadelerinden anlaşılıyor ki esasında büyücüler adeta "ölümü öldürdükleri için" hiçbir korku taşımıyorlardı. Ölümü öldüren neden korkar ki! Elbette hiçbir şeyden korkup çekinmez. Bu yiğitlere selam olsun.

    Mustafa İslamoğlu

    Onlar şöyle cevap verdiler: "Senin tehditlerine kapılıp da asla bize gelen hakikatın apaçık delillerine ve bizi yaratana sırt dönmeyeceğiz; ne karar verirsen ver, umurumuzda değil; nasıl olsa senin kararın sadece bu (fani) dünya hayatında geçerlidir!

    Muhammed Esed

    Berikiler: "Bize gelen hakkın apaçık belirtilerini ve bizi yaratan varlığı bırakıp asla seni tercih edecek değiliz! Artık (hakkımızda) nasıl bir yargıda bulunacaksan bulun: sen ancak bu dünya hayatında (geçerli) yargılarda bulunabilirsin!

    Ahmed Hulusi

    Dediler ki: "Bize gelen apaçık mucizelerden sonra, bizi yaratan üstüne seni asla tercih etmeyeceğiz. . . Ne hükmedeceksen hükmet! Sen sadece şu dünya hayatına hükmedersin. "

    Ali Bulaç

    Dediler ki: "Bize gelen apaçık delillere ve bizi yaratana seni asla 'tercih edip seçmeyiz." Neyde hükmünü yürütebileceksen, durmaksızın hükmünü yürüt; sen, yalnızca bu dünya hayatında hükmünü yürütebilirsin."

    Ali Özek ve heyeti

    Dediler ki: «Seni, bize gelen açık açık mucizelere ve bizi yaratana tercih edemeyiz. Öyle ise yapacağını yap! Sen, ancak bu dünya hayatında hükmünü geçirebilirsin.»

    Ali Rıza Safa

    Dediler ki: "Bize gelen açık kanıtları gördükten sonra, seni asla üstün tutmayız. Çünkü bizi, O yaratmıştır. Artık, nasıl bir yargı vereceksen ver. Sen, ancak dünya yaşamında yargı verirsin!"

    Bayraktar Bayraklı

    - Büyücüler, "Seni, bize gelen delillere ve bizi yaratana asla tercih etmeyeceğiz. Yapacağını yap! Senin hükmün ancak bu dünya hayatında geçerlidir. Bizşüphesiz, kendi hatalarımızı ve bize zorla yaptırdığın büyüyü bağışlaması için Rabbimize iman ettik. En üstün ve kalıcı olan Allah'tır" dediler.

    Edip Yüksel

    Dediler ki: "Bize gelen apaçık kanıtları ve bizi Yaratan'ı bırakıp seni seçmeyiz. Nasıl yargı vereceksen ver. Yargın bu dünya hayatıyla sınırlıdır!"

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Dediler ki: 'Bize gelen apaçık kanıtları ve bizi Yaratan'ı bırakıp seni seçmeyiz. Nasıl yargı vereceksen ver. Yargın bu dünya hayatıyla sınırlıdır!'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Onlar: "İhtimali yok, bize gelen bu açık mucizelere ve bizi yaratana karşı seni tercih edemeyiz. Artık ne yapacaksan yap; senin hükmün olsa olsa bu dünya hayatında geçerli olur.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    İhtimali yok dediler: bize gelen bu açık mu'cizelere ve bizi yaratana karşı seni tercih edemeyiz, artık neye hukmün geçer, ne yapabilirsen yap, senin olsa olsa bu Dünya hayata hukmün geçer

    Erhan Aktaş

    "Bizim açımızdan, ortaya konan bu kanıtlayıcı bilgiden sonra, yaradılışımızın esaslarını belirleyen yaratıcıya karşı seni asla tercih etmeyiz. İstediğin şeyi yap. Senin hükmün ancak bu dünya hayatında geçer." dediler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Bizim açımızdan, ortaya konan bu kanıtlayıcı bilgiden sonra, yaradılışımızın esaslarını belirleyen yaratıcıya karşı seni asla tercih etmeyiz. İstediğin şeyi yap. Senin hükmün ancak bu dünya hayatında geçer." dediler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Bizim açımızdan, ortaya konan bu kanıtlayıcı bilgiden sonra, yaradılışımızın esaslarını belirleyen yaratıcıya karşı seni asla tercih etmeyiz. İstediğin şeyi yap. Senin hükmün ancak bu dünya hayatında geçer." dediler.

    Gültekin Onan

    Dediler ki: "Bize gelen apaçık delillere ve bizi yaratana (fetarena) seni asla 'tercih edip seçmeyiz'." Neyde hükmünü yürütebileceksen, durmaksızın hükmünü yürüt; sen, yalnızca bu dünya hayatında hükmünü yürütebilirsin.

    Hasan Basri Çantay

    (Sihirbazlar) dediler: "Seni bize gelen (şu) apaçık mucizelere, (hakıykatde ise) bizi yaratana kat'iyyen tercih edemeyiz. Artık neye haakim isen hükmünü ver. Sen hükmünü ancak bu dünya hayaatında geçirebilirsin".

    İbni Kesir

    Dediler ki: Seni, bize gelen apaçık mucizelere ve bizi yaratana üstün tutmayacağız. Ne hüküm vereceksen ver. Sen ancak bu dünya hayatına hükmedebilirsin.

    Mehmet Alagaş

    (56-76) Kesinlikle ona / firavuna ayetlerimizin hepsini gösterdik yalanladı ve di klendi. Ey Musa! Sihrinle bizi arzımızdan çıkarmaya mı geldin? dedi. Senin sihrinin benzerini biz de getireceğiz. Bizimle sen, aramızda ihtilaf etmeyeceğimiz uygun bir mekânda randevulaşalım. Buluşma günümüz / randevu günümüz insanların toplandığı süs gününün / ziynet gününün kuşluk vakti olsun dedi ve f iravun sırtını döndü gitti , sonrasında tuzak kurgusunu toparlayıp randevuya geldi. Musa onlara dedi ki yazıklar olsun / veyl olsun size, yalanı Alla h'a iftira etmeyin azapla kökünüzü kurutur, kim iftira ederse asla umduğuna ulaşamaz. Aralarında işleri ile ilgili tartıştılar gizli gizli fısıldaştılar. Dediler ki her hâlükârda bu iki sihirbaz, sihirleri ile sizi yerinizden çıkarmak, örnek aldığınız yolunuzu gidermek istiyorlar. Kurduğunuz tuzakları toparlayın sonra saf haline gelin, bugün yüce olan başarıya ulaşır. Dediler ki ey Musa ya sen bırak veya ilk bırakan biz olalım. Tamam siz bırakın dedi. İplerine ve asaları na, sihirleriyle, onlara doğru koştukları hayalini verdi rdiler. Musa kendisinde bir korku hissetti. Biz de ona korkma dedik , sen yücesin. Bırak elindekini, onların tüm ürettiklerini yutacaktır. Onların ürettikleri sadece büyücülerin kurgusal bir tuzağıdır. S ihirbazlar hangi tarafa ulaşırlarsa ulaşsınlar, hiçbir şekilde iflah olmazlar. Sihirbazlar kendilerini secdeye bıraktılar, Harun ve Musa'nın Rabbine iman ettik dediler. Firavun s ize izin vermeden önce iman mı ettiniz dedi ? Kesinlikle o size sihri öğreten büyüğünüzdür. Ellerinizi ve ayaklarınızı çapraz olarak keseceğim hurma direklerinde sizi asarak idam edeceğim. Hangimizin azabı şiddetlidir ve kalıcıdır bileceksiniz. Dediler ki açıklamaların bize gelmesi üzerine, artık seni asla tercih etmeyeceğiz ki O bizi yarattı, neyi gerçekleştireceksen gerçekleştir artık. Muhakkak ki sen bu dünya hayatındakileri gerçekleştirebilirsin. Günahlarımızdan ve bizi zorladığın sihirle alakalı şeylerden dolayı, bizleri bağışlaması amacıyla Rabbimize güvendik / O’na iman ettik, Allah hayırlıdır ve baki olandır. Muhakkak ki suç işlemiş olarak Rabbine gelen kim ise kesinlikle onun için cehennem vardır, içerisinde ne ölür ne de diri kalır. Kim de mümin olarak ve salih amel işlemiş olarak gelirse işte onlara yüce dereceler vardır. Altlarından n ehirler akan ebedi kalınan adn cennetleri , işte bu, arınanların karşılığıdır / cezasıdır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    "Seni, bize gelen apaçık mucizelere ve bizi yaratana üstün tutmayacağız. Ne hüküm verirsen ver. Sen ancak bu dünya hayatında hüküm verebilirsin." dediler.

    Süleyman Ateş

    Dediler ki: "Biz, seni, bize gelen açık delillere ve bizi yaratana tercih edemeyiz. Yapacağını yap, sen ancak bu dünya hayatında istediğini yapabilirsin."

    Süleymaniye Vakfı

    Dediler ki "Seni, ne bize gelen bu apaçık mucizelere ne de bizi yaratana tercih ederiz. Elinden geleni yap. Sen yapacağını sadece bu dünya hayatında yapabilirsin.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Dediler ki "Biz seni, ne bize gelen bu apaçık belgelere (mucizelere) ne de bizi yaratana tercih ederiz. Ne yapacaksan yap. Sen yapacağını sadece bu dünya hayatında yaparsın.

    Şaban Britch

    Seni, bize gelen apaçık mucizelere ve bizi yaratana üstün tutmayacağız. Ne hüküm verirsen ver, sen ancak bu dünya hayatında hüküm verebilirsin, dediler.

    Şaban Piriş

    -Seni, bize gelen apaçık mucizelere ve bizi yaratana üstün tutmayacağız. Ne hüküm verirsen ver, sen ancak bu dünya hayatında hüküm verebilirsin, dediler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Dediler: "Biz seni, bize gelen açık seçik kanıtlara ve bizi yaratmış olana asla tercih etmeyeceğiz. Verdiğin hükmü uygula. Senin hükmün olsa olsa bu dünya hayatında geçer."

  25. Tâhâ suresi, 73. ayet — bütün mealleriyle aç

    Tâhâ suresi, 73. ayet. إِنَّآ ءَامَنَّا بِرَبِّنَا لِيَغْفِرَ لَنَا خَطَٰيَٰنَا وَمَآ أَكْرَهْتَنَا عَلَيْهِ مِنَ ٱلسِّحْرِ وَٱللَّهُ خَيْرٌ وَأَبْقَىٰٓ

    Diyanet İşleri

    "Şüphesiz ki biz; günahlarımızı ve bize zorla yaptırdığın sihri affetmesi için, Rabbimize inandık. Allah'ın vereceği mükafat daha hayırlı ve daha kalıcıdır."

    Mehmet Okuyan

    Hatalarımızı ve senin bize zorla yaptırdığın büyüyü bağışlaması için Rabbimize iman ettik." Allah hayırlı olandır; (ödülü ve azabı) daha kalıcıdır. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: A‘râf 7:120-126; Şu‘arâ 26:46-51.

    Mustafa İslamoğlu

    Şu kesin ki biz, hatalarımızı ve senin bizi icra etmeye zorladığın sihir türü şeyleri bağışlaması için Rabbimize gönülden inanıp güvenmişiz: Zira Allah (güven duyulanların) en hayırlısı ve en kalıcısıdır."

    Muhammed Esed

    Bize gelince, açıkçası biz, hatalarımızı ve bize sihir alanında zorla yaptırdığın şeyleri bağışlaması umuduyla Rabbimize inandık: çünkü Allah (umut bağlananların) en hayırlısı ve en kalıcısıdır".

    Ahmed Hulusi

    "Gerçekten Rabbimize iman ettik ki bizim için hatalarımızı ve sihirbazlığımızı mağfiret etsin. . . Allah daha hayırlı ve bakidir. "

    Ali Bulaç

    "Gerçekten biz Rabbimize iman ettik; günahlarımızı ve sihir dolayısıyla bizi kendisine karşı zorlayarak sürüklediğin (suçumuzu) bağışlasın. Allah, daha hayırlıdır ve daha süreklidir."

    Ali Özek ve heyeti

    «Bize, hatalarımızı ve senin bize zorla yaptırdığın büyüyü bağışlaması için Rabbimize iman ettik. Allah, (mükâfatı) en hayırlı ve (cezası) en sürekli olandır.»

    Ali Rıza Safa

    "Aslında, suçlarımızı ve bize zorla yaptırdığın büyücülüğü bağışlayacağı umuduyla Efendimize inandık. Çünkü Allah, daha iyidir ve kalıcıdır!"

    Bayraktar Bayraklı

    - Büyücüler, "Seni, bize gelen delillere ve bizi yaratana asla tercih etmeyeceğiz. Yapacağını yap! Senin hükmün ancak bu dünya hayatında geçerlidir. Bizşüphesiz, kendi hatalarımızı ve bize zorla yaptırdığın büyüyü bağışlaması için Rabbimize iman ettik. En üstün ve kalıcı olan Allah'tır" dediler.

    Edip Yüksel

    "Biz Efendimizi onayladık ki hatalarımızı ve bize zorla yaptırdığın büyücülüğü bağışlasın. ALLAH daha İyidir ve daha Süreklidir."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Biz Rabbimize inandık ki hatalarımızı ve bizi zorla yaptırdığın büyücülüğü bağışlasın. ALLAH daha iyidir ve daha Süreklidir.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Doğrusu biz, günahlarımıza ve bizi zorladığın sihre karşı bizi bağışlasın diye Rabbimize iman ettik. Allah, daha hayırlı ve daha kafacıdır." cevabını verdiler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Doğrusu biz günahlarımıza ve bizi zorladığın sihre karşı bize mağrifet etsin diye rabbımıza iyman ettik, Allah, hem daha hayırlı hem daha bekalıdır

    Erhan Aktaş

    "Biz, yanlışlarımız ve bize sihirle zorla yaptırdığın kötü şeyler için Rabb'imizin bizi bağışlayacağına inanıyoruz. Allah hayırlı ve kalıcı olandır."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Biz, yanlışlarımız ve bize sihirle zorla yaptırdığın kötü şeyler için Rabb'imizin bizi bağışlayacağına inanıyoruz. Allah hayırlı ve kalıcı olandır."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Biz, hatalarımız ve bize sihirle zorla yaptırdığın kötü şeyler için Rabb'imizin bizi bağışlayacağına inanıyoruz. Allah daha hayırlı ve kalıcı olandır."

    Gültekin Onan

    "Gerçekten biz rabbimize inandık. Günahlarımızı ve sihir dolayısıyla bizi kendisine karşı zorlayarak sürüklediğin (suçumuzu) bağışlasın. Tanrı, daha hayırlıdır ve daha süreklidir."

    Hasan Basri Çantay

    "Biz günahlarımızı ve bizi zorladığın sihri yarlığaması için Rabbimize gerçek iman etdik. Allah (ın sevabı seninkinden) daha hayırlı, (azabı da seninkinden) daha süreklidir".

    İbni Kesir

    Doğrusu biz, hatalarımızı ve bize zorla yaptırdığın büyüyü bağışlaması için Rabbımıza iman ettik. Allah'ın vereceği mükafat daha hayırlı ve daha devamlıdır.

    Mehmet Alagaş

    (56-76) Kesinlikle ona / firavuna ayetlerimizin hepsini gösterdik yalanladı ve di klendi. Ey Musa! Sihrinle bizi arzımızdan çıkarmaya mı geldin? dedi. Senin sihrinin benzerini biz de getireceğiz. Bizimle sen, aramızda ihtilaf etmeyeceğimiz uygun bir mekânda randevulaşalım. Buluşma günümüz / randevu günümüz insanların toplandığı süs gününün / ziynet gününün kuşluk vakti olsun dedi ve f iravun sırtını döndü gitti , sonrasında tuzak kurgusunu toparlayıp randevuya geldi. Musa onlara dedi ki yazıklar olsun / veyl olsun size, yalanı Alla h'a iftira etmeyin azapla kökünüzü kurutur, kim iftira ederse asla umduğuna ulaşamaz. Aralarında işleri ile ilgili tartıştılar gizli gizli fısıldaştılar. Dediler ki her hâlükârda bu iki sihirbaz, sihirleri ile sizi yerinizden çıkarmak, örnek aldığınız yolunuzu gidermek istiyorlar. Kurduğunuz tuzakları toparlayın sonra saf haline gelin, bugün yüce olan başarıya ulaşır. Dediler ki ey Musa ya sen bırak veya ilk bırakan biz olalım. Tamam siz bırakın dedi. İplerine ve asaları na, sihirleriyle, onlara doğru koştukları hayalini verdi rdiler. Musa kendisinde bir korku hissetti. Biz de ona korkma dedik , sen yücesin. Bırak elindekini, onların tüm ürettiklerini yutacaktır. Onların ürettikleri sadece büyücülerin kurgusal bir tuzağıdır. S ihirbazlar hangi tarafa ulaşırlarsa ulaşsınlar, hiçbir şekilde iflah olmazlar. Sihirbazlar kendilerini secdeye bıraktılar, Harun ve Musa'nın Rabbine iman ettik dediler. Firavun s ize izin vermeden önce iman mı ettiniz dedi ? Kesinlikle o size sihri öğreten büyüğünüzdür. Ellerinizi ve ayaklarınızı çapraz olarak keseceğim hurma direklerinde sizi asarak idam edeceğim. Hangimizin azabı şiddetlidir ve kalıcıdır bileceksiniz. Dediler ki açıklamaların bize gelmesi üzerine, artık seni asla tercih etmeyeceğiz ki O bizi yarattı, neyi gerçekleştireceksen gerçekleştir artık. Muhakkak ki sen bu dünya hayatındakileri gerçekleştirebilirsin. Günahlarımızdan ve bizi zorladığın sihirle alakalı şeylerden dolayı, bizleri bağışlaması amacıyla Rabbimize güvendik / O’na iman ettik, Allah hayırlıdır ve baki olandır. Muhakkak ki suç işlemiş olarak Rabbine gelen kim ise kesinlikle onun için cehennem vardır, içerisinde ne ölür ne de diri kalır. Kim de mümin olarak ve salih amel işlemiş olarak gelirse işte onlara yüce dereceler vardır. Altlarından n ehirler akan ebedi kalınan adn cennetleri , işte bu, arınanların karşılığıdır / cezasıdır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    "Gerçekten biz, günahlarımızı ve bizi işlemeye zorladığın büyüyü bağışlayarak bizi affetsin diye Rabbimize iman ettik. Allah’ın vereceği mükâfat daha hayırlı ve daha kalıcıdır."

    Süleyman Ateş

    "Biz Rabbimize inandık ki (O) bizim günahlarımızı ve senin bizi yapmaya zorladığın büyüyü bağışlasın. (Elbette) Allah daha hayırlı ve (O'nun mükafatı ve cezası) daha süreklidir."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Biz Rabbimize inanıp güvendik ki hatalarımızı ve bize zorla yaptırdığın büyüyü bağışlasın. Cezası en iyi ve en kalıcı olan O'dur."

    Şaban Britch

    Biz, Rabbimize iman ettik ki günahlarımızı ve senin bize zorla yaptırdığın sihri bağışlasın. Allah, en hayırlı ve en bâkidir.

    Şaban Piriş

    Biz, Rabbimize iman ettik ki günahlarımızı ve senin bize zorla yaptırdığın sihri bağışlasın. Allah, en hayırlı ve en bakidir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Biz Rabbimize inandık ki, günahlarımızı ve senin bizi zorladığın büyüyü affetsin. Allah daha hayırlı, daha süreklidir."

  26. Tâhâ suresi, 74. ayet — bütün mealleriyle aç

    Tâhâ suresi, 74. ayet. إِنَّهُۥ مَن يَأْتِ رَبَّهُۥ مُجْرِمًا فَإِنَّ لَهُۥ جَهَنَّمَ لَا يَمُوتُ فِيهَا وَلَا يَحْيَىٰ

    Diyanet İşleri

    Şüphesiz, kim Rabbine günahkar olarak varırsa, kesinlikle ona cehennem vardır. Orada ne ölür, ne de (güzel bir hayat) yaşar.

    Mehmet Okuyan

    Kim Rabbine suçlu olarak gelirse, cehennem sadece onun içindir. Orada (tam olarak) ölemeyecek ve dirilemeyecektir. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesaj: A‘lâ 87:13. Bu cümle şöyle de anlaşılabilir: "Orada ne (tam) ölür; ne de (tam) dirilir!" veya "Orada ölemez ki tekrar dirilebilsin."

    Mustafa İslamoğlu

    Şüphe yok ki, kim Rabbine günaha batmış bir halde kavuşursa kendisini cehennemin beklediğini unutmasın! Orada ne tam ölebilir, ne de tam yaşayabilir.

    Muhammed Esed

    Kim ki (Hesap Günü) Rabbinin huzuruna günahkarca davranışlar üzere çıkarsa, bilsin ki, onu cehennem beklemektedir: orada ne ölür, ne de hayata kavuşur.

    Ahmed Hulusi

    Gerçek şu ki: Kim Rabbine karşı suçlu olarak gelirse işte cehennem onun içindir. . . Orada ne ölür (kurtulur), ne de diriliği yaşar!

    Ali Bulaç

    "Gerçek şu ki, kim Rabbine suçlu günahkar olarak gelirse, hiç şüphe yok, onun için cehennem vardır. Onun içinde ise, ne ölebilir, ne dirilebilir."

    Ali Özek ve heyeti

    Şurası muhakkak ki, kim Rabbine günahkâr olarak varırsa, cehennem sırf onun içindir. O ise orada ne ölür ne de yaşar!

    Ali Rıza Safa

    Kuşkusuz, kim suçlu olarak Efendisine gelirse, ona, kesinlikle cehennem vardır. Orada, ne ölür ne de yaşar.

    Bayraktar Bayraklı

    Kim günahkar olarak Rabbine gelirse bilsin ki kesinlikle onun için cehennem vardır. Orada ne ölür, ne dirilir.

    Edip Yüksel

    Kim Efendisine suçlu olarak gelirse cehennemi hak eder; orada ne ölür, ne de yaşar.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Kim Rabbine suçlu olarak gelirse cehennemi hakkeder; orada ne ölür, ne de yaşar.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Her kim Rabbine suçlu olarak varırsa, şüphesiz ona cehennem vardır. Orada ne ölür, ne dirilir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Her kim rabbına mücrim olarak varırsa şüphesiz ki ona Cehennem var onda ne ölür ne dirilir

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Kim Rabb'ine mücrim dipnot 1 olarak gelirse, onun yeri Cehennem'dir. Orada ne ölür ne de yaşar.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Suçlu, hakikat ile bağını koparan demek olan bu sözcük, basit suçlu anlamında değil; Kafir, Müşrik, sapkın anlamına gelmektedir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Kim Rabb'ine suçlu olarak gelirse, onun yeri Cehennem'dir. Orada ne ölür ne de yaşar.

    Gültekin Onan

    "Gerçek şu ki, kim rabbine suçlu günahkar olarak gelirse hiç şüphe yok, onun için cehennem vardır. Onun içinde ise ne ölebilir, ne dirilebilir."

    Hasan Basri Çantay

    "Hakıykat şudur: Kim Rabbine suçlu olarak gelirse hiç şübhesiz ona cehennem var. O, orada ölmez de, dirilmez de".

    İbni Kesir

    Kim Rabbına suçlu olarak gelirse; şüphesiz ki cehennem onun içindir. Orada ne ölür, ne de yaşar.

    Mehmet Alagaş

    (56-76) Kesinlikle ona / firavuna ayetlerimizin hepsini gösterdik yalanladı ve di klendi. Ey Musa! Sihrinle bizi arzımızdan çıkarmaya mı geldin? dedi. Senin sihrinin benzerini biz de getireceğiz. Bizimle sen, aramızda ihtilaf etmeyeceğimiz uygun bir mekânda randevulaşalım. Buluşma günümüz / randevu günümüz insanların toplandığı süs gününün / ziynet gününün kuşluk vakti olsun dedi ve f iravun sırtını döndü gitti , sonrasında tuzak kurgusunu toparlayıp randevuya geldi. Musa onlara dedi ki yazıklar olsun / veyl olsun size, yalanı Alla h'a iftira etmeyin azapla kökünüzü kurutur, kim iftira ederse asla umduğuna ulaşamaz. Aralarında işleri ile ilgili tartıştılar gizli gizli fısıldaştılar. Dediler ki her hâlükârda bu iki sihirbaz, sihirleri ile sizi yerinizden çıkarmak, örnek aldığınız yolunuzu gidermek istiyorlar. Kurduğunuz tuzakları toparlayın sonra saf haline gelin, bugün yüce olan başarıya ulaşır. Dediler ki ey Musa ya sen bırak veya ilk bırakan biz olalım. Tamam siz bırakın dedi. İplerine ve asaları na, sihirleriyle, onlara doğru koştukları hayalini verdi rdiler. Musa kendisinde bir korku hissetti. Biz de ona korkma dedik , sen yücesin. Bırak elindekini, onların tüm ürettiklerini yutacaktır. Onların ürettikleri sadece büyücülerin kurgusal bir tuzağıdır. S ihirbazlar hangi tarafa ulaşırlarsa ulaşsınlar, hiçbir şekilde iflah olmazlar. Sihirbazlar kendilerini secdeye bıraktılar, Harun ve Musa'nın Rabbine iman ettik dediler. Firavun s ize izin vermeden önce iman mı ettiniz dedi ? Kesinlikle o size sihri öğreten büyüğünüzdür. Ellerinizi ve ayaklarınızı çapraz olarak keseceğim hurma direklerinde sizi asarak idam edeceğim. Hangimizin azabı şiddetlidir ve kalıcıdır bileceksiniz. Dediler ki açıklamaların bize gelmesi üzerine, artık seni asla tercih etmeyeceğiz ki O bizi yarattı, neyi gerçekleştireceksen gerçekleştir artık. Muhakkak ki sen bu dünya hayatındakileri gerçekleştirebilirsin. Günahlarımızdan ve bizi zorladığın sihirle alakalı şeylerden dolayı, bizleri bağışlaması amacıyla Rabbimize güvendik / O’na iman ettik, Allah hayırlıdır ve baki olandır. Muhakkak ki suç işlemiş olarak Rabbine gelen kim ise kesinlikle onun için cehennem vardır, içerisinde ne ölür ne de diri kalır. Kim de mümin olarak ve salih amel işlemiş olarak gelirse işte onlara yüce dereceler vardır. Altlarından n ehirler akan ebedi kalınan adn cennetleri , işte bu, arınanların karşılığıdır / cezasıdır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Gerçek şu ki, kim Rabbine günahkâr olarak gelirse onun için cehennem vardır. Orada ne ölür, ne de (güzel bir hayat) yaşar.

    Süleyman Ateş

    Kim Rabbine suçlu olarak gelirse onun için cehennem vardır; orada ne ölür ne de yaşar.

    Süleymaniye Vakfı

    Rabbinin huzuruna suçlu olarak gelenin yeri cehennemdir. Orada ne ölür ne de yaşar.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Rabbine dipnot 1 günahkar olarak gelenin yeri cehennemdir. Orada ne ölür, ne de hayat sürer.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Sahibine

    Şaban Britch

    Kim Rabbine günahkâr olarak gelirse, onun için Cehennem vardır, orada ne ölür ne de yaşar.

    Şaban Piriş

    Kim Rabbine suçlu olarak gelirse, onun için cehennem vardır, orada ne ölür ne de yaşar.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Şu bir gerçek ki, Rabbinin huzuruna suçlu olarak gelen için cehennem vardır. Orada ne ölür ne de hayat bulur.

  27. Tâhâ suresi, 75. ayet — bütün mealleriyle aç

    Tâhâ suresi, 75. ayet. وَمَن يَأْتِهِۦ مُؤْمِنًا قَدْ عَمِلَ ٱلصَّٰلِحَٰتِ فَأُو۟لَٰٓئِكَ لَهُمُ ٱلدَّرَجَٰتُ ٱلْعُلَىٰ

    Diyanet İşleri

    (75-76) Her kim de O'na salih ameller işlemiş bir mü'min olarak varırsa, işte onlar için en yüksek dereceler, içinden ırmaklar akan, içinde ebediyyen kalacakları Adn cennetleri vardır. İşte bu, günahlardan temizlenenlerin mükafatıdır.

    Mustafa İslamoğlu

    Ama kim de (sahibine) erdemli işler yaptıran bir iman ile kavuşursa, işte en yüce makamlar onların olacaktır:

    Muhammed Esed

    Oysa, (Rabbinin huzuruna) dürüst ve erdemli davranışlar ile mümin olarak çıkan kimseye gelince, (öte dünyada) en yüksek makamlar işte böylelerinin olacaktır:

    Ahmed Hulusi

    Kim de O'na iman ederek, imanın gereği uygulamalarla gelirse, işte onlar için en yüce dereceler vardır.

    Ali Bulaç

    "Kim O'na iman edip salih amellerde bulunarak O'na gelirse, işte onlar, onlar için de yüksek dereceler vardır."

    Ali Özek ve heyeti

    Kim de iyi davranışlarda bulunmuş bir mümin olarak O'na varırsa, üstün dereceler işte sırf bunlar içindir.

    Ali Rıza Safa

    Ve kim inanmış olarak erdemli edimler yapmış durumda O'na gelirse; işte onlar için, üst konumlar vardır.

    Bayraktar Bayraklı

    Kim de inanmış ve iyi ameller yapmış olarak Allah'ın huzuruna gelirse, işte böyleleri için de yüksek dereceler vardır.

    Edip Yüksel

    Gerçeği onaylamış ve erdemli bir hayat sürmüş olarak O'na gelenler ise, yüksek dereceleri hak ederler:

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İnanmış ve erdemli bir hayat sürmüş olarak O'na gelenler ise, yüksek dereceleri hakkederler:

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Her kim de mümin olarak ve yararlı işler yapmış bir halde varırsa, işte onlara en yüksek dereceler vardır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Her kim de ona mü'min olarak salih ameller işlemiş bir halde varırsa işte onlara en yüksek dereceler var

    Erhan Aktaş

    Ve kim O'na bir mümin olarak salihatı yapmış şekilde gelirse, işte böyle kimseler için yüksek makamlar vardır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ve kim O'na bir mümin olarak salihatı yapmış şekilde gelirse, işte böyle kimseler için yüksek makamlar vardır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ve kim O'na bir mümin olarak salihatı yapmış şekilde gelirse, işte böyle kimseler için yüksek makamlar vardır.

    Gültekin Onan

    "Kim O'na salih ameller işlemiş bir inançlı olarak gelirse, işte onlar, onlar için de yüksek dereceler vardır."

    Hasan Basri Çantay

    "Kim de Ona iman etmiş, iyi iyi amel (ve hareket) lerde bulunmuş olarak gelirse işte onlar, onlar için de en yüksek dereceler",

    İbni Kesir

    Kim de O'na iman etmiş ve salih ameller işlemiş olarak gelirse; işte onlara en üstün dereceler vardır.

    Mehmet Alagaş

    (56-76) Kesinlikle ona / firavuna ayetlerimizin hepsini gösterdik yalanladı ve di klendi. Ey Musa! Sihrinle bizi arzımızdan çıkarmaya mı geldin? dedi. Senin sihrinin benzerini biz de getireceğiz. Bizimle sen, aramızda ihtilaf etmeyeceğimiz uygun bir mekânda randevulaşalım. Buluşma günümüz / randevu günümüz insanların toplandığı süs gününün / ziynet gününün kuşluk vakti olsun dedi ve f iravun sırtını döndü gitti , sonrasında tuzak kurgusunu toparlayıp randevuya geldi. Musa onlara dedi ki yazıklar olsun / veyl olsun size, yalanı Alla h'a iftira etmeyin azapla kökünüzü kurutur, kim iftira ederse asla umduğuna ulaşamaz. Aralarında işleri ile ilgili tartıştılar gizli gizli fısıldaştılar. Dediler ki her hâlükârda bu iki sihirbaz, sihirleri ile sizi yerinizden çıkarmak, örnek aldığınız yolunuzu gidermek istiyorlar. Kurduğunuz tuzakları toparlayın sonra saf haline gelin, bugün yüce olan başarıya ulaşır. Dediler ki ey Musa ya sen bırak veya ilk bırakan biz olalım. Tamam siz bırakın dedi. İplerine ve asaları na, sihirleriyle, onlara doğru koştukları hayalini verdi rdiler. Musa kendisinde bir korku hissetti. Biz de ona korkma dedik , sen yücesin. Bırak elindekini, onların tüm ürettiklerini yutacaktır. Onların ürettikleri sadece büyücülerin kurgusal bir tuzağıdır. S ihirbazlar hangi tarafa ulaşırlarsa ulaşsınlar, hiçbir şekilde iflah olmazlar. Sihirbazlar kendilerini secdeye bıraktılar, Harun ve Musa'nın Rabbine iman ettik dediler. Firavun s ize izin vermeden önce iman mı ettiniz dedi ? Kesinlikle o size sihri öğreten büyüğünüzdür. Ellerinizi ve ayaklarınızı çapraz olarak keseceğim hurma direklerinde sizi asarak idam edeceğim. Hangimizin azabı şiddetlidir ve kalıcıdır bileceksiniz. Dediler ki açıklamaların bize gelmesi üzerine, artık seni asla tercih etmeyeceğiz ki O bizi yarattı, neyi gerçekleştireceksen gerçekleştir artık. Muhakkak ki sen bu dünya hayatındakileri gerçekleştirebilirsin. Günahlarımızdan ve bizi zorladığın sihirle alakalı şeylerden dolayı, bizleri bağışlaması amacıyla Rabbimize güvendik / O’na iman ettik, Allah hayırlıdır ve baki olandır. Muhakkak ki suç işlemiş olarak Rabbine gelen kim ise kesinlikle onun için cehennem vardır, içerisinde ne ölür ne de diri kalır. Kim de mümin olarak ve salih amel işlemiş olarak gelirse işte onlara yüce dereceler vardır. Altlarından n ehirler akan ebedi kalınan adn cennetleri , işte bu, arınanların karşılığıdır / cezasıdır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Kim de Mümin ve salih amel işlemiş olarak gelirse, işte onlar için de en yüksek dereceler vardır.

    Süleyman Ateş

    Kim de iyi işler yapmış bir mü'min olarak O'na gelirse, işte onlar için de yüksek dereceler vardır:

    Süleymaniye Vakfı

    Onun huzuruna, iyi işler yapmış bir mümin olarak gelenlere ise yüksek dereceler vardır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Kim de iyi işler yapmış bir mümin olarak gelirse öylelerine en yüksek dereceler vardır.

    Şaban Britch

    Kim de mümin ve doğruları yapmış olarak gelirse, işte onlar için de en yüksek dereceler vardır.

    Şaban Piriş

    Kim de mümin ve doğruları yapmış olarak gelirse, işte onlar için de en yüksek dereceler vardır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    O'nun huzuruna, hayra ve barışa yönelik iyilikler üretmiş bir mümin olarak varana gelince, işte böyleleri için çok yüksek dereceler öngörülmüştür.

  28. Tâhâ suresi, 76. ayet — bütün mealleriyle aç

    Tâhâ suresi, 76. ayet. جَنَّٰتُ عَدْنٍ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَٰرُ خَٰلِدِينَ فِيهَا وَذَٰلِكَ جَزَآءُ مَن تَزَكَّىٰ

    Diyanet İşleri

    (75-76) Her kim de O'na salih ameller işlemiş bir mü'min olarak varırsa, işte onlar için en yüksek dereceler, içinden ırmaklar akan, içinde ebediyyen kalacakları Adn cennetleri vardır. İşte bu, günahlardan temizlenenlerin mükafatıdır.

    Mehmet Okuyan

    (Yani) içlerinde ebedî kalacakları, altlarından ırmaklar akan durmaya değer cennetler. dipnot 1 İşte (kötülüklerden) arınanların karşılığı budur.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Durulmaya değer cennetler" anlamı verdiğimiz "‘Adn cennetleri" ifadesi Kur'an'da 11 kez yer almaktadır. Bkz. Tevbe 9:72; Ra‘d 13:23; Nahl 16:31; Kehf 18:31; Meryem 19:61; Tâhâ 20:76; Fâtır 35:33; Sâd 38:50; Mü'min 40:8; Saff 61:12; Beyyine 98:8.

    Mustafa İslamoğlu

    mutluluğun üretildiği, zemininden ırmakların çağladığı, girenin bir daha çıkmadığı cennetler... İşte bu da, arınan kimselerin ödülüdür.

    Muhammed Esed

    içlerinde sonsuza kadar yaşayacakları, vadilerinde derelerin, ırmakların çağıldadığı asude hasbahçeler!.. İşte budur, kendini arındıranları bekleyen karşılık.

    Ahmed Hulusi

    Altlarından nehirler akan ADN cennetleri. . . Onda sonsuz yaşarlar. . . Arınıp tezkiye olanın karşılığı işte budur.

    Ali Bulaç

    "İçlerinde ebedi kalacakları altından ırmaklar akan Adn cennetleri de (onlarındır). Ve işte bu, arınmış olanın karşılığıdır."

    Ali Özek ve heyeti

    İçinde ebedî kalacakları, zemininden ırmaklar akan Adn cennetleri! İşte arınanların mükâfatı budur.

    Ali Rıza Safa

    Altlarından ırmaklar akan, sürekli kalacakları Adn cennetleri vardır. Arınanların karşılığı da işte budur.

    Bayraktar Bayraklı

    İçlerinden ırmaklar akan, çok uzun süreli olarak kalacakları 'Adn cennetleri işte bu arınanların ödülüdür.

    Edip Yüksel

    Adn bahçeleri ki altından ırmaklar akar. Orada ebedi kalıcıdırlar. Arınanların ödülü işte böyledir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Adn bahçeleri ki altından ırmaklar akar. Orada ebedi kalıcıdırlar. Arınanların ödülü işte böyledir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Altından ırmaklar akan Adn cennetleri ki, onlarda ebedi kalacaklardır. Ve o işte, temizlenen kimsenin mükafatı.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Adn Cennetleri altından nehirler akar, onlarda muhalled olarak kalacaklar, ve o işte temizlenen kimsenin mükafatı

    Erhan Aktaş

    İçinden ırmaklar akan Adn Cennetleri'nde sürekli kalacaklar. İşte bu zekat dipnot 1 yapanlara verilecek karşılıktır.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bkz. 19:13. ayetin 1. dipnotu.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    İçinden ırmaklar akan Adn Cennetlerinde sürekli kalacaklar. İşte bu arınmış olanlara dipnot 1 verilecek karşılıktır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Literal olarak, zekat yapanlara. Zekat, arınma, arındırma, arınmak demektir. Benliğin her türlü kötülükten arınması, temizlenmesi, arı duru hale gelmesi demektir. (Bkz. 19:13; 18:81; 23:4.) "Zekat vermek" terkibinin anlamı, malı yardımda bulunmak değildir. Bir terkip olarak, arınmış, temizlenmiş, arı duru hale gelmiş bir benlikle Allah'ın emirlerine tabi olmak, demektir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İçinden ırmaklar akan Adn Cennetlerinde sürekli kalacaklar. İşte bu arınmış olanlara dipnot 1 verilecek karşılıktır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Vahye tabi olup, şirkten ve nankörlükten uzak kalanlara.

    Gültekin Onan

    "İçlerinde ebedi kalacakları altından ırmaklar akan Adn cennetleri de (onlarındır). Ve işte bu arınmış olanın karşılığıdır."

    Hasan Basri Çantay

    "Adn cennetleri vardır ki altlarından ırmaklar akar. Orada ebedi kalıcıdırlar onlar. İşte (günahlardan) temizlenen kimselerin mükafatı"!

    İbni Kesir

    Altlarından ırmaklar akan ve içinde temelli kalacakları Adn cennetleri vardır ve bu, arınanların mükafatıdır.

    Mehmet Alagaş

    (56-76) Kesinlikle ona / firavuna ayetlerimizin hepsini gösterdik yalanladı ve di klendi. Ey Musa! Sihrinle bizi arzımızdan çıkarmaya mı geldin? dedi. Senin sihrinin benzerini biz de getireceğiz. Bizimle sen, aramızda ihtilaf etmeyeceğimiz uygun bir mekânda randevulaşalım. Buluşma günümüz / randevu günümüz insanların toplandığı süs gününün / ziynet gününün kuşluk vakti olsun dedi ve f iravun sırtını döndü gitti , sonrasında tuzak kurgusunu toparlayıp randevuya geldi. Musa onlara dedi ki yazıklar olsun / veyl olsun size, yalanı Alla h'a iftira etmeyin azapla kökünüzü kurutur, kim iftira ederse asla umduğuna ulaşamaz. Aralarında işleri ile ilgili tartıştılar gizli gizli fısıldaştılar. Dediler ki her hâlükârda bu iki sihirbaz, sihirleri ile sizi yerinizden çıkarmak, örnek aldığınız yolunuzu gidermek istiyorlar. Kurduğunuz tuzakları toparlayın sonra saf haline gelin, bugün yüce olan başarıya ulaşır. Dediler ki ey Musa ya sen bırak veya ilk bırakan biz olalım. Tamam siz bırakın dedi. İplerine ve asaları na, sihirleriyle, onlara doğru koştukları hayalini verdi rdiler. Musa kendisinde bir korku hissetti. Biz de ona korkma dedik , sen yücesin. Bırak elindekini, onların tüm ürettiklerini yutacaktır. Onların ürettikleri sadece büyücülerin kurgusal bir tuzağıdır. S ihirbazlar hangi tarafa ulaşırlarsa ulaşsınlar, hiçbir şekilde iflah olmazlar. Sihirbazlar kendilerini secdeye bıraktılar, Harun ve Musa'nın Rabbine iman ettik dediler. Firavun s ize izin vermeden önce iman mı ettiniz dedi ? Kesinlikle o size sihri öğreten büyüğünüzdür. Ellerinizi ve ayaklarınızı çapraz olarak keseceğim hurma direklerinde sizi asarak idam edeceğim. Hangimizin azabı şiddetlidir ve kalıcıdır bileceksiniz. Dediler ki açıklamaların bize gelmesi üzerine, artık seni asla tercih etmeyeceğiz ki O bizi yarattı, neyi gerçekleştireceksen gerçekleştir artık. Muhakkak ki sen bu dünya hayatındakileri gerçekleştirebilirsin. Günahlarımızdan ve bizi zorladığın sihirle alakalı şeylerden dolayı, bizleri bağışlaması amacıyla Rabbimize güvendik / O’na iman ettik, Allah hayırlıdır ve baki olandır. Muhakkak ki suç işlemiş olarak Rabbine gelen kim ise kesinlikle onun için cehennem vardır, içerisinde ne ölür ne de diri kalır. Kim de mümin olarak ve salih amel işlemiş olarak gelirse işte onlara yüce dereceler vardır. Altlarından n ehirler akan ebedi kalınan adn cennetleri , işte bu, arınanların karşılığıdır / cezasıdır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    İçinde temelli kalacakları, alt kısmından ırmakların aktığı Adn Cennetleri vardır. İşte bu arınanların mükâfatıdır.

    Süleyman Ateş

    Altlarından ırmaklar akan Adn cennetleri. Orada sürekli olarak kalırlar. İşte arınanların mükafatı budur!

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlar, içinden ırmaklar akan kalıcı cennetlerde (bahçelere) ölümsüz kişiler olarak gireceklerdir. İşte kendini geliştirenlerin alacakları karşılık budur.

    Şaban Britch

    İçinde temelli kalacakları, alt kısmından ırmakların aktığı Adn cennetleri vardır. İşte bu arınanların mükâfatıdır.

    Şaban Piriş

    İçinde temelli kalacakları, alt kısmından ırmakların aktığı Adn cennetleri vardır. İşte bu arınanların mükafatıdır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Adn cennetleri ki, altlarından ırmaklar akar; sürekli kalacaklar içlerinde. Arınıp temizlenenlerin ödülü işte budur.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.