Diyanet İşleri
Allah'ın emri gelecektir. Artık onun acele gelmesini istemeyin. Allah, onların ortak koştukları şeylerden uzaktır, yücedir.
Nahl suresi · 1–21. ayetler
Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Nahl suresi, 1. ayet. أَتَىٰٓ أَمْرُ ٱللَّهِ فَلَا تَسْتَعْجِلُوهُ سُبْحَٰنَهُۥ وَتَعَٰلَىٰ عَمَّا يُشْرِكُونَ
Allah'ın emri gelecektir. Artık onun acele gelmesini istemeyin. Allah, onların ortak koştukları şeylerden uzaktır, yücedir.
Allah'ın emri gelmiştir. Onu istemekte acele etmeyin! (Allah) onların ortak koştuklarından yüce ve uzaktır.
Allah'ın emri geldi (bilin); onun çabuk gelmesini istemenize gerek yok ki! Yüceler yücesi olan O, onların şirk koştukları her şeyin ötesinde aşkın ve eşsizdir.
Allah'ın buyruğu (mutlaka) yerine gelecektir: öyleyse artık onun tez gelmesini istemeyin! O, sınırsız kudret ve kemaliyle, insanların tanrısal nitelikler yakıştırarak kendisine ortak koştukları her şeyden, herkesten üstündür, yücedir!
Allah hükmü gelmiştir; (görmeniz için) aceleye gerek yok! O, onların şirk koştuklarından Subhan'dır, Ali'dir.
Allah'ın emri geldi, artık onda acele etmeyin. O (Allah), şirk koştukları şeylerden münezzeh ve yücedir.
Allah'ın emri gelmiştir. Artık onu istemekte acele etmeyin. Allah, onların koştukları ortaklardan uzak ve yücedir.
Allah'ın buyruğu gerçekleşecektir. Artık, onu, ivedi olarak istemeyin. O, onların ortaklar koştuklarından ayrıktır ve Yüceler Yücesidir.
Allah'ın emri gelmiştir. Artık onu istemekte acele etmeyiniz! Allah, onların koştukları ortaklardan uzaktır, yücedir.
ALLAH'ın emri gelmiş bulunuyor, öyleyse acele etme. Onların ortak koştuklarından uzaktır, yücedir. dipnot 1
ALLAH'ın emri gelmiş bulunuyor, öyleyse acele etme. Onların ortak koştuklarından uzaktır, yücedir.
Allah'ın emri geldi, sakın onun gelmesini çabuklaştırmak istemeyin. O, kendisine ortak koştukları şeylerden münezzeh, yüksek, çok yüksektir.
Allahın emri geldi, sakın onu isti'cal etmeyin, o sübhan onların şirklerinden münezzeh, yüksek çok yüksek
Allah'ın emri geldi. Artık onda acele etmeyin. O, onların şirk koştukları şeylerden münezzehtir dipnot 1 ve yücedir.
Allah'ın emri geldi. Artık onda acele etmeyin. O, onların şirk koştukları şeylerden münezzehtir dipnot 1 ve yücedir.
Allah'ın emri geldi. Artık onda acele etmeyin. O, onların şirk koştukları şeylerden münezzehtir ve yücedir.
Tanrı'nın buyruğu geldi, artık onda acele etmeyin. O (Tanrı), şirk koştukları şeylerden münezzeh ve yücedir.
Allahın emri geldi. Artık onu vakfından evvel istemeyin. O, onların (müşriklerin) eş tutmakda oldukları şeylerden münezzehdir, yücedir.
Allah'ın emri geldi. Artık onu acele istemeyin. O; ortak koşmakta oldukları şeylerden münezzehtir, yücedir.
(1, 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 18) Allah’ın emri geldi, onu çabucak istemeyin, O üst ün tutulandır, ortak koşulanlardan yücedir, Melekleri Ruh’ la, O’nun emri için kullarından istediğine uyarıda bulunmaları amacıyla indiriyor, muhakkak ki benden başka ilah yoktur benden sakının, semaları ve arzı gerçek olarak / gerçekten yaratandır , ortak koştuklarınızdan yücedir. İnsan bir spermden / nutfeden yaratılmıştır, şimdi de apaçık rakip / hasım olmuştur, hayvanları da o yarattı, siz onlarda ısınır, faydalanır ve onlardan yersiniz , onları sabah serbest bırakıp ta akşam rahatlamak için size geri geldiklerinde onlarda bir güzellik vardır. Yüklerinizi istediğiniz sizin zorlu meşakkatli şekilde ulaşmanızın mümkün olacağı beldeye taşır , muhakkak ki Rabbiniz şefkatli dir esirgeyendir. Atları katırları ve merkepleri binesiniz ve de ziynet olsun diye yarattık ve daha bilmediğiniz neleri de yaratıyor. Dosdoğru yolu göstermek Allah’ındır. Ondan eğri olan yollar da vardır, eğer istese idi hepsi hidayeti bulurdu. O ki gökten suyu sizin için indirendir, içecek ondandır, ağaçlar ondandır, ondan hayvanlar sulanır, ekinler, zeytinler, hurmalar, üzümler ve her türlü meyve onla yeşerir, işte bunda fikir üreten bir kavim için ayetler vardır, geceyi ve gündüzü, güneşi ve ayı, sizin emrinize amade kıldı, yıldızlar da onun emrine bağlıdır / amadedir, muhakkak ki bunda akleden kavim için ayetler vardır , arzda çeşitli renklerdeki ziraat ettikleri niz, i şte bunda hatırlayabilen bir kavim için ibretler vardır, O ki denizi ondan taptaze et yiyebilmeniz için ve ondan giyebileceğiniz süsler çıkarmanız için sizin emrinize verdi , O’nun fazlından arama ları için gemilerin yararak ilerlediğini görürsün , böylelikle belki teşekkür edersiniz, arzda sarsılmayın diye sabiteler koydu ve nehirler ve yollar böylelikle belki yola girersiniz ve ilim işaretleri / a lametler ve yıldızlar onlar da size yol gösteriyorlar , Yaratan kimse yaratmayan kimse gibi midir? düşünmüyor musunuz? Allah’ın nimetlerini saymak isterseniz onu sayarak kavrayamazsınız? Muhakkak ki Allah bağışlayandır, esirgeyendir.
Allah’ın emri geldi. Artık onun vaktinden önce gelmesini istemeyin. Allah, onların şirk koştuklarından çok yücedir ve münezzehtir.
Allah'ın emri geldi, artık onu acele istemeyin. Allah, onların ortak koştukları şeylerden uzaktır, yücedir.
Allah'ın (cezalandırma) emri dipnot 1 mutlaka gelecektir; hemen gelmesini istemeyin dipnot 2 . Allah, onların ortak koştuklarından uzak ve yücedir.
Allah'ın emri gelecektir; acele etmeyin. Allah, onların ortak saydıkları şeylerden uzak ve yücedir.
Allah’ın emri geldi. Onu acele istemeyin. Allah, onların şirk koştuklarından çok yücedir ve münezzehtir.
Allah'ın emri geldi. Onu acele istemeyin. Allah, onların koştukları ortaklardan uzak ve çok yücedir.
Allah'ın emri geldi. Onunla yüzyüze gelmekte acele etmeyin. Tüm varlığın tespih ettiğidir o Allah. Arınmıştır onların şirk koştuklarından.
Nahl suresi, 2. ayet. يُنَزِّلُ ٱلْمَلَٰٓئِكَةَ بِٱلرُّوحِ مِنْ أَمْرِهِۦ عَلَىٰ مَن يَشَآءُ مِنْ عِبَادِهِۦٓ أَنْ أَنذِرُوٓا۟ أَنَّهُۥ لَآ إِلَٰهَ إِلَّآ أَنَا۠ فَٱتَّقُونِ
Allah, "Benden başka ilah yoktur. Öyle ise bana karşı gelmekten sakının" diye (insanları) uyarmaları için emrini içeren vahiy ile melekleri kullarından dilediğine indirir.
(Allah) kendi emri gereği "Benden başka ilah olmadığına dair (kullarımı) uyarın ve bana karşı muttakî (duyarlı) olun!" diye melekleri kullarından dilediği (layık olan) kimseye rûh (vahiy) ile gönderir. dipnot 1
O, kullarından dilediğine "(İnsanları) uyarın! Şunu iyi bilin ki Benden başka ilah yok! O halde (başkalarına ilahlık yakıştırmaktan artık sakının!" buyruğunu iletmeleri için, melekleri (ölü canlara) hayat veren vahiyle indirir."
O (ki,) kullarından dilediğine: "(bütün insanları) uyarın ki, Benden başka tanrı yok, öyleyse Bana karşı kendinizi uyanık bir bilinç ve duyarlık içinde tutun!" buyruğunu ulaştırmaları için melekleri vahiyle indirir.
O, şe'ninden olan hakikat ilmini, kuvveleriyle kullarından dilediğine inzal ederek (buyurur ki): "Şu gerçekle uyarın: Tanrı yok; sadece Ben! O halde benden çekinin!"
Kullarından dilediklerine, melekleri emrinden olan ruh ile indirir: Benden başka ilah yoktur, şu halde benden korkup sakının, diye uyarın."
Allah, kendi emriyle melekleri, kullarından dilediği kimseye vahiy ile, « Benden başka ilâh yoktur; bu sebeple benden korkun"» diye gönderir.
Uyarmaları için, dilediği kuluna, buyruğundan Ruh ile melekleri indirir: "Benden başka Tanrı yoktur. Artık, Bana karşı sorumluluk bilinci taşıyın!" dipnot 198
Allah kendi emri ile melekleri, vahiy ile dilediği kuluna indirir. Şu temel ilkeyi onlara gönderir:"Benden başka tanrı olmadığına dair uyarıda bulunun ve benden sakınınız!".
Kullarından dilediğine, melekleri vahiyle indirerek, emrini iletir: "İnsanları uyarın: Benden başka tanrı yoktur ve beni dinleyin."
Kullarından dilediğine, melekleri vahiyle indirerek, emrini iletir: 'İnsanları uyarın: Benden başka tanrı yoktur ve beni dinleyin.'
Kullarından dilediğine, kendi emrini vahyile melekleri indiriyor ve: "Şu gerçeği bildirin ki, Benden başka ilah yoktur, o halde Benden korkun!" buyuruyor.
Kullarından dilediğine emrinden ruh ile Melaike indiriyor da buyuruyor ki: şu hakikati bildirin: benden başka ilah yok, hemen bana korunun
"Benden başka ilah yoktur, öyleyse bana karşı takva dipnot 1 sahibi olun." uyarısında bulunmaları için kullarından dilediğine emrinden ruh dipnot 2 ile melekleri dipnot 3 indirir.
Benden başka ilah yoktur, öyleyse bana karşı takva dipnot 1 sahibi olun uyarısında bulunmaları için kullarından dilediğine dipnot 2 emrinden ruh dipnot 3 ile melekleri dipnot 4 indirir.
"Benden başka ilah yoktur, öyleyse Bana karşı takva dipnot 1 sahibi olun." uyarısında bulunmaları için melekleri, kullarından dilediğine dipnot 2 kendi emrinden ruh dipnot 3 ile indirir.
Kullarından dilediğine buyruğundan bir ruh ile melekleri indirir: "Benden başka tanrı yoktur, şu halde benden korkup sakının" diye uyarın.
O, kendi emriyle kullarından kimi dilerse ona (peygamberlerine) vahy ile melekleri (Cebraili) indirir. "Benden başka hiçbir Tanrı olmadığı hakikatiyle (onları) inzar edin, benden korkun diye (bildirin)".
O, kullarından dilediğine kendi emrinden melekleri ruh ile indirir ki; Ben'den başka tanrı yoktur, Ben'den sakının, diye uyarsınlar.
(1, 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 18) Allah’ın emri geldi, onu çabucak istemeyin, O üst ün tutulandır, ortak koşulanlardan yücedir, Melekleri Ruh’ la, O’nun emri için kullarından istediğine uyarıda bulunmaları amacıyla indiriyor, muhakkak ki benden başka ilah yoktur benden sakının, semaları ve arzı gerçek olarak / gerçekten yaratandır , ortak koştuklarınızdan yücedir. İnsan bir spermden / nutfeden yaratılmıştır, şimdi de apaçık rakip / hasım olmuştur, hayvanları da o yarattı, siz onlarda ısınır, faydalanır ve onlardan yersiniz , onları sabah serbest bırakıp ta akşam rahatlamak için size geri geldiklerinde onlarda bir güzellik vardır. Yüklerinizi istediğiniz sizin zorlu meşakkatli şekilde ulaşmanızın mümkün olacağı beldeye taşır , muhakkak ki Rabbiniz şefkatli dir esirgeyendir. Atları katırları ve merkepleri binesiniz ve de ziynet olsun diye yarattık ve daha bilmediğiniz neleri de yaratıyor. Dosdoğru yolu göstermek Allah’ındır. Ondan eğri olan yollar da vardır, eğer istese idi hepsi hidayeti bulurdu. O ki gökten suyu sizin için indirendir, içecek ondandır, ağaçlar ondandır, ondan hayvanlar sulanır, ekinler, zeytinler, hurmalar, üzümler ve her türlü meyve onla yeşerir, işte bunda fikir üreten bir kavim için ayetler vardır, geceyi ve gündüzü, güneşi ve ayı, sizin emrinize amade kıldı, yıldızlar da onun emrine bağlıdır / amadedir, muhakkak ki bunda akleden kavim için ayetler vardır , arzda çeşitli renklerdeki ziraat ettikleri niz, i şte bunda hatırlayabilen bir kavim için ibretler vardır, O ki denizi ondan taptaze et yiyebilmeniz için ve ondan giyebileceğiniz süsler çıkarmanız için sizin emrinize verdi , O’nun fazlından arama ları için gemilerin yararak ilerlediğini görürsün , böylelikle belki teşekkür edersiniz, arzda sarsılmayın diye sabiteler koydu ve nehirler ve yollar böylelikle belki yola girersiniz ve ilim işaretleri / a lametler ve yıldızlar onlar da size yol gösteriyorlar , Yaratan kimse yaratmayan kimse gibi midir? düşünmüyor musunuz? Allah’ın nimetlerini saymak isterseniz onu sayarak kavrayamazsınız? Muhakkak ki Allah bağışlayandır, esirgeyendir.
O kendi emri ile kullarından dilediği kimseler üzerine vahiy ile melekleri: ‘Benden başka hiçbir ilah olmadığını bildirin. O halde benden korkun’ desinler diye indirir.
Melekleri, kullarından dilediğine, emrinden olan ruh (vahy) ile indirir: "(İnsanları) Benden başka tanrı yoktur, benden korkun! diye uyarın!" (der).
Allah melekleri, kullarından tercih ettiklerine dipnot 1 , emri olan ruh dipnot 2 ile, şu uyarıyı yapması için indirir: "Benden başka ilah yoktur; öyleyse bana karşı yanlış yapmaktan sakının!"
Allah, kendi emri olan o ruhu dipnot 1 , meleklerle, kullarından seçtiği kişiye indirir ve der ki "İnsanları uyarın; Benden başka ilah yoktur; hepiniz Benden çekinerek kendinizi koruyun."
Kendi emriyle melekleri vahiyle kullarından dilediğine indirir. Benden başka (hak) ilah yoktur. Öyleyse benden sakının diye uyarmak üzere...
Melekleri, vahiyle birlikte emri gereği kullarından dilediğine indirir. Benden başka ilah yoktur. Öyleyse benden sakının diye uyarmak üzere...
Kullarından dilediğine melekleri, emrinden olan ruh ile şöyle diyerek indirir: "Gerçek şu: Benden başka ilah yok, o halde benden sakının!"
Nahl suresi, 3. ayet. خَلَقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ بِٱلْحَقِّ تَعَٰلَىٰ عَمَّا يُشْرِكُونَ
Allah, gökleri ve yeri hak ve hikmete uygun olarak yarattı. O, müşriklerin ortak koştukları şeylerden yücedir.
(Allah) gökleri ve yeri bir amaç ile yaratmıştır. dipnot 1 O, (müşriklerin) ortak koştuklarından yücedir.
O, gökleri ve yeri mutlak hakikate (bir atıf olsun diye) amaçlı olarak yarattı; eşyaya ilahlık yakıştıranların tasavvur ettiklerinin çok ötesinde, aşkındır O!
O (ki,) gökleri ve yeri (içsel) bir gerçeklik, (şaşmaz bir düzen) üzere yaratmıştır; insanların tanrısal nitelikler yakıştırarak kendisine ortak koştukları her şeyin, herkesin üstünde, ötesindedir O.
Semaları ve arzı Hak olarak (El Esma ül Hüsna'sıyla) yarattı. . . Onların ortak koştuklarından Ali'dir!
Gökleri ve yeri hak ile yarattı: O, şirk koştukları şeylerden yücedir.
(Allah) gökleri ve yeri hak ile yarattı. O, onların koştukları ortaklardan münezzehtir.
Gökleri ve yeryüzünü gerçek olarak yaratmıştır. Onların ortaklar koştuklarından çok yücedir.
Allah gökleri ve yeri bir amaç ile yarattı. O, koştukları ortaklardan uzaktır.
Gökleri ve yeri belli bir amaç için yaratmıştır. Ortak koştuklarından çok yücedir.
Gökleri ve yeri belli bir amaç için yaratmıştır. Ortak koştuklarından çok yücedir.
Gökleri ve yeri hikmetle yarattı. O, onların ortak koştuklarından yüksek, çok yüksektir.
Gökleri ve Yeri hakk ile yarattı, o, onların şirkinden yüksek, çok yüksek
Gökleri ve yeryüzünü hakikat ile yarattı. O, onların şirk dipnot 1 koştuklarından yücedir.
Gökleri ve yeryüzünü hakikat ile yarattı. O, onların şirk dipnot 1 koştuklarından yücedir.
Gökleri ve yeryüzünü hakk ile yarattı. O, onların şirk koştuklarından yücedir.
Gökleri ve yeri hak ile yarattı: O, şirk koştukları şeylerden yücedir.
O, gökleri ve yeri hak (kın ikaamesine sebeb) olarak yaratdı. O, (kafirlerin) eş tutmakda oldukları şeylerden (münezzeh ve) yücedir.
Gökleri ve yeri hak ile yaratmıştır. Onların ortak koştukları şeyden münezzehtir.
(1, 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 18) Allah’ın emri geldi, onu çabucak istemeyin, O üst ün tutulandır, ortak koşulanlardan yücedir, Melekleri Ruh’ la, O’nun emri için kullarından istediğine uyarıda bulunmaları amacıyla indiriyor, muhakkak ki benden başka ilah yoktur benden sakının, semaları ve arzı gerçek olarak / gerçekten yaratandır , ortak koştuklarınızdan yücedir. İnsan bir spermden / nutfeden yaratılmıştır, şimdi de apaçık rakip / hasım olmuştur, hayvanları da o yarattı, siz onlarda ısınır, faydalanır ve onlardan yersiniz , onları sabah serbest bırakıp ta akşam rahatlamak için size geri geldiklerinde onlarda bir güzellik vardır. Yüklerinizi istediğiniz sizin zorlu meşakkatli şekilde ulaşmanızın mümkün olacağı beldeye taşır , muhakkak ki Rabbiniz şefkatli dir esirgeyendir. Atları katırları ve merkepleri binesiniz ve de ziynet olsun diye yarattık ve daha bilmediğiniz neleri de yaratıyor. Dosdoğru yolu göstermek Allah’ındır. Ondan eğri olan yollar da vardır, eğer istese idi hepsi hidayeti bulurdu. O ki gökten suyu sizin için indirendir, içecek ondandır, ağaçlar ondandır, ondan hayvanlar sulanır, ekinler, zeytinler, hurmalar, üzümler ve her türlü meyve onla yeşerir, işte bunda fikir üreten bir kavim için ayetler vardır, geceyi ve gündüzü, güneşi ve ayı, sizin emrinize amade kıldı, yıldızlar da onun emrine bağlıdır / amadedir, muhakkak ki bunda akleden kavim için ayetler vardır , arzda çeşitli renklerdeki ziraat ettikleri niz, i şte bunda hatırlayabilen bir kavim için ibretler vardır, O ki denizi ondan taptaze et yiyebilmeniz için ve ondan giyebileceğiniz süsler çıkarmanız için sizin emrinize verdi , O’nun fazlından arama ları için gemilerin yararak ilerlediğini görürsün , böylelikle belki teşekkür edersiniz, arzda sarsılmayın diye sabiteler koydu ve nehirler ve yollar böylelikle belki yola girersiniz ve ilim işaretleri / a lametler ve yıldızlar onlar da size yol gösteriyorlar , Yaratan kimse yaratmayan kimse gibi midir? düşünmüyor musunuz? Allah’ın nimetlerini saymak isterseniz onu sayarak kavrayamazsınız? Muhakkak ki Allah bağışlayandır, esirgeyendir.
Gökleri ve yeri hak ile yarattı ve müşriklerin şirk koşmalarından çok yücedir/yüksektedir.
(Allah), gökleri ve yeri hak ile (hikmeti uyarınca) yarattı. (O), onların ortak koştuklarından yücedir.
Allah, gökleri ve yeri o gerçek için (sizleri imtihan için) yaratmıştır dipnot 1 . O, onların ortak koştuklarından yücedir.
Allah, gökleri ve yeri gerçek varlıklar olarak yaratmıştır dipnot 1 . O, onların ortak saydıkları şeyden uzaktır.
Gökleri ve yeri hak ile yarattı ve müşriklerin şirk koşmalarından çok yücedir/yüksektedir.
Gökleri ve yeri hakkıyla yarattı ve müşriklerin ortak koşmalarından çok yücedir.
Gökleri ve yeri hak olarak yarattı. Arınmıştır onların ortak tuttukları şeylerden.
Nahl suresi, 4. ayet. خَلَقَ ٱلْإِنسَٰنَ مِن نُّطْفَةٍ فَإِذَا هُوَ خَصِيمٌ مُّبِينٌ
İnsanı nutfeden (bir damla sudan) yarattı. Böyle iken bakarsın ki o, Rabbine açık bir hasım kesilmiştir.
O, insanı nutfeden (zigottan) yaratmıştır. Bir de bakarsın ki o apaçık bir tartışmacı olmuş.
O insanı bir damlacık atık sudan yaratmıştır. Fakat o da ne! O sonunda bilinçli bir (biçimde Allah'a karşı) kendini savunan biri olup çıkar.
O, insanı (sadece) bir sperm damlasından yarattı; ama yeri gelince, bu aynı yaratık, düşünme ve karşı çıkma gücüyle donatılmış olduğunu hemen ortaya koyuyor!
İnsanı bir spermden yarattı. . . Bir de bakarsın ki o apaçık bir kafa tutan olmuş!
İnsanı bir damla sudan yarattı, buna rağmen o, apaçık bir düşmandır.
O, insanı bir damla sudan yarattı. Fakat bakarsın ki (insan) Rabbine apaçık bir hasım oluvermiştir.
İnsanı, bir damlacıktan yarattı. Yine de apaçık düşman kesildi.
O, insanı nutfeden/meniden yani erlik suyundan yarattı. Öyleyken, insan apaçık bir hasım kesildi.
İnsanı küçük bir damladan yarattı, fakat buna rağmen o, apaçık bir düşman kesildi.
İnsanı küçük bir damladan yarattı, fakat buna rağmen o, apaçık bir düşman kesildi.
İnsanı bir damla sudan yarattı. Bir de bakarsın ki O, açık bir düşman kesilmiş!
İnsanı bir nutfeden yarattı, bir de bakarsın o, natuk bir muhasım kesilmiştir
İnsanı bir nutfeden dipnot 1 yarattı. Böyleyken bir de bakarsın, o apaçık bir düşmandır. dipnot 2
İnsanı bir nutfeden dipnot 1 yarattı. Böyleyken bir de bakarsın, o apaçık bir düşmandır. dipnot 2
İnsanı bir nutfeden dipnot 1 yarattı. Böyleyken bir de bakarsın, o apaçık bir düşmandır. dipnot 2
İnsanı bir damla sudan yarattı, buna rağmen o, apaçık bir düşmandır.
İnsanı bir damla sudan yaratdı O. (Böyle iken) bakarsın ki o, apaçık (yaman) bir hasım (kesilmiş) dir!
İnsanı, bir damla sudan yarattı. Öyleyken o, nasıl da apaçık bir hasım kesilmiştir.
(1, 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 18) Allah’ın emri geldi, onu çabucak istemeyin, O üst ün tutulandır, ortak koşulanlardan yücedir, Melekleri Ruh’ la, O’nun emri için kullarından istediğine uyarıda bulunmaları amacıyla indiriyor, muhakkak ki benden başka ilah yoktur benden sakının, semaları ve arzı gerçek olarak / gerçekten yaratandır , ortak koştuklarınızdan yücedir. İnsan bir spermden / nutfeden yaratılmıştır, şimdi de apaçık rakip / hasım olmuştur, hayvanları da o yarattı, siz onlarda ısınır, faydalanır ve onlardan yersiniz , onları sabah serbest bırakıp ta akşam rahatlamak için size geri geldiklerinde onlarda bir güzellik vardır. Yüklerinizi istediğiniz sizin zorlu meşakkatli şekilde ulaşmanızın mümkün olacağı beldeye taşır , muhakkak ki Rabbiniz şefkatli dir esirgeyendir. Atları katırları ve merkepleri binesiniz ve de ziynet olsun diye yarattık ve daha bilmediğiniz neleri de yaratıyor. Dosdoğru yolu göstermek Allah’ındır. Ondan eğri olan yollar da vardır, eğer istese idi hepsi hidayeti bulurdu. O ki gökten suyu sizin için indirendir, içecek ondandır, ağaçlar ondandır, ondan hayvanlar sulanır, ekinler, zeytinler, hurmalar, üzümler ve her türlü meyve onla yeşerir, işte bunda fikir üreten bir kavim için ayetler vardır, geceyi ve gündüzü, güneşi ve ayı, sizin emrinize amade kıldı, yıldızlar da onun emrine bağlıdır / amadedir, muhakkak ki bunda akleden kavim için ayetler vardır , arzda çeşitli renklerdeki ziraat ettikleri niz, i şte bunda hatırlayabilen bir kavim için ibretler vardır, O ki denizi ondan taptaze et yiyebilmeniz için ve ondan giyebileceğiniz süsler çıkarmanız için sizin emrinize verdi , O’nun fazlından arama ları için gemilerin yararak ilerlediğini görürsün , böylelikle belki teşekkür edersiniz, arzda sarsılmayın diye sabiteler koydu ve nehirler ve yollar böylelikle belki yola girersiniz ve ilim işaretleri / a lametler ve yıldızlar onlar da size yol gösteriyorlar , Yaratan kimse yaratmayan kimse gibi midir? düşünmüyor musunuz? Allah’ın nimetlerini saymak isterseniz onu sayarak kavrayamazsınız? Muhakkak ki Allah bağışlayandır, esirgeyendir.
İnsanı bir nutfeden (meniden) yarattı. Buna rağmen insan apaçık bir hasım kesildi.
İnsanı nutfe(sperm)den yarattı, birden o (insan) konuşkan bir karşı koyucu olup çıktı.
İnsanı, döllenmiş yumurtadan yaratmıştır. Bir de bakarsın ki o, açık bir hasım oluvermiş dipnot 1 !
O insanı, döllenmiş yumurtadan yaratmıştır. Birde bakarsın ki (o insan) Allah'a açık bir düşman kesilir.
İnsanı bir nutfeden (meniden) yarattı. Buna rağmen insan apaçık bir hasım kesildi.
İnsanı bir damladan yarattı. Buna rağmen insan apaçık bir hasım kesildi.
İnsanı bir spermden yarattı. Bir de bakmışsın insan, açıkça kafa tutan bir hasım oluvermiştir.
Nahl suresi, 5. ayet. وَٱلْأَنْعَٰمَ خَلَقَهَا لَكُمْ فِيهَا دِفْءٌ وَمَنَٰفِعُ وَمِنْهَا تَأْكُلُونَ
Hayvanları da yarattı. Onlarda sizin için bir ısınma ve birçok faydalar vardır. Hem de onlardan yersiniz.
Hayvanları da O yaratmıştır. Onlarda sizin için ısıtıcı (şeyler) ve birçok yarar vardır. Onların bir kısmından da yersiniz. dipnot 1
Ve evcil hayvanları da O yarattı: sizi ısıtan giysileri onlardan temin ediyorsunuz. Daha başka yararlarının yanında onlardan elde etiğiniz besinleri de yiyorsunuz.
Ve evcil hayvanları da yarattı O: o hayvanlar ki, kendilerinden, pek çok yararları yanında, sizi ısıtan giysiler, besleyen yiyecekler elde ediyorsunuz:
Evcil hayvanları da O yarattı. . . Onlarda sizin için dif (enerji ve giysi) ve başka faydalar vardır. . . Onlardan yersiniz de.
Ve hayvanları da yarattı; sizin için onlarda ısınma ve yararlar vardır ve onlardan yemektesiniz.
Hayvanları da O yarattı. Onlarda sizin için ısıtıcı (şeyler) ve birçok faydalar vardır. Onlardan bir kısmını da yersiniz.
Hem ısınmanız hem de başka yararları olan hayvanları da sizin için yaratmıştır. Ayrıca, onlardan yersiniz.
O, hayvanları da yaratmıştır. Onlarda sizi sıcak tutacak ve daha birçok faydalı şeyler vardır. Onlardan kimini de yersiniz.
Ve, çiftlik hayvanlarını da sizin için yarattı, onlarda ısıtma ve diğer yararlar vardır ve onlardan yersiniz.
Ve, çiftlik hayvanlarını da sizin için yarattı, onlarda ısıtma ve diğer yararlar vardır ve onlardan yersiniz.
Hayvanları da yarattı, sizin için onlarda bir ısınlık (ısıtacak şeyler) ve bir takım menfaatler vardır. Hem de onlardan yersiniz.
En'amı da yarattı, sizin için onlarda bir ısınıklık ve bir takım menfaatler vardır, hem onlardan yersiniz
Hayvanları, sizin için O yarattı. Isınma ve birçok yararları yanında, onlardan yiyecekler de elde edersiniz.
Hayvanları, sizin için O yarattı. Isınma ve birçok yararları yanında, onlardan yiyecekler de elde edersiniz.
Hayvanları, sizin için O yarattı. Isınma ve birçok yararları yanında, onlardan yiyecekler de elde edersiniz.
Ve hayvanları da yarattı; sizin için onlarda ısınma ve yararlar vardır ve onlardan yemektesiniz.
Davarları da (sizin faidenize) O yaratmışdır ki bunlarda sizin için ısıtıcı ve koruyucu maddeler ve nice nice menfeatler vardır. Onlardan yersiniz de.
Hayvanları da yaratmıştır. Onlarda sizi ısıtacak şeyler ve birçok faydalar vardır. Ve onlardan yersiniz.
(1, 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 18) Allah’ın emri geldi, onu çabucak istemeyin, O üst ün tutulandır, ortak koşulanlardan yücedir, Melekleri Ruh’ la, O’nun emri için kullarından istediğine uyarıda bulunmaları amacıyla indiriyor, muhakkak ki benden başka ilah yoktur benden sakının, semaları ve arzı gerçek olarak / gerçekten yaratandır , ortak koştuklarınızdan yücedir. İnsan bir spermden / nutfeden yaratılmıştır, şimdi de apaçık rakip / hasım olmuştur, hayvanları da o yarattı, siz onlarda ısınır, faydalanır ve onlardan yersiniz , onları sabah serbest bırakıp ta akşam rahatlamak için size geri geldiklerinde onlarda bir güzellik vardır. Yüklerinizi istediğiniz sizin zorlu meşakkatli şekilde ulaşmanızın mümkün olacağı beldeye taşır , muhakkak ki Rabbiniz şefkatli dir esirgeyendir. Atları katırları ve merkepleri binesiniz ve de ziynet olsun diye yarattık ve daha bilmediğiniz neleri de yaratıyor. Dosdoğru yolu göstermek Allah’ındır. Ondan eğri olan yollar da vardır, eğer istese idi hepsi hidayeti bulurdu. O ki gökten suyu sizin için indirendir, içecek ondandır, ağaçlar ondandır, ondan hayvanlar sulanır, ekinler, zeytinler, hurmalar, üzümler ve her türlü meyve onla yeşerir, işte bunda fikir üreten bir kavim için ayetler vardır, geceyi ve gündüzü, güneşi ve ayı, sizin emrinize amade kıldı, yıldızlar da onun emrine bağlıdır / amadedir, muhakkak ki bunda akleden kavim için ayetler vardır , arzda çeşitli renklerdeki ziraat ettikleri niz, i şte bunda hatırlayabilen bir kavim için ibretler vardır, O ki denizi ondan taptaze et yiyebilmeniz için ve ondan giyebileceğiniz süsler çıkarmanız için sizin emrinize verdi , O’nun fazlından arama ları için gemilerin yararak ilerlediğini görürsün , böylelikle belki teşekkür edersiniz, arzda sarsılmayın diye sabiteler koydu ve nehirler ve yollar böylelikle belki yola girersiniz ve ilim işaretleri / a lametler ve yıldızlar onlar da size yol gösteriyorlar , Yaratan kimse yaratmayan kimse gibi midir? düşünmüyor musunuz? Allah’ın nimetlerini saymak isterseniz onu sayarak kavrayamazsınız? Muhakkak ki Allah bağışlayandır, esirgeyendir.
Ve O, hayvanları (Deve, inek, koyun, keçi) yarattı. Onlarda sizin için ısıtıcı (şeyler) ve birçok faydalar vardır. Hem de onlardan yemektesiniz.
Hayvanları da yarattı. Onlarda sizin için ısınma(nızı sağlayan şeyler) ve daha birçok yararlar vardır. Ve onlardan kimini de yersiniz.
En'am cinsi hayvanları da (koyun, keçi, sığır ve deveyi dipnot 1 ) o yarattı. Onlarda sizin için (yün, kıl ve post gibi sizi) ısıtacak şeyler ve (başka) yararlar vardır. Bir de onlardan yersiniz dipnot 2 .
En'amı da (koyun, keçi, sığır ve deveyi) sizin için o yarattı. Onlarda ısıtan ve işe yarayan şeyler vardır. Onlardan yiyecek de edinirsiniz.
Ve O, hayvanları (Deve, inek, koyun, keçi) yarattı. Onlarda sizin için ısıtıcı (şeyler) ve birçok faydalar vardır. Hem de onlardan yemektesiniz.
Ve o evcil hayvanları yarattı. Pek çok yararları yarında sizi ısıtan giysiler, besleyen yiyecekler elde ediyorsun.
Davarları da O yaratmıştır. Onlarda sizin için bir ısıtıcı, koruyucu ve nice nice yararlar vardır. Onlardan bazı şeyleri/onlardan bazılarını yersiniz.
Nahl suresi, 6. ayet. وَلَكُمْ فِيهَا جَمَالٌ حِينَ تُرِيحُونَ وَحِينَ تَسْرَحُونَ
Onları akşamleyin getirirken, sabahleyin salıverirken de sizin için bir güzellik (ve zevk) vardır.
(Ayrıca) onlarda sizin için akşam getirirken, dipnot 1 sabah salıverirken bir (başka) güzellik vardır.
Yine onlarda, akşam getirirken ve sabah salarken sizin güzellik duygunuzu tatmin eden bir boyut vardır.
akşam eve getirirken, sabah otlağa çıkarırken onlarda bir güzellik bulursunuz.
Akşamları (otlağından) getirdiğinizde ve sabahları (o otlağa) saldığınızda onlarda sizin için bir güzellik vardır.
Akşamları getirir, sabahları götürürken onlarda sizin için bir güzellik vardır.
Akşamları meradan getirdiğinizde ve sabahları meraya gönderdiğinizde, sizin için onlarda bir güzellik vardır.
Hem akşam getirirken hem de sabah götürürken sizin için bir güzellik vardır.
Akşamleyin getirirken de sabahleyin salıverirken de onlarda sizin için bir güzellik vardır.
Ayrıca boş zamanlarınızda ve seyahatlerinizde siz onları toplarken ve salıverirken sizin için onlarda bir konfor ve zevk vardır.
Ayrıca boş zamanlarınızda ve seyahatlerinizde sizin için onlarda bir konfor ve zevk vardır.
Akşam getirip sabah salarken onlarda sizin için bir güzellik vardır.
Akşam getirir, sabah salarken onlarda sizin için bir cemal de vardır.
Akşamları yayılmaktan gelirlerken de sabahları yayılıma gönderirken de onlarda sizin için bir güzellik vardır. dipnot 1
Akşamları yayılmaktan gelirlerken de sabahları yayılıma gönderirken de onlarda sizin için bir güzellik vardır. dipnot 1
Akşamları yayılmaktan gelirlerken de sabahları yayılıma gönderirken de onlarda sizin için bir güzellik vardır. dipnot 1
Akşamları getirir, sabahları götürürken onlarda sizin için bir güzellik vardır.
Akşamlayın getirirken, sabahlayın salıverirken onlarda sizin için (ne) güzel bir zinet (ve zevk) vardır!
Akşamleyin getirir, sabah salarken onlarda sizin için bir güzellik vardır
(1, 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 18) Allah’ın emri geldi, onu çabucak istemeyin, O üst ün tutulandır, ortak koşulanlardan yücedir, Melekleri Ruh’ la, O’nun emri için kullarından istediğine uyarıda bulunmaları amacıyla indiriyor, muhakkak ki benden başka ilah yoktur benden sakının, semaları ve arzı gerçek olarak / gerçekten yaratandır , ortak koştuklarınızdan yücedir. İnsan bir spermden / nutfeden yaratılmıştır, şimdi de apaçık rakip / hasım olmuştur, hayvanları da o yarattı, siz onlarda ısınır, faydalanır ve onlardan yersiniz , onları sabah serbest bırakıp ta akşam rahatlamak için size geri geldiklerinde onlarda bir güzellik vardır. Yüklerinizi istediğiniz sizin zorlu meşakkatli şekilde ulaşmanızın mümkün olacağı beldeye taşır , muhakkak ki Rabbiniz şefkatli dir esirgeyendir. Atları katırları ve merkepleri binesiniz ve de ziynet olsun diye yarattık ve daha bilmediğiniz neleri de yaratıyor. Dosdoğru yolu göstermek Allah’ındır. Ondan eğri olan yollar da vardır, eğer istese idi hepsi hidayeti bulurdu. O ki gökten suyu sizin için indirendir, içecek ondandır, ağaçlar ondandır, ondan hayvanlar sulanır, ekinler, zeytinler, hurmalar, üzümler ve her türlü meyve onla yeşerir, işte bunda fikir üreten bir kavim için ayetler vardır, geceyi ve gündüzü, güneşi ve ayı, sizin emrinize amade kıldı, yıldızlar da onun emrine bağlıdır / amadedir, muhakkak ki bunda akleden kavim için ayetler vardır , arzda çeşitli renklerdeki ziraat ettikleri niz, i şte bunda hatırlayabilen bir kavim için ibretler vardır, O ki denizi ondan taptaze et yiyebilmeniz için ve ondan giyebileceğiniz süsler çıkarmanız için sizin emrinize verdi , O’nun fazlından arama ları için gemilerin yararak ilerlediğini görürsün , böylelikle belki teşekkür edersiniz, arzda sarsılmayın diye sabiteler koydu ve nehirler ve yollar böylelikle belki yola girersiniz ve ilim işaretleri / a lametler ve yıldızlar onlar da size yol gösteriyorlar , Yaratan kimse yaratmayan kimse gibi midir? düşünmüyor musunuz? Allah’ın nimetlerini saymak isterseniz onu sayarak kavrayamazsınız? Muhakkak ki Allah bağışlayandır, esirgeyendir.
Ayrıca onları ağıllarına sokarken ve otlamaya salarken de sizin için ayrı bir güzellik vardır.
Ve akşamleyin mer'adan getirdiğiniz, sabahleyin mer'aya götürdüğünüz zaman onlarda sizin için bir güzellik de vardır. (Onların gidiş gelişleri size ayrı bir güzellik ve zevk verir.)
Hem ağıla getirirken hem de otlağa salarken onlarda sizin için güzellikler vardır dipnot 1 .
Ağıla alırken ve otlağa salarken onlarda sizin için bir güzellik vardır.
Sizin için onlarda (akşamleyin) geri getirirken, sabahleyin salıverirken bir güzellik vardır.
Ve onların gidiş gelişlerinde ayrı bir güzellik bulursunuz.
Bir güzellik de vardır onlarda sizin için: Sabah saldığınız sırada, akşam topladığınız sırada.
Nahl suresi, 7. ayet. وَتَحْمِلُ أَثْقَالَكُمْ إِلَىٰ بَلَدٍ لَّمْ تَكُونُوا۟ بَٰلِغِيهِ إِلَّا بِشِقِّ ٱلْأَنفُسِ إِنَّ رَبَّكُمْ لَرَءُوفٌ رَّحِيمٌ
Onlar ağırlıklarınızı, sizin ancak zorlukla varabileceğiniz beldelere taşırlar. Şüphesiz Rabbiniz çok esirgeyicidir, çok merhametlidir.
(O hayvanlar) yüklerinizi, (büyük) güçlüklere katlanmadan ulaşamayacağınız şehir(ler)e taşırlar. dipnot 1 Şüphesiz ki Rabbiniz çok şefkatlidir, çok merhametlidir.
Kendinizi sıkıntıya sokmadan ulaşamayacağınız nice mekanlara yüklerinizi onlar taşır. İyi bilin ki Rabbiniz gerçekten çok şefkatli, pek merhametlidir.
Kendinizi büyük sıkıntılara sokmadan varamayacağınız nice yerlere yükünüzü onlar taşır. Rabbiniz gerçekten çok şefkatli, çok merhametlidir.
Yüklerinizi taşırlar; (onlarsız) meşakkatsiz ulaşamayacağınız pek çok yere ulaştırırlar! Muhakkak ki Rabbiniz, Rauf'tur, Rahıym'dir.
Kendisine ulaşmadan canlarınızın yarısının telef olacağı şehirlere onlar, ağırlıklarınızı taşımaktadırlar. Şüphesiz sizin Rabbiniz şefkatli ve merhametlidir.
Bu hayvanlar sizin ağırlıklarınızı, ancak güçlüklere katlanarak varabileceğiniz bir memlekete taşırlar. Şüphesiz Rabbiniz çok şefkatli, pek merhametlidir.
Zorluk çekmeden ulaşamayacağınız yörelere ağır yüklerinizi taşırlar. Kuşkusuz, Efendiniz, doğal olarak, Sevecendir; Merhametlidir.
Hayvanlar, kendi kendinize zor varacağınız şehirlere ağırlıklarınızı taşırlar. Doğrusu Rabbiniz affedicidir; merhamet sahibidir.
Ve sizin yüklerinizi de, kendi kendinize ancak zorlukla varacağınız bölgelere taşırlar. Efendiniz elbette Şefkatlidir, Rahimdir.
Ve sizin yüklerinizi de, kendi kendinize ancak zorlukla varacağınız bölgelere taşırlar. Rabbiniz elbette Rauf'tur, Rahimdir.
Ağırlıklarınızı da yüklenir, yarı can olmadan varamayacağınız memleketlere kadar götürürler. Şüphesiz Rabbiniz, çok şefkatli, çok merhametlidir.
Ağırlıklarınızı da yüklenir, canlarınızın yarısını tüketmeden varamıyacağınız beldelere kadar götürürler, her halde rabbınız size çok re'fetli, çok merhametli
Zorlukla ulaşabileceğiniz yerlere yüklerinizi taşırlar. Kuşkusuz, Rabb'iniz Çok Şefkatli'dir, Rahmeti Kesintisiz'dir.
Zorlukla ulaşabileceğiniz yerlere yüklerinizi taşırlar. Kuşkusuz, Rabb'iniz Çok Şefkatli'dir, Rahmeti Kesintisiz'dir.
Zorlukla ulaşabileceğiniz yerlere yüklerinizi taşırlar. Kuşkusuz, Rabb'iniz Çok Şefkatli'dir, Rahmeti Kesintisiz'dir.
Kendisine ulaşmadan canlarınızın yarısının telef olacağı şehirlere onlar, ağırlıklarınızı taşımaktadırlar. Şüphesiz sizin rabbiniz şefkatli ve merhametlidir.
Onlar sizin ağırlıklarınızı yüklenir (ler), yarı canınız tükenmeden varamayacağınız bir memlekete (sizi) götürür (ler). Şüphesiz ki Rabbiniz çok esirgeyicidir, çok merhamet edicidir.
Kendi kendinize zor varacağınız memleketlere yüklerinizi taşırlar. Muhakkak ki Rabbınız; Rauf'tur, Rahim'dir.
(1, 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 18) Allah’ın emri geldi, onu çabucak istemeyin, O üst ün tutulandır, ortak koşulanlardan yücedir, Melekleri Ruh’ la, O’nun emri için kullarından istediğine uyarıda bulunmaları amacıyla indiriyor, muhakkak ki benden başka ilah yoktur benden sakının, semaları ve arzı gerçek olarak / gerçekten yaratandır , ortak koştuklarınızdan yücedir. İnsan bir spermden / nutfeden yaratılmıştır, şimdi de apaçık rakip / hasım olmuştur, hayvanları da o yarattı, siz onlarda ısınır, faydalanır ve onlardan yersiniz , onları sabah serbest bırakıp ta akşam rahatlamak için size geri geldiklerinde onlarda bir güzellik vardır. Yüklerinizi istediğiniz sizin zorlu meşakkatli şekilde ulaşmanızın mümkün olacağı beldeye taşır , muhakkak ki Rabbiniz şefkatli dir esirgeyendir. Atları katırları ve merkepleri binesiniz ve de ziynet olsun diye yarattık ve daha bilmediğiniz neleri de yaratıyor. Dosdoğru yolu göstermek Allah’ındır. Ondan eğri olan yollar da vardır, eğer istese idi hepsi hidayeti bulurdu. O ki gökten suyu sizin için indirendir, içecek ondandır, ağaçlar ondandır, ondan hayvanlar sulanır, ekinler, zeytinler, hurmalar, üzümler ve her türlü meyve onla yeşerir, işte bunda fikir üreten bir kavim için ayetler vardır, geceyi ve gündüzü, güneşi ve ayı, sizin emrinize amade kıldı, yıldızlar da onun emrine bağlıdır / amadedir, muhakkak ki bunda akleden kavim için ayetler vardır , arzda çeşitli renklerdeki ziraat ettikleri niz, i şte bunda hatırlayabilen bir kavim için ibretler vardır, O ki denizi ondan taptaze et yiyebilmeniz için ve ondan giyebileceğiniz süsler çıkarmanız için sizin emrinize verdi , O’nun fazlından arama ları için gemilerin yararak ilerlediğini görürsün , böylelikle belki teşekkür edersiniz, arzda sarsılmayın diye sabiteler koydu ve nehirler ve yollar böylelikle belki yola girersiniz ve ilim işaretleri / a lametler ve yıldızlar onlar da size yol gösteriyorlar , Yaratan kimse yaratmayan kimse gibi midir? düşünmüyor musunuz? Allah’ın nimetlerini saymak isterseniz onu sayarak kavrayamazsınız? Muhakkak ki Allah bağışlayandır, esirgeyendir.
Kendisine ancak ağır sıkıntıya katlanarak varabileceğiniz uzaklıktaki beldelere, yüklerinizi taşırlar. Hiç kuşkusuz Rabbiniz pek şefkatlidir, merhametlidir.
Ağırlıklarınızı öyle (uzak) şehirlere taşırlar ki, (onlar olmasa) canlar(ınız), büyük zahmetler çekmeden oraya varamazdınız. Doğrusu Rabbiniz, çok şefkatli, çok acıyandır.
Yüklerinizi öyle yerlere taşırlar dipnot 1 ki yorgunluktan canınız çıkmadan oralara varamazsınız. Rabbiniz elbette çok şefkatlidir, ikramı da boldur.
Yüklerinizi öyle yere taşırlar ki yarı canınız gitmeden siz oralara varamazsınız. Rabbiniz çok şefkatlidir ve ikramı boldur.
Ancak çok güçlükle varabileceğiniz bir beldeye yüklerinizi taşırlar. İşte Rabbiniz, çok şefkatlidir, çok merhametlidir.
Çok güçlükle varabileceğiniz bir beldeye yüklerinizi taşırlar. İşte Rabbiniz, böyle şefkatli ve merhametlidir.
Ve ağırlıklarınızı yüklenir, canlarınızın yarısını tüketmeden varamayacağınız beldelere kadar taşırlar. Hiç kuşkusuz, Rabbiniz gerçekten Rauf'tur, çok acıyıp esirger; Rahim'dir, sınırsızca merhamet eder.
Nahl suresi, 8. ayet. وَٱلْخَيْلَ وَٱلْبِغَالَ وَٱلْحَمِيرَ لِتَرْكَبُوهَا وَزِينَةً وَيَخْلُقُ مَا لَا تَعْلَمُونَ
Hem binesiniz diye, hem de süs olarak atları, katırları ve merkepleri de yarattı. Bilemeyeceğiniz daha nice şeyleri de yaratır.
Kendilerine binmeniz ve güzel görüntü olsun diye atı, katırı ve eşeği de (yaratmıştır). dipnot 1 (Allah) henüz bilemediğiniz (daha nice şeyler) yaratmaktadır. dipnot 2
O, atları, katırları ve merkepleri hem kendilerine binesiniz, hem de (hayata) güzellik katmak için yarattı; ve daha sizin bilmediğiniz nice şeyleri de yaratacak.
Ve binmeniz için atları, katırları, merkepleri, (hayatı süsleyen) nakışlar, bezekler olarak O yarattı; O, bilmediğiniz daha neler neler yaratmaktadır.
Onlara binmeniz ve bir zevk almanız için atları, katırları ve eşekleri de (yarattı). . . Daha bilmediğiniz neler yaratır.
Onlara binmeniz ve süs için atları, katırları ve merkebleri (yarattı). Ve daha sizlerin bilmediğiniz neleri yaratmaktadır?
Atları , katırları ve eşekleri binmeniz ve (gözlere) ziynet olsun diye (yarattı). Allah şu anda bilemeyeceğiniz daha nice (nakil vasıtaları) yaratır.
Hem binmeniz için hem de süs olarak, atları, katırları ve eşekleri de yaratmıştır. Ayrıca, daha bilmediğiniz neler yaratmaktadır.
Atları, katırları ve eşekleri binmeniz ve süs için yarattı. Bilmediğiniz nice şeyler yaratmaktadır.
Binmeniz ve eğlenmeniz için atları, katırları ve eşekleri yarattı ve daha bilmediğiniz birçok şeyi de yaratır. dipnot 1
Binmeniz ve eğlenmeniz için atları, katırları ve eşekleri yarattı ve daha bilmediğiniz bir çok şeyi de yaratır.
Hem binesiniz diye, hem de zinet olmak üzere atları, katırları ve eşekleri de yarattı ve bilemeyeceğiniz daha neler yaratacak.
Hem binesiniz diye, hem de ziynet olarak atları, katırları, merkebleri de yarattı ve bilemiyeceğiniz daha neler yaratacak
Sizin için binek ve süs hayvanı olarak atları, katırları ve eşekleri yarattı. Ve O, bilmediğiniz şeyleri yaratmaktadır.
Sizin için binek ve süs hayvanı olarak atları, katırları ve eşekleri yarattı. Ve O, bilmediğiniz şeyleri yaratmaktadır.
Sizin için binek ve süs hayvanı olarak atları, katırları ve eşekleri yarattı. Ve O, bilmediğiniz şeyleri yaratmaktadır.
Onlara binmeniz ve süs için atları, katırları ve merkebleri (yarattı). Ve daha sizlerin bilmediğiniz neleri yaratmaktadır.
Hem onlara binmeniz için, hem zinet için de atları, katırları, merkepleri yaratdı. Sizin bilmeyeceğiniz daha neler yaratıyor O!
Atları, katırları ve merkebleri de sizin için binek ve süs hayvanı olarak yaratmıştır. Bilmediğiniz daha nice şeyleri de yaratır.
(1, 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 18) Allah’ın emri geldi, onu çabucak istemeyin, O üst ün tutulandır, ortak koşulanlardan yücedir, Melekleri Ruh’ la, O’nun emri için kullarından istediğine uyarıda bulunmaları amacıyla indiriyor, muhakkak ki benden başka ilah yoktur benden sakının, semaları ve arzı gerçek olarak / gerçekten yaratandır , ortak koştuklarınızdan yücedir. İnsan bir spermden / nutfeden yaratılmıştır, şimdi de apaçık rakip / hasım olmuştur, hayvanları da o yarattı, siz onlarda ısınır, faydalanır ve onlardan yersiniz , onları sabah serbest bırakıp ta akşam rahatlamak için size geri geldiklerinde onlarda bir güzellik vardır. Yüklerinizi istediğiniz sizin zorlu meşakkatli şekilde ulaşmanızın mümkün olacağı beldeye taşır , muhakkak ki Rabbiniz şefkatli dir esirgeyendir. Atları katırları ve merkepleri binesiniz ve de ziynet olsun diye yarattık ve daha bilmediğiniz neleri de yaratıyor. Dosdoğru yolu göstermek Allah’ındır. Ondan eğri olan yollar da vardır, eğer istese idi hepsi hidayeti bulurdu. O ki gökten suyu sizin için indirendir, içecek ondandır, ağaçlar ondandır, ondan hayvanlar sulanır, ekinler, zeytinler, hurmalar, üzümler ve her türlü meyve onla yeşerir, işte bunda fikir üreten bir kavim için ayetler vardır, geceyi ve gündüzü, güneşi ve ayı, sizin emrinize amade kıldı, yıldızlar da onun emrine bağlıdır / amadedir, muhakkak ki bunda akleden kavim için ayetler vardır , arzda çeşitli renklerdeki ziraat ettikleri niz, i şte bunda hatırlayabilen bir kavim için ibretler vardır, O ki denizi ondan taptaze et yiyebilmeniz için ve ondan giyebileceğiniz süsler çıkarmanız için sizin emrinize verdi , O’nun fazlından arama ları için gemilerin yararak ilerlediğini görürsün , böylelikle belki teşekkür edersiniz, arzda sarsılmayın diye sabiteler koydu ve nehirler ve yollar böylelikle belki yola girersiniz ve ilim işaretleri / a lametler ve yıldızlar onlar da size yol gösteriyorlar , Yaratan kimse yaratmayan kimse gibi midir? düşünmüyor musunuz? Allah’ın nimetlerini saymak isterseniz onu sayarak kavrayamazsınız? Muhakkak ki Allah bağışlayandır, esirgeyendir.
Hem binesiniz diye, hem de süs olarak atları, katırları ve merkepleri de yarattı. Bilemeyeceğiniz daha nice şeyleri de yaratır.
Binmeniz ve süs için atları, katırları ve merkepleri (yarattı) ve daha sizin bilmediğiniz nice şeyler yaratmaktadır.
(Allah) Atları, katırları ve eşekleri hem binmeniz için hem de süs olsun diye yarattı dipnot 1 . O, bilmediğiniz daha neler yaratmaktadır dipnot 2 .
Atları, katırları ve eşekleri sizin için hem binek, hem de süs olsun diye yarattı. Bilmediğiniz daha neler yaratır.
Hem onlara binmeniz için hem de ziynet için size atları, katırları ve merkepleri yarattı. Sizin bilmediğiniz şeyleri de yaratır.
Hem onlara binmeniz için hem de zinet için size atları, katırları ve merkepleri yarattı. Sizin bilmediğiniz şeyleri de yaratır.
Hem binesiniz diye hem de bir süs olarak atları, katırları, eşekleri de yarattı. Ve bilemeyeceğiniz daha neler yaratır O...
Nahl suresi, 9. ayet. وَعَلَى ٱللَّهِ قَصْدُ ٱلسَّبِيلِ وَمِنْهَا جَآئِرٌ وَلَوْ شَآءَ لَهَدَىٰكُمْ أَجْمَعِينَ
Doğru yolu göstermek Allah'a aittir. Yolun eğrisi de vardır. Allah dileseydi, hepinizi doğru yola iletirdi.
Yolun doğrusu(nu göstermek) yalnızca Allah'a aittir. dipnot 1 (Yolun) eğrisi de vardır. dipnot 2 (Allah) dileseydi hepinizi doğru yola ulaştırırdı. dipnot 3
İşte (O tek yaratıcı olduğu için), yolun istikamet tayini de O'na düşer; zira bazı yollar saptırıcıdır. Eğer Allah dileseydi, hepinizi doğru yola yöneltirdi.
Ve (sizin yaratıcınız O olduğu için) size yolun doğrusunu göstermek de Allah'a düşer; çünkü o yoldan sapıp da yolunu kaybeden (çok insan) var. Oysa, Allah dileseydi sizin hepinizi doğru yola çıkarırdı.
Hedefe giden yol Allah'adır! Ondan sapan da vardır. . . Eğer dileseydi elbette sizi toptan hakikate erdirirdi!
Yolu doğrultmak Allah'a aittir, kimi (yollar) ise eğridir. Eğer o dileseydi, sizin tümünüzü elbette hidayete erdirirdi.
Doğru yolu göstermek Allah'a aittir. Onun eğrisi de vardır. Allah dileseydi hepinizi birden doğru yola iletirdi.
Doğru yolu göstermek de Allah'a özgüdür. Oysa ondan sapanlar vardır. Eğer dileseydi, tümünüzü doğru yola eriştirirdi.
Yolun doğrusu Allah'ındır. Yolun eğrisi de vardır. O, dileseydi hepinizi doğru yola iletirdi.
Yolları göstermek ALLAH'a aittir; bazısı eğridir. Dileseydi hepinizi doğruya iletirdi.
Yolları göstermek ALLAH'a aittir; bazısı eğridir. Dileseydi hepinizi doğruya iletirdi.
Yolu doğrultmak Allah'a aittir. Ondan sapan da vardır. Allah dileseydi hepinizi doğru yola erdirirdi.
Yolu doğrultmak da Allaha aiddir, ondan sapan da var, maamafih Allah, dilerse hepinizi hidayette kılardı
Doğru yolu göstermek Allah'a aittir. Yolun eğrisi de vardır. Eğer O dileseydi, dipnot 1 hepinizi hidayete erdirirdi.
Doğru yolu göstermek Allah'a aittir. Yolun eğrisi de vardır. Eğer O dileseydi dipnot 1 , hepinizi hidayete erdirirdi.
Doğru yolu göstermek Allah'a aittir. Yolun eğrisi de vardır. Eğer O dileseydi dipnot 1 , hepinizi hidayete erdirirdi.
Yolu doğrultmak Tanrı'ya aittir, kimi (yollar) ise eğridir. Eğer o dileseydi, sizin tümünüzü elbette hidayete erdirirdi.
Doğru yolu bildirmek Allaha aiddir. Kimi (yol) ise eğridir. (Allah) dileseydi muhakkak hepinizi topdan hidayete erdirirdi.
Yolun doğrusunu göstermek Alla'a aittir. Ondan sapan da vardır. O, dileseydi; hepinizi birlikte doğru yola iletirdi.
(1, 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 18) Allah’ın emri geldi, onu çabucak istemeyin, O üst ün tutulandır, ortak koşulanlardan yücedir, Melekleri Ruh’ la, O’nun emri için kullarından istediğine uyarıda bulunmaları amacıyla indiriyor, muhakkak ki benden başka ilah yoktur benden sakının, semaları ve arzı gerçek olarak / gerçekten yaratandır , ortak koştuklarınızdan yücedir. İnsan bir spermden / nutfeden yaratılmıştır, şimdi de apaçık rakip / hasım olmuştur, hayvanları da o yarattı, siz onlarda ısınır, faydalanır ve onlardan yersiniz , onları sabah serbest bırakıp ta akşam rahatlamak için size geri geldiklerinde onlarda bir güzellik vardır. Yüklerinizi istediğiniz sizin zorlu meşakkatli şekilde ulaşmanızın mümkün olacağı beldeye taşır , muhakkak ki Rabbiniz şefkatli dir esirgeyendir. Atları katırları ve merkepleri binesiniz ve de ziynet olsun diye yarattık ve daha bilmediğiniz neleri de yaratıyor. Dosdoğru yolu göstermek Allah’ındır. Ondan eğri olan yollar da vardır, eğer istese idi hepsi hidayeti bulurdu. O ki gökten suyu sizin için indirendir, içecek ondandır, ağaçlar ondandır, ondan hayvanlar sulanır, ekinler, zeytinler, hurmalar, üzümler ve her türlü meyve onla yeşerir, işte bunda fikir üreten bir kavim için ayetler vardır, geceyi ve gündüzü, güneşi ve ayı, sizin emrinize amade kıldı, yıldızlar da onun emrine bağlıdır / amadedir, muhakkak ki bunda akleden kavim için ayetler vardır , arzda çeşitli renklerdeki ziraat ettikleri niz, i şte bunda hatırlayabilen bir kavim için ibretler vardır, O ki denizi ondan taptaze et yiyebilmeniz için ve ondan giyebileceğiniz süsler çıkarmanız için sizin emrinize verdi , O’nun fazlından arama ları için gemilerin yararak ilerlediğini görürsün , böylelikle belki teşekkür edersiniz, arzda sarsılmayın diye sabiteler koydu ve nehirler ve yollar böylelikle belki yola girersiniz ve ilim işaretleri / a lametler ve yıldızlar onlar da size yol gösteriyorlar , Yaratan kimse yaratmayan kimse gibi midir? düşünmüyor musunuz? Allah’ın nimetlerini saymak isterseniz onu sayarak kavrayamazsınız? Muhakkak ki Allah bağışlayandır, esirgeyendir.
Doğru yolu göstermek Allah’a aittir ama o yollardan bazısı da eğridir. (Allah) dileseydi elbette hepinizi toptan hidayete erdirirdi.
Kısa ve doğru yolu Allah gösterir. Ama o yoldan sapan da var. Allah dileseydi, hepinizi doğru yola iletirdi.
Doğru yolu göstermek Allah'a aittir dipnot 1 . Yolun eğrisi de olur dipnot 2 . Tercihi Allah yapsaydı elbette hepinizi doğru yola getirirdi dipnot 3 .
Allah doğru yolu gösterir. Yolun eğrisi de vardır. Tercihi Allah yapsaydı hepinizi yola getirirdi dipnot 1 .
Yolun doğrusunu göstermek Allah’a aittir. Eğri yol da vardır. Eğer dileseydi hepinize hidayet ederdi.
Yolun doğrusunu göstermek Allah'a aittir. Eğri yol da vardır. Eğer dileseydi hepinizi doğru yola iletirdi.
Yolu doğrultup denge noktasını bulmak Allah'ın işidir. Ondan sapan da var. Allah dileseydi, sizi toptan hidayete erdirirdi.
Nahl suresi, 10. ayet. هُوَ ٱلَّذِىٓ أَنزَلَ مِنَ ٱلسَّمَآءِ مَآءً لَّكُم مِّنْهُ شَرَابٌ وَمِنْهُ شَجَرٌ فِيهِ تُسِيمُونَ
O, gökten sizin için su indirendir. İçilecek su ondandır. Hayvanlarınızı otlattığınız bitkiler de onunla meydana gelir.
Gökten sizin için suyu indiren O'dur. Ondan hem (size) içecek vardır hem de hayvanlarınızı otlatacağınız bitkiler vardır.
O'dur gökten suyu indiren; ondan hem siz içersiniz, hem de hayvanlarınızı otlattığınız bitkiler;
O'dur gökten suyu indiren; öyle ki, hem siz içersiniz o sudan, hem de, hayvanlarınızı otlattığınız çayır çimen;
"HU"; ki sizin için semadan bir su indirdi. . . İçilen de ondandır, (hayvanları) otlatmakta olduğunuz bitkiler de ondandır.
Sizin için gökten su indiren O'dur; içecek ondan, ağaç ondandır (ki) hayvanlarınızı onda otlatmaktasınız.
Gökten suyu indiren O'dur. Ondan hem size içecek vardır, hem de hayvanlarınızı otlatacağınız bitkiler.
O, sizin için gökten su indirmiştir; ondan içersiniz. Yeşilliklerle de hayvanlarınızı otlatırsınız.
Gökten size su indiren O'dur. İçeceğiniz ondandır, hayvanları otlattığınız bitkiler de onunla biter.
O ki gökten bir su indirdi, ondan içersiniz ve yine beslendiğiniz bitkiler ve ağaçları onunla sularsınız.
O ki gökten bir su indirdi, ondan içersiniz ve yine yararlandığınız ağaçları onunla sularsınız.
O'dur ki, gökten bir su indirdi, içeceğiniz ondan sağlanır, kendisinde hayvan yaydığınız ağaç ve bitkiler ondan yetişir.
O odur ki Semadan bir su indirdi. size ondan bir içecek var, yine ondan bir ağaç ki hayvan yayarsınız
Gökten su indiren O'dur. İçme sularınız O'ndandır. Hayvanlarınızı otlattığınız bitkiler de O'ndandır.
Gökten su indiren O'dur. İçme sularınız O'ndandır. Hayvanlarınızı otlattığınız bitkiler de O'ndandır.
Gökten su indiren O'dur. İçme sularınız O'ndandır. Hayvanlarınızı otlattığınız bitkiler de O'ndandır.
Sizin için gökten su indiren O'dur; içecek ondan, ağaç ondandır (ki) hayvanlarınizı onda otlatmaktasınız.
O, sizin için gökden (bulutdan) su (yağmur) indirendir. İçilecek (ler) bundan, içinde (hayvanlarınızı) yaymakda olduğunuz ot (lar) da bundandır.
O'dur size semadan su indiren, ondan içersiniz. Ve hayvanları otlattığınız bitki de onunla biter.
(1, 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 18) Allah’ın emri geldi, onu çabucak istemeyin, O üst ün tutulandır, ortak koşulanlardan yücedir, Melekleri Ruh’ la, O’nun emri için kullarından istediğine uyarıda bulunmaları amacıyla indiriyor, muhakkak ki benden başka ilah yoktur benden sakının, semaları ve arzı gerçek olarak / gerçekten yaratandır , ortak koştuklarınızdan yücedir. İnsan bir spermden / nutfeden yaratılmıştır, şimdi de apaçık rakip / hasım olmuştur, hayvanları da o yarattı, siz onlarda ısınır, faydalanır ve onlardan yersiniz , onları sabah serbest bırakıp ta akşam rahatlamak için size geri geldiklerinde onlarda bir güzellik vardır. Yüklerinizi istediğiniz sizin zorlu meşakkatli şekilde ulaşmanızın mümkün olacağı beldeye taşır , muhakkak ki Rabbiniz şefkatli dir esirgeyendir. Atları katırları ve merkepleri binesiniz ve de ziynet olsun diye yarattık ve daha bilmediğiniz neleri de yaratıyor. Dosdoğru yolu göstermek Allah’ındır. Ondan eğri olan yollar da vardır, eğer istese idi hepsi hidayeti bulurdu. O ki gökten suyu sizin için indirendir, içecek ondandır, ağaçlar ondandır, ondan hayvanlar sulanır, ekinler, zeytinler, hurmalar, üzümler ve her türlü meyve onla yeşerir, işte bunda fikir üreten bir kavim için ayetler vardır, geceyi ve gündüzü, güneşi ve ayı, sizin emrinize amade kıldı, yıldızlar da onun emrine bağlıdır / amadedir, muhakkak ki bunda akleden kavim için ayetler vardır , arzda çeşitli renklerdeki ziraat ettikleri niz, i şte bunda hatırlayabilen bir kavim için ibretler vardır, O ki denizi ondan taptaze et yiyebilmeniz için ve ondan giyebileceğiniz süsler çıkarmanız için sizin emrinize verdi , O’nun fazlından arama ları için gemilerin yararak ilerlediğini görürsün , böylelikle belki teşekkür edersiniz, arzda sarsılmayın diye sabiteler koydu ve nehirler ve yollar böylelikle belki yola girersiniz ve ilim işaretleri / a lametler ve yıldızlar onlar da size yol gösteriyorlar , Yaratan kimse yaratmayan kimse gibi midir? düşünmüyor musunuz? Allah’ın nimetlerini saymak isterseniz onu sayarak kavrayamazsınız? Muhakkak ki Allah bağışlayandır, esirgeyendir.
Sizin için gökten bir su indiren O'dur. O sudan içersiniz ve hayvanları otlatacağınız bitkileri de onunla yetiştirirsiniz.
O'dur ki, sizin için gökten bir su indirdi. İçeceğ(iniz) ondandır ve hayvanları otlattığınız ağaç(lar, bitkiler) ondan(sulanıp filizlenmekte)dir.
O, sizin için gökten su indirendir. İçecekler de hayvanlarınızı otlattığınız bitkiler de o sudan olur dipnot 1 .
Sizin için gökten su indiren O'dur. İçecekler ve içinde hayvanlarınızı otlattığınız bitkiler o sudan olur.
Gökten size su indiren O’dur. O sudan içersiniz ve bitkiler de o su ile yetişir, hayvanlarınızı da onda otlatırsınız.
Gökten size su indiren O'dur. O sudan içersiniz ve bitkileri de o su ile yetiştirirsiniz.
O sizin için gökten bir su indirdi; ondan bir içecek var. Kendisinden hayvanlarınıza yedirdiğiniz ağaç da ondan oluşmaktadır.
Nahl suresi, 11. ayet. يُنۢبِتُ لَكُم بِهِ ٱلزَّرْعَ وَٱلزَّيْتُونَ وَٱلنَّخِيلَ وَٱلْأَعْنَٰبَ وَمِن كُلِّ ٱلثَّمَرَٰتِ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَةً لِّقَوْمٍ يَتَفَكَّرُونَ
Allah o su ile size; ekin, zeytin, hurma ağaçları, üzümler ve her türlü meyvelerden bitirir. Elbette bunda düşünen bir kavim için bir ibret vardır.
(Allah) o (su) sayesinde sizin için ekin, zeytin, hurma, üzümler ve diğer meyvelerin hepsinden yetiştirmektedir. Şüphesiz ki bunda düşünen bir toplum için bir delil vardır.
onunla sizin için ekin(ler), zeytin ve hurma ağaçları, üzümler ve daha nice ürünler bitirir O. Unutmayın ki bütün bunlarda, düşünen bir toplum için mutlaka çıkarılacak bir ders vardır.
onunla Allah sizin için ekin(ler), zeytin ve hurma ağaçları, üzümler ve her türden (daha) nice ürünler bitirmektedir: dikkat edin, bütün bunlarda, düşünen insanlar için mutlaka bir ders vardır!
Onunla (o su ile) sizin için ekin, zeytin, hurma, üzümler ve her türlüsünden bitirir. Muhakkak ki bunlarda düşünen toplum için bir işaret vardır!
Onunla sizin için ekin, zeytin, hurmalıklar, üzümler ve meyvelerin her türlüsünden bitirir. Şüphesiz bunda, düşünebilen bir topluluk için ayetler vardır.
(Allah) su sayesinde sizin için ekinler, zeytinler, hurmalar, üzümler ve diğer meyvelerin hepsinden bitirir. İşte bunlarda düşünen bir toplum için büyük bir ibret vardır.
Onunla, ekinler, zeytinler, hurma ağaçları, üzümler ve tüm ürünlerden sizin için yetiştirir. Aslında, işte bunda, düşünen bir toplum için kesinlikle bir gösterge vardır.
Allah, o su ile size ekinler, zeytinler ve hurma ağaçları, bağlar ve her türlü ürünü yetiştirir. Düşünen topluma bunda ders vardır.
Onunla sizin için ekin, zeytin, hurma ağaçları, üzümler ve her çeşit meyveler bitirmektedir. Düşünen bir toplum için bunda elbette bir ayet vardır.
Onunla sizin için ekin, zeytin, hurma ağaçları, üzümler ve her çeşit meyveler bitirmektedir. Düşünen bir toplum için bunda elbette bir ayet (ders) vardır.
Onunla size ekin, zeytin, hurmalıklar, üzümler ve türlüsünden meyveler bitirir. Şüphesiz ki bunda düşünecek bir topluluk için bir ibret vardır.
Onunla size ekin, zeytun, hurmalıklar, üzümler, türlüsünden meyveler bitirir, elbette bunda tefekkür edecek bir kavm için bir ayet var
O su ile sizin için ekinler, zeytinler, hurmalar, üzümler ve her türlü meyveden bitiriyor. Kuşkusuz, düşünen bir halk için elbette bir ayet dipnot 1 vardır.
O su ile sizin için ekinler, zeytinler, hurmalar, üzümler ve her türlü meyveden bitiriyor. Kuşkusuz, düşünen bir halk için elbette bir ayet dipnot 1 vardır.
O su ile sizin için ekinler, zeytinler, hurmalar, üzümler ve her türlü meyveden bitiriyor. Kuşkusuz, düşünen bir toplum için elbette bir ayet dipnot 1 vardır.
Onunla sizin için ekin, zeytin, hurmalıklar, üzümler ve meyvelerin her türlüsünderı bitirir. Şüphesiz bunda, düşünen (yetefekkerun) bir kavim için bir ayet vardır.
(Allah) onunla (su ile) sizin için ekin (ler), zeytin (ler), hurma ağaçları, üzümler ve meyvelerin her birinden (nice rızıklar) bitiriyor. Bunların her birinde tefekkür edecek bir zümre için elbette birer ayet vardır.
Onunla size ekinler, zeytin ve hurma ağaçları, üzümler ve türlü türlü ürünler bitirir. Düşünen bir kavim için bunda ayetler vardır.
(1, 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 18) Allah’ın emri geldi, onu çabucak istemeyin, O üst ün tutulandır, ortak koşulanlardan yücedir, Melekleri Ruh’ la, O’nun emri için kullarından istediğine uyarıda bulunmaları amacıyla indiriyor, muhakkak ki benden başka ilah yoktur benden sakının, semaları ve arzı gerçek olarak / gerçekten yaratandır , ortak koştuklarınızdan yücedir. İnsan bir spermden / nutfeden yaratılmıştır, şimdi de apaçık rakip / hasım olmuştur, hayvanları da o yarattı, siz onlarda ısınır, faydalanır ve onlardan yersiniz , onları sabah serbest bırakıp ta akşam rahatlamak için size geri geldiklerinde onlarda bir güzellik vardır. Yüklerinizi istediğiniz sizin zorlu meşakkatli şekilde ulaşmanızın mümkün olacağı beldeye taşır , muhakkak ki Rabbiniz şefkatli dir esirgeyendir. Atları katırları ve merkepleri binesiniz ve de ziynet olsun diye yarattık ve daha bilmediğiniz neleri de yaratıyor. Dosdoğru yolu göstermek Allah’ındır. Ondan eğri olan yollar da vardır, eğer istese idi hepsi hidayeti bulurdu. O ki gökten suyu sizin için indirendir, içecek ondandır, ağaçlar ondandır, ondan hayvanlar sulanır, ekinler, zeytinler, hurmalar, üzümler ve her türlü meyve onla yeşerir, işte bunda fikir üreten bir kavim için ayetler vardır, geceyi ve gündüzü, güneşi ve ayı, sizin emrinize amade kıldı, yıldızlar da onun emrine bağlıdır / amadedir, muhakkak ki bunda akleden kavim için ayetler vardır , arzda çeşitli renklerdeki ziraat ettikleri niz, i şte bunda hatırlayabilen bir kavim için ibretler vardır, O ki denizi ondan taptaze et yiyebilmeniz için ve ondan giyebileceğiniz süsler çıkarmanız için sizin emrinize verdi , O’nun fazlından arama ları için gemilerin yararak ilerlediğini görürsün , böylelikle belki teşekkür edersiniz, arzda sarsılmayın diye sabiteler koydu ve nehirler ve yollar böylelikle belki yola girersiniz ve ilim işaretleri / a lametler ve yıldızlar onlar da size yol gösteriyorlar , Yaratan kimse yaratmayan kimse gibi midir? düşünmüyor musunuz? Allah’ın nimetlerini saymak isterseniz onu sayarak kavrayamazsınız? Muhakkak ki Allah bağışlayandır, esirgeyendir.
Allah, onunla size ekinler, zeytin ve hurma ağaçları, üzüm ve her türlü ürünü yetiştirir. Düşünen bir toplum için bunda ayetler vardır.
Onunla size ekin, zeytin, hurma, üzümler ve her çeşit meyvalardan bitirmektedir. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için ibret vardır.
Allah o su ile sizin için ekinleri, zeytinleri, hurmaları, üzümleri ve meyvenin her türlüsünü bitirir dipnot 1 . Bunda düşünen bir topluluk için kesin bir belge /ayet vardır.
O su ile sizin için ekini, zeytini, hurmaları, üzümleri ve meyvenin her türlüsünü bitirir. Düşünen bir topluluk için bunda kesin belge(ayet) vardır.
Allah, onunla size ekinler, zeytin ve hurma ağaçları, üzüm ve her türlü ürünü yetiştirir. Düşünen bir toplum için bunda ayetler/işaretler vardır.
Allah, onunla size ekinler, zeytin ve hurma ağaçları, üzüm ve her türlü ürünü yetiştirir. Düşünen bir toplum için bunda deliller vardır.
O suyla sizin için ekin, zeytin, hurmalıklar, üzümler ve her çeşitten meyvalar bitirir. Hiç kuşkusuz, bunda, derin derin düşünen bir toplum için gerçek bir mucize vardır.
Nahl suresi, 12. ayet. وَسَخَّرَ لَكُمُ ٱلَّيْلَ وَٱلنَّهَارَ وَٱلشَّمْسَ وَٱلْقَمَرَ وَٱلنُّجُومُ مُسَخَّرَٰتٌۢ بِأَمْرِهِۦٓ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَٰتٍ لِّقَوْمٍ يَعْقِلُونَ
O, geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı sizin hizmetinize verdi. Bütün yıldızlar da O'nun emri ile sizin hizmetinize verilmiştir. Şüphesiz bunlarda aklını kullanan bir millet için ibretler vardır.
O, geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı emre boyun eğdirmiştir. Yıldızlar da (Allah'ın) emri ile boyun eğdirilmiştir. Şüphesiz ki bunda aklını kullanan bir toplum için dersler vardır.
Ve O'dur sizin yararlanmanız için geceyi ve gündüzü, güneşi ve ayı (yasalarına) boyun eğdiren; zaten bütün yıldızlar O'nun emrine teslim olmuşlardır. İyi bilin ki bütün bunlarda aklını kullanan bir toplum için mutlaka çıkarılacak bir ders vardır.
Ve geceyi gündüzü sizin (yararlanmanız) için (koyduğu yasalara) boyun eğdirmiştir O; güneş ve ay ve bütün yıldızlar, hepsi O'nun buyruğuna boyun eğmişlerdir: dikkat edin, bütün bunlarda, şüphesiz, aklını kullanan kimseler için çıkarılacak dersler vardır!
Geceyi, gündüzü, Güneş'i (enerji kaynağı olması) ve Ay'ı (çekim gücüyle hormonları harekete geçirip tüm duyularınızı etkilemesi ile) size hizmet veren kıldı. . . Yıldızlar da (yaydıkları dalgalarla) O'nun hükmünü yansıtarak hizmet verenlerdir. . . Muhakkak ki bunda aklını kullanabilen topluluk için bir işaret vardır!
Geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı sizin emrinize verdi; yıldızlar da O'nun emriyle emre hazır kılınmıştır. Şüphesiz bunda, aklını kullanabilen bir topluluk için ayetler vardır.
O, geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı sizin hizmetinize verdi. Yıldızlar da Allah'ın emri ile hareket ederler. Şüphesiz ki bunlarda aklını kullananlar için pek çok deliller vardır.
Geceyi ve gündüzü hizmetinize vermiştir. Güneş, ay ve yıldızlar da O'nun buyruğuna boyun eğmişlerdir. Aslında, işte bunda, aklını kullanan bir toplum için kesinlikle bir gösterge vardır.
Geceyi, gündüzü, güneşi, ayı sizin hizmetinize verdi. Yıldızlar onun buyruğuna boyun eğmektedir. Aklını kullananlara bunda dersler vardır.
Geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı hizmetinize sundu. Yıldızlar da O'nun emri altındadır. Aklını kullanan bir toplum için elbette bunda işaretler vardır.
Geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı hizmetinize sundu. Yıldızlar da O'nun emri altındadır. Aklını kullanan bir toplum için elbette bunda işaretler vardır.
Yine geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı sizin hizmetinize verdi. Bütün yıldızlar da onun emrine boyun eğmiştir. Elbette bunda aklı olan bir topluluk için ibretler vardır.
Hem sizin için geceyi ve gündüzü ve Şems-ü Kameri teshır buyurdu, bütün yıldızlar da onun emrine müsahhardırlar, elbette bunda aklı olan bir kavm için ayetler var
O, geceyi ve gündüzü, Güneş'i ve Ay'ı yararlanmanıza sundu. Yıldızlar da O'nun buyruğu ile boyun eğdirilmiştir. Bunda aklını kullanan bir halk için ayetler dipnot 1 vardır.
O, geceyi ve gündüzü, Güneş'i ve Ay'ı yararlanmanıza sundu. Yıldızlar da O'nun buyruğu ile boyun eğdirilmiştir. Bunda aklını kullanan bir halk için ayetler dipnot 1 vardır.
O, geceyi ve gündüzü, Güneş'i ve Ay'ı yararlanmanıza sundu. Yıldızlar da O'nun buyruğuna boyun eğmektedirler. Bunda aklını kullanan bir toplum için ayetler dipnot 1 vardır.
Geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı sizin hizmetinize verdi / size boyun eğdirdi; yıldızlar da O'nun buyruğuyla boyun eğdirilmiştir. Şüphesiz bunda, akleden bir kavim için ayetler vardır.
Geceyi, gündüzü, güneşi, ayı siz (in hizmetiniz) e O raam etdi. Yıldızlar da Onun emrine boyun eğmişlerdir. Bunların her birinde aklını kullanacak bir zümre için elbette ayetler vardır.
Geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı sizin buyruğunuza verdi. Yıldızlar da O'nun buyruğu ile müsahhar kılınmıştır. Muhakkak ki bunda, akleden bir kavim için ayetler vardır.
(1, 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 18) Allah’ın emri geldi, onu çabucak istemeyin, O üst ün tutulandır, ortak koşulanlardan yücedir, Melekleri Ruh’ la, O’nun emri için kullarından istediğine uyarıda bulunmaları amacıyla indiriyor, muhakkak ki benden başka ilah yoktur benden sakının, semaları ve arzı gerçek olarak / gerçekten yaratandır , ortak koştuklarınızdan yücedir. İnsan bir spermden / nutfeden yaratılmıştır, şimdi de apaçık rakip / hasım olmuştur, hayvanları da o yarattı, siz onlarda ısınır, faydalanır ve onlardan yersiniz , onları sabah serbest bırakıp ta akşam rahatlamak için size geri geldiklerinde onlarda bir güzellik vardır. Yüklerinizi istediğiniz sizin zorlu meşakkatli şekilde ulaşmanızın mümkün olacağı beldeye taşır , muhakkak ki Rabbiniz şefkatli dir esirgeyendir. Atları katırları ve merkepleri binesiniz ve de ziynet olsun diye yarattık ve daha bilmediğiniz neleri de yaratıyor. Dosdoğru yolu göstermek Allah’ındır. Ondan eğri olan yollar da vardır, eğer istese idi hepsi hidayeti bulurdu. O ki gökten suyu sizin için indirendir, içecek ondandır, ağaçlar ondandır, ondan hayvanlar sulanır, ekinler, zeytinler, hurmalar, üzümler ve her türlü meyve onla yeşerir, işte bunda fikir üreten bir kavim için ayetler vardır, geceyi ve gündüzü, güneşi ve ayı, sizin emrinize amade kıldı, yıldızlar da onun emrine bağlıdır / amadedir, muhakkak ki bunda akleden kavim için ayetler vardır , arzda çeşitli renklerdeki ziraat ettikleri niz, i şte bunda hatırlayabilen bir kavim için ibretler vardır, O ki denizi ondan taptaze et yiyebilmeniz için ve ondan giyebileceğiniz süsler çıkarmanız için sizin emrinize verdi , O’nun fazlından arama ları için gemilerin yararak ilerlediğini görürsün , böylelikle belki teşekkür edersiniz, arzda sarsılmayın diye sabiteler koydu ve nehirler ve yollar böylelikle belki yola girersiniz ve ilim işaretleri / a lametler ve yıldızlar onlar da size yol gösteriyorlar , Yaratan kimse yaratmayan kimse gibi midir? düşünmüyor musunuz? Allah’ın nimetlerini saymak isterseniz onu sayarak kavrayamazsınız? Muhakkak ki Allah bağışlayandır, esirgeyendir.
Geceyi, gündüzü, Güneşi ve Ay'ı sizin hizmetinize vermiştir. Yıldızlar da O’nun emri ile size boyun eğmiştir. Bunların her birinde düşünen bir toplum için ayetler vardır.
Geceyi, gündüzü, güneşi ve ay'ı sizin hizmetinize verdi. Yıldızlar da O'nun emriyle (size) boyun eğdirilmiştir. Şüphesiz bunda aklını kullanan bir toplum için ibretler vardır.
O; geceyi, gündüzü, Güneş'i ve Ay'ı sizin hizmetinize vermiştir. Yıldızlar da onun koyduğu kanuna göre hizmetinize verilmiştir. Bunda aklını kullanan bir topluluk için kesin belgeler /ayetler vardır dipnot 1 .
Allah geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı sizin hizmetinize verdi. Yıldızlar da onun emriyle hizmetinizdedirler. Aklını kullanan bir topluluk için bunda kesin belgeler(ayetler) vardır.
Geceyi, gündüzü, güneşi, ayı sizin emrinize vermiştir. Yıldızlar da O’nun emri ile boyun eğmiştir. Bunların her birinde akleden bir toplum için ayetler vardır.
Geceyi, gündüzü, güneşi, ayı sizin istifadenize vermiştir. Yıldızlar da O'nun emrine boyun eğmiştir. Bunların her birinde aklını kullanan bir toplum için ayetler vardır.
Geceyi, gündüzü, Güneş'i ve Ay'ı sizin emrinize vermiştir. Yıldızlar da O'nun emriyle bir hizmete boyun eğmiştir. Bütün bunlarda, aklını çalıştıran bir topluluk için elbette ibretler vardır.
Nahl suresi, 13. ayet. وَمَا ذَرَأَ لَكُمْ فِى ٱلْأَرْضِ مُخْتَلِفًا أَلْوَٰنُهُۥٓ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَةً لِّقَوْمٍ يَذَّكَّرُونَ
Sizin için yeryüzünde çeşitli renk ve biçimlerle yarattığı şeyleri de sizin hizmetinize verdi. Öğüt alan bir toplum için bunda ibretler vardır.
Yerde sizin için rengârenk yarat(ıp yayd)ıklarını da (hizmetinize sunmuştur). Şüphesiz ki bunda, (gerçeği) hatırlayan bir toplum için bir delil vardır.
Ve sizin için yeryüzüne serpiştirdiği her biri farklı tonlarda rengarenk (güzellikler)... Kuşkusuz bütün bunlarda (da), hafızası olup hatırda tutan bir toplum için mutlaka çıkarılacak bir ders vardır.
Ve sizin için yeryüzünde yarattığı bütün o rengarenk (güzel) şeyler: işte bunlarda da anıp da hatırda tutmasını bilen kimseler için elbette çıkarılacak bir ders/bir mesaj vardır!
Gene sizin için arzda, muhtelif renklerde yarattığı şeyleri de (size hizmet veren kılmıştır). . . Muhakkak ki bu işaret üzerinde düşünecekler için ne dersler var!
Yerde sizin için üretip-türettiği çeşitli renklerdekileri de (faydanıza verdi). Şüphesiz bunda, öğüt alıp düşünen bir topluluk için ayetler vardır.
Yeryüzünde sizin için rengârenk yarattıklarında da öğüt alan bir toplum için gerçek bir ibret vardır.
Sizin için yeryüzünde yaratıp çoğalttıklarının renkleri de türlü türlüdür. Aslında, işte bunda, öğüt alan bir toplum için kesinlikle bir gösterge vardır.
Yeryüzünde rengarenk şeyleri de sizin için yaratmıştır. Öğüt alacak topluma bunda ders vardır.
Ve sizin için yeryüzünde yarattığı rengarenk nesneleri de... Düşünen bir toplum için elbette bunda bir ders vardır.
Ve sizin için yeryüzünde yarattığı rengarenk nesneleri de... Düşünen bir toplum için elbette bunda bir ders vardır.
Daha yeryüzünde türlü renklerle yarattığı neler var sizin için. Elbette bunda derin düşünenler için bir ibret vardır.
Daha sizin için Arzdan muhtelif renklerle yarattıkları, neler var, elbette bunda tezekkür edecek bir kavm için bir ayet var
Yeryüzünde, rengarenk şeyleri, sizin için üretip çoğalttı. dipnot 1 Bunda öğüt alan bir halk için elbette ayet dipnot 2 vardır.
Yeryüzünde, rengarenk şeyleri, sizin için üretip çoğalttı. dipnot 1 Bunda öğüt alan bir halk için elbette ayet dipnot 2 vardır.
Yeryüzünde, rengarenk şeyleri, sizin için üretip çoğalttı. dipnot 1 Bunda öğüt alan bir toplum için elbette ayet dipnot 2 vardır.
Yerde sizin için üretip türettiği çeşitli renklerdekileri de (faydanıza verdi). Şüphesiz bunda, öğüt alıp düşünen bir topluluk için bir ayet vardır.
Sizin için yerde çeşidli renklerle yaratdığı neler varsa (onları da size müsahhar kılmışdır). Bunların her birinde öğüd alacak, (iyi düşünecek) bir zümre için elbette birer ayet vardır.
Yeryüzünde rengarenk şeyleri de sizin için O, yaratmıştır. Muhakkak ki öğüt alan bir kavim için bunda ayetler vardır.
(1, 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 18) Allah’ın emri geldi, onu çabucak istemeyin, O üst ün tutulandır, ortak koşulanlardan yücedir, Melekleri Ruh’ la, O’nun emri için kullarından istediğine uyarıda bulunmaları amacıyla indiriyor, muhakkak ki benden başka ilah yoktur benden sakının, semaları ve arzı gerçek olarak / gerçekten yaratandır , ortak koştuklarınızdan yücedir. İnsan bir spermden / nutfeden yaratılmıştır, şimdi de apaçık rakip / hasım olmuştur, hayvanları da o yarattı, siz onlarda ısınır, faydalanır ve onlardan yersiniz , onları sabah serbest bırakıp ta akşam rahatlamak için size geri geldiklerinde onlarda bir güzellik vardır. Yüklerinizi istediğiniz sizin zorlu meşakkatli şekilde ulaşmanızın mümkün olacağı beldeye taşır , muhakkak ki Rabbiniz şefkatli dir esirgeyendir. Atları katırları ve merkepleri binesiniz ve de ziynet olsun diye yarattık ve daha bilmediğiniz neleri de yaratıyor. Dosdoğru yolu göstermek Allah’ındır. Ondan eğri olan yollar da vardır, eğer istese idi hepsi hidayeti bulurdu. O ki gökten suyu sizin için indirendir, içecek ondandır, ağaçlar ondandır, ondan hayvanlar sulanır, ekinler, zeytinler, hurmalar, üzümler ve her türlü meyve onla yeşerir, işte bunda fikir üreten bir kavim için ayetler vardır, geceyi ve gündüzü, güneşi ve ayı, sizin emrinize amade kıldı, yıldızlar da onun emrine bağlıdır / amadedir, muhakkak ki bunda akleden kavim için ayetler vardır , arzda çeşitli renklerdeki ziraat ettikleri niz, i şte bunda hatırlayabilen bir kavim için ibretler vardır, O ki denizi ondan taptaze et yiyebilmeniz için ve ondan giyebileceğiniz süsler çıkarmanız için sizin emrinize verdi , O’nun fazlından arama ları için gemilerin yararak ilerlediğini görürsün , böylelikle belki teşekkür edersiniz, arzda sarsılmayın diye sabiteler koydu ve nehirler ve yollar böylelikle belki yola girersiniz ve ilim işaretleri / a lametler ve yıldızlar onlar da size yol gösteriyorlar , Yaratan kimse yaratmayan kimse gibi midir? düşünmüyor musunuz? Allah’ın nimetlerini saymak isterseniz onu sayarak kavrayamazsınız? Muhakkak ki Allah bağışlayandır, esirgeyendir.
Yeryüzünde sizin için rengârenk yarattıklarında da öğüt alan bir toplum için gerçek bir ibret vardır.
Yeryüzünde yarattığı çeşitli renklerdeki (hayvanları, bitki)leri de (sizin hizmetinize verdi). Şüphesiz bunda öğüt alan bir toplum için ibret vardır.
Sizin için bu yerde farklı renklerle yetiştirdiği ne varsa onları da hizmetinize vermiştir. Bunda bilgisini kullanan bir topluluk için kesin bir belge /ayet vardır dipnot 1 .
Sizin için bu yerde türlü renklerle yetiştirdiği ne varsa, hepsinde bilgisini kullanan bir topluluk için kesin bir belge(ayet) vardır.
Yeryüzünde de rengarenk şeyleri de sizin için yaratmıştır Bunda öğüt alan bir toplum için birer ayet vardır.
Yeryüzünde rengarenk şeyleri de sizin için var etmiştir. Bunda öğüt alan bir toplum için birer ayet vardır.
Ve sizin için yeryüzünde, çeşit çeşit renklerde başka şeylere de vücut vermiştir. Bütün bunlarda, düşünüp ibret alacak bir toplum için elbette bir mucize vardır.
Nahl suresi, 14. ayet. وَهُوَ ٱلَّذِى سَخَّرَ ٱلْبَحْرَ لِتَأْكُلُوا۟ مِنْهُ لَحْمًا طَرِيًّا وَتَسْتَخْرِجُوا۟ مِنْهُ حِلْيَةً تَلْبَسُونَهَا وَتَرَى ٱلْفُلْكَ مَوَاخِرَ فِيهِ وَلِتَبْتَغُوا۟ مِن فَضْلِهِۦ وَلَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ
O, taze et yemeniz ve takınacağınız süs eşyası çıkarmanız için denizi sizin hizmetinize verendir. Gemilerin orada suyu yara yara gittiğini görürsün. (Bütün bunlar) O'nun lütfundan nasip aramanız ve şükretmeniz içindir.
Kendisinden taze et (balık) yemeniz ve içinden giyeceğiniz (takacağınız) bir süs (eşyası) çıkarmanız için denizi emrinize veren de O'dur. Gemilerin denizi yarıp orada gittiğini görürsün. (Bu durum, Allah'ın) nimetlerinden aramanız ve şükretmeniz içindir. dipnot 1
Yemeniz için taze et ve takınıp kuşanmanız için mücevherat çıkarasınız diye denizi ve onun içinde suları yararak akıp gittiğini gördüğün(üz) gemileri, O'nun ihsanından payınıza düşeni arayacağınızı ve (bulunca da) şükredeceğinizi umarak (bir yasaya) tabi kılan da yine O'dur.
Ve yemek için taze et, takınmak için değerli taşlar çıkarasınız diye denizi; ve denizin üstünde suları yararak yol aldığını gördüğünüz gemileri, O'nun cömertliğinden belki bir pay ararsınız ve şükredersiniz diye (koyduğu tabii yasalara) bağlı kılan O'dur.
"HU"; ki denizi, ondan taze et yiyesiniz ve takacağınız süsü çıkarasınız diye hizmetinize verdi. . . Gemileri, onda yara yara gidenler görürsün. . . O'nun fazlından isteyesiniz ve değerlendirerek şükredenlerden olasınız diye.
Denizi de sizin emrinize veren O'dur, ondan taze et yemektesiniz ve giyiminizde ondan süs eşyaları çıkarmaktasınız. Gemilerin onda (suları) yara yara akıp gittiğini görüyorsun. (Bütün bunlar) O'nun fazlından aramanız ve şükretmeniz içindir.
İçinden taze et (balık) yemeniz ve takacağınız bir süs (eşyası) çıkarmanız için denizi emrinize veren O'dur. Gemilerin denizde (suları) yara yara gittiklerini de görüyorsun. (Bütün bunlar) onun lütfunu aramanız ve nimetine şükretmeniz içindir.
O, taze et yemeniz ve takınacağınız süs eşyası çıkarmanız için denizi de hizmetinize vermiştir. O'nun lütfundan aramanız için, gemilerin suları yararak gittiklerini görürsünüz; belki şükredersiniz diye.
Taze et yemeniz, takındığınız süsleri elde etmeniz, Allah'ın bol nimetlerinden faydalanmanız ve şükretmeniz için gemilerin de yara yara gittiğini gördüğün denize boyun eğdiren de O'dur.
O ki denizi emrinize sunmuştur; ondan taze et yersiniz, ondan giyim ve takı için süsler çıkarırsınız. Gemilerin denizi yara yara akıp gittiğini görürsünüz. Böylece O'nun lütfunu ararsınız ve belki ona şükredersiniz.
O ki denizi emrinize sunmuştur; ondan taze et yersiniz, ondan giyim ve takı için süsler çıkarırsınız. Gemilerin denizi yara yara akıp gittiğini görürsünüz. Böylece O'nun lütfunu ararsınız ve belki ona şükredersiniz.
Yine taze bir et yiyesiniz ve içinden giyeceğiniz zinet eşyasını çıkarasınız diye, denizi emrinize veren O'dur. Gemilerin denizde suları yara yara akıp gittiklerini görürsün ve bu da lütfundan payınızı aramanız içindir, ola ki şükredersiniz.
Yine odur ki o, denizi teshır etmiştirki ondan taze bir et yiyesiniz ve içinden giyeceğiniz bir ziynet çıkarasınız, gemileri de görürsünüz ki onda yara yara akar giderler, hem fazlından nasıyb arayasınız diye hem de gerek ki şükredesiniz
Taze et yemeniz ve takındığınız süs eşyası çıkarmanız için denizi yararlanmanıza sunan O'dur. Lütfundan rızık aramanız için, onun içinde suları yararak giden gemiler görürsün. Umulur ki şükredersiniz.
Taze et yemeniz ve takındığınız süs eşyası çıkarmanız için denizi yararlanmanıza sunan O'dur. Lütfundan rızık aramanız için, onun içinde suları yararak giden gemiler görürsün. Umulur ki şükredersiniz.
Taze et yemeniz ve takındığınız süs eşyası çıkarmanız için denizi yararlanmanıza sunan O'dur. Lütfundan rızık aramanız için, onun içinde suları yararak giden gemiler görürsün. Umulur ki şükredersiniz.
Denizi de sizin emrinize veren O'dur, ondan taze et yemektesiniz ve giyiminizde ondan süs eşyaları çıkarmaktasınız. Gemilerin onda (suları) yara yara akıp gittiğini görüyorsun. (Bütün bunlar) O'nun fazlından aramanız ve şükretmeniz içindir.
O, denizi — ondan taze bir et yemeniz, ondan giyeceğiniz (kullanacağınız) zineti çıkarmanız için — (hizmetinize) raam edendir. Gemilerin orada (suları) yararak gitdiklerini görüyorsun ki (bu, sırf Allahın) lutf-ü kereminden (nasıyb) aramanız ve (Ona) şükr etmeniz içindir.
Taze et yemeniz, giyineceğiniz süs eşyanızı çıkarmanız ve Allah'ın bol nimetinden istifade etmeniz için; denizi müsahhar kılan O'dur. Gemilerin onu yara yara gittiğini görürsün, O'nun lutfunu aramanız ve şükretmeniz içindir, belki şükredersiniz artık.
(1, 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 18) Allah’ın emri geldi, onu çabucak istemeyin, O üst ün tutulandır, ortak koşulanlardan yücedir, Melekleri Ruh’ la, O’nun emri için kullarından istediğine uyarıda bulunmaları amacıyla indiriyor, muhakkak ki benden başka ilah yoktur benden sakının, semaları ve arzı gerçek olarak / gerçekten yaratandır , ortak koştuklarınızdan yücedir. İnsan bir spermden / nutfeden yaratılmıştır, şimdi de apaçık rakip / hasım olmuştur, hayvanları da o yarattı, siz onlarda ısınır, faydalanır ve onlardan yersiniz , onları sabah serbest bırakıp ta akşam rahatlamak için size geri geldiklerinde onlarda bir güzellik vardır. Yüklerinizi istediğiniz sizin zorlu meşakkatli şekilde ulaşmanızın mümkün olacağı beldeye taşır , muhakkak ki Rabbiniz şefkatli dir esirgeyendir. Atları katırları ve merkepleri binesiniz ve de ziynet olsun diye yarattık ve daha bilmediğiniz neleri de yaratıyor. Dosdoğru yolu göstermek Allah’ındır. Ondan eğri olan yollar da vardır, eğer istese idi hepsi hidayeti bulurdu. O ki gökten suyu sizin için indirendir, içecek ondandır, ağaçlar ondandır, ondan hayvanlar sulanır, ekinler, zeytinler, hurmalar, üzümler ve her türlü meyve onla yeşerir, işte bunda fikir üreten bir kavim için ayetler vardır, geceyi ve gündüzü, güneşi ve ayı, sizin emrinize amade kıldı, yıldızlar da onun emrine bağlıdır / amadedir, muhakkak ki bunda akleden kavim için ayetler vardır , arzda çeşitli renklerdeki ziraat ettikleri niz, i şte bunda hatırlayabilen bir kavim için ibretler vardır, O ki denizi ondan taptaze et yiyebilmeniz için ve ondan giyebileceğiniz süsler çıkarmanız için sizin emrinize verdi , O’nun fazlından arama ları için gemilerin yararak ilerlediğini görürsün , böylelikle belki teşekkür edersiniz, arzda sarsılmayın diye sabiteler koydu ve nehirler ve yollar böylelikle belki yola girersiniz ve ilim işaretleri / a lametler ve yıldızlar onlar da size yol gösteriyorlar , Yaratan kimse yaratmayan kimse gibi midir? düşünmüyor musunuz? Allah’ın nimetlerini saymak isterseniz onu sayarak kavrayamazsınız? Muhakkak ki Allah bağışlayandır, esirgeyendir.
Yine taze bir et yiyesiniz ve içinden giyeceğiniz ziynet eşyasını çıkarasınız diye denizi emrinize veren O'dur. Gemilerin denizde suları yara yara akıp gittiklerini görürsün. (Bütün bunlar) O'nun fazlından aramanız ve şükretmeniz içindir.
O, denizi de (hizmetinize) verdi ki ondan taptaze et yiyesiniz ve ondan kuşanacağınız süsler çıkarasınız. Görüyorsun ki gemiler, denizi yara yara akıp gitmektedir. Allah'ın lutfunu aramanız ve O'na şükretmeniz için.
O, taze et yemeniz ve takınacağınız süsler dipnot 1 çıkarmanız için büyük su kütlelerini dipnot 2 hizmetinize verendir. Gemilerin denizde suyu yara yara gittiklerini görürsün. Bu, Allah'ın lütuf olarak verdiklerini aramanız içindir dipnot 3 . Belki görevlerinizi yerine getirirsiniz.
Denizi de hizmetinize verdi ki ondan taze et yiyesiniz ve çıkaracağınız süsleri takınasınız. Gemilerin onu yara yara gittiğini görürsün; o gemiler (Allah'ın) ikram olarak verdiklerini aramanız içindir. Belki görevlerinizi yerine getirirsiniz.
Taze et yemeniz ve takındığınız süs eşyalarını ondan çıkarmanız için denizi sizin emrinize sunmuştur. O’nun lütfundan aramanız için gemilerin onu yara yara gittiğini görürsün. Umulur ki, şükredersiniz.
Taze et yemeniz ve takındığınız süs eşyalarını ondan çıkarmanız için denizi sizin istifadenize sunmuştur. O'nun lütfundan aramanız için gemilerin onu yara yara gittiğini görürsün. Artık belki şükredersiniz.
Ve O'dur ki, içinden taze bir et yemeniz ve kuşanacağınız bir süs çıkarmanız için denizi emrinize vermiştir. Gemileri onda yara yara gider görürsün. Böyle yapmıştır ki, O'nun kereminden nasip arayasınız ve şükredebilesiniz.
Nahl suresi, 15. ayet. وَأَلْقَىٰ فِى ٱلْأَرْضِ رَوَٰسِىَ أَن تَمِيدَ بِكُمْ وَأَنْهَٰرًا وَسُبُلًا لَّعَلَّكُمْ تَهْتَدُونَ
(15-16) Sizi sarsmaması için yeryüzünde sağlam dağlar; yolunuzu bulmanız için de nehirler, yollar ve nice işaretler meydana getirdi. İnsanlar yıldızlarla da yollarını bulurlar.
(15, 16) Sizi sarsmasıyla ilgili yer içinde ağır baskılar, dipnot 1 (ayrıca gideceğiniz yerlere) ulaşmanız için ırmaklar, yollar dipnot 2 ve işaretler yerleştirmiştir. Onlar, yıldızlarla da yollarını (yönlerini) bulurlar.
Bir yanda sizi sarsar diye yeryüzüne yerleştirdiği kalkmaz kımıldamaz dağlar, öte yanda yolunuzu bulabilmeniz için nehirler ve yollar,
Ve sizi sarsmasın diye arza yerinden oynatılmaz dağlar; ve yolunuzu bulasınız diye nehirler, yollar yerleştirdi;
Sizi sarsmaması için arzda sabit dağlar (sabit işlevli organlar); yolunuzu bulup hakikate eresiniz diye nehirler (ilim akıtan zevat) ve (meşrebinize uygun) yollar (anlayışlar) oluşturdu.
Sizi sarsıntıya uğratır diye yerde sarsılmaz dağlar bıraktı, ırmaklar ve yollar da (kıldı). Umulur ki doğru yolu bulursunuz.
Sizi sarsmaması için yeryüzünde sağlam dağları, yolunuzu bulmanız için de ırmakları ve yolları yarattı.
Yeryüzünün sizi sarsmaması için, sarsılmaz dağları, ırmakları ve yolları yerleştirmiştir; belki doğru yola erişirsiniz diye.
- Sizi sallar diye yeryüzüne sabit dağlar, ırmaklar ve doğru yolda olasınız diye yollar ve işaretler yerleştirdi. Onlar yıldızlarla da yol bulurlar.
Ve sarsılmamanız için yeryüzüne denge sağlayıcılar yerleştirdi, yolu bulmanız için de nehirler, yollar,
Ve sarsılmamanız için yeryüzüne denge sağlayıcılar yerleştirdi, yolu bulmanız için de nehirler, yollar,
Bir de sizi çalkalamasın diye yeryüzüne ağır baskılar bıraktı, doğru gidesiniz diye ırmaklar ve yollar yarattı.
Hem Arzda ağır baskılar bıraktı ki sizi çalkar diye, hem de nehirler ve yollar, gerek ki doğru gidesiniz
O, sizi sarsar diye yeryüzüne ağır baskı koydu. Yolunuzu bulmanız için nehirler ve yollardan izler bıraktı;
O, sizi sarsar diye yeryüzüne ağır baskı koydu. Yolunuzu bulmanız için nehirler ve yollardan izler bıraktı;
O, yeryüzünde sarsılmamanız için dağlar, yolunuzu bulmanız için nehirler ve yollardan izler bıraktı;
Sizi sarsıntıya uğratır diye yerde sarsılmaz dağlar bıraktı, ırmaklar ve yollar da (kıldı). Umulur ki doğru yolu bulursunuz.
O, sizi sallayıp çalkalar diye, yer yüzüne sabit ve muhkem dağlar, (bundan başka da) ırmaklar, yollar koydu. Taki maksadlarınıza ulaşasınız.
Yeryüzünde sarsılmayasınız diye sabit dağlar, nehirler ve yollar koymuştur ki onunla, doğru yolu bulasınız.
(1, 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 18) Allah’ın emri geldi, onu çabucak istemeyin, O üst ün tutulandır, ortak koşulanlardan yücedir, Melekleri Ruh’ la, O’nun emri için kullarından istediğine uyarıda bulunmaları amacıyla indiriyor, muhakkak ki benden başka ilah yoktur benden sakının, semaları ve arzı gerçek olarak / gerçekten yaratandır , ortak koştuklarınızdan yücedir. İnsan bir spermden / nutfeden yaratılmıştır, şimdi de apaçık rakip / hasım olmuştur, hayvanları da o yarattı, siz onlarda ısınır, faydalanır ve onlardan yersiniz , onları sabah serbest bırakıp ta akşam rahatlamak için size geri geldiklerinde onlarda bir güzellik vardır. Yüklerinizi istediğiniz sizin zorlu meşakkatli şekilde ulaşmanızın mümkün olacağı beldeye taşır , muhakkak ki Rabbiniz şefkatli dir esirgeyendir. Atları katırları ve merkepleri binesiniz ve de ziynet olsun diye yarattık ve daha bilmediğiniz neleri de yaratıyor. Dosdoğru yolu göstermek Allah’ındır. Ondan eğri olan yollar da vardır, eğer istese idi hepsi hidayeti bulurdu. O ki gökten suyu sizin için indirendir, içecek ondandır, ağaçlar ondandır, ondan hayvanlar sulanır, ekinler, zeytinler, hurmalar, üzümler ve her türlü meyve onla yeşerir, işte bunda fikir üreten bir kavim için ayetler vardır, geceyi ve gündüzü, güneşi ve ayı, sizin emrinize amade kıldı, yıldızlar da onun emrine bağlıdır / amadedir, muhakkak ki bunda akleden kavim için ayetler vardır , arzda çeşitli renklerdeki ziraat ettikleri niz, i şte bunda hatırlayabilen bir kavim için ibretler vardır, O ki denizi ondan taptaze et yiyebilmeniz için ve ondan giyebileceğiniz süsler çıkarmanız için sizin emrinize verdi , O’nun fazlından arama ları için gemilerin yararak ilerlediğini görürsün , böylelikle belki teşekkür edersiniz, arzda sarsılmayın diye sabiteler koydu ve nehirler ve yollar böylelikle belki yola girersiniz ve ilim işaretleri / a lametler ve yıldızlar onlar da size yol gösteriyorlar , Yaratan kimse yaratmayan kimse gibi midir? düşünmüyor musunuz? Allah’ın nimetlerini saymak isterseniz onu sayarak kavrayamazsınız? Muhakkak ki Allah bağışlayandır, esirgeyendir.
Sizi sarsmaması için yeryüzünde sağlam dağları koydu, nehirler (yarattı) ve yolunuzu bulmanız içinde yollar kıldı.
Sizi sarsar diye arza ağır baskılar attı, ırmaklar ve yollar yaptı ki doğru yolu bulasınız (amaçlarınıza eresiniz).
(Yerkabuğu) Sizi sarsar diye dipnot 1 yere sabit dağlar yerleştirdi. Gideceğiniz yere ulaşmanız için de ırmaklar ve yollar oluşturdu dipnot 2 .
Sizi çok sarsmasın dipnot 1 diye yerin içine sabitleyen (oturaklı) dağlar yerleştirdi. Hedeflerinize ulaşabilmeniz için de ırmaklar ve yollar koydu.
Sarsıntıya uğratır diye yerde sarsılmaz dağları, yolunuzu bulmanız için de ırmakları ve yolları yarattı.
(15-16) Yeryüzünde sabit dağlar yarattı size; sarsılırsınız diye. (Gideceğiniz yere) ulaşmanız için de nehirler ve yollar.. ve işaretler.. Yıldız ile de onlar yollarını bulurlar.
Sizi çalkayıp sarsar diye yerküreye ağır dağlar, ırmaklar, yollar koydu. İyiye ve doğruya ulaşmanız umulmaktadır.
Nahl suresi, 16. ayet. وَعَلَٰمَٰتٍ وَبِٱلنَّجْمِ هُمْ يَهْتَدُونَ
(15-16) Sizi sarsmaması için yeryüzünde sağlam dağlar; yolunuzu bulmanız için de nehirler, yollar ve nice işaretler meydana getirdi. İnsanlar yıldızlarla da yollarını bulurlar.
(15, 16) Sizi sarsmasıyla ilgili yer içinde ağır baskılar, dipnot 1 (ayrıca gideceğiniz yerlere) ulaşmanız için ırmaklar, yollar dipnot 2 ve işaretler yerleştirmiştir. Onlar, yıldızlarla da yollarını (yönlerini) bulurlar.
ve daha bir nice işaretler var... Mesela onlar, yıldızlarla yollarını buluyorlar.
ve daha (nice) işaretler: (söz gelimi) yıldızlar (ki, onlar)la da insanlar yollarını bulmaktadırlar.
Daha nice alametler! Necm (yıldız - hakikat ehli {ashabım gökteki yıldıza benzer; hangisine uyarsanız hakikate erdirir. . . hadisi}) olarak hakikate erdirir!
Ve (başka) işaretler de (yarattı); onlar yıldız(lar)la da doğru yolu bulabilirler.
Keza bir takım alametleri de yaratan O'dur. Nitekim insanlar, yıldızla da doğru yolu bulurlar.
Ve göstergeleri; yıldızlarla da yol bulurlar. dipnot 199
- Sizi sallar diye yeryüzüne sabit dağlar, ırmaklar ve doğru yolda olasınız diye yollar ve işaretler yerleştirdi. Onlar yıldızlarla da yol bulurlar.
Ve göze çarpan işaretler... Yıldızlarla da yol bulurlar.
Ve göze çarpan işaretler... Yıldızlarla da yol bulurlar.
Ve işaretler koydu. Yıldızla da yollarını bulurlar onlar.
Ve alametler, yıldızla da onlar yol doğrulturlar
Ve işaretler. Onlar, yıldızla yol bulurlar.
Ve işaretler. Onlar, yıldızla yol bulurlar.
Ve işaretler. Onlar, yıldızla yol bulurlar.
Ve (başka) işaretler de (yarattı); onlar yıldız(lar)la da doğru yolu bulabilirler.
(Yer yüzünde) daha nice alametler (peyda etdi). Yıldız (lar) la da onlar (insanlar) yollarını doğrulturlar.
İşaretler de. Yıldızlarla da, onlar yollarını bulurlar.
(1, 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 18) Allah’ın emri geldi, onu çabucak istemeyin, O üst ün tutulandır, ortak koşulanlardan yücedir, Melekleri Ruh’ la, O’nun emri için kullarından istediğine uyarıda bulunmaları amacıyla indiriyor, muhakkak ki benden başka ilah yoktur benden sakının, semaları ve arzı gerçek olarak / gerçekten yaratandır , ortak koştuklarınızdan yücedir. İnsan bir spermden / nutfeden yaratılmıştır, şimdi de apaçık rakip / hasım olmuştur, hayvanları da o yarattı, siz onlarda ısınır, faydalanır ve onlardan yersiniz , onları sabah serbest bırakıp ta akşam rahatlamak için size geri geldiklerinde onlarda bir güzellik vardır. Yüklerinizi istediğiniz sizin zorlu meşakkatli şekilde ulaşmanızın mümkün olacağı beldeye taşır , muhakkak ki Rabbiniz şefkatli dir esirgeyendir. Atları katırları ve merkepleri binesiniz ve de ziynet olsun diye yarattık ve daha bilmediğiniz neleri de yaratıyor. Dosdoğru yolu göstermek Allah’ındır. Ondan eğri olan yollar da vardır, eğer istese idi hepsi hidayeti bulurdu. O ki gökten suyu sizin için indirendir, içecek ondandır, ağaçlar ondandır, ondan hayvanlar sulanır, ekinler, zeytinler, hurmalar, üzümler ve her türlü meyve onla yeşerir, işte bunda fikir üreten bir kavim için ayetler vardır, geceyi ve gündüzü, güneşi ve ayı, sizin emrinize amade kıldı, yıldızlar da onun emrine bağlıdır / amadedir, muhakkak ki bunda akleden kavim için ayetler vardır , arzda çeşitli renklerdeki ziraat ettikleri niz, i şte bunda hatırlayabilen bir kavim için ibretler vardır, O ki denizi ondan taptaze et yiyebilmeniz için ve ondan giyebileceğiniz süsler çıkarmanız için sizin emrinize verdi , O’nun fazlından arama ları için gemilerin yararak ilerlediğini görürsün , böylelikle belki teşekkür edersiniz, arzda sarsılmayın diye sabiteler koydu ve nehirler ve yollar böylelikle belki yola girersiniz ve ilim işaretleri / a lametler ve yıldızlar onlar da size yol gösteriyorlar , Yaratan kimse yaratmayan kimse gibi midir? düşünmüyor musunuz? Allah’ın nimetlerini saymak isterseniz onu sayarak kavrayamazsınız? Muhakkak ki Allah bağışlayandır, esirgeyendir.
Daha (başka) işaretler (de yarattı) yıldızlar ile de onlar yollarını bulurlar.
(Yol bulmak için yararlanılacak) işaretler de (yarattı). Onlar yıldız(lar)la da yol bulurlar.
(Başka) işaretler de oluşturdu. İnsanlar, o yıldızla da (Kutup Yıldızı dipnot 1 ile) yollarını bulurlar.
Birçok işaretler ve yıldızlarla yollarını bulurlar.
Daha (başka) işaretler (de yarattı) yıldız(lar) ile de onlar yollarını bulurlar.
(15-16) Yeryüzünde sabit dağlar yarattı size; sarsılırsınız diye. (Gideceğiniz yere) ulaşmanız için de nehirler ve yollar.. ve işaretler.. Yıldız ile de onlar yollarını bulurlar.
Ve nice işaretler! Yıldızla da onlar, yol ve yön doğrulturlar.
Nahl suresi, 17. ayet. أَفَمَن يَخْلُقُ كَمَن لَّا يَخْلُقُ أَفَلَا تَذَكَّرُونَ
Şu halde yaratan, yaratamayan gibi olur mu? Artık siz düşünmez misiniz?
Yaratan, yaratamayan gibi olur mu (hiç)! (Hâlâ gerçekleri) hatırlamıyor musunuz?
İmdi bakın, hiç yaratan yaratamayan gibi (olur) mı? Hala gerçeğin farkına varmayacak mısınız?
O halde, (düşünün, bütün bunları) yaratan (Allah), hiçbir şey yaratamayan herhangi bir (varlıkla) kıyaslanabilir mi? Hala aklınızı başınıza toplamayacak mısınız?
Yaratan, yaratmayan gibi midir? Düşünüp değerlendiremiyor musunuz?
Yaratan, hiç yaratmayan gibi midir? Artık öğüt alıp düşünmez misiniz?
O halde, yaratan (Allah), yaratmayan (putlar) gibi olur mu? Hâla düşünmüyor musunuz?
Yaratan, yaratmayana benzer mi? Yine de düşünmüyor musunuz?
Yaratan, yaratmayana hiç benzer mi? Düşünüp anlamaz mısınız?
Yaratan, yaratamayan gibi olur mu? Düşünmez misiniz?
Yaratan, yaratamıyan gibi olur mu? Düşünmez misiniz?
Şimdi hiç yaratan, yaratmayan gibi olur mu? Artık siz, düşünmeyecek misiniz?
İmdi yaratan yaratamıyana benzer mi? Artık siz bir tezekkür etmez misiniz?
O halde yaratan ile yaratmayan bir midir? Hala tezekkür dipnot 1 etmez misiniz?
O halde yaratan ile yaratmayan bir midir? Hala tezekkür dipnot 1 etmez misiniz?
O halde yaratan ile yaratmayan bir midir? Hala tezekkür dipnot 1 etmez misiniz?
Yaratan, hiç yaratmayan gibi midir? Artık öğüt alıp düşünmez misiniz?
Yaratan (Allah), yaratmayan kişi gibi midir? Artık iyice düşünmeyecek misiniz?
Yaratan; yaratmayan gibi midir hiç? Artık öğüt almaz mısınız?
Mehmet Alagaş — bu ayetin karşılığı kaynakta yok.
Şu halde yaratan, yaratamayan gibi olur mu? Artık siz düşünmez misiniz?
Yaratan, yaratmayan gibi midir? Hiç düşünmüyor musunuz?
(Bütün bunları) Yaratan, hiç yaratamayan gibi olur mu? dipnot 1 Bilginizi kullanmaz mısınız?
Hiç yaratan, yaratmayan gibi olur mu? Bilgilerinizi kullanmaz mısınız?
Hiç yaratan, yaratmayan gibi olur mu? Hiç düşünmez misiniz?
Yaratıcı, yaratamayan gibi midir? Hiç düşünmez misiniz?
Yaratan, yaratmayana benzer mi? Hiç düşünmüyor musunuz?
Nahl suresi, 18. ayet. وَإِن تَعُدُّوا۟ نِعْمَةَ ٱللَّهِ لَا تُحْصُوهَآ إِنَّ ٱللَّهَ لَغَفُورٌ رَّحِيمٌ
Halbuki Allah'ın nimetini saymaya kalksanız onu sayamazsınız. Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
Allah'ın nimet(ler)ini saymaya kalksanız onu sayamazsınız. dipnot 1 Şüphesiz ki Allah çok bağışlayandır, çok merhametlidir.
Ve eğer Allah'ın nimetlerini saymaya kalksanız asla baş edemezsiniz. İyi bilin ki, tarifsiz bir bağışlayıcı, eşsiz bir rahmet kaynağı elbet yalnızca Allah'tır.
Allah'ın nimetlerini saymaya kalksanız, asla böyle bir işin altından kalkamazsınız! Gerçek şu ki, çok acıyan çok esirgeyen gerçek bağışlayıcı elbette Allah'tır;
Eğer Allah nimetlerini saymaya kalksanız, onların ne olduğunu bilerek saymayı başaramazsınız! Muhakkak ki Allah Ğafur'dur, Rahıym'dir.
Eğer Allah'ın nimetini saymaya kalkışacak olursanız, onu bir genelleme yaparak bile sayamazsınız. Gerçekten Allah, bağışlayandır, esirgeyendir.
Allah'ın nimetini saymaya kalksanız, onu sayamazsınız. Hakikaten Allah çok bağışlayan, pek esirgeyendir.
Allah'ın nimetlerini saymaya kalksanız sayamazsınız. Kuşkusuz, Allah, Sınırsız Bağışlayandır; Merhametlidir.
Allah'ın nimetini saymaya kalksanız bile onu sayamazsınız. Allah affedicidir; merhamet sahibidir.
ALLAH'ın nimetini saysanız bitiremezsiniz. ALLAH Bağışlayandır, Rahimdir.
ALLAH'ın nimetini saysanız bitiremezsiniz. ALLAH Bağışlayandır, Rahimdir.
Oysa Allah'ın nimetlerini saymak isteseniz, sayamazsınız. Herhalde O, çok bağışlayan, çok merhamet edendir.
Halbuki Allahın ni'metini saysanız ihsa edemezsiniz, her halde Allah çok gafur, çok rahimdir
Eğer Allah'ın nimetlerini sayacak olsanız, onu hesaplayamazsınız. Kuşkusuz, Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.
Eğer Allah'ın nimetlerini sayacak olsanız, onu hesaplayamazsınız. Kuşkusuz, Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.
Eğer Allah'ın nimetlerini sayacak olsanız, onu hesaplayamazsınız. Kuşkusuz, Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.
Eğer Tanrı'nın nimetini saymaya kalkışacak olursanız, onu bir genelleme yaparak bile sayamazsınız. Gerçekten Tanrı, bağışlayandır, esirgeyendir.
Allahın ni'metini birer birer saysanız (bu, ne mümkin? Onu) icmal suretiyle bile sayamazsınız. Şeksiz şübhesiz Allah çok yarlığayıcı, çok esirgeyicidir.
Allah'ın nimetini sayacak olursanız; bitiremezsiniz. Muhakkak ki Allah; Gafur'dur, Rahim'dir.
(1, 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 18) Allah’ın emri geldi, onu çabucak istemeyin, O üst ün tutulandır, ortak koşulanlardan yücedir, Melekleri Ruh’ la, O’nun emri için kullarından istediğine uyarıda bulunmaları amacıyla indiriyor, muhakkak ki benden başka ilah yoktur benden sakının, semaları ve arzı gerçek olarak / gerçekten yaratandır , ortak koştuklarınızdan yücedir. İnsan bir spermden / nutfeden yaratılmıştır, şimdi de apaçık rakip / hasım olmuştur, hayvanları da o yarattı, siz onlarda ısınır, faydalanır ve onlardan yersiniz , onları sabah serbest bırakıp ta akşam rahatlamak için size geri geldiklerinde onlarda bir güzellik vardır. Yüklerinizi istediğiniz sizin zorlu meşakkatli şekilde ulaşmanızın mümkün olacağı beldeye taşır , muhakkak ki Rabbiniz şefkatli dir esirgeyendir. Atları katırları ve merkepleri binesiniz ve de ziynet olsun diye yarattık ve daha bilmediğiniz neleri de yaratıyor. Dosdoğru yolu göstermek Allah’ındır. Ondan eğri olan yollar da vardır, eğer istese idi hepsi hidayeti bulurdu. O ki gökten suyu sizin için indirendir, içecek ondandır, ağaçlar ondandır, ondan hayvanlar sulanır, ekinler, zeytinler, hurmalar, üzümler ve her türlü meyve onla yeşerir, işte bunda fikir üreten bir kavim için ayetler vardır, geceyi ve gündüzü, güneşi ve ayı, sizin emrinize amade kıldı, yıldızlar da onun emrine bağlıdır / amadedir, muhakkak ki bunda akleden kavim için ayetler vardır , arzda çeşitli renklerdeki ziraat ettikleri niz, i şte bunda hatırlayabilen bir kavim için ibretler vardır, O ki denizi ondan taptaze et yiyebilmeniz için ve ondan giyebileceğiniz süsler çıkarmanız için sizin emrinize verdi , O’nun fazlından arama ları için gemilerin yararak ilerlediğini görürsün , böylelikle belki teşekkür edersiniz, arzda sarsılmayın diye sabiteler koydu ve nehirler ve yollar böylelikle belki yola girersiniz ve ilim işaretleri / a lametler ve yıldızlar onlar da size yol gösteriyorlar , Yaratan kimse yaratmayan kimse gibi midir? düşünmüyor musunuz? Allah’ın nimetlerini saymak isterseniz onu sayarak kavrayamazsınız? Muhakkak ki Allah bağışlayandır, esirgeyendir.
Hâlbuki Allah’ın nimetini saymaya kalksanız onu sayamazsınız. Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
Eğer Allah'ın ni'metini saysanız, sayamazsınız. Doğrusu Allah çok bağışlayan, çok esirgeyendir.
Allah'ın nimetlerini saymaya kalksanız bitiremezsiniz dipnot 1 . Elbette Allah, çok bağışlayan ve ikramı bol olandır.
Allah'ın nimetlerini saymaya kalksanız sayamazsınız. Allah, suçlarınızı örtüp ikramda bulunur.
Allah’ın nimetlerini saymaya kalkışsanız, onları sayamazsınız. Allah, gerçekten çok mağfiret edendir, çok merhamet edendir.
Allah'ın nimetlerini saymaya kalkışsanız, onları sayamazsınız. Allah, gerçekten bağışlayıcı ve çok merhametlidir.
Allah'ın nimetlerini saymaya kalkarsanız, onların sonunu getiremezsiniz. Allah, gerçekten Gafur ve Rahim'dir.
Nahl suresi, 19. ayet. وَٱللَّهُ يَعْلَمُ مَا تُسِرُّونَ وَمَا تُعْلِنُونَ
Allah, gizlediğinizi de açığa vurduğunuzu da bilir.
Allah gizlediğinizi de açıkladığınızı da bilir. dipnot 1
Zira Allah, içinizde tuttuğunuz ve açığa vurduğunuz her şeyi bilir.
Çünkü neyi ki gizliyor ve neyi ki açığa vuruyorsanız, hepsini bilen Allah'tır.
Allah gizlediklerinizi de, açığa çıkardıklarınızı da bilir.
Allah, saklı tuttuklarınızı ve açığa vurduklarınızı bilir.
Allah, gizlediğinizi de açıkladığınızı da bilir.
Ve Allah, gizlediklerinizi de açıkladıklarınızı da bilir.
Allah gizlediğinizi de açıkladığınızı da bilir.
ALLAH gizlediklerinizi de açıkladıklarınızı da bilir.
ALLAH gizlediklerinizi de açıkladıklarınızı da bilir.
Allah, gizlediklerinizi de açıkladıklarınızı da bilir.
Hem Allah neyi sir tutar, neyi ı'lan edersiniz hepsini bilir
Allah, gizlediğiniz şeyleri de açığa vurduğunuz şeyleri de bilir.
Allah, gizlediğiniz şeyleri de açığa vurduğunuz şeyleri de bilir.
Allah, gizlediğiniz şeyleri de açığa vurduğunuz şeyleri de bilir.
Tanrı, saklı tuttuklarınızı ve açığa vurduklarınızı bilir.
Allah, neyi gizler, neyi açıklarsanız bilir.
Allah; gizlediklerinizi de, açığa vurduklarınızı da bilir.
(19-27) Allah sizin sakladığınızı da açığa vurduklarınızı da / alenileştirdiklerinizi de biliyor , Allah’ın dışında çağırdıklarınız herhangi bir şey yaratamaz onlar yaratıktırlar , ö lüdürler diri değildirler , ne zaman dirileceklerinin de bilincinde değildirler, sizin ilahınız tek ilahtır , a hirete iman etmeyenler in kalplerinde belirsizlik vardır , onlar büyüklenenlerdir. Şüphesiz ki Allah sizin sakladıklarınızı da açığa çıkardıklarınızı kesinlikle bilir, muhakkak ki O büyüklenenleri sevmez. Onlara Allah ne indirdi denildiğinde dediler ki evvelkilerin hikayeleri / masalları (bize ne evvelkilere ne olmuş) kıyamet günü yüklendiklerini / sorumluluklarını tamamen kendileri taşıyacaklardır ve bir de ilim dışı bir şekilde saptırdıklarının da yüklerini / sorumluluklarını taşıyacaklardır , ne kötü bir sorumluluk / ne kötü bir vezirlik! Onlardan öncekiler de bir tuzak planı kurdular Allah geldi, onların kurulu kubbelerini / binalarını temellerinden aldı, çatılarıyla birlikte üzerlerine çöktürdü, onlara azap, bilincinde / şuurunda olmadıkları taraftan geldi. Sonra kıyamet günü onlar rezil olacaklar, diyecek ki, nerede bana ortak koştuğunuz sizleri ayrıştıran / düşmanlaştıran ortaklarım? Kendilerine ilim verilenler dediler ki; bugün kesinlikle rezillik / zillet ve kötülük kafirlerindir.
Allah, sizin gizlediklerinizi de, açığa vurduklarınızı da bilir.
Allah, gizlediğiniz ve açığa vurduğunuz her şeyi bilir.
Allah, neleri gizlediğinizi ve neleri açığa vurduğunuzu da bilir. dipnot 1
Allah, neyi gizlediğinizi ve neyi açığa vurduğunuzu bilir.
Allah, gizlediğinizi de açığa vurduğunuzu da bilir.
Allah, gizlediğinizi de açığa vurduğunuzu da bilir.
Allah, sizin gizlediğinizi de açığa vurduğunuzu da bilir.
Nahl suresi, 20. ayet. وَٱلَّذِينَ يَدْعُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ لَا يَخْلُقُونَ شَيْـًٔا وَهُمْ يُخْلَقُونَ
Allah'ı bırakıp da taptıkları şeyler, yaratılmış olduklarına göre hiçbir şey yaratamazlar.
Allah'ın peşi sıra yalvardıkları (putlar) hiçbir şey yaratamazlar. (Çünkü) onlar kendileri yaratılmaktadır.
Allah'tan başka kendilerine yalvarıp yakardığınız varlıklar hiçbir şey yaratamazlar; zira onların kendileri yaratılmışlardır.
Allah'tan başka o yalvarıp yakardıklarınıza gelince -bunların kendileri yaratılmış varlıklar olduklarına göre- hiçbir şey yaratamazlar;
Allah dununda yöneldikleri, kendileri yaratılmış oldukları için bir şey yaratamazlar.
Allah'tan başka yakardıkları hiç bir şeyi yaratamazlar, üstelik onlar yaratılıp durmaktadırlar.
Allah'ı bırakıp da taptıkları (putlar), hiçbir şey yaratamazlar. Çünkü onlar kendileri yaratılmışlardır.
Allah'tan başka bir de ayrıca yakarışlarda bulundukları, hiçbir şey yaratamazlar; onların kendileri yaratılmıştır.
Allah'ı bırakıp da taptıkları varlıklar, hiçbir şey yaratamazlar. Çünkü onlar kendileri yaratılmışlardır.
Allah'tan başka/aşağısından çağırdıkları kişiler hiçbir şey yaratamazlar, aksine kendileri yaratılmışlardır.
ALLAH'ın dışında çağırdıkları kişiler hiç bir şey yaratamazlar, aksine kendileri yaratılmışlardır.
Allah'tan başka yalvardıkları ise, hiçbir şey yaratamazlar, zaten kendileri yaratılıp duruyorlar.
Allahdan başka yalvardıklarınız ise hiç bir şey yaratamazlar, halbuki kendileri yaratılıp duruyorlar
Onların, Allah'ın yanı sıra dua1 ettikleri, bir şey yaratamazlar. Kendileri yaratılmışlardır.
Onların, Allah'ın yanı sıra dua ettikleri, bir şey yaratamazlar. Kendileri yaratılmışlardır.
Onların, Allah'tan başka dua ettikleri bir şey yaratamazlar. Kendileri yaratılmışlardır.
Tanrı'dan başka yakardıkları hiç bir şey yaratamazlar, üstelik onlar yaratılıp durmaktadırlar.
Halbuki Allahı bırakıb da çağırdıkları (tapdıkları nesneler) hiç bir şey yaratmazlar. Onların kendileri yaratılıb duruyorlar.
Allah'tan başka taptıkları; hiç bir şey yaratamazlar. Çünkü onların kendileri yaratılmıştır.
(19-27) Allah sizin sakladığınızı da açığa vurduklarınızı da / alenileştirdiklerinizi de biliyor , Allah’ın dışında çağırdıklarınız herhangi bir şey yaratamaz onlar yaratıktırlar , ö lüdürler diri değildirler , ne zaman dirileceklerinin de bilincinde değildirler, sizin ilahınız tek ilahtır , a hirete iman etmeyenler in kalplerinde belirsizlik vardır , onlar büyüklenenlerdir. Şüphesiz ki Allah sizin sakladıklarınızı da açığa çıkardıklarınızı kesinlikle bilir, muhakkak ki O büyüklenenleri sevmez. Onlara Allah ne indirdi denildiğinde dediler ki evvelkilerin hikayeleri / masalları (bize ne evvelkilere ne olmuş) kıyamet günü yüklendiklerini / sorumluluklarını tamamen kendileri taşıyacaklardır ve bir de ilim dışı bir şekilde saptırdıklarının da yüklerini / sorumluluklarını taşıyacaklardır , ne kötü bir sorumluluk / ne kötü bir vezirlik! Onlardan öncekiler de bir tuzak planı kurdular Allah geldi, onların kurulu kubbelerini / binalarını temellerinden aldı, çatılarıyla birlikte üzerlerine çöktürdü, onlara azap, bilincinde / şuurunda olmadıkları taraftan geldi. Sonra kıyamet günü onlar rezil olacaklar, diyecek ki, nerede bana ortak koştuğunuz sizleri ayrıştıran / düşmanlaştıran ortaklarım? Kendilerine ilim verilenler dediler ki; bugün kesinlikle rezillik / zillet ve kötülük kafirlerindir.
Allah'tan başka dua (ibadet) ettikleri (ilahlar), hiçbir şey yaratamazlar. Çünkü onlar kendileri yaratılmışlardır.
Allah'tan başka yalvardıkları (tanrılar), hiçbir şey yaratamazlar, zaten kendileri yaratılmaktadırlar.
Onların Allah ile aralarına koyup dua ettikleri, hiçbir şey yaratamazlar. Onların kendileri yaratılmıştır. dipnot 1
Allah ile aralarına koyarak yardıma çağırdıklarının hiçbiri bir şey yaratamaz. Zaten kendileri yaratılmış durumdadırlar.
Allah'tan başka dua ettikleri (ilahlar), hiçbir şey yaratamazlar. Çünkü onlar kendileri yaratılmışlardır.
Onlar, Allah'tan başkalarına dua ediyorlar. Yaratamayan şeylere, kendileri yaratılmış olanlara.
Allah dışında yakardıklarınız hiçbir şey yaratamazlar; onların kendileri yaratılmaktadır.
Nahl suresi, 21. ayet. أَمْوَٰتٌ غَيْرُ أَحْيَآءٍ وَمَا يَشْعُرُونَ أَيَّانَ يُبْعَثُونَ
Onlar, diri olmayan cansız varlıklardır! Ne zaman dirileceklerinin de şuuruna varamazlar.
(Onlar) ölülerdir; diriler değillerdir. Ne zaman diriltileceklerini de bilmezler.
Onlar ölüdürler, diri değildirler; ne zaman diriltileceklerini dahi bilemezler.
hayatı hiç tatmamış ölülerdir onlar; ne zaman diriltileceklerini de bilmezler.
Hayy (hakikat ilmi) olmayan (yaşayan) ölülerdir. . . Ne zaman ba's olunacaklarının da (yeni bir yapıyla yaratılacaklarının) şuurunda değildirler.
Ölüdürler, diri değildirler; ne zaman dirileceklerinin şuuruna varamazlar.
Onlar ölüdürler; diri değil. (Kendilerine ibadet edenlerin) ne zaman dirileceklerini (Kıyâmeti) de bilmezler.
Onlar ölüdür; canlı değildir. Ne zaman yeniden yaşama döndürüleceklerinin ayırdında da değillerdir.
Onlar diri değil, ölüdürler. Ne zaman dirileceklerinin de bilincinde değillerdir.
Ölüdürler, diri değildirler. Ne zaman dirileceklerini de bilmezler.
Ölüdürler, diri değildirler. Ne zaman dirileceklerini de bilmezler.
Hep ölüdürler, diri değil. Ne zaman diriltileceklerinin de bilincinde değildirler.
Hep ölüdürler, bizzat hayy değildirler ne zaman ba'solunacaklarına da şuurları yoktur
Diri değil, ölüdürler. Diriltilecekleri zamandan habersizdirler.
Diri değil, ölüdürler. Diriltilecekleri zamandan habersizdirler.
Diri değil, ölüdürler. Diriltilecekleri zamandan habersizdirler.
Ölüdürler, diri değildirler; ne zaman dirileceklerinin şuuruna varamazlar.
(Onlar) diriler değil, ölülerdir. Ne zaman dirileceklerine şuurları da yokdur.
Onlar; diri değil, ölüdürler. Ne zaman dirileceklerini de fark edemezler.
(19-27) Allah sizin sakladığınızı da açığa vurduklarınızı da / alenileştirdiklerinizi de biliyor , Allah’ın dışında çağırdıklarınız herhangi bir şey yaratamaz onlar yaratıktırlar , ö lüdürler diri değildirler , ne zaman dirileceklerinin de bilincinde değildirler, sizin ilahınız tek ilahtır , a hirete iman etmeyenler in kalplerinde belirsizlik vardır , onlar büyüklenenlerdir. Şüphesiz ki Allah sizin sakladıklarınızı da açığa çıkardıklarınızı kesinlikle bilir, muhakkak ki O büyüklenenleri sevmez. Onlara Allah ne indirdi denildiğinde dediler ki evvelkilerin hikayeleri / masalları (bize ne evvelkilere ne olmuş) kıyamet günü yüklendiklerini / sorumluluklarını tamamen kendileri taşıyacaklardır ve bir de ilim dışı bir şekilde saptırdıklarının da yüklerini / sorumluluklarını taşıyacaklardır , ne kötü bir sorumluluk / ne kötü bir vezirlik! Onlardan öncekiler de bir tuzak planı kurdular Allah geldi, onların kurulu kubbelerini / binalarını temellerinden aldı, çatılarıyla birlikte üzerlerine çöktürdü, onlara azap, bilincinde / şuurunda olmadıkları taraftan geldi. Sonra kıyamet günü onlar rezil olacaklar, diyecek ki, nerede bana ortak koştuğunuz sizleri ayrıştıran / düşmanlaştıran ortaklarım? Kendilerine ilim verilenler dediler ki; bugün kesinlikle rezillik / zillet ve kötülük kafirlerindir.
Onlar, diri olmayan cansız varlıklardır! Ne zaman dirileceklerinin de şuuruna varamazlar.
Onlar ölüdürler, diri değildirler. Ne zaman dirileceklerini de bilmezler.
Onlar ölüdürler, diri değil! Ne zaman diriltileceklerinin farkında bile değillerdir dipnot 1 .
Onlar birer ölüdür, diri değillerdir. Ne zaman diriltileceklerinin de farkında olmazlar.
Onlar, ölüdür, diri değil. Ne zaman diriltileceklerinin de bilincinde değillerdir.
Onlar, ölüdür, diri değil. Ne zaman diriltileceklerinin de bilincinde değillerdir.
Hayat bulmaz ölülerdir onlar. Ne zaman dirilteceklerini bile bilmezler.
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.