Bakara suresi · 21–29. ayetler

Kulluk çağrısı ve Kur'an'a meydan okuma

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Bakara suresi, 21. ayet — bütün mealleriyle aç

    Bakara suresi, 21. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّاسُ ٱعْبُدُوا۟ رَبَّكُمُ ٱلَّذِى خَلَقَكُمْ وَٱلَّذِينَ مِن قَبْلِكُمْ لَعَلَّكُمْ تَتَّقُونَ

    Diyanet İşleri

    Ey insanlar! Sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabbinize ibadet edin ki, Allah'a karşı gelmekten sakınasınız.

    Mehmet Okuyan

    Ey insanlar! Sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabbinize kulluk ediniz! Umulur ki böylece takvâlı dipnot 1 (duyarlı) olursunuz.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Burada geçen [takvâ], korunaklı olmak anlamında sorumlu davranmayı ve duyarlılık göstermeyi içeren bir kavramdır. [Takvâ] ve [muttakî] kelimeleriyle ilgili bilgi için bkz. Bakara 2:2, dipnot 1

    Mustafa İslamoğlu

    Ey insanlık! Sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabbinize kulluk ediniz ki takvaya ereseniz!

    Muhammed Esed

    Ey insanlar! Sizi ve sizden önce yaşamış olanları yaratan Rabbinize kulluk edin ki, O'na karşı sorumluluğunuzun bilincine varasınız.

    Ahmed Hulusi

    Ey insanlar, sizi ve sizden öncekileri yaratmış olan Rabbinize (hakikatinizi oluşturan Esma mertebesine) kulluğunuzun farkındalığına erin. Ki böylece korunanlardan olursunuz.

    Ali Bulaç

    Ey insanlar, sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabbinize kulluk edin ki sakınasınız.

    Ali Özek ve heyeti

    Ey insanlar! Sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabbinize kulluk (ibâdet) edin. Umulur ki, böylece korunmuş (Allah'ın azabından kendinizi kurtarmış) olursunuz.

    Ali Rıza Safa

    Ey insanlar! Sizi ve sizden öncekileri yaratan Efendinize hizmet edin; böylece, belki sorumluluk bilincine erişirsiniz.

    Bayraktar Bayraklı

    Ey insanlar! Sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabbinize kulluk ediniz ki, ruh olgunluğuna eresiniz.

    Edip Yüksel

    İnsanlar! Sizi ve sizden öncekileri yaratan Efendinize hizmet edin ki korunasınız.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İnsanlar! Sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabbinize kulluk edin ki korunasınız.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ey insanlar, sizi ve sizden öncekileri yaratmış olan Rabbinize kulluk ve ibadet ediniz ki, gerçek korunanlardan olasınız!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ey insanlar! O sizi ve sizden evvelkileri yaratmış olan rabbinize kulluk ve ibadet ediniz ki korunup müttekilerden olasınız

    Erhan Aktaş

    Ey insanlar! Sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabb'inize kulluk edin ki takva dipnot 1 sahibi olasınız.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bkz. 2:2. ayetin dipnotu.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ey insanlar! Sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabb'inize kulluk edin ki takva dipnot 1 sahibi olasınız.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Takva: Kişinin vahye içtenlikle uyarak, kendisini kötü, zararlı ve tehlikeli şeylere karşı koruması ve güvene almasıdır. Takva, sözcük olarak zarar verecek şey ile zarardan korunacak şey arasına konan engel demektir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ey insanlar! Sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabb'inize kulluk edin ki takva dipnot 1 sahibi olasınız.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Korunma; Allah'ın buyruklarına içtenlikle uyarak, o buyruklarla, kötü ve zararlı şeylere karşı kendini korumaya, güvenceye almak.

    Gültekin Onan

    Ey insanlar! Sizi ve sizden öncekileri yaratan (haleka) rabbinize kulluk (ibadet) edin ki korunasınız / sakınasınız (tettekune).

    Hasan Basri Çantay

    Ey insanlar, siz de, sizden öncekileri de yaratan Rabbinize ibadet (kulluk) edin. Taki takvaa saahibi olasınız.

    İbni Kesir

    Ey insanlar; sizi de, sizden öncekileri de yaratan Rabbınıza ibadet edin, ta ki, takva sahibi olasınız.

    Mehmet Alagaş

    (21-25) Ey insanlar! Sizi ve sizden öncelileri yaratan Rabbinize ibadet edin , böylelikle belki sakınırsınız , sizin için arzı döşek, semayı kubbe yaptı, gökten su indirdi ve onunla ürünlerden sizin için rızık çıkardı , bildiğiniz halde Allah için denkler / eş düzeyde birilerini edinmeyin. Eğer ki kulumuza indirdiğimiz hakkında şüphede iseniz , sözünüze de sadık iseniz , Allah’ın dışındaki şahitlerinizi de çağırın ve onun benzeri bir sûre getirin, bunu yapamazsınız asla da yapamayacaksınız. İnsanların ve taşların yakıt olduğu kafirler için hazırlanmış ateşten sakının , i man edenleri ve salih amel yapanları altlarından nehirler akan cennetler ile müjdele, her ne zaman oradaki ürünlerden rızık olarak rızıklansalar derler ki bu bizim daha önceki rızıklandıklarımız şeylerdir ve onlara orada benzerleri de verilir , onlar için tertemiz eşler / zevceler de vardır, onlar orada kalıcıdırlar.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ey insanlar! Sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabbinize ibadet ediniz ki, böylece takva sahibi olur, sakınırsınız.

    Süleyman Ateş

    Ey insanlar, sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabbinize kulluk edin ki, (azaptan) korunasınız.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ey insanlar, sizi ve sizden öncekileri yaratan Sahibinize (Rabbinize) kul olun ki kendinizi koruyasınız.

    Şaban Britch

    Ey insanlar! Sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabbinize ibadet ediniz ki, böylece takva sahibi olur, sakınırsınız.

    Şaban Piriş

    Ey insanlar! Sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabbinize kulluk ediniz ki, O'na karşı gelmekten korunmuş olabilesiniz.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ey insanlar! Sizi de sizden öncekileri de yaratan Rabb'inize ibadet edin ki, korunabilesiniz.

  2. Bakara suresi, 22. ayet — bütün mealleriyle aç

    Bakara suresi, 22. ayet. ٱلَّذِى جَعَلَ لَكُمُ ٱلْأَرْضَ فِرَٰشًا وَٱلسَّمَآءَ بِنَآءً وَأَنزَلَ مِنَ ٱلسَّمَآءِ مَآءً فَأَخْرَجَ بِهِۦ مِنَ ٱلثَّمَرَٰتِ رِزْقًا لَّكُمْ فَلَا تَجْعَلُوا۟ لِلَّهِ أَندَادًا وَأَنتُمْ تَعْلَمُونَ

    Diyanet İşleri

    O, yeri sizin için döşek, göğü de bina yapan, gökten su indirip onunla size rızık olarak çeşitli ürünler çıkarandır. Öyleyse siz de bile bile Allah'a ortaklar koşmayın.

    Mehmet Okuyan

    O (Allah) ki yeri sizin için bir döşek, göğü de bir bina (güçlü bir tavan) yapmıştır. Gökten su indirip onunla size rızık olarak (çeşitli) meyveler çıkarmıştır. Artık (bu gerçeği) bilerek Allah'a ortaklar koşmayın!

    Mustafa İslamoğlu

    O'dur size yeryüzünü döşek kılan, gökyüzünü bina eden, gökten suyu indirerek ikram eden ve onunla sizin için türlü meyveler çıkaran. O halde (bütün bunları yapanın tek O olduğunu) bile bile Allah'a eşdeğer rakip güçler tasarlamayınız!

    Muhammed Esed

    O ki, yeryüzünü size bir dinlenme yeri, gökyüzünü bir çardak yapmış, gökten su indirmiş ve onunla size rızık olarak meyveler çıkarmıştır: O halde (Bir ve Tek İlah olduğunu) bile bile Allah'a ortaklar koşmayın.

    Ahmed Hulusi

    O sizin için arzı (bedeni) döşek (araç), semayı (şuuru - beyni) yaşanılan mekan olarak oluşturdu ve semadan bir su (ilim) inzal etti (boyutsal açığa çıkış) ve bunun sonucu olarak da size türlü (düşünsel - bedensel) yaşam gıdası verdi. Hal böyleyken artık ötede bir ilah edinerek O'na şirk koşmayın!

    Ali Bulaç

    O, sizin için yeryüzünü bir döşek, gökyüzünü bir bina kıldı. Ve gökten yağmur indirerek bununla sizin için (çeşitli) ürünlerden rızık çıkardı. Öyleyse (bütün bunları) bile bile Allah'a eşler koşmayın.

    Ali Özek ve heyeti

    O Rab ki, yeri sizin için bir döşek, göğü de (kubbemsi) bir tavan yaptı. Gökten su indirdi, o su ile size besin olsun diye (yerden) çeşitli ürünler çıkardı. Artık bunu bile bile Allah'a ortaklar koşmayın.

    Ali Rıza Safa

    O, yeryüzünü yaşamaya elverişli ovalar ve gökyüzünü bir yapı yapmıştır. Ve gökten su indirerek, size geçimlik olması için, her türlü ürünü onunla çıkarmıştır. Artık, bilerek Allah'a ortaklar koşmayın.

    Bayraktar Bayraklı

    O Allah ki, yeryüzünü sizin için bir döşek, gökyüzünü bir bina yaptı. O, gökten su indirip onunla çeşit çeşit meyveleri size rızık olarak çıkardı. O halde, bile bile Allah'a eşler koşmayınız.

    Edip Yüksel

    O, yeryüzünü sizin için oturulabilir hale soktu ve göğü de bir yapı kıldı. Gökten su indirdi ve onunla rızık olarak size çeşitli ürünler çıkardı. Bile bile ALLAH'a eşler koşmayın.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    O, yeryüzünü sizin için oturulabilir hale soktu ve göğü de bir yapı kıldı. Gökten su indirdi ve onunla rızık olarak size çeşitli ürünler çıkardı. Bile bile ALLAH'a eşler koşmayın.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    O, öyle bir lütufkardır ki, sizin için yeri bir döşek, göğü bir bina yaptı ve sizin için gökten bir su indirdi de onunla çeşitli mahsullerden size bir rızık çıkardı. Siz de artık bile bile tutup da Allah'a ortaklar koşmayın.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    O öyle bir lutufkar ki sizin için yeri bir döşek yaptı, semayı bir bina ve sizin için semadan bir su indirdi de onunla türlü mahsullerden size bir rızk çıkardı, sizde artık bilecek halde iken tutupta Allah'a menendler koşmayın

    Erhan Aktaş

    O ki sizin için yeri bir döşek, göğü de bir bina yaptı ve gökten su indirip onunla size rızık olarak çeşitli ürünler çıkardı. O halde, Allah'a bile bile denkler koşmayın.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    O ki sizin için yeri bir döşek, göğü de bir bina yaptı ve gökten su indirip onunla size rızık olarak çeşitli ürünler çıkardı. O halde, Allah'a bile bile denkler koşmayın.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    O ki sizin için yeri bir döşek, göğü de bir bina yaptı ve gökten su indirip onunla size rızık olarak çeşitli ürünler çıkardı. O halde, Allah'a bile bile eşler koşmayın.

    Gültekin Onan

    O, yeryüzünü sizin için bir döşek (firaşen) ve göğü de bir yapı (bina) kıldı / yaptı (ceale). Gökten su indirdi ve bununla sizin için (çeşitli) ürünlerden (semere) rızk çıkardı. Öyleyse bile bile Tanrı'ya eşler (endaden) koşmayın.

    Hasan Basri Çantay

    O (Rab) ki yer yüzünü sizin (ikaamet ve istirahatiniz) için bir döşek, göğü (yüksek tavan ve kubbe gibi) bir bina yapdı. O gökden su indirib onunla dürlü, dürlü semerelerden (meyvalardan, mahsullerden) sizin için rızk çıkardı. O halde, kendiniz bilib dururken (yaratılan o şeylerle) Allaha eşler koşmayın.

    İbni Kesir

    O ki; yeryüzünü sizin için bir döşek, göğü de bir bina yaptı. Gökten su indirip onunla türlü türlü meyvelerden sizin için rızık çıkardı. O halde bile bile Allah'a eşler koşmayınız.

    Mehmet Alagaş

    (21-25) Ey insanlar! Sizi ve sizden öncelileri yaratan Rabbinize ibadet edin , böylelikle belki sakınırsınız , sizin için arzı döşek, semayı kubbe yaptı, gökten su indirdi ve onunla ürünlerden sizin için rızık çıkardı , bildiğiniz halde Allah için denkler / eş düzeyde birilerini edinmeyin. Eğer ki kulumuza indirdiğimiz hakkında şüphede iseniz , sözünüze de sadık iseniz , Allah’ın dışındaki şahitlerinizi de çağırın ve onun benzeri bir sûre getirin, bunu yapamazsınız asla da yapamayacaksınız. İnsanların ve taşların yakıt olduğu kafirler için hazırlanmış ateşten sakının , i man edenleri ve salih amel yapanları altlarından nehirler akan cennetler ile müjdele, her ne zaman oradaki ürünlerden rızık olarak rızıklansalar derler ki bu bizim daha önceki rızıklandıklarımız şeylerdir ve onlara orada benzerleri de verilir , onlar için tertemiz eşler / zevceler de vardır, onlar orada kalıcıdırlar.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    O, sizin için yeryüzünü döşedi ve gökyüzünü bina etti. Gökten su indirip onunla size rızık olsun diye ürünler yetiştirdi. Öyleyse, bunları bile bile Allah’a ortak koşmayın.

    Süleyman Ateş

    O (Rabb) ki yeri, sizin için döşek, göğü de bina yaptı. Gökten su indirdi, onunla size rızık olarak çeşitli ürünler çıkardı. Öyleyse siz de, bile bile Allah'a eşler koşmayın.

    Süleymaniye Vakfı

    Yeryüzünü sizin için dayalı döşeli hale getiren, göğü de bina gibi yapılandıran odur. dipnot 1 Gökten su indirir de onunla oluşan ürünlerden sizin için rızık çıkarır. dipnot 2 Öyleyse bile bile, dipnot 3 Allah'a benzer nitelikte varlıklar dipnot 4 uydurmayın.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
    3. metne dön, dipnot 3
      Allah'ın varlığı ve birliği konusunda kimsenin şüphesi yoktur (A'raf 7/172-174). İlah sayılanlar, Allah ile araya konan aracılardır. Heykelin ilah olamayacağını herkes bilir (Ankebut 29/16-25). Bu ayette yer alan "bile bile Allah'a benzer nitelikte varlıklar uydurmayın." ifadesi, bilmeden işlenen şirk günahının affedileceğini gösterir (Enfal 8/27). Bunun örneği İbrahim aleyhisselamdır. O, buluğa erdiği andan itibaren putların ilah olmayacağını anlamıştı. Ama En'am 6/75-79. ayetlerde belirtildiği gibi, gözlemler yapıp kesin kanaate varıncaya kadar gezegenin, ayın ve güneşin, kendisinin rabbi olduğuna inanıyordu. Yaptığı gözlemler sonucunda onların rab olamayacaklarını anlar anlamaz kesin tavrını ortaya koydu (Enbiya 21/51-64). Onun bu konuda, bile bile yaptığı herhangi bir yanlış olmadığı için Allah onu hiçbir zaman müşrik saymamıştır (Bakara 2/135, Al-i İmran 3/18, 67, 95, En'am 6/161, Nahl 16/123). Nitekim Müslümanlar da Muhammed aleyhisselamın ve ilim adamlarının ilah yapıldığının farkında değillerdir. Allah Teala Kur'an'ı sadece kendisinin açıkladığını, bunu bir ilme göre yaptığını (A'raf 7/52), bu açıklamalara, konuyu bilenlerden oluşan bir ekibin ulaşabileceğini (Fussilet 41/3) bildirmiş ve başkasının yapacağı açıklamayı kabul etmenin onu ilah saymak olduğunu açıkça ifade etmiştir (Hud 11/1). Ama geleneksel yapı, birçok ayeti gizlemiş, bir çoğuna da yanlış anlamlar vermiş ve Muhammed aleyhisselamın da ayetleri açıklama yetkisinin olduğunu, Müslümanlara kabul ettirmiştir. Bu yetki alimlere de verilerek mezhepler oluşturulmuş ve bir ilahlar piramidi meydana getirilmiştir. Bu, kabul edilebilecek bir şey değildir (Bakara 2/103-105, 213, En'am 6/159, Şura 42/13-14). Ancak bu yapıyı, bilmeden kabul edenlerin bir sorumluluğu olmaz (Bakara 2/22, 286). Ama bunu bile bile yapıp Müslümanları bu hale sokanlar, en ağır cezaya çarptırılacaklardır (Bakara 2/159-162, 174-176, A'raf 7/44-45).
    4. metne dön, dipnot 4
      Ayetteki endad (أنداد) kelimesinin tekili nidd'dir (نِدٌّ). Nidd, "bir şeyin benzeri ve işlerinde ona muhalefeti olan varlık" anlamındadır (el-Ayn). Müşrikler, Allah ile ortak özelliklere sahip olduğuna inandıkları varlıkları araya koyarak isteklerini, onların aracılığı ile Allah'a kabul ettireceklerine inanırlar.(Bakara 2/165, İbrahim 14/30, Sebe 34/33, Zümer 39/8, Fussilet 41/9).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Yeryüzünü sizin için dayalı döşeli hale getiren, göğü de bir bina gibi yapılandıran O'dur. Gökten su indirir de onunla oluşan ürünlerden size yiyecek çıkarır. Öyleyse bile bile, Allah'a benzer nitelikte varlıklar uydurmayın dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayetteki endad (tekili nid), özde Allah'a benzeyen varlık demektir. Bunu akıl kabul etmeyeceği için iddia sahipleri, hedeflerinin Allah'a ulaşmak olduğunu, endad'ın buna aracılık yaptığını söyleyerek kendilerini aldatırlar.

    Şaban Britch

    O, sizin için yeryüzünü döşedi ve gökyüzünü bina etti. Gökten su indirip onunla size rızık olsun diye ürünler yetiştirdi. Öyleyse, bunları bile bile Allah’a eş koşmayın.

    Şaban Piriş

    O, sizin için yeryüzünü döşedi ve gökyüzünü bina etti. Gökten su indirip onunla size rızık olsun diye ürünler yetiştirdi. Öyleyse, bile bile Allah'a eş koşmayın.

    Yaşar Nuri Öztürk

    O Rab ki, yeri sizin için bir döşek, göğü de bir bina yaptı. Ve gökten bir su indirdi de onunla sizin için meyvelerden / ürünlerden bir rızk çıkardı. Artık bilip durduğunuz halde Allah'a ortaklar koşmayın.

  3. Bakara suresi, 23. ayet — bütün mealleriyle aç

    Bakara suresi, 23. ayet. وَإِن كُنتُمْ فِى رَيْبٍ مِّمَّا نَزَّلْنَا عَلَىٰ عَبْدِنَا فَأْتُوا۟ بِسُورَةٍ مِّن مِّثْلِهِۦ وَٱدْعُوا۟ شُهَدَآءَكُم مِّن دُونِ ٱللَّهِ إِن كُنتُمْ صَٰدِقِينَ

    Diyanet İşleri

    Eğer kulumuza (Muhammed'e) indirdiğimiz (Kur'an) hakkında şüphede iseniz, haydin onun benzeri bir sure getirin ve eğer doğru söyleyenler iseniz, Allah'tan başka şahitlerinizi çağırın (ve bunu ispat edin).

    Mehmet Okuyan

    Kulumuza indirdiklerimizden şüphe içindeyseniz, onun (Kur'an'ın) benzeri herhangi bir sure getirin! dipnot 1 Doğruysanız Allah'tan başka şahitlerinizi (yardımcılarınızı) da çağırın!

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet [tehaddî] denen "meydan okuma" ayetlerinin beşincisi ve sonuncusudur. Bir surenin bile benzerinin getirilemeyeceği ilan edildiğine göre bütünüyle Kur'an'ın benzerinin getirilmesi mümkün değildir. İniş sırasına göre meydan okuma ayetleri (yaklaşık 60-70 surelik meydan okuma için) İsrâ 17:88, Tûr 52:34; (on surelik meydan okuma için) Hûd 11:13; (tek surelik meydan okuma için) Yûnus 10:38 ve Bakara 2:23-24'tedir.

    Mustafa İslamoğlu

    Eğer siz kulumuza indirdiklerimize dair bir kuşku taşıyorsanız, haydi, hemen onun benzeri bir sure getiriniz; ve eğer sözünüze sadıksanız, Allah dışındakı tanıklarınızı da yardıma çağırınız!

    Muhammed Esed

    Eğer kulumuz (Muhammed)'e katımızdan safha safha indirdiğimiz vahyin bir kısmından şüphe ediyorsanız o zaman aynı değerde bir sure getirin (de görelim) ve -eğer dediğiniz doğruysa- Allah'tan başkalarını da size şahitlik etmeleri için çağırın.

    Ahmed Hulusi

    Kulumuza inzal ettiğimizden (hakikatinden - Esma mertebesinden bilincine açığa çıkandan) şüpheniz varsa, onun benzeri bir sure ortaya koyun. Eğer (sözünüzde) sadıksanız, Allah (adıyla işaret edilen Uluhiyetin) dununda (Allah adıyla işaret edilenin misli veya benzeri olması mümkün olmadığı içindir ki, edinilen veya tahayyül edilen tanrılar ancak onun "dunu"nda olabilir; onların da ne gayrılığından ne denkliğinden ne eş değerinden ne de kapsamından sözedilebilir. "Dunu" kelimesiyle işaret edilen varlık vücudunu Allah Esma'sının işaret ettiği özelliklerden alır ama asla varlığı Allah adıyla işaret edilene kıyasla denk tutulamaz. Bu yüzdendir ki birimin düşündüğü ya da tahayyül ettiği hiçbir şey Mutlak hakikati itibarıyla Allah adıyla işaret edileni tanımlayamaz. İleride görülecek "leyse kemislihi şey'a - misli olacak şey yoktur" uyarısı Allah adıyla işaret edilene hiçbir kavramın yaklaşmasının mümkün olmadığını vurgulamaktadır. Tüm bunlar yazdığımız "dunu" kelimesiyle anlatılmaktadır. Çalışmamızda sık sık göreceğiniz "dunu" kelimesinin Türkçe'de karşılığı olmadığı içindir ki mecburen bu kelimeyi muhafaza ettik. A. H. ) şahitlerinizi getirin!

    Ali Bulaç

    Eğer kulumuza indirdiğimiz (Kur'an)'den şüphedeyseniz, bu durumda, siz de bunun benzeri bir sure getirin. Ve eğer doğru sözlüyseniz, Allah'tan başka şahitlerinizi (kendilerine güvendiğiniz yardımcılarınızı) çağırın.

    Ali Özek ve heyeti

    Eğer kulumuza (Muhammmed'e) indirdiğimizden (Kur'ân'dan) herhangi bir şüpheye düşüyorsanız, haydi onun benzeri bir sûre getirin, eğer iddianızda doğru iseniz Allah’ın dışındaki şahitlerinizi de (yardımcılarınızı da) çağırın.

    Ali Rıza Safa

    Ve kulumuza indirdiğimizden kuşku duyuyorsanız, Onun benzeri bir sure getirin. Allah'tan başka ayrıca edindiğiniz tanıklarınızı da çağırın; eğer doğruyu söylüyorsanız?

    Bayraktar Bayraklı

    Eğer kulumuza indirdiğimiz Kur'an'dan şüphe ediyorsanız, siz de onun bir suresinin benzerini getiriniz ve eğer sözünüzün eri iseniz Allah'tan başka tapındıklarınızı da yardıma çağırınız.

    Edip Yüksel

    Kulumuza indirdiğimizden kuşku içinde iseniz, buna benzer bir sure getirin. ALLAH'tan başka tüm tanıklarınızı da yardıma çağırın, doğru sözlü iseniz. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Bu ayetler, Kuran'ın matematiksel mucizesine işaret ediyor. * Kuran'ın edebi yönden taklit edilemez oluşunu ileri sürmek, kanıtlanması olanaksız bir savdır. * Zira edebi yönden iki metinden hangisinin üstün olduğunu kanıtlayabilecek objektif ve evrensel bir kriter yoktur. * Kuran'ın Allah kelamı oluşunun delili, Arapça bilenlerin edebi zevkine göre değişen subjektif bir değerlendirmeye bağlanamaz. * El-Mutenebbi ve Taha Hüseyin gibi edebiyat devlerinin ürünlerinin neden Kuran gibi olmadığını objektif olarak açıklamak olanaksızdır. * Hanefilerin vitir namazlarında okuduğu duaların Kuran gibi olmadığının edebiyat kriteriyle kanıtlanmasının imkansızlığı Buhari ve İbni Hanbel tarafından da itiraf edilir. * Nitekim Kuran'ın Osman döneminde derlenmesini anlatan geleneksel tarih kitapları her ayet için iki tanık koşulu arandığını bildirir. Bak 4:82; 10:20; 74:30.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Kulumuza indirdiğimizden kuşku içinde iseniz, buna benzer bir sure getirin. ALLAH'tan başka tüm tanıklarınızı da yardıma çağırın, doğru sözlü iseniz.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Eğer kulumuza parça parça indirdiğimiz Kur'an'dan şüphe ediyorsanız, haydi onun gibisinden bir sure meydana getirin ve Allah'tan başka güvendiklerinizin hepsini çağırın, eğer iddianızda doğru iseniz.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    ve eğer kulumuza ceste ceste indirdiğimiz kur'andan şüphede iseniz haydi onun ayarından bir sure meydana getirin ve Allahtan başka güvendiklerinizin hepsini çağırın, eğer sadıksanız bunu yapın

    Erhan Aktaş

    Eğer kulumuza indirdiğimizden kuşku duyuyorsanız, o zaman onun benzeri bir sure getirin. Allah'tan başka bütün tanıklarınızı da çağırın. Eğer doğru söyleyen kimselerseniz!

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Eğer kulumuza indirdiğimizden kuşku duyuyorsanız, o zaman ona denk bir sure getirin. Allah'tan başka bütün tanıklarınızı da çağırın. Eğer doğru söyleyen kimselerseniz!

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Eğer kulumuza indirdiğimizden kuşku duyuyorsanız, o zaman ona denk bir sure getirin. Allah'tan başka bütün yardımcılarınızı da çağırın. Eğer doğru söyleyen kimselerseniz.

    Gültekin Onan

    Eğer kulumuza indirdiğimizden kuşku içinde iseniz / kuşkulanıyorsanız (rayb), buna benzer / bunun benzerinden / buna benzeyen (min misli) bir (tek) sure getirin (fe'tu). Tanrı'dan başka tüm tanıklarınızı da (yardıma) çağırın (ved'u), doğru (sözlü) / dürüst (sadık) iseniz.

    Hasan Basri Çantay

    Eğer kulumuz (Muhammed) in üzerine parça parça (sure sure, ayet ayet) indirdiğimiz (Kur'anın Allah katından geldiğin) den şübhe ediyorsanız haydi onun benzerinden siz de (meydana) bir sure getirin. Allahdan başka sahicilerinizi (tapdığınız putları ve bilginlerinizi) de (yardıma) çağırın, eğer (iddianızda) doğru (insan) lar iseniz.

    İbni Kesir

    Eğer siz, kulumuza indirdiğimizden şüphede iseniz, haydin ona benzer bir sure getirin. Allah'dan başka şahidlerinizi de çapırın; eğer doğru sözlüler iseniz...

    Mehmet Alagaş

    (21-25) Ey insanlar! Sizi ve sizden öncelileri yaratan Rabbinize ibadet edin , böylelikle belki sakınırsınız , sizin için arzı döşek, semayı kubbe yaptı, gökten su indirdi ve onunla ürünlerden sizin için rızık çıkardı , bildiğiniz halde Allah için denkler / eş düzeyde birilerini edinmeyin. Eğer ki kulumuza indirdiğimiz hakkında şüphede iseniz , sözünüze de sadık iseniz , Allah’ın dışındaki şahitlerinizi de çağırın ve onun benzeri bir sûre getirin, bunu yapamazsınız asla da yapamayacaksınız. İnsanların ve taşların yakıt olduğu kafirler için hazırlanmış ateşten sakının , i man edenleri ve salih amel yapanları altlarından nehirler akan cennetler ile müjdele, her ne zaman oradaki ürünlerden rızık olarak rızıklansalar derler ki bu bizim daha önceki rızıklandıklarımız şeylerdir ve onlara orada benzerleri de verilir , onlar için tertemiz eşler / zevceler de vardır, onlar orada kalıcıdırlar.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Kulumuza indirdiğimiz (Kur’an) dan bir şüpheniz varsa; haydi siz de ona benzer bir sûre getirin. Eğer doğru sözlüler iseniz, Allah’tan başka güvendiklerinizi de yardıma çağırın.

    Süleyman Ateş

    Eğer kulumuz (Muhammed)e indirdiğimizden şüphe içinde iseniz, haydi onun gibi bir sure getirin. Allah'tan başka bütün şahid (yardımcı)larınızı da çağırın; eğer doğru iseniz (bunu yapın).

    Süleymaniye Vakfı

    Kulumuza indirdiğimizden (Kur'an'dan) şüpheniz varsa ondaki surelerden birine denk bir sure getirin, Allah ile aranıza koyduğunuz dipnot 1 bilgili kişilerinizi dipnot 2 de çağırın. Doğru sözlü kimselerseniz (bunu yaparsınız).

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayette geçen dun (دون) kelimesi "yakınlaştırma, aşağı görme ve üstün zıddı" anlamlarına gelir (Tacu'l-arus). Müşrikler, kutsadıkları varlıkları, bir yönüyle Allah'a, bir yönüyle de insana benzeterek Allah ile insan arasında bir yere yerleştirir ve onların aracılığı ile Allah'a ulaşacaklarına inanırlar. Ayetlerdeki min dunillah (من دون الله) ifadesi, daha çok bu anlamı ifade eder. Hristiyanlar İsa'yı Allah'ın oğlu; Mekkeli müşrikler, melekleri Allah'ın kızları; büyüklerini aracı koyanlar da onları Allah'ın dostu sayarak Allah ile aralarına koyarlar. Bu inanç, insana sinir uçlarından yakın olan Allah'ı (Kaf 50/16) ikinci sıraya koymaya sebep olur ve kişiyi müşrik yapar. Maalesef tefsirlerde kelimenin doğru anlamına rastlanmamaktadır.
    2. metne dön, dipnot 2
      "Bilgili kişiler" diye anlam verdiğimiz 'şuheda'nın tekili olan şehid, bu ayette şahit anlamındadır. Şahit, bir yerde bulunan, bilen ve bildiren anlamlarına gelir (Mekayis). Kur'an'ı anlayarak okuyan herkes onun Allah'ın sözü olduğunu kesin olarak kavrar (Al-i İmran 3/18, Maide 5/83-84, Yusuf 12/26). Bu ayet, Kur'an'ın Allah kelamı olduğunu kabul etmeyenlere karşı bir meydan okumadır (Yunus 10/37-38, Hud 11/13, İsra 17/88, Kasas 28/49, Tur 52/34).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Kulumuza (Muhammed'e) parça parça indirdiğimiz şeyden şüpheniz varsa Allah ile aranıza koyduğunuz dipnot 1 ulu kişilerinize dipnot 2 yalvarın da ondakine denk bir sure getirin. İddianızda haklı iseniz yaparsınız!

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayette geçen "mindunillah = مِن دُونِ اللّهِ" daki dun = دُون, sözü üstün zıddı, en üstten aşağıca, yakın, önce anlamlarına gelir. Müşrik, Allah'a ulaşmayı bir Kral'a ulaşmak gibi sanarak ona yakın gördüğü şeyi aracı koyar. Hristiyanların İsa'ya Allah'ın oğlu, Mekkeli müşriklerin tanrılarına Allah'ın kızları, büyüklerini aracı koyanların onları Allah'ın dostları saymaları bundandır. Böylece kendilerine şah damarından daha yakın olan Allah ile ilişkiyi keser, önce bu aracılara kulluk eder ve müşrik olurlar.
    2. metne dön, dipnot 2
      Ulu kişiler diye tercüme ettiğimiz kelime şuheda'nın tekili olan şehid; hazır olan, bilen ve bilgilendiren anlamlarına gelir. Müşrik, Allah ile arasına koyduğu şeyin her yerde hazır olduğuna, kendini gördüğüne ve Allah'ın yanında kendine vekil olacağına inanarak ona şehid kelimesinin bütün anlamını yükler:

    Şaban Britch

    Kulumuza indirdiğimiz (Kur’an) dan bir şüpheniz varsa; haydi, siz de ona benzer bir sûre getirin. Eğer doğru sözlüler iseniz, Allah’tan başka güvendiklerinizi de yardıma çağırın.

    Şaban Piriş

    Kulumuza indirdiğimiz (Kur'an) dan bir şüpheniz varsa; haydi, siz de ona benzer bir sure getirin eğer doğru sözlüler iseniz Allah'tan başka güvendiklerinizi de yardıma çağırın.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Eğer kulumuza indirdiğimizden kuşku içindeyseniz, hadi onun benzerinden bir sure getirin! Allah dışındaki destekçilerinizi / tanıklarınızı da çağırın. Eğer doğru sözlü kişilerseniz...

  4. Bakara suresi, 24. ayet — bütün mealleriyle aç

    Bakara suresi, 24. ayet. فَإِن لَّمْ تَفْعَلُوا۟ وَلَن تَفْعَلُوا۟ فَٱتَّقُوا۟ ٱلنَّارَ ٱلَّتِى وَقُودُهَا ٱلنَّاسُ وَٱلْحِجَارَةُ أُعِدَّتْ لِلْكَٰفِرِينَ

    Diyanet İşleri

    Eğer, yapamazsanız -ki hiçbir zaman yapamayacaksınız- o halde yakıtı insanlarla taşlar olan ateşten sakının. O ateş kafirler için hazırlanmıştır.

    Mehmet Okuyan

    (Bunu) yapamazsanız -ki asla yapamayacaksınız-, yakıtı insanlar ve taş olan, kâfirler için hazırlanmış (olacak) ateşten korunun! dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesaj: Tahrîm 66:6.

    Mustafa İslamoğlu

    Ama eğer şimdiye kadar (bunu) yapamadınızsa, bundan böyle de asla yapamayacaksınız demektir; o halde yakıtı insanlar ve taşlar olan, inkar edenler için hazırlanmış ateşten sakınınız!

    Muhammed Esed

    Eğer bunu yapamıyorsanız -ki kesinlikle yapamayacaksınız- o zaman yakıtı insanlar ve taşlar olan, hakikati inkar edenler için hazırlanmış ateşi bekleyin!

    Ahmed Hulusi

    Bunu yapamazsanız, ki yapamazsınız; yananı insanlar ve taşlar (bilinç yapı olarak ruhani insan ve taş, yani o ortama göre yaratılmış olan maddesi. . . Allahu alem!) olan o ateşten korunun; zira hakikati inkar edenleri yakar o ateş.

    Ali Bulaç

    Ama yapamazsanız -ki kesin olarak yapamayacaksınız- bu durumda kafirler için hazırlanmış ve yakıtı insanlar ile taşlar olan ateşten sakının.

    Ali Özek ve heyeti

    Bunu yapamazsanız ki elbette yapamayacaksınız. O halde yakıtı, insanlar ve taşlar olan cehennem ateşinden sakının. Çünkü o ateş kâfirler için hazırlanmıştır.

    Ali Rıza Safa

    Eğer yapamazsanız -zaten asla yapamayacaksınız- nankörlük edenler için hazırlanmış, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten artık sakının.

    Bayraktar Bayraklı

    Kur'an'ın veya on suresinin benzerini getiremediniz; bir suresinin benzerini de asla getiremeyeceksiniz. O halde yakıtı insanlar ile taşlar olan ve kafirler için hazırlanmış bulunan ateşten korkun!

    Edip Yüksel

    Bunu yapamazsanız -ki asla yapamayacaksınız- o takdirde inkarcılar için hazırlanan ve yakıtı insanlar ile taşlar olan ateşten sakının.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Bunu yapamazsanız -ki asla yapamıyacaksınız- o taktirde inkarcılar için hazırlanan ve yakıtı insanlar ile taşlar olan ateşten sakının.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Fakat yapamazsanız -ki hiç bir zaman yapamayacaksınız- o halde kafirler için hazırlanan -çırası insanlarla taşlar olan- o ateşten sakının!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    yok yapamazsanız -ki hiç bir zaman yapamıyacaksınız- o halde çırası insanlarla taşlar olan o ateşten sakının, o kafirler için hazırlandı

    Erhan Aktaş

    Eğer bunu yapamazsanız -ki asla yapamayacaksınız- o halde Kafirler için hazırlanmış, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten korunun.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Eğer bunu yapamazsanız -ki asla yapamayacaksınız- o halde Kafirler dipnot 1 için hazırlanmış, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten korunun.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kafir: İnançsız, inanmayan, gerçeğin üzerini örten, gerçeği kabul etmeyen, nankör. Allah'ı ve vahyi reddeden. Küfr, İman'ın karşıtıdır

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Eğer bunu yapamazsanız -ki asla yapamayacaksınız- o halde gerçeği yalanlayan nankörler için hazırlanmış, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten korunun.

    Gültekin Onan

    Ama bunu yapamazsanız -ki asla yapamayacaksınız- bu durumda kafirler için hazırlanan ve yakıtı (kudüh) insanlar ile taşlar olan ateşten (nar) sakının (fettekunnarelletiy).

    Hasan Basri Çantay

    Fakat bunu yapmazsanız ki hiç bir zaman yapamayacaksınız artık sakının o ateşden ki onun tutarağı (odunu, çırası, ocaktaşı) insanla o taşdır. O (ateş) kafirler için hazırlanmışdır.

    İbni Kesir

    Fakat yapamazsınız-ki yapamayacaksınız-o halde yakıtı insanlarla taşlar olan ateşten sakının. O kafirler için hazırlanmıştır.

    Mehmet Alagaş

    (21-25) Ey insanlar! Sizi ve sizden öncelileri yaratan Rabbinize ibadet edin , böylelikle belki sakınırsınız , sizin için arzı döşek, semayı kubbe yaptı, gökten su indirdi ve onunla ürünlerden sizin için rızık çıkardı , bildiğiniz halde Allah için denkler / eş düzeyde birilerini edinmeyin. Eğer ki kulumuza indirdiğimiz hakkında şüphede iseniz , sözünüze de sadık iseniz , Allah’ın dışındaki şahitlerinizi de çağırın ve onun benzeri bir sûre getirin, bunu yapamazsınız asla da yapamayacaksınız. İnsanların ve taşların yakıt olduğu kafirler için hazırlanmış ateşten sakının , i man edenleri ve salih amel yapanları altlarından nehirler akan cennetler ile müjdele, her ne zaman oradaki ürünlerden rızık olarak rızıklansalar derler ki bu bizim daha önceki rızıklandıklarımız şeylerdir ve onlara orada benzerleri de verilir , onlar için tertemiz eşler / zevceler de vardır, onlar orada kalıcıdırlar.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Eğer bu işi yapamazsanız ki, elbette yapamayacaksınız. O zaman, kâfirler için hazırlanan (ve) yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten kendinizi koruyun.

    Süleyman Ateş

    Yok eğer yapamadınızsa, ki asla yapamayacaksınız, o halde yakıtı insanlar ve taşlar olan, inkarcılar için hazırlanmış ateşten sakının.

    Süleymaniye Vakfı

    Bunu yapmazsanız ki asla yapamazsınız, dipnot 1 o zaman tutuşturucusu dipnot 2 insanlar ve taşlar olan o ateşten/ cehennemden kendinizi koruyun. dipnot 3 Orası kafirler için hazırlanmıştır. dipnot 4

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
      Cehennem yaratılmış ama henüz tutuşturulmamıştır. Ahirette tutuşturulduktan sonra insanlar oraya atılacaktır (Tekvir 81/12). O ateş onların sadece derilerini yakacağından azabı tatmaları için sürekli derileri yenilenecektir (Nisa 4/56). Onlar orada ölmeyecek, birbirleriyle (A'raf 7/38-39), görevli meleklerle (Mümin 40/49-50) ve Cennete gitmiş olanlarla konuşacaklardır (A'raf 7/48-51, Müddessir 74/40-47). Ayetlerdeki "vekud (وقود)" kelimesine "yakıt" anlamı verilir ama onlar, oranın yakıtı olsalar her tarafları yanar, kimseyle konuşamaz ve kısa sürede yok olup giderlerdi. Bütün bunlardan dolayı Cehennemle ilgili ayetlerdeki "vekud (وقود)" kelimesine "yakıt" değil mecazen 'tutuşturucu" anlamı vermek uygun olur.
    3. metne dön, dipnot 3
    4. metne dön, dipnot 4

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bunu yapmazsanız ki asla yapamayacaksınız; o zaman tutuşturucusu insanlar ve taşlar olan o ateşe karşı kendinizi koruyun. Orası kafirler dipnot 1 için hazırlanmıştır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayetleri görmezlikten gelenler.

    Şaban Britch

    Eğer bu işi yapamazsanız ki, elbette yapamayacaksınız. O zaman, kâfirler için hazırlanan (ve) yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten kendinizi koruyun.

    Şaban Piriş

    Eğer bu işi yapamazsanız -ki elbette yapamayacaksınız- o zaman, kafirler için hazırlanan ve yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten kendinizi koruyun.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Eğer yapamazsanız - ki asla yapamayacaksınız - korkun o ateşten ki yakıtı insanlarla taşlardır. Küfre sapanlar için hazırlanmıştır o.

  5. Bakara suresi, 25. ayet — bütün mealleriyle aç

    Bakara suresi, 25. ayet. وَبَشِّرِ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ أَنَّ لَهُمْ جَنَّٰتٍ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَٰرُ كُلَّمَا رُزِقُوا۟ مِنْهَا مِن ثَمَرَةٍ رِّزْقًا قَالُوا۟ هَٰذَا ٱلَّذِى رُزِقْنَا مِن قَبْلُ وَأُتُوا۟ بِهِۦ مُتَشَٰبِهًا وَلَهُمْ فِيهَآ أَزْوَٰجٌ مُّطَهَّرَةٌ وَهُمْ فِيهَا خَٰلِدُونَ

    Diyanet İşleri

    İman edip salih ameller işleyenlere, kendileri için; içinden ırmaklar akan cennetler olduğunu müjdele. Cennetlerin meyvelerinden kendilerine her rızık verilişinde, "Bu (tıpkı) daha önce (dünyada iken) bize verilen rızık!" diyecekler. Halbuki bu rızık onlara (dünyadakine) benzer olarak verilmiştir. Onlar için orada tertemiz eşler de vardır. Onlar orada ebedi kalacaklardır.

    Mehmet Okuyan

    İman edip iyi işler yapanlara, altlarından ırmaklar akan cennetler olduğunu müjdele! Oradan (cennetlerdeki) herhangi bir meyveden kendilerine her ne zaman rızık verilirse, "Bu, bize daha önce verilmişti." demiş (olacaklar)dır. Bu (rızık)lar onlara (dünyadakine) benzer olarak verilecektir. dipnot 1 Onlar için orada (cennetlerde) tertemiz eşler dipnot 2 de vardır ve onlar orada ebedî dipnot 3 kalıcıdır.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Gelecekte gerçekleşmesi kesin olan olaylar için bazen geçmiş zaman kalıbı kullanılması bir Kur'an üslubudur.
    2. metne dön, dipnot 2
      Benzer mesajlar: Al-i İmrân 3:15; Nisâ 4:57.
    3. metne dön, dipnot 3
      Cennetin ebedî oluşuyla ilgili ayrıca bkz. Bakara 2:82; Al-i İmrân 3:15, 107, 136, 198; Nisâ 4:13, 57, 122; Mâide 5:85, 119; A‘râf 7:42; Tevbe 9:22, 72, 89, 100; Yûnus 10:26; Hûd 11:23, 108; Ra‘d 13:35; İbrâhîm 14:23; Kehf 18:108; Tâhâ 20:76; Enbiyâ 21:102; Mü'minûn 23:11; Furkân 25:15, 16, 76; ‘Ankebût 29:58; Lokmân 31:9; Zümer 39:73; Zuhruf 43:71; Ahkâf 46:14; Fetih 48:5; Kâf 50:34; Hadîd 57:12; Mücâdele 58:22; Teğâbun 64:9; Talâk 65:11; Beyyine 98:8.

    Mustafa İslamoğlu

    İman eden ve bu imanla uyumlu iyilikler işleyen kimseleri zemininden ırmaklar çağlayan cennetlerle müjdele! Her zaman oranın nimetlerinden ikram olarak onlara sunulsa "Bunlar bize daha önce bahşedilenlerin aynısıymış" diyecekler. Oysa ki bu, o nimetlerin çağrıştırdığı belli belirsiz bir benzerlik. Ve onlar için cennette tertemiş eşler olacak ve onlar orada kalıcıdırlar.

    Muhammed Esed

    Ama imana ermiş olup doğru ve yararlı işler yapanlara, içlerinden ırmaklar akan has bahçelerin kendilerine ait olacağını müjdele! Onlara ne zaman rızık olarak oradan bazı ürünler bahşedilse, "Bunlar, bize daha önce bahşedilenlerin aynısıymış" diyecekler. Çünkü onlara o(geçmişte tadılanlar)ı hatırlatacak şeyler verilecek. Onlar, orada tertemiz eşler bulacaklar ve orayı mesken edinecekler.

    Ahmed Hulusi

    İman edip hakikati yaşamayı sağlayacak fiiller ortaya koyanları müjdele, ki onlar için altlarından ırmaklar akan cennetler (Allah Esma'sının açığa çıkışının seyredildiği ortamda sürekli oluşan ilimler) vardır. Bu rızıktan rızıklandıkça (bu müşahede içinde): "Bu daha önceden de tattığımız gibi bir şey" derler. Bu önce tattıklarına benzer. Orada, sonsuza dek şirk kirinden arınmış eşleri iledirler!

    Ali Bulaç

    (Ey Muhammed) iman edip salih amellerde bulunanları müjdele. Gerçekten onlar için altlarından ırmaklar akan cennetler vardır. Kendilerine rızık olarak bu ürünlerden her yedirildiğinde: "Bu daha önce de rızıklandığımızdır" derler. Bu, onlara, (dünyadakine) benzer olarak sunulmuştur. Orada, onlar için tertemiz eşler vardır ve onlar orada süresiz kalacaklardır.

    Ali Özek ve heyeti

    İman edip salih ameller işleyenlere, onlar için içinden ırmaklar akan cennetler olduğunu müjdele! Oradan kendilerine rızık olarak her defasında bir meyve verildikçe: "Bu daha önce rızıklandığımız (meyve) dandır", diyecekler. Onlara birbirinin benzeri (rızıklar) verilecek. Onlar için cennette tertemiz eşler de vardır. Ve onlar orada ebedî kalıcıdırlar.

    Ali Rıza Safa

    İnanmış olarak erdemli edimler yapanlara, sevinçli haberi ver; onlar için, altlarından ırmaklar akan cennetler vardır. Onlara sunulan bu ürünlerin her verilişinde, "Daha önce tattığımız şey!" derler. Çünkü benzer biçimde, bu onlara verilmişti. Onlar için, orada tertemiz eşler vardır ve sürekli orada kalacaklardır.

    Bayraktar Bayraklı

    İman edip de yararlı iş yapanları,içinden ırmaklar akan cennetlerle müjdele! Kendilerine cennette meyve nimeti verildiğinde,"Bu, daha önce de dünyada yediğimize benziyor; bunun benzeri bize verilmişti" diyecekler. Orada onların, her türlü pislikten arınmış tertemiz eşleri olacak ve orada süreli olarak kalacaklardır.

    Edip Yüksel

    Gerçeği onaylayıp erdemli davrananları, içlerinde ırmaklar akan bahçelerle müjdele. Kendilerine oradaki ürünlerden rızıklar sunulduğunda "Bu, daha önce bize sunulan nimetlerdir" derler. Böylece, kendilerine mecazi tanımlar (benzetmeler) verilir. Onlar için orada tertemiz eşler vardır ve onlar orada ebedi kalıcıdırlar. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Cennet ve cehennem tasvirleri birer kinaye ve mecazdır. 13:35; 17:60; 47:15; 76:16 ayetlerine bakınız. * Bu ayetin dili 74:31 ayetindeki dile benziyor ve sanırım ileride her bir sureyi ilgilendirecek ve tartışmalara yol açacak bir mucizeye işaret ediyor. * Bu ayetin, Kuran'ın bir suresinin bile mucizevi bir yapıya sahip olduğunu vurgulayan 2:23 ayetinden sonra gelmesi bu ihtimali güçlendiriyor.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İnanıp erdemli davrananları, içlerinde ırmaklar akan cennetlerle (bahçelerle) müjdele. Kendilerine oradaki ürünlerden rızıklar sunulduğunda 'Bu, daha önce bize sunulan nimetlerdir,' derler. Böylece, kendilerine mecazi tanımlar (benzetmeler) verilir. Onlar için orada tertemiz eşler vardır ve onlar orada ebedi kalıcıdırlar.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    İman edip iyi amel işleyenleri müjdele! Kendileri için altlarından ırmaklar akan cennetler var. Onlara her hangi bir meyveden bir rızık yedirilince onlar, her defasında: "Bu bizim önceden yediğimiz şeydir." diyecekler; oysa ona benzer olarak sunulacaklar. Kendileri için orada tertemiz zevceler de var. Onlar orada ebedi kalacaklar.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    iman edip salih ameller işliyenlere ise müjdele: Kendileri için altından ırmaklar akar cennetler var, onlardan: hangi bir semereden bir rızk rızıklandıkça onlar, her def'asında "ha! bu bizim önceden merzuk olduğumuz" diyecekler ve ona öyle müteşabih olarak sunulacaklar, kendileri için orada pak, çok pak zevceler de var, hem onlar orada ebedi kalacaklar

    Erhan Aktaş

    İman edip, salihatı dipnot 1 yapanları; içlerinde ırmaklar akan cennetler dipnot 2 ile müjdele. Onlara ne zaman yiyecek bir şey sunulsa: "Bu daha önce rızıklandığımız şeydir." derler. Oysa bu onlara benzer olarak verilmiştir. Onlar dipnot 3 için arındırılmış eşler vardır. Ve onlar, orada kalıcıdırlar.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "İman edip, salihatı yapanlar" terkibini "İman edip iyi işler yapanlar" diye çevirmek doğru değildir. Salihat, davranış yolu ile bütünüyle dışa yansıyan imandır. Salihat, bozgunculuk ve kötülükle mücadele etmek, bozuk olan şeyi düzeltmeye çalışmak, yapıcı olmak, iyi olmak ve iyiye yönlendirmek demektir. Bu kelimenin karşıtı "seyyiat" yani kötülük ve "fesad" yani bozgunculuk kelimeleridir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bahçeler.
    3. metne dön, dipnot 3
      Salihatı yapan kadınlar ve erkekler için.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    İman edip, salihatı dipnot 1 yapanları; içlerinde ırmaklar akan cennetler dipnot 2 ile müjdele. Onlara ne zaman yiyecek bir şey sunulsa: "Bu daha önce rızıklandığımız şeydir." derler. Oysa bu onlara benzer olarak verilmiştir. Onlar dipnot 3 için arındırılmış eşler vardır. Ve onlar, orada kalıcıdırlar.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Salihat, davranış yolu ile bütünüyle dışa yansıyan "imandır". Bu sözcüğün karşıtı "seyyiat" yani kötülük sözcüğüdür. Salihat, kötülüğe karşı mücadele etmek, bozuk olan şeyi düzeltmeye çalışmak, yapıcı olmak, iyi olmak ve iyiye yönlendirmek demektir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bahçeler.
    3. metne dön, dipnot 3
      Salihatı yapan kadınlar ve erkekler için.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İman edip, salihatı dipnot 1 yapanları; içlerinde ırmaklar akan cennetler dipnot 2 ile müjdele. Onlara ne zaman yiyecek bir şey sunulsa: "Bu daha önce rızıklandığımız şeydir." derler. Oysa bu onlara benzer olarak verilmiştir. Onlar için arındırılmış eşler vardır. Ve onlar, orada kalıcıdırlar.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bozuk olan şeyi düzeltmeye çalışmak, düzeltici olmak, yapıcı olmak, iyi olmak, düzeltmeye teşvik etmek, iyiye yönlendirmek.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bahçeler.

    Gültekin Onan

    İnanıp salih amellerde bulunanları müjdele: Gerçekten onlar için içlerinden / altlarından ırmaklar akan cennetler vardır. Kendilerine rızk olarak bu ürünlerden (min semeretin rizkan) yedirildiğinde "Bu, daha önce de rızıklandığımızdır" derler. Bu onlara (dünyadakine) benzer (müteşabihe) olarak verilmiştir. Onlar için orada tertemiz eşler vardır ve onlar orada süresiz (halidun) kalıcıdırlar.

    Hasan Basri Çantay

    (Habibim) iman eden, bir de güzel güzel amel (ve hareketlerde bulunan kimselere muştula ki altlarından ırmaklar akan cennetler onların. Kendilerine ne zaman onlardan bir meyva rızk olarak yedirilse her defasında "ha, bu, evvelce de (dünyada) rızıklandığımız (yediğimiz) şeydi" diyecekler Ve o rızk (renkde, şekilde) birbirinin benzeri, (fakat tatda, keyfiyyetde başka başka ve çok yüksek ve müstesna kıymetlerde) olmak üzere kendilerine sunulacak. Orada çok temiz zevceler de onların. Hem orada onlar daim de kalıcıdırlar.

    İbni Kesir

    İman eden, salih ameller işleyenlere; altından ırmaklar akan cennetlerin kendileri için olduğunu müjdele. Onlara ne zaman bunlardan bir meyve rızık olarak verilirse bu, evvelce rızıklandığımız şeydi, derler. Onlara birbirine benzeyen (böyle nimetler) verilecek. Onlar için orada temiz eşler de vardır. Hem onlar orada temelli kalıcıdırlar.

    Mehmet Alagaş

    (21-25) Ey insanlar! Sizi ve sizden öncelileri yaratan Rabbinize ibadet edin , böylelikle belki sakınırsınız , sizin için arzı döşek, semayı kubbe yaptı, gökten su indirdi ve onunla ürünlerden sizin için rızık çıkardı , bildiğiniz halde Allah için denkler / eş düzeyde birilerini edinmeyin. Eğer ki kulumuza indirdiğimiz hakkında şüphede iseniz , sözünüze de sadık iseniz , Allah’ın dışındaki şahitlerinizi de çağırın ve onun benzeri bir sûre getirin, bunu yapamazsınız asla da yapamayacaksınız. İnsanların ve taşların yakıt olduğu kafirler için hazırlanmış ateşten sakının , i man edenleri ve salih amel yapanları altlarından nehirler akan cennetler ile müjdele, her ne zaman oradaki ürünlerden rızık olarak rızıklansalar derler ki bu bizim daha önceki rızıklandıklarımız şeylerdir ve onlara orada benzerleri de verilir , onlar için tertemiz eşler / zevceler de vardır, onlar orada kalıcıdırlar.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    İman eden ve salih amel işleyen kimselere, içinden ırmaklar akan cennetler olduğunu müjdele! Ne zaman oradaki meyvelerden rızıklandırılsalar: "Bu, daha önce de rızıklandığımız şey" diyecekler. O meyveler kendilerine (dünyadakilerin) bir benzeri olarak verilecektir ve orada onlar için tertemiz eşler de vardır ve onlar orada ebedî kalacaklardır.

    Süleyman Ateş

    İnanıp yararlı işler yapanlara, altlarından ırmaklar akan cennetlerin kendilerine ait olduğunu müjdele! Onlardaki herhangi bir meyveden rızıklandırıldıkça: "Bu, daha önce de rızıklandığımız şeydir, (dünyada iken de bu rızıktan yemiştik)" derler. (Cennetteki bu rızık), onlara, o(dedikleri)ne benzer verilmiştir. Onlar için orada tertemiz eşler de vardır ve onlar orada ebedi kalacaklardır.

    Süleymaniye Vakfı

    İnanıp güvenen ve iyi işler yapanlara şu müjdeyi ver: dipnot 1 Onlar için, içlerinden ırmaklar akan cennetler/ bahçeler vardır. Her ne zaman o bahçelerin bir ürünü onlara rızık olarak sunulsa "Bundan bize daha önce de sunulmuştu." diyeceklerdir. Aslında onlara öncekinin benzeri verilmiştir. dipnot 2 Orada onlar için tertemiz eşler dipnot 3 de vardır. Onlar orada ölümsüz olarak kalacaklardır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
      Cennette yedikleri her şey, bildikleri ve sevdikleri şeylerden olmakla birlikte her defasında farklı lezzette olacağından onlardan bıkmayacaklardır.
    3. metne dön, dipnot 3
      "Eş" diye tercüme ettiğimiz zevc (زوج) kelimesi Kur'an'da hem kadın hem de erkek için kullanılır. Cennete giden eşler, kusurlarından ve kötü huylarından arındırıldığı için, biri diğerinde herhangi bir eksik bulamayacaktır (Al-i İmran 3/15, Nisa 4/57, A'raf 7/43). Cennetteki vildan ve huriler eş değil hizmetçidirler (Duhan 44/54, Vakıa 56/17-24, İnsan 76/19). ًGılman ise onların küçük yaşta ölmüş çocuklarıdır (Tur 52/24).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İnanan ve iyi işleri yapanlara da müjde ver: İçinden ırmaklar akan bahçeler onlar içindir. Kendilerine hangi üründen sunulsa: "Bu bize daha önce de sunulmuştu." derler; ama onlara onun bir benzeri verilir. Orada kusursuz hale getirilmiş dipnot 1 eşleri de olur ve ölümsüz olarak kalırlar.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Eş" diye tercüme ettiğimiz "zevc" kelimesi Kur'an'da hem kadın hem de erkek için kullanılır. Cennete giden eşler, eksiklerden arındırılacağı İçin, biri diğerinde bir kusur bulamayacaktır.

    Şaban Britch

    İman edenler ve salih amel işleyen kimselere içinden ırmaklar akan cennetler olduğunu müjdele! Ne zaman oradaki meyvelerden rızıklandırılsalar: "Bu, daha önce de rızıklandığımız şey" diyecekler. O meyveler kendilerine (dünyadakilerin) bir benzeri olarak verilecektir ve orada onlar için tertemiz eşler de vardır ve onlar orada ebedi kalacaklardır.

    Şaban Piriş

    İman edenler ve doğruları yapanlara, içinden ırmaklar akan cennetler olduğunu müjdele!.. Ne zaman oradaki meyvelerden rızıklandırılsalar: -Bu, daha önce de rızıklandığımız şey! diyecekler. O meyveler kendilerine dünyadakilerin bir benzeri olarak verilecektir ve orada onlar için tertemiz eşler de vardır ve onlar orada ebedi kalacaklardır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    İman edip hayra ve barışa yönelik değerler üretenlere şunu müjdele: Kendileri için, altlarından ırmaklar akan cennetler olacaktır. Onlardaki herhangi bir meyvadan bir rızk olarak her nasiplendirildiklerinde, şöyle diyeceklerdir: "İşte bu, daha önce rızklandırıldığımız şey!" Bu rızk onlara buna benzer şekilde verilmişti. Onlar için orada tertemiz eşler de vardır. Ve onlar orada sürekli kalacaklardır.

  6. Bakara suresi, 26. ayet — bütün mealleriyle aç

    Bakara suresi, 26. ayet. إِنَّ ٱللَّهَ لَا يَسْتَحْىِۦٓ أَن يَضْرِبَ مَثَلًا مَّا بَعُوضَةً فَمَا فَوْقَهَا فَأَمَّا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ فَيَعْلَمُونَ أَنَّهُ ٱلْحَقُّ مِن رَّبِّهِمْ وَأَمَّا ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ فَيَقُولُونَ مَاذَآ أَرَادَ ٱللَّهُ بِهَٰذَا مَثَلًا يُضِلُّ بِهِۦ كَثِيرًا وَيَهْدِى بِهِۦ كَثِيرًا وَمَا يُضِلُّ بِهِۦٓ إِلَّا ٱلْفَٰسِقِينَ

    Diyanet İşleri

    Allah, bir sivrisineği, ondan daha da ötesi bir varlığı örnek olarak vermekten çekinmez. İman edenler onun, Rablerinden (gelen) bir gerçek olduğunu bilirler. Küfre saplananlar ise, "Allah, örnek olarak bununla neyi kastetmiştir?" derler. (Allah) onunla birçoklarını saptırır, birçoklarını da doğru yola iletir. Onunla ancak fasıkları saptırır.

    Mehmet Okuyan

    Şüphesiz ki Allah (gerçeği açıklamak için) sivrisinek ve onun da ötesinde herhangi bir varlığı örnek vermekten çekinmez. dipnot 1 İman edenler bunun (örneklerin) Rablerinden (gelen) bir gerçek olduğunu bilirler. Kâfir olanlar ise "Allah böyle örnek vermekle ne kastetmiştir ki?" derler. (Allah) onunla birçoğunu saptırır; birçoğunu da doğru yola ulaştırır. (Allah) bununla (verdiği örneklerle zaten) yoldan çıkmış olanlardan başkasını saptırmaz. dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Sivrisinek örneği için öncelikle Hacc 22:73. ayet okunmalıdır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu mesaj Mü'min 40:69-74. ayetlerle okunmalıdır.

    Mustafa İslamoğlu

    Allah bir sivrisineği ya da ondan da küçüğünü misal vermekten haya etmez. İman edenlere gelince: onlar iyi bilirler ki, o, Rableri katından gelen hakikattir. Küfre saplananlara gelince: "Allah bu örnek ile ne demek istedi?" derler. Bununla Allah bir çoğunu saptırırken bir çoğunu da doğru yola yöneltir. Ve fakat yoldan çıkmışlardan başkasını kesinlikle saptırmaz.

    Muhammed Esed

    Bakın, Allah, bir sivrisineği (hatta) ondan daha küçük bir şeyi örnek getirmekten kaçınmaz. İmana ermiş olanlara gelince, onun Rablerinden gelen bir hakikat olduğunu bilirler. Hakikati inkara şartlanmış olanlar ise, "Bu örnek ile Allah ne demek istiyor acaba?" derler. Bu yolla Allah, bir çoğunu saptırırken bir çoğunu da doğruya yöneltir, fakat fasıklardan başkasını saptırmaz.

    Ahmed Hulusi

    Allah kesinlikle bir sivrisinek kanadı veya ondan da ufak bir şeyi misal vermekten kaçınmaz. İmanın gereğini yaşayanlar bunun Rablerinden kaynaklanan bir Hak olduğunu bilirler. Bu gerçeği inkar edenler ise, (misali anlatımları değerlendirmeyip) "Allah, acaba bununla ne demek istedi" derler. Bu anlatım, çoğunun (fıtratlarının elvermemesinden dolayı) sapmasına yol açar; bir kısmını da gerçeğe hidayet eder. Allah, onunla (bu tür anlatımla) safiyetini yitirmişlerden başkasını saptırmaz!

    Ali Bulaç

    Şüphesiz Allah, bir sivrisineği de, ondan üstün olanı da, (herhangi bir şeyi) örnek vermekten çekinmez. Böylece iman edenler, kuşkusuz bunun Rablerinden gelen bir gerçek olduğunu bilirler; inkar edenler ise, "Allah, bu örnekle neyi amaçlamış?" derler. (Oysa Allah,) Bununla birçoğunu saptırır, birçoğunu da hidayete erdirir. Ancak O, fasıklardan başkasını saptırmaz.

    Ali Özek ve heyeti

    Şüphesiz Allah (hakkı açıklamak için) sivrisinek ve onun da ötesinde bir varlığı misal getirmekten çekinmez. İman etmişlere gelince, onlar böyle misallerin Rablerinden gelen hak ve gerçek olduğunu bilirler. Kâfir olanlara gelince: Allah böyle misal vermekle ne murat eder? derler. Allah onunla birçok kimseyi saptırır, birçoklarını da doğru yola yöneltir. Verdiği misallerle Allah ancak fâsıkları saptırır (çünkü bunlar birer imtihandır).

    Ali Rıza Safa

    Kuşkusuz, Allah, bir dişi sivrisineği, üstelik ondan da küçük olanı örnek vermekten çekinmez. Nitekim inananlar, bunun, Efendilerinden bir gerçek olduğunu bilirler. Oysa nankörlük edenler, şöyle derler: "Allah, bu örnekle ne demek istiyor?" Onunla, birçoğunu saptırır, birçoğunu da doğru yola eriştirir. Zaten onunla, yoldan çıkanlardan başkasını saptırmaz. dipnot 13

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 13
      Sıradan bir yararsız böcek olarak bilinen sivrisinek, duyargası, pompa düzeni, ayakları, kanatları ve iç organlarıyla eksiksiz yaratılmış bir varlıktır. Sivrisineklerin, yalnızca dişileri kan emerler ve kendi ağırlıklarından daha çok kan emmelerine karşın, derileri esnek olduğu için çatlamazlar. Erkek sivrisinekler ise yalnızca çiçek özleriyle beslenirler ve dişilerin aşılanması görevini yerine getirdikten sonra ölürler. Allah, O'na nankörlük edenleri ve diğer insanları da nankörlük etmeleri için yalanlarla aldatanları, insanların kanını emdikçe, çatlayacak denli şişmelerine karşın, doymak bilmeyen dişi sivrisineklere benzetiyor. Hiçbir yararı olmadığı düşünülen ve insanlara dokunca veren sivrisineğin, Kur'an'da örnek gösterilmesi, üstelik bu örneği anlamayanların yoldan çıkmış olarak nitelendirilmesi, Allah'ın, sivrisinekleri niçin yarattığını soranlara bir yanıt olabilir mi acaba? Dişi sivrisinek örneğinin, 74:31 ayetinde verilen bir başka örnekle birlikte, Kur'an'da verilen diğer örneklerden ayrıcalıklı olduklarına ilişkin, önyazıların dokuzuncu bölümünde bilgi verilmiştir.

    Bayraktar Bayraklı

    Allah, bir sivri sineği, hatta ondan daha küçük bir şeyi örnek vermekten çekinmez. İnananlar, bu örneğin Rabblerinden bir gerçek olduğunu bilirler. Kafirler ise, "Allah bu örnekle ne demek istedi?" derler. "Allah bu örnekle birçoğunu saptırır, birçoğunu da doğruya yöneltir; bu örnekle, fasıklardan başkasını saptırmaz."

    Edip Yüksel

    ALLAH bir sivrisineği hatta onun üzerindekini örnek vermekten çekinmez. Gerçeği onaylayanlar, bunun Efendi'lerinden gelen bir gerçek olduğunu bilir. İnkarcılar ise "ALLAH bu benzetme ile neyi amaçladı" derler. O, bununla birçok kişiyi saptırır ve birçok kişiyi de doğruya iletir. O, bununla sadece fasıkları saptırır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    ALLAH bir sivrisineği hatta ondan daha küçüğünü örnek vermekten çekinmez. İnananlar, bunun Rab'lerinden gelen bir gerçek olduğunu bilir. İnkarcılar ise 'ALLAH bu benzetme ile neyi amaçladı,' derler. O, bununla bir çok kişiyi saptırır ve birçok kişiyide doğruya iletir. O, bununla sadece fasıkları saptırır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Allah bir sivrisineği, hatta üstündekini örnek vermekten sıkılmaz. İman edenler bunun Rablerinden bir gerçek olduğunu bilirler. Kafirler ise: "Allah böyle bir örnek ile ne demek istemiş?" derler. Evet! Allah onunla bir çoğunu da şaşırtır, yine onunla bir çoğunu yola getirir. Onunla ancak fasıkları şaşırtır

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Bilmeli ki Allah bir sivrisineği hatta daha üstününü bir mesel yapmaktan sıkılmaz, iman edenler bilirler ki o şüphesiz hakdır, rablarındandır, amma küfre saplananlar Allah böyle bir mesel ile ne murad etmiş? derler, evet Allah onunla bir çoklarını şaşırtır, yine onunla bir çoklarını yola getirir, hem onunla ancak o fasıkları şaşırtır

    Erhan Aktaş

    Doğrusu Allah, bir sivrisineği veya ondan daha küçüğünü örnek olarak vermekten çekinmez. İman Edenler, bunun, Rabb'lerinden bir gerçek olduğunu bilirler. Kafirler dipnot 1 ise: "Allah, bu örnekle neyi amaçlamıştır?" derler. Allah, bu örnekle birçok kimseyi saptırır, birçok kimseyi de doğru yola iletir. Bununla, ancak fasıkları dipnot 2 saptırır.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bkz. 2:6. ayetin dipnotu.
    2. metne dön, dipnot 2
      Günaha sapan. Günahta ısrar eden. Vahyin belirlediği sınırların dışına çıkan; iyi, doğru, güzel ve temiz şeylerden uzak kalan. İnandığı halde, yaşantı olarak Kafir olan.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Doğrusu Allah, bir sivrisineği veya ondan daha küçüğünü örnek olarak vermekten çekinmez. İman edenler, bunun, Rabb'lerinden bir gerçek olduğunu bilirler. Kafirler dipnot 1 ise: "Allah, bu örnekle neyi amaçlamıştır?" derler. Allah, bu örnekle birçok kimseyi saptırır, birçok kimseyi de doğru yola iletir. Bununla, ancak fasıkları dipnot 2 saptırır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kafir: İnançsız, inanmayan, gerçeğin üzerini örten, gerçeği kabul etmeyen, nankör. Allah'ı ve vahyi reddeden. Küfr, İman'ın karşıtıdır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Günaha sapan. Günahta ısrar eden. Vahyin belirlediği sınırların dışına çıkan; iyi, doğru, güzel ve temiz şeylerden uzak kalan. İnanç olarak inanan, yaşantı olarak Kafir olan.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Doğrusu Allah, bir sivrisineği veya ondan daha üstününü dipnot 1 örnek olarak vermekten çekinmez. İman edenler, bunun, Rabb'lerinden bir gerçek olduğunu bilirler. Gerçeği yalanlayan nankörler ise: "Allah, bu örnekle neyi amaçlamıştır?" derler. Allah, bu örnekle birçok kimseyi saptırır, birçok kimseyi de doğru yola iletir. Bununla, ancak fasıkları dipnot 2 saptırır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Biyolojik olarak daha küçük, daha karmaşık olanı.
    2. metne dön, dipnot 2
      Vahyin belirlediği sınırların dışına çıkan; iyi, doğru, güzel ve temiz şeylerden uzak kalan.

    Gültekin Onan

    Tanrı küçük bir sivrisinekten daha büyüğüne kadar her çeşit örneği vermekten (yedribe meselen) çekinmez. İnananlar bunun rablerinden gelen bir gerçek (hakk) olduğunu bilirler. Kafirler ise "Tanrı bu örnek (mesel) ile neyi amaçladı (irade)?" derler. O, bununla bir kısmını / çoğunu (kesiyr) saptırır (yudıllü-dalalet) ve bir kısmını / çoğunu da doğruya iletir (yehdiy). O, bununla sadece fasıkları saptırır (dalalet).

    Hasan Basri Çantay

    Hakıykat bir sivri sinek olsun, daha üstündeki (büyüğü) olsun her hangi bir şey'i Allah mesel (ve misal) getirmekden çekinmez. Artık iman edenler onun Rablerinden (gelen) bir gerçek olduğunu bilirler. Kafirler ise "Allah bu misal ile ne murad etmişdir" derler. Allah onunla bir çoğunu şaşırtır, yine onunla bir çoğunu yola getirir. Onunla fasıklardan başkasını şaşırtmaz.

    İbni Kesir

    Şüphe yok ki, Allah, bir sivri sineği ve ondan küçük bir şeyi misal getirmekten çekinmez. İman etmiş olanlar bunun Rablarından bir gerçek olduğunu bilirler. Kafirler ise; Allah bu misali vermekle ne murad etmiş? derler. Allah onunla bir çoğunu sapıtır, bir çoğunu da hidayete erdirir. Bununla fasıklardan başkasını saptırmaz.

    Mehmet Alagaş

    (26-29) Allah sivri sineği yahut onun daha üstünde bir şeyi örnek vermekten çekinmez, iman edenler şunu bilirler ki muhakkak ki o Rablerinden gelen bir gerçektir / bir haktır, kafirler ise Allah bu örneği vermekle neyi murat etti derler, çoğu onunla sapar, çoğu da onula yola girer / hidayet bulur , onunla / verilen örnekle fasıklar dışındakiler sapacak değildir , onlar / fasıklar kesin olarak sözleştikten sonra Allah’a verdikleri sözleşmeyi / ahdi bozarlar, Allah’ın bağlanması / birleştirilmesi gereken emrini de keser / parçalar, arzda bozgunculuk çıkarır, işte onlar hasara uğrayanlardır. Nasıl olur da Allah’ı yok sayarsınız? / görmezden gelirsiniz? Sizler ölü idiniz size hayat verdi, sonra sizi öldürür sonra hayat verir , sonra ona döndürülürsünüz, O ki arzın üzerinde ne varsa hepsini, sizin için yarattı, sonra göğe yönelip onları yedi sema olarak düzenledi, O her şeyi bilir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Allah, bir sivrisineği ve onun üzerinde bir şeyi örnek vermekten haya etmez. İman edenler, onun Rablerinden gelen bir gerçek olduğunu bilirler, ama kâfirler; "Allah bu misalle ne demek istiyor?" derler. Allah, bu misalle birçoklarını dalalette bırakır, birçoklarını da hidayete erdirir. Onunla ancak fasıkları saptırır.

    Süleyman Ateş

    Allah, bir sivrisineği hatta onun da üstünde olan(ondan daha zayıf bir varlığ)ı misal vermekten utanmaz. İnananlar onun, Rablerinden (gelen) bir gerçek olduğunu bilirler. İnkar edenler ise: "Allah, bu misalle ne demek istedi?" derler. (Allah), onunla birçoğunu saptırır ve yine onunla birçoğunu yola getirir. Onunla sadece fasıkları saptırır.

    Süleymaniye Vakfı

    Allah herhangi bir şeyi, bir sivrisineği de onun üstünde olanı dipnot 1 da örnek vermekten çekinmez. dipnot 2 İnanıp güvenenler bilirler ki bu örnek, Rablerinden gelen bir gerçektir. Kafirlik edenler ise şöyle diyeceklerdir: "Allah bunu örnek vererek neyi amaçlamış olabilir ki! dipnot 3 " Allah, bununla birçoğunun yoldan çıktığına, birçoğunun da yola geldiğine karar verir; dipnot 4 yoldan çıktığına karar verdikleri sadece fasıklardır. dipnot 5

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bir varlığın diğerinin "üstünde" sayılması, "büyüklük-küçüklük, fayda-zarar, karmaşıklık-basitlik" gibi farklı açılardan olabilir. Allah'ın verdiği örnekler için bu kelimeyi tercih etmesi, örneklerin çeşitliliğini vurgulaması bakımından önemlidir (İsra 17/89, Kehf 18/54, Rum 30/58, Zümer 39/27-28). Allah'a inanıp güvenen herkes, ondan gelen her şeye büyük değer verir. Sivrisineğin de küçümsenecek bir tarafı yoktur. Yapılan araştırmalara göre sivrisineğin 3500 farklı türü vardır. İnsan ve hayvanlardaki solunum, sindirim, dolaşım gibi biyolojik sistemlerin tamamı mikro düzeyde birkaç milimetrelik bir sivrisineğin vücuduna yerleştirilmiştir. Sivrisinekler, binlerce basit gözün bir araya gelmesiyle oluşmuş bir çift petek göze sahiptir. Memelilerin hiçbir kas veya ekleminin yapamayacağı güçle, saniyede 1000 kez kanat çırparak rüzgarsız havada saniyede bir metre yol katederler. Ayak uçlarındaki pulvillum adı verilen vantuz şeklindeki yapılar sayesinde duvarda ve tavanda yürüyebilirler. Dişi sivrisinekler, yumurtalarını geliştirebilmek amacıyla kan emerler. Antenlerindeki harekete, sese ve kokuya duyarlı küçük kıllar vasıtasıyla zifiri karanlıkta yayılan ısıyı; ter, karbondioksit ve nem kokularını kolaylıkla algılayıp tespit ettikleri insan ve hayvanlara konarlar. Sensörleri yardımıyla deri altındaki kılcal damarları tespit eder ve yedi parçalı ağız yapısıyla deriyi keserek doğrudan damar içerisine sondaj yaparlar. Kolayca kan emebilmek amacıyla tükürük salgısıyla ağrı oluşumunu ve kanın pıhtılaşmasını önlerler. Sivrisineğin üzerinde ve içinde barınma ve beslenme sağlayan daha küçük canlılar vardır. Onlara mikrobiyata denir. Yapılan araştırmalar özellikle bakteriyel mikrobiyatanın, sivrisineğin üreme yeteneğini, erkek veya dişi olmasını, larvadan ergine büyümesini, sindirimini, bağışıklığını ve hatta davranış özelliklerini bile önemli ölçüde etkilediğini ortaya koymuştur. Bunun dışında küçücük sivrisineğin üzerinde yaşayan akarlardan, kan emerek beslenen sinekler de vardır. (Mehmet Yaman, M. 2020. Veteriner Entomoloji Ders Notları, MKÜ, Vet. Fak.; Lin D ve ark, 2021. Bacterial composition of …, Parasit Vectors.; 14: 586.) https://www.parasitesandvectors.com/content/6/1/326.
    2. metne dön, dipnot 2
    3. metne dön, dipnot 3
    4. metne dön, dipnot 4
      Her insan, Allah'ın varlığını, birliğini ve kendisinin sahibi olduğunu, ömür boyu yaptığı gözlemlerle, tekrar tekrar kavrar. (A'raf 7/172-173) Kendini yanlışlardan koruması gerektiğini de bilir. Ayetleri iyi anlayan herkes, onların Allah'a ait olduğu konusunda kesin bir kanaate varır (Fussilet 41/53-54) ve onlara uyma sözü verir (Maide 5/7).
    5. metne dön, dipnot 5

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah hiçbir şeyi örnek vermekten çekinmez, bir sivrisinek de daha üstü de olabilir. Allah'a güvenenler bilirler ki o, Sahipleri (Rableri) tarafından verilmiş doğru örnektir. Kafirler dipnot 1 ise şöyle derler: "Ne yani, Allah böyle bir örnekle neyi amaçlamış olabilir!" Bu yolla Allah, birçoğunun sapıttığına, birçoğunun da yola geldiğine karar verir. Sapıttığına karar verdikleri sadece (fasıklar) yoldan çıkmış olanlardır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayetleri görmezden gelenler.

    Şaban Britch

    Allah, bir sivrisineği ve onun üzerinde bir şeyi örnek vermekten haya etmez. İman edenler, onun Rab’lerinden gelen bir gerçek olduğunu bilirler, ama kâfirler; "Allah bu misalle ne demek istiyor?" derler. Allah, bu misalle bir çoklarını dalalette bırakır, bir çoklarını da hidayete çıkarır, şaşkın bırakılanlar ancak yoldan çıkan fasıklardır.

    Şaban Piriş

    Allah, bir sivrisineği ve onun üzerinde bir şeyi örnek vermekten çekinmez. İman edenler, onun Rab'lerinden gelen bir gerçek olduğunu bilirler, ama kafirler: -Allah, bu misalle ne demek istiyor? derler. Allah, bu misalle bir çoklarını şaşkınlıkta bırakır, bir çoklarını da doğru yola çıkarır, şaşkın bırakılanlar yalnızca yoldan çıkanlardır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Şu bir gerçek ki Allah, bir sivrisineği hatta onun da üstündeki bir varlığı örnek göstermekten sıkılmaz. Böyle bir durumda, inananlar bilirler ki o, Rablerinden bir gerçektir. Küfre sapmışlar ise şöyle derler: "Allah, bunu örnek vermekle ne demek istedi?" Allah onunla birçoğunu saptırır, birçoğunu da onunla doğruya ve güzele kılavuzlar. Allah onunla fasıklardan başkasını saptırmaz.

  7. Bakara suresi, 27. ayet — bütün mealleriyle aç

    Bakara suresi, 27. ayet. ٱلَّذِينَ يَنقُضُونَ عَهْدَ ٱللَّهِ مِنۢ بَعْدِ مِيثَٰقِهِۦ وَيَقْطَعُونَ مَآ أَمَرَ ٱللَّهُ بِهِۦٓ أَن يُوصَلَ وَيُفْسِدُونَ فِى ٱلْأَرْضِ أُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْخَٰسِرُونَ

    Diyanet İşleri

    Onlar, Allah'a verdikleri sözü, pekiştirilmesinden sonra bozan, Allah'ın korunmasını emrettiği bağları (iman, akrabalık, beşeri ve ahlaki bütün ilişkileri) koparan ve yeryüzünde bozgunculuk yapan kimselerdir. İşte onlar ziyana uğrayanların ta kendileridir.

    Mehmet Okuyan

    Allah'a verdikleri sözü sözleştikten sonra bozanlar, dipnot 1 Allah'ın birleştirilmesini (gözetilmesini) emrettiği şeyleri kesenler (terk edenler) ve yeryüzünde bozgunculuk çıkaranlar var ya, işte onlar kaybedenlerin ta kendileridir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Burada her insanın Allah'ı tek ilah olarak kabul edecek fıtratta yaratılması mecaz olarak "sözleşme" şeklinde kullanılmaktadır. Bununla ilgili bkz. A‘râf 7:172; Rûm 30:30; Hucurât 49:7; Şems 91:7-8.

    Mustafa İslamoğlu

    Onlar ki (fıtrat) sözleşmesinden sonra Allah'ın (aldığı) sözü bozarlar, Allah'ın kurulmasını emrettiği bağları kesip koparırlar ve yeryüzünde ahlaklı çürümeye neden olurlar işte bunlardır hüsrana uğrayanlar!

    Muhammed Esed

    Onlar ki, (fıtratlarına) yerleştikten sonra Allah'a karşı taahhütlerini bozarlar, Allah'ın birleştirilmesini emrettiği şeyi koparıp ayırır ve yeryüzünü fesada verirler: İşte bunlardır hüsrana uğrayanlar.

    Ahmed Hulusi

    Onlar, Allah ahdini (Esma'sını açığa çıkarmanın farkındalığıyla yaşama istidadının gereğini) dünyaya geldikten sonra yerine getirmezler. Birleştirilmesini emrettiğini (Esma hakikati müşahedesini) keserler ve arzda (bedensel yaşam boyutunda) fesat çıkarırlar (bedensel arzular {karındaki ikinci beyin dürtüleri - komutları/nefsi emmare} peşinde ömür tüketirler). İşte bunlar hüsrana uğrayanların ta kendileridir.

    Ali Bulaç

    Ki (bunlar) Allah'ın ahdini, onu kesin olarak onayladıktan sonra bozarlar, Allah'ın kendisiyle birleştirilmesini emrettiği şeyi keserler ve yeryüzünde bozgunculuk çıkarırlar. Kayba uğrayanlar, işte bunlardır.

    Ali Özek ve heyeti

    Onlar öyle (fasıklar) ki, kesin söz verdikten sonra Allah'ın ahdini bozarlar (sözlerinden dönerler). Allah'ın, birleştirilmesini emrettiğin (sıla-i rahim) i keserler ve yeryüzünde fitne ve fesat çıkarırlar. İşte onlar gerçekten zarara uğrayanlardır.

    Ali Rıza Safa

    Allah'a verdikleri sözü güçlendirdikten sonra bozanlar, Allah'ın birleştirilmesini buyruk verdiği şeyi kesenler ve yeryüzünde bozgunculuk yapanlar; yitime uğrayanlar, işte onlardır.

    Bayraktar Bayraklı

    O fasıklar ki, Allah'a kesin söz verdikten sonra sözlerinden dönerler; Allah'ın bitiştirilmesini emrettiği ilişkileri keser ve yeryüzünde bozgunculuk yaparlar. Onlar manen iflas etmiş kimselerdir.

    Edip Yüksel

    Onlar ki ALLAH ile yaptıkları anlaşmaya bağlılık sözü verdikten sonra onu bozarlar, ALLAH'ın birleştirilmesini emrettiği şeyi keserler ve yeryüzünde bozgunculuk yaparlar. İşte onlar kaybedenlerdir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onlar ki ALLAH ile yaptıkları anlaşmaya bağlılık sözü verdikten sonra onu bozarlar, ALLAH'ın birleştirilmesini emrettiği şeyi keserler ve yeryüzünde bozgunculuk yaparlar. İşte onlar kaybedenlerdir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    ki Allah'a kesin söz verdikten sonra bozarlar, Allah'ın riayet edilmesini emrettiği ilişkileri keser ve yeryüzünde bozgunculuk yaparlar. İşte onlar, hep o hüsrana düşenlerdir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    ki Allahın ahdini misak ile bağlandıktan sonra bozarlar, Allahın vaslını emrettiğini kat'ederler ve yer yüzünde fesad yaparlar, işte bunlar hep o husrana düşenlerdir

    Erhan Aktaş

    O kimseler misaklerinden dipnot 1 sonra Allah'ın ahdini dipnot 2 bozarlar. Allah'ın bağlı kalınmasını istediği şeyle bağlarını koparırlar ve yeryüzünde bozgunculuk yaparlar. İşte onlar, hüsrana uğrayanlardır.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Antlaşmalarından.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bir şeyin yapılacağına dair için özgür irade ile verilmiş olan her türlü söz.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Misaklerinden dipnot 1 sonra Allah'ın ahdini dipnot 2 bozanlar; Allah'ın bağlı kalınmasını istediği şeyle bağlarını koparanlar ve yeryüzünde bozgunculuk yapan kimselerdir. İşte onlar, hüsrana uğrayacaklardır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Antlaşmalarından.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bir şeyin yapılması için özgür irade ile

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onlar ki; anlaştıktan sonra, Allah'a verdikleri sözü bozan, Allah'ın korunmasını istediği bağları koparan ve yeryüzünde bozgunculuk çıkaran kimselerdir. İşte onlar, hüsrana uğrayacaklardır.

    Gültekin Onan

    Onlar ki Tanrı ile yaptıkları anlaşmayı (ahid) onayladıktan (misakihi) sonra onu bozarlar, Tanrı'nın birleştirilmesini buyurduğu şeyi keserler / ayırırlar ve yeryüzünde bozgunculuk (fesad) yaparlar. İşte onlar zarara uğrayanlardır (hümülhasirun).

    Hasan Basri Çantay

    O (fasıklar) ki Allanın, (Kitablarında Muhammede iman etmeleri hakkındaki ahid (ve emr) ini onu te'kid de etdikden sonra bozarlar, Allah'ın birleştirilmesini emretdiği şey'i (hısımlık rabıtalarını, cem'iyyet birliğini, peygambere imanda birleşmeyi) keserler, yer yüzünde bozgunculuk yaparlar. İşte onlar hüsrane (maddi ve manevi en büyük zarara) uğrayanların ta kendileridir.

    İbni Kesir

    Allah'ın ahdini pekiştirdikten sonra bozanlar, birleştirilmesini emrettiği şeyi koparanlar, yeryüzünde fesad çıkaranlar, işte onlar hüsrana uğrayanların ta kendileridir.

    Mehmet Alagaş

    (26-29) Allah sivri sineği yahut onun daha üstünde bir şeyi örnek vermekten çekinmez, iman edenler şunu bilirler ki muhakkak ki o Rablerinden gelen bir gerçektir / bir haktır, kafirler ise Allah bu örneği vermekle neyi murat etti derler, çoğu onunla sapar, çoğu da onula yola girer / hidayet bulur , onunla / verilen örnekle fasıklar dışındakiler sapacak değildir , onlar / fasıklar kesin olarak sözleştikten sonra Allah’a verdikleri sözleşmeyi / ahdi bozarlar, Allah’ın bağlanması / birleştirilmesi gereken emrini de keser / parçalar, arzda bozgunculuk çıkarır, işte onlar hasara uğrayanlardır. Nasıl olur da Allah’ı yok sayarsınız? / görmezden gelirsiniz? Sizler ölü idiniz size hayat verdi, sonra sizi öldürür sonra hayat verir , sonra ona döndürülürsünüz, O ki arzın üzerinde ne varsa hepsini, sizin için yarattı, sonra göğe yönelip onları yedi sema olarak düzenledi, O her şeyi bilir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onlar, Allah ile yapılan sözleşmeyi kabul ettikten sonra bozan, Allah’ın, birleştirilmesini emrettiği şeyi koparan ve yeryüzünde bozgunculuk yapanlardır. İşte kaybedecek olanlar onlardır.

    Süleyman Ateş

    Onlar ki, söz verip bağlandıktan sonra Allah'a verdikleri sözü bozarlar, Allah'ın, birleştirmesini emrettiği şeyi (iman ve akrabalık bağlarını) keserler ve yeryüzünde bozgunculuk yaparlar; işte ziyana uğrayanlar onlardır.

    Süleymaniye Vakfı

    Fasıklar; Allah'a verdikleri sözü sağlamlaştırdıktan sonra sözünden cayan, Allah'ın kurulmasını emrettiği bağı koparan dipnot 1 ve yeryüzünde bozgunculuk yapanlardır. Kaybedenler işte onlardır. dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Burada verilen söz, Allah'ın tek ilah olduğu, onun bir ortağının olmadığı ve kulluğun sadece ona yapılacağı sözüdür (A'raf 7/172-173, Yasin 36/60-61). Verdiği bu sözün gereğini yerine getirmeyenler, sinir uçlarından da yakın olan Allah'ı (Kaf 50/16) uzakta sayıp araya koyduğu aracılarla ona ulaşmaya çalışarak (Zümer 39/3) veya Allah'ın ayetlerini görmezlikten gelip onun yerine kendi sözünü (Kasas 28/50) yahut başkasının sözünü koyarak (Tevbe 9/31) kafir olmuş ve şirke düşmüş olurlar (Al-i İmran 3/151). Böylece, Allah'la aralarına, kendi arzularını veya kutsal saydıkları şeyleri koyup aradaki bağı koparmış olurlar. İşte Allah'ın koparılmamasını istediği bağ budur (Ra'd 13/19-21). Buradaki yasağın, akrabalık bağı ile bir ilgisi yoktur.
    2. metne dön, dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Fasıklar, Allah'a verdikleri sözün kesinleşmesinden sonra Allah'ın birleştirilmesini emrettiğini ayırarak dipnot 1 ve tabii düzeni bozarak sözlerinden cayanlardır. dipnot 2 Zarar edenler işte onlardır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kafir, Allah'ı ikinci sıraya koyarak onunla doğrudan ilişkiyi kesendir. Yoksa Allah, her kişinin en yakınıdır. Bir ayet şöyledir: "İnsanı biz yarattık, içinden neler geçtiğini biliriz. Biz ona şah damarından da yakınız." (Kaf 50/16) Kur'an'ın Allah'ın kitabı olduğunu kavrayanlar da Bakara 2/285. ayetteki gibi Allah'a içten söz verirler. Onlarla ilgili ayet şudur: "Allah'ın size olan nimetini ve sizinle sözleştiği zaman O'na verdiğiniz sözü aklınızdan çıkarmayın; hani "İşittik ve itaat ettik" demiştiniz. Allah'tan çekinerek kendinizi koruyun, çünkü Allah içinizde olanı bilir." (Maide 5/7)
    2. metne dön, dipnot 2
      Her insan, Allah'ın varlığını ve birliğini, kendi sahibi olduğunu gözlemiyle kavrar ve içten ona bağlılığını bildirir.

    Şaban Britch

    Ki onlar, Allah ile yapılan sözleşmeyi kabul ettikten sonra bozanlar, Allah’ın, birleştirilmesini emrettiği şeyi parçalayanlar ve yeryüzünde bozgunculuk yapanlardır. İşte kaybedecek olanlar onlardır.

    Şaban Piriş

    Ki onlar, Allah ile yapılan sözleşmeyi kabul ettikten sonra bozanlar, Allah'ın, birleştirilmesini emrettiği şeyi parçalayanlar ve yeryüzünde bozgunculuk yapanlardır. İşte kaybedecek olanlar onlardır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    O fasıklar ki Allah'a verdikleri ahdi, onunla anlaşıp bağlandıktan sonra bozar, Allah'ın birleştirilmesini emrettiği şeyi keser ve yeryüzünde bozgun çıkarırlar. İşte bunlardır hüsrana uğrayanlar.

  8. Bakara suresi, 28. ayet — bütün mealleriyle aç

    Bakara suresi, 28. ayet. كَيْفَ تَكْفُرُونَ بِٱللَّهِ وَكُنتُمْ أَمْوَٰتًا فَأَحْيَٰكُمْ ثُمَّ يُمِيتُكُمْ ثُمَّ يُحْيِيكُمْ ثُمَّ إِلَيْهِ تُرْجَعُونَ

    Diyanet İşleri

    Siz cansız (henüz yok) iken sizi dirilten (dünyaya getiren) Allah'ı nasıl inkar ediyorsunuz? Sonra sizleri öldürecek, sonra yine diriltecektir. En sonunda O'na döndürüleceksiniz.

    Mehmet Okuyan

    Siz ölü (cansız)ken size hayat veren Allah'ı nasıl oluyor da inkâr ediyorsunuz! Sonra sizi öldürecek, sonra sizi (tekrar) diriltecek ve sonunda yalnızca O'na döndürüleceksiniz. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayette insanlar için söz konusu olan beş aşama dile getirilmektedir. İnsan bedeninin canlanmadan ve ruh sahibi kılınmadan önceki hali onun ölüm yani cansız halidir. Bu ilk aşamadır. İkinci aşamada Yüce Allah insanlar ölüyken onları hayata getirdiğini ifade ederek cansız veya doğadaki halden kendilerini canlı ve hayat sahibi bir dönüşüme tabi kıldığını belirtmektedir. Üçüncü aşamada bu hayata geldikten sonra zamanı geldiğinde insanları vefat ettireceğini, dördüncü aşamada onları yeniden dirilteceğini, beşinci aşamada ise hesap vermek üzere huzuruna döndürüleceklerini ifade etmektedir.

    Mustafa İslamoğlu

    Cansızken size hayat bahşeden, ardından sizi öldürecek ve ondan sonra da diriltecek olan, en sonunda sizi kendisine döndürecek olan Allah'a karşı nasıl olur da nankörlük yaparsınız?

    Muhammed Esed

    Cansız iken size hayat veren ve sizi ölüme götüren, sonra tekrar hayata kavuşturan ve (sonunda) Kendisine döndürüleceğiniz Allah'ı nasıl inkar edersiniz?

    Ahmed Hulusi

    Nasıl da varlığınızın hakikatinin Allah Esma'sı (B işareti kapsamında) olduğunu inkar ediyorsunuz? Ölüydünüz (hakikatinizin ne olduğunu bilmeden yaşıyordunuz), O sizi diriltti (inzal ettiği ilimle size hayat verdi); sizi yine öldürecek (kendini sırf bedenmiş gibi kabul halinden), yine diriltecek (kendini beden sanma halinden arındırarak bilinç boyutu haliyle yaşam). . . Nihayet sonunda hakikatinizi göreceksiniz!

    Ali Bulaç

    Nasıl oluyor da Allah'ı inkar ediyorsunuz? Oysa ölü iken sizi O diriltti; sonra sizi yine öldürecek, yine diriltecektir ve sonra O'na döndürüleceksiniz.

    Ali Özek ve heyeti

    Ey kâfirler! Siz ölü iken sizi dirilten (dünyaya getirip hayat veren) Allah'ı nasıl inkâr ediyorsunuz? Sonra sizi öldürecek, tekrar sizi diriltecek ve sonunda O'na döndürüleceksiniz.

    Ali Rıza Safa

    Allah'a nasıl nankörlük edersiniz? Oysa sizler ölüydünüz. Ardından size yaşam verdi. Sonra sizi öldürecek; sonra size yeniden yaşam verecek. Sonra, O'na döndürüleceksiniz.

    Bayraktar Bayraklı

    Allah'ı nasıl inkar ediyorsunuz? Siz yokken, sizi var etti. Sonra sizi öldürecek ve sonra tekrar diriltecek. Sonunda O'na döndürüleceksiniz.

    Edip Yüksel

    ALLAH'ı nasıl inkar edersiniz? Siz ölüler idiniz o sizi diriltti. Sonra sizi öldürür ve tekrar diriltir ve sonunda ona döndürülürsünüz. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Biz yoktuk/ölüydük, bu dünyada hayat kazandık, yine öleceğiz ve kıyamet (diriliş) günü yeniden hayat bulacağız.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    ALLAH'ı nasıl inkar edersiniz? Siz ölüler idiniz o sizi diriltti. Sonra sizi öldürür ve tekrar diriltir ve sonunda ona döndürülürsünüz.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Allah'a nasıl küfrediyorsunuz ki, ölü iken sizleri diriltti. Sonra sizleri yine öldürecek, sonra sizleri yine diriltecek, sonra da döndürülüp O'na götürüleceksiniz!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Allaha nasıl küfr ediyorsunuz ki ölü idiniz sizleri diriltti. Sonra sizleri yine öldürecek sonra sizleri yine diriltecek. Sonra da döndürülüp ona götürüleceksiniz

    Erhan Aktaş

    Allah'a, nasıl küfrediyorsunuz? Siz ölüler dipnot 1 iken sizi var etti, sonra sizi öldürecek, sonra tekrar dirilterek kendisine döndürecektir.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Henüz hayatta değilken, yaratılmamışken, daha can verilmemişken.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Allah'a, nasıl gerçeğin üzerini örterek nankörlük edersiniz? Sizi ölüler dipnot 1 iken var etti, sonra sizi öldürecek, sonra tekrar dirilterek kendisine döndürecektir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Henüz yokken, cansızken.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Sizi yoktan var eden Allah'ı nasıl inkar edersiniz! Sonra sizi öldürecek, sonra tekrar dirilterek kendisine döndürecektir.

    Gültekin Onan

    Tanrı'ya nasıl küfredersiniz? Siz ölüler (emvaten) idiniz, o sizi diriltti (feahyaküm). Sonra sizi öldürür (yümiytüküm) ve tekrar diriltir (yuhyiyküm) ve sonunda / sonra da ona döndürülüceksiniz / döneceksiniz (türceun).

    Hasan Basri Çantay

    Allaha nasıl olub da küfrediyor (Onun varlığını ve birliğini inkar ediyor) sunuz? Halbuki siz ölüler iken (henüz babalarınızın sulbünde bir nutfe iken annelerinizin rahminde, sonra da dünyada sizi) O diriltdi. Sonra sizi yine O öldürecek, tekrar sizi (kabirde ve neşirde) O diriltecek ve nihayet (Haşirden sonra) yine yalınız ona döndürüleceksiniz.

    İbni Kesir

    Nasıl oluyor da Allah'ı inkar ediyorsunuz? Halbuki siz ölüler iken O diriltti. Sonra sizi öldürecek, sonra tekrar diriltecek, en sonunda yalnız O'na döndürüleceksiniz.

    Mehmet Alagaş

    (26-29) Allah sivri sineği yahut onun daha üstünde bir şeyi örnek vermekten çekinmez, iman edenler şunu bilirler ki muhakkak ki o Rablerinden gelen bir gerçektir / bir haktır, kafirler ise Allah bu örneği vermekle neyi murat etti derler, çoğu onunla sapar, çoğu da onula yola girer / hidayet bulur , onunla / verilen örnekle fasıklar dışındakiler sapacak değildir , onlar / fasıklar kesin olarak sözleştikten sonra Allah’a verdikleri sözleşmeyi / ahdi bozarlar, Allah’ın bağlanması / birleştirilmesi gereken emrini de keser / parçalar, arzda bozgunculuk çıkarır, işte onlar hasara uğrayanlardır. Nasıl olur da Allah’ı yok sayarsınız? / görmezden gelirsiniz? Sizler ölü idiniz size hayat verdi, sonra sizi öldürür sonra hayat verir , sonra ona döndürülürsünüz, O ki arzın üzerinde ne varsa hepsini, sizin için yarattı, sonra göğe yönelip onları yedi sema olarak düzenledi, O her şeyi bilir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Allah'ı nasıl inkâr edersiniz? Hâlbuki ölü idiniz de sizleri diriltti, sonra öldürecek, sonra tekrar diriltecek ve sonunda O'na döndürüleceksiniz.

    Süleyman Ateş

    Allah'a nasıl nankörlük edersiniz ki, siz ölüler idiniz, O sizi diriltti; yine öldürecek, yine diriltecek; sonra O'na döndürüleceksiniz.

    Süleymaniye Vakfı

    Allah'a karşı nasıl kafirlik edersiniz! dipnot 1 Siz cansız varlıklardınız, dipnot 2 size o hayat verdi. Sonra sizin canınızı alacak ve daha sonra yeniden hayat verecektir. Sonunda onun huzuruna çıkarılacaksınız. dipnot 3

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
      Allah insanı topraktan bir bitki gibi bitirmiştir (Nuh 71/17-18). Bitkiler topraktaki cansız /inorganik maddelerle beslenir ve büyürler. İnsanlar da topraktan yetişen bitkilerle, etçil veya otçul hayvanlarla beslenir. Demek ki bitkiler gibi, insanların da yapı taşlarını oluşturan temel maddeler en başta cansızdır. İnsan ölüp de toprağa karıştığında tekrar cansız /inorganik elementler haline gelir. Kıyamette de tıpkı ilk yaratılışı gibi topraktan yaratılacak, topraktaki elementler, onun oluşup gelişmesini sağlayacaktır (Rum 30/19, Zuhruf 43/11, Kaf 50/9-11).
    3. metne dön, dipnot 3

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah'a karşı nasıl iyilik bilmez olursunuz! Cansız haldeydiniz, size canı O verdi! Sonra sizi cansız hale getirecek ve yeniden can verecektir. dipnot 1 Sonra O'nun huzuruna çıkarılacaksınız.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bizler yokken, bizi oluşturan maddeler vardı; biz onlarla hayat bulduk. (bkz. İnsan 76/1) Yine o maddelere dönüşüp toprak olacak ve bir kez daha hayat bulacağız. (bkz. Mümin 40/11- Kaf 50/2-4) Ayet, bu durumu anlatmaktadır.

    Şaban Britch

    Nasıl olur da Allah’a karşı kâfir olabilirsiniz? Oysa, siz cansız iken, size o can verdi. Sonra sizin yine canınızı alacak; sonra da sizi diriltecek ve sonunda yine yalnızca O’na döndürüleceksiniz.

    Şaban Piriş

    Nasıl olur da Allah'a karşı nankör olabilirsiniz? Oysa, siz cansız iken, size o can verdi. Sonra sizin yine canınızı alacak; sonra da sizi diriltecek ve sonunda yine yalnızca O'na döndürüleceksiniz.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Allah'a nasıl nankörlük ediyorsunuz?! Siz ölülerdiniz, O sizi diriltti. Sizi yine öldürecek ve sonra diriltecektir. Nihayet O'na döndürüleceksiniz.

  9. Bakara suresi, 29. ayet — bütün mealleriyle aç

    Bakara suresi, 29. ayet. هُوَ ٱلَّذِى خَلَقَ لَكُم مَّا فِى ٱلْأَرْضِ جَمِيعًا ثُمَّ ٱسْتَوَىٰٓ إِلَى ٱلسَّمَآءِ فَسَوَّىٰهُنَّ سَبْعَ سَمَٰوَٰتٍ وَهُوَ بِكُلِّ شَىْءٍ عَلِيمٌ

    Diyanet İşleri

    O, yeryüzünde olanların hepsini sizin için yaratan, sonra göğe yönelip onları yedi gök halinde düzenleyendir. O, her şeyi hakkıyla bilendir.

    Mehmet Okuyan

    O, yerde ne varsa hepsini sizin için yaratmıştır. Sonra göğe yönelmiş, onu yedi kat dipnot 1 olarak (yaratıp) düzenlemiştir. O her şeyi bilendir. dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Göklerin "yedi kat" oluşuyla ilgili bkz. Bakara 2:29; İsrâ 17:44; Mü'minûn 23:86; Fussilet 41:12; Talâk 65:12; Mülk 67:3; Nûh 71:15. Bununla birlikte "yedi yol" (Mü'minûn 23:17) ve "yedi güçlü yapı" (Nebe' 78:12) ifadeleri de bulunmaktadır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu ayet Fussilet 41:9-12. ayetlerle okunmalıdır.

    Mustafa İslamoğlu

    Yeryüzündekilerin tümünü sizin için yaratan, sonra göğe yönelerek onu yedi gök olarak düzenleyen O'dur: Nihayet her şeyin bilgisine sahip olan da O'dur.

    Muhammed Esed

    Ve dünya üzerinde ne varsa sizin için yaratan, plan ve tasarımını göklere uygulayıp onları yedi gök şeklinde düzenleyen O'dur; ve yalnızca O'dur her şeyin tam bilgisine sahip olan.

    Ahmed Hulusi

    "HU" (O işaretini boyutsal derinlikli düşünmek gerekir) yarattı sizin için arzda olanların (bedeninizdeki özelliklerin) tümünü; sonra da şuur (beyin) boyutunuza yönelip onu yedi kat (yedi idrak kapasitesi - Nefs mertebesi) olarak düzenledi. O her şeyi bizatihi kendinden yarattığı içindir ki her şeyi bilendir.

    Ali Bulaç

    Sizin için yerde olanların tümünü yaratan O'dur. Sonra göğe yönelip (istiva edip) de onları yedi gök olarak düzenleyen O'dur. Ve O, herşeyi bilendir.

    Ali Özek ve heyeti

    O, yerde ne varsa hepsini sizin için yarattı. Sonra (kendine has bir şekilde) semaya yöneldi, onu yedi kat olarak yaratıp düzenledi (tanzim etti). O , her şeyi hakkıyla bilendir .

    Ali Rıza Safa

    O, yeryüzünde olanların tümünü sizin için yarattı. Sonra gökyüzüne yönelerek, yedi gök olarak onları düzenledi. Çünkü O, her şeyi Bilendir.

    Bayraktar Bayraklı

    Allah, yerde olanların hepsini sizin için yarattı, sonra iradesini göğe yöneltip onları yedi gök olarak düzenledi. O, her şeyi bilendir.

    Edip Yüksel

    Yeryüzünde her şeyi sizin için yaratan O'dur. Nitekim göğe yönelip onu yedi gök olarak düzenledi. O, her şeyi Bilir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Yeryüzünde herşeyi sizin için yaratan O'dur. Sonra göğe yönelip onu yedi gök olarak düzenledi. O, her şeyi Bilir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    O öyle bir yaratıcıdır ki, yerde ne varsa hepsini sizin için yarattı; sonra iradesini göğe yöneltip onları yedi gök olarak düzenledi. O, her şeyi pek iyi bilendir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    O, o halikdir ki yerde ne varsa hepsini sizin için yarattı. Sonra Semaya inayet buyurdu da onları yedi sema halinde nizamına koydu o her şey'i bilir bir alimdir

    Erhan Aktaş

    O ki yeryüzündekilerin tamamını sizin için yarattı. Sonra O, göğe isteva dipnot 1 etti; onları yedi gök halinde düzenledi. O, Her Şeyi Bilen'dir.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Göğe egemen oldu, onu düzenledi, ona işleyiş yasalarını koydu.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    O ki yeryüzündekilerin tamamını sizin için yarattı. Sonra O, göğe istiva dipnot 1 etti; onları yedi gök halinde düzenledi. O, Her Şeyi Bilen'dir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Göğe egemen oldu, onu düzenledi, ona işleyiş yasalarını koydu.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    O ki yeryüzündeki her şeyi sizin için yarattı. Sonra O, göğe istiva dipnot 1 etti; onları yedi gök halinde düzenledi. O, Her Şeyi Bilen'dir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Gökyüzüne egemen oldu, onu düzenledi.

    Gültekin Onan

    Yeryüzündekilerin tümünü sizin için yaratan (haleka) O'dur. Sonra göğe yönelip (istiva) onu yedi gök olarak düzenledi. O her şeyi bilendir.

    Hasan Basri Çantay

    Yerde ne varsa hepsini sizin (faideniz) için yaratan, sonra (iradesi) göğe yönelib de onları yedi gök haalinde tesviye (ve tanzim) eden (sapasağlam yapan) Odur ve O her şey'i hakkıyle bilendir.

    İbni Kesir

    Yerde ne varsa hepsini sizin için yaratan, sonra göğe yönelip onları yedi gök halinde düzenleyen O'dur. O, her şeyi bilendir.

    Mehmet Alagaş

    (26-29) Allah sivri sineği yahut onun daha üstünde bir şeyi örnek vermekten çekinmez, iman edenler şunu bilirler ki muhakkak ki o Rablerinden gelen bir gerçektir / bir haktır, kafirler ise Allah bu örneği vermekle neyi murat etti derler, çoğu onunla sapar, çoğu da onula yola girer / hidayet bulur , onunla / verilen örnekle fasıklar dışındakiler sapacak değildir , onlar / fasıklar kesin olarak sözleştikten sonra Allah’a verdikleri sözleşmeyi / ahdi bozarlar, Allah’ın bağlanması / birleştirilmesi gereken emrini de keser / parçalar, arzda bozgunculuk çıkarır, işte onlar hasara uğrayanlardır. Nasıl olur da Allah’ı yok sayarsınız? / görmezden gelirsiniz? Sizler ölü idiniz size hayat verdi, sonra sizi öldürür sonra hayat verir , sonra ona döndürülürsünüz, O ki arzın üzerinde ne varsa hepsini, sizin için yarattı, sonra göğe yönelip onları yedi sema olarak düzenledi, O her şeyi bilir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    O, yeryüzündeki her şeyi sizin için yaratan, sonra gökyüzüne yönelip yedi kat gök olarak düzenleyendir. O, her şeyi hakkıyla bilendir.

    Süleyman Ateş

    O ki, yeryüzünde ne varsa hepsini sizin için yarattı; sonra göğe yöneldi, onları yedi gök olarak düzenledi. O, herşeyi bilir.

    Süleymaniye Vakfı

    Yerde olan her şeyi sizin için yaratan odur. dipnot 1 Aynı zamanda dipnot 2 göğe yönelmiş ve onları yedi gök olarak düzenlemiştir. dipnot 3 Her şeyi bilen odur.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
      "Aynı zamanda" anlamı verdiğimiz kelime sümme (ثمَ) edatıdır. Bu edat, dört anlamda kullanılır. Bunlardan biri, sıralama veya öncelik-sonralık kastedilmeksizin mutlak beraberliği ifade eder (Mu'cemu'l-Lugati'l-Arabiyyeti'l-Muasıra, Ahmed Muhtar Ömer, Alem-ül Kütüb, 2008, c. 1, s. 328). Ayrıca bkz. Yunus 10/103, Hud 11/3, 52; Beled 90/17.
    3. metne dön, dipnot 3
      Toplam yedi ayette gökler ile yerin altı günde yaratıldığı bildirilir. Yer, iki günde yaratılmış, gıda ölçülerinin tamamlanması için süre dört gün daha uzatılmıştır. Bu süre zarfında göklerin yaratılması da iki gün sürmüştür. (Fussilet 41/9-12). Allah katında bir gün bize göre bin yıl gibi (Secde 32/5, Hac 22/47) olduğundan, bu altı gün bize göre altı bin yıldır. Tabiata canlılık veren Güneş ışınları (duha) ortaya çıkıp karanlıklar ve aydınlık oluşunca (En'am 6/1) yer kabuğunun kaymaması için üstüne dağlar yerleştirilmiş; nehirler, vadiler ve yollar oluşturularak yeryüzü bitkiler ve canlılarla donatılmıştır (Naziat 79/27-33, Nahl 16/15, Enbiya 21/31, Lokman 31/10). Yıldızlarla birlikte hareket eden Dünya ile Güneş sistemi arasında beşik hareketine benzeyen (Taha 20/53, Nebe 78/6-7) bir eğim /deklinasyon oluşturulmuş ve mevsimlerin meydana gelmesine imkan veren bir denge kurulmuştur (Rahman 55/5-8). Bütün bunlar, insanların yararı için olduğundan (Casiye 45/13) insan, en son yaratılan varlıktır (İnsan 76/1-2).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Yerin içinde olan her şeyi sizin için yaratan O'dur. Sonra göğe yönelmiş ve onları yedi gök olarak düzenlemiştir. dipnot 1 Her şeyi bilen O'dur.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Dünya, iki günde yaratıldı; gıda ölçülerinin tamamlanması için süre dört güne çıkarıldı. Son iki günde de gökler yaratıldı (Bkz. Fussilet 41/9-12). Tabiata canlılık veren Güneş ışınları (duha) ortaya çıkıp gece ile gündüz oluşunca da yeryüzü bitkilerle donatıldı. (Naziat 79/27-33)Kur'an'a göre gün, bize göre bin yıl (Secde 32/5), elli bin yıl (Mearic 70/4) olabileceği için buradaki gün, evre anlamındadır.

    Şaban Britch

    Yeryüzündeki her şeyi sizin için yaratan sonra gökyüzüne yönelip yedi kat gök olarak düzenleyen ve her şeyi bilen O’dur.

    Şaban Piriş

    Yeryüzündeki her şeyi sizin için yaratan sonra gökyüzüne yönelip yedi kat gök olarak düzenleyen ve her şeyi bilen O'dur.

    Yaşar Nuri Öztürk

    O Allah'tır ki, yeryüzündekilerin tümünü sizin için yarattı. Sonra göğe saltanat kurdu da onları yedi gök halinde düzenledi. O Alim'dir, her şeyi çok iyi bilir.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.