40. sure

Mü'min Suresi غافر

Bu sureyi dinle — okunan kelime işaretlenir

Konu dizini 9 konu
  1. Kitabın indirilişi ve Arş'ı taşıyan meleklerin duası 1–9 karşılaştır — Kitabın indirilişi ve Arş'ı taşıyan meleklerin duası
  2. İnkâr edenlere nida ve buluşma günü 10–20 karşılaştır — İnkâr edenlere nida ve buluşma günü
  3. Yeryüzünde dolaşın; Mûsâ ve Firavun 21–27 karşılaştır — Yeryüzünde dolaşın; Mûsâ ve Firavun
  4. Firavun ailesinden imanını gizleyen adam 28–45 karşılaştır — Firavun ailesinden imanını gizleyen adam
  5. Ateşte tartışma ve peygamberlere yardım 46–52 karşılaştır — Ateşte tartışma ve peygamberlere yardım
  6. Mûsâ'ya verilen hidayet; sabret 53–59 karşılaştır — Mûsâ'ya verilen hidayet; sabret
  7. "Bana dua edin"; yaratılıştaki deliller 60–68 karşılaştır — "Bana dua edin"; yaratılıştaki deliller
  8. Ayetler hakkında tartışanların sonu 69–76 karşılaştır — Ayetler hakkında tartışanların sonu
  9. Sabret; hayvanlardaki faydalar; azabı görünce iman 77–85 karşılaştır — Sabret; hayvanlardaki faydalar; azabı görünce iman

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır.

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

Kitabın indirilişi ve Arş'ı taşıyan meleklerin duası 1–9

  1. Mü'min suresi, 1. ayet — tek başına aç

    Mü'min suresi, 1. ayet. حمٓ

    ḥâ-mîm.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ha, Mim.

    Ayet detayı — Mü'min suresi, 1. ayet

  2. Mü'min suresi, 2. ayet — tek başına aç

    Mü'min suresi, 2. ayet. تَنزِيلُ ٱلْكِتَٰبِ مِنَ ٱللَّهِ ٱلْعَزِيزِ ٱلْعَلِيمِ

    tenzîlü-lkitâbi mine-llâhi-l`azîzi-l`alîm.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bu kitabın indirilişi, O çok güçlü, herşeyi bilen Allah'tandır.

    Ayet detayı — Mü'min suresi, 2. ayet

  3. Mü'min suresi, 3. ayet — tek başına aç

    Mü'min suresi, 3. ayet. غَافِرِ ٱلذَّنۢبِ وَقَابِلِ ٱلتَّوْبِ شَدِيدِ ٱلْعِقَابِ ذِى ٱلطَّوْلِ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ إِلَيْهِ ٱلْمَصِيرُ

    gâfiri-ẕẕembi veḳâbili-ttevbi şedîdi-l`iḳâbi ẕi-ṭṭavl. lâ ilâhe illâ hû. ileyhi-lmeṣîr.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    O günahkarları bağışlayan, tevbeyi kabul eden, cezalandırması şiddetli, bol lütuf sahibi Allah'tan ki, O'ndan başka tapılacak yoktur. Dönüş de O'nadır.

    Ayet detayı — Mü'min suresi, 3. ayet

  4. Mü'min suresi, 4. ayet — tek başına aç

    Mü'min suresi, 4. ayet. مَا يُجَٰدِلُ فِىٓ ءَايَٰتِ ٱللَّهِ إِلَّا ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ فَلَا يَغْرُرْكَ تَقَلُّبُهُمْ فِى ٱلْبِلَٰدِ

    mâ yücâdilü fî âyâti-llâhi ille-lleẕîne keferû felâ yagrurke teḳallübühüm fi-lbilâd.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Allah'ın ayetleri hakkında yalnızca nankörlük eden kafirler mücadele eder. Şimdi onların memleketler içinde dönüp dolaşmaları seni aldatmasın!

    Ayet detayı — Mü'min suresi, 4. ayet

  5. Mü'min suresi, 5. ayet — tek başına aç

    Mü'min suresi, 5. ayet. كَذَّبَتْ قَبْلَهُمْ قَوْمُ نُوحٍ وَٱلْأَحْزَابُ مِنۢ بَعْدِهِمْ وَهَمَّتْ كُلُّ أُمَّةٍۭ بِرَسُولِهِمْ لِيَأْخُذُوهُ وَجَٰدَلُوا۟ بِٱلْبَٰطِلِ لِيُدْحِضُوا۟ بِهِ ٱلْحَقَّ فَأَخَذْتُهُمْ فَكَيْفَ كَانَ عِقَابِ

    keẕẕebet ḳablehüm ḳavmü nûḥiv vel'aḥzâbü mim ba`dihim. vehemmet küllü ümmetim birasûlihim liye'ḫuẕûhü vecâdelû bilbâṭili liyüdḥiḍû bihi-lḥaḳḳa feeḫaẕtühüm. fekeyfe kâne `iḳâb.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Onlardan önce Nuh kavmi, arkalarından da çeşitli gruplar yalanlamışlardı ve her ümmet kendi peygamberlerini yakalamaya kalkıştı. Onlar, hakkı batıl ile yok etmek için boşuna mücadele ettiler de Ben, onları tuttum alıverdim. (Bak) o vakit nasıl oldu cezalandırmam?!

    Ayet detayı — Mü'min suresi, 5. ayet

  6. Mü'min suresi, 6. ayet — tek başına aç

    Mü'min suresi, 6. ayet. وَكَذَٰلِكَ حَقَّتْ كَلِمَتُ رَبِّكَ عَلَى ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓا۟ أَنَّهُمْ أَصْحَٰبُ ٱلنَّارِ

    vekeẕâlike ḥaḳḳat kelimetü rabbike `ale-lleẕîne keferû ennehüm aṣḥâbü-nnâr.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ve işte o nankörlük eden kafirlere, Rabbinin onların nara (cehennemde) yanacaklarına dair sözü öyle gerçekleşti.

    Ayet detayı — Mü'min suresi, 6. ayet

  7. Mü'min suresi, 7. ayet — tek başına aç

    Mü'min suresi, 7. ayet. ٱلَّذِينَ يَحْمِلُونَ ٱلْعَرْشَ وَمَنْ حَوْلَهُۥ يُسَبِّحُونَ بِحَمْدِ رَبِّهِمْ وَيُؤْمِنُونَ بِهِۦ وَيَسْتَغْفِرُونَ لِلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ رَبَّنَا وَسِعْتَ كُلَّ شَىْءٍ رَّحْمَةً وَعِلْمًا فَٱغْفِرْ لِلَّذِينَ تَابُوا۟ وَٱتَّبَعُوا۟ سَبِيلَكَ وَقِهِمْ عَذَابَ ٱلْجَحِيمِ

    elleẕîne yaḥmilûne-l`arşe vemen ḥavlehû yüsebbiḥûne biḥamdi rabbihim veyü'minûne bihî veyestagfirûne lilleẕîne âmenû. rabbenâ vesi`te külle şey'ir raḥmetev ve`ilmen fagfir lilleẕîne tâbû vettebe`û sebîleke veḳihim `aẕâbe-lceḥîm.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Arşı taşıyanlar ve onun çevresindekiler Rablerini hamd ile tesbih ederler, O'na iman ederler ve iman etmiş olanlar için şöyle bağışlanma dilerler: "Ey Rabbimiz, senin rahmet ve ilmin herşeye geniş (herşeyi kuşatmıştır). Hemen o tevbe edip yoluna uyanları bağışla ve onları cehennem azabından koru!

    Ayet detayı — Mü'min suresi, 7. ayet

  8. Mü'min suresi, 8. ayet — tek başına aç

    Mü'min suresi, 8. ayet. رَبَّنَا وَأَدْخِلْهُمْ جَنَّٰتِ عَدْنٍ ٱلَّتِى وَعَدتَّهُمْ وَمَن صَلَحَ مِنْ ءَابَآئِهِمْ وَأَزْوَٰجِهِمْ وَذُرِّيَّٰتِهِمْ إِنَّكَ أَنتَ ٱلْعَزِيزُ ٱلْحَكِيمُ

    rabbenâ veedḫilhüm cennâti `adnini-lletî ve`attehüm vemen ṣaleḥa min âbâihim veezvâcihim veẕürriyyâtihim. inneke ente-l`azîzü-lḥakîm.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ey Rabbimiz, onları o kendilerine vaad buyurduğun Adn cennetlerine koy; atalarından, eşlerinden ve soylarından dürüst olanları da. Şüphesiz Sen, güçlüsün, hikmet sahibisin Sen!

    Ayet detayı — Mü'min suresi, 8. ayet

  9. Mü'min suresi, 9. ayet — tek başına aç

    Mü'min suresi, 9. ayet. وَقِهِمُ ٱلسَّيِّـَٔاتِ وَمَن تَقِ ٱلسَّيِّـَٔاتِ يَوْمَئِذٍ فَقَدْ رَحِمْتَهُۥ وَذَٰلِكَ هُوَ ٱلْفَوْزُ ٱلْعَظِيمُ

    veḳihimü-sseyyiât. vemen teḳi-sseyyiâti yevmeiẕin feḳad raḥimteh. veẕâlike hüve-lfevzü-l`ażîm.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Onları fenalıklardan koru! Sen, her kimi fenalıklardan korursan, o gün onu gerçekten rahmetinle yarlığamışındır (bağışlamışsındır). İşte asıl büyük kurtuluş da budur!"

    Ayet detayı — Mü'min suresi, 9. ayet

İnkâr edenlere nida ve buluşma günü 10–20

  1. Mü'min suresi, 10. ayet — tek başına aç

    Mü'min suresi, 10. ayet. إِنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ يُنَادَوْنَ لَمَقْتُ ٱللَّهِ أَكْبَرُ مِن مَّقْتِكُمْ أَنفُسَكُمْ إِذْ تُدْعَوْنَ إِلَى ٱلْإِيمَٰنِ فَتَكْفُرُونَ

    inne-lleẕîne keferû yünâdevne lemaḳtü-llâhi ekberu mim maḳtiküm enfüseküm iẕ tüd`avne ile-l'îmâni fetekfürûn.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    O küfredenlere muhakkak şöyle bağırılacaktır: "Kesinlikle Allah'ın gazabı, sizin kendinize karşı olan gazabınızdan daha büyüktür. Çünkü siz imana davet ediliyordunuz da küfrediyordunuz."

    Ayet detayı — Mü'min suresi, 10. ayet

  2. Mü'min suresi, 11. ayet — tek başına aç

    Mü'min suresi, 11. ayet. قَالُوا۟ رَبَّنَآ أَمَتَّنَا ٱثْنَتَيْنِ وَأَحْيَيْتَنَا ٱثْنَتَيْنِ فَٱعْتَرَفْنَا بِذُنُوبِنَا فَهَلْ إِلَىٰ خُرُوجٍ مِّن سَبِيلٍ

    ḳâlû rabbenâ emettene-ŝneteyni veaḥyeytene-ŝneteyni fa`terafnâ biẕünûbinâ fehel ilâ ḫurûcim min sebîl.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Diyecekler ki: "Ey Rabbimiz, bizi iki kere öldürdün, iki kere de dirilttin, şimdi günahlarımızı anladık; acaba çıkmanın bir yolu var mı?"

    Ayet detayı — Mü'min suresi, 11. ayet

  3. Mü'min suresi, 12. ayet — tek başına aç

    Mü'min suresi, 12. ayet. ذَٰلِكُم بِأَنَّهُۥٓ إِذَا دُعِىَ ٱللَّهُ وَحْدَهُۥ كَفَرْتُمْ وَإِن يُشْرَكْ بِهِۦ تُؤْمِنُوا۟ فَٱلْحُكْمُ لِلَّهِ ٱلْعَلِىِّ ٱلْكَبِيرِ

    ẕâliküm biennehû iẕâ dü`iye-llâhü vaḥdehû kefertüm. veiy yüşrak bihî tü'minû. felḥukmü lillâhi-l`aliyyi-lkebîr.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bunun sebebi şudur ki, "Siz tek Allah'a çağırıldığınız zaman inkar ettiniz, O'na ortak koşulduğunda da inanıyordunuz, işte hüküm O ulu, O büyük Allah'ındır."

    Ayet detayı — Mü'min suresi, 12. ayet

  4. Mü'min suresi, 13. ayet — tek başına aç

    Mü'min suresi, 13. ayet. هُوَ ٱلَّذِى يُرِيكُمْ ءَايَٰتِهِۦ وَيُنَزِّلُ لَكُم مِّنَ ٱلسَّمَآءِ رِزْقًا وَمَا يَتَذَكَّرُ إِلَّا مَن يُنِيبُ

    hüve-lleẕî yürîküm âyâtihî veyünezzilü leküm mine-ssemâi rizḳâ. vemâ yeteẕekkeru illâ mey yünîb.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Size ayetlerini gösteren, sizin için gökten bir rızık indiren O'dur. Fakat, ancak gönül veren anlar.

    Ayet detayı — Mü'min suresi, 13. ayet

  5. Mü'min suresi, 14. ayet — tek başına aç

    Mü'min suresi, 14. ayet. فَٱدْعُوا۟ ٱللَّهَ مُخْلِصِينَ لَهُ ٱلدِّينَ وَلَوْ كَرِهَ ٱلْكَٰفِرُونَ

    fed`ü-llâhe muḫliṣîne lehü-ddîne velev kerihe-lkâfirûn.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    O halde sizler, dini kendisi için halis kılarak (dininde samimi olarak) hep Allah'a ibadet edin; isterse kafirler hoşlanmasınlar.

    Ayet detayı — Mü'min suresi, 14. ayet

  6. Mü'min suresi, 15. ayet — tek başına aç

    Mü'min suresi, 15. ayet. رَفِيعُ ٱلدَّرَجَٰتِ ذُو ٱلْعَرْشِ يُلْقِى ٱلرُّوحَ مِنْ أَمْرِهِۦ عَلَىٰ مَن يَشَآءُ مِنْ عِبَادِهِۦ لِيُنذِرَ يَوْمَ ٱلتَّلَاقِ

    rafî`u-dderacâti ẕü-l`arş. yülḳi-rrûḥa min emrihî `alâ mey yeşâü min `ibâdihî liyünẕira yevme-ttelâḳ.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    O dereceleri yüksek Arş'ın sahibi (Allah), buluşma gününün dehşetini haber vermek için kullarından dilediğine emrinde ruh (melek) indirip vahy veriyor.

    Ayet detayı — Mü'min suresi, 15. ayet

  7. Mü'min suresi, 16. ayet — tek başına aç

    Mü'min suresi, 16. ayet. يَوْمَ هُم بَٰرِزُونَ لَا يَخْفَىٰ عَلَى ٱللَّهِ مِنْهُمْ شَىْءٌ لِّمَنِ ٱلْمُلْكُ ٱلْيَوْمَ لِلَّهِ ٱلْوَٰحِدِ ٱلْقَهَّارِ

    yevme hüm bârizûn. lâ yaḫfâ `ale-llâhi minhüm şey'ün. limeni-lmülkü-lyevm. lillâhi-lvâḥidi-lḳahhâr.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Onların (mezarlarından) meydana fırlayacakları gün, kendilerinin yapmış olduğu hiçbir şey Allah'a gizli kalmaz. "Bugün mülk kimindir?" (buyurulur). "Bir olan, herşeyi kudreti altında tutan Allah'ındır." (denir).

    Ayet detayı — Mü'min suresi, 16. ayet

  8. Mü'min suresi, 17. ayet — tek başına aç

    Mü'min suresi, 17. ayet. ٱلْيَوْمَ تُجْزَىٰ كُلُّ نَفْسٍۭ بِمَا كَسَبَتْ لَا ظُلْمَ ٱلْيَوْمَ إِنَّ ٱللَّهَ سَرِيعُ ٱلْحِسَابِ

    elyevme tüczâ küllü nefsim bimâ kesebet. lâ żulme-lyevm. inne-llâhe serî`u-lḥisâb.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bugün herkese kazandığının karşılığı verilecektir. Zulüm yok bugün. Şüphesiz Allah, hesabı çabuk görendir.

    Ayet detayı — Mü'min suresi, 17. ayet

  9. Mü'min suresi, 18. ayet — tek başına aç

    Mü'min suresi, 18. ayet. وَأَنذِرْهُمْ يَوْمَ ٱلْـَٔازِفَةِ إِذِ ٱلْقُلُوبُ لَدَى ٱلْحَنَاجِرِ كَٰظِمِينَ مَا لِلظَّٰلِمِينَ مِنْ حَمِيمٍ وَلَا شَفِيعٍ يُطَاعُ

    veenẕirhüm yevme-l'âzifeti iẕi-lḳulûbü lede-lḥanâciri kâżimîn. mâ liżżâlimîne min ḥamîmiv velâ şefî`iy yüṭâ`.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bir de o yaklaşan felaket gününü onlara haber ver ki, o zaman yürekleri gırtlaklara dayanmış yutkunur da yutkunurlar. Zalimler için ne ısınacak bir hısım (ne sıcak bir yakın) vardır, ne de sözü dinlenecek bir şefaatçi!

    Ayet detayı — Mü'min suresi, 18. ayet

  10. Mü'min suresi, 19. ayet — tek başına aç

    Mü'min suresi, 19. ayet. يَعْلَمُ خَآئِنَةَ ٱلْأَعْيُنِ وَمَا تُخْفِى ٱلصُّدُورُ

    ya`lemü ḫâinete-l'a`yüni vemâ tuḫfi-ṣṣudûr.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Gözlerin hain bakışını da bilir, gönüllerin gizlediğini de.

    Ayet detayı — Mü'min suresi, 19. ayet

  11. Mü'min suresi, 20. ayet — tek başına aç

    Mü'min suresi, 20. ayet. وَٱللَّهُ يَقْضِى بِٱلْحَقِّ وَٱلَّذِينَ يَدْعُونَ مِن دُونِهِۦ لَا يَقْضُونَ بِشَىْءٍ إِنَّ ٱللَّهَ هُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلْبَصِيرُ

    vellâhü yaḳḍî bilḥaḳḳ. velleẕîne yed`ûne min dûnihî lâ yaḳḍûne bişey'. inne-llâhe hüve-ssemî`u-lbeṣîr.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Allah, hakkı yerine getirir. Onların O'ndan başka yalvardıkları ise, hiçbir şeyi yerine getiremezler. Çünkü Allah'tır hakkıyla işiten, gören.

    Ayet detayı — Mü'min suresi, 20. ayet

Yeryüzünde dolaşın; Mûsâ ve Firavun 21–27

  1. Mü'min suresi, 21. ayet — tek başına aç

    Mü'min suresi, 21. ayet. أَوَلَمْ يَسِيرُوا۟ فِى ٱلْأَرْضِ فَيَنظُرُوا۟ كَيْفَ كَانَ عَٰقِبَةُ ٱلَّذِينَ كَانُوا۟ مِن قَبْلِهِمْ كَانُوا۟ هُمْ أَشَدَّ مِنْهُمْ قُوَّةً وَءَاثَارًا فِى ٱلْأَرْضِ فَأَخَذَهُمُ ٱللَّهُ بِذُنُوبِهِمْ وَمَا كَانَ لَهُم مِّنَ ٱللَّهِ مِن وَاقٍ

    evelem yesîrû fi-l'arḍi feyenżurû keyfe kâne `âḳibetü-lleẕîne kânû min ḳablihim. kânû hüm eşedde minhüm ḳuvvetev veâŝâran fi-l'arḍi feeḫaẕehümü-llâhü biẕünûbihim vemâ kâne lehüm mine-llâhi miv vâḳ.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Yeryüzünde bir dolaşıp da kendilerinden öncekilerin sonunun ne olduğuna bir bakmadılar mı? Onlar gerek kuvvet, gerekse yeryüzündeki eserleri bakımından kendilerinden daha çetindiler; öyle iken Allah, onları günahları yüzünden tutup alıverdi ve kendilerini Allah'a karşı bir koruyan bulunmadı.

    Ayet detayı — Mü'min suresi, 21. ayet

  2. Mü'min suresi, 22. ayet — tek başına aç

    Mü'min suresi, 22. ayet. ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمْ كَانَت تَّأْتِيهِمْ رُسُلُهُم بِٱلْبَيِّنَٰتِ فَكَفَرُوا۟ فَأَخَذَهُمُ ٱللَّهُ إِنَّهُۥ قَوِىٌّ شَدِيدُ ٱلْعِقَابِ

    ẕâlike biennehüm kânet te'tîhim rusülühüm bilbeyyinâti fekeferû feeḫaẕehümü-llâh. innehû ḳaviyyün şedîdü-l`iḳâb.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    O şundandı: Onlara peygamberleri mucizelerle geliyorlardı, fakat onlar inkar ettiler. Allah da tuttu kendilerini alıverdi; çünkü O'nun kuvveti çok, cezası çetindir.

    Ayet detayı — Mü'min suresi, 22. ayet

  3. Mü'min suresi, 23. ayet — tek başına aç

    Mü'min suresi, 23. ayet. وَلَقَدْ أَرْسَلْنَا مُوسَىٰ بِـَٔايَٰتِنَا وَسُلْطَٰنٍ مُّبِينٍ

    veleḳad erselnâ mûsâ biâyâtinâ vesülṭânim mübîn.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Andolsun ki, Musa'yı ayetlerimizle ve açık bir delil ile gönderdik,

    Ayet detayı — Mü'min suresi, 23. ayet

  4. Mü'min suresi, 24. ayet — tek başına aç

    Mü'min suresi, 24. ayet. إِلَىٰ فِرْعَوْنَ وَهَٰمَٰنَ وَقَٰرُونَ فَقَالُوا۟ سَٰحِرٌ كَذَّابٌ

    ilâ fir`avne vehâmâne veḳârûne feḳâlû sâḥirun keẕẕâb.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Firavun'a, Haman'a ve Karun'a; onlar dediler ki: "Bu bir sihirbaz, bir yalancı."

    Ayet detayı — Mü'min suresi, 24. ayet

  5. Mü'min suresi, 25. ayet — tek başına aç

    Mü'min suresi, 25. ayet. فَلَمَّا جَآءَهُم بِٱلْحَقِّ مِنْ عِندِنَا قَالُوا۟ ٱقْتُلُوٓا۟ أَبْنَآءَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ مَعَهُۥ وَٱسْتَحْيُوا۟ نِسَآءَهُمْ وَمَا كَيْدُ ٱلْكَٰفِرِينَ إِلَّا فِى ضَلَٰلٍ

    felemmâ câehüm bilḥaḳḳi min `indinâ ḳâlu-ḳtülû ebnâe-lleẕîne âmenû me`ahû vestaḥyû nisâehüm. vemâ keydü-lkâfirîne illâ fî ḍalâl.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bunun üzerine kendilerine tarafımızdan gerçeği getirince de: "Onunla beraber iman etmiş olanların oğullarını öldürün, kadınlarını diri bırakın!" dediler. Kafirlerin düzeni (tuzağı) hep dalal (sapkınlık) içindedir.

    Ayet detayı — Mü'min suresi, 25. ayet

  6. Mü'min suresi, 26. ayet — tek başına aç

    Mü'min suresi, 26. ayet. وَقَالَ فِرْعَوْنُ ذَرُونِىٓ أَقْتُلْ مُوسَىٰ وَلْيَدْعُ رَبَّهُۥٓ إِنِّىٓ أَخَافُ أَن يُبَدِّلَ دِينَكُمْ أَوْ أَن يُظْهِرَ فِى ٱلْأَرْضِ ٱلْفَسَادَ

    veḳâle fir`avnü ẕerûnî aḳtül mûsâ velyed`u rabbeh. innî eḫâfü ey yübeddile dîneküm ev ey yużhira fi-l'arḍi-lfesâd.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bir de Firavun: "Bırakın beni, öldüreyim Musa' yı da o, Rabbine dua etsin! Çünkü ben, onun dininizi değiştirmesinden veya yeryüzünde bir bozgunculuk çıkarmasından korkuyorum." dedi.

    Ayet detayı — Mü'min suresi, 26. ayet

  7. Mü'min suresi, 27. ayet — tek başına aç

    Mü'min suresi, 27. ayet. وَقَالَ مُوسَىٰٓ إِنِّى عُذْتُ بِرَبِّى وَرَبِّكُم مِّن كُلِّ مُتَكَبِّرٍ لَّا يُؤْمِنُ بِيَوْمِ ٱلْحِسَابِ

    veḳâle mûsâ innî `uẕtü birabbî verabbiküm min külli mütekebbiril lâ yü'minü biyevmi-lḥisâb.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Musa da: "Muhakkak ben, hesap gününe inanmayan her ululuk taslayandan Rabbime ve Rabbinize sığındım!" dedi.

    Ayet detayı — Mü'min suresi, 27. ayet

Firavun ailesinden imanını gizleyen adam 28–45

  1. Mü'min suresi, 28. ayet — tek başına aç

    Mü'min suresi, 28. ayet. وَقَالَ رَجُلٌ مُّؤْمِنٌ مِّنْ ءَالِ فِرْعَوْنَ يَكْتُمُ إِيمَٰنَهُۥٓ أَتَقْتُلُونَ رَجُلًا أَن يَقُولَ رَبِّىَ ٱللَّهُ وَقَدْ جَآءَكُم بِٱلْبَيِّنَٰتِ مِن رَّبِّكُمْ وَإِن يَكُ كَٰذِبًا فَعَلَيْهِ كَذِبُهُۥ وَإِن يَكُ صَادِقًا يُصِبْكُم بَعْضُ ٱلَّذِى يَعِدُكُمْ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يَهْدِى مَنْ هُوَ مُسْرِفٌ كَذَّابٌ

    veḳâle racülüm mü'min. min âli fir`avne yektümü îmânehû etaḳtülûne racülen ey yeḳûle rabbiye-llâhü veḳad câeküm bilbeyyinâti mir rabbiküm. veiy yekü kâẕiben fe`aleyhi keẕibüh. veiy yekü ṣâdiḳay yüṣibküm ba`ḍu-lleẕî ye`idüküm. inne-llâhe lâ yehdî men hüve müsrifün keẕẕâb.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Firavun ailesinden -imanını saklayan- mümin bir adam: "Bir adamı "Rabbim Allah'tır" diyor diye öldürecek misiniz? Oysa o, size Rabbinizden açık delillerle gelmiştir. Hem o bir yalancı ise, çok sürmez yalanı boynuna geçer; fakat doğru ise size yaptığı tehditlerin bir kısmı olsun başınıza gelir. Şüphe yok ki, Allah, aşırı giden bir yalancıyı doğru yola çıkarmaz.

    Ayet detayı — Mü'min suresi, 28. ayet

  2. Mü'min suresi, 29. ayet — tek başına aç

    Mü'min suresi, 29. ayet. يَٰقَوْمِ لَكُمُ ٱلْمُلْكُ ٱلْيَوْمَ ظَٰهِرِينَ فِى ٱلْأَرْضِ فَمَن يَنصُرُنَا مِنۢ بَأْسِ ٱللَّهِ إِن جَآءَنَا قَالَ فِرْعَوْنُ مَآ أُرِيكُمْ إِلَّا مَآ أَرَىٰ وَمَآ أَهْدِيكُمْ إِلَّا سَبِيلَ ٱلرَّشَادِ

    yâ ḳavmi lekümü-lmülkü-lyevme żâhirîne fi-l'arḍ. femey yenṣurunâ mim be'si-llâhi in câenâ. ḳâle fir`avnü mâ ürîküm illâ mâ erâ vemâ ehdîküm illâ sebîle-rraşâd.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ey kavmim, bugün mülk sizindir, bu yerde yüze çıkmış (üstün) bulunuyorsunuz; fakat Allah'ın hışmı başımıza gelirse bizi ondan kim kurtarabilir?" dedi. Firavun: "Ben size yalnızca görüşümü söylüyorum ve ben size ancak doğru yolu gösteriyorum." dedi.

    Ayet detayı — Mü'min suresi, 29. ayet

  3. Mü'min suresi, 30. ayet — tek başına aç

    Mü'min suresi, 30. ayet. وَقَالَ ٱلَّذِىٓ ءَامَنَ يَٰقَوْمِ إِنِّىٓ أَخَافُ عَلَيْكُم مِّثْلَ يَوْمِ ٱلْأَحْزَابِ

    veḳâle-lleẕî âmene yâ ḳavmi innî eḫâfü `aleyküm miŝle yevmi-l'aḥzâb.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    O iman etmiş olan kişi: "Ey kavmim, doğrusu ben sizin hakkınızda Ahzab (eski topluluklar)ın günleri gibi bir günden korkuyorum.

    Ayet detayı — Mü'min suresi, 30. ayet

  4. Mü'min suresi, 31. ayet — tek başına aç

    Mü'min suresi, 31. ayet. مِثْلَ دَأْبِ قَوْمِ نُوحٍ وَعَادٍ وَثَمُودَ وَٱلَّذِينَ مِنۢ بَعْدِهِمْ وَمَا ٱللَّهُ يُرِيدُ ظُلْمًا لِّلْعِبَادِ

    miŝle de'bi ḳavmi nûḥiv ve`âdiv veŝemûde velleẕîne mim ba`dihim. veme-llâhü yürîdü żulmel lil`ibâd.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Nuh kavmi'nin, Ad'ın, Semüd'un ve daha sonrakilerin maceraları gibisinden. Allah, kullarına haksızlık etmek istemez.

    Ayet detayı — Mü'min suresi, 31. ayet

  5. Mü'min suresi, 32. ayet — tek başına aç

    Mü'min suresi, 32. ayet. وَيَٰقَوْمِ إِنِّىٓ أَخَافُ عَلَيْكُمْ يَوْمَ ٱلتَّنَادِ

    veyâ ḳavmi innî eḫâfü `aleyküm yevme-ttenâd.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ve ey kavmim, ben sizin için o çağrışma gününden korkuyorum.

    Ayet detayı — Mü'min suresi, 32. ayet

  6. Mü'min suresi, 33. ayet — tek başına aç

    Mü'min suresi, 33. ayet. يَوْمَ تُوَلُّونَ مُدْبِرِينَ مَا لَكُم مِّنَ ٱللَّهِ مِنْ عَاصِمٍ وَمَن يُضْلِلِ ٱللَّهُ فَمَا لَهُۥ مِنْ هَادٍ

    yevme tüvellûne müdbirîn. mâ leküm mine-llâhi min `âṣim. vemey yuḍlili-llâhü femâ lehû min hâd.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    O arkanızı dönüp gideceğiniz günden. Sizi Allah'tan koruyacak da yoktur. Her kimi de Allah şaşırtırsa, artık onu doğru yola iletecek biri yoktur!" dedi.

    Ayet detayı — Mü'min suresi, 33. ayet

  7. Mü'min suresi, 34. ayet — tek başına aç

    Mü'min suresi, 34. ayet. وَلَقَدْ جَآءَكُمْ يُوسُفُ مِن قَبْلُ بِٱلْبَيِّنَٰتِ فَمَا زِلْتُمْ فِى شَكٍّ مِّمَّا جَآءَكُم بِهِۦ حَتَّىٰٓ إِذَا هَلَكَ قُلْتُمْ لَن يَبْعَثَ ٱللَّهُ مِنۢ بَعْدِهِۦ رَسُولًا كَذَٰلِكَ يُضِلُّ ٱللَّهُ مَنْ هُوَ مُسْرِفٌ مُّرْتَابٌ

    veleḳad câeküm yûsüfü min ḳablü bilbeyyinâti femâ ziltüm fî şekkim mimmâ câeküm bih. ḥattâ iẕâ heleke ḳultüm ley yeb`aŝe-llâhü mim ba`dihî rasûlâ. keẕâlike yüḍillü-llâhü men hüve müsrifüm mürtâb.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bundan önce size apaçık delillerle Yusuf gelmişti. O zaman da onun size getirdiği gerçekte şüphe edip durmuştunuz. Nihayet vefat ettiğinde de: "Bundan sonra Allah asla peygamber göndermez!" dediniz. İşte aşırı şüpheci olanları Allah böyle şaşırtır.

    Ayet detayı — Mü'min suresi, 34. ayet

  8. Mü'min suresi, 35. ayet — tek başına aç

    Mü'min suresi, 35. ayet. ٱلَّذِينَ يُجَٰدِلُونَ فِىٓ ءَايَٰتِ ٱللَّهِ بِغَيْرِ سُلْطَٰنٍ أَتَىٰهُمْ كَبُرَ مَقْتًا عِندَ ٱللَّهِ وَعِندَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ كَذَٰلِكَ يَطْبَعُ ٱللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ قَلْبِ مُتَكَبِّرٍ جَبَّارٍ

    elleẕîne yücâdilûne fî âyâti-llâhi bigayri sülṭânin etâhüm. kebüra maḳten `inde-llâhi ve`inde-lleẕîne âmenû. keẕâlike yaṭbe`u-llâhü `alâ külli ḳalbi mütekebbirin cebbâr.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Onlar ki, kendilerine gelmiş bir delil olmaksızın Allah'ın ayetleri hakkında mücadele ederler. Allah katında ve imanı olanların yanında kin beslenmesi için ne büyük huy! İşte Allah, her zorba, böbürlenen kimsenin kalbini öyle bir tabiat ile mühürler.

    Ayet detayı — Mü'min suresi, 35. ayet

  9. Mü'min suresi, 36. ayet — tek başına aç

    Mü'min suresi, 36. ayet. وَقَالَ فِرْعَوْنُ يَٰهَٰمَٰنُ ٱبْنِ لِى صَرْحًا لَّعَلِّىٓ أَبْلُغُ ٱلْأَسْبَٰبَ

    veḳâle fir`avnü yâ hâmânü-bni lî ṣarḥal le`allî eblügu-l'esbâb.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Firavun da: "Ey Haman, bana bir kule yap, belki ben erişirim o yollara.

    Ayet detayı — Mü'min suresi, 36. ayet

  10. Mü'min suresi, 37. ayet — tek başına aç

    Mü'min suresi, 37. ayet. أَسْبَٰبَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ فَأَطَّلِعَ إِلَىٰٓ إِلَٰهِ مُوسَىٰ وَإِنِّى لَأَظُنُّهُۥ كَٰذِبًا وَكَذَٰلِكَ زُيِّنَ لِفِرْعَوْنَ سُوٓءُ عَمَلِهِۦ وَصُدَّ عَنِ ٱلسَّبِيلِ وَمَا كَيْدُ فِرْعَوْنَ إِلَّا فِى تَبَابٍ

    esbâbe-ssemâvâti feeṭṭali`a ilâ ilâhi mûsâ veinnî leeżunnühû kâẕibâ. vekeẕâlike züyyine lifir`avne sûü `amelihî veṣudde `ani-ssebîl. vemâ keydü fir`avne illâ fî tebâb.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Göklerin yollarına da Musa'nın tanrısınına muttali olurum ve kesinlikle ben onu yalancı sanıyorum." dedi. işte bu şekilde Firavun'a kötü ameli güzel gösterildi de yoldan çıkarıldı. Firavun'un düzeni hep hüsrandadır (çıkmazdadır).

    Ayet detayı — Mü'min suresi, 37. ayet

  11. Mü'min suresi, 38. ayet — tek başına aç

    Mü'min suresi, 38. ayet. وَقَالَ ٱلَّذِىٓ ءَامَنَ يَٰقَوْمِ ٱتَّبِعُونِ أَهْدِكُمْ سَبِيلَ ٱلرَّشَادِ

    veḳâle-lleẕî âmene yâ ḳavmi-ttebi`ûni ehdiküm sebîle-rraşâd.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    O iman eden kişi ise: "Ey kavmim, gelin arkamdan size reşad yolunu (murada erdirecek yolu) göstereyim.

    Ayet detayı — Mü'min suresi, 38. ayet

  12. Mü'min suresi, 39. ayet — tek başına aç

    Mü'min suresi, 39. ayet. يَٰقَوْمِ إِنَّمَا هَٰذِهِ ٱلْحَيَوٰةُ ٱلدُّنْيَا مَتَٰعٌ وَإِنَّ ٱلْـَٔاخِرَةَ هِىَ دَارُ ٱلْقَرَارِ

    yâ ḳavmi innemâ hâẕihi-lḥayâtü-ddünyâ metâ`. veinne-l'âḫirate hiye dâru-lḳarâr.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ey kavmim, bu dünya hayatı, ancak bir kazançtan ibarettir, ahiret ise durulacak yurttur.

    Ayet detayı — Mü'min suresi, 39. ayet

  13. Mü'min suresi, 40. ayet — tek başına aç

    Mü'min suresi, 40. ayet. مَنْ عَمِلَ سَيِّئَةً فَلَا يُجْزَىٰٓ إِلَّا مِثْلَهَا وَمَنْ عَمِلَ صَٰلِحًا مِّن ذَكَرٍ أَوْ أُنثَىٰ وَهُوَ مُؤْمِنٌ فَأُو۟لَٰٓئِكَ يَدْخُلُونَ ٱلْجَنَّةَ يُرْزَقُونَ فِيهَا بِغَيْرِ حِسَابٍ

    men `amile seyyieten felâ yüczâ illâ miŝlehâ. vemen `amile ṣâliḥam min ẕekerin ev ünŝâ vehüve mü'minün feülâike yedḫulûne-lcennete yürzeḳûne fîhâ bigayri ḥisâb.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Her kim bir kötülük yaparsa, ona onun gibi kötülükten başka karşılık olmaz. Gerek erkek gerek dişi her kim de mü'min olarak iyi bir iş işlerse, işte onlar cennete girerler, orada kendilerine hesapsız rızık verilir.

    Ayet detayı — Mü'min suresi, 40. ayet

  14. Mü'min suresi, 41. ayet — tek başına aç

    Mü'min suresi, 41. ayet. وَيَٰقَوْمِ مَا لِىٓ أَدْعُوكُمْ إِلَى ٱلنَّجَوٰةِ وَتَدْعُونَنِىٓ إِلَى ٱلنَّارِ

    veyâ ḳavmi mâ lî ed`ûküm ile-nnecâti veted`ûnenî ile-nnâr.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Hem ey kavmim, neden ben sizi kurtuluşa davet ederken siz beni ateşe davet ediyorsunuz?

    Ayet detayı — Mü'min suresi, 41. ayet

  15. Mü'min suresi, 42. ayet — tek başına aç

    Mü'min suresi, 42. ayet. تَدْعُونَنِى لِأَكْفُرَ بِٱللَّهِ وَأُشْرِكَ بِهِۦ مَا لَيْسَ لِى بِهِۦ عِلْمٌ وَأَنَا۠ أَدْعُوكُمْ إِلَى ٱلْعَزِيزِ ٱلْغَفَّٰرِ

    ted`ûnenî liekfüra billâhi veüşrike bihî mâ leyse lî bihî `ilm. veenâ ed`ûküm ile-l`azîzi-lgaffâr.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Siz beni, Allah'ı inkar etmeye ve bence hiç ilimde yeri olmayan şeyleri O'na ortak koşmaya davet ediyorsunuz; ben ise sizi o çok güçlü, çok bağışlayıcıya davet ediyorum.

    Ayet detayı — Mü'min suresi, 42. ayet

  16. Mü'min suresi, 43. ayet — tek başına aç

    Mü'min suresi, 43. ayet. لَا جَرَمَ أَنَّمَا تَدْعُونَنِىٓ إِلَيْهِ لَيْسَ لَهُۥ دَعْوَةٌ فِى ٱلدُّنْيَا وَلَا فِى ٱلْـَٔاخِرَةِ وَأَنَّ مَرَدَّنَآ إِلَى ٱللَّهِ وَأَنَّ ٱلْمُسْرِفِينَ هُمْ أَصْحَٰبُ ٱلنَّارِ

    lâ cerame ennemâ ted`ûnenî ileyhi leyse lehû da`vetün fi-ddünyâ velâ fi-l'âḫirati veenne meraddenâ ile-llâhi veenne-lmüsrifîne hüm aṣḥâbü-nnâr.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Şu asla inkar edilemez ki, gerçekte sizin beni davet ettiğinizin ne dünyada ne de ahirette bir davet hakkı yoktur, hepimizin varacağı Allah'tır ve bütün haddi aşanlar nara (cehennemde) yanacaktır.

    Ayet detayı — Mü'min suresi, 43. ayet

  17. Mü'min suresi, 44. ayet — tek başına aç

    Mü'min suresi, 44. ayet. فَسَتَذْكُرُونَ مَآ أَقُولُ لَكُمْ وَأُفَوِّضُ أَمْرِىٓ إِلَى ٱللَّهِ إِنَّ ٱللَّهَ بَصِيرٌۢ بِٱلْعِبَادِ

    feseteẕkürûne mâ eḳûlü leküm. veüfevviḍu emrî ile-llâh. inne-llâhe beṣîrum bil`ibâd.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Siz benim söylediklerimi sonra anlayacaksınız. Ben işimi Allah'a havale ediyorum. Muhakkak Allah, kullarını görür, gözetir." dedi.

    Ayet detayı — Mü'min suresi, 44. ayet

  18. Mü'min suresi, 45. ayet — tek başına aç

    Mü'min suresi, 45. ayet. فَوَقَىٰهُ ٱللَّهُ سَيِّـَٔاتِ مَا مَكَرُوا۟ وَحَاقَ بِـَٔالِ فِرْعَوْنَ سُوٓءُ ٱلْعَذَابِ

    feveḳâhü-llâhü seyyiâti mâ mekerû veḥâḳa biâli fir`avne sûü-l`aẕâb.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Onun için Allah, onu onların kurdukları tuzağın fenalıklarından korudu ve Firavun'un ailesini o kötü azap kuşattı.

    Ayet detayı — Mü'min suresi, 45. ayet

Ateşte tartışma ve peygamberlere yardım 46–52

  1. Mü'min suresi, 46. ayet — tek başına aç

    Mü'min suresi, 46. ayet. ٱلنَّارُ يُعْرَضُونَ عَلَيْهَا غُدُوًّا وَعَشِيًّا وَيَوْمَ تَقُومُ ٱلسَّاعَةُ أَدْخِلُوٓا۟ ءَالَ فِرْعَوْنَ أَشَدَّ ٱلْعَذَابِ

    ennâru yü`raḍûne `aleyhâ gudüvvev ve`aşiyyâ. veyevme teḳûmü-ssâ`ah. edḫilû âle fir`avne eşedde-l`aẕâb.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ateş; onlar, sabah akşam ona karşı sunulur dururlar. Kıyamet kopacağı gün de: "Tıkın Firavun ailesini en şiddetli azaba!" (denilir).

    Ayet detayı — Mü'min suresi, 46. ayet

  2. Mü'min suresi, 47. ayet — tek başına aç

    Mü'min suresi, 47. ayet. وَإِذْ يَتَحَآجُّونَ فِى ٱلنَّارِ فَيَقُولُ ٱلضُّعَفَٰٓؤُا۟ لِلَّذِينَ ٱسْتَكْبَرُوٓا۟ إِنَّا كُنَّا لَكُمْ تَبَعًا فَهَلْ أَنتُم مُّغْنُونَ عَنَّا نَصِيبًا مِّنَ ٱلنَّارِ

    veiẕ yeteḥâccûne fi-nnâri feyeḳûlu-ḍḍu`afâü lilleẕîne-stekberû innâ künnâ leküm tebe`an fehel entüm mugnûne `annâ neṣîbem mine-nnâr.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ve hele ateş içinde biribirlerini protesto ederlerken zayıf olanlar büyüklük taslayanlara: "Hani bizler sizin yönettikleriniz idik. Şimdi siz bizden bir ateş nöbetini savabiliyor musunuz?" diyeceklerdir.

    Ayet detayı — Mü'min suresi, 47. ayet

  3. Mü'min suresi, 48. ayet — tek başına aç

    Mü'min suresi, 48. ayet. قَالَ ٱلَّذِينَ ٱسْتَكْبَرُوٓا۟ إِنَّا كُلٌّ فِيهَآ إِنَّ ٱللَّهَ قَدْ حَكَمَ بَيْنَ ٱلْعِبَادِ

    ḳâle-lleẕîne-stekberû innâ küllün fîhâ inne-llâhe ḳad ḥakeme beyne-l`ibâd.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Büyüklük taslayanlar ise şöyle diyecekler: "Evet, hepimiz onun içindeyiz, çünkü Allah kulları arasında hükmünü verdi."

    Ayet detayı — Mü'min suresi, 48. ayet

  4. Mü'min suresi, 49. ayet — tek başına aç

    Mü'min suresi, 49. ayet. وَقَالَ ٱلَّذِينَ فِى ٱلنَّارِ لِخَزَنَةِ جَهَنَّمَ ٱدْعُوا۟ رَبَّكُمْ يُخَفِّفْ عَنَّا يَوْمًا مِّنَ ٱلْعَذَابِ

    veḳâle-lleẕîne fi-nnâri liḫazeneti cehenneme-d`û rabbeküm yüḫaffif `annâ yevmem mine-l`aẕâb.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ateştekiler cehennem bekçilerine derler ki: "Rabbinize dua edin de bir gün (olsun) azabımızı bir; hafifletsin!"

    Ayet detayı — Mü'min suresi, 49. ayet

  5. Mü'min suresi, 50. ayet — tek başına aç

    Mü'min suresi, 50. ayet. قَالُوٓا۟ أَوَلَمْ تَكُ تَأْتِيكُمْ رُسُلُكُم بِٱلْبَيِّنَٰتِ قَالُوا۟ بَلَىٰ قَالُوا۟ فَٱدْعُوا۟ وَمَا دُعَٰٓؤُا۟ ٱلْكَٰفِرِينَ إِلَّا فِى ضَلَٰلٍ

    ḳâlû evelem tekü te'tîküm rusülüküm bilbeyyinât. ḳâlû belâ. ḳâlû fed`û. vemâ dü`âü-lkâfirîne illâ fî ḍalâl.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bekçiler: "Ya size peygamberleriniz mucizelerle gelmiyorlar mıydı ki?" derler. Onlar: " Evet." derler. Bekçiler: "Öyle ise kendiniz dua edin." derler. Kafirlerin duası ise hep çıkmazdadır.

    Ayet detayı — Mü'min suresi, 50. ayet

  6. Mü'min suresi, 51. ayet — tek başına aç

    Mü'min suresi, 51. ayet. إِنَّا لَنَنصُرُ رُسُلَنَا وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ فِى ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا وَيَوْمَ يَقُومُ ٱلْأَشْهَٰدُ

    innâ lenenṣuru rusülenâ velleẕîne âmenû fi-lḥayâti-ddünyâ veyevme yeḳûmü-l'eşhâd.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Elbette Biz peygamberlerimize ve iman edenlere hem dünya hayatında, hem de şahitlerin dikileceği günde yardım edeceğiz.

    Ayet detayı — Mü'min suresi, 51. ayet

  7. Mü'min suresi, 52. ayet — tek başına aç

    Mü'min suresi, 52. ayet. يَوْمَ لَا يَنفَعُ ٱلظَّٰلِمِينَ مَعْذِرَتُهُمْ وَلَهُمُ ٱللَّعْنَةُ وَلَهُمْ سُوٓءُ ٱلدَّارِ

    yevme lâ yenfe`u-żżâlimîne ma`ẕiratühüm velehümü-lla`netü velehüm sûü-ddâr.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    O gün ki, zalimlere, özür dilemeleri fayda vermez. Onlara lanet vardır ve onlara yurdun kötüsü (cehennem) vardır.

    Ayet detayı — Mü'min suresi, 52. ayet

Mûsâ'ya verilen hidayet; sabret 53–59

  1. Mü'min suresi, 53. ayet — tek başına aç

    Mü'min suresi, 53. ayet. وَلَقَدْ ءَاتَيْنَا مُوسَى ٱلْهُدَىٰ وَأَوْرَثْنَا بَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ ٱلْكِتَٰبَ

    veleḳad âteynâ mûse-lhüdâ veevraŝnâ benî isrâîle-lkitâb.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Andolsun ki, Biz Musa'ya o hidayeti verdik ve İsrailoğullarına o kitabı miras kıldık,

    Ayet detayı — Mü'min suresi, 53. ayet

  2. Mü'min suresi, 54. ayet — tek başına aç

    Mü'min suresi, 54. ayet. هُدًى وَذِكْرَىٰ لِأُو۟لِى ٱلْأَلْبَٰبِ

    hüdev veẕikrâ liüli-l'elbâb.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Aklı selim sahiplerine bir yol gösterici ve bir ihtar olmak üzere.

    Ayet detayı — Mü'min suresi, 54. ayet

  3. Mü'min suresi, 55. ayet — tek başına aç

    Mü'min suresi, 55. ayet. فَٱصْبِرْ إِنَّ وَعْدَ ٱللَّهِ حَقٌّ وَٱسْتَغْفِرْ لِذَنۢبِكَ وَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ بِٱلْعَشِىِّ وَٱلْإِبْكَٰرِ

    faṣbir inne va`de-llâhi ḥaḳḳuv vestagfir liẕembike vesebbiḥ biḥamdi rabbike bil`aşiyyi vel'ibkâr.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    O halde sabret, çünkü Allah'ın va'di haktır; günahının bağışlanmasını dile ve akşam sabah Rabbini hamd ile tesbih et!

    Ayet detayı — Mü'min suresi, 55. ayet

  4. Mü'min suresi, 56. ayet — tek başına aç

    Mü'min suresi, 56. ayet. إِنَّ ٱلَّذِينَ يُجَٰدِلُونَ فِىٓ ءَايَٰتِ ٱللَّهِ بِغَيْرِ سُلْطَٰنٍ أَتَىٰهُمْ إِن فِى صُدُورِهِمْ إِلَّا كِبْرٌ مَّا هُم بِبَٰلِغِيهِ فَٱسْتَعِذْ بِٱللَّهِ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلْبَصِيرُ

    inne-lleẕîne yücâdilûne fî âyâti-llâhi bigayri sülṭânin etâhüm in fî ṣudûrihim illâ kibrum mâ hüm bibâligîh. feste`iẕ billâh. innehû hüve-ssemî`u-lbeṣîr.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Çünkü kendilerine gelmiş kesin bir delil olmaksızın Allah'ın ayetleri hakkında mücadele edenlerin göğüslerinde, sadece yetişemeyecekleri bir kibir vardır. Sen hemen Allah'a sığın çünkü işiten O'dur, gören O!

    Ayet detayı — Mü'min suresi, 56. ayet

  5. Mü'min suresi, 57. ayet — tek başına aç

    Mü'min suresi, 57. ayet. لَخَلْقُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ أَكْبَرُ مِنْ خَلْقِ ٱلنَّاسِ وَلَٰكِنَّ أَكْثَرَ ٱلنَّاسِ لَا يَعْلَمُونَ

    leḫalḳu-ssemâvâti vel'arḍi ekberu min ḫalḳi-nnâsi velâkinne ekŝera-nnâsi lâ ya`lemûn.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Elbette göklerin ve yerin yaratılması o insanların yaratılmasından daha büyüktür. Fakat insanların çoğu bilmezler.

    Ayet detayı — Mü'min suresi, 57. ayet

  6. Mü'min suresi, 58. ayet — tek başına aç

    Mü'min suresi, 58. ayet. وَمَا يَسْتَوِى ٱلْأَعْمَىٰ وَٱلْبَصِيرُ وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ وَلَا ٱلْمُسِىٓءُ قَلِيلًا مَّا تَتَذَكَّرُونَ

    vemâ yestevi-l'a`mâ velbeṣîru velleẕîne âmenû ve`amilu-ṣṣâliḥâti vele-lmüsî'. ḳalîlem mâ teteẕekkerûn.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Kör ile gören bir olmaz, iman edip iyi iyi işler yapan kimselerle kötülük yapan da (bir değildir). Siz pek az düşünüyorsunuz!

    Ayet detayı — Mü'min suresi, 58. ayet

  7. Mü'min suresi, 59. ayet — tek başına aç

    Mü'min suresi, 59. ayet. إِنَّ ٱلسَّاعَةَ لَـَٔاتِيَةٌ لَّا رَيْبَ فِيهَا وَلَٰكِنَّ أَكْثَرَ ٱلنَّاسِ لَا يُؤْمِنُونَ

    inne-ssâ`ate leâtiyetül lâ raybe fîhâ velâkinne ekŝera-nnâsi lâ yü'minûn.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Herhalde o saat (kıyamet) muhakkak gelecektir, onda hiç şüphe yoktur. Fakat insanların çoğu inanmazlar.

    Ayet detayı — Mü'min suresi, 59. ayet

"Bana dua edin"; yaratılıştaki deliller 60–68

  1. Mü'min suresi, 60. ayet — tek başına aç

    Mü'min suresi, 60. ayet. وَقَالَ رَبُّكُمُ ٱدْعُونِىٓ أَسْتَجِبْ لَكُمْ إِنَّ ٱلَّذِينَ يَسْتَكْبِرُونَ عَنْ عِبَادَتِى سَيَدْخُلُونَ جَهَنَّمَ دَاخِرِينَ

    veḳâle rabbükümü-d`ûnî estecib leküm. inne-lleẕîne yestekbirûne `an `ibâdetî seyedḫulûne cehenneme dâḫirîn.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Oysa Rabbiniz: "Bana yalvarın ki, size karşılık vereyim; çünkü Bana ibadet etmeyi kibirlerine yediremeyenler, yarın hor, hakir cehenneme gireceklerdir." buyurdu.

    Ayet detayı — Mü'min suresi, 60. ayet

  2. Mü'min suresi, 61. ayet — tek başına aç

    Mü'min suresi, 61. ayet. ٱللَّهُ ٱلَّذِى جَعَلَ لَكُمُ ٱلَّيْلَ لِتَسْكُنُوا۟ فِيهِ وَٱلنَّهَارَ مُبْصِرًا إِنَّ ٱللَّهَ لَذُو فَضْلٍ عَلَى ٱلنَّاسِ وَلَٰكِنَّ أَكْثَرَ ٱلنَّاسِ لَا يَشْكُرُونَ

    allâhü-lleẕî ce`ale lekümü-lleyle liteskünû fîhi vennehâra mübṣirâ. inne-llâhe leẕû faḍlin `ale-nnâsi velâkinne ekŝera-nnâsi lâ yeşkürûn.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Allah O'dur ki, içinde dinlenesiniz diye sizin için geceyi yarattı, göz açıcı olarak da gündüzü. Doğrusu Allah, insanlara karşı bir lütuf sahibidir. Fakat insanların çoğu şükretmezler.

    Ayet detayı — Mü'min suresi, 61. ayet

  3. Mü'min suresi, 62. ayet — tek başına aç

    Mü'min suresi, 62. ayet. ذَٰلِكُمُ ٱللَّهُ رَبُّكُمْ خَٰلِقُ كُلِّ شَىْءٍ لَّآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ فَأَنَّىٰ تُؤْفَكُونَ

    ẕâlikümü-llâhü rabbüküm ḫâliḳu külli şey'. lâ ilâhe illâ hû. feennâ tü'fekûn.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    İşte Allah'tır Rabbiniz, herşeyi yaratan O'ndan başka hiçbir tanrı yoktur; o halde nasıl çevrilirsiniz?

    Ayet detayı — Mü'min suresi, 62. ayet

  4. Mü'min suresi, 63. ayet — tek başına aç

    Mü'min suresi, 63. ayet. كَذَٰلِكَ يُؤْفَكُ ٱلَّذِينَ كَانُوا۟ بِـَٔايَٰتِ ٱللَّهِ يَجْحَدُونَ

    keẕâlike yü'fekü-lleẕîne kânû biâyâti-llâhi yecḥadûn.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    İşte Allah ayetlerini inkar edenler öyle çevriliyorlar.

    Ayet detayı — Mü'min suresi, 63. ayet

  5. Mü'min suresi, 64. ayet — tek başına aç

    Mü'min suresi, 64. ayet. ٱللَّهُ ٱلَّذِى جَعَلَ لَكُمُ ٱلْأَرْضَ قَرَارًا وَٱلسَّمَآءَ بِنَآءً وَصَوَّرَكُمْ فَأَحْسَنَ صُوَرَكُمْ وَرَزَقَكُم مِّنَ ٱلطَّيِّبَٰتِ ذَٰلِكُمُ ٱللَّهُ رَبُّكُمْ فَتَبَارَكَ ٱللَّهُ رَبُّ ٱلْعَٰلَمِينَ

    allâhü-lleẕî ce`ale lekümü-l'arḍa ḳarârav vessemâe binâev veṣavveraküm feaḥsene ṣuveraküm verazeḳaküm mine-ṭṭayyibât. ẕâlikümü-llâhü rabbüküm. fetebârake-llâhü rabbü-l`âlemîn.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Allah O'dur ki, sizin için yeri bir karargah, göğü de bir bina yaptı, size şekil verdi, sonra da şekillerinizi güzelleştirdi ve hoş nimetlerden size rızık verdi, işte o Allah'tır Rabbiniz! Ne yücedir O alemlerin Rabbi olan Allah!

    Ayet detayı — Mü'min suresi, 64. ayet

  6. Mü'min suresi, 65. ayet — tek başına aç

    Mü'min suresi, 65. ayet. هُوَ ٱلْحَىُّ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ فَٱدْعُوهُ مُخْلِصِينَ لَهُ ٱلدِّينَ ٱلْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ

    hüve-lḥayyü lâ ilâhe illâ hüve fed`ûhü muḫliṣîne lehü-ddîn. elḥamdü lillâhi rabbi-l`âlemîn.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Gerçek hayat sahibi ancak O'dur, O'ndan başka tapılacak yoktur. Onun için dini halis kılarak O'na, hep O'na yalvarın! Hamd o alemlerin Rabbi olan Allah'ın.

    Ayet detayı — Mü'min suresi, 65. ayet

  7. Mü'min suresi, 66. ayet — tek başına aç

    Mü'min suresi, 66. ayet. قُلْ إِنِّى نُهِيتُ أَنْ أَعْبُدَ ٱلَّذِينَ تَدْعُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ لَمَّا جَآءَنِىَ ٱلْبَيِّنَٰتُ مِن رَّبِّى وَأُمِرْتُ أَنْ أُسْلِمَ لِرَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ

    ḳul innî nühîtü en a`büde-lleẕîne ted`ûne min dûni-llâhi lemmâ câeniye-lbeyyinâtü mir rabbî veümirtü en üslime lirabbi-l`âlemîn.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    De ki: "Bana Rabbimden açık deliller geldiği zaman, ben o sizin Allah'tan başka yalvardıklarınıza ibadet etmekten kesinlikle men'edildim ve O alemlerin Rabbine teslim olmakla emrolundum."

    Ayet detayı — Mü'min suresi, 66. ayet

  8. Mü'min suresi, 67. ayet — tek başına aç

    Mü'min suresi, 67. ayet. هُوَ ٱلَّذِى خَلَقَكُم مِّن تُرَابٍ ثُمَّ مِن نُّطْفَةٍ ثُمَّ مِنْ عَلَقَةٍ ثُمَّ يُخْرِجُكُمْ طِفْلًا ثُمَّ لِتَبْلُغُوٓا۟ أَشُدَّكُمْ ثُمَّ لِتَكُونُوا۟ شُيُوخًا وَمِنكُم مَّن يُتَوَفَّىٰ مِن قَبْلُ وَلِتَبْلُغُوٓا۟ أَجَلًا مُّسَمًّى وَلَعَلَّكُمْ تَعْقِلُونَ

    hüve-lleẕî ḫaleḳaküm min türâbin ŝümme min nuṭfetin ŝümme min `aleḳatin ŝümme yuḫricüküm ṭiflen ŝümme liteblügû eşüddeküm ŝümme litekûnû şüyûḫâ. veminküm mey yüteveffâ min ḳablü veliteblügû ecelem müsemmev vele`alleküm ta`ḳilûn.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    O'dur sizi (önce) bir topraktan yaratan sonra bir nutfeden (bir damla sudan), sonra bir yapışkan maddeden; sonra da sizi bir bebek olarak çıkarıyor, sonra olgunluk çağına eresiniz diye büyütüyor, sonra da yaşlanasınız diye, içinizden kimi de daha önce vefat ettirilir. Belirli bir süreye eresiniz ve gerek ki aklınızı kullanasınız diye.

    Ayet detayı — Mü'min suresi, 67. ayet

  9. Mü'min suresi, 68. ayet — tek başına aç

    Mü'min suresi, 68. ayet. هُوَ ٱلَّذِى يُحْىِۦ وَيُمِيتُ فَإِذَا قَضَىٰٓ أَمْرًا فَإِنَّمَا يَقُولُ لَهُۥ كُن فَيَكُونُ

    hüve-lleẕî yuḥyî veyümît. feiẕâ ḳaḍâ emran feinnemâ yeḳûlü lehû kün feyekûn.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    O'dur hem dirilten, hem öldüren. Özetle, O bir işe karar verdiği zaman ona sadece: "Ol!" der, oluverir.

    Ayet detayı — Mü'min suresi, 68. ayet

Ayetler hakkında tartışanların sonu 69–76

  1. Mü'min suresi, 69. ayet — tek başına aç

    Mü'min suresi, 69. ayet. أَلَمْ تَرَ إِلَى ٱلَّذِينَ يُجَٰدِلُونَ فِىٓ ءَايَٰتِ ٱللَّهِ أَنَّىٰ يُصْرَفُونَ

    elem tera ile-lleẕîne yücâdilûne fî âyâti-llâh. ennâ yuṣrafûn.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bakmaz mısın, o Allah'ın ayetleri hakkında mücadeleye kalkanlara, nereden döndürülüyorlar!

    Ayet detayı — Mü'min suresi, 69. ayet

  2. Mü'min suresi, 70. ayet — tek başına aç

    Mü'min suresi, 70. ayet. ٱلَّذِينَ كَذَّبُوا۟ بِٱلْكِتَٰبِ وَبِمَآ أَرْسَلْنَا بِهِۦ رُسُلَنَا فَسَوْفَ يَعْلَمُونَ

    elleẕîne keẕẕebû bilkitâbi vebimâ erselnâ bihî rusülenâ. fesevfe ya`lemûn.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Kitaba ve peygamberlerimizi gönderdiğimiz şeylere yalan diyenler artık ileride bilecekler.

    Ayet detayı — Mü'min suresi, 70. ayet

  3. Mü'min suresi, 71. ayet — tek başına aç

    Mü'min suresi, 71. ayet. إِذِ ٱلْأَغْلَٰلُ فِىٓ أَعْنَٰقِهِمْ وَٱلسَّلَٰسِلُ يُسْحَبُونَ

    iẕi-l'aglâlü fî a`nâḳihim vesselâsil. yüsḥabûn.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    O zaman, boyunlarında tomruklar ve zincirler olduğu halde sürükleneceklerdir.

    Ayet detayı — Mü'min suresi, 71. ayet

  4. Mü'min suresi, 72. ayet — tek başına aç

    Mü'min suresi, 72. ayet. فِى ٱلْحَمِيمِ ثُمَّ فِى ٱلنَّارِ يُسْجَرُونَ

    fi-lḥamîmi ŝümme fi-nnâri yüscerûn.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Kaynar suda; sonra ateşte kaynatılacaklardır.

    Ayet detayı — Mü'min suresi, 72. ayet

  5. Mü'min suresi, 73. ayet — tek başına aç

    Mü'min suresi, 73. ayet. ثُمَّ قِيلَ لَهُمْ أَيْنَ مَا كُنتُمْ تُشْرِكُونَ

    ŝümme ḳîle lehüm eyne mâ küntüm tüşrikûn.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Sonra denilecek onlara: "Nerede o ortak koştuklarınız?

    Ayet detayı — Mü'min suresi, 73. ayet

  6. Mü'min suresi, 74. ayet — tek başına aç

    Mü'min suresi, 74. ayet. مِن دُونِ ٱللَّهِ قَالُوا۟ ضَلُّوا۟ عَنَّا بَل لَّمْ نَكُن نَّدْعُوا۟ مِن قَبْلُ شَيْـًٔا كَذَٰلِكَ يُضِلُّ ٱللَّهُ ٱلْكَٰفِرِينَ

    min dûni-llâh. ḳâlû ḍallû `annâ bel lem nekün ned`û min ḳablü şey'â. keẕâlike yüḍillü-llâhü-lkâfirîn.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Allah'tan başkaları?" Diyecekler ki: "Onlar bizden uzaklaşıp gittiler. Daha doğrusu biz bundan önce bir şeye ibadet etmiyormuşuz!" İşte Allah kafirleri böyle şaşkınlaştırır.

    Ayet detayı — Mü'min suresi, 74. ayet

  7. Mü'min suresi, 75. ayet — tek başına aç

    Mü'min suresi, 75. ayet. ذَٰلِكُم بِمَا كُنتُمْ تَفْرَحُونَ فِى ٱلْأَرْضِ بِغَيْرِ ٱلْحَقِّ وَبِمَا كُنتُمْ تَمْرَحُونَ

    ẕâliküm bimâ küntüm tefraḥûne fi-l'arḍi bigayri-lḥaḳḳi vebimâ küntüm temraḥûn.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bunun sebebi şudur. Çünkü siz, yeryüzünde haksızlıkla seviniyordunuz ve çünkü güveniyordunuz.

    Ayet detayı — Mü'min suresi, 75. ayet

  8. Mü'min suresi, 76. ayet — tek başına aç

    Mü'min suresi, 76. ayet. ٱدْخُلُوٓا۟ أَبْوَٰبَ جَهَنَّمَ خَٰلِدِينَ فِيهَا فَبِئْسَ مَثْوَى ٱلْمُتَكَبِّرِينَ

    üdḫulû ebvâbe cehenneme ḫâlidîne fîhâ. febi'se meŝve-lmütekebbirîn.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Girin cehennemin kapılarından, içlerinde ebedi kalmak üzere. Bak o kibirlenenlerin yeri, ne çirkindir!

    Ayet detayı — Mü'min suresi, 76. ayet

Sabret; hayvanlardaki faydalar; azabı görünce iman 77–85

  1. Mü'min suresi, 77. ayet — tek başına aç

    Mü'min suresi, 77. ayet. فَٱصْبِرْ إِنَّ وَعْدَ ٱللَّهِ حَقٌّ فَإِمَّا نُرِيَنَّكَ بَعْضَ ٱلَّذِى نَعِدُهُمْ أَوْ نَتَوَفَّيَنَّكَ فَإِلَيْنَا يُرْجَعُونَ

    faṣbir inne va`de-llâhi ḥaḳḳun. feimmâ nüriyenneke ba`ḍa-lleẕî ne`idühüm ev neteveffeyenneke feileynâ yürce`ûn.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Onun için, sabret. Allah'ın va'di gerçektir, mutlaka olacaktır. Artık onlara yaptığımız tehdidin bir kısmını sana göstersek de veya seni kendimize alsak da onlar mutlaka döndürülüp Bize getirileceklerdir.

    Ayet detayı — Mü'min suresi, 77. ayet

  2. Mü'min suresi, 78. ayet — tek başına aç

    Mü'min suresi, 78. ayet. وَلَقَدْ أَرْسَلْنَا رُسُلًا مِّن قَبْلِكَ مِنْهُم مَّن قَصَصْنَا عَلَيْكَ وَمِنْهُم مَّن لَّمْ نَقْصُصْ عَلَيْكَ وَمَا كَانَ لِرَسُولٍ أَن يَأْتِىَ بِـَٔايَةٍ إِلَّا بِإِذْنِ ٱللَّهِ فَإِذَا جَآءَ أَمْرُ ٱللَّهِ قُضِىَ بِٱلْحَقِّ وَخَسِرَ هُنَالِكَ ٱلْمُبْطِلُونَ

    veleḳad erselnâ rusülem min ḳablike minhüm men ḳaṣaṣnâ `aleyke veminhüm mel lem naḳṣuṣ `aleyk. vemâ kâne lirasûlin ey ye'tiye biâyetin illâ biiẕni-llâh. feiẕâ câe emru-llâhi ḳuḍiye bilḥaḳḳi veḫasira hünâlike-lmübṭilûn.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Andolsun ki, Biz senin önünden nice peygamberler gönderdik; onlardan kimini sana ayıttık, kimini ayıtmadık (anlatmadık). Hiçbir peygamber, Allah'ın izni olmadan bir mucize getiremez. Allah'ın emri gelince de hak yerine getirilir ve batıl bir dava peşinde koşanlar, işte hüsrana burada düştüler.

    Ayet detayı — Mü'min suresi, 78. ayet

  3. Mü'min suresi, 79. ayet — tek başına aç

    Mü'min suresi, 79. ayet. ٱللَّهُ ٱلَّذِى جَعَلَ لَكُمُ ٱلْأَنْعَٰمَ لِتَرْكَبُوا۟ مِنْهَا وَمِنْهَا تَأْكُلُونَ

    allâhü-lleẕî ce`ale lekümü-l'en`âme literkebû minhâ veminhâ te'külûn.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Allah O'dur ki, sizin için o yumuşak başlı hayvanları yaratmıştır. Onlardan binit edinesiniz diye; onlardan yersiniz de.

    Ayet detayı — Mü'min suresi, 79. ayet

  4. Mü'min suresi, 80. ayet — tek başına aç

    Mü'min suresi, 80. ayet. وَلَكُمْ فِيهَا مَنَٰفِعُ وَلِتَبْلُغُوا۟ عَلَيْهَا حَاجَةً فِى صُدُورِكُمْ وَعَلَيْهَا وَعَلَى ٱلْفُلْكِ تُحْمَلُونَ

    veleküm fîhâ menâfi`u veliteblügû `aleyhâ ḥâceten fî ṣudûriküm ve`aleyhâ ve`ale-lfülki tuḥmelûn.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Size onlardan daha bir çok yararlar vardır. Ayrıca onların üzerinde sinelerinizdeki bir arzuya erişesiniz diye, hem onların üzerinde hem de gemilerin üzerinde taşınırsınız.

    Ayet detayı — Mü'min suresi, 80. ayet

  5. Mü'min suresi, 81. ayet — tek başına aç

    Mü'min suresi, 81. ayet. وَيُرِيكُمْ ءَايَٰتِهِۦ فَأَىَّ ءَايَٰتِ ٱللَّهِ تُنكِرُونَ

    veyürîküm âyâtih. feeyye âyâti-llâhi tünkirûn.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ve size ayetlerini gösterir, şimdi Allah'ın ayetlerinin hangisini inkar edersiniz?

    Ayet detayı — Mü'min suresi, 81. ayet

  6. Mü'min suresi, 82. ayet — tek başına aç

    Mü'min suresi, 82. ayet. أَفَلَمْ يَسِيرُوا۟ فِى ٱلْأَرْضِ فَيَنظُرُوا۟ كَيْفَ كَانَ عَٰقِبَةُ ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ كَانُوٓا۟ أَكْثَرَ مِنْهُمْ وَأَشَدَّ قُوَّةً وَءَاثَارًا فِى ٱلْأَرْضِ فَمَآ أَغْنَىٰ عَنْهُم مَّا كَانُوا۟ يَكْسِبُونَ

    efelem yesîrû fi-l'arḍi feyenżurû keyfe kâne `âḳibetü-lleẕîne min ḳablihim. kânû ekŝera minhüm veeşedde ḳuvvetev veâŝâran fi-l'arḍi femâ agnâ `anhüm mâ kânû yeksibûn.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Daha yeryüzünde bir gezip de bakmazlar mı ki, kendilerinden öncekilerin sonu nasıl olmuştur? Onlar kendilerinden hem daha çok hem de kuvvetleri ve yeryüzündeki eserleri noktasından daha üstün idiler. Öyle iken o elde ettikleri şeyler kendilerini kurtaramadı.

    Ayet detayı — Mü'min suresi, 82. ayet

  7. Mü'min suresi, 83. ayet — tek başına aç

    Mü'min suresi, 83. ayet. فَلَمَّا جَآءَتْهُمْ رُسُلُهُم بِٱلْبَيِّنَٰتِ فَرِحُوا۟ بِمَا عِندَهُم مِّنَ ٱلْعِلْمِ وَحَاقَ بِهِم مَّا كَانُوا۟ بِهِۦ يَسْتَهْزِءُونَ

    felemmâ câethüm rusülühüm bilbeyyinâti feriḥû bimâ `indehüm mine-l`ilmi veḥâḳa bihim mâ kânû bihî yestehziûn.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Çünkü onlara peygamberleri açık delillerle geldiği zaman, kendilerinde bulunan ilme güvendiler de alay ettikleri şey kendilerini kuşatıverdi.

    Ayet detayı — Mü'min suresi, 83. ayet

  8. Mü'min suresi, 84. ayet — tek başına aç

    Mü'min suresi, 84. ayet. فَلَمَّا رَأَوْا۟ بَأْسَنَا قَالُوٓا۟ ءَامَنَّا بِٱللَّهِ وَحْدَهُۥ وَكَفَرْنَا بِمَا كُنَّا بِهِۦ مُشْرِكِينَ

    felemmâ raev be'senâ ḳâlû âmennâ billâhi vaḥdehû vekefernâ bimâ künnâ bihî müşrikîn.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    O zaman hışmımızı gördüklerinde: "Allah'ın birliğine inandık ve ona ortak koştuğumuz şeyleri inkar ettik!" dediler.

    Ayet detayı — Mü'min suresi, 84. ayet

  9. Mü'min suresi, 85. ayet — tek başına aç

    Mü'min suresi, 85. ayet. فَلَمْ يَكُ يَنفَعُهُمْ إِيمَٰنُهُمْ لَمَّا رَأَوْا۟ بَأْسَنَا سُنَّتَ ٱللَّهِ ٱلَّتِى قَدْ خَلَتْ فِى عِبَادِهِۦ وَخَسِرَ هُنَالِكَ ٱلْكَٰفِرُونَ

    felem yekü yenfe`uhüm îmânühüm lemmâ raev be'senâ. sünnete-llâhi-lletî ḳad ḫalet fî `ibâdih. veḫasira hünâlike-lkâfirûn.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Dediler ama, hışmımızı gördükleri zamanki imanları kendilerine fayda verecek değildi. Allah'ın kulları hakkındaki süregelen kanunu (bu), işte hüsrana bu noktada düştü kafirler!

    Ayet detayı — Mü'min suresi, 85. ayet