Muhammed Esed
Sen ey (yalnızlığına) bürünmüş olan!
74. sure
27 Türkçe meal. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. İngilizce çeviriler ayet sayfalarında.
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır.
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
Müddessir suresi, 1. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلْمُدَّثِّرُ
yâ eyyühe-lmüddeŝŝir.
Sen ey (yalnızlığına) bürünmüş olan!
Müddessir suresi, 2. ayet. قُمْ فَأَنذِرْ
ḳum feenẕir.
Kalk ve uyar!
Müddessir suresi, 3. ayet. وَرَبَّكَ فَكَبِّرْ
verabbeke fekebbir.
Rabbinin büyüklüğünü ve yüceliğini an!
Müddessir suresi, 4. ayet. وَثِيَابَكَ فَطَهِّرْ
veŝiyâbeke feṭahhir.
Öz benliğini temiz tut!
Müddessir suresi, 5. ayet. وَٱلرُّجْزَ فَٱهْجُرْ
verrucze fehcür.
Ve bütün pisliklerden kaçın!
Müddessir suresi, 6. ayet. وَلَا تَمْنُن تَسْتَكْثِرُ
velâ temnün testekŝir.
İyilik yapmayı kendine kazanç aracı kılma,
Müddessir suresi, 7. ayet. وَلِرَبِّكَ فَٱصْبِرْ
velirabbike faṣbir.
ama sabırla Rabbine yönel.
Müddessir suresi, 8. ayet. فَإِذَا نُقِرَ فِى ٱلنَّاقُورِ
feiẕâ nüḳira fi-nnâḳûr.
Ve (insanları uyar ki), (yeniden diriliş) suru üflendiği zaman,
Müddessir suresi, 9. ayet. فَذَٰلِكَ يَوْمَئِذٍ يَوْمٌ عَسِيرٌ
feẕâlike yevmeiẕiy yevmün `asîr.
o Gün, bir ızdırap günü olacaktır,
Müddessir suresi, 10. ayet. عَلَى ٱلْكَٰفِرِينَ غَيْرُ يَسِيرٍ
`ale-lkâfirîne gayru yesîr.
rahatlama günü değil, (şimdi) hakikati inkar edenler için!
Müddessir suresi, 11. ayet. ذَرْنِى وَمَنْ خَلَقْتُ وَحِيدًا
ẕernî vemen ḫalaḳtü veḥîdâ.
Bana bırak yalnız yarattığım o kişi(yle uğraşma)yı,
Müddessir suresi, 12. ayet. وَجَعَلْتُ لَهُۥ مَالًا مَّمْدُودًا
vece`altü lehû mâlem memdûdâ.
kendisine geniş imkanlar verdiğim,
Müddessir suresi, 13. ayet. وَبَنِينَ شُهُودًا
vebenîne şühûdâ.
ve (sevginin) şahitleri olarak çocuklar,
Müddessir suresi, 14. ayet. وَمَهَّدتُّ لَهُۥ تَمْهِيدًا
vemehhettü lehû temhîdâ.
ve hayatına geniş bir ufuk açtığım:
Müddessir suresi, 15. ayet. ثُمَّ يَطْمَعُ أَنْ أَزِيدَ
ŝümme yaṭme`u en ezîd.
buna rağmen o, hala ihtirasla verdiğimden daha fazlasını istiyor!
Müddessir suresi, 16. ayet. كَلَّآ إِنَّهُۥ كَانَ لِـَٔايَٰتِنَا عَنِيدًا
kellâ. innehû kâne liâyâtinâ `anîdâ.
Evet, o, kendini ayetlerimize karşı bilerek, inatla şartlandırmıştır;
Müddessir suresi, 17. ayet. سَأُرْهِقُهُۥ صَعُودًا
seürhiḳuhû ṣa`ûdâ.
(bu nedenle) onu acı veren çetin bir yokuşa süreceğim!
Müddessir suresi, 18. ayet. إِنَّهُۥ فَكَّرَ وَقَدَّرَ
innehû fekkera veḳaddera.
Bakınız, (mesajlarımız hakikati inkara şartlanmış olan birine aktarıldığında, onları nasıl çürüteceğini) düşünür ve (onu) hesaplar,
Müddessir suresi, 19. ayet. فَقُتِلَ كَيْفَ قَدَّرَ
feḳutile keyfe ḳaddera.
kendini de mahveder böyle hesaplar yaparak:
Müddessir suresi, 20. ayet. ثُمَّ قُتِلَ كَيْفَ قَدَّرَ
ŝümme ḳutile keyfe ḳaddera.
evet, o kendini mahveder böyle hesaplarla!
Müddessir suresi, 21. ayet. ثُمَّ نَظَرَ
ŝümme neżara.
Ve sonra (yeni dayanaklar bulmak için çevresine) bakar,
Müddessir suresi, 22. ayet. ثُمَّ عَبَسَ وَبَسَرَ
ŝümme `abese vebesera.
sonra kaşlarını çatarak dik dik süzer,
Müddessir suresi, 23. ayet. ثُمَّ أَدْبَرَ وَٱسْتَكْبَرَ
ŝümme edbera vestekbera.
sonunda (mesajlarımıza) sırtını döner ve küstahça böbürlenir,
Müddessir suresi, 24. ayet. فَقَالَ إِنْ هَٰذَآ إِلَّا سِحْرٌ يُؤْثَرُ
feḳâle in hâẕâ illâ siḥruy yü'ŝer.
ve: "Bu, (eski zamanlardan) intikal eden büyüleyici bir sözdür!
Müddessir suresi, 25. ayet. إِنْ هَٰذَآ إِلَّا قَوْلُ ٱلْبَشَرِ
in hâẕâ illâ ḳavlü-lbeşer.
Bu, ölümlü beşer sözünden başka bir şey değildir!" der.
Müddessir suresi, 26. ayet. سَأُصْلِيهِ سَقَرَ
seuṣlîhi seḳara.
(Bu nedenle,) onu (öteki dünyada) cehennem ateşine sokacağım!
Müddessir suresi, 27. ayet. وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا سَقَرُ
vemâ edrâke mâ seḳar.
Cehennem ateşinin ne olduğunu hiç düşündün mü?
Müddessir suresi, 28. ayet. لَا تُبْقِى وَلَا تَذَرُ
lâ tübḳî velâ teẕer.
O ne yaşatır, ne de (ölüme) terk eder,
Müddessir suresi, 29. ayet. لَوَّاحَةٌ لِّلْبَشَرِ
levvâḥatül lilbeşer.
ölümlü insana (nihai hakikati) gösterir.
Müddessir suresi, 30. ayet. عَلَيْهَا تِسْعَةَ عَشَرَ
`aleyhâ tis`ate `aşer.
Onun üzerinde ondokuz (güç) vardır.
Müddessir suresi, 31. ayet. وَمَا جَعَلْنَآ أَصْحَٰبَ ٱلنَّارِ إِلَّا مَلَٰٓئِكَةً وَمَا جَعَلْنَا عِدَّتَهُمْ إِلَّا فِتْنَةً لِّلَّذِينَ كَفَرُوا۟ لِيَسْتَيْقِنَ ٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ ٱلْكِتَٰبَ وَيَزْدَادَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ إِيمَٰنًا وَلَا يَرْتَابَ ٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ ٱلْكِتَٰبَ وَٱلْمُؤْمِنُونَ وَلِيَقُولَ ٱلَّذِينَ فِى قُلُوبِهِم مَّرَضٌ وَٱلْكَٰفِرُونَ مَاذَآ أَرَادَ ٱللَّهُ بِهَٰذَا مَثَلًا كَذَٰلِكَ يُضِلُّ ٱللَّهُ مَن يَشَآءُ وَيَهْدِى مَن يَشَآءُ وَمَا يَعْلَمُ جُنُودَ رَبِّكَ إِلَّا هُوَ وَمَا هِىَ إِلَّا ذِكْرَىٰ لِلْبَشَرِ
vemâ ce`alnâ aṣḥâbe-nnâri illâ melâikeh. vemâ ce`alnâ `iddetehüm illâ fitnetel lilleẕîne keferû liyesteyḳine-lleẕîne ûtü-lkitâbe veyezdâde-lleẕîne âmenû îmânev velâ yertâbe-lleẕîne ûtü-lkitâbe velmü'minûne veliyeḳûle-lleẕîne fî ḳulûbihim meraḍuv velkâfirûne mâẕâ erâde-llâhü bihâẕâ meŝelâ. keẕâlike yüḍillü-llâhü mey yeşâü veyehdî mey yeşâ'. vemâ ya`lemü cünûde rabbike illâ hû. vemâ hiye illâ ẕikrâ lilbeşer.
Çünkü yalnızca meleki güçleri (cehennem) ateşinin gözcüleri kıldık; ve onların sayısını hakikati inkara şartlanmış olanlar için bir sınama (aracı) yaptık ki böylece daha önce vahye muhatab olanlar (bu ilahi kelamın doğruluğuna) kani olsunlar ve (ona) iman etmiş olanların imanları daha da güçlensin; ve geçmiş vahiylere muhatab olanlar ile (bu vahye) iman edenler bütün şüphelerden kurtulsunlar. Ve kalplerinde hastalık olanlar ile hakikati tamamen reddedenler: "(Sizin) Allah(ınız) bu temsil ile ne demek istiyor?" diye sorsunlar. Böylece Allah, (yoldan çıkmak) isteyeni saptırır, (doğruya ulaşmak) isteyeni ise doğru yola ulaştırır. Ve Rabbinin güçlerini Kendisinden başka kimse bilemez. Bütün bunlar ölümlü insan için yalnızca bir uyarıdır.
Müddessir suresi, 32. ayet. كَلَّا وَٱلْقَمَرِ
kellâ velḳamer.
Evet, hilali düşün!
Müddessir suresi, 33. ayet. وَٱلَّيْلِ إِذْ أَدْبَرَ
velleyli iẕ edbera.
Geçip gitmekte olan geceyi düşün,
Müddessir suresi, 34. ayet. وَٱلصُّبْحِ إِذَآ أَسْفَرَ
veṣṣubḥi iẕâ esfera.
ve ağaran sabahı!
Müddessir suresi, 35. ayet. إِنَّهَا لَإِحْدَى ٱلْكُبَرِ
innehâ leiḥde-lküber.
Şüphe yok ki bu (cehennem ateşi) gerçekten büyük (bir uyarı)dır
Müddessir suresi, 36. ayet. نَذِيرًا لِّلْبَشَرِ
neẕîral lilbeşer.
ölümlü insan için bir uyarı
Müddessir suresi, 37. ayet. لِمَن شَآءَ مِنكُمْ أَن يَتَقَدَّمَ أَوْ يَتَأَخَّرَ
limen şâe minküm ey yeteḳaddeme ev yeteeḫḫar.
öne çıkmayı veya geride kalmayı seçen her biriniz için!
Müddessir suresi, 38. ayet. كُلُّ نَفْسٍۭ بِمَا كَسَبَتْ رَهِينَةٌ
küllü nefsim bimâ kesebet rahîneh.
(Hesap Günü) her insan, yapmış olduğu bütün (kötü) fiiller için rehin olarak tutulacaktır;
Müddessir suresi, 39. ayet. إِلَّآ أَصْحَٰبَ ٱلْيَمِينِ
illâ aṣḥâbe-lyemîn.
yalnız dürüstlüğü ve erdemli olmayı başaranlar hariç;
Müddessir suresi, 40. ayet. فِى جَنَّٰتٍ يَتَسَآءَلُونَ
fî cennâtin. yetesâelûn.
onlar (cennet) bahçelerinde (oturarak) soracaklar
Müddessir suresi, 41. ayet. عَنِ ٱلْمُجْرِمِينَ
`ani-lmücrimîn.
günahkarlara:
Müddessir suresi, 42. ayet. مَا سَلَكَكُمْ فِى سَقَرَ
mâ selekeküm fî seḳara.
"Sizi bu cehennem ateşine sürükleyen nedir?"
Müddessir suresi, 43. ayet. قَالُوا۟ لَمْ نَكُ مِنَ ٱلْمُصَلِّينَ
ḳâlû lem nekü mine-lmüṣallîn.
Berikiler "Biz" diyecekler, "ne namaz kılanlardan idik,
Müddessir suresi, 44. ayet. وَلَمْ نَكُ نُطْعِمُ ٱلْمِسْكِينَ
velem nekü nuṭ`imü-lmiskîn.
ne de yoksulları doyururduk;
Müddessir suresi, 45. ayet. وَكُنَّا نَخُوضُ مَعَ ٱلْخَآئِضِينَ
vekünnâ neḫûḍu me`a-lḫâiḍîn.
ve kendilerini günaha kaptıran (diğer) günahkarlar ile birlikte günaha dalmıştık;
Müddessir suresi, 46. ayet. وَكُنَّا نُكَذِّبُ بِيَوْمِ ٱلدِّينِ
vekünnâ nükeẕẕibü biyevmi-ddîn.
ve Hesap Günü'nü yalanlamıştık,
Müddessir suresi, 47. ayet. حَتَّىٰٓ أَتَىٰنَا ٱلْيَقِينُ
ḥattâ etâne-lyeḳîn.
(ölüm ile) her şey açık seçik ortaya çıkıncaya kadar."
Müddessir suresi, 48. ayet. فَمَا تَنفَعُهُمْ شَفَٰعَةُ ٱلشَّٰفِعِينَ
femâ tenfe`uhüm şefâ`atü-şşâfi`în.
Ve böylece, onlar için şefaat edecek olanların hiçbirinin (zerre kadar) faydası olmaz.
Müddessir suresi, 49. ayet. فَمَا لَهُمْ عَنِ ٱلتَّذْكِرَةِ مُعْرِضِينَ
femâ lehüm `ani-tteẕkirati mü`riḍîn.
O halde, onlara ne oluyor ki bütün öğütlerden yüz çeviriyorlar,
Müddessir suresi, 50. ayet. كَأَنَّهُمْ حُمُرٌ مُّسْتَنفِرَةٌ
keennehüm ḥumürum müstenfirah.
adeta korkuya kapılmış merkepler gibiler,
Müddessir suresi, 51. ayet. فَرَّتْ مِن قَسْوَرَةٍۭ
ferrat min ḳasverah.
aslanlardan ürküp kaçan.
Müddessir suresi, 52. ayet. بَلْ يُرِيدُ كُلُّ ٱمْرِئٍ مِّنْهُمْ أَن يُؤْتَىٰ صُحُفًا مُّنَشَّرَةً
bel yürîdü küllü-mriim minhüm ey yü'tâ ṣuḥufem müneşşerah.
Evet, hepsi kendilerine açılmış, açıklanmış vahiyler verilmesi gerektiğini iddia ederler!
Müddessir suresi, 53. ayet. كَلَّا بَل لَّا يَخَافُونَ ٱلْـَٔاخِرَةَ
kellâ. bel lâ yeḫâfûne-l'âḫirah.
Asla, onlar öteki dünya(ya inanmazlar ve on)dan korkmazlar.
Müddessir suresi, 54. ayet. كَلَّآ إِنَّهُۥ تَذْكِرَةٌ
kellâ innehû teẕkirah.
Aslında bu bir öğüttür;
Müddessir suresi, 55. ayet. فَمَن شَآءَ ذَكَرَهُۥ
femen şâe ẕekerah.
ve dileyen herkes ondan ders alabilir.
Müddessir suresi, 56. ayet. وَمَا يَذْكُرُونَ إِلَّآ أَن يَشَآءَ ٱللَّهُ هُوَ أَهْلُ ٱلتَّقْوَىٰ وَأَهْلُ ٱلْمَغْفِرَةِ
vemâ yeẕkürûne illâ ey yeşâe-llâh. hüve ehlü-ttaḳvâ veehlü-lmagfirah.
Ama o (öteki dünyaya inanmaya)nlar, Allah dilemedikçe ondan ders almazlar çünkü O, Allah'a karşı sorumluluk bilincinin ve mağfiretin kaynağıdır.