74. sure

Müddessir Suresi المدثر

Bu sureyi dinle — okunan kelime işaretlenir

Konu dizini 5 konu
  1. Kalk da uyar; sûr günü 1–10 karşılaştır — Kalk da uyar; sûr günü
  2. Yalnız yarattığım kişi ve Sekar 11–30 karşılaştır — Yalnız yarattığım kişi ve Sekar
  3. Cehennem görevlileri ve yeminler 31–37 karşılaştır — Cehennem görevlileri ve yeminler
  4. Herkes kazandığına rehindir; suçlulara sorulanlar 38–48 karşılaştır — Herkes kazandığına rehindir; suçlulara sorulanlar
  5. Öğütten yüz çevirenler 49–56 karşılaştır — Öğütten yüz çevirenler

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır.

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

Kalk da uyar; sûr günü 1–10

  1. Müddessir suresi, 1. ayet — tek başına aç

    Müddessir suresi, 1. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلْمُدَّثِّرُ

    yâ eyyühe-lmüddeŝŝir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ey örtüsüne bürünen kişi!

    Ayet detayı — Müddessir suresi, 1. ayet

  2. Müddessir suresi, 2. ayet — tek başına aç

    Müddessir suresi, 2. ayet. قُمْ فَأَنذِرْ

    ḳum feenẕir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Kalk da insanları uyar!

    Ayet detayı — Müddessir suresi, 2. ayet

  3. Müddessir suresi, 3. ayet — tek başına aç

    Müddessir suresi, 3. ayet. وَرَبَّكَ فَكَبِّرْ

    verabbeke fekebbir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Rabbinin (Sahibinin) büyüklüğünü anlat!

    Ayet detayı — Müddessir suresi, 3. ayet

  4. Müddessir suresi, 4. ayet — tek başına aç

    Müddessir suresi, 4. ayet. وَثِيَابَكَ فَطَهِّرْ

    veŝiyâbeke feṭahhir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Elbiselerini temiz tut!

    Ayet detayı — Müddessir suresi, 4. ayet

  5. Müddessir suresi, 5. ayet — tek başına aç

    Müddessir suresi, 5. ayet. وَٱلرُّجْزَ فَٱهْجُرْ

    verrucze fehcür.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Pis şeylerden uzak dur!

    Ayet detayı — Müddessir suresi, 5. ayet

  6. Müddessir suresi, 6. ayet — tek başına aç

    Müddessir suresi, 6. ayet. وَلَا تَمْنُن تَسْتَكْثِرُ

    velâ temnün testekŝir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Yaptığını çok görerek başa kakma!

    Ayet detayı — Müddessir suresi, 6. ayet

  7. Müddessir suresi, 7. ayet — tek başına aç

    Müddessir suresi, 7. ayet. وَلِرَبِّكَ فَٱصْبِرْ

    velirabbike faṣbir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Rabbinin(Sahibinin) rızası için sabırlı ol!

    Ayet detayı — Müddessir suresi, 7. ayet

  8. Müddessir suresi, 8. ayet — tek başına aç

    Müddessir suresi, 8. ayet. فَإِذَا نُقِرَ فِى ٱلنَّاقُورِ

    feiẕâ nüḳira fi-nnâḳûr.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sura üfürüldüğü gün...

    Ayet detayı — Müddessir suresi, 8. ayet

  9. Müddessir suresi, 9. ayet — tek başına aç

    Müddessir suresi, 9. ayet. فَذَٰلِكَ يَوْمَئِذٍ يَوْمٌ عَسِيرٌ

    feẕâlike yevmeiẕiy yevmün `asîr.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İşte o gün zor gündür.

    Ayet detayı — Müddessir suresi, 9. ayet

  10. Müddessir suresi, 10. ayet — tek başına aç

    Müddessir suresi, 10. ayet. عَلَى ٱلْكَٰفِرِينَ غَيْرُ يَسِيرٍ

    `ale-lkâfirîne gayru yesîr.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Hele kafirler için; hiç de kolay olmayacak!

    Ayet detayı — Müddessir suresi, 10. ayet

Yalnız yarattığım kişi ve Sekar 11–30

  1. Müddessir suresi, 11. ayet — tek başına aç

    Müddessir suresi, 11. ayet. ذَرْنِى وَمَنْ خَلَقْتُ وَحِيدًا

    ẕernî vemen ḫalaḳtü veḥîdâ.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Tek olarak yarattığım o kişiyi dipnot 1 bana bırak dipnot 2 !

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Velid b. Mugire (الوليد بن المغيرة) Ebu Abdişems el-Velid b. el-Mugire b. Abdillah el-Mahzumi (ö. 1/622) Nebimiz'in ve İslamiyet'in azılı düşmanlarından biri miladi 530 yılı civarında Mekke'de doğdu. Babası Mugire, Kureyş içerisinde zenginliği ve cömertliğiyle tanınırdı. Onun kabiledeki mevkii dolayısıyla çocuklarına Beni Mugire denilmiş ve Mugiri nisbesiyle anılmışlardır. Bunlar şan, şeref, şöhret ve zenginlik bakımından ayrı bir zümre teşkil ediyordu. Resul-i Ekrem'in babaannesi Fatıma bint Amr b. Aiz, Mahzumoğulları'na mensup olduğu için dayıları adına Abdülmuttalib'in, oğlu Abdullah'ı kurban etmesini engelleyenler arasında Mugire de vardı. Velid annesi Sahra'ya nisbetle İbnü's-Sahra diye de anılır. Velid aklı, dirayeti, güzel konuşması, gelişmiş şiir zevki, çocuklarının fazlalığı ve zenginliğiyle de Kureyş içerisinde temayüz etmişti. Onun Mekke ile Taif arasındaki sulanabilen bahçelerinde yıl boyunca meyve ve sebze yetiştirilirdi. Ticaretle de uğraşan Velid'in aynı zamanda demirci olduğu zikredilir (İbn Kuteybe, s. 575). Velid, Haşimoğulları ile rekabet etmek için hac zamanı Mina'da büyük bir ateş yaktırır ve hacılara yemek ikram ederdi. Velid'in kendisiyle tartışılmasına izin vermediği, bedevilerin onu methederken 12.000 dinardan fazla serveti bulunduğunu söyledikleri kaydedilir (Süheyli, III, 80). Onun Kureyş nezdindeki itibarını gösteren iki olaya işaret etmek gerekir. Bunlardan biri, Kureyş'in reisi Abdülmuttalib'in vefatı üzerine kendisiyle birlikte kabileden üç kişinin onun yerini almak istediğini göstermek için Kabe'nin avlusuna oturmasıdır (diğer ikisi Ebu Talib ile Abdullah b. Cüd‘an idi; Ya‘kubi, II, 10). İkincisi Hz. Muhammed'in Hacerülesved'i yerine koyanlar arasında yer aldığı, Kabe'nin yıkılıp yeniden yapılması esnasında Kureyşliler'in Kabe'yi yıkmaktan çekinmesi üzerine Velid'in mabedin duvarına çıkıp, "Biz ancak iyilik ve hayır istiyoruz" diyerek kendi kabilesine düşen kısımdan bir bölümü yıkmasıdır. Kureyşliler, ancak onun başına bir felaket gelip gelmeyeceğini bir süre bekledikten sonra yıkım işine başlayabildi (İbn Hişam, I, 195). Yine Kabe'nin yapımı için para toplanırken Velid, Mekkeliler'den helal kazançlarından sarfetmelerini, riba ve zulümle elde edilen paraları bu işe karıştırmamalarını istedi. Diğer taraftan her yıl değiştirilen Kabe örtüsünü bir yıl kendisinin, bir yıl diğer Kureyş liderlerinin değiştirmesinden dolayı "Idlü Kureyş" (Kureyş'in dengi) unvanını taşıyor ve Yemen'den getirttiği kumaşla bu örtüyü değiştiriyordu (Ezraki, I, 251-252; Belazüri, I,133). Kaynaklarda bir hırsızın elini kesmesi, ilk defa kasame usulüne başvurması gibi icraatlarından dolayı "hükkamü'l-Arab"dan kabul edilir (İbn Habib, el-Muĥabber, s. 132, 337-338; el-Münemmaķ, s. 368; Belazüri, I, 133). Ayrıca Velid, kendisi şarap içmediği gibi aile fertlerine de içmeyi yasaklayan ve Kabe'ye girerken pabuçlarını çıkaran ilk kişidir (İbn Habib, el-Muĥabber, s. 335-337; İbn Kuteybe, s. 551-552). Kureyşliler ona "vahid" (tek), "kurretü ayni Kureyş" (Kureyş'in göz bebeği) ve "seyyidi" (efendimiz) gibi sıfatlar vermişti. Velid b. Mugire, Hz. Peygamber'in davetini kabul etmedi ve kendisine şiddetle karşı çıktı. Kibir, bencillik ve ihtirası yüzünden şirk ile ruhu kirlenip tabiatı bozulduğundan Kur'an-ı Kerim için sihir dedi, Kur'an'ın hasmı ve Resul-i Ekrem'in rakibi oldu. Putperestliğin hamisi Ebu Cehil'e akıl hocalığı yaptı. Kendisinin, "Nasıl olur, ben Kureyş kabilesinin büyüğü ve başkanı olduğum halde bir kenara bırakılayım da Muhammed'e vahiy gelsin! Nasıl olur, Ebu Mes‘ud Amr b. Umeyr es-Sekafi kabilesinin reisi de bir yana bırakılsın!" şeklindeki sözlerine Kur'an'da şöyle cevap verilir: "Gerçeğin bilgisi gelince, ‘Bu bir büyü, biz bunu kabul etmiyoruz. Bu Kur'an şu iki şehirden büyük bir kişiye indirilseydi ya!' dediler. Rabbinin rahmetini paylaştırmak onlara mı düşmüş? Dünya hayatında onların geçimliklerini biz paylaştırdık …" (Zuhruf 43/30-31; ayrıca bk. En‘am 6/123-124; İbn Hişam, I, 361; Taberi, XXV, 39-41). Velid, Kureyşliler'in Resulullah'a karşı düşmanca faaliyetlerine aktif biçimde katıldı. Hz. Peygamber'in amcası Ebu Talib'e üç defa başvuran Kureyş heyetinde o da yer aldı. Üçüncü gidişlerinde Velid yanına genç ve yakışıklı oğlu Umare'yi de aldı. Heyettekiler, Ebu Talib'den, Hz. Muhammed'in yerine bu genci alıp öldürülmek üzere yeğenini kendilerine teslim etmesini istediler. Ebu Talib bu teklifi şiddetle reddetti (İbn Hişam, I, 266-268; Umare için bk. Süheyli, III, 252-255; Fayda, s. 81-84). İbn Habib, Kureyş kabilesine mensup sekiz zındık arasında Velid'i de zikreder ve bunların sapık düşüncelerini Hireli bir hıristiyandan öğrendiklerini yazar (el-Muĥabber, s. 337). Cahiliye devri şiirini ve Arap dilinin inceliklerini çok iyi bilen Velid, hac mevsiminde Mekke'ye gelecek kişilere söylenmek üzere Kureyşliler'in Muhammed hakkında bir fikir etrafında toplanmalarını istemişti. Kendi görüşünün oluşması için günlerce düşündü; Kureyşliler'in ileri sürdüğü kahin, deli, şair gibi nitelemelerin doğru olmadığının hemen anlaşılacağını belirttikten sonra, "En iyisi onun evladı babadan, kardeşi kardeşten, karıyı kocadan, kişiyi ailesinden ayıran bir büyücü olduğunu söyleyelim" dedi. Bu iddialar üzerine şu ayetler nazil oldu: "Yarattığım o kişiyi tek başına bana bırak; geniş bir; geniş bir ervet ve gözü önünde duran oğullar verdiğim, kendisine nimetleri serdikçe serdiğim, arkasından daha fazla vermemi bekleyen kişiyi. Hayır, umduğu gibi olmayacak. Çünkü o bizim ayetlerimize karşı inatla direnmektedir. Ben de onu sarp bir yokuşa süreceğim. Zira o düşündü taşındı, ölçtü biçti. Kahrolsun, ne biçim ölçme biçme bu! Ardından yine kahrolsun, ne biçim ölçtü biçti! Sonra baktı, sonra kaşlarını çattı, suratını astı. En sonunda arkasını dönüp gitti ve kibrine yenildi. ‘Bu' dedi, ‘olsa olsa eskilerden nakledilmiş bir sihirdir; bu bildiğiniz insan sözünden başka bir şey değildir.' Ben onu cehenneme sokacağım …" (Müddessir 74/11-26).
    2. metne dön, dipnot 2
      Herkes, onun gibi tek olarak yaratılır.

    Ayet detayı — Müddessir suresi, 11. ayet

  2. Müddessir suresi, 12. ayet — tek başına aç

    Müddessir suresi, 12. ayet. وَجَعَلْتُ لَهُۥ مَالًا مَّمْدُودًا

    vece`altü lehû mâlem memdûdâ.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ona ardı arkası kesilmeyen malllar,

    Ayet detayı — Müddessir suresi, 12. ayet

  3. Müddessir suresi, 13. ayet — tek başına aç

    Müddessir suresi, 13. ayet. وَبَنِينَ شُهُودًا

    vebenîne şühûdâ.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Yanından ayrılmayan oğullar dipnot 1 verdim.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Arapça'da kızlardan oluşan bir topluluğun içinde bir tane oğlan olsa, o topluluğa erkek zamir gider. Dolayısıyla ayette belirtilen "oğullar (beni)" erkek ve kız evlatlar anlamına gelir. Aynı kullanım şekli "İsrailoğulları (beni israil)" geçen ayetlerde de vardır ve Yakub'un (a.s.) soyundan gelen kadın ve erkekler anlamına gelir. Türkçe'de de ‘oğul' ve ‘adam' kelimelerinin hem kadın hem erkekleri ifade edecek şekilde kullanımı vardır. Örneğin: karamanoğulları, bilim adamı, işa damı. Son yıllarda cinsiyet ayrımcılığı konusunda yaşanan gelişmeler nedeniyle bu konuda bir duyarlılık oluşmuş ve toplum nezdinde içinde kadın olan topluluğa erkek zamir kullanılmasına yönelik bir tavır sergilenmeye başlanmıştır. Bu haklı tavır nedeniyle Kur'an metnine ön yargılı davranabilecek Türk okuyucuyu bilgilendirmek, onu bir nebze olsun ön yargılardan uzak ve dil bilimine uygun bir yaklaşımla ayetleri okuyabilmesine yardımcı olabilmek üzere bu ek açıklamaya ihtiyaç duyulmuştur. Her dilin kendine has kuralları ve yapısı vardır. Kur'an Arapça olarak indirildiğinden o dilin kurallarına uygundur. Erkek zamirli ifadelerin kullanılmış olması o dili kullanan topluluğun ayrımcılığına delil olabilir ancak o dilde indirilen kutsal kitapların cinsiyet ayrımcılığına delil olmaz. Bu örneğin tam zıttı olarak, Arapça'da, bir topluluk için "kızlar, kadınlar' ifadesi kullanıldığı takdirde o topluluğun içinde hiç erkek yoktur.

    Ayet detayı — Müddessir suresi, 13. ayet

  4. Müddessir suresi, 14. ayet — tek başına aç

    Müddessir suresi, 14. ayet. وَمَهَّدتُّ لَهُۥ تَمْهِيدًا

    vemehhettü lehû temhîdâ.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Her şeyi önüne serdim.

    Ayet detayı — Müddessir suresi, 14. ayet

  5. Müddessir suresi, 15. ayet — tek başına aç

    Müddessir suresi, 15. ayet. ثُمَّ يَطْمَعُ أَنْ أَزِيدَ

    ŝümme yaṭme`u en ezîd.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Hala da artırmamı bekliyor!

    Ayet detayı — Müddessir suresi, 15. ayet

  6. Müddessir suresi, 16. ayet — tek başına aç

    Müddessir suresi, 16. ayet. كَلَّآ إِنَّهُۥ كَانَ لِـَٔايَٰتِنَا عَنِيدًا

    kellâ. innehû kâne liâyâtinâ `anîdâ.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Asla! Çünkü o, ayetlerimiz karşısında inatçılık ediyor.

    Ayet detayı — Müddessir suresi, 16. ayet

  7. Müddessir suresi, 17. ayet — tek başına aç

    Müddessir suresi, 17. ayet. سَأُرْهِقُهُۥ صَعُودًا

    seürhiḳuhû ṣa`ûdâ.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onu dik yokuşa süreceğim.

    Ayet detayı — Müddessir suresi, 17. ayet

  8. Müddessir suresi, 18. ayet — tek başına aç

    Müddessir suresi, 18. ayet. إِنَّهُۥ فَكَّرَ وَقَدَّرَ

    innehû fekkera veḳaddera.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    O düşündü, ölçtü biçti.

    Ayet detayı — Müddessir suresi, 18. ayet

  9. Müddessir suresi, 19. ayet — tek başına aç

    Müddessir suresi, 19. ayet. فَقُتِلَ كَيْفَ قَدَّرَ

    feḳutile keyfe ḳaddera.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Kahrolasıca, ne biçim ölçtü biçti!

    Ayet detayı — Müddessir suresi, 19. ayet

  10. Müddessir suresi, 20. ayet — tek başına aç

    Müddessir suresi, 20. ayet. ثُمَّ قُتِلَ كَيْفَ قَدَّرَ

    ŝümme ḳutile keyfe ḳaddera.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ah kahrolasıca, ne biçim ölçtü biçti!

    Ayet detayı — Müddessir suresi, 20. ayet

  11. Müddessir suresi, 21. ayet — tek başına aç

    Müddessir suresi, 21. ayet. ثُمَّ نَظَرَ

    ŝümme neżara.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Şöyle bir bakındı.

    Ayet detayı — Müddessir suresi, 21. ayet

  12. Müddessir suresi, 22. ayet — tek başına aç

    Müddessir suresi, 22. ayet. ثُمَّ عَبَسَ وَبَسَرَ

    ŝümme `abese vebesera.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sonra kaşlarını çattı, suratını aştı;

    Ayet detayı — Müddessir suresi, 22. ayet

  13. Müddessir suresi, 23. ayet — tek başına aç

    Müddessir suresi, 23. ayet. ثُمَّ أَدْبَرَ وَٱسْتَكْبَرَ

    ŝümme edbera vestekbera.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Daha sonra geri döndü ve büyüklendi.

    Ayet detayı — Müddessir suresi, 23. ayet

  14. Müddessir suresi, 24. ayet — tek başına aç

    Müddessir suresi, 24. ayet. فَقَالَ إِنْ هَٰذَآ إِلَّا سِحْرٌ يُؤْثَرُ

    feḳâle in hâẕâ illâ siḥruy yü'ŝer.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Arkasından şöyle dedi: "Bu olsa olsa etkilenilen bir büyü olur!"

    Ayet detayı — Müddessir suresi, 24. ayet

  15. Müddessir suresi, 25. ayet — tek başına aç

    Müddessir suresi, 25. ayet. إِنْ هَٰذَآ إِلَّا قَوْلُ ٱلْبَشَرِ

    in hâẕâ illâ ḳavlü-lbeşer.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    "Bu, olsa olsa bir insan sözü olur!"

    Ayet detayı — Müddessir suresi, 25. ayet

  16. Müddessir suresi, 26. ayet — tek başına aç

    Müddessir suresi, 26. ayet. سَأُصْلِيهِ سَقَرَ

    seuṣlîhi seḳara.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onu Sakar'da kızartacağım.

    Ayet detayı — Müddessir suresi, 26. ayet

  17. Müddessir suresi, 27. ayet — tek başına aç

    Müddessir suresi, 27. ayet. وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا سَقَرُ

    vemâ edrâke mâ seḳar.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sakar nedir? Onu nereden bileceksin? (Öyleyse dinle!)

    Ayet detayı — Müddessir suresi, 27. ayet

  18. Müddessir suresi, 28. ayet — tek başına aç

    Müddessir suresi, 28. ayet. لَا تُبْقِى وَلَا تَذَرُ

    lâ tübḳî velâ teẕer.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    O, ne yaşatır ne yok eder dipnot 1 !

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Rabbine günahkar olarak gelenin yeri cehennemdir. Orada ne ölür, ne de hayat sürer." (Taha 20/74)

    Ayet detayı — Müddessir suresi, 28. ayet

  19. Müddessir suresi, 29. ayet — tek başına aç

    Müddessir suresi, 29. ayet. لَوَّاحَةٌ لِّلْبَشَرِ

    levvâḥatül lilbeşer.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İnsanın derisini kavurur!

    Ayet detayı — Müddessir suresi, 29. ayet

  20. Müddessir suresi, 30. ayet — tek başına aç

    Müddessir suresi, 30. ayet. عَلَيْهَا تِسْعَةَ عَشَرَ

    `aleyhâ tis`ate `aşer.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onun üzerinde görevli on dokuz melek vardır.

    Ayet detayı — Müddessir suresi, 30. ayet

Cehennem görevlileri ve yeminler 31–37

  1. Müddessir suresi, 31. ayet — tek başına aç

    Müddessir suresi, 31. ayet. وَمَا جَعَلْنَآ أَصْحَٰبَ ٱلنَّارِ إِلَّا مَلَٰٓئِكَةً وَمَا جَعَلْنَا عِدَّتَهُمْ إِلَّا فِتْنَةً لِّلَّذِينَ كَفَرُوا۟ لِيَسْتَيْقِنَ ٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ ٱلْكِتَٰبَ وَيَزْدَادَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ إِيمَٰنًا وَلَا يَرْتَابَ ٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ ٱلْكِتَٰبَ وَٱلْمُؤْمِنُونَ وَلِيَقُولَ ٱلَّذِينَ فِى قُلُوبِهِم مَّرَضٌ وَٱلْكَٰفِرُونَ مَاذَآ أَرَادَ ٱللَّهُ بِهَٰذَا مَثَلًا كَذَٰلِكَ يُضِلُّ ٱللَّهُ مَن يَشَآءُ وَيَهْدِى مَن يَشَآءُ وَمَا يَعْلَمُ جُنُودَ رَبِّكَ إِلَّا هُوَ وَمَا هِىَ إِلَّا ذِكْرَىٰ لِلْبَشَرِ

    vemâ ce`alnâ aṣḥâbe-nnâri illâ melâikeh. vemâ ce`alnâ `iddetehüm illâ fitnetel lilleẕîne keferû liyesteyḳine-lleẕîne ûtü-lkitâbe veyezdâde-lleẕîne âmenû îmânev velâ yertâbe-lleẕîne ûtü-lkitâbe velmü'minûne veliyeḳûle-lleẕîne fî ḳulûbihim meraḍuv velkâfirûne mâẕâ erâde-llâhü bihâẕâ meŝelâ. keẕâlike yüḍillü-llâhü mey yeşâü veyehdî mey yeşâ'. vemâ ya`lemü cünûde rabbike illâ hû. vemâ hiye illâ ẕikrâ lilbeşer.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    O ateşi yönetme işinde meleklerden başkasına görev vermedik. Sayılarını da sırf kafirler için bir imtihan sebebi dipnot 1 yaptık. Böylece kendilerine kitap verilenler kesin kanaate varır; müminlerin güvenleri artar, kendilerine kitap verilenler ile müminler kuşkuya düşmezler. Kalplerinde hastalık olanlarla kafirler de "Allah bu örnekle ne demek istiyor?" derler. Allah, sapıklığı tercih edenin sapıklığını onaylar, doğru yolu tercih edeni de yola getirir. Allah'ın ordularını kendi dışında kimse bilmez. O (Kur'an), tüm insanlık için doğru bilgiden başkası değildir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayette bildirilen melek sayısı tıpkı ayette belirtildiği gibi kafirler için imtihan sebebi olmuştur. Bu gibi insanlar Kitab'ın ayetler arası ilişkisini örtmek için, sözde matematiksel ilişkiler ağı kurarak, Kitab'ın iç bağlantılarını kafalarına göre kurmak ve fitne çıkarma isteğiyle çeşitli yorumlar yapar, kendilerine veya önderlerine kutsallık edinmeye çalışırlar. Oysa Kitabın ayetler arası ilişkisi Al-i İmran 3/7'de açık olarak bildirilmiştir.

    Ayet detayı — Müddessir suresi, 31. ayet

  2. Müddessir suresi, 32. ayet — tek başına aç

    Müddessir suresi, 32. ayet. كَلَّا وَٱلْقَمَرِ

    kellâ velḳamer.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Hayır; Ay'ı dipnot 1 ,

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayetin tam meali şöyledir: "Hayır Aya yemin olsun". Türkçede yemini, doğru söylediğinden şüphe edilen kişi yapar. Allah'ın yaptığı bu gibi yeminler ise yemin edilen şeyin önemini göstermek içindir. (Bkz. İbn Kayyim el-Cevzi, et-Tibyan fi Ahkam'il-Kur'an girişi) Türkçe'de böyle bir kullanım olmadığından meal, maksadı ifade edecek şekilde yapılmıştır.

    Ayet detayı — Müddessir suresi, 32. ayet

  3. Müddessir suresi, 33. ayet — tek başına aç

    Müddessir suresi, 33. ayet. وَٱلَّيْلِ إِذْ أَدْبَرَ

    velleyli iẕ edbera.

    Ayet detayı — Müddessir suresi, 33. ayet

  4. Müddessir suresi, 34. ayet — tek başına aç

    Müddessir suresi, 34. ayet. وَٱلصُّبْحِ إِذَآ أَسْفَرَ

    veṣṣubḥi iẕâ esfera.

    Ayet detayı — Müddessir suresi, 34. ayet

  5. Müddessir suresi, 35. ayet — tek başına aç

    Müddessir suresi, 35. ayet. إِنَّهَا لَإِحْدَى ٱلْكُبَرِ

    innehâ leiḥde-lküber.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İyi anlayın ki Sakar, (Ahiretin) en büyüklerinden biridir;

    Ayet detayı — Müddessir suresi, 35. ayet

  6. Müddessir suresi, 36. ayet — tek başına aç

    Müddessir suresi, 36. ayet. نَذِيرًا لِّلْبَشَرِ

    neẕîral lilbeşer.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    insanoğlu için uyarıdır.

    Ayet detayı — Müddessir suresi, 36. ayet

  7. Müddessir suresi, 37. ayet — tek başına aç

    Müddessir suresi, 37. ayet. لِمَن شَآءَ مِنكُمْ أَن يَتَقَدَّمَ أَوْ يَتَأَخَّرَ

    limen şâe minküm ey yeteḳaddeme ev yeteeḫḫar.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İçinizden aşırılık yapmayı veya iyilikten geri kalmayı tercih edenler için uyarıdır.

    Ayet detayı — Müddessir suresi, 37. ayet

Herkes kazandığına rehindir; suçlulara sorulanlar 38–48

  1. Müddessir suresi, 38. ayet — tek başına aç

    Müddessir suresi, 38. ayet. كُلُّ نَفْسٍۭ بِمَا كَسَبَتْ رَهِينَةٌ

    küllü nefsim bimâ kesebet rahîneh.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Herkes kendi yaptığına karşılık rehindir.

    Ayet detayı — Müddessir suresi, 38. ayet

  2. Müddessir suresi, 39. ayet — tek başına aç

    Müddessir suresi, 39. ayet. إِلَّآ أَصْحَٰبَ ٱلْيَمِينِ

    illâ aṣḥâbe-lyemîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Doğrulardan yana olanlar hali başkadır dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "(O zaman) Siz, üç sınıf olursunuz: (Birincisi) uğurlular sınıfıdır. Ne mutlu o uğurlu olanlara!(İkinci sınıf) uğursuzlardır. Ne yazık o uğursuzlara! Bir de önde gidenler (sınıfı) var; hep önde gidenler!" Bkz. Vakia 56/7-10

    Ayet detayı — Müddessir suresi, 39. ayet

  3. Müddessir suresi, 40. ayet — tek başına aç

    Müddessir suresi, 40. ayet. فِى جَنَّٰتٍ يَتَسَآءَلُونَ

    fî cennâtin. yetesâelûn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlar bahçelerde olur, sorup soruştururlar;

    Ayet detayı — Müddessir suresi, 40. ayet

  4. Müddessir suresi, 41. ayet — tek başına aç

    Müddessir suresi, 41. ayet. عَنِ ٱلْمُجْرِمِينَ

    `ani-lmücrimîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    suçlu olanları...

    Ayet detayı — Müddessir suresi, 41. ayet

  5. Müddessir suresi, 42. ayet — tek başına aç

    Müddessir suresi, 42. ayet. مَا سَلَكَكُمْ فِى سَقَرَ

    mâ selekeküm fî seḳara.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlara, "Sizi Sakar'a sürükleyen ne oldu?" diye sorarlar.

    Ayet detayı — Müddessir suresi, 42. ayet

  6. Müddessir suresi, 43. ayet — tek başına aç

    Müddessir suresi, 43. ayet. قَالُوا۟ لَمْ نَكُ مِنَ ٱلْمُصَلِّينَ

    ḳâlû lem nekü mine-lmüṣallîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlar da, "Biz namaz kılan kişiler değildik." derler.

    Ayet detayı — Müddessir suresi, 43. ayet

  7. Müddessir suresi, 44. ayet — tek başına aç

    Müddessir suresi, 44. ayet. وَلَمْ نَكُ نُطْعِمُ ٱلْمِسْكِينَ

    velem nekü nuṭ`imü-lmiskîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    "Yoksulları doyurmazdık.

    Ayet detayı — Müddessir suresi, 44. ayet

  8. Müddessir suresi, 45. ayet — tek başına aç

    Müddessir suresi, 45. ayet. وَكُنَّا نَخُوضُ مَعَ ٱلْخَآئِضِينَ

    vekünnâ neḫûḍu me`a-lḫâiḍîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Dünyaya dalanlarla dalar giderdik.

    Ayet detayı — Müddessir suresi, 45. ayet

  9. Müddessir suresi, 46. ayet — tek başına aç

    Müddessir suresi, 46. ayet. وَكُنَّا نُكَذِّبُ بِيَوْمِ ٱلدِّينِ

    vekünnâ nükeẕẕibü biyevmi-ddîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Hesap günü konusunda da yalan söylerdik dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Cehenneme her bir bölük atılınca bekçiler: "Size bir uyarıcı gelmedi mi?" derler. Onlar: "Evet, uyarıcı geldi ama yalana sarıldık; Allah bir şey indirmemiştir, siz büyük bir sapkınlık içindesiniz, dedik. Eğer söz dinleseydik ya da aklımızı kullansaydık, şimdi  bu alevli ateş ahalisi içinde olmazdık" derler. Böylece suçlarını itiraf ederler. Alevli ateş ahalisi için bundan sonrası perişanlıktır." (Mülk 67/8-11)

    Ayet detayı — Müddessir suresi, 46. ayet

  10. Müddessir suresi, 47. ayet — tek başına aç

    Müddessir suresi, 47. ayet. حَتَّىٰٓ أَتَىٰنَا ٱلْيَقِينُ

    ḥattâ etâne-lyeḳîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sonunda ölüm geldi çattı." derler.

    Ayet detayı — Müddessir suresi, 47. ayet

  11. Müddessir suresi, 48. ayet — tek başına aç

    Müddessir suresi, 48. ayet. فَمَا تَنفَعُهُمْ شَفَٰعَةُ ٱلشَّٰفِعِينَ

    femâ tenfe`uhüm şefâ`atü-şşâfi`în.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Artık şefaatçilerinin şefaati onlara bir fayda vermez[1].

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 2
      Bütün beklentileri boşa çıkar.  Şefaat bakınız: Bakara 2/48

    Ayet detayı — Müddessir suresi, 48. ayet

Öğütten yüz çevirenler 49–56

  1. Müddessir suresi, 49. ayet — tek başına aç

    Müddessir suresi, 49. ayet. فَمَا لَهُمْ عَنِ ٱلتَّذْكِرَةِ مُعْرِضِينَ

    femâ lehüm `ani-tteẕkirati mü`riḍîn.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bunlar nelerine güveniyorlar da akıllarında tutmaları gereken bilgiden (Kur'an'dan) dipnot 1 yüz çeviriyorlar?

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      ..."Akılda tutulması gereken bilgi" Kur'an'dır. Bunu şu ayetlerden açıkça öğreniyoruz: "Görmekte olduklarınıza yemin etmeye gerek yok! Görmediklerinize de (bunların önemi ortadadır). Asıl önemlisi, Kur'an'ın değerli bir elçinin (Cebrail'in) sözü olmasıdır. O bir şairin sözü değildir. Ne kadar az inanıp güveniyorsunuz! Bir kahinin sözü de değildir. Bilginizi ne kadar az kullanıyorsunuz! Bütün varlıkların Sahibi tarafından indirilmiştir. (Muhammed,) Bize karşı bir takım sözler uydursaydı onu kıskıvrak yakalar,  şah damarını koparırdık. İçinizden hiç biri de bunun önüne geçemezdi. Kur'an, Allah'tan çekinerek kendini koruyanlar için bir tezkiredir (akıllarında tutmaları gereken bilgidir.)  Çok iyi biliyoruz ki içinizde yalancılar var. Kur'an, ayetleri görmezlikten gelen bu kişilerin de yalanını ortaya çıkarır. Çünkü o, kesin gerçektir." (el-Hakka 69/38-51)

    Ayet detayı — Müddessir suresi, 49. ayet

  2. Müddessir suresi, 50. ayet — tek başına aç

    Müddessir suresi, 50. ayet. كَأَنَّهُمْ حُمُرٌ مُّسْتَنفِرَةٌ

    keennehüm ḥumürum müstenfirah.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ürkmüş eşekler gibi davranıyorlar,

    Ayet detayı — Müddessir suresi, 50. ayet

  3. Müddessir suresi, 51. ayet — tek başına aç

    Müddessir suresi, 51. ayet. فَرَّتْ مِن قَسْوَرَةٍۭ

    ferrat min ḳasverah.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    aslandan ürküp kaçan eşeklere benziyorlar.

    Ayet detayı — Müddessir suresi, 51. ayet

  4. Müddessir suresi, 52. ayet — tek başına aç

    Müddessir suresi, 52. ayet. بَلْ يُرِيدُ كُلُّ ٱمْرِئٍ مِّنْهُمْ أَن يُؤْتَىٰ صُحُفًا مُّنَشَّرَةً

    bel yürîdü küllü-mriim minhüm ey yü'tâ ṣuḥufem müneşşerah.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Aslında onlardan her biri, kendine açık seçik sayfalar verilmesini ister.

    Ayet detayı — Müddessir suresi, 52. ayet

  5. Müddessir suresi, 53. ayet — tek başına aç

    Müddessir suresi, 53. ayet. كَلَّا بَل لَّا يَخَافُونَ ٱلْـَٔاخِرَةَ

    kellâ. bel lâ yeḫâfûne-l'âḫirah.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Hayır (herkese sayfa verilmez)! Aslında onlar ahiretten korkmuyorlar.

    Ayet detayı — Müddessir suresi, 53. ayet

  6. Müddessir suresi, 54. ayet — tek başına aç

    Müddessir suresi, 54. ayet. كَلَّآ إِنَّهُۥ تَذْكِرَةٌ

    kellâ innehû teẕkirah.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Hayır hayır, o (Kur'an) akılda tutulması gereken bilgidir.

    Ayet detayı — Müddessir suresi, 54. ayet

  7. Müddessir suresi, 55. ayet — tek başına aç

    Müddessir suresi, 55. ayet. فَمَن شَآءَ ذَكَرَهُۥ

    femen şâe ẕekerah.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Öğrenmeyi tercih eden öğrenir.

    Ayet detayı — Müddessir suresi, 55. ayet

  8. Müddessir suresi, 56. ayet — tek başına aç

    Müddessir suresi, 56. ayet. وَمَا يَذْكُرُونَ إِلَّآ أَن يَشَآءَ ٱللَّهُ هُوَ أَهْلُ ٱلتَّقْوَىٰ وَأَهْلُ ٱلْمَغْفِرَةِ

    vemâ yeẕkürûne illâ ey yeşâe-llâh. hüve ehlü-ttaḳvâ veehlü-lmagfirah.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    O bilgiyi aklından çıkarmayanlar, tercihlerinin doğruluğunu Allah'ın onayladıklarıdır dipnot 1 . Böylesi, Allah'tan çekinip korunan ve affedilmeyi hak eden kişidir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bkz İnsan 76/29-31 ve Tekvir 81/27-29

    Ayet detayı — Müddessir suresi, 56. ayet