Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Rahman,
55. sure
27 Türkçe meal. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. İngilizce çeviriler ayet sayfalarında.
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır.
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
Rahmân suresi, 1. ayet. ٱلرَّحْمَٰنُ
erraḥmân.
Rahman,
Rahmân suresi, 2. ayet. عَلَّمَ ٱلْقُرْءَانَ
`alleme-lḳur'ân.
Kur'an'ı öğretti,
Rahmân suresi, 3. ayet. خَلَقَ ٱلْإِنسَٰنَ
ḫaleḳa-l'insân.
İnsanı yarattı,
Rahmân suresi, 4. ayet. عَلَّمَهُ ٱلْبَيَانَ
`allemehü-lbeyân.
ona güzel beyanı belletti.
Rahmân suresi, 5. ayet. ٱلشَّمْسُ وَٱلْقَمَرُ بِحُسْبَانٍ
eşşemsü velḳameru biḥusbân.
Güneş ve Ay hesap iledir;
Rahmân suresi, 6. ayet. وَٱلنَّجْمُ وَٱلشَّجَرُ يَسْجُدَانِ
vennecmü veşşeceru yescüdân.
çemen, ağaç secde eder dururlar.
Rahmân suresi, 7. ayet. وَٱلسَّمَآءَ رَفَعَهَا وَوَضَعَ ٱلْمِيزَانَ
vessemâe rafe`ahâ veveḍa`a-lmîzân.
Bak şu güzel göğe, onu yükseltti, mizanı koydu ki,
Rahmân suresi, 8. ayet. أَلَّا تَطْغَوْا۟ فِى ٱلْمِيزَانِ
ellâ taṭgav fi-lmîzân.
tartıda taşkınlık etmeyesiniz.
Rahmân suresi, 9. ayet. وَأَقِيمُوا۟ ٱلْوَزْنَ بِٱلْقِسْطِ وَلَا تُخْسِرُوا۟ ٱلْمِيزَانَ
veeḳîmü-lvezne bilḳisṭi velâ tuḫsirü-lmîzân.
Tartıyı adaletle doğru tutun, teraziyi aksatmayın!
Rahmân suresi, 10. ayet. وَٱلْأَرْضَ وَضَعَهَا لِلْأَنَامِ
vel'arḍa veḍa`ahâ lil'enâm.
Yeryüzünü mahlukat için serdi,
Rahmân suresi, 11. ayet. فِيهَا فَٰكِهَةٌ وَٱلنَّخْلُ ذَاتُ ٱلْأَكْمَامِ
fîhâ fâkiheh. vennaḫlü ẕâtü-l'ekmâm.
Onda meyvalar, salkım tomurcuklu hurma ağaçları vardır.
Rahmân suresi, 12. ayet. وَٱلْحَبُّ ذُو ٱلْعَصْفِ وَٱلرَّيْحَانُ
velḥabbü ẕü-l`aṣfi verrayḥân.
Çimli taneler ve güzel kokulu bitkiler vardır;
Rahmân suresi, 13. ayet. فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
febieyyi âlâi rabbikümâ tükeẕẕibân.
şimdi Rabbinizin hangi nimetlerine yalan dersiniz?
Rahmân suresi, 14. ayet. خَلَقَ ٱلْإِنسَٰنَ مِن صَلْصَٰلٍ كَٱلْفَخَّارِ
ḫaleḳa-l'insâne min ṣalṣâlin kelfeḫḫâr.
İnsanı fağfur gibi bir salsal (ateşte pişmiş gibi bir kuru çamur)dan yarattı;
Rahmân suresi, 15. ayet. وَخَلَقَ ٱلْجَآنَّ مِن مَّارِجٍ مِّن نَّارٍ
veḫaleḳa-lcânne mim mâricim min nâr.
cinleri de maric (halis ateş)den yarattı;
Rahmân suresi, 16. ayet. فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
febieyyi âlâi rabbikümâ tükeẕẕibân.
şimdi Rabbinizin hangi nimetlerine yalan dersiniz?
Rahmân suresi, 17. ayet. رَبُّ ٱلْمَشْرِقَيْنِ وَرَبُّ ٱلْمَغْرِبَيْنِ
rabbü-lmeşriḳayni verabbü-lmagribeyn.
(O) hem iki doğunun Rabbi, hem iki batının Rabbidir;
Rahmân suresi, 18. ayet. فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
febieyyi âlâi rabbikümâ tükeẕẕibân.
şimdi Rabbinizin hangi nimetlerine yalan dersiniz?
Rahmân suresi, 19. ayet. مَرَجَ ٱلْبَحْرَيْنِ يَلْتَقِيَانِ
merace-lbaḥrayni yelteḳiyân.
Salıvermiş iki denizi daima birbirleri ile çatışıyorlar;
Rahmân suresi, 20. ayet. بَيْنَهُمَا بَرْزَخٌ لَّا يَبْغِيَانِ
beynehümâ berzeḫul lâ yebgiyân.
aralarında bir engel vardır, birbirlerine karışmazlar;
Rahmân suresi, 21. ayet. فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
febieyyi âlâi rabbikümâ tükeẕẕibân.
şimdi Rabbinizin hangi nimetlerine yalan dersiniz?
Rahmân suresi, 22. ayet. يَخْرُجُ مِنْهُمَا ٱللُّؤْلُؤُ وَٱلْمَرْجَانُ
yaḫrucü minhüme-llü'lüü velmercân.
Onlardan inci ile mercan çıkar;
Rahmân suresi, 23. ayet. فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
febieyyi âlâi rabbikümâ tükeẕẕibân.
şimdi Rabbinizin hangi nimetlerine yalan dersiniz?
Rahmân suresi, 24. ayet. وَلَهُ ٱلْجَوَارِ ٱلْمُنشَـَٔاتُ فِى ٱلْبَحْرِ كَٱلْأَعْلَٰمِ
velehü-lcevâri-lmünşeâtü fi-lbaḥri kel'a`lâm.
Denizde akıp giden ve dağlar gibi yükselen gemiler O'nundur;
Rahmân suresi, 25. ayet. فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
febieyyi âlâi rabbikümâ tükeẕẕibân.
şimdi Rabbinizin hangi nimetlerine yalan dersiniz?
Rahmân suresi, 26. ayet. كُلُّ مَنْ عَلَيْهَا فَانٍ
küllü men `aleyhâ fân.
Yeryüzünde bulunan herşey fanidir;
Rahmân suresi, 27. ayet. وَيَبْقَىٰ وَجْهُ رَبِّكَ ذُو ٱلْجَلَٰلِ وَٱلْإِكْرَامِ
veyebḳâ vechü rabbike ẕü-lcelâli vel'ikrâm.
Yüce ve iyilik sahibi Rabbinin yüzü bakidir;
Rahmân suresi, 28. ayet. فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
febieyyi âlâi rabbikümâ tükeẕẕibân.
şimdi Rabbinizin hangi nimetlerine yalan dersiniz?
Rahmân suresi, 29. ayet. يَسْـَٔلُهُۥ مَن فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ كُلَّ يَوْمٍ هُوَ فِى شَأْنٍ
yes'elühû men fi-ssemâvâti vel'arḍ. külle yevmin hüve fî şe'n.
Göklerde ve yerde olanlar O'ndan dilenirler. O, her gün yeni bir tecellidedir;
Rahmân suresi, 30. ayet. فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
febieyyi âlâi rabbikümâ tükeẕẕibân.
şimdi Rabbinizin hangi nimetlerine yalan dersiniz?
Rahmân suresi, 31. ayet. سَنَفْرُغُ لَكُمْ أَيُّهَ ٱلثَّقَلَانِ
senefrugu leküm eyyühe-ŝŝeḳalân.
Yarın size kalacağız (yakında hesabınızı ele alacağız) ey insan ve cin!
Rahmân suresi, 32. ayet. فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
febieyyi âlâi rabbikümâ tükeẕẕibân.
Şimdi Rabbinizin hangi nimetlerine yalan dersiniz?
Rahmân suresi, 33. ayet. يَٰمَعْشَرَ ٱلْجِنِّ وَٱلْإِنسِ إِنِ ٱسْتَطَعْتُمْ أَن تَنفُذُوا۟ مِنْ أَقْطَارِ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ فَٱنفُذُوا۟ لَا تَنفُذُونَ إِلَّا بِسُلْطَٰنٍ
yâ ma`şera-lcinni vel'insi ini-steṭa`tüm en tenfüẕû min aḳṭâri-ssemâvâti vel'arḍi fenfüẕû. lâ tenfüẕûne illâ bisülṭân.
Ey cin ve insan topluluğu! Göklerin ve yerin çevresinden aşıp geçmeye gücünüz yeterse geçin gidin, (ama) bir güce sahip olmadan geçemezsiniz;
Rahmân suresi, 34. ayet. فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
febieyyi âlâi rabbikümâ tükeẕẕibân.
şimdi Rabbinizin hangi nimetlerine yalan dersiniz?
Rahmân suresi, 35. ayet. يُرْسَلُ عَلَيْكُمَا شُوَاظٌ مِّن نَّارٍ وَنُحَاسٌ فَلَا تَنتَصِرَانِ
yürselü `aleykümâ şüvâżum min nâriv venüḥâsün felâ tenteṣirân.
Üstünüze ateşten bir alev, bir zehir duman salınır; aman dileseniz de kurtulamazsınız;
Rahmân suresi, 36. ayet. فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
febieyyi âlâi rabbikümâ tükeẕẕibân.
şimdi Rabbinizin hangi nimetlerine yalan dersiniz?
Rahmân suresi, 37. ayet. فَإِذَا ٱنشَقَّتِ ٱلسَّمَآءُ فَكَانَتْ وَرْدَةً كَٱلدِّهَانِ
feiẕe-nşeḳḳati-ssemâü fekânet verdeten keldihân.
Gök yarılıp, yağ gibi eriyen, kızaran ve yanan bir gül (gibi) olduğu zaman;
Rahmân suresi, 38. ayet. فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
febieyyi âlâi rabbikümâ tükeẕẕibân.
şimdi Rabbinizin hangi nimetlerine yalan dersiniz?
Rahmân suresi, 39. ayet. فَيَوْمَئِذٍ لَّا يُسْـَٔلُ عَن ذَنۢبِهِۦٓ إِنسٌ وَلَا جَآنٌّ
feyevmeiẕil lâ yüs'elü `an ẕembihî insüv velâ cânn.
O gün, ne insana ne de cinne günahından sorulmaz;
Rahmân suresi, 40. ayet. فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
febieyyi âlâi rabbikümâ tükeẕẕibân.
şimdi Rabbinizin hangi nimetlerine yalan dersiniz?
Rahmân suresi, 41. ayet. يُعْرَفُ ٱلْمُجْرِمُونَ بِسِيمَٰهُمْ فَيُؤْخَذُ بِٱلنَّوَٰصِى وَٱلْأَقْدَامِ
yü`rafü-lmücrimûne bisîmâhüm feyü'ḫaẕü binnevâṣî vel'aḳdâm.
Suçlular yüzlerinden tanınır, perçemleriyle ayaklarından tutulur;
Rahmân suresi, 42. ayet. فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
febieyyi âlâi rabbikümâ tükeẕẕibân.
şimdi Rabbinizin hangi nimetlerine yalan dersiniz?
Rahmân suresi, 43. ayet. هَٰذِهِۦ جَهَنَّمُ ٱلَّتِى يُكَذِّبُ بِهَا ٱلْمُجْرِمُونَ
hâẕihî cehennemü-lletî yükeẕẕibü bihe-lmücrimûn.
İşte bu, suçluların yalan dedikleri cehennem;
Rahmân suresi, 44. ayet. يَطُوفُونَ بَيْنَهَا وَبَيْنَ حَمِيمٍ ءَانٍ
yeṭûfûne beynehâ vebeyne ḥamîmin ân.
onunla kaynar su arasında dolaşırlar;
Rahmân suresi, 45. ayet. فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
febieyyi âlâi rabbikümâ tükeẕẕibân.
şimdi Rabbinizin hangi nimetlerine yalan dersiniz?
Rahmân suresi, 46. ayet. وَلِمَنْ خَافَ مَقَامَ رَبِّهِۦ جَنَّتَانِ
velimen ḫâfe meḳâme rabbihî cennetân.
Rabbinin makamından korkan kimselere iki cennet vardır;
Rahmân suresi, 47. ayet. فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
febieyyi âlâi rabbikümâ tükeẕẕibân.
şimdi Rabbinizin hangi nimetlerine yalan dersiniz?
Rahmân suresi, 48. ayet. ذَوَاتَآ أَفْنَانٍ
ẕevâtâ efnân.
Her birinden çeşitli meyvalar, çeşitli ağaçlar vardır;
Rahmân suresi, 49. ayet. فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
febieyyi âlâi rabbikümâ tükeẕẕibân.
şimdi Rabbinizin hangi nimetlerine yalan dersiniz?
Rahmân suresi, 50. ayet. فِيهِمَا عَيْنَانِ تَجْرِيَانِ
fîhimâ `aynâni tecriyân.
Onlarda akıp giden iki kaynak vardır;
Rahmân suresi, 51. ayet. فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
febieyyi âlâi rabbikümâ tükeẕẕibân.
şimdi Rabbinizin hangi nimetlerine yalan dersiniz?
Rahmân suresi, 52. ayet. فِيهِمَا مِن كُلِّ فَٰكِهَةٍ زَوْجَانِ
fîhimâ min külli fâkihetin zevcân.
Onlarda her meyveden çift çift vardır;
Rahmân suresi, 53. ayet. فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
febieyyi âlâi rabbikümâ tükeẕẕibân.
şimdi Rabbinizin hangi nimetlerine yalan dersiniz?
Rahmân suresi, 54. ayet. مُتَّكِـِٔينَ عَلَىٰ فُرُشٍۭ بَطَآئِنُهَا مِنْ إِسْتَبْرَقٍ وَجَنَى ٱلْجَنَّتَيْنِ دَانٍ
müttekiîne `alâ füruşim beṭâinühâ min istebraḳ. vecene-lcenneteyni dân.
Astarları atlastan mefruşata yaslanırlar. Her iki cennetin derimi (devşirmesi) de yakındandır;
Rahmân suresi, 55. ayet. فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
febieyyi âlâi rabbikümâ tükeẕẕibân.
Şimdi Rabbinizin hangi nimetlerine yalan dersiniz?
Rahmân suresi, 56. ayet. فِيهِنَّ قَٰصِرَٰتُ ٱلطَّرْفِ لَمْ يَطْمِثْهُنَّ إِنسٌ قَبْلَهُمْ وَلَا جَآنٌّ
fîhinne ḳâṣirâtu-ṭṭarfi lem yaṭmiŝhünne insün ḳablehüm velâ cânn.
O cennetlerde önlerine bakan öyle dilberler var ki, bunlardan önce onlara ne insan ne de cin dokunmamıştır;
Rahmân suresi, 57. ayet. فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
febieyyi âlâi rabbikümâ tükeẕẕibân.
şimdi Rabbinizin hangi nimetlerine yalan dersiniz?
Rahmân suresi, 58. ayet. كَأَنَّهُنَّ ٱلْيَاقُوتُ وَٱلْمَرْجَانُ
keennehünne-lyâḳûtü velmercân.
Onları yakut ve mercan sanırsın;
Rahmân suresi, 59. ayet. فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
febieyyi âlâi rabbikümâ tükeẕẕibân.
şimdi Rabbinizin hangi nimetlerine yalan dersiniz?
Rahmân suresi, 60. ayet. هَلْ جَزَآءُ ٱلْإِحْسَٰنِ إِلَّا ٱلْإِحْسَٰنُ
hel cezâü-l'iḥsâni ille-l'iḥsân.
Güzel davranmanın karşılığı elbette güzelliktir;
Rahmân suresi, 61. ayet. فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
febieyyi âlâi rabbikümâ tükeẕẕibân.
şimdi Rabbinizin hangi nimetlerine yalan dersiniz?
Rahmân suresi, 62. ayet. وَمِن دُونِهِمَا جَنَّتَانِ
vemin dûnihimâ cennetân.
Ötelerinden (bu ikisinden başka) iki cennet daha vardır;
Rahmân suresi, 63. ayet. فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
febieyyi âlâi rabbikümâ tükeẕẕibân.
şimdi Rabbinizin hangi nimetlerine yalan dersiniz?
Rahmân suresi, 64. ayet. مُدْهَآمَّتَانِ
müẕâmmetân.
Yağız yeşil (yemyeşil) ne gönül alıcı!
Rahmân suresi, 65. ayet. فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
febieyyi âlâi rabbikümâ tükeẕẕibân.
şimdi Rabbinizin hangi nimetlerine yalan dersiniz?
Rahmân suresi, 66. ayet. فِيهِمَا عَيْنَانِ نَضَّاخَتَانِ
fîhimâ `aynâni neḍḍâḫatân.
Bunlarda püsküren çifte şadırvan;
Rahmân suresi, 67. ayet. فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
febieyyi âlâi rabbikümâ tükeẕẕibân.
şimdi Rabbinizin hangi nimetlerine yalan dersiniz?
Rahmân suresi, 68. ayet. فِيهِمَا فَٰكِهَةٌ وَنَخْلٌ وَرُمَّانٌ
fîhimâ fâkihetüv venaḫlüv verummân.
Bunlarda bir meyve, bir başka hurma, bir başka nar vardır;
Rahmân suresi, 69. ayet. فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
febieyyi âlâi rabbikümâ tükeẕẕibân.
şimdi Rabbinizin hangi nimetlerine yalan dersiniz?
Rahmân suresi, 70. ayet. فِيهِنَّ خَيْرَٰتٌ حِسَانٌ
fîhinne ḫayrâtün ḥisân.
İçlerinde dilberler, güzel kadınlar vardır;
Rahmân suresi, 71. ayet. فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
febieyyi âlâi rabbikümâ tükeẕẕibân.
şimdi Rabbinizin hangı nimetlerine yalan dersiniz?
Rahmân suresi, 72. ayet. حُورٌ مَّقْصُورَٰتٌ فِى ٱلْخِيَامِ
ḥûrum maḳṣûrâtün fi-lḫiyâm.
Cibinliklerde gizlenip duran huriler;
Rahmân suresi, 73. ayet. فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
febieyyi âlâi rabbikümâ tükeẕẕibân.
şimdi Rabbinizin hangi nimetlerine yalan dersiniz?
Rahmân suresi, 74. ayet. لَمْ يَطْمِثْهُنَّ إِنسٌ قَبْلَهُمْ وَلَا جَآنٌّ
lem yaṭmiŝhünne insün ḳablehüm velâ cânn.
Onlardan önce onlara insan ve cin dokunmamıştır;
Rahmân suresi, 75. ayet. فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
febieyyi âlâi rabbikümâ tükeẕẕibân.
şimdi Rabbinizin hangi nimetlerine yalan dersiniz?
Rahmân suresi, 76. ayet. مُتَّكِـِٔينَ عَلَىٰ رَفْرَفٍ خُضْرٍ وَعَبْقَرِىٍّ حِسَانٍ
müttekiîne `alâ rafrafin ḫuḍriv ve`abḳariyyin ḥisân.
Yeşil yastıklara ve güzel işlemeli döşeklere kurulmuşlardır;
Rahmân suresi, 77. ayet. فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
febieyyi âlâi rabbikümâ tükeẕẕibân.
şimdi Rabbinizin hangi nimetlerine yalan dersiniz?
Rahmân suresi, 78. ayet. تَبَٰرَكَ ٱسْمُ رَبِّكَ ذِى ٱلْجَلَٰلِ وَٱلْإِكْرَامِ
tebârake-smü rabbike ẕi-lcelâli vel'ikrâm.
Ululuk ve ikram sahibi Rabbinin adı yüce, çok yücedir!