İsrâ suresi · 23–39. ayetler

Ana babaya iyilik ve sayılan ahlâk ilkeleri

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. İsrâ suresi, 23. ayet — bütün mealleriyle aç

    İsrâ suresi, 23. ayet. وَقَضَىٰ رَبُّكَ أَلَّا تَعْبُدُوٓا۟ إِلَّآ إِيَّاهُ وَبِٱلْوَٰلِدَيْنِ إِحْسَٰنًا إِمَّا يَبْلُغَنَّ عِندَكَ ٱلْكِبَرَ أَحَدُهُمَآ أَوْ كِلَاهُمَا فَلَا تَقُل لَّهُمَآ أُفٍّ وَلَا تَنْهَرْهُمَا وَقُل لَّهُمَا قَوْلًا كَرِيمًا

    Diyanet İşleri

    Rabbin, kendisinden başkasına asla ibadet etmemenizi, anaya babaya iyi davranmanızı kesin olarak emretti. Eğer onlardan biri, ya da her ikisi senin yanında ihtiyarlık çağına ulaşırsa, sakın onlara "öf!" bile deme; onları azarlama; onlara tatlı ve güzel söz söyle.

    Mehmet Okuyan

    Rabbin, sadece kendisine kulluk etmenizi ve ana babaya iyiliği emretmiştir. dipnot 1 Onlardan biri veya her ikisi senin yanında yaşlanırsa, kendilerine sakın "Öf!" bile deme; dipnot 2 onları azarlama; kendilerine güzel sözler söyle!

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayette Yüce Allah'a kulluk ile ana babaya iyiliğin peş peşe kullanılması, konunun önemine dikkat çekmeyi amaçlamaktadır. Benzer mesajlar: Bakara 2:83; Nisâ 4:36; En‘âm 6:151; Meryem 19:14, 32; ‘Ankebût 29:8; Lokmân 31:14; Ahkâf 46:15.
    2. metne dön, dipnot 2
      Ana-babalar daima çocuklarından saygıyı hak etmekte, yaşlanmalarını beklemeden de kendilerine "öf" bile denilemeyeceği anlaşılmaktadır. "Yaşlıyken ‘öf' demek yasaktır; öyleyse gençken kendilerine ‘öf' denebilir" sonucu asla çıkartılmayacağı gibi kendilerine herhangi bir şekilde kötü davranılmasının da kesinlikle yasak olduğu özellikle belirtilmelidir. "Yasak olan ‘öf' demektir; geri kalan her şey denebilir ve yapılabilir" veya "yanımızda yaşlanmışlarsa bu böyledir; uzaktalarsa her şey yapılabilir" şeklindeki bir anlayış son derece yanlıştır ve ayette söylenmek istenene tamamen aykırıdır.

    Mustafa İslamoğlu

    Zira senin Rabbin, başkasına değil yalnızca kendisine kulluk etmenizi emreder. Bir de ana babaya iyilik etmeyi... Eğer onlardan biri ya da ikisi senin yanındayken yaşlanırsa, sakın onlara "Üf!" bile deme ve onları azarlama! Aksine onlara gönül okşayıcı şeyler söyle!

    Muhammed Esed

    Çünkü Rabbin, başkasına değil, yalnızca O'na kulluk etmenizi ve ana babaya iyi davranmanızı buyurmuştur. Eğer onlardan biri ya da her ikisi senin yanında kocarsa, onlara sakın "Öf!" demeyesin; onları azarlamayasın; onlara saygılı, yüceltici sözler söyleyesin,

    Ahmed Hulusi

    Rabbin, sadece O'na kulluk etmenizi hükmetti; ana-babanıza iyilik yapıp cömert olmanızı da! Onlardan biri veya her ikisi senin yanında ihtiyarlığa ererse (bakmaktan usanıp) sakın onlara "üf" (bile) deme; onları azarlama ve onları yücelten şekilde hitap et!

    Ali Bulaç

    Rabbin, O'ndan başkasına kulluk etmemenizi ve anne babaya iyilikle davranmayı emretti. Şayet onlardan biri veya ikisi senin yanında yaşlılığa ulaşırsa, onlara: "Öf" bile deme ve onları azarlama; onlara güzel söz söyle.

    Ali Özek ve heyeti

    Rabbin, sadece kendisine kulluk etmenizi, ana-babanıza da iyi davranmanızı kesin bir şekilde emretti. Onlardan biri veya her ikisi senin yanında yaşlanırsa, kendilerine «Of!»bile deme; onları azarlama; ikisine de güzel söz söyle.

    Ali Rıza Safa

    Efendin, Kendisinden başkasına hizmet etmemeniz ve anne-babaya iyilikten ayrılmamanız buyruğunu vermiştir. Onlardan biri veya her ikisi yanında yaşlanırlarsa, onlara "Öf!" deme; onları azarlama ve onlara saygılı sözler söyleyerek konuş.

    Bayraktar Bayraklı

    Çünkü Rabbin, başkasına değil, yalnızca O'na kulluk etmenizi, anne babaya iyi davranmanızı emretti. Onlardan biri veya her ikisi senin yanında yaşlanırlarsa kendilerine öf bile deme; onları azarlama; ikisine de güzel söz söyle!

    Edip Yüksel

    Efendin, yalnız kendisine hizmet etmenizi, anaya ve babaya karşı iyi davranmanızı emretti. Onlardan biri veya ikisi yanında yaşlanırsa onlara "Öf" bile deme ve onları azarlama. Onlarla güzel bir biçimde konuş.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Rabbin, yalnız kendisine kulluk etmenizi ve anaya babaya karşı iyi davranmanızı emretti. Onlardan biri veya ikisi yanında yaşlanırsa onlara 'Öf' bile deme ve onları azarlama. Onlarla güzel bir biçimde konuş

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Rabbin kesin olarak şunları emretti: "O'ndan başkasına ibadet etmeyin; ana babaya iyilik edin; onlardan biri veya her ikisi senin yanında yaşlılık çağına ulaşırsa sakın onlara "öf!" deme ve onları azarlama; ikisine de tatlı söz söyle.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Rabbın şunları kat'i ferman buyurdu: ondan başkasına ıbadet etmeyin, ebeveyne güzellik edin, ya birisi yahud ikisi de yanında ıhtiyarlık haline gelirse sakın onlara üff deme ve onları azarlama ikisine de ikramlı söz söyle!

    Erhan Aktaş

    Rabb'in, Kendisinden başkasına kul dipnot 1 olmamanızı, anne ve babaya iyi davranmanızı kaza dipnot 2 etti. Eğer ikisinden birisi veya her ikisi senin yanında yaşlanırlarsa sakın onlara "öf" deme, onlara kaba davranma. Ve ikisine de kerim dipnot 3 şekilde konuş.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bkz. 16:75. ayetin 1. dipnotu.
    2. metne dön, dipnot 2
      Hükmetti.
    3. metne dön, dipnot 3
      Onurlarını zedelemeden, saygılı, candan, tatlı dil ve güzel bir üslupla konuş.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Rabb'in, Kendisinden başkasına kul dipnot 1 olmamanızı, anne ve babaya iyi davranmanızı kaza dipnot 2 etti. Eğer ikisinden birisi veya her ikisi senin yanında yaşlanırlarsa sakın onlara "öf" deme, onlara kaba davranma. Ve ikisine de kerim dipnot 3 şekilde konuş.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kulluk, kaçınılmaz, zorunlu bir durumdur, seçim kul olup olmamakla ilgili bir şey olmayıp, kulluğun kime yapılacağı ile ilgilidir. Kulluk; ya Allah'a özgü olur ya da Allah'ın dışında başka şeylere olur. Kulluğun Allah'a özgü olması özgürlüktür, Allah'tan başkasına ki bu bir güce, dünya malına, insanın kendi hevasına, iktidara, düşünceye, kişiye vs. olması ise köleliktir. Kulluk seçiminde tevhid gerçekleştirilmezse inanca dair her şey anlamını ve önemini yitirir, yaşam ve inanç şirke dönüşür. İnsanın yaşamında kulluğun kapsamadığı hiçbir alan yoktur. Müslüman için kulluk insanın ruhen ve bedenen bütün varlığı ile Allah'a bilinçli bir bağlılık ve yönelmesidir. İbadet, kulluğun mastar formudur.
    2. metne dön, dipnot 2
      Hükmetti.
    3. metne dön, dipnot 3
      Onurlarını zedelemeden, saygılı, candan, tatlı dil ve güzel bir üslupla konuş.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Rabb'in, Kendisinden başkasına kul olmamanızı, anne ve babaya iyi davranmanızı kaza dipnot 1 etti. Eğer ikisinden birisi veya her ikisi senin yanında yaşlanırlarsa sakın onlara "öf" deme, onlara kaba davranma. Ve ikisine de kerim dipnot 2 şekilde konuş.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hükmetti.
    2. metne dön, dipnot 2
      Onurlarını zedelemeden, saygılı, candan, tatlı dil ve güzel bir üslupla konuş.

    Gültekin Onan

    Rabbin, O'ndan başkasına kulluk etmemenizi ve anne-babaya iyilikle davranmayı emretti. Şayet onlardan biri veya ikisi senin yanında yaşlılığa ulaşırsa, onlara: "Öf" bile deme ve onları azarlama; onlara güzel söz söyle.

    Hasan Basri Çantay

    Rabbin, "Kendinden başkasına kulluk etmeyin. Ana ve babaya iyi muamele edin" diye hükmetdi. Eğer onlardan biri veya her. ikisi senin nezdinde ihtiyarlığa ererlerse onlara "Öf" (bile) deme. Onları azarlama. Onlara çok güzel (ve tatlı) söz söyle.

    İbni Kesir

    Rabbın buyurmuştur ki: Kendisinden başkasına ibadet etmeyesiniz, ana ve babaya iyi davranasınız. Eğer onlardan biri veya her ikisi senin yanında iken yaşlılığa erecek olurlarsa; onlara karşı, of dahi deme. Onları azarlama. Ve her ikisine de efendice sözler söyle.

    Mehmet Alagaş

    (22-44) Allah ile beraber ilahlar edinme, sonra kınanmış / mezmum halde kendi başına terkedilmiş / mahzul halde kalırsın. Allah ondan başkasına kulluk etmemeyi anne babaya güzel davranışı gerekli kıldı. İkisinden biri yahut her ikisi yanında ihtiyarlığa erişirse asla o ikisine de uf dahi deme, o ikisini azarlama, her ikisine de ikram edici söz söyle , rahmetle ve tevazu kanatları ile onları muhafaza et ve de ki rabbim her ikisine de tıpkı küçükken ki beni terbiyeleri gibi merhamet eyle. Rabbiniz kendinizde olanı / n efsinizde olanı en iyi bilir, eğer ki salihlerden olursanız, kesinlikle O, kendisine yönelenleri bağışlayandır. Yakın olana / Akraba olana , çalışma gücü olmayana / miskine yolda kalmışa / yol çocuğuna hakkını ver, saçıp savurma , savuranlar kesinlikle şeytanların kardeşleridirler ve şeytan da Rabbini yok saymaktadır. Rabbinden umduğun rahmeti beklemek amacıyla eğer ki (bir şey veremediğinden dolayı) onlardan yüz çevirmen gerekirse onlara gönül alıcı sözler söyle, elini de boynuna bağlama, dağıtılacakların hepsini dağıtma, kendini kınar ve çaresizce oturur kalırsın. Muhakkak ki Rabbin rızkı dilediğine ge nişletir dilediğine ölçüyle takdir eder , Muhakkak ki O, kullarından haberdardır, görendir. Evlatlarınızı fukaralık korkusu ile öldürmeyin , bizler onları ve dahi sizleri rızıklandırıyoruz, onları öldürmek büyük bir suçtur. Zinaya yaklaşmayın! o, iğrenç ve de kötü bir yoldur. Allah’ın haram kıldığı birini hakkınız olan hariç öldürmeyin. Her kim ki zulme uğrayarak / mazlum bir şekilde öldürülürse velisine bir yetki vardır ancak öldürmekte israfa gitmesin / haddi aşmasın, muhakkak ki o yardım görendir. Yetim malına, o, kuvvetli / güçlü hâle erinceye kadar güzellikle ol anlar hariç yaklaşmayın , verdiğiniz sözü / ahdi yerine getirin / ifa edin , muhakkak ki ahitte / söz vermekte sorumluluk / mesuliyet vardır. Ölçtüğünüz zaman Ölçümü tam yapınız , kıstaslara uygun olarak düzgün tartın / veznedin, bu daha hayırlıdır ve ilerde oluşacak sonuçlar bakımından daha güzeldir. İlmin olmayan şeyin ardından gitme , m uhakkak kulak, göz ve gönül, bunların hepsi ondan sorumludur / mesuldür. Yeryüzünde kibirlenerek yürüme, yeryüzünü delip yaramazsın, dağlara boyca da uzanamazsın , bunların hepsi Rabbin yanında istenmeyen / kerih görülen kötülüklerdendir . İşte bunlar Rabbinin hikmetlerinden sana vahyettikleridir. Allah’la beraber başkaca ilahlar edinme, azarlanmış ve kovulmuş olarak cehenneme bırakılırsın.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Rabbin, kendisinden başkasına ibadet etmemenizi ve ana babaya iyilik etmenizi emretmiştir. Eğer, onlardan biri veya her ikisi de senin yanında ihtiyarlayacak olurlarsa, onlara “Öf!” bile deme! Onları azarlama. Onlara güzel söz söyle.

    Süleyman Ateş

    Rabbin, yalnız kendisine tapmanızı ve anaya babaya, iyilik etmenizi emretti. İkisinden birisi, yahut her ikisi, senin yanında ihtiyarlık çağına ulaşır(ihtiyarlık zamanlarında senin yanında kalırlar)sa sakın onlara "Öf!" deme, onları azarlama! Onlara güzel söz söyle.

    Süleymaniye Vakfı

    Rabbin şöyle hükmetmiştir: Ondan başkasına kulluk etmeyin, ana-babaya da iyi davranın dipnot 1 ! Onlardan biri ya da her ikisi senin yanında ihtiyarlık çağına ulaşacak olurlarsa onlara "Bıktım!" deme ve ilgisiz davranma dipnot 2 ! Onlara gönül alıcı sözler söyle!

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
      "İlgisiz davranma!" anlamını verdiğimiz vela tenherhuma (وَلَا تَنْهَرْهُمَا) ifadesindeki fiilin kökü olan nehr (نهر), bir şeyin açılması veya onu açma anlamına gelir (Mekayis). İki kıyı arasından akıp giden suyun yerine nehir (نهر), güneşin doğuşu ile batışı arasına giren aydınlığa da nehar (نهار) yani gündüz denir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Rabbin kararını vermiştir; O'ndan başkasına kulluk etmeyeceksiniz ve anaya babaya iyilikte bulunacaksınız. Onlardan biri ya da ikisi yanında ihtiyarlayacak olursa sen onlara "Of!" deme ve ilgisiz davranma, ikisine de saygı dolu sözler söyle.

    Şaban Britch

    Rabbin, kendisinden başkasına ibadet etmemenizi ve ana babaya iyilik etmenizi emretmiştir. Eğer, onlardan biri veya her ikisi de senin yanında ihtiyarlayacak olurlarsa, onlara “öf” bile deme! Onları azarlama. Onlara güzel söz söyle.

    Şaban Piriş

    Rabbin, kendisinden başkasına kulluk etmemenizi ve ana babaya iyilik etmenizi emretmiştir. Eğer, onlardan biri veya her ikisi de senin yanında ihtiyarlayacak olurlarsa, onlara "öf" bile deme! Onları azarlama. Onlara güzel söz söyle.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Rabbin şöyle hükmetti: O'ndan başkasına kulluk / ibadet etmeyin, anaya babaya çok iyi davranın: Onlardan birisi yahut her ikisi senin yanında ihtiyarlık çağına gelirse sakın onlara "Öf!" bile deme; onları azarlama, onlara tatlı, iltifatlı söz söyle.

  2. İsrâ suresi, 24. ayet — bütün mealleriyle aç

    İsrâ suresi, 24. ayet. وَٱخْفِضْ لَهُمَا جَنَاحَ ٱلذُّلِّ مِنَ ٱلرَّحْمَةِ وَقُل رَّبِّ ٱرْحَمْهُمَا كَمَا رَبَّيَانِى صَغِيرًا

    Diyanet İşleri

    Onlara merhamet ederek tevazu kanadını indir ve de ki: "Rabbim! Tıpkı beni küçükken koruyup yetiştirdikleri gibi sen de onlara acı."

    Mehmet Okuyan

    Onlara merhametten kaynaklanan alçak gönüllülük kanadını ger ve şöyle de: "Rabbim! Küçüklüğümde onlar beni nasıl sahiplendiyseler (özenle büyüttüyseler), şimdi sen de onlara merhamet et!"

    Mustafa İslamoğlu

    Dahası, o ikisine alçak gönüllü davranarak merhametle kol-kanat ger ve de ki: "Rabbim, o ikisi beni küçüklüğümde sevgiyle görüp gözettikleri gibi, sen de onları merhametinle kolla!"

    Muhammed Esed

    ve onlara alçak gönüllüce ve acıyıp esirgeyerek kol kanat geresin; ve "Ey Rabbim!" diyesin, "Onların beni küçükken sevgi ve şefkatle besleyip büyüttükleri gibi, Sen de onlara merhamet eyle!"

    Ahmed Hulusi

    Rahmet'ten ötürü onlara mütevazı ol. . . De ki: "Rabbim. . . Merhamet et onlara, küçükken beni terbiye ettikleri gibi. "

    Ali Bulaç

    Onlara acıyarak alçakgönüllülük kanadını ger ve de ki: "Rabbim, onlar beni küçükken nasıl terbiye ettilerse Sen de onları esirge."

    Ali Özek ve heyeti

    Onları esirgeyerek alçak gönüllülükle üzerlerine kanat ger ve: «Rabbim! Küçüklüğümde onlar beni nasıl yetiştirmişlerse, şimdi de sen onlara (öyle) rahmet et!» diyerek dua et.

    Ali Rıza Safa

    Alçakgönülle ve merhametle onlara kanadını indir ve şunu söyle: "Efendim! Küçükken beni sevgiyle büyüttükleri gibi, Sen de onlara merhamet et!"

    Bayraktar Bayraklı

    Onlara alçak gönüllüce ve esirgeyerek kol kanat geresin ve "Ey Rabbim!" diyesin, "Onları beni küçükken sevgi ve şefkatle besleyip büyüttükleri gibi, sen de onlara merhamet eyle!"

    Edip Yüksel

    Sevip kollayarak onlar için alçak gönül kanadını ger ve de ki: "Efendim, beni küçükken yetiştirdikleri gibi sen de onlara acı."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onlara merhamet ederek alçak gönüllük kanadını ger ve de ki, 'Rabbim, beni küçükken yetiştirdikleri gibi sen de onlara acı.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    İkisine de merhametten döşenerek kanat indir ve de ki: "Rabbim! ikisine de merhamet buyur, beni küçükken terbiye edip yetiştirdikleri gibi!"

    Elmalılı Hamdi Yazır

    İkisine de merhametten döşenerek kanad indir ve de ki: rabbım! İkisine de merhamet buyur, beni küçükken terbiye ettikleri gibi

    Erhan Aktaş

    Ve merhametle, alçakgönüllüce onlara kol kanat ger. Ve de ki: "Rabb'im, onların beni büyütürken gösterdikleri merhamet gibi, onlara merhamet et."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ve merhametle, alçakgönüllüce onlara kol kanat ger. Ve de ki: "Rabb'im, onların beni büyütürken gösterdikleri merhamet gibi, onlara merhamet et."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ve merhametle, alçakgönüllüce onlara kol kanat ger. Ve de ki: "Rabb'im, onların beni büyütürken gösterdikleri merhamet gibi, onlara merhamet et."

    Gültekin Onan

    Onlara acıyarak alçakgönüllülük kanadını ger ve de ki: "Rabbim, onlar beni küçükken nasıl terbiye ettilerse sen de onları esirge."

    Hasan Basri Çantay

    Onlara acıyarak tevaazu kanadını (yerlere kadar) indir ve: "Yarab, Onlar beni çocukken nasıl terbiye etdilerse Sen de kendilerini (öylece) esirge" de.

    İbni Kesir

    Merhametten onlara alçak gönüllülük kanatlarını ger. Ve de ki: Rabbım; o ikisi, beni küçükken yetiştirdikleri gibi sen de onlara merhamet et.

    Mehmet Alagaş

    (22-44) Allah ile beraber ilahlar edinme, sonra kınanmış / mezmum halde kendi başına terkedilmiş / mahzul halde kalırsın. Allah ondan başkasına kulluk etmemeyi anne babaya güzel davranışı gerekli kıldı. İkisinden biri yahut her ikisi yanında ihtiyarlığa erişirse asla o ikisine de uf dahi deme, o ikisini azarlama, her ikisine de ikram edici söz söyle , rahmetle ve tevazu kanatları ile onları muhafaza et ve de ki rabbim her ikisine de tıpkı küçükken ki beni terbiyeleri gibi merhamet eyle. Rabbiniz kendinizde olanı / n efsinizde olanı en iyi bilir, eğer ki salihlerden olursanız, kesinlikle O, kendisine yönelenleri bağışlayandır. Yakın olana / Akraba olana , çalışma gücü olmayana / miskine yolda kalmışa / yol çocuğuna hakkını ver, saçıp savurma , savuranlar kesinlikle şeytanların kardeşleridirler ve şeytan da Rabbini yok saymaktadır. Rabbinden umduğun rahmeti beklemek amacıyla eğer ki (bir şey veremediğinden dolayı) onlardan yüz çevirmen gerekirse onlara gönül alıcı sözler söyle, elini de boynuna bağlama, dağıtılacakların hepsini dağıtma, kendini kınar ve çaresizce oturur kalırsın. Muhakkak ki Rabbin rızkı dilediğine ge nişletir dilediğine ölçüyle takdir eder , Muhakkak ki O, kullarından haberdardır, görendir. Evlatlarınızı fukaralık korkusu ile öldürmeyin , bizler onları ve dahi sizleri rızıklandırıyoruz, onları öldürmek büyük bir suçtur. Zinaya yaklaşmayın! o, iğrenç ve de kötü bir yoldur. Allah’ın haram kıldığı birini hakkınız olan hariç öldürmeyin. Her kim ki zulme uğrayarak / mazlum bir şekilde öldürülürse velisine bir yetki vardır ancak öldürmekte israfa gitmesin / haddi aşmasın, muhakkak ki o yardım görendir. Yetim malına, o, kuvvetli / güçlü hâle erinceye kadar güzellikle ol anlar hariç yaklaşmayın , verdiğiniz sözü / ahdi yerine getirin / ifa edin , muhakkak ki ahitte / söz vermekte sorumluluk / mesuliyet vardır. Ölçtüğünüz zaman Ölçümü tam yapınız , kıstaslara uygun olarak düzgün tartın / veznedin, bu daha hayırlıdır ve ilerde oluşacak sonuçlar bakımından daha güzeldir. İlmin olmayan şeyin ardından gitme , m uhakkak kulak, göz ve gönül, bunların hepsi ondan sorumludur / mesuldür. Yeryüzünde kibirlenerek yürüme, yeryüzünü delip yaramazsın, dağlara boyca da uzanamazsın , bunların hepsi Rabbin yanında istenmeyen / kerih görülen kötülüklerdendir . İşte bunlar Rabbinin hikmetlerinden sana vahyettikleridir. Allah’la beraber başkaca ilahlar edinme, azarlanmış ve kovulmuş olarak cehenneme bırakılırsın.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onlara merhamet ile tevazu kanadını indir ve şöyle dua et: “Rabbim! Küçüklüğümde onlar beni nasıl yetiştirmişlerse, şimdi de sen onlara merhamet et.''

    Süleyman Ateş

    Onlara acımadan dolayı, küçülme kanadını indir, (onlara karşı alçak gönüllü ol) ve: "Ey (her varlığı terbiye edip yetiştiren) Rabbim! Bunlar, beni küçükken nasıl (acıyıp) yetiştirdilerse sen de bunlara (öyle) acı!" de.

    Süleymaniye Vakfı

    Onlara olan merhametinden dolayı kol kanat ger. De ki: "Rabbim! Küçükken onlar beni nasıl büyütüp yetiştirdilerse sen de onlara o şekilde iyilik ve ikramda bulun dipnot 1 ."

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onları merhamet kanatlarının altına al. De ki "Rabbim! Küçükken onlar bana nasıl iyilikte bulundularsa sen de onlara o şekilde iyilikte bulun."

    Şaban Britch

    Onlara merhamet ile tevazu kanadını indir ve şöyle dua et: “Rabbim! Küçüklüğümde onlar beni nasıl yetiştirmişlerse, şimdi de sen onlara merhamet et.”

    Şaban Piriş

    Onlara merhamet ile tevazu kanadını indir ve şöyle dua et: "Rabbim, onların küçükken bana merhametle muamele ettikleri gibi şimdi de sen onlara merhamet et."

    Yaşar Nuri Öztürk

    Rahmetten yerlere eğilme kanadını onlar için indir ve de ki: "Rabbim, merhametli davran onlara, tıpkı küçüklüğümde beni koruyup büyüttükleri gibi."

  3. İsrâ suresi, 25. ayet — bütün mealleriyle aç

    İsrâ suresi, 25. ayet. رَّبُّكُمْ أَعْلَمُ بِمَا فِى نُفُوسِكُمْ إِن تَكُونُوا۟ صَٰلِحِينَ فَإِنَّهُۥ كَانَ لِلْأَوَّٰبِينَ غَفُورًا

    Diyanet İşleri

    Rabbiniz, içinizde olanı en iyi bilendir. Eğer siz iyi kişiler olursanız, şunu bilin ki Allah tövbeye yönelenleri çok bağışlayandır.

    Mehmet Okuyan

    Rabbiniz kalplerinizdekini çok iyi bilendir. Siz iyiler olursanız (şunu bilin ki) şüphesiz ki O, kendisine yönelenleri çok bağışlayandır.

    Mustafa İslamoğlu

    (Ey insanlar!) Rabbiniz, içinizde olan biteni çok daha iyi bilir; yeter ki siz iyiliği özümseyenlerden olun: hiç aklınızdan çıkarmayın ki O, (hatada ısrar etmeyip) kendisine yönelenler için tarifsiz bir bağışlayıcıdır.

    Muhammed Esed

    İçinizde olanı en iyi Rabbiniz bilmektedir. Eğer dürüst ve erdemli kimseler iseniz, (hatalarınızı bağışlayacaktır): hem, bilin ki, (günahtan) dönüp Allah'a yönelenler için (gerçek) bağışlayıcı O'dur.

    Ahmed Hulusi

    Rabbiniz (hakikatiniz olarak, bilincinizi {nefsinizi} meydana getiren El Esma bileşiminiz) nefslerinizdekini (bilincinizdekini) daha iyi bilir! Eğer siz salihler (hakikate imanın gereğini yaşayanlar) olursanız; muhakkak ki O, yetersizliklerinden dolayı tövbe edenlere Ğafur'dur.

    Ali Bulaç

    Rabbiniz, sizin içinizdekini daha iyi bilir. Eğer siz salih olursanız, şüphesiz O da, (kendisine) yönelip dönenleri bağışlayıcıdır.

    Ali Özek ve heyeti

    Rabbiniz sizin kalplerinizdekini çok iyi bilir. Eğer siz iyi olursanız, şunu bilin ki Allah, kötülükten yüz çevirerek tevbeye yönelenleri son derece bağışlayıcıdır.

    Ali Rıza Safa

    Efendiniz, içinizden geçenleri bilir. Erdemli olursanız; kuşkusuz, O, yönelenler için Sınırsız Bağışlayandır.

    Bayraktar Bayraklı

    Rabbiniz sizin içinizdekini çok iyi bilir. Eğer siz iyi olursanız, şunu biliniz ki Allah, kötülükten yüz çevirerek tövbeye yönelenleri bağışlayıcıdır.

    Edip Yüksel

    Efendiniz içinizdekileri çok iyi bilir. Erdemli davranırsanız, elbette O, tövbe edenleri bağışlayandır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Rabbiniz içinizdekileri çok iyi bilir. Erdemli davranırsanız, elbette O, tevbe edenleri bağışlayandır

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Rabbiniz içinizde olanları daha iyi bilir; eğer siz iyi kimseler iseniz, şüphesiz ki O, çok tevbe edenleri bağışlayıcıdır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Rabbınız nefislerinizdekini daha iyi bilir, eğer siz ehli salah iseniz; Şüphesiz ki o çok tevbekar olanlara bir gafur bulunuyor,

    Erhan Aktaş

    Rabb'iniz niyetinizi çok iyi bilir. dipnot 1 Eğer salihler dipnot 2 olursanız, o zaman kuşkusuz O, Kendisine yönelenleri bağışlayıcıdır.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Anne ve babanıza karşı ne düşündüğünüzü.
    2. metne dön, dipnot 2
      Kötülükle mücadele eden, bozuk olan şeyi düzelten, iyileştiren, yapıcı olan, iyiye yönlendiren, samimi, dürüst ve seçkin.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Rabb'iniz niyetinizi çok iyi bilir dipnot 1 . Eğer salihler dipnot 2 olursanız, o zaman kuşkusuz O, Kendisine yönelenleri bağışlayıcıdır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Anne ve babanıza karşı ne düşündüğünüzü.
    2. metne dön, dipnot 2
      Kötülüğe karşı mücadele eden, bozuk olan şeyi düzelten, iyileştiren, yapıcı olan, iyiye yönlendiren, samimi, dürüst ve seçkin.

    Gültekin Onan

    Rabbiniz nefslerinizdekini (daha iyi) bilir. Eğer siz salih olursanız, şüphesiz O da, [kendisine] yönelenleri / dönenleri (evvab) bağışlayıcıdır.

    Hasan Basri Çantay

    Rabbiniz sizin içlerinizdekini en iyi bilendir. Eğer siz iyi kimseler olursanız şübhesiz ki Allah da daima kendine dönenleri (ve çok tevbe edenleri) cidden yarlığayıcıdır.

    İbni Kesir

    Rabbınız; nefislerinizde olanı en iyi bilendir. Eğer salihlerden olursanız muhakkak ki O; kendisine dönenler için Gafur'dur.

    Mehmet Alagaş

    (22-44) Allah ile beraber ilahlar edinme, sonra kınanmış / mezmum halde kendi başına terkedilmiş / mahzul halde kalırsın. Allah ondan başkasına kulluk etmemeyi anne babaya güzel davranışı gerekli kıldı. İkisinden biri yahut her ikisi yanında ihtiyarlığa erişirse asla o ikisine de uf dahi deme, o ikisini azarlama, her ikisine de ikram edici söz söyle , rahmetle ve tevazu kanatları ile onları muhafaza et ve de ki rabbim her ikisine de tıpkı küçükken ki beni terbiyeleri gibi merhamet eyle. Rabbiniz kendinizde olanı / n efsinizde olanı en iyi bilir, eğer ki salihlerden olursanız, kesinlikle O, kendisine yönelenleri bağışlayandır. Yakın olana / Akraba olana , çalışma gücü olmayana / miskine yolda kalmışa / yol çocuğuna hakkını ver, saçıp savurma , savuranlar kesinlikle şeytanların kardeşleridirler ve şeytan da Rabbini yok saymaktadır. Rabbinden umduğun rahmeti beklemek amacıyla eğer ki (bir şey veremediğinden dolayı) onlardan yüz çevirmen gerekirse onlara gönül alıcı sözler söyle, elini de boynuna bağlama, dağıtılacakların hepsini dağıtma, kendini kınar ve çaresizce oturur kalırsın. Muhakkak ki Rabbin rızkı dilediğine ge nişletir dilediğine ölçüyle takdir eder , Muhakkak ki O, kullarından haberdardır, görendir. Evlatlarınızı fukaralık korkusu ile öldürmeyin , bizler onları ve dahi sizleri rızıklandırıyoruz, onları öldürmek büyük bir suçtur. Zinaya yaklaşmayın! o, iğrenç ve de kötü bir yoldur. Allah’ın haram kıldığı birini hakkınız olan hariç öldürmeyin. Her kim ki zulme uğrayarak / mazlum bir şekilde öldürülürse velisine bir yetki vardır ancak öldürmekte israfa gitmesin / haddi aşmasın, muhakkak ki o yardım görendir. Yetim malına, o, kuvvetli / güçlü hâle erinceye kadar güzellikle ol anlar hariç yaklaşmayın , verdiğiniz sözü / ahdi yerine getirin / ifa edin , muhakkak ki ahitte / söz vermekte sorumluluk / mesuliyet vardır. Ölçtüğünüz zaman Ölçümü tam yapınız , kıstaslara uygun olarak düzgün tartın / veznedin, bu daha hayırlıdır ve ilerde oluşacak sonuçlar bakımından daha güzeldir. İlmin olmayan şeyin ardından gitme , m uhakkak kulak, göz ve gönül, bunların hepsi ondan sorumludur / mesuldür. Yeryüzünde kibirlenerek yürüme, yeryüzünü delip yaramazsın, dağlara boyca da uzanamazsın , bunların hepsi Rabbin yanında istenmeyen / kerih görülen kötülüklerdendir . İşte bunlar Rabbinin hikmetlerinden sana vahyettikleridir. Allah’la beraber başkaca ilahlar edinme, azarlanmış ve kovulmuş olarak cehenneme bırakılırsın.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    İçinizdekini en iyi Rabbiniz bilir. Eğer salih kimseler olursanız, şüphesiz O, kendisine dönenlere çok mağfiret edendir.

    Süleyman Ateş

    Rabbiniz içlerinizdekini daha iyi bilir. Eğer siz iyi kişiler olursanız şüphesiz O, tevbe edenleri bağışlayandır.

    Süleymaniye Vakfı

    Rabbiniz, içlerinizde olanı en iyi bilendir. Eğer siz iyi kimseler olursanız (bilin ki) o, kendisine yönelenleri daima bağışlar dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Rabbiniz içinizde olanı en iyi bilendir. Siz iyi davranırsanız O da yanlıştan dönenlerinizi bağışlar.

    Şaban Britch

    İçinizdekini en iyi Rabbiniz bilir. Eğer salih kimseler olursanız, şüphesiz O, kendisine dönenlere çok mağfiret edendir.

    Şaban Piriş

    İçinizdekini en iyi Rabbiniz bilir. Eğer salih kimseler olursanız, şüphesiz O, kendisine sığınanları bağışlar.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Benliklerinizin içindekini Rabbiniz daha iyi bilir. Eğer siz barışsever/iyi kişiler olursanız O, tövbeye sarılanları affeder.

  4. İsrâ suresi, 26. ayet — bütün mealleriyle aç

    İsrâ suresi, 26. ayet. وَءَاتِ ذَا ٱلْقُرْبَىٰ حَقَّهُۥ وَٱلْمِسْكِينَ وَٱبْنَ ٱلسَّبِيلِ وَلَا تُبَذِّرْ تَبْذِيرًا

    Diyanet İşleri

    Akrabaya, yoksula ve yolda kalmış yolcuya haklarını ver, fakat saçıp savurma.

    Mehmet Okuyan

    Akrabaya, yoksula ve yolda kalmışa hakkını ver! dipnot 1 Saçıp savurma! dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu cümle infakın, sadakaların ve zekâtın "kâr"dan değil, "mal"dan verilmesi gerektiğinin apaçık delilidir. Benzer mesajlar: En‘âm 6:141; Tevbe 9:103; Rûm 30:38; Zâriyât 51:19; Me‘âric 70:24.
    2. metne dön, dipnot 2
      Saçıp savurmak kişiyi savurduğu şeylere bir süre sonra muhtaç duruma düşürebilir. Bu nedenle amaçsız bir şekilde elde avuçta olan her şeyi vermemek gerektiğine dikkat çekilmektedir. Benzer mesajlar: İsrâ 17:29; Furkân 25:67.

    Mustafa İslamoğlu

    (Ey insan!) Yakınlık sahiplerine hakkını ver; düşküne ve yolda kalmışa da... Fakat sakın ola ki (elinde avucunda olanı) amaçsız bir biçimde saçıp savurma!

    Muhammed Esed

    Ve (ey insanoğlu,) yakın(ların)a hak(lar)ını ver; düşküne de, yolda kalmışa da; ama sakın (elindekini) anlamsız, amaçsız bir biçimde saçıp savurma.

    Ahmed Hulusi

    Yakınlara hakkını ver; yoksula ve yolda kalmışa da. . . (Fakat) ölçüsüz de dağıtma!

    Ali Bulaç

    Akrabaya hakkını ver, yoksula ve yolda kalmışa da. İsraf ederek saçıp savurma.

    Ali Özek ve heyeti

    Bir de akrabaya, yoksula, yolcuya hakkını ver. Gereksiz yere de saçıp savurma.

    Ali Rıza Safa

    Ayrıca, yakınlara haklarını ver; yoksula ve yolda kalana da. Ve saçıp savurma.

    Bayraktar Bayraklı

    Bir de akrabaya, yoksula ve yolcuya/çaresiz kalana hakkını ver! Gereksiz yere de saçıp savurma!

    Edip Yüksel

    Akrabalara haklarını ver. İhtiyaç sahiplerine ve yolcuya da... Ancak saçıp savurma.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Akrabalara haklarını ver. İhtiyaç sahiplerine ve yolcuya da... Ancak saçıp savurma

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Akrabaya hakkını ver; yoksula, yolda kalmış olana da; bununla beraber saçıp savurma!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Karabet sahibine de hakkını ver, miskine de, yolda kalmışa da, bununla beraber saçıp savurma

    Erhan Aktaş

    Yakınlık sahibine,1 düşkünlere ve yol oğluna dipnot 2 yardım yap! Savurganlık yaparak saçıp savurma.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Himaye ettiklerine, yanında yer alanlara, yakınlık gösterenlere, akrabaya.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bkz. 90:60. ayetin 6. dipnotu.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Yakınlık sahibine dipnot 1 , düşkünlere ve yol oğluna dipnot 2 yardım yap! Savurganlık yaparak saçıp savurma.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Himaye ettiklerine, yanında yer alanlara, yakınlık gösterenlere, akrabaya.
    2. metne dön, dipnot 2
      "İbnu's-sebili, " deyim olarak "yol oğlu" demektir. Bu deyime, "yolda kalanlar" anlamı verilmesi doğru değildir. Zira sebil, karayolu anlamında "yol" demek değildir. Sebil, bir konuda seçim yapmak anlamında "iki yol" dan birini seçmek yani "tercih edilen yol" demektir. Hakk veya Batıl yoldan birini tercih etmektir. Bu deyimin anlamı "yolda kalanlar" değil, kendisini Allah'ın yoluna adamış olanlardır. Ayrıca yaptığı şey imkansızlık nedeni ile yarım kalan kimselere de denmektedir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Yakınlık sahibine dipnot 1 , düşkünlere ve kendisini Allah'ın yoluna adamış olanlara dipnot 2 yardım yap! Savurganlık yaparak saçıp savurma.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Himaye ettiklerine, yanında yer alanlara, yakınlık gösterenlere, akrabaya.
    2. metne dön, dipnot 2
      "Ayette yer alan "ibne es sebili/yol oğlu" deyimine, "yolda kalanlara" olarak anlam verilmektedir. Sebil, üzerinde yürünen/gidilen "yol" demek değildir. Sebil, "iki şey arasından birini seçmek anlamında "tercih edilen yol" demektir. Yani, Hakk veya Batıl yoldan "birini tercih etmek" anlamına gelmektedir. Bu nedenle doğru anlamın "yolda kalanlar" değil, bütün zamanını "Allah yolunda" çalışmaya ayırmış olan anlamındadır. Veya yaptıkları şeyi yarım kalmış olanlar.

    Gültekin Onan

    Akrabaya hakkını ver, yoksula ve yolda kalmışa da. İsraf ederek saçıp savurma.

    Hasan Basri Çantay

    Hısıma, yoksula, yolda kalmışa hak (lar) ını ver. (Malını) israf ile saçıb savurma.

    İbni Kesir

    Yakınlara hakkını ver. Miskine, yolcuya da. Ama saçıp savurma.

    Mehmet Alagaş

    (22-44) Allah ile beraber ilahlar edinme, sonra kınanmış / mezmum halde kendi başına terkedilmiş / mahzul halde kalırsın. Allah ondan başkasına kulluk etmemeyi anne babaya güzel davranışı gerekli kıldı. İkisinden biri yahut her ikisi yanında ihtiyarlığa erişirse asla o ikisine de uf dahi deme, o ikisini azarlama, her ikisine de ikram edici söz söyle , rahmetle ve tevazu kanatları ile onları muhafaza et ve de ki rabbim her ikisine de tıpkı küçükken ki beni terbiyeleri gibi merhamet eyle. Rabbiniz kendinizde olanı / n efsinizde olanı en iyi bilir, eğer ki salihlerden olursanız, kesinlikle O, kendisine yönelenleri bağışlayandır. Yakın olana / Akraba olana , çalışma gücü olmayana / miskine yolda kalmışa / yol çocuğuna hakkını ver, saçıp savurma , savuranlar kesinlikle şeytanların kardeşleridirler ve şeytan da Rabbini yok saymaktadır. Rabbinden umduğun rahmeti beklemek amacıyla eğer ki (bir şey veremediğinden dolayı) onlardan yüz çevirmen gerekirse onlara gönül alıcı sözler söyle, elini de boynuna bağlama, dağıtılacakların hepsini dağıtma, kendini kınar ve çaresizce oturur kalırsın. Muhakkak ki Rabbin rızkı dilediğine ge nişletir dilediğine ölçüyle takdir eder , Muhakkak ki O, kullarından haberdardır, görendir. Evlatlarınızı fukaralık korkusu ile öldürmeyin , bizler onları ve dahi sizleri rızıklandırıyoruz, onları öldürmek büyük bir suçtur. Zinaya yaklaşmayın! o, iğrenç ve de kötü bir yoldur. Allah’ın haram kıldığı birini hakkınız olan hariç öldürmeyin. Her kim ki zulme uğrayarak / mazlum bir şekilde öldürülürse velisine bir yetki vardır ancak öldürmekte israfa gitmesin / haddi aşmasın, muhakkak ki o yardım görendir. Yetim malına, o, kuvvetli / güçlü hâle erinceye kadar güzellikle ol anlar hariç yaklaşmayın , verdiğiniz sözü / ahdi yerine getirin / ifa edin , muhakkak ki ahitte / söz vermekte sorumluluk / mesuliyet vardır. Ölçtüğünüz zaman Ölçümü tam yapınız , kıstaslara uygun olarak düzgün tartın / veznedin, bu daha hayırlıdır ve ilerde oluşacak sonuçlar bakımından daha güzeldir. İlmin olmayan şeyin ardından gitme , m uhakkak kulak, göz ve gönül, bunların hepsi ondan sorumludur / mesuldür. Yeryüzünde kibirlenerek yürüme, yeryüzünü delip yaramazsın, dağlara boyca da uzanamazsın , bunların hepsi Rabbin yanında istenmeyen / kerih görülen kötülüklerdendir . İşte bunlar Rabbinin hikmetlerinden sana vahyettikleridir. Allah’la beraber başkaca ilahlar edinme, azarlanmış ve kovulmuş olarak cehenneme bırakılırsın.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Akrabaya, düşküne ve yolda kalmışa hakkını ver. Fakat, saçıp savurma!

    Süleyman Ateş

    Akrabaya, yoksula ve yolcuya hakkını ver, fakat saçıp savurma.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Yakınlarına, yoksullara ve yolda kalanlara hakkını ver ama saçıp savurma.

    Şaban Britch

    Akrabaya, düşküne ve yolda kalmışa hakkını ver. Fakat, saçıp savurma!

    Şaban Piriş

    (26-27) Akrabaya, düşküne ve yolda kalmışa hakkını ver. Fakat, saçıp savurma! Çünkü saçıp savuranlar, şeytanların kardeşleridir. Şeytan ise Rabbine karşı pek nankördür.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Akrabaya hakkını ver. Çaresize, yolda kalana da. Fakat saçıp savurma.

  5. İsrâ suresi, 27. ayet — bütün mealleriyle aç

    İsrâ suresi, 27. ayet. إِنَّ ٱلْمُبَذِّرِينَ كَانُوٓا۟ إِخْوَٰنَ ٱلشَّيَٰطِينِ وَكَانَ ٱلشَّيْطَٰنُ لِرَبِّهِۦ كَفُورًا

    Diyanet İşleri

    Çünkü saçıp savuranlar şeytanların kardeşleridir. Şeytan ise Rabbine karşı çok nankörlük etmiştir.

    Mehmet Okuyan

    Şüphesiz ki saçıp savuranlar şeytanların kardeşleridir. Şeytan ise Rabbine karşı çok nankördür.

    Mustafa İslamoğlu

    Çünkü amaçsızca saçıp savuranlar, (çok geçmeden) Şeytanın kardeşleri olup çıkarlar: zira Şeytan Rabbine karşı pek nankör idi.

    Muhammed Esed

    Çünkü, bil ki, saçıp savuranlar Şeytan'ın türdeşleridir; Şeytan da zaten Rabbine karşı gerçekten çok büyük bir nankörlük sergilemiştir.

    Ahmed Hulusi

    Değer bilmedikleri için boş yere saçıp savuranlar, şeytanların kardeşleridir! Şeytan ise Rabbinin nimetine nankörlük edenlerden oldu!

    Ali Bulaç

    Çünkü saçıp savuranlar, şeytanın kardeşleri olmuşlardır; şeytan ise Rabbine karşı nankördür.

    Ali Özek ve heyeti

    Zira böylesine saçıp savuranlar şeytanların dostlarıdırlar. Şeytan ise Rabbine karşı çok nankördür.

    Ali Rıza Safa

    Çünkü saçıp savuranlar, şeytanın kardeşi olurlar. Oysa şeytan, Efendisine karşı çok nankördür.

    Bayraktar Bayraklı

    Zira böylesine saçıp savuranlar şeytanların dostlarıdır. Şeytan ise Rabbine karşı çok nankördür.

    Edip Yüksel

    Kuşkusuz, saçıp savuranlar sapkınların dostlarıdır ve sapkın Efendisine karşı nankördür.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Kuşkusuz, saçıp savuranlar şeytanların dostlarıdır ve şeytan Rabbine karşı nankördür

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Çünkü saçıp savuranlar şeytanın kardeşleridirler; şeytan ise Rabbine karşı çok nankördür.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Çünkü saçıp savuranlar Şeytanın ıhvanıdırlar, Şeytan ise rabbına çok nankör bulunuyor

    Erhan Aktaş

    Saçıp savuranlar, şeytanların kardeşleridir. Şeytan ise Rabb'ine karşı çok nankördür.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Saçıp savuranlar, şeytanların kardeşleridir. Şeytan ise Rabb'ine karşı çok nankördür.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Savurganlık yapanlar, şeytanların kardeşleridir. Şeytan ise Rabb'ine karşı çok nankördür.

    Gültekin Onan

    Çünkü saçıp savuranlar, şeytanın kardeşleri olmuşlardır; şeytan ise rabbine karşı (çok) kafirdir.

    Hasan Basri Çantay

    Çünkü saçıp savuranlar şeytanların biraderleri olmuşlardır. Şeytan ise Rabbine (karşı) çok nankördür.

    İbni Kesir

    Muhakkak ki saçıp savuranlar, şeytanlarla kardeş olmuşlardır. Şeytan ise Rabbına pek nankördür.

    Mehmet Alagaş

    (22-44) Allah ile beraber ilahlar edinme, sonra kınanmış / mezmum halde kendi başına terkedilmiş / mahzul halde kalırsın. Allah ondan başkasına kulluk etmemeyi anne babaya güzel davranışı gerekli kıldı. İkisinden biri yahut her ikisi yanında ihtiyarlığa erişirse asla o ikisine de uf dahi deme, o ikisini azarlama, her ikisine de ikram edici söz söyle , rahmetle ve tevazu kanatları ile onları muhafaza et ve de ki rabbim her ikisine de tıpkı küçükken ki beni terbiyeleri gibi merhamet eyle. Rabbiniz kendinizde olanı / n efsinizde olanı en iyi bilir, eğer ki salihlerden olursanız, kesinlikle O, kendisine yönelenleri bağışlayandır. Yakın olana / Akraba olana , çalışma gücü olmayana / miskine yolda kalmışa / yol çocuğuna hakkını ver, saçıp savurma , savuranlar kesinlikle şeytanların kardeşleridirler ve şeytan da Rabbini yok saymaktadır. Rabbinden umduğun rahmeti beklemek amacıyla eğer ki (bir şey veremediğinden dolayı) onlardan yüz çevirmen gerekirse onlara gönül alıcı sözler söyle, elini de boynuna bağlama, dağıtılacakların hepsini dağıtma, kendini kınar ve çaresizce oturur kalırsın. Muhakkak ki Rabbin rızkı dilediğine ge nişletir dilediğine ölçüyle takdir eder , Muhakkak ki O, kullarından haberdardır, görendir. Evlatlarınızı fukaralık korkusu ile öldürmeyin , bizler onları ve dahi sizleri rızıklandırıyoruz, onları öldürmek büyük bir suçtur. Zinaya yaklaşmayın! o, iğrenç ve de kötü bir yoldur. Allah’ın haram kıldığı birini hakkınız olan hariç öldürmeyin. Her kim ki zulme uğrayarak / mazlum bir şekilde öldürülürse velisine bir yetki vardır ancak öldürmekte israfa gitmesin / haddi aşmasın, muhakkak ki o yardım görendir. Yetim malına, o, kuvvetli / güçlü hâle erinceye kadar güzellikle ol anlar hariç yaklaşmayın , verdiğiniz sözü / ahdi yerine getirin / ifa edin , muhakkak ki ahitte / söz vermekte sorumluluk / mesuliyet vardır. Ölçtüğünüz zaman Ölçümü tam yapınız , kıstaslara uygun olarak düzgün tartın / veznedin, bu daha hayırlıdır ve ilerde oluşacak sonuçlar bakımından daha güzeldir. İlmin olmayan şeyin ardından gitme , m uhakkak kulak, göz ve gönül, bunların hepsi ondan sorumludur / mesuldür. Yeryüzünde kibirlenerek yürüme, yeryüzünü delip yaramazsın, dağlara boyca da uzanamazsın , bunların hepsi Rabbin yanında istenmeyen / kerih görülen kötülüklerdendir . İşte bunlar Rabbinin hikmetlerinden sana vahyettikleridir. Allah’la beraber başkaca ilahlar edinme, azarlanmış ve kovulmuş olarak cehenneme bırakılırsın.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Çünkü saçıp savuranlar, şeytanların kardeşleridir. Şeytan ise Rabbine karşı pek nankördür.

    Süleyman Ateş

    Çünkü savurganlar, şeytanların kardeşleri olmuşlardır. Şeytan ise Rabbine karşı çok nankördür!

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Saçıp savuranlar şeytanların yoldaşlarıdır. Şeytan, Rabbine karşı çok nankördür.

    Şaban Britch

    Çünkü saçıp savuranlar, şeytanların kardeşleridir. Şeytan ise Rabbine karşı pek nankördür.

    Şaban Piriş

    (26-27) Akrabaya, düşküne ve yolda kalmışa hakkını ver. Fakat, saçıp savurma! Çünkü saçıp savuranlar, şeytanların kardeşleridir. Şeytan ise Rabbine karşı pek nankördür.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Çünkü saçıp savuranlar şeytanların kardeşleri olurlar. Ve şeytan, kendi Rabbine nankörlük etmiştir.

  6. İsrâ suresi, 28. ayet — bütün mealleriyle aç

    İsrâ suresi, 28. ayet. وَإِمَّا تُعْرِضَنَّ عَنْهُمُ ٱبْتِغَآءَ رَحْمَةٍ مِّن رَّبِّكَ تَرْجُوهَا فَقُل لَّهُمْ قَوْلًا مَّيْسُورًا

    Diyanet İşleri

    Eğer Rabbinden umduğun bir rahmeti istemek için onlardan yüz çevirecek olursan, o zaman onlara yumuşak bir söz söyle.

    Mehmet Okuyan

    Rabbinden beklediğin bir rahmet arzusu için onlardan yüz çevirirsen (en azından) kendilerine gönül alıcı bir söz söyle! dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet Bakara 2:263 ile birlikte okunmalıdır.

    Mustafa İslamoğlu

    Ve eğer sen kendin, umut (kapın olan) Rabbin katından gelecek bir rahmet ve lutfu arama çabasında olduğun için (muhtaçları) geri çevirmek durumundaysan, en azından onlara gönül alıcı bir söz söyle.

    Muhammed Esed

    Ve eğer sen (kendin) de Rabbinin katından ihtiyaç duyduğun bir lütfu/bir rahmeti arama çabası içinde olduğun için (ihtiyaç sahiplerine) ilgisiz kalmak zorunda isen, o zaman, hiç değilse, onlara yumuşak/yatıştırıcı bir söz söyle.

    Ahmed Hulusi

    Eğer Rabbinden umduğun bir rahmeti beklemekten ötürü onlardan (ashab-ı suffa) yüz çevirir isen, o takdirde onlara yumuşak, gönül alıcı bir söz söyle.

    Ali Bulaç

    Eğer Rabbinden ummakta olduğun bir rahmeti beklerken (darlıkta olduğundan) onlara sırt çevirecek olursan, bu durumda onlara yumuşak söz söyle.

    Ali Özek ve heyeti

    Eğer Rabbinden umduğun (beklemek durumunda olduğun) bir rahmet için onların yüzlerine bakamıyorsan, hiç olmazsa kendilerine gönül alıcı bir söz söyle.

    Ali Rıza Safa

    Efendinden umut ettiğin bir rahmeti beklediğin için onlardan yüz çevirirsen, onlara, yumuşak bir söz söyle. dipnot 213

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 213
      "Yumuşak bir söz söyle." tümcesi, kimi Kur'an çevirilerinde, "Kolaylık yolları göster." biçiminde çevrilmiştir.

    Bayraktar Bayraklı

    Eğer sen kendin de Rabbinin katından ihtiyaç duyduğun bir lütfu arama çabası içinde olduğun için onlara ilgisiz kalmak zorunda isen, o zaman hiç değilse onlara işleri kolaylaştırıcı söz söyle!

    Edip Yüksel

    Efendinden umduğun bir rahmeti elde etmek için onlardan yüz çevirmek zorunda kalırsan onlara yumuşak söz söyle.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Rabbinden umduğun bir rahmeti elde etmek için onlardan yüz çevirmek zorunda kalırsan onlara yumuşak söz söyle

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Eğer Rabbinden umduğun bir rahmeti aramak için sözü geçen kimselerden yüz çevirmek mecburiyetinde kalırsan, o vakit de onlara yumuşak bir söz söyle!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve eğer rabbından ümid ettiğin bir rahmeti aramak için o müstahıklardan sarfı nazar etmek mecburiyyetinde isen o vakıt da onlara yumuşak bir söz söyle

    Erhan Aktaş

    Rabb'inden, ümit ettiğin rahmeti isterken, onlardan yüz çevirirsen dipnot 1 bari yumuşak davranarak gönüllerini al.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İmkanın olmadığı için onlara yardım edemezsen.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Rabb'inden, ümit ettiğin rahmeti isterken, onlardan yüz çevirirsen dipnot 1 bari yumuşak davranarak gönüllerini al.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İmkanın olmadığı için onlara yardım edemezsen.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Rabb'inden, ümit ettiğin rahmeti isterken, onlardan yüz çevirirsen dipnot 1 bari yumuşak davranarak gönüllerini al.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İmkanın olmadığı için onlara yardım edemezsen.

    Gültekin Onan

    Eğer rabbinden ummakta olduğun bir rahmeti beklerken (darlıkta olduğundan) onlara sırt çevirecek olursan, bu durumda onlara yumuşak söz söyle.

    Hasan Basri Çantay

    Şayed Rabbinden umduğun rahmeti arayarak onlardan sarf-ı nazar edersen (böyle bir mecburiyyetde kalırsan) o halde kendilerine yumuşak bir söz söyle (mekle mukaabelede bulun).

    İbni Kesir

    Rabbından beklediğin bir rahmeti elde etmek için onlardan yüz çevirmek zorunda kalırsan; o zaman onlara tatlı bir söz söyle.

    Mehmet Alagaş

    (22-44) Allah ile beraber ilahlar edinme, sonra kınanmış / mezmum halde kendi başına terkedilmiş / mahzul halde kalırsın. Allah ondan başkasına kulluk etmemeyi anne babaya güzel davranışı gerekli kıldı. İkisinden biri yahut her ikisi yanında ihtiyarlığa erişirse asla o ikisine de uf dahi deme, o ikisini azarlama, her ikisine de ikram edici söz söyle , rahmetle ve tevazu kanatları ile onları muhafaza et ve de ki rabbim her ikisine de tıpkı küçükken ki beni terbiyeleri gibi merhamet eyle. Rabbiniz kendinizde olanı / n efsinizde olanı en iyi bilir, eğer ki salihlerden olursanız, kesinlikle O, kendisine yönelenleri bağışlayandır. Yakın olana / Akraba olana , çalışma gücü olmayana / miskine yolda kalmışa / yol çocuğuna hakkını ver, saçıp savurma , savuranlar kesinlikle şeytanların kardeşleridirler ve şeytan da Rabbini yok saymaktadır. Rabbinden umduğun rahmeti beklemek amacıyla eğer ki (bir şey veremediğinden dolayı) onlardan yüz çevirmen gerekirse onlara gönül alıcı sözler söyle, elini de boynuna bağlama, dağıtılacakların hepsini dağıtma, kendini kınar ve çaresizce oturur kalırsın. Muhakkak ki Rabbin rızkı dilediğine ge nişletir dilediğine ölçüyle takdir eder , Muhakkak ki O, kullarından haberdardır, görendir. Evlatlarınızı fukaralık korkusu ile öldürmeyin , bizler onları ve dahi sizleri rızıklandırıyoruz, onları öldürmek büyük bir suçtur. Zinaya yaklaşmayın! o, iğrenç ve de kötü bir yoldur. Allah’ın haram kıldığı birini hakkınız olan hariç öldürmeyin. Her kim ki zulme uğrayarak / mazlum bir şekilde öldürülürse velisine bir yetki vardır ancak öldürmekte israfa gitmesin / haddi aşmasın, muhakkak ki o yardım görendir. Yetim malına, o, kuvvetli / güçlü hâle erinceye kadar güzellikle ol anlar hariç yaklaşmayın , verdiğiniz sözü / ahdi yerine getirin / ifa edin , muhakkak ki ahitte / söz vermekte sorumluluk / mesuliyet vardır. Ölçtüğünüz zaman Ölçümü tam yapınız , kıstaslara uygun olarak düzgün tartın / veznedin, bu daha hayırlıdır ve ilerde oluşacak sonuçlar bakımından daha güzeldir. İlmin olmayan şeyin ardından gitme , m uhakkak kulak, göz ve gönül, bunların hepsi ondan sorumludur / mesuldür. Yeryüzünde kibirlenerek yürüme, yeryüzünü delip yaramazsın, dağlara boyca da uzanamazsın , bunların hepsi Rabbin yanında istenmeyen / kerih görülen kötülüklerdendir . İşte bunlar Rabbinin hikmetlerinden sana vahyettikleridir. Allah’la beraber başkaca ilahlar edinme, azarlanmış ve kovulmuş olarak cehenneme bırakılırsın.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Eğer Rabbinden umduğun bir rahmeti istemek için onlardan yüz çevirecek olursan, o zaman onlara yumuşak bir söz söyle.

    Süleyman Ateş

    Eğer (elin dar olduğu için) Rabbinden umduğun bir rahmeti bekleyerek onlardan yüz çevirecek, (onlara birşey vermeyecek) olursan, bari onlara yumuşak söz söyle.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Rabbinden beklediğin bir ikramın peşinde dipnot 1 olduğun için uzak durursan onlara teselli edici sözler söyle.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İş gereği ailen ile aynı yerde bulunamıyorsan

    Şaban Britch

    Eğer Rabbinden umduğun bir rahmetin/rızkın gelmesi için onların yüzlerine bakamıyorsan, hiç olmazsa onlara yumuşak söz söyle.

    Şaban Piriş

    Eğer Rabbinden ümit ettiğin rahmeti kazanmak için onlardan uzaklaşırsan, hiç olmazsa onlara yumuşak söz söyle.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Eğer onlardan, Rabbinden ümit ettiğin bir rahmeti bekleme yüzünden yüz çevirecek olursan, o zaman onlara yumuşak/tatlı bir söz söyle.

  7. İsrâ suresi, 29. ayet — bütün mealleriyle aç

    İsrâ suresi, 29. ayet. وَلَا تَجْعَلْ يَدَكَ مَغْلُولَةً إِلَىٰ عُنُقِكَ وَلَا تَبْسُطْهَا كُلَّ ٱلْبَسْطِ فَتَقْعُدَ مَلُومًا مَّحْسُورًا

    Diyanet İşleri

    Eli sıkı olma, büsbütün eli açık da olma. Sonra kınanır ve çaresiz kalırsın.

    Mehmet Okuyan

    Elini boynuna kilitleme; onu büsbütün de açma! dipnot 1 Sonra kınanmış, (kaybettiklerinin) hasret(ini) çekmiş olarak oturur kalırsın.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Amaçsız bir şekilde elde avuçta olan her şeyi vermemek gerektiğine dikkat çekilmektedir. Benzer mesajlar: İsrâ 17:27; Furkân 25:67.

    Mustafa İslamoğlu

    Yine sen (ey insan), ne ellerini boynuna bağlayıp (cimrilik yap), ne de onları büsbütün açarak (saçıp savur); eğer böyle yaparsan, kınanmış olarak bir köşeye atılıp pişmanlık içinde kıvranırsın.

    Muhammed Esed

    Ve ne ellerini boynuna bağlayıp kilitli tut, ne de sonuna kadar aç(ıp varını yoğunu ortaya dök); böyle yaparsan, (yükümlü olduğun kimselerce) kınanan, yapayalnız ve yoksul biri olup çıkarsın.

    Ahmed Hulusi

    Elini boynuna bağlanıp asılmış kılma (Arapça deyim = cimrilikten kaçın)! Onu büsbütün açma da (müsrif de olma). . . Yoksa pişmanlık içinde oturup kalırsın.

    Ali Bulaç

    Elini boynunda bağlanmış olarak kılma, büsbütün de açık tutma. Sonra kınanır, hasret (pişmanlık) içinde kalakalırsın.

    Ali Özek ve heyeti

    Eli sıkı olma; büsbütün eli açık da olma. Sonra kınanır, (kaybettiklerinin) hasretini çeker durursun.

    Ali Rıza Safa

    Elini boynuna bağlama; tümüyle de açma. Sonra kınanır; pişmanlık içinde kalırsın. dipnot 214

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 214
      "Elini boynuna bağlamak" cimrilik yapmak anlamında bir deyimdir.

    Bayraktar Bayraklı

    Elini boynuna bağlayıp cimri kesilme ve büsbütün de açıp tutumsuz olma! Yoksa pişman olur, açıkta kalırsın.

    Edip Yüksel

    Elini boynuna bağlama ve tümüyle de açma yoksa pişman olur, üzülürsün.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Elini boynuna bağlama ve tümüyle de açma, yoksa pişman olur, üzülürsün.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Hem elini bağlayıp boynuna asma (cimrilik etme), hem de büsbütün açıp saçma (israf etme) ki, pişman olur, açıkta kalırsın;

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Hem elini bağlayıp boynuna asma, hem de onu büsbütün açıp saçma ki pişman olur, açık kalırsın

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Elini bağlayıp boynuna asma. Onu büsbütün de açma. dipnot 1 Aksi halde kınanırsın ve yaptığına pişman olur kalırsın. dipnot 2

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Cimri olma, savurganlık da yapma.
    2. metne dön, dipnot 2
      Cimrilik edersen kınanırsın, savurganlık yaparsan pişman olursun.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Elini bağlayıp boynuna asma. Onu büsbütün de açma. dipnot 1 Aksi halde kınanırsın ve yaptığına pişman olur kalırsın. dipnot 2

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Cimri olma, savurganlık da yapma.
    2. metne dön, dipnot 2
      Cimrilik edersen kınanırsın, savurganlık yaparsan pişman olursun.

    Gültekin Onan

    Elini boynunda bağlanmış olarak kılma, büsbütün de açık tutma. Sonra kınanır, hasret (pişmanlık) içinde kalakalırsın.

    Hasan Basri Çantay

    Elini boynuna bağlı olarak asma Onu büsbütün de açıb saçma. Sonra kınanmış, peşiman bir halde oturub kalırsın.

    İbni Kesir

    Ve elini boynuna bağlı kılma, onu büsbütün de açıp durma. Yoksa kaybedenlerden ve kınananlardan olursun.

    Mehmet Alagaş

    (22-44) Allah ile beraber ilahlar edinme, sonra kınanmış / mezmum halde kendi başına terkedilmiş / mahzul halde kalırsın. Allah ondan başkasına kulluk etmemeyi anne babaya güzel davranışı gerekli kıldı. İkisinden biri yahut her ikisi yanında ihtiyarlığa erişirse asla o ikisine de uf dahi deme, o ikisini azarlama, her ikisine de ikram edici söz söyle , rahmetle ve tevazu kanatları ile onları muhafaza et ve de ki rabbim her ikisine de tıpkı küçükken ki beni terbiyeleri gibi merhamet eyle. Rabbiniz kendinizde olanı / n efsinizde olanı en iyi bilir, eğer ki salihlerden olursanız, kesinlikle O, kendisine yönelenleri bağışlayandır. Yakın olana / Akraba olana , çalışma gücü olmayana / miskine yolda kalmışa / yol çocuğuna hakkını ver, saçıp savurma , savuranlar kesinlikle şeytanların kardeşleridirler ve şeytan da Rabbini yok saymaktadır. Rabbinden umduğun rahmeti beklemek amacıyla eğer ki (bir şey veremediğinden dolayı) onlardan yüz çevirmen gerekirse onlara gönül alıcı sözler söyle, elini de boynuna bağlama, dağıtılacakların hepsini dağıtma, kendini kınar ve çaresizce oturur kalırsın. Muhakkak ki Rabbin rızkı dilediğine ge nişletir dilediğine ölçüyle takdir eder , Muhakkak ki O, kullarından haberdardır, görendir. Evlatlarınızı fukaralık korkusu ile öldürmeyin , bizler onları ve dahi sizleri rızıklandırıyoruz, onları öldürmek büyük bir suçtur. Zinaya yaklaşmayın! o, iğrenç ve de kötü bir yoldur. Allah’ın haram kıldığı birini hakkınız olan hariç öldürmeyin. Her kim ki zulme uğrayarak / mazlum bir şekilde öldürülürse velisine bir yetki vardır ancak öldürmekte israfa gitmesin / haddi aşmasın, muhakkak ki o yardım görendir. Yetim malına, o, kuvvetli / güçlü hâle erinceye kadar güzellikle ol anlar hariç yaklaşmayın , verdiğiniz sözü / ahdi yerine getirin / ifa edin , muhakkak ki ahitte / söz vermekte sorumluluk / mesuliyet vardır. Ölçtüğünüz zaman Ölçümü tam yapınız , kıstaslara uygun olarak düzgün tartın / veznedin, bu daha hayırlıdır ve ilerde oluşacak sonuçlar bakımından daha güzeldir. İlmin olmayan şeyin ardından gitme , m uhakkak kulak, göz ve gönül, bunların hepsi ondan sorumludur / mesuldür. Yeryüzünde kibirlenerek yürüme, yeryüzünü delip yaramazsın, dağlara boyca da uzanamazsın , bunların hepsi Rabbin yanında istenmeyen / kerih görülen kötülüklerdendir . İşte bunlar Rabbinin hikmetlerinden sana vahyettikleridir. Allah’la beraber başkaca ilahlar edinme, azarlanmış ve kovulmuş olarak cehenneme bırakılırsın.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Elini boynuna asıp bağlama (cimri olma), büsbütün eli açık da olma (israf etme); yoksa kınanmış olarak, pişmanlık içinde kalakalırsın.

    Süleyman Ateş

    El(ler)ini boynuna bağlanmış yapma, tamamen de açma, sonra kınanır, hasret içinde kalırsın.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ne eli sıkı ol ne de onu büsbütün aç. Yoksa hem dile düşmüş hem de açıkta bırakılmış olarak oturur kalırsın.

    Şaban Britch

    Elini boynuna asıp bağlama (cimri olma), büsbütün eli açık da olma (israf etme); yoksa kınanmış olarak, hasret (pişmanlık) içinde kalakalırsın.

    Şaban Piriş

    Elini boynuna asıp bağlama, büsbütün de açıp, tutumsuz olma; yoksa pişman olur, açıkta kalırsın.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Elini bağlayıp boynuna asma. Ama onu büsbütün de salıverme. Sonra kınanır, hasret içinde bir köşede büzülür kalırsın.

  8. İsrâ suresi, 30. ayet — bütün mealleriyle aç

    İsrâ suresi, 30. ayet. إِنَّ رَبَّكَ يَبْسُطُ ٱلرِّزْقَ لِمَن يَشَآءُ وَيَقْدِرُ إِنَّهُۥ كَانَ بِعِبَادِهِۦ خَبِيرًۢا بَصِيرًا

    Diyanet İşleri

    Şüphesiz Rabbin, dilediğine rızkı bol bol verir ve (dilediğine) kısar. Çünkü O, gerçekten kullarından haberdardır ve onları görmektedir.

    Mustafa İslamoğlu

    Elbet senin Rabbin (hak edenin) rızkını bollaştırmayı, (hak etmeyenin) rızkını da kısmayı diler; çünkü O kullarının her durumundan haberdardır, her şeyi tarifsiz görmektedir.

    Muhammed Esed

    Şüphesiz dilediğine rızkı bolca, dilediğine de ölçülü, idareli veren senin Rabbin'dir. Ve kullarının durumunu bütün açıklığıyla görerek haberdar olan da O'dur.

    Ahmed Hulusi

    Muhakkak ki Rabbin dilediğine, yaşam gıdasını (rızkı) genişletir veya daraltır! Muhakkak ki O kullarını Habiyr'dir, Basıyr'dir.

    Ali Bulaç

    Şüphesiz senin Rabbin, rızkı dilediğine (genişletir) yayar ve daraltır. Gerçekten O, kullarından haberi olandır, görendir.

    Ali Özek ve heyeti

    Rabbin rızkı dilediğine bol verir, dilediğine daraltır. Şüphesiz ki O, kullarından haberdardır, (onları) çok iyi görür.

    Ali Rıza Safa

    Aslında, Efendin, dilediğinin geçimini hem genişletir hem de daraltır. Kuşkusuz, O, kullarından Haberlidir; Görendir.

    Bayraktar Bayraklı

    Rabbin rızkı dilediğine bol verir; dilediğine daraltır. Şüphesiz ki O, kullarından haberdardır. Onları çok iyi görür.

    Edip Yüksel

    Efendin, dilediğine rızkını bol verir veya kısar. Kuşkusuz O, kullarından haberdardır, onları görendir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Rabbin, dilediğine rızkını bol verir, veya kısar. Kuşkusuz O, kullarından haberdardır, onları görendir

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Çünkü Rabbin dilediğine rızkı bol verir, dilediğine kısar; zira O, kullarından haberdardır, herşeyi görendir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Çünkü rabbın hem dilediğine rızkı basteder, hem de sıkar, çünkü o kullarına habir, basir bulunuyor

    Erhan Aktaş

    Rabb'in, dilediği kimsenin rızkını genişletir ve bir ölçüye göre verir. O, kullarından Haberdar Olan'dır, Her Şeyi Gören'dir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Rabb'in, dilediği kimsenin rızkını genişletir ve bir ölçüye göre verir. O, kullarından Haberdar Olan'dır, Her Şeyi Gören'dir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Rabb'in, dilediği kimsenin rızkını genişletir ve kısar. O, kullarından Haberdar Olan'dır, Her Şeyi Gören'dir.

    Gültekin Onan

    Kuşkusuz senin rabbin, rızkı dilediğine genişletir / yayar veya daraltır / kısar / kısıtlar. Gerçekten O, kullarından haberi olandır, görendir.

    Hasan Basri Çantay

    Şübhesiz ki Rabbin kimi dilerse rızkını genişletir, daraltır. Çünkü O, kulları (nın her haali) nden gerçekden haberdardır, (her şey'i) hakkıyle görendir.

    İbni Kesir

    Muhakkak ki Rabbın; dilediğine rızkı genişletir ve daraltır. Muhakkak ki O; kulları için Habir'dir, Basir'dir.

    Mehmet Alagaş

    (22-44) Allah ile beraber ilahlar edinme, sonra kınanmış / mezmum halde kendi başına terkedilmiş / mahzul halde kalırsın. Allah ondan başkasına kulluk etmemeyi anne babaya güzel davranışı gerekli kıldı. İkisinden biri yahut her ikisi yanında ihtiyarlığa erişirse asla o ikisine de uf dahi deme, o ikisini azarlama, her ikisine de ikram edici söz söyle , rahmetle ve tevazu kanatları ile onları muhafaza et ve de ki rabbim her ikisine de tıpkı küçükken ki beni terbiyeleri gibi merhamet eyle. Rabbiniz kendinizde olanı / n efsinizde olanı en iyi bilir, eğer ki salihlerden olursanız, kesinlikle O, kendisine yönelenleri bağışlayandır. Yakın olana / Akraba olana , çalışma gücü olmayana / miskine yolda kalmışa / yol çocuğuna hakkını ver, saçıp savurma , savuranlar kesinlikle şeytanların kardeşleridirler ve şeytan da Rabbini yok saymaktadır. Rabbinden umduğun rahmeti beklemek amacıyla eğer ki (bir şey veremediğinden dolayı) onlardan yüz çevirmen gerekirse onlara gönül alıcı sözler söyle, elini de boynuna bağlama, dağıtılacakların hepsini dağıtma, kendini kınar ve çaresizce oturur kalırsın. Muhakkak ki Rabbin rızkı dilediğine ge nişletir dilediğine ölçüyle takdir eder , Muhakkak ki O, kullarından haberdardır, görendir. Evlatlarınızı fukaralık korkusu ile öldürmeyin , bizler onları ve dahi sizleri rızıklandırıyoruz, onları öldürmek büyük bir suçtur. Zinaya yaklaşmayın! o, iğrenç ve de kötü bir yoldur. Allah’ın haram kıldığı birini hakkınız olan hariç öldürmeyin. Her kim ki zulme uğrayarak / mazlum bir şekilde öldürülürse velisine bir yetki vardır ancak öldürmekte israfa gitmesin / haddi aşmasın, muhakkak ki o yardım görendir. Yetim malına, o, kuvvetli / güçlü hâle erinceye kadar güzellikle ol anlar hariç yaklaşmayın , verdiğiniz sözü / ahdi yerine getirin / ifa edin , muhakkak ki ahitte / söz vermekte sorumluluk / mesuliyet vardır. Ölçtüğünüz zaman Ölçümü tam yapınız , kıstaslara uygun olarak düzgün tartın / veznedin, bu daha hayırlıdır ve ilerde oluşacak sonuçlar bakımından daha güzeldir. İlmin olmayan şeyin ardından gitme , m uhakkak kulak, göz ve gönül, bunların hepsi ondan sorumludur / mesuldür. Yeryüzünde kibirlenerek yürüme, yeryüzünü delip yaramazsın, dağlara boyca da uzanamazsın , bunların hepsi Rabbin yanında istenmeyen / kerih görülen kötülüklerdendir . İşte bunlar Rabbinin hikmetlerinden sana vahyettikleridir. Allah’la beraber başkaca ilahlar edinme, azarlanmış ve kovulmuş olarak cehenneme bırakılırsın.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Rabbin dilediği kimsenin rızkını genişletir ve (dilediği kimsenin de) daraltır. Şüphesiz ki O, kullarından haberdardır, (onları) çok iyi görür.

    Süleyman Ateş

    Rabbin dilediğine rızkı açar (bol bol verir, dilediğine) kısar. Çünkü O, kulları(nın hali)ni bilir, görür.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Rabbin, doğru tercihte bulunan ve gerekli güce sahip olan için rızkı yayar dipnot 1 . O, kullarının içini bilir ve her şeyi görür.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      şae fiilinin açıklaması için Maide 5/48

    Şaban Britch

    Rabbin dilediği kimsenin rızkını genişletir ve (dilediğin kimsenin de) daraltır. Şüphesiz ki O, kullarından haberdardır, (onları) çok iyi görür.

    Şaban Piriş

    Rabbin dilediği kimsenin rızkını genişletir ve bir ölçüye göre verir. Şüphesiz o, kullarından haberdardır, onları görmektedir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Hiç kuşkusuz Rabbin, dilediğine rızkı açar da kısar da. O, kullarını görüyor, onlardan haber alıyor.

  9. İsrâ suresi, 31. ayet — bütün mealleriyle aç

    İsrâ suresi, 31. ayet. وَلَا تَقْتُلُوٓا۟ أَوْلَٰدَكُمْ خَشْيَةَ إِمْلَٰقٍ نَّحْنُ نَرْزُقُهُمْ وَإِيَّاكُمْ إِنَّ قَتْلَهُمْ كَانَ خِطْـًٔا كَبِيرًا

    Diyanet İşleri

    Yoksulluk korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyin. Onları da, sizi de biz rızıklandırırız. Onları öldürmek gerçekten büyük bir günahtır.

    Mehmet Okuyan

    Geçim endişesiyle çocuklarınızı öldürmeyin! Onları da sizi de rızıklandıran biziz. Şüphesiz ki onları öldürmek, büyük bir günahtır. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: En‘âm 6:137, 151; Zuhruf 43:18; Tekvîr 81:8-9.

    Mustafa İslamoğlu

    Şu halde, çocuklarınızı rızkınıza ortak olur endişesiyle öldürmeye kalkmayın! Onları da sizi de besleyecek olan Biziz: şüphesiz onları öldürmek büyük bir cürümdür.

    Muhammed Esed

    Öyleyse artık, yoksulluk kaygısıyla çocuklarınızı öldürmeyin; onları da, sizi de doyuran/rızıklandıran Biziz. Onları öldürmek gerçekten büyük bir suçtur.

    Ahmed Hulusi

    Evlatlarınızı yoksulluk korkusu ile öldürmeyin. . . Biziz onların da sizin de yaşam gıdasını veren, biz! Onları katletmek muhakkak çok büyük suçtur!

    Ali Bulaç

    Yoksulluk endişesiyle çocuklarınızı öldürmeyin; onlara ve size biz rızık veririz. Şüphesiz, onları öldürmek büyük bir hata (suç ve günah)dır.

    Ali Özek ve heyeti

    Geçim endişesi ile çocuklarınızın canına kıymayın. Biz, onların da sizin de rızkınızı veririz. Onları öldürmek gerçekten büyük bir suçtur.

    Ali Rıza Safa

    Yoksulluk korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyin. Hem sizi hem de onları, yalnızca Biz geçindiriyoruz. Onları öldürmek, kesinlikle büyük bir suçtur. dipnot 215

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 215
      Kur'an'da "İnsanları öldürmeyin!" buyruklarıyla birlikte "Çocukları öldürmeyin!" ve "Kız çocuklarını öldürmeyin!" buyrukları da ayrı olgular biçiminde bildirilmiştir. 81:8,9 ayetlerinde, canlı gömülen kız çocuklarının, hangi suçtan dolayı öldürüldüğü sorulmaktadır. Kız çocuklarının, eğitimden, üretimden ve toplum yaşamından uzaklaştırılması, onların öldürülmesi olarak da yorumlanabilir. Kız çocuklarının üzerindeki erkek egemen baskılar, Müslüman ülkelerin büyük çoğunluğunda, toplumların yarısının yok sayılması boyutlarına ulaşmıştır.

    Bayraktar Bayraklı

    Yoksulluk korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyiniz!Biz, sizi de, onları da rızıklandırıyoruz. Doğrusu onları öldürmek büyük günahtır.

    Edip Yüksel

    Doğan çocuklarınızı fakirlik korkusuyla öldürmeyin. Sizi de onları da biz rızıklandırıyoruz. Onları öldürmek, büyük bir suçtur. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * "Çocuklar" diye çevirdiğimiz kelimenin Arapçası "evlad" olup "doğanlar" demektir. Ayetten anlaşıldığına göre, çocuklar doğar doğmaz bazı aileler kız çocuğu olduğunu görünce çocuğu hemen öldürüyorlardı.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Fakirlik korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyin. Sizi de onları da biz rızıklandırıyoruz. Onları öldürmek, büyük bir suçtur

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bir de züğürtlük korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyin! Onlara da rızkı Biz veririz, size de... Onları öldürmek elbette büyük bir cinayettir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    bir de züğürtlük korkusiyle evladlarınızı öldürmeyin, onlara da rızkı biz veririz size de, elbette onları öldürmek büyük cinayet bulunuyor

    Erhan Aktaş

    Yoksulluk endişesi ile çocuklarınızı öldürmeyin. Onları ve sizi sadece Biz rızıklandırırız. Onların öldürülmesi büyük bir yanlıştır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Yoksulluk endişesi ile çocuklarınızı öldürmeyin. Onları ve sizi sadece Biz rızıklandırırız. Onların öldürülmesi büyük bir yanlıştır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Yoksulluk korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyin. Onları ve sizi sadece Biz rızıklandırırız. Onların öldürülmesi büyük bir suçtur.

    Gültekin Onan

    Yoksulluk endişesiyle çocuklarınızı öldürmeyin; onlara ve size biz rızık veririz. Şüphesiz, onları öldürmek büyük bir hata (suç ve günah)dır.

    Hasan Basri Çantay

    Evladlarınızı fakirlik korkusuyla öldürmeyin. Onları da, sizi de biz rızıklandırırız. Hakıykat, onları öldürmek büyük bir suçdur.

    İbni Kesir

    Çocuklarınızı açlık korkusuyla öldürmeyin. Onlara da size de Biz; rızık veririz. Muhakkak ki onları öldürmek, büyük bir günahtır.

    Mehmet Alagaş

    (22-44) Allah ile beraber ilahlar edinme, sonra kınanmış / mezmum halde kendi başına terkedilmiş / mahzul halde kalırsın. Allah ondan başkasına kulluk etmemeyi anne babaya güzel davranışı gerekli kıldı. İkisinden biri yahut her ikisi yanında ihtiyarlığa erişirse asla o ikisine de uf dahi deme, o ikisini azarlama, her ikisine de ikram edici söz söyle , rahmetle ve tevazu kanatları ile onları muhafaza et ve de ki rabbim her ikisine de tıpkı küçükken ki beni terbiyeleri gibi merhamet eyle. Rabbiniz kendinizde olanı / n efsinizde olanı en iyi bilir, eğer ki salihlerden olursanız, kesinlikle O, kendisine yönelenleri bağışlayandır. Yakın olana / Akraba olana , çalışma gücü olmayana / miskine yolda kalmışa / yol çocuğuna hakkını ver, saçıp savurma , savuranlar kesinlikle şeytanların kardeşleridirler ve şeytan da Rabbini yok saymaktadır. Rabbinden umduğun rahmeti beklemek amacıyla eğer ki (bir şey veremediğinden dolayı) onlardan yüz çevirmen gerekirse onlara gönül alıcı sözler söyle, elini de boynuna bağlama, dağıtılacakların hepsini dağıtma, kendini kınar ve çaresizce oturur kalırsın. Muhakkak ki Rabbin rızkı dilediğine ge nişletir dilediğine ölçüyle takdir eder , Muhakkak ki O, kullarından haberdardır, görendir. Evlatlarınızı fukaralık korkusu ile öldürmeyin , bizler onları ve dahi sizleri rızıklandırıyoruz, onları öldürmek büyük bir suçtur. Zinaya yaklaşmayın! o, iğrenç ve de kötü bir yoldur. Allah’ın haram kıldığı birini hakkınız olan hariç öldürmeyin. Her kim ki zulme uğrayarak / mazlum bir şekilde öldürülürse velisine bir yetki vardır ancak öldürmekte israfa gitmesin / haddi aşmasın, muhakkak ki o yardım görendir. Yetim malına, o, kuvvetli / güçlü hâle erinceye kadar güzellikle ol anlar hariç yaklaşmayın , verdiğiniz sözü / ahdi yerine getirin / ifa edin , muhakkak ki ahitte / söz vermekte sorumluluk / mesuliyet vardır. Ölçtüğünüz zaman Ölçümü tam yapınız , kıstaslara uygun olarak düzgün tartın / veznedin, bu daha hayırlıdır ve ilerde oluşacak sonuçlar bakımından daha güzeldir. İlmin olmayan şeyin ardından gitme , m uhakkak kulak, göz ve gönül, bunların hepsi ondan sorumludur / mesuldür. Yeryüzünde kibirlenerek yürüme, yeryüzünü delip yaramazsın, dağlara boyca da uzanamazsın , bunların hepsi Rabbin yanında istenmeyen / kerih görülen kötülüklerdendir . İşte bunlar Rabbinin hikmetlerinden sana vahyettikleridir. Allah’la beraber başkaca ilahlar edinme, azarlanmış ve kovulmuş olarak cehenneme bırakılırsın.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Yoksulluk korkusu ile sakın çocuklarınızı öldürmeyin. Biz onları da rızıklandırırız sizi de. Onları öldürmek büyük günahtır.

    Süleyman Ateş

    Fakirlik korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyin. Onları da sizi de biz besliyoruz. Onları öldürmek, büyük günahtır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Yoksulluk korkusuyla evladınızı öldürmeyin. Onların rızkını da sizin rızkınızıda biz veririz. Onları öldürmek büyük bir yanlıştır.

    Şaban Britch

    Yoksulluk korkusu ile sakın çocuklarınızı öldürmeyin. Biz onları da rızıklandırırız sizi de. Onları öldürmek büyük günahtır.

    Şaban Piriş

    Yoksulluk korkusu ile sakın çocuklarınızı öldürmeyin. Biz onları da rızıklandırırız sizi de. Onları öldürmek büyük günahtır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yoksulluk korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyin. Onları da sizi de biz rızıklandırıyoruz. Kuşkusuz, onları öldürmek büyük bir günahtır.

  10. İsrâ suresi, 32. ayet — bütün mealleriyle aç

    İsrâ suresi, 32. ayet. وَلَا تَقْرَبُوا۟ ٱلزِّنَىٰٓ إِنَّهُۥ كَانَ فَٰحِشَةً وَسَآءَ سَبِيلًا

    Diyanet İşleri

    Zinaya yaklaşmayın. Çünkü o, son derece çirkin bir iştir ve çok kötü bir yoldur.

    Mustafa İslamoğlu

    Ve sakın zinaya yaklaşmayın! Çünkü o arsızca bir hayasızlık ve çirkin bir yoldur.

    Muhammed Esed

    Ve sakın zinaya yaklaşmayın; çünkü bu son derece yüz kızartıcı, azgınca bir davranış ve çok kötü bir yoldur.

    Ahmed Hulusi

    Zinaya (evlilik dışı ilişkiye) yaklaşmayın! Şüphesiz o bedenselliğin azgınlığıdır! Sonu kötü yoldur!

    Ali Bulaç

    Zinaya yaklaşmayın, gerçekten o, 'çirkin bir hayasızlık' ve kötü bir yoldur.

    Ali Özek ve heyeti

    Zinaya yaklaşmayın. Zira o, bir hayâsızlıktır ve çok kötü bir yoldur.

    Ali Rıza Safa

    Zinaya da yaklaşmayın. Çünkü yüz kızartıcı ve kötü bir yoldur.

    Bayraktar Bayraklı

    Zinaya yaklaşmayınız! Zira o, bir hayasızlıktır ve çok kötü bir yoldur.

    Edip Yüksel

    Zinaya yaklaşmayın; çünkü o büyük bir günah ve kötü bir davranıştır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Zinaya yaklaşmayın; çünkü o büyük bir günah ve kötü bir davranıştır

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Zinaya da yaklaşmayın; çünkü o pek çirkindir ve kötü bir yoldur.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Zinaya da yaklaşmayın, çünkü o pek çirkin, yolca da pek fena bulunuyor

    Gültekin Onan

    Zinaya yaklaşmayın, gerçekten o, 'çirkin bir hayasızlık' ve kötü bir yoldur.

    Hasan Basri Çantay

    Zinaya yaklaşmayın. Çünkü o, şübhesiz bir hayaasızlıkdı, kötü bir yoldur.

    İbni Kesir

    Zinaya yaklaşmayın. Muhakkak ki o, azgınlıktır. Ve yol olarak da kötüdür.

    Mehmet Alagaş

    (22-44) Allah ile beraber ilahlar edinme, sonra kınanmış / mezmum halde kendi başına terkedilmiş / mahzul halde kalırsın. Allah ondan başkasına kulluk etmemeyi anne babaya güzel davranışı gerekli kıldı. İkisinden biri yahut her ikisi yanında ihtiyarlığa erişirse asla o ikisine de uf dahi deme, o ikisini azarlama, her ikisine de ikram edici söz söyle , rahmetle ve tevazu kanatları ile onları muhafaza et ve de ki rabbim her ikisine de tıpkı küçükken ki beni terbiyeleri gibi merhamet eyle. Rabbiniz kendinizde olanı / n efsinizde olanı en iyi bilir, eğer ki salihlerden olursanız, kesinlikle O, kendisine yönelenleri bağışlayandır. Yakın olana / Akraba olana , çalışma gücü olmayana / miskine yolda kalmışa / yol çocuğuna hakkını ver, saçıp savurma , savuranlar kesinlikle şeytanların kardeşleridirler ve şeytan da Rabbini yok saymaktadır. Rabbinden umduğun rahmeti beklemek amacıyla eğer ki (bir şey veremediğinden dolayı) onlardan yüz çevirmen gerekirse onlara gönül alıcı sözler söyle, elini de boynuna bağlama, dağıtılacakların hepsini dağıtma, kendini kınar ve çaresizce oturur kalırsın. Muhakkak ki Rabbin rızkı dilediğine ge nişletir dilediğine ölçüyle takdir eder , Muhakkak ki O, kullarından haberdardır, görendir. Evlatlarınızı fukaralık korkusu ile öldürmeyin , bizler onları ve dahi sizleri rızıklandırıyoruz, onları öldürmek büyük bir suçtur. Zinaya yaklaşmayın! o, iğrenç ve de kötü bir yoldur. Allah’ın haram kıldığı birini hakkınız olan hariç öldürmeyin. Her kim ki zulme uğrayarak / mazlum bir şekilde öldürülürse velisine bir yetki vardır ancak öldürmekte israfa gitmesin / haddi aşmasın, muhakkak ki o yardım görendir. Yetim malına, o, kuvvetli / güçlü hâle erinceye kadar güzellikle ol anlar hariç yaklaşmayın , verdiğiniz sözü / ahdi yerine getirin / ifa edin , muhakkak ki ahitte / söz vermekte sorumluluk / mesuliyet vardır. Ölçtüğünüz zaman Ölçümü tam yapınız , kıstaslara uygun olarak düzgün tartın / veznedin, bu daha hayırlıdır ve ilerde oluşacak sonuçlar bakımından daha güzeldir. İlmin olmayan şeyin ardından gitme , m uhakkak kulak, göz ve gönül, bunların hepsi ondan sorumludur / mesuldür. Yeryüzünde kibirlenerek yürüme, yeryüzünü delip yaramazsın, dağlara boyca da uzanamazsın , bunların hepsi Rabbin yanında istenmeyen / kerih görülen kötülüklerdendir . İşte bunlar Rabbinin hikmetlerinden sana vahyettikleridir. Allah’la beraber başkaca ilahlar edinme, azarlanmış ve kovulmuş olarak cehenneme bırakılırsın.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Zinaya asla yaklaşmayın! Çünkü o, çirkin bir iştir, kötü bir yoldur.

    Süleyman Ateş

    Zinaya yaklaşmayın, çünkü o, açık bir kötülüktür, çok kötü bir yoldur!

    Süleymaniye Vakfı

    Zinaya yaklaşmayın! Çünkü o, çok çirkin bir iş ve ne kötü bir yoldur! dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayette, "Zina etmeyin" yerine, "Zinaya yaklaşmayın" denilmiş olması, sadece zina fiilinin değil; kişiyi zinaya götürecek davranışların da yasak kapsamına girdiğini gösterir (Nur 24/30-31). Zina fiili ile ilgili diğer ayetler için bkz: Nur 24/2-3, Furkan 25/68, Mümtahine 60/12.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Zinaya yaklaşmayın. Çünkü o, çirkin bir iş ve kötü bir yoldur.

    Şaban Britch

    Zinaya asla yaklaşmayın! Çünkü o, çirkin bir iştir, kötü bir yoldur.

    Şaban Piriş

    Zinaya asla yaklaşmayın; Çünkü o, çirkin bir iştir, kötü bir yoldur.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Zinaya yaklaşmayın. Çünkü o iğrenç bir iştir; yol olarak da çok kötüdür.

  11. İsrâ suresi, 33. ayet — bütün mealleriyle aç

    İsrâ suresi, 33. ayet. وَلَا تَقْتُلُوا۟ ٱلنَّفْسَ ٱلَّتِى حَرَّمَ ٱللَّهُ إِلَّا بِٱلْحَقِّ وَمَن قُتِلَ مَظْلُومًا فَقَدْ جَعَلْنَا لِوَلِيِّهِۦ سُلْطَٰنًا فَلَا يُسْرِف فِّى ٱلْقَتْلِ إِنَّهُۥ كَانَ مَنصُورًا

    Diyanet İşleri

    Haklı bir sebep olmadıkça, Allah'ın, öldürülmesini haram kıldığı cana kıymayın. Kim haksız yere öldürülürse, biz onun velisine yetki vermişizdir. Ancak o da (kısas yoluyla) öldürmede meşru ölçüleri aşmasın. Çünkü kendisine yardım edilmiştir.

    Mehmet Okuyan

    Allah'ın saygın kıldığı (öldürülmesini yasakladığı) canı haksız yere öldürmeyin! dipnot 1 (Haksız yere) öldürülen kişinin velisine (yakınına) elbette yetki verdik. (Yine de) o öldürmede ileri gitmesin (ille de karşılığında ölüm istemesin)! Şüphesiz ki (öldürülen kişiye) yardım edilmiş (olacak)tır.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Bakara 2:84, 93; Mâide 5:32; En‘âm 6:151; Furkân 25:68.

    Mustafa İslamoğlu

    Yine haklı bir gerekçeye dayanmaksızın Allah'ın dokunulmaz kıldığı hiçbir cana kıymayın! Zira haksız yere canına kıyılan kim olursa olsun, işte onun velisine (eşdeğer bir ceza konusunda) yetki tanımışızdır; fakat o katl cezasında (belirlenen) sınırı aşmasın; şu da bir gerçek ki, zaten o yardıma mazhar olmuştur.

    Muhammed Esed

    Ve yine sakın, haklı bir gerekçeye dayanmaksızın, Allah'ın dokunulmaz kıldığı cana kıymayın. Bu konuda, haksız yere öldürülen kimsenin velisine (adil bir karşılıkta bulunma) yetkisi tanımışızdır; ama hal böyle de olsa, bu kişi (karşılıkta) bire bir sınırını sakın aşmasın. (Maktule gelince,) o, şüphesiz, (Allah tarafından) yardıma layık görülmüştür!

    Ahmed Hulusi

    Allah'ın haram kıldığı nefsi, Hak olarak hariç (kısas gereği dışında), öldürmeyin! Kim haksız yere öldürülür ise, biz onun velisine bir yetki vermişizdir. O da öldürmekte ileri gitmesin (kısas sınırını aşmasın)! Çünkü o yardım olunmuştur.

    Ali Bulaç

    Haklı bir neden olmaksızın Allah'ın haram kıldığı bir kimseyi öldürmeyin. Kim mazlum olarak öldürülürse onun velisine yetki vermişizdir; o da öldürmede ölçüyü aşmasın. Çünkü o, gerçekten yardım görmüştür.

    Ali Özek ve heyeti

    Allah'ın haram kıldığı canı, (bir müminin canına kıymak yahut evli bir kimsenin zina etmesi yahut da birinin İslâm'dan sonra küfre dönmesi gibi) haklı bir sebep olmadıkça asla öldürmeyin. Kim haksız yere öldürülürse, velisine (onun hakkını almak için) bir yetki verdik. Ancak veli (kısas ile katili) öldürmede aşırı gitmesin; zira ona, (diyet almak, yahut kısas yapmak hususunda yetki verilmekle) yardım edilmiştir.

    Ali Rıza Safa

    Allah tarafından yasaklanmış olan, haksız yere birisini öldürmek eylemini yapmayın. Kim haksızlıkla öldürülürse, onun kalıtçısına yetki tanıdık. Fakat öldürmekte ölçüyü aşmasın. Zaten ona yardım edilmiştir.

    Bayraktar Bayraklı

    Haklı bir sebep olmadıkça Allah'ın muhterem kıldığı cana kıymayınız! Bir kimse haksız yere öldürülürse, onun velisine yetki verdik. Ancak bu veli kısasta ileri gitmesin! Ona verdiğimiz yetkiyle, alacağı yardımı almıştır.

    Edip Yüksel

    ALLAH'ın yasakladığı canı haksız yere öldürmeyin. Kim haksızlığa uğrayarak öldürülürse onun mirasçılarına yetki vermişizdir. İntikam duygusuyla öldürmede sınırı aşmasın; zira kendisine yardım edilmiştir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    ALLAH'ın kutsal kıldığı canı haksız yere öldürmeyin. Kim haksızlığa uğrayarak öldürülürse onun mirasçılarına yetki vermişizdir. İntikam duygusuyla öldürmede sınırı aşmasın; zira kendisine yardım edilmiştir

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Allah'ın haram kıldığı canı, haklı bir sebep olmadıkça, öldürmeyin; kim haksız yere öldürülürse, velisine hakkını arama hususunda tam bir yetki vermişizdir. O da öldürmede aşırı gitmesin; çünkü o, yardıma eriştirilmiştir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Allahın tahrim eylediği nefsi katil de etmeyin, meğer ki hak sebeble ola, ve her kim mazlumen katledilirse onun velisi için biz bir tesallut hakkı vermişizdir, o da katil de israf etmesin, çünkü o mensur bulunuyor

    Gültekin Onan

    Haklı bir neden olmaksızın Tanrı'nın haram kıldığı bir kimseyi öldürmeyin. Kim mazlum olarak öldürülürse onun velisine yetki vermişizdir; o da öldürmede ölçüyü aşmasın. Çünkü o, gerçekten yardım görmüştür.

    Hasan Basri Çantay

    Allahın haram kıldığı cana, haklı bir sebeb olmadıkça, kıymayın. Kimi mazlum olarak öldürülürse biz onun velisine (mirasçısına maktülün hakkını taleb hususunda) bir salahiyyet vermişizdir. O da katilde israf etmesin. Çünkü o, cidden (ve zaten) yardıma mazhar edilmişdir.

    İbni Kesir

    Allah'ın haram kıldığı canı öldürmeyin. Ancak hak ile olursa müstesna. Kim, zulmedilerek öldürülürse; gerçekten Biz, onun velisine bir yetki kılmışızdır. Artık o da öldürmekte aşırı gitmesin. Muhakkak ki o, yardım görenlerden olmuştur.

    Mehmet Alagaş

    (22-44) Allah ile beraber ilahlar edinme, sonra kınanmış / mezmum halde kendi başına terkedilmiş / mahzul halde kalırsın. Allah ondan başkasına kulluk etmemeyi anne babaya güzel davranışı gerekli kıldı. İkisinden biri yahut her ikisi yanında ihtiyarlığa erişirse asla o ikisine de uf dahi deme, o ikisini azarlama, her ikisine de ikram edici söz söyle , rahmetle ve tevazu kanatları ile onları muhafaza et ve de ki rabbim her ikisine de tıpkı küçükken ki beni terbiyeleri gibi merhamet eyle. Rabbiniz kendinizde olanı / n efsinizde olanı en iyi bilir, eğer ki salihlerden olursanız, kesinlikle O, kendisine yönelenleri bağışlayandır. Yakın olana / Akraba olana , çalışma gücü olmayana / miskine yolda kalmışa / yol çocuğuna hakkını ver, saçıp savurma , savuranlar kesinlikle şeytanların kardeşleridirler ve şeytan da Rabbini yok saymaktadır. Rabbinden umduğun rahmeti beklemek amacıyla eğer ki (bir şey veremediğinden dolayı) onlardan yüz çevirmen gerekirse onlara gönül alıcı sözler söyle, elini de boynuna bağlama, dağıtılacakların hepsini dağıtma, kendini kınar ve çaresizce oturur kalırsın. Muhakkak ki Rabbin rızkı dilediğine ge nişletir dilediğine ölçüyle takdir eder , Muhakkak ki O, kullarından haberdardır, görendir. Evlatlarınızı fukaralık korkusu ile öldürmeyin , bizler onları ve dahi sizleri rızıklandırıyoruz, onları öldürmek büyük bir suçtur. Zinaya yaklaşmayın! o, iğrenç ve de kötü bir yoldur. Allah’ın haram kıldığı birini hakkınız olan hariç öldürmeyin. Her kim ki zulme uğrayarak / mazlum bir şekilde öldürülürse velisine bir yetki vardır ancak öldürmekte israfa gitmesin / haddi aşmasın, muhakkak ki o yardım görendir. Yetim malına, o, kuvvetli / güçlü hâle erinceye kadar güzellikle ol anlar hariç yaklaşmayın , verdiğiniz sözü / ahdi yerine getirin / ifa edin , muhakkak ki ahitte / söz vermekte sorumluluk / mesuliyet vardır. Ölçtüğünüz zaman Ölçümü tam yapınız , kıstaslara uygun olarak düzgün tartın / veznedin, bu daha hayırlıdır ve ilerde oluşacak sonuçlar bakımından daha güzeldir. İlmin olmayan şeyin ardından gitme , m uhakkak kulak, göz ve gönül, bunların hepsi ondan sorumludur / mesuldür. Yeryüzünde kibirlenerek yürüme, yeryüzünü delip yaramazsın, dağlara boyca da uzanamazsın , bunların hepsi Rabbin yanında istenmeyen / kerih görülen kötülüklerdendir . İşte bunlar Rabbinin hikmetlerinden sana vahyettikleridir. Allah’la beraber başkaca ilahlar edinme, azarlanmış ve kovulmuş olarak cehenneme bırakılırsın.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Allah’ın haram kıldığı bir cana, hak ile olmadıkça asla kıymayın! Kim, haksız yere öldürülürse, onun velisine (katil hakkında) bir yetki verdik. Fakat, o da öldürme/kısas konusunda aşırıya gitmesin. Çünkü ona/veliye yardım edilmiştir.

    Süleyman Ateş

    Allah'ın haram kıldığı canı haksız yere öldürmeyin. Kim haksızlıkla öldürülürse, onun velisi(olan mirasçısı)na yetki vermişizdir (öldürülenin hakkını arar. Fakat o da) öldürmede aşırı gitmesin. Çünkü kendisine yardım edilmiş(yetki verilmiş)tir.

    Süleymaniye Vakfı

    Haklı bir sebeple olması dışında dipnot 1 Allah'ın dokunulmaz kıldığı cana kıymayın! Kim haksız yere öldürülürse (bilin ki) biz onun en yakınına bir yetki dipnot 2 verdik. O da (katili) öldürme işinde aşırıya kaçmasın. dipnot 3 Çünkü o (verilen bu yetkiyle) gerekli yardımı görmüştür.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Adam öldürmenin meşru olduğu durumlar, savaş (Bakara 2/190), kısas (Bakara 2/178-179) ve terör suçu işleyenlerden bir kısmına verilen ceza (Maide 5/33) ile sınırlıdır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Buradaki yetki, kısas yetkisidir. Kısas, işlenen suç ile verilen ceza arasındaki denkliği ifade eder. Mahkemede suçu sabit olduktan sonra katil, öldürülen kişinin velisi tarafından öldürülür. Veli isterse katili affetme hakkına da sahiptir. Affetmesi Allah tarafından teşvik edilmiştir (Bakara 2/178-179, Nisa 4/92).
    3. metne dön, dipnot 3
      İnfazı mahkeme kararıyla bizzat maktulün velisi (en yakınlarından biri) yapar. Eziyet ederek öldürmek ya da katilden başkasını da öldürmeye çalışmak öldürme işinde aşırı gitmek olur.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah'ın dokunulmaz kıldığı canı öldürmeyin; haklı sebeple olursa dipnot 1 başka. Kim haksız yere öldürülürse onun en yakınına (velisine) yetki vermişizdir. O da katili öldürme işinde aşırıya kaçmasın dipnot 2 çünkü o yardım görmüştür dipnot 3 .

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'ın haklı gördüğü ve bunu Kitabı'nda bildirdiği sebep dışında kimse öldürülemez.
    2. metne dön, dipnot 2
      Öldürme fiilini bizzat maktulün velisi(en yakını) yapar.
    3. metne dön, dipnot 3
      Bakara 2/178

    Şaban Britch

    Allah’ın haram kıldığı bir cana, haklı bir sebep olmadıkça asla kıymayın! Kim, haksız yere öldürülürse, onun velisine (katil hakkında) bir yetki verdik. Fakat, o da öldürme/kısas konusunda aşırıya gitmesin. Çünkü ona/veliye yardım edilmiştir.

    Şaban Piriş

    Allah'ın haram kıldığı bir cana, haklı bir sebep olmadıkça asla kıymayın! Kim, haksız yere öldürülürse, onun velisine bir yetki verdik. Fakat, o da öldürme konusunda aşırıya gitmesin. Çünkü ona yardım edilmiştir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Allah'ın saygıya layık kıldığı cana haklı bir sebep yokken kıymayın. Kim haksızlıkla öldürülürse, onun velisine yetki/söz hakkı vermişizdir. Ama o da öldürmede sınır tanımazlık etmesin. Çünkü kendisine yardım edilmiştir.

  12. İsrâ suresi, 34. ayet — bütün mealleriyle aç

    İsrâ suresi, 34. ayet. وَلَا تَقْرَبُوا۟ مَالَ ٱلْيَتِيمِ إِلَّا بِٱلَّتِى هِىَ أَحْسَنُ حَتَّىٰ يَبْلُغَ أَشُدَّهُۥ وَأَوْفُوا۟ بِٱلْعَهْدِ إِنَّ ٱلْعَهْدَ كَانَ مَسْـُٔولًا

    Diyanet İşleri

    Rüştüne erişinceye kadar, yetimin malına ancak en güzel şekilde yaklaşın, verdiğiniz sözü de yerine getirin. Çünkü söz (veren sözünden) sorumludur.

    Mehmet Okuyan

    Yetimin malına, yetişkinlik zamanına ulaşıncaya kadar en güzel olanın dışında sakın yaklaşmayın! dipnot 1 Verdiğiniz sözü de yerine getirin! dipnot 2 Şüphesiz ki verilen söz sorumluluğu gerektirir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet Nisâ 4:2, 6, 10, 220 ve En‘âm 6:152. ayetlerle birlikte okunmalıdır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Benzer mesajlar: Bakara 2:177; Mâide 5:1; En‘âm 6:152; Ra‘d 13:20; Nahl 16:91; Mü'minûn 23:8; Me‘âric 70:32.

    Mustafa İslamoğlu

    Yetimin malına da, -kendisi (ergenlik çağına erinceye kadar) yapacağınız en uygun ve olumlu tasarruflar dışında- yaklaşmayın. Yine, verdiğiniz her (meşru) söze sadık kalın! Şüphesiz söz veren herkes bundan dolayı hesaba çekilecektir.

    Muhammed Esed

    Yetimin malına, kendisi erginlik çağına varıncaya kadar, onu değerlendirmek amacı dışında sakın yaklaşmayın. Verdiğiniz her sözü yerine getirin, çünkü verdiğiniz sözden (Hesap Günü'nde) mutlaka sorguya çekileceksiniz!

    Ahmed Hulusi

    Büluğ çağına ulaşıncaya kadar, en güzel şekilde olanı (yönetme amacı) hariç, yetimin malına yaklaşmayın. Söz verdiğinizde tutun! Muhakkak ki söz veren sözünden sorumludur!

    Ali Bulaç

    Erginlik çağına erişinceye kadar, -o da en güzel bir tarz olması dışında- yetimin malına yaklaşmayın. Ahde vefa gösterin. Çünkü ahid bir sorumluluktur.

    Ali Özek ve heyeti

    Yetimin malına, rüşdüne erinceye kadar, ancak en güzel bir niyetle yaklaşın. Verdiğiniz sözü de yerine getirin. Çünkü verilen söz, sorumluluğu gerektirir.

    Ali Rıza Safa

    Yetimin malına, kendisi erginlik çağına erişinceye dek, güzel bir amaç dışında yaklaşmayın. Verdiğiniz sözü yerine getirin. Çünkü verdiğiniz sözden sorumlusunuz.

    Bayraktar Bayraklı

    Yetimin malına, kendisi ergenlik çağına varıncaya kadar, onu değerlendirmek niyeti dışında sakın yaklaşmayınız! Verdiğiniz sözü yerine getiriniz! Çünkü verdiğiniz sözden mutlaka sorguya çekileceksiniz.

    Edip Yüksel

    Öksüzlerin malına, erginlik çağına ulaşıncaya kadar dokunmayın; yararlarına olursa başka. Sözleşmeleri yerine getiriniz; zira sözleşmeler sorumluluktur.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Öksüzlerin malına, erginlik çağına ulaşıncaya kadar dokunmayın; yararlarına olursa başka

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Yetimin malına da yaklaşmayın. Ancak rüşdüne erişinceye kadar en güzel şekilde yaklaşma başka; verdiğiniz sözü yerine getirin; çünkü verilen sözde muhakkak bir sorumluluk vardır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Yetim malına da yaklaşmayın ancak rüşdüne irinciye kadar en güzel olan suretle başka, ahdi de yerine getirin, çünkü ahidden mes'uliyyet muhakkak bulunuyor

    Erhan Aktaş

    Olgunluk çağına erişinceye kadar, iyiliği için olmadıkça yetimin malına dokunmayın. Ve verdiğiniz sözleri dipnot 1 yerine getirin. Verilen söz insanı sorumlu yapar.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Haklarını koruyacağınıza dair verdiğiniz sözleri.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Olgunluk çağına erişinceye kadar, iyiliği için olmadıkça yetimin malına dokunmayın. Ve verdiğiniz sözleri dipnot 1 yerine getirin. Verilen söz insanı sorumlu yapar.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Haklarını koruyacağınıza dair verdiğiniz sözleri.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    En iyi şekilde olmadıkça, olgunluk çağına erişinceye kadar yetimin malına yaklaşmayın. Ve verdiğiniz sözleri dipnot 1 yerine getirin. Verilen söz insanı sorumlu yapar.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Haklarını koruyacağınıza dair verdiğiniz sözleri.

    Gültekin Onan

    Erginlik çağına erişinceye kadar, -o da en güzel bir tarz olması dışında- yetimin malına yaklaşmayın. Ahde vefa gösterin. Çünkü ahid bir sorumluluktur.

    Hasan Basri Çantay

    Yetimin, erginlik çağına erişinceye kadar, malına yaklaşmayın. Meğer ki bu, en iyi bir suretle ola. Bir de ahdi yerine getirin. Çünkü ahid (den cayanlar) sorumludur.

    İbni Kesir

    Erginlik çağına ulaşıncaya kadar, en güzel şeklin dışında yetimin malına yaklaşmayın. Ahdi yerine getirin. Muhakkak ki ahid, mes'uliyettir.

    Mehmet Alagaş

    (22-44) Allah ile beraber ilahlar edinme, sonra kınanmış / mezmum halde kendi başına terkedilmiş / mahzul halde kalırsın. Allah ondan başkasına kulluk etmemeyi anne babaya güzel davranışı gerekli kıldı. İkisinden biri yahut her ikisi yanında ihtiyarlığa erişirse asla o ikisine de uf dahi deme, o ikisini azarlama, her ikisine de ikram edici söz söyle , rahmetle ve tevazu kanatları ile onları muhafaza et ve de ki rabbim her ikisine de tıpkı küçükken ki beni terbiyeleri gibi merhamet eyle. Rabbiniz kendinizde olanı / n efsinizde olanı en iyi bilir, eğer ki salihlerden olursanız, kesinlikle O, kendisine yönelenleri bağışlayandır. Yakın olana / Akraba olana , çalışma gücü olmayana / miskine yolda kalmışa / yol çocuğuna hakkını ver, saçıp savurma , savuranlar kesinlikle şeytanların kardeşleridirler ve şeytan da Rabbini yok saymaktadır. Rabbinden umduğun rahmeti beklemek amacıyla eğer ki (bir şey veremediğinden dolayı) onlardan yüz çevirmen gerekirse onlara gönül alıcı sözler söyle, elini de boynuna bağlama, dağıtılacakların hepsini dağıtma, kendini kınar ve çaresizce oturur kalırsın. Muhakkak ki Rabbin rızkı dilediğine ge nişletir dilediğine ölçüyle takdir eder , Muhakkak ki O, kullarından haberdardır, görendir. Evlatlarınızı fukaralık korkusu ile öldürmeyin , bizler onları ve dahi sizleri rızıklandırıyoruz, onları öldürmek büyük bir suçtur. Zinaya yaklaşmayın! o, iğrenç ve de kötü bir yoldur. Allah’ın haram kıldığı birini hakkınız olan hariç öldürmeyin. Her kim ki zulme uğrayarak / mazlum bir şekilde öldürülürse velisine bir yetki vardır ancak öldürmekte israfa gitmesin / haddi aşmasın, muhakkak ki o yardım görendir. Yetim malına, o, kuvvetli / güçlü hâle erinceye kadar güzellikle ol anlar hariç yaklaşmayın , verdiğiniz sözü / ahdi yerine getirin / ifa edin , muhakkak ki ahitte / söz vermekte sorumluluk / mesuliyet vardır. Ölçtüğünüz zaman Ölçümü tam yapınız , kıstaslara uygun olarak düzgün tartın / veznedin, bu daha hayırlıdır ve ilerde oluşacak sonuçlar bakımından daha güzeldir. İlmin olmayan şeyin ardından gitme , m uhakkak kulak, göz ve gönül, bunların hepsi ondan sorumludur / mesuldür. Yeryüzünde kibirlenerek yürüme, yeryüzünü delip yaramazsın, dağlara boyca da uzanamazsın , bunların hepsi Rabbin yanında istenmeyen / kerih görülen kötülüklerdendir . İşte bunlar Rabbinin hikmetlerinden sana vahyettikleridir. Allah’la beraber başkaca ilahlar edinme, azarlanmış ve kovulmuş olarak cehenneme bırakılırsın.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ergenlik çağına gelinceye kadar, en güzel şekilde olması müstesnâ yetimin malına yaklaşmayın. Bir de ahde vefa gösterin. Çünkü ahitten sorumluluk vardır.

    Süleyman Ateş

    Yetimin malına yaklaşmayın, ancak erginlik çağına erişinceye kadar en güzel bir tarzda (onun malını kullanıp geliştirebilirsiniz). Ahdi de yerine getirin, çünkü ahd'den sorulacaktır.

    Şaban Britch

    Ergenlik çağına gelinceye kadar, en güzel şekilde olmadıkça yetimin malına yaklaşmayın. Ahde vefa edin. Çünkü ahidden sorulacaktır.

    Şaban Piriş

    Ergenlik çağına gelinceye kadar, en güzel tarzda olmadıkça yetimin malına yaklaşmayın. Sözleşmeye de bağlı kalın. Çünkü söz vermek sorumluluktur.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yetimin malına yaklaşmayın. Ancak rüştüne erişinceye kadar, güzel bir yolla ilgilenebilirsiniz. Ahdinize vefalı olun çünkü verilen söz sorumluluk gerektirir.

  13. İsrâ suresi, 35. ayet — bütün mealleriyle aç

    İsrâ suresi, 35. ayet. وَأَوْفُوا۟ ٱلْكَيْلَ إِذَا كِلْتُمْ وَزِنُوا۟ بِٱلْقِسْطَاسِ ٱلْمُسْتَقِيمِ ذَٰلِكَ خَيْرٌ وَأَحْسَنُ تَأْوِيلًا

    Diyanet İşleri

    Ölçtüğünüzde ölçmeyi tam yapın, doğru terazi ile tartın. Bu daha hayırlı, sonuç bakımından daha güzeldir.

    Mehmet Okuyan

    Ölçtüğünüz zaman tastamam ölçün ve doğru bir terazi ile tartın! dipnot 1 Bu (tutum) hem hayırlı olandır hem de sonuç itibarıyla güzel olandır.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: En‘âm 6:152; A‘râf 7:85; Hûd 11:84-85; Şu‘arâ 26:181-182.

    Mustafa İslamoğlu

    Ve ölçtüğünüz zaman ölçüyü tam tutun! Tartıp değerlendirdiğinizde (ise) dosdoğru kıstas ile tartıp değerlendirin! Böylesi çok daha yararlı ve sonuç alma açısından çok daha güzeldir.

    Muhammed Esed

    Ve ölçtüğünüz zaman ölçüyü tam tutun; tartıyı da doğru teraziyle yapın: böylesi (sizin için) daha iyi, daha yararlı ve sonuç olarak da daha güzel olacaktır.

    Ahmed Hulusi

    Ölçtüğünüzde ölçüyü tam yapın ve dosdoğru terazi ile tartın (tartıyla aldatmaya gitmeyin). . . Bu hem daha hayırlı ve hem de işin aslına ulaşma bakımından daha güzeldir.

    Ali Bulaç

    Ölçtüğünüz zaman ölçüyü tam tutun ve dosdoğru bir tartıyla tartın; bu, daha hayırlıdır ve sonuç bakımından daha güzeldir.

    Ali Özek ve heyeti

    Ölçtüğünüz zaman tastamam ölçün ve doğru terazi ile tartın. Bu, hem daha iyidir hem de neticesi bakımından daha güzeldir.

    Ali Rıza Safa

    Ölçtüğünüzde, ölçüyü adaletle yapın; doğru olarak tartın. İşte bu daha iyidir; sonuç yönünden de daha güzeldir.

    Bayraktar Bayraklı

    Ölçtüğünüz zaman ölçüyü tam tutunuz; tartıyı da doğru teraziyle yapınız! Böylesi, daha iyi ve sonuç olarak da daha güzel olacaktır.

    Edip Yüksel

    Ölçtüğünüz zaman ölçüyü tam yapın ve doğru teraziyle tartın. Elbette bu daha iyidir ve sonucu daha güzeldir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ölçtüğünüz zaman ölçüyü tam yapın ve doğru teraziyle tartın. Elbette bu daha iyidir ve sonucu daha güzeldir

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ölçtüğünüz vakit tam ve doğru terazi ile tartın; bu hem hayırlı, hem de sonuç bakımından daha güzeldir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ölçtüğünüz vakıt da tam ölçün ve doğru terazi ile tartın, bu hem hayırlı hem de akıbetçe daha güzeldir

    Erhan Aktaş

    Ölçtüğünüz zaman tam ölçün ve doğru terazi ile tartın. Hayırlı ve iyi olan budur.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ölçtüğünüz zaman tam ölçün ve doğru terazi ile tartın. Hayırlı ve iyi olan budur.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ölçtüğünüz zaman tam ölçün ve doğru terazi ile tartın. Bu daha hayırlı ve daha iyidir.

    Gültekin Onan

    Ölçtüğünüz zaman ölçüyü tam tutun ve dosdoğru bir tartıyla tartın; bu, daha hayırlıdır ve sonuç bakımından daha güzeldir.

    Hasan Basri Çantay

    Ölçdüğünüz vakit da ölçeği tam yapın. Doğru terazi ile tartın. Bu, hem daha hayırlıdır, hem aakıbeti i'tibariyle daha güzeldir.

    İbni Kesir

    Ölçtüğünüz zaman da; ölçüyü tam tutun. Ve dosdoğru ölçekle tartın. Bu, daha hayırlı ve netice itibariyle daha güzeldir.

    Mehmet Alagaş

    (22-44) Allah ile beraber ilahlar edinme, sonra kınanmış / mezmum halde kendi başına terkedilmiş / mahzul halde kalırsın. Allah ondan başkasına kulluk etmemeyi anne babaya güzel davranışı gerekli kıldı. İkisinden biri yahut her ikisi yanında ihtiyarlığa erişirse asla o ikisine de uf dahi deme, o ikisini azarlama, her ikisine de ikram edici söz söyle , rahmetle ve tevazu kanatları ile onları muhafaza et ve de ki rabbim her ikisine de tıpkı küçükken ki beni terbiyeleri gibi merhamet eyle. Rabbiniz kendinizde olanı / n efsinizde olanı en iyi bilir, eğer ki salihlerden olursanız, kesinlikle O, kendisine yönelenleri bağışlayandır. Yakın olana / Akraba olana , çalışma gücü olmayana / miskine yolda kalmışa / yol çocuğuna hakkını ver, saçıp savurma , savuranlar kesinlikle şeytanların kardeşleridirler ve şeytan da Rabbini yok saymaktadır. Rabbinden umduğun rahmeti beklemek amacıyla eğer ki (bir şey veremediğinden dolayı) onlardan yüz çevirmen gerekirse onlara gönül alıcı sözler söyle, elini de boynuna bağlama, dağıtılacakların hepsini dağıtma, kendini kınar ve çaresizce oturur kalırsın. Muhakkak ki Rabbin rızkı dilediğine ge nişletir dilediğine ölçüyle takdir eder , Muhakkak ki O, kullarından haberdardır, görendir. Evlatlarınızı fukaralık korkusu ile öldürmeyin , bizler onları ve dahi sizleri rızıklandırıyoruz, onları öldürmek büyük bir suçtur. Zinaya yaklaşmayın! o, iğrenç ve de kötü bir yoldur. Allah’ın haram kıldığı birini hakkınız olan hariç öldürmeyin. Her kim ki zulme uğrayarak / mazlum bir şekilde öldürülürse velisine bir yetki vardır ancak öldürmekte israfa gitmesin / haddi aşmasın, muhakkak ki o yardım görendir. Yetim malına, o, kuvvetli / güçlü hâle erinceye kadar güzellikle ol anlar hariç yaklaşmayın , verdiğiniz sözü / ahdi yerine getirin / ifa edin , muhakkak ki ahitte / söz vermekte sorumluluk / mesuliyet vardır. Ölçtüğünüz zaman Ölçümü tam yapınız , kıstaslara uygun olarak düzgün tartın / veznedin, bu daha hayırlıdır ve ilerde oluşacak sonuçlar bakımından daha güzeldir. İlmin olmayan şeyin ardından gitme , m uhakkak kulak, göz ve gönül, bunların hepsi ondan sorumludur / mesuldür. Yeryüzünde kibirlenerek yürüme, yeryüzünü delip yaramazsın, dağlara boyca da uzanamazsın , bunların hepsi Rabbin yanında istenmeyen / kerih görülen kötülüklerdendir . İşte bunlar Rabbinin hikmetlerinden sana vahyettikleridir. Allah’la beraber başkaca ilahlar edinme, azarlanmış ve kovulmuş olarak cehenneme bırakılırsın.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Bir şeyi tarttığınız zaman, tam tartın. Doğru terazi ile tartın. Bu hayırlıdır ve sonuç itibariyle de en iyisidir.

    Süleyman Ateş

    Ölçtüğünüz zaman ölçüyü tam yapın, doğru terazi ile tartın. Bu daha iyidir, sonuç bakımından da daha güzeldir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ölçerken tam ölçün ve doğru tartıyla tartın. Böylesi hem hayırlıdır hem de sonu daha güzel olur.

    Şaban Britch

    Bir şeyi tarttığınız zaman, tam tartın. Doğru terazi ile tartın. Bu hayırlıdır ve sonuç itibariyle de en iyisidir.

    Şaban Piriş

    Bir şeyi tarttığınız zaman, tam tartın. Doğru terazi ile tartın. Bu hayırlıdır ve sonuç itibariyle de en iyisidir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ölçtüğünüz zaman tam ve dürüst ölçün. Hilesiz teraziyle tartın. Bu, hem hayırlı hem de sonuç bakımından güzeldir.

  14. İsrâ suresi, 36. ayet — bütün mealleriyle aç

    İsrâ suresi, 36. ayet. وَلَا تَقْفُ مَا لَيْسَ لَكَ بِهِۦ عِلْمٌ إِنَّ ٱلسَّمْعَ وَٱلْبَصَرَ وَٱلْفُؤَادَ كُلُّ أُو۟لَٰٓئِكَ كَانَ عَنْهُ مَسْـُٔولًا

    Diyanet İşleri

    Hakkında kesin bilgi sahibi olmadığın şeyin peşine düşme. Çünkü kulak, göz ve kalp, bunların hepsi ondan sorumludur.

    Mehmet Okuyan

    Hakkında bilgin olmayan şeyin peşine (biliyormuş gibi) düşme! dipnot 1 Şüphesiz ki işitme (duyusu), göz ve kalp, bütün bunlar o (kazandığı)ndan sorumludur. dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet Hucurât 49:6. ayetle birlikte okunmalıdır. Bu ifade "hakkında bilgi sahibi olmadığın konuların peşine düşme, onları biliyormuş gibi hareket etme, iftira atma, bilmediğin konularda fikir ifade etme, yalancı şahitlik yapma, yalan konuşma" gibi anlamlar içermektedir. Burada verilen buyrukta sorumlu davranmak gerektiğine dikkat çekilmekte ve "Görmediğine gördüm, duymadığına duydum, bilmediğine bildim" dememek gerektiği ifade edilmek istenmektedir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Benzer mesajlar: Nûr 24:24; Yâsîn 36:65; Fussilet 41:20.

    Mustafa İslamoğlu

    Ve bilmediğin bir şeyin peşinden gitme! Çünkü kulak, göz ve gönül; bütün bunlar (hesap günü) ondan dolayı sorguya çekilecektir.

    Muhammed Esed

    Bilmediğin şeyin ardına düşme; çünkü, işitme duyusu, görme duyusu ve kalp, bunların hepsi (Hesap Günü'nde) bundan sorguya çekilecektir!

    Ahmed Hulusi

    Hakkında ilmin olmayan şeyin ardına düşme (zanla karar verme)! Muhakkak ki sem' (algılama), basar (değerlendirme) ve fuad (Esma mana özelliklerini beyne yansıtıcılar - {kalp nöronları ana rahminde 120. günde kendilerini beyne kopyalar ve beyinden devam eder}), işte onların hepsi ondan mesuldür!

    Ali Bulaç

    Hakkında bilgin olmayan şeyin ardına düşme; çünkü kulak, göz ve kalb, bunların hepsi ondan sorumludur.

    Ali Özek ve heyeti

    Hakkında bilgin bulunmayan şeyin ardına düşme. Çünkü kulak, göz ve gönül, bunların hepsi ondan sorumludur.

    Ali Rıza Safa

    Bilmediğin bir şeyin ardına düşme. Çünkü kulak, göz ve yürek; işte onların tümü bundan sorumludur.

    Bayraktar Bayraklı

    Bilmediğin şeyin ardına düşme! Çünkü işitme duyusu, görme duyusu ve gönül, bunların hepsi bundan sorguya çekilecektir.

    Edip Yüksel

    Bilmediğin bir şeyin ardına körü körüne düşme, çünkü işitme, görme duyusu ve beyin, hepsi ondan sorumludur. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Körü körüne izlemememizi, sorgulayıp araştırmamızı emreden bu ayete göre hareket eden bir topluma ne din adamlarının hurafeleri ne de politikacıların yalanları zarar verebilir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Bilmediğin bir şeye inanıp ardına düşme, çünkü işitme, görme duyusu ve beyin, hepsi ondan sorumludur

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bir de hiç bilmediğin bir şeyin ardınca gitme; çünkü kulak, göz, gönül; bunların her biri ondan sorumludur.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Bir de hiç bilmediğin bir şey'in ardınca gitme, çünkü kulak, göz, gönül, bunların her biri ondan mes'ul bulunuyor

    Erhan Aktaş

    Hakkında bilgi sahibi olmadığın şeyin peşine düşme! Kuşkusuz kulak, göz ve fuad dipnot 1 bunların hepsi ondan sorumludur.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bkz. 16:78. ayetin 3. dipnotu.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Hakkında bilgi sahibi olmadığın şeyin peşine düşme! Kuşkusuz kulak, göz ve fuad dipnot 1 bunların hepsi ondan sorumludur.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kavramanın, idrak etmenin, düşünmenin, akletmenin merkezi. Ayrıca gönül, yararlı olmak, bir şeye ilgi duymak ve sorumlu olmak gibi anlamlara da gelmektedir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Hakkında bilgi sahibi olmadığın şeyin peşine düşme! Kuşkusuz kulak, göz ve fuad dipnot 1 bunların hepsi ondan sorumludur. dipnot 2

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Gönül. Yararlı olmak, bir şeye ilgi duymak ve sorumlu olmak.
    2. metne dön, dipnot 2
      Nahl suresi, 116. ayet: Kendi yalanlarınızı Allah'a dayandırarak dilinize geldiği gibi yalan yanlış, "Şu helaldir, şu haramdır" demeyin. Yalanını Allah'a dayandıranlar iflah olmazlar.

    Gültekin Onan

    Hakkında bilgin olmayan şeyin ardına düşme; çünkü kulak, göz ve yürek (fuade), bunların hepsi ondan sorumludur.

    Hasan Basri Çantay

    Senin için hakkında bir bilgi haasıl olmayan şey'in ardına düşme. Çünkü kulak, göz, kalb: Bunların her biri bundan mes'uldür.

    İbni Kesir

    Hakkında bilgin olmadığı şey üzerinde durma. Çünkü kulak da, göz de, kalb de bütün bunlar ondan sorumludurlar.

    Mehmet Alagaş

    (22-44) Allah ile beraber ilahlar edinme, sonra kınanmış / mezmum halde kendi başına terkedilmiş / mahzul halde kalırsın. Allah ondan başkasına kulluk etmemeyi anne babaya güzel davranışı gerekli kıldı. İkisinden biri yahut her ikisi yanında ihtiyarlığa erişirse asla o ikisine de uf dahi deme, o ikisini azarlama, her ikisine de ikram edici söz söyle , rahmetle ve tevazu kanatları ile onları muhafaza et ve de ki rabbim her ikisine de tıpkı küçükken ki beni terbiyeleri gibi merhamet eyle. Rabbiniz kendinizde olanı / n efsinizde olanı en iyi bilir, eğer ki salihlerden olursanız, kesinlikle O, kendisine yönelenleri bağışlayandır. Yakın olana / Akraba olana , çalışma gücü olmayana / miskine yolda kalmışa / yol çocuğuna hakkını ver, saçıp savurma , savuranlar kesinlikle şeytanların kardeşleridirler ve şeytan da Rabbini yok saymaktadır. Rabbinden umduğun rahmeti beklemek amacıyla eğer ki (bir şey veremediğinden dolayı) onlardan yüz çevirmen gerekirse onlara gönül alıcı sözler söyle, elini de boynuna bağlama, dağıtılacakların hepsini dağıtma, kendini kınar ve çaresizce oturur kalırsın. Muhakkak ki Rabbin rızkı dilediğine ge nişletir dilediğine ölçüyle takdir eder , Muhakkak ki O, kullarından haberdardır, görendir. Evlatlarınızı fukaralık korkusu ile öldürmeyin , bizler onları ve dahi sizleri rızıklandırıyoruz, onları öldürmek büyük bir suçtur. Zinaya yaklaşmayın! o, iğrenç ve de kötü bir yoldur. Allah’ın haram kıldığı birini hakkınız olan hariç öldürmeyin. Her kim ki zulme uğrayarak / mazlum bir şekilde öldürülürse velisine bir yetki vardır ancak öldürmekte israfa gitmesin / haddi aşmasın, muhakkak ki o yardım görendir. Yetim malına, o, kuvvetli / güçlü hâle erinceye kadar güzellikle ol anlar hariç yaklaşmayın , verdiğiniz sözü / ahdi yerine getirin / ifa edin , muhakkak ki ahitte / söz vermekte sorumluluk / mesuliyet vardır. Ölçtüğünüz zaman Ölçümü tam yapınız , kıstaslara uygun olarak düzgün tartın / veznedin, bu daha hayırlıdır ve ilerde oluşacak sonuçlar bakımından daha güzeldir. İlmin olmayan şeyin ardından gitme , m uhakkak kulak, göz ve gönül, bunların hepsi ondan sorumludur / mesuldür. Yeryüzünde kibirlenerek yürüme, yeryüzünü delip yaramazsın, dağlara boyca da uzanamazsın , bunların hepsi Rabbin yanında istenmeyen / kerih görülen kötülüklerdendir . İşte bunlar Rabbinin hikmetlerinden sana vahyettikleridir. Allah’la beraber başkaca ilahlar edinme, azarlanmış ve kovulmuş olarak cehenneme bırakılırsın.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Bilmediğin bir şeyin ardına düşme! Zira kulak, göz ve kalp, bunların hepsi ondan sorumludur.

    Süleyman Ateş

    Bilmediğin bir şeyin ardına düşme, çünkü kulak, göz ve gönül, bunların hepsi o(yaptığı)ndan sorumludur.

    Süleymaniye Vakfı

    Hakkında bilgi sahibi olmadığın şeyin peşine körü körüne takılma! dipnot 1 Çünkü sen dinleme, görme (basiret) ve gönül özelliklerinden dipnot 2 dolayı sorumlu tutulacaksın. dipnot 3

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayette geçen la takfu (لا تقف) ibaresi, "Öndekinin ense köküne bakarak gitme!" anlamında olduğu için "Peşine körü körüne takılma!" anlamı verilmiştir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bunlar insana ruh üflenmesi ile kazanılan ve onu diğer canlılardan farklı yapan özelliklerdir (Secde 32/9).
    3. metne dön, dipnot 3

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bilgi sahibi olmadığın bir konuda konuşma dipnot 1 . Sende olan dinleme, görme (basiret) ve gönül özellikleri dipnot 2 ondan sorumlu tutulmanı gerektirir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Öndekinin ense köküne bakarak gitme. Hucurat 49/6 ve Aişe validemize iftira Nur 24/11 vd. تفسير الطبري - (17 / 448) وأولى الأقوال في ذلك بالصواب قول من قال: معنى ذلك: لا تقل للناس وفيهم ما لا علم لك به، فترميهم بالباطل، وتشهد عليهم بغير الحقّ، فذلك هو القفو وإنما قلنا ذلك أولى الأقوال فيه بالصواب، لأن ذلك هو الغالب من استعمال العرب القفو فيه.
    2. metne dön, dipnot 2
      sem', basar ve fuad kelimelerinin başındaki el=ال takısı, muzafun ileyhten ıvaz sayılaran anlam verilmiştir. Bunlar insana ruh üflenmesi ile kazanılan ve onu diğer canlılardan farklı yapılan özelliklerdir(Secde 32/9). Hayvanlar görür ama insanlar vizyon sahibidir. Hayvanlar duyar ama insanlar dinler. Hayvanlar sadece vücutlarının istekleri doğrultusunda karar verirler ama insanlar vücutlarının istekleri ile şeytanların vesveselerine karşılık gönüllerindeki bilgiyi kullanarak karar verirler.

    Şaban Britch

    Bilmediğin bir şeyin ardına düşme! Zira kulak, göz ve kalp, bunların hepsi ondan sorumludur.

    Şaban Piriş

    Bilmediğin bir şeyin ardına düşme; zira kulak, göz ve kalp, bunların hepsi ondan sorumludur.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Hakkında bilgin olmayan şeyin ardına düşme! Çünkü kulak, göz ve gönlün hepsi bundan sorumlu tutulacaktır.

  15. İsrâ suresi, 37. ayet — bütün mealleriyle aç

    İsrâ suresi, 37. ayet. وَلَا تَمْشِ فِى ٱلْأَرْضِ مَرَحًا إِنَّكَ لَن تَخْرِقَ ٱلْأَرْضَ وَلَن تَبْلُغَ ٱلْجِبَالَ طُولًا

    Diyanet İşleri

    Yeryüzünde böbürlenerek yürüme. Çünkü sen yeri asla yaramazsın, boyca da dağlara asla erişemezsin.

    Mehmet Okuyan

    Yeryüzünde kibirlenerek yürüme! dipnot 1 Şüphesiz ki sen asla yeri yaramazsın; boyun da asla dağlara ulaşamaz.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesaj: Lokmân 31:18.

    Mustafa İslamoğlu

    Ve yeryüzünde çalım satarak dolaşma! Unutma ki sen ne yeri yarabilir, ne de dağlarla boy ölçüşebilirsin.

    Muhammed Esed

    Ve yeryüzünde kurumlanarak dolaşma; çünkü (böyle yapmakla) sen ne yeri yarabilir ne de boyca dağlara ulaşabilirsin!

    Ahmed Hulusi

    Arzda benlikle kendini bir şey sanarak yürüme! Kesinlikle sen ne arzı delebilirsin; ne de boyca dağlara erişebilirsin!

    Ali Bulaç

    Yeryüzünde böbürlenerek yürüme; çünkü sen ne yeri yarabilirsin, ne dağlara boyca ulaşabilirsin.

    Ali Özek ve heyeti

    Yeryüzünde böbürlenerek dolaşma. Çünkü sen (ağırlık ve azametinle) ne yeri yarabilir ne de dağlarla ululuk yarışına girebilirsin.

    Ali Rıza Safa

    Yeryüzünde böbürlenerek yürüme. Çünkü ne yeryüzünü yarabilirsin ne de dağların boyuna erişebilirsin.

    Bayraktar Bayraklı

    Yeryüzünde böbürlenerek dolaşma! Çünkü sen, ne yeri yarabilir ne de boyca dağlara ulaşabilirsin.

    Edip Yüksel

    Yeryüzünde kibirli kibirli dolaşma sen ne yeri delebilirsin ne de dağlar kadar boylu olabilirsin.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Yeryüzünde kibirli kibirli dolaşma sen ne yeri delebilirsin ne de dağlar kadar boylu olabilirsin.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Yeryüzünde azametle yürüme; çünkü sen ne yeri yutabilirsin, ne de boyca dağlara yetişebilirsin.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Hem Yer yüzünde azametle yürüme, çünkü sen ne Arzı yırtabilirsin, ne de boyca dağlara yetişebilirsin

    Erhan Aktaş

    Yeryüzünde büyüklenerek yürüme! Sen asla yeri yaramazsın ve boyca dağlara erişemezsin.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Yeryüzünde büyüklenerek yürüme! Sen asla yeri yaramazsın ve boyca dağlara erişemezsin.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Yeryüzünde büyüklenerek yürüme! Sen asla yeri yaramazsın ve boyca dağlara erişemezsin.

    Gültekin Onan

    Yeryüzünde böbürlenerek yürüme; çünkü sen ne yeri yarabilirsin, ne dağlara boyca ulaşabilirsin.

    Hasan Basri Çantay

    Yer (yüzün) de kibr-ü azametle yürüme. Çünkü (ne kadar bassan) arzı cidden yaramazsın, boyca da asla dağlara eremezsin!..

    İbni Kesir

    Yeryüzünde kibirlenerek yürüme. Şüphesiz ki sen, ne yeri yarabilirsin, ne de boyca dağlara ulaşabilirsin.

    Mehmet Alagaş

    (22-44) Allah ile beraber ilahlar edinme, sonra kınanmış / mezmum halde kendi başına terkedilmiş / mahzul halde kalırsın. Allah ondan başkasına kulluk etmemeyi anne babaya güzel davranışı gerekli kıldı. İkisinden biri yahut her ikisi yanında ihtiyarlığa erişirse asla o ikisine de uf dahi deme, o ikisini azarlama, her ikisine de ikram edici söz söyle , rahmetle ve tevazu kanatları ile onları muhafaza et ve de ki rabbim her ikisine de tıpkı küçükken ki beni terbiyeleri gibi merhamet eyle. Rabbiniz kendinizde olanı / n efsinizde olanı en iyi bilir, eğer ki salihlerden olursanız, kesinlikle O, kendisine yönelenleri bağışlayandır. Yakın olana / Akraba olana , çalışma gücü olmayana / miskine yolda kalmışa / yol çocuğuna hakkını ver, saçıp savurma , savuranlar kesinlikle şeytanların kardeşleridirler ve şeytan da Rabbini yok saymaktadır. Rabbinden umduğun rahmeti beklemek amacıyla eğer ki (bir şey veremediğinden dolayı) onlardan yüz çevirmen gerekirse onlara gönül alıcı sözler söyle, elini de boynuna bağlama, dağıtılacakların hepsini dağıtma, kendini kınar ve çaresizce oturur kalırsın. Muhakkak ki Rabbin rızkı dilediğine ge nişletir dilediğine ölçüyle takdir eder , Muhakkak ki O, kullarından haberdardır, görendir. Evlatlarınızı fukaralık korkusu ile öldürmeyin , bizler onları ve dahi sizleri rızıklandırıyoruz, onları öldürmek büyük bir suçtur. Zinaya yaklaşmayın! o, iğrenç ve de kötü bir yoldur. Allah’ın haram kıldığı birini hakkınız olan hariç öldürmeyin. Her kim ki zulme uğrayarak / mazlum bir şekilde öldürülürse velisine bir yetki vardır ancak öldürmekte israfa gitmesin / haddi aşmasın, muhakkak ki o yardım görendir. Yetim malına, o, kuvvetli / güçlü hâle erinceye kadar güzellikle ol anlar hariç yaklaşmayın , verdiğiniz sözü / ahdi yerine getirin / ifa edin , muhakkak ki ahitte / söz vermekte sorumluluk / mesuliyet vardır. Ölçtüğünüz zaman Ölçümü tam yapınız , kıstaslara uygun olarak düzgün tartın / veznedin, bu daha hayırlıdır ve ilerde oluşacak sonuçlar bakımından daha güzeldir. İlmin olmayan şeyin ardından gitme , m uhakkak kulak, göz ve gönül, bunların hepsi ondan sorumludur / mesuldür. Yeryüzünde kibirlenerek yürüme, yeryüzünü delip yaramazsın, dağlara boyca da uzanamazsın , bunların hepsi Rabbin yanında istenmeyen / kerih görülen kötülüklerdendir . İşte bunlar Rabbinin hikmetlerinden sana vahyettikleridir. Allah’la beraber başkaca ilahlar edinme, azarlanmış ve kovulmuş olarak cehenneme bırakılırsın.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Yeryüzünde böbürlenerek yürüme! Sen, ne yeri yarabilirsin ne de boyca dağlara erişebilirsin.

    Süleyman Ateş

    Yeryüzünde kabara kabara yürüme. Çünkü sen yeri yırtamazsın, boyca da dağlara erişemezsin!

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Yeryüzünde şımarık şımarık yürüme. Çünkü ne yeri yarabilirsin ne de dağların boyuna ulaşabilirsin.

    Şaban Britch

    Yeryüzünde böbürlenerek yürüme! Sen, ne yeri yarabilirsin ne de boyca dağlara erişebilirsin.

    Şaban Piriş

    Yeryüzünde böbürlenerek yürüme! Sen, ne yeri yarabilirsin ne de boyca dağlara erişebilirsin.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yeryüzünde kasılıp kabararak yürüme! Çünkü sen, yeri asla yırtamazsın, uzunlukça da dağlara ulaşamazsın.

  16. İsrâ suresi, 38. ayet — bütün mealleriyle aç

    İsrâ suresi, 38. ayet. كُلُّ ذَٰلِكَ كَانَ سَيِّئُهُۥ عِندَ رَبِّكَ مَكْرُوهًا

    Diyanet İşleri

    Bütün bu sayılanların kötü olanları, Rabbinin katında sevimsiz şeylerdir.

    Mehmet Okuyan

    Bütün bu (sayıla)nların kötülüğü, Rabbinin katında çirkin sayılmalarıdır.

    Mustafa İslamoğlu

    Bütün bunların asıl kötülüğü, Rabbinin katında hoş karşılanmamış olmalarıdır:

    Muhammed Esed

    Bütün bunların kötülüğü, Rabbinin katında asla hoş karşılanmayan (şeyler olmalarıdır).

    Ahmed Hulusi

    Kötü olan bu davranışlar, Rabbinin indinde hakikatine yakışmayan, sonucu çirkin davranışlardır!

    Ali Bulaç

    Bütün bunlar, kötülüğü olan, Rabbinin katında da hoş olmayanlardır.

    Ali Özek ve heyeti

    Bütün bu sayılanların kötü olanları, Rabbinin nezdinde sevimsizdir.

    Ali Rıza Safa

    İşte tüm bunlar, Efendinin katında onaylanmayan kötü edimlerdir.

    Bayraktar Bayraklı

    Bütün bunların doğurduğu kötülük, Rabbinin katında asla hoş karşılanmamaktadır.

    Edip Yüksel

    Tüm bunlar, Efendin tarafından hoş görülmeyen kötü davranışlardır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Tüm bunlar, Rabbin tarafından hoş görülmeyen kötü davranışlardır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bütün bunların yasaklanmış olanı, Rabbin katında tiksinilmiş bulunuyor.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Bütün bunların menhiy olanı rabbın ındinde mekruh bulunuyor

    Erhan Aktaş

    Bütün bunlar, Rabb'inin yanında hoş görülmeyen kötü şeylerdir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Bütün bunlar, Rabb'inin yanında hoş görülmeyen kötü şeylerdir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Bütün bunlar, Rabb'inin yanında hoş görülmeyen kötü şeylerdir.

    Gültekin Onan

    Bütün bunlar, kötülüğü olan, rabbinin katında da hoş olmayanlardır.

    Hasan Basri Çantay

    Kötü olan bütün bunlar Rabbinin indinde sevilmeyen (şeyler) dir.

    İbni Kesir

    Bütün bunlar, Rabbın katında beğenilmeyen kötü şeylerdir.

    Mehmet Alagaş

    (22-44) Allah ile beraber ilahlar edinme, sonra kınanmış / mezmum halde kendi başına terkedilmiş / mahzul halde kalırsın. Allah ondan başkasına kulluk etmemeyi anne babaya güzel davranışı gerekli kıldı. İkisinden biri yahut her ikisi yanında ihtiyarlığa erişirse asla o ikisine de uf dahi deme, o ikisini azarlama, her ikisine de ikram edici söz söyle , rahmetle ve tevazu kanatları ile onları muhafaza et ve de ki rabbim her ikisine de tıpkı küçükken ki beni terbiyeleri gibi merhamet eyle. Rabbiniz kendinizde olanı / n efsinizde olanı en iyi bilir, eğer ki salihlerden olursanız, kesinlikle O, kendisine yönelenleri bağışlayandır. Yakın olana / Akraba olana , çalışma gücü olmayana / miskine yolda kalmışa / yol çocuğuna hakkını ver, saçıp savurma , savuranlar kesinlikle şeytanların kardeşleridirler ve şeytan da Rabbini yok saymaktadır. Rabbinden umduğun rahmeti beklemek amacıyla eğer ki (bir şey veremediğinden dolayı) onlardan yüz çevirmen gerekirse onlara gönül alıcı sözler söyle, elini de boynuna bağlama, dağıtılacakların hepsini dağıtma, kendini kınar ve çaresizce oturur kalırsın. Muhakkak ki Rabbin rızkı dilediğine ge nişletir dilediğine ölçüyle takdir eder , Muhakkak ki O, kullarından haberdardır, görendir. Evlatlarınızı fukaralık korkusu ile öldürmeyin , bizler onları ve dahi sizleri rızıklandırıyoruz, onları öldürmek büyük bir suçtur. Zinaya yaklaşmayın! o, iğrenç ve de kötü bir yoldur. Allah’ın haram kıldığı birini hakkınız olan hariç öldürmeyin. Her kim ki zulme uğrayarak / mazlum bir şekilde öldürülürse velisine bir yetki vardır ancak öldürmekte israfa gitmesin / haddi aşmasın, muhakkak ki o yardım görendir. Yetim malına, o, kuvvetli / güçlü hâle erinceye kadar güzellikle ol anlar hariç yaklaşmayın , verdiğiniz sözü / ahdi yerine getirin / ifa edin , muhakkak ki ahitte / söz vermekte sorumluluk / mesuliyet vardır. Ölçtüğünüz zaman Ölçümü tam yapınız , kıstaslara uygun olarak düzgün tartın / veznedin, bu daha hayırlıdır ve ilerde oluşacak sonuçlar bakımından daha güzeldir. İlmin olmayan şeyin ardından gitme , m uhakkak kulak, göz ve gönül, bunların hepsi ondan sorumludur / mesuldür. Yeryüzünde kibirlenerek yürüme, yeryüzünü delip yaramazsın, dağlara boyca da uzanamazsın , bunların hepsi Rabbin yanında istenmeyen / kerih görülen kötülüklerdendir . İşte bunlar Rabbinin hikmetlerinden sana vahyettikleridir. Allah’la beraber başkaca ilahlar edinme, azarlanmış ve kovulmuş olarak cehenneme bırakılırsın.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Bunların hepsi de Rabbinin katında kötü olan şeylerdir.

    Süleyman Ateş

    Bunlar("Allah ile beraber başka tanrı edinme!" ayetinden itibaren sayılan fiiler)in hepsi, kötü olan, Rabbinin katında hoş görülmeyen şeylerdir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İşte bu anlatılanların kötülüğü Rabbin katında çirkin görülmeleridir.

    Şaban Britch

    Bunların hepsi de Rabbinin katında kötü olan şeylerdir.

    Şaban Piriş

    Bunların hepsi de Rabbinin katında beğenilmeyen kötü şeylerdir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Bütün bu sayılanların kötü olanları, Rabbin katında çirkin görülmüştür.

  17. İsrâ suresi, 39. ayet — bütün mealleriyle aç

    İsrâ suresi, 39. ayet. ذَٰلِكَ مِمَّآ أَوْحَىٰٓ إِلَيْكَ رَبُّكَ مِنَ ٱلْحِكْمَةِ وَلَا تَجْعَلْ مَعَ ٱللَّهِ إِلَٰهًا ءَاخَرَ فَتُلْقَىٰ فِى جَهَنَّمَ مَلُومًا مَّدْحُورًا

    Diyanet İşleri

    Bunlar, Rabbinin sana vahyettiği bazı hikmetlerdir. Allah ile birlikte başka ilah edinme. Sonra kınanmış ve Allah'ın rahmetinden kovulmuş olarak cehenneme atılırsın.

    Mehmet Okuyan

    İşte (bütün) bunlar, Rabbinin sana vahyettiği doğru hükümler içeren konulardandır. Allah ile birlikte başka ilah edinme! Kınanmış ve (Allah'ın merhametinden) uzaklaştırılmış olarak cehenneme atılırsın.

    Mustafa İslamoğlu

    bütün bunlar, Rabbinden sana vahyedilen amacı gerçekleştirme hususunda en isabetli hükümlerden bir bölümdür. (Ey İnsan!) Sakın Allah'la birlikte başka bir ilah edinme! Yoksa kınanmış ve dışlanmış biri olarak cehennemi boylarsın.

    Muhammed Esed

    Bu (söylenenler) doğru ile eğrinin ne olduğuna dair Rabbinin sana ulaştırdığı bilginin bir parçasıdır. Öyleyse, artık (ey insanoğlu,) Allah'la beraber sakın bir başka tanrı edinme: yoksa, (kendince) kınanmış ve (O'nun tarafından) kovulmuş olarak cehenneme atılırsın!

    Ahmed Hulusi

    İşte bunlar, Rabbinin sana hikmetten vahyettikleridir. Allah ile beraber bir tanrı da oluşturma! Sonra pişmanlıkla (sendeki kuvveleri haber verildiği halde değerlendiremediğin için) kendi kendine söver halde ve (hakikatindekilerden) uzaklaştırılmış olarak Cehennem'e girersin!

    Ali Bulaç

    Bunlar, Rabbinin sana hikmet olarak vahyettiği şeylerdir. Rabbin ile beraber başka ilahlar kılma, yoksa yerilmiş, kovulmuş olarak cehenneme bırakılırsın.

    Ali Özek ve heyeti

    İşte bunlar, Rabbinin sana vahyettiği hikmetlerdir. Allah ile birlikte başka ilâh edinme; sonra kınanmış ve (Allah'ın rahmetinden) uzaklaştırılmış olarak cehenneme atılırsın.

    Ali Rıza Safa

    İşte bunlar, Efendinin, bilgelik olarak sana bildirdiği şeylerdendir. Allah ile birlikte başka tanrılar da edinme; kınanmış ve kovulmuş olarak cehenneme atılırsın.

    Bayraktar Bayraklı

    İşte bunlar, Rabbinin sana vahyettiği hikmetlerdendir. Allah ile birlikte başka tanrı edinme! Sonra kınanmış ve uzaklaştırılmış olarak cehenneme atılırsın.

    Edip Yüksel

    Bunlar, Efendinin sana vahiy ettiği hikmetlerdendir. ALLAH ile birlikte başka tanrı edinme; aksi taktirde kınanmış ve kovulmuş olarak cehenneme atılırsın. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Hikmetin, Kuran'da değil de Hadis kitaplarında olduğunu iddia edenler bu ayeti neden görmezlikten gelirler? Hadis ve Sünnet denilen orta çağ kültürünü Tanrı'nın Sözüne eş koşanlar, her şeyden önce hikmetin birinci ilkesini çiğnemiş olurlar. Kuran'ın bir ismi de Hikmet Kitabı anlamına gelen Hakim'dir. * Bak: 9:31; 17:46; 18:26; 36:1; 42:21.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Bunlar, Rabbinin sana vahyettiği hikmetlerdendir. ALLAH ile birlikte başka tanrı edinme; aksi taktirde kınanmış ve kovulmuş olarak cehenneme atılırsın

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    İşte bunlar Rabbinin sana vahyettiği hikmetlerdendir. Sakın Allah ile beraber başka bir ilah uydurma ki, sonra kınanmış ve kovulmuş bir halde cehenneme atılırsın.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    İşte bunlar rabbının sana vahyettiği hikmetlerdendir, sakın Allah ile beraber diğer bir ilah uydurma ki sonra levm-ü tard olunarak Cehenneme atılırsın

    Erhan Aktaş

    İşte bunlar, senin Rabb'inin, sana Hikmet'ten dipnot 1 vahyettiği şeylerdendir. Allah ile birlikte başka ilah edinme. Yoksa kınanmış ve kovulmuş olarak Cehennem'e atılırsın.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hikmet, Kur'an'ın niteliklerinden/isimlerinden birisidir. Tıpkı Kur'an ve Zikir, Kur'an ve Furkan gibi (62:2). Hikmet, "engel olmak" demektir: Kur'an'ın toplumu güçlendirmek, sağlamlaştırmak, baskı, zulüm ve fesadı engellemek için konulan yasa, kural ve ilkelerini ifade etmektedir. Hikmetin anlamlarından birisi de sağlıklı düşünme, gerçeği kavrama, doğru yargıda bulunma yetisidir. Hikmet kavramının ayrıca yargılama, karar, güçlendirme, sağlamlaştırma, bilme, bilge olma, hakem, hakim, hüküm, hükümdar, hükümet, mahkeme, mahkum, tahakküm, istihkam, gibi anlamları bulunmaktadır. Hikmet kelimesine sünnet anlamı verilmesi doğru değildir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    İşte bunlar, senin Rabb'inin, sana hikmetten dipnot 1 vahyettiği şeylerdendir. Allah ile birlikte başka ilah edinme. Yoksa kınanmış ve kovulmuş olarak Cehennem'e atılırsın.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hikmet, Kur'an'ın niteliklerinden birisidir. Tıpkı Kur'an ve Zikir, Kur'an ve Furkan gibi. Kur'an'ın toplumu güçlendirmek, sağlamlaştırmak, baskı, zulüm ve fesadı engellemek için konulan yasa, kural ve ilkeler ile ilgili alanını öne çıkaran bir nitelemedir. Hikmet sözcüğüne sünnet anlamı verilmesi doğru değildir. Hikmet, sözcük anlamı olarak engel olmak demektir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İşte bunlar, senin Rabb'inin, sana hikmetten dipnot 1 vahyettiği şeylerdendir. Allah ile birlikte başka ilah edinme. Yoksa kınanmış ve kovulmuş olarak Cehennem'e atılırsın.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Toplumu güçlendirme, sağlamlaştırma, düzenleme, baskı, zulüm ve fesadı engellemeye dair kural ve ilkelerin yer aldığı hükümlerden. Bu ayete, "İşte bunlar, Rabb'inin sana vahyettiği hikmetlerdendir." şeklinde anlam vermek, doğru değildir. Zira vahyedilen şey, "hikmet"in kendisi değil; söz konusu hikmet, vahyedilen şeylerin yer aldığı kaynağın adıdır.

    Gültekin Onan

    Bunlar, rabbinin sana hikmet olarak vahyettiği şeylerdir. Rabbin ile beraber başka tanrılar kılma, yoksa yerilmiş, kovulmuş olarak cehenneme bırakılırsın.

    Hasan Basri Çantay

    Bunlar Rabbinin sana vahyetdiği hikmet (ler) dendir. Allah ile beraber diğer bir Tanrı edinme ki sonra yerinmiş, koğulmuş olarak cehenneme atılırsın.

    İbni Kesir

    Bunlar, Rabbının sana vahyettiği hikmettendir. Allah ile beraber bir başka ilah edinme. Yoksa kınanmış ve kovulmuş olarak cehenneme atılırsın.

    Mehmet Alagaş

    (22-44) Allah ile beraber ilahlar edinme, sonra kınanmış / mezmum halde kendi başına terkedilmiş / mahzul halde kalırsın. Allah ondan başkasına kulluk etmemeyi anne babaya güzel davranışı gerekli kıldı. İkisinden biri yahut her ikisi yanında ihtiyarlığa erişirse asla o ikisine de uf dahi deme, o ikisini azarlama, her ikisine de ikram edici söz söyle , rahmetle ve tevazu kanatları ile onları muhafaza et ve de ki rabbim her ikisine de tıpkı küçükken ki beni terbiyeleri gibi merhamet eyle. Rabbiniz kendinizde olanı / n efsinizde olanı en iyi bilir, eğer ki salihlerden olursanız, kesinlikle O, kendisine yönelenleri bağışlayandır. Yakın olana / Akraba olana , çalışma gücü olmayana / miskine yolda kalmışa / yol çocuğuna hakkını ver, saçıp savurma , savuranlar kesinlikle şeytanların kardeşleridirler ve şeytan da Rabbini yok saymaktadır. Rabbinden umduğun rahmeti beklemek amacıyla eğer ki (bir şey veremediğinden dolayı) onlardan yüz çevirmen gerekirse onlara gönül alıcı sözler söyle, elini de boynuna bağlama, dağıtılacakların hepsini dağıtma, kendini kınar ve çaresizce oturur kalırsın. Muhakkak ki Rabbin rızkı dilediğine ge nişletir dilediğine ölçüyle takdir eder , Muhakkak ki O, kullarından haberdardır, görendir. Evlatlarınızı fukaralık korkusu ile öldürmeyin , bizler onları ve dahi sizleri rızıklandırıyoruz, onları öldürmek büyük bir suçtur. Zinaya yaklaşmayın! o, iğrenç ve de kötü bir yoldur. Allah’ın haram kıldığı birini hakkınız olan hariç öldürmeyin. Her kim ki zulme uğrayarak / mazlum bir şekilde öldürülürse velisine bir yetki vardır ancak öldürmekte israfa gitmesin / haddi aşmasın, muhakkak ki o yardım görendir. Yetim malına, o, kuvvetli / güçlü hâle erinceye kadar güzellikle ol anlar hariç yaklaşmayın , verdiğiniz sözü / ahdi yerine getirin / ifa edin , muhakkak ki ahitte / söz vermekte sorumluluk / mesuliyet vardır. Ölçtüğünüz zaman Ölçümü tam yapınız , kıstaslara uygun olarak düzgün tartın / veznedin, bu daha hayırlıdır ve ilerde oluşacak sonuçlar bakımından daha güzeldir. İlmin olmayan şeyin ardından gitme , m uhakkak kulak, göz ve gönül, bunların hepsi ondan sorumludur / mesuldür. Yeryüzünde kibirlenerek yürüme, yeryüzünü delip yaramazsın, dağlara boyca da uzanamazsın , bunların hepsi Rabbin yanında istenmeyen / kerih görülen kötülüklerdendir . İşte bunlar Rabbinin hikmetlerinden sana vahyettikleridir. Allah’la beraber başkaca ilahlar edinme, azarlanmış ve kovulmuş olarak cehenneme bırakılırsın.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    İşte bu, Rabbinin sana hikmet olarak vahyettiği şeylerdir. Allah ile birlikte bir başka ilah edinme! Yoksa, kınanmış ve kovulmuş olarak Cehennem'e atılırsın.

    Süleyman Ateş

    Şunlar, Rabbinin, Hikmet'ten sana vahyettiği(emirleri)ndendir. Allah ile berebar başka tanrı edinme, sonra kınanmış, (Allah'ın rahmetinden) uzaklaştırılmış olarak cehenneme atılırsın.

    Süleymaniye Vakfı

    Bütün bunlar, Rabbinin sana vahyettiği hikmetlerden /doğru hükümlerdendir. Allah'ın yanı sıra başka bir ilah oluşturma! dipnot 1 Yoksa kınanmış ve kovulmuş olarak cehenneme atılırsın.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'ın yanında başka bir ilah oluşturmak, hikmet metodu dışında bir yol ile Kur'an'dan hüküm çıkarmaya çalışmaktır (Hud 11/1-2) Bunu yapan, Muhammed aleyhisselam bile olsa hem dünyada (İsra 17/22) hem de Ahirette kaybedenlerden olur (A'raf 7/44-45)

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bunlar, Rabbinin sana vahyettiği hikmetler, doğru hükümlerdir. Allah'ın yanında bir başka ilah oluşturma dipnot 1 yoksa alçalmış ve kovulmuş olarak Cehennem'e atılırsın.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Başkasının hükmünü(kararını), Allah'ın hükmü yerine koyma.

    Şaban Britch

    İşte bu, Rabbinin sana hikmet olarak vahyettiği şeylerdir. Allah ile birlikte bir başka ilah edinme! Yoksa, kınanmış ve kovulmuş olarak Cehennem'e atılırsın.

    Şaban Piriş

    İşte bu, Rabbinin sana hikmet olarak vahyettiği şeylerdir. Allah ile birlikte bir başka ilah edinme! Yoksa, kınanmış ve kovulmuş olarak cehenneme atılırsın.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Bunlar, Rabbinin sana, hikmetten vahyetmiş olduklarıdır. Allah'ın yanına başka tanrı koyma ki, kınanmış ve kovulmuş bir halde cehenneme atılmayasın.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.