33. sure

Ahzâb Suresi الأحزاب

Bu sureyi dinle — okunan kelime işaretlenir

Konu dizini 9 konu
  1. Evlatlık meselesi ve peygamberlerden alınan söz 1–8 karşılaştır — Evlatlık meselesi ve peygamberlerden alınan söz
  2. Hendek Savaşı 9–27 karşılaştır — Hendek Savaşı
  3. Peygamber hanımlarına hitap 28–34 karşılaştır — Peygamber hanımlarına hitap
  4. Müslüman erkekler ve kadınlar; Zeyd; peygamberlerin sonuncusu 35–40 karşılaştır — Müslüman erkekler ve kadınlar; Zeyd; peygamberlerin sonuncusu
  5. Allah'ı çokça zikredin; şahit, müjdeci ve uyarıcı 41–48 karşılaştır — Allah'ı çokça zikredin; şahit, müjdeci ve uyarıcı
  6. Nikâh ve boşama hükümleri 49–52 karşılaştır — Nikâh ve boşama hükümleri
  7. Ev âdâbı, salât ü selâm ve örtünme 53–59 karşılaştır — Ev âdâbı, salât ü selâm ve örtünme
  8. Münafıklara uyarı ve kıyametin vakti 60–68 karşılaştır — Münafıklara uyarı ve kıyametin vakti
  9. "Mûsâ'ya eziyet edenler gibi olmayın"; emanet 69–73 karşılaştır — "Mûsâ'ya eziyet edenler gibi olmayın"; emanet

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır.

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

Evlatlık meselesi ve peygamberlerden alınan söz 1–8

  1. Ahzâb suresi, 1. ayet — tek başına aç

    Ahzâb suresi, 1. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّبِىُّ ٱتَّقِ ٱللَّهَ وَلَا تُطِعِ ٱلْكَٰفِرِينَ وَٱلْمُنَٰفِقِينَ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ عَلِيمًا حَكِيمًا

    yâ eyyühe-nnebiyyü-tteḳi-llâhe velâ tüṭi`i-lkâfirîne velmünâfiḳîn. inne-llâhe kâne `alîmen ḥakîmâ.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ey nebi! Allah'a takvalı ol. dipnot 1 Gerçeği yalanlayan nankörlere ve münafıklara uyma. dipnot 2 Kuşkusuz Allah, Her Şeyi Bilen'dir, En İyi Hüküm Veren'dir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'ın buyruklarını uygulamada azami özeni göster.
    2. metne dön, dipnot 2
      Kafirlerin ve münafıkların baskılarına boyun eğme, onlara ödün verme.

    Ayet detayı — Ahzâb suresi, 1. ayet

  2. Ahzâb suresi, 2. ayet — tek başına aç

    Ahzâb suresi, 2. ayet. وَٱتَّبِعْ مَا يُوحَىٰٓ إِلَيْكَ مِن رَّبِّكَ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبِيرًا

    vettebi` mâ yûḥâ ileyke mir rabbik. inne-llâhe kâne bimâ ta`melûne ḫabîrâ.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Rabb'inden sana vahyedilen neyse yalnızca ona uy. Kuşkusuz Allah, yaptığınız şeylerden haberdardır.

    Ayet detayı — Ahzâb suresi, 2. ayet

  3. Ahzâb suresi, 3. ayet — tek başına aç

    Ahzâb suresi, 3. ayet. وَتَوَكَّلْ عَلَى ٱللَّهِ وَكَفَىٰ بِٱللَّهِ وَكِيلًا

    vetevekkel `ale-llâh. vekefâ billâhi vekîlâ.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Allah'a tevekkül dipnot 1 et. Vekil dipnot 2 olarak Allah yeter.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'a güven, O'na dayan; her türlü hazırlığı yaptıktan sonra sonucu Allah'a bırak.
    2. metne dön, dipnot 2
      Her şeyin koruyucusu, yöneticisi, dayanağı ve kefili olan; varlığı ayakta tutan, sürdüren, koruyan kontrol altında tutan, rızkını ve hak ettiğini veren.

    Ayet detayı — Ahzâb suresi, 3. ayet

  4. Ahzâb suresi, 4. ayet — tek başına aç

    Ahzâb suresi, 4. ayet. مَّا جَعَلَ ٱللَّهُ لِرَجُلٍ مِّن قَلْبَيْنِ فِى جَوْفِهِۦ وَمَا جَعَلَ أَزْوَٰجَكُمُ ٱلَّٰٓـِٔى تُظَٰهِرُونَ مِنْهُنَّ أُمَّهَٰتِكُمْ وَمَا جَعَلَ أَدْعِيَآءَكُمْ أَبْنَآءَكُمْ ذَٰلِكُمْ قَوْلُكُم بِأَفْوَٰهِكُمْ وَٱللَّهُ يَقُولُ ٱلْحَقَّ وَهُوَ يَهْدِى ٱلسَّبِيلَ

    mâ ce`ale-llâhü liracülim min ḳalbeyni fî cevfih. vemâ ce`ale ezvâcekümü-llâî tüżâhirûne minhünne ümmehâtiküm. vemâ ce`ale ed`iyâeküm ebnâeküm. ẕâliküm ḳavlüküm biefvâhiküm. vellâhü yeḳûlü-lḥaḳḳa vehüve yehdi-ssebîl.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Allah, hiç kimsenin bedenine iki kalp yerleştirmedi. Bedenlerini, annenizin bedeni gibi saydığınız dipnot 1 eşlerinizi, size anne yapmadı. Ve evlatlıklarınızı, sizin öz evladınız gibi saymadı. Bunlar, sizin söylediğiniz boş sözlerdir. Allah gerçeği söyler. Ve doğru yola O iletir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Zihar yapmak: Cahiliye döneminde bir kimsenin, hanımının sırtını annesinin sırtına benzeterek yemin etmesi ve böylece eşiyle ilişkiye girmeyi kendisine haram yapmasıdır.

    Ayet detayı — Ahzâb suresi, 4. ayet

  5. Ahzâb suresi, 5. ayet — tek başına aç

    Ahzâb suresi, 5. ayet. ٱدْعُوهُمْ لِـَٔابَآئِهِمْ هُوَ أَقْسَطُ عِندَ ٱللَّهِ فَإِن لَّمْ تَعْلَمُوٓا۟ ءَابَآءَهُمْ فَإِخْوَٰنُكُمْ فِى ٱلدِّينِ وَمَوَٰلِيكُمْ وَلَيْسَ عَلَيْكُمْ جُنَاحٌ فِيمَآ أَخْطَأْتُم بِهِۦ وَلَٰكِن مَّا تَعَمَّدَتْ قُلُوبُكُمْ وَكَانَ ٱللَّهُ غَفُورًا رَّحِيمًا

    üd`ûhüm liâbâihim hüve aḳseṭu `inde-llâh. feil lem ta`lemû âbâehüm feiḫvânüküm fi-ddîni vemevâlîküm. veleyse `aleyküm cünâḥun fîmâ aḫṭa'tüm bihî velâkim mâ te`ammedet ḳulûbüküm. vekâne-llâhü gafûrar raḥîmâ.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onları dipnot 1 babalarına nispet edin. dipnot 2 Bu Allah'ın yanında daha adilcedir. Eğer babalarını bilmiyorsanız, artık onlar dinde kardeşleriniz ve sorumluluklarını üstlendiğiniz kimselerdir. Bilinçli olarak yaptığınız şeyler dışında, yanlışlıkla yaptıklarınızda sizin için bir günah yoktur. Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Evlatlıklarınızı.
    2. metne dön, dipnot 2
      Babalarının kim olduğunu onlara açıklayın ve çağırdığınız zaman babalarının adıyla çağırın.

    Ayet detayı — Ahzâb suresi, 5. ayet

  6. Ahzâb suresi, 6. ayet — tek başına aç

    Ahzâb suresi, 6. ayet. ٱلنَّبِىُّ أَوْلَىٰ بِٱلْمُؤْمِنِينَ مِنْ أَنفُسِهِمْ وَأَزْوَٰجُهُۥٓ أُمَّهَٰتُهُمْ وَأُو۟لُوا۟ ٱلْأَرْحَامِ بَعْضُهُمْ أَوْلَىٰ بِبَعْضٍ فِى كِتَٰبِ ٱللَّهِ مِنَ ٱلْمُؤْمِنِينَ وَٱلْمُهَٰجِرِينَ إِلَّآ أَن تَفْعَلُوٓا۟ إِلَىٰٓ أَوْلِيَآئِكُم مَّعْرُوفًا كَانَ ذَٰلِكَ فِى ٱلْكِتَٰبِ مَسْطُورًا

    ennebiyyü evlâ bilmü'minîne min enfüsihim veezvâcühû ümmehâtühüm. veülü-l'erḥâmi ba`ḍuhüm evlâ biba`ḍin fî kitâbi-llâhi mine-lmü'minîne velmühâcirîne illâ en tef`alû ilâ evliyâiküm ma`rûfâ. kâne ẕâlike fi-lkitâbi mesṭûrâ.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Nebi, inananlar için kendi canlarından daha yakındır. O'nun eşleri onların anneleridir. Aralarında aile bağı olanlar; Allah'ın Kitap'ına göre -evliyaya dipnot 1 yapılacak iyilik hariç- birbirlerine, diğer mü'minlerden dipnot 2 ve muhacirlerden dipnot 3 daha yakındırlar dipnot 4 . İşte bunlar Kitap'ta dipnot 5 kayıtlıdır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Koruyucular, yardımcılar, gözeticiler, destekleyiciler, yandaşlar. Kur'an'da yer alan, "veli" ve velinin çoğulu olan "evliya" sözcüğü; dost, dostlar olarak çeviriye konu edilmektedir. Oysaki bu sözcükler, etik anlamda dostluğu değil; siyasi bağlamda, yönetmeyi, korumayı, gözetilmeyi ifade etmektedirler.
    2. metne dön, dipnot 2
      Medineli mü'minlerden.
    3. metne dön, dipnot 3
      Hicret ederek Medine'ye gelmiş olanlardan.
    4. metne dön, dipnot 4
      Önceliklidirler.
    5. metne dön, dipnot 5
      Yasa gereğidir.

    Ayet detayı — Ahzâb suresi, 6. ayet

  7. Ahzâb suresi, 7. ayet — tek başına aç

    Ahzâb suresi, 7. ayet. وَإِذْ أَخَذْنَا مِنَ ٱلنَّبِيِّـۧنَ مِيثَٰقَهُمْ وَمِنكَ وَمِن نُّوحٍ وَإِبْرَٰهِيمَ وَمُوسَىٰ وَعِيسَى ٱبْنِ مَرْيَمَ وَأَخَذْنَا مِنْهُم مِّيثَٰقًا غَلِيظًا

    veiẕ eḫaẕnâ mine-nnebiyyîne mîŝâḳahüm veminke vemin nûḥiv veibrâhime vemûsâ ve`îse-bni meryem. veeḫaẕnâ minhüm mîŝâḳan galîżâ.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Hani Biz, nebilerden kesin söz almıştık. Ve senden, Nuh'tan, İbrahim'den, Musa'dan ve Meryem oğlu İsa'dan, hepsinden sağlam söz aldık.

    Ayet detayı — Ahzâb suresi, 7. ayet

  8. Ahzâb suresi, 8. ayet — tek başına aç

    Ahzâb suresi, 8. ayet. لِّيَسْـَٔلَ ٱلصَّٰدِقِينَ عَن صِدْقِهِمْ وَأَعَدَّ لِلْكَٰفِرِينَ عَذَابًا أَلِيمًا

    liyes'ele-ṣṣâdiḳîne `an ṣidḳihim. vee`adde lilkâfirîne `aẕâben elîmâ.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ki, doğru kimselere, doğruluklarını sorsun. dipnot 1 Ve gerçeği yalanlayan nankörlere de acı verecek bir azap hazırladı.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Sözüne bağlı kimselerin, sözlerine bağlılıklarını ortaya koysun.

    Ayet detayı — Ahzâb suresi, 8. ayet

Hendek Savaşı 9–27

  1. Ahzâb suresi, 9. ayet — tek başına aç

    Ahzâb suresi, 9. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ ٱذْكُرُوا۟ نِعْمَةَ ٱللَّهِ عَلَيْكُمْ إِذْ جَآءَتْكُمْ جُنُودٌ فَأَرْسَلْنَا عَلَيْهِمْ رِيحًا وَجُنُودًا لَّمْ تَرَوْهَا وَكَانَ ٱللَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ بَصِيرًا

    yâ eyyühe-lleẕîne âmenü-ẕkürû ni`mete-llâhi `aleyküm iẕ câetküm cünûdün feerselnâ `aleyhim rîḥav vecünûdel lem teravhâ. vekâne-llâhü bimâ ta`melûne beṣîrâ.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ey iman edenler! Allah'ın size olan nimetlerini hatırlayın! Hani, üzerinize ordular gelmişti de Biz, onların üzerine rüzgar dipnot 1 ve göremediğiniz ordular göndermiştik. Allah, yaptıklarınızı görendir. dipnot 2

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Fırtına.
    2. metne dön, dipnot 2
      Ne kadar zor durumda olduğunuzu görmekteydi.

    Ayet detayı — Ahzâb suresi, 9. ayet

  2. Ahzâb suresi, 10. ayet — tek başına aç

    Ahzâb suresi, 10. ayet. إِذْ جَآءُوكُم مِّن فَوْقِكُمْ وَمِنْ أَسْفَلَ مِنكُمْ وَإِذْ زَاغَتِ ٱلْأَبْصَٰرُ وَبَلَغَتِ ٱلْقُلُوبُ ٱلْحَنَاجِرَ وَتَظُنُّونَ بِٱللَّهِ ٱلظُّنُونَا۠

    iẕ câûküm min fevḳiküm vemin esfele minküm veiẕ zâgati-l'ebṣâru vebelegati-lḳulûbü-lḥanâcira veteżunnûne billâhi-żżunûnâ.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Hani onlar, alttan ve üsten, her yönden size saldırmışlardı. Gözler kaymış, yürekler ağızlara gelmişti. Ve siz, Allah hakkında zan üzerine zanda bulunuyordunuz. dipnot 1

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'ın ne yapacağına, yardım edip etmeyeceğine dair aklınızdan birçok düşünce geçiriyordunuz.

    Ayet detayı — Ahzâb suresi, 10. ayet

  3. Ahzâb suresi, 11. ayet — tek başına aç

    Ahzâb suresi, 11. ayet. هُنَالِكَ ٱبْتُلِىَ ٱلْمُؤْمِنُونَ وَزُلْزِلُوا۟ زِلْزَالًا شَدِيدًا

    hünâlike-btüliye-lmü'minûne vezülzilû zilzâlen şedîdâ.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Orada, inananlar sınava tabi oldular. Şiddetli bir sarsıntı ile sarsıldılar.

    Ayet detayı — Ahzâb suresi, 11. ayet

  4. Ahzâb suresi, 12. ayet — tek başına aç

    Ahzâb suresi, 12. ayet. وَإِذْ يَقُولُ ٱلْمُنَٰفِقُونَ وَٱلَّذِينَ فِى قُلُوبِهِم مَّرَضٌ مَّا وَعَدَنَا ٱللَّهُ وَرَسُولُهُۥٓ إِلَّا غُرُورًا

    veiẕ yeḳûlü-lmünâfiḳûne velleẕîne fî ḳulûbihim meraḍum mâ ve`adene-llâhü verasûlühû illâ gurûrâ.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    O zaman münafıklar ve kalplerinde hastalık olanlar, "Allah ve Rasulü bize boş vaatte dipnot 1 bulunmuş." diyorlardı.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah ve Rasul'ünün zafer sözü bir aldatmacaymış.

    Ayet detayı — Ahzâb suresi, 12. ayet

  5. Ahzâb suresi, 13. ayet — tek başına aç

    Ahzâb suresi, 13. ayet. وَإِذْ قَالَت طَّآئِفَةٌ مِّنْهُمْ يَٰٓأَهْلَ يَثْرِبَ لَا مُقَامَ لَكُمْ فَٱرْجِعُوا۟ وَيَسْتَـْٔذِنُ فَرِيقٌ مِّنْهُمُ ٱلنَّبِىَّ يَقُولُونَ إِنَّ بُيُوتَنَا عَوْرَةٌ وَمَا هِىَ بِعَوْرَةٍ إِن يُرِيدُونَ إِلَّا فِرَارًا

    veiẕ ḳâleṭ ṭâifetüm minhüm yâ ehle yeŝribe lâ müḳâme leküm ferci`û. veyeste'ẕinü ferîḳum minhümü-nnebiyye yeḳûlûne inne büyûtenâ `avratüv vemâ hiye bi`avrah. iy yürîdûne illâ firârâ.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onlardan bir topluluk: "Ey Yesrib dipnot 1 halkı, sizin için burada duracak bir yer yok, hemen dönün. Yine onlardan bir grup da: "Evlerimiz gerçekten korumasızdır." diyerek Nebiden izin istiyorlardı. Oysaki evleri korumasız değildi. Onlar, savaştan kaçmak için bahane arıyorlardı.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Medine.

    Ayet detayı — Ahzâb suresi, 13. ayet

  6. Ahzâb suresi, 14. ayet — tek başına aç

    Ahzâb suresi, 14. ayet. وَلَوْ دُخِلَتْ عَلَيْهِم مِّنْ أَقْطَارِهَا ثُمَّ سُئِلُوا۟ ٱلْفِتْنَةَ لَـَٔاتَوْهَا وَمَا تَلَبَّثُوا۟ بِهَآ إِلَّا يَسِيرًا

    velev düḫilet `aleyhim min aḳṭârihâ ŝümme süilü-lfitnete leetevhâ vemâ telebbeŝû bihâ illâ yesîrâ.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Fakat onların üzerlerine, her bir taraftan girilip kuşatılsalardı ve sonra da fitne dipnot 1 çıkarmaları istenseydi, tereddüt etmeksizin bunu hemen yerine getirirlerdi.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Baskı ve işkence yapmaları. Düşmanla işbirliği yapmaları, müminlerle savaşmaları, yağma yapma ve kargaşa çıkarmaları istenseydi.

    Ayet detayı — Ahzâb suresi, 14. ayet

  7. Ahzâb suresi, 15. ayet — tek başına aç

    Ahzâb suresi, 15. ayet. وَلَقَدْ كَانُوا۟ عَٰهَدُوا۟ ٱللَّهَ مِن قَبْلُ لَا يُوَلُّونَ ٱلْأَدْبَٰرَ وَكَانَ عَهْدُ ٱللَّهِ مَسْـُٔولًا

    veleḳad kânû `âhedü-llâhe min ḳablü lâ yüvellûne-l'edbâr. vekâne `ahdü-llâhi mes'ûlâ.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Oysaki onlar, daha önce arkalarını dönüp kaçmayacaklarına dair Allah'a söz vermişlerdi. Allah'a verilen söz sorumluluktur.

    Ayet detayı — Ahzâb suresi, 15. ayet

  8. Ahzâb suresi, 16. ayet — tek başına aç

    Ahzâb suresi, 16. ayet. قُل لَّن يَنفَعَكُمُ ٱلْفِرَارُ إِن فَرَرْتُم مِّنَ ٱلْمَوْتِ أَوِ ٱلْقَتْلِ وَإِذًا لَّا تُمَتَّعُونَ إِلَّا قَلِيلًا

    ḳul ley yenfe`akümü-lfirâru in ferartüm mine-lmevti evi-lḳatli veiẕel lâ tümette`ûne illâ ḳalîlâ.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    De ki: "Eğer ölümden veya öldürülmekten kaçıyorsanız, kaçmak asla size yarar sağlamaz. Öyle olsa bile çok az faydalanırsınız."

    Ayet detayı — Ahzâb suresi, 16. ayet

  9. Ahzâb suresi, 17. ayet — tek başına aç

    Ahzâb suresi, 17. ayet. قُلْ مَن ذَا ٱلَّذِى يَعْصِمُكُم مِّنَ ٱللَّهِ إِنْ أَرَادَ بِكُمْ سُوٓءًا أَوْ أَرَادَ بِكُمْ رَحْمَةً وَلَا يَجِدُونَ لَهُم مِّن دُونِ ٱللَّهِ وَلِيًّا وَلَا نَصِيرًا

    ḳul men ẕe-lleẕî ya`ṣimüküm mine-llâhi in erâde biküm sûen ev erâde biküm raḥmeh. velâ yecidûne lehüm min dûni-llâhi veliyyev velâ neṣîrâ.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    De ki: Eğer Allah başınıza bir felaket getirmeyi dilese sizi kim koruyabilir? Veya size bir rahmet dilese… dipnot 1 Onlar, kendileri için Allah'tan başka bir veli dipnot 2 de bir yardımcı da bulamazlar.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Buna kim engel olabilir?
    2. metne dön, dipnot 2
      Koruyucu, yardımcı, gözeten, destekleyici, yandaş. Kur'an'da yer alan, "veli" sözcüğü; "dost," olarak çeviriye konu edilmektedir. Oysaki bu sözcük, etik anlamda dostluğu değil; siyasi bağlamda, yönetmeyi, korumayı, gözetilmeyi ifade etmektedir Yakın kişi, himaye eden, gözeten, dost.

    Ayet detayı — Ahzâb suresi, 17. ayet

  10. Ahzâb suresi, 18. ayet — tek başına aç

    Ahzâb suresi, 18. ayet. قَدْ يَعْلَمُ ٱللَّهُ ٱلْمُعَوِّقِينَ مِنكُمْ وَٱلْقَآئِلِينَ لِإِخْوَٰنِهِمْ هَلُمَّ إِلَيْنَا وَلَا يَأْتُونَ ٱلْبَأْسَ إِلَّا قَلِيلًا

    ḳad ya`lemü-llâhü-lmü`avviḳîne minküm velḳâilîne liiḫvânihim helümme ileynâ. velâ ye'tûne-lbe'se illâ ḳalîlâ.

    Ayet detayı — Ahzâb suresi, 18. ayet

  11. Ahzâb suresi, 19. ayet — tek başına aç

    Ahzâb suresi, 19. ayet. أَشِحَّةً عَلَيْكُمْ فَإِذَا جَآءَ ٱلْخَوْفُ رَأَيْتَهُمْ يَنظُرُونَ إِلَيْكَ تَدُورُ أَعْيُنُهُمْ كَٱلَّذِى يُغْشَىٰ عَلَيْهِ مِنَ ٱلْمَوْتِ فَإِذَا ذَهَبَ ٱلْخَوْفُ سَلَقُوكُم بِأَلْسِنَةٍ حِدَادٍ أَشِحَّةً عَلَى ٱلْخَيْرِ أُو۟لَٰٓئِكَ لَمْ يُؤْمِنُوا۟ فَأَحْبَطَ ٱللَّهُ أَعْمَٰلَهُمْ وَكَانَ ذَٰلِكَ عَلَى ٱللَّهِ يَسِيرًا

    eşiḥḥaten `aleyküm. feiẕâ câe-lḫavfü raeytehüm yenżurûne ileyke tedûru a`yünühüm kelleẕî yugşâ `aleyhi mine-lmevt. feiẕâ ẕehebe-lḫavfü seleḳûküm bielsinetin ḥidâdin eşiḥḥaten `ale-lḫayr. ülâike lem yü'minû feaḥbeṭa-llâhü a`mâlehüm. vekâne ẕâlike `ale-llâhi yesîrâ.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Size karşı çok isteksizdirler. Fakat korku gelince, ölümden dolayı baygınlık çökmüş kimse gibi gözleri dönmüş olarak sana baktıklarını görürsün. Sonra korkuyu savınca, hayra dipnot 1 karşı kıskançlıkla sivri dilleriyle sizi incitirler. İşte onlar mü'min değiller. Allah yaptıklarını boşa çıkardı. Bu Allah'a kolaydır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Mal ve ganimet.

    Ayet detayı — Ahzâb suresi, 19. ayet

  12. Ahzâb suresi, 20. ayet — tek başına aç

    Ahzâb suresi, 20. ayet. يَحْسَبُونَ ٱلْأَحْزَابَ لَمْ يَذْهَبُوا۟ وَإِن يَأْتِ ٱلْأَحْزَابُ يَوَدُّوا۟ لَوْ أَنَّهُم بَادُونَ فِى ٱلْأَعْرَابِ يَسْـَٔلُونَ عَنْ أَنۢبَآئِكُمْ وَلَوْ كَانُوا۟ فِيكُم مَّا قَٰتَلُوٓا۟ إِلَّا قَلِيلًا

    yaḥsebûne-l'aḥzâbe lem yeẕhebû. veiy ye'ti-l'aḥzâbü yeveddû lev ennehüm bâdûne fi-l'a`râbi yes'elûne `an embâiküm. velev kânû fîküm mâ ḳâtelû illâ ḳalîlâ.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onlar, düşman birliklerinin gitmediğini sanıyorlardı. Eğer birlikler gelseler dipnot 1 , bedevi Araplar arasına karışıp, ne halde bulunduğunuzu sormak isterler dipnot 2 . Eğer sizin aranızda olsalardı, pek azı hariç, savaşmazlardı.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Düşman birlikleri tekrar saldıracak olsalar.
    2. metne dön, dipnot 2
      Yenilgi haberlerinizi beklerler.

    Ayet detayı — Ahzâb suresi, 20. ayet

  13. Ahzâb suresi, 21. ayet — tek başına aç

    Ahzâb suresi, 21. ayet. لَّقَدْ كَانَ لَكُمْ فِى رَسُولِ ٱللَّهِ أُسْوَةٌ حَسَنَةٌ لِّمَن كَانَ يَرْجُوا۟ ٱللَّهَ وَٱلْيَوْمَ ٱلْـَٔاخِرَ وَذَكَرَ ٱللَّهَ كَثِيرًا

    leḳad kâne leküm fî rasûli-llâhi üsvetün ḥasenetül limen kâne yercü-llâhe velyevme-l'âhira veẕekera-llâhe keŝîrâ.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ant olsun ki, sizden Allah'a ve Ahiret Günü'ne kavuşmayı uman ve Allah'ı çokça ananlar için, Allah'ın Rasul'ünde iyi bir örnek vardır.

    Ayet detayı — Ahzâb suresi, 21. ayet

  14. Ahzâb suresi, 22. ayet — tek başına aç

    Ahzâb suresi, 22. ayet. وَلَمَّا رَءَا ٱلْمُؤْمِنُونَ ٱلْأَحْزَابَ قَالُوا۟ هَٰذَا مَا وَعَدَنَا ٱللَّهُ وَرَسُولُهُۥ وَصَدَقَ ٱللَّهُ وَرَسُولُهُۥ وَمَا زَادَهُمْ إِلَّآ إِيمَٰنًا وَتَسْلِيمًا

    velemmâ rae-lmü'minûne-l'aḥzâbe ḳâlû hâẕâ mâ ve`adene-llâhü verasûlühû veṣadeḳa-llâhü verasûlüh. vemâ zâdehüm illâ îmânev veteslîmâ.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İnananlar, düşman birliklerini gördükleri zaman: "İşte bu, Allah'ın ve Rasul'ünün bize söz verdiği şeydir. Allah ve O'nun Rasul'ü doğru söyledi." Bu, onların yalnızca iman ve teslimiyetlerini arttırdı.

    Ayet detayı — Ahzâb suresi, 22. ayet

  15. Ahzâb suresi, 23. ayet — tek başına aç

    Ahzâb suresi, 23. ayet. مِّنَ ٱلْمُؤْمِنِينَ رِجَالٌ صَدَقُوا۟ مَا عَٰهَدُوا۟ ٱللَّهَ عَلَيْهِ فَمِنْهُم مَّن قَضَىٰ نَحْبَهُۥ وَمِنْهُم مَّن يَنتَظِرُ وَمَا بَدَّلُوا۟ تَبْدِيلًا

    mine-lmü'minîne ricâlün ṣadeḳû mâ `âhedü-llâhe `aleyh. feminhüm men ḳaḍâ naḥbehû veminhüm mey yenteżir. vemâ beddelû tebdîlâ.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İnananlardan öyle erler dipnot 1 var ki; Allah'a, üzerine söz verdikleri şeylere bağlılık gösterdiler. Böylece onlardan bir kısmı verdiği sözü yerine getirdi, bir kısmı da beklemektedir. dipnot 2 Verdikleri sözden asla dönmediler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yiğitler.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bir kısmı savaşarak can verdi, bir kısmı da sırasını beklemektedir.

    Ayet detayı — Ahzâb suresi, 23. ayet

  16. Ahzâb suresi, 24. ayet — tek başına aç

    Ahzâb suresi, 24. ayet. لِّيَجْزِىَ ٱللَّهُ ٱلصَّٰدِقِينَ بِصِدْقِهِمْ وَيُعَذِّبَ ٱلْمُنَٰفِقِينَ إِن شَآءَ أَوْ يَتُوبَ عَلَيْهِمْ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ غَفُورًا رَّحِيمًا

    liyecziye-llâhu-ṣṣâdiḳîne biṣidḳihim veyü`aẕẕibe-lmünâfiḳîne in şâe ev yetûbe `aleyhim. inne-llâhe kâne gafûrar raḥîmâ.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Allah, doğru kimseleri, doğruluklarından dolayı ödüllendirecek, münafıkları, dilerse cezalandıracak veya tövbelerini kabul edecektir. Kuşkusuz Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.

    Ayet detayı — Ahzâb suresi, 24. ayet

  17. Ahzâb suresi, 25. ayet — tek başına aç

    Ahzâb suresi, 25. ayet. وَرَدَّ ٱللَّهُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ بِغَيْظِهِمْ لَمْ يَنَالُوا۟ خَيْرًا وَكَفَى ٱللَّهُ ٱلْمُؤْمِنِينَ ٱلْقِتَالَ وَكَانَ ٱللَّهُ قَوِيًّا عَزِيزًا

    veradde-llâhü-lleẕîne keferû bigayżihim lem yenâlû ḫayrâ. vekefe-llâhü-lmü'minîne-lḳitâl. vekâne-llâhü ḳaviyyen `azîzâ.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Allah, gerçeği yalanlayan nankörleri hiçbir yarar elde etmeden kinleriyle geri çevirdi. Ve Allah, inananlara savaşta yeterli geldi. Allah, Mutlak Güç Sahibi'dir, Mutlak Üstün Olan'dır.

    Ayet detayı — Ahzâb suresi, 25. ayet

  18. Ahzâb suresi, 26. ayet — tek başına aç

    Ahzâb suresi, 26. ayet. وَأَنزَلَ ٱلَّذِينَ ظَٰهَرُوهُم مِّنْ أَهْلِ ٱلْكِتَٰبِ مِن صَيَاصِيهِمْ وَقَذَفَ فِى قُلُوبِهِمُ ٱلرُّعْبَ فَرِيقًا تَقْتُلُونَ وَتَأْسِرُونَ فَرِيقًا

    veenzele-lleẕîne żâherûhüm min ehli-lkitâbi min ṣayâṣîhim veḳaẕefe fî ḳulûbihimü-rru`be ferîḳan taḳtülûne vete'sirûne ferîḳâ.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Allah, Kitap Ehli'inden düşmanlara yardım edenleri kalelerinden indirdi. Ve yüreklerine korku saldı. Bir kısmını öldürüyor, bir kısmını esir alıyordunuz.

    Ayet detayı — Ahzâb suresi, 26. ayet

  19. Ahzâb suresi, 27. ayet — tek başına aç

    Ahzâb suresi, 27. ayet. وَأَوْرَثَكُمْ أَرْضَهُمْ وَدِيَٰرَهُمْ وَأَمْوَٰلَهُمْ وَأَرْضًا لَّمْ تَطَـُٔوهَا وَكَانَ ٱللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرًا

    veevraŝeküm arḍahüm vediyârahüm veemvâlehüm vearḍal lem teṭaûhâ. vekâne-llâhü `alâ külli şey'in ḳadîrâ.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Sizi, onların yerlerine, yurtlarına, mallarına ve hiç ayak basmadığınız yerlere mirasçı yaptı. Allah, Her Şeye Güç Yetiren'dir. dipnot 1

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayetlerin, Hicretin 5. Yılında gerçekleşen Hendek savaşını konu edindiği söylenmektedir.

    Ayet detayı — Ahzâb suresi, 27. ayet

Peygamber hanımlarına hitap 28–34

  1. Ahzâb suresi, 28. ayet — tek başına aç

    Ahzâb suresi, 28. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّبِىُّ قُل لِّأَزْوَٰجِكَ إِن كُنتُنَّ تُرِدْنَ ٱلْحَيَوٰةَ ٱلدُّنْيَا وَزِينَتَهَا فَتَعَالَيْنَ أُمَتِّعْكُنَّ وَأُسَرِّحْكُنَّ سَرَاحًا جَمِيلًا

    yâ eyyühe-nnebiyyü ḳul liezvâcike in küntünne türidne-lḥayâte-ddünyâ vezînetehâ fete`âleyne ümetti`künne veüserriḥkünne serâḥan cemîlâ.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ey Nebi! Eşlerine de ki: "Eğer dünya hayatını ve onun güzelliklerini istiyorsanız, gelin sizi yararlandırayım. dipnot 1 Ve sizi güzellikle boşayayım."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Nafakanızı, geçimliğinizi.

    Ayet detayı — Ahzâb suresi, 28. ayet

  2. Ahzâb suresi, 29. ayet — tek başına aç

    Ahzâb suresi, 29. ayet. وَإِن كُنتُنَّ تُرِدْنَ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥ وَٱلدَّارَ ٱلْـَٔاخِرَةَ فَإِنَّ ٱللَّهَ أَعَدَّ لِلْمُحْسِنَٰتِ مِنكُنَّ أَجْرًا عَظِيمًا

    vein küntünne türidne-llâhe verasûlehû veddâra-l'âḫirate feinne-llâhe e`adde lilmuḥsinâti minkünne ecran `ażîmâ.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Eğer Allah'ı, Rasul'ünü ve Ahiret Yurdu'nu istiyorsanız, kuşkusuz Allah, sizden Muhsin dipnot 1 olan kadınlar için büyük bir ecir dipnot 2 hazırlamıştır."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İyi kimse, iyi işler yapan, iyi davranmayı ilke edinen, güzel ahlak sahibi olan.
    2. metne dön, dipnot 2
      Ödül, karşılık.

    Ayet detayı — Ahzâb suresi, 29. ayet

  3. Ahzâb suresi, 30. ayet — tek başına aç

    Ahzâb suresi, 30. ayet. يَٰنِسَآءَ ٱلنَّبِىِّ مَن يَأْتِ مِنكُنَّ بِفَٰحِشَةٍ مُّبَيِّنَةٍ يُضَٰعَفْ لَهَا ٱلْعَذَابُ ضِعْفَيْنِ وَكَانَ ذَٰلِكَ عَلَى ٱللَّهِ يَسِيرًا

    yâ nisâe-nnebiyyi mey ye'ti minkünne bifâḥişetim mübeyyinetiy yüḍâ`af lehe-l`aẕâbü ḍi`feyn. vekâne ẕâlike `ale-llâhi yesîrâ.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ey Nebi'nin hanımları! Sizden kim açık bir fuhuş dipnot 1 yaparsa, onun azabı iki kat arttırılır. Ve bu Allah'a göre pek kolaydır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İsyankarlık, aşırılık. Fuhuş, sözcük olarak aşırılık demektir. Hangi konu ve alanda olursa olsun, yapılan her aşırılığı kapsamaktadır. (Fuhuş sözcüğü, "el" takısı(belirlilik takısı) almamışsa "isyankarlık"; "el" takısı(belirlilik takısı) almışsa, "hayasızlık" anlamında kullanılmaktadır.)

    Ayet detayı — Ahzâb suresi, 30. ayet

  4. Buradan itibaren cüz 22

    Ahzâb suresi, 31. ayet — tek başına aç

    Ahzâb suresi, 31. ayet. وَمَن يَقْنُتْ مِنكُنَّ لِلَّهِ وَرَسُولِهِۦ وَتَعْمَلْ صَٰلِحًا نُّؤْتِهَآ أَجْرَهَا مَرَّتَيْنِ وَأَعْتَدْنَا لَهَا رِزْقًا كَرِيمًا

    vemey yaḳnüt minkünne lillâhi verasûlihî veta`mel ṣâliḥan nü'tihâ ecrahâ merrateyni vea`tednâ lehâ rizḳan kerîmâ.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ve sizden kim Allah'a ve Rasul'üne içtenlikle uyar ve salih dipnot 1 olanı yaparsa ona da iki kat ödül veririz. Ayrıca ona cömertçe bir rızık hazırlamışızdır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Arı, saf, temiz, iyi, erdemli, dürüst.

    Ayet detayı — Ahzâb suresi, 31. ayet

  5. Ahzâb suresi, 32. ayet — tek başına aç

    Ahzâb suresi, 32. ayet. يَٰنِسَآءَ ٱلنَّبِىِّ لَسْتُنَّ كَأَحَدٍ مِّنَ ٱلنِّسَآءِ إِنِ ٱتَّقَيْتُنَّ فَلَا تَخْضَعْنَ بِٱلْقَوْلِ فَيَطْمَعَ ٱلَّذِى فِى قَلْبِهِۦ مَرَضٌ وَقُلْنَ قَوْلًا مَّعْرُوفًا

    yâ nisâe-nnebiyyi lestünne keeḥadim mine-nnisâi ini-tteḳaytünne felâ taḫḍa`ne bilḳavli feyaṭme`a-lleẕî fî ḳalbihî meraḍuv veḳulne ḳavlem ma`rûfâ.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ey Nebi'nin hanımları! Siz sıradan bir kadın değilsiniz. Eğer takvalıysanız, dipnot 1 yabancı erkeklerle edalı dipnot 2 bir üslupla konuşmayın. Zira kalbinde kötülük olan bir kimse buna yanlış anlam yükleyebilir. Sözün maruf dipnot 3 olanını söyleyin.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'ın buyruklarına içtenlikle uyarak; o buyruklarla, kötü ve zararlı şeylere karşı kendisini korumaya, güvenceye almak.
    2. metne dön, dipnot 2
      Yumuşak sesle.
    3. metne dön, dipnot 3
      Doğru, iyi ve yararlı kabul edilen toplumsal değer yargılarına ve vahye uygun olan.

    Ayet detayı — Ahzâb suresi, 32. ayet

  6. Ahzâb suresi, 33. ayet — tek başına aç

    Ahzâb suresi, 33. ayet. وَقَرْنَ فِى بُيُوتِكُنَّ وَلَا تَبَرَّجْنَ تَبَرُّجَ ٱلْجَٰهِلِيَّةِ ٱلْأُولَىٰ وَأَقِمْنَ ٱلصَّلَوٰةَ وَءَاتِينَ ٱلزَّكَوٰةَ وَأَطِعْنَ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥٓ إِنَّمَا يُرِيدُ ٱللَّهُ لِيُذْهِبَ عَنكُمُ ٱلرِّجْسَ أَهْلَ ٱلْبَيْتِ وَيُطَهِّرَكُمْ تَطْهِيرًا

    veḳarne fî büyûtikünne velâ teberracne teberruce-lcâhiliyyeti-l'ûlâ veeḳimne-ṣṣalâte veâtîne-zzekâte veeṭi`ne-llâhe verasûleh. innemâ yürîdü-llâhü liyüẕhibe `ankümü-rricse ehle-lbeyti veyüṭahhiraküm taṭhîrâ.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Evlerinizde vakarlı olun. dipnot 1 Cahiliye dönemindeki gösteriş gibi gösteriş yapmayın. Salatı dipnot 2 ikame edin, zekatı dipnot 2 verin. Allah'a ve Rasul'üne itaat edin. Ey Nebi'nin ailesi! Allah sizden her türlü kirliliği giderip sizi tertemiz kılmak istiyor.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yaşam biçiminize özen gösterin. Çevirilerde, "Vakarlı olma (vekarna)" buyruğuna, çoğunlukla "evinizde oturun" diye anlam verilmektedir. Oysaki ayette oturmaktan söz eden herhangi bir ibare bulunmamaktadır. Ayet, evde oturmaktan değil, vakarlı olmaktan söz etmektedir.
    2. metne dön, dipnot 2
      "Salatı ikame etmek, zekatı vermek" bir terkip olarak; şirkten arınmış bir bilinçle Allah'a yönelmek, O'na kulluk etmek ve bunu arınmış, temizlenmiş bir benlikle yapmak demektir.

    Ayet detayı — Ahzâb suresi, 33. ayet

  7. Ahzâb suresi, 34. ayet — tek başına aç

    Ahzâb suresi, 34. ayet. وَٱذْكُرْنَ مَا يُتْلَىٰ فِى بُيُوتِكُنَّ مِنْ ءَايَٰتِ ٱللَّهِ وَٱلْحِكْمَةِ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ لَطِيفًا خَبِيرًا

    veẕkürne mâ yütlâ fî büyûtikünne min âyâti-llâhi velḥikmeh. inne-llâhe kâne leṭîfen ḫabîrâ.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Evlerinizde okunmakta olan Allah'ın ayetlerini ve hikmetini dipnot 1 aklınızdan çıkarmayın. Kuşkusuz Allah, Bütün Ayrıntıları Bilen'dir, Her Şeyden Haberdar'dır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yasa, yargı, karar, emir, ilke ve kurallarını.

    Ayet detayı — Ahzâb suresi, 34. ayet

Müslüman erkekler ve kadınlar; Zeyd; peygamberlerin sonuncusu 35–40

  1. Ahzâb suresi, 35. ayet — tek başına aç

    Ahzâb suresi, 35. ayet. إِنَّ ٱلْمُسْلِمِينَ وَٱلْمُسْلِمَٰتِ وَٱلْمُؤْمِنِينَ وَٱلْمُؤْمِنَٰتِ وَٱلْقَٰنِتِينَ وَٱلْقَٰنِتَٰتِ وَٱلصَّٰدِقِينَ وَٱلصَّٰدِقَٰتِ وَٱلصَّٰبِرِينَ وَٱلصَّٰبِرَٰتِ وَٱلْخَٰشِعِينَ وَٱلْخَٰشِعَٰتِ وَٱلْمُتَصَدِّقِينَ وَٱلْمُتَصَدِّقَٰتِ وَٱلصَّٰٓئِمِينَ وَٱلصَّٰٓئِمَٰتِ وَٱلْحَٰفِظِينَ فُرُوجَهُمْ وَٱلْحَٰفِظَٰتِ وَٱلذَّٰكِرِينَ ٱللَّهَ كَثِيرًا وَٱلذَّٰكِرَٰتِ أَعَدَّ ٱللَّهُ لَهُم مَّغْفِرَةً وَأَجْرًا عَظِيمًا

    inne-lmüslimîne velmüslimâti velmü'minîne velmü'minâti velḳânitîne velḳânitâti veṣṣâdiḳîne veṣṣâdiḳâti veṣṣâbirîne veṣṣâbirâti velḫâşi`îne velḫâşi`âti velmüteṣaddiḳîne velmüteṣaddiḳâti veṣṣâimîne veṣṣâimâti velḥâfiżîne fürûcehüm velḥâfiżâti veẕẕâkirîne-llâhe keŝîrav veẕẕâkirâti e`adde-llâhü lehüm magfiratev veecran `ażîmâ.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Müslüman erkekler ve Müslüman kadınlar, mü'min erkekler ve mü'min kadınlar, adanmış erkekler ve adanmış kadınlar, dipnot 1 sadık erkekler ve sadık kadınlar, sabreden erkekler ve sabreden kadınlar, huşulu dipnot 2 erkekler ve huşulu kadınlar, sadaka veren erkekler ve sadaka veren kadınlar, oruç tutan erkekler ve oruç tutan kadınlar, ırzlarını koruyan erkekler ve ırzlarını koruyan kadınlar ve Allah'ı çok zikreden erkekler ve Allah'ı çok zikreden kadınlar dipnot 3 ; Allah, onlar için bağışlanma ve büyük bir ödül hazırlamıştır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kendilerini Allah'a adamış.
    2. metne dön, dipnot 2
      Allah'a içtenlikle, samimiyetle yönelen.
    3. metne dön, dipnot 3
      Allah'ın buyruklarını dikkate alan, Allah'ı akıllarından çıkarmayan.

    Ayet detayı — Ahzâb suresi, 35. ayet

  2. Ahzâb suresi, 36. ayet — tek başına aç

    Ahzâb suresi, 36. ayet. وَمَا كَانَ لِمُؤْمِنٍ وَلَا مُؤْمِنَةٍ إِذَا قَضَى ٱللَّهُ وَرَسُولُهُۥٓ أَمْرًا أَن يَكُونَ لَهُمُ ٱلْخِيَرَةُ مِنْ أَمْرِهِمْ وَمَن يَعْصِ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥ فَقَدْ ضَلَّ ضَلَٰلًا مُّبِينًا

    vemâ kâne limü'miniv velâ mü'minetin iẕâ ḳaḍa-llâhü verasûlühû emran ey yekûne lehümü-lḫiyeratü min emrihim. vemey ya`ṣi-llâhe verasûlehû feḳad ḍalle ḍalâlem mübînâ.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Allah ve Rasul'ü bir konuda karar verdiği zaman, hiçbir inanan erkek ve inanan kadın için, o konuda tercih hakkı yoktur. Kim Allah'a ve Rasul'üne asilik ederse o, açık bir sapkınlıkla sapmış olur.

    Ayet detayı — Ahzâb suresi, 36. ayet

  3. Ahzâb suresi, 37. ayet — tek başına aç

    Ahzâb suresi, 37. ayet. وَإِذْ تَقُولُ لِلَّذِىٓ أَنْعَمَ ٱللَّهُ عَلَيْهِ وَأَنْعَمْتَ عَلَيْهِ أَمْسِكْ عَلَيْكَ زَوْجَكَ وَٱتَّقِ ٱللَّهَ وَتُخْفِى فِى نَفْسِكَ مَا ٱللَّهُ مُبْدِيهِ وَتَخْشَى ٱلنَّاسَ وَٱللَّهُ أَحَقُّ أَن تَخْشَىٰهُ فَلَمَّا قَضَىٰ زَيْدٌ مِّنْهَا وَطَرًا زَوَّجْنَٰكَهَا لِكَىْ لَا يَكُونَ عَلَى ٱلْمُؤْمِنِينَ حَرَجٌ فِىٓ أَزْوَٰجِ أَدْعِيَآئِهِمْ إِذَا قَضَوْا۟ مِنْهُنَّ وَطَرًا وَكَانَ أَمْرُ ٱللَّهِ مَفْعُولًا

    veiẕ teḳûlü lilleẕî en`ame-llâhü `aleyhi veen`amte `aleyhi emsik `aleyke zevceke vetteḳi-llâhe vetuḫfî fî nefsike me-llâhü mübdîhi vetaḫşe-nnâs. vellâhü eḥaḳḳu en taḫşâh. felemmâ ḳaḍâ zeydüm minhâ veṭaran zevvecnâkehâ likey lâ yekûne `ale-lmü'minîne ḥaracün fî ezvâci ed`iyâihim iẕâ ḳaḍav minhünne veṭarâ. vekâne emru-llâhi mef`ûlâ.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Hani sen, Allah'ın kendisine bağışta bulunduğu ve senin de kollayıp gözettiğin kimseye, "Eşini yanında tut ve Allah'a takvalı davran." diyordun. İnsanlardan çekindiğin için, Allah'ın açığa vuracağı şeyi içinde saklıyordun. Oysaki esas çekinilmesi gereken Allah'tır. Sonra Zeyd, ondan ayrılınca, senin onunla evlenmeni istedik ki, evlatlıkların, kendilerinden boşandıkları kadınların evlenmelerinde, inananların üzerinde bir güçlük olmasın diye. İşte Allah'ın emri böylece yerine gelmiş oldu.

    Ayet detayı — Ahzâb suresi, 37. ayet

  4. Ahzâb suresi, 38. ayet — tek başına aç

    Ahzâb suresi, 38. ayet. مَّا كَانَ عَلَى ٱلنَّبِىِّ مِنْ حَرَجٍ فِيمَا فَرَضَ ٱللَّهُ لَهُۥ سُنَّةَ ٱللَّهِ فِى ٱلَّذِينَ خَلَوْا۟ مِن قَبْلُ وَكَانَ أَمْرُ ٱللَّهِ قَدَرًا مَّقْدُورًا

    mâ kâne `ale-nnebiyyi min ḥaracin fîmâ feraḍa-llâhü leh. sünnete-llâhi fi-lleẕîne ḫalev min ḳabl. vekâne emru-llâhi ḳaderam maḳdûrâ.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Nebi, Allah'ın emri gereği bir şeyi yapmasından dolayı suçlanamaz. Bu, daha önceki toplumlarda da geçerli olan Allah'ın yasasıdır. Allah'ın emri, kesinleşmiş bir yazgıdır.

    Ayet detayı — Ahzâb suresi, 38. ayet

  5. Ahzâb suresi, 39. ayet — tek başına aç

    Ahzâb suresi, 39. ayet. ٱلَّذِينَ يُبَلِّغُونَ رِسَٰلَٰتِ ٱللَّهِ وَيَخْشَوْنَهُۥ وَلَا يَخْشَوْنَ أَحَدًا إِلَّا ٱللَّهَ وَكَفَىٰ بِٱللَّهِ حَسِيبًا

    elleẕîne yübelligûne risâlâti-llâhi veyaḫşevnehû velâ yaḫşevne eḥaden ille-llâh. vekefâ billâhi ḥasîbâ.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onlar, Allah'ın mesajını iletirler ve O'na huşu dipnot 1 duyarlar ve Allah'tan başka hiç kimseye huşu duymazlar. Allah, hesap görücü olarak yeter. dipnot 2

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'a karşı içten saygı duyan, içtenlikli olan, canı gönülden Allah'a yönelen, alçak gönüllü, bilinçli ve duyarlı olan.
    2. metne dön, dipnot 2
      Hesap verilecek tek merci Allah'tır.

    Ayet detayı — Ahzâb suresi, 39. ayet

  6. Ahzâb suresi, 40. ayet — tek başına aç

    Ahzâb suresi, 40. ayet. مَّا كَانَ مُحَمَّدٌ أَبَآ أَحَدٍ مِّن رِّجَالِكُمْ وَلَٰكِن رَّسُولَ ٱللَّهِ وَخَاتَمَ ٱلنَّبِيِّـۧنَ وَكَانَ ٱللَّهُ بِكُلِّ شَىْءٍ عَلِيمًا

    mâ kâne müḥammedün ebâ eḥadim mir ricâliküm velâkir rasûle-llâhi veḫâteme-nnebiyyîn. vekâne-llâhü bikülli şey'in `alîmâ.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Muhammed içinizden hiç birinizin babası değildir; fakat Allah'ın rasul'ü dipnot 1 ve nebilerin dipnot 1 sonuncusudur. Allah, her şeyi en iyi bilendir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Nebi sözcüğü, nebe/haber sözcüğünden türemiştir. "Muhbir/haberci" demektir. Kur'an, nebi sözcüğünü, yalnızca önemli haberler hakkında kullanmıştır. Nebi, "önemli haberleri veren" kişi demektir. Bu sözcük, yalnızca nebileri ifade etmek için kullanılmıştır. Zira nebiler, sıradan haberleri değil, hiçbir şeyin kendisi kadar önemli olamayacağı Allah'ın vahyini haber vermektedirler. Rasul, gönderilen/elçi demektir. Belli bir amaç için, başkalarına bilgi ve haber götürmek için görevlendirilen kişi demektir. Kur'an bu sözcüğü; Allah'ın, kullarına, haberlerini ulaştırması için seçtiği kişi" anlamında kullanmıştır. Dolayısı ile "işlevsellik" bakımından rasul ve nebi arasında bir fark yoktur. Rasul ile Nebi arasındaki fark: Bir kimse rasul/elçi olarak atanmışsa, onda nebilik görevi de vardır. Zira elçilik görevi olmadan, haber iletme işi olamaz. Rasul, " görev", nebi de "görevli", "haberi getiren" demektir. Rasul/elçi sözcüğü, nebilik dışında da birçok konuda Kur'an'da yer almaktadır. Örneğin can alıcı melekler için de rasul/elçi sözcüğü kullanılmıştır. Haber bittiğine(artık vahiy inzal olamayacağına) göre rasullük/elçilik de bitmiştir. Kimilerinin, nebiliğin bittiğini ancak elçiliğin sürdüğünü ileri sürmeleri tam bir sapkınlıktır. Zira vahiy olmadan elçilik olmaz; haber olmadan, haberci olmaz.

    Ayet detayı — Ahzâb suresi, 40. ayet

Allah'ı çokça zikredin; şahit, müjdeci ve uyarıcı 41–48

  1. Ahzâb suresi, 41. ayet — tek başına aç

    Ahzâb suresi, 41. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ ٱذْكُرُوا۟ ٱللَّهَ ذِكْرًا كَثِيرًا

    yâ eyyühe-lleẕîne âmenü-ẕkürü-llâhe ẕikran keŝîrâ.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ey iman edenler! Çok anışla Allah'ı anın.

    Ayet detayı — Ahzâb suresi, 41. ayet

  2. Ahzâb suresi, 42. ayet — tek başına aç

    Ahzâb suresi, 42. ayet. وَسَبِّحُوهُ بُكْرَةً وَأَصِيلًا

    vesebbiḥûhü bükratev veeṣîlâ.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    O'nu sabah akşam dipnot 1 tesbih dipnot 2 edin.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Sürekli. Bütün bir gün. Sabahtan akşama.
    2. metne dön, dipnot 2
      Tesbih, Allah'ın, her türlü noksanlıktan arınık, bütün mükemmel niteliklere sahip olduğunu bilmek; Allah'ı kendisine özgü nitelikleri ile tanımak ve tanıtmak demektir. Tesbih, tevhid inancının ve anlayışının kavranması ve Yaratıcının tüm nitelikleri ile tanınması ve tanıtılması etkinliğidir. Allah'ı tesbih etmek; O'nu şirk içeren her türlü düşünce ve inançtan arındırarak, Kendisine özgü nitelikleri ile yüceltmek demektir. (20/Taha, 130). Tesbihi, namazda tesbih çekmeye indirgemek bidat ve hurafedir.

    Ayet detayı — Ahzâb suresi, 42. ayet

  3. Ahzâb suresi, 43. ayet — tek başına aç

    Ahzâb suresi, 43. ayet. هُوَ ٱلَّذِى يُصَلِّى عَلَيْكُمْ وَمَلَٰٓئِكَتُهُۥ لِيُخْرِجَكُم مِّنَ ٱلظُّلُمَٰتِ إِلَى ٱلنُّورِ وَكَانَ بِٱلْمُؤْمِنِينَ رَحِيمًا

    hüve-lleẕî yüṣallî `aleyküm vemelâiketühû liyuḫriceküm mine-żżulümâti ile-nnûr. vekâne bilmü'minîne raḥîmâ.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Allah ve melekleri, sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için size salat dipnot 1 etmektedir. O, inananlara karşı çok merhametlidir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Destek olmaktadır, yardım etmektedir.

    Ayet detayı — Ahzâb suresi, 43. ayet

  4. Ahzâb suresi, 44. ayet — tek başına aç

    Ahzâb suresi, 44. ayet. تَحِيَّتُهُمْ يَوْمَ يَلْقَوْنَهُۥ سَلَٰمٌ وَأَعَدَّ لَهُمْ أَجْرًا كَرِيمًا

    teḥiyyetühüm yevme yelḳavnehû selâm. vee`adde lehüm ecran kerîmâ.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    O'na kavuşacakları gün, "selam dipnot 1 " ile karşılanırlar. Onlar için cömertçe ödül hazırlanmıştır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Esenlik ve güven.

    Ayet detayı — Ahzâb suresi, 44. ayet

  5. Ahzâb suresi, 45. ayet — tek başına aç

    Ahzâb suresi, 45. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّبِىُّ إِنَّآ أَرْسَلْنَٰكَ شَٰهِدًا وَمُبَشِّرًا وَنَذِيرًا

    yâ eyyühe-nnebiyyü innâ erselnâke şâhidev vemübeşşirav veneẕîrâ.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ey Nebi! Biz seni tanık, müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik.

    Ayet detayı — Ahzâb suresi, 45. ayet

  6. Ahzâb suresi, 46. ayet — tek başına aç

    Ahzâb suresi, 46. ayet. وَدَاعِيًا إِلَى ٱللَّهِ بِإِذْنِهِۦ وَسِرَاجًا مُّنِيرًا

    vedâ`iyen ile-llâhi biiẕnihî vesirâcem münîrâ.

    Ayet detayı — Ahzâb suresi, 46. ayet

  7. Ahzâb suresi, 47. ayet — tek başına aç

    Ahzâb suresi, 47. ayet. وَبَشِّرِ ٱلْمُؤْمِنِينَ بِأَنَّ لَهُم مِّنَ ٱللَّهِ فَضْلًا كَبِيرًا

    vebeşşiri-lmü'minîne bienne lehüm mine-llâhi faḍlen kebîrâ.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İnananları müjdele! Onlar için Allah'tan büyük bir lütuf vardır.

    Ayet detayı — Ahzâb suresi, 47. ayet

  8. Ahzâb suresi, 48. ayet — tek başına aç

    Ahzâb suresi, 48. ayet. وَلَا تُطِعِ ٱلْكَٰفِرِينَ وَٱلْمُنَٰفِقِينَ وَدَعْ أَذَىٰهُمْ وَتَوَكَّلْ عَلَى ٱللَّهِ وَكَفَىٰ بِٱللَّهِ وَكِيلًا

    velâ tüṭi`i-lkâfirîne velmünâfiḳîne veda` eẕâhüm vetevekkel `ale-llâh. vekefâ billâhi vekîlâ.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Gerçeği yalanlayan nankörlere ve münafıklara boyun eğme, onların baskılarına aldırma. Allah'a tevekkül dipnot 1 et. Vekil dipnot 2 olarak Allah yeter.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'a güvenme, O'na dayanma; her türlü çabayı gösterdikten sonra sonucu Allah'a bırakma.
    2. metne dön, dipnot 2
      Her şeyin koruyucusu, yöneticisi, dayanağı ve kefili olan; varlığı ayakta tutan, sürdüren, koruyan kontrol altında tutan, rızkını ve hak ettiğini veren.

    Ayet detayı — Ahzâb suresi, 48. ayet

Nikâh ve boşama hükümleri 49–52

  1. Ahzâb suresi, 49. ayet — tek başına aç

    Ahzâb suresi, 49. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ إِذَا نَكَحْتُمُ ٱلْمُؤْمِنَٰتِ ثُمَّ طَلَّقْتُمُوهُنَّ مِن قَبْلِ أَن تَمَسُّوهُنَّ فَمَا لَكُمْ عَلَيْهِنَّ مِنْ عِدَّةٍ تَعْتَدُّونَهَا فَمَتِّعُوهُنَّ وَسَرِّحُوهُنَّ سَرَاحًا جَمِيلًا

    yâ eyyühe-lleẕîne âmenû iẕâ nekaḥtümü-lmü'minâti ŝümme ṭallaḳtümûhünne min ḳabli en temessûhünne femâ leküm `aleyhinne min `iddetin ta`teddûnehâ. femetti`ûhünne veserriḥûhünne serâḥan cemîlâ.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ey iman edenler! Mü'min kadınları nikah edip, sonra onlara dokunmadan boşarsanız, onların iddet süresince beklemelerini isteme hakkınız yoktur. Böyle bir durumda onları hemen yararlandırın dipnot 1 ve güzellikle ayrılın.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Tazminatlarını verin, bağışta bulunun.

    Ayet detayı — Ahzâb suresi, 49. ayet

  2. Ahzâb suresi, 50. ayet — tek başına aç

    Ahzâb suresi, 50. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّبِىُّ إِنَّآ أَحْلَلْنَا لَكَ أَزْوَٰجَكَ ٱلَّٰتِىٓ ءَاتَيْتَ أُجُورَهُنَّ وَمَا مَلَكَتْ يَمِينُكَ مِمَّآ أَفَآءَ ٱللَّهُ عَلَيْكَ وَبَنَاتِ عَمِّكَ وَبَنَاتِ عَمَّٰتِكَ وَبَنَاتِ خَالِكَ وَبَنَاتِ خَٰلَٰتِكَ ٱلَّٰتِى هَاجَرْنَ مَعَكَ وَٱمْرَأَةً مُّؤْمِنَةً إِن وَهَبَتْ نَفْسَهَا لِلنَّبِىِّ إِنْ أَرَادَ ٱلنَّبِىُّ أَن يَسْتَنكِحَهَا خَالِصَةً لَّكَ مِن دُونِ ٱلْمُؤْمِنِينَ قَدْ عَلِمْنَا مَا فَرَضْنَا عَلَيْهِمْ فِىٓ أَزْوَٰجِهِمْ وَمَا مَلَكَتْ أَيْمَٰنُهُمْ لِكَيْلَا يَكُونَ عَلَيْكَ حَرَجٌ وَكَانَ ٱللَّهُ غَفُورًا رَّحِيمًا

    yâ eyyühe-nnebiyyü innâ aḥlelnâ leke ezvâceke-llâtî âteyte ücûrahünne vemâ meleket yemînüke mimmâ efâe-llâhü `aleyke vebenâti `ammike vebenâti `ammetike vebenâti ḫâlike vebenâti ḫâletike-llâtî hâcerne me`ak. vemraetem mü'mineten iv vehebet nefsehâ linnebiyyi in erâde-nnebiyyü ey yestenkiḥahâ. ḫâliṣatel leke min dûni-lmü'minîn. ḳad `alimnâ mâ feraḍnâ `aleyhim fî ezvâcihim vemâ meleket eymânühüm likeylâ yekûne `aleyke ḥarac. vekâne-llâhü gafûrar raḥîmâ.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ey Nebi! Biz, ecirlerini dipnot 1 verdiğin eşlerini ve savaşlarda Allah'ın ganimet olarak sana verdiği sağ elinin sahip olduklarını dipnot 2 , sana helal kıldık. Seninle birlikte hicret eden amcanın kızları, halanın kızları, dayının kızları, teyzenin kızları ve kendisini Nebiye hibe dipnot 3 edip de nebinin de nikahlamayı uygun gördüğü mü'min kadınları -ki bu yalnızca sana özgüdür- sana helal kıldık. Onlara dipnot 4 zevceleri ve ellerinin sahip oldukları dipnot 2 konusunda neyi farz kıldığımızı biliriz. Bu durum senin için bir güçlük olmasın diyedir. Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Mehirlerini.
    2. metne dön, dipnot 2
      "Sağ ellerinizin sahip olduğu" deyimi, "güç yolu ile üzerinde tasarruf etme hakkına sahip olduğunuz" anlamına gelmektedir. Diğer bir anlatımla; antlaşma yoluyla sahip olunanlar, sorumluluğu üstlenilenler, bakmakla yükümlü olunanlar, meşru şekilde sahip olunanlar, üzerlerinde hak sahibi olunanlar gibi anlamlara gelmektedir. Bu deyimle, esas olarak kast edilen şey, bakımları ve sorumlulukları üstlenilerek sahip olunan savaş esirleri ve o günün cahiliye döneminin bakayası/kalıntısı olarak kalan cariyeler ile ancak nikah yapılarak birlikte olunabileceğidir. Kur'an; kim olursa olsun, nikah yapılmaksızın ilişkiye girmeyi zina olarak tanımlamaktadır.
    3. metne dön, dipnot 3
      Kendisini Nebi'nin yoluna adayan, onun için her şeyinden vaz geçen. Kendisini Nebi'ye bağışlayan. Mehir talebinde bulunmayan.
    4. metne dön, dipnot 4
      Senin dışındaki mü'minlere.

    Ayet detayı — Ahzâb suresi, 50. ayet

  3. Ahzâb suresi, 51. ayet — tek başına aç

    Ahzâb suresi, 51. ayet. تُرْجِى مَن تَشَآءُ مِنْهُنَّ وَتُـْٔوِىٓ إِلَيْكَ مَن تَشَآءُ وَمَنِ ٱبْتَغَيْتَ مِمَّنْ عَزَلْتَ فَلَا جُنَاحَ عَلَيْكَ ذَٰلِكَ أَدْنَىٰٓ أَن تَقَرَّ أَعْيُنُهُنَّ وَلَا يَحْزَنَّ وَيَرْضَيْنَ بِمَآ ءَاتَيْتَهُنَّ كُلُّهُنَّ وَٱللَّهُ يَعْلَمُ مَا فِى قُلُوبِكُمْ وَكَانَ ٱللَّهُ عَلِيمًا حَلِيمًا

    türcî men teşâü minhünne vetü'vî ileyke men teşâ'. vemeni-btegayte mimmen `azelte felâ cünâḥa `aleyk. ẕâlike ednâ en teḳarra a`yünühünne velâ yaḥzenne veyerḍayne bimâ âteytehünne küllühünn. vellâhü ya`lemü mâ fî ḳulûbiküm. vekâne-llâhü `alîmen ḥalîmâ.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onlardan dilediğini ertelersin, dilediğini yanına alırsın. dipnot 1 Bıraktıklarından dipnot 2 , istediğini yanına almanda senin için bir sakınca yoktur. Bu, onların gözlerinin aydın olması dipnot 3 ve hüzünlenmemeleri ve kendilerine verdiğinle hoşnut olmaları için en uygun olanıdır. Allah, kalplerinizde olanı bilmektedir. Allah, Her Şeyi Bilen'dir, Çok Şefkatli'dir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Birlikte olma sıralarını değiştirebilirsin.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bir süre uzak kaldıklarından.
    3. metne dön, dipnot 3
      Sevinmeleri.

    Ayet detayı — Ahzâb suresi, 51. ayet

  4. Ahzâb suresi, 52. ayet — tek başına aç

    Ahzâb suresi, 52. ayet. لَّا يَحِلُّ لَكَ ٱلنِّسَآءُ مِنۢ بَعْدُ وَلَآ أَن تَبَدَّلَ بِهِنَّ مِنْ أَزْوَٰجٍ وَلَوْ أَعْجَبَكَ حُسْنُهُنَّ إِلَّا مَا مَلَكَتْ يَمِينُكَ وَكَانَ ٱللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ رَّقِيبًا

    lâ yeḥillü leke-nnisâü mim ba`dü velâ en tebeddele bihinne min ezvâciv velev a`cebeke ḥusnühünne illâ mâ meleket yemînük. vekâne-llâhü `alâ külli şey'ir raḳîbâ.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Bundan sonra kadınlar ve zevcelerinden birini -iyi birisi olması hoşuna gitse bile- değiştirmen sana helal olmaz. dipnot 1 Ancak sağ ellerinin sahip olduğu hariç. Allah, her şeyi gözetleyip denetleyendir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Artık başka biriyle evlenemezsin.

    Ayet detayı — Ahzâb suresi, 52. ayet

Ev âdâbı, salât ü selâm ve örtünme 53–59

  1. Ahzâb suresi, 53. ayet — tek başına aç

    Ahzâb suresi, 53. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لَا تَدْخُلُوا۟ بُيُوتَ ٱلنَّبِىِّ إِلَّآ أَن يُؤْذَنَ لَكُمْ إِلَىٰ طَعَامٍ غَيْرَ نَٰظِرِينَ إِنَىٰهُ وَلَٰكِنْ إِذَا دُعِيتُمْ فَٱدْخُلُوا۟ فَإِذَا طَعِمْتُمْ فَٱنتَشِرُوا۟ وَلَا مُسْتَـْٔنِسِينَ لِحَدِيثٍ إِنَّ ذَٰلِكُمْ كَانَ يُؤْذِى ٱلنَّبِىَّ فَيَسْتَحْىِۦ مِنكُمْ وَٱللَّهُ لَا يَسْتَحْىِۦ مِنَ ٱلْحَقِّ وَإِذَا سَأَلْتُمُوهُنَّ مَتَٰعًا فَسْـَٔلُوهُنَّ مِن وَرَآءِ حِجَابٍ ذَٰلِكُمْ أَطْهَرُ لِقُلُوبِكُمْ وَقُلُوبِهِنَّ وَمَا كَانَ لَكُمْ أَن تُؤْذُوا۟ رَسُولَ ٱللَّهِ وَلَآ أَن تَنكِحُوٓا۟ أَزْوَٰجَهُۥ مِنۢ بَعْدِهِۦٓ أَبَدًا إِنَّ ذَٰلِكُمْ كَانَ عِندَ ٱللَّهِ عَظِيمًا

    yâ eyyühe-lleẕîne âmenû lâ tedḫulû büyûte-nnebiyyi illâ ey yü'ẕene leküm ilâ ṭa`âmin gayra nâżirîne inâhü velâkin iẕâ dü`îtüm fedḫulû feiẕâ ṭa`imtüm fenteşirû velâ müste'nisîne liḥadîŝ. inne ẕâliküm kâne yü'ẕi-nnebiyye feyestaḥyî minküm. vellâhü lâ yestaḥyî mine-lḥaḳḳ. veiẕâ seeltümûhünne metâ`an fes'elûhünne miv verâi ḥicâb. ẕâliküm aṭheru liḳulûbiküm veḳulûbihinn. vemâ kâne leküm en tü'ẕû rasûle-llâhi velâ en tenkiḥû ezvâcehû mim ba`dihî ebedâ. inne ẕâliküm kâne `inde-llâhi `ażîmâ.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ey iman edenler! Nebinin evlerine, yemeğe müsaade edilmiş olmasının dışında vakitli vakitsiz izinsiz girmeyin. Ama çağrılmışsanız o başka. Yemeği yiyince de söze dalıp oyalanmayın, hemen dağılın. Doğrusu bu haliniz Nebi'yi rahatsız ediyor, o sizden çekindiği için bir şey demiyor. Allah ise gerçeği açıklamaktan çekinmez. Onlardan bir şey isteyeceğiniz zaman da hicap dipnot 1 arkasından isteyin. Bu sizin kalpleriniz için de onların kalpleri için de daha uygundur. Allah'ın Rasulü'ne rahatsızlık vermeniz ve kendisinden sonra da eşleriyle evlenmeniz asla olacak bir şey değildir. Bu buyruklara uymamanız Allah'ın yanında büyük günahtır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Perde. (Kapı yerine kullanılan perde. O günün koşullarında iç odalarda kapı olmadığı için, kapı olarak perde kullanılmaktaydı.) Hicap, iki şey arasına girerek, birini diğerinden koruyan, saklayan nesneyi ifade etmektedir. Bu kullanıldığı yere göre somut bir şey olabileceği gibi, edep, haya gibi soyut bir şey de olabilir. Burada kast edilen şey; aile ortamının ve kişinin özel hayatının mahremiyetinin korunmasıdır. Müsaade istenmeden, haberdar etmeden özel alanlara girilmemesidir. Ev ortamında, başkalarının gördüklerinde uygun olmayacak bir kıyafet ve durumla karşılaşmaya karşı bu bir uyarıdır. Hicap aynı zamanda edepli olmayı da ifade etmektedir. Bunun cinsiyetler arası insani görüşmeleri kısıtlayan bir uyarı olarak algılanması doğru değildir.

    Ayet detayı — Ahzâb suresi, 53. ayet

  2. Ahzâb suresi, 54. ayet — tek başına aç

    Ahzâb suresi, 54. ayet. إِن تُبْدُوا۟ شَيْـًٔا أَوْ تُخْفُوهُ فَإِنَّ ٱللَّهَ كَانَ بِكُلِّ شَىْءٍ عَلِيمًا

    in tübdû şey'en ev tuḫfûhü feinne-llâhe kâne bikülli şey'in `alîmâ.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Bir şeyi açığa vursanız da gizleseniz de şunu bilin ki; kuşkusuz Allah, Her Şeyi En İyi Bilen'dir.

    Ayet detayı — Ahzâb suresi, 54. ayet

  3. Ahzâb suresi, 55. ayet — tek başına aç

    Ahzâb suresi, 55. ayet. لَّا جُنَاحَ عَلَيْهِنَّ فِىٓ ءَابَآئِهِنَّ وَلَآ أَبْنَآئِهِنَّ وَلَآ إِخْوَٰنِهِنَّ وَلَآ أَبْنَآءِ إِخْوَٰنِهِنَّ وَلَآ أَبْنَآءِ أَخَوَٰتِهِنَّ وَلَا نِسَآئِهِنَّ وَلَا مَا مَلَكَتْ أَيْمَٰنُهُنَّ وَٱتَّقِينَ ٱللَّهَ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ شَهِيدًا

    lâ cünâḥa `aleyhinne fî âbâihinne velâ ebnâihinne velâ iḫvânihinne velâ ebnâi iḫvânihinne velâ ebnâi eḫavâtihinne velâ nisâihinne velâ mâ meleket eymânühünn. vetteḳîne-llâh. inne-llâhe kâne `alâ külli şey'in şehîdâ.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Nebi eşlerine; babaları, oğulları, kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, hemcinsleri ve sağ ellerinin sahip oldukları dipnot 1 ile serbestçe görüşmelerinde bir sakınca yoktur. Allah'a karşı takva dipnot 2 sahibi olun. Kuşkusuz Allah, Her Şeye Tanık'tır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Sağ ellerinizin sahip olduğu" deyimi, "güç yolu ile üzerinde tasarruf etme hakkına sahip olduğunuz" anlamına gelmektedir. Diğer bir anlatımla; antlaşma yoluyla sahip olunanlar, sorumluluğu üstlenilenler, bakmakla yükümlü olunanlar, meşru şekilde sahip olunanlar, üzerlerinde hak sahibi olunanlar gibi anlamlara gelmektedir. Bu deyimle, bakımları ve sorumlulukları üstlenilerek sahip olunan savaş esirleri ve o günün cahiliye döneminin bakayası/kalıntısı olarak kalan cariyeler ile ancak nikah yapılarak birlikte olunabileceğidir. Kur'an; kim olursa olsun, nikah yapılmaksızın ilişkiye girmeyi zina olarak tanımlamaktadır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Allah'ın buyruklarına içtenlikle uyarak, o buyruklarla kötü ve zararlı şeylere karşı kendisini korumaya/güvenceye almak.

    Ayet detayı — Ahzâb suresi, 55. ayet

  4. Ahzâb suresi, 56. ayet — tek başına aç

    Ahzâb suresi, 56. ayet. إِنَّ ٱللَّهَ وَمَلَٰٓئِكَتَهُۥ يُصَلُّونَ عَلَى ٱلنَّبِىِّ يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ صَلُّوا۟ عَلَيْهِ وَسَلِّمُوا۟ تَسْلِيمًا

    inne-llâhe vemelâiketehû yüṣallûne `ale-nnebiyy. yâ eyyühe-lleẕîne âmenû ṣallû `aleyhi vesellimû teslîmâ.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Kuşkusuz Allah ve melekleri, Nebi'ye salat dipnot 1 ederler. Ey iman edenler! Siz de O'na salat dipnot 1 edin. Tam bir bağlılıkla salat dipnot 1 edin.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Destek olun, yardım edin. Allah ve melekleri, nebiye destek oluyorlar, siz de ona destek olun.

    Ayet detayı — Ahzâb suresi, 56. ayet

  5. Ahzâb suresi, 57. ayet — tek başına aç

    Ahzâb suresi, 57. ayet. إِنَّ ٱلَّذِينَ يُؤْذُونَ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥ لَعَنَهُمُ ٱللَّهُ فِى ٱلدُّنْيَا وَٱلْـَٔاخِرَةِ وَأَعَدَّ لَهُمْ عَذَابًا مُّهِينًا

    inne-lleẕîne yü'ẕûne-llâhe verasûlehû le`anehümü-llâhü fi-ddünyâ vel'âḫirati vee`adde lehüm `aẕâbem mühînâ.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Allah ve Rasul'üne eziyet edenlere, Allah, dünya ve ahirette lanet etti. Ve onlar için alçaltıcı bir azap hazırladı.

    Ayet detayı — Ahzâb suresi, 57. ayet

  6. Ahzâb suresi, 58. ayet — tek başına aç

    Ahzâb suresi, 58. ayet. وَٱلَّذِينَ يُؤْذُونَ ٱلْمُؤْمِنِينَ وَٱلْمُؤْمِنَٰتِ بِغَيْرِ مَا ٱكْتَسَبُوا۟ فَقَدِ ٱحْتَمَلُوا۟ بُهْتَٰنًا وَإِثْمًا مُّبِينًا

    velleẕîne yü'ẕûne-lmü'minîne velmü'minâti bigayri me-ktesebû feḳadi-ḥtemelû bühtânev veiŝmem mübînâ.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Mü'min erkeklere ve mü'min kadınlara yapmadıkları bir şey nedeniyle eziyet eden kimseler, bu durumda iftira ve apaçık günah yüklenmiş oldular.

    Ayet detayı — Ahzâb suresi, 58. ayet

  7. Ahzâb suresi, 59. ayet — tek başına aç

    Ahzâb suresi, 59. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّبِىُّ قُل لِّأَزْوَٰجِكَ وَبَنَاتِكَ وَنِسَآءِ ٱلْمُؤْمِنِينَ يُدْنِينَ عَلَيْهِنَّ مِن جَلَٰبِيبِهِنَّ ذَٰلِكَ أَدْنَىٰٓ أَن يُعْرَفْنَ فَلَا يُؤْذَيْنَ وَكَانَ ٱللَّهُ غَفُورًا رَّحِيمًا

    yâ eyyühe-nnebiyyü ḳul liezvâcike vebenâtike venisâi-lmü'minîne yüdnîne `aleyhinne min celâbîbihinn. ẕâlike ednâ ey yü`rafne felâ yü'ẕeyn. vekâne-llâhü gafûrar raḥîmâ.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ey Nebi! Eşlerine, kızlarına ve inananların kadınlarına söyle, üzerlerine dipnot 1 cilbablarını (celabib) dipnot 2 örtünsünler. Bu, onların bilinmeleri dipnot 3 ve eziyet edilmemeleri dipnot 4 için daha uygundur. Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Dışarı çıkarlarken.
    2. metne dön, dipnot 2
      Cilbab, söylendiği gibi, kadını tepeden tırnağa örten bir giysi türü değil, o günün toplumunda İffetli, hür Arap kadınlarını, cariyelerden ayırt eden bir kıyafet çeşididir. Hür kadınların dışarı çıktıklarında giydiği bir çeşit "üstlük" demektir.
    3. metne dön, dipnot 3
      İffetli, hür kadın olduklarının anlaşılması.
    4. metne dön, dipnot 4
      Sarkıntılık yapılarak incitilmemeleri.

    Ayet detayı — Ahzâb suresi, 59. ayet

Münafıklara uyarı ve kıyametin vakti 60–68

  1. Ahzâb suresi, 60. ayet — tek başına aç

    Ahzâb suresi, 60. ayet. لَّئِن لَّمْ يَنتَهِ ٱلْمُنَٰفِقُونَ وَٱلَّذِينَ فِى قُلُوبِهِم مَّرَضٌ وَٱلْمُرْجِفُونَ فِى ٱلْمَدِينَةِ لَنُغْرِيَنَّكَ بِهِمْ ثُمَّ لَا يُجَاوِرُونَكَ فِيهَآ إِلَّا قَلِيلًا

    leil lem yentehi-lmünâfiḳûne velleẕîne fî ḳulûbihim meraḍuv velmürcifûne fi-lmedîneti lenugriyenneke bihim ŝümme lâ yücâvirûneke fîhâ illâ ḳalîlâ.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Eğer, münafıklar, kalplerinde hastalık bulunanlar, şehirde yalan ve kötü haber yayanlar bu davranışlarına son vermezlerse, ant olsun ki, seni onlara musallat ederiz de seninle bir arada daha fazla kalamazlar.

    Ayet detayı — Ahzâb suresi, 60. ayet

  2. Ahzâb suresi, 61. ayet — tek başına aç

    Ahzâb suresi, 61. ayet. مَّلْعُونِينَ أَيْنَمَا ثُقِفُوٓا۟ أُخِذُوا۟ وَقُتِّلُوا۟ تَقْتِيلًا

    mel`ûnîn. eyne mâ ŝüḳifû üḫiẕû veḳuttilû taḳtîlâ.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Lanetlenmiş kimseler olarak, nerede rastlansalar yakalanıp, öldürülürler. dipnot 1

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Müslümanların morallerini bozup, onları panikleterek bozguna uğramalarını sağlamak için Nebi'nin savaşta öldüğü türden ve benzeri yalan haberlerle bozgunculuk yapanlardan söz edilmektedir.

    Ayet detayı — Ahzâb suresi, 61. ayet

  3. Ahzâb suresi, 62. ayet — tek başına aç

    Ahzâb suresi, 62. ayet. سُنَّةَ ٱللَّهِ فِى ٱلَّذِينَ خَلَوْا۟ مِن قَبْلُ وَلَن تَجِدَ لِسُنَّةِ ٱللَّهِ تَبْدِيلًا

    sünnete-llâhi fi-lleẕîne ḫalev min ḳabl. velen tecide lisünneti-llâhi tebdîlâ.

    Ayet detayı — Ahzâb suresi, 62. ayet

  4. Ahzâb suresi, 63. ayet — tek başına aç

    Ahzâb suresi, 63. ayet. يَسْـَٔلُكَ ٱلنَّاسُ عَنِ ٱلسَّاعَةِ قُلْ إِنَّمَا عِلْمُهَا عِندَ ٱللَّهِ وَمَا يُدْرِيكَ لَعَلَّ ٱلسَّاعَةَ تَكُونُ قَرِيبًا

    yes'elüke-nnâsü `ani-ssâ`ah. ḳul innemâ `ilmühâ `inde-llâh. vemâ yüdrîke le`alle-ssâ`ate tekûnü ḳarîbâ.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İnsanlar sana Sa'at'ten dipnot 1 soruyorlar. De ki: "Onun bilgisi yalnızca Allah'ın yanındadır. Ne bilirsin belki de o Sa'at yaklaşmıştır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kıyametin kopuş anı.

    Ayet detayı — Ahzâb suresi, 63. ayet

  5. Ahzâb suresi, 64. ayet — tek başına aç

    Ahzâb suresi, 64. ayet. إِنَّ ٱللَّهَ لَعَنَ ٱلْكَٰفِرِينَ وَأَعَدَّ لَهُمْ سَعِيرًا

    inne-llâhe le`ane-lkâfirîne vee`adde lehüm se`îrâ.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Allah, gerçeği yalanlayan nankörlere lanet etmiştir. dipnot 1 Onlar için alevli ateşi hazırlamıştır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Rahmetinden uzaklaştırmıştır.

    Ayet detayı — Ahzâb suresi, 64. ayet

  6. Ahzâb suresi, 65. ayet — tek başına aç

    Ahzâb suresi, 65. ayet. خَٰلِدِينَ فِيهَآ أَبَدًا لَّا يَجِدُونَ وَلِيًّا وَلَا نَصِيرًا

    ḫâlidîne fîhâ ebedâ. lâ yecidûne veliyyev velâ neṣîrâ.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Orada sürekli kalıcıdırlar. Orada bir koruyucu ve yardımcı bulamazlar.

    Ayet detayı — Ahzâb suresi, 65. ayet

  7. Ahzâb suresi, 66. ayet — tek başına aç

    Ahzâb suresi, 66. ayet. يَوْمَ تُقَلَّبُ وُجُوهُهُمْ فِى ٱلنَّارِ يَقُولُونَ يَٰلَيْتَنَآ أَطَعْنَا ٱللَّهَ وَأَطَعْنَا ٱلرَّسُولَا۠

    yevme tüḳallebü vucûhühüm fi-nnâri yeḳûlûne yâ leytenâ eṭa`ne-llâhe veeṭa`ne-rrasûl.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Yüzlerinin ateşin içinde bir taraftan bir tarafa çevrileceği gün: "Keşke biz, Allah'a ve Rasul'e itaat etseydik." derler.

    Ayet detayı — Ahzâb suresi, 66. ayet

  8. Ahzâb suresi, 67. ayet — tek başına aç

    Ahzâb suresi, 67. ayet. وَقَالُوا۟ رَبَّنَآ إِنَّآ أَطَعْنَا سَادَتَنَا وَكُبَرَآءَنَا فَأَضَلُّونَا ٱلسَّبِيلَا۠

    veḳâlû rabbenâ innâ eṭa`nâ sâdetenâ veküberâenâ feeḍallûne-ssebîl.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Ey Rabb'imiz! Biz büyüklerimize ve beylerimize dipnot 1 uyduk, onlar da bizi yanlış yola saptırdılar."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Dinde ileri gidenlerimize, önderlerimize.

    Ayet detayı — Ahzâb suresi, 67. ayet

  9. Ahzâb suresi, 68. ayet — tek başına aç

    Ahzâb suresi, 68. ayet. رَبَّنَآ ءَاتِهِمْ ضِعْفَيْنِ مِنَ ٱلْعَذَابِ وَٱلْعَنْهُمْ لَعْنًا كَبِيرًا

    rabbenâ âtihim ḍi`feyni mine-l`aẕâbi vel`anhüm la`nen kebîrâ.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Rabb'imiz! Onlara iki kat azap ver ve onları büyük bir lanete uğrat. dipnot 1 "

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Rahmetinden tamamen uzaklaştır.

    Ayet detayı — Ahzâb suresi, 68. ayet

"Mûsâ'ya eziyet edenler gibi olmayın"; emanet 69–73

  1. Ahzâb suresi, 69. ayet — tek başına aç

    Ahzâb suresi, 69. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لَا تَكُونُوا۟ كَٱلَّذِينَ ءَاذَوْا۟ مُوسَىٰ فَبَرَّأَهُ ٱللَّهُ مِمَّا قَالُوا۟ وَكَانَ عِندَ ٱللَّهِ وَجِيهًا

    yâ eyyühe-lleẕîne âmenû lâ tekûnû kelleẕîne âẕev mûsâ feberra'ehü-llâhü mimmâ ḳâlû. vekâne `inde-llâhi vecîhâ.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ey iman edenler! Musa'ya eziyet eden kimseler gibi olmayın! Allah; O'nu, onların söylediklerinden dipnot 1 temize çıkardı. O, Allah'ın yanında yüzü ak olan biriydi.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Suçladıkları şeylerden.

    Ayet detayı — Ahzâb suresi, 69. ayet

  2. Ahzâb suresi, 70. ayet — tek başına aç

    Ahzâb suresi, 70. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ ٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَقُولُوا۟ قَوْلًا سَدِيدًا

    yâ eyyühe-lleẕîne âmenü-tteḳu-llâhe veḳûlû ḳavlen sedîdâ.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ey iman edenler! Allah'a takvalı dipnot 1 davranın ve daima doğruyu söyleyin;

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'ın buyruklarına içtenlikle uyarak, o buyruklarla kötü ve zararlı şeylere karşı kendisini korumaya/güvenceye alın.

    Ayet detayı — Ahzâb suresi, 70. ayet

  3. Ahzâb suresi, 71. ayet — tek başına aç

    Ahzâb suresi, 71. ayet. يُصْلِحْ لَكُمْ أَعْمَٰلَكُمْ وَيَغْفِرْ لَكُمْ ذُنُوبَكُمْ وَمَن يُطِعِ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥ فَقَدْ فَازَ فَوْزًا عَظِيمًا

    yuṣliḥ leküm a`mâleküm veyagfir leküm ẕünûbeküm. vemey yüṭi`i-llâhe verasûlehû feḳad fâze fevzen `ażîmâ.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ki yaptıklarınızı sizin için düzeltsin dipnot 1 , suçlarınızı bağışlasın. Her kim Allah'a ve Rasul'üne itaat ederse en büyük kurtuluşla kurtuluşa ermiş olur.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yanlışlarınızı düzeltsin, eksiklerinizi tamamlasın.

    Ayet detayı — Ahzâb suresi, 71. ayet

  4. Ahzâb suresi, 72. ayet — tek başına aç

    Ahzâb suresi, 72. ayet. إِنَّا عَرَضْنَا ٱلْأَمَانَةَ عَلَى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَٱلْجِبَالِ فَأَبَيْنَ أَن يَحْمِلْنَهَا وَأَشْفَقْنَ مِنْهَا وَحَمَلَهَا ٱلْإِنسَٰنُ إِنَّهُۥ كَانَ ظَلُومًا جَهُولًا

    innâ `araḍne-l'emânete `ale-ssemâvâti vel'arḍi velcibâli feebeynâ ey yaḥmilnehâ veeşfaḳne minhâ veḥamelehe-l'insân. innehû kâne żalûmen cehûlâ.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Biz, emaneti dipnot 1 göklere, yere ve dağlara sunduk. Onu taşımaya yanaşmadılar dipnot 2 . Ondan korktular. dipnot 3 Onu insan taşıdı. O, çok zalim ve çok cahildir. dipnot 4

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İrade sahibi olmayı, iradesiyle hareket etmeyi, dilediğini yapabilme özgürlüğünü.
    2. metne dön, dipnot 2
      İrade sahibi olmaktan çekindiler.
    3. metne dön, dipnot 3
      Emanetin, göklere, yerlere ve dağlara sunulması mecazi bir ifadedir. Bununla emaneti yüklenmenin, yani irade sahibi olmanın ne denli önemli bir sorumluluk olduğu anlatılmak istenmektedir.
    4. metne dön, dipnot 4
      Bu niteleme, insanların tamamını kapsayan bir niteleme değildir; yüklendiği sorumluluğun gereğini yerine getirmeyen insanlar içindir. Zira yüklendiği sorumluluğun gereğini yerine getirmeyen insan, büyük bir cehaletle hem kendisine hem de dışındaki aleme büyük bir haksızlık yapmaktadır.

    Ayet detayı — Ahzâb suresi, 72. ayet

  5. Ahzâb suresi, 73. ayet — tek başına aç

    Ahzâb suresi, 73. ayet. لِّيُعَذِّبَ ٱللَّهُ ٱلْمُنَٰفِقِينَ وَٱلْمُنَٰفِقَٰتِ وَٱلْمُشْرِكِينَ وَٱلْمُشْرِكَٰتِ وَيَتُوبَ ٱللَّهُ عَلَى ٱلْمُؤْمِنِينَ وَٱلْمُؤْمِنَٰتِ وَكَانَ ٱللَّهُ غَفُورًا رَّحِيمًۢا

    liyü`aẕẕibe-llâhü-lmünâfiḳîne velmünâfiḳâti velmüşrikîne velmüşrikâti veyetûbe-llâhü `ale-lmü'minîne velmü'minât. vekâne-llâhü gafûrar raḥîmâ.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Bu, Allah'ın münafık erkekleri ve kadınları, müşrik erkekleri ve kadınları cezalandırması ve mü'min erkeklerin ve kadınların tövbelerini kabul etmesi içindir. dipnot 1 Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah, iradelerini kötüye kullanan, sorumluluklarının gereğini yerine getirmeyen, münafık ve müşrik olanları cezalandıracaktır. Buna karşılık iradesini iyiden yana kullanan, sorumluluklarının gereğini yerine getirerek mü'min olanların bu sorumluluklarını yerine getirirken işlemiş oldukları hatalardan dolayı yaptıkları tövbeleri kabul edecek, günahlarını bağışlayacaktır. Bu ayet, bir önceki ayetin devamı niteliğinde olup, aynı zamanda "emanetten" kast edilen şeyin, insana verilen "irade" olduğunu da açıklamaktadır. Emanetin; göklere, yere ve dağlara teklif edilmesi temsili bir anlatım olup, ne denli bir sorumluluk gerektirdiğinin önemini vurgulamaktadır.

    Ayet detayı — Ahzâb suresi, 73. ayet