Diyanet İşleri
Biz yeri, göğü ve arasındakileri oyun olsun diye yaratmadık.
Enbiyâ suresi · 16–33. ayetler
Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Enbiyâ suresi, 16. ayet. وَمَا خَلَقْنَا ٱلسَّمَآءَ وَٱلْأَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَا لَٰعِبِينَ
Biz yeri, göğü ve arasındakileri oyun olsun diye yaratmadık.
Biz göğü, yeri ve bunlar arasındakileri oyuncular olarak yaratmadık. dipnot 1
(Ey insanlar!) Biz göğü, yeri ve bunların arasındakileri bir oyun olsun diye yaratmadık.
Bir de, (şunu bilin ki,) gökleri ve yeri ve bu ikisi arasında var olan hiçbir şeyi bir oyun, bir eğlence olarak yaratmadık;
Semayı, arzı ve aralarındakileri oyuncak olarak halketmedik (çok büyük işlevleri vardır)!
Biz, bir 'oyun ve oyalanma konusu' olsun diye göğü, yeri ve ikisi arasında bulunanları yaratmadık.
Biz, göğü, yeri ve bunlar arasındakileri, oyun olsun diye (boş yere) yaratmadık.
Gökleri, yeryüzünü ve ikisi arasındakileri oyun için yaratmadık.
Gökleri, yeri ve bu ikisi arasında var olan hiçbir şeyi, bir oyun olarak yaratmadık.
Göğü, yeri ve aralarındakileri oyun oynamak için yaratmadık.
Göğü, yeri ve aralarındakileri oyun oynamak için yaratmadık.
Biz, göğü, yeri ve arasındakileri oyunculuk etmek üzere yaratmadık.
Biz o Göğü ve Yeri oyunculuk etmek üzere yaratmadık
Biz; yeri, göğü ve ikisinin arasındakileri eğlence olsun diye yaratmadık.
Biz; yeri, göğü ve ikisinin arasındakileri eğlence olsun diye yaratmadık.
Biz; yeri, göğü ve ikisinin arasındakileri eğlence olsun diye yaratmadık.
Biz, bir 'oyun ve oyalanma konusu' olsun diye göğü, yeri ve ikisi arasında bulunanları yaratmadık.
Biz göğü de, yeri de, ikisinin arasında bulunan şeyleri de oyuncular (ın işi) olarak yaratmadık.
Biz; göğü, yeri ve ikisinin arasındakileri oyun olsun diye yaratmadık.
(10-17) Kesin olan şu ki, içinde sizin hatırlamanız gereken şeyler olan kitabı indirdik, hâlâ akletmez misiniz? / bu verilerle bir bağlantı kuramıyor musunuz? / bir işlem yapamıyor musunuz? Zalim olan nice yerleşim yerini kırdık geçirdik , onların ardından diğer kavimleri inşa ettik, bizden bir sertlik / bir azap geleceğini sezdiklerinde işte o zaman panikle koşuşturuyorlardı, koşuşmayın, şımardığınız meskenlerinize gerisin geri dönün böylelikle belki sizi birileri sual edebilir, yazıklar olsun bize ki biz zalimlermişiz dediler, biz onları hasat edilmiş hâle / sönmüş hâle getirince ye kadar onların çağrıları /duaları, işte böyle sürdü gitti. Biz Göğü ve yeri bu ikisi arasını oyun olsun diye yaratmadık / oyun parkı değil buralar, biz eğlence istesek / yapacak olsak kendi katımızda edinirdik / yerde ve semada değil de burada olduğumuz yerde eğlenirdik.
Biz yeri, göğü ve arasındakileri oyun olsun diye yaratmadık.
Biz göğü, yeri ve bunlar arasında bulunanları, eğlence için yaratmadık.
Gökleri, yeri ve ikisinin arasında olanları, oyun oynayalım diye yaratmadık dipnot 1 .
Halbuki gökleri, yeri ve ikisinin arasındakileri boşuna dipnot 1 yaratmadık.
Göğü, yeri ve ikisi arasındakileri oyun olsun diye yaratmadık.
Göğü, yeri ve ikisi arasındakileri oyun olsun diye yaratmadık.
Biz, gökleri de yeri de bunlar arasındakileri de eğlenip eğlendirelim diye yaratmadık.
Enbiyâ suresi, 17. ayet. لَوْ أَرَدْنَآ أَن نَّتَّخِذَ لَهْوًا لَّٱتَّخَذْنَٰهُ مِن لَّدُنَّآ إِن كُنَّا فَٰعِلِينَ
Eğer bir eğlence edinmek isteseydik, onu kendi katımızdan edinirdik. Yapacak olsaydık böyle yapardık.
Bir eğlence edinmek isteseydik, onu kendi tarafımızdan edinirdik. (Ama) biz (bunu) yapanlar değiliz. dipnot 1
Eğer Biz bir eğlence edinmek isteseydik, onu kendi katımızdan edinirdik; ne ki bunu asla yapacak değiliz.
(çünkü,) eğer bir oyun, bir eğlence edinmek dileseydik, bunu herhalde kendi katımızdan edinirdik; ama hiç böyle bir şeyi diler miyiz!
Eğer bir oyun - eğlence oluşturmak dileseydik, elbette onu kendi ledünnümüzden edinirdik! Biz bunları yapmayız!
Eğer bir 'oyun ve oyalanma' edinmek isteseydik, bunu, kendi katımızdan edinirdik. Yapacak olsaydık, böyle yapardık.
Eğer bir eğlence edinmek isteseydik, onu kendi tarafımızdan edinirdik. (Bu irademizin eseri olurdu. Ama) biz (bunu) yapanlardan değiliz.
Bir eğlence edinmek isteseydik, kesinlikle, Kendi katımızdan edinirdik. Yapacak olsaydık, böyle yapardık.
Eğer bir eğlence edinmek isteseydik, herhalde bunu kendi tarafımızdan edinirdik. Biz, bunu yapanlardan değiliz.
Bir eğlence edinmek dileseydik, onu kendi katımızdan edinirdik. Evet, böyle bir işi dileseydik!
Bir eğlence edinmek dileseydik, onu kendi katımızdan edinirdik. Evet, böyle bir işi dileseydik!
Eğer bir eğlence edinmek isteseydik, onu kendi tarafımızdan yapardık. Yapacak olsaydık öyle yapardık.
Eğer bir eğlence ittihaz etmiş olsa idik onu kendi ledünnümüzden ittihaz ederdik, yapacak olsa idik öyle yapardık
Eğer eğlence edinmek isteseydik, elbette onu kendi şanımıza uygun yapardık. Eğer yapacak olsak böyle yapardık.
Eğer eğlence edinmek isteseydik, elbette onu kendi şanımıza uygun yapardık. Eğer yapacak olsak böyle yapardık.
Eğer eğlence edinmek isteseydik, elbette onu kendi şanımıza uygun yapardık. Eğer yapacak olsak böyle yapardık.
Eğer bir 'oyun ve oyalanma' edinmek isteseydik, bunu, kendi katımızdan edinirdik. Yapacak olsaydık, böyle yapardık.
Eğer biz bir eğlence edinmek isteseydik onu kendi canibimizden edinirdik elbet. Biz (böyle) yapanlar da değiliz.
Eğer bir eğlence edinmek isteseydik, elbette onu kendi katımızdan edinirdik. Fakat asla edinmedik.
(10-17) Kesin olan şu ki, içinde sizin hatırlamanız gereken şeyler olan kitabı indirdik, hâlâ akletmez misiniz? / bu verilerle bir bağlantı kuramıyor musunuz? / bir işlem yapamıyor musunuz? Zalim olan nice yerleşim yerini kırdık geçirdik , onların ardından diğer kavimleri inşa ettik, bizden bir sertlik / bir azap geleceğini sezdiklerinde işte o zaman panikle koşuşturuyorlardı, koşuşmayın, şımardığınız meskenlerinize gerisin geri dönün böylelikle belki sizi birileri sual edebilir, yazıklar olsun bize ki biz zalimlermişiz dediler, biz onları hasat edilmiş hâle / sönmüş hâle getirince ye kadar onların çağrıları /duaları, işte böyle sürdü gitti. Biz Göğü ve yeri bu ikisi arasını oyun olsun diye yaratmadık / oyun parkı değil buralar, biz eğlence istesek / yapacak olsak kendi katımızda edinirdik / yerde ve semada değil de burada olduğumuz yerde eğlenirdik.
Eğer biz eğlence edinmek isteseydik, elbette onu kendi katımızdan edinirdik. Fakat biz (bunu) yapanlar değiliz.
Eğer bir eğlence edinmek isteseydik, kendi katımızdan edinirdik. Yapacak olsaydık, böyle yapardık.
Eğlenmek isteseydik eğlenceyi katımızda olanlarla yapardık. Yapsak öyle yapardık.
Kendimize eğlence arasaydık onu kendi katımızda oluştururduk. Yapsak böyle yapardık.
Eğer bir oyun/eğlence edinmek isteseydik, yapmak istediğimiz takdirde onu kendi katımızdan edinirdik.
Eğer bir eğlence edinmek isteseydik, onu kendi katımızdan edinirdik. Ama bunu yapmadık.
Eğer bir eğlence edinmek isteseydik onu kendi katımızdan edinirdik. Ama böyle yapanlar değildik/yapsaydık öyle yapardık.
Enbiyâ suresi, 18. ayet. بَلْ نَقْذِفُ بِٱلْحَقِّ عَلَى ٱلْبَٰطِلِ فَيَدْمَغُهُۥ فَإِذَا هُوَ زَاهِقٌ وَلَكُمُ ٱلْوَيْلُ مِمَّا تَصِفُونَ
Hayır, biz hakkı batılın üzerine atarız da beynini parçalar. Bir de bakarsın yok olup gitmiş. Allah'a karşı yakıştırdığınız nitelemelerden ötürü yazıklar olsun size!
Aksine biz gerçeği batılın üzerine atarız da o, batılın işini bitirir. Bir de bakarsın ki batıl yok olup gitmiştir. dipnot 1 (Allah'a) yakıştırdığınız sıfatlardan dolayı yazıklar olsun size!
Aksine Biz, mutlak hakikate atıf olan (amaçlı ve anlamlı yaratılış) gerçeğini, malum amaçsız ve anlamsızlığın başına çalarız da, o berikinin belini kırar; işte o zaman beriki de yok olup gider. İşte (Yaratan ve yaratılan) konusunda bu türden tanımlamalarınızdan dolayı yazıklar olsun size!
Tersine, Biz (gerçek bir yaratma eylemiyle) hakkı batılın başına çarparız da bu onu paramparça eder ve böylece beriki yok olur gider. O halde, (Allah'a) yakıştırdığınız şeylerden ötürü yazıklar olsun size!
Bilakis biz, Hakk'ı (hakikati) batılın (vehme dayalı fikirlerin) üzerine indiririz de, onun düşünce sistemini paramparça eder. . . Bir de bakarsın ki o can çekişerek yok olup gider. . . Tanımlamalarınızdan dolayı yazıklar olsun size!
Hayır, biz hakkı batılın üstüne fırlatırız, o da onun beynini darmadağın eder. Bir de bakarsın ki, o, yok olup gitmiştir. (Allah'a karşı) Nitelendiregeldiklerinizden dolayı eyvahlar size.
Bilakis biz, hakkı bâtılın tepesine bindiririz de o, bâtılın işini bitirir. Bir de bakarsınız ki, bâtıl yok olup gitmiştir. (Allah'a) yakıştırdığınız sıfatlardan dolayı yazıklar olsun size!
Hayır! Gerçeği, gerçeğe aykırı olanın üzerine atarız, onun beynini parçalar; bir bakarsın ki, yok olup gitmiş. Yakıştırdığınız şeylerden dolayı, vay başınıza gelene!
Tersine biz, hakkı batılın tepesine bindiririz de o, batılın işini bitirir. Bir de bakarsınız ki, batıl yok olup gitmiştir. O halde Allah'a yakıştırdığınız sıfatlardan ötürü, yazıklar olsun size!
Hayır, biz gerçeği batılın üstüne atarız da onu tepeler ve yok eder. Yakıştırdıklarınızdan ötürü vay halinize.
Hayır, biz gerçeği batılın üstüne atarız da onu tepeler ve yok eder. Yakıştırdıklarınızdan ötürü vay halinize.
Hayır, Biz hakkı batılın tepesine fırlatırız da beynini parçalar, bir de görürsün ki, (batıl) o anda yok olup gitmiştir! Allah'a isnad ettiğiniz o nitelikler yüzünden vay sizlere.
Hayır biz hakkı batılın tepesine fırlatırız da beynini parçalar, bir de bakarsın o anda mahvolmuştur, vay sizlere de o ettiğiniz vasıflardan
Aksine, Biz; Hakk'ı, Batıl'a karşı ortaya koyarız da onu mahveder. Böylece Batıl yok olur. Nitelediğiniz şeylerden dolayı size yazıklar olsun.
Aksine, Biz; Hakk'ı, Batıl'a karşı ortaya koyarız da onu mahveder. Böylece Batıl yok olur. Nitelediğiniz şeylerden dolayı size yazıklar olsun.
Aksine, Biz; Hakk'ı, Batıl'a karşı ortaya koyarız da onu mahveder. Böylece Batıl yok olur. Nitelediğiniz şeylerden dolayı size yazıklar olsun.
Hayır, biz hakkı batılın üstüne fırlatırız, o da onun beynini darmadağın eder. Bir de bakarsın ki, o, yok olup gitmiştir. (Tanrı'ya karşı) Nitelendiregeldiklerinizden dolayı eyvahlar size.
Hayır, biz hakkı baatılın tepesine (indirib) atarız da o, bunun beynini parçalar. Bir de görürsünüz ki bu, yok olub gitmişdir. (Allaha karşı) vasf (ve isnad) etmekde olduğunuz (iftiralar) dan dolayı yazıklar olsun size!
Hayır Biz; gerçeği batılın tepesine indiririz de onun beynini parçalar. Bir de bakarsın ki; o, yok olup gitmiştir. Allah'a yakıştırdıklarınızdan dolayı yazıklar olsun size.
(18-25) Evet biz hakkı / hakikati geçersiz olanın / batıl olanın üzerine savur atarız / fırlatır atarız. (Balıklar üzerine ağ atmak gibi) O da onu bastırır o vakit o ortadan kalkar, nitelendirmelerinden dolayı / vasıflandırmalarından dolayı yazıklar olsun onlara! Göklerde ve yerde ne varsa ve O’nun yanında her kim varsa O’nundur , O’na ibadet ederler ibadetlerinden dolayı da büyüklenmezler/ kibirlenmezler, yorulmazlar, gece ve gündüz onu her şeyin üstünde tutarlar / tesbih ederler, ara vermezler, yerden / arzdan ilahlar mı? edindiler onlar mı diriltecekmiş! O ikisin de / gökler de ve yerde Allah dışında ilahlar olsa idi yer ve göklerde bozgu nculuk olurdu / ifsat olurdu , arşın / tahtın Rabbi Allah, onların vasıflandırmalarından üstün olandır. O’na yaptıklarından dolayı soru / sorgu yoktur, onlara ise sorulacaktır / onlar ise sorgulanacaklar. Yoksa Allah’tan başka ilahlar mı edindiniz? Delilinizi getirin de . Bu benimle beraber olanların ve benden öncekilerin de kitabıdır / zikridir de. (Tevrat İncil ister tahrif olsun yahut olmasın artık benden öncekilerin kitabı değildir, bu kitap benden öncekilerin de kitabıdır , artık güncel kitap budur.) Bilakis onların çoğunluğu gerçeği / hakkı bilmiyor ve sırt çeviriyorlar. Biz senden önce kimi Resul olarak gönderdi isek “Benden / Allah’tan başka ilah yoktur bana ibadet edin” diye ona vahyettik.
Bilâkis, biz hakkı batılın üstüne bırakırız. O da o, batılın işini bitirir. Bir de bakarsın ki batıl, yok olup gitmiştir. (Allah’ı) vasfettiğiniz sıfatlardan dolayı yazıklar olsun size!
Hayır, biz hakkı batılın üstüne atarız da o onun beynini parçalar, derhal (batılın) canı çıkar. Allah'a yakıştırdığınız niteliklerden ötürü de vay siz(in haliniz)e!
Tam aksine, hakkı batılın üstüne atarız, onun beynini dağıtır; batıl bir anda yok olup gider dipnot 1 . (Ey batıla saplananlar!) Yaptığınız nitelemelerden dolayı çekeceğiniz var dipnot 2 !
Yok, bu gerçeği (hakkı) o uydurmanın (batılın) tepesine indiririz de onun beynini dağıtır; o da beklenmedik bir şekilde yıkılıp gider. Yaptığınız nitelemelerden dolayı çekeceğiniz var!
Bilakis, biz hakkı batılın üstüne atarız. O da o, batılın işini bitirir. Bir de bakarsın ki o, yok olup gitmiştir. (Allah’ı) vasfettiğiniz sıfatlardan dolayı yazıklar olsun size!
Bilakis, hakkı, batılın üzerine fırlatırız, o da onun beynini parçalar, böylece batıl sönüp gider. (Allah'a) isnat ettiğiniz vasıflardan dolayı yazıklar olsun size!
Hayır, biz hakkı, batılın üzerine fırlatırız da o, onun beynini parçalar. Bir de bakarsın o yok olup gitmiştir. Yakıştırdığınız niteliklerden ötürü yazıklar olsun size!
Enbiyâ suresi, 19. ayet. وَلَهُۥ مَن فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَمَنْ عِندَهُۥ لَا يَسْتَكْبِرُونَ عَنْ عِبَادَتِهِۦ وَلَا يَسْتَحْسِرُونَ
Göklerde ve yerde kim varsa hep O'nundur. O'nun katındakiler, ne O'na ibadetten çekinir (ve büyüklenir) ne de yorgunluk (ve bıkkınlık) duyarlar.
Göklerde ve yerde kim varsa hepsi yalnızca O'na aittir. O'nun huzurunda bulunanlar, O'na ibadetten dolayı kibirlenmez ve yorulmazlar. dipnot 1
Zira, göklerde ve yerde ne varsa hepsi O'na aittir; nitekim O'nun tarafında yer alanlar, O'na kulluk etmede ne kibre kapılırlar, ne de bıkıp usanırlar.
Çünkü, göklerde ve yerde var olan her şey O'nundur; O'nun yanında yer alanlar O'na kulluk etmekte asla ne kibre kapılırlar ne de usanç duyarlar.
Semalarda ve arzda kim varsa O'nun (El Esma manalarının açığa çıkması) içindir! "HU"nun indinde olanlar, O'nun kulluğunu ne benliklerini katarak büyüklenmiş olurlar ne de bezginlik duyarlar!
Göklerde ve yerde kim varsa O'nundur. O'nun yanında olanlar, O'na ibadet etmekte büyüklüğe kapılmazlar ve yorgunluk duymazlar.
Göklerde ve yerde kimler varsa O'na aittir. O'nun katındaki (melek) ler , O'na ibadet hususunda kibirlenmezler ve yorulmazlar.
Göklerde ve yeryüzünde kim varsa, O'nun malıdır. O'nun katındakiler, büyüklük taslayarak, O'na hizmet etmekten kaçınmazlar; yorulmazlar da.
Göklerde ve yerde var olan herkes/her şey O'na aittir. O'nun huzurunda bulunanlar, O'na ibadet etmek hususunda kibirlenmezler ve yorulmazlar.
Göklerde ve yerde kim varsa O'na aittir. Yanındakiler, O'na hizmet etmekten büyüklenmez ve duraksamazlar.
Göklerde ve yerde kim varsa O'na aittir. Yanındakiler, O'na kulluk etmekten büyüklenmez ve duraksamazlar.
Oysa göklerde, yerde kim varsa O'nundur, O'nun huzurundakiler O'na ibadet etmekten ne çekinirler ne de yorgunluk duyarlar.
Halbuki Göklerde Yerde kim varsa onundur, ve onun huzurundakiler ona ibadetten ne çekinirler ne de yorgunluk duyarlar
Göklerde ve yerde ne varsa O'nundur. O'nun yanında bulunanlar O'na kulluk etmekten büyüklenmez ve usanmazlar;
Göklerde ve yerde ne varsa O'nundur. O'nun yanında bulunanlar O'na kulluk etmekten büyüklenmez ve usanmazlar;
Göklerde ve yerde ne varsa O'nundur. O'nun yanında bulunanlar O'na kulluk etmekten büyüklenmez ve usanmazlar;
Göklerde ve yerde kim varsa O'nundur. O'nun yanında olanlar, O'na ibadet etmekte büyüklüğe kapılmazlar ve yorgunluk duymazlar.
Göklerde ve yerde bulunan kişiler Onundur. Onun huzuurundaki kişiler kendisine ibadet etmekden asla kibirlenmezler, yorulmazlar da.
Göklerde ve yerde ne varsa O'nundur. Katında olanlar O'na kulluk etmekten büyüklenmezler ve usanmazlar.
(18-25) Evet biz hakkı / hakikati geçersiz olanın / batıl olanın üzerine savur atarız / fırlatır atarız. (Balıklar üzerine ağ atmak gibi) O da onu bastırır o vakit o ortadan kalkar, nitelendirmelerinden dolayı / vasıflandırmalarından dolayı yazıklar olsun onlara! Göklerde ve yerde ne varsa ve O’nun yanında her kim varsa O’nundur , O’na ibadet ederler ibadetlerinden dolayı da büyüklenmezler/ kibirlenmezler, yorulmazlar, gece ve gündüz onu her şeyin üstünde tutarlar / tesbih ederler, ara vermezler, yerden / arzdan ilahlar mı? edindiler onlar mı diriltecekmiş! O ikisin de / gökler de ve yerde Allah dışında ilahlar olsa idi yer ve göklerde bozgu nculuk olurdu / ifsat olurdu , arşın / tahtın Rabbi Allah, onların vasıflandırmalarından üstün olandır. O’na yaptıklarından dolayı soru / sorgu yoktur, onlara ise sorulacaktır / onlar ise sorgulanacaklar. Yoksa Allah’tan başka ilahlar mı edindiniz? Delilinizi getirin de . Bu benimle beraber olanların ve benden öncekilerin de kitabıdır / zikridir de. (Tevrat İncil ister tahrif olsun yahut olmasın artık benden öncekilerin kitabı değildir, bu kitap benden öncekilerin de kitabıdır , artık güncel kitap budur.) Bilakis onların çoğunluğu gerçeği / hakkı bilmiyor ve sırt çeviriyorlar. Biz senden önce kimi Resul olarak gönderdi isek “Benden / Allah’tan başka ilah yoktur bana ibadet edin” diye ona vahyettik.
Göklerde ve yerde kim varsa Allah'ındır. O’nun katındakiler, O'na ibadet hususunda kibirlenmez ve yorulmazlar.
Göklerde ve yerde kim varsa hep O'nundur. O'nun yanında bulunanlar, O'na kulluk etmekten büyüklenmez ve yorulmazlar.
Göklerde ve yerde kim varsa hepsi Allah'a aittir. Onun yanında olanlar ona kulluk etmekten ne büyüklenerek geri durur ne de yorulurlar dipnot 1 .
Göklerde ve yerde kim varsa hepsi O'nundur. O'nun katındakiler O'na kulluğu büyütmezler. Kulluktan usanmazlar da.
Göklerde ve yerde kim varsa Allah’a aittir. O’nun katında bulunanlar, O’na ibadet etmekten büyüklenmezler ve usanmazlar.
Göklerde ve yerde kim varsa Allah'a aittir. O'nun katında bulunanlar, O'na kulluk etmekten büyüklenmezler ve usanmazlar.
Göklerde ve yerde kim varsa O'na aittir. Ve O'nun katındakiler, O'na ibadet etmekten ne çekinirler ne de yorulurlar.
Enbiyâ suresi, 20. ayet. يُسَبِّحُونَ ٱلَّيْلَ وَٱلنَّهَارَ لَا يَفْتُرُونَ
Hiç ara vermeksizin gece gündüz tespih ederler.
Onlar, gece gündüz bıkmadan (Allah'ı) tesbih ederler (yüceltirler). dipnot 1
Onlar, gece gündüz demeden aralıksız O'nun aşkın ve yüce olan zatını anarlar.
Gece gündüz, bıkmadan yorulmadan O'nun sınırsız kudret ve yüceliğini anıp dururlar.
Gece ve gündüz (yaratılış amaçlarındaki işlevlerine devam suretiyle) tespih ederler; Hiç kesintisiz!
Gece ve gündüz, hiç durmaksızın tesbih ederler.
Onlar, bıkıp usanmaksızın gece gündüz (Allah'ı) tesbih ederler.
Hiç durmaksızın, gece-gündüz yücelterek anarlar.
Onlar bıkıp usanmaksızın gece gündüz Allah'ı tesbih ederler/anarlar.
Gece ve gündüz, hiç yorulmadan O'nu yüceltip anarlar.
Gece ve gündüz, hiç yorulmadan O'nu yüceltip anarlar.
Gece gündüz O'nu tesbih ederler, usanmazlar.
Gece gündüz ona tesbih ederler, fütur getirmezler
Gece, gündüz ara vermeksizin tesbih dipnot 1 ederler.
Gece, gündüz ara vermeksizin tesbih ederler.
Gece-gündüz ara vermeksizin tesbih dipnot 1 ederler.
Gece ve gündüz, hiç durmaksızın tesbih ederler.
Onlar gece gündüz ara vermeyerek (Onu) tesbih (ve tenzih) ediyorlar.
Gece gündüz hiç durmaksızın O'nu tesbih ederler.
(18-25) Evet biz hakkı / hakikati geçersiz olanın / batıl olanın üzerine savur atarız / fırlatır atarız. (Balıklar üzerine ağ atmak gibi) O da onu bastırır o vakit o ortadan kalkar, nitelendirmelerinden dolayı / vasıflandırmalarından dolayı yazıklar olsun onlara! Göklerde ve yerde ne varsa ve O’nun yanında her kim varsa O’nundur , O’na ibadet ederler ibadetlerinden dolayı da büyüklenmezler/ kibirlenmezler, yorulmazlar, gece ve gündüz onu her şeyin üstünde tutarlar / tesbih ederler, ara vermezler, yerden / arzdan ilahlar mı? edindiler onlar mı diriltecekmiş! O ikisin de / gökler de ve yerde Allah dışında ilahlar olsa idi yer ve göklerde bozgu nculuk olurdu / ifsat olurdu , arşın / tahtın Rabbi Allah, onların vasıflandırmalarından üstün olandır. O’na yaptıklarından dolayı soru / sorgu yoktur, onlara ise sorulacaktır / onlar ise sorgulanacaklar. Yoksa Allah’tan başka ilahlar mı edindiniz? Delilinizi getirin de . Bu benimle beraber olanların ve benden öncekilerin de kitabıdır / zikridir de. (Tevrat İncil ister tahrif olsun yahut olmasın artık benden öncekilerin kitabı değildir, bu kitap benden öncekilerin de kitabıdır , artık güncel kitap budur.) Bilakis onların çoğunluğu gerçeği / hakkı bilmiyor ve sırt çeviriyorlar. Biz senden önce kimi Resul olarak gönderdi isek “Benden / Allah’tan başka ilah yoktur bana ibadet edin” diye ona vahyettik.
Gece ve gündüz durmaksızın O’nu tesbih ederler.
Gece gündüz tesbih ederler, hiç ara vermezler.
Onlar gece gündüz, bir gevşeklik göstermeden ona boyun eğerler.
Gece gündüz, aralıksız O'na ibadet ederler.
Gece ve gündüz durmaksızın O’nu tesbih ederler.
Gece ve gündüz hiç durmadan O'nu tesbih ederler.
Gece ve gündüz tespih ederler, bıkıp usanmazlar.
Enbiyâ suresi, 21. ayet. أَمِ ٱتَّخَذُوٓا۟ ءَالِهَةً مِّنَ ٱلْأَرْضِ هُمْ يُنشِرُونَ
Yoksa yerden, ölüleri diriltebilecek birtakım ilahlar mı edindiler?
Yoksa yerden (dünyevi) birtakım ilahlar edindiler de (ölüleri) onlar mı diriltecekmiş!
Yoksa onlar (gökyüzü yerine), kendileri (ilah diye tapınılan o cansız nesneler) tarafından canlandırılsınlar diye mi yeryüzünden ilah ediniyorlar?
Yine de bazı insanlar, birtakım dünyevi varlıkları, bunların (ölüleri) diriltebileceği yanılgısı içinde, tanrı ediniyorlar;
Yoksa onlar yeryüzünde, kabirdeki ölüleri (bedenlerdeki şuurundan gafil bilinçleri) dirilten (hakikatlerini hatırlatıp yaşatan) tanrılar mı edindiler?
Yoksa onlar, yerden birtakım ilahlar edindiler de, onlar mı (ölüleri) diriltecekler?
Yoksa (o müşrikler), yerden birtakım ilâhlar edindiler de, (ölüleri) onlar mı diriltecekler?
Yoksa yeryüzünden tanrılar edindiler de onlar mı yeniden yaşam verecekler?
Yoksa müşrikler yerden birtakım tanrılar edindiler de onlar mı diriltecekler?
Onlar, diriltebilecek yeteneğe sahip tanrılar mı edindiler yeryüzünden?
Onlar, diriltebilecek yeteneğe sahip tanrılar mı edindiler yeryüzünden?
Yoksa bir takım tanrılar edindiler de yeryüzünden; diriltmeyi onlar mı yapacaklar?
Yoksa bir takım ilahlar edindiler de Arzdan neşri onlar mı yapacaklar?
Yoksa yeryüzünde birtakım ilahlar edindiler de ölüleri onlar mı diriltecek?
Yoksa yeryüzünde birtakım ilahlar edindiler de ölüleri onlar mı diriltecek?
Yoksa yeryüzünde birtakım ilahlar edindiler de, ölüleri onlar mı diriltecek?
Yoksa onlar, yerden bir takım tanrılar edindiler de, onlar mı (ölüleri) diriltecekler?
Yoksa onlar yerden bir takım Tanrılar edindiler de (ölüleri) onları mı diriltecekler?
Yoksa onlar; yerden bir takım tanrılar edindiler de onlar mı ölüleri diriltecekler?
(18-25) Evet biz hakkı / hakikati geçersiz olanın / batıl olanın üzerine savur atarız / fırlatır atarız. (Balıklar üzerine ağ atmak gibi) O da onu bastırır o vakit o ortadan kalkar, nitelendirmelerinden dolayı / vasıflandırmalarından dolayı yazıklar olsun onlara! Göklerde ve yerde ne varsa ve O’nun yanında her kim varsa O’nundur , O’na ibadet ederler ibadetlerinden dolayı da büyüklenmezler/ kibirlenmezler, yorulmazlar, gece ve gündüz onu her şeyin üstünde tutarlar / tesbih ederler, ara vermezler, yerden / arzdan ilahlar mı? edindiler onlar mı diriltecekmiş! O ikisin de / gökler de ve yerde Allah dışında ilahlar olsa idi yer ve göklerde bozgu nculuk olurdu / ifsat olurdu , arşın / tahtın Rabbi Allah, onların vasıflandırmalarından üstün olandır. O’na yaptıklarından dolayı soru / sorgu yoktur, onlara ise sorulacaktır / onlar ise sorgulanacaklar. Yoksa Allah’tan başka ilahlar mı edindiniz? Delilinizi getirin de . Bu benimle beraber olanların ve benden öncekilerin de kitabıdır / zikridir de. (Tevrat İncil ister tahrif olsun yahut olmasın artık benden öncekilerin kitabı değildir, bu kitap benden öncekilerin de kitabıdır , artık güncel kitap budur.) Bilakis onların çoğunluğu gerçeği / hakkı bilmiyor ve sırt çeviriyorlar. Biz senden önce kimi Resul olarak gönderdi isek “Benden / Allah’tan başka ilah yoktur bana ibadet edin” diye ona vahyettik.
Yoksa onlar, yeryüzünde ilahlar edindiler de onlar mı ölüyü diriltecekler?
Yoksa (o müşrikler), yerden birtakım tanrılar edindiler de (ölüleri) onlar mı diriltecek?
"Yoksa yeryüzünden ilahlar mı edindiler, (ölüleri) onlar mı diriltip ortaya çıkaracak dipnot 1 ?"
"Yoksa yerden ilahlar edindiler de ölüleri onlar mı diriltecek?"
Yoksa onlar, yeryüzünde ilahlar edindiler de onlar mı ölüyü diriltecekler?
Yoksa onlar, yeryüzünde ilahlar edindiler de onlar mı ölüyü diriltecekler?
Yoksa yerden bazı ilahlar edindiler de topraktan çıkarıp diriltme işini onlar mı yapacak?
Enbiyâ suresi, 22. ayet. لَوْ كَانَ فِيهِمَآ ءَالِهَةٌ إِلَّا ٱللَّهُ لَفَسَدَتَا فَسُبْحَٰنَ ٱللَّهِ رَبِّ ٱلْعَرْشِ عَمَّا يَصِفُونَ
Eğer yerde ve gökte Allah'tan başka ilahlar olsaydı, kesinlikle ikisinin de düzeni bozulurdu. Demek ki, Arş'ın Rabbi Allah, onların nitelemelerinden uzaktır, yücedir.
O ikisinde (yerde ve gökte) Allah'tan başka ilahlar bulunsaydı, (düzenleri) elbette bozul(up gitmiş)ti. Arşın Rabbi olan Allah onların yakıştırdıkları (şeyler)den yücedir. dipnot 1
Eğer göklerde ve yerde Allah'tan başka ilahlar olsaydı, (gökler ve yer) kaos içinde mahvolurdu: işte bu nedenle O her şeyden yüce olan Allah, O mutlak otorite sahibi, onların yakıştırdıkları her şeyin ötesindedir.
oysa, (anlamıyorlar ki,) göklerde ve yerde Allah'tan başka tanrılar olsaydı, bu iki alem de kargaşalık içinde yıkılıp giderdi! Bunun içindir ki, O mutlak hükümranlık tahtının Efendisi, O sınırsız kudret ve yücelik sahibi Allah, insanların tanımlama ve tasvir yoluyla kendisine yakıştırdığı her şeyin ötesinde, her şeyin üstündedir!
Eğer o ikisinde (semalar ve arz) Allah'tan başka tanrılar olsaydı, elbette o ikisi de düzenini yitirirdi! Arş'ın Rabbi Allah, onların vasıflamalarından münezzehtir.
Eğer her ikisinde (gökte ve yerde) Allah'ın dışında ilahlar olsaydı, elbette, ikisi de bozulup gitmişti. Arşın Rabbi olan Allah onların nitelendiregeldikleri şeylerden yücedir.
Eğer yerde ve gökte Allah'tan başka ilâhlar olsaydı, yer ve gök, (bunların nizamı) kesinlikle bozulup gitmişti. Demek ki Arş'ın Rabbi olan Allah, onların yakıştırdıkları sıfatlardan münezzehtir.
Eğer her ikisinde Allah'tan başka tanrılar da olsaydı, ikisinde de kesinlikle kargaşa çıkardı. Egemen Erkin Efendisi Allah, onların yakıştırmalarından ayrıktır.
Eğer yerde ve gökte Allah'tan başka tanrılar bulunsaydı, yer ve gök, kesinlikle bozulup gitmişti. Demek ki arşın Rabbi olan Allah, onların yakıştırdıkları sıfatlardan uzaktır.
O ikisinde (gökler ve yerde) ALLAH'tan başka tanrılar olsaydı ikisi de kaosa girecekti. Mutlak otoritenin sahibi ALLAH onların nitelemelerinden çok yücedir.
O ikisinde (gökler ve yerde) ALLAH'tan başka tanrılar olsaydı ikisi de kaosa girecekti. Mutlak otoritenin sahibi ALLAH onların nitelemelerinden çok yücedir.
Yerde, gökte Allah'tan başka tanrılar olsaydı bunların ikisi de mahvolup gitmişti. O Arş'ın Rabbi olan Allah onların yakıştırdıkları vasıflardan münezzehtir, beridir.
Yerde Gökte Allahtan başka ilahlar olsa idi ikisi de fasid olmuş gitmişti, rabbın o arşın rabbı Allah münezzeh sübhandır onların isnad ettikleri vasıflardan
Eğer ikisinde dipnot 1 de Allah'tan başka ilahlar olsaydı, ikisi de kesinlikle fesada uğrardı. Arşın dipnot 2 Rabb'i olan Allah, onların niteledikleri şeylerden münezzehtir. dipnot 3
Eğer ikisinde dipnot 1 de Allah'tan başka ilahlar olsaydı, ikisi de kesinlikle fesada uğrardı. Arşın dipnot 2 Rabb'i olan Allah, onların niteledikleri şeylerden münezzehtir. dipnot 3
Eğer ikisinde dipnot 1 de Allah'tan başka ilahlar olsaydı, ikisi de kesinlikle fesada uğrardı. Arşın Rabb'i olan Allah, onların niteledikleri şeylerden münezzehtir. dipnot 2
Eğer her ikisinde (gökte ve yerde) Tanrı'nın dışında tanrılar olsaydı, elbette, ikisi de bozulup gitmişti. Arşın rabbi olan Tanrı onların nitelendiregeldikleri şeylerden yücedir.
Eğer her ikisinde Allahdan başka Tanrılar olsaydı onların ikisi de muhakkak ki harab olup gitmişdi. Demek, arşın Rabbi olan Allah, onların vasf (ve isnad) edegeldikleri şeylerden yücedir, münezzehdir.
Eğer göklerde ve yerde Allah'tan başka tanrılar olsaydı; bunların ikisi de muhakkak bozulup gitmişti. Arş'ın Rabbı olan Allah; onların nitelendirdiklerinden münezzehtir.
(18-25) Evet biz hakkı / hakikati geçersiz olanın / batıl olanın üzerine savur atarız / fırlatır atarız. (Balıklar üzerine ağ atmak gibi) O da onu bastırır o vakit o ortadan kalkar, nitelendirmelerinden dolayı / vasıflandırmalarından dolayı yazıklar olsun onlara! Göklerde ve yerde ne varsa ve O’nun yanında her kim varsa O’nundur , O’na ibadet ederler ibadetlerinden dolayı da büyüklenmezler/ kibirlenmezler, yorulmazlar, gece ve gündüz onu her şeyin üstünde tutarlar / tesbih ederler, ara vermezler, yerden / arzdan ilahlar mı? edindiler onlar mı diriltecekmiş! O ikisin de / gökler de ve yerde Allah dışında ilahlar olsa idi yer ve göklerde bozgu nculuk olurdu / ifsat olurdu , arşın / tahtın Rabbi Allah, onların vasıflandırmalarından üstün olandır. O’na yaptıklarından dolayı soru / sorgu yoktur, onlara ise sorulacaktır / onlar ise sorgulanacaklar. Yoksa Allah’tan başka ilahlar mı edindiniz? Delilinizi getirin de . Bu benimle beraber olanların ve benden öncekilerin de kitabıdır / zikridir de. (Tevrat İncil ister tahrif olsun yahut olmasın artık benden öncekilerin kitabı değildir, bu kitap benden öncekilerin de kitabıdır , artık güncel kitap budur.) Bilakis onların çoğunluğu gerçeği / hakkı bilmiyor ve sırt çeviriyorlar. Biz senden önce kimi Resul olarak gönderdi isek “Benden / Allah’tan başka ilah yoktur bana ibadet edin” diye ona vahyettik.
Eğer yerde ve gökte Allah’tan başka ilâhlar olsaydı, kesinlikle ikisinin de düzeni bozulurdu. Demek ki, Arş’ın Rabbi Allah, onların vasfettiği sıfatlardan münezzeh ve yücedir.
Eğer yerde, gökte Allah'tan başka tanrılar olsaydı, ikisi de (yer de, gök de) bozulup gitmişti. Arş'ın sahibi Allah, onların nitelendirmelerinden yüce(münezzeh)dir.
Göklerde ve yerde Allah'tan başka ilahlar olsaydı, ikisinin de düzeni bozulurdu dipnot 1 . Bütün yönetimin (arşın) Rabbi /Sahibi olan Allah, onların yaptıkları nitelemelerden uzaktır.
Göklerde ve yerde Allah'tan başka ilahlar olsaydı, ikisi de bozulurdu. Bütün yönetimin (arşın) Sahibi dipnot 1 olan Allah, onların nitelemelerinden uzaktır.
Oysa yerde ve gökte Allah’tan başka ilahlar olsaydı, yer de gök de bozulup giderdi. Arşın Rabbi olan Allah, onların vasfettiği sıfatlardan münezzehtir.
Oysa yerde ve gökte Allah'tan başka ilahlar olsaydı, yer de gök de bozulup giderdi. Hükümranlığın sahibi olan Allah, onların nitelemelerinden çok yücedir.
Eğer, yerde gökte Allah'tan başka tanrılar olsaydı, o ikisi de mutlaka fesada uğrardı. Arşın Rabbi o Allah, onların nitelendirmelerinden yücedir, uzaktır.
Enbiyâ suresi, 23. ayet. لَا يُسْـَٔلُ عَمَّا يَفْعَلُ وَهُمْ يُسْـَٔلُونَ
O, yaptığından dolayı sorgulanamaz fakat onlar sorgulanırlar.
(Allah) yaptığından sorumlu tutulamaz; onlar ise sorguya çekileceklerdir.
O, yaptıklarından dolayı asla sorgulanamaz; fakat onlar her daim sorgulanırlar.
O edip eylediği şeylerden ötürü sorguya çekilemez; ama onlar (mutlaka) sorgulanacaklar:
Yaptığından soru sorulmaz! Onlar sorgulanır (yaptıklarının sonucu yaşatılır)!
O, yaptıklarından sorulmaz, oysa onlar sorguya çekilirler.
Allah, yaptığından sorumlu tutulamaz; onlar ise sorguya çekileceklerdir.
O, yaptığından sorgulanmaz; oysa onlar sorgulanacaklardır.
Allah, yaptığından sorumlu tutulamaz, onlar ise sorguya çekileceklerdir.
O, yaptığından sorulmaz; fakat onlar sorulurlar.
O, yaptığından sorulmaz; fakat onlar sorulurlar.
O yaptığından sorumlu olmaz, onlar ise sorumludurlar.
O yaptığından mes'ul olmaz onlar ise mes'uldürler
O, yaptıklarından dolayı sorgulanamaz. Ama onlar yaptıklarının hesabını vereceklerdir.
O, yaptıklarından dolayı sorgulanamaz. Ama onlar yaptıklarının hesabını vereceklerdir.
O, yaptıklarından dolayı sorgulanamaz. Ama onlar yaptıklarının hesabını vereceklerdir.
O, yaptıklarından sorulmaz, oysa onlar sorguya çekilirler.
O, yapacağından mes'ul olmaz, fakat onlar mes'ul olurlar.
O; yaptığından sorumlu değildir, fakat onlar sorumludurlar.
(18-25) Evet biz hakkı / hakikati geçersiz olanın / batıl olanın üzerine savur atarız / fırlatır atarız. (Balıklar üzerine ağ atmak gibi) O da onu bastırır o vakit o ortadan kalkar, nitelendirmelerinden dolayı / vasıflandırmalarından dolayı yazıklar olsun onlara! Göklerde ve yerde ne varsa ve O’nun yanında her kim varsa O’nundur , O’na ibadet ederler ibadetlerinden dolayı da büyüklenmezler/ kibirlenmezler, yorulmazlar, gece ve gündüz onu her şeyin üstünde tutarlar / tesbih ederler, ara vermezler, yerden / arzdan ilahlar mı? edindiler onlar mı diriltecekmiş! O ikisin de / gökler de ve yerde Allah dışında ilahlar olsa idi yer ve göklerde bozgu nculuk olurdu / ifsat olurdu , arşın / tahtın Rabbi Allah, onların vasıflandırmalarından üstün olandır. O’na yaptıklarından dolayı soru / sorgu yoktur, onlara ise sorulacaktır / onlar ise sorgulanacaklar. Yoksa Allah’tan başka ilahlar mı edindiniz? Delilinizi getirin de . Bu benimle beraber olanların ve benden öncekilerin de kitabıdır / zikridir de. (Tevrat İncil ister tahrif olsun yahut olmasın artık benden öncekilerin kitabı değildir, bu kitap benden öncekilerin de kitabıdır , artık güncel kitap budur.) Bilakis onların çoğunluğu gerçeği / hakkı bilmiyor ve sırt çeviriyorlar. Biz senden önce kimi Resul olarak gönderdi isek “Benden / Allah’tan başka ilah yoktur bana ibadet edin” diye ona vahyettik.
O, yaptıklarından sorulmaz, oysa onlar sorguya çekilirler.
O, yaptığından sorulmaz, ama onlar, sorulurlar.
Allah, yaptığından sorgulanamaz. Ama onlar sorgulanırlar dipnot 1 .
Allah'a ne yaptığı sorulamaz, ama onlara sorulacaktır.
O, yaptıklarından sorulmaz, oysa onlar sorguya çekilirler.
O, yaptığından hesaba çekilmez, fakat onlar hesaba çekilirler.
O, yaptığından hesaba çekilmez ama onlar hesaba çekilirler.
Enbiyâ suresi, 24. ayet. أَمِ ٱتَّخَذُوا۟ مِن دُونِهِۦٓ ءَالِهَةً قُلْ هَاتُوا۟ بُرْهَٰنَكُمْ هَٰذَا ذِكْرُ مَن مَّعِىَ وَذِكْرُ مَن قَبْلِى بَلْ أَكْثَرُهُمْ لَا يَعْلَمُونَ ٱلْحَقَّ فَهُم مُّعْرِضُونَ
Yoksa ondan başka ilahlar mı edindiler? De ki: "Haydi getirin delilinizi! İşte benimle beraber olanların kitabı ve işte benden öncekilerin kitabı (Hiçbirinde birden fazla ilah olduğuna dair hiçbir delil yok). Şüphesiz çokları hakkı bilmezler de bu sebeple yüz çevirirler."
Yoksa O'nun peşi sıra birtakım ilahlar mı edindiler! De ki: "Delilinizi getirin! Bu, benimle birlikte olanların ve benden öncekilerin (gerçeği içeren) öğretisidir." Hayır! Onların çoğu gerçeği bilmezler; (bu yüzden) yüz çevirirler.
Yoksa onlar (bu gerçeğe rağmen) O'nun dışında ilahlar edinmekte ısrar mı edecekler? De ki: "Haydi, siz de kendi delilinizi getirin! İşte bu, hem benimle birlikte olanların hem de benden öncekilerin dile getirdikleri (ortak) mesajdır". Ama hayır, onların çoğu bu (açık) gerçeği bilmiyorlar; bu nedenle (ondan) yüz çeviriyorlar.
(hal böyleyken), onlar yine de, kulluk etmek için O'nun yerine (düzmece) tanrılar ediniyorlar! (Ey Peygamber,) de ki: "Haydi, siz de davanızı destekleyecek bir delil getirin: İşte bu, benimle birlikte olanların ve benden önceki (peygamber)lerin dile getirip durdukları ilahi öğretidir". Hayır, onların çoğu gerçeği bilmiyor ve bunun için de (ondan) inatla yüz çeviriyorlar.
Yoksa O'nun dununda tanrılar mı edindiler? De ki: "Kanıtınızı getirin hadi! Bu (la ilahe illallah) benimle beraber olan kimsenin de zikridir (hatırladığı hakikattir); benden önce olan kimsenin de zikridir (hatırladığı hakikattir)". . . Hayır, onların çoğunluğu Hakk'ı bilmiyorlar. . . Bundan ötürü yüz çeviricilerdir.
Yoksa O'ndan başka ilahlar mı edindiler? De ki: "Kesin kanıt (burhan)ınızı getirin. İşte benimle birlikte olanların zikri (Kitabı) ve benden öncekilerin de zikri." Hayır, onların çoğu hakkı bilmiyorlar, bundan dolayı yüz çeviriyorlar.
Yoksa O'nu bırakıp bir takım ilâhlar mı edindiler? (Ey Muhammed! Onlara) de ki: "Öyleyse (ilâhlar edinmenizin) kesin delilini getirin. İşte benimle beraber olanlara ve benden öncekilere gönderilen kitap bu; fakat onların çoğu hakkı bilmiyorlar; bu yüzden de ondan yüz çeviriyorlar.
Yoksa O'ndan başka bir de ayrıca tanrılar mı edindiler? De ki: "Kanıtınızı getirin!" "İşte bu, benimle birlikte olanların öğretisi ve benden öncekilerin öğretisidir!" Hayır! Onların çoğu, Gerçek Olanı bilmedikleri için yüz çeviriyor.
Yoksa O'ndan başka birtakım tanrılar mı edindiler? De ki: "Haydi delillerinizi getiriniz! İşte, benimle beraber olanların kitabı ve benden öncekilerin kitabı. Hayır, onların çoğu hakkı bilmezler; bu yüzden de yüz çevirirler.
O'nun dışında tanrılar mı edindiler? De ki: "Delilinizi getirin. Bu, benim çağımdakilerin de mesajıdır, benden öncekilerin de mesajıdır." Ne var ki onların çoğu gerçeği bilmediğinden yüz çevirirler.
O'nun dışında tanrılar mı edindiler? De ki, 'Delilinizi getirin. Bu, benim çağımdakilerin de mesajıdır, benden öncekilerin de mesajıdır.' Ne var ki, onların çoğu gerçeği bilmediğinden yüz çevirirler.
Yoksa O'ndan başka tanrılar mı edindiler? De ki: "Haydi getirin delilinizi; işte benimle beraber onların kitabı ve benden öncekilerin kitabı!" Fakat çoğu gerçeği bilmezler de onun için yüz çevirirler.
Yoksa ondan başka ilahlar mı edindiler? De ki: haydi getirin bürhanınızı, işte benimle beraber olanların zikri ve benden evvelkilerin zikri, fakat çokları hakkı bilmezler de onun için ı'raz ederler
Yoksa O'nun yanı sıra başka ilahlar mı edindiler? De ki: "Burhanınızı getirin. dipnot 1 Bu benimle beraber olanların ve benden öncekilerin öğüdüdür." Fakat onların çoğu gerçeği bilmezler ve onlar, ondan yüz çevirenlerdir.
Yoksa O'nun yanı sıra başka ilahlar mı edindiler? De ki: "Burhanınızı getirin. dipnot 1 Bu benimle beraber olanların ve benden öncekilerin öğüdüdür." Fakat onların çoğu gerçeği bilmezler ve onlar, ondan yüz çevirenlerdir.
Yoksa O'ndan başka ilahlar mı edindiler? De ki: "Burhanınızı getirin. dipnot 1 Bu benimle beraber olanların ve benden öncekilerin öğüdüdür." Fakat onların çoğu gerçeği bilmezler ve onlar, ondan yüz çevirenlerdir.
Yoksa O'ndan başka tanrılar mı edindiler? De ki: "Kesin kanıt (burhan)ınızı getirin. İşte benimle birtikte olanların zikri (Kitabı) ve benden öncekilerin de zikri." Hayır, onların çoğu hakkı bilmiyorlar, bundan dolayı yüz çeviriyorlar.
Ondan başka Tanrılar edindiler ha? Sen (onlara) de ki: "(Varsa) delilinizi getirin. İşte benimle beraber olan (müslüman) ların kitabı, (işte) benden evvel gelenlerin kitabı (da meydanda)". Hayır, onların çoğu hakkı bilmezler de bunun için yüz çeviricidirler onlar.
Yoksa O'ndan başka tanrılar mı edindiler? De ki: Kesin delilinizi getirin işte benimle birlikte olanların zikri ve benden öncekilerin zikri. Hayır onların çoğu hakkı bilmezler de onun için yüz çevirirler.
(18-25) Evet biz hakkı / hakikati geçersiz olanın / batıl olanın üzerine savur atarız / fırlatır atarız. (Balıklar üzerine ağ atmak gibi) O da onu bastırır o vakit o ortadan kalkar, nitelendirmelerinden dolayı / vasıflandırmalarından dolayı yazıklar olsun onlara! Göklerde ve yerde ne varsa ve O’nun yanında her kim varsa O’nundur , O’na ibadet ederler ibadetlerinden dolayı da büyüklenmezler/ kibirlenmezler, yorulmazlar, gece ve gündüz onu her şeyin üstünde tutarlar / tesbih ederler, ara vermezler, yerden / arzdan ilahlar mı? edindiler onlar mı diriltecekmiş! O ikisin de / gökler de ve yerde Allah dışında ilahlar olsa idi yer ve göklerde bozgu nculuk olurdu / ifsat olurdu , arşın / tahtın Rabbi Allah, onların vasıflandırmalarından üstün olandır. O’na yaptıklarından dolayı soru / sorgu yoktur, onlara ise sorulacaktır / onlar ise sorgulanacaklar. Yoksa Allah’tan başka ilahlar mı edindiniz? Delilinizi getirin de . Bu benimle beraber olanların ve benden öncekilerin de kitabıdır / zikridir de. (Tevrat İncil ister tahrif olsun yahut olmasın artık benden öncekilerin kitabı değildir, bu kitap benden öncekilerin de kitabıdır , artık güncel kitap budur.) Bilakis onların çoğunluğu gerçeği / hakkı bilmiyor ve sırt çeviriyorlar. Biz senden önce kimi Resul olarak gönderdi isek “Benden / Allah’tan başka ilah yoktur bana ibadet edin” diye ona vahyettik.
Yoksa O'ndan başka ilahlar mı edindiler? De ki: “Delilinizi getirin. İşte bu, benimle birlikte olanların zikri (kitabı) ve (bu da) benden öncekilerin zikri (kitabı)!” Hayır, onların çoğu hakkı bilmezler; bu yüzden de yüz çevirirler.
Yoksa O'ndan başka tanrılar mı edindiler? De ki: "(Bu hususta kesin) delilinizi getirin. İşte benimle beraber olanların da öğütü ve benden öncekilerin de öğütü budur." Ama çokları hakkı bilmezler, bundan dolayı onlar, (haktan) yüz çevirirler.
Yoksa Allah ile aralarına girecek ilahlar mı edindiler? De ki: "Kanıtınızı getirin. Bu Kur'an, benimle birlikte olanların zikri /kitabı, benden öncekilerin de zikridir dipnot 1 ." Aslında onların çoğu, bu gerçeği bilmezler de yüz çevirirler.
Yine de Allah'tan önce bir takım ilahlara mı tutundular? De ki "Delilinizi getirin. Benimle birlikte olanların Kitabı budur. Bu, benden öncekilerin de kitabıdır." Onların çoğu, bu gerçeği bilmez de onun için yüz çevirirler.
Yoksa, O’ndan başka ilahlar mı edindiler? De ki: Haydi delilinizi getirin! İşte bu, benimle beraber olanların zikri ve benden öncekilerin zikridir. Fakat, onların çoğu hakkı bilmiyorlar, ama buna rağmen yüz çeviriyorlar.
Yoksa, O'ndan başka ilahlar mı edindiler? De ki: -Kesin belgenizi getirin! İşte bu, benimle beraber olanların ve benden öncekilerin uyarısıdır. Fakat, onların çoğu gerçeği bilmiyorlar, ama buna rağmen yüz çeviriyorlar.
Yoksa O'nun dışında bazı ilahlar mı edindiler? De ki: "Susturucu delilinizi getirin! Benimle beraber olanların da benden öncekilerin de Zikir'i budur. Ne yazık ki onların çokları hakkı bilmezler; bu yüzden de yüz çevirirler."
Enbiyâ suresi, 25. ayet. وَمَآ أَرْسَلْنَا مِن قَبْلِكَ مِن رَّسُولٍ إِلَّا نُوحِىٓ إِلَيْهِ أَنَّهُۥ لَآ إِلَٰهَ إِلَّآ أَنَا۠ فَٱعْبُدُونِ
Senden önce gönderdiğimiz bütün peygamberlere, "Şüphesiz, benden başka hiçbir ilah yoktur. Öyleyse bana ibadet edin" diye vahyetmişizdir.
Senden önce hiçbir elçi göndermedik ki ona "Benden başka ilah yoktur; bana kulluk edin!" diye vahyetmiş olmayalım.
Halbuki Biz, senden önce gönderdiğimiz peygamberlerin tümüne her mesajı ısrarla ilettik; o da şu: "Benden başka ilah yok, o halde yalnız Bana kulluk edin!"
Oysa, Biz senden önce de peygamberleri yalnızca: "Benden başka tanrı yok, öyleyse (yalnızca) Bana kulluk edin!" diye vahyederek gönderdik.
Senden önce bir Rasul irsal etmedik ki Ona: "Tanrı yoktur, sadece Ben! O halde bana kullukta olduğunuzu fark edin" diye vahyetmiş olmayalım.
Senden önce hiç bir elçi göndermedik ki, ona şunu vahyetmiş olmayalım: "Benden başka ilah yoktur, öyleyse bana ibadet edin."
Senden önce hiçbir Rasûl göndermedik ki ona: «Benden başka İlâh yoktur; şu halde bana kulluk edin» diye vahyetmiş olmayalım.
Senden önce de şöyle bildirdiğimiz elçilerden başkasını göndermedik: "Benden başka Tanrı yoktur. Artık, Bana hizmet edin!"
Senden önce hiçbir peygamber göndermedik ki, ona "Benden başka ilah yoktur, o halde bana kulluk ediniz" diye vahyetmiş olmayalım.
Senden önce bir elçi göndermedik ki kendisine, "Benden başka tanrı yoktur; sadece Bana hizmet ediniz" diye vahiy etmiş olmayalım.
Senden önce bir elçi göndermedik ki kendisine, 'Benden başka tanrı yoktur; sadece Bana kulluk ediniz,' diye vahyetmiş olmayalım.
Biz senden önce hiçbir peygamber göndermedik ki, ona şöyle vahyetmiş olmayalım: "Gerçek şu ki, Benden başka ilah yoktur; onun için hep Bana ibadet edin."
Senden evvel hiç bir Resul göndermedik ki ona şöyle vahyetmiş olmıyalım: hakikat bu: benden başka ilah yoktur, onun için hep bana ıbadet edin
Senden önce hiçbir Resul göndermedik ki, kendisine, "Benden başka ilah yoktur. Onun için Bana kulluk dipnot 1 edin." diye vahyetmiş olmayalım.
Senden önce hiçbir resul göndermedik ki, kendisine, "Benden başka ilah yoktur. Onun için Bana kulluk dipnot 1 edin." diye vahyetmiş olmayalım.
Senden önce hiçbir rasul yoktur ki, kendisine, "Benden başka ilah yoktur. Onun için Bana kulluk edin." diye vahyetmiş olmayalım.
Senden önce hiç bir elçi göndermedik ki, ona şunu vahyetmiş olmayalım: "Benden başka tanrı yoktur, öyleyse bana ibadet edin."
Biz senden evvel hiç bir peygamber göndermedik (ya'ni hiç biri müstesna değildir) ki ille ona şu hakikati vahy etmişizdir: "Benden başka hiç bir Tanrı yok. O halde bana ibadet "din".
Senden önce gönderdiğimiz her peygambere mutlaka: Ben'den başka tanrı yoktur. Bana kulluk edin, diye vahyetmişizdir.
(18-25) Evet biz hakkı / hakikati geçersiz olanın / batıl olanın üzerine savur atarız / fırlatır atarız. (Balıklar üzerine ağ atmak gibi) O da onu bastırır o vakit o ortadan kalkar, nitelendirmelerinden dolayı / vasıflandırmalarından dolayı yazıklar olsun onlara! Göklerde ve yerde ne varsa ve O’nun yanında her kim varsa O’nundur , O’na ibadet ederler ibadetlerinden dolayı da büyüklenmezler/ kibirlenmezler, yorulmazlar, gece ve gündüz onu her şeyin üstünde tutarlar / tesbih ederler, ara vermezler, yerden / arzdan ilahlar mı? edindiler onlar mı diriltecekmiş! O ikisin de / gökler de ve yerde Allah dışında ilahlar olsa idi yer ve göklerde bozgu nculuk olurdu / ifsat olurdu , arşın / tahtın Rabbi Allah, onların vasıflandırmalarından üstün olandır. O’na yaptıklarından dolayı soru / sorgu yoktur, onlara ise sorulacaktır / onlar ise sorgulanacaklar. Yoksa Allah’tan başka ilahlar mı edindiniz? Delilinizi getirin de . Bu benimle beraber olanların ve benden öncekilerin de kitabıdır / zikridir de. (Tevrat İncil ister tahrif olsun yahut olmasın artık benden öncekilerin kitabı değildir, bu kitap benden öncekilerin de kitabıdır , artık güncel kitap budur.) Bilakis onların çoğunluğu gerçeği / hakkı bilmiyor ve sırt çeviriyorlar. Biz senden önce kimi Resul olarak gönderdi isek “Benden / Allah’tan başka ilah yoktur bana ibadet edin” diye ona vahyettik.
Senden önce gönderdiğimiz bütün peygamberlere: “Şüphesiz, benden başka (hak) ilâh yoktur. Öyleyse yalnız bana ibadet edin!” diye vahyetmişizdir.
Senden önce hiçbir peygamber göndermedik ki ona: "Benden başka tanrı yoktur, bana kulluk edin!" diye vahyetmiş olmayalım.
Senden önce gönderdiğimiz her elçiye mutlaka şunu vahyetmişizdir: "Benden başka ilah yoktur, kulluğu bana yapın dipnot 1 ."
Senden önce gönderdiğimiz her elçiye mutlaka şunu bildirmişizdir: "Benden başka ilah yoktur, kulluğu bana yapın."
Senden önce hiç bir rasûl göndermedik ki ona: Benden başka (hak) ilah yoktur, öyleyse bana ibadet edin! diye vahyetmiş olmayalım.
Senden önce hiç bir peygamber göndermedik ki ona: -Benden başka ilah yoktur, öyleyse bana kulluk edin! diye vahyetmiş olmayalım.
Senden önce hiçbir resul göndermedik ki ona şöyle vahyetmiş olmayalım: "Gerçek şu: İlah yok benden başka, artık bana kulluk/ibadet edin."
Enbiyâ suresi, 26. ayet. وَقَالُوا۟ ٱتَّخَذَ ٱلرَّحْمَٰنُ وَلَدًا سُبْحَٰنَهُۥ بَلْ عِبَادٌ مُّكْرَمُونَ
(Böyle iken) "Rahman, çocuk edindi" dediler. O, böyle şeylerden uzaktır, yücedir. Hayır, (evlat diye niteledikleri) o melekler ikrama erdirilmiş kullardır.
(Müşrikler): "Rahmân (olan Allah, melekleri) çocuk edindi!" dediler. (Haşa)! O yücedir. Aksine (melekler) ikram edilmiş kullardır. dipnot 1
Ama (onların takipçileri arasından) yine de "Rahman çocuk edindi" diyenler çıktı. O şanı yüce olan, (ölümlülere has bu tür) tanımlamalardan sonsuzca uzaktır; aksine, (Allah'ın soyundan geldiğini iddia ettikleri o kimseler), ilahi ikrama mazhar olan kullardır:
Yine de, bazıları kalkıp: "Rahman kendine bir oğul edinmiştir!" diyor. O yüceler yücesi (ölümlülere özgü bu tür eksiklerden) mutlak anlamda uzaktır! Hayır, (Allah'ın "soyundan" gelmiş gözüyle baktıkları o kimseler) yalnızca Allah'ın seçkin kullarıdır:
"Rahman çocuk edindi" dediler! Subhan'dır O! Bilakis, ikrama nail olmuş kullardır (İsa ve Allah'ın kızları diye vehmedilen melekler).
"Rahman (olan Allah) çocuk edindi" dediler. O, (bu yakıştırmadan) yücedir. Hayır, onlar (melekler) ikrama layık görülmüş kullardır.
Rahmân (olan Allah, melekleri) evlât edindi, dediler. Hâşâ! O, bundan münezzehtir. Bilakis (melekler), lütuf ve ihsana mazhar olmuş kullardır.
"Bağışlayan, çocuk edindi!" dediler. O, bundan ayrıktır. Hayır! Onlar, seçkin kullardır.
"Rahman çocuk edindi" dediler. Haşa! O, bundan uzaktır. Bilakis onlar, lütuf ve ihsana mazhar olmuş kullardır.
"Rahman bir çocuk edindi" dediler. O yücedir. Oysa onlar onurlu kullardır.
'Rahman bir çocuk edindi,' dediler. O yücedir. Oysa onlar onurlu kullardır.
Böyle iken dediler ki: "Rahman çocuk edindi." Allah bundan münezzehtir. Doğrusu (o çocuk dedikleri) sadece şerefli bir takım kullardır;
Böyle iken dediler ki: Rahman veled ittihaz etti, tenzih o sübhana, doğrusu onlar ikram olunmuş kullardır
Ve onlar: "Rahman çocuk edindi." dediler. O, bundan münezzehtir. dipnot 1 Onlar, dipnot 2 ikram olunmuş dipnot 3 kullardır.
Ve onlar: "Rahman çocuk edindi." dediler. O, bundan münezzehtir. dipnot 1 Onlar dipnot 2 , ikram olunmuş dipnot 3 kullardır.
Ve onlar: "Rahman çocuk edindi." dediler. O, bundan münezzehtir. dipnot 1 Onlar dipnot 2 , ikram olunmuş dipnot 3 kullardır.
"Rahman çocuk edindi" dediler. O, (bu yakıştırmadan) yücedir. Hayır, onlar (melekler) ikrama layık görülmüş kullardır.
"O çok esirgeyici (Allah) evlad edindi" dediler. Onun şaanı bundan yücedir, münezzehdir. Hayır (evlad dedikleri) onlar, ikrama mazhar edilmiş kullardır (meleklerdir).
Dediler ki: Rahman çocuk edindi. O'nun şanı yücedir. Hayır, onlar ikram edilmiş kullardır.
(26-29) Dediler ki Rahman bir çocuk edindi / bir evlat edindi. O’nu üstün tutarız, bilakis onlar (melekler) kendilerine ikram edilmiş kullardırlar, (evlat falan değiller) konuşmada O’nun önüne geçmezler ve onlar O’nun emrinde çalışırlar / amel ederler, O, ellerinde olanı / şimdide olanı da ardlarında / geçmişlerinde olanı da biliyor, (ikram edilen kullar) O’nun razı olduğu kimseye şefaat ederler, O’ndan duydukları tedirginlikten / O’nun haşyetinden titrer haldedirler. Her kim, O’nun dışında ben de bir ilahım der ise işte onun cezası cehennemdir, biz zalimleri böyle cezalandırırız.
(Böyle iken) “Rahmân, çocuk edindi” dediler. O bundan münezzehtir, yücedir. Hayır! (Evlat diye niteledikleri) o melekler ikram edilmiş kullardır.
"Rahman çocuk edindi." dediler. O, yücedir. Hayır (Rahman'ın çocukları sanılan melekler, O'nun) değerli kullar(ı)dır.
"Rahman çocuk edindi." dediler. Bu ona yakıştırılamaz! Aslında onlar, değerli kullardır dipnot 1 .
"Rahman evlat edindi" dediler. Allah'ın onunla ilgisi olmaz. Evlat dedikleri kişiler ikram görmüş kullardır.
Rahman, çocuk edindi, dediler. O, münezzehtir. Aksine onlar değerli kullardır.
-Rahman, çocuk edindi, dediler. Haşa o bundan uzaktır. Aksine onlar değerli kullardır.
"Rahman çocuk edindi" dediler. Haşa, bundan arınmıştır O! Onlar, lütuflandırılmış kullardır.
Enbiyâ suresi, 27. ayet. لَا يَسْبِقُونَهُۥ بِٱلْقَوْلِ وَهُم بِأَمْرِهِۦ يَعْمَلُونَ
Onlar Allah'tan önce söz söylemezler ve hep O'nun emriyle iş görürler.
O'ndan (emir almadan) önce konuşmaz, yalnızca O'nun emri ile iş yaparlar. dipnot 1
Onlar, kendi sözlerini O'nun sözünün önüne geçirmezler: yani onlar sadece O'nun talimatıyla hareket ederler.
Sözkonusu kimseler, O kendileriyle konuşmadan asla konuşmazlar; ve ancak O'nun buyruğuyla edip eylerler.
Sözleri, O'nun hükmü önüne geçmez! Onlar, O'nun hükmünü uygular.
Onlar sözle (bile olsa) O'nun önüne geçmezler ve onlar O'nun emriyle yapıp etmektedirler.
O'ndan (emir almazdan) önce konuşmazlar, onlar, sadece O'nun emri ile hareket ederler.
O'ndan önce söz söylemezler. Çünkü Onlar, O'nun buyruğuyla iş yaparlar.
Allah'tan önce konuşmazlar; onlar, sadece O'nun emri ile hareket ederler.
Onlar O'ndan önce söz söylemezler; O'nun emirlerini ise titizlikle uygularlar.
Onlar O'ndan önce söz söylemezler; O'nun emirlerini ise titizlikle uygularlar.
onlar Allah'ın sözünün önüne geçmezler, hep O'nun emriyle hareket ederler.
Onun sözünün önüne geçmezler hep onun emriyle hareket ederler
Onlar, dipnot 1 O'nun sözüne aykırı hareket edemezler. Onlar, yalnızca O'nun buyruğuna uyarlar.
Onlar dipnot 1 , O'nun sözüne aykırı hareket edemezler. Onlar, yalnızca O'nun buyruğuna uyarlar.
Onlar dipnot 1 , O'nun sözüne aykırı hareket edemezler. Onlar, yalnızca O'nun buyruğuna uyarlar.
Onlar sözle (bile olsa) O'nun önüne geçmezler ve onlar O'nun buyruğuyla yapıp etmektedirler.
Bunlar söz (leriy) le asla Onun önüne geçemezler. (Bil'akis) bunlar Onun emriyle hareket ederler.
Onlar, sözle asla O'nun önüne geçemezler. Ancak O'nun emriyle hareket ederler.
(26-29) Dediler ki Rahman bir çocuk edindi / bir evlat edindi. O’nu üstün tutarız, bilakis onlar (melekler) kendilerine ikram edilmiş kullardırlar, (evlat falan değiller) konuşmada O’nun önüne geçmezler ve onlar O’nun emrinde çalışırlar / amel ederler, O, ellerinde olanı / şimdide olanı da ardlarında / geçmişlerinde olanı da biliyor, (ikram edilen kullar) O’nun razı olduğu kimseye şefaat ederler, O’ndan duydukları tedirginlikten / O’nun haşyetinden titrer haldedirler. Her kim, O’nun dışında ben de bir ilahım der ise işte onun cezası cehennemdir, biz zalimleri böyle cezalandırırız.
Onun sözünün önüne geçmezler ve O'nun emri gereğince iş görürler.
O'ndan önce söz söylemezler ve onlar, O'nun buyruğunu yaparlar.
Onun sözünün önüne geçmezler; hep onun emriyle hareket ederler.
İlk sözü onlar dipnot 1 söyleyemezler. Onlar, Allah'ın emriyle iş yaparlar.
Onun sözünün önüne geçmezler ve O'nun emriyle yapıp ederler.
Sözleriyle onun önüne geçmezler ve yalnız O'nun emriyle iş yaparlar.
Onlar O'nun sözünün önüne geçmezler; onlar yalnız O'nun emriyle iş yaparlar.
Enbiyâ suresi, 28. ayet. يَعْلَمُ مَا بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ وَلَا يَشْفَعُونَ إِلَّا لِمَنِ ٱرْتَضَىٰ وَهُم مِّنْ خَشْيَتِهِۦ مُشْفِقُونَ
Allah, onların önlerindekini de arkalarındakini de (yaptıklarını da yapacaklarını da) bilir. Onlar, O'nun razı olduğu kimselerden başkasına şefaat etmezler ve hepsi O'nun korkusuyla titrerler.
(Allah) onların önlerindekini de arkalarındakini de bilir. dipnot 1 (Allah'ın) razı olduğundan başkasına şefaat edemezler. dipnot 2 Onlar (Allah'a) saygıları nedeniyle titrerler!
O, onların bildiklerini de bilmediklerini de bilir. Ki zaten onlar, O'nun hoşnut ve razı olmadığı hiç kimseye şefaat edemezler: zira onlar O'nun yüceliği karşısında derin bir saygıyla titrerler.
O, onların gözünün önünde olanları da bilir, onlardan gizli tutulan şeyleri de bilir; bunun içindir ki, onlar, O'nun (zaten) hoşnut olduğu insanların dışında kimseye yan çıkıp kayıramazlar; çünkü (herkesten önce) onların kendileri O'nun korkusuyla titrerler.
Onların önlerindekini de, arkalarındakini de bilir. . . Onlar, ancak rızasını kazanmış kişilere şefaat ederler. . . Onlar, O'nun haşyetinden titrerler.
O, önlerindekini ve arkalarındakini bilir; onlar şefaat etmezler (kendisinden) hoşnut olunandan başka. Ve onlar, O'nun haşmetinden içleri titremekte olanlardır.
Allah, onların önlerindekini de bilir, arkalarındakini de. (Allah'ın) Rıza gösterdiği kimselerden başkasına şefaat edemezler; O'nun korkusundan titrerler.
Onların yaptıklarını ve yapacaklarını bilir. O'nun hoşnutluğunu kazanmış olanlardan başkasına ara buluculuk yapamazlar. Çünkü Onlar, O'nun korkusuyla titrerler.
Allah, onların önlerindekini de arkalarındakini de bilir. Allah'ın rızasına ulaşmış olanlardan başkasına şefaat etmezler. Onlar, Allah korkusundan titrerler.
O onların geçmişini ve geleceğini bilir. Onlar O'nun hoşnut olduğu kullarından başkası için şefaat etmezler. Onlar bile O'nun karşısında saygıyla titrerler. dipnot 1
O onların geçmişini ve geleceğini bilir. Onlar O'nun hoşnut olduğu kullarından başkası için şefaat etmezler. Onlar bile O'nun karşısında saygıyla titrerler.
Allah onların önlerindekini de, arkalarındakini de bilir. Allah'ın razı olacağı kimselerden başkasına şefaat etmezler. Hepsi O'nun korkusundan titrerler.
O onların önlerindekini arkalarındakini bilir ve onlar onun rıza verdiği kimselerden başkasına şefaat etmezler ve hepsi onun haşyetinden titrerler
Allah, onların bütün yapıp ettiklerini bilir. Ve onlar, rızasına ermiş olanlardan başkasına şefaat dipnot 1 edemezler. Onlar, O'na duydukları derin saygıdan titrerler.
Allah, onların bütün yapıp ettiklerini bilir. Ve onlar, rızasına ermiş olanlardan başkasına şefaat dipnot 1 edemezler. Onlar, O'na duydukları derin saygıdan titrerler.
Allah, onların bütün yapıp ettiklerini bilir. Ve onlar, rızasına ermiş olanlardan başkasına şefaat dipnot 1 edemezler. Onlar, O'na duydukları derin saygıdan titrerler.
O, önlerindekini ve arkalarındakini bilir onlar şefaat etmezler (kendisinden) hoşnut olunandan başka. Ve onlar, O'nun haşmetinden içleri titremekte olanlardır.
Önlerindekini de, arkalarındakini de O bilir. Bunlar, Onun rızasına ermiş olandan başka kimseye şefaat etmezler. Bunlar Onun korkusundan titreyenlerdir.
O, onların önlerindekilerini de bilir, arkalarındakini de bilir. Onlar, Allah'ın hoşnud olduğu kimseden başkasına şefaat edemezler ve O'nun korkusundan titrerler.
(26-29) Dediler ki Rahman bir çocuk edindi / bir evlat edindi. O’nu üstün tutarız, bilakis onlar (melekler) kendilerine ikram edilmiş kullardırlar, (evlat falan değiller) konuşmada O’nun önüne geçmezler ve onlar O’nun emrinde çalışırlar / amel ederler, O, ellerinde olanı / şimdide olanı da ardlarında / geçmişlerinde olanı da biliyor, (ikram edilen kullar) O’nun razı olduğu kimseye şefaat ederler, O’ndan duydukları tedirginlikten / O’nun haşyetinden titrer haldedirler. Her kim, O’nun dışında ben de bir ilahım der ise işte onun cezası cehennemdir, biz zalimleri böyle cezalandırırız.
Allah, onların önlerindekini de arkalarındakini de (yaptıklarını da yapacaklarını da) bilir. Onlar, O’nun razı olduğu kimselerden başkasına şefaat etmezler ve hepsi O’nun korkusuyla titrerler.
(Allah) Onların önlerinde ve arkalarında olanı bilir. (Allah'ın) razı olduğundan başkasına şefa'at edemezler ve onlar, O'nun korkusundan titrerler.
Onların önlerinde olanı da arkalarında kalanı da Allah bilir dipnot 1 . Onun razı olduğu kişiden başkasına şefaat edemez /destek veremezler dipnot 2 . Onlar, Allah'tan çekindikleri için korkudan titrerler.
Yaptıklarını da geriye bıraktıklarını da O bilir. O'nun razı olduğu kişiden başkası lehine destek veremezler dipnot 1 . Onlar Allah korkusundan titrerler.
Allah, onların önlerindekini de arkalarındakini de bilir. Allah’ın razı olduğu kimseden başkasına şefaat edemezler. O’nun korkusundan, sakınıp ürkerler.
Allah, onların önlerindekini de arkalarındakini de bilir. Allah'ın razı olduğu kimseden başkasına şefaat edemezler. O'nun korkusundan tir tir titrerler.
O, onların önlerindekini de arkalarındakini de bilir. Onlar, O'nun hoşnutluk verdiklerinden başkasına da şefaat etmezler. Ve onlar O'nun korkusundan titrerler.
Enbiyâ suresi, 29. ayet. وَمَن يَقُلْ مِنْهُمْ إِنِّىٓ إِلَٰهٌ مِّن دُونِهِۦ فَذَٰلِكَ نَجْزِيهِ جَهَنَّمَ كَذَٰلِكَ نَجْزِى ٱلظَّٰلِمِينَ
İçlerinden her kim, "Allah'tan başka ben de şüphesiz bir ilahım" derse, böylesini cehennemle cezalandırırız. İşte biz zalimleri böyle cezalandırırız.
Onlardan kim "O'nun peşi sıra ben (de) ilahım!" derse biz onu (bile) cehennemle cezalandırırız. İşte biz, zalimlere böyle ceza veririz! dipnot 1
Kaldı ki onlardan biri "O'ndan bir alt basamakta da olsa, sonuçta ben de bir ilahım demiş olsaydı, bu takdirde onu cehennemle cezalandırırdık: Çünkü haddini bilmeyenleri Biz böyle cezalandırırız.
Ve eğer onlardan biri: "O'nun gibi ben de bir tanrıyım" diyecek olsaydı mutlaka onu cehennemle cezalandırırdık: (çünkü) zalimleri biz böyle cezalandırırız.
Onlardan kim: "Ben, O'nun dununda bir tanrıyım" derse; ona, bunun sonucunu cehennem olarak yaşatırız! İşte zalimlere sonucunu böyle yaşatırız.
Onlardan her kim: "Gerçekten ben, O'nun dışında bir ilahım" diyecek olsa, bu durumda biz onu cehennemle cezalandırırız. Zalimleri biz böyle cezalandırırız.
Onlardan herhangi biri Allah'ı bırakıp da "ben ilâhım" derse, bu yüzden onu cehennemle cezalandırırız. İşte biz zalimleri böyle cezalandırırız.
Onlardan kim, "Aslında, O'ndan başka ayrıca ben de tanrıyım!" derse, işte o zaman, Onu, cehennemle cezalandırırız. Haksızlık yapanları, işte böyle cezalandırırız.
Onlardan kim: "Allah'tan başka ben de bir tanrıyım" derse, işte onu cehennemle cezalandırırız. Zalimlerin cezasını böyle veririz.
Onlardan kim, "Ben O'nun yanında bir tanrıyım" derse onu cehennemle cezalandırırız; zalimleri biz böyle ödüllendiririz.
Onlardan kim, 'Ben O'nun yanında bir tanrıyım,' derse onu cehennemle cezalandırırız; zalimleri biz böyle ödüllendiririz.
İçlerinden her kim: "Ben O'ndan başka ilahım!" derse, Biz ona cehennemi ceza olarak veririz; zalimleri Biz böyle cezalandırırız.
Ve içlerinden her kim ben ondan başka bir ilahım derse biz ona Cehennemi ceza veririz, zalimleri biz böyle cezalandırırız
Onlardan kim, "O'nun yanı sıra ben de ilahım." derse, işte o zaman onu Cehennem'le cezalandırırız. Biz, zalimleri böyle cezalandırırız.
Onlardan kim, "O'nun yanı sıra ben de ilahım." derse, işte o zaman onu Cehennem'le cezalandırırız. Biz, zalimleri böyle cezalandırırız.
Onlardan dipnot 1 kim, "O'nun yanı sıra ben de ilahım." derse, işte o zaman onu Cehennem'le cezalandırırız. Biz, zalimleri böyle cezalandırırız.
Onlardan her kim: "Gerçekten ben, O'nun dışında bir tanrıyım" diyecek olsa, bu durumda biz onu cehennemle cezalandırırız. Zalimleri biz böyle cezalandırırız.
Bunlardan kim "Tanrı O değil, ben im" derse onu cehennemle cezalandırırız. Biz o zaalimleri de böylece cezalandıracağız.
Bunlardan kim: Tanrı O değil de benim derse; onu derhal cehennemle cezalandırırız. Biz, zalimlerin cezasını böyle veririz.
(26-29) Dediler ki Rahman bir çocuk edindi / bir evlat edindi. O’nu üstün tutarız, bilakis onlar (melekler) kendilerine ikram edilmiş kullardırlar, (evlat falan değiller) konuşmada O’nun önüne geçmezler ve onlar O’nun emrinde çalışırlar / amel ederler, O, ellerinde olanı / şimdide olanı da ardlarında / geçmişlerinde olanı da biliyor, (ikram edilen kullar) O’nun razı olduğu kimseye şefaat ederler, O’ndan duydukları tedirginlikten / O’nun haşyetinden titrer haldedirler. Her kim, O’nun dışında ben de bir ilahım der ise işte onun cezası cehennemdir, biz zalimleri böyle cezalandırırız.
İçlerinden her kim; “Allah’tan başka ben de şüphesiz bir ilâhım” derse, böylesini Cehennem'le cezalandırırız. İşte biz zalimleri böyle cezalandırırız.
Onlardan her kim: "Ben O'ndan başka bir tanrıyım!" derse onu cehennemle cezalandırırız. Biz zalimleri böyle cezalandırırız.
Onlardan her kim "Ben Allah ile aranızda bir ilahım!" derse, onu Cehennem ile cezalandırırız. Bu yanlışı yapanları işte böyle cezalandırırız dipnot 1 .
Onlardan kim: "Allah ile sizin aranızda ilah benim" derse onu Cehennem'le cezalandırırız. Yanlış yapanları işte böyle cezalandırırız.
Onlardan kim: Allah’tan başka ben de ilahım! derse, onu Cehennem'le cezalandırırız. İşte zalimleri böyle cezalandırırız.
Onlardan kim: -Allah'tan başka ben de ilahım! derse, Onu cehennemle cezalandırırız. İşte zalimleri böyle cezalandırırız.
İçlerinden her kim, "Ben O'nun dışında bir ilahım" derse böylesini cehennemle cezalandırırız. Zalimleri işte böyle cezalandırırız biz.
Enbiyâ suresi, 30. ayet. أَوَلَمْ يَرَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓا۟ أَنَّ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ كَانَتَا رَتْقًا فَفَتَقْنَٰهُمَا وَجَعَلْنَا مِنَ ٱلْمَآءِ كُلَّ شَىْءٍ حَىٍّ أَفَلَا يُؤْمِنُونَ
İnkar edenler, göklerle yer bitişikken, bizim onları ayırdığımızı ve diri olan her şeyi sudan meydana getirdiğimizi görmediler mi? Hala inanmayacaklar mı?
Kâfir olanlar, göklerle yer bitişik bir hâldeyken, onları birbirinden ayırdığımızı ve her canlı şeyi sudan yarattığımızı dipnot 1 gör(üp düşün)mediler mi? (Hâlâ) inanmayacaklar mı? dipnot 2
İnkarda ısrar eden o kimseler görmezler mi ki; gökler ve yer başlangıçta bitişikken Biz onları ayırdık ve (hareket edebilen) her canlıyı sudan var ettik? Buna rağmen hala inanmayacaklar mı?
Peki, hakkı inkara şartlanmış olan bu insanlar, göklerin ve yerin (başlangıçta) bir tek bütün olduğunu ve Bizim sonradan onu ikiye ayırdığımızı ve yaşayan her şeyi sudan yarattığımızı görmüyorlar mı? Hala inanmayacaklar mı?
O hakikat bilgisini inkar edenler görmediler mi ki (atom altı boyutuyla) semalar ve arz birleşik idi de biz onları (algılayıcı kuvvelerin yoğunlaşmasıyla) yarıp ayırdık! Her diri şeyi sudan (H2O) oluşturduk. . . Hala iman etmiyorlar mı?
O inkar edenler görmüyorlar mı ki, (başlangıçta) göklerle yer, birbiriyle bitişik iken, biz onları ayırdık ve her canlı şeyi sudan yarattık. Yine de onlar inanmayacaklar mı?
Şu küfredenler bilmezler mi ki gökler ve yer, (bir zamanlar) bitişik idi de, biz onları ayırdık ve bütün canlı şeyleri sudan yarattık. (Yine de bunlardan ibret alıp) iman etmezler mi?
Nankörlük edenler, gökler ve yeryüzü bitişik durumdayken onları ayırdığımızı ve canlı olan her şeyi sudan yarattığımızı zaten görmüyorlar mı? Yine de inanmayacaklar mı? dipnot 262
İnkar edenler, göklerin ve yerin birbirine yapışık olduğunu, bizim onları ayırdığımızı ve bütün canlıları sudan yarattığımızı görmüyorlar mı? Buna rağmen inanmayacaklar mı?
İnkar edenler, görmezler mi ki gökler ve yer bitişik durumda idi de biz onları patlattık? Ayrıca her canlıyı da sudan yarattık. Hala gerçeği onaylamayacaklar mı? dipnot 1
İnkar edenler, görmezler mi ki gökler ve yer bitişik durumda idi de biz onları patlattık? Ayrıca her canlıyı da sudan yarattık. Hala inanmıyacaklar mı?
O küfredenler görmediler mi ki, gökler ve yer bitişik idiler de Biz onları ayırdık; canlı olan her şeyi sudan yaptık. Hala inanmıyorlar mı?
Ya o küfredenler görmedilerde mi ki Semavat-ü Arz bitişik idiler de biz onları ayırdık, hayatı olan her şey'i sudan yaptık, hala inanmıyorlar mı?
Kafirler; dipnot 1 görmüyorlar mı dipnot 2 gökler ve yer bitişikti? Biz onları ayırdık. Suyu hayat kaynağı kıldık. Buna rağmen hala inanmıyorlar mı?
Kafirler dipnot 1 ; görmüyorlar mı dipnot 2 gökler ve yer bitişikti? Biz onları ayırdık. Suyu hayat kaynağı kıldık. Buna rağmen hala inanmıyorlar mı?
Gerçeği yalanlayan nankörler; bitişik olan gökleri ve yeri ayırdığımızı, suyu hayat kaynağı kıldığımızı görmüyorlar mı? Buna rağmen hala inanmıyorlar mı? dipnot 1
O küfredenler görmüyorlar mı ki, (başlangıçta) göklerle yer, birbiriyle bitişik iken biz onları ayırdık ve her canlı şeyi sudan yarattık. Yine de onlar inanmayacaklar mı?
Göklerle yer bitişik bir halde iken biz onları birbirinden yarıb ayırdığımızı, her diri şey'i de sudan yaratdığımızı o küfr (ve inkar) edenler görmedi (ler) mi? Haala inanmayacaklar mı onlar?
O küfredenler görmezler mi ki; gökler ve yer bitişikken Biz ayırdık onları. Ve her şeyi sudan canlı kıldık. Hala inanmıyorlar mı?
(30-47) Kafirler, göklerle yer , birbirine yamalı halde / dikili halde iken onları ayırdığımızı /söktüğümüzü, her diri şeyi sudan yaptığımızı görmediler mi? hâlâ iman etmiyorlar mı? Arzda sarsılmasınlar diye sabiteler yaptık , yol olsun diye orada vadiler /geçitler yaptık , böylelikle belki yol bulurlar , semayı korunmuş bir çatı / dam / tavan yaptık , onlar da ayetlerimizden sırt çeviriyorlar! O ki geceyi gündüzü güneşi ve ayı yarattı , hepsi de bir yörüngede / felekte yüzüyor. Senden önce, hiçbir beşeri kalıcı yapmadık, şimdi sen eğer ölürsen, onlar kalıcı mı olacaklar? Her kişi / her nefis ölümü tadacaktır, sizi hayır ve şer fitneler ile / sınamalar ile imtihan edeceğiz (hayrı mı seçtiniz şerri mi seçtiniz gözükecek) ve bize döndürüleceksiniz. Kafirler seni gördükleri vakit sadece seninle alay ediyorlar, sizin ilahınızı hatırlatan işte bu mu? Diyorlar, Rahmanın zikrini inkâr edenler de onlardır. İnsanı acele üz ere yarattık, size ayetlerimi ilerde göstereceğim , acele etmeyiniz , diyorlar ki doğru sözlü isen bu vaadettiğin ne zaman? Kafirler, yü zlerinin ve arkalarının ateşle savamadıkları zamanı, yardımda edilmeyeceği zamanı bilselerdi, bilakis onlara aniden gelecek ve onları şaşırtacak, onu reddetmeye güçleri de yetmeyecek, bekletilmeyecekler de. Kesin olan şu ki senden önce de Resullerle alay edildi / dalga geçildi, onları alay ettikleri şey kuşattı / onlara hak oldu. Peki sizi gece ve gündüzde Rahman’dan kim koruyacak? Bilakis onlar Rablerinin zikrinden / kitabından sırt çevirenlerdir. Onlar için bizim dışımızda onlara mâni olacak ilahlar mı var? Onların kendilerine yardıma güçleri de yetmez, onlardan bir sahip çıkmada göremezler. Evet onları da babalarını da biz nemalandırdık / metalandırdık onlara ömür de uzadı, kesinlikle bizim arza müdahil olup etrafından kısalttığımızı görmüyorlar mı? Onlar mı yenecekler / galip gelecekler? Deki sizi vahiy vasıtasıyla uyarıyorum, uyarıldığı vakit, çağrıyı sağırlar işitmez, Rabbinin azabının hafif bir esinti, onlara dokunsa onlar diyecekler ki yazıklar olsun bize ki zalimlerden olduk. Kıyamet günü için teraziler / mizanlar kuracağız, Hiçbir ki şiye zulmedilmez, hardal tohumu ağırlığında dahi olsa biz onu getiririz, biz hesaba çeken olarak yeterliyiz.
Kâfirler, görmez mi ki gökler ve yer birleşik iken onları (biz) ayırdık ve her şeye sudan hayat verdik. Hâlâ iman etmezler mi?
O nankörler görmediler mi ki göklerle yer bitişik idi, biz onları ayırdık ve her canlı şeyi sudan yarattık? Hala inanmıyorlar mı?
Kafirlik edenler görmediler mi, gökler ve yer bütün halinde idi, onları ayırdık ve her canlı varlığı sudan yarattık dipnot 1 , hala inanmayacaklar mı?
Kafirlerin görmeleri gerekmez mi gökler ve yer bütün halinde iken patlattık dipnot 1 ve her canlı şeyi sudan yarattık; hala inanmayacaklar mı?
Kâfirler, görmez mi ki gökler ve yer birleşik iken onları (biz) ayırdık ve her şeye sudan hayat verdik. Hâlâ iman etmezler mi?
İnkar edenler, görmez mi ki gökler ve yer birleşik iken onları (biz) ayırdık ve her şeye sudan hayat sağladık. Hala inanmayacaklar mı?
O küfre sapanlar görmediler mi ki gökler ve yer bitişik idi, biz onları ayırdık. Her canlı şeyi sudan oluşturduk. Hala iman etmeyecekler mi?
Enbiyâ suresi, 31. ayet. وَجَعَلْنَا فِى ٱلْأَرْضِ رَوَٰسِىَ أَن تَمِيدَ بِهِمْ وَجَعَلْنَا فِيهَا فِجَاجًا سُبُلًا لَّعَلَّهُمْ يَهْتَدُونَ
Onları sarsmasın diye yere de sabit dağlar yerleştirdik ve (varacakları yere) yol bulabilsinler diye ondan geçitler, yollar meydana getirdik.
Onları sarsmasıyla ilgili yerin içinde ağır baskılar yarattık. dipnot 1 Yol bulsunlar diye orada geniş yollar yarattık dipnot 2
Ve yeryüzünde kendilerini sarsar diye kalkmaz kımıldamalar dağlar var ettik; ve onların aralarında, yollarını bulabilsinler diye vadiler açtık.
Ve (görmüyorlar mı ki,) onları sarsmasın diye arz üzerine sapasağlam dağlar yerleştirdik; ve kolayca yollarını bulabilsinler diye orada vadiler açtık;
Arzda, kendilerini sallayıp sarsmasın diye sabit dağlar (vücutta organlar) oluşturduk. . . Dağlar arasında geniş yollar oluşturduk ki doğru yolu bulsunlar.
Yeryüzünde, onları sarsmasın diye, sabit dağlar yarattık ve doğru gidebilsinler diye geniş yollar açtık.
Yeryüzünde insanları sarsmaması için üzerinde sabit dağlar, dosdoğru gidebilsinler diye dağlar arasında geniş yollar yarattık.
Yeryüzünün onları sarsmaması için, sarsılmaz dağlar yaptık ve geniş yollar oluşturduk; belki doğru yola erişirler diye.
İnsanları sarsmaması için yerin üstüne sabit dağlar yerleştirdik. Dağlar arasında geçitler ve yollar açtık ki yollarını bulabilsinler.
Onları sarsmasın diye yeryüzüne dağları yerleştirdik. Yolu bulmaları için onda geniş geçitler açtık.
Onları sarsmasın diye yeryüzüne dağları yerleştirdik. Yolu bulmaları için onda geniş geçitler açtık.
Yeryüzünde de onları çalkalar diye, baskılar oturttuk (sabit dağlar yerleştirdik), doğru gidebilsinler diye orada bol bol açıklıklar (yollar) yaptık.
Arzda da onları çalkalar diye baskılar oturttuk, hem onda bol bol açıklıklar yaptık ki doğru gidebilsinler
Ve Biz, onları sarsmasın diye yeryüzüne ağır baskılar yerleştirdik. Orada yol bulmaları için geçitler yaptık.
Ve Biz, onları sarsmasın diye yeryüzüne ağır baskılar yerleştirdik. Orada yol bulmaları için geçitler yaptık.
Ve Biz, onlar sarsılmasınlar diye yeryüzüne dağlar yerleştirdik. Orada yollarını bulsunlar diye bolca yollar dipnot 1 yaptık.
Yeryüzünde, onları sarsmasın diye, sabit dağlar yarattık ve doğru gidebilsinler diye geniş yollar açtık.
Yer (yüzün) de, onları (insanları) çalkalar diye, sabit sabit dağlar yaratdık. Aralarında da bol bol yollar açdık. Taki (maksadlarına) ersinler.
Onlar sarsılmasın diye yeryüzünde sabit dağlar yerleştirdik. Doğru yoldan gitsinler diye orada geniş yollar açtık.
(30-47) Kafirler, göklerle yer , birbirine yamalı halde / dikili halde iken onları ayırdığımızı /söktüğümüzü, her diri şeyi sudan yaptığımızı görmediler mi? hâlâ iman etmiyorlar mı? Arzda sarsılmasınlar diye sabiteler yaptık , yol olsun diye orada vadiler /geçitler yaptık , böylelikle belki yol bulurlar , semayı korunmuş bir çatı / dam / tavan yaptık , onlar da ayetlerimizden sırt çeviriyorlar! O ki geceyi gündüzü güneşi ve ayı yarattı , hepsi de bir yörüngede / felekte yüzüyor. Senden önce, hiçbir beşeri kalıcı yapmadık, şimdi sen eğer ölürsen, onlar kalıcı mı olacaklar? Her kişi / her nefis ölümü tadacaktır, sizi hayır ve şer fitneler ile / sınamalar ile imtihan edeceğiz (hayrı mı seçtiniz şerri mi seçtiniz gözükecek) ve bize döndürüleceksiniz. Kafirler seni gördükleri vakit sadece seninle alay ediyorlar, sizin ilahınızı hatırlatan işte bu mu? Diyorlar, Rahmanın zikrini inkâr edenler de onlardır. İnsanı acele üz ere yarattık, size ayetlerimi ilerde göstereceğim , acele etmeyiniz , diyorlar ki doğru sözlü isen bu vaadettiğin ne zaman? Kafirler, yü zlerinin ve arkalarının ateşle savamadıkları zamanı, yardımda edilmeyeceği zamanı bilselerdi, bilakis onlara aniden gelecek ve onları şaşırtacak, onu reddetmeye güçleri de yetmeyecek, bekletilmeyecekler de. Kesin olan şu ki senden önce de Resullerle alay edildi / dalga geçildi, onları alay ettikleri şey kuşattı / onlara hak oldu. Peki sizi gece ve gündüzde Rahman’dan kim koruyacak? Bilakis onlar Rablerinin zikrinden / kitabından sırt çevirenlerdir. Onlar için bizim dışımızda onlara mâni olacak ilahlar mı var? Onların kendilerine yardıma güçleri de yetmez, onlardan bir sahip çıkmada göremezler. Evet onları da babalarını da biz nemalandırdık / metalandırdık onlara ömür de uzadı, kesinlikle bizim arza müdahil olup etrafından kısalttığımızı görmüyorlar mı? Onlar mı yenecekler / galip gelecekler? Deki sizi vahiy vasıtasıyla uyarıyorum, uyarıldığı vakit, çağrıyı sağırlar işitmez, Rabbinin azabının hafif bir esinti, onlara dokunsa onlar diyecekler ki yazıklar olsun bize ki zalimlerden olduk. Kıyamet günü için teraziler / mizanlar kuracağız, Hiçbir ki şiye zulmedilmez, hardal tohumu ağırlığında dahi olsa biz onu getiririz, biz hesaba çeken olarak yeterliyiz.
Sarsılmasınlar diye yeryüzünde sabit dağlar kıldık, yol bulmaları için orada geniş geniş yollar var ettik.
Yer, onları sarsar diye, onun üstünde yüksek dağlar yarattık. Ve istedikleri yere gidebilmeleri için orada geniş yollar açtık.
Yer kabuğu onları sarsar diye yerde sabit dağlar oluşturduk dipnot 1 . Gidecekleri yere ulaşsınlar diye de geniş yollar oluşturduk dipnot 2 .
Onları çok sarsmasın diye yerin içinde sabitleyen (oturaklı) dağlar oluşturduk. Hedefledikleri yere ulaşsınlar diye de derin vadiler, yollar oluşturduk.
Sarsılmasınlar diye yeryüzünde sabit dağlar kıldık, yol bulmaları için orada geniş geniş yollar var ettik.
Sarsılmasınlar diye yeryüzünde sabit dağlar, yollarını bulabilsinler diye orada geniş yollar yaptık.
Yerküreye, onları çalkalamasın diye bir takım dağlar diktik. Ve orada geniş geniş yollar açtık ki, doğru gidebilsinler.
Enbiyâ suresi, 32. ayet. وَجَعَلْنَا ٱلسَّمَآءَ سَقْفًا مَّحْفُوظًا وَهُمْ عَنْ ءَايَٰتِهَا مُعْرِضُونَ
Gökyüzünü de korunmuş bir tavan yaptık. Onlar ise oradaki, (Allah'ın varlığını gösteren) delillerden yüz çevirmektedirler.
Biz göğü korunmuş bir tavan yaptık. Onlar ise (göğün) delillerinden yüz çevirirler.
Ve göğü güvenlikli bir kubbe olarak tepelerine diktik; ama onlar, bu tür göstergelerle işaret ettiğimiz (hakikatlere) sırt çeviriyorlar.
ve göğü güvenli bir kubbe, bir çatı olarak yükselttik? Ve yine de onlar (yaratılışın) bu açık işaretlerine inatla sırt çeviriyor,
Semayı da korunmuş bir tavan kıldık. . . Onlar onun işaretlerine aldırmıyorlar.
Gökyüzünü korunmuş bir tavan kıldık; onlar ise bunun ayetlerinden yüz çeviriyorlar.
Gökyüzünü (karışıklıktan) korunan bir çatı yaptık. Böyle olduğu halde onlar, yine de onun delillerinden yüz çevirmektedirler.
Gökyüzünü, korunmuş bir tavan yaptık. Oysa onlar, O'nun kanıtlarından yüz çeviriyorlar. dipnot 263
Gökyüzünü de korunmuş bir tavan gibi yaptık. Oysa onlar bundaki delilleri görmezlikten geliyorlar.
Göğü korunmuş bir tavan yaptık. Buna rağmen onlar ondaki işaretlere ilgisiz durmaktadırlar. dipnot 1
Göğü korunmuş bir tavan yaptık. Buna rağmen onlar ondaki işaretlere ilgisiz durmaktadırlar.
Gökyüzünü korunmuş bir tavan yaptık. Onlar ise O'nun ayetlerinden yüz çeviriyorlar.
Semayı da mahfuz bir sakıf yaptık, onlar ise onun ayetlerinden yüz çeviriyorlar
Gökyüzünü korunmuş bir tavan yaptık. Onlar hala ayetlerimden dipnot 1 yüz çeviriyorlar.
Gökyüzünü korunmuş bir tavan yaptık. Onlar hala ayetlerimden dipnot 1 yüz çeviriyorlar.
Gökyüzünü korunmuş bir tavan yaptık. Onlar hala ayet-lerinden dipnot 1 yüz çeviriyorlar.
Gökyüzünü korunmuş bir tavan kıldık; onlar ise bunun ayetlerinden yüz çeviriyorlar.
Biz gök yüzünü de korunmuş bir tavan (gibi) yapdık. Onlar ise bunun ayetlerinden yüz çeviricidirler.
Gökyüzünü de korunmuş bir tavan kıldık. Fakat onlar, bundaki ayetlerden yüz çeviriyorlar.
(30-47) Kafirler, göklerle yer , birbirine yamalı halde / dikili halde iken onları ayırdığımızı /söktüğümüzü, her diri şeyi sudan yaptığımızı görmediler mi? hâlâ iman etmiyorlar mı? Arzda sarsılmasınlar diye sabiteler yaptık , yol olsun diye orada vadiler /geçitler yaptık , böylelikle belki yol bulurlar , semayı korunmuş bir çatı / dam / tavan yaptık , onlar da ayetlerimizden sırt çeviriyorlar! O ki geceyi gündüzü güneşi ve ayı yarattı , hepsi de bir yörüngede / felekte yüzüyor. Senden önce, hiçbir beşeri kalıcı yapmadık, şimdi sen eğer ölürsen, onlar kalıcı mı olacaklar? Her kişi / her nefis ölümü tadacaktır, sizi hayır ve şer fitneler ile / sınamalar ile imtihan edeceğiz (hayrı mı seçtiniz şerri mi seçtiniz gözükecek) ve bize döndürüleceksiniz. Kafirler seni gördükleri vakit sadece seninle alay ediyorlar, sizin ilahınızı hatırlatan işte bu mu? Diyorlar, Rahmanın zikrini inkâr edenler de onlardır. İnsanı acele üz ere yarattık, size ayetlerimi ilerde göstereceğim , acele etmeyiniz , diyorlar ki doğru sözlü isen bu vaadettiğin ne zaman? Kafirler, yü zlerinin ve arkalarının ateşle savamadıkları zamanı, yardımda edilmeyeceği zamanı bilselerdi, bilakis onlara aniden gelecek ve onları şaşırtacak, onu reddetmeye güçleri de yetmeyecek, bekletilmeyecekler de. Kesin olan şu ki senden önce de Resullerle alay edildi / dalga geçildi, onları alay ettikleri şey kuşattı / onlara hak oldu. Peki sizi gece ve gündüzde Rahman’dan kim koruyacak? Bilakis onlar Rablerinin zikrinden / kitabından sırt çevirenlerdir. Onlar için bizim dışımızda onlara mâni olacak ilahlar mı var? Onların kendilerine yardıma güçleri de yetmez, onlardan bir sahip çıkmada göremezler. Evet onları da babalarını da biz nemalandırdık / metalandırdık onlara ömür de uzadı, kesinlikle bizim arza müdahil olup etrafından kısalttığımızı görmüyorlar mı? Onlar mı yenecekler / galip gelecekler? Deki sizi vahiy vasıtasıyla uyarıyorum, uyarıldığı vakit, çağrıyı sağırlar işitmez, Rabbinin azabının hafif bir esinti, onlara dokunsa onlar diyecekler ki yazıklar olsun bize ki zalimlerden olduk. Kıyamet günü için teraziler / mizanlar kuracağız, Hiçbir ki şiye zulmedilmez, hardal tohumu ağırlığında dahi olsa biz onu getiririz, biz hesaba çeken olarak yeterliyiz.
Gökyüzünü de korunmuş bir tavan yaptık. Buna rağmen onlar, bundaki ayetlerden yüz çevirmektedirler.
Göğü, korunmuş bir tavan yaptık; onlarsa hala göğün, (Allah'ın) ayetlerinden yüz çevirmektedirler.
Gökyüzünü de korunmuş bir tavan yaptık dipnot 1 . Ama onlar göğün ayetlerinden /göstergelerinden yüz çeviriyorlar.
Gökyüzünü de korunmuş bir tavan yaptık. Ama onlar göğün göstergelerinden (ayetlerinden) yüz çeviriyorlar.
Gökyüzünü de korunmuş bir tavan yaptık. Buna rağmen onlar, bundaki ayetlerden yüz çeviriyorlar.
Gökyüzünü de korunmuş bir tavan yaptık. Buna rağmen onlar, bundaki ayetlerden yüz çeviriyorlar.
Göğü, korunmuş bir tavan yaptık. Ama onlar göğün ayetlerinden hala yüz çeviriyorlar.
Enbiyâ suresi, 33. ayet. وَهُوَ ٱلَّذِى خَلَقَ ٱلَّيْلَ وَٱلنَّهَارَ وَٱلشَّمْسَ وَٱلْقَمَرَ كُلٌّ فِى فَلَكٍ يَسْبَحُونَ
O, geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı yaratandır. Her biri bir yörüngede yüzmektedirler.
O, geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı yaratandır. Hepsi bir(er) yörüngede yüzerler. dipnot 1
Oysa ki geceyi ve gündüzü, güneşi ve ayı yaratan da O'dur; (ama yıldız ve gezegenlerin) hepsi de (kendileri için tesbit edilen) bir yörüngede akıp durmaktadırlar.
ve (görmüyorlar ki,) geceyi ve gündüzü, güneşi ve ayı -hepsi de uzayda dolaşan (o gök cisimlerini)- yaratan O'dur!
"HU" ki, geceyi, gündüzü, Güneş'i ve Ay'ı yaratmıştır. Her biri yörüngesinde (enerji - dalga okyanusunda) yüzmektedir!
Geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı yaratan O'dur; her biri bir yörüngede yüzüp gidiyor.
O, geceyi, gündüzü, güneşi, ayı... yaratandır. Her biri bir yörüngede yüzmektedirler.
O, geceyi ve gündüzü, güneşi ve ayı yaratandır. Her biri, bir yörüngede yüzüyor.
Geceyi ve gündüzü, güneşi ve ayı yaratan O'dur. Onların herbiri bir yörüngede akıp gitmektedirler.
O ki geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı yaratmıştır. Bunların hepsi bir yörüngede yüzer.
O ki geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı yaratmıştır. Bunların hepsi bir yörüngede yüzer.
Oysa, geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı yaratan O'dur; bunların herbiri birer yörüngede yüzüyorlar.
Halbuki o, o halık ki geceyi, gündüzü ve Şems-ü Kameri yaratmış, bütün o ecram her biri birer felekte yüzüyorlar
Geceyi ve gündüzü, Güneş'i ve Ay'ı yaratan O'dur. Onların her biri kendi yörüngesinde yüzmektedir.
Geceyi ve gündüzü, Güneş'i ve Ay'ı yaratan O'dur. Onların her biri kendi yörüngesinde yüzmektedir.
Geceyi ve gündüzü, Güneş'i ve Ay'ı yaratan O'dur. Onların her biri kendi yörüngelerinde hareket etmektedirler.
Geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı yaratan O'dur her biri bir yörüngede yüzüp gidiyor.
O, geceyi, gündüzü, güneşi, ayı yaratandır ve bütün bunlar kendi dairesi içinde yüzmekde (devr etmekde) dirler.
Geceyi ve gündüzü, güneşi ve ayı yaratan O'dur. Her biri bir yörüngede yüzer.
(30-47) Kafirler, göklerle yer , birbirine yamalı halde / dikili halde iken onları ayırdığımızı /söktüğümüzü, her diri şeyi sudan yaptığımızı görmediler mi? hâlâ iman etmiyorlar mı? Arzda sarsılmasınlar diye sabiteler yaptık , yol olsun diye orada vadiler /geçitler yaptık , böylelikle belki yol bulurlar , semayı korunmuş bir çatı / dam / tavan yaptık , onlar da ayetlerimizden sırt çeviriyorlar! O ki geceyi gündüzü güneşi ve ayı yarattı , hepsi de bir yörüngede / felekte yüzüyor. Senden önce, hiçbir beşeri kalıcı yapmadık, şimdi sen eğer ölürsen, onlar kalıcı mı olacaklar? Her kişi / her nefis ölümü tadacaktır, sizi hayır ve şer fitneler ile / sınamalar ile imtihan edeceğiz (hayrı mı seçtiniz şerri mi seçtiniz gözükecek) ve bize döndürüleceksiniz. Kafirler seni gördükleri vakit sadece seninle alay ediyorlar, sizin ilahınızı hatırlatan işte bu mu? Diyorlar, Rahmanın zikrini inkâr edenler de onlardır. İnsanı acele üz ere yarattık, size ayetlerimi ilerde göstereceğim , acele etmeyiniz , diyorlar ki doğru sözlü isen bu vaadettiğin ne zaman? Kafirler, yü zlerinin ve arkalarının ateşle savamadıkları zamanı, yardımda edilmeyeceği zamanı bilselerdi, bilakis onlara aniden gelecek ve onları şaşırtacak, onu reddetmeye güçleri de yetmeyecek, bekletilmeyecekler de. Kesin olan şu ki senden önce de Resullerle alay edildi / dalga geçildi, onları alay ettikleri şey kuşattı / onlara hak oldu. Peki sizi gece ve gündüzde Rahman’dan kim koruyacak? Bilakis onlar Rablerinin zikrinden / kitabından sırt çevirenlerdir. Onlar için bizim dışımızda onlara mâni olacak ilahlar mı var? Onların kendilerine yardıma güçleri de yetmez, onlardan bir sahip çıkmada göremezler. Evet onları da babalarını da biz nemalandırdık / metalandırdık onlara ömür de uzadı, kesinlikle bizim arza müdahil olup etrafından kısalttığımızı görmüyorlar mı? Onlar mı yenecekler / galip gelecekler? Deki sizi vahiy vasıtasıyla uyarıyorum, uyarıldığı vakit, çağrıyı sağırlar işitmez, Rabbinin azabının hafif bir esinti, onlara dokunsa onlar diyecekler ki yazıklar olsun bize ki zalimlerden olduk. Kıyamet günü için teraziler / mizanlar kuracağız, Hiçbir ki şiye zulmedilmez, hardal tohumu ağırlığında dahi olsa biz onu getiririz, biz hesaba çeken olarak yeterliyiz.
O, geceyi ve gündüzü, Güneş'i ve Ay'ı yaratandır. Her biri bir yörüngede yüzmektedir.
Geceyi, gündüzü, güneşi, ayı yaratan O'dur. (Bunların) her biri bir yörüngede yüzmektedir.
Geceyi, gündüzü, Güneş'i ve Ay'ı yaratan odur. Her biri bir yörüngede akıp gider. dipnot 1
Geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı yaratan O'dur. Her biri bir yörüngede yüzmektedirler dipnot 1 .
Geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı yaratan O’dur. Hepsi bir yörüngede yüzer.
Geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı yaratan O'dur. Hepsi bir yörüngede yüzer.
O odur ki, geceyi, gündüzü, Güneş'i ve Ay'ı yarattı. Her biri bir yörüngede yüzmektedir.
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.