Ali Rıza Safa
Yoo! Yemin olsun; Yeniden Yaratılış Günü'ne!
75. sure
27 Türkçe meal. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. İngilizce çeviriler ayet sayfalarında.
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır.
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
Kıyâmet suresi, 1. ayet. لَآ أُقْسِمُ بِيَوْمِ ٱلْقِيَٰمَةِ
lâ uḳsimü biyevmi-lḳiyâmeh.
Yoo! Yemin olsun; Yeniden Yaratılış Günü'ne!
Kıyâmet suresi, 2. ayet. وَلَآ أُقْسِمُ بِٱلنَّفْسِ ٱللَّوَّامَةِ
velâ uḳsimü binnefsi-llevvâmeh.
Yine yoo! Yemin olsun; kınayan benliğe!
Kıyâmet suresi, 3. ayet. أَيَحْسَبُ ٱلْإِنسَٰنُ أَلَّن نَّجْمَعَ عِظَامَهُۥ
eyaḥsebü-l'insânü ellen necme`a `iżâmeh.
İnsan, kemiklerini bir araya asla getiremeyeceğimizi mi sanıyor?
Kıyâmet suresi, 4. ayet. بَلَىٰ قَٰدِرِينَ عَلَىٰٓ أَن نُّسَوِّىَ بَنَانَهُۥ
belâ ḳâdirîne `alâ en nüsevviye benâneh.
Evet, öyle! Onun parmak uçlarını bile düzenlemeye gücümüz yeter. dipnot 551
Kıyâmet suresi, 5. ayet. بَلْ يُرِيدُ ٱلْإِنسَٰنُ لِيَفْجُرَ أَمَامَهُۥ
bel yürîdü-l'insânü liyefcüra emâmeh.
Hayır! İnsan, suç işlemeyi sürdürmek ister.
Kıyâmet suresi, 6. ayet. يَسْـَٔلُ أَيَّانَ يَوْمُ ٱلْقِيَٰمَةِ
yes'elü eyyâne yevmü-lḳiyâmeh.
"Yeniden Yaratılış Günü, ne zaman?" diyerek sorar.
Kıyâmet suresi, 7. ayet. فَإِذَا بَرِقَ ٱلْبَصَرُ
feiẕâ beriḳa-lbeṣar.
Sonunda, gözler korkuyla açıldığında.
Kıyâmet suresi, 8. ayet. وَخَسَفَ ٱلْقَمَرُ
veḫasefe-lḳamer.
Ve ay karardığında.
Kıyâmet suresi, 9. ayet. وَجُمِعَ ٱلشَّمْسُ وَٱلْقَمَرُ
vecümi`a-şşemsü velḳamer.
Güneş ve ay bir araya getirildiğinde.
Kıyâmet suresi, 10. ayet. يَقُولُ ٱلْإِنسَٰنُ يَوْمَئِذٍ أَيْنَ ٱلْمَفَرُّ
yeḳûlü-l'insânü yevmeiẕin eyne-lmeferr.
O gün, insan, şöyle diyecek: "Nereye kaçsam?"
Kıyâmet suresi, 11. ayet. كَلَّا لَا وَزَرَ
kellâ lâ vezer.
Asla! Bir sığınak yok.
Kıyâmet suresi, 12. ayet. إِلَىٰ رَبِّكَ يَوْمَئِذٍ ٱلْمُسْتَقَرُّ
ilâ rabbike yevmeiẕin-lmüsteḳarr.
O gün, varılacak yer, Efendinin katıdır.
Kıyâmet suresi, 13. ayet. يُنَبَّؤُا۟ ٱلْإِنسَٰنُ يَوْمَئِذٍۭ بِمَا قَدَّمَ وَأَخَّرَ
yünebbeü-l'insânü yevmeiẕim bimâ ḳaddeme veeḫḫar.
O gün, yaptığı ve yapmadığı şeyler insana bildirilecektir.
Kıyâmet suresi, 14. ayet. بَلِ ٱلْإِنسَٰنُ عَلَىٰ نَفْسِهِۦ بَصِيرَةٌ
beli-l'insânü `alâ nefsihî beṣîrah.
Hayır! İnsan, kendi benliğine tanıktır.
Kıyâmet suresi, 15. ayet. وَلَوْ أَلْقَىٰ مَعَاذِيرَهُۥ
velev elḳâ me`âẕîrah.
Tüm özürlerini ortaya koysa bile.
Kıyâmet suresi, 16. ayet. لَا تُحَرِّكْ بِهِۦ لِسَانَكَ لِتَعْجَلَ بِهِۦٓ
lâ tüḥarrik bihî lisâneke lita`cele bih.
Onu aceleye getirerek, dilini oynatıp durma.
Kıyâmet suresi, 17. ayet. إِنَّ عَلَيْنَا جَمْعَهُۥ وَقُرْءَانَهُۥ
inne `aleynâ cem`ahû veḳur'âneh.
Kuşkusuz, Onu toplamak ve okutmak, Bize özgüdür. dipnot 552
Kıyâmet suresi, 18. ayet. فَإِذَا قَرَأْنَٰهُ فَٱتَّبِعْ قُرْءَانَهُۥ
feiẕâ ḳara'nâhü fettebi` ḳur'âneh.
Öyleyse Onu okuduğumuzda, Onun okunuşunu izle.
Kıyâmet suresi, 19. ayet. ثُمَّ إِنَّ عَلَيْنَا بَيَانَهُۥ
ŝümme inne `aleynâ beyâneh.
Sonra, kuşkusuz, Onun anlamını açıklamak, Bize özgüdür.
Kıyâmet suresi, 20. ayet. كَلَّا بَلْ تُحِبُّونَ ٱلْعَاجِلَةَ
kellâ bel tüḥibbûne-l`âcileh.
Hayır, asla! Siz, geçici yaşamı seviyorsunuz.
Kıyâmet suresi, 21. ayet. وَتَذَرُونَ ٱلْـَٔاخِرَةَ
veteẕerûne-l'âḫirah.
Ve sonsuz yaşamı bırakıyorsunuz.
Kıyâmet suresi, 22. ayet. وُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ نَّاضِرَةٌ
vucûhüy yevmeiẕin nâḍirah.
O gün, kimi yüzler ışıldar.
Kıyâmet suresi, 23. ayet. إِلَىٰ رَبِّهَا نَاظِرَةٌ
ilâ rabbihâ nâżirah.
Efendisine bakar.
Kıyâmet suresi, 24. ayet. وَوُجُوهٌ يَوْمَئِذٍۭ بَاسِرَةٌ
vevucûhüy yevmeiẕim bâsirah.
Ve o gün, kimi yüzler asıktır.
Kıyâmet suresi, 25. ayet. تَظُنُّ أَن يُفْعَلَ بِهَا فَاقِرَةٌ
teżunnü ey yüf`ale bihâ fâḳirah.
Belini kıracak bir şey yapılacağını anlamıştır.
Kıyâmet suresi, 26. ayet. كَلَّآ إِذَا بَلَغَتِ ٱلتَّرَاقِىَ
kellâ iẕâ belegati-tterâḳiy.
Asla! Boğazına gelip düğümlendiğinde.
Kıyâmet suresi, 27. ayet. وَقِيلَ مَنْ رَاقٍ
veḳîle men râḳ.
Şöyle denilir: "Kurtaran yok mu?" dipnot 553
Kıyâmet suresi, 28. ayet. وَظَنَّ أَنَّهُ ٱلْفِرَاقُ
veżanne ennehü-lfirâḳ.
Zaten ayrılık zamanı olduğunu anlamıştır.
Kıyâmet suresi, 29. ayet. وَٱلْتَفَّتِ ٱلسَّاقُ بِٱلسَّاقِ
velteffeti-ssâḳu bissâḳ.
Ayaklar birbirine dolaşır.
Kıyâmet suresi, 30. ayet. إِلَىٰ رَبِّكَ يَوْمَئِذٍ ٱلْمَسَاقُ
ilâ rabbike yevmeiẕin-lmesâḳ.
O gün, gidiş, Efendine olacaktır.
Kıyâmet suresi, 31. ayet. فَلَا صَدَّقَ وَلَا صَلَّىٰ
felâ ṣaddeḳa velâ ṣallâ.
Ne doğruladı ne de destek oldu.
Kıyâmet suresi, 32. ayet. وَلَٰكِن كَذَّبَ وَتَوَلَّىٰ
velâkin keẕẕebe vetevellâ.
Tam tersine, yalanladı ve yüz çevirdi.
Kıyâmet suresi, 33. ayet. ثُمَّ ذَهَبَ إِلَىٰٓ أَهْلِهِۦ يَتَمَطَّىٰٓ
ŝümme ẕehebe ilâ ehlihî yetemeṭṭâ.
Sonra, böbürlenerek yandaşlarına gitti.
Kıyâmet suresi, 34. ayet. أَوْلَىٰ لَكَ فَأَوْلَىٰ
evlâ leke feevlâ.
Hak ettin sen, hak ettin!
Kıyâmet suresi, 35. ayet. ثُمَّ أَوْلَىٰ لَكَ فَأَوْلَىٰٓ
ŝümme evlâ leke feevlâ.
Yine; hak ettin sen, hak ettin!
Kıyâmet suresi, 36. ayet. أَيَحْسَبُ ٱلْإِنسَٰنُ أَن يُتْرَكَ سُدًى
eyaḥsebü-l'insânü ey yütrake südâ.
İnsan, başıboş bırakılacağını mı sanıyor?
Kıyâmet suresi, 37. ayet. أَلَمْ يَكُ نُطْفَةً مِّن مَّنِىٍّ يُمْنَىٰ
elem yekü nuṭfetem mim meniyyiy yümnâ.
O, dökülen bir atmıktan bir damlacık değil miydi?
Kıyâmet suresi, 38. ayet. ثُمَّ كَانَ عَلَقَةً فَخَلَقَ فَسَوَّىٰ
ŝümme kâne `aleḳaten feḫaleḳa fesevvâ.
Sonra, asılarak tutunan oldu. Ardından, onu yaratıp biçimlendirdi.
Kıyâmet suresi, 39. ayet. فَجَعَلَ مِنْهُ ٱلزَّوْجَيْنِ ٱلذَّكَرَ وَٱلْأُنثَىٰٓ
fece`ale minhü-zzevceyni-ẕẕekera vel'ünŝâ.
Sonunda, ondan erkek ve dişi iki eş yaptı.
Kıyâmet suresi, 40. ayet. أَلَيْسَ ذَٰلِكَ بِقَٰدِرٍ عَلَىٰٓ أَن يُحْـِۧىَ ٱلْمَوْتَىٰ
eleyse ẕâlike biḳâdirin `alâ ey yuḥyiye-lmevtâ.
İşte bunları yapanın, ölülere yeniden yaşam vermeye gücü yetmez mi?