Şaban Britch
Yemin olsun kıyamet gününe.
75. sure
27 Türkçe meal. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. İngilizce çeviriler ayet sayfalarında.
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır.
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
Kıyâmet suresi, 1. ayet. لَآ أُقْسِمُ بِيَوْمِ ٱلْقِيَٰمَةِ
lâ uḳsimü biyevmi-lḳiyâmeh.
Yemin olsun kıyamet gününe.
Kıyâmet suresi, 2. ayet. وَلَآ أُقْسِمُ بِٱلنَّفْسِ ٱللَّوَّامَةِ
velâ uḳsimü binnefsi-llevvâmeh.
Yemin olsun kendini kınayan nefse.
Kıyâmet suresi, 3. ayet. أَيَحْسَبُ ٱلْإِنسَٰنُ أَلَّن نَّجْمَعَ عِظَامَهُۥ
eyaḥsebü-l'insânü ellen necme`a `iżâmeh.
İnsan, kemiklerini bir araya getiremeyeceğimizi mi sanıyor?
Kıyâmet suresi, 4. ayet. بَلَىٰ قَٰدِرِينَ عَلَىٰٓ أَن نُّسَوِّىَ بَنَانَهُۥ
belâ ḳâdirîne `alâ en nüsevviye benâneh.
Evet, onun parmak uçlarını bile yaratıp, düzenlemeye gücümüz yeter.
Kıyâmet suresi, 5. ayet. بَلْ يُرِيدُ ٱلْإِنسَٰنُ لِيَفْجُرَ أَمَامَهُۥ
bel yürîdü-l'insânü liyefcüra emâmeh.
Oysa, insan önündekini yalanlamak ister de.
Kıyâmet suresi, 6. ayet. يَسْـَٔلُ أَيَّانَ يَوْمُ ٱلْقِيَٰمَةِ
yes'elü eyyâne yevmü-lḳiyâmeh.
Kıyamet günü ne zaman? diye sorar.
Kıyâmet suresi, 7. ayet. فَإِذَا بَرِقَ ٱلْبَصَرُ
feiẕâ beriḳa-lbeṣar.
Göz dehşetlekamaştığı zaman
Kıyâmet suresi, 8. ayet. وَخَسَفَ ٱلْقَمَرُ
veḫasefe-lḳamer.
Ay tutulduğu;
Kıyâmet suresi, 9. ayet. وَجُمِعَ ٱلشَّمْسُ وَٱلْقَمَرُ
vecümi`a-şşemsü velḳamer.
Güneş ve Ay bir araya getirildiği zaman;
Kıyâmet suresi, 10. ayet. يَقُولُ ٱلْإِنسَٰنُ يَوْمَئِذٍ أَيْنَ ٱلْمَفَرُّ
yeḳûlü-l'insânü yevmeiẕin eyne-lmeferr.
(O gün) insan: Bugün kaçacak yer nerede? der.
Kıyâmet suresi, 11. ayet. كَلَّا لَا وَزَرَ
kellâ lâ vezer.
Hayır! Asla kaçacak bir yer yoktur.
Kıyâmet suresi, 12. ayet. إِلَىٰ رَبِّكَ يَوْمَئِذٍ ٱلْمُسْتَقَرُّ
ilâ rabbike yevmeiẕin-lmüsteḳarr.
O gün varıp durulacak yer, sadece Rabbinin katıdır.
Kıyâmet suresi, 13. ayet. يُنَبَّؤُا۟ ٱلْإِنسَٰنُ يَوْمَئِذٍۭ بِمَا قَدَّمَ وَأَخَّرَ
yünebbeü-l'insânü yevmeiẕim bimâ ḳaddeme veeḫḫar.
O gün insana, ileri götürdüğü ve geri bıraktığı ne varsa bildirilir.
Kıyâmet suresi, 14. ayet. بَلِ ٱلْإِنسَٰنُ عَلَىٰ نَفْسِهِۦ بَصِيرَةٌ
beli-l'insânü `alâ nefsihî beṣîrah.
Doğrusu insan kendi şahsı aleyhine bir hüccettir.
Kıyâmet suresi, 15. ayet. وَلَوْ أَلْقَىٰ مَعَاذِيرَهُۥ
velev elḳâ me`âẕîrah.
İsterse özür beyan etsin.
Kıyâmet suresi, 16. ayet. لَا تُحَرِّكْ بِهِۦ لِسَانَكَ لِتَعْجَلَ بِهِۦٓ
lâ tüḥarrik bihî lisâneke lita`cele bih.
Onu (vahyi) çarçabuk almak için dilini kımıldatma.
Kıyâmet suresi, 17. ayet. إِنَّ عَلَيْنَا جَمْعَهُۥ وَقُرْءَانَهُۥ
inne `aleynâ cem`ahû veḳur'âneh.
Hiç şüphesiz onu (kalbinde) toplamak ve onu (diline salarak) okumak bize aittir.
Kıyâmet suresi, 18. ayet. فَإِذَا قَرَأْنَٰهُ فَٱتَّبِعْ قُرْءَانَهُۥ
feiẕâ ḳara'nâhü fettebi` ḳur'âneh.
Onu okuduğumuz zaman onun okunuşuna tabi ol.
Kıyâmet suresi, 19. ayet. ثُمَّ إِنَّ عَلَيْنَا بَيَانَهُۥ
ŝümme inne `aleynâ beyâneh.
Sonra onu açıklamak yine bize aittir.
Kıyâmet suresi, 20. ayet. كَلَّا بَلْ تُحِبُّونَ ٱلْعَاجِلَةَ
kellâ bel tüḥibbûne-l`âcileh.
Hayır! Siz, acil olanı/dünyayı seviyorsunuz.
Kıyâmet suresi, 21. ayet. وَتَذَرُونَ ٱلْـَٔاخِرَةَ
veteẕerûne-l'âḫirah.
Ahireti bırakıyorsunuz.
Kıyâmet suresi, 22. ayet. وُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ نَّاضِرَةٌ
vucûhüy yevmeiẕin nâḍirah.
O gün, parıldayan yüzler vardır.
Kıyâmet suresi, 23. ayet. إِلَىٰ رَبِّهَا نَاظِرَةٌ
ilâ rabbihâ nâżirah.
Rabbine bakar.
Kıyâmet suresi, 24. ayet. وَوُجُوهٌ يَوْمَئِذٍۭ بَاسِرَةٌ
vevucûhüy yevmeiẕim bâsirah.
O gün asık yüzler de vardır.
Kıyâmet suresi, 25. ayet. تَظُنُّ أَن يُفْعَلَ بِهَا فَاقِرَةٌ
teżunnü ey yüf`ale bihâ fâḳirah.
Bellerini bükecek bir felakete uğrayacağını anlayacak.
Kıyâmet suresi, 26. ayet. كَلَّآ إِذَا بَلَغَتِ ٱلتَّرَاقِىَ
kellâ iẕâ belegati-tterâḳiy.
Hayır! Ruh köprücük kemiğine dayanmış.
Kıyâmet suresi, 27. ayet. وَقِيلَ مَنْ رَاقٍ
veḳîle men râḳ.
Yok mu okuyup (şifa isteyen)? denmiş.
Kıyâmet suresi, 28. ayet. وَظَنَّ أَنَّهُ ٱلْفِرَاقُ
veżanne ennehü-lfirâḳ.
Anlar ki, bu bir ayrılış.
Kıyâmet suresi, 29. ayet. وَٱلْتَفَّتِ ٱلسَّاقُ بِٱلسَّاقِ
velteffeti-ssâḳu bissâḳ.
Bacakları birbirine dolaşmıştır.
Kıyâmet suresi, 30. ayet. إِلَىٰ رَبِّكَ يَوْمَئِذٍ ٱلْمَسَاقُ
ilâ rabbike yevmeiẕin-lmesâḳ.
O gün sevk, Rabbinedir.
Kıyâmet suresi, 31. ayet. فَلَا صَدَّقَ وَلَا صَلَّىٰ
felâ ṣaddeḳa velâ ṣallâ.
Tasdik etmemiş, namaz kılmamış.
Kıyâmet suresi, 32. ayet. وَلَٰكِن كَذَّبَ وَتَوَلَّىٰ
velâkin keẕẕebe vetevellâ.
Fakat yalanlamış, yüz çevirmiş.
Kıyâmet suresi, 33. ayet. ثُمَّ ذَهَبَ إِلَىٰٓ أَهْلِهِۦ يَتَمَطَّىٰٓ
ŝümme ẕehebe ilâ ehlihî yetemeṭṭâ.
Sonra da çalım satarak ailesine gitmişti,
Kıyâmet suresi, 34. ayet. أَوْلَىٰ لَكَ فَأَوْلَىٰ
evlâ leke feevlâ.
Helak olsun sana helak.
Kıyâmet suresi, 35. ayet. ثُمَّ أَوْلَىٰ لَكَ فَأَوْلَىٰٓ
ŝümme evlâ leke feevlâ.
Sonra sen buna layıksın!
Kıyâmet suresi, 36. ayet. أَيَحْسَبُ ٱلْإِنسَٰنُ أَن يُتْرَكَ سُدًى
eyaḥsebü-l'insânü ey yütrake südâ.
İnsan kendisini başı boş bırakılacağını mı sanar?
Kıyâmet suresi, 37. ayet. أَلَمْ يَكُ نُطْفَةً مِّن مَّنِىٍّ يُمْنَىٰ
elem yekü nuṭfetem mim meniyyiy yümnâ.
O, akıtılan bir meni damlası değil miydi?
Kıyâmet suresi, 38. ayet. ثُمَّ كَانَ عَلَقَةً فَخَلَقَ فَسَوَّىٰ
ŝümme kâne `aleḳaten feḫaleḳa fesevvâ.
Sonra “alaka” olmuş, Allah, onu yaratmış ve düzenlemişti.
Kıyâmet suresi, 39. ayet. فَجَعَلَ مِنْهُ ٱلزَّوْجَيْنِ ٱلذَّكَرَ وَٱلْأُنثَىٰٓ
fece`ale minhü-zzevceyni-ẕẕekera vel'ünŝâ.
Ondan da iki eşi, erkek ve dişiyi var etmişti.
Kıyâmet suresi, 40. ayet. أَلَيْسَ ذَٰلِكَ بِقَٰدِرٍ عَلَىٰٓ أَن يُحْـِۧىَ ٱلْمَوْتَىٰ
eleyse ẕâlike biḳâdirin `alâ ey yuḥyiye-lmevtâ.
Bunu yapanın ölüleri diriltmeye gücü yetmez mi?