Hasan Basri Çantay
(Hakıykat, kafirlerin inkar etdiği gibi değildir). Kıyamet gününe andederim.
75. sure
27 Türkçe meal. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. İngilizce çeviriler ayet sayfalarında.
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır.
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
Kıyâmet suresi, 1. ayet. لَآ أُقْسِمُ بِيَوْمِ ٱلْقِيَٰمَةِ
lâ uḳsimü biyevmi-lḳiyâmeh.
(Hakıykat, kafirlerin inkar etdiği gibi değildir). Kıyamet gününe andederim.
Kıyâmet suresi, 2. ayet. وَلَآ أُقْسِمُ بِٱلنَّفْسِ ٱللَّوَّامَةِ
velâ uḳsimü binnefsi-llevvâmeh.
(Hayır, hakıykat öyle değildir). Kendisini alabildiğine kınayan nefse yemin ederim (ki siz öldükden sonra mutlakaa dirileceksiniz).
Kıyâmet suresi, 3. ayet. أَيَحْسَبُ ٱلْإِنسَٰنُ أَلَّن نَّجْمَعَ عِظَامَهُۥ
eyaḥsebü-l'insânü ellen necme`a `iżâmeh.
İnsan zanneder mi ki her halde biz onun kemiklerini toplayıb bir araya getirmeyeceğiz?
Kıyâmet suresi, 4. ayet. بَلَىٰ قَٰدِرِينَ عَلَىٰٓ أَن نُّسَوِّىَ بَنَانَهُۥ
belâ ḳâdirîne `alâ en nüsevviye benâneh.
Evet, biz parmak uçlarını bile derleyib iade etmiye kaadiriz.
Kıyâmet suresi, 5. ayet. بَلْ يُرِيدُ ٱلْإِنسَٰنُ لِيَفْجُرَ أَمَامَهُۥ
bel yürîdü-l'insânü liyefcüra emâmeh.
Fakat insan, önündeki (o kıyameti) yalanlamak diler.
Kıyâmet suresi, 6. ayet. يَسْـَٔلُ أَيَّانَ يَوْمُ ٱلْقِيَٰمَةِ
yes'elü eyyâne yevmü-lḳiyâmeh.
"Kıyamet günü (de) ne zaman (mış" diye) sorar.
Kıyâmet suresi, 7. ayet. فَإِذَا بَرِقَ ٱلْبَصَرُ
feiẕâ beriḳa-lbeṣar.
(7-8-9) İşte göz (hayret ve dehşetle) kamaşdığı, ay tutul (ub karardığı, güneşle ay bir araya getirildiği zaman,
Kıyâmet suresi, 8. ayet. وَخَسَفَ ٱلْقَمَرُ
veḫasefe-lḳamer.
(7-8-9) İşte göz (hayret ve dehşetle) kamaşdığı, ay tutul (ub karardığı, güneşle ay bir araya getirildiği zaman,
Kıyâmet suresi, 9. ayet. وَجُمِعَ ٱلشَّمْسُ وَٱلْقَمَرُ
vecümi`a-şşemsü velḳamer.
(7-8-9) İşte göz (hayret ve dehşetle) kamaşdığı, ay tutul (ub karardığı, güneşle ay bir araya getirildiği zaman,
Kıyâmet suresi, 10. ayet. يَقُولُ ٱلْإِنسَٰنُ يَوْمَئِذٍ أَيْنَ ٱلْمَفَرُّ
yeḳûlü-l'insânü yevmeiẕin eyne-lmeferr.
(Evet) o gün insan "Kaçış nereye?" diyecek.
Kıyâmet suresi, 11. ayet. كَلَّا لَا وَزَرَ
kellâ lâ vezer.
Hayır, hiçbir sığınak yok.
Kıyâmet suresi, 12. ayet. إِلَىٰ رَبِّكَ يَوْمَئِذٍ ٱلْمُسْتَقَرُّ
ilâ rabbike yevmeiẕin-lmüsteḳarr.
O gün herkesin (varıb) duracağı yer ancak Rabbin (in huzuuru) dur.
Kıyâmet suresi, 13. ayet. يُنَبَّؤُا۟ ٱلْإِنسَٰنُ يَوْمَئِذٍۭ بِمَا قَدَّمَ وَأَخَّرَ
yünebbeü-l'insânü yevmeiẕim bimâ ḳaddeme veeḫḫar.
O gün insana, önden yolladığı şeyler (amel ve hareketler) le geri bırakdığı (ne varsa, hepsi) haber verilecek.
Kıyâmet suresi, 14. ayet. بَلِ ٱلْإِنسَٰنُ عَلَىٰ نَفْسِهِۦ بَصِيرَةٌ
beli-l'insânü `alâ nefsihî beṣîrah.
Daha doğrusu insan (bizzat) kendisine karşı bir şahiddir.
Kıyâmet suresi, 15. ayet. وَلَوْ أَلْقَىٰ مَعَاذِيرَهُۥ
velev elḳâ me`âẕîrah.
Velev ki o, (bütün) ma'ziretlerini (meydana) atmış olsun.
Kıyâmet suresi, 16. ayet. لَا تُحَرِّكْ بِهِۦ لِسَانَكَ لِتَعْجَلَ بِهِۦٓ
lâ tüḥarrik bihî lisâneke lita`cele bih.
Onu acele (kavrayıb ezber) etmen için (Cebrail vahyi iyice bitirmeden) dilini onunla depretme.
Kıyâmet suresi, 17. ayet. إِنَّ عَلَيْنَا جَمْعَهُۥ وَقُرْءَانَهُۥ
inne `aleynâ cem`ahû veḳur'âneh.
Onu (göğsünde) toplamak, onu (dilinde akıtıb) okutmak şübhesiz bize aiddir.
Kıyâmet suresi, 18. ayet. فَإِذَا قَرَأْنَٰهُ فَٱتَّبِعْ قُرْءَانَهُۥ
feiẕâ ḳara'nâhü fettebi` ḳur'âneh.
Öyleyse biz onu okuduğumuz vakit sen onun kıraatine uy.
Kıyâmet suresi, 19. ayet. ثُمَّ إِنَّ عَلَيْنَا بَيَانَهُۥ
ŝümme inne `aleynâ beyâneh.
Sonra onu açıklamak da hakıykat bize aiddir.
Kıyâmet suresi, 20. ayet. كَلَّا بَلْ تُحِبُّونَ ٱلْعَاجِلَةَ
kellâ bel tüḥibbûne-l`âcileh.
Yok yok, siz çarçabuk geçen (bu dünyay) i seversiniz.,
Kıyâmet suresi, 21. ayet. وَتَذَرُونَ ٱلْـَٔاخِرَةَ
veteẕerûne-l'âḫirah.
Ahireti bırakırsınız.
Kıyâmet suresi, 22. ayet. وُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ نَّاضِرَةٌ
vucûhüy yevmeiẕin nâḍirah.
Yüzler (vardır) o gün ter-ü tazedir.
Kıyâmet suresi, 23. ayet. إِلَىٰ رَبِّهَا نَاظِرَةٌ
ilâ rabbihâ nâżirah.
Rablerine bakacakdır.
Kıyâmet suresi, 24. ayet. وَوُجُوهٌ يَوْمَئِذٍۭ بَاسِرَةٌ
vevucûhüy yevmeiẕim bâsirah.
Yüzler (vardır), o gün burtarıkdır.
Kıyâmet suresi, 25. ayet. تَظُنُّ أَن يُفْعَلَ بِهَا فَاقِرَةٌ
teżunnü ey yüf`ale bihâ fâḳirah.
Anlar ki kendisine bel kemiklerini kıracak çok bela (lı bir iş) yapılacak.
Kıyâmet suresi, 26. ayet. كَلَّآ إِذَا بَلَغَتِ ٱلتَّرَاقِىَ
kellâ iẕâ belegati-tterâḳiy.
Gözünüzü açın, (can) köprücük kemiğine bir dayandığı zaman,
Kıyâmet suresi, 27. ayet. وَقِيلَ مَنْ رَاقٍ
veḳîle men râḳ.
"Tedavi edebilecek kim?" denildi (denilecek).
Kıyâmet suresi, 28. ayet. وَظَنَّ أَنَّهُ ٱلْفِرَاقُ
veżanne ennehü-lfirâḳ.
Ve (can çekişen) hakıyki bir ayrılış olduğunu anladı (anlayacak).
Kıyâmet suresi, 29. ayet. وَٱلْتَفَّتِ ٱلسَّاقُ بِٱلسَّاقِ
velteffeti-ssâḳu bissâḳ.
Bacak da bacağa dolaşdı mı,
Kıyâmet suresi, 30. ayet. إِلَىٰ رَبِّكَ يَوْمَئِذٍ ٱلْمَسَاقُ
ilâ rabbike yevmeiẕin-lmesâḳ.
O gün sevk (ıyyat) yalınız Rabbinedir!
Kıyâmet suresi, 31. ayet. فَلَا صَدَّقَ وَلَا صَلَّىٰ
felâ ṣaddeḳa velâ ṣallâ.
İşte o, (peygamberi ve Kur'anı) tasdıyk etmemiş, namaz da kılmamış,
Kıyâmet suresi, 32. ayet. وَلَٰكِن كَذَّبَ وَتَوَلَّىٰ
velâkin keẕẕebe vetevellâ.
fakat (üstelik Kur'anı) yalanlamış, (imana) arkasını dönmüş,
Kıyâmet suresi, 33. ayet. ثُمَّ ذَهَبَ إِلَىٰٓ أَهْلِهِۦ يَتَمَطَّىٰٓ
ŝümme ẕehebe ilâ ehlihî yetemeṭṭâ.
sonra da çalım sata sata yürüyerek ehline gitmişdi.
Kıyâmet suresi, 34. ayet. أَوْلَىٰ لَكَ فَأَوْلَىٰ
evlâ leke feevlâ.
(Hoşlanmadığın herşey) sana yaklaş (ıb çat) sın. Çünkü (sen buna başkalarından daha çok) layıksın.
Kıyâmet suresi, 35. ayet. ثُمَّ أَوْلَىٰ لَكَ فَأَوْلَىٰٓ
ŝümme evlâ leke feevlâ.
Yine (hoşlanmadığın herşey) sana yaklaş (ıb çat) sın. Zira (sen buna başkalarından daha çok) layıksın.
Kıyâmet suresi, 36. ayet. أَيَحْسَبُ ٱلْإِنسَٰنُ أَن يُتْرَكَ سُدًى
eyaḥsebü-l'insânü ey yütrake südâ.
İnsan, kendisinin başı boş bırakılacağını mı sanıyor?
Kıyâmet suresi, 37. ayet. أَلَمْ يَكُ نُطْفَةً مِّن مَّنِىٍّ يُمْنَىٰ
elem yekü nuṭfetem mim meniyyiy yümnâ.
O, (döl yatağına) dökülen meniden bir damla su değil miydi?
Kıyâmet suresi, 38. ayet. ثُمَّ كَانَ عَلَقَةً فَخَلَقَ فَسَوَّىٰ
ŝümme kâne `aleḳaten feḫaleḳa fesevvâ.
Sonra o (meni) bir kan pıhtısı olmuş, derken (Allah, onu) insan biçimine koyub yaratmış, (uzuvlarını) düzenlemişdir.
Kıyâmet suresi, 39. ayet. فَجَعَلَ مِنْهُ ٱلزَّوْجَيْنِ ٱلذَّكَرَ وَٱلْأُنثَىٰٓ
fece`ale minhü-zzevceyni-ẕẕekera vel'ünŝâ.
Hulasa, ondan erkek, dişi iki sınıf çıkarmışdır.
Kıyâmet suresi, 40. ayet. أَلَيْسَ ذَٰلِكَ بِقَٰدِرٍ عَلَىٰٓ أَن يُحْـِۧىَ ٱلْمَوْتَىٰ
eleyse ẕâlike biḳâdirin `alâ ey yuḥyiye-lmevtâ.
(Bütün bunları yapan Allah) ölüleri tekrar diriltmiye kaadir değil midir? (Elbette kaadirdir).