12. sure

Yûsuf Suresi يوسف

Bu sureyi dinle — okunan kelime işaretlenir

Konu dizini 13 konu
  1. Kıssaların en güzeli ve Yûsuf'un rüyası 1–6 karşılaştır — Kıssaların en güzeli ve Yûsuf'un rüyası
  2. Kardeşlerin tuzağı ve kuyu 7–20 karşılaştır — Kardeşlerin tuzağı ve kuyu
  3. Aziz'in evi ve yırtılan gömlek 21–29 karşılaştır — Aziz'in evi ve yırtılan gömlek
  4. Şehirdeki kadınlar 30–35 karşılaştır — Şehirdeki kadınlar
  5. Zindan arkadaşları 36–42 karşılaştır — Zindan arkadaşları
  6. Kralın rüyası ve yorumu 43–49 karşılaştır — Kralın rüyası ve yorumu
  7. Suçsuzluğun ortaya çıkması ve hazinelerin başına geçiş 50–57 karşılaştır — Suçsuzluğun ortaya çıkması ve hazinelerin başına geçiş
  8. Kardeşlerin gelişi ve Bünyâmin şartı 58–68 karşılaştır — Kardeşlerin gelişi ve Bünyâmin şartı
  9. Su kabı ve hırsızlık iddiası 69–79 karşılaştır — Su kabı ve hırsızlık iddiası
  10. Kardeşlerin dönüşü ve Ya'kūb'un hüznü 80–87 karşılaştır — Kardeşlerin dönüşü ve Ya'kūb'un hüznü
  11. Tanışma ve gömleğin götürülüşü 88–98 karşılaştır — Tanışma ve gömleğin götürülüşü
  12. Kavuşma ve Yûsuf'un duası 99–101 karşılaştır — Kavuşma ve Yûsuf'un duası
  13. "Bu kıssa gayb haberidir"; akıl sahipleri için ibret 102–111 karşılaştır — "Bu kıssa gayb haberidir"; akıl sahipleri için ibret

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır.

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

Kıssaların en güzeli ve Yûsuf'un rüyası 1–6

  1. Yûsuf suresi, 1. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 1. ayet. الٓر تِلْكَ ءَايَٰتُ ٱلْكِتَٰبِ ٱلْمُبِينِ

    elif-lâm-râ. tilke âyâtü-lkitâbi-lmübîn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    A.L.R. Bu (harfler), apaçık kitabın mucizeleridir.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 1. ayet

  2. Yûsuf suresi, 2. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 2. ayet. إِنَّآ أَنزَلْنَٰهُ قُرْءَٰنًا عَرَبِيًّا لَّعَلَّكُمْ تَعْقِلُونَ

    innâ enzelnâhü ḳur'ânen `arabiyyel le`alleküm ta`ḳilûn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onu Arapça bir Kuran olarak indirdik ki anlayasınız.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 2. ayet

  3. Yûsuf suresi, 3. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 3. ayet. نَحْنُ نَقُصُّ عَلَيْكَ أَحْسَنَ ٱلْقَصَصِ بِمَآ أَوْحَيْنَآ إِلَيْكَ هَٰذَا ٱلْقُرْءَانَ وَإِن كُنتَ مِن قَبْلِهِۦ لَمِنَ ٱلْغَٰفِلِينَ

    naḥnü neḳuṣṣu `aleyke aḥsene-lḳaṣaṣi bimâ evḥaynâ ileyke hâẕe-lḳur'ân. vein künte min ḳablihî lemine-lgâfilîn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Sana bu Kuran'ı vahyederek, sana en güzel bir anlatımla tarihi aktarıyoruz. Sen daha önce bundan habersizdin.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 3. ayet

  4. Yûsuf suresi, 4. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 4. ayet. إِذْ قَالَ يُوسُفُ لِأَبِيهِ يَٰٓأَبَتِ إِنِّى رَأَيْتُ أَحَدَ عَشَرَ كَوْكَبًا وَٱلشَّمْسَ وَٱلْقَمَرَ رَأَيْتُهُمْ لِى سَٰجِدِينَ

    iẕ ḳâle yûsüfü liebîhi yâ ebeti innî raeytü eḥade `aşera kevkebev veşşemse velḳamera raeytühüm lî sâcidîn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Yusuf, bir zamanlar babasına: 'Babacığım, on bir gezegeni, güneşi ve ay'ı gördüm, onların bana secde ettiklerini gördüm,' dedi.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 4. ayet

  5. Yûsuf suresi, 5. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 5. ayet. قَالَ يَٰبُنَىَّ لَا تَقْصُصْ رُءْيَاكَ عَلَىٰٓ إِخْوَتِكَ فَيَكِيدُوا۟ لَكَ كَيْدًا إِنَّ ٱلشَّيْطَٰنَ لِلْإِنسَٰنِ عَدُوٌّ مُّبِينٌ

    ḳâle yâ büneyye lâ taḳṣuṣ ru'yâke `alâ iḫvetike feyekîdû leke keydâ. inne-şşeyṭâne lil'insâni `adüvvüm mübîn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    (Babası Yakup:) 'Yavrum,' dedi, 'Rüyanı kardeşlerine anlatma, olur ki sana karşı bir plan kurarlar. Çünkü şeytan, insana apaçık bir düşmandır.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 5. ayet

  6. Yûsuf suresi, 6. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 6. ayet. وَكَذَٰلِكَ يَجْتَبِيكَ رَبُّكَ وَيُعَلِّمُكَ مِن تَأْوِيلِ ٱلْأَحَادِيثِ وَيُتِمُّ نِعْمَتَهُۥ عَلَيْكَ وَعَلَىٰٓ ءَالِ يَعْقُوبَ كَمَآ أَتَمَّهَا عَلَىٰٓ أَبَوَيْكَ مِن قَبْلُ إِبْرَٰهِيمَ وَإِسْحَٰقَ إِنَّ رَبَّكَ عَلِيمٌ حَكِيمٌ

    vekeẕâlike yectebîke rabbüke veyü`allimüke min te'vîli-l'eḥâdîŝi veyütimmü ni`metehû `aleyke ve`alâ âli ya`ḳûbe kemâ etemmehâ `alâ ebeveyke min ḳablü ibrâhîme veisḥâḳ. inne rabbeke `alîmün ḥakîm.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Böylece Rabbin seni seçmekte, sana rüyaların yorumunu öğretmekte ve daha önceki ataların İbrahim ve İshak'a nimetini tamamladığı gibi sana ve Yakup ailesine de tamamlamaktadır. Rabbin Bilendir, Bilgedir.'

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 6. ayet

Kardeşlerin tuzağı ve kuyu 7–20

  1. Yûsuf suresi, 7. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 7. ayet. لَّقَدْ كَانَ فِى يُوسُفَ وَإِخْوَتِهِۦٓ ءَايَٰتٌ لِّلسَّآئِلِينَ

    leḳad kâne fî yûsüfe veiḫvetihî âyâtül lissâilîn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Dileyenler için, Yusuf ve kardeşlerinde dersler vardır.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 7. ayet

  2. Yûsuf suresi, 8. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 8. ayet. إِذْ قَالُوا۟ لَيُوسُفُ وَأَخُوهُ أَحَبُّ إِلَىٰٓ أَبِينَا مِنَّا وَنَحْنُ عُصْبَةٌ إِنَّ أَبَانَا لَفِى ضَلَٰلٍ مُّبِينٍ

    iẕ ḳâlû leyûsüfü veeḫûhü eḥabbü ilâ ebînâ minnâ venaḥnü `uṣbeh. inne ebânâ lefî ḍalâlim mübîn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    (Kardeşleri) demişlerdi ki: 'Babamız, Yusuf ve (öz) kardeşini bizden daha çok seviyor, biz ise çoğunluğuz. Babamız açıkça yanlış bir tutum içindedir.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 8. ayet

  3. Yûsuf suresi, 9. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 9. ayet. ٱقْتُلُوا۟ يُوسُفَ أَوِ ٱطْرَحُوهُ أَرْضًا يَخْلُ لَكُمْ وَجْهُ أَبِيكُمْ وَتَكُونُوا۟ مِنۢ بَعْدِهِۦ قَوْمًا صَٰلِحِينَ

    uḳtülû yûsüfe evi-ṭraḥûhü arḍay yaḫlü leküm vechü ebîküm vetekûnû mim ba`dihî ḳavmen ṣâliḥîn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Yusuf'u öldürün, ya da onu bir uzak yere yollayın ki babanızın ilgisi sizde odaklansın. Daha sonra da erdemli bir topluluk olursunuz.'

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 9. ayet

  4. Yûsuf suresi, 10. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 10. ayet. قَالَ قَآئِلٌ مِّنْهُمْ لَا تَقْتُلُوا۟ يُوسُفَ وَأَلْقُوهُ فِى غَيَٰبَتِ ٱلْجُبِّ يَلْتَقِطْهُ بَعْضُ ٱلسَّيَّارَةِ إِن كُنتُمْ فَٰعِلِينَ

    ḳâle ḳâilüm minhüm lâ taḳtülû yûsüfe veelḳûhü fî gayâbeti-lcübbi yelteḳiṭhü ba`ḍu-sseyyârati in küntüm fâ`ilîn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onlardan birisi şöyle dedi: 'Yusuf'u öldürmeyin, onu kuyunun dibine atın. Böyle yaparsanız kervanlardan biri onu bulup götürebilir.'

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 10. ayet

  5. Yûsuf suresi, 11. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 11. ayet. قَالُوا۟ يَٰٓأَبَانَا مَا لَكَ لَا تَأْمَ۫نَّا عَلَىٰ يُوسُفَ وَإِنَّا لَهُۥ لَنَٰصِحُونَ

    ḳâlû yâ ebânâ mâ leke lâ te'mennâ `alâ yûsüfe veinnâ lehû lenâṣiḥûn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Dediler ki: 'Ey babamız, neden Yusuf hakkında bize güvenmiyorsun? Oysa biz onun candan dostlarıyız.'

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 11. ayet

  6. Yûsuf suresi, 12. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 12. ayet. أَرْسِلْهُ مَعَنَا غَدًا يَرْتَعْ وَيَلْعَبْ وَإِنَّا لَهُۥ لَحَٰفِظُونَ

    ersilhü me`anâ gadey yerta` veyel`ab veinnâ lehû leḥâfiżûn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Onu bizimle birlikte yolla ki koşup oynasın. Kuşkusuz biz onu koruyacağız.'

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 12. ayet

  7. Yûsuf suresi, 13. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 13. ayet. قَالَ إِنِّى لَيَحْزُنُنِىٓ أَن تَذْهَبُوا۟ بِهِۦ وَأَخَافُ أَن يَأْكُلَهُ ٱلذِّئْبُ وَأَنتُمْ عَنْهُ غَٰفِلُونَ

    ḳâle innî leyaḥzününî en teẕhebû bihî veeḫâfü ey ye'külehü-ẕẕi'bü veentüm `anhü gâfilûn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Dedi ki: 'Onu götürmeniz beni endişelendirir. Korkarım ki haberiniz yokken onu kurt yer.'

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 13. ayet

  8. Yûsuf suresi, 14. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 14. ayet. قَالُوا۟ لَئِنْ أَكَلَهُ ٱلذِّئْبُ وَنَحْنُ عُصْبَةٌ إِنَّآ إِذًا لَّخَٰسِرُونَ

    ḳâlû lein ekelehü-ẕẕi'bü venaḥnü `uṣbetün innâ iẕel leḫâsirûn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Dediler ki: 'Biz kalabalık bir grup olduğumuz halde onu kurt yerse, o zaman gerçekten kaybedenler oluruz.'

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 14. ayet

  9. Yûsuf suresi, 15. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 15. ayet. فَلَمَّا ذَهَبُوا۟ بِهِۦ وَأَجْمَعُوٓا۟ أَن يَجْعَلُوهُ فِى غَيَٰبَتِ ٱلْجُبِّ وَأَوْحَيْنَآ إِلَيْهِ لَتُنَبِّئَنَّهُم بِأَمْرِهِمْ هَٰذَا وَهُمْ لَا يَشْعُرُونَ

    felemmâ ẕehebû bihî veecme`û ey yec`alûhü fî gayâbeti-lcübb. veevḥaynâ ileyhi letünebbiennehüm biemrihim hâẕâ vehüm lâ yeş`urûn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onu götürdükleri ve kuyunun dibine atmak için topluca karar verdikleri sırada biz ona: '(Üzülme) Onların bu yaptıklarını, hiç farkında olmayacakları bir anda onlara anlatacaksın,' diye vahyettik

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 15. ayet

  10. Yûsuf suresi, 16. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 16. ayet. وَجَآءُوٓ أَبَاهُمْ عِشَآءً يَبْكُونَ

    vecâû ebâhüm `işâey yebkûn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Akşamleyin ağlayarak babalarına geldiler.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 16. ayet

  11. Yûsuf suresi, 17. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 17. ayet. قَالُوا۟ يَٰٓأَبَانَآ إِنَّا ذَهَبْنَا نَسْتَبِقُ وَتَرَكْنَا يُوسُفَ عِندَ مَتَٰعِنَا فَأَكَلَهُ ٱلذِّئْبُ وَمَآ أَنتَ بِمُؤْمِنٍ لَّنَا وَلَوْ كُنَّا صَٰدِقِينَ

    ḳâlû yâ ebânâ innâ ẕehebnâ nestebiḳu veteraknâ yûsüfe `inde metâ`inâ feekelehü-ẕẕi'b. vemâ ente bimü'minil lenâ velev künnâ ṣâdiḳîn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Ey babamız,' dediler, 'Gittik, yarışıyorduk. Yusuf'u da eşyamızın yanında bırakmıştık. Sonunda onu kurt yedi. Doğru konuşsak bile sen bize inanmıyacaksın.'

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 17. ayet

  12. Yûsuf suresi, 18. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 18. ayet. وَجَآءُو عَلَىٰ قَمِيصِهِۦ بِدَمٍ كَذِبٍ قَالَ بَلْ سَوَّلَتْ لَكُمْ أَنفُسُكُمْ أَمْرًا فَصَبْرٌ جَمِيلٌ وَٱللَّهُ ٱلْمُسْتَعَانُ عَلَىٰ مَا تَصِفُونَ

    vecâû `alâ ḳamîṣihî bidemin kâẕib. ḳâle bel sevvelet leküm enfüsüküm emrâ. feṣabrun cemîl. vellâhü-lmüste`ânü `alâ mâ teṣifûn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Gömleğine yalandan kan bulaştırmışlardı. Dedi ki: 'Doğrusu, egonuz sizi bir işe sürüklemiş. Bana düşen (bu acıya) güzelce dayanmaktır. Sizin komplonuza karşı ancak ALLAH'tan yardım istenir.'

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 18. ayet

  13. Yûsuf suresi, 19. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 19. ayet. وَجَآءَتْ سَيَّارَةٌ فَأَرْسَلُوا۟ وَارِدَهُمْ فَأَدْلَىٰ دَلْوَهُۥ قَالَ يَٰبُشْرَىٰ هَٰذَا غُلَٰمٌ وَأَسَرُّوهُ بِضَٰعَةً وَٱللَّهُ عَلِيمٌۢ بِمَا يَعْمَلُونَ

    vecâet seyyâratün feerselû vâridehüm feedlâ delveh. ḳâle yâ büşrâ hâẕâ gulâm. veeserrûhü biḍâ`ah. vellâhü `alîmüm bimâ ya`melûn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Oradan geçmekte olan bir kervan, sucularını gönderdi, kovasını sarkıtınca: 'Müjde, burada bir erkek çocuğu var!,' dedi. Onu ticari bir mal olarak sakladılar. ALLAH onların yaptıklarını biliyordu.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 19. ayet

  14. Yûsuf suresi, 20. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 20. ayet. وَشَرَوْهُ بِثَمَنٍۭ بَخْسٍ دَرَٰهِمَ مَعْدُودَةٍ وَكَانُوا۟ فِيهِ مِنَ ٱلزَّٰهِدِينَ

    veşeravhü biŝemenim baḫsin derâhime ma`dûdeh. vekânû fîhi mine-zzâhidîn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ona ihtiyaçları olmadığı için ucuz bir fiyata, bir kaç dirheme sattılar.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 20. ayet

Aziz'in evi ve yırtılan gömlek 21–29

  1. Yûsuf suresi, 21. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 21. ayet. وَقَالَ ٱلَّذِى ٱشْتَرَىٰهُ مِن مِّصْرَ لِٱمْرَأَتِهِۦٓ أَكْرِمِى مَثْوَىٰهُ عَسَىٰٓ أَن يَنفَعَنَآ أَوْ نَتَّخِذَهُۥ وَلَدًا وَكَذَٰلِكَ مَكَّنَّا لِيُوسُفَ فِى ٱلْأَرْضِ وَلِنُعَلِّمَهُۥ مِن تَأْوِيلِ ٱلْأَحَادِيثِ وَٱللَّهُ غَالِبٌ عَلَىٰٓ أَمْرِهِۦ وَلَٰكِنَّ أَكْثَرَ ٱلنَّاسِ لَا يَعْلَمُونَ

    veḳâle-lleẕi-şterâhü mim miṣra limraetihî ekrimî meŝvâhü `asâ ey yenfe`anâ ev netteḫiẕehû veledâ. vekeẕâlike mekkennâ liyûsüfe fi-l'arḍ. velinü`allimehû min te'vîli-l'eḥâdîŝ. vellâhü gâlibün `alâ emrihî velâkinne ekŝera-nnâsi lâ ya`lemûn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onu Mısır'da satın alan kişi, karısına, 'Ona iyi bak, olur ki bize yararı dokunur, ya da onu evlat ediniriz,' dedi. Böylece Yusuf'u yeryüzünde yerleştirip ona rüyaların yorumunu öğretiyorduk. ALLAH işini sonuçlandırandır; fakat halkın çoğu bunu bilmez.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 21. ayet

  2. Yûsuf suresi, 22. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 22. ayet. وَلَمَّا بَلَغَ أَشُدَّهُۥٓ ءَاتَيْنَٰهُ حُكْمًا وَعِلْمًا وَكَذَٰلِكَ نَجْزِى ٱلْمُحْسِنِينَ

    velemmâ belega eşüddeh âteynâhü ḥukmev ve`ilmâ. vekeẕâlike neczi-lmuḥsinîn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Büyüyüp erginleşince ona bilgelik ve bilgi verdik. Güzel davrananları böyle ödüllendiririz.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 22. ayet

  3. Yûsuf suresi, 23. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 23. ayet. وَرَٰوَدَتْهُ ٱلَّتِى هُوَ فِى بَيْتِهَا عَن نَّفْسِهِۦ وَغَلَّقَتِ ٱلْأَبْوَٰبَ وَقَالَتْ هَيْتَ لَكَ قَالَ مَعَاذَ ٱللَّهِ إِنَّهُۥ رَبِّىٓ أَحْسَنَ مَثْوَاىَ إِنَّهُۥ لَا يُفْلِحُ ٱلظَّٰلِمُونَ

    verâvedethü-lletî hüve fî beytihâ `an nefsihî vegalleḳati-l'ebvâbe veḳâlet heyte lek. ḳâle me`âẕe-llâhi innehû rabbî aḥsene meŝvây. innehû lâ yüfliḥu-żżâlimûn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Evinde bulunduğu kadın onu baştan çıkarmak istedi, kapıları kitledi ve: 'Tümüyle sana aidim,' dedi. Dedi ki: 'ALLAH'a sığınırım. O benim Rabbimdir (efendimdir), ki bana iyi bir yer verdi. Zalimler başarmaz.'

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 23. ayet

  4. Yûsuf suresi, 24. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 24. ayet. وَلَقَدْ هَمَّتْ بِهِۦ وَهَمَّ بِهَا لَوْلَآ أَن رَّءَا بُرْهَٰنَ رَبِّهِۦ كَذَٰلِكَ لِنَصْرِفَ عَنْهُ ٱلسُّوٓءَ وَٱلْفَحْشَآءَ إِنَّهُۥ مِنْ عِبَادِنَا ٱلْمُخْلَصِينَ

    veleḳad hemmet bih. vehemme bihâ. levlâ er raâ bürhâne rabbih. keẕâlike linaṣrife `anhü-ssûe velfaḥşâ'. innehû min `ibâdine-lmuḫleṣîn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Kadın onu çok arzulamıştı, Rabbinin işaretini görmeseydi o da onu çok arzulamıştı. Böylece kötülük ve fenalığı ondan çevirdik. O, katışıksız kullarımızdandı.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 24. ayet

  5. Yûsuf suresi, 25. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 25. ayet. وَٱسْتَبَقَا ٱلْبَابَ وَقَدَّتْ قَمِيصَهُۥ مِن دُبُرٍ وَأَلْفَيَا سَيِّدَهَا لَدَا ٱلْبَابِ قَالَتْ مَا جَزَآءُ مَنْ أَرَادَ بِأَهْلِكَ سُوٓءًا إِلَّآ أَن يُسْجَنَ أَوْ عَذَابٌ أَلِيمٌ

    vestebeḳe-lbâbe veḳaddet ḳamîṣahû min dübüriv veelfeyâ seyyidehâ lede-lbâb. ḳâlet mâ cezâü men erâde biehlike sûen illâ ey yüscene ev `aẕâbün elîm.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Kapıya doğru koşuştular. Kadın onun gömleğini arkadan çekip yırttı. Kapının yanında kadının beyiyle karşılaştılar. Kadın: 'Karına tecavüz etmek isteyen kişinin ya hapsedilmesi veya acı bir azapla cezalandırılması gerekmez mi,' dedi.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 25. ayet

  6. Yûsuf suresi, 26. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 26. ayet. قَالَ هِىَ رَٰوَدَتْنِى عَن نَّفْسِى وَشَهِدَ شَاهِدٌ مِّنْ أَهْلِهَآ إِن كَانَ قَمِيصُهُۥ قُدَّ مِن قُبُلٍ فَصَدَقَتْ وَهُوَ مِنَ ٱلْكَٰذِبِينَ

    ḳâle hiye râvedetnî `an nefsî veşehide şâhidüm min ehlihâ. in kâne ḳamîṣuhû ḳudde min ḳubülin feṣadeḳat vehüve mine-lkâẕibîn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Dedi ki: 'Aslında senin karın beni baştan çıkarmak istedi.' Aileden bir tanık: 'Gömleği ön taraftan yırtılmışsa kadın doğruyu söylüyor, o ise bir yalancıdır.'

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 26. ayet

  7. Yûsuf suresi, 27. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 27. ayet. وَإِن كَانَ قَمِيصُهُۥ قُدَّ مِن دُبُرٍ فَكَذَبَتْ وَهُوَ مِنَ ٱلصَّٰدِقِينَ

    vein kâne ḳamîṣuhû ḳudde min dübürin fekeẕebet vehüve mine-ṣṣâdiḳîn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Yok eğer gömleği arkadan yırtılmışsa, o zaman kadın yalancı, o doğru sözlüdür,' diye tanıklıkta bulundu.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 27. ayet

  8. Yûsuf suresi, 28. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 28. ayet. فَلَمَّا رَءَا قَمِيصَهُۥ قُدَّ مِن دُبُرٍ قَالَ إِنَّهُۥ مِن كَيْدِكُنَّ إِنَّ كَيْدَكُنَّ عَظِيمٌ

    felemmâ raâ ḳamîṣahû ḳudde min dübürin ḳâle innehû min keydikünn. inne keydekünne `ażîm.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Gömleğinin arkadan yırtılmış olduğunu görünce, 'Bu, siz kadınların planıdır. Planınız müthiştir,' dedi.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 28. ayet

  9. Yûsuf suresi, 29. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 29. ayet. يُوسُفُ أَعْرِضْ عَنْ هَٰذَا وَٱسْتَغْفِرِى لِذَنۢبِكِ إِنَّكِ كُنتِ مِنَ ٱلْخَاطِـِٔينَ

    yûsüfü a`riḍ `an hâẕâ vestagfirî liẕembik. inneki künti mine-lḫâṭiîn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Yusuf, sen bu olayı unut. Sen de (ey kadınım) günahından dolayı bağışlanma dile. Sen hata işledin.'

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 29. ayet

Şehirdeki kadınlar 30–35

  1. Yûsuf suresi, 30. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 30. ayet. وَقَالَ نِسْوَةٌ فِى ٱلْمَدِينَةِ ٱمْرَأَتُ ٱلْعَزِيزِ تُرَٰوِدُ فَتَىٰهَا عَن نَّفْسِهِۦ قَدْ شَغَفَهَا حُبًّا إِنَّا لَنَرَىٰهَا فِى ضَلَٰلٍ مُّبِينٍ

    veḳâle nisvetün fi-lmedîneti-mraetü-l`azîzi türâvidü fetâhâ `an nefsih. ḳad şegafehâ ḥubbâ. innâ lenerâhâ fî ḍalâlim mübîn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Şehirde bir takım kadınlar: 'Valinin karısı hizmetçisini baştan çıkarmaya çalışıyor,' dediler, 'Ona çılgıncasına aşık. Onu açık bir sapıklık içinde görüyoruz.'

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 30. ayet

  2. Yûsuf suresi, 31. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 31. ayet. فَلَمَّا سَمِعَتْ بِمَكْرِهِنَّ أَرْسَلَتْ إِلَيْهِنَّ وَأَعْتَدَتْ لَهُنَّ مُتَّكَـًٔا وَءَاتَتْ كُلَّ وَٰحِدَةٍ مِّنْهُنَّ سِكِّينًا وَقَالَتِ ٱخْرُجْ عَلَيْهِنَّ فَلَمَّا رَأَيْنَهُۥٓ أَكْبَرْنَهُۥ وَقَطَّعْنَ أَيْدِيَهُنَّ وَقُلْنَ حَٰشَ لِلَّهِ مَا هَٰذَا بَشَرًا إِنْ هَٰذَآ إِلَّا مَلَكٌ كَرِيمٌ

    felemmâ semi`at bimekrihinne erselet ileyhinne vea`tedet lehünne müttekeev veâtet külle vâḥidetim minhünne sikkînev veḳâleti-ḫruc `aleyhinn. felemmâ raeynâhü ekbernehû veḳaṭṭa`ne eydiyehünne veḳulne ḥâşe lillâhi mâ hâẕâ beşerâ. in hâẕâ illâ melekün kerîm.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Kadın, onların dedikodusunu işitince onları davet etti. Onlar için konforlu yerler hazırladı. Her birine birer bıçak verdi. (Kadınlar, meyvelerini soymakla meşgul iken Yusuf'a:) 'Onların huzuruna çık,' dedi. Kadınlar onu görünce, öyle etkilendiler ki ellerini kestiler ve: 'ALLAH korusun, bu bir insan değil; bu ancak asil bir melektir,' dediler.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 31. ayet

  3. Yûsuf suresi, 32. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 32. ayet. قَالَتْ فَذَٰلِكُنَّ ٱلَّذِى لُمْتُنَّنِى فِيهِ وَلَقَدْ رَٰوَدتُّهُۥ عَن نَّفْسِهِۦ فَٱسْتَعْصَمَ وَلَئِن لَّمْ يَفْعَلْ مَآ ءَامُرُهُۥ لَيُسْجَنَنَّ وَلَيَكُونًا مِّنَ ٱلصَّٰغِرِينَ

    ḳâlet feẕâlikünne-lleẕî lümtünnenî fîh. veleḳad râvettühû `an nefsihî festa`ṣam. veleil lem yef`al mâ âmüruhû leyüscenenne veleyekûnem mine-ṣṣâgirîn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    (Kadın:) 'İşte siz beni bunun için suçlamıştınız. Onu baştan çıkarmak istedim, ancak (iffetini) koruyup beni reddetti. Kendisine emrettiğimi yapmazsa hapishaneye atılacak ve aşağılanacaktır,' dedi.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 32. ayet

  4. Yûsuf suresi, 33. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 33. ayet. قَالَ رَبِّ ٱلسِّجْنُ أَحَبُّ إِلَىَّ مِمَّا يَدْعُونَنِىٓ إِلَيْهِ وَإِلَّا تَصْرِفْ عَنِّى كَيْدَهُنَّ أَصْبُ إِلَيْهِنَّ وَأَكُن مِّنَ ٱلْجَٰهِلِينَ

    ḳâle rabbi-ssicnü eḥabbü ileyye mimmâ yed`ûnenî ileyh. veillâ taṣrif `annî keydehünne aṣbü ileyhinne veeküm mine-lcâhilîn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    (Yusuf:) 'Rabbim, hapishane, onların beni çağırdığı şeyden daha iyidir. Planlarını benden savmazsan onlara meyledip cahillerden olurum,' dedi.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 33. ayet

  5. Yûsuf suresi, 34. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 34. ayet. فَٱسْتَجَابَ لَهُۥ رَبُّهُۥ فَصَرَفَ عَنْهُ كَيْدَهُنَّ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلْعَلِيمُ

    festecâbe lehû rabbühû feṣarafe `anhü keydehünn. innehû hüve-ssemî`u-l`alîm.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Rabbi onun duasına yanıt verdi ve kadınların planlarını ondan savdı. O İşitendir, Bilendir.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 34. ayet

  6. Yûsuf suresi, 35. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 35. ayet. ثُمَّ بَدَا لَهُم مِّنۢ بَعْدِ مَا رَأَوُا۟ ٱلْـَٔايَٰتِ لَيَسْجُنُنَّهُۥ حَتَّىٰ حِينٍ

    ŝümme bedâ lehüm mim ba`di mâ raevu-l'âyâti leyescününnehû ḥattâ ḥîn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Sonra, (vali ve adamları Yusuf'un suçzuzluğuna dair) kanıtları görmelerine rağmen, onu belli bir süreye kadar hapishaneye atmayı uygun gördüler.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 35. ayet

Zindan arkadaşları 36–42

  1. Yûsuf suresi, 36. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 36. ayet. وَدَخَلَ مَعَهُ ٱلسِّجْنَ فَتَيَانِ قَالَ أَحَدُهُمَآ إِنِّىٓ أَرَىٰنِىٓ أَعْصِرُ خَمْرًا وَقَالَ ٱلْـَٔاخَرُ إِنِّىٓ أَرَىٰنِىٓ أَحْمِلُ فَوْقَ رَأْسِى خُبْزًا تَأْكُلُ ٱلطَّيْرُ مِنْهُ نَبِّئْنَا بِتَأْوِيلِهِۦٓ إِنَّا نَرَىٰكَ مِنَ ٱلْمُحْسِنِينَ

    vedeḫale me`ahü-ssicne feteyân. ḳâle eḥadühümâ innî erânî a`ṣiru ḫamrâ. veḳâle-l'âḫaru innî erânî aḥmilü fevḳa ra'sî ḫubzen te'külu-ṭṭayru minh. nebbi'nâ bite'vîlih. innâ nerâke mine-lmuḥsinîn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onunla birlikte hapishaneye iki genç adam da girdi. Onlardan biri: '(Rüyamda) kendimi şarap yaparken gördüm,' dedi. Diğeri: 'Ben de başımın üzerinde ekmek taşırken kendimi gördüm, onu kuşlar yiyordu. Bunların yorumunu bize bildir. Seni iyilerden görüyoruz.'

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 36. ayet

  2. Yûsuf suresi, 37. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 37. ayet. قَالَ لَا يَأْتِيكُمَا طَعَامٌ تُرْزَقَانِهِۦٓ إِلَّا نَبَّأْتُكُمَا بِتَأْوِيلِهِۦ قَبْلَ أَن يَأْتِيَكُمَا ذَٰلِكُمَا مِمَّا عَلَّمَنِى رَبِّىٓ إِنِّى تَرَكْتُ مِلَّةَ قَوْمٍ لَّا يُؤْمِنُونَ بِٱللَّهِ وَهُم بِٱلْـَٔاخِرَةِ هُمْ كَٰفِرُونَ

    ḳâle lâ ye'tîkümâ ṭa`âmün türzeḳânihî illâ nebbe'tükümâ bite'vîlihî ḳable ey ye'tiyekümâ. ẕâlikümâ mimmâ `allemenî rabbî. innî teraktü millete ḳavmil lâ yü'minûne billâhi vehüm bil'âḫirati hüm kâfirûn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Size ayrılan karavana yemeği elinize geçmeden önce size onun yorumunu bildirebilirim. Bunlar, Rabbimin bana öğrettiği şeylerdendir. Ben, ALLAH'a inanmıyan bir toplumun dinini terketmiş bulunuyorum, onlar ahiret konusunda da inkarcıdırlar.'

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 37. ayet

  3. Yûsuf suresi, 38. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 38. ayet. وَٱتَّبَعْتُ مِلَّةَ ءَابَآءِىٓ إِبْرَٰهِيمَ وَإِسْحَٰقَ وَيَعْقُوبَ مَا كَانَ لَنَآ أَن نُّشْرِكَ بِٱللَّهِ مِن شَىْءٍ ذَٰلِكَ مِن فَضْلِ ٱللَّهِ عَلَيْنَا وَعَلَى ٱلنَّاسِ وَلَٰكِنَّ أَكْثَرَ ٱلنَّاسِ لَا يَشْكُرُونَ

    vetteba`tü millete âbâî ibrâhîme veisḥâḳa veya`ḳûb. mâ kâne lenâ en nüşrike billâhi min şey'. ẕâlike min faḍli-llâhi `aleynâ ve`ale-nnâsi velâkinne ekŝera-nnâsi lâ yeşkürûn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Ben, atalarım İbrahim, İshak ve Yakub'un dinine uydum. ALLAH'a herhangi bir şeyi ortak koşmak bize yakışmaz. Bu, ALLAH'ın bize ve halka olan lütfudur. Ancak insanların çoğu şükretmez.'

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 38. ayet

  4. Yûsuf suresi, 39. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 39. ayet. يَٰصَٰحِبَىِ ٱلسِّجْنِ ءَأَرْبَابٌ مُّتَفَرِّقُونَ خَيْرٌ أَمِ ٱللَّهُ ٱلْوَٰحِدُ ٱلْقَهَّارُ

    yâ ṣâḥibeyi-ssicni eerbâbüm müteferriḳûne ḫayrun emi-llâhü-lvâḥidü-lḳahhâr.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Ey hapishane arkadaşlarım, çeşitli rabler mi daha iyidir, yoksa Tek ve her şeye Egemen olan ALLAH mı?'

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 39. ayet

  5. Yûsuf suresi, 40. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 40. ayet. مَا تَعْبُدُونَ مِن دُونِهِۦٓ إِلَّآ أَسْمَآءً سَمَّيْتُمُوهَآ أَنتُمْ وَءَابَآؤُكُم مَّآ أَنزَلَ ٱللَّهُ بِهَا مِن سُلْطَٰنٍ إِنِ ٱلْحُكْمُ إِلَّا لِلَّهِ أَمَرَ أَلَّا تَعْبُدُوٓا۟ إِلَّآ إِيَّاهُ ذَٰلِكَ ٱلدِّينُ ٱلْقَيِّمُ وَلَٰكِنَّ أَكْثَرَ ٱلنَّاسِ لَا يَعْلَمُونَ

    mâ ta`büdûne min dûnihî illâ esmâen semmeytümûhâ entüm veâbâüküm mâ enzele-llâhü bihâ min sülṭân. ini-lḥukmü illâ lillâh. emera ellâ ta`büdû illâ iyyâh. ẕâlike-ddînü-lḳayyimü velâkinne ekŝera-nnâsi lâ ya`lemûn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'O'ndan başka taptıklarınız, sizin ve atalarınızın uydurduğu isimlerden ibarettir. ALLAH onlara her hangi bir güç vermemiştir. Hüküm, ancak ALLAH'ındır. Yalnızca kendisine kulluk etmenizi emretmiştir. Dosdoğru din işte budur. Ne var ki halkın çoğu bunu bilmiyor.'

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 40. ayet

  6. Yûsuf suresi, 41. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 41. ayet. يَٰصَٰحِبَىِ ٱلسِّجْنِ أَمَّآ أَحَدُكُمَا فَيَسْقِى رَبَّهُۥ خَمْرًا وَأَمَّا ٱلْـَٔاخَرُ فَيُصْلَبُ فَتَأْكُلُ ٱلطَّيْرُ مِن رَّأْسِهِۦ قُضِىَ ٱلْأَمْرُ ٱلَّذِى فِيهِ تَسْتَفْتِيَانِ

    yâ ṣâḥibeyi-ssicni emmâ eḥadükümâ feyesḳî rabbehû ḫamrâ. veemme-l'âḫaru feyuṣlebü fete'külu-ṭṭayru mir ra'sih. ḳuḍiye-l'emru-lleẕî fîhi testeftiyân.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Hapishane arkadaşlarım, biriniz rabbine (efendisine) şarap sunacak, diğeriniz ise çarmıha gerilecek ve kuşlar onun başından yiyecek. Sorduğunuz iş çözülmüştür.'

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 41. ayet

  7. Yûsuf suresi, 42. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 42. ayet. وَقَالَ لِلَّذِى ظَنَّ أَنَّهُۥ نَاجٍ مِّنْهُمَا ٱذْكُرْنِى عِندَ رَبِّكَ فَأَنسَىٰهُ ٱلشَّيْطَٰنُ ذِكْرَ رَبِّهِۦ فَلَبِثَ فِى ٱلسِّجْنِ بِضْعَ سِنِينَ

    veḳâle lilleẕî żanne ennehû nâcim minhüme-ẕkürnî `inde rabbik. feensâhü-şşeyṭânü ẕikra rabbihî felebiŝe fi-ssicni biḍ`a sinîn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    O ikisinden, kurtulacağını öngürdüğü kimseye, 'Beni rabbinin yanında an,' dedi. Rabbini anmayı Şeytan ona (Yusuf'a) unutturunca hapiste birkaç yıl daha kaldı.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 42. ayet

Kralın rüyası ve yorumu 43–49

  1. Yûsuf suresi, 43. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 43. ayet. وَقَالَ ٱلْمَلِكُ إِنِّىٓ أَرَىٰ سَبْعَ بَقَرَٰتٍ سِمَانٍ يَأْكُلُهُنَّ سَبْعٌ عِجَافٌ وَسَبْعَ سُنۢبُلَٰتٍ خُضْرٍ وَأُخَرَ يَابِسَٰتٍ يَٰٓأَيُّهَا ٱلْمَلَأُ أَفْتُونِى فِى رُءْيَٰىَ إِن كُنتُمْ لِلرُّءْيَا تَعْبُرُونَ

    veḳâle-lmelikü innî erâ seb`a beḳarâtin simâniy ye'külühünne seb`un `icâfüv veseb`a sümbülâtin ḫuḍriv veüḫarâ yâbisât. yâ eyyühe-lmeleü eftûnî fî ru'yâye in küntüm lirru'yâ ta`bürûn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Kıral dedi ki: 'Rüyamda yedi semiz inek görüyorum, onları yedi zayıf inek yiyor; ayrıca yedi yeşil ve yedi kuru başak... Ey seçkinler, rüyaların yorumunu yapabiliyorsanız bu rüyamı bana çözüverin.'

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 43. ayet

  2. Yûsuf suresi, 44. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 44. ayet. قَالُوٓا۟ أَضْغَٰثُ أَحْلَٰمٍ وَمَا نَحْنُ بِتَأْوِيلِ ٱلْأَحْلَٰمِ بِعَٰلِمِينَ

    ḳâlû aḍgâŝü aḥlâm. vemâ naḥnü bite'vîli-l'aḥlâmi bi`âlimîn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Karmakarışık rüyalardır bunlar. Biz böyle rüyaların yorumunu bilmeyiz,' dediler.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 44. ayet

  3. Yûsuf suresi, 45. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 45. ayet. وَقَالَ ٱلَّذِى نَجَا مِنْهُمَا وَٱدَّكَرَ بَعْدَ أُمَّةٍ أَنَا۠ أُنَبِّئُكُم بِتَأْوِيلِهِۦ فَأَرْسِلُونِ

    veḳâle-lleẕî necâ minhümâ veddekera ba`de ümmetin ene ünebbiüküm bite'vîlihî feersilûn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    O iki kişiden kurtulmuş olanı, nice zaman sonra hatırladı ve, 'Beni (Yusuf'a) gönderirseniz size onun yorumunu bildireceğim,' dedi.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 45. ayet

  4. Yûsuf suresi, 46. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 46. ayet. يُوسُفُ أَيُّهَا ٱلصِّدِّيقُ أَفْتِنَا فِى سَبْعِ بَقَرَٰتٍ سِمَانٍ يَأْكُلُهُنَّ سَبْعٌ عِجَافٌ وَسَبْعِ سُنۢبُلَٰتٍ خُضْرٍ وَأُخَرَ يَابِسَٰتٍ لَّعَلِّىٓ أَرْجِعُ إِلَى ٱلنَّاسِ لَعَلَّهُمْ يَعْلَمُونَ

    yûsüfü eyyühe-ṣṣiddîḳu eftinâ fî seb`i beḳarâtin simâniy ye'külühünne seb`un `icâfüv veseb`i sümbülâtin ḫuḍriv veüḫarâ yâbisâtil le`allî erci`u ile-nnâsi le`allehüm ya`lemûn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    (Zindana gidip:) 'Yusuf, ey can arkadaşım, bize yedi sıska inek tarafından yenen yedi semiz inek, yedi yeşil ve kuru başak hakkında açıklama getir de halka bilgi vereyim.'

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 46. ayet

  5. Yûsuf suresi, 47. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 47. ayet. قَالَ تَزْرَعُونَ سَبْعَ سِنِينَ دَأَبًا فَمَا حَصَدتُّمْ فَذَرُوهُ فِى سُنۢبُلِهِۦٓ إِلَّا قَلِيلًا مِّمَّا تَأْكُلُونَ

    ḳâle tezra`ûne seb`a sinîne deebâ. femâ ḥaṣattüm feẕerûhü fî sümbülihî illâ ḳalîlem mimmâ te'külûn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Dedi ki: "Yedi yıl boyunca ekip biçtiğinizi, yediğiniz az bir kısmının dışında, başaklarında bırakıp depolayın."

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 47. ayet

  6. Yûsuf suresi, 48. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 48. ayet. ثُمَّ يَأْتِى مِنۢ بَعْدِ ذَٰلِكَ سَبْعٌ شِدَادٌ يَأْكُلْنَ مَا قَدَّمْتُمْ لَهُنَّ إِلَّا قَلِيلًا مِّمَّا تُحْصِنُونَ

    ŝümme ye'tî mim ba`di ẕâlike seb`un şidâdüy ye'külne mâ ḳaddemtüm lehünne illâ ḳalîlem mimmâ tuḥṣinûn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Sonra, onun ardından yedi kurak (yıl) gelecek ve sizin depoladığınızın az bir bölümü hariç, o yıllar için önceden biriktirdiklerinizi yiyip bitirecektir.'

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 48. ayet

  7. Yûsuf suresi, 49. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 49. ayet. ثُمَّ يَأْتِى مِنۢ بَعْدِ ذَٰلِكَ عَامٌ فِيهِ يُغَاثُ ٱلنَّاسُ وَفِيهِ يَعْصِرُونَ

    ŝümme ye'tî mim ba`di ẕâlike `âmün fîhi yügâŝü-nnâsü vefîhi ya`ṣirûn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Ondan sonra ise öyle bir yıl gelir ki onda halk ferahlanacak ve onda (meyve) sıkıp, (hayvan) sağacaklar.'

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 49. ayet

Suçsuzluğun ortaya çıkması ve hazinelerin başına geçiş 50–57

  1. Yûsuf suresi, 50. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 50. ayet. وَقَالَ ٱلْمَلِكُ ٱئْتُونِى بِهِۦ فَلَمَّا جَآءَهُ ٱلرَّسُولُ قَالَ ٱرْجِعْ إِلَىٰ رَبِّكَ فَسْـَٔلْهُ مَا بَالُ ٱلنِّسْوَةِ ٱلَّٰتِى قَطَّعْنَ أَيْدِيَهُنَّ إِنَّ رَبِّى بِكَيْدِهِنَّ عَلِيمٌ

    veḳâle-lmelikü-'tûnî bih. felemmâ câehü-rrasûlü ḳâle-rci` ilâ rabbike fes'elhü mâ bâlü-nnisveti-llâtî ḳaṭṭa`ne eydiyehünn. inne rabbî bikeydihinne `alîm.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Kral, 'Onu bana getirin,' dedi. Elçi ona gelince (Yusuf,) 'Rabbine dön ve parmaklarını kesen kadınların durumunu ondan sor. Kuşkusuz benim Rabbim, onların entrikalarını bilir,' dedi

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 50. ayet

  2. Yûsuf suresi, 51. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 51. ayet. قَالَ مَا خَطْبُكُنَّ إِذْ رَٰوَدتُّنَّ يُوسُفَ عَن نَّفْسِهِۦ قُلْنَ حَٰشَ لِلَّهِ مَا عَلِمْنَا عَلَيْهِ مِن سُوٓءٍ قَالَتِ ٱمْرَأَتُ ٱلْعَزِيزِ ٱلْـَٰٔنَ حَصْحَصَ ٱلْحَقُّ أَنَا۠ رَٰوَدتُّهُۥ عَن نَّفْسِهِۦ وَإِنَّهُۥ لَمِنَ ٱلصَّٰدِقِينَ

    ḳâle mâ ḫaṭbükünne iẕ râvettünne yûsüfe `an nefsih. ḳulne ḥâşe lillâhi mâ `alimnâ `aleyhi min sû'. ḳâleti-mraetü-l`azîzi-l'âne ḥaṣḥaṣa-lḥaḳḳ. ene râvettühû `an nefsihî veinnehû lemine-ṣṣâdiḳîn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    (Kral kadınlara:) 'Yusuf'u baştan çıkarmak isterken durumunuz neydi?' Kadınlar, 'ALLAH korusun; biz ondan bir kötülük görmedik!,' dediler. Bunun üzerine, valinin karısı şöyle dedi: 'Gerçek artık ortaya çıktı. Onu ben yoldan çıkarmaya çalışmıştım. O doğru konuşuyor.'

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 51. ayet

  3. Yûsuf suresi, 52. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 52. ayet. ذَٰلِكَ لِيَعْلَمَ أَنِّى لَمْ أَخُنْهُ بِٱلْغَيْبِ وَأَنَّ ٱللَّهَ لَا يَهْدِى كَيْدَ ٱلْخَآئِنِينَ

    ẕâlike liya`leme ennî lem eḫunhü bilgaybi veenne-llâhe lâ yehdî keyde-lḫâinîn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Umarım ki arkasında kendisine ihanet etmediğimi bilir, zira ALLAH hainlerin planını onaylamaz.'

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 52. ayet

  4. Buradan itibaren cüz 13

    Yûsuf suresi, 53. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 53. ayet. وَمَآ أُبَرِّئُ نَفْسِىٓ إِنَّ ٱلنَّفْسَ لَأَمَّارَةٌۢ بِٱلسُّوٓءِ إِلَّا مَا رَحِمَ رَبِّىٓ إِنَّ رَبِّى غَفُورٌ رَّحِيمٌ

    vemâ überriü nefsî. inne-nnefse leemmâratüm bissûi illâ mâ raḥime rabbî. inne rabbî gafûrur raḥîm.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Suçsuz olduğumu ileri sürmüyorum. Kuşkusuz ego, kötülüğü arzular. Ben ancak Rabbimin merhametini umuyorum; Rabbim Bağışlayandır, Rahimdir.'

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 53. ayet

  5. Yûsuf suresi, 54. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 54. ayet. وَقَالَ ٱلْمَلِكُ ٱئْتُونِى بِهِۦٓ أَسْتَخْلِصْهُ لِنَفْسِى فَلَمَّا كَلَّمَهُۥ قَالَ إِنَّكَ ٱلْيَوْمَ لَدَيْنَا مَكِينٌ أَمِينٌ

    veḳâle-lmelikü-'tûnî bihî estaḫliṣhü linefsî. felemmâ kellemehû ḳâle inneke-lyevme ledeynâ mekînün emîn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Kral dedi ki: 'Getirin onu, yanımda çalışması için onu atayayım' Kendisiyle konuşup görüşünce, 'Sen artık bugün yanımızda önemli bir makamı olan güvenilir birisin,' dedi.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 54. ayet

  6. Yûsuf suresi, 55. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 55. ayet. قَالَ ٱجْعَلْنِى عَلَىٰ خَزَآئِنِ ٱلْأَرْضِ إِنِّى حَفِيظٌ عَلِيمٌ

    ḳâle-c`alnî `alâ ḫazâini-l'arḍ. innî ḥafîżun `alîm.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Dedi ki: 'Beni ülkenin maliye işlerinin başına getir. Kuşkusuz ben iyi korur, iyi bilirim,' dedi

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 55. ayet

  7. Yûsuf suresi, 56. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 56. ayet. وَكَذَٰلِكَ مَكَّنَّا لِيُوسُفَ فِى ٱلْأَرْضِ يَتَبَوَّأُ مِنْهَا حَيْثُ يَشَآءُ نُصِيبُ بِرَحْمَتِنَا مَن نَّشَآءُ وَلَا نُضِيعُ أَجْرَ ٱلْمُحْسِنِينَ

    vekeẕâlike mekkennâ liyûsüfe fi-l'arḍ. yetebevveü minhâ ḥayŝü yeşâ'. nüṣîbü biraḥmetinâ men neşâü velâ nüḍî`u ecra-lmuḥsinîn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Böylece Yusuf'u o ülkede yerleştirdik. Dilediği gibi hareket edebiliyordu. Dilediğimiz kimseye rahmetimizi yağdırırız. Güzel davrananları ödülsüz bırakmayız.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 56. ayet

  8. Yûsuf suresi, 57. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 57. ayet. وَلَأَجْرُ ٱلْـَٔاخِرَةِ خَيْرٌ لِّلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَكَانُوا۟ يَتَّقُونَ

    veleecru-l'âḫirati ḫayrul lilleẕîne âmenû vekânû yetteḳûn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İnananların ve erdemli davrananların ahiret ödülü elbette daha da iyidir.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 57. ayet

Kardeşlerin gelişi ve Bünyâmin şartı 58–68

  1. Yûsuf suresi, 58. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 58. ayet. وَجَآءَ إِخْوَةُ يُوسُفَ فَدَخَلُوا۟ عَلَيْهِ فَعَرَفَهُمْ وَهُمْ لَهُۥ مُنكِرُونَ

    vecâe iḫvetü yûsüfe fedeḫalû `aleyhi fe`arafehüm vehüm lehû münkirûn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Yusuf'un kardeşleri gelip onun huzuruna girdiler. (Yusuf) onları tanıdı; ancak onlar onu tanımadı.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 58. ayet

  2. Yûsuf suresi, 59. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 59. ayet. وَلَمَّا جَهَّزَهُم بِجَهَازِهِمْ قَالَ ٱئْتُونِى بِأَخٍ لَّكُم مِّنْ أَبِيكُمْ أَلَا تَرَوْنَ أَنِّىٓ أُوفِى ٱلْكَيْلَ وَأَنَا۠ خَيْرُ ٱلْمُنزِلِينَ

    velemmâ cehhezehüm bicehâzihim ḳâle-'tûnî bieḫil leküm min ebîküm. elâ teravne ennî ûfi-lkeyle veenâ ḫayru-lmünzilîn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Yüklerini hazırlatınca şöyle dedi: 'Baba tarafından olan kardeşinizi getirin. Görmüyor musunuz ben ölçüyü tartıyı tam, evsahipliğini de iyi yapıyorum.'

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 59. ayet

  3. Yûsuf suresi, 60. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 60. ayet. فَإِن لَّمْ تَأْتُونِى بِهِۦ فَلَا كَيْلَ لَكُمْ عِندِى وَلَا تَقْرَبُونِ

    feil lem te'tûnî bihî felâ keyle leküm `indî velâ taḳrabûn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Onu bana getirmezseniz, artık benden ölçülüp tartılacak bir şey beklemeyin ve bana yaklaşmayın.'

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 60. ayet

  4. Yûsuf suresi, 61. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 61. ayet. قَالُوا۟ سَنُرَٰوِدُ عَنْهُ أَبَاهُ وَإِنَّا لَفَٰعِلُونَ

    ḳâlû senürâvidü `anhü ebâhü veinnâ lefâ`ilûn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Dediler ki: 'O'nun hakkında babasını ikna etmeye çalışacağız. Kuşkun olmasın ki buna çalışacağız.'

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 61. ayet

  5. Yûsuf suresi, 62. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 62. ayet. وَقَالَ لِفِتْيَٰنِهِ ٱجْعَلُوا۟ بِضَٰعَتَهُمْ فِى رِحَالِهِمْ لَعَلَّهُمْ يَعْرِفُونَهَآ إِذَا ٱنقَلَبُوٓا۟ إِلَىٰٓ أَهْلِهِمْ لَعَلَّهُمْ يَرْجِعُونَ

    veḳâle lifityânihi-c`alû biḍâ`atehüm fî riḥâlihim le`allehüm ya`rifûnehâ iẕe-nḳalebû ilâ ehlihim le`allehüm yerci`ûn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    (Yusuf) Emri altındakilere de şöyle emir verdi: 'Ailelerine döndüklerinde bulmaları için, takas eşyalarını yüklerinin içine sokun, belki böylece geri dönerler.'

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 62. ayet

  6. Yûsuf suresi, 63. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 63. ayet. فَلَمَّا رَجَعُوٓا۟ إِلَىٰٓ أَبِيهِمْ قَالُوا۟ يَٰٓأَبَانَا مُنِعَ مِنَّا ٱلْكَيْلُ فَأَرْسِلْ مَعَنَآ أَخَانَا نَكْتَلْ وَإِنَّا لَهُۥ لَحَٰفِظُونَ

    felemmâ race`û ilâ ebîhim ḳâlû yâ ebânâ müni`a minne-lkeylü feersil me`anâ eḫânâ nektel veinnâ lehû leḥâfiżûn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Babalarına döndüklerinde, 'Ey babamız,' dediler, 'Bundan böyle bize erzak yasaklandı. Kardeşimizi bizimle yolla da erzak alalım. Biz onu koruruz,' dediler.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 63. ayet

  7. Yûsuf suresi, 64. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 64. ayet. قَالَ هَلْ ءَامَنُكُمْ عَلَيْهِ إِلَّا كَمَآ أَمِنتُكُمْ عَلَىٰٓ أَخِيهِ مِن قَبْلُ فَٱللَّهُ خَيْرٌ حَٰفِظًا وَهُوَ أَرْحَمُ ٱلرَّٰحِمِينَ

    ḳâle hel âmenüküm `aleyhi illâ kemâ emintüküm `alâ eḫîhi min ḳabl. fellâhü ḫayrun ḥâfiżâ. vehüve erḥamü-rrâḥimîn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Daha önce kardeşi için size nasıl güvendiysem şimdi de onun içinde mi size güveneyim? ALLAH en iyi Koruyucudur ve O, Merhametlilerin Merhametlisidir.'

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 64. ayet

  8. Yûsuf suresi, 65. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 65. ayet. وَلَمَّا فَتَحُوا۟ مَتَٰعَهُمْ وَجَدُوا۟ بِضَٰعَتَهُمْ رُدَّتْ إِلَيْهِمْ قَالُوا۟ يَٰٓأَبَانَا مَا نَبْغِى هَٰذِهِۦ بِضَٰعَتُنَا رُدَّتْ إِلَيْنَا وَنَمِيرُ أَهْلَنَا وَنَحْفَظُ أَخَانَا وَنَزْدَادُ كَيْلَ بَعِيرٍ ذَٰلِكَ كَيْلٌ يَسِيرٌ

    velemmâ feteḥû metâ`ahüm vecedû biḍâ`atehüm ruddet ileyhim. ḳâlû yâ ebânâ mâ nebgî. hâẕihî biḍâ`atünâ ruddet ileynâ. venemîru ehlenâ venaḥfeżu eḫânâ venezdâdü keyle be`îr. ẕâlike keylüy yesîr.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Erzak yüklerini açınca, eşyalarının kendilerine geri verilmiş olduğunu gördüler ve, 'Ey babamız, daha ne isteriz? İşte eşyalarımız bize geri verilmiş. Ailemizin geçimini sağlar, kardeşimizi korur ve bir deve yükü daha erzak alırız. Bu, kolay bir iştir,' dediler.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 65. ayet

  9. Yûsuf suresi, 66. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 66. ayet. قَالَ لَنْ أُرْسِلَهُۥ مَعَكُمْ حَتَّىٰ تُؤْتُونِ مَوْثِقًا مِّنَ ٱللَّهِ لَتَأْتُنَّنِى بِهِۦٓ إِلَّآ أَن يُحَاطَ بِكُمْ فَلَمَّآ ءَاتَوْهُ مَوْثِقَهُمْ قَالَ ٱللَّهُ عَلَىٰ مَا نَقُولُ وَكِيلٌ

    ḳâle len ürsilehû me`aküm ḥattâ tü'tûni mevŝiḳam mine-llâhi lete'tünnenî bihî illâ ey yüḥâṭa biküm. felemmâ âtevhü mevŝiḳahüm ḳâle-llâhü `alâ mâ neḳûlü vekîl.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Hepiniz kuşatılıp engellenmedikçe onu bana getireceğinize dair bana, ALLAH adına sağlam bir söz vermezseniz, onu sizinle beraber göndermem. Onlar ona söz verince, 'Söylediklerimize ALLAH tanıktır,' dedi.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 66. ayet

  10. Yûsuf suresi, 67. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 67. ayet. وَقَالَ يَٰبَنِىَّ لَا تَدْخُلُوا۟ مِنۢ بَابٍ وَٰحِدٍ وَٱدْخُلُوا۟ مِنْ أَبْوَٰبٍ مُّتَفَرِّقَةٍ وَمَآ أُغْنِى عَنكُم مِّنَ ٱللَّهِ مِن شَىْءٍ إِنِ ٱلْحُكْمُ إِلَّا لِلَّهِ عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ وَعَلَيْهِ فَلْيَتَوَكَّلِ ٱلْمُتَوَكِّلُونَ

    veḳâle yâ benîye lâ tedḫulû mim bâbiv vâḥidiv vedḫulû min ebvâbim müteferriḳah. vemâ ugnî `anküm mine-llâhi min şey'. ini-lḥukmü illâ lillâh. `aleyhi tevekkelt. ve`aleyhi felyetevekkeli-lmütevekkilûn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Dedi ki: 'Yavrularım, bir tek kapıdan girmeyin; farklı kapılardan girin. Ne var ki, ALLAH'ın önceden belirlediği şeyden sizi kurtaramam. Hüküm ALLAH'ındır ancak. Ben O'na güvendim. Güvenenler O'na güvenmeli.'

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 67. ayet

  11. Yûsuf suresi, 68. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 68. ayet. وَلَمَّا دَخَلُوا۟ مِنْ حَيْثُ أَمَرَهُمْ أَبُوهُم مَّا كَانَ يُغْنِى عَنْهُم مِّنَ ٱللَّهِ مِن شَىْءٍ إِلَّا حَاجَةً فِى نَفْسِ يَعْقُوبَ قَضَىٰهَا وَإِنَّهُۥ لَذُو عِلْمٍ لِّمَا عَلَّمْنَٰهُ وَلَٰكِنَّ أَكْثَرَ ٱلنَّاسِ لَا يَعْلَمُونَ

    velemmâ deḫalû min ḥayŝü emerahüm ebûhüm. mâ kâne yugnî `anhüm mine-llâhi min şey'in illâ ḥâceten fî nefsi ya`ḳûbe ḳaḍâhâ. veinnehû leẕû `ilmil limâ `allemnâhü velâkinne ekŝera-nnâsi lâ ya`lemûn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Babalarının kendilerine emrettiği yerlerden girdiler. Bu, onları ALLAH'ın hiç bir takdirinden kurtaramazdı; ancak Yakup onlardan bunu istemekte özel bir nedene sahipti. O, kendisine öğrettiğimiz belli bir bilgiye sahipti; fakat halkın çoğu bilmez.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 68. ayet

Su kabı ve hırsızlık iddiası 69–79

  1. Yûsuf suresi, 69. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 69. ayet. وَلَمَّا دَخَلُوا۟ عَلَىٰ يُوسُفَ ءَاوَىٰٓ إِلَيْهِ أَخَاهُ قَالَ إِنِّىٓ أَنَا۠ أَخُوكَ فَلَا تَبْتَئِسْ بِمَا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ

    velemmâ deḫalû `alâ yûsüfe âvâ ileyhi eḫâhü ḳâle innî ene eḫûke felâ tebteis bimâ kânû ya`melûn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Yusuf'un huzuruna girdiklerinde, kardeşini yanına yaklaştırdı ve, 'Ben senin kardeşinim; onların yaptıklarına üzülme,' dedi.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 69. ayet

  2. Yûsuf suresi, 70. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 70. ayet. فَلَمَّا جَهَّزَهُم بِجَهَازِهِمْ جَعَلَ ٱلسِّقَايَةَ فِى رَحْلِ أَخِيهِ ثُمَّ أَذَّنَ مُؤَذِّنٌ أَيَّتُهَا ٱلْعِيرُ إِنَّكُمْ لَسَٰرِقُونَ

    felemmâ cehhezehüm bicehâzihim ce`ale-ssiḳâyete fî raḥli eḫîhi ŝümme eẕẕene müeẕẕinün eyyetühe-l`îru inneküm lesâriḳûn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onların erzak yükünü hazırlatınca bir su kabını kardeşinin torbasına koydu. Daha sonra bir ünleyici şöyle seslendi: 'Ey kervan siz hırsızlarsınız.'

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 70. ayet

  3. Yûsuf suresi, 71. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 71. ayet. قَالُوا۟ وَأَقْبَلُوا۟ عَلَيْهِم مَّاذَا تَفْقِدُونَ

    ḳâlû veaḳbelû `aleyhim mâẕâ tefḳidûn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onları karşılayarak, 'Neyi kaybettiniz,' dediler.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 71. ayet

  4. Yûsuf suresi, 72. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 72. ayet. قَالُوا۟ نَفْقِدُ صُوَاعَ ٱلْمَلِكِ وَلِمَن جَآءَ بِهِۦ حِمْلُ بَعِيرٍ وَأَنَا۠ بِهِۦ زَعِيمٌ

    ḳâlû nefḳidü ṣuvâ`a-lmeliki velimen câe bihî ḥimlü be`îriv veenâ bihî za`îm.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Kralın su tasını kaybettik. Kim onu getirirse ona bir deve yükü ödül verilecektir. Ben bunu garantiliyorum.'

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 72. ayet

  5. Yûsuf suresi, 73. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 73. ayet. قَالُوا۟ تَٱللَّهِ لَقَدْ عَلِمْتُم مَّا جِئْنَا لِنُفْسِدَ فِى ٱلْأَرْضِ وَمَا كُنَّا سَٰرِقِينَ

    ḳâlû tellâhi leḳad `alimtüm mâ ci'nâ linüfside fi-l'arḍi vemâ künnâ sâriḳîn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Dediler ki: 'ALLAH'a andolsun, siz de bilirsiniz ki biz bu ülkede bozgunculuk çıkarmaya gelmedik, biz hırsız da değiliz.'

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 73. ayet

  6. Yûsuf suresi, 74. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 74. ayet. قَالُوا۟ فَمَا جَزَٰٓؤُهُۥٓ إِن كُنتُمْ كَٰذِبِينَ

    ḳâlû femâ cezâühû in küntüm kâẕibîn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Dediler: 'Peki, yalan söylüyorsanız onun cezası nedir?'

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 74. ayet

  7. Yûsuf suresi, 75. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 75. ayet. قَالُوا۟ جَزَٰٓؤُهُۥ مَن وُجِدَ فِى رَحْلِهِۦ فَهُوَ جَزَٰٓؤُهُۥ كَذَٰلِكَ نَجْزِى ٱلظَّٰلِمِينَ

    ḳâlû cezâühû mev vucide fî raḥlihî fehüve cezâüh. keẕâlike neczi-żżâlimîn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Onun cezası,' dediler, 'Kimin torbasında bulunursa o kişi alıkonur. Biz zalimleri böyle cezalandırırız.'

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 75. ayet

  8. Yûsuf suresi, 76. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 76. ayet. فَبَدَأَ بِأَوْعِيَتِهِمْ قَبْلَ وِعَآءِ أَخِيهِ ثُمَّ ٱسْتَخْرَجَهَا مِن وِعَآءِ أَخِيهِ كَذَٰلِكَ كِدْنَا لِيُوسُفَ مَا كَانَ لِيَأْخُذَ أَخَاهُ فِى دِينِ ٱلْمَلِكِ إِلَّآ أَن يَشَآءَ ٱللَّهُ نَرْفَعُ دَرَجَٰتٍ مَّن نَّشَآءُ وَفَوْقَ كُلِّ ذِى عِلْمٍ عَلِيمٌ

    febedee biev`iyetihim ḳable vi`âi eḫîhi ŝümme-staḫracehâ miv vi`âi eḫîh. keẕâlike kidnâ liyûsüf. mâ kâne liye'ḫuẕe eḫâhü fî dîni-lmeliki illâ ey yeşâe-llâh. nerfe`u deracâtim men neşâ'. vefevḳa külli ẕî `ilmin `alîm.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    (Yusuf) kardeşinin yükünden önce onların yüklerinden başladı ve sonra su kabını kardeşinin yükünden çıkardı. Biz Yusuf'a böyle bir planı öğretmiştik. Kralın yasasını uygulasaydı kardeşini alıkoyamazdı; ALLAH dilese başka. Dilediğimizi derecelerle yükseltiriz. Her bilenin üstünde daha iyi bir bilen vardır.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 76. ayet

  9. Yûsuf suresi, 77. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 77. ayet. قَالُوٓا۟ إِن يَسْرِقْ فَقَدْ سَرَقَ أَخٌ لَّهُۥ مِن قَبْلُ فَأَسَرَّهَا يُوسُفُ فِى نَفْسِهِۦ وَلَمْ يُبْدِهَا لَهُمْ قَالَ أَنتُمْ شَرٌّ مَّكَانًا وَٱللَّهُ أَعْلَمُ بِمَا تَصِفُونَ

    ḳâlû iy yesriḳ feḳad seraḳa eḫul lehû min ḳabl. feeserrahâ yûsüfü fî nefsihî velem yübdihâ lehüm ḳâle entüm şerrum mekânâ. vellâhü a`lemü bimâ teṣifûn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'O çalmışsa, daha önce kardeşi de çalmıştı,' dediler. Yusuf onlara belli etmeden: 'Siz gerçekten kötüsünüz. ALLAH anlattığınızın içyüzünü bilir,' diye söylendi.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 77. ayet

  10. Yûsuf suresi, 78. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 78. ayet. قَالُوا۟ يَٰٓأَيُّهَا ٱلْعَزِيزُ إِنَّ لَهُۥٓ أَبًا شَيْخًا كَبِيرًا فَخُذْ أَحَدَنَا مَكَانَهُۥٓ إِنَّا نَرَىٰكَ مِنَ ٱلْمُحْسِنِينَ

    ḳâlû yâ eyyühe-l`azîzü inne lehû eben şeyḫan kebîran feḫuẕ eḥadenâ mekâneh. innâ nerâke mine-lmuḥsinîn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Dediler ki: 'Sayın ekselans, onun oldukça yaşlı bir babası var; onun yerine bizden birimizi al. Biz seni iyilik edenlerden olduğunu görüyoruz.'

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 78. ayet

  11. Yûsuf suresi, 79. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 79. ayet. قَالَ مَعَاذَ ٱللَّهِ أَن نَّأْخُذَ إِلَّا مَن وَجَدْنَا مَتَٰعَنَا عِندَهُۥٓ إِنَّآ إِذًا لَّظَٰلِمُونَ

    ḳâle me`âẕe-llâhi en ne'ḫuẕe illâ mev vecednâ metâ`anâ `indehû innâ iẕel leżâlimûn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Dedi ki: 'Yanında eşyamızı bulduğumuz kimseden başkasını alıkoymaktan ALLAH'a sığınırız, o zaman biz zalimlerden oluruz.'

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 79. ayet

Kardeşlerin dönüşü ve Ya'kūb'un hüznü 80–87

  1. Yûsuf suresi, 80. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 80. ayet. فَلَمَّا ٱسْتَيْـَٔسُوا۟ مِنْهُ خَلَصُوا۟ نَجِيًّا قَالَ كَبِيرُهُمْ أَلَمْ تَعْلَمُوٓا۟ أَنَّ أَبَاكُمْ قَدْ أَخَذَ عَلَيْكُم مَّوْثِقًا مِّنَ ٱللَّهِ وَمِن قَبْلُ مَا فَرَّطتُمْ فِى يُوسُفَ فَلَنْ أَبْرَحَ ٱلْأَرْضَ حَتَّىٰ يَأْذَنَ لِىٓ أَبِىٓ أَوْ يَحْكُمَ ٱللَّهُ لِى وَهُوَ خَيْرُ ٱلْحَٰكِمِينَ

    felemme-stey'esû minhü ḫaleṣû neciyyâ. ḳâle kebîruhüm elem ta`lemû enne ebâküm ḳad eḫaẕe `aleyküm mevŝiḳam mine-llâhi vemin ḳablü mâ ferraṭtüm fî yûsüf. felen ebraḥa-l'arḍa ḥattâ ye'ẕene lî ebî ev yaḥküme-llâhü lî. vehüve ḫayru-lḥâkimîn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ondan ümitlerini kesince, danışmak üzere bir kenara çekildiler. Büyükleri: 'Babanızın sizden ALLAH adına bir söz aldığını ve daha önce Yusuf konusunda da sınırı aşmış olduğunuzu bilmez misiniz? Babam bana izin verinceye, yahut ALLAH hakkımda hüküm verinceye kadar buradan ayrılmayacağım. O, en iyi Hükmedendir,' dedi,

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 80. ayet

  2. Yûsuf suresi, 81. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 81. ayet. ٱرْجِعُوٓا۟ إِلَىٰٓ أَبِيكُمْ فَقُولُوا۟ يَٰٓأَبَانَآ إِنَّ ٱبْنَكَ سَرَقَ وَمَا شَهِدْنَآ إِلَّا بِمَا عَلِمْنَا وَمَا كُنَّا لِلْغَيْبِ حَٰفِظِينَ

    irci`û ilâ ebîküm feḳûlû yâ ebânâ inne-bneke seraḳ. vemâ şehidnâ illâ bimâ `alimnâ vemâ künnâ lilgaybi ḥâfiżîn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Babanıza dönün ve şunları söyleyin: 'Ey babamız, oğlun hırsızlık yaptı. Biz ancak bildiğimiz şeye tanıklık ediyoruz. Gizli işlenen bir şeyi önleyemezdik.''

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 81. ayet

  3. Yûsuf suresi, 82. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 82. ayet. وَسْـَٔلِ ٱلْقَرْيَةَ ٱلَّتِى كُنَّا فِيهَا وَٱلْعِيرَ ٱلَّتِىٓ أَقْبَلْنَا فِيهَا وَإِنَّا لَصَٰدِقُونَ

    ves'eli-lḳaryete-lletî künnâ fîhâ vel`îra-lletî aḳbelnâ fîhâ. veinnâ leṣâdiḳûn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Bulunduğumuz topluluğa ve beraber geldiğimiz kervana sor. Biz doğruyu anlatıyoruz.' '

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 82. ayet

  4. Yûsuf suresi, 83. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 83. ayet. قَالَ بَلْ سَوَّلَتْ لَكُمْ أَنفُسُكُمْ أَمْرًا فَصَبْرٌ جَمِيلٌ عَسَى ٱللَّهُ أَن يَأْتِيَنِى بِهِمْ جَمِيعًا إِنَّهُۥ هُوَ ٱلْعَلِيمُ ٱلْحَكِيمُ

    ḳâle bel sevvelet leküm enfüsüküm emrâ. feṣabrun cemîl. `asa-llâhü ey ye'tiyenî bihim cemî`â. innehû hüve-l`alîmü-lḥakîm.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Hayır, egonuz sizi bir işe sürüklemiş. Bana düşen artık güzelce sabretmektir. Olur ki ALLAH, bana onları topluca getirir. O, Bilendir, Bilgedir,' dedi.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 83. ayet

  5. Yûsuf suresi, 84. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 84. ayet. وَتَوَلَّىٰ عَنْهُمْ وَقَالَ يَٰٓأَسَفَىٰ عَلَىٰ يُوسُفَ وَٱبْيَضَّتْ عَيْنَاهُ مِنَ ٱلْحُزْنِ فَهُوَ كَظِيمٌ

    vetevellâ `anhüm veḳâle yâ esefâ `alâ yûsüfe vebyeḍḍat `aynâhü mine-lḥuzni fehüve keżîm.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onlardan yüz çevirdi ve, 'Vah, yazık oldu Yusuf'a!,' dedi. Üzüntüden gözlerine ak düştü, acısını içine gömdü.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 84. ayet

  6. Yûsuf suresi, 85. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 85. ayet. قَالُوا۟ تَٱللَّهِ تَفْتَؤُا۟ تَذْكُرُ يُوسُفَ حَتَّىٰ تَكُونَ حَرَضًا أَوْ تَكُونَ مِنَ ٱلْهَٰلِكِينَ

    ḳâlû tellâhi tefteü teẕküru yûsüfe ḥattâ tekûne ḥaraḍan ev tekûne mine-lhâlikîn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Dediler ki: 'ALLAH'a andolsun, Yusuf'u anmaya devam edersen ya hasta düşeceksin veya öleceksin.'

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 85. ayet

  7. Yûsuf suresi, 86. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 86. ayet. قَالَ إِنَّمَآ أَشْكُوا۟ بَثِّى وَحُزْنِىٓ إِلَى ٱللَّهِ وَأَعْلَمُ مِنَ ٱللَّهِ مَا لَا تَعْلَمُونَ

    ḳâle innemâ eşkû beŝŝî veḥuznî ile-llâhi vea`lemü mine-llâhi mâ lâ ta`lemûn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Ben kahrımı ve tasamı ancak ALLAH'a şikayet ederim, sizin bilmediğinizi ALLAH'tan biliyorum,' dedi.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 86. ayet

  8. Yûsuf suresi, 87. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 87. ayet. يَٰبَنِىَّ ٱذْهَبُوا۟ فَتَحَسَّسُوا۟ مِن يُوسُفَ وَأَخِيهِ وَلَا تَا۟يْـَٔسُوا۟ مِن رَّوْحِ ٱللَّهِ إِنَّهُۥ لَا يَا۟يْـَٔسُ مِن رَّوْحِ ٱللَّهِ إِلَّا ٱلْقَوْمُ ٱلْكَٰفِرُونَ

    yâ benîye-ẕhebû feteḥassesû miy yûsüfe veeḫîhi velâ tey'esû mir ravḥi-llâh. innehû lâ yey'esü mir ravḥi-llâhi ille-lḳavmü-lkâfirûn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Oğullarım, gidin, Yusuf'u ve kardeşini araştırın. ALLAH'ın rahmetinden umut kesmeyin. İnkarcılardan başkası ALLAH'ın rahmetinden umut kesmez.'

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 87. ayet

Tanışma ve gömleğin götürülüşü 88–98

  1. Yûsuf suresi, 88. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 88. ayet. فَلَمَّا دَخَلُوا۟ عَلَيْهِ قَالُوا۟ يَٰٓأَيُّهَا ٱلْعَزِيزُ مَسَّنَا وَأَهْلَنَا ٱلضُّرُّ وَجِئْنَا بِبِضَٰعَةٍ مُّزْجَىٰةٍ فَأَوْفِ لَنَا ٱلْكَيْلَ وَتَصَدَّقْ عَلَيْنَآ إِنَّ ٱللَّهَ يَجْزِى ٱلْمُتَصَدِّقِينَ

    felemmâ deḫalû `aleyhi ḳâlû yâ eyyühe-l`azîzü messenâ veehlene-ḍḍurru veci'nâ bibiḍâ`atim müzcâtin feevfi lene-lkeyle veteṣaddaḳ `aleynâ. inne-llâhe yeczi-lmüteṣaddiḳîn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    (Yusuf'un) Huzuruna girince, 'Sayın ekselans, bize ve ailemize darlık dokundu; bu yüzden değersiz bir eşya ile geldik. Ama sen bize tam ölçü ver, bize yardımda bulun. ALLAH sadaka verenleri ödüllendirir,' dediler.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 88. ayet

  2. Yûsuf suresi, 89. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 89. ayet. قَالَ هَلْ عَلِمْتُم مَّا فَعَلْتُم بِيُوسُفَ وَأَخِيهِ إِذْ أَنتُمْ جَٰهِلُونَ

    ḳâle hel `alimtüm mâ fe`altüm biyûsüfe veeḫîhi iẕ entüm câhilûn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Sizler cahiller iken, Yusuf ve kardeşine neler yaptığınızı biliyor musunuz,' dedi.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 89. ayet

  3. Yûsuf suresi, 90. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 90. ayet. قَالُوٓا۟ أَءِنَّكَ لَأَنتَ يُوسُفُ قَالَ أَنَا۠ يُوسُفُ وَهَٰذَآ أَخِى قَدْ مَنَّ ٱللَّهُ عَلَيْنَآ إِنَّهُۥ مَن يَتَّقِ وَيَصْبِرْ فَإِنَّ ٱللَّهَ لَا يُضِيعُ أَجْرَ ٱلْمُحْسِنِينَ

    ḳâlû einneke leente yûsüf. ḳâle ene yûsüfü vehâẕâ eḫî. ḳad menne-llâhü `aleynâ. innehû mey yetteḳi veyaṣbir feinne-llâhe lâ yüḍî`u ecra-lmuḥsinîn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Yoksa sen, sen gerçekten Yusuf musun,' dediler. 'Ben Yusuf'um, bu da kardeşimdir. ALLAH bize iyilikte bulundu. Kim erdemli davranır ve sabrederse elbette ALLAH güzel davrananları ödülsüz bırakmaz,' dedi.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 90. ayet

  4. Yûsuf suresi, 91. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 91. ayet. قَالُوا۟ تَٱللَّهِ لَقَدْ ءَاثَرَكَ ٱللَّهُ عَلَيْنَا وَإِن كُنَّا لَخَٰطِـِٔينَ

    ḳâlû tellâhi leḳad âŝerake-llâhü `aleynâ vein künnâ leḫâṭiîn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'ALLAH'a andolsun ki ALLAH seni bizden üstün tutmuştur. Biz gerçekten hatalıydık,' dediler.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 91. ayet

  5. Yûsuf suresi, 92. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 92. ayet. قَالَ لَا تَثْرِيبَ عَلَيْكُمُ ٱلْيَوْمَ يَغْفِرُ ٱللَّهُ لَكُمْ وَهُوَ أَرْحَمُ ٱلرَّٰحِمِينَ

    ḳâle lâ teŝrîbe `aleykümü-lyevm. yagfiru-llâhü leküm. vehüve erḥamü-rrâḥimîn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    "ALLAH'a andolsun ki ALLAH seni bizden üstün tutmuştur. Biz gerçekten hatalıydık" dediler.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 92. ayet

  6. Yûsuf suresi, 93. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 93. ayet. ٱذْهَبُوا۟ بِقَمِيصِى هَٰذَا فَأَلْقُوهُ عَلَىٰ وَجْهِ أَبِى يَأْتِ بَصِيرًا وَأْتُونِى بِأَهْلِكُمْ أَجْمَعِينَ

    iẕhebû biḳamîṣî hâẕâ feelḳûhü `alâ vechi ebî ye'ti beṣîrâ. ve'tûnî biehliküm ecme`în.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Bu gömleğimi götürün ve onu babamın yüzüne atın; gözü açılsın. Tüm ailenizle birlikte bana gelin.'

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 93. ayet

  7. Yûsuf suresi, 94. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 94. ayet. وَلَمَّا فَصَلَتِ ٱلْعِيرُ قَالَ أَبُوهُمْ إِنِّى لَأَجِدُ رِيحَ يُوسُفَ لَوْلَآ أَن تُفَنِّدُونِ

    velemmâ feṣaleti-l`îru ḳâle ebûhüm innî leecidü rîḥa yûsüfe levlâ en tüfennidûn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Kervan (Mısır'dan) ayrılınca babaları, 'Beni bunamış saymayın, Yusuf'un kokusunu işitiyorum,' dedi.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 94. ayet

  8. Yûsuf suresi, 95. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 95. ayet. قَالُوا۟ تَٱللَّهِ إِنَّكَ لَفِى ضَلَٰلِكَ ٱلْقَدِيمِ

    ḳâlû tellâhi inneke lefî ḍalâlike-lḳadîm.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'ALLAH'a andolsun sen hala eski şaşkınlığın içindesin,' dediler.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 95. ayet

  9. Yûsuf suresi, 96. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 96. ayet. فَلَمَّآ أَن جَآءَ ٱلْبَشِيرُ أَلْقَىٰهُ عَلَىٰ وَجْهِهِۦ فَٱرْتَدَّ بَصِيرًا قَالَ أَلَمْ أَقُل لَّكُمْ إِنِّىٓ أَعْلَمُ مِنَ ٱللَّهِ مَا لَا تَعْلَمُونَ

    felemmâ en câe-lbeşîru elḳâhü `alâ vechihî fertedde beṣîrâ. ḳâle elem eḳul leküm innî a`lemü mine-llâhi mâ lâ ta`lemûn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Müjdeci gelip de onu (gömleği) onun yüzüne atınca, tekrar görmeye başladı ve şöyle dedi: 'ALLAH'tan sizin bilmediğiniz şeyleri biliyorum dememiş miydim?'

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 96. ayet

  10. Yûsuf suresi, 97. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 97. ayet. قَالُوا۟ يَٰٓأَبَانَا ٱسْتَغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَآ إِنَّا كُنَّا خَٰطِـِٔينَ

    ḳâlû yâ ebâne-stagfir lenâ ẕünûbenâ innâ künnâ ḫâṭiîn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Dediler ki: 'Ey babamız, günahlarımızın bağışlanmasını dile. Biz gerçekten yanlış davrandık.'

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 97. ayet

  11. Yûsuf suresi, 98. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 98. ayet. قَالَ سَوْفَ أَسْتَغْفِرُ لَكُمْ رَبِّىٓ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلْغَفُورُ ٱلرَّحِيمُ

    ḳâle sevfe estagfiru leküm rabbî. innehû hüve-lgafûru-rraḥîm.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Dedi ki: 'Sizin için Rabbimden bağışlanma dileyeceğim; O, Bağışlayandır, Rahimdir.'

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 98. ayet

Kavuşma ve Yûsuf'un duası 99–101

  1. Yûsuf suresi, 99. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 99. ayet. فَلَمَّا دَخَلُوا۟ عَلَىٰ يُوسُفَ ءَاوَىٰٓ إِلَيْهِ أَبَوَيْهِ وَقَالَ ٱدْخُلُوا۟ مِصْرَ إِن شَآءَ ٱللَّهُ ءَامِنِينَ

    felemmâ deḫalû `alâ yûsüfe âvâ ileyhi ebeveyhi veḳâle-dḫulû miṣra in şâe-llâhü âminîn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Yusuf'un yanına vardıklarında, anababasını kucakladı ve: 'ALLAH'ın izniyle güven içinde Mısır'a girin,' dedi.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 99. ayet

  2. Yûsuf suresi, 100. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 100. ayet. وَرَفَعَ أَبَوَيْهِ عَلَى ٱلْعَرْشِ وَخَرُّوا۟ لَهُۥ سُجَّدًا وَقَالَ يَٰٓأَبَتِ هَٰذَا تَأْوِيلُ رُءْيَٰىَ مِن قَبْلُ قَدْ جَعَلَهَا رَبِّى حَقًّا وَقَدْ أَحْسَنَ بِىٓ إِذْ أَخْرَجَنِى مِنَ ٱلسِّجْنِ وَجَآءَ بِكُم مِّنَ ٱلْبَدْوِ مِنۢ بَعْدِ أَن نَّزَغَ ٱلشَّيْطَٰنُ بَيْنِى وَبَيْنَ إِخْوَتِىٓ إِنَّ رَبِّى لَطِيفٌ لِّمَا يَشَآءُ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلْعَلِيمُ ٱلْحَكِيمُ

    verafe`a ebeveyhi `ale-l`arşi veḫarrû lehû süccedâ. veḳâle yâ ebeti hâẕâ te'vîlü ru'yâye min ḳabl. ḳad ce`alehâ rabbî ḥaḳḳâ. veḳad aḥsene bî iẕ aḫracenî mine-ssicni vecâe biküm mine-lbedvi mim ba`di en nezega-şşeyṭânü beynî vebeyne iḫvetî. inne rabbî leṭîfül limâ yeşâ'. innehû hüve-l`alîmü-lḥakîm.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ana ve babasını tahtın üzerine kaldırdı. Hepsi onun için secdeye kapandılar. Dedi ki: 'Babacığım, bu, önceden görmüş bulunduğum rüyanın gerçekleşmesidir. Rabbim onu gerçekleştirdi. şeytan, benimle kardeşlerimin arasını açtıktan sonra O beni hapishaneden çıkararak ve sizi çölden getirerek bana iyilikte bulundu. Gerçekten Rabbim dilediğine karşı çok şefkatlidir. O, Bilendir, Bilgedir.'

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 100. ayet

  3. Yûsuf suresi, 101. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 101. ayet. رَبِّ قَدْ ءَاتَيْتَنِى مِنَ ٱلْمُلْكِ وَعَلَّمْتَنِى مِن تَأْوِيلِ ٱلْأَحَادِيثِ فَاطِرَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ أَنتَ وَلِىِّۦ فِى ٱلدُّنْيَا وَٱلْـَٔاخِرَةِ تَوَفَّنِى مُسْلِمًا وَأَلْحِقْنِى بِٱلصَّٰلِحِينَ

    rabbi ḳad âteytenî mine-lmülki ve`allemtenî min te'vîli-l'eḥâdîŝ. fâṭira-ssemâvâti vel'arḍi ente veliyyî fi-ddünyâ vel'âḫirah. teveffenî müslimev veelḥiḳnî biṣṣâliḥîn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Rabbim, sen bana hükümranlık verdin ve rüyaların yorumunu öğrettin. Yeri ve göğü ayırarak yaratansın. Dünya ve ahirette sensin benim Velim (sahibim). Canımı Müslüman olarak al ve beni iyilere kat.'

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 101. ayet

"Bu kıssa gayb haberidir"; akıl sahipleri için ibret 102–111

  1. Yûsuf suresi, 102. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 102. ayet. ذَٰلِكَ مِنْ أَنۢبَآءِ ٱلْغَيْبِ نُوحِيهِ إِلَيْكَ وَمَا كُنتَ لَدَيْهِمْ إِذْ أَجْمَعُوٓا۟ أَمْرَهُمْ وَهُمْ يَمْكُرُونَ

    ẕâlike min embâi-lgaybi nûḥîhi ileyk. vemâ künte ledeyhim iẕ ecme`û emrahüm vehüm yemkürûn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Bunlar, sana vahyettiğimiz geçmişin haberleridir. Onlar topluca karar alıp düzen kurarlarken sen onların yanında değildin.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 102. ayet

  2. Yûsuf suresi, 103. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 103. ayet. وَمَآ أَكْثَرُ ٱلنَّاسِ وَلَوْ حَرَصْتَ بِمُؤْمِنِينَ

    vemâ ekŝeru-nnâsi velev ḥaraṣte bimü'minîn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ne kadar istesen de halkın çoğunluğu inanmıyacaktır.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 103. ayet

  3. Yûsuf suresi, 104. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 104. ayet. وَمَا تَسْـَٔلُهُمْ عَلَيْهِ مِنْ أَجْرٍ إِنْ هُوَ إِلَّا ذِكْرٌ لِّلْعَٰلَمِينَ

    vemâ tes'elühüm `aleyhi min ecr. in hüve illâ ẕikrul lil`âlemîn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Halbuki sen onlardan herhangi bir ücret te istemiyorsun. Bu, sadece halka bir uyarıdır.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 104. ayet

  4. Yûsuf suresi, 105. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 105. ayet. وَكَأَيِّن مِّنْ ءَايَةٍ فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ يَمُرُّونَ عَلَيْهَا وَهُمْ عَنْهَا مُعْرِضُونَ

    vekeeyyim min âyetin fi-ssemâvâti vel'arḍi yemürrûne `aleyhâ vehüm `anhâ mü`riḍûn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Göklerde ve yerde nice deliller var ki yanından dikkatsizce geçerler.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 105. ayet

  5. Yûsuf suresi, 106. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 106. ayet. وَمَا يُؤْمِنُ أَكْثَرُهُم بِٱللَّهِ إِلَّا وَهُم مُّشْرِكُونَ

    vemâ yü'minü ekŝeruhüm billâhi illâ vehüm müşrikûn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onların da çoğu, ortak koşmadan ALLAH'a inanmaz.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 106. ayet

  6. Yûsuf suresi, 107. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 107. ayet. أَفَأَمِنُوٓا۟ أَن تَأْتِيَهُمْ غَٰشِيَةٌ مِّنْ عَذَابِ ٱللَّهِ أَوْ تَأْتِيَهُمُ ٱلسَّاعَةُ بَغْتَةً وَهُمْ لَا يَشْعُرُونَ

    efeeminû en te'tiyehüm gâşiyetüm min `aẕâbi-llâhi ev te'tiyehümü-ssâ`atü bagtetev vehüm lâ yeş`urûn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onlar, ALLAH tarafından kuşatıcı bir azabın kendilerine çatmasından, yahut dünyanın sonunun (Saat) aniden kendilerine gelmesinden emin mi oldular?

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 107. ayet

  7. Yûsuf suresi, 108. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 108. ayet. قُلْ هَٰذِهِۦ سَبِيلِىٓ أَدْعُوٓا۟ إِلَى ٱللَّهِ عَلَىٰ بَصِيرَةٍ أَنَا۠ وَمَنِ ٱتَّبَعَنِى وَسُبْحَٰنَ ٱللَّهِ وَمَآ أَنَا۠ مِنَ ٱلْمُشْرِكِينَ

    ḳul hâẕihî sebîlî ed`û ile-llâhi `alâ beṣîratin ene vemeni-ttebe`anî. vesübḥâne-llâhi vemâ ene mine-lmüşrikîn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    De ki, 'Benim yolum şudur: Açık bir delille ALLAH'a çağırırım, aynı şekilde beni izleyenler de... ALLAH Yücedir, ben ortak koşan birisi değilim.'

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 108. ayet

  8. Yûsuf suresi, 109. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 109. ayet. وَمَآ أَرْسَلْنَا مِن قَبْلِكَ إِلَّا رِجَالًا نُّوحِىٓ إِلَيْهِم مِّنْ أَهْلِ ٱلْقُرَىٰٓ أَفَلَمْ يَسِيرُوا۟ فِى ٱلْأَرْضِ فَيَنظُرُوا۟ كَيْفَ كَانَ عَٰقِبَةُ ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ وَلَدَارُ ٱلْـَٔاخِرَةِ خَيْرٌ لِّلَّذِينَ ٱتَّقَوْا۟ أَفَلَا تَعْقِلُونَ

    vemâ erselnâ min ḳablike illâ ricâlen nûḥî ileyhim min ehli-lḳurâ. efelem yesîrû fi-l'arḍi feyenżurû keyfe kâne `âḳibetü-lleẕîne min ḳablihim. veledâru-l'âḫirati ḫayrul lilleẕîne-tteḳav. efelâ ta`ḳilûn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Senden önce, kentler halkının arasından (seçip) vahyettiğimiz adamlardan başkasını göndermedik. Yeryüzünü dolaşıp kendilerinden öncekilerin akıbetine bakmazlar mı? Erdemliler için ahiret yurdu daha iyidir; anlamaz mısınız?

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 109. ayet

  9. Yûsuf suresi, 110. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 110. ayet. حَتَّىٰٓ إِذَا ٱسْتَيْـَٔسَ ٱلرُّسُلُ وَظَنُّوٓا۟ أَنَّهُمْ قَدْ كُذِبُوا۟ جَآءَهُمْ نَصْرُنَا فَنُجِّىَ مَن نَّشَآءُ وَلَا يُرَدُّ بَأْسُنَا عَنِ ٱلْقَوْمِ ٱلْمُجْرِمِينَ

    ḥattâ iẕe-stey'ese-rrusülü veżannû ennehüm ḳad küẕibû câehüm naṣrunâ fenücciye men neşâ'. velâ yüraddü be'sünâ `ani-lḳavmi-lmücrimîn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ne zaman ki elçiler umutlarını kestiler ve kendilerinin yalancı çıkarıldığını sandılar, işte o zaman onlara zaferimiz geldi. Nitekim, dilediğimiz kurtulur. Azabımız suçlular topluluğundan geri çevrilemez.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 110. ayet

  10. Yûsuf suresi, 111. ayet — tek başına aç

    Yûsuf suresi, 111. ayet. لَقَدْ كَانَ فِى قَصَصِهِمْ عِبْرَةٌ لِّأُو۟لِى ٱلْأَلْبَٰبِ مَا كَانَ حَدِيثًا يُفْتَرَىٰ وَلَٰكِن تَصْدِيقَ ٱلَّذِى بَيْنَ يَدَيْهِ وَتَفْصِيلَ كُلِّ شَىْءٍ وَهُدًى وَرَحْمَةً لِّقَوْمٍ يُؤْمِنُونَ

    leḳad kâne fî ḳaṣaṣihim `ibratül liüli-l'elbâb. mâ kâne ḥadîŝey yüfterâ velâkin taṣdîḳa-lleẕî beyne yedeyhi vetefṣîle külli şey'iv vehüdev veraḥmetel liḳavmiy yü'minûn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onların tarihinde, bilinç sahipleri için bir ders vardır. Bu, uydurma bir hadis değil; fakat kendisinden öncekilerin doğrulayıcısı, herşeyin detaylı açıklaması ve inananlar için bir hidayet ve Rahmettir.

    Ayet detayı — Yûsuf suresi, 111. ayet