56. sure

Vâkıa Suresi الواقعة

Bu sureyi dinle — okunan kelime işaretlenir

Konu dizini 6 konu
  1. Kıyametin kopuşu ve üç sınıf 1–12 karşılaştır — Kıyametin kopuşu ve üç sınıf
  2. Öne geçenlerin ve sağdakilerin nimetleri 13–40 karşılaştır — Öne geçenlerin ve sağdakilerin nimetleri
  3. Soldakilerin hâli 41–56 karşılaştır — Soldakilerin hâli
  4. Yaratma, tohum, su ve ateş: siz mi, biz mi? 57–74 karşılaştır — Yaratma, tohum, su ve ateş: siz mi, biz mi?
  5. Kur'an'ın değeri 75–82 karşılaştır — Kur'an'ın değeri
  6. Can boğaza geldiğinde: üç sınıfın sonu 83–96 karşılaştır — Can boğaza geldiğinde: üç sınıfın sonu

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır.

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

Kıyametin kopuşu ve üç sınıf 1–12

  1. Vâkıa suresi, 1. ayet — tek başına aç

    Vâkıa suresi, 1. ayet. إِذَا وَقَعَتِ ٱلْوَاقِعَةُ

    iẕâ veḳa`ati-lvâḳi`ah.

    Ahmed Hulusi

    O gerçek (ölümü tadarak başlayan ikinci hayat) vuku bulduğunda.

    Ayet detayı — Vâkıa suresi, 1. ayet

  2. Vâkıa suresi, 2. ayet — tek başına aç

    Vâkıa suresi, 2. ayet. لَيْسَ لِوَقْعَتِهَا كَاذِبَةٌ

    leyse livaḳ`atihâ kâẕibeh.

    Ahmed Hulusi

    Artık onun gerçekliğini yalanlayacak olmaz!

    Ayet detayı — Vâkıa suresi, 2. ayet

  3. Vâkıa suresi, 3. ayet — tek başına aç

    Vâkıa suresi, 3. ayet. خَافِضَةٌ رَّافِعَةٌ

    ḫâfiḍatür râfi`ah.

    Ahmed Hulusi

    Kimini) alçaltıcıdır, (kimini) yükselticidir!

    Ayet detayı — Vâkıa suresi, 3. ayet

  4. Vâkıa suresi, 4. ayet — tek başına aç

    Vâkıa suresi, 4. ayet. إِذَا رُجَّتِ ٱلْأَرْضُ رَجًّا

    iẕâ rucceti-l'arḍu raccâ.

    Ahmed Hulusi

    Arz (beden) şiddetli bir sarsılışla sarsıldığında,

    Ayet detayı — Vâkıa suresi, 4. ayet

  5. Vâkıa suresi, 5. ayet — tek başına aç

    Vâkıa suresi, 5. ayet. وَبُسَّتِ ٱلْجِبَالُ بَسًّا

    vebüsseti-lcibâlü bessâ.

    Ahmed Hulusi

    Dağlar (bedendeki organlar) hurdahaş edildiğinde,

    Ayet detayı — Vâkıa suresi, 5. ayet

  6. Vâkıa suresi, 6. ayet — tek başına aç

    Vâkıa suresi, 6. ayet. فَكَانَتْ هَبَآءً مُّنۢبَثًّا

    fekânet hebâem mümbeŝŝâ.

    Ahmed Hulusi

    (Nihayet) dağılmış toz olduğunda.

    Ayet detayı — Vâkıa suresi, 6. ayet

  7. Vâkıa suresi, 7. ayet — tek başına aç

    Vâkıa suresi, 7. ayet. وَكُنتُمْ أَزْوَٰجًا ثَلَٰثَةً

    veküntüm ezvâcen ŝelâŝeh.

    Ahmed Hulusi

    Siz üç cinse ayrıldığınızda:

    Ayet detayı — Vâkıa suresi, 7. ayet

  8. Vâkıa suresi, 8. ayet — tek başına aç

    Vâkıa suresi, 8. ayet. فَأَصْحَٰبُ ٱلْمَيْمَنَةِ مَآ أَصْحَٰبُ ٱلْمَيْمَنَةِ

    feaṣḥâbü-lmeymeneti mâ aṣḥâbü-lmeymeneh.

    Ahmed Hulusi

    Ashab-ı Meymene (sağcılar, Hakk'ı bulmada isabet etmişler), ne ashab-ı meymenedir!

    Ayet detayı — Vâkıa suresi, 8. ayet

  9. Vâkıa suresi, 9. ayet — tek başına aç

    Vâkıa suresi, 9. ayet. وَأَصْحَٰبُ ٱلْمَشْـَٔمَةِ مَآ أَصْحَٰبُ ٱلْمَشْـَٔمَةِ

    veaṣḥâbü-lmeş'emeti mâ aṣḥâbü-lmeş'emeh.

    Ahmed Hulusi

    Ashab-ı Meş'eme (solcular, Hak'tan kozalı yaşamışlar), ne ashab-ı meş'emedir!

    Ayet detayı — Vâkıa suresi, 9. ayet

  10. Vâkıa suresi, 10. ayet — tek başına aç

    Vâkıa suresi, 10. ayet. وَٱلسَّٰبِقُونَ ٱلسَّٰبِقُونَ

    vessâbiḳûne-ssâbiḳûn.

    Ahmed Hulusi

    Es Sabikun (yakin ile öne geçenler), sabikundur;

    Ayet detayı — Vâkıa suresi, 10. ayet

  11. Vâkıa suresi, 11. ayet — tek başına aç

    Vâkıa suresi, 11. ayet. أُو۟لَٰٓئِكَ ٱلْمُقَرَّبُونَ

    ülâike-lmüḳarrabûn.

    Ahmed Hulusi

    İşte onlar mukarrebun'dur (Kurbiyet mertebesini yaşayanlar).

    Ayet detayı — Vâkıa suresi, 11. ayet

  12. Vâkıa suresi, 12. ayet — tek başına aç

    Vâkıa suresi, 12. ayet. فِى جَنَّٰتِ ٱلنَّعِيمِ

    fî cennâti-nne`îm.

    Ahmed Hulusi

    Nimet cennetlerindedirler.

    Ayet detayı — Vâkıa suresi, 12. ayet

Öne geçenlerin ve sağdakilerin nimetleri 13–40

  1. Vâkıa suresi, 13. ayet — tek başına aç

    Vâkıa suresi, 13. ayet. ثُلَّةٌ مِّنَ ٱلْأَوَّلِينَ

    ŝülletüm mine-l'evvelîn.

    Ahmed Hulusi

    Çoğunluğu önceki (devir)lerdendir.

    Ayet detayı — Vâkıa suresi, 13. ayet

  2. Vâkıa suresi, 14. ayet — tek başına aç

    Vâkıa suresi, 14. ayet. وَقَلِيلٌ مِّنَ ٱلْـَٔاخِرِينَ

    veḳalîlüm mine-l'âḫirîn.

    Ahmed Hulusi

    Azınlığı sonrakilerdendir.

    Ayet detayı — Vâkıa suresi, 14. ayet

  3. Vâkıa suresi, 15. ayet — tek başına aç

    Vâkıa suresi, 15. ayet. عَلَىٰ سُرُرٍ مَّوْضُونَةٍ

    `alâ sürurim mevḍûneh.

    Ahmed Hulusi

    Mücevherlerle işlenmiş tahtlar üzerindedirler. (Buradan başlayan cennet tanımlayıcı ayetleri okurken; Ra'd: 35 ve Muhammed: 15. ayetlerde vurgulanan "Meselül cennetilletiy = cennettekilerin MİSALİ - TEMSİLİ" şöyle şöyledir, diye başlayan uyarı göz ardı edilmemelidir. Anlatılanlar temsil yolludur. A. H. )

    Ayet detayı — Vâkıa suresi, 15. ayet

  4. Vâkıa suresi, 16. ayet — tek başına aç

    Vâkıa suresi, 16. ayet. مُّتَّكِـِٔينَ عَلَيْهَا مُتَقَٰبِلِينَ

    müttekiîne `aleyhâ müteḳâbilîn.

    Ahmed Hulusi

    Karşılıklı kurulmuşlardır.

    Ayet detayı — Vâkıa suresi, 16. ayet

  5. Vâkıa suresi, 17. ayet — tek başına aç

    Vâkıa suresi, 17. ayet. يَطُوفُ عَلَيْهِمْ وِلْدَٰنٌ مُّخَلَّدُونَ

    yeṭûfü `aleyhim vildânüm müḫalledûn.

    Ahmed Hulusi

    Çevrelerinde ebedi gençlikleriyle hizmetliler. . .

    Ayet detayı — Vâkıa suresi, 17. ayet

  6. Vâkıa suresi, 18. ayet — tek başına aç

    Vâkıa suresi, 18. ayet. بِأَكْوَابٍ وَأَبَارِيقَ وَكَأْسٍ مِّن مَّعِينٍ

    biekvâbiv veebârîḳa veke'sim mim me`în.

    Ahmed Hulusi

    Kaynağında dolmuş ibrikler, sürahiler ve kaselerle. . .

    Ayet detayı — Vâkıa suresi, 18. ayet

  7. Vâkıa suresi, 19. ayet — tek başına aç

    Vâkıa suresi, 19. ayet. لَّا يُصَدَّعُونَ عَنْهَا وَلَا يُنزِفُونَ

    lâ yüṣadde`ûne `anhâ velâ yünzifûn.

    Ahmed Hulusi

    Ne başları ağrır ondan ne de şuurları bulanır!

    Ayet detayı — Vâkıa suresi, 19. ayet

  8. Vâkıa suresi, 20. ayet — tek başına aç

    Vâkıa suresi, 20. ayet. وَفَٰكِهَةٍ مِّمَّا يَتَخَيَّرُونَ

    vefâkihetim mimmâ yeteḫayyerûn.

    Ahmed Hulusi

    Tercih edecekleri meyve;

    Ayet detayı — Vâkıa suresi, 20. ayet

  9. Vâkıa suresi, 21. ayet — tek başına aç

    Vâkıa suresi, 21. ayet. وَلَحْمِ طَيْرٍ مِّمَّا يَشْتَهُونَ

    velaḥmi ṭayrim mimmâ yeştehûn.

    Ahmed Hulusi

    Canlarının çektiği kuş eti;

    Ayet detayı — Vâkıa suresi, 21. ayet

  10. Vâkıa suresi, 22. ayet — tek başına aç

    Vâkıa suresi, 22. ayet. وَحُورٌ عِينٌ

    veḥûrun `în.

    Ahmed Hulusi

    Ve Hur-i Iyn (net görüşlü {biyolojik gözün sınırlamalarıyla kayıtlı olmayan} eşler {birkaç beden}; şuur yapı olan "insan"ın özelliklerini yaşatacak, eşi olan bedenler. Tek bilincin tasarrufundaki birden çok bedenle yaşama süreci. A. H. ).

    Ayet detayı — Vâkıa suresi, 22. ayet

  11. Vâkıa suresi, 23. ayet — tek başına aç

    Vâkıa suresi, 23. ayet. كَأَمْثَٰلِ ٱللُّؤْلُؤِ ٱلْمَكْنُونِ

    keemŝâli-llü'lüi-lmeknûn.

    Ahmed Hulusi

    Saklı (sedefte büyümüş) incilerin misali gibi (Esma hakikatinden oluşmuş ve o özelliklerin açığa çıkışı olan insan şuurundan var olmuş Allah yaratısı bedenler).

    Ayet detayı — Vâkıa suresi, 23. ayet

  12. Vâkıa suresi, 24. ayet — tek başına aç

    Vâkıa suresi, 24. ayet. جَزَآءًۢ بِمَا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ

    cezâem bimâ kânû ya`melûn.

    Ahmed Hulusi

    Yaptıklarının cezası (sonucu)!

    Ayet detayı — Vâkıa suresi, 24. ayet

  13. Vâkıa suresi, 25. ayet — tek başına aç

    Vâkıa suresi, 25. ayet. لَا يَسْمَعُونَ فِيهَا لَغْوًا وَلَا تَأْثِيمًا

    lâ yesme`ûne fîhâ lagvev velâ te'ŝîmâ.

    Ahmed Hulusi

    Orada ne boş laf duyarlar ve ne de suç kavramı!

    Ayet detayı — Vâkıa suresi, 25. ayet

  14. Vâkıa suresi, 26. ayet — tek başına aç

    Vâkıa suresi, 26. ayet. إِلَّا قِيلًا سَلَٰمًا سَلَٰمًا

    illâ ḳîlen selâmen selâmâ.

    Ahmed Hulusi

    Sadece "Selam, Selam" denilir (Selam isminin işaret ettiği özellik daim olsun; anlamında).

    Ayet detayı — Vâkıa suresi, 26. ayet

  15. Vâkıa suresi, 27. ayet — tek başına aç

    Vâkıa suresi, 27. ayet. وَأَصْحَٰبُ ٱلْيَمِينِ مَآ أَصْحَٰبُ ٱلْيَمِينِ

    veaṣḥâbü-lyemîni mâ aṣḥâbü-lyemîn.

    Ahmed Hulusi

    Ashab-ı Yemin (sağcılar, iman edenler) ne ashab-ı yemindir!

    Ayet detayı — Vâkıa suresi, 27. ayet

  16. Vâkıa suresi, 28. ayet — tek başına aç

    Vâkıa suresi, 28. ayet. فِى سِدْرٍ مَّخْضُودٍ

    fî sidrim maḫḍûd.

    Ahmed Hulusi

    Meyveleriyle sidre ağacı içinde,

    Ayet detayı — Vâkıa suresi, 28. ayet

  17. Vâkıa suresi, 29. ayet — tek başına aç

    Vâkıa suresi, 29. ayet. وَطَلْحٍ مَّنضُودٍ

    veṭalḥim menḍûd.

    Ahmed Hulusi

    Meyveleri istiflenmiş muz ağacı. . .

    Ayet detayı — Vâkıa suresi, 29. ayet

  18. Vâkıa suresi, 30. ayet — tek başına aç

    Vâkıa suresi, 30. ayet. وَظِلٍّ مَّمْدُودٍ

    veżillim memdûd.

    Ahmed Hulusi

    Yayılmış (sonsuz) gölgede,

    Ayet detayı — Vâkıa suresi, 30. ayet

  19. Vâkıa suresi, 31. ayet — tek başına aç

    Vâkıa suresi, 31. ayet. وَمَآءٍ مَّسْكُوبٍ

    vemâim meskûb.

    Ahmed Hulusi

    Çağlayarak dökülüp akan bir suda,

    Ayet detayı — Vâkıa suresi, 31. ayet

  20. Vâkıa suresi, 32. ayet — tek başına aç

    Vâkıa suresi, 32. ayet. وَفَٰكِهَةٍ كَثِيرَةٍ

    vefâkihetin keŝîrah.

    Ahmed Hulusi

    Pek çok meyve (türü) içinde,

    Ayet detayı — Vâkıa suresi, 32. ayet

  21. Vâkıa suresi, 33. ayet — tek başına aç

    Vâkıa suresi, 33. ayet. لَّا مَقْطُوعَةٍ وَلَا مَمْنُوعَةٍ

    lâ maḳṭû`ativ velâ memnû`ah.

    Ahmed Hulusi

    (Ki o meyveler) ne tükenir ve ne de yasaklanır!

    Ayet detayı — Vâkıa suresi, 33. ayet

  22. Vâkıa suresi, 34. ayet — tek başına aç

    Vâkıa suresi, 34. ayet. وَفُرُشٍ مَّرْفُوعَةٍ

    vefüruşim merfû`ah.

    Ahmed Hulusi

    Yüceltilmiş sedirler içinde(dirler).

    Ayet detayı — Vâkıa suresi, 34. ayet

  23. Vâkıa suresi, 35. ayet — tek başına aç

    Vâkıa suresi, 35. ayet. إِنَّآ أَنشَأْنَٰهُنَّ إِنشَآءً

    innâ enşe'nâhünne inşââ.

    Ahmed Hulusi

    Muhakkak ki biz onları (şuurun eşi olan bedenleri yeni) bir inşa edişle inşa ettik.

    Ayet detayı — Vâkıa suresi, 35. ayet

  24. Vâkıa suresi, 36. ayet — tek başına aç

    Vâkıa suresi, 36. ayet. فَجَعَلْنَٰهُنَّ أَبْكَارًا

    fece`alnâhünne ebkârâ.

    Ahmed Hulusi

    Onları daha önce hiç kullanılmamış türden oluşturduk!

    Ayet detayı — Vâkıa suresi, 36. ayet

  25. Vâkıa suresi, 37. ayet — tek başına aç

    Vâkıa suresi, 37. ayet. عُرُبًا أَتْرَابًا

    `uruben etrâbâ.

    Ahmed Hulusi

    (Ki o daha önce hiç görülmemiş - kullanılmamış türden bedenler) eşlerine aşık (dünyaya birbirine düşman olarak inen, insanı maddeye yönelttiren hayvani beden karşıtı olarak, insan şuuruna sahip bilince, özelliklerini itirazsız yaşatan. A. H. ) ve yaşıtlardır (bilinçle birlikte var olmuştur)!

    Ayet detayı — Vâkıa suresi, 37. ayet

  26. Vâkıa suresi, 38. ayet — tek başına aç

    Vâkıa suresi, 38. ayet. لِّأَصْحَٰبِ ٱلْيَمِينِ

    liaṣḥâbi-lyemîn.

    Ahmed Hulusi

    (Bunlar) ashab-ı yemin (said olanlar) içindir.

    Ayet detayı — Vâkıa suresi, 38. ayet

  27. Vâkıa suresi, 39. ayet — tek başına aç

    Vâkıa suresi, 39. ayet. ثُلَّةٌ مِّنَ ٱلْأَوَّلِينَ

    ŝülletüm mine-l'evvelîn.

    Ahmed Hulusi

    (Ashab-ı yemin'in) bir kısmı evvelkilerdendir.

    Ayet detayı — Vâkıa suresi, 39. ayet

  28. Vâkıa suresi, 40. ayet — tek başına aç

    Vâkıa suresi, 40. ayet. وَثُلَّةٌ مِّنَ ٱلْـَٔاخِرِينَ

    veŝülletüm mine-l'âḫirîn.

    Ahmed Hulusi

    Bir kısmı da sonrakilerdendir.

    Ayet detayı — Vâkıa suresi, 40. ayet

Soldakilerin hâli 41–56

  1. Vâkıa suresi, 41. ayet — tek başına aç

    Vâkıa suresi, 41. ayet. وَأَصْحَٰبُ ٱلشِّمَالِ مَآ أَصْحَٰبُ ٱلشِّمَالِ

    veaṣḥâbü-şşimâli mâ aṣḥâbü-şşimâl.

    Ahmed Hulusi

    Ashab-ı Şimal (şaki olanlar; hakikati inkar edip kozalı yaşayanlar), ne ashab-ı şimaldir!

    Ayet detayı — Vâkıa suresi, 41. ayet

  2. Vâkıa suresi, 42. ayet — tek başına aç

    Vâkıa suresi, 42. ayet. فِى سَمُومٍ وَحَمِيمٍ

    fî semûmiv veḥamîm.

    Ahmed Hulusi

    Semum (zehirleyici ateş, radyasyon) ve hamim (yakan su; gerçek dışı bilgi ve şartlanmalar) içinde,

    Ayet detayı — Vâkıa suresi, 42. ayet

  3. Vâkıa suresi, 43. ayet — tek başına aç

    Vâkıa suresi, 43. ayet. وَظِلٍّ مِّن يَحْمُومٍ

    veżillim miy yaḥmûm.

    Ahmed Hulusi

    Simsiyah dumandan bir gölge (Hakikatindeki kuvveleri göremez, yaşayamaz bir hal) içinde,

    Ayet detayı — Vâkıa suresi, 43. ayet

  4. Vâkıa suresi, 44. ayet — tek başına aç

    Vâkıa suresi, 44. ayet. لَّا بَارِدٍ وَلَا كَرِيمٍ

    lâ bâridiv velâ kerîm.

    Ahmed Hulusi

    (Ki o gölge) ne serindir ve ne de kerim (cömertçe getirisi olan)!

    Ayet detayı — Vâkıa suresi, 44. ayet

  5. Vâkıa suresi, 45. ayet — tek başına aç

    Vâkıa suresi, 45. ayet. إِنَّهُمْ كَانُوا۟ قَبْلَ ذَٰلِكَ مُتْرَفِينَ

    innehüm kânû ḳable ẕâlike mütrafîn.

    Ahmed Hulusi

    Muhakkak ki onlar bundan önce, dünyevi - şehvani zevklerin bolluğu içinde şımarandılar!

    Ayet detayı — Vâkıa suresi, 45. ayet

  6. Vâkıa suresi, 46. ayet — tek başına aç

    Vâkıa suresi, 46. ayet. وَكَانُوا۟ يُصِرُّونَ عَلَى ٱلْحِنثِ ٱلْعَظِيمِ

    vekânû yüṣirrûne `ale-lḥinŝi-l`ażîm.

    Ahmed Hulusi

    O büyük suçta (Hakikatlerini inkar ederek onu yaşama yolunda çalışma yapmamakta) ısrar ederlerdi.

    Ayet detayı — Vâkıa suresi, 46. ayet

  7. Vâkıa suresi, 47. ayet — tek başına aç

    Vâkıa suresi, 47. ayet. وَكَانُوا۟ يَقُولُونَ أَئِذَا مِتْنَا وَكُنَّا تُرَابًا وَعِظَٰمًا أَءِنَّا لَمَبْعُوثُونَ

    vekânû yeḳûlûne eiẕâ mitnâ vekünnâ türâbev ve`iżâmen einnâ lemeb`ûŝûn.

    Ahmed Hulusi

    "Ölüp, toprak ve kemik yığını olduktan sonra, gerçekten yeni bir bedenle yaşama devam edecek miyiz = ba's olunacak mıyız?" derlerdi.

    Ayet detayı — Vâkıa suresi, 47. ayet

  8. Vâkıa suresi, 48. ayet — tek başına aç

    Vâkıa suresi, 48. ayet. أَوَءَابَآؤُنَا ٱلْأَوَّلُونَ

    eveâbâüne-l'evvelûn.

    Ahmed Hulusi

    "Evvelki atalarımız da mı?" derlerdi.

    Ayet detayı — Vâkıa suresi, 48. ayet

  9. Vâkıa suresi, 49. ayet — tek başına aç

    Vâkıa suresi, 49. ayet. قُلْ إِنَّ ٱلْأَوَّلِينَ وَٱلْـَٔاخِرِينَ

    ḳul inne-l'evvelîne vel'âḫirîn.

    Ahmed Hulusi

    De ki: "Muhakkak ki evvelkiler de sonrakiler de,"

    Ayet detayı — Vâkıa suresi, 49. ayet

  10. Vâkıa suresi, 50. ayet — tek başına aç

    Vâkıa suresi, 50. ayet. لَمَجْمُوعُونَ إِلَىٰ مِيقَٰتِ يَوْمٍ مَّعْلُومٍ

    lemecmû`ûne ilâ mîḳâti yevmim ma`lûm.

    Ahmed Hulusi

    "Bilinen bir sürecin buluşma vaktinde elbette toplanacaklardır!"

    Ayet detayı — Vâkıa suresi, 50. ayet

  11. Vâkıa suresi, 51. ayet — tek başına aç

    Vâkıa suresi, 51. ayet. ثُمَّ إِنَّكُمْ أَيُّهَا ٱلضَّآلُّونَ ٱلْمُكَذِّبُونَ

    ŝümme inneküm eyyühe-ḍḍâllûne-lmükeẕẕibûn.

    Ahmed Hulusi

    Sonra muhakkak ki siz ey (Hakikati) yalanlayıcı sapkınlar. . .

    Ayet detayı — Vâkıa suresi, 51. ayet

  12. Vâkıa suresi, 52. ayet — tek başına aç

    Vâkıa suresi, 52. ayet. لَـَٔاكِلُونَ مِن شَجَرٍ مِّن زَقُّومٍ

    leâkilûne min şecerim min zeḳḳûm.

    Ahmed Hulusi

    Elbette (siz) zakkum ağaçlarından (kendinizi yalnızca beden kabullenmenin sonucu meyvelerinden) yiyeceksiniz.

    Ayet detayı — Vâkıa suresi, 52. ayet

  13. Vâkıa suresi, 53. ayet — tek başına aç

    Vâkıa suresi, 53. ayet. فَمَالِـُٔونَ مِنْهَا ٱلْبُطُونَ

    femâliûne minhe-lbüṭûn.

    Ahmed Hulusi

    Karınlarınızı ondan dolduracaksınız.

    Ayet detayı — Vâkıa suresi, 53. ayet

  14. Vâkıa suresi, 54. ayet — tek başına aç

    Vâkıa suresi, 54. ayet. فَشَٰرِبُونَ عَلَيْهِ مِنَ ٱلْحَمِيمِ

    feşâribûne `aleyhi mine-lḥamîm.

    Ahmed Hulusi

    Onun üstüne yakıcı sudan içeceksiniz.

    Ayet detayı — Vâkıa suresi, 54. ayet

  15. Vâkıa suresi, 55. ayet — tek başına aç

    Vâkıa suresi, 55. ayet. فَشَٰرِبُونَ شُرْبَ ٱلْهِيمِ

    feşâribûne şürbe-lhîm.

    Ahmed Hulusi

    Hastalığı dolayısıyla suya doymak bilmeyen develer gibi içeceksiniz onu.

    Ayet detayı — Vâkıa suresi, 55. ayet

  16. Vâkıa suresi, 56. ayet — tek başına aç

    Vâkıa suresi, 56. ayet. هَٰذَا نُزُلُهُمْ يَوْمَ ٱلدِّينِ

    hâẕâ nüzülühüm yevme-ddîn.

    Ahmed Hulusi

    Din (sistemin - Sünnetullah'ın gerçekliğinin fark edildiği) gününde, onların nüzulü (onlarda açığa çıkacak olan) işte budur!

    Ayet detayı — Vâkıa suresi, 56. ayet

Yaratma, tohum, su ve ateş: siz mi, biz mi? 57–74

  1. Vâkıa suresi, 57. ayet — tek başına aç

    Vâkıa suresi, 57. ayet. نَحْنُ خَلَقْنَٰكُمْ فَلَوْلَا تُصَدِّقُونَ

    naḥnü ḫalaḳnâküm felevlâ tüṣaddiḳûn.

    Ahmed Hulusi

    Biz, yarattık sizi! Tasdik etmeyecek misiniz?

    Ayet detayı — Vâkıa suresi, 57. ayet

  2. Vâkıa suresi, 58. ayet — tek başına aç

    Vâkıa suresi, 58. ayet. أَفَرَءَيْتُم مَّا تُمْنُونَ

    eferaeytüm mâ tümnûn.

    Ahmed Hulusi

    Akıttığınız meniyi gördünüz mü?

    Ayet detayı — Vâkıa suresi, 58. ayet

  3. Vâkıa suresi, 59. ayet — tek başına aç

    Vâkıa suresi, 59. ayet. ءَأَنتُمْ تَخْلُقُونَهُۥٓ أَمْ نَحْنُ ٱلْخَٰلِقُونَ

    eentüm taḫlüḳûnehû em naḥnü-lḫâliḳûn.

    Ahmed Hulusi

    Onu siz mi yaratıyorsunuz yoksa yaratanlar biz miyiz?

    Ayet detayı — Vâkıa suresi, 59. ayet

  4. Vâkıa suresi, 60. ayet — tek başına aç

    Vâkıa suresi, 60. ayet. نَحْنُ قَدَّرْنَا بَيْنَكُمُ ٱلْمَوْتَ وَمَا نَحْنُ بِمَسْبُوقِينَ

    naḥnü ḳaddernâ beynekümü-lmevte vemâ naḥnü bimesbûḳîn.

    Ahmed Hulusi

    Aranızda ölümü biz takdir ettik ve bizim önümüze geçilmez!

    Ayet detayı — Vâkıa suresi, 60. ayet

  5. Vâkıa suresi, 61. ayet — tek başına aç

    Vâkıa suresi, 61. ayet. عَلَىٰٓ أَن نُّبَدِّلَ أَمْثَٰلَكُمْ وَنُنشِئَكُمْ فِى مَا لَا تَعْلَمُونَ

    `alâ en nübeddile emŝâleküm venünşieküm fî mâ lâ ta`lemûn.

    Ahmed Hulusi

    Size bedel olarak benzerlerinizi (yeni bedenlerinizi) getirelim ve sizi bilemeyeceğiniz şekilde (yeniden) inşa edelim diye (ölümü takdir ettik).

    Ayet detayı — Vâkıa suresi, 61. ayet

  6. Vâkıa suresi, 62. ayet — tek başına aç

    Vâkıa suresi, 62. ayet. وَلَقَدْ عَلِمْتُمُ ٱلنَّشْأَةَ ٱلْأُولَىٰ فَلَوْلَا تَذَكَّرُونَ

    veleḳad `alimtümü-nneş'ete-l'ûlâ felevlâ teẕekkerûn.

    Ahmed Hulusi

    Andolsun ki ilk neş'eti (yaratışı) bildiniz. . . Peki derin düşünmeniz gerekmez mi?

    Ayet detayı — Vâkıa suresi, 62. ayet

  7. Vâkıa suresi, 63. ayet — tek başına aç

    Vâkıa suresi, 63. ayet. أَفَرَءَيْتُم مَّا تَحْرُثُونَ

    eferaeytüm mâ taḥruŝûn.

    Ahmed Hulusi

    Ekmekte olduklarınızı gördünüz mü?

    Ayet detayı — Vâkıa suresi, 63. ayet

  8. Vâkıa suresi, 64. ayet — tek başına aç

    Vâkıa suresi, 64. ayet. ءَأَنتُمْ تَزْرَعُونَهُۥٓ أَمْ نَحْنُ ٱلزَّٰرِعُونَ

    eentüm tezra`ûnehû em naḥnü-zzâri`ûn.

    Ahmed Hulusi

    Onu yeşerten siz misiniz yoksa biz miyiz?

    Ayet detayı — Vâkıa suresi, 64. ayet

  9. Vâkıa suresi, 65. ayet — tek başına aç

    Vâkıa suresi, 65. ayet. لَوْ نَشَآءُ لَجَعَلْنَٰهُ حُطَٰمًا فَظَلْتُمْ تَفَكَّهُونَ

    lev neşâü lece`alnâhü ḥuṭâmen feżaltüm tefekkehûn.

    Ahmed Hulusi

    Eğer dileseydik onu elbette kuru - cansız bitki kılardık da, şaşar kalırdınız!

    Ayet detayı — Vâkıa suresi, 65. ayet

  10. Vâkıa suresi, 66. ayet — tek başına aç

    Vâkıa suresi, 66. ayet. إِنَّا لَمُغْرَمُونَ

    innâ lemugramûn.

    Ahmed Hulusi

    "Muhakkak ki ziyandayız!"

    Ayet detayı — Vâkıa suresi, 66. ayet

  11. Vâkıa suresi, 67. ayet — tek başına aç

    Vâkıa suresi, 67. ayet. بَلْ نَحْنُ مَحْرُومُونَ

    bel naḥnü maḥrûmûn.

    Ahmed Hulusi

    "Hayır, biz (geçinmekten) mahrumlarız" (derdiniz).

    Ayet detayı — Vâkıa suresi, 67. ayet

  12. Vâkıa suresi, 68. ayet — tek başına aç

    Vâkıa suresi, 68. ayet. أَفَرَءَيْتُمُ ٱلْمَآءَ ٱلَّذِى تَشْرَبُونَ

    eferaeytümü-lmâe-lleẕî teşrabûn.

    Ahmed Hulusi

    İçmekte olduğunuz o suyu gördünüz mü?

    Ayet detayı — Vâkıa suresi, 68. ayet

  13. Vâkıa suresi, 69. ayet — tek başına aç

    Vâkıa suresi, 69. ayet. ءَأَنتُمْ أَنزَلْتُمُوهُ مِنَ ٱلْمُزْنِ أَمْ نَحْنُ ٱلْمُنزِلُونَ

    eentüm enzeltümûhü mine-lmüzni em naḥnü-lmünzilûn.

    Ahmed Hulusi

    Onu beyaz bulutlardan siz mi inzal ettiniz yoksa inzal ediciler biz miyiz?

    Ayet detayı — Vâkıa suresi, 69. ayet

  14. Vâkıa suresi, 70. ayet — tek başına aç

    Vâkıa suresi, 70. ayet. لَوْ نَشَآءُ جَعَلْنَٰهُ أُجَاجًا فَلَوْلَا تَشْكُرُونَ

    lev neşâü ce`alnâhü ücâcen felevlâ teşkürûn.

    Ahmed Hulusi

    Eğer dileseydik onu acı (bir su) kılardık. . . Şükretmeniz gerekmez mi?

    Ayet detayı — Vâkıa suresi, 70. ayet

  15. Vâkıa suresi, 71. ayet — tek başına aç

    Vâkıa suresi, 71. ayet. أَفَرَءَيْتُمُ ٱلنَّارَ ٱلَّتِى تُورُونَ

    eferaeytümü-nnâra-lletî tûrûn.

    Ahmed Hulusi

    Çakarak (ağaçtan) çıkardığınız o ateşi gördünüz mü?

    Ayet detayı — Vâkıa suresi, 71. ayet

  16. Vâkıa suresi, 72. ayet — tek başına aç

    Vâkıa suresi, 72. ayet. ءَأَنتُمْ أَنشَأْتُمْ شَجَرَتَهَآ أَمْ نَحْنُ ٱلْمُنشِـُٔونَ

    eentüm enşe'tüm şeceratehâ em naḥnü-lmünşiûn.

    Ahmed Hulusi

    Onun ağacını siz mi inşa ettiniz yoksa inşa ediciler biz miyiz?

    Ayet detayı — Vâkıa suresi, 72. ayet

  17. Vâkıa suresi, 73. ayet — tek başına aç

    Vâkıa suresi, 73. ayet. نَحْنُ جَعَلْنَٰهَا تَذْكِرَةً وَمَتَٰعًا لِّلْمُقْوِينَ

    naḥnü ce`alnâhâ teẕkiratev vemetâ`al lilmuḳvîn.

    Ahmed Hulusi

    Onu, çölde yaşarmışçasına bilgisizlere bir hatırlatma ve bir yararlanacakları şey kıldık!

    Ayet detayı — Vâkıa suresi, 73. ayet

  18. Vâkıa suresi, 74. ayet — tek başına aç

    Vâkıa suresi, 74. ayet. فَسَبِّحْ بِٱسْمِ رَبِّكَ ٱلْعَظِيمِ

    fesebbiḥ bismi rabbike-l`ażîm.

    Ahmed Hulusi

    Öyleyse tespih et ismi Aziym Rab olan namına!

    Ayet detayı — Vâkıa suresi, 74. ayet

Kur'an'ın değeri 75–82

  1. Vâkıa suresi, 75. ayet — tek başına aç

    Vâkıa suresi, 75. ayet. فَلَآ أُقْسِمُ بِمَوَٰقِعِ ٱلنُّجُومِ

    felâ uḳsimü bimevâḳi`i-nnücûm.

    Ahmed Hulusi

    Yıldızların yer aldığı (Esma'mın açığa çıktığı) evren olarak yemin ederim!

    Ayet detayı — Vâkıa suresi, 75. ayet

  2. Vâkıa suresi, 76. ayet — tek başına aç

    Vâkıa suresi, 76. ayet. وَإِنَّهُۥ لَقَسَمٌ لَّوْ تَعْلَمُونَ عَظِيمٌ

    veinnehû leḳasemül lev ta`lemûne `ażîm.

    Ahmed Hulusi

    Bilseniz, gerçekten bu çok azametli bir yemindir!

    Ayet detayı — Vâkıa suresi, 76. ayet

  3. Vâkıa suresi, 77. ayet — tek başına aç

    Vâkıa suresi, 77. ayet. إِنَّهُۥ لَقُرْءَانٌ كَرِيمٌ

    innehû leḳur'ânün kerîm.

    Ahmed Hulusi

    Şüphesiz ki O (evren), Kur'an-ı Keriym'dir ("OKU"yabilene çok değerli "OKU"nandır).

    Ayet detayı — Vâkıa suresi, 77. ayet

  4. Vâkıa suresi, 78. ayet — tek başına aç

    Vâkıa suresi, 78. ayet. فِى كِتَٰبٍ مَّكْنُونٍ

    fî kitâbim meknûn.

    Ahmed Hulusi

    Görülemeyen bir Bilgi'dedir! (Dalga {wave} okyanusu olan evrensel data ve dahi hologramik esasa göre beyindeki data. )

    Ayet detayı — Vâkıa suresi, 78. ayet

  5. Vâkıa suresi, 79. ayet — tek başına aç

    Vâkıa suresi, 79. ayet. لَّا يَمَسُّهُۥٓ إِلَّا ٱلْمُطَهَّرُونَ

    lâ yemessühû ille-lmüṭahherûn.

    Ahmed Hulusi

    Ona (Bilgiye), (şirk pisliğinden - hayvaniyetinden) arınıp, tahir olanlardan başkası dokunamaz!

    Ayet detayı — Vâkıa suresi, 79. ayet

  6. Vâkıa suresi, 80. ayet — tek başına aç

    Vâkıa suresi, 80. ayet. تَنزِيلٌ مِّن رَّبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ

    tenzîlüm mir rabbi-l`âlemîn.

    Ahmed Hulusi

    Rabb-ül alemin'den tenzildir (insan bilincinde tafsile indirme).

    Ayet detayı — Vâkıa suresi, 80. ayet

  7. Vâkıa suresi, 81. ayet — tek başına aç

    Vâkıa suresi, 81. ayet. أَفَبِهَٰذَا ٱلْحَدِيثِ أَنتُم مُّدْهِنُونَ

    efebihâẕe-lḥadîŝi entüm müdhinûn.

    Ahmed Hulusi

    Şimdi siz bu olayımızı mı hafife alıp, önemsemiyorsunuz!

    Ayet detayı — Vâkıa suresi, 81. ayet

  8. Vâkıa suresi, 82. ayet — tek başına aç

    Vâkıa suresi, 82. ayet. وَتَجْعَلُونَ رِزْقَكُمْ أَنَّكُمْ تُكَذِّبُونَ

    vetec`alûne rizḳaküm enneküm tükeẕẕibûn.

    Ahmed Hulusi

    Yaşam gıdanız yalanlamanız mı oldu?

    Ayet detayı — Vâkıa suresi, 82. ayet

Can boğaza geldiğinde: üç sınıfın sonu 83–96

  1. Vâkıa suresi, 83. ayet — tek başına aç

    Vâkıa suresi, 83. ayet. فَلَوْلَآ إِذَا بَلَغَتِ ٱلْحُلْقُومَ

    felevlâ iẕâ belegati-lḥulḳûm.

    Ahmed Hulusi

    İşte (can) boğaza geldiğinde!

    Ayet detayı — Vâkıa suresi, 83. ayet

  2. Vâkıa suresi, 84. ayet — tek başına aç

    Vâkıa suresi, 84. ayet. وَأَنتُمْ حِينَئِذٍ تَنظُرُونَ

    veentüm ḥîneiẕin tenżurûn.

    Ahmed Hulusi

    O zaman siz (çaresiz) bakakalırsınız!

    Ayet detayı — Vâkıa suresi, 84. ayet

  3. Vâkıa suresi, 85. ayet — tek başına aç

    Vâkıa suresi, 85. ayet. وَنَحْنُ أَقْرَبُ إِلَيْهِ مِنكُمْ وَلَٰكِن لَّا تُبْصِرُونَ

    venaḥnü aḳrabü ileyhi minküm velâkil lâ tübṣirûn.

    Ahmed Hulusi

    Biz ona sizden daha yakınızdır, fakat görmezsiniz.

    Ayet detayı — Vâkıa suresi, 85. ayet

  4. Vâkıa suresi, 86. ayet — tek başına aç

    Vâkıa suresi, 86. ayet. فَلَوْلَآ إِن كُنتُمْ غَيْرَ مَدِينِينَ

    felevlâ in küntüm gayra medînîn.

    Ahmed Hulusi

    Eğer siz yaptıklarınızın sonucunu yaşamayacaksanız;

    Ayet detayı — Vâkıa suresi, 86. ayet

  5. Vâkıa suresi, 87. ayet — tek başına aç

    Vâkıa suresi, 87. ayet. تَرْجِعُونَهَآ إِن كُنتُمْ صَٰدِقِينَ

    terci`ûnehâ in küntüm ṣâdiḳîn.

    Ahmed Hulusi

    Eğer sözünüzde sadıksanız, onu (ölümü) geri çevirsenize (Sünnetullah yoksa yapın bunu)!

    Ayet detayı — Vâkıa suresi, 87. ayet

  6. Vâkıa suresi, 88. ayet — tek başına aç

    Vâkıa suresi, 88. ayet. فَأَمَّآ إِن كَانَ مِنَ ٱلْمُقَرَّبِينَ

    feemmâ in kâne mine-lmüḳarrabîn.

    Ahmed Hulusi

    (Herkes ölümü tadacaktır) lakin mukarrebundan (kurb ehli) ise;

    Ayet detayı — Vâkıa suresi, 88. ayet

  7. Vâkıa suresi, 89. ayet — tek başına aç

    Vâkıa suresi, 89. ayet. فَرَوْحٌ وَرَيْحَانٌ وَجَنَّتُ نَعِيمٍ

    feravḥuv verayḥânüv vecennâtü ne`îm.

    Ahmed Hulusi

    Ravh (Rahmani tecelli ile yaşam), Reyhan (Esma tecellileri seyri) ve Nimetler Cenneti vardır.

    Ayet detayı — Vâkıa suresi, 89. ayet

  8. Vâkıa suresi, 90. ayet — tek başına aç

    Vâkıa suresi, 90. ayet. وَأَمَّآ إِن كَانَ مِنْ أَصْحَٰبِ ٱلْيَمِينِ

    veemmâ in kâne min aṣḥâbi-lyemîn.

    Ahmed Hulusi

    Eğer Ashab-ı yemin'den ise;

    Ayet detayı — Vâkıa suresi, 90. ayet

  9. Vâkıa suresi, 91. ayet — tek başına aç

    Vâkıa suresi, 91. ayet. فَسَلَٰمٌ لَّكَ مِنْ أَصْحَٰبِ ٱلْيَمِينِ

    feselâmül leke min aṣḥâbi-lyemîn.

    Ahmed Hulusi

    (Eğer öyle ise): "Ashab-ı yemin'den senin için bir Selam var" (denilir).

    Ayet detayı — Vâkıa suresi, 91. ayet

  10. Vâkıa suresi, 92. ayet — tek başına aç

    Vâkıa suresi, 92. ayet. وَأَمَّآ إِن كَانَ مِنَ ٱلْمُكَذِّبِينَ ٱلضَّآلِّينَ

    veemmâ in kâne mine-lmükeẕẕibîne-ḍḍâllîn.

    Ahmed Hulusi

    Eğer (o can) sapık inançlı (hakikati) yalanlayıcılardansa;

    Ayet detayı — Vâkıa suresi, 92. ayet

  11. Vâkıa suresi, 93. ayet — tek başına aç

    Vâkıa suresi, 93. ayet. فَنُزُلٌ مِّنْ حَمِيمٍ

    fenüzülüm min ḥamîm.

    Ahmed Hulusi

    (İşte ona) başından aşağı kaynar sular dökülür!

    Ayet detayı — Vâkıa suresi, 93. ayet

  12. Vâkıa suresi, 94. ayet — tek başına aç

    Vâkıa suresi, 94. ayet. وَتَصْلِيَةُ جَحِيمٍ

    vetaṣliyetü ceḥîm.

    Ahmed Hulusi

    Cahim'in (yakıcı şartlar) ateşine maruz kalır!

    Ayet detayı — Vâkıa suresi, 94. ayet

  13. Vâkıa suresi, 95. ayet — tek başına aç

    Vâkıa suresi, 95. ayet. إِنَّ هَٰذَا لَهُوَ حَقُّ ٱلْيَقِينِ

    inne hâẕâ lehüve ḥaḳḳu-lyeḳîn.

    Ahmed Hulusi

    Muhakkak ki bu Hakk-el Yakin'dir (bilfiil yaşanacak gerçek)!

    Ayet detayı — Vâkıa suresi, 95. ayet

  14. Vâkıa suresi, 96. ayet — tek başına aç

    Vâkıa suresi, 96. ayet. فَسَبِّحْ بِٱسْمِ رَبِّكَ ٱلْعَظِيمِ

    fesebbiḥ bismi rabbike-l`ażîm.

    Ahmed Hulusi

    Öyleyse tespih et ismi Aziym Rab olan namına!

    Ayet detayı — Vâkıa suresi, 96. ayet