51. sure

Zâriyât Suresi الذاريات

Bu sureyi dinle — okunan kelime işaretlenir

Konu dizini 6 konu
  1. Yeminler ve ceza günü 1–14 karşılaştır — Yeminler ve ceza günü
  2. Sakınanların vasıfları ve yeryüzündeki deliller 15–23 karşılaştır — Sakınanların vasıfları ve yeryüzündeki deliller
  3. İbrâhim'in misafirleri ve Lût kavmi 24–37 karşılaştır — İbrâhim'in misafirleri ve Lût kavmi
  4. Mûsâ, Âd, Semûd ve Nûh kavimleri 38–46 karşılaştır — Mûsâ, Âd, Semûd ve Nûh kavimleri
  5. Göğün kurulması; "Allah'a koşun" 47–51 karşılaştır — Göğün kurulması; "Allah'a koşun"
  6. Her peygambere aynı söz; kulluk için yaratılış 52–60 karşılaştır — Her peygambere aynı söz; kulluk için yaratılış

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır.

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

Yeminler ve ceza günü 1–14

  1. Zâriyât suresi, 1. ayet — tek başına aç

    Zâriyât suresi, 1. ayet. وَٱلذَّٰرِيَٰتِ ذَرْوًا

    veẕẕâriyâti ẕervâ.

    Hasan Basri Çantay

    Tozutup savuran (rüzgar) lar,

    Ayet detayı — Zâriyât suresi, 1. ayet

  2. Zâriyât suresi, 2. ayet — tek başına aç

    Zâriyât suresi, 2. ayet. فَٱلْحَٰمِلَٰتِ وِقْرًا

    felḥâmilâti viḳrâ.

    Hasan Basri Çantay

    Sonra (su) yükü (nü) taşıyan (bulut) lar,

    Ayet detayı — Zâriyât suresi, 2. ayet

  3. Zâriyât suresi, 3. ayet — tek başına aç

    Zâriyât suresi, 3. ayet. فَٱلْجَٰرِيَٰتِ يُسْرًا

    felcâriyâti yüsrâ.

    Hasan Basri Çantay

    sonra kolayca akan (gemi) ler,

    Ayet detayı — Zâriyât suresi, 3. ayet

  4. Zâriyât suresi, 4. ayet — tek başına aç

    Zâriyât suresi, 4. ayet. فَٱلْمُقَسِّمَٰتِ أَمْرًا

    felmüḳassimâti emrâ.

    Hasan Basri Çantay

    sonra iş bölümü yapan (melek) ler hakkı için,

    Ayet detayı — Zâriyât suresi, 4. ayet

  5. Zâriyât suresi, 5. ayet — tek başına aç

    Zâriyât suresi, 5. ayet. إِنَّمَا تُوعَدُونَ لَصَادِقٌ

    innemâ tû`adûne leṣâdiḳ.

    Hasan Basri Çantay

    şübhesiz ki size va'd olunan (şeylerin hepsi) elbette doğrudur.

    Ayet detayı — Zâriyât suresi, 5. ayet

  6. Zâriyât suresi, 6. ayet — tek başına aç

    Zâriyât suresi, 6. ayet. وَإِنَّ ٱلدِّينَ لَوَٰقِعٌ

    veinne-ddîne levâḳi`.

    Hasan Basri Çantay

    Şübhesiz ki (amellere göre) ceza (ya'ni mukaabele) de elbette vaaki'dir.

    Ayet detayı — Zâriyât suresi, 6. ayet

  7. Zâriyât suresi, 7. ayet — tek başına aç

    Zâriyât suresi, 7. ayet. وَٱلسَّمَآءِ ذَاتِ ٱلْحُبُكِ

    vessemâi ẕâti-lḥubük.

    Hasan Basri Çantay

    O haareli yollara saahib gök hakkı için,

    Ayet detayı — Zâriyât suresi, 7. ayet

  8. Zâriyât suresi, 8. ayet — tek başına aç

    Zâriyât suresi, 8. ayet. إِنَّكُمْ لَفِى قَوْلٍ مُّخْتَلِفٍ

    inneküm lefî ḳavlim muḫtelif.

    Hasan Basri Çantay

    hakıykat, siz kat'i ihtilafa düşen bir söz içindesinizdir.

    Ayet detayı — Zâriyât suresi, 8. ayet

  9. Zâriyât suresi, 9. ayet — tek başına aç

    Zâriyât suresi, 9. ayet. يُؤْفَكُ عَنْهُ مَنْ أُفِكَ

    yü'fekü `anhü men üfik.

    Hasan Basri Çantay

    Ondan döndürülen kimseler döndürülür.

    Ayet detayı — Zâriyât suresi, 9. ayet

  10. Zâriyât suresi, 10. ayet — tek başına aç

    Zâriyât suresi, 10. ayet. قُتِلَ ٱلْخَرَّٰصُونَ

    ḳutile-lḫarrâṣûn.

    Hasan Basri Çantay

    Kahr olsun o koyu yalancılar!

    Ayet detayı — Zâriyât suresi, 10. ayet

  11. Zâriyât suresi, 11. ayet — tek başına aç

    Zâriyât suresi, 11. ayet. ٱلَّذِينَ هُمْ فِى غَمْرَةٍ سَاهُونَ

    elleẕîne hüm fî gamratin sâhûn.

    Hasan Basri Çantay

    ki onlar koyu bir cehalet içinde kalmış gaafil kimselerdir.

    Ayet detayı — Zâriyât suresi, 11. ayet

  12. Zâriyât suresi, 12. ayet — tek başına aç

    Zâriyât suresi, 12. ayet. يَسْـَٔلُونَ أَيَّانَ يَوْمُ ٱلدِّينِ

    yes'elûne eyyâne yevmü-ddîn.

    Hasan Basri Çantay

    Onlar, o ceza gününün ne zaman olduğunu sorarlar.

    Ayet detayı — Zâriyât suresi, 12. ayet

  13. Zâriyât suresi, 13. ayet — tek başına aç

    Zâriyât suresi, 13. ayet. يَوْمَ هُمْ عَلَى ٱلنَّارِ يُفْتَنُونَ

    yevme hüm `ale-nnâri yüftenûn.

    Hasan Basri Çantay

    (O gün) kendilerinin ateş üzerinde azaba uğratılacakları gündür.

    Ayet detayı — Zâriyât suresi, 13. ayet

  14. Zâriyât suresi, 14. ayet — tek başına aç

    Zâriyât suresi, 14. ayet. ذُوقُوا۟ فِتْنَتَكُمْ هَٰذَا ٱلَّذِى كُنتُم بِهِۦ تَسْتَعْجِلُونَ

    ẕûḳû fitneteküm. hâẕe-lleẕî küntüm bihî testa`cilûn.

    Hasan Basri Çantay

    (Onlara) "Tadın azabınızı. İşte (dünyada) çarçabuk (gelmesini) isteyegeldiğiniz bu idi" (denilir).

    Ayet detayı — Zâriyât suresi, 14. ayet

Sakınanların vasıfları ve yeryüzündeki deliller 15–23

  1. Zâriyât suresi, 15. ayet — tek başına aç

    Zâriyât suresi, 15. ayet. إِنَّ ٱلْمُتَّقِينَ فِى جَنَّٰتٍ وَعُيُونٍ

    inne-lmütteḳîne fî cennâtiv ve`uyûn.

    Hasan Basri Çantay

    (15-16) Şübhesiz ki (fenalıkdan) sakınanlar, Rablerinin kendilerine verdiği (sevabı) ahz (-ü kabul) etmiş (ve bundan raazi olmuş) olarak, cennetlerde, pınarlar (ın başların) dadırlar. Çünkü onlar bundan evvel iyi amel (ve hareket) edenlerdi.

    Ayet detayı — Zâriyât suresi, 15. ayet

  2. Zâriyât suresi, 16. ayet — tek başına aç

    Zâriyât suresi, 16. ayet. ءَاخِذِينَ مَآ ءَاتَىٰهُمْ رَبُّهُمْ إِنَّهُمْ كَانُوا۟ قَبْلَ ذَٰلِكَ مُحْسِنِينَ

    âḫiẕîne mâ âtâhüm rabbühüm. innehüm kânû ḳable ẕâlike muḥsinîn.

    Hasan Basri Çantay

    (15-16) Şübhesiz ki (fenalıkdan) sakınanlar, Rablerinin kendilerine verdiği (sevabı) ahz (-ü kabul) etmiş (ve bundan raazi olmuş) olarak, cennetlerde, pınarlar (ın başların) dadırlar. Çünkü onlar bundan evvel iyi amel (ve hareket) edenlerdi.

    Ayet detayı — Zâriyât suresi, 16. ayet

  3. Zâriyât suresi, 17. ayet — tek başına aç

    Zâriyât suresi, 17. ayet. كَانُوا۟ قَلِيلًا مِّنَ ٱلَّيْلِ مَا يَهْجَعُونَ

    kânû ḳalîlem mine-lleyli mâ yehce`ûn.

    Hasan Basri Çantay

    Onlar gecenin (ancak) az bir kısmında uyurlardı.

    Ayet detayı — Zâriyât suresi, 17. ayet

  4. Zâriyât suresi, 18. ayet — tek başına aç

    Zâriyât suresi, 18. ayet. وَبِٱلْأَسْحَارِ هُمْ يَسْتَغْفِرُونَ

    vebil'esḥâri hüm yestagfirûn.

    Hasan Basri Çantay

    Sehar vakıflarında da onlar istiğfar ederlerdi.

    Ayet detayı — Zâriyât suresi, 18. ayet

  5. Zâriyât suresi, 19. ayet — tek başına aç

    Zâriyât suresi, 19. ayet. وَفِىٓ أَمْوَٰلِهِمْ حَقٌّ لِّلسَّآئِلِ وَٱلْمَحْرُومِ

    vefî emvâlihim ḥaḳḳul lissâili velmaḥrûm.

    Hasan Basri Çantay

    Onların mallarında sailin ve (kemal-i iffetinden dolayı dilencilik etmeyen) yoksulun da bir hakkı vardı.

    Ayet detayı — Zâriyât suresi, 19. ayet

  6. Zâriyât suresi, 20. ayet — tek başına aç

    Zâriyât suresi, 20. ayet. وَفِى ٱلْأَرْضِ ءَايَٰتٌ لِّلْمُوقِنِينَ

    vefi-l'arḍi âyâtül lilmûḳinîn.

    Hasan Basri Çantay

    (Küre-i) arzda kamil bilgi saahibleri için nice ayetler vardır.

    Ayet detayı — Zâriyât suresi, 20. ayet

  7. Zâriyât suresi, 21. ayet — tek başına aç

    Zâriyât suresi, 21. ayet. وَفِىٓ أَنفُسِكُمْ أَفَلَا تُبْصِرُونَ

    vefî enfüsiküm. efelâ tübṣirûn.

    Hasan Basri Çantay

    Kendi nefislerinizde dahi (nice ayetler var. Bunları) görmüyor musunuz?

    Ayet detayı — Zâriyât suresi, 21. ayet

  8. Zâriyât suresi, 22. ayet — tek başına aç

    Zâriyât suresi, 22. ayet. وَفِى ٱلسَّمَآءِ رِزْقُكُمْ وَمَا تُوعَدُونَ

    vefi-ssemâi rizḳuküm vemâ tû`adûn.

    Hasan Basri Çantay

    Rızkınız ve size va'd olunagelen şeyleri gök (ler) dedir.

    Ayet detayı — Zâriyât suresi, 22. ayet

  9. Zâriyât suresi, 23. ayet — tek başına aç

    Zâriyât suresi, 23. ayet. فَوَرَبِّ ٱلسَّمَآءِ وَٱلْأَرْضِ إِنَّهُۥ لَحَقٌّ مِّثْلَ مَآ أَنَّكُمْ تَنطِقُونَ

    feverabbi-ssemâi vel'arḍi innehû leḥaḳḳum miŝle mâ enneküm tenṭiḳûn.

    Hasan Basri Çantay

    İşte o göğün ve yerin Rabbine andolsun ki (va'd olunduğunuz) o (şeyler) tıpkı sizin konuşduğunuz gibi şübhesiz ve kat'i bir gerçekdir.

    Ayet detayı — Zâriyât suresi, 23. ayet

İbrâhim'in misafirleri ve Lût kavmi 24–37

  1. Zâriyât suresi, 24. ayet — tek başına aç

    Zâriyât suresi, 24. ayet. هَلْ أَتَىٰكَ حَدِيثُ ضَيْفِ إِبْرَٰهِيمَ ٱلْمُكْرَمِينَ

    hel etâke ḥadîŝü ḍayfi ibrâhîme-lmükramîn.

    Hasan Basri Çantay

    İbrahimin (Allah indinde) şerefli müsafirlerinin haberi sana geldi mi?

    Ayet detayı — Zâriyât suresi, 24. ayet

  2. Zâriyât suresi, 25. ayet — tek başına aç

    Zâriyât suresi, 25. ayet. إِذْ دَخَلُوا۟ عَلَيْهِ فَقَالُوا۟ سَلَٰمًا قَالَ سَلَٰمٌ قَوْمٌ مُّنكَرُونَ

    iẕ deḫalû `aleyhi feḳâlû selâmâ. ḳâle selâm. ḳavmüm münkerûn.

    Hasan Basri Çantay

    Hani bunlar, onun yanına girmişlerdi de "Selam" demişlerdi. (İbrahim de) "selam" demiş (selam ile mukaabele etmiş), "(Bunlar) tanınmamış bir zümre" demişdi.

    Ayet detayı — Zâriyât suresi, 25. ayet

  3. Zâriyât suresi, 26. ayet — tek başına aç

    Zâriyât suresi, 26. ayet. فَرَاغَ إِلَىٰٓ أَهْلِهِۦ فَجَآءَ بِعِجْلٍ سَمِينٍ

    ferâga ilâ ehlihî fecâe bi`iclin semîn.

    Hasan Basri Çantay

    Hemen (gizlice) ailesine gidib semiz bir dana getirdi de,

    Ayet detayı — Zâriyât suresi, 26. ayet

  4. Zâriyât suresi, 27. ayet — tek başına aç

    Zâriyât suresi, 27. ayet. فَقَرَّبَهُۥٓ إِلَيْهِمْ قَالَ أَلَا تَأْكُلُونَ

    feḳarrabehû ileyhim ḳâle elâ te'külûn.

    Hasan Basri Çantay

    Bunu onlara yaklaşdırdı. "Yemez misiniz?" dedi.

    Ayet detayı — Zâriyât suresi, 27. ayet

  5. Zâriyât suresi, 28. ayet — tek başına aç

    Zâriyât suresi, 28. ayet. فَأَوْجَسَ مِنْهُمْ خِيفَةً قَالُوا۟ لَا تَخَفْ وَبَشَّرُوهُ بِغُلَٰمٍ عَلِيمٍ

    feevcese minhüm ḫîfeh. ḳâlû lâ teḫaf. vebeşşerûhü bigulâmin `alîm.

    Hasan Basri Çantay

    Derken içine onlardan gizli bir korku çökdü. "Korkma" dediler ve onu çok bilgin bir oğulla müjdelediler.

    Ayet detayı — Zâriyât suresi, 28. ayet

  6. Zâriyât suresi, 29. ayet — tek başına aç

    Zâriyât suresi, 29. ayet. فَأَقْبَلَتِ ٱمْرَأَتُهُۥ فِى صَرَّةٍ فَصَكَّتْ وَجْهَهَا وَقَالَتْ عَجُوزٌ عَقِيمٌ

    feaḳbeleti-mraetühû fî ṣarratin feṣakket vechehâ veḳâlet `acûzün `aḳîm.

    Hasan Basri Çantay

    Bunun üzerine (İbrahimin) zevcesi (Sare) bir feryad içinde yönelib (elini) yüzüne vurdu. "(Ben) doğurmaz bir koca karı (yım)" dedi.

    Ayet detayı — Zâriyât suresi, 29. ayet

  7. Zâriyât suresi, 30. ayet — tek başına aç

    Zâriyât suresi, 30. ayet. قَالُوا۟ كَذَٰلِكِ قَالَ رَبُّكِ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلْحَكِيمُ ٱلْعَلِيمُ

    ḳâlû keẕâliki ḳâle rabbük. innehû hüve-lḥakîmü-l`alîm.

    Hasan Basri Çantay

    Onlar "öyledir. Fakat (bunu) Rabbin buyurdu. Çünkü O, asıl hukum ve hikmet saahibi olan, (herşey'i) hakkıyle bilen odur" dediler.

    Ayet detayı — Zâriyât suresi, 30. ayet

  8. Buradan itibaren cüz 27

    Zâriyât suresi, 31. ayet — tek başına aç

    Zâriyât suresi, 31. ayet. قَالَ فَمَا خَطْبُكُمْ أَيُّهَا ٱلْمُرْسَلُونَ

    ḳâle femâ ḫaṭbüküm eyyühe-lmürselûn.

    Hasan Basri Çantay

    (İbrahim) "Ey gönderilmiş (melekler) sizin haal-ü şanınız nedir?" dedi.

    Ayet detayı — Zâriyât suresi, 31. ayet

  9. Zâriyât suresi, 32. ayet — tek başına aç

    Zâriyât suresi, 32. ayet. قَالُوٓا۟ إِنَّآ أُرْسِلْنَآ إِلَىٰ قَوْمٍ مُّجْرِمِينَ

    ḳâlû innâ ürsilnâ ilâ ḳavmim mücrimîn.

    Hasan Basri Çantay

    Onlar "Biz günahkarlar güruhuna gönderildik", dediler,

    Ayet detayı — Zâriyât suresi, 32. ayet

  10. Zâriyât suresi, 33. ayet — tek başına aç

    Zâriyât suresi, 33. ayet. لِنُرْسِلَ عَلَيْهِمْ حِجَارَةً مِّن طِينٍ

    linürsile `aleyhim ḥicâratem min ṭîn.

    Hasan Basri Çantay

    "Çünkü üzerlerine çamurdan taşlar atacağız",

    Ayet detayı — Zâriyât suresi, 33. ayet

  11. Zâriyât suresi, 34. ayet — tek başına aç

    Zâriyât suresi, 34. ayet. مُّسَوَّمَةً عِندَ رَبِّكَ لِلْمُسْرِفِينَ

    müsevvemeten `inde rabbike lilmüsrifîn.

    Hasan Basri Çantay

    "ki (bunların her biri) aşırı hareket edenlere haas olmak üzere Rabbin nezdinde nişanlanmış (dır)".

    Ayet detayı — Zâriyât suresi, 34. ayet

  12. Zâriyât suresi, 35. ayet — tek başına aç

    Zâriyât suresi, 35. ayet. فَأَخْرَجْنَا مَن كَانَ فِيهَا مِنَ ٱلْمُؤْمِنِينَ

    feaḫracnâ men kâne fîhâ mine-lmü'minîn.

    Hasan Basri Çantay

    Derken orada mü'minlerden kim varsa çıkardık.

    Ayet detayı — Zâriyât suresi, 35. ayet

  13. Zâriyât suresi, 36. ayet — tek başına aç

    Zâriyât suresi, 36. ayet. فَمَا وَجَدْنَا فِيهَا غَيْرَ بَيْتٍ مِّنَ ٱلْمُسْلِمِينَ

    femâ vecednâ fîhâ gayra beytim mine-lmüslimîn.

    Hasan Basri Çantay

    Fakat orada müslümanlardan bir ev (halkın) dan başkasını da bulmadık.

    Ayet detayı — Zâriyât suresi, 36. ayet

  14. Zâriyât suresi, 37. ayet — tek başına aç

    Zâriyât suresi, 37. ayet. وَتَرَكْنَا فِيهَآ ءَايَةً لِّلَّذِينَ يَخَافُونَ ٱلْعَذَابَ ٱلْأَلِيمَ

    veteraknâ fîhâ âyetel lilleẕîne yeḫâfûne-l`aẕâbe-l'elîm.

    Hasan Basri Çantay

    (Bununla beraber) orada elem verici azabdan, korkacaklar için, bir alamet de bırakdık.

    Ayet detayı — Zâriyât suresi, 37. ayet

Mûsâ, Âd, Semûd ve Nûh kavimleri 38–46

  1. Zâriyât suresi, 38. ayet — tek başına aç

    Zâriyât suresi, 38. ayet. وَفِى مُوسَىٰٓ إِذْ أَرْسَلْنَٰهُ إِلَىٰ فِرْعَوْنَ بِسُلْطَٰنٍ مُّبِينٍ

    vefî mûsâ iẕ erselnâhü ilâ fir`avne bisülṭânim mübîn.

    Hasan Basri Çantay

    Musa (nin kıssasın) da da (ibret vardır). Hani onu apaçık bir hüccetle Fir'avne göndermişdik de,

    Ayet detayı — Zâriyât suresi, 38. ayet

  2. Zâriyât suresi, 39. ayet — tek başına aç

    Zâriyât suresi, 39. ayet. فَتَوَلَّىٰ بِرُكْنِهِۦ وَقَالَ سَٰحِرٌ أَوْ مَجْنُونٌ

    fetevellâ biruknihî veḳâle sâḥirun ev mecnûn.

    Hasan Basri Çantay

    O, ordusiyle birlikde (imandan) yüz çevimiş, (onun hakkında) "Ya bir sihirbazdır, yahud bir mecnundur" demişdi.

    Ayet detayı — Zâriyât suresi, 39. ayet

  3. Zâriyât suresi, 40. ayet — tek başına aç

    Zâriyât suresi, 40. ayet. فَأَخَذْنَٰهُ وَجُنُودَهُۥ فَنَبَذْنَٰهُمْ فِى ٱلْيَمِّ وَهُوَ مُلِيمٌ

    feeḫaẕnâhü vecünûdehû fenebeẕnâhüm fi-lyemmi vehüve mülîm.

    Hasan Basri Çantay

    Nihayet onu da, ordularını da yakalayıb denize atdık ki o, (bu sırada kendi kendini) kınayıcı idi.

    Ayet detayı — Zâriyât suresi, 40. ayet

  4. Zâriyât suresi, 41. ayet — tek başına aç

    Zâriyât suresi, 41. ayet. وَفِى عَادٍ إِذْ أَرْسَلْنَا عَلَيْهِمُ ٱلرِّيحَ ٱلْعَقِيمَ

    vefî `âdin iẕ erselnâ `aleyhimü-rrîḥa-l`aḳîm.

    Hasan Basri Çantay

    Aad (kavminin helak edilmesin) de de (ibret vardır). Hani onların üzerine o kısır rüzgarı göndermişdik.

    Ayet detayı — Zâriyât suresi, 41. ayet

  5. Zâriyât suresi, 42. ayet — tek başına aç

    Zâriyât suresi, 42. ayet. مَا تَذَرُ مِن شَىْءٍ أَتَتْ عَلَيْهِ إِلَّا جَعَلَتْهُ كَٱلرَّمِيمِ

    mâ teẕeru min şey'in etet `aleyhi illâ ce`alethü kelramîm.

    Hasan Basri Çantay

    (Öyle bir rüzgar ki) her uğradığı şey'i (yerinde) bırakmıyor, mutlakaa onu kül gibi savuruyordu.

    Ayet detayı — Zâriyât suresi, 42. ayet

  6. Zâriyât suresi, 43. ayet — tek başına aç

    Zâriyât suresi, 43. ayet. وَفِى ثَمُودَ إِذْ قِيلَ لَهُمْ تَمَتَّعُوا۟ حَتَّىٰ حِينٍ

    vefî ŝemûde iẕ ḳîle lehüm temette`û ḥattâ ḥîn.

    Hasan Basri Çantay

    Semud (kavminin ilhakin) de de (bir ibret vardır). Hani onlara "Bir zamana kadar faidelene durun" denilmişdi de,

    Ayet detayı — Zâriyât suresi, 43. ayet

  7. Zâriyât suresi, 44. ayet — tek başına aç

    Zâriyât suresi, 44. ayet. فَعَتَوْا۟ عَنْ أَمْرِ رَبِّهِمْ فَأَخَذَتْهُمُ ٱلصَّٰعِقَةُ وَهُمْ يَنظُرُونَ

    fe`atev `an emri rabbihim feeḫaẕethümu-ṣṣâ`iḳatü vehüm yenżurûn.

    Hasan Basri Çantay

    Rablerinin emrinden uzaklaşıb azmışlardı. (Bu yüzden) kendilerine de göre göre, onları yıldırım tutuvermişdi.

    Ayet detayı — Zâriyât suresi, 44. ayet

  8. Zâriyât suresi, 45. ayet — tek başına aç

    Zâriyât suresi, 45. ayet. فَمَا ٱسْتَطَٰعُوا۟ مِن قِيَامٍ وَمَا كَانُوا۟ مُنتَصِرِينَ

    feme-steṭâ`û min ḳiyâmiv vemâ kânû münteṣirîn.

    Hasan Basri Çantay

    İşte (bu sebeble) ayakda durmıya güç yetiremediler, yardım edenleri de olmadı.

    Ayet detayı — Zâriyât suresi, 45. ayet

  9. Zâriyât suresi, 46. ayet — tek başına aç

    Zâriyât suresi, 46. ayet. وَقَوْمَ نُوحٍ مِّن قَبْلُ إِنَّهُمْ كَانُوا۟ قَوْمًا فَٰسِقِينَ

    veḳavme nûḥim min ḳabl. innehüm kânû ḳavmen fâsiḳîn.

    Hasan Basri Çantay

    Daha evvel de Nuuh kavmini (helak etdik). Çünkü onlar (küfr-ü ısyanlarıyle doğrulukdan) çıkmış fasık kavmdi.

    Ayet detayı — Zâriyât suresi, 46. ayet

Göğün kurulması; "Allah'a koşun" 47–51

  1. Zâriyât suresi, 47. ayet — tek başına aç

    Zâriyât suresi, 47. ayet. وَٱلسَّمَآءَ بَنَيْنَٰهَا بِأَيْي۟دٍ وَإِنَّا لَمُوسِعُونَ

    vessemâe beneynâhâ bieydiv veinnâ lemûsi`ûn.

    Hasan Basri Çantay

    Biz göğü kuvvetle bina etdik. Çünkü biz muhakkak ve mutlak bir (vüs'at ve) kudrete malikizdir.

    Ayet detayı — Zâriyât suresi, 47. ayet

  2. Zâriyât suresi, 48. ayet — tek başına aç

    Zâriyât suresi, 48. ayet. وَٱلْأَرْضَ فَرَشْنَٰهَا فَنِعْمَ ٱلْمَٰهِدُونَ

    vel'arḍa feraşnâhâ feni`me-lmâhidûn.

    Hasan Basri Çantay

    Yeri de biz döşedik. (Bak biz) ne güzel döşeyiciler (iz)!

    Ayet detayı — Zâriyât suresi, 48. ayet

  3. Zâriyât suresi, 49. ayet — tek başına aç

    Zâriyât suresi, 49. ayet. وَمِن كُلِّ شَىْءٍ خَلَقْنَا زَوْجَيْنِ لَعَلَّكُمْ تَذَكَّرُونَ

    vemin külli şey'in ḫalaḳnâ zevceyni le`alleküm teẕekkerûn.

    Hasan Basri Çantay

    Her şeyden de iki çift yaratdık, olur ki inceden inceye düşünürsünüz diye.

    Ayet detayı — Zâriyât suresi, 49. ayet

  4. Zâriyât suresi, 50. ayet — tek başına aç

    Zâriyât suresi, 50. ayet. فَفِرُّوٓا۟ إِلَى ٱللَّهِ إِنِّى لَكُم مِّنْهُ نَذِيرٌ مُّبِينٌ

    fefirrû ile-llâh. innî leküm minhü neẕîrum mübîn.

    Hasan Basri Çantay

    O halde (Habibim, de ki:) "Hepiniz Allaha kaçın. Hakıykat, ben sizi On (un azabın) dan açıkça korkutan (bir peygamber) im".

    Ayet detayı — Zâriyât suresi, 50. ayet

  5. Zâriyât suresi, 51. ayet — tek başına aç

    Zâriyât suresi, 51. ayet. وَلَا تَجْعَلُوا۟ مَعَ ٱللَّهِ إِلَٰهًا ءَاخَرَ إِنِّى لَكُم مِّنْهُ نَذِيرٌ مُّبِينٌ

    velâ tec`alû me`a-llâhi ilâhen âḫar. innî leküm minhü neẕîrum mübîn.

    Hasan Basri Çantay

    "Allahın yanına diğer bir Tanrı daha katmayın. Hakıykat, ben sizi (Allahın azabından) apaşikar korkutan (bir peygamber) im".

    Ayet detayı — Zâriyât suresi, 51. ayet

Her peygambere aynı söz; kulluk için yaratılış 52–60

  1. Zâriyât suresi, 52. ayet — tek başına aç

    Zâriyât suresi, 52. ayet. كَذَٰلِكَ مَآ أَتَى ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِهِم مِّن رَّسُولٍ إِلَّا قَالُوا۟ سَاحِرٌ أَوْ مَجْنُونٌ

    keẕâlike mâ ete-lleẕîne min ḳablihim mir rasûlin illâ ḳâlû sâḥirun ev mecnûn.

    Hasan Basri Çantay

    Onlardan evvelkilere de herhangi bir peygamber gelmedi ki (onun hakkında da) mutlakaa böylece sihirbaz, yahud mecnun dediler.

    Ayet detayı — Zâriyât suresi, 52. ayet

  2. Zâriyât suresi, 53. ayet — tek başına aç

    Zâriyât suresi, 53. ayet. أَتَوَاصَوْا۟ بِهِۦ بَلْ هُمْ قَوْمٌ طَاغُونَ

    etevâṣav bih. bel hüm ḳavmün ṭâgûn.

    Hasan Basri Çantay

    Hepsi de bunu birbirine tavsiye mi etdiler?! Hayır, onlar (umumiyyetle) azgınlar güruhunun ta kendileridir.

    Ayet detayı — Zâriyât suresi, 53. ayet

  3. Zâriyât suresi, 54. ayet — tek başına aç

    Zâriyât suresi, 54. ayet. فَتَوَلَّ عَنْهُمْ فَمَآ أَنتَ بِمَلُومٍ

    fetevelle `anhüm femâ ente bimelûm.

    Hasan Basri Çantay

    O halde (Habibim) onlardan yüz çevir. Artık sen, kınanacak (mes'ul olacak) değilsin.

    Ayet detayı — Zâriyât suresi, 54. ayet

  4. Zâriyât suresi, 55. ayet — tek başına aç

    Zâriyât suresi, 55. ayet. وَذَكِّرْ فَإِنَّ ٱلذِّكْرَىٰ تَنفَعُ ٱلْمُؤْمِنِينَ

    veẕekkir feinne-ẕẕikrâ tenfe`u-lmü'minîn.

    Hasan Basri Çantay

    Sen (sade Kur'an ile) va'z et. Çünkü şübhesiz öğüt mü'minlere faide verir.

    Ayet detayı — Zâriyât suresi, 55. ayet

  5. Zâriyât suresi, 56. ayet — tek başına aç

    Zâriyât suresi, 56. ayet. وَمَا خَلَقْتُ ٱلْجِنَّ وَٱلْإِنسَ إِلَّا لِيَعْبُدُونِ

    vemâ ḫalaḳtü-lcinne vel'inse illâ liya`büdûn.

    Hasan Basri Çantay

    Ben cinleri de, insanları da (başka bir hikmete değil) ancak bana kulluk etsinler diye yaratdım.

    Ayet detayı — Zâriyât suresi, 56. ayet

  6. Zâriyât suresi, 57. ayet — tek başına aç

    Zâriyât suresi, 57. ayet. مَآ أُرِيدُ مِنْهُم مِّن رِّزْقٍ وَمَآ أُرِيدُ أَن يُطْعِمُونِ

    mâ ürîdü minhüm mir rizḳiv vemâ ürîdü ey yuṭ`imûn.

    Hasan Basri Çantay

    Ben onlardan bir rızık istemiyorum. Bana (yemek) yedirmelerini de istemiyorum!

    Ayet detayı — Zâriyât suresi, 57. ayet

  7. Zâriyât suresi, 58. ayet — tek başına aç

    Zâriyât suresi, 58. ayet. إِنَّ ٱللَّهَ هُوَ ٱلرَّزَّاقُ ذُو ٱلْقُوَّةِ ٱلْمَتِينُ

    inne-llâhe hüve-rrazzâḳu ẕü-lḳuvveti-lmetîn.

    Hasan Basri Çantay

    Şübhesiz rızkı veren, O pek çetin kuvvet saahibi Allahın kendisidir.

    Ayet detayı — Zâriyât suresi, 58. ayet

  8. Zâriyât suresi, 59. ayet — tek başına aç

    Zâriyât suresi, 59. ayet. فَإِنَّ لِلَّذِينَ ظَلَمُوا۟ ذَنُوبًا مِّثْلَ ذَنُوبِ أَصْحَٰبِهِمْ فَلَا يَسْتَعْجِلُونِ

    feinne lilleẕîne żalemû ẕenûbem miŝle ẕenûbi aṣḥâbihim felâ yesta`cilûn.

    Hasan Basri Çantay

    Artık muhakkak ki o zulmedenler için (geçmiş) arkadaşlarının (azab) hissesi gibi bir nasıyb (-i hüsran) vardır. Şimdi (onu) acele istemesinler.

    Ayet detayı — Zâriyât suresi, 59. ayet

  9. Zâriyât suresi, 60. ayet — tek başına aç

    Zâriyât suresi, 60. ayet. فَوَيْلٌ لِّلَّذِينَ كَفَرُوا۟ مِن يَوْمِهِمُ ٱلَّذِى يُوعَدُونَ

    feveylül lilleẕîne keferû miy yevmihimü-lleẕî yû`adûn.

    Hasan Basri Çantay

    İşte kendilerine va'd (ve tehdid) edilegelen günlerinden (dolayı) vay o küfredenlere!

    Ayet detayı — Zâriyât suresi, 60. ayet