54. sure

Kamer Suresi القمر

Bu sureyi dinle — okunan kelime işaretlenir

Konu dizini 7 konu
  1. Ayın yarılması ve davetçinin günü 1–8 karşılaştır — Ayın yarılması ve davetçinin günü
  2. Nûh kavmi 9–17 karşılaştır — Nûh kavmi
  3. Âd kavmi 18–22 karşılaştır — Âd kavmi
  4. Semûd kavmi 23–32 karşılaştır — Semûd kavmi
  5. Lût kavmi 33–40 karşılaştır — Lût kavmi
  6. Firavun ailesi ve Mekkelilere hitap 41–46 karşılaştır — Firavun ailesi ve Mekkelilere hitap
  7. Ölçüyle yaratılış; suçlular ve sakınanlar 47–55 karşılaştır — Ölçüyle yaratılış; suçlular ve sakınanlar

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır.

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

Ayın yarılması ve davetçinin günü 1–8

  1. Kamer suresi, 1. ayet — tek başına aç

    Kamer suresi, 1. ayet. ٱقْتَرَبَتِ ٱلسَّاعَةُ وَٱنشَقَّ ٱلْقَمَرُ

    iḳterabeti-ssâ`atü venşeḳḳa-lḳamer.

    Ali Rıza Safa

    Evrenlerin sonu yaklaştı ve Ay yarıldı! dipnot 469

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 469
      Bu ayet, mucize meraklıları tarafından, Muhammed peygamberin parmağını göstererek ayı ikiye böldüğü biçimindeki uydurma söylentilerle yorumlanmıştır. Oysa Muhammed peygamberin tek mucizesinin Kur'an'ın ona indirilmesi olduğu ve başka bir mucize beklenmemesi, 29:51 ayetinde bildirilmiştir. "Ay yarıldı!" anlamına gelen "İnşakka el kameru" tümcesindeki "Şakka" eyleminin "Toprağı yarmak" veya "Toprağı sürmek" gibi anlamlarından dolayı, ay toprağının yarılarak dünyaya getirileceğinin bildirildiği biçiminde yorumlayanlar da vardır. Aya ulaşılarak toprağının dünyaya getirilmesi olayı.[1969] yılında gerçekleşmiştir.

    Ayet detayı — Kamer suresi, 1. ayet

  2. Kamer suresi, 2. ayet — tek başına aç

    Kamer suresi, 2. ayet. وَإِن يَرَوْا۟ ءَايَةً يُعْرِضُوا۟ وَيَقُولُوا۟ سِحْرٌ مُّسْتَمِرٌّ

    veiy yerav âyetey yü`riḍû veyeḳûlû siḥrum müstemirr.

    Ali Rıza Safa

    Bir mucize görseler, yüz çevirirler ve şöyle derler: "Sürüp giden bir büyü!"

    Ayet detayı — Kamer suresi, 2. ayet

  3. Kamer suresi, 3. ayet — tek başına aç

    Kamer suresi, 3. ayet. وَكَذَّبُوا۟ وَٱتَّبَعُوٓا۟ أَهْوَآءَهُمْ وَكُلُّ أَمْرٍ مُّسْتَقِرٌّ

    vekeẕẕebû vettebe`û ehvâehüm veküllü emrim müsteḳirr.

    Ali Rıza Safa

    Yalanladılar; kendi isteklerine ve tutkularına kapıldılar. Oysa tüm işler için yargı verilmiştir.

    Ayet detayı — Kamer suresi, 3. ayet

  4. Kamer suresi, 4. ayet — tek başına aç

    Kamer suresi, 4. ayet. وَلَقَدْ جَآءَهُم مِّنَ ٱلْأَنۢبَآءِ مَا فِيهِ مُزْدَجَرٌ

    veleḳad câehüm mine-l'embâi mâ fîhi müzdecer.

    Ali Rıza Safa

    Üstelik gerçek şu ki, buna son vermelerini sağlayacak haberler onlara gelmiştir.

    Ayet detayı — Kamer suresi, 4. ayet

  5. Kamer suresi, 5. ayet — tek başına aç

    Kamer suresi, 5. ayet. حِكْمَةٌۢ بَٰلِغَةٌ فَمَا تُغْنِ ٱلنُّذُرُ

    ḥikmetüm bâligatün femâ tugni-nnüẕür.

    Ali Rıza Safa

    Üstün bir bilgeliktir. Yine de uyarılar yarar sağlamıyor.

    Ayet detayı — Kamer suresi, 5. ayet

  6. Kamer suresi, 6. ayet — tek başına aç

    Kamer suresi, 6. ayet. فَتَوَلَّ عَنْهُمْ يَوْمَ يَدْعُ ٱلدَّاعِ إِلَىٰ شَىْءٍ نُّكُرٍ

    fetevelle `anhüm. yevme yed`u-ddâ`i ilâ şey'in nükür.

    Ali Rıza Safa

    Artık, onlardan uzaklaş. O gün, çağıran, görülmemiş bir şeye çağırır.

    Ayet detayı — Kamer suresi, 6. ayet

  7. Kamer suresi, 7. ayet — tek başına aç

    Kamer suresi, 7. ayet. خُشَّعًا أَبْصَٰرُهُمْ يَخْرُجُونَ مِنَ ٱلْأَجْدَاثِ كَأَنَّهُمْ جَرَادٌ مُّنتَشِرٌ

    ḫuşşe`an ebṣâruhüm yaḫrucûne mine-l'ecdâŝi keennehüm cerâdüm münteşir.

    Ali Rıza Safa

    Alçalmış bakışlarla, yayılan çekirgeler gibi mezarlarından çıkarlar. dipnot 470

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 470
      Çekirgeler, yumurtalarını toprağın içine yerleştirirler ve toprak altında uzun bir süre kaldıktan sonra, kurtçuklar yeryüzüne çıkarlar. Milyarlarca çekirgenin bir araya geldiği çekirge sürüleri, beş kilometreye dek uzayan alanlarda kapkara bir yoğunluk biçiminde görünürler.

    Ayet detayı — Kamer suresi, 7. ayet

  8. Kamer suresi, 8. ayet — tek başına aç

    Kamer suresi, 8. ayet. مُّهْطِعِينَ إِلَى ٱلدَّاعِ يَقُولُ ٱلْكَٰفِرُونَ هَٰذَا يَوْمٌ عَسِرٌ

    mühti`îne ile-ddâ`. yeḳûlü-lkâfirûne hâẕâ yevmün `asir.

    Ali Rıza Safa

    Çağırana doğru şaşkınlık içinde koşarlarken, nankörlük edenler, şöyle derler: "İşte bu, zorlu bir gündür!"

    Ayet detayı — Kamer suresi, 8. ayet

Nûh kavmi 9–17

  1. Kamer suresi, 9. ayet — tek başına aç

    Kamer suresi, 9. ayet. كَذَّبَتْ قَبْلَهُمْ قَوْمُ نُوحٍ فَكَذَّبُوا۟ عَبْدَنَا وَقَالُوا۟ مَجْنُونٌ وَٱزْدُجِرَ

    keẕẕebet ḳablehüm ḳavmü nûḥin fekeẕẕebû `abdenâ veḳâlû mecnûnüv vezdücira.

    Ali Rıza Safa

    Onlardan önce, Nuh toplumu da yalanlamıştı. Kulumuzu yalanlayarak; "Delirmiş!" dediler ve engellediler.

    Ayet detayı — Kamer suresi, 9. ayet

  2. Kamer suresi, 10. ayet — tek başına aç

    Kamer suresi, 10. ayet. فَدَعَا رَبَّهُۥٓ أَنِّى مَغْلُوبٌ فَٱنتَصِرْ

    fede`â rabbehû ennî maglûbün fenteṣir.

    Ali Rıza Safa

    Bunun üzerine, Efendisine, yakarışta bulundu: "Aslında, ben yenildim; artık bana yardım et!"

    Ayet detayı — Kamer suresi, 10. ayet

  3. Kamer suresi, 11. ayet — tek başına aç

    Kamer suresi, 11. ayet. فَفَتَحْنَآ أَبْوَٰبَ ٱلسَّمَآءِ بِمَآءٍ مُّنْهَمِرٍ

    fefetaḥnâ ebvâbe-ssemâi bimâim münhemir.

    Ali Rıza Safa

    Bu yüzden, seller gibi akan bir suyla gök kapılarını açtık.

    Ayet detayı — Kamer suresi, 11. ayet

  4. Kamer suresi, 12. ayet — tek başına aç

    Kamer suresi, 12. ayet. وَفَجَّرْنَا ٱلْأَرْضَ عُيُونًا فَٱلْتَقَى ٱلْمَآءُ عَلَىٰٓ أَمْرٍ قَدْ قُدِرَ

    vefeccerne-l'arḍa `uyûnen felteḳe-lmâü `alâ emrin ḳad ḳudir.

    Ali Rıza Safa

    Ve yeryüzünü kaynaklar biçiminde fışkırttık. Ardından, belirlenmiş bir olgu için sular birleşti.

    Ayet detayı — Kamer suresi, 12. ayet

  5. Kamer suresi, 13. ayet — tek başına aç

    Kamer suresi, 13. ayet. وَحَمَلْنَٰهُ عَلَىٰ ذَاتِ أَلْوَٰحٍ وَدُسُرٍ

    veḥamelnâhü `alâ ẕâti elvâḥiv vedüsür.

    Ali Rıza Safa

    Onu, tahtalar ve çivilerden yapılmış şey üzerinde taşıdık. dipnot 471

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 471
      Bu ayette "Tahtalar ve çivilerden yapılmış şey" olarak bildirilen Nuh'un gemisi, Kur'an'ın diğer ayetlerinde "Gemi" olarak bildirilmiştir. British Museum Orta Doğu uzmanları, Nuh'un gemisinin yetmiş metre çapında dairesel bir yapısı olduğunu ve saz destelerinin katranla yapıştırılarak bezle kaplandığını, müzede yer ala.[3700] yıllık bir Babil yazıtına dayanarak öne sürdüler. Bilim insanları, dairesel yapıdaki bir geminin sel sularına karşı çok daha dayanıklı olduğunu, ama yalnızca su üzerinde durabilmek yeteneği olduğunu söylüyorlar. Nuh'un gemisi, Tevrat, Yaratılış 6:14 ayetinde, şöyle yazılıdır: "Gofer ağacından kendine bir gemi yap. İçini dışını ziftle; içeriye kamaralar yap."

    Ayet detayı — Kamer suresi, 13. ayet

  6. Kamer suresi, 14. ayet — tek başına aç

    Kamer suresi, 14. ayet. تَجْرِى بِأَعْيُنِنَا جَزَآءً لِّمَن كَانَ كُفِرَ

    tecrî bia`yüninâ. cezâel limen kâne küfira.

    Ali Rıza Safa

    Nankörlük edilene bir ödül olarak, gözlerimizin önünde akıp gidiyordu.

    Ayet detayı — Kamer suresi, 14. ayet

  7. Kamer suresi, 15. ayet — tek başına aç

    Kamer suresi, 15. ayet. وَلَقَد تَّرَكْنَٰهَآ ءَايَةً فَهَلْ مِن مُّدَّكِرٍ

    veleḳat teraknâhâ âyeten fehel mim müddekir.

    Ali Rıza Safa

    Üstelik gerçek şu ki, onu, bir kanıt olarak bıraktık. Artık, öğüt alan var mı? dipnot 472

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 472
      "Onu, bir kanıt olarak bıraktık." bildirimi, Nuh peygamberin gemisinin yeryüzünde bir yerlerde olması olasılığını güçlendirmektedir. 11:37-44 ayetleri arasında anlatılan öyküden, Nuh'un ailesiyle birlikte diğer inananları ve her türden birer çifti taşıyacak kapasitede ve dağ gibi dalgalara dayanacak sağlamlıkta olan Nuh'un gemisinin, çok büyük bir gemi olduğu anlaşılmaktadır. Nuh'un, hayvan türlerinden hangilerini gemisine aldığı ve yeryüzünün hangi bölgelerinin sularla kaplandığı bilinmese de yeryüzünde iki milyon ile on milyon arasında hayvan türünün yaşadığı düşünülürse, bunların çok az bir bölümünün bile bir gemiye bindirilmesi, bilinen boyutlarla açıklanabilecek bir durum değildir; evrenlerdeki boyutların açıklanamadığı gibi...

    Ayet detayı — Kamer suresi, 15. ayet

  8. Kamer suresi, 16. ayet — tek başına aç

    Kamer suresi, 16. ayet. فَكَيْفَ كَانَ عَذَابِى وَنُذُرِ

    fekeyfe kâne `aẕâbî venüẕür.

    Ali Rıza Safa

    Sonunda, cezalandırmam ve uyarılarım nasıl oldu?

    Ayet detayı — Kamer suresi, 16. ayet

  9. Kamer suresi, 17. ayet — tek başına aç

    Kamer suresi, 17. ayet. وَلَقَدْ يَسَّرْنَا ٱلْقُرْءَانَ لِلذِّكْرِ فَهَلْ مِن مُّدَّكِرٍ

    veleḳad yesserne-lḳur'âne liẕẕikri fehel mim müddekir.

    Ali Rıza Safa

    Üstelik gerçek şu ki, Kur'an'ı, düşünmek için kolaylaştırdık. Artık, öğüt alan var mı? dipnot 473

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 473
      54:17,22,32,40 ayetlerinde "Üstelik gerçek şu ki, Kur'an'ı, düşünmek için kolaylaştırdık. Artık, öğüt alan var mı?" tümcesi, tıpkısı sözcüklerle tekrarlanır.

    Ayet detayı — Kamer suresi, 17. ayet

Âd kavmi 18–22

  1. Kamer suresi, 18. ayet — tek başına aç

    Kamer suresi, 18. ayet. كَذَّبَتْ عَادٌ فَكَيْفَ كَانَ عَذَابِى وَنُذُرِ

    keẕẕebet `âdün fekeyfe kâne `aẕâbî venüẕür.

    Ali Rıza Safa

    Âd da yalanlamıştı. Sonunda, cezalandırmam ve uyarılarım nasıl oldu?

    Ayet detayı — Kamer suresi, 18. ayet

  2. Kamer suresi, 19. ayet — tek başına aç

    Kamer suresi, 19. ayet. إِنَّآ أَرْسَلْنَا عَلَيْهِمْ رِيحًا صَرْصَرًا فِى يَوْمِ نَحْسٍ مُّسْتَمِرٍّ

    innâ erselnâ `aleyhim rîḥan ṣarṣaran fî yevmi naḥsim müstemirr.

    Ali Rıza Safa

    Uğursuzluğu gün boyunca süren, uğultulu bir kasırgayı, onların üzerine gönderdik.

    Ayet detayı — Kamer suresi, 19. ayet

  3. Kamer suresi, 20. ayet — tek başına aç

    Kamer suresi, 20. ayet. تَنزِعُ ٱلنَّاسَ كَأَنَّهُمْ أَعْجَازُ نَخْلٍ مُّنقَعِرٍ

    tenzi`u-nnâse keennehüm a`câzü naḫlim münḳa`ir.

    Ali Rıza Safa

    Köklerinden koparılmış hurma kütükleri gibi insanları savurup attı.

    Ayet detayı — Kamer suresi, 20. ayet

  4. Kamer suresi, 21. ayet — tek başına aç

    Kamer suresi, 21. ayet. فَكَيْفَ كَانَ عَذَابِى وَنُذُرِ

    fekeyfe kâne `aẕâbî venüẕür.

    Ali Rıza Safa

    Sonunda, cezalandırmam ve uyarılarım nasıl oldu?

    Ayet detayı — Kamer suresi, 21. ayet

  5. Kamer suresi, 22. ayet — tek başına aç

    Kamer suresi, 22. ayet. وَلَقَدْ يَسَّرْنَا ٱلْقُرْءَانَ لِلذِّكْرِ فَهَلْ مِن مُّدَّكِرٍ

    veleḳad yesserne-lḳur'âne liẕẕikri fehel mim müddekir.

    Ali Rıza Safa

    Üstelik gerçek şu ki, Kur'an'ı, düşünmek için kolaylaştırdık. Artık, öğüt alan var mı?

    Ayet detayı — Kamer suresi, 22. ayet

Semûd kavmi 23–32

  1. Kamer suresi, 23. ayet — tek başına aç

    Kamer suresi, 23. ayet. كَذَّبَتْ ثَمُودُ بِٱلنُّذُرِ

    keẕẕebet ŝemûdü binnüẕür.

    Ali Rıza Safa

    Semud da uyarıları yalanlamıştı.

    Ayet detayı — Kamer suresi, 23. ayet

  2. Kamer suresi, 24. ayet — tek başına aç

    Kamer suresi, 24. ayet. فَقَالُوٓا۟ أَبَشَرًا مِّنَّا وَٰحِدًا نَّتَّبِعُهُۥٓ إِنَّآ إِذًا لَّفِى ضَلَٰلٍ وَسُعُرٍ

    feḳâlû ebeşeram minnâ vâḥiden nettebi`uhû innâ iẕel lefî ḍalâliv vesü`ur.

    Ali Rıza Safa

    Şöyle demişlerdi: "Kendi aramızdan bir insanoğluna mı uyacağız? Aslında, o zaman, aymazlık ve çılgınlık yapmış oluruz!"

    Ayet detayı — Kamer suresi, 24. ayet

  3. Kamer suresi, 25. ayet — tek başına aç

    Kamer suresi, 25. ayet. أَءُلْقِىَ ٱلذِّكْرُ عَلَيْهِ مِنۢ بَيْنِنَا بَلْ هُوَ كَذَّابٌ أَشِرٌ

    eülḳiye-ẕẕikru `aleyhi mim beyninâ bel hüve keẕẕâbün eşir.

    Ali Rıza Safa

    "Öğreti, aramızdan Ona mı verildi?" "Hayır, O, saygısız bir yalancı!"

    Ayet detayı — Kamer suresi, 25. ayet

  4. Kamer suresi, 26. ayet — tek başına aç

    Kamer suresi, 26. ayet. سَيَعْلَمُونَ غَدًا مَّنِ ٱلْكَذَّابُ ٱلْأَشِرُ

    seya`lemûne gadem meni-lkeẕẕâbü-l'eşir.

    Ali Rıza Safa

    "Kimin saygısız bir yalancı olduğunu yarın görecekler!"

    Ayet detayı — Kamer suresi, 26. ayet

  5. Kamer suresi, 27. ayet — tek başına aç

    Kamer suresi, 27. ayet. إِنَّا مُرْسِلُوا۟ ٱلنَّاقَةِ فِتْنَةً لَّهُمْ فَٱرْتَقِبْهُمْ وَٱصْطَبِرْ

    innâ mürsilü-nnâḳati fitnetel lehüm ferteḳibhüm vaṣṭabir.

    Ali Rıza Safa

    "Aslında, onları sınamak için, dişi deveyi göndereceğiz. Artık, onları seyret ve dirençli ol!"

    Ayet detayı — Kamer suresi, 27. ayet

  6. Kamer suresi, 28. ayet — tek başına aç

    Kamer suresi, 28. ayet. وَنَبِّئْهُمْ أَنَّ ٱلْمَآءَ قِسْمَةٌۢ بَيْنَهُمْ كُلُّ شِرْبٍ مُّحْتَضَرٌ

    venebbi'hüm enne-lmâe ḳismetüm beynehüm. küllü şirbim muḥteḍar.

    Ali Rıza Safa

    "Ve suyun aralarında paylaştırılacağını onlara haber ver; içecek olan hazır bulunsun!"

    Ayet detayı — Kamer suresi, 28. ayet

  7. Kamer suresi, 29. ayet — tek başına aç

    Kamer suresi, 29. ayet. فَنَادَوْا۟ صَاحِبَهُمْ فَتَعَاطَىٰ فَعَقَرَ

    fenâdev ṣâḥibehüm fete`âṭâ fe`aḳara.

    Ali Rıza Safa

    Böylece, arkadaşlarını çağırdılar. Ardından, işe koyulup kesti.

    Ayet detayı — Kamer suresi, 29. ayet

  8. Kamer suresi, 30. ayet — tek başına aç

    Kamer suresi, 30. ayet. فَكَيْفَ كَانَ عَذَابِى وَنُذُرِ

    fekeyfe kâne `aẕâbî venüẕür.

    Ali Rıza Safa

    Sonunda, cezalandırmam ve uyarılarım nasıl oldu?

    Ayet detayı — Kamer suresi, 30. ayet

  9. Kamer suresi, 31. ayet — tek başına aç

    Kamer suresi, 31. ayet. إِنَّآ أَرْسَلْنَا عَلَيْهِمْ صَيْحَةً وَٰحِدَةً فَكَانُوا۟ كَهَشِيمِ ٱلْمُحْتَظِرِ

    innâ erselnâ `aleyhim ṣayḥatev vâḥideten fekânû keheşîmi-lmuḥteżir.

    Ali Rıza Safa

    Aslında, benzersiz bir gürlemeyi, onların üzerine gönderdik. Hayvan barınaklarındaki ufalanmış kuru otlar gibi oldular.

    Ayet detayı — Kamer suresi, 31. ayet

  10. Kamer suresi, 32. ayet — tek başına aç

    Kamer suresi, 32. ayet. وَلَقَدْ يَسَّرْنَا ٱلْقُرْءَانَ لِلذِّكْرِ فَهَلْ مِن مُّدَّكِرٍ

    veleḳad yesserne-lḳur'âne liẕẕikri fehel mim müddekir.

    Ali Rıza Safa

    Üstelik gerçek şu ki, Kur'an'ı, düşünmek için kolaylaştırdık. Artık, öğüt alan var mı?

    Ayet detayı — Kamer suresi, 32. ayet

Lût kavmi 33–40

  1. Kamer suresi, 33. ayet — tek başına aç

    Kamer suresi, 33. ayet. كَذَّبَتْ قَوْمُ لُوطٍۭ بِٱلنُّذُرِ

    keẕẕebet ḳavmü lûṭim binnüẕür.

    Ali Rıza Safa

    Lut toplumu da uyarıları yalanlamıştı.

    Ayet detayı — Kamer suresi, 33. ayet

  2. Kamer suresi, 34. ayet — tek başına aç

    Kamer suresi, 34. ayet. إِنَّآ أَرْسَلْنَا عَلَيْهِمْ حَاصِبًا إِلَّآ ءَالَ لُوطٍ نَّجَّيْنَٰهُم بِسَحَرٍ

    innâ erselnâ `aleyhim ḥâṣiben illâ âle lûṭ. necceynâhüm biseḥar.

    Ali Rıza Safa

    Aslında, taş savuran bir kasırgayı, onların üzerine gönderdik. Ve güneşin doğmasına yakın, yalnızca Lut'un ailesini kurtardık.

    Ayet detayı — Kamer suresi, 34. ayet

  3. Kamer suresi, 35. ayet — tek başına aç

    Kamer suresi, 35. ayet. نِّعْمَةً مِّنْ عِندِنَا كَذَٰلِكَ نَجْزِى مَن شَكَرَ

    ni`metem min `indinâ. keẕâlike neczî men şekera.

    Ali Rıza Safa

    Bizim katımızdan bir nimet olarak. Şükredenleri, işte böyle ödüllendiririz.

    Ayet detayı — Kamer suresi, 35. ayet

  4. Kamer suresi, 36. ayet — tek başına aç

    Kamer suresi, 36. ayet. وَلَقَدْ أَنذَرَهُم بَطْشَتَنَا فَتَمَارَوْا۟ بِٱلنُّذُرِ

    veleḳad enẕerahüm baṭşetenâ fetemârav binnüẕür.

    Ali Rıza Safa

    Oysa gerçek şu ki, bu yakalayışımıza ilişkin onları uyarmıştı. Ama bu uyarılardan kuşku duydular.

    Ayet detayı — Kamer suresi, 36. ayet

  5. Kamer suresi, 37. ayet — tek başına aç

    Kamer suresi, 37. ayet. وَلَقَدْ رَٰوَدُوهُ عَن ضَيْفِهِۦ فَطَمَسْنَآ أَعْيُنَهُمْ فَذُوقُوا۟ عَذَابِى وَنُذُرِ

    veleḳad râvedûhü `an ḍayfihî feṭamesnâ a`yünehüm feẕûḳû `aẕâbî venüẕür.

    Ali Rıza Safa

    Üstelik gerçek şu ki, Onun konuklarına göz koydular. Bunun üzerine, onları, görmekten yoksun bıraktık. dipnot 474 "Artık tadın, cezamı ve uyardıklarımı!"

    Ali Rıza Safa — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 474
      "Görmekten yoksun bıraktık." tümcesi, kimi Kur'an çevirilerinde, "Gerçeği görmekten yoksun bıraktık." veya "Gözlerini silip yok ettik." veya "Gözlerini silme kör ettik." biçiminde çevrilmiştir. Lut peygambere insan görünümünde gelen elçilere sarkıntılık yapan eşcinsel erkeklerin kör edilmesi, Tevrat, Yaratılış 19:10,11 ayetlerinde, şöyle yazılıdır: "İçerdeki adamlar, uzanıp, Lut'u evin içine yanlarına aldılar ve kapıyı kapattılar. Kapıya dayanan adamların büyük küçük hepsini kör ettiler. Öyle ki, adamlar kapıyı bulamaz oldular."

    Ayet detayı — Kamer suresi, 37. ayet

  6. Kamer suresi, 38. ayet — tek başına aç

    Kamer suresi, 38. ayet. وَلَقَدْ صَبَّحَهُم بُكْرَةً عَذَابٌ مُّسْتَقِرٌّ

    veleḳad ṣabbeḥahüm bükraten `aẕâbüm müsteḳirr.

    Ali Rıza Safa

    Ve gerçek şu ki, kalıcı bir ceza, sabah erkenden onları yakaladı.

    Ayet detayı — Kamer suresi, 38. ayet

  7. Kamer suresi, 39. ayet — tek başına aç

    Kamer suresi, 39. ayet. فَذُوقُوا۟ عَذَابِى وَنُذُرِ

    feẕûḳû `aẕâbî venüẕür.

    Ali Rıza Safa

    "Artık, tadın, cezamı ve uyardıklarımı!"

    Ayet detayı — Kamer suresi, 39. ayet

  8. Kamer suresi, 40. ayet — tek başına aç

    Kamer suresi, 40. ayet. وَلَقَدْ يَسَّرْنَا ٱلْقُرْءَانَ لِلذِّكْرِ فَهَلْ مِن مُّدَّكِرٍ

    veleḳad yesserne-lḳur'âne liẕẕikri fehel mim müddekir.

    Ali Rıza Safa

    Üstelik gerçek şu ki, Kur'an'ı, düşünmek için kolaylaştırdık. Artık, öğüt alan var mı?

    Ayet detayı — Kamer suresi, 40. ayet

Firavun ailesi ve Mekkelilere hitap 41–46

  1. Kamer suresi, 41. ayet — tek başına aç

    Kamer suresi, 41. ayet. وَلَقَدْ جَآءَ ءَالَ فِرْعَوْنَ ٱلنُّذُرُ

    veleḳad câe âle fir`avne-nnüẕür.

    Ali Rıza Safa

    Oysa gerçek şu ki, Firavun ailesine de uyarıcılar gelmişti.

    Ayet detayı — Kamer suresi, 41. ayet

  2. Kamer suresi, 42. ayet — tek başına aç

    Kamer suresi, 42. ayet. كَذَّبُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا كُلِّهَا فَأَخَذْنَٰهُمْ أَخْذَ عَزِيزٍ مُّقْتَدِرٍ

    keẕẕebû biâyâtinâ küllihâ feeḫaẕnâhüm aḫẕe `azîzim muḳtedir.

    Ali Rıza Safa

    Tüm kanıtlarımızı yalanladılar. Sonunda, Üstün Olanın; Dilediğini Yapanın yakalayışıyla onları yakaladık.

    Ayet detayı — Kamer suresi, 42. ayet

  3. Kamer suresi, 43. ayet — tek başına aç

    Kamer suresi, 43. ayet. أَكُفَّارُكُمْ خَيْرٌ مِّنْ أُو۟لَٰٓئِكُمْ أَمْ لَكُم بَرَآءَةٌ فِى ٱلزُّبُرِ

    eküffâruküm ḫayrum min ülâiküm em leküm berâetün fi-zzübür.

    Ali Rıza Safa

    Sizin nankörlük edenleriniz, onlardan daha mı iyi? Yoksa sizin için, kitaplarda dokunulmazlık mı var?

    Ayet detayı — Kamer suresi, 43. ayet

  4. Kamer suresi, 44. ayet — tek başına aç

    Kamer suresi, 44. ayet. أَمْ يَقُولُونَ نَحْنُ جَمِيعٌ مُّنتَصِرٌ

    em yeḳûlûne naḥnü cemî`um münteṣir.

    Ali Rıza Safa

    Yoksa şöyle mi diyorlar: "Biz, yardımlaşan bir cemaatiz!"

    Ayet detayı — Kamer suresi, 44. ayet

  5. Kamer suresi, 45. ayet — tek başına aç

    Kamer suresi, 45. ayet. سَيُهْزَمُ ٱلْجَمْعُ وَيُوَلُّونَ ٱلدُّبُرَ

    seyühzemü-lcem`u veyüvellûne-ddübüra.

    Ali Rıza Safa

    O cemaat bozguna uğratılacak ve arkalarına dönüp kaçacaklar.

    Ayet detayı — Kamer suresi, 45. ayet

  6. Kamer suresi, 46. ayet — tek başına aç

    Kamer suresi, 46. ayet. بَلِ ٱلسَّاعَةُ مَوْعِدُهُمْ وَٱلسَّاعَةُ أَدْهَىٰ وَأَمَرُّ

    beli-ssâ`atü mev`idühüm vessâ`atü edhâ veemerr.

    Ali Rıza Safa

    Hayır! Onlara, evrenlerin sonunun sözü verilmiştir. Evrenlerin sonu, çok korkunç ve çok acı olacaktır.

    Ayet detayı — Kamer suresi, 46. ayet

Ölçüyle yaratılış; suçlular ve sakınanlar 47–55

  1. Kamer suresi, 47. ayet — tek başına aç

    Kamer suresi, 47. ayet. إِنَّ ٱلْمُجْرِمِينَ فِى ضَلَٰلٍ وَسُعُرٍ

    inne-lmücrimîne fî ḍalâliv vesü`ur.

    Ali Rıza Safa

    Kuşkusuz, suçlular, sapkınlık ve çılgınlık içindeler.

    Ayet detayı — Kamer suresi, 47. ayet

  2. Kamer suresi, 48. ayet — tek başına aç

    Kamer suresi, 48. ayet. يَوْمَ يُسْحَبُونَ فِى ٱلنَّارِ عَلَىٰ وُجُوهِهِمْ ذُوقُوا۟ مَسَّ سَقَرَ

    yevme yüsḥabûne fi-nnâri `alâ vucûhihim. ẕûḳû messe seḳara.

    Ali Rıza Safa

    O gün, yüzüstü ateşe sürüklenecekler: "Tadın, yakıcı ateşin dokunuşunu!"

    Ayet detayı — Kamer suresi, 48. ayet

  3. Kamer suresi, 49. ayet — tek başına aç

    Kamer suresi, 49. ayet. إِنَّا كُلَّ شَىْءٍ خَلَقْنَٰهُ بِقَدَرٍ

    innâ külle şey'in ḫalaḳnâhü biḳader.

    Ali Rıza Safa

    Kuşkusuz, her şeyi bir ölçüyle yarattık.

    Ayet detayı — Kamer suresi, 49. ayet

  4. Kamer suresi, 50. ayet — tek başına aç

    Kamer suresi, 50. ayet. وَمَآ أَمْرُنَآ إِلَّا وَٰحِدَةٌ كَلَمْحٍۭ بِٱلْبَصَرِ

    vemâ emrunâ illâ vâḥidetün kelemḥim bilbeṣar.

    Ali Rıza Safa

    Çünkü buyruğumuz göz kırpması gibi bir anlıktır.

    Ayet detayı — Kamer suresi, 50. ayet

  5. Kamer suresi, 51. ayet — tek başına aç

    Kamer suresi, 51. ayet. وَلَقَدْ أَهْلَكْنَآ أَشْيَاعَكُمْ فَهَلْ مِن مُّدَّكِرٍ

    veleḳad ehleknâ eşyâ`aküm fehel mim müddekir.

    Ali Rıza Safa

    Üstelik gerçek şu ki, sizin gibi olanları yıkıma uğrattık. Artık, öğüt alan var mı?

    Ayet detayı — Kamer suresi, 51. ayet

  6. Kamer suresi, 52. ayet — tek başına aç

    Kamer suresi, 52. ayet. وَكُلُّ شَىْءٍ فَعَلُوهُ فِى ٱلزُّبُرِ

    veküllü şey'in fe`alûhü fi-zzübür.

    Ali Rıza Safa

    Ve yaptıklarının tümü, Kitaplarda yazılıdır.

    Ayet detayı — Kamer suresi, 52. ayet

  7. Kamer suresi, 53. ayet — tek başına aç

    Kamer suresi, 53. ayet. وَكُلُّ صَغِيرٍ وَكَبِيرٍ مُّسْتَطَرٌ

    veküllü ṣagîriv vekebîrim müsteṭar.

    Ali Rıza Safa

    Küçüğü de büyüğü de yazılmıştır.

    Ayet detayı — Kamer suresi, 53. ayet

  8. Kamer suresi, 54. ayet — tek başına aç

    Kamer suresi, 54. ayet. إِنَّ ٱلْمُتَّقِينَ فِى جَنَّٰتٍ وَنَهَرٍ

    inne-lmütteḳîne fî cennâtiv veneher.

    Ali Rıza Safa

    Kuşkusuz, sorumluluk bilinci taşıyanlar, cennetlerde ve ırmaklardadır.

    Ayet detayı — Kamer suresi, 54. ayet

  9. Kamer suresi, 55. ayet — tek başına aç

    Kamer suresi, 55. ayet. فِى مَقْعَدِ صِدْقٍ عِندَ مَلِيكٍ مُّقْتَدِرٍۭ

    fî maḳ`adi ṣidḳin `inde melîkim muḳtedir.

    Ali Rıza Safa

    Egemen; Dilediğini Yapanın katında; doğruların konumunda.

    Ayet detayı — Kamer suresi, 55. ayet