17. sure

İsrâ Suresi الإسراء

Bu sureyi dinle — okunan kelime işaretlenir

Konu dizini 11 konu
  1. İsrâ ve İsrâiloğullarının iki bozgunculuğu 1–8 karşılaştır — İsrâ ve İsrâiloğullarının iki bozgunculuğu
  2. Kur'an en doğru yola iletir; herkesin ameli boynundadır 9–22 karşılaştır — Kur'an en doğru yola iletir; herkesin ameli boynundadır
  3. Ana babaya iyilik ve sayılan ahlâk ilkeleri 23–39 karşılaştır — Ana babaya iyilik ve sayılan ahlâk ilkeleri
  4. Meleklere kız isnadı ve dirilişe itiraz 40–52 karşılaştır — Meleklere kız isnadı ve dirilişe itiraz
  5. "En güzel sözü söyleyin"; mucize göndermemenin sebebi 53–60 karşılaştır — "En güzel sözü söyleyin"; mucize göndermemenin sebebi
  6. İblîs ve Âdemoğulları 61–65 karşılaştır — İblîs ve Âdemoğulları
  7. Denizdeki kurtuluş; insanoğlunun şerefli kılınışı 66–72 karşılaştır — Denizdeki kurtuluş; insanoğlunun şerefli kılınışı
  8. Sebat verilmesi, namaz vakitleri ve "hak geldi" 73–81 karşılaştır — Sebat verilmesi, namaz vakitleri ve "hak geldi"
  9. Kur'an şifadır; ruh sorusu ve meydan okuma 82–89 karşılaştır — Kur'an şifadır; ruh sorusu ve meydan okuma
  10. İstenen mucizeler ve verilen cevap 90–100 karşılaştır — İstenen mucizeler ve verilen cevap
  11. Mûsâ'ya verilen dokuz mucize ve kapanış 101–111 karşılaştır — Mûsâ'ya verilen dokuz mucize ve kapanış

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır.

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

İsrâ ve İsrâiloğullarının iki bozgunculuğu 1–8

  1. İsrâ suresi, 1. ayet — tek başına aç

    İsrâ suresi, 1. ayet. سُبْحَٰنَ ٱلَّذِىٓ أَسْرَىٰ بِعَبْدِهِۦ لَيْلًا مِّنَ ٱلْمَسْجِدِ ٱلْحَرَامِ إِلَى ٱلْمَسْجِدِ ٱلْأَقْصَا ٱلَّذِى بَٰرَكْنَا حَوْلَهُۥ لِنُرِيَهُۥ مِنْ ءَايَٰتِنَآ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلْبَصِيرُ

    sübḥâne-lleẕî esrâ bi`abdihî leylem mine-lmescidi-lḥarâmi ile-lmescidi-l'aḳṣe-lleẕî bâraknâ ḥavlehû linüriyehû min âyâtinâ. innehû hüve-ssemî`u-lbeṣîr.

    Ahmed Hulusi

    Subhan ki, kulunu gece Mescid-i Haram'dan, çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksa'ya isra (tayy'i mekan) etti. . . O'na delillerimizi gösterelim diye. . . Hakikat şu; "HU"; Semi'dir, Basıyr'dir!

    Ayet detayı — İsrâ suresi, 1. ayet

  2. İsrâ suresi, 2. ayet — tek başına aç

    İsrâ suresi, 2. ayet. وَءَاتَيْنَا مُوسَى ٱلْكِتَٰبَ وَجَعَلْنَٰهُ هُدًى لِّبَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ أَلَّا تَتَّخِذُوا۟ مِن دُونِى وَكِيلًا

    veâteynâ mûse-lkitâbe vece`alnâhü hüdel libenî isrâîle ellâ tetteḫiẕû min dûnî vekîlâ.

    Ahmed Hulusi

    Musa'ya hakikat BİLGİsi (Kitap) verdik. . . Onu: "Ben'im dunumu vekil edinmeyin!" diye İsrailoğullarına bir kılavuz kıldık.

    Ayet detayı — İsrâ suresi, 2. ayet

  3. İsrâ suresi, 3. ayet — tek başına aç

    İsrâ suresi, 3. ayet. ذُرِّيَّةَ مَنْ حَمَلْنَا مَعَ نُوحٍ إِنَّهُۥ كَانَ عَبْدًا شَكُورًا

    ẕürriyyete men ḥamelnâ me`a nûḥ. innehû kâne `abden şekûrâ.

    Ahmed Hulusi

    (Ey) Nuh ile beraber (gemide) taşıdıklarımızın torunları. . . Muhakkak ki O, çok şükreden bir kul idi.

    Ayet detayı — İsrâ suresi, 3. ayet

  4. İsrâ suresi, 4. ayet — tek başına aç

    İsrâ suresi, 4. ayet. وَقَضَيْنَآ إِلَىٰ بَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ فِى ٱلْكِتَٰبِ لَتُفْسِدُنَّ فِى ٱلْأَرْضِ مَرَّتَيْنِ وَلَتَعْلُنَّ عُلُوًّا كَبِيرًا

    veḳaḍaynâ ilâ benî isrâîle fi-lkitâbi letüfsidünne fi-l'arḍi merrateyni veleta`lünne `ulüvven kebîrâ.

    Ahmed Hulusi

    Kitapta (İlim boyutunda) İsrailoğullarına şu hükmü takdir ettik: "Siz, arzda iki kere bozgunculuk yapacaksınız ve alabildiğine benliğinizi büyüteceksiniz!"

    Ayet detayı — İsrâ suresi, 4. ayet

  5. İsrâ suresi, 5. ayet — tek başına aç

    İsrâ suresi, 5. ayet. فَإِذَا جَآءَ وَعْدُ أُولَىٰهُمَا بَعَثْنَا عَلَيْكُمْ عِبَادًا لَّنَآ أُو۟لِى بَأْسٍ شَدِيدٍ فَجَاسُوا۟ خِلَٰلَ ٱلدِّيَارِ وَكَانَ وَعْدًا مَّفْعُولًا

    feiẕâ câe va`dü ûlâhümâ be`aŝnâ `aleyküm `ibâdel lenâ ülî be'sin şedîdin fecâsû ḫilâle-ddiyâr. vekâne va`dem mef`ûlâ.

    Ahmed Hulusi

    O ikisinden ilkinin zamanı geldiğinde, güçlü kullarımızı üzerinize getirdik. . . (Onlar) yurtların aralarına girip araştırdılar. . . (Bu) yerine getirilmiş bir vaat idi.

    Ayet detayı — İsrâ suresi, 5. ayet

  6. İsrâ suresi, 6. ayet — tek başına aç

    İsrâ suresi, 6. ayet. ثُمَّ رَدَدْنَا لَكُمُ ٱلْكَرَّةَ عَلَيْهِمْ وَأَمْدَدْنَٰكُم بِأَمْوَٰلٍ وَبَنِينَ وَجَعَلْنَٰكُمْ أَكْثَرَ نَفِيرًا

    ŝümme radednâ lekümü-lkerrate `aleyhim veemdednâküm biemvâliv vebenîne vece`alnâküm ekŝera nefîrâ.

    Ahmed Hulusi

    Sonra sizi, onlar üzerine bir kere daha üstün kıldık. . . Mallar ve oğullar ile size yardım ettik. . . Savaşçılarınız itibarıyla sizi kalabalıklaştırdık.

    Ayet detayı — İsrâ suresi, 6. ayet

  7. İsrâ suresi, 7. ayet — tek başına aç

    İsrâ suresi, 7. ayet. إِنْ أَحْسَنتُمْ أَحْسَنتُمْ لِأَنفُسِكُمْ وَإِنْ أَسَأْتُمْ فَلَهَا فَإِذَا جَآءَ وَعْدُ ٱلْـَٔاخِرَةِ لِيَسُـۥٓـُٔوا۟ وُجُوهَكُمْ وَلِيَدْخُلُوا۟ ٱلْمَسْجِدَ كَمَا دَخَلُوهُ أَوَّلَ مَرَّةٍ وَلِيُتَبِّرُوا۟ مَا عَلَوْا۟ تَتْبِيرًا

    in aḥsentüm aḥsentüm lienfüsiküm vein ese'tüm felehâ. feiẕâ câe va`dü-l'âḫirati liyesûû vucûheküm veliyedḫulü-lmescide kemâ deḫalûhü evvele merrativ veliyütebbirû mâ `alev tetbîrâ.

    Ahmed Hulusi

    (Bildirdik ki) eğer iyilik ederseniz, kendi nefsinize iyilik etmiş olursunuz; eğer kötülük yaparsanız, o da kendinizedir! Sonrakinin süresi geldiğinde, yüzlerinizi karartsınlar, ilkinde oraya girdikleri gibi tekrar Mescid'e girsinler ve üstünlük sağladıkları şeyleri yerle bir etsinler diye (kullarımızı tekrar gönderdik). . .

    Ayet detayı — İsrâ suresi, 7. ayet

  8. İsrâ suresi, 8. ayet — tek başına aç

    İsrâ suresi, 8. ayet. عَسَىٰ رَبُّكُمْ أَن يَرْحَمَكُمْ وَإِنْ عُدتُّمْ عُدْنَا وَجَعَلْنَا جَهَنَّمَ لِلْكَٰفِرِينَ حَصِيرًا

    `asâ rabbüküm ey yerḥameküm. vein `uttüm `udnâ. vece`alnâ cehenneme lilkâfirîne ḥaṣîrâ.

    Ahmed Hulusi

    Umulur ki Rabbiniz size merhamet eder. . . Eğer dönerseniz, biz de döneriz. . . Cehennemi, hakikat bilgisini inkar edenler için kuşatıp kayıtlayan bir ortam kıldık.

    Ayet detayı — İsrâ suresi, 8. ayet

Kur'an en doğru yola iletir; herkesin ameli boynundadır 9–22

  1. İsrâ suresi, 9. ayet — tek başına aç

    İsrâ suresi, 9. ayet. إِنَّ هَٰذَا ٱلْقُرْءَانَ يَهْدِى لِلَّتِى هِىَ أَقْوَمُ وَيُبَشِّرُ ٱلْمُؤْمِنِينَ ٱلَّذِينَ يَعْمَلُونَ ٱلصَّٰلِحَٰتِ أَنَّ لَهُمْ أَجْرًا كَبِيرًا

    inne hâẕe-lḳur'âne yehdî lilletî hiye aḳvemü veyübeşşiru-lmü'minîne-lleẕîne ya`melûne-ṣṣâliḥâti enne lehüm ecran kebîrâ.

    Ahmed Hulusi

    Muhakkak ki şu Kur'an, en sağlam gerçeğe hidayet eder; yararlı çalışmalar yapan iman ehline kendileri için büyük karşılıklar verileceğini müjdeler.

    Ayet detayı — İsrâ suresi, 9. ayet

  2. İsrâ suresi, 10. ayet — tek başına aç

    İsrâ suresi, 10. ayet. وَأَنَّ ٱلَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ بِٱلْـَٔاخِرَةِ أَعْتَدْنَا لَهُمْ عَذَابًا أَلِيمًا

    veenne-lleẕîne lâ yü'minûne bil'âḫirati a`tednâ lehüm `aẕâben elîmâ.

    Ahmed Hulusi

    Sonsuz gelecek yaşamları olduğuna iman etmeyenlere de, kendileri için acı azap hazırladığımızı (müjdeler).

    Ayet detayı — İsrâ suresi, 10. ayet

  3. İsrâ suresi, 11. ayet — tek başına aç

    İsrâ suresi, 11. ayet. وَيَدْعُ ٱلْإِنسَٰنُ بِٱلشَّرِّ دُعَآءَهُۥ بِٱلْخَيْرِ وَكَانَ ٱلْإِنسَٰنُ عَجُولًا

    veyed`u-l'insânü bişşerri dü`âehû bilḫayr. vekâne-l'insânü `acûlâ.

    Ahmed Hulusi

    İnsan, hayrını davet eder gibi şerrini davette de (acele) eder! İnsan çok acelecidir!

    Ayet detayı — İsrâ suresi, 11. ayet

  4. İsrâ suresi, 12. ayet — tek başına aç

    İsrâ suresi, 12. ayet. وَجَعَلْنَا ٱلَّيْلَ وَٱلنَّهَارَ ءَايَتَيْنِ فَمَحَوْنَآ ءَايَةَ ٱلَّيْلِ وَجَعَلْنَآ ءَايَةَ ٱلنَّهَارِ مُبْصِرَةً لِّتَبْتَغُوا۟ فَضْلًا مِّن رَّبِّكُمْ وَلِتَعْلَمُوا۟ عَدَدَ ٱلسِّنِينَ وَٱلْحِسَابَ وَكُلَّ شَىْءٍ فَصَّلْنَٰهُ تَفْصِيلًا

    vece`alne-lleyle vennehâra âyeteyni femeḥavnâ âyete-lleyli vece`alnâ âyete-nnehâri mübṣiratel litebtegû faḍlem mir rabbiküm velita`lemû `adede-ssinîne velḥisâb. vekülle şey'in feṣṣalnâhü tefṣîlâ.

    Ahmed Hulusi

    Geceyi ve gündüzü iki işaret olarak meydana getirdik. . . Gecenin işaret ettiği karanlığı (cehli) kaldırıp, gündüzün işareti aydınlığı (ilmi) geçerli kıldık. . . Rabbinizden bir lütuf talep edesiniz ve senelerin adedini ve hesabı da bilesiniz diye. . . Biz her şeyi detaylarıyla açıkladık.

    Ayet detayı — İsrâ suresi, 12. ayet

  5. İsrâ suresi, 13. ayet — tek başına aç

    İsrâ suresi, 13. ayet. وَكُلَّ إِنسَٰنٍ أَلْزَمْنَٰهُ طَٰٓئِرَهُۥ فِى عُنُقِهِۦ وَنُخْرِجُ لَهُۥ يَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ كِتَٰبًا يَلْقَىٰهُ مَنشُورًا

    vekülle insânin elzemnâhü ṭâirahû fî `unüḳih. venuḫricü lehû yevme-lḳiyâmeti kitâbey yelḳâhü menşûrâ.

    Ahmed Hulusi

    Her insanın yaptıklarını (veya kaderini) kendi boynuna doladık. . . Kıyamet sürecinde kendisine (kişinin kıyameti olan ölümünde ya da genel anlamda mahşer sürecinde) kaydolmuş olarak bilgisini çıkarırız.

    Ayet detayı — İsrâ suresi, 13. ayet

  6. İsrâ suresi, 14. ayet — tek başına aç

    İsrâ suresi, 14. ayet. ٱقْرَأْ كِتَٰبَكَ كَفَىٰ بِنَفْسِكَ ٱلْيَوْمَ عَلَيْكَ حَسِيبًا

    iḳra' kitâbek. kefâ binefsike-lyevme `aleyke ḥasîbâ.

    Ahmed Hulusi

    "OKU yaşam bilgini (kitabını)! Bilincin bu aşamada, yaptıklarının sonucunun ne olduğunu görmeye yeterlidir. "

    Ayet detayı — İsrâ suresi, 14. ayet

  7. İsrâ suresi, 15. ayet — tek başına aç

    İsrâ suresi, 15. ayet. مَّنِ ٱهْتَدَىٰ فَإِنَّمَا يَهْتَدِى لِنَفْسِهِۦ وَمَن ضَلَّ فَإِنَّمَا يَضِلُّ عَلَيْهَا وَلَا تَزِرُ وَازِرَةٌ وِزْرَ أُخْرَىٰ وَمَا كُنَّا مُعَذِّبِينَ حَتَّىٰ نَبْعَثَ رَسُولًا

    meni-htedâ feinnemâ yehtedî linefsih. vemen ḍalle feinnemâ yeḍillü `aleyhâ. velâ teziru vâziratüv vizra uḫrâ. vemâ künnâ mü`aẕẕibîne ḥattâ neb`aŝe rasûlâ.

    Ahmed Hulusi

    Kim hakikate ererse sadece kendinedir bu doğru yolu bulmuş oluşu; kim de saparsa (hakikatten) yalnızca kendi nefsi aleyhine sapmış olur! Hiç kimse, bir başkasının yaptığı yanlışların yükünü taşımaz! Biz bir Rasul oluşturup (ba's edip) onunla uyarmadıkça azap yaşatmayız!. .

    Ayet detayı — İsrâ suresi, 15. ayet

  8. İsrâ suresi, 16. ayet — tek başına aç

    İsrâ suresi, 16. ayet. وَإِذَآ أَرَدْنَآ أَن نُّهْلِكَ قَرْيَةً أَمَرْنَا مُتْرَفِيهَا فَفَسَقُوا۟ فِيهَا فَحَقَّ عَلَيْهَا ٱلْقَوْلُ فَدَمَّرْنَٰهَا تَدْمِيرًا

    veiẕâ eradnâ en nühlike ḳaryeten emernâ mütrafîhâ fefeseḳû fîhâ feḥaḳḳa `aleyhe-lḳavlü fedemmernâhâ tedmîrâ.

    Ahmed Hulusi

    Bir bölgeyi helak etmeyi irade ettiğimizde, oranın sefahat önderlerine (Rasullerle düzelmelerini) emrederiz; (ama onlar) orada bozuk inançlarının gereğine devam ederler. . . Bu yüzden uyarımızın sonucunu yaşamayı hak ederler. . . Biz de onları helak ederiz.

    Ayet detayı — İsrâ suresi, 16. ayet

  9. İsrâ suresi, 17. ayet — tek başına aç

    İsrâ suresi, 17. ayet. وَكَمْ أَهْلَكْنَا مِنَ ٱلْقُرُونِ مِنۢ بَعْدِ نُوحٍ وَكَفَىٰ بِرَبِّكَ بِذُنُوبِ عِبَادِهِۦ خَبِيرًۢا بَصِيرًا

    vekem ehleknâ mine-lḳurûni mim ba`di nûḥ. vekefâ birabbike biẕünûbi `ibâdihî ḫabîram beṣîrâ.

    Ahmed Hulusi

    Nuh'tan sonra nice kuşaklar helak ettik. . . Kullarının suçlarından Habiyr ve Basıyr'dir Rabbin!

    Ayet detayı — İsrâ suresi, 17. ayet

  10. İsrâ suresi, 18. ayet — tek başına aç

    İsrâ suresi, 18. ayet. مَّن كَانَ يُرِيدُ ٱلْعَاجِلَةَ عَجَّلْنَا لَهُۥ فِيهَا مَا نَشَآءُ لِمَن نُّرِيدُ ثُمَّ جَعَلْنَا لَهُۥ جَهَنَّمَ يَصْلَىٰهَا مَذْمُومًا مَّدْحُورًا

    men kâne yürîdü-l`âcilete `accelnâ lehû fîhâ mâ neşâü limen nürîdü ŝümme ce`alnâ lehû cehennem. yaṣlâhâ meẕmûmem medḥûrâ.

    Ahmed Hulusi

    Kim önündeki dünyayı isterse, dilemişsek, dünyada ona istediğini veririz. Sonra onun için cehennemi mekan kılarız; aşağılanmış ve uzaklaştırılmış olarak ona yerleşir.

    Ayet detayı — İsrâ suresi, 18. ayet

  11. İsrâ suresi, 19. ayet — tek başına aç

    İsrâ suresi, 19. ayet. وَمَنْ أَرَادَ ٱلْـَٔاخِرَةَ وَسَعَىٰ لَهَا سَعْيَهَا وَهُوَ مُؤْمِنٌ فَأُو۟لَٰٓئِكَ كَانَ سَعْيُهُم مَّشْكُورًا

    vemen erâde-l'âḫirate vese`â lehâ sa`yehâ vehüve mü'minün feülâike kâne sa`yühüm meşkûrâ.

    Ahmed Hulusi

    Kim de gelecek sonsuz yaşamı irade eder ve imanlı olarak onun için gerekli çalışmaları yaparsa, işte onların çalışmaları da değerlendirilir, sonucu yaşatılır!

    Ayet detayı — İsrâ suresi, 19. ayet

  12. İsrâ suresi, 20. ayet — tek başına aç

    İsrâ suresi, 20. ayet. كُلًّا نُّمِدُّ هَٰٓؤُلَآءِ وَهَٰٓؤُلَآءِ مِنْ عَطَآءِ رَبِّكَ وَمَا كَانَ عَطَآءُ رَبِّكَ مَحْظُورًا

    küllen nümiddü hâülâi vehâülâi min `aṭâi rabbik. vemâ kâne `aṭâü rabbike maḥżûrâ.

    Ahmed Hulusi

    Hepsine, onlara da bunlara da Rabbinin lütfundan göndeririz. . . Rabbinin lütfu sınırlandırılmış değildir.

    Ayet detayı — İsrâ suresi, 20. ayet

  13. İsrâ suresi, 21. ayet — tek başına aç

    İsrâ suresi, 21. ayet. ٱنظُرْ كَيْفَ فَضَّلْنَا بَعْضَهُمْ عَلَىٰ بَعْضٍ وَلَلْـَٔاخِرَةُ أَكْبَرُ دَرَجَٰتٍ وَأَكْبَرُ تَفْضِيلًا

    ünżur keyfe feḍḍalnâ ba`ḍahüm `alâ ba`ḍ. velel'âḫiratü ekberu deracâtiv veekberu tefḍîlâ.

    Ahmed Hulusi

    Bak, nasıl onların kimini kimine üstün kıldık! Elbette sonsuz gelecek boyutu, yaşam mertebeleri itibarıyla da en büyüktür, kişisel hissedişler itibarıyla da en büyüktür.

    Ayet detayı — İsrâ suresi, 21. ayet

  14. İsrâ suresi, 22. ayet — tek başına aç

    İsrâ suresi, 22. ayet. لَّا تَجْعَلْ مَعَ ٱللَّهِ إِلَٰهًا ءَاخَرَ فَتَقْعُدَ مَذْمُومًا مَّخْذُولًا

    lâ tec`al me`a-llâhi ilâhen âḫara fetaḳ`ude meẕmûmem maḫẕûlâ.

    Ahmed Hulusi

    Allah yanı sıra (kafanda) başka bir tanrı oluşturma! Yoksa (şirk anlayışının sonucu) aşağılanmış ve kendi başına terk edilmiş olarak oturup kalırsın!

    Ayet detayı — İsrâ suresi, 22. ayet

Ana babaya iyilik ve sayılan ahlâk ilkeleri 23–39

  1. İsrâ suresi, 23. ayet — tek başına aç

    İsrâ suresi, 23. ayet. وَقَضَىٰ رَبُّكَ أَلَّا تَعْبُدُوٓا۟ إِلَّآ إِيَّاهُ وَبِٱلْوَٰلِدَيْنِ إِحْسَٰنًا إِمَّا يَبْلُغَنَّ عِندَكَ ٱلْكِبَرَ أَحَدُهُمَآ أَوْ كِلَاهُمَا فَلَا تَقُل لَّهُمَآ أُفٍّ وَلَا تَنْهَرْهُمَا وَقُل لَّهُمَا قَوْلًا كَرِيمًا

    veḳaḍâ rabbüke ellâ ta`büdû illâ iyyâhü vebilvâlideyni iḥsânâ. immâ yeblüganne `indeke-lkibera eḥadühümâ ev kilâhümâ felâ teḳul lehümâ üffiv velâ tenherhümâ veḳul lehümâ ḳavlen kerîmâ.

    Ahmed Hulusi

    Rabbin, sadece O'na kulluk etmenizi hükmetti; ana-babanıza iyilik yapıp cömert olmanızı da! Onlardan biri veya her ikisi senin yanında ihtiyarlığa ererse (bakmaktan usanıp) sakın onlara "üf" (bile) deme; onları azarlama ve onları yücelten şekilde hitap et!

    Ayet detayı — İsrâ suresi, 23. ayet

  2. İsrâ suresi, 24. ayet — tek başına aç

    İsrâ suresi, 24. ayet. وَٱخْفِضْ لَهُمَا جَنَاحَ ٱلذُّلِّ مِنَ ٱلرَّحْمَةِ وَقُل رَّبِّ ٱرْحَمْهُمَا كَمَا رَبَّيَانِى صَغِيرًا

    vaḫfiḍ lehümâ cenâḥa-ẕẕülli mine-rraḥmeti veḳur rabbi-rḥamhümâ kemâ rabbeyânî ṣagîrâ.

    Ahmed Hulusi

    Rahmet'ten ötürü onlara mütevazı ol. . . De ki: "Rabbim. . . Merhamet et onlara, küçükken beni terbiye ettikleri gibi. "

    Ayet detayı — İsrâ suresi, 24. ayet

  3. İsrâ suresi, 25. ayet — tek başına aç

    İsrâ suresi, 25. ayet. رَّبُّكُمْ أَعْلَمُ بِمَا فِى نُفُوسِكُمْ إِن تَكُونُوا۟ صَٰلِحِينَ فَإِنَّهُۥ كَانَ لِلْأَوَّٰبِينَ غَفُورًا

    rabbüküm a`lemü bimâ fî nüfûsiküm. in tekûnû ṣâliḥîne feinnehû kâne lil'evvâbîne gafûrâ.

    Ahmed Hulusi

    Rabbiniz (hakikatiniz olarak, bilincinizi {nefsinizi} meydana getiren El Esma bileşiminiz) nefslerinizdekini (bilincinizdekini) daha iyi bilir! Eğer siz salihler (hakikate imanın gereğini yaşayanlar) olursanız; muhakkak ki O, yetersizliklerinden dolayı tövbe edenlere Ğafur'dur.

    Ayet detayı — İsrâ suresi, 25. ayet

  4. İsrâ suresi, 26. ayet — tek başına aç

    İsrâ suresi, 26. ayet. وَءَاتِ ذَا ٱلْقُرْبَىٰ حَقَّهُۥ وَٱلْمِسْكِينَ وَٱبْنَ ٱلسَّبِيلِ وَلَا تُبَذِّرْ تَبْذِيرًا

    veâti ẕe-lḳurbâ ḥaḳḳahû velmiskîne vebne-ssebîli velâ tübeẕẕir tebẕîrâ.

    Ahmed Hulusi

    Yakınlara hakkını ver; yoksula ve yolda kalmışa da. . . (Fakat) ölçüsüz de dağıtma!

    Ayet detayı — İsrâ suresi, 26. ayet

  5. İsrâ suresi, 27. ayet — tek başına aç

    İsrâ suresi, 27. ayet. إِنَّ ٱلْمُبَذِّرِينَ كَانُوٓا۟ إِخْوَٰنَ ٱلشَّيَٰطِينِ وَكَانَ ٱلشَّيْطَٰنُ لِرَبِّهِۦ كَفُورًا

    inne-lmübeẕẕirîne kânû iḫvâne-şşeyâṭîn. vekâne-şşeyṭânü lirabbihî kefûrâ.

    Ahmed Hulusi

    Değer bilmedikleri için boş yere saçıp savuranlar, şeytanların kardeşleridir! Şeytan ise Rabbinin nimetine nankörlük edenlerden oldu!

    Ayet detayı — İsrâ suresi, 27. ayet

  6. İsrâ suresi, 28. ayet — tek başına aç

    İsrâ suresi, 28. ayet. وَإِمَّا تُعْرِضَنَّ عَنْهُمُ ٱبْتِغَآءَ رَحْمَةٍ مِّن رَّبِّكَ تَرْجُوهَا فَقُل لَّهُمْ قَوْلًا مَّيْسُورًا

    veimmâ tü`riḍanne `anhümü-btigâe raḥmetim mir rabbike tercûhâ feḳul lehüm ḳavlem meysûrâ.

    Ahmed Hulusi

    Eğer Rabbinden umduğun bir rahmeti beklemekten ötürü onlardan (ashab-ı suffa) yüz çevirir isen, o takdirde onlara yumuşak, gönül alıcı bir söz söyle.

    Ayet detayı — İsrâ suresi, 28. ayet

  7. İsrâ suresi, 29. ayet — tek başına aç

    İsrâ suresi, 29. ayet. وَلَا تَجْعَلْ يَدَكَ مَغْلُولَةً إِلَىٰ عُنُقِكَ وَلَا تَبْسُطْهَا كُلَّ ٱلْبَسْطِ فَتَقْعُدَ مَلُومًا مَّحْسُورًا

    velâ tec`al yedeke maglûleten ilâ `unüḳike velâ tebsuṭhâ külle-lbesṭi fetaḳ`ude melûmem maḥsûrâ.

    Ahmed Hulusi

    Elini boynuna bağlanıp asılmış kılma (Arapça deyim = cimrilikten kaçın)! Onu büsbütün açma da (müsrif de olma). . . Yoksa pişmanlık içinde oturup kalırsın.

    Ayet detayı — İsrâ suresi, 29. ayet

  8. İsrâ suresi, 30. ayet — tek başına aç

    İsrâ suresi, 30. ayet. إِنَّ رَبَّكَ يَبْسُطُ ٱلرِّزْقَ لِمَن يَشَآءُ وَيَقْدِرُ إِنَّهُۥ كَانَ بِعِبَادِهِۦ خَبِيرًۢا بَصِيرًا

    inne rabbeke yebsüṭu-rrizḳa limey yeşâü veyaḳdir. innehû kâne bi`ibâdihî ḫabîram beṣîrâ.

    Ahmed Hulusi

    Muhakkak ki Rabbin dilediğine, yaşam gıdasını (rızkı) genişletir veya daraltır! Muhakkak ki O kullarını Habiyr'dir, Basıyr'dir.

    Ayet detayı — İsrâ suresi, 30. ayet

  9. İsrâ suresi, 31. ayet — tek başına aç

    İsrâ suresi, 31. ayet. وَلَا تَقْتُلُوٓا۟ أَوْلَٰدَكُمْ خَشْيَةَ إِمْلَٰقٍ نَّحْنُ نَرْزُقُهُمْ وَإِيَّاكُمْ إِنَّ قَتْلَهُمْ كَانَ خِطْـًٔا كَبِيرًا

    velâ taḳtülû evlâdeküm ḫaşyete imlâḳ. naḥnü nerzüḳuhüm veiyyâküm. inne ḳatlehüm kâne ḫiṭ'en kebîrâ.

    Ahmed Hulusi

    Evlatlarınızı yoksulluk korkusu ile öldürmeyin. . . Biziz onların da sizin de yaşam gıdasını veren, biz! Onları katletmek muhakkak çok büyük suçtur!

    Ayet detayı — İsrâ suresi, 31. ayet

  10. İsrâ suresi, 32. ayet — tek başına aç

    İsrâ suresi, 32. ayet. وَلَا تَقْرَبُوا۟ ٱلزِّنَىٰٓ إِنَّهُۥ كَانَ فَٰحِشَةً وَسَآءَ سَبِيلًا

    velâ taḳrabü-zzinâ innehû kâne fâḥişeten. vesâe sebîlâ.

    Ahmed Hulusi

    Zinaya (evlilik dışı ilişkiye) yaklaşmayın! Şüphesiz o bedenselliğin azgınlığıdır! Sonu kötü yoldur!

    Ayet detayı — İsrâ suresi, 32. ayet

  11. İsrâ suresi, 33. ayet — tek başına aç

    İsrâ suresi, 33. ayet. وَلَا تَقْتُلُوا۟ ٱلنَّفْسَ ٱلَّتِى حَرَّمَ ٱللَّهُ إِلَّا بِٱلْحَقِّ وَمَن قُتِلَ مَظْلُومًا فَقَدْ جَعَلْنَا لِوَلِيِّهِۦ سُلْطَٰنًا فَلَا يُسْرِف فِّى ٱلْقَتْلِ إِنَّهُۥ كَانَ مَنصُورًا

    velâ taḳtülü-nnefse-lletî ḥarrame-llâhü illâ bilḥaḳḳ. vemen ḳutile mażlûmen feḳad ce`alnâ liveliyyihî sülṭânen felâ yüsrif fi-lḳatl. innehû kâne menṣûrâ.

    Ahmed Hulusi

    Allah'ın haram kıldığı nefsi, Hak olarak hariç (kısas gereği dışında), öldürmeyin! Kim haksız yere öldürülür ise, biz onun velisine bir yetki vermişizdir. O da öldürmekte ileri gitmesin (kısas sınırını aşmasın)! Çünkü o yardım olunmuştur.

    Ayet detayı — İsrâ suresi, 33. ayet

  12. İsrâ suresi, 34. ayet — tek başına aç

    İsrâ suresi, 34. ayet. وَلَا تَقْرَبُوا۟ مَالَ ٱلْيَتِيمِ إِلَّا بِٱلَّتِى هِىَ أَحْسَنُ حَتَّىٰ يَبْلُغَ أَشُدَّهُۥ وَأَوْفُوا۟ بِٱلْعَهْدِ إِنَّ ٱلْعَهْدَ كَانَ مَسْـُٔولًا

    velâ taḳrabû mâle-lyetîmi illâ billetî hiye aḥsenü ḥattâ yeblüga eşüddeh. veevfû bil`ahd. inne-l`ahde kâne mes'ûlâ.

    Ahmed Hulusi

    Büluğ çağına ulaşıncaya kadar, en güzel şekilde olanı (yönetme amacı) hariç, yetimin malına yaklaşmayın. Söz verdiğinizde tutun! Muhakkak ki söz veren sözünden sorumludur!

    Ayet detayı — İsrâ suresi, 34. ayet

  13. İsrâ suresi, 35. ayet — tek başına aç

    İsrâ suresi, 35. ayet. وَأَوْفُوا۟ ٱلْكَيْلَ إِذَا كِلْتُمْ وَزِنُوا۟ بِٱلْقِسْطَاسِ ٱلْمُسْتَقِيمِ ذَٰلِكَ خَيْرٌ وَأَحْسَنُ تَأْوِيلًا

    veevfü-lkeyle iẕâ kiltüm vezinû bilḳisṭâsi-lmüsteḳîm. ẕâlike ḫayruv veaḥsenü te'vîlâ.

    Ahmed Hulusi

    Ölçtüğünüzde ölçüyü tam yapın ve dosdoğru terazi ile tartın (tartıyla aldatmaya gitmeyin). . . Bu hem daha hayırlı ve hem de işin aslına ulaşma bakımından daha güzeldir.

    Ayet detayı — İsrâ suresi, 35. ayet

  14. İsrâ suresi, 36. ayet — tek başına aç

    İsrâ suresi, 36. ayet. وَلَا تَقْفُ مَا لَيْسَ لَكَ بِهِۦ عِلْمٌ إِنَّ ٱلسَّمْعَ وَٱلْبَصَرَ وَٱلْفُؤَادَ كُلُّ أُو۟لَٰٓئِكَ كَانَ عَنْهُ مَسْـُٔولًا

    velâ taḳfü mâ leyse leke bihî `ilm. inne-ssem`a velbeṣara velfüâde küllü ülâike kâne `anhü mes'ûlâ.

    Ahmed Hulusi

    Hakkında ilmin olmayan şeyin ardına düşme (zanla karar verme)! Muhakkak ki sem' (algılama), basar (değerlendirme) ve fuad (Esma mana özelliklerini beyne yansıtıcılar - {kalp nöronları ana rahminde 120. günde kendilerini beyne kopyalar ve beyinden devam eder}), işte onların hepsi ondan mesuldür!

    Ayet detayı — İsrâ suresi, 36. ayet

  15. İsrâ suresi, 37. ayet — tek başına aç

    İsrâ suresi, 37. ayet. وَلَا تَمْشِ فِى ٱلْأَرْضِ مَرَحًا إِنَّكَ لَن تَخْرِقَ ٱلْأَرْضَ وَلَن تَبْلُغَ ٱلْجِبَالَ طُولًا

    velâ temşi fi-l'arḍi meraḥâ. inneke len taḫriḳa-l'arḍa velen teblüga-lcibâle ṭûlâ.

    Ahmed Hulusi

    Arzda benlikle kendini bir şey sanarak yürüme! Kesinlikle sen ne arzı delebilirsin; ne de boyca dağlara erişebilirsin!

    Ayet detayı — İsrâ suresi, 37. ayet

  16. İsrâ suresi, 38. ayet — tek başına aç

    İsrâ suresi, 38. ayet. كُلُّ ذَٰلِكَ كَانَ سَيِّئُهُۥ عِندَ رَبِّكَ مَكْرُوهًا

    küllü ẕâlike kâne seyyiühû `inde rabbike mekrûhâ.

    Ahmed Hulusi

    Kötü olan bu davranışlar, Rabbinin indinde hakikatine yakışmayan, sonucu çirkin davranışlardır!

    Ayet detayı — İsrâ suresi, 38. ayet

  17. İsrâ suresi, 39. ayet — tek başına aç

    İsrâ suresi, 39. ayet. ذَٰلِكَ مِمَّآ أَوْحَىٰٓ إِلَيْكَ رَبُّكَ مِنَ ٱلْحِكْمَةِ وَلَا تَجْعَلْ مَعَ ٱللَّهِ إِلَٰهًا ءَاخَرَ فَتُلْقَىٰ فِى جَهَنَّمَ مَلُومًا مَّدْحُورًا

    ẕâlike mimmâ evḥâ ileyke rabbüke mine-lḥikmeh. velâ tec`al me`a-llâhi ilâhen âḫara fetülḳâ fî cehenneme melûmem medḥûrâ.

    Ahmed Hulusi

    İşte bunlar, Rabbinin sana hikmetten vahyettikleridir. Allah ile beraber bir tanrı da oluşturma! Sonra pişmanlıkla (sendeki kuvveleri haber verildiği halde değerlendiremediğin için) kendi kendine söver halde ve (hakikatindekilerden) uzaklaştırılmış olarak Cehennem'e girersin!

    Ayet detayı — İsrâ suresi, 39. ayet

Meleklere kız isnadı ve dirilişe itiraz 40–52

  1. İsrâ suresi, 40. ayet — tek başına aç

    İsrâ suresi, 40. ayet. أَفَأَصْفَىٰكُمْ رَبُّكُم بِٱلْبَنِينَ وَٱتَّخَذَ مِنَ ٱلْمَلَٰٓئِكَةِ إِنَٰثًا إِنَّكُمْ لَتَقُولُونَ قَوْلًا عَظِيمًا

    efeaṣfâküm rabbüküm bilbenîne vetteḫaẕe mine-lmelâiketi inâŝâ. inneküm leteḳûlûne ḳavlen `ażîmâ.

    Ahmed Hulusi

    Rabbiniz sizi seçti oğullar için de, (kendisi) meleklerden dişiler mi edindi? Muhakkak ki siz çok aziym laf ediyorsunuz!

    Ayet detayı — İsrâ suresi, 40. ayet

  2. İsrâ suresi, 41. ayet — tek başına aç

    İsrâ suresi, 41. ayet. وَلَقَدْ صَرَّفْنَا فِى هَٰذَا ٱلْقُرْءَانِ لِيَذَّكَّرُوا۟ وَمَا يَزِيدُهُمْ إِلَّا نُفُورًا

    veleḳad ṣarrafnâ fî hâẕe-lḳur'âni liyeẕẕekkerû. vemâ yezîdühüm illâ nüfûrâ.

    Ahmed Hulusi

    Andolsun, şu Kuran'da (hakikati) temsillerle, türlü anlatım yollarıyla açıkladık ki düşünüp hatırlasınlar; fakat bu, onların ancak uzaklaşmalarını arttırıyor.

    Ayet detayı — İsrâ suresi, 41. ayet

  3. İsrâ suresi, 42. ayet — tek başına aç

    İsrâ suresi, 42. ayet. قُل لَّوْ كَانَ مَعَهُۥٓ ءَالِهَةٌ كَمَا يَقُولُونَ إِذًا لَّٱبْتَغَوْا۟ إِلَىٰ ذِى ٱلْعَرْشِ سَبِيلًا

    ḳul lev kâne me`ahû âlihetün kemâ yeḳûlûne iẕel lebtegav ilâ ẕi-l`arşi sebîlâ.

    Ahmed Hulusi

    De ki: "Eğer onların dedikleri üzere O'nunla beraber tanrılar olsaydı, o vakit elbette Arş sahibine bir yol ararlardı. "

    Ayet detayı — İsrâ suresi, 42. ayet

  4. İsrâ suresi, 43. ayet — tek başına aç

    İsrâ suresi, 43. ayet. سُبْحَٰنَهُۥ وَتَعَٰلَىٰ عَمَّا يَقُولُونَ عُلُوًّا كَبِيرًا

    sübḥânehû vete`âlâ `ammâ yeḳûlûne `ulüvven kebîrâ.

    Ahmed Hulusi

    "O, Subhan ve yücedir; yüceliği onların laflarından ölçüsüz büyüktür (yüceliğini akıl kavramaz)!"

    Ayet detayı — İsrâ suresi, 43. ayet

  5. İsrâ suresi, 44. ayet — tek başına aç

    İsrâ suresi, 44. ayet. تُسَبِّحُ لَهُ ٱلسَّمَٰوَٰتُ ٱلسَّبْعُ وَٱلْأَرْضُ وَمَن فِيهِنَّ وَإِن مِّن شَىْءٍ إِلَّا يُسَبِّحُ بِحَمْدِهِۦ وَلَٰكِن لَّا تَفْقَهُونَ تَسْبِيحَهُمْ إِنَّهُۥ كَانَ حَلِيمًا غَفُورًا

    tüsebbiḥu lehü-ssemâvâtü-sseb`u vel'arḍu vemen fîhinn. veim min şey'in illâ yüsebbiḥu biḥamdihî velâkil lâ tefḳahûne tesbîḥahüm. innehû kâne ḥalîmen gafûrâ.

    Ahmed Hulusi

    Yedi sema (yedi bilinç mertebesindeki tüm yaratılmışlar), arz (bedenler) ve onların içindekiler O'nu tespih eder (Esma'sının özelliklerini açığa çıkaran işlevleriyle her an halden hale dönüp dururlar)! Hiçbir şey yok ki, O'nun Hamdı olarak, tespih etmesin! Fakat siz onların işlevini anlamıyorsunuz! Muhakkak ki O, Haliym'dir, Ğafur'dur.

    Ayet detayı — İsrâ suresi, 44. ayet

  6. İsrâ suresi, 45. ayet — tek başına aç

    İsrâ suresi, 45. ayet. وَإِذَا قَرَأْتَ ٱلْقُرْءَانَ جَعَلْنَا بَيْنَكَ وَبَيْنَ ٱلَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ بِٱلْـَٔاخِرَةِ حِجَابًا مَّسْتُورًا

    veiẕâ ḳara'te-lḳur'âne ce`alnâ beyneke vebeyne-lleẕîne lâ yü'minûne bil'âḫirati ḥicâbem mestûrâ.

    Ahmed Hulusi

    Sen Kuran'ı okuduğunda, seninle, gelecekteki sonsuz yaşamlarına iman etmeyenler arasına gizli perde oluşturduk.

    Ayet detayı — İsrâ suresi, 45. ayet

  7. İsrâ suresi, 46. ayet — tek başına aç

    İsrâ suresi, 46. ayet. وَجَعَلْنَا عَلَىٰ قُلُوبِهِمْ أَكِنَّةً أَن يَفْقَهُوهُ وَفِىٓ ءَاذَانِهِمْ وَقْرًا وَإِذَا ذَكَرْتَ رَبَّكَ فِى ٱلْقُرْءَانِ وَحْدَهُۥ وَلَّوْا۟ عَلَىٰٓ أَدْبَٰرِهِمْ نُفُورًا

    vece`alnâ `alâ ḳulûbihim ekinneten ey yefḳahûhü vefî âẕânihim vaḳrâ. veiẕâ ẕekerte rabbeke fi-lḳur'âni vaḥdehû vellev `alâ edbârihim nüfûrâ.

    Ahmed Hulusi

    Şuurlarını (kalplerini), Onu anlamalarına engel olan (batıla kilitlenme) örtüsüyle örter; kulaklarına da ağırlık koyarız (algılayamazlar)! Kuran'da, Rabbini TEK'liği ile andığında, nefretle geriye dönüp giderler.

    Ayet detayı — İsrâ suresi, 46. ayet

  8. İsrâ suresi, 47. ayet — tek başına aç

    İsrâ suresi, 47. ayet. نَّحْنُ أَعْلَمُ بِمَا يَسْتَمِعُونَ بِهِۦٓ إِذْ يَسْتَمِعُونَ إِلَيْكَ وَإِذْ هُمْ نَجْوَىٰٓ إِذْ يَقُولُ ٱلظَّٰلِمُونَ إِن تَتَّبِعُونَ إِلَّا رَجُلًا مَّسْحُورًا

    naḥnü a`lemü bimâ yestemi`ûne bihî iẕ yestemi`ûne ileyke veiẕ hüm necvâ iẕ yeḳûlu-żżâlimûne in tettebi`ûne illâ racülem mesḥûrâ.

    Ahmed Hulusi

    Sana kulak verdiklerinde nasıl dinlediklerini; aralarında fısıldaşırlarken de, o zalimlerin: "Sihirlenmiş bir adama tabi oluyorsunuz" dediklerini biz iyi biliriz.

    Ayet detayı — İsrâ suresi, 47. ayet

  9. İsrâ suresi, 48. ayet — tek başına aç

    İsrâ suresi, 48. ayet. ٱنظُرْ كَيْفَ ضَرَبُوا۟ لَكَ ٱلْأَمْثَالَ فَضَلُّوا۟ فَلَا يَسْتَطِيعُونَ سَبِيلًا

    ünżur keyfe ḍarabû leke-l'emŝâle feḍallû felâ yesteṭî`ûne sebîlâ.

    Ahmed Hulusi

    Bak senin için nasıl benzetmeler yaptılar da bu sebeple saptılar! Artık (Hakikate götüren) bir yol bulamazlar!

    Ayet detayı — İsrâ suresi, 48. ayet

  10. İsrâ suresi, 49. ayet — tek başına aç

    İsrâ suresi, 49. ayet. وَقَالُوٓا۟ أَءِذَا كُنَّا عِظَٰمًا وَرُفَٰتًا أَءِنَّا لَمَبْعُوثُونَ خَلْقًا جَدِيدًا

    veḳâlû eiẕâ künnâ `iżâmev verufâten einnâ lemeb`ûŝûne ḫalḳan cedîdâ.

    Ahmed Hulusi

    Dediler ki: "Kemik yığını ve toz toprak olduktan sonra, biz mi gerçekten yepyeni bir yaradılış ile ba'solunacaklarız?"

    Ayet detayı — İsrâ suresi, 49. ayet

  11. İsrâ suresi, 50. ayet — tek başına aç

    İsrâ suresi, 50. ayet. قُلْ كُونُوا۟ حِجَارَةً أَوْ حَدِيدًا

    ḳul kûnû ḥicâraten ev ḥadîdâ.

    Ahmed Hulusi

    De ki: "Taşlar (dabbe beden) ve demir (ruh beden) olun (isterseniz)!"

    Ayet detayı — İsrâ suresi, 50. ayet

  12. İsrâ suresi, 51. ayet — tek başına aç

    İsrâ suresi, 51. ayet. أَوْ خَلْقًا مِّمَّا يَكْبُرُ فِى صُدُورِكُمْ فَسَيَقُولُونَ مَن يُعِيدُنَا قُلِ ٱلَّذِى فَطَرَكُمْ أَوَّلَ مَرَّةٍ فَسَيُنْغِضُونَ إِلَيْكَ رُءُوسَهُمْ وَيَقُولُونَ مَتَىٰ هُوَ قُلْ عَسَىٰٓ أَن يَكُونَ قَرِيبًا

    ev ḫalḳam mimmâ yekbüru fî ṣudûriküm. feseyeḳûlûne mey yü`îdünâ. ḳuli-lleẕî feṭaraküm evvele merrah. feseyüngiḍûne ileyke ruûsehüm veyeḳûlûne metâ hû. ḳul `asâ ey yekûne ḳarîbâ.

    Ahmed Hulusi

    "Yahut içinizden kendinizi olağanüstü (dünyanızda çok büyük bir yaratık; bilinç) olarak hayal edin (yine de ölüm sonrası ba's olacaksınız)!". . . Diyecekler ki: "Bizi kim (hayata) iade edecek?". . . De ki: "Sizi ilk defa yaratmış olan!". . . (Alayla) sana kafalarını sallarlar ve derler ki: "Ne zaman olacak?". . . De ki: "Çok yakın olabilir!"

    Ayet detayı — İsrâ suresi, 51. ayet

  13. İsrâ suresi, 52. ayet — tek başına aç

    İsrâ suresi, 52. ayet. يَوْمَ يَدْعُوكُمْ فَتَسْتَجِيبُونَ بِحَمْدِهِۦ وَتَظُنُّونَ إِن لَّبِثْتُمْ إِلَّا قَلِيلًا

    yevme yed`ûküm fetestecîbûne biḥamdihî veteżunnûne il lebiŝtüm illâ ḳalîlâ.

    Ahmed Hulusi

    Sizi çağıracağı zaman (ölümü tattığınızda), O'nun Hamdı olarak (değerlendirmesine göre) olayı yaşayacak ve zannedeceksiniz ki (kabirlerinizde - beden yaşamında - dünyada) ancak pek az kaldınız!

    Ayet detayı — İsrâ suresi, 52. ayet

"En güzel sözü söyleyin"; mucize göndermemenin sebebi 53–60

  1. İsrâ suresi, 53. ayet — tek başına aç

    İsrâ suresi, 53. ayet. وَقُل لِّعِبَادِى يَقُولُوا۟ ٱلَّتِى هِىَ أَحْسَنُ إِنَّ ٱلشَّيْطَٰنَ يَنزَغُ بَيْنَهُمْ إِنَّ ٱلشَّيْطَٰنَ كَانَ لِلْإِنسَٰنِ عَدُوًّا مُّبِينًا

    veḳul li`ibâdî yeḳûlü-lletî hiye aḥsen. inne-şşeyṭâne yenzegu beynehüm. inne-şşeyṭâne kâne lil'insâni `adüvvem mübînâ.

    Ahmed Hulusi

    Kullarıma de ki; en güzeli ne ise onu söylesinler! Muhakkak ki şeytan (nefs = bilinç = bedensellik kabulü vehmi) aralarına fit sokar. . . Muhakkak ki şeytan, insan için apaçık bir düşmandır!

    Ayet detayı — İsrâ suresi, 53. ayet

  2. İsrâ suresi, 54. ayet — tek başına aç

    İsrâ suresi, 54. ayet. رَّبُّكُمْ أَعْلَمُ بِكُمْ إِن يَشَأْ يَرْحَمْكُمْ أَوْ إِن يَشَأْ يُعَذِّبْكُمْ وَمَآ أَرْسَلْنَٰكَ عَلَيْهِمْ وَكِيلًا

    rabbüküm a`lemü biküm. iy yeşe' yerḥamküm ev iy yeşe' yü`aẕẕibküm. vemâ erselnâke `aleyhim vekîlâ.

    Ahmed Hulusi

    Rabbiniz, hakikatiniz olarak sizi çok iyi bilir! Dilerse size rahmet eder veya dilerse size azap eder! Biz seni, onlara vekil olarak irsal etmedik.

    Ayet detayı — İsrâ suresi, 54. ayet

  3. İsrâ suresi, 55. ayet — tek başına aç

    İsrâ suresi, 55. ayet. وَرَبُّكَ أَعْلَمُ بِمَن فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَلَقَدْ فَضَّلْنَا بَعْضَ ٱلنَّبِيِّـۧنَ عَلَىٰ بَعْضٍ وَءَاتَيْنَا دَاوُۥدَ زَبُورًا

    verabbüke a`lemü bimen fi-ssemâvâti vel'arḍ. veleḳad feḍḍalnâ ba`ḍa-nnebiyyîne `alâ ba`ḍiv veâteynâ dâvûde zebûrâ.

    Ahmed Hulusi

    Rabbiniz, semalarda ve arzda bulunan varlıklarda olarak, daha iyi bilir. . . Andolsun ki, biz Nebilerin bazısını bazısına üstün kıldık (özellikleri yönünden)! Davud'a da Zebur (hikmetler ihtiva eden BİLGİ) verdik.

    Ayet detayı — İsrâ suresi, 55. ayet

  4. İsrâ suresi, 56. ayet — tek başına aç

    İsrâ suresi, 56. ayet. قُلِ ٱدْعُوا۟ ٱلَّذِينَ زَعَمْتُم مِّن دُونِهِۦ فَلَا يَمْلِكُونَ كَشْفَ ٱلضُّرِّ عَنكُمْ وَلَا تَحْوِيلًا

    ḳuli-d`ü-lleẕîne za`amtüm min dûnihî felâ yemlikûne keşfe-ḍḍurri `anküm velâ taḥvîlâ.

    Ahmed Hulusi

    De ki: "O'nun dununda varsandıklarınızı çağırın! Ne sizden sıkıntı kaldırmaya güçleri yeter, ne de halinizi değiştirebilirler. "

    Ayet detayı — İsrâ suresi, 56. ayet

  5. İsrâ suresi, 57. ayet — tek başına aç

    İsrâ suresi, 57. ayet. أُو۟لَٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ يَدْعُونَ يَبْتَغُونَ إِلَىٰ رَبِّهِمُ ٱلْوَسِيلَةَ أَيُّهُمْ أَقْرَبُ وَيَرْجُونَ رَحْمَتَهُۥ وَيَخَافُونَ عَذَابَهُۥٓ إِنَّ عَذَابَ رَبِّكَ كَانَ مَحْذُورًا

    ülâike-lleẕîne yed`ûne yebtegûne ilâ rabbihimü-lvesîlete eyyühüm aḳrabü veyercûne raḥmetehû veyeḫâfûne `aẕâbeh. inne `aẕâbe rabbike kâne maḥẕûrâ.

    Ahmed Hulusi

    Onların dua ettikleri (şeyler), Rablerine yakınlaşmak için vesile ararlar. O'nun rahmetini umarlar ve O'nun azabından korkarlar! Muhakkak ki senin Rabbinin azabı, sakınılması gerekendir!

    Ayet detayı — İsrâ suresi, 57. ayet

  6. İsrâ suresi, 58. ayet — tek başına aç

    İsrâ suresi, 58. ayet. وَإِن مِّن قَرْيَةٍ إِلَّا نَحْنُ مُهْلِكُوهَا قَبْلَ يَوْمِ ٱلْقِيَٰمَةِ أَوْ مُعَذِّبُوهَا عَذَابًا شَدِيدًا كَانَ ذَٰلِكَ فِى ٱلْكِتَٰبِ مَسْطُورًا

    veim min ḳaryetin illâ naḥnü mühlikûhâ ḳable yevmi-lḳiyâmeti ev mü`aẕẕibûhâ `aẕâben şedîdâ. kâne ẕâlike fi-lkitâbi mesṭûrâ.

    Ahmed Hulusi

    Hiçbir ülke yoktur ki, kıyamet sürecinden önce, biz onun yok edicileri yahut da şiddetli bir azap ile azap edicileri olmayalım! İşte bu, Kitap'ta (İLİM mertebesinde - Sünnetullah'ta - levhi mahfuz'da) detaylarıyla yazılmıştır.

    Ayet detayı — İsrâ suresi, 58. ayet

  7. İsrâ suresi, 59. ayet — tek başına aç

    İsrâ suresi, 59. ayet. وَمَا مَنَعَنَآ أَن نُّرْسِلَ بِٱلْـَٔايَٰتِ إِلَّآ أَن كَذَّبَ بِهَا ٱلْأَوَّلُونَ وَءَاتَيْنَا ثَمُودَ ٱلنَّاقَةَ مُبْصِرَةً فَظَلَمُوا۟ بِهَا وَمَا نُرْسِلُ بِٱلْـَٔايَٰتِ إِلَّا تَخْوِيفًا

    vemâ mene`anâ en nürsile bil'âyâti illâ en keẕẕebe bihe-l'evvelûn. veâteynâ ŝemûde-nnâḳate mübṣiraten feżalemû bihâ. vemâ nürsilü bil'âyâti illâ taḫvîfâ.

    Ahmed Hulusi

    Mucizelerimizi irsal etmemize mani olan, öncekilerin onları yalanlamış olmasıdır (siz de yalanlarsanız derhal azabını yaşardınız, sizi ortadan kaldırmak zorunda kalırdık)! Semud'a da aydınlatan olarak dişi deveyi verdik de (vahşice öldürerek) ona zulmettiler! Biz mucizelerimizi ancak korkutmak için irsal ederiz.

    Ayet detayı — İsrâ suresi, 59. ayet

  8. İsrâ suresi, 60. ayet — tek başına aç

    İsrâ suresi, 60. ayet. وَإِذْ قُلْنَا لَكَ إِنَّ رَبَّكَ أَحَاطَ بِٱلنَّاسِ وَمَا جَعَلْنَا ٱلرُّءْيَا ٱلَّتِىٓ أَرَيْنَٰكَ إِلَّا فِتْنَةً لِّلنَّاسِ وَٱلشَّجَرَةَ ٱلْمَلْعُونَةَ فِى ٱلْقُرْءَانِ وَنُخَوِّفُهُمْ فَمَا يَزِيدُهُمْ إِلَّا طُغْيَٰنًا كَبِيرًا

    veiẕ ḳulnâ leke inne rabbeke eḥâṭa binnâs. vemâ ce`alne-rru'ye-lletî eraynâke illâ fitnetel linnâsi veşşecerate-lmel`ûnete fi-lḳur'ân. venüḫavvifühüm femâ yezîdühüm illâ ṭugyânen kebîrâ.

    Ahmed Hulusi

    Hani sana: "Muhakkak ki Rabbin insanları (BinNas = insanların hakikati olarak) ihata etmiştir" dedik. . . Sende oluşturduğumuz o görüşü (mirac'da yaşadığını) ve Kuran'daki mel'un şecereyi (uzaklaştırılmış ağaç - beden yaşamını) de insanlar için yalnızca bir fitne (sınav objesi) kıldık! Biz onları korkutuyoruz. . . Fakat (bu), onların büyük taşkınlıklarından başka bir şeyi arttırmıyor. Not: (Yasak ağaca dokunmak, Üflenen ruh = Esma {El Veliyy} açığa çıkışı = şuur varlık olarak kayıtsız şekilde yaşayan Adem'in, bedenini {Havva} kendisi olarak kabullenmesi; cennet boyutunu Esma kuvveleriyle yaşarken, kendini beden vehmederek, bu kuvvelerden uzak düşmesi, beden kayıtlarıyla arzda - bedende yaşamak zorunda kalması. A. H. )

    Ayet detayı — İsrâ suresi, 60. ayet

İblîs ve Âdemoğulları 61–65

  1. İsrâ suresi, 61. ayet — tek başına aç

    İsrâ suresi, 61. ayet. وَإِذْ قُلْنَا لِلْمَلَٰٓئِكَةِ ٱسْجُدُوا۟ لِـَٔادَمَ فَسَجَدُوٓا۟ إِلَّآ إِبْلِيسَ قَالَ ءَأَسْجُدُ لِمَنْ خَلَقْتَ طِينًا

    veiẕ ḳulnâ lilmelâiketi-scüdû liâdeme fesecedû illâ iblîs. ḳâle eescüdü limen ḫalaḳte ṭînâ.

    Ahmed Hulusi

    Hani (yeryüzü) meleklerine (bedendeki Esma kuvvelerine): "Ademi şuura boyun eğin" dedik de İblis hariç, doğal olarak boyun eğip gereğini uyguladılar (bu kuvveler kullanılmaya başlandı). . . (İblis): "Balçık (su + toprak; maddeden oluşmuş beden {dabbe}) olarak yarattığına secde eder miyim?" dedi. (İblis'in insandaki varlığı, insandaki vehim kuvvesidir ki aklın {bilincin} hükmü altına girmeyen kuvvedir; "var"ı yok, "yok"u var kabul ettirir. A. Ciyli)

    Ayet detayı — İsrâ suresi, 61. ayet

  2. İsrâ suresi, 62. ayet — tek başına aç

    İsrâ suresi, 62. ayet. قَالَ أَرَءَيْتَكَ هَٰذَا ٱلَّذِى كَرَّمْتَ عَلَىَّ لَئِنْ أَخَّرْتَنِ إِلَىٰ يَوْمِ ٱلْقِيَٰمَةِ لَأَحْتَنِكَنَّ ذُرِّيَّتَهُۥٓ إِلَّا قَلِيلًا

    ḳâle era'eyteke hâẕe-lleẕî kerramte `aleyy. lein eḫḫarteni ilâ yevmi-lḳiyâmeti leaḥtenikenne ẕürriyyetehû illâ ḳalîlâ.

    Ahmed Hulusi

    "Benden şerefli kıldığın şu kimseye bak! Andolsun ki, eğer bana kıyamet sürecine kadar zaman verirsen onun neslini, pek azı hariç, mutlaka boyunduruğum altına alacağım" dedi (İblis).

    Ayet detayı — İsrâ suresi, 62. ayet

  3. İsrâ suresi, 63. ayet — tek başına aç

    İsrâ suresi, 63. ayet. قَالَ ٱذْهَبْ فَمَن تَبِعَكَ مِنْهُمْ فَإِنَّ جَهَنَّمَ جَزَآؤُكُمْ جَزَآءً مَّوْفُورًا

    ḳâle-ẕheb femen tebi`ake minhüm feinne cehenneme cezâüküm cezâem mevfûrâ.

    Ahmed Hulusi

    (Allah) buyurdu: "Git! Onlardan kim sana tabi oldu ise, muhakkak ki cehennem sizin yaptığınızın sonucudur! Tam karşılık!" (Vehmine tabi olarak kendini yalnızca beden sanıp şuurunu = hakikatini inkar eden, bedenselliğin cehennemini yaşar. )

    Ayet detayı — İsrâ suresi, 63. ayet

  4. İsrâ suresi, 64. ayet — tek başına aç

    İsrâ suresi, 64. ayet. وَٱسْتَفْزِزْ مَنِ ٱسْتَطَعْتَ مِنْهُم بِصَوْتِكَ وَأَجْلِبْ عَلَيْهِم بِخَيْلِكَ وَرَجِلِكَ وَشَارِكْهُمْ فِى ٱلْأَمْوَٰلِ وَٱلْأَوْلَٰدِ وَعِدْهُمْ وَمَا يَعِدُهُمُ ٱلشَّيْطَٰنُ إِلَّا غُرُورًا

    vestefziz meni-steṭa`te minhüm biṣavtike veeclib `aleyhim biḫaylike veraclike veşârikhüm fi-l'emvâli vel'evlâdi ve`idhüm. vemâ ye`idühümü-şşeyṭânü illâ gurûrâ.

    Ahmed Hulusi

    "Onlardan gücün yettiğini seslenişinle (vesveseyle) yerinden oynat; atlıların ve yayalarınla onların üzerine çullan; mallarda ve evlatlarda onlara ortak ol ve onlara vaatte bulun! (Ne var ki) şeytan onlara aldanıştan başka bir şey vaat etmez!"

    Ayet detayı — İsrâ suresi, 64. ayet

  5. İsrâ suresi, 65. ayet — tek başına aç

    İsrâ suresi, 65. ayet. إِنَّ عِبَادِى لَيْسَ لَكَ عَلَيْهِمْ سُلْطَٰنٌ وَكَفَىٰ بِرَبِّكَ وَكِيلًا

    inne `ibâdî leyse leke `aleyhim sülṭân. vekefâ birabbike vekîlâ.

    Ahmed Hulusi

    "Muhakkak ki Benim kullarım (Hakikatlerine = şuur varlık olduklarına iman etmiş olanlar) üzerinde senin bir sultan (zorlayıcı gücün) yoktur! Rabbin Vekiyl olarak kafidir. "

    Ayet detayı — İsrâ suresi, 65. ayet

Denizdeki kurtuluş; insanoğlunun şerefli kılınışı 66–72

  1. İsrâ suresi, 66. ayet — tek başına aç

    İsrâ suresi, 66. ayet. رَّبُّكُمُ ٱلَّذِى يُزْجِى لَكُمُ ٱلْفُلْكَ فِى ٱلْبَحْرِ لِتَبْتَغُوا۟ مِن فَضْلِهِۦٓ إِنَّهُۥ كَانَ بِكُمْ رَحِيمًا

    rabbükümü-lleẕî yüzcî lekümü-lfülke fi-lbaḥri litebtegû min faḍlih. innehû kâne biküm raḥîmâ.

    Ahmed Hulusi

    Rabbiniz ki, lütfunu arayasınız diye gemileri (bedenlerinizi) sizin için deniz (ilim) içinde yüzdürüyor! Muhakkak ki O, sizden Rahıym'dir (El Esma manalarının özelliklerini açığa çıkaran)!

    Ayet detayı — İsrâ suresi, 66. ayet

  2. İsrâ suresi, 67. ayet — tek başına aç

    İsrâ suresi, 67. ayet. وَإِذَا مَسَّكُمُ ٱلضُّرُّ فِى ٱلْبَحْرِ ضَلَّ مَن تَدْعُونَ إِلَّآ إِيَّاهُ فَلَمَّا نَجَّىٰكُمْ إِلَى ٱلْبَرِّ أَعْرَضْتُمْ وَكَانَ ٱلْإِنسَٰنُ كَفُورًا

    veiẕâ messekümu-ḍḍurru fi-lbaḥri ḍalle men ted`ûne illâ iyyâh. felemmâ neccâküm ile-lberri a`raḍtüm. vekâne-l'insânü kefûrâ.

    Ahmed Hulusi

    Denizde size sıkıntı dokunduğunda, O'ndan gayrı çağırdıklarınız kayboldu. . . Sizi kurtarıp karaya çıkardığında ise yüz çevirdiniz. . . İnsan çok nankördür!

    Ayet detayı — İsrâ suresi, 67. ayet

  3. İsrâ suresi, 68. ayet — tek başına aç

    İsrâ suresi, 68. ayet. أَفَأَمِنتُمْ أَن يَخْسِفَ بِكُمْ جَانِبَ ٱلْبَرِّ أَوْ يُرْسِلَ عَلَيْكُمْ حَاصِبًا ثُمَّ لَا تَجِدُوا۟ لَكُمْ وَكِيلًا

    efeemintüm ey yaḫsife biküm cânibe-lberri ev yürsile `aleyküm ḥâṣiben ŝümme lâ tecidû leküm vekîlâ.

    Ahmed Hulusi

    Sizde yerin dibini (bedenselliğin en beterini) yaşatmayacağından yahut üzerinize bir hortum (yaşamınızı allak bullak eden olaylar) göndermeyeceğinden emin mi oldunuz? Sonra kendinize bir vekil de bulamazsınız.

    Ayet detayı — İsrâ suresi, 68. ayet

  4. İsrâ suresi, 69. ayet — tek başına aç

    İsrâ suresi, 69. ayet. أَمْ أَمِنتُمْ أَن يُعِيدَكُمْ فِيهِ تَارَةً أُخْرَىٰ فَيُرْسِلَ عَلَيْكُمْ قَاصِفًا مِّنَ ٱلرِّيحِ فَيُغْرِقَكُم بِمَا كَفَرْتُمْ ثُمَّ لَا تَجِدُوا۟ لَكُمْ عَلَيْنَا بِهِۦ تَبِيعًا

    em emintüm ey yü`îdeküm fîhi târaten uḫrâ feyürsile `aleyküm ḳâṣifem mine-rrîḥi feyugriḳaküm bimâ kefertüm ŝümme lâ tecidû leküm `aleynâ bihî tebî`â.

    Ahmed Hulusi

    Yoksa sizi o denize tekrar döndürüp, üzerinize bir kasırga göndermesinden ve böylece nankörlüğünüzün sonucu olarak sizi suda boğmasından emin mi oldunuz? Sonra kendinize, bize kafa tutacak birini de bulamazsınız!

    Ayet detayı — İsrâ suresi, 69. ayet

  5. İsrâ suresi, 70. ayet — tek başına aç

    İsrâ suresi, 70. ayet. وَلَقَدْ كَرَّمْنَا بَنِىٓ ءَادَمَ وَحَمَلْنَٰهُمْ فِى ٱلْبَرِّ وَٱلْبَحْرِ وَرَزَقْنَٰهُم مِّنَ ٱلطَّيِّبَٰتِ وَفَضَّلْنَٰهُمْ عَلَىٰ كَثِيرٍ مِّمَّنْ خَلَقْنَا تَفْضِيلًا

    veleḳad kerramnâ benî âdeme veḥamelnâhüm fi-lberri velbaḥri verazaḳnâhüm mine-ṭṭayyibâti vefeḍḍalnâhüm `alâ keŝîrim mimmen ḫalaḳnâ tefḍîlâ.

    Ahmed Hulusi

    Andolsun ki, Ademoğullarını (şuur boyutunda yaratılmışın oğullarını) ikramlarla şerefli kıldık! Onları karada (beden) ve denizde (bilinç boyutunda) taşıdık. . . Onları temiz - yararlı yaşam gıdalarıyla besledik. . . Onları yarattıklarımızın birçoğundan üstün tuttuk!

    Ayet detayı — İsrâ suresi, 70. ayet

  6. İsrâ suresi, 71. ayet — tek başına aç

    İsrâ suresi, 71. ayet. يَوْمَ نَدْعُوا۟ كُلَّ أُنَاسٍۭ بِإِمَٰمِهِمْ فَمَنْ أُوتِىَ كِتَٰبَهُۥ بِيَمِينِهِۦ فَأُو۟لَٰٓئِكَ يَقْرَءُونَ كِتَٰبَهُمْ وَلَا يُظْلَمُونَ فَتِيلًا

    yevme ned`û külle ünâsim biimâmihim. femen ûtiye kitâbehû biyemînihî feülâike yaḳraûne kitâbehüm velâ yużlemûne fetîlâ.

    Ahmed Hulusi

    O süreçte, her insan grubunu kendi önderleriyle çağırırız. . . Kimin kitabı (kaydedilmiş bilgisi) sağındaki kuvvesiyle verildi ise, işte onlar yaptıklarının bilgisiyle yüzleşirler (okurlar) ve bir hurma lifi (kıl) kadar haksızlıkla karşılaşmazlar!

    Ayet detayı — İsrâ suresi, 71. ayet

  7. İsrâ suresi, 72. ayet — tek başına aç

    İsrâ suresi, 72. ayet. وَمَن كَانَ فِى هَٰذِهِۦٓ أَعْمَىٰ فَهُوَ فِى ٱلْـَٔاخِرَةِ أَعْمَىٰ وَأَضَلُّ سَبِيلًا

    vemen kâne fî hâẕihî a`mâ fehüve fi-l'âḫirati a`mâ veeḍallü sebîlâ.

    Ahmed Hulusi

    Kim bu dünyada ama (hakikati göremeyen) ise o, gelecek sonsuz yaşamda da amadır (kördür)! (Düşünce) yolu (tarzı) itibarıyla daha da sapmıştır!

    Ayet detayı — İsrâ suresi, 72. ayet

Sebat verilmesi, namaz vakitleri ve "hak geldi" 73–81

  1. İsrâ suresi, 73. ayet — tek başına aç

    İsrâ suresi, 73. ayet. وَإِن كَادُوا۟ لَيَفْتِنُونَكَ عَنِ ٱلَّذِىٓ أَوْحَيْنَآ إِلَيْكَ لِتَفْتَرِىَ عَلَيْنَا غَيْرَهُۥ وَإِذًا لَّٱتَّخَذُوكَ خَلِيلًا

    vein kâdû leyeftinûneke `ani-lleẕî evḥaynâ ileyke litefteriye `aleynâ gayrah. veiẕel letteḫaẕûke ḫalîlâ.

    Ahmed Hulusi

    Neredeyse seni bile, sana vahyettiğimizin gayrını bizim aleyhimize uydurasın diye, fitneye düşüreceklerdi! (Başarsalardı) işte o takdirde seni dost edinirlerdi!

    Ayet detayı — İsrâ suresi, 73. ayet

  2. İsrâ suresi, 74. ayet — tek başına aç

    İsrâ suresi, 74. ayet. وَلَوْلَآ أَن ثَبَّتْنَٰكَ لَقَدْ كِدتَّ تَرْكَنُ إِلَيْهِمْ شَيْـًٔا قَلِيلًا

    velevlâ en ŝebbetnâke leḳad kitte terkenü ileyhim şey'en ḳalîlâ.

    Ahmed Hulusi

    Eğer biz seni, direnç verip sarsılmaz kılmasaydık, neredeyse onlara birazcık meyledecektin!

    Ayet detayı — İsrâ suresi, 74. ayet

  3. İsrâ suresi, 75. ayet — tek başına aç

    İsrâ suresi, 75. ayet. إِذًا لَّأَذَقْنَٰكَ ضِعْفَ ٱلْحَيَوٰةِ وَضِعْفَ ٱلْمَمَاتِ ثُمَّ لَا تَجِدُ لَكَ عَلَيْنَا نَصِيرًا

    iẕel leeẕaḳnâke ḍi`fe-lḥayâti veḍi`fe-lmemâti ŝümme lâ tecidü leke `aleynâ neṣîrâ.

    Ahmed Hulusi

    İşte o takdirde biz sana hayatın da, ölümün de (sıkıntılarını) kat katını tattırırdık! Sonra kendine, bize karşı bir yardımcı bulamazdın.

    Ayet detayı — İsrâ suresi, 75. ayet

  4. İsrâ suresi, 76. ayet — tek başına aç

    İsrâ suresi, 76. ayet. وَإِن كَادُوا۟ لَيَسْتَفِزُّونَكَ مِنَ ٱلْأَرْضِ لِيُخْرِجُوكَ مِنْهَا وَإِذًا لَّا يَلْبَثُونَ خِلَٰفَكَ إِلَّا قَلِيلًا

    vein kâdû leyestefizzûneke mine-l'arḍi liyuḫricûke minhâ veiẕel lâ yelbeŝûne ḫilâfeke illâ ḳalîlâ.

    Ahmed Hulusi

    Seni oradan (Mekke'den) çıkarmak için taciz edeceklerdi. . . İşte o takdirde onlar da senin ardından (dünyada) pek az kalacaklardı. (Bunu yaptılar ve Bedr'de öldürüldüler. A. H. )

    Ayet detayı — İsrâ suresi, 76. ayet

  5. İsrâ suresi, 77. ayet — tek başına aç

    İsrâ suresi, 77. ayet. سُنَّةَ مَن قَدْ أَرْسَلْنَا قَبْلَكَ مِن رُّسُلِنَا وَلَا تَجِدُ لِسُنَّتِنَا تَحْوِيلًا

    sünnete men ḳad erselnâ ḳableke mir rusülinâ velâ tecidü lisünnetinâ taḥvîlâ.

    Ahmed Hulusi

    Senden önce irsal ettiğimiz Rasullerimiz ile de ilgili sünnetimizdir! (Rasuller doğdukları yerden çıkarılırlar; ardından da onları çıkaran toplumlar helak edilir!) Bizim sünnetimizde değişiklik bulamazsın.

    Ayet detayı — İsrâ suresi, 77. ayet

  6. İsrâ suresi, 78. ayet — tek başına aç

    İsrâ suresi, 78. ayet. أَقِمِ ٱلصَّلَوٰةَ لِدُلُوكِ ٱلشَّمْسِ إِلَىٰ غَسَقِ ٱلَّيْلِ وَقُرْءَانَ ٱلْفَجْرِ إِنَّ قُرْءَانَ ٱلْفَجْرِ كَانَ مَشْهُودًا

    eḳimi-ṣṣalâte lidülûki-şşemsi ilâ gaseḳi-lleyli veḳur'âne-lfecr. inne ḳur'âne-lfecri kâne meşhûdâ.

    Ahmed Hulusi

    Güneş'in, batıda gözden kaybolmasından gecenin kararmasına kadar ki süreçte salatı ikame et. FECİR KURAN'ını da (sabah salatını da). . . Muhakkak FECİR KUR'AN OKUMAsı şahitlendirilmiştir.

    Ayet detayı — İsrâ suresi, 78. ayet

  7. İsrâ suresi, 79. ayet — tek başına aç

    İsrâ suresi, 79. ayet. وَمِنَ ٱلَّيْلِ فَتَهَجَّدْ بِهِۦ نَافِلَةً لَّكَ عَسَىٰٓ أَن يَبْعَثَكَ رَبُّكَ مَقَامًا مَّحْمُودًا

    vemine-lleyli fetehecced bihî nâfiletel lek. `asâ ey yeb`aŝeke rabbüke meḳâmem maḥmûdâ.

    Ahmed Hulusi

    Ayrıca gecenin bir kısmında, yararını göreceğin, Kuran'la teheccüde kalk (uyanarak salatı yaşa)! Umulur ki Rabbin sende Makam-ı Mahmud'u ba'seder (sende o makamın özelliklerini açığa çıkartır. . . {Ve çıkartmıştır da "İnna fetahnaleke" ayetinde bildirilen husus ile. A. H. })!

    Ayet detayı — İsrâ suresi, 79. ayet

  8. İsrâ suresi, 80. ayet — tek başına aç

    İsrâ suresi, 80. ayet. وَقُل رَّبِّ أَدْخِلْنِى مُدْخَلَ صِدْقٍ وَأَخْرِجْنِى مُخْرَجَ صِدْقٍ وَٱجْعَل لِّى مِن لَّدُنكَ سُلْطَٰنًا نَّصِيرًا

    veḳur rabbi edḫilnî müdḫale ṣidḳiv veaḫricnî muḫrace ṣidḳiv vec`al lî mil ledünke sülṭânen neṣîrâ.

    Ahmed Hulusi

    Rabbim, girdiğim yere sıdk halinde girdir ve çıktığım yerden sıdk ile çıkart; ledünnünden zafere erdirici bir kudret oluştur bende!

    Ayet detayı — İsrâ suresi, 80. ayet

  9. İsrâ suresi, 81. ayet — tek başına aç

    İsrâ suresi, 81. ayet. وَقُلْ جَآءَ ٱلْحَقُّ وَزَهَقَ ٱلْبَٰطِلُ إِنَّ ٱلْبَٰطِلَ كَانَ زَهُوقًا

    veḳul câe-lḥaḳḳu vezeheḳa-lbâṭil. inne-lbâṭile kâne zehûḳâ.

    Ahmed Hulusi

    De ki: "Hak geldi, batıl yok oldu gitti! (Hakikat bildirildi, asılsız boş görüşler geçerliliğini yitirdi) Muhakkak ki batıl yok olmak zorundadır. "

    Ayet detayı — İsrâ suresi, 81. ayet

Kur'an şifadır; ruh sorusu ve meydan okuma 82–89

  1. İsrâ suresi, 82. ayet — tek başına aç

    İsrâ suresi, 82. ayet. وَنُنَزِّلُ مِنَ ٱلْقُرْءَانِ مَا هُوَ شِفَآءٌ وَرَحْمَةٌ لِّلْمُؤْمِنِينَ وَلَا يَزِيدُ ٱلظَّٰلِمِينَ إِلَّا خَسَارًا

    venünezzilü mine-lḳur'âni mâ hüve şifâüv veraḥmetül lilmü'minîne velâ yezîdu-żżâlimîne illâ ḫasârâ.

    Ahmed Hulusi

    Kuran'dan, iman edenler için şifa (sağlıklı düşünme bilgileri) ve rahmet (Hakikatlerindeki özellikleri hatırlatma) olan şeyleri inzal ediyoruz (hakikatinden şuuruna yansıtıyoruz)! (Bu), zalimlerin (nefsinin hakikatini inkar ederek nefsine zulmedenlerin) ise sadece hüsranını arttırır.

    Ayet detayı — İsrâ suresi, 82. ayet

  2. İsrâ suresi, 83. ayet — tek başına aç

    İsrâ suresi, 83. ayet. وَإِذَآ أَنْعَمْنَا عَلَى ٱلْإِنسَٰنِ أَعْرَضَ وَنَـَٔا بِجَانِبِهِۦ وَإِذَا مَسَّهُ ٱلشَّرُّ كَانَ يَـُٔوسًا

    veiẕâ en`amnâ `ale-l'insâni a`raḍa veneâ bicânibih. veiẕâ messehü-şşerru kâne yeûsâ.

    Ahmed Hulusi

    İnsana in'amda bulunduğumuz vakit yüz çevirir ve yan çizer! Kendisine hoşlanmadığı şey isabet ettiğinde de umutsuzluğa düşer.

    Ayet detayı — İsrâ suresi, 83. ayet

  3. İsrâ suresi, 84. ayet — tek başına aç

    İsrâ suresi, 84. ayet. قُلْ كُلٌّ يَعْمَلُ عَلَىٰ شَاكِلَتِهِۦ فَرَبُّكُمْ أَعْلَمُ بِمَنْ هُوَ أَهْدَىٰ سَبِيلًا

    ḳul küllüy ya`melü `alâ şâkiletih. ferabbüküm a`lemü bimen hüve ehdâ sebîlâ.

    Ahmed Hulusi

    De ki: "Herkes yaratılış programı (fıtratı - şakılesi) doğrultusunda fiiller ortaya koyar! İşte bu yüzden (Fatır'ınız olan) Rabbiniz yol itibarıyla kimin hakikat yolunda olduğunu en iyi bilendir!"

    Ayet detayı — İsrâ suresi, 84. ayet

  4. İsrâ suresi, 85. ayet — tek başına aç

    İsrâ suresi, 85. ayet. وَيَسْـَٔلُونَكَ عَنِ ٱلرُّوحِ قُلِ ٱلرُّوحُ مِنْ أَمْرِ رَبِّى وَمَآ أُوتِيتُم مِّنَ ٱلْعِلْمِ إِلَّا قَلِيلًا

    veyes'elûneke `ani-rrûḥ. ḳuli-rrûḥu min emri rabbî vemâ ûtîtüm mine-l`ilmi illâ ḳalîlâ.

    Ahmed Hulusi

    (Yahudiler) sana Ruh'tan soruyorlar. . . De ki: "Ruh, Rabbimin hükmündendir. İlimden size pek az verilmiştir (bu soruyu soran Yahudilere cevaptır bu)!"

    Ayet detayı — İsrâ suresi, 85. ayet

  5. İsrâ suresi, 86. ayet — tek başına aç

    İsrâ suresi, 86. ayet. وَلَئِن شِئْنَا لَنَذْهَبَنَّ بِٱلَّذِىٓ أَوْحَيْنَآ إِلَيْكَ ثُمَّ لَا تَجِدُ لَكَ بِهِۦ عَلَيْنَا وَكِيلًا

    velein şi'nâ leneẕhebenne billeẕî evḥaynâ ileyke ŝümme lâ tecidü leke bihî `aleynâ vekîlâ.

    Ahmed Hulusi

    Dilersek sana vahyettiğimizi elbette gideririz. . . Yaptığımıza karşı sana arka çıkacak bir vekil bulamazsın. . .

    Ayet detayı — İsrâ suresi, 86. ayet

  6. İsrâ suresi, 87. ayet — tek başına aç

    İsrâ suresi, 87. ayet. إِلَّا رَحْمَةً مِّن رَّبِّكَ إِنَّ فَضْلَهُۥ كَانَ عَلَيْكَ كَبِيرًا

    illâ raḥmetem mir rabbik. inne faḍlehû kâne `aleyke kebîrâ.

    Ahmed Hulusi

    Rabbinden olan bir Rahmet dışında! Muhakkak ki O'nun senin üzerine olan lütfu çok büyüktür!

    Ayet detayı — İsrâ suresi, 87. ayet

  7. İsrâ suresi, 88. ayet — tek başına aç

    İsrâ suresi, 88. ayet. قُل لَّئِنِ ٱجْتَمَعَتِ ٱلْإِنسُ وَٱلْجِنُّ عَلَىٰٓ أَن يَأْتُوا۟ بِمِثْلِ هَٰذَا ٱلْقُرْءَانِ لَا يَأْتُونَ بِمِثْلِهِۦ وَلَوْ كَانَ بَعْضُهُمْ لِبَعْضٍ ظَهِيرًا

    ḳul leini-cteme`ati-l'insü velcinnü `alâ ey ye'tû bimiŝli hâẕe-lḳur'âni lâ ye'tûne bimiŝlihî velev kâne ba`ḍuhüm liba`ḍin żahîrâ.

    Ahmed Hulusi

    De ki: "Andolsun, eğer İNS (türü - insan denmiyor) ve CİNN şu Kuran'ın benzerini getirmek üzere bir araya toplansalar, birbirlerine destek de olsalar, gene de onun benzerini getiremezler!"

    Ayet detayı — İsrâ suresi, 88. ayet

  8. İsrâ suresi, 89. ayet — tek başına aç

    İsrâ suresi, 89. ayet. وَلَقَدْ صَرَّفْنَا لِلنَّاسِ فِى هَٰذَا ٱلْقُرْءَانِ مِن كُلِّ مَثَلٍ فَأَبَىٰٓ أَكْثَرُ ٱلنَّاسِ إِلَّا كُفُورًا

    veleḳad ṣarrafnâ linnâsi fî hâẕe-lḳur'âni min külli meŝel. feebâ ekŝeru-nnâsi illâ küfûrâ.

    Ahmed Hulusi

    Andolsun, insanlar için şu Kuran'da (Hakikati) her türlü MİSALLERLE açıkladık. İnsanların çoğunluğu (misalleri orijin gibi gerçek olarak {muhkem} kabul ederek) hakikati örttüler.

    Ayet detayı — İsrâ suresi, 89. ayet

İstenen mucizeler ve verilen cevap 90–100

  1. İsrâ suresi, 90. ayet — tek başına aç

    İsrâ suresi, 90. ayet. وَقَالُوا۟ لَن نُّؤْمِنَ لَكَ حَتَّىٰ تَفْجُرَ لَنَا مِنَ ٱلْأَرْضِ يَنۢبُوعًا

    veḳâlû len nü'mine leke ḥattâ tefcüra lenâ mine-l'arḍi yembû`â.

    Ahmed Hulusi

    Dediler ki: "Bizim için arzdan bir pınar fışkırtmadıkça sana asla iman etmeyeceğiz. "

    Ayet detayı — İsrâ suresi, 90. ayet

  2. İsrâ suresi, 91. ayet — tek başına aç

    İsrâ suresi, 91. ayet. أَوْ تَكُونَ لَكَ جَنَّةٌ مِّن نَّخِيلٍ وَعِنَبٍ فَتُفَجِّرَ ٱلْأَنْهَٰرَ خِلَٰلَهَا تَفْجِيرًا

    ev tekûne leke cennetüm min neḫîliv ve`inebin fetüfeccira-l'enhâra ḫilâlehâ tefcîrâ.

    Ahmed Hulusi

    "Yahut senin hurma ağaçlarından ve üzümden bir bahçen olmalı, onların arasından gümbür gümbür nehirler fışkırtmalısın. "

    Ayet detayı — İsrâ suresi, 91. ayet

  3. İsrâ suresi, 92. ayet — tek başına aç

    İsrâ suresi, 92. ayet. أَوْ تُسْقِطَ ٱلسَّمَآءَ كَمَا زَعَمْتَ عَلَيْنَا كِسَفًا أَوْ تَأْتِىَ بِٱللَّهِ وَٱلْمَلَٰٓئِكَةِ قَبِيلًا

    ev tüsḳiṭa-ssemâe kemâ za`amte `aleynâ kisefen ev te'tiye billâhi velmelâiketi ḳabîlâ.

    Ahmed Hulusi

    "Yahut tehdit ettiğin gibi semayı parça parça üzerimize düşürmelisin veya Allah'ı ve melekleri karşımıza kefil olarak getirmelisin. " (Allah ismiyle işaret edileni anlamayıp, O'nu gökte bir tanrı olarak düşündükleri için bunu söylüyorlar. )

    Ayet detayı — İsrâ suresi, 92. ayet

  4. İsrâ suresi, 93. ayet — tek başına aç

    İsrâ suresi, 93. ayet. أَوْ يَكُونَ لَكَ بَيْتٌ مِّن زُخْرُفٍ أَوْ تَرْقَىٰ فِى ٱلسَّمَآءِ وَلَن نُّؤْمِنَ لِرُقِيِّكَ حَتَّىٰ تُنَزِّلَ عَلَيْنَا كِتَٰبًا نَّقْرَؤُهُۥ قُلْ سُبْحَانَ رَبِّى هَلْ كُنتُ إِلَّا بَشَرًا رَّسُولًا

    ev yekûne leke beytüm min zuḫrufin ev terḳâ fi-ssemâ'. velen nü'mine liruḳiyyike ḥattâ tünezzile `aleynâ kitâben naḳraüh. ḳul sübḥâne rabbî hel küntü illâ beşerar rasûlâ.

    Ahmed Hulusi

    "Yahut senin altından bir evin olmalı ya da semada uçmalısın. . . (Ayrıca) senin göğe uçmana da biz asla iman etmeyiz; ta ki, kendisini okuyacağımız bir yazılı madde kitabı gökten bizim üzerimize indirinceye kadar!". . . De ki: "Subhan'dır Rabbim! Rasul bir beşerden başka neyim ki?"

    Ayet detayı — İsrâ suresi, 93. ayet

  5. İsrâ suresi, 94. ayet — tek başına aç

    İsrâ suresi, 94. ayet. وَمَا مَنَعَ ٱلنَّاسَ أَن يُؤْمِنُوٓا۟ إِذْ جَآءَهُمُ ٱلْهُدَىٰٓ إِلَّآ أَن قَالُوٓا۟ أَبَعَثَ ٱللَّهُ بَشَرًا رَّسُولًا

    vemâ mene`a-nnâse ey yü'minû iẕ câehümü-lhüdâ illâ en ḳâlû ebe`aŝe-llâhü beşerar rasûlâ.

    Ahmed Hulusi

    Kendilerine hakikat geldiğinde, insanların iman etmelerine mani olan: "Allah, rasul bir beşer ba's etti!" demeleridir.

    Ayet detayı — İsrâ suresi, 94. ayet

  6. İsrâ suresi, 95. ayet — tek başına aç

    İsrâ suresi, 95. ayet. قُل لَّوْ كَانَ فِى ٱلْأَرْضِ مَلَٰٓئِكَةٌ يَمْشُونَ مُطْمَئِنِّينَ لَنَزَّلْنَا عَلَيْهِم مِّنَ ٱلسَّمَآءِ مَلَكًا رَّسُولًا

    ḳul lev kâne fi-l'arḍi melâiketüy yemşûne muṭmeinnîne lenezzelnâ `aleyhim mine-ssemâi meleker rasûlâ.

    Ahmed Hulusi

    De ki: "Eğer arzda yaşayanlar yürüyen melekler olsaydı, elbette onlar üzerine semadan melek bir Rasul indirirdik. "

    Ayet detayı — İsrâ suresi, 95. ayet

  7. İsrâ suresi, 96. ayet — tek başına aç

    İsrâ suresi, 96. ayet. قُلْ كَفَىٰ بِٱللَّهِ شَهِيدًۢا بَيْنِى وَبَيْنَكُمْ إِنَّهُۥ كَانَ بِعِبَادِهِۦ خَبِيرًۢا بَصِيرًا

    ḳul kefâ billâhi şehîdem beynî vebeyneküm. innehû kâne bi`ibâdihî ḫabîram beṣîrâ.

    Ahmed Hulusi

    De ki: "Benimle sizin aranızda şahit olarak, Esma'sıyla hakikatim olan Allah yeterlidir! Muhakkak ki O, kullarıyla Habiyr'dir, Basıyr'dir. "

    Ayet detayı — İsrâ suresi, 96. ayet

  8. İsrâ suresi, 97. ayet — tek başına aç

    İsrâ suresi, 97. ayet. وَمَن يَهْدِ ٱللَّهُ فَهُوَ ٱلْمُهْتَدِ وَمَن يُضْلِلْ فَلَن تَجِدَ لَهُمْ أَوْلِيَآءَ مِن دُونِهِۦ وَنَحْشُرُهُمْ يَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ عَلَىٰ وُجُوهِهِمْ عُمْيًا وَبُكْمًا وَصُمًّا مَّأْوَىٰهُمْ جَهَنَّمُ كُلَّمَا خَبَتْ زِدْنَٰهُمْ سَعِيرًا

    vemey yehdi-llâhü fehüve-lmühted. vemey yuḍlil felen tecide lehüm evliyâe min dûnih. venaḥşüruhüm yevme-lḳiyâmeti `alâ vucûhihim `umyev vebükmev veṣummâ. me'vâhüm cehennem. küllemâ ḫabet zidnâhüm se`îrâ.

    Ahmed Hulusi

    Allah, kimi hakikate yönlendirirse, işte odur hakikati bulan! Kimi de saptırırsa, artık onlar için O'nun dununda veliler bulamazsın! Kıyamet sürecinde onları körler (Hakikati görmeyen); lal olmuşlar (Hakikati dillendirmeyenler); ve sağırlar (Hakikati algılamayanlar) olarak yüzleri üzere haşr ederiz! Onların barınağı Cehennem'dir! Alevi söndükçe, onlara ateşlerini artırırız!

    Ayet detayı — İsrâ suresi, 97. ayet

  9. İsrâ suresi, 98. ayet — tek başına aç

    İsrâ suresi, 98. ayet. ذَٰلِكَ جَزَآؤُهُم بِأَنَّهُمْ كَفَرُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا وَقَالُوٓا۟ أَءِذَا كُنَّا عِظَٰمًا وَرُفَٰتًا أَءِنَّا لَمَبْعُوثُونَ خَلْقًا جَدِيدًا

    ẕâlike cezâühüm biennehüm keferû biâyâtinâ veḳâlû eiẕâ künnâ `iżâmev verufâten einnâ lemeb`ûŝûne ḫalḳan cedîdâ.

    Ahmed Hulusi

    İşte bu onların yaptıklarının sonucudur! Çünkü onlar kendilerindeki işaretlerimizi, hakikat bilgisini inkar edenlerdi ve: "Biz kemik yığını ve toz toprak olduğumuzda mı, gerçekten yepyeni bir yaradılış ile ba'solunacaklarız?" dediler.

    Ayet detayı — İsrâ suresi, 98. ayet

  10. İsrâ suresi, 99. ayet — tek başına aç

    İsrâ suresi, 99. ayet. أَوَلَمْ يَرَوْا۟ أَنَّ ٱللَّهَ ٱلَّذِى خَلَقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ قَادِرٌ عَلَىٰٓ أَن يَخْلُقَ مِثْلَهُمْ وَجَعَلَ لَهُمْ أَجَلًا لَّا رَيْبَ فِيهِ فَأَبَى ٱلظَّٰلِمُونَ إِلَّا كُفُورًا

    evelem yerav enne-llâhe-lleẕî ḫaleḳa-ssemâvâti vel'arḍa ḳâdirun `alâ ey yaḫlüḳa miŝlehüm vece`ale lehüm ecelel lâ raybe fîh. feebe-żżâlimûne illâ küfûrâ.

    Ahmed Hulusi

    Görmediler mi ki, semaları ve arzı yaratmış olan Allah, kendilerinin BENZERİNİ de yaratmaya Kaadir'dir! Onlar için, kendisinde şüphe olmayan bir ömür takdir etmiştir. Zalimler sadece hakikati örtücü olarak yaklaştılar.

    Ayet detayı — İsrâ suresi, 99. ayet

  11. İsrâ suresi, 100. ayet — tek başına aç

    İsrâ suresi, 100. ayet. قُل لَّوْ أَنتُمْ تَمْلِكُونَ خَزَآئِنَ رَحْمَةِ رَبِّىٓ إِذًا لَّأَمْسَكْتُمْ خَشْيَةَ ٱلْإِنفَاقِ وَكَانَ ٱلْإِنسَٰنُ قَتُورًا

    ḳul lev entüm temlikûne ḫazâine raḥmeti rabbî iẕel leemsektüm ḫaşyete-l'infâḳ. vekâne-l'insânü ḳatûrâ.

    Ahmed Hulusi

    De ki: "Eğer Rabbimin rahmet hazinelerine siz malik olsaydınız, harcanır - biter korkusu ile cimrilik ederdiniz". . . İnsan çok cimridir!

    Ayet detayı — İsrâ suresi, 100. ayet

Mûsâ'ya verilen dokuz mucize ve kapanış 101–111

  1. İsrâ suresi, 101. ayet — tek başına aç

    İsrâ suresi, 101. ayet. وَلَقَدْ ءَاتَيْنَا مُوسَىٰ تِسْعَ ءَايَٰتٍۭ بَيِّنَٰتٍ فَسْـَٔلْ بَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ إِذْ جَآءَهُمْ فَقَالَ لَهُۥ فِرْعَوْنُ إِنِّى لَأَظُنُّكَ يَٰمُوسَىٰ مَسْحُورًا

    veleḳad âteynâ mûsâ tis`a âyâtim beyyinâtin fes'el benî isrâîle iẕ câehüm feḳâle lehû fir`avnü innî leeżunnüke yâ mûsâ mesḥûrâ.

    Ahmed Hulusi

    Andolsun ki biz, Musa'ya apaçık dokuz mucize verdik. . . İsrailoğullarına sor, (Musa) onlara geldiğinde, Firavun Ona demişti ki: "Muhakkak ki ben, senin büyücü olduğunu zannediyorum, ya Musa!"

    Ayet detayı — İsrâ suresi, 101. ayet

  2. İsrâ suresi, 102. ayet — tek başına aç

    İsrâ suresi, 102. ayet. قَالَ لَقَدْ عَلِمْتَ مَآ أَنزَلَ هَٰٓؤُلَآءِ إِلَّا رَبُّ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ بَصَآئِرَ وَإِنِّى لَأَظُنُّكَ يَٰفِرْعَوْنُ مَثْبُورًا

    ḳâle leḳad `alimte mâ enzele hâülâi illâ rabbü-ssemâvâti vel'arḍi beṣâir. veinnî leeżunnüke yâ fir`avnü meŝbûrâ.

    Ahmed Hulusi

    (Musa da Firavun'a) dedi ki: "Andolsun ki, bunları, doğruluğumu sana gösteren kanıtlar olarak semaların ve arzın Rabbinden başkasının inzal etmediğini pekala bilirsin. . . Muhakkak ki ben de senin hüsrana uğramış olduğunu zannediyorum, ey Firavun!"

    Ayet detayı — İsrâ suresi, 102. ayet

  3. İsrâ suresi, 103. ayet — tek başına aç

    İsrâ suresi, 103. ayet. فَأَرَادَ أَن يَسْتَفِزَّهُم مِّنَ ٱلْأَرْضِ فَأَغْرَقْنَٰهُ وَمَن مَّعَهُۥ جَمِيعًا

    feerâde ey yestefizzehüm mine-l'arḍi feagraḳnâhü vemem me`ahû cemî`â.

    Ahmed Hulusi

    (Firavun) onları arzdan sürüp çıkarmayı irade etti. . . Biz de onu ve onunla beraber olan kimseleri toptan, suda boğduk!

    Ayet detayı — İsrâ suresi, 103. ayet

  4. İsrâ suresi, 104. ayet — tek başına aç

    İsrâ suresi, 104. ayet. وَقُلْنَا مِنۢ بَعْدِهِۦ لِبَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ ٱسْكُنُوا۟ ٱلْأَرْضَ فَإِذَا جَآءَ وَعْدُ ٱلْـَٔاخِرَةِ جِئْنَا بِكُمْ لَفِيفًا

    veḳulnâ mim ba`dihî libenî isrâîle-skünü-l'arḍa feiẕâ câe va`dü-l'âḫirati ci'nâ biküm lefîfâ.

    Ahmed Hulusi

    Ondan sonra İsrailoğullarına dedik ki: "O arzda mesken edinin. . . Gelecek hayatın vadesi geldiğinde de, topunuzu hep bir arada toplayacağız. "

    Ayet detayı — İsrâ suresi, 104. ayet

  5. İsrâ suresi, 105. ayet — tek başına aç

    İsrâ suresi, 105. ayet. وَبِٱلْحَقِّ أَنزَلْنَٰهُ وَبِٱلْحَقِّ نَزَلَ وَمَآ أَرْسَلْنَٰكَ إِلَّا مُبَشِّرًا وَنَذِيرًا

    vebilḥaḳḳi enzelnâhü vebilḥaḳḳi nezel. vemâ erselnâke illâ mübeşşirav veneẕîrâ.

    Ahmed Hulusi

    Biz Onu Hak olarak inzal ettik, O da Hak olarak nüzul etti! Seni sadece müjdeleyici ve uyarıcı olarak irsal ettik.

    Ayet detayı — İsrâ suresi, 105. ayet

  6. İsrâ suresi, 106. ayet — tek başına aç

    İsrâ suresi, 106. ayet. وَقُرْءَانًا فَرَقْنَٰهُ لِتَقْرَأَهُۥ عَلَى ٱلنَّاسِ عَلَىٰ مُكْثٍ وَنَزَّلْنَٰهُ تَنزِيلًا

    veḳur'ânen feraḳnâhü litaḳraehû `ale-nnâsi `alâ mükŝiv venezzelnâhü tenzîlâ.

    Ahmed Hulusi

    Kuran'ı birbirinin tamamlayıcısı bölümlere ayırdık ki, insanlara, Onu hazmetmelerine imkan tanıyarak, zaman içinde yavaş yavaş okuyasın. . . Biz Onu kısım kısım indirdik.

    Ayet detayı — İsrâ suresi, 106. ayet

  7. İsrâ suresi, 107. ayet — tek başına aç

    İsrâ suresi, 107. ayet. قُلْ ءَامِنُوا۟ بِهِۦٓ أَوْ لَا تُؤْمِنُوٓا۟ إِنَّ ٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ ٱلْعِلْمَ مِن قَبْلِهِۦٓ إِذَا يُتْلَىٰ عَلَيْهِمْ يَخِرُّونَ لِلْأَذْقَانِ سُجَّدًا

    ḳul âminû bihî ev lâ tü'minû. inne-lleẕîne ûtü-l`ilme min ḳablihî iẕâ yütlâ `aleyhim yeḫirrûne lil'eẕḳâni süccedâ.

    Ahmed Hulusi

    De ki: "İster iman edin Ona, ister iman etmeyin! Ondan önce kendilerine ilim verilmiş olanlara gelince, (Kur'an) onlara okunulduğu zaman, saygıyla yere kapanırlar. " (107. ayet secde ayetidir. )

    Ayet detayı — İsrâ suresi, 107. ayet

  8. İsrâ suresi, 108. ayet — tek başına aç

    İsrâ suresi, 108. ayet. وَيَقُولُونَ سُبْحَٰنَ رَبِّنَآ إِن كَانَ وَعْدُ رَبِّنَا لَمَفْعُولًا

    veyeḳûlûne sübḥâne rabbinâ in kâne va`dü rabbinâ lemef`ûlâ.

    Ahmed Hulusi

    Ve derler ki: "Subhan'dır Rabbimiz! Muhakkak ki Rabbimizin vaadi elbette yerine gelecektir. "

    Ayet detayı — İsrâ suresi, 108. ayet

  9. İsrâ suresi, 109. ayet — tek başına aç

    İsrâ suresi, 109. ayet. وَيَخِرُّونَ لِلْأَذْقَانِ يَبْكُونَ وَيَزِيدُهُمْ خُشُوعًا secde ayeti

    veyeḫirrûne lil'eẕḳâni yebkûne veyezîdühüm ḫuşû`â.

    Ahmed Hulusi

    Ağlayarak yüzüstü kapanırlar. (Kuran'ın okunuşu) onların HUŞUsunu artırır!

    Ayet detayı — İsrâ suresi, 109. ayet

  10. İsrâ suresi, 110. ayet — tek başına aç

    İsrâ suresi, 110. ayet. قُلِ ٱدْعُوا۟ ٱللَّهَ أَوِ ٱدْعُوا۟ ٱلرَّحْمَٰنَ أَيًّا مَّا تَدْعُوا۟ فَلَهُ ٱلْأَسْمَآءُ ٱلْحُسْنَىٰ وَلَا تَجْهَرْ بِصَلَاتِكَ وَلَا تُخَافِتْ بِهَا وَٱبْتَغِ بَيْنَ ذَٰلِكَ سَبِيلًا

    ḳuli-d`ü-llâhe evi-d`ü-rraḥmân. eyyem mâ ted`û felehü-l'esmâü-lḥusnâ. velâ techer biṣalâtike velâ tüḫâfit bihâ vebtegi beyne ẕâlike sebîlâ.

    Ahmed Hulusi

    De ki: "'Allah' diye yönelin veya 'Rahman' diye yönelin! Hangi anlayış ile yönelseniz, El Esma ül Hüsna O'na aittir (Esma ül Hüsna ile işaret olunan hep aynı TEK! TEK'in değişik özelliklerine işaret eden isimler; illa "HU")! Salatında sesini yükseltme, onu gizleyip kısma da; ikisi arası bir yol tut. "

    Ayet detayı — İsrâ suresi, 110. ayet

  11. İsrâ suresi, 111. ayet — tek başına aç

    İsrâ suresi, 111. ayet. وَقُلِ ٱلْحَمْدُ لِلَّهِ ٱلَّذِى لَمْ يَتَّخِذْ وَلَدًا وَلَمْ يَكُن لَّهُۥ شَرِيكٌ فِى ٱلْمُلْكِ وَلَمْ يَكُن لَّهُۥ وَلِىٌّ مِّنَ ٱلذُّلِّ وَكَبِّرْهُ تَكْبِيرًۢا

    veḳuli-lḥamdü lillâhi-lleẕî lem yetteḫiẕ veledev velem yekül lehû şerîkün fi-lmülki velem yekül lehû veliyyüm mine-ẕẕülli vekebbirhü tekbîrâ.

    Ahmed Hulusi

    "Hamd, çocuk edinmemiş, mülkte ortağı olmayan ve yetersizlik dolayısıyla veliye de muhtaçlığı söz konusu olmayan Allah'a aittir" de; O'nu (muhteşem azametini) tekbir et (hisset) (Allahu Ekber)!

    Ayet detayı — İsrâ suresi, 111. ayet