38. sure

Sâd Suresi ص

Bu sureyi dinle — okunan kelime işaretlenir

Konu dizini 10 konu
  1. Kur'an'a yemin; inkâr edenlerin büyüklenmesi 1–11 karşılaştır — Kur'an'a yemin; inkâr edenlerin büyüklenmesi
  2. Helâk edilen topluluklar ve acele istenen azap 12–16 karşılaştır — Helâk edilen topluluklar ve acele istenen azap
  3. Dâvûd: dağların tesbihi ve iki davacı 17–29 karşılaştır — Dâvûd: dağların tesbihi ve iki davacı
  4. Süleymân 30–40 karşılaştır — Süleymân
  5. Eyyûb 41–44 karşılaştır — Eyyûb
  6. İbrâhim, İshâk, Ya'kūb; İsmâil, el-Yesa' ve Zülkifl 45–49 karşılaştır — İbrâhim, İshâk, Ya'kūb; İsmâil, el-Yesa' ve Zülkifl
  7. Sakınanların cenneti ve azgınların çekişmesi 50–64 karşılaştır — Sakınanların cenneti ve azgınların çekişmesi
  8. De ki: ben ancak bir uyarıcıyım 65–70 karşılaştır — De ki: ben ancak bir uyarıcıyım
  9. Âdem'in yaratılışı ve İblîs 71–85 karşılaştır — Âdem'in yaratılışı ve İblîs
  10. Kapanış: bundan dolayı sizden bir ücret istemiyorum 86–88 karşılaştır — Kapanış: bundan dolayı sizden bir ücret istemiyorum

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır.

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

Kur'an'a yemin; inkâr edenlerin büyüklenmesi 1–11

  1. Sâd suresi, 1. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 1. ayet. صٓ وَٱلْقُرْءَانِ ذِى ٱلذِّكْرِ

    ṣâd. velḳur'âni ẕi-ẕẕikr.

    Ahmed Hulusi

    Sad. . . Hakikatini hatırlatıcı Kur'an!

    Ayet detayı — Sâd suresi, 1. ayet

  2. Sâd suresi, 2. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 2. ayet. بَلِ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ فِى عِزَّةٍ وَشِقَاقٍ

    beli-lleẕîne keferû fî `izzetiv veşiḳâḳ.

    Ahmed Hulusi

    Bak kendilerini şerefli sanan o hakikat bilgisini inkar edenler, hakikatlerinden kopuk bir yaşam içindedirler!

    Ayet detayı — Sâd suresi, 2. ayet

  3. Sâd suresi, 3. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 3. ayet. كَمْ أَهْلَكْنَا مِن قَبْلِهِم مِّن قَرْنٍ فَنَادَوا۟ وَّلَاتَ حِينَ مَنَاصٍ

    kem ehleknâ min ḳablihim min ḳarnin fenâdev velâte ḥîne menâṣ.

    Ahmed Hulusi

    Onlardan önce, nice nesilleri feryat figan içinde helak ettik! Artık kurtulmaları mümkün değildi!

    Ayet detayı — Sâd suresi, 3. ayet

  4. Sâd suresi, 4. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 4. ayet. وَعَجِبُوٓا۟ أَن جَآءَهُم مُّنذِرٌ مِّنْهُمْ وَقَالَ ٱلْكَٰفِرُونَ هَٰذَا سَٰحِرٌ كَذَّابٌ

    ve`acibû en câehüm münẕirum minhüm. veḳâle-lkâfirûne hâẕâ sâḥirun keẕẕâb.

    Ahmed Hulusi

    O hakikat bilgisini inkar edenler, kendi aralarından bir uyarıcının kendilerine gelmesine şaştılar da: "Bu yalancı bir büyücüdür" dediler.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 4. ayet

  5. Sâd suresi, 5. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 5. ayet. أَجَعَلَ ٱلْـَٔالِهَةَ إِلَٰهًا وَٰحِدًا إِنَّ هَٰذَا لَشَىْءٌ عُجَابٌ

    ece`ale-l'âlihete ilâhev vâḥidâ. inne hâẕâ leşey'ün `ucâb.

    Ahmed Hulusi

    "Tanrıları, tek bir tanrıya mı indirgedi (diye anladılar)? Muhakkak ki bu çok acayip bir şeydir!"

    Ayet detayı — Sâd suresi, 5. ayet

  6. Sâd suresi, 6. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 6. ayet. وَٱنطَلَقَ ٱلْمَلَأُ مِنْهُمْ أَنِ ٱمْشُوا۟ وَٱصْبِرُوا۟ عَلَىٰٓ ءَالِهَتِكُمْ إِنَّ هَٰذَا لَشَىْءٌ يُرَادُ

    venṭaleḳa-lmeleü minhüm eni-mşû vaṣbirû `alâ âlihetiküm. inne hâẕâ leşey'üy yürâd.

    Ahmed Hulusi

    Onların ileri gelenleri: "Hadi yolunuza devam edin ve tanrılarınıza bağlı kalın! Muhakkak ki olması gereken budur!" diyerek yürüdü.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 6. ayet

  7. Sâd suresi, 7. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 7. ayet. مَا سَمِعْنَا بِهَٰذَا فِى ٱلْمِلَّةِ ٱلْـَٔاخِرَةِ إِنْ هَٰذَآ إِلَّا ٱخْتِلَٰقٌ

    mâ semi`nâ bihâẕâ fi-lmilleti-l'âḫirah. in hâẕâ ille-ḫtilâḳ.

    Ahmed Hulusi

    "Bunu önceki milletlerden işitmedik! Bu (TEKLİK anlayışı) ancak bir uydurmadır!"

    Ayet detayı — Sâd suresi, 7. ayet

  8. Sâd suresi, 8. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 8. ayet. أَءُنزِلَ عَلَيْهِ ٱلذِّكْرُ مِنۢ بَيْنِنَا بَلْ هُمْ فِى شَكٍّ مِّن ذِكْرِى بَل لَّمَّا يَذُوقُوا۟ عَذَابِ

    eünzile `aleyhi-ẕẕikru mim beyninâ. bel hüm fî şekkim min ẕikrî. bel lemmâ yeẕûḳû `aẕâb.

    Ahmed Hulusi

    "Hem Zikir (hakikati hatırlatma), aramızdan O'na mı inzal olundu?". . . Hayır! Onlar Zikrimden (hakikati hatırlatmamdan) kuşku içindeler! Hayır, onlar benim (gerçeği fark ettiren) azabımı (ölümü) henüz tatmadılar!

    Ayet detayı — Sâd suresi, 8. ayet

  9. Sâd suresi, 9. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 9. ayet. أَمْ عِندَهُمْ خَزَآئِنُ رَحْمَةِ رَبِّكَ ٱلْعَزِيزِ ٱلْوَهَّابِ

    em `indehüm ḫazâinü raḥmeti rabbike-l`azîzi-lvehhâb.

    Ahmed Hulusi

    Yoksa Aziyz, Vehhab olan Rabbinin rahmet hazineleri (nimetleri) onların indinde mi?

    Ayet detayı — Sâd suresi, 9. ayet

  10. Sâd suresi, 10. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 10. ayet. أَمْ لَهُم مُّلْكُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا فَلْيَرْتَقُوا۟ فِى ٱلْأَسْبَٰبِ

    em lehüm mülkü-ssemâvâti vel'arḍi vemâ beynehümâ. felyerteḳû fi-l'esbâb.

    Ahmed Hulusi

    Yoksa semaların, arzın ve ikisi arasındakilerin mülkü onların mı? Eğer öyle düşünüyorlarsa, sebepler oluşturup yükselsinler (bakalım ne geçecek ellerine)!

    Ayet detayı — Sâd suresi, 10. ayet

  11. Sâd suresi, 11. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 11. ayet. جُندٌ مَّا هُنَالِكَ مَهْزُومٌ مِّنَ ٱلْأَحْزَابِ

    cündüm mâ hünâlike mehzûmüm mine-l'aḥzâb.

    Ahmed Hulusi

    Onlar, inkar fikrinde birleşenlerden arta kalmış, hezimete uğratılmış bir ordudur.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 11. ayet

Helâk edilen topluluklar ve acele istenen azap 12–16

  1. Sâd suresi, 12. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 12. ayet. كَذَّبَتْ قَبْلَهُمْ قَوْمُ نُوحٍ وَعَادٌ وَفِرْعَوْنُ ذُو ٱلْأَوْتَادِ

    keẕẕebet ḳablehüm ḳavmü nûḥiv ve`âdüv vefir`avnü ẕü-l'evtâd.

    Ahmed Hulusi

    Bunlardan önce Nuh'un halkı, Ad (Hud'un halkı) ve sütunlar (üzerine kurulu saraylar) sahibi Firavun yalanladı.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 12. ayet

  2. Sâd suresi, 13. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 13. ayet. وَثَمُودُ وَقَوْمُ لُوطٍ وَأَصْحَٰبُ لْـَٔيْكَةِ أُو۟لَٰٓئِكَ ٱلْأَحْزَابُ

    veŝemûdü veḳavmü lûṭiv veaṣḥâbü-l'eykeh. ülâike-l'aḥzâb.

    Ahmed Hulusi

    Semud (Salih'in toplumu), Lut'un toplumu (bedensellik şehveti ile helak olanlar) ve Ashab-ı eyke (orman halkı, Şuayb'ın toplumu) de. . . İşte onlar inkar fikrinde birleşenlerdi!

    Ayet detayı — Sâd suresi, 13. ayet

  3. Sâd suresi, 14. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 14. ayet. إِن كُلٌّ إِلَّا كَذَّبَ ٱلرُّسُلَ فَحَقَّ عِقَابِ

    in küllün illâ keẕẕebe-rrusüle feḥaḳḳa `iḳâb.

    Ahmed Hulusi

    Hepsi de sadece Rasulleri yalanladılar. . . Bu yüzden de yaptıklarının kötü sonucunu yaşamayı hak ettiler!

    Ayet detayı — Sâd suresi, 14. ayet

  4. Sâd suresi, 15. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 15. ayet. وَمَا يَنظُرُ هَٰٓؤُلَآءِ إِلَّا صَيْحَةً وَٰحِدَةً مَّا لَهَا مِن فَوَاقٍ

    vemâ yenżuru hâülâi illâ ṣayḥatev vâḥidetem mâ lehâ min fevâḳ.

    Ahmed Hulusi

    Bunlar sadece gecikmesi olmayan bir tek sayhayı (sesi - ölümü) beklemektedir.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 15. ayet

  5. Sâd suresi, 16. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 16. ayet. وَقَالُوا۟ رَبَّنَا عَجِّل لَّنَا قِطَّنَا قَبْلَ يَوْمِ ٱلْحِسَابِ

    veḳâlû rabbenâ `accil lenâ ḳiṭṭanâ ḳable yevmi-lḥisâb.

    Ahmed Hulusi

    (Alayla) dediler ki: "Rabbimiz! Hak ettiğimizi, yapılanların sonuçlarının açıkça görüleceği süreçten önce, hemen ver!"

    Ayet detayı — Sâd suresi, 16. ayet

Dâvûd: dağların tesbihi ve iki davacı 17–29

  1. Sâd suresi, 17. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 17. ayet. ٱصْبِرْ عَلَىٰ مَا يَقُولُونَ وَٱذْكُرْ عَبْدَنَا دَاوُۥدَ ذَا ٱلْأَيْدِ إِنَّهُۥٓ أَوَّابٌ

    iṣbir `alâ mâ yeḳûlûne veẕkür `abdenâ dâvûde ẕe-l'eyd. innehû evvâb.

    Ahmed Hulusi

    Onların dediklerine sabret ve kuvvet sahibi Davud'u zikret (hatırla). . . Muhakkak ki O, evvab (hakikatine dönen) idi.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 17. ayet

  2. Sâd suresi, 18. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 18. ayet. إِنَّا سَخَّرْنَا ٱلْجِبَالَ مَعَهُۥ يُسَبِّحْنَ بِٱلْعَشِىِّ وَٱلْإِشْرَاقِ

    innâ seḫḫarne-lcibâle me`ahû yüsebbiḥne bil`aşiyyi vel'işrâḳ.

    Ahmed Hulusi

    Doğrusu biz, akşam ve Güneş doğduğu vakit tespih eder (işlevlerini yerine getirir) halde, dağları (benlik sahiplerini) Ona boyun eğdirdik.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 18. ayet

  3. Sâd suresi, 19. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 19. ayet. وَٱلطَّيْرَ مَحْشُورَةً كُلٌّ لَّهُۥٓ أَوَّابٌ

    veṭṭayra maḥşûrah. küllül lehû evvâb.

    Ahmed Hulusi

    Toplanmış kuşları da (kendisine iman etmiş kimseler). . . Hepsi Ona evvab (hakikatini yaşayan) idi.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 19. ayet

  4. Sâd suresi, 20. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 20. ayet. وَشَدَدْنَا مُلْكَهُۥ وَءَاتَيْنَٰهُ ٱلْحِكْمَةَ وَفَصْلَ ٱلْخِطَابِ

    veşedednâ mülkehû veâteynâhü-lḥikmete vefaṣle-lḫiṭâb.

    Ahmed Hulusi

    Onun mülkünü (hükümranlığını) kuvvetlendirdik ve Ona Hikmet (sebepler ilmi) ve Fasl-ul Hitab (doğruyla yanlışı en mantıklı şekilde hemen ayıran muhakeme kuvvesi) verdik.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 20. ayet

  5. Sâd suresi, 21. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 21. ayet. وَهَلْ أَتَىٰكَ نَبَؤُا۟ ٱلْخَصْمِ إِذْ تَسَوَّرُوا۟ ٱلْمِحْرَابَ

    vehel etâke nebeü-lḫaṣm. iẕ tesevveru-lmiḥrâb.

    Ahmed Hulusi

    Sana o tartışmanın haberi geldi mi? Hani duvarı tırmanıp mabede ulaştılar.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 21. ayet

  6. Sâd suresi, 22. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 22. ayet. إِذْ دَخَلُوا۟ عَلَىٰ دَاوُۥدَ فَفَزِعَ مِنْهُمْ قَالُوا۟ لَا تَخَفْ خَصْمَانِ بَغَىٰ بَعْضُنَا عَلَىٰ بَعْضٍ فَٱحْكُم بَيْنَنَا بِٱلْحَقِّ وَلَا تُشْطِطْ وَٱهْدِنَآ إِلَىٰ سَوَآءِ ٱلصِّرَٰطِ

    iẕ deḫalû `alâ dâvûde fefezi`a minhüm ḳâlû lâ teḫaf. ḫaṣmâni begâ ba`ḍunâ `alâ ba`ḍin faḥküm beynenâ bilḥaḳḳi velâ tüşṭiṭ vehdinâ ilâ sevâi-ṣṣirâṭ.

    Ahmed Hulusi

    Hani ansızın Davud'un yanına girmişlerdi de bu yüzden onlardan ürkmüştü. . . Dediler ki: "Korkma, biz iki davacıyız: Bazımız bazımıza (çoğul kapsamlı ifade) zulmetti. . . O halde aramızda HAKK olarak hükmet, haksızlık etme ve bizi yolun tam ortasına yönlendir. "

    Ayet detayı — Sâd suresi, 22. ayet

  7. Sâd suresi, 23. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 23. ayet. إِنَّ هَٰذَآ أَخِى لَهُۥ تِسْعٌ وَتِسْعُونَ نَعْجَةً وَلِىَ نَعْجَةٌ وَٰحِدَةٌ فَقَالَ أَكْفِلْنِيهَا وَعَزَّنِى فِى ٱلْخِطَابِ

    inne hâẕâ eḫî lehû tis`uv vetis`ûne na`cetev veliye na`cetüv vâḥidetün feḳâle ekfilnîhâ ve`azzenî fi-lḫiṭâb.

    Ahmed Hulusi

    "Muhakkak ki şu benim kardeşimdir. . . Onun doksan dokuz koyunu var, benim ise bir tek koyunum var. . . Böyle iken 'Onu bana ver' dedi ve dediğini yaptırdı!"

    Ayet detayı — Sâd suresi, 23. ayet

  8. Sâd suresi, 24. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 24. ayet. قَالَ لَقَدْ ظَلَمَكَ بِسُؤَالِ نَعْجَتِكَ إِلَىٰ نِعَاجِهِۦ وَإِنَّ كَثِيرًا مِّنَ ٱلْخُلَطَآءِ لَيَبْغِى بَعْضُهُمْ عَلَىٰ بَعْضٍ إِلَّا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ وَقَلِيلٌ مَّا هُمْ وَظَنَّ دَاوُۥدُ أَنَّمَا فَتَنَّٰهُ فَٱسْتَغْفَرَ رَبَّهُۥ وَخَرَّ رَاكِعًا وَأَنَابَ secde ayeti

    ḳâle leḳad żalemeke bisüâli na`cetike ilâ ni`âcih. veinne keŝîram mine-lḫuleṭâi leyebgî ba`ḍuhüm `alâ ba`ḍin ille-lleẕîne âmenû ve`amilu-ṣṣâliḥâti veḳalîlüm mâ hüm. veżanne dâvûdü ennemâ fetennâhü festagfera rabbehû veḫarra râki`av veenâb.

    Ahmed Hulusi

    (Davud) dedi ki: "Yemin olsun ki senin bir tek koyununu kendi koyunlarına katmakla sana zulmetmiş. . . Muhakkak ki çok yakın olanların birçoğu, birbirlerinin benzeri davranışlarda bulunurlar. . . Ancak iman edip imanın gereğini uygulayanlar böyle değildir. . . Fakat onlar da ne kadar azdır!" Davud kendisini imtihan ettiğimizi zannetti; bundan dolayı Rabbinden mağfiret diledi ve boyun eğerek yere kapandı ve O'na yöneldi! (24. ayet secde ayetidir. )

    Ayet detayı — Sâd suresi, 24. ayet

  9. Sâd suresi, 25. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 25. ayet. فَغَفَرْنَا لَهُۥ ذَٰلِكَ وَإِنَّ لَهُۥ عِندَنَا لَزُلْفَىٰ وَحُسْنَ مَـَٔابٍ

    fegafernâ lehû ẕâlik. veinne lehû `indenâ lezülfâ veḥusne meâb.

    Ahmed Hulusi

    Bunun üzerine onu, Onun için mağfiret ettik. . . İndimizde Onun için yakınlık ve dönüşün güzeli var.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 25. ayet

  10. Sâd suresi, 26. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 26. ayet. يَٰدَاوُۥدُ إِنَّا جَعَلْنَٰكَ خَلِيفَةً فِى ٱلْأَرْضِ فَٱحْكُم بَيْنَ ٱلنَّاسِ بِٱلْحَقِّ وَلَا تَتَّبِعِ ٱلْهَوَىٰ فَيُضِلَّكَ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِ إِنَّ ٱلَّذِينَ يَضِلُّونَ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِ لَهُمْ عَذَابٌ شَدِيدٌۢ بِمَا نَسُوا۟ يَوْمَ ٱلْحِسَابِ

    yâ dâvûdü innâ ce`alnâke ḫalîfeten fi-l'arḍi faḥküm beyne-nnâsi bilḥaḳḳi velâ tettebi`i-lhevâ feyüḍilleke `an sebîli-llâh. inne-lleẕîne yeḍillûne `an sebîli-llâhi lehüm `aẕâbün şedîdüm bimâ nesû yevme-lḥisâb.

    Ahmed Hulusi

    Ey Davud! Doğrusu biz seni arzda bir halife kıldık! Bu yüzdendir ki insanlar arasında Hak olarak hükmet ve hevaya (Hakkani olmayan duygu ve düşüncelere) uyma! Zira bu seni Allah yolundan saptırır. . . Allah yolundan sapanlara gelince; yaptıklarının sonucunu yaşama sürecini unutmalarından dolayı, yaşayacakları şiddetli bir azap vardır.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 26. ayet

  11. Sâd suresi, 27. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 27. ayet. وَمَا خَلَقْنَا ٱلسَّمَآءَ وَٱلْأَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَا بَٰطِلًا ذَٰلِكَ ظَنُّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ فَوَيْلٌ لِّلَّذِينَ كَفَرُوا۟ مِنَ ٱلنَّارِ

    vemâ ḫalaḳne-ssemâe vel'arḍa vemâ beynehümâ bâṭilâ. ẕâlike żannü-lleẕîne keferû. feveylül lilleẕîne keferû mine-nnâr.

    Ahmed Hulusi

    Semayı, arzı ve ikisi arasındakileri işlevsiz olarak yaratmadık! O (işlevsiz düşünmek), hakikat bilgisini inkar edenlerin zannıdır! Bu yüzden yazıklar olsun o hakikat bilgisini inkar edenlere, yakan (dünyalarında)!

    Ayet detayı — Sâd suresi, 27. ayet

  12. Sâd suresi, 28. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 28. ayet. أَمْ نَجْعَلُ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ كَٱلْمُفْسِدِينَ فِى ٱلْأَرْضِ أَمْ نَجْعَلُ ٱلْمُتَّقِينَ كَٱلْفُجَّارِ

    em nec`alü-lleẕîne âmenû ve`amilu-ṣṣâliḥâti kelmüfsidîne fi-l'arḍ. em nec`alü-lmütteḳîne kelfüccâr.

    Ahmed Hulusi

    Yoksa (hakikatlerine) iman edip imanın gereğini uygulayanları, arzda (bedensel yaşamda) bozuk inançları doğrultusunda yaşayanlar gibi mi kılarız? Yahut Allah için korunanları, füccar (yaratılış fıtratına uymayan şekilde yaşayanlar) gibi mi kılarız?

    Ayet detayı — Sâd suresi, 28. ayet

  13. Sâd suresi, 29. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 29. ayet. كِتَٰبٌ أَنزَلْنَٰهُ إِلَيْكَ مُبَٰرَكٌ لِّيَدَّبَّرُوٓا۟ ءَايَٰتِهِۦ وَلِيَتَذَكَّرَ أُو۟لُوا۟ ٱلْأَلْبَٰبِ

    kitâbün enzelnâhü ileyke mübârakül liyeddebberû âyâtihî veliyeteẕekkera ülü-l'elbâb.

    Ahmed Hulusi

    Sana inzal ettiğimiz bu mübarek Bilgi, O'nun işaretlerini derinliğine tefekkür etmeleri; öze ermiş akıl sahiplerinin de (hakikati) hatırlamaları içindir!

    Ayet detayı — Sâd suresi, 29. ayet

Süleymân 30–40

  1. Sâd suresi, 30. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 30. ayet. وَوَهَبْنَا لِدَاوُۥدَ سُلَيْمَٰنَ نِعْمَ ٱلْعَبْدُ إِنَّهُۥٓ أَوَّابٌ

    vevehebnâ lidâvûde süleymân. ni`me-l`abd. innehû evvâb.

    Ahmed Hulusi

    Davud'a Süleyman'ı hibe ettik; ne güzel kuldu! Gerçekten O, evvab (hakikatini sıkça yaşayan) idi.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 30. ayet

  2. Sâd suresi, 31. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 31. ayet. إِذْ عُرِضَ عَلَيْهِ بِٱلْعَشِىِّ ٱلصَّٰفِنَٰتُ ٱلْجِيَادُ

    iẕ `uriḍa `aleyhi bil`aşiyyi-ṣṣâfinâtü-lciyâd.

    Ahmed Hulusi

    Hani Ona akşam olurken üç ayağı üzere durup bir ayağını tırnak üzere diken (görkemli), iyi cins koşu atları arzolunmuştu.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 31. ayet

  3. Sâd suresi, 32. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 32. ayet. فَقَالَ إِنِّىٓ أَحْبَبْتُ حُبَّ ٱلْخَيْرِ عَن ذِكْرِ رَبِّى حَتَّىٰ تَوَارَتْ بِٱلْحِجَابِ

    feḳâle innî aḥbebtü ḥubbe-lḫayri `an ẕikri rabbî. ḥattâ tevârat bilḥicâb.

    Ahmed Hulusi

    (Onları seyrederken Süleyman kendi kendine düşündü) dedi ki: "Rabbimin zikrinden (müşahedesinden) atların sevgisine yönelip meşgul oldum". . . Nihayet (atlar gidip) gözden kayboldu!

    Ayet detayı — Sâd suresi, 32. ayet

  4. Sâd suresi, 33. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 33. ayet. رُدُّوهَا عَلَىَّ فَطَفِقَ مَسْحًۢا بِٱلسُّوقِ وَٱلْأَعْنَاقِ

    ruddûhâ `aleyy. feṭafiḳa mesḥam bissûḳi vel'a`nâḳ.

    Ahmed Hulusi

    "Onları bana geri getirin" (dedi Süleyman). . . (Atların) bacaklarını ve boyunlarını (bu defa müşahede ile) mesh etmeye başladı.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 33. ayet

  5. Sâd suresi, 34. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 34. ayet. وَلَقَدْ فَتَنَّا سُلَيْمَٰنَ وَأَلْقَيْنَا عَلَىٰ كُرْسِيِّهِۦ جَسَدًا ثُمَّ أَنَابَ

    veleḳad fetennâ süleymâne veelḳaynâ `alâ kürsiyyihî ceseden ŝümme enâb.

    Ahmed Hulusi

    Andolsun ki Süleyman'ı imtihan ettik ve Onun tahtına ölü bir beden bıraktık (tahtına varis olacak olan imansız kişiyi. A. H. ). . . Sonra tövbe edip yöneldi.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 34. ayet

  6. Sâd suresi, 35. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 35. ayet. قَالَ رَبِّ ٱغْفِرْ لِى وَهَبْ لِى مُلْكًا لَّا يَنۢبَغِى لِأَحَدٍ مِّنۢ بَعْدِىٓ إِنَّكَ أَنتَ ٱلْوَهَّابُ

    ḳâle rabbi-gfir lî veheb lî mülkel lâ yembegî lieḥadim mim ba`dî. inneke ente-lvehhâb.

    Ahmed Hulusi

    "Rabbim beni mağfiret et (birimselliğimi ört) ve bana, benden sonra kimseye gerekmeyecek (bana has) bir özellik hibe et. . . Muhakkak ki sen Vehhab'sın" (diye dua etti).

    Ayet detayı — Sâd suresi, 35. ayet

  7. Sâd suresi, 36. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 36. ayet. فَسَخَّرْنَا لَهُ ٱلرِّيحَ تَجْرِى بِأَمْرِهِۦ رُخَآءً حَيْثُ أَصَابَ

    feseḫḫarnâ lehü-rrîḥa tecrî biemrih ruḫâen ḥayŝü eṣâb.

    Ahmed Hulusi

    Bunun üzerine rüzgarı (gibi akıp gideni) Onun hizmetine verdik; Onun emriyle, dilediği yere, hiçbir şeyi sarsmadan - yıkmadan akıp giderdi.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 36. ayet

  8. Sâd suresi, 37. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 37. ayet. وَٱلشَّيَٰطِينَ كُلَّ بَنَّآءٍ وَغَوَّاصٍ

    veşşeyâṭîne külle bennâiv vegavvâṣ.

    Ahmed Hulusi

    Şeytanları da onun hizmetine verdik; binaları kuran ve dalgıç olanlar!

    Ayet detayı — Sâd suresi, 37. ayet

  9. Sâd suresi, 38. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 38. ayet. وَءَاخَرِينَ مُقَرَّنِينَ فِى ٱلْأَصْفَادِ

    veâḫarîne müḳarranîne fi-l'aṣfâd.

    Ahmed Hulusi

    Zincirlerle birbirlerine bağlı diğerlerini de. . .

    Ayet detayı — Sâd suresi, 38. ayet

  10. Sâd suresi, 39. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 39. ayet. هَٰذَا عَطَآؤُنَا فَٱمْنُنْ أَوْ أَمْسِكْ بِغَيْرِ حِسَابٍ

    hâẕâ `aṭâünâ femnün ev emsik bigayri ḥisâb.

    Ahmed Hulusi

    "İşte bu (sana özel tasarruf edeceğin mülk) bizim hibemizdir; öyleyse ister ver ister verme, sınırsızca kullan!"

    Ayet detayı — Sâd suresi, 39. ayet

  11. Sâd suresi, 40. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 40. ayet. وَإِنَّ لَهُۥ عِندَنَا لَزُلْفَىٰ وَحُسْنَ مَـَٔابٍ

    veinne lehû `indenâ lezülfâ veḥusne meâb.

    Ahmed Hulusi

    Gerçektir ki, indimizde Onun için yakınlık ve dönüşün güzeli var.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 40. ayet

Eyyûb 41–44

  1. Sâd suresi, 41. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 41. ayet. وَٱذْكُرْ عَبْدَنَآ أَيُّوبَ إِذْ نَادَىٰ رَبَّهُۥٓ أَنِّى مَسَّنِىَ ٱلشَّيْطَٰنُ بِنُصْبٍ وَعَذَابٍ

    veẕkür `abdenâ eyyûb. iẕ nâdâ rabbehû ennî messeniye-şşeyṭânü binuṣbiv ve`aẕâb.

    Ahmed Hulusi

    Kulumuz Eyyub'u da zikret (hatırla). . . Hani Rabbine: "Muhakkak ki şeytan (kendimi beden olarak hissediş) bana bitkinlik ve azap yaşattı" diye nida etti.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 41. ayet

  2. Sâd suresi, 42. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 42. ayet. ٱرْكُضْ بِرِجْلِكَ هَٰذَا مُغْتَسَلٌۢ بَارِدٌ وَشَرَابٌ

    ürkuḍ biriclik. hâẕâ mugteselüm bâridüv veşerâb.

    Ahmed Hulusi

    "Ayağını (hakikatinden kaynaklanan kuvveyle) yere vur! İşte yıkanıp, içeceğin serinletici su (hakikatin ilmi)!" (dedik).

    Ayet detayı — Sâd suresi, 42. ayet

  3. Sâd suresi, 43. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 43. ayet. وَوَهَبْنَا لَهُۥٓ أَهْلَهُۥ وَمِثْلَهُم مَّعَهُمْ رَحْمَةً مِّنَّا وَذِكْرَىٰ لِأُو۟لِى ٱلْأَلْبَٰبِ

    vevehebnâ lehû ehlehû vemiŝlehüm me`ahüm raḥmetem minnâ veẕikrâ liüli-l'elbâb.

    Ahmed Hulusi

    Ona, bizden bir rahmet ve derin düşünebilen akıl sahipleri için hatırlatma olarak, ehlini ve onlarla birlikte onların mislini hibe ettik.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 43. ayet

  4. Sâd suresi, 44. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 44. ayet. وَخُذْ بِيَدِكَ ضِغْثًا فَٱضْرِب بِّهِۦ وَلَا تَحْنَثْ إِنَّا وَجَدْنَٰهُ صَابِرًا نِّعْمَ ٱلْعَبْدُ إِنَّهُۥٓ أَوَّابٌ

    veḫuẕ biyedike ḍigŝen faḍrib bihî velâ taḥneŝ. innâ vecednâhü ṣâbirâ. ni`me-l`abd. innehû evvâb.

    Ahmed Hulusi

    "Eline bir demet al da onunla vur ki sözün yerine gelsin!" Biz Onu sabırlı bulduk. . . Ne güzel kuldu! Muhakkak ki O, evvab (hakikatini sıkça yaşayan) idi.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 44. ayet

İbrâhim, İshâk, Ya'kūb; İsmâil, el-Yesa' ve Zülkifl 45–49

  1. Sâd suresi, 45. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 45. ayet. وَٱذْكُرْ عِبَٰدَنَآ إِبْرَٰهِيمَ وَإِسْحَٰقَ وَيَعْقُوبَ أُو۟لِى ٱلْأَيْدِى وَٱلْأَبْصَٰرِ

    veẕkür `ibâdenâ ibrâhîme veisḥâḳa veya`ḳûbe üli-l'eydî vel'ebṣâr.

    Ahmed Hulusi

    Kudretli ve basiretli kullarımız İbrahim, İshak ve Yakup'u da zikret (an, hatırla)!

    Ayet detayı — Sâd suresi, 45. ayet

  2. Sâd suresi, 46. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 46. ayet. إِنَّآ أَخْلَصْنَٰهُم بِخَالِصَةٍ ذِكْرَى ٱلدَّارِ

    innâ aḫlaṣnâhüm biḫâliṣatin ẕikra-ddâr.

    Ahmed Hulusi

    Doğrusu biz onlarda, gerçek vatanlarını (hakikat boyutunu) hatırda tutarak yaşama safiyetini açığa çıkardık.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 46. ayet

  3. Sâd suresi, 47. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 47. ayet. وَإِنَّهُمْ عِندَنَا لَمِنَ ٱلْمُصْطَفَيْنَ ٱلْأَخْيَارِ

    veinnehüm `indenâ lemine-lmuṣṭafeyne-l'aḫyâr.

    Ahmed Hulusi

    Kesinlikle Onlar bizim indimizde seçilmiş Mustafalar'dı (süzülüp arındırılmış - saflaştırılmış - safiye).

    Ayet detayı — Sâd suresi, 47. ayet

  4. Sâd suresi, 48. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 48. ayet. وَٱذْكُرْ إِسْمَٰعِيلَ وَٱلْيَسَعَ وَذَا ٱلْكِفْلِ وَكُلٌّ مِّنَ ٱلْأَخْيَارِ

    veẕkür ismâ`île velyese`a veẕe-lkifl. veküllüm mine-l'aḫyâr.

    Ahmed Hulusi

    İsmail'i, Elyesa'yı ve ZülKifl'i de hatırla! Hepsi de hayırlılardandı.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 48. ayet

  5. Sâd suresi, 49. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 49. ayet. هَٰذَا ذِكْرٌ وَإِنَّ لِلْمُتَّقِينَ لَحُسْنَ مَـَٔابٍ

    hâẕâ ẕikr. veinne lilmütteḳîne leḥusne meâb.

    Ahmed Hulusi

    Bu hatırlatmadır! Muhakkak ki korunmuş olanlar için dönüş yerinin güzeli vardır.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 49. ayet

Sakınanların cenneti ve azgınların çekişmesi 50–64

  1. Sâd suresi, 50. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 50. ayet. جَنَّٰتِ عَدْنٍ مُّفَتَّحَةً لَّهُمُ ٱلْأَبْوَٰبُ

    cennâti `adnim müfetteḥatel lehümü-l'ebvâb.

    Ahmed Hulusi

    Kapıları kendilerine açılmış halde Adn cennetleridir.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 50. ayet

  2. Sâd suresi, 51. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 51. ayet. مُتَّكِـِٔينَ فِيهَا يَدْعُونَ فِيهَا بِفَٰكِهَةٍ كَثِيرَةٍ وَشَرَابٍ

    müttekiîne fîhâ yed`ûne fîhâ bifâkihetin keŝîrativ veşerâb.

    Ahmed Hulusi

    Zevkle kurularak, o hal içinde birçok meyve ve keyiflendirecek içki isterler.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 51. ayet

  3. Sâd suresi, 52. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 52. ayet. وَعِندَهُمْ قَٰصِرَٰتُ ٱلطَّرْفِ أَتْرَابٌ

    ve`indehüm ḳâṣirâtu-ṭṭarfi etrâb.

    Ahmed Hulusi

    Onların (Esma kuvveleriyle kendini - Rabbini tanımış şuurların) indlerinde gözlerini kendilerinden (açığa çıkacaklara) çevirmiş aynı yaşıtlar (bedenler) vardır. (Esma hakikatiyle kendini tanımış {Rabbine yakin elde etmiş} bilinçlerin açığa çıkaracağı manaları uygulamaya hazır bekleyen yaşıtları {açılım kapasitelerine uygun özellikte} olan cennet bedenleri. A. H. )

    Ayet detayı — Sâd suresi, 52. ayet

  4. Sâd suresi, 53. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 53. ayet. هَٰذَا مَا تُوعَدُونَ لِيَوْمِ ٱلْحِسَابِ

    hâẕâ mâ tû`adûne liyevmi-lḥisâb.

    Ahmed Hulusi

    İşte budur, yaptıklarınızın sonucunu yaşama süreci için size vadolunan!

    Ayet detayı — Sâd suresi, 53. ayet

  5. Sâd suresi, 54. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 54. ayet. إِنَّ هَٰذَا لَرِزْقُنَا مَا لَهُۥ مِن نَّفَادٍ

    inne hâẕâ lerizḳunâ mâ lehû min nefâd.

    Ahmed Hulusi

    Muhakkak ki işte bu bizim yaşam gıdamızdır. . . Hiç tükenmeyen!

    Ayet detayı — Sâd suresi, 54. ayet

  6. Sâd suresi, 55. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 55. ayet. هَٰذَا وَإِنَّ لِلطَّٰغِينَ لَشَرَّ مَـَٔابٍ

    hâẕâ. veinne liṭṭâgîne leşerra meâb.

    Ahmed Hulusi

    İşte bu! Muhakkak ki, taşkınlık yapanlar için de dönüş yerinin şerrlisi vardır.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 55. ayet

  7. Sâd suresi, 56. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 56. ayet. جَهَنَّمَ يَصْلَوْنَهَا فَبِئْسَ ٱلْمِهَادُ

    cehennem. yaṣlevnehâ. febi'se-lmihâd.

    Ahmed Hulusi

    Cehennemdir ki ona yaslanırlar! Ne kötü bir yaşam ortamıdır o!

    Ayet detayı — Sâd suresi, 56. ayet

  8. Sâd suresi, 57. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 57. ayet. هَٰذَا فَلْيَذُوقُوهُ حَمِيمٌ وَغَسَّاقٌ

    hâẕâ felyeẕûḳûhü ḥamîmüv vegassâḳ.

    Ahmed Hulusi

    İşte bu! Tatsınlar onu! Kaynar su (yakıcı benlik fikirleri) ve irindir (bedensellik kabulünün getirisi fiillerin yaşatacağı olaylar)!

    Ayet detayı — Sâd suresi, 57. ayet

  9. Sâd suresi, 58. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 58. ayet. وَءَاخَرُ مِن شَكْلِهِۦٓ أَزْوَٰجٌ

    veâḫaru min şeklihî ezvâc.

    Ahmed Hulusi

    Aynı şekilde diğerleri, eşleriyle (hem bilinç - benlik hem de uygun beden) !

    Ayet detayı — Sâd suresi, 58. ayet

  10. Sâd suresi, 59. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 59. ayet. هَٰذَا فَوْجٌ مُّقْتَحِمٌ مَّعَكُمْ لَا مَرْحَبًۢا بِهِمْ إِنَّهُمْ صَالُوا۟ ٱلنَّارِ

    hâẕâ fevcüm muḳteḥimüm me`aküm. lâ merḥabem bihim. innehüm ṣâlü-nnâr.

    Ahmed Hulusi

    İşte bu sizinle beraber (cehenneme) katlanan bir grup. . . (Suça yönlendirenleri der ki): "Onlara 'Merhaba = rahat olma temennisi' geçersizdir. . . Muhakkak ki onlar yanmaya maruz kalanlardır. "

    Ayet detayı — Sâd suresi, 59. ayet

  11. Sâd suresi, 60. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 60. ayet. قَالُوا۟ بَلْ أَنتُمْ لَا مَرْحَبًۢا بِكُمْ أَنتُمْ قَدَّمْتُمُوهُ لَنَا فَبِئْسَ ٱلْقَرَارُ

    ḳâlû bel entüm. lâ merḥabem biküm. entüm ḳaddemtümûhü lenâ. febi'se-lḳarâr.

    Ahmed Hulusi

    (O önderlere uyanlar ise): "Hayır, asıl size 'Merhaba = rahat olmak' yoktur. . . Onu (cehennemi) bize siz önerdiniz! Ne kötü bir karargahtır bu!" dediler.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 60. ayet

  12. Sâd suresi, 61. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 61. ayet. قَالُوا۟ رَبَّنَا مَن قَدَّمَ لَنَا هَٰذَا فَزِدْهُ عَذَابًا ضِعْفًا فِى ٱلنَّارِ

    ḳâlû rabbenâ men ḳaddeme lenâ hâẕâ fezidhü `aẕâben ḍi`fen fi-nnâr.

    Ahmed Hulusi

    Dediler ki: "Rabbimiz! Bunu bize kim önermişse, onun yanma azabını bir kat daha arttır. "

    Ayet detayı — Sâd suresi, 61. ayet

  13. Sâd suresi, 62. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 62. ayet. وَقَالُوا۟ مَا لَنَا لَا نَرَىٰ رِجَالًا كُنَّا نَعُدُّهُم مِّنَ ٱلْأَشْرَارِ

    veḳâlû mâ lenâ lâ nerâ ricâlen künnâ ne`uddühüm mine-l'eşrâr.

    Ahmed Hulusi

    Dediler ki: "Biz niye, kendilerini şerrliler kabul ettiğimiz ricali (burada) görmüyoruz?"

    Ayet detayı — Sâd suresi, 62. ayet

  14. Sâd suresi, 63. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 63. ayet. أَتَّخَذْنَٰهُمْ سِخْرِيًّا أَمْ زَاغَتْ عَنْهُمُ ٱلْأَبْصَٰرُ

    etteḫaẕnâhüm siḫriyyen em zâgat `anhümü-l'ebṣâr.

    Ahmed Hulusi

    "Biz onları alaya alırdık. . . Yoksa gözlerimiz onları göremiyor mu ortalarda?"

    Ayet detayı — Sâd suresi, 63. ayet

  15. Sâd suresi, 64. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 64. ayet. إِنَّ ذَٰلِكَ لَحَقٌّ تَخَاصُمُ أَهْلِ ٱلنَّارِ

    inne ẕâlike leḥaḳḳun teḫâṣumü ehli-nnâr.

    Ahmed Hulusi

    Muhakkak ki o gerçekleşecektir. . . Yanacakların karşılıklı tartışması!

    Ayet detayı — Sâd suresi, 64. ayet

De ki: ben ancak bir uyarıcıyım 65–70

  1. Sâd suresi, 65. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 65. ayet. قُلْ إِنَّمَآ أَنَا۠ مُنذِرٌ وَمَا مِنْ إِلَٰهٍ إِلَّا ٱللَّهُ ٱلْوَٰحِدُ ٱلْقَهَّارُ

    ḳul innemâ ene münẕir. vemâ min ilâhin ille-llâhü-lvâḥidü-lḳahhâr.

    Ahmed Hulusi

    De ki: "Kesinlikle ben bir uyarıcıyım! Tanrı yoktur tanrılık kavramı geçersizdir; sadece Vahid, Kahhar Allah. . . "

    Ayet detayı — Sâd suresi, 65. ayet

  2. Sâd suresi, 66. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 66. ayet. رَبُّ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا ٱلْعَزِيزُ ٱلْغَفَّٰرُ

    rabbü-ssemâvâti vel'arḍi vemâ beynehüme-l`azîzü-lgaffâr.

    Ahmed Hulusi

    "Semaların, arzın ve ikisi arasında olanların Aziyz (gücüne - hükmüne karşı konulmaz), Ğaffar olan Rabbidir. "

    Ayet detayı — Sâd suresi, 66. ayet

  3. Sâd suresi, 67. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 67. ayet. قُلْ هُوَ نَبَؤٌا۟ عَظِيمٌ

    ḳul hüve nebeün `ażîm.

    Ahmed Hulusi

    De ki: "HU (gerçeği), Aziym bir haberdir!" (Bu haberin manasını ve değerini kavrayabilseniz!)

    Ayet detayı — Sâd suresi, 67. ayet

  4. Sâd suresi, 68. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 68. ayet. أَنتُمْ عَنْهُ مُعْرِضُونَ

    entüm `anhü mü`riḍûn.

    Ahmed Hulusi

    "Siz ise ondan (o büyük haberin bildirdiği fevkalade önemli hakikatin size kazandıracağından) yüz çeviriyorsunuz!"

    Ayet detayı — Sâd suresi, 68. ayet

  5. Sâd suresi, 69. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 69. ayet. مَا كَانَ لِىَ مِنْ عِلْمٍۭ بِٱلْمَلَإِ ٱلْأَعْلَىٰٓ إِذْ يَخْتَصِمُونَ

    mâ kâne liye min `ilmim bilmelei-l'a`lâ iẕ yaḫteṣimûn.

    Ahmed Hulusi

    "Mele-i Ala'daki tartışma hakkında ilme sahip değilim. "

    Ayet detayı — Sâd suresi, 69. ayet

  6. Sâd suresi, 70. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 70. ayet. إِن يُوحَىٰٓ إِلَىَّ إِلَّآ أَنَّمَآ أَنَا۠ نَذِيرٌ مُّبِينٌ

    iy yûḥâ ileyye illâ ennemâ ene neẕîrum mübîn.

    Ahmed Hulusi

    "Bana vahyolan yalnızca apaçık bir uyarıcı olduğum!"

    Ayet detayı — Sâd suresi, 70. ayet

Âdem'in yaratılışı ve İblîs 71–85

  1. Sâd suresi, 71. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 71. ayet. إِذْ قَالَ رَبُّكَ لِلْمَلَٰٓئِكَةِ إِنِّى خَٰلِقٌۢ بَشَرًا مِّن طِينٍ

    iẕ ḳâle rabbüke lilmelâiketi innî ḫâliḳum beşeram min ṭîn.

    Ahmed Hulusi

    Hani Rabbin Meleklere: "Kesinlikle ben balçıktan (su + mineral) bir beşer yaratacağım" demişti.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 71. ayet

  2. Sâd suresi, 72. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 72. ayet. فَإِذَا سَوَّيْتُهُۥ وَنَفَخْتُ فِيهِ مِن رُّوحِى فَقَعُوا۟ لَهُۥ سَٰجِدِينَ

    feiẕâ sevveytühû venefaḫtü fîhi mir rûḥî feḳa`û lehû sâcidîn.

    Ahmed Hulusi

    "Onu tesviye edip (beynini oluşturup), o yapının içinden Ruhum'dan (Esma manalarımdan) nefhettiğimde (açığa çıkardığımda {nefh yani üflemek, içten dışa şeklinde olur daima. A. H. }) Ona secdeye kapanın (hükümranlığını - tasarrufunu kabul edin)!"

    Ayet detayı — Sâd suresi, 72. ayet

  3. Sâd suresi, 73. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 73. ayet. فَسَجَدَ ٱلْمَلَٰٓئِكَةُ كُلُّهُمْ أَجْمَعُونَ

    fesecede-lmelâiketü küllühüm ecme`ûn.

    Ahmed Hulusi

    O Meleklerin hepsi, toptan secde ettiler.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 73. ayet

  4. Sâd suresi, 74. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 74. ayet. إِلَّآ إِبْلِيسَ ٱسْتَكْبَرَ وَكَانَ مِنَ ٱلْكَٰفِرِينَ

    illâ iblîs. istekbera vekâne mine-lkâfirîn.

    Ahmed Hulusi

    İblis müstesna; (bilincine dayanarak) benlik tasladı ve hakikat bilgisini inkar edenlerden (karşısındakinin hakikatini göremeyenlerden) oldu.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 74. ayet

  5. Sâd suresi, 75. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 75. ayet. قَالَ يَٰٓإِبْلِيسُ مَا مَنَعَكَ أَن تَسْجُدَ لِمَا خَلَقْتُ بِيَدَىَّ أَسْتَكْبَرْتَ أَمْ كُنتَ مِنَ ٱلْعَالِينَ

    ḳâle yâ iblîsü mâ mene`ake en tescüde limâ ḫalaḳtü biyedeyy. estekberte em künte mine-l`âlîn.

    Ahmed Hulusi

    Buyurdu: "Ey İblis (ikileme düşen)! İki Elim (ilim ve kudret) ile yarattığıma secde etmene ne mani oldu? Benliğin mi engel oldu, yoksa Alun'dan (Adem'e secdesi söz konusu olmayan yüce kuvvelerden {meleklerden}) mi olduğunu sandın?"

    Ayet detayı — Sâd suresi, 75. ayet

  6. Sâd suresi, 76. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 76. ayet. قَالَ أَنَا۠ خَيْرٌ مِّنْهُ خَلَقْتَنِى مِن نَّارٍ وَخَلَقْتَهُۥ مِن طِينٍ

    ḳâle ene ḫayrum minh. ḫalaḳtenî min nâriv veḫalaḳtehû min ṭîn.

    Ahmed Hulusi

    (İblis) dedi ki: "Ben daha hayırlıyım ondan; beni ateşten (radyasyon - yakan dalgalar {aynı nar = ateş kelimesi cehennemde yakan olarak da kullanılmakta. A. H. }) halk ettin, onu tıynden (hücresel bedenli - maddeden) halk ettin" dedi.

    Ayet detayı — Sâd suresi, 76. ayet

  7. Sâd suresi, 77. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 77. ayet. قَالَ فَٱخْرُجْ مِنْهَا فَإِنَّكَ رَجِيمٌ

    ḳâle faḫruc minhâ feinneke racîm.

    Ahmed Hulusi

    (Allah) buyurdu: "Çık oradan; çünkü sen racimsin (hakikatinden uzak düşmüşsün)!"

    Ayet detayı — Sâd suresi, 77. ayet

  8. Sâd suresi, 78. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 78. ayet. وَإِنَّ عَلَيْكَ لَعْنَتِىٓ إِلَىٰ يَوْمِ ٱلدِّينِ

    veinne `aleyke la`netî ilâ yevmi-ddîn.

    Ahmed Hulusi

    "Muhakkak ki, hüküm sürecine kadar lanetim (benden uzaklık) senin üstündedir!"

    Ayet detayı — Sâd suresi, 78. ayet

  9. Sâd suresi, 79. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 79. ayet. قَالَ رَبِّ فَأَنظِرْنِىٓ إِلَىٰ يَوْمِ يُبْعَثُونَ

    ḳâle rabbi feenżirnî ilâ yevmi yüb`aŝûn.

    Ahmed Hulusi

    (İblis) dedi ki: "Rabbim! (İnsanların ölümle) ba's olacakları zamana kadar bana mühlet ver (kuvvelerimi kullanabileyim onlara karşı). "

    Ayet detayı — Sâd suresi, 79. ayet

  10. Sâd suresi, 80. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 80. ayet. قَالَ فَإِنَّكَ مِنَ ٱلْمُنظَرِينَ

    ḳâle feinneke mine-lmünżarîn.

    Ahmed Hulusi

    (Allah) buyurdu: "Muhakkak ki sen süre tanınanlardansın!"

    Ayet detayı — Sâd suresi, 80. ayet

  11. Sâd suresi, 81. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 81. ayet. إِلَىٰ يَوْمِ ٱلْوَقْتِ ٱلْمَعْلُومِ

    ilâ yevmi-lvaḳti-lma`lûm.

    Ahmed Hulusi

    "Bilinen sürece kadar!"

    Ayet detayı — Sâd suresi, 81. ayet

  12. Sâd suresi, 82. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 82. ayet. قَالَ فَبِعِزَّتِكَ لَأُغْوِيَنَّهُمْ أَجْمَعِينَ

    ḳâle febi`izzetike leugviyennehüm ecme`în.

    Ahmed Hulusi

    (İblis) dedi ki: "İzzetine (karşı konulmaz gücüne) yemin ederim ki, onların hepsini şaşırtıp (kendilerini beden kabul ettirerek, bedenin zevkleri peşinde koşturarak; hakikatlerini oluşturan ruhun konusundan) saptıracağım. "

    Ayet detayı — Sâd suresi, 82. ayet

  13. Sâd suresi, 83. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 83. ayet. إِلَّا عِبَادَكَ مِنْهُمُ ٱلْمُخْلَصِينَ

    illâ `ibâdeke minhümü-lmuḫleṣîn.

    Ahmed Hulusi

    "Ancak onlardan ihlasa erdirilmiş (hakikatlerini yaşattığın) kulların müstesna. "

    Ayet detayı — Sâd suresi, 83. ayet

  14. Sâd suresi, 84. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 84. ayet. قَالَ فَٱلْحَقُّ وَٱلْحَقَّ أَقُولُ

    ḳâle felḥaḳḳ. velḥaḳḳa eḳûl.

    Ahmed Hulusi

    (Allah) buyurdu: "Hakk'ı söyledin (ihlaslı kullarım konusunda); ben de gerçeği bildireyim:"

    Ayet detayı — Sâd suresi, 84. ayet

  15. Sâd suresi, 85. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 85. ayet. لَأَمْلَأَنَّ جَهَنَّمَ مِنكَ وَمِمَّن تَبِعَكَ مِنْهُمْ أَجْمَعِينَ

    leemleenne cehenneme minke vemimmen tebi`ake minhüm ecme`în.

    Ahmed Hulusi

    "Andolsun ki cehennemi senden (olanlarla) ve onlardan sana tabi olanlarla toptan dolduracağım. "

    Ayet detayı — Sâd suresi, 85. ayet

Kapanış: bundan dolayı sizden bir ücret istemiyorum 86–88

  1. Sâd suresi, 86. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 86. ayet. قُلْ مَآ أَسْـَٔلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ أَجْرٍ وَمَآ أَنَا۠ مِنَ ٱلْمُتَكَلِّفِينَ

    ḳul mâ es'elüküm `aleyhi min ecriv vemâ ene mine-lmütekellifîn.

    Ahmed Hulusi

    De ki: "Bildirdiklerim için sizden karşılık istemiyorum ve ben size asılsız iddialarla da gelmedim. "

    Ayet detayı — Sâd suresi, 86. ayet

  2. Sâd suresi, 87. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 87. ayet. إِنْ هُوَ إِلَّا ذِكْرٌ لِّلْعَٰلَمِينَ

    in hüve illâ ẕikrul lil`âlemîn.

    Ahmed Hulusi

    "O, alemler (insanlar) için bir hatırlatmadan başka değildir. "

    Ayet detayı — Sâd suresi, 87. ayet

  3. Sâd suresi, 88. ayet — tek başına aç

    Sâd suresi, 88. ayet. وَلَتَعْلَمُنَّ نَبَأَهُۥ بَعْدَ حِينٍۭ

    veleta`lemünne nebeehû ba`de ḥîn.

    Ahmed Hulusi

    "Onun ne olduğunu bir süre sonra (ölüm anında) elbette anlayacaksınız!"

    Ayet detayı — Sâd suresi, 88. ayet