18. sure

Kehf Suresi الكهف

Bu sureyi dinle — okunan kelime işaretlenir

Konu dizini 8 konu
  1. Kitabın indirilişi ve "Allah çocuk edindi" diyenler 1–8 karşılaştır — Kitabın indirilişi ve "Allah çocuk edindi" diyenler
  2. Ashâb-ı Kehf 9–26 karşılaştır — Ashâb-ı Kehf
  3. Rabbinin kitabını oku; sabah akşam dua edenler 27–31 karşılaştır — Rabbinin kitabını oku; sabah akşam dua edenler
  4. İki bağ sahibi 32–46 karşılaştır — İki bağ sahibi
  5. Kıyamet günü kitabın konulması ve İblîs 47–59 karşılaştır — Kıyamet günü kitabın konulması ve İblîs
  6. Mûsâ ve Hızır 60–82 karşılaştır — Mûsâ ve Hızır
  7. Zülkarneyn 83–101 karşılaştır — Zülkarneyn
  8. Amelce en çok ziyanda olanlar ve kapanış 102–110 karşılaştır — Amelce en çok ziyanda olanlar ve kapanış

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır.

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

Kitabın indirilişi ve "Allah çocuk edindi" diyenler 1–8

  1. Kehf suresi, 1. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 1. ayet. ٱلْحَمْدُ لِلَّهِ ٱلَّذِىٓ أَنزَلَ عَلَىٰ عَبْدِهِ ٱلْكِتَٰبَ وَلَمْ يَجْعَل لَّهُۥ عِوَجَا

    elḥamdü lillâhi-lleẕî enzele `alâ `abdihi-lkitâbe velem yec`al lehû `ivecâ.

    Şaban Britch

    Hamd olsun Allah'a ki kuluna, kitabı indirdi ve onda hiçbir eğrilik koymadı.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 1. ayet

  2. Kehf suresi, 2. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 2. ayet. قَيِّمًا لِّيُنذِرَ بَأْسًا شَدِيدًا مِّن لَّدُنْهُ وَيُبَشِّرَ ٱلْمُؤْمِنِينَ ٱلَّذِينَ يَعْمَلُونَ ٱلصَّٰلِحَٰتِ أَنَّ لَهُمْ أَجْرًا حَسَنًا

    ḳayyimel liyünẕira be'sen şedîdem mil ledünhü veyübeşşira-lmü'minîne-lleẕîne ya`melûne-ṣṣâliḥâti enne lehüm ecran ḥasenâ.

    Şaban Britch

    Dosdoğru (bir kitap olarak), katından (gelecek) şiddetli bir azapla korkutmak ve salih amellerde bulunan müminlere güzel bir ecir olduğunu müjde vermek için (indirdi).

    Ayet detayı — Kehf suresi, 2. ayet

  3. Kehf suresi, 3. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 3. ayet. مَّٰكِثِينَ فِيهِ أَبَدًا

    mâkiŝîne fîhi ebedâ.

    Şaban Britch

    Onlar onda ebedi olarak kalıcıdırlar.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 3. ayet

  4. Kehf suresi, 4. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 4. ayet. وَيُنذِرَ ٱلَّذِينَ قَالُوا۟ ٱتَّخَذَ ٱللَّهُ وَلَدًا

    veyünẕira-lleẕîne ḳâlü-tteḫaẕe-llâhü veledâ.

    Şaban Britch

    Ve “Allah çocuk edinmiştir.” diyen kimseleri uyarması için indirmiştir.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 4. ayet

  5. Kehf suresi, 5. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 5. ayet. مَّا لَهُم بِهِۦ مِنْ عِلْمٍ وَلَا لِـَٔابَآئِهِمْ كَبُرَتْ كَلِمَةً تَخْرُجُ مِنْ أَفْوَٰهِهِمْ إِن يَقُولُونَ إِلَّا كَذِبًا

    mâ lehüm bihî min `ilmiv velâ liâbâihim. kebürat kelimeten taḫrucü min efvâhihim. iy yeḳûlûne illâ keẕibâ.

    Şaban Britch

    Onların da atalarının da o konu hakkında bir bilgisi yoktur. Ağızlarından çıkan bu söz pek büyüktür. Onlar yalandan başkasını söylemiyorlar.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 5. ayet

  6. Kehf suresi, 6. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 6. ayet. فَلَعَلَّكَ بَٰخِعٌ نَّفْسَكَ عَلَىٰٓ ءَاثَٰرِهِمْ إِن لَّمْ يُؤْمِنُوا۟ بِهَٰذَا ٱلْحَدِيثِ أَسَفًا

    fele`alleke bâḫi`un nefseke `alâ âŝârihim il lem yü'minû bihâẕe-lḥadîŝi esefâ.

    Şaban Britch

    Belki de sen, bu kitaba iman etmiyorlar diye onların arkasından üzüntüden kendini helak edeceksin.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 6. ayet

  7. Kehf suresi, 7. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 7. ayet. إِنَّا جَعَلْنَا مَا عَلَى ٱلْأَرْضِ زِينَةً لَّهَا لِنَبْلُوَهُمْ أَيُّهُمْ أَحْسَنُ عَمَلًا

    innâ ce`alnâ mâ `ale-l'arḍi zînetel lehâ lineblüvehüm eyyühüm aḥsenü `amelâ.

    Şaban Britch

    İnsanların hangisi daha güzel amel işleyecek diye imtihan etmek için yeryüzünde bulunanları, oranın süsü yaptık.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 7. ayet

  8. Kehf suresi, 8. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 8. ayet. وَإِنَّا لَجَٰعِلُونَ مَا عَلَيْهَا صَعِيدًا جُرُزًا

    veinnâ lecâ`ilûne mâ `aleyhâ ṣa`îden cüruzâ.

    Şaban Britch

    Biz mutlaka (yeryüzü) üzerinde olanları kupkuru çorak bir toprak kılıcılarız.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 8. ayet

Ashâb-ı Kehf 9–26

  1. Kehf suresi, 9. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 9. ayet. أَمْ حَسِبْتَ أَنَّ أَصْحَٰبَ ٱلْكَهْفِ وَٱلرَّقِيمِ كَانُوا۟ مِنْ ءَايَٰتِنَا عَجَبًا

    em ḥasibte enne aṣḥâbe-lkehfi verraḳîmi kânû min âyâtinâ `acebâ.

    Şaban Britch

    Kehf ve Rakim ehlini (n başına gelenleri) (tek) şaşılacak ayetlerimizden sanma!

    Ayet detayı — Kehf suresi, 9. ayet

  2. Kehf suresi, 10. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 10. ayet. إِذْ أَوَى ٱلْفِتْيَةُ إِلَى ٱلْكَهْفِ فَقَالُوا۟ رَبَّنَآ ءَاتِنَا مِن لَّدُنكَ رَحْمَةً وَهَيِّئْ لَنَا مِنْ أَمْرِنَا رَشَدًا

    iẕ eve-lfityetü ile-lkehfi feḳâlû rabbenâ âtinâ mil ledünke raḥmetev veheyyi' lenâ min emrinâ raşedâ.

    Şaban Britch

    Hani bir kaç genç mağaraya sığınmıştı ve şöyle demişlerdi: Rabbimiz, bize katından bir rahmet ver ve bu işimizde doğruyu bize nasip et!

    Ayet detayı — Kehf suresi, 10. ayet

  3. Kehf suresi, 11. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 11. ayet. فَضَرَبْنَا عَلَىٰٓ ءَاذَانِهِمْ فِى ٱلْكَهْفِ سِنِينَ عَدَدًا

    feḍarabnâ `alâ âẕânihim fi-lkehfi sinîne `adedâ.

    Şaban Britch

    Mağarada onları yıllarca uyuttuk.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 11. ayet

  4. Kehf suresi, 12. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 12. ayet. ثُمَّ بَعَثْنَٰهُمْ لِنَعْلَمَ أَىُّ ٱلْحِزْبَيْنِ أَحْصَىٰ لِمَا لَبِثُوٓا۟ أَمَدًا

    ŝümme be`aŝnâhüm lina`leme eyyü-lḥizbeyni aḥṣâ limâ lebiŝû emedâ.

    Şaban Britch

    Sonra da iki gruptan hangisinin kaldıkları süreyi daha iyi hesap ettiğini ortaya çıkarmak için onları uyandırdık.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 12. ayet

  5. Kehf suresi, 13. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 13. ayet. نَّحْنُ نَقُصُّ عَلَيْكَ نَبَأَهُم بِٱلْحَقِّ إِنَّهُمْ فِتْيَةٌ ءَامَنُوا۟ بِرَبِّهِمْ وَزِدْنَٰهُمْ هُدًى

    naḥnü neḳuṣṣu `aleyke nebeehüm bilḥaḳḳ. innehüm fityetün âmenû birabbihim vezidnâhüm hüdâ.

    Şaban Britch

    Biz sana onların haberlerini hak/gerçek olarak anlatıyoruz. Onlar, Rablerine iman etmiş gençlerdi. Biz onların hidayetini artırmıştık.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 13. ayet

  6. Kehf suresi, 14. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 14. ayet. وَرَبَطْنَا عَلَىٰ قُلُوبِهِمْ إِذْ قَامُوا۟ فَقَالُوا۟ رَبُّنَا رَبُّ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ لَن نَّدْعُوَا۟ مِن دُونِهِۦٓ إِلَٰهًا لَّقَدْ قُلْنَآ إِذًا شَطَطًا

    verabaṭnâ `alâ ḳulûbihim iẕ ḳâmû feḳâlû rabbünâ rabbü-ssemâvâti vel'arḍi len ned`uve min dûnihî ilâhel leḳad ḳulnâ iẕen şeṭaṭâ.

    Şaban Britch

    Ayağa kalkarak: "Bizim Rabbimiz göklerin ve yerin Rabbidir. Ondan başka bir ilaha dua etmeyeceğiz" dedikleri zaman onların kalplerini sağlamlaştırmıştık. Yoksa hak olmayan, batıl bir söz söylemiş oluruz,

    Ayet detayı — Kehf suresi, 14. ayet

  7. Kehf suresi, 15. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 15. ayet. هَٰٓؤُلَآءِ قَوْمُنَا ٱتَّخَذُوا۟ مِن دُونِهِۦٓ ءَالِهَةً لَّوْلَا يَأْتُونَ عَلَيْهِم بِسُلْطَٰنٍۭ بَيِّنٍ فَمَنْ أَظْلَمُ مِمَّنِ ٱفْتَرَىٰ عَلَى ٱللَّهِ كَذِبًا

    hâülâi ḳavmüne-tteḫaẕû min dûnihî âliheh. levlâ ye'tûne `aleyhim bisülṭânim beyyin. femen ażlemü mimmeni-fterâ `ale-llâhi keẕibâ.

    Şaban Britch

    Şu bizim kavmimiz Allah'tan başka ilahlar edindiler. Onlar hakkında açık bir delil getirselerdi ya! Allah hakkında yalan uydurandan daha zalimi kimdir?

    Ayet detayı — Kehf suresi, 15. ayet

  8. Kehf suresi, 16. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 16. ayet. وَإِذِ ٱعْتَزَلْتُمُوهُمْ وَمَا يَعْبُدُونَ إِلَّا ٱللَّهَ فَأْوُۥٓا۟ إِلَى ٱلْكَهْفِ يَنشُرْ لَكُمْ رَبُّكُم مِّن رَّحْمَتِهِۦ وَيُهَيِّئْ لَكُم مِّنْ أَمْرِكُم مِّرْفَقًا

    veiẕi-`tezeltümûhüm vemâ ya`büdûne ille-llâhe fe'vû ile-lkehfi yenşür leküm rabbüküm mir raḥmetihî veyüheyyi' leküm min emriküm mirfeḳâ.

    Şaban Britch

    Onlardan ve onların Allah’tan başka ibadet ettiklerinden ayrıldınız. O halde mağaraya çekilin ki Rabbiniz size rahmetini yaysın ve işlerinizde kolaylık sağlasın.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 16. ayet

  9. Kehf suresi, 17. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 17. ayet. وَتَرَى ٱلشَّمْسَ إِذَا طَلَعَت تَّزَٰوَرُ عَن كَهْفِهِمْ ذَاتَ ٱلْيَمِينِ وَإِذَا غَرَبَت تَّقْرِضُهُمْ ذَاتَ ٱلشِّمَالِ وَهُمْ فِى فَجْوَةٍ مِّنْهُ ذَٰلِكَ مِنْ ءَايَٰتِ ٱللَّهِ مَن يَهْدِ ٱللَّهُ فَهُوَ ٱلْمُهْتَدِ وَمَن يُضْلِلْ فَلَن تَجِدَ لَهُۥ وَلِيًّا مُّرْشِدًا

    vetera-şşemse iẕâ ṭale`at tezâveru `an kehfihim ẕâte-lyemîni veiẕâ garabet taḳriḍuhüm ẕâte-şşimâli vehüm fî fecvetim minh. ẕâlike min âyâti-llâh. mey yehdi-llâhü fehüve-lmühted. vemey yuḍlil felen tecide lehû veliyyem mürşidâ.

    Şaban Britch

    Güneş doğduğunda mağaranın sağ tarafından meylettiğini, batarken de sol taraftan onlara isabet etmeden geçirdiğini görürdün. Onlar, mağarada geniş bir alan içinde idiler. İşte bu Allah’ın ayetlerindendir. Allah kime hidayet verirse o, doğru yolu bulmuştur. Kimi de saptırırsa, ona da yol gösterecek bir veli bulamazsın.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 17. ayet

  10. Kehf suresi, 18. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 18. ayet. وَتَحْسَبُهُمْ أَيْقَاظًا وَهُمْ رُقُودٌ وَنُقَلِّبُهُمْ ذَاتَ ٱلْيَمِينِ وَذَاتَ ٱلشِّمَالِ وَكَلْبُهُم بَٰسِطٌ ذِرَاعَيْهِ بِٱلْوَصِيدِ لَوِ ٱطَّلَعْتَ عَلَيْهِمْ لَوَلَّيْتَ مِنْهُمْ فِرَارًا وَلَمُلِئْتَ مِنْهُمْ رُعْبًا

    vetaḥsebühüm eyḳâżav vehüm ruḳûd. venüḳallibühüm ẕâte-lyemîni veẕâte-şşimâl. vekelbühüm bâsiṭun ẕirâ`ayhi bilveṣîd. levi-ṭṭala`te `aleyhim levelleyte minhüm firârav velemüli'te minhüm ru`bâ.

    Şaban Britch

    Onlar uykuda iken sen onları uyanık sanırsın. Biz onları sağa sola döndürüyorduk. Köpekleri de ön ayaklarını eşiğe uzatmıştı. Onları görseydin, onlardan korkup arkana dönüp kaçardın.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 18. ayet

  11. Kehf suresi, 19. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 19. ayet. وَكَذَٰلِكَ بَعَثْنَٰهُمْ لِيَتَسَآءَلُوا۟ بَيْنَهُمْ قَالَ قَآئِلٌ مِّنْهُمْ كَمْ لَبِثْتُمْ قَالُوا۟ لَبِثْنَا يَوْمًا أَوْ بَعْضَ يَوْمٍ قَالُوا۟ رَبُّكُمْ أَعْلَمُ بِمَا لَبِثْتُمْ فَٱبْعَثُوٓا۟ أَحَدَكُم بِوَرِقِكُمْ هَٰذِهِۦٓ إِلَى ٱلْمَدِينَةِ فَلْيَنظُرْ أَيُّهَآ أَزْكَىٰ طَعَامًا فَلْيَأْتِكُم بِرِزْقٍ مِّنْهُ وَلْيَتَلَطَّفْ وَلَا يُشْعِرَنَّ بِكُمْ أَحَدًا

    vekeẕâlike be`aŝnâhüm liyetesâelû beynehüm. ḳâle ḳâilüm minhüm kem lebiŝtüm. ḳâlû lebiŝnâ yevmen ev ba`ḍa yevm. ḳâlû rabbüküm a`lemü bimâ lebiŝtüm feb`aŝû eḥadeküm biveriḳiküm hâẕihî ile-lmedîneti felyenżur eyyühâ ezkâ ṭa`âmen felye'tiküm birizḳim minhü velyeteleṭṭaf velâ yüş`iranne biküm eḥadâ.

    Şaban Britch

    Böylece, birbirlerine sorsunlar diye onları tekrar uyandırdık. Onlardan biri şöyle dedi: “Ne kadar kaldınız?” Bir gün veya daha az.” dediler. Ne kadar kaldığınızı en iyi Rabbiniz bilir. Şimdi, içinizden birini gümüş parayla şehre gönderin de baksın hangi yiyecek daha temiz ise ondan size azık getirsin. Çok dikkatli olsun, sizi kimseye hissettirmesin.” dediler.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 19. ayet

  12. Kehf suresi, 20. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 20. ayet. إِنَّهُمْ إِن يَظْهَرُوا۟ عَلَيْكُمْ يَرْجُمُوكُمْ أَوْ يُعِيدُوكُمْ فِى مِلَّتِهِمْ وَلَن تُفْلِحُوٓا۟ إِذًا أَبَدًا

    innehüm iy yażherû `aleyküm yercümûküm ev yü`îdûküm fî milletihim velen tüfliḥû iẕen ebedâ.

    Şaban Britch

    Eğer onların sizden haberi olacak olursa, taşa tutarlar veya sizi dinlerine döndürürler. O zaman asla kurtuluşa eremezsiniz.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 20. ayet

  13. Kehf suresi, 21. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 21. ayet. وَكَذَٰلِكَ أَعْثَرْنَا عَلَيْهِمْ لِيَعْلَمُوٓا۟ أَنَّ وَعْدَ ٱللَّهِ حَقٌّ وَأَنَّ ٱلسَّاعَةَ لَا رَيْبَ فِيهَآ إِذْ يَتَنَٰزَعُونَ بَيْنَهُمْ أَمْرَهُمْ فَقَالُوا۟ ٱبْنُوا۟ عَلَيْهِم بُنْيَٰنًا رَّبُّهُمْ أَعْلَمُ بِهِمْ قَالَ ٱلَّذِينَ غَلَبُوا۟ عَلَىٰٓ أَمْرِهِمْ لَنَتَّخِذَنَّ عَلَيْهِم مَّسْجِدًا

    vekeẕâlike a`ŝernâ `aleyhim liya`lemû enne va`de-llâhi ḥaḳḳuv veenne-ssâ`ate lâ raybe fîhâ. iẕ yetenâza`ûne beynehüm emrahüm feḳâlü-bnû `aleyhim bünyânâ. rabbühüm a`lemü bihim. ḳâle-lleẕîne galebû `alâ emrihim lenetteḫiẕenne `aleyhim mescidâ.

    Şaban Britch

    İşte bu şekilde insanları onlardan haberdar kıldık ki Allah’ın vaadinin gerçek olduğunu ve kıyamet saatinde hiç bir şüphe olmadığını bilsinler. Hani onlar aralarında onların durumunu tartışıyorlardı. Onların (mağaralarının) çevresine bina yapın. Onları en iyi Rableri bilir, diyorlardı. Onlar durumuna galip gelen (krallar): Oraya mescid yapacağız, dediler.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 21. ayet

  14. Kehf suresi, 22. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 22. ayet. سَيَقُولُونَ ثَلَٰثَةٌ رَّابِعُهُمْ كَلْبُهُمْ وَيَقُولُونَ خَمْسَةٌ سَادِسُهُمْ كَلْبُهُمْ رَجْمًۢا بِٱلْغَيْبِ وَيَقُولُونَ سَبْعَةٌ وَثَامِنُهُمْ كَلْبُهُمْ قُل رَّبِّىٓ أَعْلَمُ بِعِدَّتِهِم مَّا يَعْلَمُهُمْ إِلَّا قَلِيلٌ فَلَا تُمَارِ فِيهِمْ إِلَّا مِرَآءً ظَٰهِرًا وَلَا تَسْتَفْتِ فِيهِم مِّنْهُمْ أَحَدًا

    seyeḳûlûne ŝelâŝetür râbi`uhüm kelbühüm. veyeḳûlûne ḫamsetün sâdisühüm kelbühüm racmem bilgayb. veyeḳûlûne seb`atüv veŝâminühüm kelbühüm. ḳur rabbî a`lemü bi`iddetihim mâ ya`lemühüm illâ ḳalîlün. felâ tümâri fîhim illâ mirâen żâhirâ. velâ testefti fîhim minhüm eḥadâ.

    Şaban Britch

    "Onlar üç kişidir; dördüncüleri de köpekleridir" diyecekler; yine: "Beş kişidir; altıncıları köpekleridir" diyecekler. (Bunlar) gayb hakkında taş atmaktır. "Yedi kişidirler, sekizincileri köpekleridir De ki: Onların sayısını en iyi Rabbim bilir. Onları çok az kimseden başkası bilmez. O halde, onlar hakkında açık olarak ortaya konandan başka bir şeyi tartışma. Onlar hakkında (Ehli Kitaptan hiçbir)kimseye bir şey sorma!

    Ayet detayı — Kehf suresi, 22. ayet

  15. Kehf suresi, 23. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 23. ayet. وَلَا تَقُولَنَّ لِشَا۟ىْءٍ إِنِّى فَاعِلٌ ذَٰلِكَ غَدًا

    velâ teḳûlenne lişey'in innî fâ`ilün ẕâlike gadâ.

    Şaban Britch

    Hiç bir şey için “Ben onu yarın mutlaka yapacağım.” deme!

    Ayet detayı — Kehf suresi, 23. ayet

  16. Kehf suresi, 24. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 24. ayet. إِلَّآ أَن يَشَآءَ ٱللَّهُ وَٱذْكُر رَّبَّكَ إِذَا نَسِيتَ وَقُلْ عَسَىٰٓ أَن يَهْدِيَنِ رَبِّى لِأَقْرَبَ مِنْ هَٰذَا رَشَدًا

    illâ ey yeşâe-llâh. veẕkür rabbeke iẕâ nesîte veḳul `asâ ey yehdiyeni rabbî liaḳrabe min hâẕâ raşedâ.

    Şaban Britch

    “İnşaallah/Allah dilerse..” de. Bunu unuttuğun zaman da Rabbini an ve Rabbim umulur ki beni doğruya en yakın olana eriştirir, de!

    Ayet detayı — Kehf suresi, 24. ayet

  17. Kehf suresi, 25. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 25. ayet. وَلَبِثُوا۟ فِى كَهْفِهِمْ ثَلَٰثَ مِا۟ئَةٍ سِنِينَ وَٱزْدَادُوا۟ تِسْعًا

    velebiŝû fî kehfihim ŝelâŝe mietin sinîne vezdâdû tis`â.

    Şaban Britch

    Onlar, mağarada üç yüz sene kaldılar ve buna dokuz sene daha eklediler.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 25. ayet

  18. Kehf suresi, 26. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 26. ayet. قُلِ ٱللَّهُ أَعْلَمُ بِمَا لَبِثُوا۟ لَهُۥ غَيْبُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ أَبْصِرْ بِهِۦ وَأَسْمِعْ مَا لَهُم مِّن دُونِهِۦ مِن وَلِىٍّ وَلَا يُشْرِكُ فِى حُكْمِهِۦٓ أَحَدًا

    ḳuli-llâhü a`lemü bimâ lebiŝû. lehû gaybü-ssemâvâti vel'arḍ. ebṣir bihî veesmi`. mâ lehüm min dûnihî miv veliyy. velâ yüşrikü fî ḥukmihî eḥadâ.

    Şaban Britch

    De ki: Ne kadar kaldıklarını en iyi Allah bilir. Göklerin ve yerin gaybı Allah’a aittir. O ne güzel gören ve işitendir. Onların Allah’tan başka bir velisi yoktur. Hükmünde hiç kimseyi ortak etmez.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 26. ayet

Rabbinin kitabını oku; sabah akşam dua edenler 27–31

  1. Kehf suresi, 27. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 27. ayet. وَٱتْلُ مَآ أُوحِىَ إِلَيْكَ مِن كِتَابِ رَبِّكَ لَا مُبَدِّلَ لِكَلِمَٰتِهِۦ وَلَن تَجِدَ مِن دُونِهِۦ مُلْتَحَدًا

    vetlü mâ ûḥiye ileyke min kitâbi rabbik. lâ mübeddile likelimâtihî velen tecide min dûnihî mülteḥadâ.

    Şaban Britch

    Rabbinin kitabından sana vahyedileni oku! O’nun sözlerini değiştirebilecek yoktur. O’ndan başka bir sığınak da bulamazsın.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 27. ayet

  2. Kehf suresi, 28. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 28. ayet. وَٱصْبِرْ نَفْسَكَ مَعَ ٱلَّذِينَ يَدْعُونَ رَبَّهُم بِٱلْغَدَوٰةِ وَٱلْعَشِىِّ يُرِيدُونَ وَجْهَهُۥ وَلَا تَعْدُ عَيْنَاكَ عَنْهُمْ تُرِيدُ زِينَةَ ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا وَلَا تُطِعْ مَنْ أَغْفَلْنَا قَلْبَهُۥ عَن ذِكْرِنَا وَٱتَّبَعَ هَوَىٰهُ وَكَانَ أَمْرُهُۥ فُرُطًا

    vaṣbir nefseke me`a-lleẕîne yed`ûne rabbehüm bilgadâti vel`aşiyyi yürîdûne vechehû velâ ta`dü `aynâke `anhüm. türîdü zînete-lḥayâti-ddünyâ velâ tüṭi` men agfelnâ ḳalbehû `an ẕikrinâ vettebe`a hevâhû vekâne emruhû füruṭâ.

    Şaban Britch

    Sabah, akşam Rablerinin yüzünü/rızasını dileyerek O’na dua edenlerle beraber sen de sabret. Dünya hayatının süslerini arzulayarak, gözünü onlardan ayırma. Kalbini zikrimizden gafil kıldığımız, heva/arzularına uymuş ve işi taşkınlık olan kimseye itaat etme!

    Ayet detayı — Kehf suresi, 28. ayet

  3. Kehf suresi, 29. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 29. ayet. وَقُلِ ٱلْحَقُّ مِن رَّبِّكُمْ فَمَن شَآءَ فَلْيُؤْمِن وَمَن شَآءَ فَلْيَكْفُرْ إِنَّآ أَعْتَدْنَا لِلظَّٰلِمِينَ نَارًا أَحَاطَ بِهِمْ سُرَادِقُهَا وَإِن يَسْتَغِيثُوا۟ يُغَاثُوا۟ بِمَآءٍ كَٱلْمُهْلِ يَشْوِى ٱلْوُجُوهَ بِئْسَ ٱلشَّرَابُ وَسَآءَتْ مُرْتَفَقًا

    veḳuli-lḥaḳḳu mir rabbiküm femen şâe felyü'miv vemen şâe felyekfür innâ a`tednâ liżżâlimîne nâran eḥâṭa bihim sürâdiḳuhâ. veiy yestegîŝû yügâŝû bimâin kelmühli yeşvi-lvucûh. bi'se-şşerâb. vesâet mürtefeḳâ.

    Şaban Britch

    De ki: Hak Rabbinizdendir. Dileyen iman etsin, dileyen küfretsin. Biz zalimler için, duvarları kendilerini çepeçevre kuşatan bir ateş hazırladık. Yardım isterlerse, onlara erimiş kurşun gibi yüzleri kavuran bir su verilir. O, ne kötü bir içecektir, (ateş) ne kötü bir dayanaktır.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 29. ayet

  4. Kehf suresi, 30. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 30. ayet. إِنَّ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ إِنَّا لَا نُضِيعُ أَجْرَ مَنْ أَحْسَنَ عَمَلًا

    inne-lleẕîne âmenû ve`amilu-ṣṣâliḥâti innâ lâ nüḍî`u ecra men aḥsene `amelâ.

    Şaban Britch

    İman edip, salih amellerde bulunanlar, elbette biz, güzel amel işleyenlerin ecrini zayi etmeyiz.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 30. ayet

  5. Kehf suresi, 31. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 31. ayet. أُو۟لَٰٓئِكَ لَهُمْ جَنَّٰتُ عَدْنٍ تَجْرِى مِن تَحْتِهِمُ ٱلْأَنْهَٰرُ يُحَلَّوْنَ فِيهَا مِنْ أَسَاوِرَ مِن ذَهَبٍ وَيَلْبَسُونَ ثِيَابًا خُضْرًا مِّن سُندُسٍ وَإِسْتَبْرَقٍ مُّتَّكِـِٔينَ فِيهَا عَلَى ٱلْأَرَآئِكِ نِعْمَ ٱلثَّوَابُ وَحَسُنَتْ مُرْتَفَقًا

    ülâike lehüm cennâtü `adnin tecrî min taḥtihimü-l'enhâru yüḥallevne fîhâ min esâvira min ẕehebiv veyelbesûne ŝiyâben ḫuḍram min sündüsiv veistebraḳim müttekiîne fîhâ `ale-l'erâik. ni`me-ŝŝevâb. veḥasünet mürtefeḳâ.

    Şaban Britch

    Onlara, altlarından ırmaklar akan Adn Cennetleri vardır. Orada altın bilezikler takarlar, ince ve kalın ipekten yeşil elbiseler giyerler. Orada koltuklarına yaslanırlar. Ne güzel mükâfat! (Cennet) Ne güzel bir barınak!

    Ayet detayı — Kehf suresi, 31. ayet

İki bağ sahibi 32–46

  1. Kehf suresi, 32. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 32. ayet. وَٱضْرِبْ لَهُم مَّثَلًا رَّجُلَيْنِ جَعَلْنَا لِأَحَدِهِمَا جَنَّتَيْنِ مِنْ أَعْنَٰبٍ وَحَفَفْنَٰهُمَا بِنَخْلٍ وَجَعَلْنَا بَيْنَهُمَا زَرْعًا

    vaḍrib lehüm meŝeler racüleyni ce`alnâ lieḥadihimâ cenneteyni min a`nâbiv veḥafefnâhümâ binaḫliv vece`alnâ beynehümâ zer`â.

    Şaban Britch

    Onlara iki adamı örnek ver. Onlardan birisine iki üzüm bağı vermiştik. Çevresini de hurmalıklarla çevirmiş, bu ikisinin arasında da ekinler bitirmiştik.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 32. ayet

  2. Kehf suresi, 33. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 33. ayet. كِلْتَا ٱلْجَنَّتَيْنِ ءَاتَتْ أُكُلَهَا وَلَمْ تَظْلِم مِّنْهُ شَيْـًٔا وَفَجَّرْنَا خِلَٰلَهُمَا نَهَرًا

    kilte-lcenneteyni âtet ükülehâ velem tażlim minhü şey'ev vefeccernâ ḫilâlehümâ neherâ.

    Şaban Britch

    Her iki bahçe de ürünlerini vermiş, hiç bir şeyi eksik bırakmamışlardı. İkisinin arasından da bir ırmak akıtmıştık.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 33. ayet

  3. Kehf suresi, 34. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 34. ayet. وَكَانَ لَهُۥ ثَمَرٌ فَقَالَ لِصَٰحِبِهِۦ وَهُوَ يُحَاوِرُهُۥٓ أَنَا۠ أَكْثَرُ مِنكَ مَالًا وَأَعَزُّ نَفَرًا

    vekâne lehû ŝemer. feḳâle liṣâḥibihî vehüve yüḥâviruhû ene ekŝeru minke mâlev vee`azzü neferâ.

    Şaban Britch

    Onun başka ürünleri de vardı. İşte böyle bir halde arkadaşıyla konuşurken: Benim malım senden daha çok, insan sayısı olarak da senden üstünüm, dedi.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 34. ayet

  4. Kehf suresi, 35. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 35. ayet. وَدَخَلَ جَنَّتَهُۥ وَهُوَ ظَالِمٌ لِّنَفْسِهِۦ قَالَ مَآ أَظُنُّ أَن تَبِيدَ هَٰذِهِۦٓ أَبَدًا

    vedeḫale cennetehû vehüve żâlimül linefsih. ḳâle mâ eżunnü en tebîde hâẕihî ebedâ.

    Şaban Britch

    Kendine zulmederek, bahçeye girdiğinde: Bu bahçenin batacağına hiç inanmıyorum

    Ayet detayı — Kehf suresi, 35. ayet

  5. Kehf suresi, 36. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 36. ayet. وَمَآ أَظُنُّ ٱلسَّاعَةَ قَآئِمَةً وَلَئِن رُّدِدتُّ إِلَىٰ رَبِّى لَأَجِدَنَّ خَيْرًا مِّنْهَا مُنقَلَبًا

    vemâ eżunnü-ssâ`ate ḳâimetev veleir rudittü ilâ rabbî leecidenne ḫayram minhâ münḳalebâ.

    Şaban Britch

    Kıyametin kopacağına da hiç inanmıyorum. Eğer Rabbime döndürülecek olursam, elbette bundan daha iyi bir dönüş yeri bulurum, dedi.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 36. ayet

  6. Kehf suresi, 37. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 37. ayet. قَالَ لَهُۥ صَاحِبُهُۥ وَهُوَ يُحَاوِرُهُۥٓ أَكَفَرْتَ بِٱلَّذِى خَلَقَكَ مِن تُرَابٍ ثُمَّ مِن نُّطْفَةٍ ثُمَّ سَوَّىٰكَ رَجُلًا

    ḳâle lehû ṣâḥibühû vehüve yüḥâviruhû ekeferte billeẕî ḫaleḳake min türâbin ŝümme min nuṭfetin ŝümme sevvâke racülâ.

    Şaban Britch

    Arkadaşı ona cevap vererek dedi ki: Seni topraktan, sonra bir damla nutfeden yaratan, sonra da seni adam haline getirene mi küfrediyorsun?

    Ayet detayı — Kehf suresi, 37. ayet

  7. Kehf suresi, 38. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 38. ayet. لَّٰكِنَّا۠ هُوَ ٱللَّهُ رَبِّى وَلَآ أُشْرِكُ بِرَبِّىٓ أَحَدًا

    lâkinnâ hüve-llâhü rabbî velâ üşrikü birabbî eḥadâ.

    Şaban Britch

    Oysa, O Allah, benim Rabbimdir ve ben, Rabbime hiç kimseyi şirk koşmam.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 38. ayet

  8. Kehf suresi, 39. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 39. ayet. وَلَوْلَآ إِذْ دَخَلْتَ جَنَّتَكَ قُلْتَ مَا شَآءَ ٱللَّهُ لَا قُوَّةَ إِلَّا بِٱللَّهِ إِن تَرَنِ أَنَا۠ أَقَلَّ مِنكَ مَالًا وَوَلَدًا

    velevlâ iẕ deḫalte cenneteke ḳulte mâ şâe-llâhü lâ ḳuvvete illâ billâh. in terani ene eḳalle minke mâlev veveledâ.

    Şaban Britch

    Bahçene girdiğinde: Maşaallah! Kuvvet yalnız Allah'ındır, deseydin ya! Eğer malca ve evlatça beni kendinden güçsüz görüyorsan (şunu bil ki):

    Ayet detayı — Kehf suresi, 39. ayet

  9. Kehf suresi, 40. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 40. ayet. فَعَسَىٰ رَبِّىٓ أَن يُؤْتِيَنِ خَيْرًا مِّن جَنَّتِكَ وَيُرْسِلَ عَلَيْهَا حُسْبَانًا مِّنَ ٱلسَّمَآءِ فَتُصْبِحَ صَعِيدًا زَلَقًا

    fe`asâ rabbî ey yü'tiyeni ḫayram min cennetike veyürsile `aleyhâ ḥusbânem mine-ssemâi fetuṣbiḥa ṣa`îden zeleḳâ.

    Şaban Britch

    Rabbim bana, senin bahçenden daha iyisini verebilir. Seninkinin üzerine de gökten bir azap/afet gönderir de kupkuru çorak bir toprak oluverir.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 40. ayet

  10. Kehf suresi, 41. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 41. ayet. أَوْ يُصْبِحَ مَآؤُهَا غَوْرًا فَلَن تَسْتَطِيعَ لَهُۥ طَلَبًا

    ev yuṣbiḥa mâühâ gavran felen testeṭî`a lehû ṭalebâ.

    Şaban Britch

    Ya da suyu çekilir de bir daha onu arayıp bulamazsın.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 41. ayet

  11. Kehf suresi, 42. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 42. ayet. وَأُحِيطَ بِثَمَرِهِۦ فَأَصْبَحَ يُقَلِّبُ كَفَّيْهِ عَلَىٰ مَآ أَنفَقَ فِيهَا وَهِىَ خَاوِيَةٌ عَلَىٰ عُرُوشِهَا وَيَقُولُ يَٰلَيْتَنِى لَمْ أُشْرِكْ بِرَبِّىٓ أَحَدًا

    veüḥîṭa biŝemerihî feaṣbeḥa yüḳallibü keffeyhi `alâ mâ enfeḳa fîhâ vehiye ḫâviyetün `alâ `urûşihâ veyeḳûlü yâ leytenî lem üşrik birabbî eḥadâ.

    Şaban Britch

    (Birden) Onun ürünleri (afetle) kuşatılıverdi. Orası için harcadıklarına karşı avuçlarını (esefle) ovuşturup duruyordu. Bahçenin çardakları yere çökmüştü. Ah, keşke Rabbime hiçbir şirk koşmamış olsaydım! diyordu.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 42. ayet

  12. Kehf suresi, 43. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 43. ayet. وَلَمْ تَكُن لَّهُۥ فِئَةٌ يَنصُرُونَهُۥ مِن دُونِ ٱللَّهِ وَمَا كَانَ مُنتَصِرًا

    velem tekül lehû fietüy yenṣurûnehû min dûni-llâhi vemâ kâne münteṣirâ.

    Şaban Britch

    Allah’tan başka ona yardım edecek topluluk da yoktu. Kendindi kendine bile yardım edemedi.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 43. ayet

  13. Kehf suresi, 44. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 44. ayet. هُنَالِكَ ٱلْوَلَٰيَةُ لِلَّهِ ٱلْحَقِّ هُوَ خَيْرٌ ثَوَابًا وَخَيْرٌ عُقْبًا

    hünâlike-lvelâyetü lillâhi-lḥaḳḳ. hüve ḫayrun ŝevâbev veḫayrun `uḳbâ.

    Şaban Britch

    İşte bu durumda velayet/yardım, şüphesiz Allah’tandır. Mükâfatı en iyi olan O, en güzel akıbeti veren yine O'dur.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 44. ayet

  14. Kehf suresi, 45. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 45. ayet. وَٱضْرِبْ لَهُم مَّثَلَ ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا كَمَآءٍ أَنزَلْنَٰهُ مِنَ ٱلسَّمَآءِ فَٱخْتَلَطَ بِهِۦ نَبَاتُ ٱلْأَرْضِ فَأَصْبَحَ هَشِيمًا تَذْرُوهُ ٱلرِّيَٰحُ وَكَانَ ٱللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ مُّقْتَدِرًا

    vaḍrib lehüm meŝele-lḥayâti-ddünyâ kemâin enzelnâhü mine-ssemâi faḫteleṭa bihî nebâtü-l'arḍi feaṣbeḥa heşîmen teẕrûhü-rriyâḥ. vekâne-llâhü `alâ külli şey'im muḳtedirâ.

    Şaban Britch

    Onlara dünya hayatının örneğini ver: O, gökten indirdiğimiz su gibidir. Suyla yerin bitkisi birbirine karışır. Sonunda rüzgarın savuracağı çerçöpe döner. Her şeyin üstünde güç sahibi olan Allah'tır.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 45. ayet

  15. Kehf suresi, 46. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 46. ayet. ٱلْمَالُ وَٱلْبَنُونَ زِينَةُ ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا وَٱلْبَٰقِيَٰتُ ٱلصَّٰلِحَٰتُ خَيْرٌ عِندَ رَبِّكَ ثَوَابًا وَخَيْرٌ أَمَلًا

    elmâlü velbenûne zînetü-lḥayâti-ddünyâ. velbâḳiyâtu-ṣṣâliḥâtü ḫayrun `inde rabbike ŝevâbev veḫayrun emelâ.

    Şaban Britch

    Mal ve evlat dünya hayatının süsüdür. Rabbinin katında kalıcı salih ameller, mükâfat bakımından en iyisidir; ümit bakımından da en iyisidir.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 46. ayet

Kıyamet günü kitabın konulması ve İblîs 47–59

  1. Kehf suresi, 47. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 47. ayet. وَيَوْمَ نُسَيِّرُ ٱلْجِبَالَ وَتَرَى ٱلْأَرْضَ بَارِزَةً وَحَشَرْنَٰهُمْ فَلَمْ نُغَادِرْ مِنْهُمْ أَحَدًا

    veyevme nüseyyiru-lcibâle vetera-l'arḍa bârizetev veḥaşernâhüm felem nügâdir minhüm eḥadâ.

    Şaban Britch

    O gün dağları yürütürüz de yeri açık (üzerinde hiçbir şey olmadan) görürsün. Onlardan hiç birini bırakmadan, (mahşerde) toplarız.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 47. ayet

  2. Kehf suresi, 48. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 48. ayet. وَعُرِضُوا۟ عَلَىٰ رَبِّكَ صَفًّا لَّقَدْ جِئْتُمُونَا كَمَا خَلَقْنَٰكُمْ أَوَّلَ مَرَّةٍۭ بَلْ زَعَمْتُمْ أَلَّن نَّجْعَلَ لَكُم مَّوْعِدًا

    ve`uriḍû `alâ rabbike ṣaffâ. leḳad ci'tümûnâ kemâ ḫalaḳnâküm evvele merrah. bel za`amtüm ellen nec`ale leküm mev`idâ.

    Şaban Britch

    Saf saf Rablerinin huzuruna arz edilirler. Sizi ilk defa yarattığımız halde bize geldiniz. Sizi (tekrardan diriltip, hesap sormak için) bir vakit belirlemediğimizi sanmıştınız, denir.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 48. ayet

  3. Kehf suresi, 49. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 49. ayet. وَوُضِعَ ٱلْكِتَٰبُ فَتَرَى ٱلْمُجْرِمِينَ مُشْفِقِينَ مِمَّا فِيهِ وَيَقُولُونَ يَٰوَيْلَتَنَا مَالِ هَٰذَا ٱلْكِتَٰبِ لَا يُغَادِرُ صَغِيرَةً وَلَا كَبِيرَةً إِلَّآ أَحْصَىٰهَا وَوَجَدُوا۟ مَا عَمِلُوا۟ حَاضِرًا وَلَا يَظْلِمُ رَبُّكَ أَحَدًا

    vevuḍi`a-lkitâbü fetere-lmücrimîne müşfiḳîne mimmâ fîhi veyeḳûlûne yâ veyletenâ mâ lihâẕe-lkitâbi lâ yügâdiru ṣagîratev velâ kebîraten illâ aḥṣâhâ. vevecedû mâ `amilû ḥâḍirâ. velâ yażlimü rabbüke eḥadâ.

    Şaban Britch

    Kitap ortaya konulduğunda suçluların onda yazılı olandan korktuklarını görürsün. Eyvah bize, bu kitap büyük küçük bırakmamış, hepsini saymış. Yaptıklarını hazır bulurlar, Rabbin hiç kimseye zulmetmez.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 49. ayet

  4. Kehf suresi, 50. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 50. ayet. وَإِذْ قُلْنَا لِلْمَلَٰٓئِكَةِ ٱسْجُدُوا۟ لِـَٔادَمَ فَسَجَدُوٓا۟ إِلَّآ إِبْلِيسَ كَانَ مِنَ ٱلْجِنِّ فَفَسَقَ عَنْ أَمْرِ رَبِّهِۦٓ أَفَتَتَّخِذُونَهُۥ وَذُرِّيَّتَهُۥٓ أَوْلِيَآءَ مِن دُونِى وَهُمْ لَكُمْ عَدُوٌّۢ بِئْسَ لِلظَّٰلِمِينَ بَدَلًا

    veiẕ ḳulnâ lilmelâiketi-scüdû liâdeme fesecedû illâ iblîs. kâne mine-lcinni fefeseḳa `an emri rabbih. efetetteḫiẕûnehû veẕürriyyetehû evliyâe min dûnî vehüm leküm `adüvv. bi'se liżżâlimîne bedelâ.

    Şaban Britch

    Hani meleklere: Adem'e secde edin, demiştik de İblis dışında hepsi secde etmişti. O, İblis cinlerdendi; Rabbinin emrinden dışarı çıktı. O halde siz, onlar sizin düşmanınız olmasına rağmen, benim dışımda onu ve soyunu kendinize dost mu ediniyorsunuz? Zalimler için ne kötü bir bedel!

    Ayet detayı — Kehf suresi, 50. ayet

  5. Kehf suresi, 51. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 51. ayet. مَّآ أَشْهَدتُّهُمْ خَلْقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَلَا خَلْقَ أَنفُسِهِمْ وَمَا كُنتُ مُتَّخِذَ ٱلْمُضِلِّينَ عَضُدًا

    mâ eşhettühüm ḫalḳa-ssemâvâti vel'arḍi velâ ḫalḳa enfüsihim. vemâ küntü mütteḫiẕe-lmüḍillîne `aḍudâ.

    Şaban Britch

    Onları, göklerin ve yerin yaratılmasına veya kendilerinin yaratılışına şahit tutmadım. Saptıranları da yardımcı edinecek değilim.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 51. ayet

  6. Kehf suresi, 52. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 52. ayet. وَيَوْمَ يَقُولُ نَادُوا۟ شُرَكَآءِىَ ٱلَّذِينَ زَعَمْتُمْ فَدَعَوْهُمْ فَلَمْ يَسْتَجِيبُوا۟ لَهُمْ وَجَعَلْنَا بَيْنَهُم مَّوْبِقًا

    veyevme yeḳûlü nâdû şürakâiye-lleẕîne za`amtüm fede`avhüm felem yestecîbû lehüm vece`alnâ beynehüm mevbiḳâ.

    Şaban Britch

    ”Benim ortaklarım olduğunu iddia ettiklerinizi çağırın”, dediği gün; onları çağırırlar. Fakat, onların çağrısına cevap veremezler. Aralarına (topluca) bir helak koyarız.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 52. ayet

  7. Kehf suresi, 53. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 53. ayet. وَرَءَا ٱلْمُجْرِمُونَ ٱلنَّارَ فَظَنُّوٓا۟ أَنَّهُم مُّوَاقِعُوهَا وَلَمْ يَجِدُوا۟ عَنْهَا مَصْرِفًا

    verae-lmücrimûne-nnâra feżannû ennehüm müvâḳi`ûhâ velem yecidû `anhâ maṣrifâ.

    Şaban Britch

    Suçlular ateşi görünce, ona düşeceklerini anlarlar. Ondan çıkış yolu da bulamazlar.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 53. ayet

  8. Kehf suresi, 54. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 54. ayet. وَلَقَدْ صَرَّفْنَا فِى هَٰذَا ٱلْقُرْءَانِ لِلنَّاسِ مِن كُلِّ مَثَلٍ وَكَانَ ٱلْإِنسَٰنُ أَكْثَرَ شَىْءٍ جَدَلًا

    veleḳad ṣarrafnâ fî hâẕe-lḳur'âni linnâsi min külli meŝel. vekâne-l'insânü ekŝera şey'in cedelâ.

    Şaban Britch

    Andolsun ki, bu Kur'an’da insan için her örneği verdik. Fakat tartışmaya en çok düşkün varlık insandır.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 54. ayet

  9. Kehf suresi, 55. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 55. ayet. وَمَا مَنَعَ ٱلنَّاسَ أَن يُؤْمِنُوٓا۟ إِذْ جَآءَهُمُ ٱلْهُدَىٰ وَيَسْتَغْفِرُوا۟ رَبَّهُمْ إِلَّآ أَن تَأْتِيَهُمْ سُنَّةُ ٱلْأَوَّلِينَ أَوْ يَأْتِيَهُمُ ٱلْعَذَابُ قُبُلًا

    vemâ mene`a-nnâse ey yü'minû iẕ câehümü-lhüdâ veyestagfirû rabbehüm illâ en te'tiyehüm sünnetü-l'evvelîne ev ye'tiyehümü-l`aẕâbü ḳubülâ.

    Şaban Britch

    İnsanlara hidayet geldiği zaman, onları iman etmekten ve Rablerinden mağfiret dilemekten alıkoyan ancak öncekilere gelenin, kendi başlarına gelmesi yahut azabın göz göre göre kendilerine gelmesini beklemeleridir!

    Ayet detayı — Kehf suresi, 55. ayet

  10. Kehf suresi, 56. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 56. ayet. وَمَا نُرْسِلُ ٱلْمُرْسَلِينَ إِلَّا مُبَشِّرِينَ وَمُنذِرِينَ وَيُجَٰدِلُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ بِٱلْبَٰطِلِ لِيُدْحِضُوا۟ بِهِ ٱلْحَقَّ وَٱتَّخَذُوٓا۟ ءَايَٰتِى وَمَآ أُنذِرُوا۟ هُزُوًا

    vemâ nürsilü-lmürselîne illâ mübeşşirîne vemünẕirîn. veyücâdilü-lleẕîne keferû bilbâṭili liyüdḥiḍû bihi-lḥaḳḳa vetteḫaẕû âyâtî vemâ ünẕirû hüzüvâ.

    Şaban Britch

    Peygamberleri ancak müjdeci ve uyarıcı olarak göndeririz. Kâfirler, batıl ile hakkı ortadan kaldırmak için mücadele ederler. Ayetlerimizi ve kendilerine yapılan uyarıları alay konusu yaparlar.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 56. ayet

  11. Kehf suresi, 57. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 57. ayet. وَمَنْ أَظْلَمُ مِمَّن ذُكِّرَ بِـَٔايَٰتِ رَبِّهِۦ فَأَعْرَضَ عَنْهَا وَنَسِىَ مَا قَدَّمَتْ يَدَاهُ إِنَّا جَعَلْنَا عَلَىٰ قُلُوبِهِمْ أَكِنَّةً أَن يَفْقَهُوهُ وَفِىٓ ءَاذَانِهِمْ وَقْرًا وَإِن تَدْعُهُمْ إِلَى ٱلْهُدَىٰ فَلَن يَهْتَدُوٓا۟ إِذًا أَبَدًا

    vemen ażlemü mimmen ẕükkira biâyâti rabbihî fea`raḍa `anhâ venesiye mâ ḳaddemet yedâh. innâ ce`alnâ `alâ ḳulûbihim ekinneten ey yefḳahûhü vefî âẕânihim vaḳrâ. vein ted`uhüm ile-lhüdâ feley yehtedû iẕen ebedâ.

    Şaban Britch

    Kendisine Rabbinin ayetleri hatırlatıldığı zaman, ondan yüz çeviren ve önceden yaptıklarını unutan kimseden daha zalim kim vardır? Biz, onların kalplerine, iyice anlamalarına engel örtüler ve kulaklarına da ağırlık koyduk. Sen onları doğru yol göstericisine çağırsan da; onlar hiç bir zaman doğru yola girmezler.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 57. ayet

  12. Kehf suresi, 58. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 58. ayet. وَرَبُّكَ ٱلْغَفُورُ ذُو ٱلرَّحْمَةِ لَوْ يُؤَاخِذُهُم بِمَا كَسَبُوا۟ لَعَجَّلَ لَهُمُ ٱلْعَذَابَ بَل لَّهُم مَّوْعِدٌ لَّن يَجِدُوا۟ مِن دُونِهِۦ مَوْئِلًا

    verabbüke-lgafûru ẕü-rraḥmeh. lev yüâḫiẕühüm bimâ kesebû le`accele lehümü-l`aẕâb. bel lehüm mev`idül ley yecidû min dûnihî mev'ilâ.

    Şaban Britch

    Rabbin ise çok mağfiret edendir, rahmet sahibidir. Eğer onları yaptıkları dolayısıyla hemen (azap ile) yakalayıverseydi elbette onlara azabı çabucak verirdi. Fakat onlara bir süre tanınmıştır. Ondan başka bir sığınak asla bulamazlar.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 58. ayet

  13. Kehf suresi, 59. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 59. ayet. وَتِلْكَ ٱلْقُرَىٰٓ أَهْلَكْنَٰهُمْ لَمَّا ظَلَمُوا۟ وَجَعَلْنَا لِمَهْلِكِهِم مَّوْعِدًا

    vetilke-lḳurâ ehleknâhüm lemmâ żalemû vece`alnâ limehlikihim mev`idâ.

    Şaban Britch

    İşte şu ülkeler; zulmettikleri zaman onları helak ettik. Onları helak etmek için de belli bir zaman belirledik.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 59. ayet

Mûsâ ve Hızır 60–82

  1. Kehf suresi, 60. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 60. ayet. وَإِذْ قَالَ مُوسَىٰ لِفَتَىٰهُ لَآ أَبْرَحُ حَتَّىٰٓ أَبْلُغَ مَجْمَعَ ٱلْبَحْرَيْنِ أَوْ أَمْضِىَ حُقُبًا

    veiẕ ḳâle mûsâ lifetâhü lâ ebraḥu ḥattâ eblüga mecme`a-lbaḥrayni ev emḍiye ḥuḳubâ.

    Şaban Britch

    Hani Musa, genç arkadaşına: İki denizin birleştiği yere ulaşmaya veya yıllarca yürümeye kararlıyım, demişti.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 60. ayet

  2. Kehf suresi, 61. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 61. ayet. فَلَمَّا بَلَغَا مَجْمَعَ بَيْنِهِمَا نَسِيَا حُوتَهُمَا فَٱتَّخَذَ سَبِيلَهُۥ فِى ٱلْبَحْرِ سَرَبًا

    felemmâ belegâ mecme`a beynihimâ nesiyâ ḥûtehümâ fetteḫaẕe sebîlehû fi-lbaḥri serabâ.

    Şaban Britch

    Onlar, iki denizin birleştiği yere ulaştıklarında balıklarını unuttular. O da denizde bir yol tutup gitti.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 61. ayet

  3. Kehf suresi, 62. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 62. ayet. فَلَمَّا جَاوَزَا قَالَ لِفَتَىٰهُ ءَاتِنَا غَدَآءَنَا لَقَدْ لَقِينَا مِن سَفَرِنَا هَٰذَا نَصَبًا

    felemmâ câvezâ ḳâle lifetâhü âtinâ gadâenâ. leḳad leḳînâ min seferinâ hâẕâ neṣabâ.

    Şaban Britch

    O yeri geçtikleri zaman genç arkadaşına: Kahvaltımızı getir, bu yolculuğumuzda bir hayli yorgun düştük, dedi.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 62. ayet

  4. Kehf suresi, 63. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 63. ayet. قَالَ أَرَءَيْتَ إِذْ أَوَيْنَآ إِلَى ٱلصَّخْرَةِ فَإِنِّى نَسِيتُ ٱلْحُوتَ وَمَآ أَنسَىٰنِيهُ إِلَّا ٱلشَّيْطَٰنُ أَنْ أَذْكُرَهُۥ وَٱتَّخَذَ سَبِيلَهُۥ فِى ٱلْبَحْرِ عَجَبًا

    ḳâle era'eyte iẕ eveynâ ile-ṣṣaḫrati feinnî nesîtü-lḥût. vemâ ensânîhü ille-şşeyṭânü en eẕkürah. vetteḫaẕe sebîlehû fi-lbaḥr. `acebâ.

    Şaban Britch

    Gördün mü, kayalığa sığındığımızda ben balığı unuttum. Onu bana Şeytandan başkası unutturmadı. Şaşılacak şekilde o, denizde yol aldı, demişti.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 63. ayet

  5. Kehf suresi, 64. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 64. ayet. قَالَ ذَٰلِكَ مَا كُنَّا نَبْغِ فَٱرْتَدَّا عَلَىٰٓ ءَاثَارِهِمَا قَصَصًا

    ḳâle ẕâlike mâ künnâ nebgi. ferteddâ `alâ âŝârihimâ ḳaṣaṣâ.

    Şaban Britch

    Musa: İşte, aradığımız buydu, dedi. İzleri üzerine gerisin geriye döndüler.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 64. ayet

  6. Kehf suresi, 65. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 65. ayet. فَوَجَدَا عَبْدًا مِّنْ عِبَادِنَآ ءَاتَيْنَٰهُ رَحْمَةً مِّنْ عِندِنَا وَعَلَّمْنَٰهُ مِن لَّدُنَّا عِلْمًا

    fevecedâ `abdem min `ibâdinâ âteynâhü raḥmetem min `indinâ ve`allemnâhü mil ledünnâ `ilmâ.

    Şaban Britch

    Orada, kendisine katımızdan rahmet verip, yine tarafımızdan bir ilim öğrettiğimiz kullarımızdan bir kul buldular.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 65. ayet

  7. Kehf suresi, 66. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 66. ayet. قَالَ لَهُۥ مُوسَىٰ هَلْ أَتَّبِعُكَ عَلَىٰٓ أَن تُعَلِّمَنِ مِمَّا عُلِّمْتَ رُشْدًا

    ḳâle lehû mûsâ hel ettebi`uke `alâ en tü`allimeni mimmâ `ullimte ruşdâ.

    Şaban Britch

    Musa o kula: Sana doğru yolu bulmak için sana öğretilen ilimden bana da öğretmen için sana tabi olayım mı? dedi.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 66. ayet

  8. Kehf suresi, 67. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 67. ayet. قَالَ إِنَّكَ لَن تَسْتَطِيعَ مَعِىَ صَبْرًا

    ḳâle inneke len testeṭî`a me`iye ṣabrâ.

    Şaban Britch

    O da: Sen benimle olmaya sabredemezsin, dedi.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 67. ayet

  9. Kehf suresi, 68. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 68. ayet. وَكَيْفَ تَصْبِرُ عَلَىٰ مَا لَمْ تُحِطْ بِهِۦ خُبْرًا

    vekeyfe taṣbiru `alâ mâ lem tüḥiṭ bihî ḫubrâ.

    Şaban Britch

    Gerçek yönünü kavrayıp, kuşatamadığın bir şey hakkında nasıl sabredebilirsin?

    Ayet detayı — Kehf suresi, 68. ayet

  10. Kehf suresi, 69. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 69. ayet. قَالَ سَتَجِدُنِىٓ إِن شَآءَ ٱللَّهُ صَابِرًا وَلَآ أَعْصِى لَكَ أَمْرًا

    ḳâle setecidünî in şâe-llâhü ṣâbirav velâ a`ṣî leke emrâ.

    Şaban Britch

    İnşallah, beni sabırlı olarak bulacaksın ve senin emrine karşı gelmeyeceğim, dedi.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 69. ayet

  11. Kehf suresi, 70. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 70. ayet. قَالَ فَإِنِ ٱتَّبَعْتَنِى فَلَا تَسْـَٔلْنِى عَن شَىْءٍ حَتَّىٰٓ أُحْدِثَ لَكَ مِنْهُ ذِكْرًا

    ḳâle feini-tteba`tenî felâ tes'elnî `an şey'in ḥattâ uḥdiŝe leke minhü ẕikrâ.

    Şaban Britch

    Eğer bana tabi olacaksan, ben sana anlatmadıkça hiç bir şey sormayacaksın, dedi.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 70. ayet

  12. Kehf suresi, 71. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 71. ayet. فَٱنطَلَقَا حَتَّىٰٓ إِذَا رَكِبَا فِى ٱلسَّفِينَةِ خَرَقَهَا قَالَ أَخَرَقْتَهَا لِتُغْرِقَ أَهْلَهَا لَقَدْ جِئْتَ شَيْـًٔا إِمْرًا

    fenṭaleḳâ. ḥattâ iẕâ rakibâ fi-ssefîneti ḫaraḳahâ. ḳâle eḫaraḳtehâ litugriḳa ehlehâ. leḳad ci'te şey'en imrâ.

    Şaban Britch

    Kalkıp yürüdüler. Sonunda bir gemiye bindiler. O kul, gemiyi deldi. Musa: Gemiyi içindekileri boğmak için mi deldin? Gerçekten sen büyük bir iş yaptın, dedi.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 71. ayet

  13. Kehf suresi, 72. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 72. ayet. قَالَ أَلَمْ أَقُلْ إِنَّكَ لَن تَسْتَطِيعَ مَعِىَ صَبْرًا

    ḳâle elem eḳul inneke len testeṭî`a me`iye ṣabrâ.

    Şaban Britch

    Ben sana benimle olmaya sabredemezsin demedim mi? diye cevap verdi.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 72. ayet

  14. Kehf suresi, 73. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 73. ayet. قَالَ لَا تُؤَاخِذْنِى بِمَا نَسِيتُ وَلَا تُرْهِقْنِى مِنْ أَمْرِى عُسْرًا

    ḳâle lâ tüâḫiẕnî bimâ nesîtü velâ türhiḳnî min emrî `usrâ.

    Şaban Britch

    Unuttuğum şeyden dolayı beni sorgulama, işimde bana güçlük çıkarma, dedi.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 73. ayet

  15. Kehf suresi, 74. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 74. ayet. فَٱنطَلَقَا حَتَّىٰٓ إِذَا لَقِيَا غُلَٰمًا فَقَتَلَهُۥ قَالَ أَقَتَلْتَ نَفْسًا زَكِيَّةًۢ بِغَيْرِ نَفْسٍ لَّقَدْ جِئْتَ شَيْـًٔا نُّكْرًا

    fenṭaleḳâ. ḥattâ iẕâ leḳiyâ gulâmen feḳatelehû ḳâle eḳatelte nefsen zekiyyetem bigayri nefs. leḳad ci'te şey'en nükrâ.

    Şaban Britch

    Yine yola devam ettiler. Sonunda bir gençle karşılaştılar. O, hemen onu öldürdü: Bir cana karşılık olmaksızın, tertemiz bir cana mı kıydın? Gerçekten çok kötü bir iş yaptın.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 74. ayet

  16. Buradan itibaren cüz 16

    Kehf suresi, 75. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 75. ayet. قَالَ أَلَمْ أَقُل لَّكَ إِنَّكَ لَن تَسْتَطِيعَ مَعِىَ صَبْرًا

    ḳâle elem eḳul leke inneke len testeṭî`a me`iye ṣabrâ.

    Şaban Britch

    Ben sana, benimle birlikte olmaya sabredemezsin demedim mi? dedi.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 75. ayet

  17. Kehf suresi, 76. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 76. ayet. قَالَ إِن سَأَلْتُكَ عَن شَىْءٍۭ بَعْدَهَا فَلَا تُصَٰحِبْنِى قَدْ بَلَغْتَ مِن لَّدُنِّى عُذْرًا

    ḳâle in seeltüke `an şey'im ba`dehâ felâ tüṣâḥibnî. ḳad belagte mil ledünnî `uẕrâ.

    Şaban Britch

    Eğer bundan sonra sana bir şey sorarsam, benimle arkadaşlık etme. O zaman, benim tarafımdan mazur görülürsün, dedi.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 76. ayet

  18. Kehf suresi, 77. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 77. ayet. فَٱنطَلَقَا حَتَّىٰٓ إِذَآ أَتَيَآ أَهْلَ قَرْيَةٍ ٱسْتَطْعَمَآ أَهْلَهَا فَأَبَوْا۟ أَن يُضَيِّفُوهُمَا فَوَجَدَا فِيهَا جِدَارًا يُرِيدُ أَن يَنقَضَّ فَأَقَامَهُۥ قَالَ لَوْ شِئْتَ لَتَّخَذْتَ عَلَيْهِ أَجْرًا

    fenṭaleḳâ. ḥattâ iẕâ eteyâ ehle ḳaryetin-staṭ`amâ ehlehâ feebev ey yüḍayyifûhümâ fevecedâ fîhâ cidâray yürîdü ey yenḳaḍḍa feeḳâmeh. ḳâle lev şi'te letteḫaẕte `aleyhi ecrâ.

    Şaban Britch

    Yine yola koyuldular, sonunda ulaştıkları kasaba halkından kendilerine yiyecek istediler. Kasaba halkı onları misafir etmek istemedi. Onlar da orada yıkılmaya yüz tutmuş bir duvar buldular. O kul, bunu doğrulttu. Musa: Eğer isteseydin buna karşılık bir ücret alabilirdin, dedi.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 77. ayet

  19. Kehf suresi, 78. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 78. ayet. قَالَ هَٰذَا فِرَاقُ بَيْنِى وَبَيْنِكَ سَأُنَبِّئُكَ بِتَأْوِيلِ مَا لَمْ تَسْتَطِع عَّلَيْهِ صَبْرًا

    ḳâle hâẕâ firâḳu beynî vebeynik. seünebbiüke bite'vîli mâ lem testeṭi` `aleyhi ṣabrâ.

    Şaban Britch

    Bu aramızdaki ayrılık noktasıdır. Şimdi sana sabredemediğin şeylerin tevilini haber vereceğim.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 78. ayet

  20. Kehf suresi, 79. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 79. ayet. أَمَّا ٱلسَّفِينَةُ فَكَانَتْ لِمَسَٰكِينَ يَعْمَلُونَ فِى ٱلْبَحْرِ فَأَرَدتُّ أَنْ أَعِيبَهَا وَكَانَ وَرَآءَهُم مَّلِكٌ يَأْخُذُ كُلَّ سَفِينَةٍ غَصْبًا

    emme-ssefînetü fekânet limesâkîne ya`melûne fi-lbaḥri feerattü en e`îbehâ vekâne verâehüm meliküy ye'ḫuẕü külle sefînetin gaṣbâ.

    Şaban Britch

    "Gemi var ya, o, denizde çalışan yoksul kimselerindi. Onu kusurlu kılmak istedim. (Çünkü) onların arkasında, her (sağlam) gemiyi gasbetmekte olan bir kral vardı."

    Ayet detayı — Kehf suresi, 79. ayet

  21. Kehf suresi, 80. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 80. ayet. وَأَمَّا ٱلْغُلَٰمُ فَكَانَ أَبَوَاهُ مُؤْمِنَيْنِ فَخَشِينَآ أَن يُرْهِقَهُمَا طُغْيَٰنًا وَكُفْرًا

    veemme-lgulâmü fekâne ebevâhü mü'mineyni feḫaşînâ ey yürhiḳahümâ ṭugyânev veküfrâ.

    Şaban Britch

    Gence gelince, onun, anne ve babası mümin idi. Gencin onları azgınlık ve küfre sürüklemesinden korktuk.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 80. ayet

  22. Kehf suresi, 81. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 81. ayet. فَأَرَدْنَآ أَن يُبْدِلَهُمَا رَبُّهُمَا خَيْرًا مِّنْهُ زَكَوٰةً وَأَقْرَبَ رُحْمًا

    feeradnâ ey yübdilehümâ rabbühümâ ḫayram minhü zekâtev veaḳrabe ruḥmâ.

    Şaban Britch

    Rablerinin onun yerine kendilerine, ondan daha temiz ve daha merhametlisini vermesini istedik.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 81. ayet

  23. Kehf suresi, 82. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 82. ayet. وَأَمَّا ٱلْجِدَارُ فَكَانَ لِغُلَٰمَيْنِ يَتِيمَيْنِ فِى ٱلْمَدِينَةِ وَكَانَ تَحْتَهُۥ كَنزٌ لَّهُمَا وَكَانَ أَبُوهُمَا صَٰلِحًا فَأَرَادَ رَبُّكَ أَن يَبْلُغَآ أَشُدَّهُمَا وَيَسْتَخْرِجَا كَنزَهُمَا رَحْمَةً مِّن رَّبِّكَ وَمَا فَعَلْتُهُۥ عَنْ أَمْرِى ذَٰلِكَ تَأْوِيلُ مَا لَمْ تَسْطِع عَّلَيْهِ صَبْرًا

    veemme-lcidâru fekâne ligulâmeyni yetîmeyni fi-lmedîneti vekâne taḥtehû kenzül lehümâ vekâne ebûhümâ ṣâliḥâ. feerâde rabbüke ey yeblügâ eşüddehümâ veyestaḫricâ kenzehümâ. raḥmetem mir rabbik. vemâ fe`altühû `an emrî. ẕâlike te'vîlü mâ lem tesṭi` `aleyhi ṣabrâ.

    Şaban Britch

    Duvar ise, şehirdeki iki yetim gence aitti. Altında da onlara ait bir hazine vardı. Babaları salih insandı. Rabbin, onların olgunluk çağına ulaşmasını ve Rabbinden bir rahmet olarak hazinelerini çıkarmalarını istedi. Ben, bunları kendiliğimden yapmadım. İşte bu sabredemediğin şeylerin tevilidir.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 82. ayet

Zülkarneyn 83–101

  1. Kehf suresi, 83. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 83. ayet. وَيَسْـَٔلُونَكَ عَن ذِى ٱلْقَرْنَيْنِ قُلْ سَأَتْلُوا۟ عَلَيْكُم مِّنْهُ ذِكْرًا

    veyes'elûneke `an ẕi-lḳarneyn. ḳul seetlû `aleyküm minhü ẕikrâ.

    Şaban Britch

    Sana Zülkarneyn’i soruyorlar. Ondan size bir haber okuyacağım, de.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 83. ayet

  2. Kehf suresi, 84. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 84. ayet. إِنَّا مَكَّنَّا لَهُۥ فِى ٱلْأَرْضِ وَءَاتَيْنَٰهُ مِن كُلِّ شَىْءٍ سَبَبًا

    innâ mekkennâ lehû fi-l'arḍi veâteynâhü min külli şey'in sebebâ.

    Şaban Britch

    Biz, onu yeryüzünde güçlendirmiş ve ona (ihtiyaç duyduğu) her şey için bir sebep verdik.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 84. ayet

  3. Kehf suresi, 85. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 85. ayet. فَأَتْبَعَ سَبَبًا

    feetbe`a sebebâ.

    Şaban Britch

    O da bir sebep/yol tuttu.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 85. ayet

  4. Kehf suresi, 86. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 86. ayet. حَتَّىٰٓ إِذَا بَلَغَ مَغْرِبَ ٱلشَّمْسِ وَجَدَهَا تَغْرُبُ فِى عَيْنٍ حَمِئَةٍ وَوَجَدَ عِندَهَا قَوْمًا قُلْنَا يَٰذَا ٱلْقَرْنَيْنِ إِمَّآ أَن تُعَذِّبَ وَإِمَّآ أَن تَتَّخِذَ فِيهِمْ حُسْنًا

    ḥattâ iẕâ belega magribe-şşemsi vecedehâ tagrubü fî `aynin ḥamietiv vevecede `indehâ ḳavmâ. ḳulnâ yâ ẕe-lḳarneyni immâ en tü`aẕẕibe veimmâ en tetteḫiẕe fîhim ḥusnâ.

    Şaban Britch

    Sonunda, güneşin battığı yere varınca, kara balçıklı bir suda batıyor buldu, Orada da bir kavim buldu. Ona dedik ki: Ey Zülkarneyn! Onları ister cezalandır, ister iyi davran.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 86. ayet

  5. Kehf suresi, 87. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 87. ayet. قَالَ أَمَّا مَن ظَلَمَ فَسَوْفَ نُعَذِّبُهُۥ ثُمَّ يُرَدُّ إِلَىٰ رَبِّهِۦ فَيُعَذِّبُهُۥ عَذَابًا نُّكْرًا

    ḳâle emmâ men żaleme fesevfe nü`aẕẕibühû ŝümme yüraddü ilâ rabbihî feyü`aẕẕibühû `aẕâben nükrâ.

    Şaban Britch

    Dedi ki: Kim, zulmederse onu cezalandıracağız, sonra Rabbine döndürülür ve Rabbi onu şiddetli bir azapla cezalandırır.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 87. ayet

  6. Kehf suresi, 88. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 88. ayet. وَأَمَّا مَنْ ءَامَنَ وَعَمِلَ صَٰلِحًا فَلَهُۥ جَزَآءً ٱلْحُسْنَىٰ وَسَنَقُولُ لَهُۥ مِنْ أَمْرِنَا يُسْرًا

    veemmâ men âmene ve`amile ṣâliḥan felehû cezâen-lḥusnâ. veseneḳûlü lehû min emrinâ yüsrâ.

    Şaban Britch

    Fakat, kim de iman eder ve salih amel işlerse, ona da iyi bir mükâfat vardır. Ona emrimizden kolay olanı söyleriz.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 88. ayet

  7. Kehf suresi, 89. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 89. ayet. ثُمَّ أَتْبَعَ سَبَبًا

    ŝümme etbe`a sebebâ.

    Şaban Britch

    Sonra bir sebep/ yol tuttu.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 89. ayet

  8. Kehf suresi, 90. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 90. ayet. حَتَّىٰٓ إِذَا بَلَغَ مَطْلِعَ ٱلشَّمْسِ وَجَدَهَا تَطْلُعُ عَلَىٰ قَوْمٍ لَّمْ نَجْعَل لَّهُم مِّن دُونِهَا سِتْرًا

    ḥattâ iẕâ belega maṭli`a-şşemsi vecedehâ taṭlü`u `alâ ḳavmil lem nec`al lehüm min dûnihâ sitrâ.

    Şaban Britch

    Sonunda, güneşin doğduğu yere vardığında onun, güneşe karşı hiçbir örtü (elbise, çatı..) yapmadığımız bir kavmin üzerine doğduğunu gördü.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 90. ayet

  9. Kehf suresi, 91. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 91. ayet. كَذَٰلِكَ وَقَدْ أَحَطْنَا بِمَا لَدَيْهِ خُبْرًا

    keẕâlik. veḳad eḥaṭnâ bimâ ledeyhi ḫubrâ.

    Şaban Britch

    İşte böyle, onun yanındakilerin hepsini ilmimizle kuşattık

    Ayet detayı — Kehf suresi, 91. ayet

  10. Kehf suresi, 92. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 92. ayet. ثُمَّ أَتْبَعَ سَبَبًا

    ŝümme etbe`a sebebâ.

    Şaban Britch

    Sonra yoluna devam etti.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 92. ayet

  11. Kehf suresi, 93. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 93. ayet. حَتَّىٰٓ إِذَا بَلَغَ بَيْنَ ٱلسَّدَّيْنِ وَجَدَ مِن دُونِهِمَا قَوْمًا لَّا يَكَادُونَ يَفْقَهُونَ قَوْلًا

    ḥattâ iẕâ belegae beyne-sseddeyni vecede min dûnihimâ ḳavmel lâ yekâdûne yefḳahûne ḳavlâ.

    Şaban Britch

    Sonunda iki dağ arasında, hemen hemen hiçbir söz anlamayan bir kavme rastladı.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 93. ayet

  12. Kehf suresi, 94. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 94. ayet. قَالُوا۟ يَٰذَا ٱلْقَرْنَيْنِ إِنَّ يَأْجُوجَ وَمَأْجُوجَ مُفْسِدُونَ فِى ٱلْأَرْضِ فَهَلْ نَجْعَلُ لَكَ خَرْجًا عَلَىٰٓ أَن تَجْعَلَ بَيْنَنَا وَبَيْنَهُمْ سَدًّا

    ḳâlû yâ ẕe-lḳarneyni inne ye'cûce veme'cûce müfsidûne fi-l'arḍi fehel nec`alü leke ḫarcen `alâ en tec`ale beynenâ vebeynehüm seddâ.

    Şaban Britch

    Ey Zülkarneyn! Dediler. Ye’cüc ve Me’cüc bu ülkede bozgunculuk yapıyorlar. Bizimle onların arasına bir set yapman için sana vergi verelim mi?

    Ayet detayı — Kehf suresi, 94. ayet

  13. Kehf suresi, 95. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 95. ayet. قَالَ مَا مَكَّنِّى فِيهِ رَبِّى خَيْرٌ فَأَعِينُونِى بِقُوَّةٍ أَجْعَلْ بَيْنَكُمْ وَبَيْنَهُمْ رَدْمًا

    ḳâle mâ mekkennî fîhi rabbî ḫayrun fee`înûnî biḳuvvetin ec`al beyneküm vebeynehüm radmâ.

    Şaban Britch

    Rabbimin bana verdikleri, sizinkinden daha hayırlıdır. Bana gücünüzle yardım edin, sizinle onlar arasına sağlam bir engel yapayım, dedi.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 95. ayet

  14. Kehf suresi, 96. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 96. ayet. ءَاتُونِى زُبَرَ ٱلْحَدِيدِ حَتَّىٰٓ إِذَا سَاوَىٰ بَيْنَ ٱلصَّدَفَيْنِ قَالَ ٱنفُخُوا۟ حَتَّىٰٓ إِذَا جَعَلَهُۥ نَارًا قَالَ ءَاتُونِىٓ أُفْرِغْ عَلَيْهِ قِطْرًا

    âtûnî zübera-lḥadîd. ḥattâ iẕâ sâvâ beyne-ṣṣadefeyni ḳâle-nfüḫû. ḥattâ iẕâ ce`alehû nâran ḳâle âtûnî üfrig `aleyhi ḳiṭrâ.

    Şaban Britch

    Bana demir kütleleri getirin de bunlar iki dağın arasını aynı seviyeye getirince: Körükleyin, dedi. Sonunda onu ateş haline getirdi. Bana erimiş bakır getirin de üzerine dökeyim, dedi.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 96. ayet

  15. Kehf suresi, 97. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 97. ayet. فَمَا ٱسْطَٰعُوٓا۟ أَن يَظْهَرُوهُ وَمَا ٱسْتَطَٰعُوا۟ لَهُۥ نَقْبًا

    feme-sṭâ`û ey yażherûhü veme-steṭâ`û lehû naḳbâ.

    Şaban Britch

    Artık, seddi aşmaya güçleri yetmedi ve delip geçmediler.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 97. ayet

  16. Kehf suresi, 98. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 98. ayet. قَالَ هَٰذَا رَحْمَةٌ مِّن رَّبِّى فَإِذَا جَآءَ وَعْدُ رَبِّى جَعَلَهُۥ دَكَّآءَ وَكَانَ وَعْدُ رَبِّى حَقًّا

    ḳâle hâẕâ raḥmetüm mir rabbî. feiẕâ câe va`dü rabbî ce`alehû dekkâ'. vekâne va`dü rabbî ḥaḳḳâ.

    Şaban Britch

    Bu, Rabbimden bir rahmettir. Rabbimin vaadi gelince onun yerle bir eder. Bu, Rabbimin gerçek bir vaadidir, dedi.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 98. ayet

  17. Kehf suresi, 99. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 99. ayet. وَتَرَكْنَا بَعْضَهُمْ يَوْمَئِذٍ يَمُوجُ فِى بَعْضٍ وَنُفِخَ فِى ٱلصُّورِ فَجَمَعْنَٰهُمْ جَمْعًا

    veteraknâ ba`ḍahüm yevmeiẕiy yemûcü fî ba`ḍiv venüfiḫa fi-ṣṣûri fecema`nâhüm cem`â.

    Şaban Britch

    Günü gelince biz onları bırakırız. Dalgalar halinde birbirlerine girerler. Sur’a üflendiği zaman da hepsini bir araya toplarız.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 99. ayet

  18. Kehf suresi, 100. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 100. ayet. وَعَرَضْنَا جَهَنَّمَ يَوْمَئِذٍ لِّلْكَٰفِرِينَ عَرْضًا

    ve`araḍnâ cehenneme yevmeiẕil lilkâfirîne `arḍâ.

    Şaban Britch

    O gün, kâfirlere Cehennem'i tam bir gösterişle sunarız.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 100. ayet

  19. Kehf suresi, 101. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 101. ayet. ٱلَّذِينَ كَانَتْ أَعْيُنُهُمْ فِى غِطَآءٍ عَن ذِكْرِى وَكَانُوا۟ لَا يَسْتَطِيعُونَ سَمْعًا

    elleẕîne kânet a`yünühüm fî giṭâin `an ẕikrî vekânû lâ yesteṭî`ûne sem`â.

    Şaban Britch

    Onların gözleri öğütlerime/uyarılarıma karşı örtülü ve kulakları da duymuyordu.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 101. ayet

Amelce en çok ziyanda olanlar ve kapanış 102–110

  1. Kehf suresi, 102. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 102. ayet. أَفَحَسِبَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓا۟ أَن يَتَّخِذُوا۟ عِبَادِى مِن دُونِىٓ أَوْلِيَآءَ إِنَّآ أَعْتَدْنَا جَهَنَّمَ لِلْكَٰفِرِينَ نُزُلًا

    efeḥasibe-lleẕîne keferû ey yetteḫiẕû `ibâdî min dûnî evliyâ'. innâ a`tednâ cehenneme lilkâfirîne nüzülâ.

    Şaban Britch

    Kâfirler, beni bırakıp da kullarımı veliler/ilahlar edineceklerini mi sandılar? Biz, cehennemi kâfirler için konak olarak hazırladık.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 102. ayet

  2. Kehf suresi, 103. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 103. ayet. قُلْ هَلْ نُنَبِّئُكُم بِٱلْأَخْسَرِينَ أَعْمَٰلًا

    ḳul hel nünebbiüküm bil'aḫserîne a`mâlâ.

    Şaban Britch

    De ki: Amelleri bakımından hüsranda olan kimseleri size haber verelim mi?

    Ayet detayı — Kehf suresi, 103. ayet

  3. Kehf suresi, 104. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 104. ayet. ٱلَّذِينَ ضَلَّ سَعْيُهُمْ فِى ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا وَهُمْ يَحْسَبُونَ أَنَّهُمْ يُحْسِنُونَ صُنْعًا

    elleẕîne ḍalle sa`yühüm fi-lḥayâti-ddünyâ vehüm yaḥsebûne ennehüm yuḥsinûne ṣun`â.

    Şaban Britch

    Onlar, dünya hayatındaki bütün amelleri boşa gitmişken, kendilerini gerçekte güzel iş yapmakta sanan kimselerdir.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 104. ayet

  4. Kehf suresi, 105. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 105. ayet. أُو۟لَٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ بِـَٔايَٰتِ رَبِّهِمْ وَلِقَآئِهِۦ فَحَبِطَتْ أَعْمَٰلُهُمْ فَلَا نُقِيمُ لَهُمْ يَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ وَزْنًا

    ülâike-lleẕîne keferû biâyâti rabbihim veliḳâihî feḥabiṭat a`mâlühüm felâ nüḳîmü lehüm yevme-lḳiyâmeti veznâ.

    Şaban Britch

    İşte onlar, Rablerinin ayetlerini ve O'na kavuşmayı küfredenlerdir. Artık onların yapıp ettikleri boşa çıkmıştır, kıyamet günü onlara bir ağırlık/değer de vermeyeceğiz.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 105. ayet

  5. Kehf suresi, 106. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 106. ayet. ذَٰلِكَ جَزَآؤُهُمْ جَهَنَّمُ بِمَا كَفَرُوا۟ وَٱتَّخَذُوٓا۟ ءَايَٰتِى وَرُسُلِى هُزُوًا

    ẕâlike cezâühüm cehennemü bimâ keferû vetteḫaẕû âyâtî verusülî hüzüvâ.

    Şaban Britch

    İşte onların cezası, kâfir oldukları, ayetlerimi ve peygamberlerimi alaya aldıkları için Cehennem'dir.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 106. ayet

  6. Kehf suresi, 107. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 107. ayet. إِنَّ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ كَانَتْ لَهُمْ جَنَّٰتُ ٱلْفِرْدَوْسِ نُزُلًا

    inne-lleẕîne âmenû ve`amilu-ṣṣâliḥâti kânet lehüm cennâtü-lfirdevsi nüzülâ.

    Şaban Britch

    İman edip salih amellerde bulunanlar ise, konak olarak Firdevs Cennetleri vardır.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 107. ayet

  7. Kehf suresi, 108. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 108. ayet. خَٰلِدِينَ فِيهَا لَا يَبْغُونَ عَنْهَا حِوَلًا

    ḫâlidîne fîhâ lâ yebgûne `anhâ ḥivelâ.

    Şaban Britch

    Orada ebedi kalacaklardır, oradan hiç ayrılmak istemeyeceklerdir.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 108. ayet

  8. Kehf suresi, 109. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 109. ayet. قُل لَّوْ كَانَ ٱلْبَحْرُ مِدَادًا لِّكَلِمَٰتِ رَبِّى لَنَفِدَ ٱلْبَحْرُ قَبْلَ أَن تَنفَدَ كَلِمَٰتُ رَبِّى وَلَوْ جِئْنَا بِمِثْلِهِۦ مَدَدًا

    ḳul lev kâne-lbaḥru midâdel likelimâti rabbî lenefide-lbaḥru ḳable en tenfede kelimâtü rabbî velev ci'nâ bimiŝlihî mededâ.

    Şaban Britch

    De ki: Rabbimin sözleri için denizler mürekkep olsaydı Rabbin sözleri bitmeden denizler tükenirdi. Hatta bir misli daha mürekkep getirsek bile…

    Ayet detayı — Kehf suresi, 109. ayet

  9. Kehf suresi, 110. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 110. ayet. قُلْ إِنَّمَآ أَنَا۠ بَشَرٌ مِّثْلُكُمْ يُوحَىٰٓ إِلَىَّ أَنَّمَآ إِلَٰهُكُمْ إِلَٰهٌ وَٰحِدٌ فَمَن كَانَ يَرْجُوا۟ لِقَآءَ رَبِّهِۦ فَلْيَعْمَلْ عَمَلًا صَٰلِحًا وَلَا يُشْرِكْ بِعِبَادَةِ رَبِّهِۦٓ أَحَدًۢا

    ḳul innemâ ene beşerum miŝlüküm yûḥâ ileyye ennemâ ilâhüküm ilâhüv vâḥid. femen kâne yercû liḳâe rabbihî felya`mel `amelen ṣâliḥav velâ yüşrik bi`ibâdeti rabbihî eḥadâ.

    Şaban Britch

    De ki: Ben de ancak sizin gibi bir insanım! Bana ilahınızın sadece tek ilah olduğu vahyediliyor. Kim Rabbine kavuşmayı umuyorsa, salih amel işlesin ve Rabbine ibadet etmede hiç kimseyi O’na ortak koşmasın!

    Ayet detayı — Kehf suresi, 110. ayet