15. sure

Hicr Suresi الحجر

Bu sureyi dinle — okunan kelime işaretlenir

Konu dizini 9 konu
  1. "Zikri biz indirdik, onu biz koruruz"; alaya alanlar 1–15 karşılaştır — "Zikri biz indirdik, onu biz koruruz"; alaya alanlar
  2. Gökteki burçlar, yerin yayılması ve rüzgârlar 16–25 karşılaştır — Gökteki burçlar, yerin yayılması ve rüzgârlar
  3. İnsanın ve cinnin yaratılışı; İblîs 26–44 karşılaştır — İnsanın ve cinnin yaratılışı; İblîs
  4. Sakınanların cenneti; "ben çok bağışlayanım" 45–50 karşılaştır — Sakınanların cenneti; "ben çok bağışlayanım"
  5. İbrâhim'in misafirleri 51–60 karşılaştır — İbrâhim'in misafirleri
  6. Lût kavminin helâki 61–77 karşılaştır — Lût kavminin helâki
  7. Eyke halkı ve Hicr halkı 78–84 karşılaştır — Eyke halkı ve Hicr halkı
  8. Hak ile yaratılış ve tekrarlanan yedi ayet 85–91 karşılaştır — Hak ile yaratılış ve tekrarlanan yedi ayet
  9. Emrolunanı açıkça ortaya koy; ölüm gelinceye kadar ibadet 92–99 karşılaştır — Emrolunanı açıkça ortaya koy; ölüm gelinceye kadar ibadet

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır.

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

"Zikri biz indirdik, onu biz koruruz"; alaya alanlar 1–15

  1. Hicr suresi, 1. ayet — tek başına aç

    Hicr suresi, 1. ayet. الٓر تِلْكَ ءَايَٰتُ ٱلْكِتَٰبِ وَقُرْءَانٍ مُّبِينٍ

    elif-lâm-râ. tilke âyâtü-lkitâbi veḳur'ânim mübîn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    A.L.R. Bu (harfler) kitabın ve apaçık Kuran'ın mucizesidir.

    Ayet detayı — Hicr suresi, 1. ayet

  2. Hicr suresi, 2. ayet — tek başına aç

    Hicr suresi, 2. ayet. رُّبَمَا يَوَدُّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ لَوْ كَانُوا۟ مُسْلِمِينَ

    rubemâ yeveddü-lleẕîne keferû lev kânû müslimîn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İnkar edenler, keşke müslüman olsaydık diye arzulayacaklardır.

    Ayet detayı — Hicr suresi, 2. ayet

  3. Hicr suresi, 3. ayet — tek başına aç

    Hicr suresi, 3. ayet. ذَرْهُمْ يَأْكُلُوا۟ وَيَتَمَتَّعُوا۟ وَيُلْهِهِمُ ٱلْأَمَلُ فَسَوْفَ يَعْلَمُونَ

    ẕerhüm ye'külû veyetemette`û veyülhihimü-l'emelü fesevfe ya`lemûn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Bırak onları, yesinler, eğlensinler ve umutlarıyla oyalansınlar; mutlaka öğreneceklerdir.

    Ayet detayı — Hicr suresi, 3. ayet

  4. Hicr suresi, 4. ayet — tek başına aç

    Hicr suresi, 4. ayet. وَمَآ أَهْلَكْنَا مِن قَرْيَةٍ إِلَّا وَلَهَا كِتَابٌ مَّعْلُومٌ

    vemâ ehleknâ min ḳaryetin illâ velehâ kitâbüm ma`lûm.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Biz hiç bir topluluğu belirlenmiş bir yazgı olmaksızın yok etmeyiz.

    Ayet detayı — Hicr suresi, 4. ayet

  5. Hicr suresi, 5. ayet — tek başına aç

    Hicr suresi, 5. ayet. مَّا تَسْبِقُ مِنْ أُمَّةٍ أَجَلَهَا وَمَا يَسْتَـْٔخِرُونَ

    mâ tesbiḳu min ümmetin ecelehâ vemâ yeste'ḫirûn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Hiç bir toplum belirlenmiş süresini ne geçebilir, ne de gerisinde kalır.

    Ayet detayı — Hicr suresi, 5. ayet

  6. Hicr suresi, 6. ayet — tek başına aç

    Hicr suresi, 6. ayet. وَقَالُوا۟ يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِى نُزِّلَ عَلَيْهِ ٱلذِّكْرُ إِنَّكَ لَمَجْنُونٌ

    veḳâlû yâ eyyühe-lleẕî nüzzile `aleyhi-ẕẕikru inneke lemecnûn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Dediler ki: 'Ey kendisine zikir (mesaj) indirilmiş olan, sen bir delisin.'

    Ayet detayı — Hicr suresi, 6. ayet

  7. Hicr suresi, 7. ayet — tek başına aç

    Hicr suresi, 7. ayet. لَّوْ مَا تَأْتِينَا بِٱلْمَلَٰٓئِكَةِ إِن كُنتَ مِنَ ٱلصَّٰدِقِينَ

    lev mâ te'tînâ bilmelâiketi in künte mine-ṣṣâdiḳîn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Doğru sözlü isen bize melekleri getirsene.'

    Ayet detayı — Hicr suresi, 7. ayet

  8. Hicr suresi, 8. ayet — tek başına aç

    Hicr suresi, 8. ayet. مَا نُنَزِّلُ ٱلْمَلَٰٓئِكَةَ إِلَّا بِٱلْحَقِّ وَمَا كَانُوٓا۟ إِذًا مُّنظَرِينَ

    mâ nünezzilü-lmelâikete illâ bilḥaḳḳi vemâ kânû iẕem münżarîn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Biz melekleri ancak belli bir amaç için göndeririz, o zaman da kimseye süre tanınmaz.

    Ayet detayı — Hicr suresi, 8. ayet

  9. Hicr suresi, 9. ayet — tek başına aç

    Hicr suresi, 9. ayet. إِنَّا نَحْنُ نَزَّلْنَا ٱلذِّكْرَ وَإِنَّا لَهُۥ لَحَٰفِظُونَ

    innâ naḥnü nezzelne-ẕẕikra veinnâ lehû leḥâfiżûn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Kuşkusuz zikri (mesajı) biz, evet biz indirdik ve onu koruyacak da elbette yine biziz.

    Ayet detayı — Hicr suresi, 9. ayet

  10. Hicr suresi, 10. ayet — tek başına aç

    Hicr suresi, 10. ayet. وَلَقَدْ أَرْسَلْنَا مِن قَبْلِكَ فِى شِيَعِ ٱلْأَوَّلِينَ

    veleḳad erselnâ min ḳablike fî şiye`i-l'evvelîn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Senden önce, geçmiş topluluklara da elçiler gönderdik.

    Ayet detayı — Hicr suresi, 10. ayet

  11. Hicr suresi, 11. ayet — tek başına aç

    Hicr suresi, 11. ayet. وَمَا يَأْتِيهِم مِّن رَّسُولٍ إِلَّا كَانُوا۟ بِهِۦ يَسْتَهْزِءُونَ

    vemâ ye'tîhim mir rasûlin illâ kânû bihî yestehziûn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onlara her ne zaman bir elçi geldiyse onu alaya aldılar.

    Ayet detayı — Hicr suresi, 11. ayet

  12. Hicr suresi, 12. ayet — tek başına aç

    Hicr suresi, 12. ayet. كَذَٰلِكَ نَسْلُكُهُۥ فِى قُلُوبِ ٱلْمُجْرِمِينَ

    keẕâlike neslükühû fî ḳulûbi-lmücrimîn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İşte suçluların kalbine böyle (bir tavrı) sokarız.

    Ayet detayı — Hicr suresi, 12. ayet

  13. Hicr suresi, 13. ayet — tek başına aç

    Hicr suresi, 13. ayet. لَا يُؤْمِنُونَ بِهِۦ وَقَدْ خَلَتْ سُنَّةُ ٱلْأَوَّلِينَ

    lâ yü'minûne bihî veḳad ḫalet sünnetü-l'evvelîn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Nitekim, ona inanmazlar. Kendilerinden öncekilerin sünneti (adeti) de böyleydi.

    Ayet detayı — Hicr suresi, 13. ayet

  14. Hicr suresi, 14. ayet — tek başına aç

    Hicr suresi, 14. ayet. وَلَوْ فَتَحْنَا عَلَيْهِم بَابًا مِّنَ ٱلسَّمَآءِ فَظَلُّوا۟ فِيهِ يَعْرُجُونَ

    velev fetaḥnâ `aleyhim bâbem mine-ssemâi feżallû fîhi ya`rucûn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onlara gökten bir kapı açsak ve onun içinde yükselecek olsalardı,

    Ayet detayı — Hicr suresi, 14. ayet

  15. Hicr suresi, 15. ayet — tek başına aç

    Hicr suresi, 15. ayet. لَقَالُوٓا۟ إِنَّمَا سُكِّرَتْ أَبْصَٰرُنَا بَلْ نَحْنُ قَوْمٌ مَّسْحُورُونَ

    leḳâlû innemâ sükkirat ebṣârunâ bel naḥnü ḳavmüm mesḥûrûn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Gözlerimiz sarhoş edildi, büyülendik,' diyeceklerdi.

    Ayet detayı — Hicr suresi, 15. ayet

Gökteki burçlar, yerin yayılması ve rüzgârlar 16–25

  1. Hicr suresi, 16. ayet — tek başına aç

    Hicr suresi, 16. ayet. وَلَقَدْ جَعَلْنَا فِى ٱلسَّمَآءِ بُرُوجًا وَزَيَّنَّٰهَا لِلنَّٰظِرِينَ

    veleḳad ce`alnâ fi-ssemâi bürûcev vezeyyennâhâ linnâżirîn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Gökte galaksiler yerleştirdik, ve gözleyenler için onları süsledik.

    Ayet detayı — Hicr suresi, 16. ayet

  2. Hicr suresi, 17. ayet — tek başına aç

    Hicr suresi, 17. ayet. وَحَفِظْنَٰهَا مِن كُلِّ شَيْطَٰنٍ رَّجِيمٍ

    veḥafiżnâhâ min külli şeyṭânir racîm.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ve onları her kovulmuş şeytandan koruduk.

    Ayet detayı — Hicr suresi, 17. ayet

  3. Hicr suresi, 18. ayet — tek başına aç

    Hicr suresi, 18. ayet. إِلَّا مَنِ ٱسْتَرَقَ ٱلسَّمْعَ فَأَتْبَعَهُۥ شِهَابٌ مُّبِينٌ

    illâ meni-steraḳa-ssem`a feetbe`ahû şihâbüm mübîn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ancak onlardan kulak hırsızlığı eden olursa onu alevli bir ateş mermisi kovalar

    Ayet detayı — Hicr suresi, 18. ayet

  4. Hicr suresi, 19. ayet — tek başına aç

    Hicr suresi, 19. ayet. وَٱلْأَرْضَ مَدَدْنَٰهَا وَأَلْقَيْنَا فِيهَا رَوَٰسِىَ وَأَنۢبَتْنَا فِيهَا مِن كُلِّ شَىْءٍ مَّوْزُونٍ

    vel'arḍa medednâhâ veelḳaynâ fîhâ ravâsiye veembetnâ fîhâ min külli şey'im mevzûn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Yeryüzünü genişletip içine sağlam dağlar yerleştirdik ve orada her şeyi mükemmel bir ölçüye göre bitirdik.

    Ayet detayı — Hicr suresi, 19. ayet

  5. Hicr suresi, 20. ayet — tek başına aç

    Hicr suresi, 20. ayet. وَجَعَلْنَا لَكُمْ فِيهَا مَعَٰيِشَ وَمَن لَّسْتُمْ لَهُۥ بِرَٰزِقِينَ

    vece`alnâ leküm fîhâ me`âyişe vemel lestüm lehû birâziḳîn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Orada hem sizin için ve hem sizin beslemediğiniz yaratıklar için yaşanacak bir ortam oluşturduk.

    Ayet detayı — Hicr suresi, 20. ayet

  6. Hicr suresi, 21. ayet — tek başına aç

    Hicr suresi, 21. ayet. وَإِن مِّن شَىْءٍ إِلَّا عِندَنَا خَزَآئِنُهُۥ وَمَا نُنَزِّلُهُۥٓ إِلَّا بِقَدَرٍ مَّعْلُومٍ

    veim min şey'in illâ `indenâ ḫazâinüh. vemâ nünezzilühû illâ biḳaderim ma`lûm.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Hiç bir şey yoktur ki onun hazineleri bizim yanımızda olmasın, ancak biz onu belirlenmiş bir ölçüyle indiririz.

    Ayet detayı — Hicr suresi, 21. ayet

  7. Hicr suresi, 22. ayet — tek başına aç

    Hicr suresi, 22. ayet. وَأَرْسَلْنَا ٱلرِّيَٰحَ لَوَٰقِحَ فَأَنزَلْنَا مِنَ ٱلسَّمَآءِ مَآءً فَأَسْقَيْنَٰكُمُوهُ وَمَآ أَنتُمْ لَهُۥ بِخَٰزِنِينَ

    veerselne-rriyâḥa levâḳiḥa feenzelnâ mine-ssemâi mâen feesḳaynâkümûh. vemâ entüm lehû biḫâzinîn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Rüzgarı aşılayıcı olarak gönderdik; gökten bir su indirip sizi onunla suladık. Oysa siz onu depo edemezdiniz.

    Ayet detayı — Hicr suresi, 22. ayet

  8. Hicr suresi, 23. ayet — tek başına aç

    Hicr suresi, 23. ayet. وَإِنَّا لَنَحْنُ نُحْىِۦ وَنُمِيتُ وَنَحْنُ ٱلْوَٰرِثُونَ

    veinnâ lenaḥnü nuḥyî venümîtü venaḥnü-lvâriŝûn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Biz, elbette biz diriltir ve öldürürüz, sonunda asıl varis olanlar da biziz.

    Ayet detayı — Hicr suresi, 23. ayet

  9. Hicr suresi, 24. ayet — tek başına aç

    Hicr suresi, 24. ayet. وَلَقَدْ عَلِمْنَا ٱلْمُسْتَقْدِمِينَ مِنكُمْ وَلَقَدْ عَلِمْنَا ٱلْمُسْتَـْٔخِرِينَ

    veleḳad `alimne-lmüstaḳdimîne minküm veleḳad `alimne-lmüste'ḫirîn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İlerleyenlerinizi de biliriz, geride kalanları da biliriz.

    Ayet detayı — Hicr suresi, 24. ayet

  10. Hicr suresi, 25. ayet — tek başına aç

    Hicr suresi, 25. ayet. وَإِنَّ رَبَّكَ هُوَ يَحْشُرُهُمْ إِنَّهُۥ حَكِيمٌ عَلِيمٌ

    veinne rabbeke hüve yaḥşüruhüm. innehû ḥakîmün `alîm.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onları, senin Rabbin toplayacak. O Bilgedir, Bilendir.

    Ayet detayı — Hicr suresi, 25. ayet

İnsanın ve cinnin yaratılışı; İblîs 26–44

  1. Hicr suresi, 26. ayet — tek başına aç

    Hicr suresi, 26. ayet. وَلَقَدْ خَلَقْنَا ٱلْإِنسَٰنَ مِن صَلْصَٰلٍ مِّنْ حَمَإٍ مَّسْنُونٍ

    veleḳad ḫalaḳne-l'insâne min ṣalṣâlim min ḥameim mesnûn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İnsanı, kurumuş, yıllanmış balçıktan yarattık.

    Ayet detayı — Hicr suresi, 26. ayet

  2. Hicr suresi, 27. ayet — tek başına aç

    Hicr suresi, 27. ayet. وَٱلْجَآنَّ خَلَقْنَٰهُ مِن قَبْلُ مِن نَّارِ ٱلسَّمُومِ

    velcânne ḫalaḳnâhü min ḳablü min nâri-ssemûm.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Cinleri de önceden, içe işleyen parlak ateşten yarattık.

    Ayet detayı — Hicr suresi, 27. ayet

  3. Hicr suresi, 28. ayet — tek başına aç

    Hicr suresi, 28. ayet. وَإِذْ قَالَ رَبُّكَ لِلْمَلَٰٓئِكَةِ إِنِّى خَٰلِقٌۢ بَشَرًا مِّن صَلْصَٰلٍ مِّنْ حَمَإٍ مَّسْنُونٍ

    veiẕ ḳâle rabbüke lilmelâiketi innî ḫâliḳum beşeram min ṣalṣâlim min ḥameim mesnûn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Rabbin meleklere, 'Kurumuş, yıllanmış balçıktan bir insan yaratacağım,' demişti.

    Ayet detayı — Hicr suresi, 28. ayet

  4. Hicr suresi, 29. ayet — tek başına aç

    Hicr suresi, 29. ayet. فَإِذَا سَوَّيْتُهُۥ وَنَفَخْتُ فِيهِ مِن رُّوحِى فَقَعُوا۟ لَهُۥ سَٰجِدِينَ

    feiẕâ sevveytühû venefaḫtü fîhi mir rûḥî feḳa`û lehû sâcidîn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Onu düzenleyip ona ruhumdan üflediğimde hemen onun için secdeye varın,' demişti.

    Ayet detayı — Hicr suresi, 29. ayet

  5. Hicr suresi, 30. ayet — tek başına aç

    Hicr suresi, 30. ayet. فَسَجَدَ ٱلْمَلَٰٓئِكَةُ كُلُّهُمْ أَجْمَعُونَ

    fesecede-lmelâiketü küllühüm ecme`ûn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Tüm melekler topluca secde ettiler;

    Ayet detayı — Hicr suresi, 30. ayet

  6. Hicr suresi, 31. ayet — tek başına aç

    Hicr suresi, 31. ayet. إِلَّآ إِبْلِيسَ أَبَىٰٓ أَن يَكُونَ مَعَ ٱلسَّٰجِدِينَ

    illâ iblîs. ebâ ey yekûne me`a-ssâcidîn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ancak İblis (şeytan) hariç. Secde edenlerle beraber olmayı red etti.

    Ayet detayı — Hicr suresi, 31. ayet

  7. Hicr suresi, 32. ayet — tek başına aç

    Hicr suresi, 32. ayet. قَالَ يَٰٓإِبْلِيسُ مَا لَكَ أَلَّا تَكُونَ مَعَ ٱلسَّٰجِدِينَ

    ḳâle yâ iblîsü mâ leke ellâ tekûne me`a-ssâcidîn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Dedi ki: 'Seni secde edenlerle beraber olmaktan alıkoyan şey nedir, İblis?'

    Ayet detayı — Hicr suresi, 32. ayet

  8. Hicr suresi, 33. ayet — tek başına aç

    Hicr suresi, 33. ayet. قَالَ لَمْ أَكُن لِّأَسْجُدَ لِبَشَرٍ خَلَقْتَهُۥ مِن صَلْصَٰلٍ مِّنْ حَمَإٍ مَّسْنُونٍ

    ḳâle lem ekül liescüde libeşerin ḫalaḳtehû min ṣalṣâlim min ḥameim mesnûn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Dedi ki: 'Kurumuş, yıllanmış balçıktan yarattığın insana secde edecek değilim.'

    Ayet detayı — Hicr suresi, 33. ayet

  9. Hicr suresi, 34. ayet — tek başına aç

    Hicr suresi, 34. ayet. قَالَ فَٱخْرُجْ مِنْهَا فَإِنَّكَ رَجِيمٌ

    ḳâle faḫruc minhâ feinneke racîm.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    (Tanrı:) 'Öyleyse çık oradan; sen kovuldun!'

    Ayet detayı — Hicr suresi, 34. ayet

  10. Hicr suresi, 35. ayet — tek başına aç

    Hicr suresi, 35. ayet. وَإِنَّ عَلَيْكَ ٱللَّعْنَةَ إِلَىٰ يَوْمِ ٱلدِّينِ

    veinne `aleyke-lla`nete ilâ yevmi-ddîn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Yargı gününe kadar laneti hakkettin,' dedi.

    Ayet detayı — Hicr suresi, 35. ayet

  11. Hicr suresi, 36. ayet — tek başına aç

    Hicr suresi, 36. ayet. قَالَ رَبِّ فَأَنظِرْنِىٓ إِلَىٰ يَوْمِ يُبْعَثُونَ

    ḳâle rabbi feenżirnî ilâ yevmi yüb`aŝûn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Rabbim, dirilecekleri güne kadar beni ertele,' dedi.

    Ayet detayı — Hicr suresi, 36. ayet

  12. Hicr suresi, 37. ayet — tek başına aç

    Hicr suresi, 37. ayet. قَالَ فَإِنَّكَ مِنَ ٱلْمُنظَرِينَ

    ḳâle feinneke mine-lmünżarîn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Dedi ki: 'Tamam, sen ertelendin,'

    Ayet detayı — Hicr suresi, 37. ayet

  13. Hicr suresi, 38. ayet — tek başına aç

    Hicr suresi, 38. ayet. إِلَىٰ يَوْمِ ٱلْوَقْتِ ٱلْمَعْلُومِ

    ilâ yevmi-lvaḳti-lma`lûm.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Bilinen vaktin gününe kadar....'

    Ayet detayı — Hicr suresi, 38. ayet

  14. Hicr suresi, 39. ayet — tek başına aç

    Hicr suresi, 39. ayet. قَالَ رَبِّ بِمَآ أَغْوَيْتَنِى لَأُزَيِّنَنَّ لَهُمْ فِى ٱلْأَرْضِ وَلَأُغْوِيَنَّهُمْ أَجْمَعِينَ

    ḳâle rabbi bimâ agveytenî leüzeyyinenne lehüm fi-l'arḍi veleugviyennehüm ecme`în.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Dedi ki: 'Rabbim, beni yoldan çıkarttığın için, onları yeryüzünde ayartıp topluca saptıracağım.'

    Ayet detayı — Hicr suresi, 39. ayet

  15. Hicr suresi, 40. ayet — tek başına aç

    Hicr suresi, 40. ayet. إِلَّا عِبَادَكَ مِنْهُمُ ٱلْمُخْلَصِينَ

    illâ `ibâdeke minhümü-lmuḫleṣîn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Kendilerini sadece sana adayanlar hariç.'

    Ayet detayı — Hicr suresi, 40. ayet

  16. Hicr suresi, 41. ayet — tek başına aç

    Hicr suresi, 41. ayet. قَالَ هَٰذَا صِرَٰطٌ عَلَىَّ مُسْتَقِيمٌ

    ḳâle hâẕâ ṣirâṭun `aleyye müsteḳîm.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Dedi ki: 'İşte benim değişmez yasam budur.'

    Ayet detayı — Hicr suresi, 41. ayet

  17. Hicr suresi, 42. ayet — tek başına aç

    Hicr suresi, 42. ayet. إِنَّ عِبَادِى لَيْسَ لَكَ عَلَيْهِمْ سُلْطَٰنٌ إِلَّا مَنِ ٱتَّبَعَكَ مِنَ ٱلْغَاوِينَ

    inne `ibâdî leyse leke `aleyhim sülṭânün illâ meni-ttebe`ake mine-lgâvîn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Elbette, sadece bana kulluk edenlere karşı bir gücün yoktur. Ancak sana uyan sapıklara gücün yeter.'

    Ayet detayı — Hicr suresi, 42. ayet

  18. Hicr suresi, 43. ayet — tek başına aç

    Hicr suresi, 43. ayet. وَإِنَّ جَهَنَّمَ لَمَوْعِدُهُمْ أَجْمَعِينَ

    veinne cehenneme lemev`idühüm ecme`în.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Cehennem hepsinin buluşma yeridir.'

    Ayet detayı — Hicr suresi, 43. ayet

  19. Hicr suresi, 44. ayet — tek başına aç

    Hicr suresi, 44. ayet. لَهَا سَبْعَةُ أَبْوَٰبٍ لِّكُلِّ بَابٍ مِّنْهُمْ جُزْءٌ مَّقْسُومٌ

    lehâ seb`atü ebvâb. likülli bâbim minhüm cüz'üm maḳsûm.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Onun yedi kapısı vardır ve her bir kapı için onlardan belli bir pay vardır.'

    Ayet detayı — Hicr suresi, 44. ayet

Sakınanların cenneti; "ben çok bağışlayanım" 45–50

  1. Hicr suresi, 45. ayet — tek başına aç

    Hicr suresi, 45. ayet. إِنَّ ٱلْمُتَّقِينَ فِى جَنَّٰتٍ وَعُيُونٍ

    inne-lmütteḳîne fî cennâtiv ve`uyûn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Erdemliler ise bahçeler ve pınarlar içindedir.

    Ayet detayı — Hicr suresi, 45. ayet

  2. Hicr suresi, 46. ayet — tek başına aç

    Hicr suresi, 46. ayet. ٱدْخُلُوهَا بِسَلَٰمٍ ءَامِنِينَ

    üdḫulûhâ biselâmin âminîn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Oraya barış ve güvenlik içinde girin.

    Ayet detayı — Hicr suresi, 46. ayet

  3. Hicr suresi, 47. ayet — tek başına aç

    Hicr suresi, 47. ayet. وَنَزَعْنَا مَا فِى صُدُورِهِم مِّنْ غِلٍّ إِخْوَٰنًا عَلَىٰ سُرُرٍ مُّتَقَٰبِلِينَ

    veneza`nâ mâ fî ṣudûrihim min gillin iḫvânen `alâ sürurim müteḳâbilîn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Göğüslerindeki kıskançlığı kaldırırız; kardeşçe karşılıklı yerleştirilmiş koltuklar üzerindedirler.

    Ayet detayı — Hicr suresi, 47. ayet

  4. Hicr suresi, 48. ayet — tek başına aç

    Hicr suresi, 48. ayet. لَا يَمَسُّهُمْ فِيهَا نَصَبٌ وَمَا هُم مِّنْهَا بِمُخْرَجِينَ

    lâ yemessühüm fîhâ neṣabüv vemâ hüm minhâ bimuḫracîn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Orada onlara hiç bir yorgunluk dokunmaz ve oradan da çıkarılacak değillerdir.

    Ayet detayı — Hicr suresi, 48. ayet

  5. Hicr suresi, 49. ayet — tek başına aç

    Hicr suresi, 49. ayet. نَبِّئْ عِبَادِىٓ أَنِّىٓ أَنَا ٱلْغَفُورُ ٱلرَّحِيمُ

    nebbi' `ibâdî ennî ene-lgafûru-rraḥîm.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Kullarıma haber ver ki ben Bağışlayıcıyım, Rahimim.

    Ayet detayı — Hicr suresi, 49. ayet

  6. Hicr suresi, 50. ayet — tek başına aç

    Hicr suresi, 50. ayet. وَأَنَّ عَذَابِى هُوَ ٱلْعَذَابُ ٱلْأَلِيمُ

    veenne `aẕâbî hüve-l`aẕâbü-l'elîm.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ve azabım da çok acı bir azaptır.

    Ayet detayı — Hicr suresi, 50. ayet

İbrâhim'in misafirleri 51–60

  1. Hicr suresi, 51. ayet — tek başına aç

    Hicr suresi, 51. ayet. وَنَبِّئْهُمْ عَن ضَيْفِ إِبْرَٰهِيمَ

    venebbi'hüm `an ḍayfi ibrâhîm.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onlara İbrahim'in konuklarından haber ver.

    Ayet detayı — Hicr suresi, 51. ayet

  2. Hicr suresi, 52. ayet — tek başına aç

    Hicr suresi, 52. ayet. إِذْ دَخَلُوا۟ عَلَيْهِ فَقَالُوا۟ سَلَٰمًا قَالَ إِنَّا مِنكُمْ وَجِلُونَ

    iẕ deḫalû `aleyhi feḳâlû selâmâ. ḳâle innâ minküm vecilûn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onun yanına varıp, 'Selam!,' demişlerdi. O da, 'Biz sizden korkuyoruz,' demişti.

    Ayet detayı — Hicr suresi, 52. ayet

  3. Hicr suresi, 53. ayet — tek başına aç

    Hicr suresi, 53. ayet. قَالُوا۟ لَا تَوْجَلْ إِنَّا نُبَشِّرُكَ بِغُلَٰمٍ عَلِيمٍ

    ḳâlû lâ tevcel innâ nübeşşiruke bigulâmin `alîm.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Endişelenme, biz sana bilgin bir oğul müjdesini veriyoruz,' demişlerdi.

    Ayet detayı — Hicr suresi, 53. ayet

  4. Hicr suresi, 54. ayet — tek başına aç

    Hicr suresi, 54. ayet. قَالَ أَبَشَّرْتُمُونِى عَلَىٰٓ أَن مَّسَّنِىَ ٱلْكِبَرُ فَبِمَ تُبَشِّرُونَ

    ḳâle ebeşşertümûnî `alâ em messeniye-lkiberu febime tübeşşirûn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'İyice yaşlanmışken beni mi müjdeliyorsunuz! Beni ne ile müjdeliyorsunuz,' dedi.

    Ayet detayı — Hicr suresi, 54. ayet

  5. Hicr suresi, 55. ayet — tek başına aç

    Hicr suresi, 55. ayet. قَالُوا۟ بَشَّرْنَٰكَ بِٱلْحَقِّ فَلَا تَكُن مِّنَ ٱلْقَٰنِطِينَ

    ḳâlû beşşernâke bilḥaḳḳi felâ teküm mine-lḳâniṭîn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Sana gerçeği müjdeledik, umudunu kesme,' dediler.

    Ayet detayı — Hicr suresi, 55. ayet

  6. Hicr suresi, 56. ayet — tek başına aç

    Hicr suresi, 56. ayet. قَالَ وَمَن يَقْنَطُ مِن رَّحْمَةِ رَبِّهِۦٓ إِلَّا ٱلضَّآلُّونَ

    ḳâle vemey yaḳneṭu mir raḥmeti rabbihî ille-ḍḍâllûn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Sapıklardan başka Rabbinin rahmetinden kim umut keser,' dedi.

    Ayet detayı — Hicr suresi, 56. ayet

  7. Hicr suresi, 57. ayet — tek başına aç

    Hicr suresi, 57. ayet. قَالَ فَمَا خَطْبُكُمْ أَيُّهَا ٱلْمُرْسَلُونَ

    ḳâle femâ ḫaṭbüküm eyyühe-lmürselûn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Ey elçiler, göreviniz nedir,' dedi.

    Ayet detayı — Hicr suresi, 57. ayet

  8. Hicr suresi, 58. ayet — tek başına aç

    Hicr suresi, 58. ayet. قَالُوٓا۟ إِنَّآ أُرْسِلْنَآ إِلَىٰ قَوْمٍ مُّجْرِمِينَ

    ḳâlû innâ ürsilnâ ilâ ḳavmim mücrimîn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Biz, suçlu bir topluma gönderildik;'

    Ayet detayı — Hicr suresi, 58. ayet

  9. Hicr suresi, 59. ayet — tek başına aç

    Hicr suresi, 59. ayet. إِلَّآ ءَالَ لُوطٍ إِنَّا لَمُنَجُّوهُمْ أَجْمَعِينَ

    illâ âle lûṭ. innâ lemüneccûhüm ecme`în.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Ancak Lut'un ailesi hariç. Hepsini kurtaracağız.'

    Ayet detayı — Hicr suresi, 59. ayet

  10. Hicr suresi, 60. ayet — tek başına aç

    Hicr suresi, 60. ayet. إِلَّا ٱمْرَأَتَهُۥ قَدَّرْنَآ إِنَّهَا لَمِنَ ٱلْغَٰبِرِينَ

    ille-mraetehû ḳaddernâ innehâ lemine-lgâbirîn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Yalnız karısı hariç; onun geride kalanlardan olmasını kararlaştırdık,' dediler.

    Ayet detayı — Hicr suresi, 60. ayet

Lût kavminin helâki 61–77

  1. Hicr suresi, 61. ayet — tek başına aç

    Hicr suresi, 61. ayet. فَلَمَّا جَآءَ ءَالَ لُوطٍ ٱلْمُرْسَلُونَ

    felemmâ câe âle lûṭini-lmürselûn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Elçiler, Lut'un ailesine geldiklerinde

    Ayet detayı — Hicr suresi, 61. ayet

  2. Hicr suresi, 62. ayet — tek başına aç

    Hicr suresi, 62. ayet. قَالَ إِنَّكُمْ قَوْمٌ مُّنكَرُونَ

    ḳâle inneküm ḳavmüm münkerûn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    (Lut:) 'Siz, bizce tanınmayan bir topluluksunuz,' dedi.

    Ayet detayı — Hicr suresi, 62. ayet

  3. Hicr suresi, 63. ayet — tek başına aç

    Hicr suresi, 63. ayet. قَالُوا۟ بَلْ جِئْنَٰكَ بِمَا كَانُوا۟ فِيهِ يَمْتَرُونَ

    ḳâlû bel ci'nâke bimâ kânû fîhi yemterûn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Dediler ki: ' Onların kuşkulandıkları şeyi sana getirdik.'

    Ayet detayı — Hicr suresi, 63. ayet

  4. Hicr suresi, 64. ayet — tek başına aç

    Hicr suresi, 64. ayet. وَأَتَيْنَٰكَ بِٱلْحَقِّ وَإِنَّا لَصَٰدِقُونَ

    veeteynâke bilḥaḳḳi veinnâ leṣâdiḳûn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Sana gerçeği getirdik, biz elbette doğru konuşuyoruz.'

    Ayet detayı — Hicr suresi, 64. ayet

  5. Hicr suresi, 65. ayet — tek başına aç

    Hicr suresi, 65. ayet. فَأَسْرِ بِأَهْلِكَ بِقِطْعٍ مِّنَ ٱلَّيْلِ وَٱتَّبِعْ أَدْبَٰرَهُمْ وَلَا يَلْتَفِتْ مِنكُمْ أَحَدٌ وَٱمْضُوا۟ حَيْثُ تُؤْمَرُونَ

    feesri biehlike biḳiṭ`im mine-lleyli vettebi` edbârahüm velâ yeltefit minküm eḥadüv vemḍû ḥayŝü tü'merûn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Geceleyin ailenle birlikte çık. Arkalarından izle ve hiç biriniz arkaya bakmasın. Size emredilen yere gidin.'

    Ayet detayı — Hicr suresi, 65. ayet

  6. Hicr suresi, 66. ayet — tek başına aç

    Hicr suresi, 66. ayet. وَقَضَيْنَآ إِلَيْهِ ذَٰلِكَ ٱلْأَمْرَ أَنَّ دَابِرَ هَٰٓؤُلَآءِ مَقْطُوعٌ مُّصْبِحِينَ

    veḳaḍaynâ ileyhi ẕâlike-l'emra enne dâbira hâülâi maḳṭû`um muṣbiḥîn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Şu halk, sabahleyin yok edilecektir' şeklindeki emri kendisine bildirdik.

    Ayet detayı — Hicr suresi, 66. ayet

  7. Hicr suresi, 67. ayet — tek başına aç

    Hicr suresi, 67. ayet. وَجَآءَ أَهْلُ ٱلْمَدِينَةِ يَسْتَبْشِرُونَ

    vecâe ehlü-lmedîneti yestebşirûn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Kent halkı neşe içinde geldiler.

    Ayet detayı — Hicr suresi, 67. ayet

  8. Hicr suresi, 68. ayet — tek başına aç

    Hicr suresi, 68. ayet. قَالَ إِنَّ هَٰٓؤُلَآءِ ضَيْفِى فَلَا تَفْضَحُونِ

    ḳâle inne hâülâi ḍayfî felâ tefḍaḥûn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Bunlar konuklarımdır, sakın beni utandırmayın.'

    Ayet detayı — Hicr suresi, 68. ayet

  9. Hicr suresi, 69. ayet — tek başına aç

    Hicr suresi, 69. ayet. وَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَلَا تُخْزُونِ

    vetteḳu-llâhe velâ tuḫzûn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'ALLAH 'tan korkun, beni rezil etmeyin,' dedi.

    Ayet detayı — Hicr suresi, 69. ayet

  10. Hicr suresi, 70. ayet — tek başına aç

    Hicr suresi, 70. ayet. قَالُوٓا۟ أَوَلَمْ نَنْهَكَ عَنِ ٱلْعَٰلَمِينَ

    ḳâlû evelem nenheke `ani-l`âlemîn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'İnsanlarla diyalog kurmaktan seni menetmemiş miydik,' dediler.

    Ayet detayı — Hicr suresi, 70. ayet

  11. Hicr suresi, 71. ayet — tek başına aç

    Hicr suresi, 71. ayet. قَالَ هَٰٓؤُلَآءِ بَنَاتِىٓ إِن كُنتُمْ فَٰعِلِينَ

    ḳâle hâülâi benâtî in küntüm fâ`ilîn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'İşte benim kızlarım,' dedi, 'İlla da istiyorsanız!'

    Ayet detayı — Hicr suresi, 71. ayet

  12. Hicr suresi, 72. ayet — tek başına aç

    Hicr suresi, 72. ayet. لَعَمْرُكَ إِنَّهُمْ لَفِى سَكْرَتِهِمْ يَعْمَهُونَ

    le`amruke innehüm lefî sekratihim ya`mehûn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ne yazık ki onlar, sarhoşlukları içinde bocalıyorlardı.

    Ayet detayı — Hicr suresi, 72. ayet

  13. Hicr suresi, 73. ayet — tek başına aç

    Hicr suresi, 73. ayet. فَأَخَذَتْهُمُ ٱلصَّيْحَةُ مُشْرِقِينَ

    feeḫaẕethümu-ṣṣayḥatü müşriḳîn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Tan ağarırken onları felaketli bir gürültü yakaladı.

    Ayet detayı — Hicr suresi, 73. ayet

  14. Hicr suresi, 74. ayet — tek başına aç

    Hicr suresi, 74. ayet. فَجَعَلْنَا عَٰلِيَهَا سَافِلَهَا وَأَمْطَرْنَا عَلَيْهِمْ حِجَارَةً مِّن سِجِّيلٍ

    fece`alnâ `âliyehâ sâfilehâ veemṭarnâ `aleyhim ḥicâratem min siccîl.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onun altını üstüne getirdik. Üzerlerine çamurdan yapılmış sert taşlar indirdik.

    Ayet detayı — Hicr suresi, 74. ayet

  15. Hicr suresi, 75. ayet — tek başına aç

    Hicr suresi, 75. ayet. إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَٰتٍ لِّلْمُتَوَسِّمِينَ

    inne fî ẕâlike leâyâtil lilmütevessimîn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Bunda, inceleyip araştıranlar için dersler vardır.

    Ayet detayı — Hicr suresi, 75. ayet

  16. Hicr suresi, 76. ayet — tek başına aç

    Hicr suresi, 76. ayet. وَإِنَّهَا لَبِسَبِيلٍ مُّقِيمٍ

    veinnehâ lebisebîlim müḳîm.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ve o (yıkıntı kent), yol üzerinde durmaktadır.

    Ayet detayı — Hicr suresi, 76. ayet

  17. Hicr suresi, 77. ayet — tek başına aç

    Hicr suresi, 77. ayet. إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَةً لِّلْمُؤْمِنِينَ

    inne fî ẕâlike leâyetel lilmü'minîn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Bunda, inananlar için bir işaret vardır.

    Ayet detayı — Hicr suresi, 77. ayet

Eyke halkı ve Hicr halkı 78–84

  1. Hicr suresi, 78. ayet — tek başına aç

    Hicr suresi, 78. ayet. وَإِن كَانَ أَصْحَٰبُ ٱلْأَيْكَةِ لَظَٰلِمِينَ

    vein kâne aṣḥâbü-l'eyketi leżâlimîn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Gerçekten Eyke halkı da zalimlerden idi.

    Ayet detayı — Hicr suresi, 78. ayet

  2. Hicr suresi, 79. ayet — tek başına aç

    Hicr suresi, 79. ayet. فَٱنتَقَمْنَا مِنْهُمْ وَإِنَّهُمَا لَبِإِمَامٍ مُّبِينٍ

    fenteḳamnâ minhüm. veinnehümâ lebiimâmim mübîn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onlardan öc aldık. Her ikisi de belgelenmiştir.

    Ayet detayı — Hicr suresi, 79. ayet

  3. Hicr suresi, 80. ayet — tek başına aç

    Hicr suresi, 80. ayet. وَلَقَدْ كَذَّبَ أَصْحَٰبُ ٱلْحِجْرِ ٱلْمُرْسَلِينَ

    veleḳad keẕẕebe aṣḥâbü-lḥicri-lmürselîn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Hicr halkı da elçileri yalanladı.

    Ayet detayı — Hicr suresi, 80. ayet

  4. Hicr suresi, 81. ayet — tek başına aç

    Hicr suresi, 81. ayet. وَءَاتَيْنَٰهُمْ ءَايَٰتِنَا فَكَانُوا۟ عَنْهَا مُعْرِضِينَ

    veâteynâhüm âyâtinâ fekânû `anhâ mü`riḍîn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Kendilerine ayetlerimizi verdik, fakat ondan yüz çevirdiler.

    Ayet detayı — Hicr suresi, 81. ayet

  5. Hicr suresi, 82. ayet — tek başına aç

    Hicr suresi, 82. ayet. وَكَانُوا۟ يَنْحِتُونَ مِنَ ٱلْجِبَالِ بُيُوتًا ءَامِنِينَ

    vekânû yenḥitûne mine-lcibâli büyûten âminîn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Dağlardan güvenli evler yontuyorlardı.

    Ayet detayı — Hicr suresi, 82. ayet

  6. Hicr suresi, 83. ayet — tek başına aç

    Hicr suresi, 83. ayet. فَأَخَذَتْهُمُ ٱلصَّيْحَةُ مُصْبِحِينَ

    feeḫaẕethümu-ṣṣayḥatü muṣbiḥîn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Sabahleyin onları da o korkunç gürültü yakaladı.

    Ayet detayı — Hicr suresi, 83. ayet

  7. Hicr suresi, 84. ayet — tek başına aç

    Hicr suresi, 84. ayet. فَمَآ أَغْنَىٰ عَنْهُم مَّا كَانُوا۟ يَكْسِبُونَ

    femâ agnâ `anhüm mâ kânû yeksibûn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Kazandıklarının hiç biri onları kurtaramadı.

    Ayet detayı — Hicr suresi, 84. ayet

Hak ile yaratılış ve tekrarlanan yedi ayet 85–91

  1. Hicr suresi, 85. ayet — tek başına aç

    Hicr suresi, 85. ayet. وَمَا خَلَقْنَا ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَآ إِلَّا بِٱلْحَقِّ وَإِنَّ ٱلسَّاعَةَ لَـَٔاتِيَةٌ فَٱصْفَحِ ٱلصَّفْحَ ٱلْجَمِيلَ

    vemâ ḫalaḳne-ssemâvâti vel'arḍa vemâ beynehümâ illâ bilḥaḳḳi. veinne-ssâ`ate leâtiyetün faṣfeḥi-ṣṣafḥa-lcemîl.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Biz, gökleri, yeri ve aralarındaki şeyleri belli bir amaç için yarattık. O saat (dünyanın sonu) elbette gelecektir, öyleyse onlara güzel ve yumuşak davran.

    Ayet detayı — Hicr suresi, 85. ayet

  2. Hicr suresi, 86. ayet — tek başına aç

    Hicr suresi, 86. ayet. إِنَّ رَبَّكَ هُوَ ٱلْخَلَّٰقُ ٱلْعَلِيمُ

    inne rabbeke hüve-lḫallâḳu-l`alîm.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Rabbin elbette Yaratandır, Bilendir.

    Ayet detayı — Hicr suresi, 86. ayet

  3. Hicr suresi, 87. ayet — tek başına aç

    Hicr suresi, 87. ayet. وَلَقَدْ ءَاتَيْنَٰكَ سَبْعًا مِّنَ ٱلْمَثَانِى وَٱلْقُرْءَانَ ٱلْعَظِيمَ

    veleḳad âteynâke seb`am mine-lmeŝânî velḳur'âne-l`ażîm.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Biz sana yedi çifti ve büyük Kuran'ı verdik.

    Ayet detayı — Hicr suresi, 87. ayet

  4. Hicr suresi, 88. ayet — tek başına aç

    Hicr suresi, 88. ayet. لَا تَمُدَّنَّ عَيْنَيْكَ إِلَىٰ مَا مَتَّعْنَا بِهِۦٓ أَزْوَٰجًا مِّنْهُمْ وَلَا تَحْزَنْ عَلَيْهِمْ وَٱخْفِضْ جَنَاحَكَ لِلْمُؤْمِنِينَ

    lâ temüddenne `ayneyke ilâ mâ metta`nâ bihî ezvâcem minhüm velâ taḥzen `aleyhim vaḫfiḍ cenâḥake lilmü'minîn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onlardan (elçilerden) bazılarına verdiklerimizi kıskanma ve onlardan (inkarcılardan) ötürü de üzülme. İnananlara kanatlarını indir.

    Ayet detayı — Hicr suresi, 88. ayet

  5. Hicr suresi, 89. ayet — tek başına aç

    Hicr suresi, 89. ayet. وَقُلْ إِنِّىٓ أَنَا ٱلنَّذِيرُ ٱلْمُبِينُ

    veḳul innî ene-nneẕîru-lmübîn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    De ki: 'Ben apaçık bir uyarıcıyım.'

    Ayet detayı — Hicr suresi, 89. ayet

  6. Hicr suresi, 90. ayet — tek başına aç

    Hicr suresi, 90. ayet. كَمَآ أَنزَلْنَا عَلَى ٱلْمُقْتَسِمِينَ

    kemâ enzelnâ `ale-lmuḳtesimîn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Aynı şekilde o bölücülerle de ilgileneceğiz.

    Ayet detayı — Hicr suresi, 90. ayet

  7. Hicr suresi, 91. ayet — tek başına aç

    Hicr suresi, 91. ayet. ٱلَّذِينَ جَعَلُوا۟ ٱلْقُرْءَانَ عِضِينَ

    elleẕîne ce`alü-lḳur'âne `iḍîn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onlar ki Kuran'ı parçalara ayırdılar.

    Ayet detayı — Hicr suresi, 91. ayet

Emrolunanı açıkça ortaya koy; ölüm gelinceye kadar ibadet 92–99

  1. Hicr suresi, 92. ayet — tek başına aç

    Hicr suresi, 92. ayet. فَوَرَبِّكَ لَنَسْـَٔلَنَّهُمْ أَجْمَعِينَ

    feverabbike lenes'elennehüm ecme`în.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Rabbine and olsun ki, hepsinden soracağız

    Ayet detayı — Hicr suresi, 92. ayet

  2. Hicr suresi, 93. ayet — tek başına aç

    Hicr suresi, 93. ayet. عَمَّا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ

    `ammâ kânû ya`melûn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Yaptıkları şeylerden.

    Ayet detayı — Hicr suresi, 93. ayet

  3. Hicr suresi, 94. ayet — tek başına aç

    Hicr suresi, 94. ayet. فَٱصْدَعْ بِمَا تُؤْمَرُ وَأَعْرِضْ عَنِ ٱلْمُشْرِكِينَ

    faṣda` bimâ tü'meru vea`riḍ `ani-lmüşrikîn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Öyleyse sana emredileni açıkça ortaya koy ve müşriklere de aldırma.

    Ayet detayı — Hicr suresi, 94. ayet

  4. Hicr suresi, 95. ayet — tek başına aç

    Hicr suresi, 95. ayet. إِنَّا كَفَيْنَٰكَ ٱلْمُسْتَهْزِءِينَ

    innâ kefeynâke-lmüstehziîn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Alay edenlere karşı biz sana yeteriz.

    Ayet detayı — Hicr suresi, 95. ayet

  5. Hicr suresi, 96. ayet — tek başına aç

    Hicr suresi, 96. ayet. ٱلَّذِينَ يَجْعَلُونَ مَعَ ٱللَّهِ إِلَٰهًا ءَاخَرَ فَسَوْفَ يَعْلَمُونَ

    elleẕîne yec`alûne me`a-llâhi ilâhen âḫar. fesevfe ya`lemûn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onlar ki ALLAH ile beraber başka tanrılar oluşturdular. Yakında bilecekler.

    Ayet detayı — Hicr suresi, 96. ayet

  6. Hicr suresi, 97. ayet — tek başına aç

    Hicr suresi, 97. ayet. وَلَقَدْ نَعْلَمُ أَنَّكَ يَضِيقُ صَدْرُكَ بِمَا يَقُولُونَ

    veleḳad na`lemü enneke yeḍîḳu ṣadruke bimâ yeḳûlûn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Söylediklerinden ötürü göğsünün daraldığını biliyoruz

    Ayet detayı — Hicr suresi, 97. ayet

  7. Hicr suresi, 98. ayet — tek başına aç

    Hicr suresi, 98. ayet. فَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ وَكُن مِّنَ ٱلسَّٰجِدِينَ

    fesebbiḥ biḥamdi rabbike veküm mine-ssâcidîn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Rabbini yüceltip coşkuyla an ve yerlere kapan.

    Ayet detayı — Hicr suresi, 98. ayet

  8. Hicr suresi, 99. ayet — tek başına aç

    Hicr suresi, 99. ayet. وَٱعْبُدْ رَبَّكَ حَتَّىٰ يَأْتِيَكَ ٱلْيَقِينُ

    va`büd rabbeke ḥattâ ye'tiyeke-lyeḳîn.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Rabbine kulluk et ki kesin bir inanca sahip olasın.

    Ayet detayı — Hicr suresi, 99. ayet